Gün Boğumu
Dünyan parçalanmaya başladığında, koyduğun anlamları taşıyamaz oldun. Yırtılmış bir ağı tüm kollarıyla bir arada tutmaya çalışan örümceği gördüğünde mi inanacaktın aslında sadece iki kolunun olmadığına? Hangi anıda tutunup kalmıştı bir kolun. Hangi seste takılı kalmıştı bir başkası. Seni oradan çekip çıkaramam çocuk. Dağıtmayı göze aldığım şey, kendimdir bir yerde. Sensindir o örümcek, sensindir o ağlar. Koptuktan sonra bile bir arada kalması gereken hikayeler silsilesidir. Oradan bir hikayeyi çıkardığında, aynı sen kalabilir mi?
Sen rüzgarın içinden geçmesine razı geldiğinde, belki biraz özgürleşirdi sancılar. Belki bir başka formda dokunursun bir gün anılarına. Neden bu kadar büyüttüğünü sorgulamak için geçtir ama. Bir top olur göğsünde patlar belki. Ya da bir söz olur, suratına çarpar. Evrenden hep beklersin de, işitmezsin işaretleri, görmezsin sesleri. Olmadı dersin, ben o değilmişim. Kendini bırakırsın da gün doğumu umarsın. Doğmadı diye kızarsın kendine. Kendin tarafından bırakılmış kendine.















