merhaba ve hoşçakal, nasıl yazılıyorsa artık.
kalbimin kırıldığı her an olduğu gibi yine buraya geldim, aylar mı geçti üstünden? Aylardır kalbim kırılmıyor dersem yalan söylemiş olurum, yaşıyorsan yazamazsın diyen o yazarın çok affedersin canına okuyayım. Aylardır bir haleti ruhiyenin içindeyim. Ne kadarı benim? Nereden taşıyor bu hisler ya da ben sırtımda mı taşıyorum bütün bu hisleri? Kalbim artık kırılmayacak kadar varlığından uzakta atıyor. Ne zor.
Peki buradan nasıl dönülür? Sokaklarında yürüyeceğim bir mahallem bile yok artık, gecenin bu saatinde soğukta nefes alarak geçtiğim o ağaç, bir gün her şeyin anlam bulacağına inanarak döndüğüm o köşe bile yok. yalnız, kurak ve kimsesiz.
derdini anlatamadığında nereye koşarsın? koşacak yerin de kalmazsa neyi izlersin? ben artık olduğum bu ben olmaktan yana çok yorgunum sanırım. Artık yazamıyorum, ufak bir not bile. Akmıyor içimden bir şey, kendim olmayan bir şeye dönüştüm ve sonunda onu da kaybettim.
artık bir şeyi asla istemediğini fark ettiğinde ne yaparsın? kalbinin neye atacağına nasıl karar verebilirsin? kaçmaktan bile korkan birine nasıl dönüştün? valizini görüyorsun, bak burada. Peki neden çıkamıyorsun bu evden bütün kapıların yanında çantasını tutan sen?
kaybolmaktan yoruldum ama bulunmak da istemiyorum. herhangi bir hastanın ölüm döşeğinde bitsin artık dediği yerde gibiyim, sonu ve yarın önemli değil. beni ben yapan neşemi nerede kaybettim? neden bakmadım cebime son bir daha, yaparım da hep.
nereye gideceğimi bilmiyorum, bulunduğum noktada durmak ama etrafımdaki her şeyin gitmesini bekliyorum. içimde ölümün sakinliği var sanki, en son babam öldüğünde bu kadar panikten uzaktım. hayat durdu sanki, neyin nerede durduğunun ne önemi var artık?
işte sonunda sen de o insana dönüştün, evin köşelerinde karanlıkta bir şeyler karalayan o kadın. bir süre sonra kendisinin bile haberi olmayacak yazdıklarından. silinecek, kendini silip attığı gibi.
birini nereye kadar sevebilirsin? senin sınırın ne? sana ne öğrettiler bu hayatta? sen ne öğrenebildin bu hayatta? öğrenemediğin tek şey var, kendin için durmak.
insan duyulmak ve görülmek için yaşar, palavra. kısmen doğru, insan bunların olmayacağını bildiğinde de durur demek ki. keşke pembe terliklerim elimde olsa ve bu evden tıpkı o yağmurdaki gibi çıkıp gidebilsem.










