Merhaba Baba, Ben Hiçkimsen
Senin bizi terkettiğini kavradığım yaşım 7′ydi. Tabi sen, ben doğmadan çekip gitmiştin orası ayrı. İlk kez 16 yaşımda aradım seni, hani o yıkıldığım telefon konuşması. Sonra yıllarca reddettiğin, ne kadar arasamda bulamadığım, göremediğim, kokuna varamadığım sen. Boşveremedim, bakamadım önüme. En azından yüzleşmek istedim, kaçtın. Baban başkası senin diyerek başkasına yönlendirdin yıllarca, yalanlar saydırdın. Kimseye güvenmediğim, herkese kin, öfke kustuğum bir insan olmama neden oldun. Kendi kanından olan baban sana yıllarca yalan söyleyerek kaçarken, nasıl başkasına inanacaktım ki. Derken evlenmek istediğim, ilk kez kalbimi açabildiğim adamı bile kaybettim bu deli ruh hallerinden. Sen benim çocukluğumun, ergenliğimin, hayatımın katilisin. Elimdeki 25 yıl önceden kalan tek resminle yaşıyorum. Güçlü gözükmeye çalışmaktan, duvarlar örmekten, temkinli olmaktan yoruldum. İçimdeki enkazı örtmekten yoruldum. Bir parkın yanından geçerken hala bakamıyorum, okuldan çıkan çocuklar ve ailelerine bakamıyorum, dizilerden, şarkılardan kaçaktan yoruldum. Tükendim.
Okumaya devam et


















