👉 Find my hot stuff here
RMH
NASA

roma★
TVSTRANGERTHINGS
Keni
ojovivo
Jules of Nature
Claire Keane

❣ Chile in a Photography ❣
Noah Kahan
🩵 avery cochrane 🩵
Game of Thrones Daily
EXPECTATIONS

let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
art blog(derogatory)

JVL
I'd rather be in outer space 🛸
seen from United Kingdom

seen from Germany

seen from Denmark
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Australia

seen from Malaysia
seen from Saudi Arabia
seen from United States
seen from United States
seen from Mexico
seen from United States

seen from Türkiye
seen from United Kingdom

seen from Chile
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@laujosh
👉 Find my hot stuff here

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Kejadian tak disangka.....
Bermulanya sebuah khayalan....Pada minggu lepas aku dan wife bercadang untuk pergi berurut kerana badan rasa lenguh dan sengal sengal sendi.Cari punya cari akhirnya terjumpa iklan dalam fb.Pasangan yang boleh mengurut di rumah.Aku beritahu pada wife aku dan dia pun setuju.Ok la tu.wanita boleh urut wife aku dan yang lelaki boleh urut aku.Lansung tiada fikiran lain kerana memang tujuan untuk urut sendi yang lenguh je.
Okay.Dipendekkan cerita hari berurut pun tiba.Pasangan mengurut tu datang ke rumah aku dengan kenderaan mereka sendiri.Masuk sahaja ke dalam rumah mereka terus mahu mengurut kerana ada urusan lain lagi selepas itu.Kerana memerlukan keadaan yang selesa semasa mengurut wife aku mahu berurut di dalam bilik kerana perlu buka baju.Malu tukang urut lelaki tu nampak.Jadi aku berurut di ruang tamu.Dalam 10 minit mengurut tiba tiba pengurut wanita keluar dari bilik."Aik..sekejapnya urut" kata ku kepada pengurut wanita itu.Selepas itu wife aku pun keluar lengkap berpakain sambil tutup rambut dengan tuala."dia nak kena balik.anak dia demam lak" kata wife aku.Aku ceritakan dengan dialog seperti di bawah.
Aku : "alamak.tak puas lagi urut ni.angin pun tak keluar lagi."
Wife :"sama la ayang pun.jap je urut td"
Pengurut wanita tu pun mengatakan bahawa suaminya boleh tinggal selesaikan urutan.Boleh urut wife aku sekali.dia balik sorang je.tapi minta aku tolong hantarkan dia balik sebab dia tak tahu bawa kereta.Aku bincang dengan wife aku di dalam bilik.Setelah berbincang wife aku setuju.
Wife : "cepat sikit bang.jangan lama lama lak"
Aku : "ye..abang hantar dia terus balik.nak watpe lak lagi"
Wife : "mana la tau nak menggatal".usik wifeku
Aku : "ayang tu la urut dengan lelaki lak tu.karang tiba tiba stim" usik ku pula
Wife : "ishh..ke situ lak abang ni.stim pun biar la" balas gurau wife ku.
Aku menjebikkan mulut sambil mencubit wifeku."gatal" kata ku.Aku dan wife keluar dari bilik.aku katakan pada pengurut lelaki yang dia boleh urut wife aku dulu sementara tunggu aku balik.wife aku mahu berurut di ruang tamu saja.aku pun terus menghantar pengurut wanita itu pulang.dalam 20 minit aku pun sampai kembali di rumahku.setelah masuk ke rumah aku terkejut melihat isteriku yang sedang berurut tak berpakaian dan hanya tuala kecil menutup punggungnya.
Aku : "aik..kenapa bogel ni"
Wife : "dah nak urut letak minyak tak kan nak berbaju".balas wifeku
Aku : "tak malu ke bogel depan orang" usik ku
Wife : "dah nak buat macam mana.nampak belakang je.bontot pun tutup ni" balas wife aku
Aku : "yela..cepat abang pun nak urut ni"
Wife : "jap la.ayang pun baru je lagi ni"
Tukang urut tu kata selalunya dalam 40 minit untuk proses urut ni.aku pun menunggu sambil aku melihat wifeku diurut.tiba tiba aku jadi stim.konek ku bergerak gerak melihat wifeku berbogel diurut orang lain.walaupun hanya nampak bahagian belakang aku pasti pengurut tu dah nampak tubuh keseluruhan wifeku ketika wifeku membuka pakaianya.
Aku : "tadi buka pakaian kat mana?macam mana?" soal ku pada wifeku
Wife : "ayang buka hadap ke depan je.tukang urut pun toleh ke belakang masa tu" balas wifeku
Tukang urut tu pun mengatakan begitu.dia kata hanya nampak bontot je.dia kata jangan risau.dia dah biasa buat kerja ni.dia profesional katanya.aku pun tarik tuala kecil yang menutup bontot wifeku.
Aku:"tu biar je la bontot ni tak payah tutup dah nampak td" kataku
Wife:"uishh abang ni.malu la ayang"kata wifeku
Aku:"malu apanya sama je tadi dah nampak" balas ku
Aku sebenarnya tengah stim sangat dan aku memang suka tengok bontot wifeku.wifeku terus berurut dan sekali sekali seakan terdengar seperti dia mendesis apabila pengurut itu menyentuh bahagian tubuhnya.
Aku: "tetek tak nak urut ke?urut la bagi tegang balik" tanyaku
Wife:"malu la.tapi kalau abang bagi boleh je.ok la kalau boleh bagi tegang balik" jawab wifeku
Aku pun bagi keizinan kepada tukang urut mengurut tetek wifeku.tapi aku hairan wifeku terus setuju.dah tak malu la tu atau tengah stim gak ke.bisik hatiku.pengurut itu mengurut belakang tubuh wifeku sambil sekali sekala mengurut tetek wifeku.
Sambung
👉 WATCH ALL MY VIDEOS HERE

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Maziden gelen sürpriz
Bir kaç hafta önce otobüsle eve dönüyordum. Otobüs kalabalıktı ve ben ayakta, bitkin bir şekilde ineceğim durağın gelmesini bekliyordum. O sırada ilerideki bir koltuk boşaldı ve hemen atılıp oturdum. Karşımda benimle aynı yaşlarda biri oturuyordu. Otururken bir an yüzüne baktım, o da bana baktı. Başımızı çevirdik.
Olur ya, karşındakini tanıdığını zannedersin, emin olamazsın, acaba dersin…
O şekilde düşüne düşüne ineceğim durağa kadar kafa patlatan yolculuk sürdü. Bir kaç kere göz göze geldik. Yok, tanıyorum ben bunu ama nereden? Bir türlü çıkartamıyorum.
Son kesiştiğimizde hafifçe gülümsedi, ben tepki veremeden kaldım. Acaba? Niye gülümsüyor bu adam bana? Tanıdık mı? Nerden? Neden hatırlamıyorum? Ya tanıdık değil de bana asılıyorsa… Hay Allah…
Üstüm başım düzgün… Eteğim biraz sıyrılmış, uzun bacaklarım dikkati çekiyor her zamanki gibi ama fazla değil…
Askılı bluzum iri memelerimi biraz meydana çıkarıyor, sabah kuaförde saçlarım fönlenmiş…
Tamam dikkat çekiyorum ama, böyle ulu orta asılmaz herhalde böyle kibar, beyefendi tavırlı, temiz yüzlü, yakışıklı bir erkek…
Kim olduğunu, tanıyıp tanımadığımı çıkartamadan ineceğim durağa geldim, fırlayıp kalktığımda o da benimle aynı anda kalkmış, kapıya ilerliyordu.
Demek aynı durakta iniyorduk. İndik. Bir an durup bana döndü, ben ilerledim. Arkamdan seslendi,
-“Bakar mısınız?”
Dönüp baktım. Gülümseyerek bakıyordu bana… İçim bir hoş oldu. Yakından bakınca gözlerindeki tanıdık çizgiler iyice dikkatimi çekti. Yok, ben bunu tanıyordum bir yerlerden… Yakın dönemde olsa çıkarırdım. Yoksa daha mı eski? Okul dönemi? O anda,
-“Gül?” dedi tereddütle… Ben de aynı şekilde,
-“Efendim?” dedim. “Tanışıyor muyuz?”
-“Sen de beni tanıyamadın di mi? Mert ben… İlkokuldan…”
İnanamıyordum. Gerçekten maviş gözleri değişmemişti ama ilkokul beşinci sınıftan beri görmediğim uzun sıska Mert’in her yeri değişmiş, yakışıklı, zımba gibi bir şey olmuştu.
Tanıyamamam o kadar doğaldı ki… Şaşkınlıkla,
-“Mert? Ne kadar değişmişsin? Tanıyamadım inan…” dedim ellerimi uzatırken… İki elimi de alıp avuçlarında sıktı. İlkokul boyunca beraber okumuştuk.
Gülerek baktı,
-“Sen de değişmişsin. İnan, okuldaki Gül’e benzemiyorsun şu anda… Hem de hiç…” Güldüm,
-“Dişleri telli, sıska bacaklı Gül’ü bekliyordun herhalde Mert…” diyerek şaka yaptım.
O hala hayran hayran bana bakmakla meşguldü. Baştan aşağı süzüyordu beni,
-“Gerçekten… Sen… Sen o Gül değilsin. Başkalaşım geçirmişsin, afet bir kadın olmuşsun” deyince yanaklarım kızardı. “Pardon ama kendimi tutamadım.
İçimden geleni söylemek istedim bir an… Vaktin var mı, bir şeyler içelim mi şu kafede?”
Oturduk. Eski günlerden, arkadaşlardan bahsettik. Okul hatıraları, komik olaylar falan bir iki saatimiz sohbetle geçti. Turizm şirketi varmış. Evlenip boşanmış.
Parmağımdaki alyansa bakınca ben de ona üniversite biter bitmez evlendiğimi, kocamın pazarlama şirketi olduğunu, sürekli yurtiçinde dolaştığını falan anlattım.
Ayrılırken telefonlarımızı alıp verdik. Çok memnun olmuştuk ikimiz de…
Aradan birkaç gün geçti. Mert’in aramasını bekledim, aramadı. Ben de baktım aramıyor, kendim telefon açtım. Aramama sevindi. Yerini ve zamanını belirledik.
Buluştuk. Sanki yeni tanışan insanlar gibi heyecanla hazırlanarak gitmiştim buluşmaya…
Genç kızlığımdaki flörtlerimden biriyle buluşur gibi heyecanlıydım.
Birkaç kez tekrarlandı buluşmalarımız… Her defasında bir sürü sohbet, muhabbet…
Onda da, bende de anlatacak hikaye çoktu. Onu dinliyordum, arada bir katkı yapıyor sonra onun dudaklarına bakıp kendimden geçiyor, dalıp gidiyordum. Ona dokunmak, öpmek, okşamak geliyordu içimden…
O da bana sevecen gözlerle bakıyordu. Öyle iyi bir dinleyiciydi ki sonunda bir baktım, içimdeki sıkıntıları, kocamdan kaynaklanan ve sır gibi içimde sakladığım dertlerimi bile aktarıvermişim.
Kocamın bitmek bilmeyen işleri, günler boyu süren seyahatleri, yalnız kalmalarım, her şey…
En son birkaç gün ben aramayınca bu kez Mert aradı beni… Aslında ben de deli gibi aramak, onu görmek, yanında olmak istiyordum ama, bir yandan da kendimden, isteklerimden, olayın sonunun nereye varacağından korkuyor, çekiniyordum.
Evliydim. Bir kocam vardı ama uzaklardaydı hep… Yalnızdım. Günler, geceler boyu yalnızlık, canıma tak diyen tek başımalık, sevgi, şevkat, hatta ne yalan söyleyeyim, sevişmeyi, seksi arayan, özleyen, bunalan bir ev kadınıydım.
Ben cinsel bunalımların içinde savrulup dururken Mert bir güneş gibi içimi ısıtmıştı buzdan soğuk tundra iklimimde…
-“Bana gelsene Gül…” dedi telefonda… “Evim şuracıkta… Çıkamıyorum, rahatsızlandım… Gelirsen mutlu olurum”
-“Bilemiyorum, olmaz Mert… Evine gelmem doğru olur mu? Evli bir kadınım ben… Yakışık almaz… Gören olursa… Kocam…”
Oysa ben de özlemiştim onu, hem de köpek gibi… Sohbetini… Sıcak gülüşünü…
Gülerken kenarında kaz ayakları oluşan mavi gözlerini… Konuşurken sürekli hareket edip duran, koluma omzuma dokunup duran uzun parmaklı ellerini…
Dakikalarca konuştu benimle, ikna etmeye çalıştı. Benim itirazlarımı çürüttü, sonunda kandırdı. Evinin adresini verdi. Aceleyle, fakat özenerek, uzun uzun hazırlandım.
Acele bir duş, makyaj, şık bir etek bluz, siyah dantel çamaşırlar, jartiyer takım, ince çoraplar, yüksek topuklu ayakkabılar… Niyeyse, kendimi ona beğendirmek gibi bir kaygı vardı içimde…
Evden çıktım, kısa bir yürüyüşten sonra evinin bulunduğu sokağı ve apartmanı buldum. Asansörle yukarıya çıkarken aynada kendime baktım.
Aynadaki kadını kendim de beğenmiştim. Az sonra kapıyı açtığında Mert’in yüzünde de aynı beğeni ifadesi belirginleşti.
-“Hani rahatsızdın sen Mert bey? Dışarıya çıkamıyordun?Seni yalancı…” dedim görür görmez… Elimi tutup içeriye çekti hafifçe…
-“Evde daha rahat ederiz diye düşündüm Gül… Koskoca kadınsın, ilkokul çocuğu gibi çekinme lütfen, gel…”
Onun meydan okuyan, kışkırtan tavrına karşılık ben de itiraz etmeyi bıraktım artık… İçeriye davet etti.
Salonda koltuğa oturdum. Yine o şen şakrak, havadan sudan muhabbetlerimize başladık bir anda…
Ben bir yandan konuşurken bir yandan etrafa, eşyalara göz gezdiriyordum. Hala biraz tutuktum. Yabancı bir erkeğin evindeydim. Arkadaş havalarında olsak da, aramızda inkar edemeyeceğimiz bir elektrik, bir çekim alanı vardı.
Kalkıp salonun köşesindeki modern mutfakla geniş salonu ayıran, önünde yüksek tabureler dizili tezgaha yöneldi.
-“Ne içersin Gül? Sana bir şey ikram edeyim” dedi.
-“Bilmem ki, neyin var?”
-“Bira, viski, votka, kahve, çay, ne arzu edersen…”
-“Tipik bekar evi gibi desene…” dedim gülerek… “Ne ararsan var. Evine gelen kadınlara her istediğini verebilirsin. Viski alayım bari…”
Mert de güldü, kadehleri, viskiyi çıkarıp iki kadeh doldurdu, şişeyi de yanına alıp getirdi.
Etrafıma bakınıyordum, sanırım yatak odasına açılan bir kapı… Hayli geniş salon… Oturduğumuz yatak büyüklüğündeki geniş koltuk… Köşede Amerikan bar… Sanki ev değil, bir garsoniyer…
Gülümsedim, aklımdan geçenleri söyleyiverdim,
-“Darılma ama garsoniyer gibi burası… Çok kadın getiriyor musun bakayım buraya?” dedim…
-“Bilirsin işte… Tipik bekarım ben de… Hayat yalnız yaşanmayacak kadar kısa… Ama lütfen kendini o günlük ilişkilerin kadınlarıyla bir tutma…
Maziden gelen bir arkadaşlığımız var, sana saygım sonsuz… Telefonda hatırlattığın gibi, evli bir kadınsın üstelik…”
Yanıma oturup kadehimi uzattı, tokuşturup içmeye, sohbetimize kaldığımız yerden devam etmeye başladık.
Sohbetin sıcaklığı mı, yoksa kısa sürede ikincisini doldurduğu kadehimin etkisi mi bilmiyorum, sıcak basmıştı beni iyice…
İçim kaynıyor, neşeyle konuşup duruyordum. Yüzümde güller açıyor, Mert’e sürekli gülümseyerek bakıyordum. Gelmeden önce ikna etmeye çalıştığı Gül’den eser kalmamıştı iki kadeh viskiden sonra…
Ne kocam geliyordu aklıma, ne evliliğim… Kendimi kaptırıp koyvermiştim.
Oturduğum yerde sürekli kıpırdanıyor, eteğimin gitgide sıyrılmasına, bacaklarımın açılmasına aldırış etmiyordum. Ben konuşurken sürekli hayran bakışlarının üstümde dolaşması, bacaklarıma okşarcasına bakması hoşuma gidiyordu.
Sonunda Mert uzanıp elimdeki boş kadehi aldı, yandaki sehpanın üzerine bıraktı. Yanıma biraz daha yaklaştı,
-“Çok hızlısın Gül… Ben daha birinci kadehi bitirmedim” dedi gülümseyerek…
-“Sohbet güzel olunca, içki nasıl bitiverdi anlayamadım” dedim ben de…
Kadehi tutan elim boş kalınca kucağıma koymuştum. Elini uzatıp elimi tuttu. Diğer kolunu da omzuma dolamış, iyice yaklaşmıştı bana… Nefesinin sıcaklığını duyunca vücut sıcaklığım da iyice arttı.
Kaynama noktasına yaklaştım iyice… İkimiz de sustuk. Konuşmuyor, göz göze bakışıyorduk.
-“Mmmm…” dedi sonunda… Kucağımdaki elimi bıraktı, çoraplı bacaklarımda parmak uçlarını gezdirdi. “Jartiyer giymişsin…” dedi boğuk bir sesle… “Her zaman giyiyor musun? Yoksa bana geleceğin için, benim için mi bu?”
-“Yok… Her zaman giymem… İşte…” diye kekeledim. Yanaklarım kızardı. Teşhirciliği öyle abartmışım ki, jartiyerimi bile görmüş adam…
-“Biliyor musun Gül? Beni en çok tahrik eden şey bu… Çoraplar, jartiyerler, danteller…
Bir kadına en çok yakışan, kadın yapan şeyler… İzin verir misin? Biraz okşayabilir miyim?”
-“Yoo… Hayır… Yapma Mert… Kocama ihanet etmedim hiç… Yapma… Pişman olmak istemiyorum. Lütfenn…”
Oysa Mert benim cevap vermemi beklemeden okşamaya başlamıştı bile… Dizime koyduğu eli beni erite erite, çorabımın üzerinden okşaya okşaya yukarıya tırmanıyordu. Elimin tersiyle vurup kalkmam, oradan kaçmam gerekirdi değil mi?
Namuslu, evli bir kadın bunu yapardı evet… Ama yapamadım. İçimi kavuran, yakan şehvet, seks arzusu bitiriyordu beni… Bir uçtan bir uca savrulup duruyordum.
Beynim, mantığım “çık git buradan, evine git” diyordu. “Azgın fahişenin tekisin. Jartiyerler, hazırlıklar falan…
Orospu… Kocana ihanet ediyorsun. Hiçbir şeyden habersiz, senin için çalışan adamı boynuzlamaya ne hakkın var” diyordu.
Oysa içimdeki sekse susamış kadın “bırak kendini” diyordu. “Bırak kollarına… Yakışıklı, dalyan gibi herif… Seviş onunla… Altına yat… Bırak siksin seni doya doya, kanırta kanırta…
Kocan erkek olsaydı da, seni yalnız bırakmasaydı bu kadar… Nerden haberi olacak? Bırak vicdan yapmayı… Seviş onunla… Sikiş… Geceler boyu mastürbasyon yapmaktan bıkmadın mı?”
Mert’in eli iyice sıyrılmış kısa eteğimin de altına girmişti bu arada… Jartiyer çorabımın dantellerini okşuyor, dantelin bittiği yerde çıplak bacaklarımda onun ateş gibi parmakları ateşten izler bırakıyordu. Aramızdaki çekim gücü nerdeyse elle tutulur hale gelmişti.
Eğildi, dudaklarıma bir öpücük kondurdu, geri çekildi. Benden bir tepki bekliyordu. Bense geri dönülmez noktayı aşmıştım artık… İyice gevşemiş, yayılmış, ne yapacağımı bilemez bir haldeydim. Gülümsedim sadece…
Onu onaylar, teşvik eder bir tavırla…
Benim tepkisiz kaldığımı, aksine devamını beklediğimi görünce bir anda başımı ellerinin arasına alıp dudaklarıma yapıştı. Eze eze öpmeye başladı. Ben de karşılık verdim ona…
Deliler gibi birbirimizin dudaklarını emiyorduk.
Elleri her yerimde dolaşıyordu öperken… Bluzun üzerinden göğüslerimde… Çıplak omuzlarımda… Sırtımda…
Ben de aynı şeyleri ona yapıyordum. Gömleğinin kumaşının üzerinden sert kaslarını okşuyordum deli gibi…
Gömleğin eteklerini pantolonundan kurtarmış, ellerimi sırtında, çıplak teninde dolaştırıyordum.
Bir an durdu, kendini geriye çekti. Hırsla birbirimizi süzdük. İkimiz de nefes nefeseydik. Göğsüm inip kalkıyordu.
-“Dur… Mert… Başım dönüyor… Yapmayalım bunu… Yanlış bu yaptığımız… Hani… Hani bana saygın sonsuzdu? Evli bir kadınsın diyordun?” diye kekeledim.
Son bir çabayla, belki dinler diye…##Oysa ona değildi itirazım, kendimeydi.
Kendi arzularıma, içimdeki çağlayan şehvetime, seks isteğime konuşuyor, içimdeki azgın orospuyu zaptetmeye çalışıyordum. Elimi tuttu, önüne götürdü. Pantolonun üzerinden taş gibi olmuş erkekliğini avuçlattırdı bana…
-“Geç kaldın bebeğim… Uçak kalkışa geçti. Offf… Gül… Seni nasıl istediğimi görmüyor musun? Sen de benden farksızsın.
Sen de beni istiyorsun. Sen anlatmadın mı kocanın seni ihmal ettiğini? Sevgisiz bıraktığını?
Biliyorum, ben anlattım ama…”
Hadi bırak itiraz etmeyi… Tadını çıkar bu hayatın, bu yaşadığımız anların… Sevişelim sadece…
Salt seks istiyorum senden… Sana gerçek seksin ne olduğunu göstereyim, anlatayım… İstemezsen bir daha buluşmayız, sevişmeyiz…”
Son bent de, son savunmam da yıkıldı o andan sonra… Bluzumun eteğini tutup başımdan yukarıya çıkarıverdi. Siyah transparan kumaştan sütyenimle kalmıştım karşısında…
Kavun büyüklüğündeki memelerim sütyeni zorluyor, kahverengi uçları zevkten incecik kumaşı delecek gibi irileşmişlerdi.
Ellerini arkama götürüp kopçalarını açtı, sütyenimi de fırlatıp attı.
Kocamın sevişirken yalamaya doyamadığı iri memelerim şimdi yabancı bir erkeğin gözlerine, hayranlık dolu bakışlarına meze oluyordu.
“Çok güzel…” diyerek bir nefes koyuverdi. “Harika memelerin var Gül…”
-“Ama ben senin memelerini görmedim daha…” dedim utancımı yenmeye çalışarak…
Ellerimi erkeğin gömleğinin düğmelerine götürdüm, titreyen parmaklarımla hepsini çözdüm, gömleğini çıkardım. İkimiz de belden yukarımız çıplak birbirimize bakıyorduk.
Eğildi, sırayla meme uçlarımı yalayıp emdi, elleriyle avuçlayıp sıktı, okşadı. Beni zevkten inletip durdu dakikalarca…
Sonra geri çekildi. Bu kez ben onun geniş göğsüne kapandım. Okşamaya başladım. Ellerimle, dudaklarımla… Onun bana yaptığını yaptım, minicik göğüs uçlarını yaladım, emdim.
Saçlarımı okşayıp duruyordu inleye inleye…
Aşağıya indim. Kaslı karnını öpe öpe kasıklarına geldim. Pantolonun kemerini açıp aşağıya sıyırdım. Önünde diz çökmüş vaziyetteydim. Kalçasını kaldırıp pantolonunu çıkarmama yardım etti. Baksır küloduyla kalmıştı.
Penisi sertleşmiş, külodu zorluyordu içerden…##Eğildim külodun üzerinden dişlerimle ısırır gibi yaparak inlettim erkeği… Okşadım bir süre…
Sonra elimi önündeki aralıktan içeriye soktum. Taş gibi olmuş erkekliğini tüm sıcaklığıyla parmaklarımın arasına hapsettim, sıktım.
“Mmmm… Güzelmiş…” dedim beğeniyle… “Çok iri, çok sert bir şey var galiba burada…”
Ohhh… Hadi Gül… Görmek istiyorsan, çıkar onu dışarıya… Rahatlasın biraz… Canım yanıyor külodun içinde…” diyerek inledi.
Çıkardım külodunu da, sıyırıp attığımda bacaklarının arasında tüm heybetiyle dikilen penisine hayranlıkla baktım. Kocamın sikinden büyüktü. İrice, yumruğum büyüklüğündeki başı, kan damarlarının boğum boğum sarmaladığı uzun ve kalın gövdesi, altında topluca duran iri taşaklarıyla güzel bir aletti.
Daha bakacak mısın?” diye sabırsızlandı sikin sahibi…
Gözleri kocamın fazla elleyip pörsütmediği, dimdik duran göğüslerimde dolaşıyordu bu arada… Parmaklarımın arasında okşadım sikini,
“Acele etme…” dedim. “Bırak biraz tadını çıkarayım…”
“Dayanamıyorum artık… Ne yapacaksan yap şuna…”
İştahla inceledikten sonra küçük küçük öpücükler kondurmaya başladım. Az sonra işe dudaklarımın yanı sıra dilimi de katıyordum. Yirmi santimi geçik aletin her yanında, şapkasında, gövdesinde dilimle dolaşıyor, erkeğimi kıvrandırıyordum.
Ağzımı kocaman açıp iri başını dudaklarımın arasından içeriye kaydırdım. Dilimle okşuyor, emiyordum başını… Gözlerimle ona bakıyordum.
Tepkilerini, aldığı zevki görmek hoşuma gidiyordu sikini yalayıp emerken…
“Ohhh… Çok güzel oral seks yapıyorsun Gül… Harikasın…” diye inledi. Biraz nefes alabilmek için boğazıma kadar soktuğum sikini ağzımdan çıkardım. Tükürüklerimle iyice ıslanmış aleti elimle sıvazlamaya devam ederken,
“Karşında beş yıllık evli bir kadın var Mert…” dedim. “İlkokuldaki şaşkoloz kız yok karşında…” Koltuğa iyice yayılmış, bacaklarını aralamış, gözleri yaptığım işteydi.
##-“Evet canım… Görüyorum… Kim öğrettiyse çok iyi öğretmiş…”
“Kocam öğretti. Yalamayı, emmeyi, sevişmeyi… Artık benim istediğim kadar yapamıyor ama, başlangıçta harikaydı. Usta sikici gibi öğretti bana her şeyi…” Saçlarıma asılıp sikini ağzıma sokarken inledi Mert,
-“Ohhh… Çok güzel öğretmiş canım… Kocana teşekkür borçluyum… Delirtiyorsun beni…”
Emdim, yaladım, boğazıma soktum, çıkarıp yanaklarıma sürdüm, torbalarını okşadım, onları da yaladım, toplarını emdim canını yakmamaya çalışarak… Arada kasılmaya başlayınca bırakıyor, geçince işime devam ediyordum.
Oraldan sıkıldım bir süre sonra… Amım iyice kızışmış, sulandığını hissediyordum. Tanga külodun ağı şişmiş amımın dudakları arasına giriyor, klitorisimi rahatsız ediyor, huylandırıyordu.
Sonunda bırakıp kalktım.
Eteğimin kopçasını açıp aşağıya sıyırdım. Altımdaki tek giysi olan tanga külodun yanlarından tutup çekiştirdim. Jartiyerimin kopçalarını, çorabımın dantellerini düzelttim.
Etrafımda dönerek bir tur yapıp jartiyerin kopçalarıyla bölünmüş bembeyaz, süt gibi kalçalarımı, külodun ağı arasında kaybolmuş am dudaklarımı seyrettirdim ona…
Hırsla bakıyordu ona sunduğum seksi manzaraya… Dayanamayıp atıldı, kalçalarımdan tutup kendine çekti beni, koltuğun üzerine yatırıverdi boylu boyumca… Üzerime geldi kaslı erkek bedeniyle…
Memelerimi emdi, kalçalarımı avuçladı, her yerimi sıka sıka, canımı yaka yaka okşadı.
Külodumu çıkarmakla fazla uğraşmadı, sabırsızca bir hamlede yırtıp attı. Üzerimde sadece çoraplarım, jartiyerim, ayağımdan çıkarmadığım sivri topuklu lame siyah ayakkabılarım kalmıştı.
Yeni temizlediğim, tüysüz, zevkten kabarmış dudaklarıyla pembecik parlayan kadınlık organıma baktı bir süre hayran hayran…
Sonra çoraplı ayaklarımı eline aldı, havaya kaldırıp dudaklarına götürdü. Ayak parmaklarımdaki kırmızı ojelerim görünüyordu ince siyah çorabın altından…
Tek tek her bir parmağımı öptü. Ayak bileklerimden başlayıp her yanımı, bacaklarımın içini dışını çorabımın üzerinden öpe öpe, okşaya okşaya tırmanmaya başladı.
Islak dudakları her yerimde iz bıraka bıraka jartiyer çorabımın dantellerini, çıplak bacak içlerimi aştı, kasıklarıma geldi. Klitorisim kabarmış, başını dışarıya çıkarmıştı, görebiliyordum.
Mert de başını eğdi, dilinin ucunu üçgenimin üst köşesine değdirdi yavaşça… Klitorisimi öptü dudaklarının arasına aldı, yaladı.
“Ohhh…” diye inledim, şimşek çarpmış gibi sarsıldım.
Parmaklarımı saçlarının arasına geçirip kendime çektiğimde o da vahşice saldırmaya başladı amıma… Dili, dudakları çılgın gibi çalışıyor, amımın yalanmadık, dillenmedik yerini bırakmıyordu. İçimden sular akıyordu, deliriyordum.
Sonra bıraktı yalamayı… Doğrulup oturdu. Ellerini uzattı bana… Hemen anladım ne istediğini… Kucağına oturmamı istiyordu. Uzandığım yerden kalktım. Üzerine çıktım.
Dizlerimi iki yanına koyup sikini elimle tuttum, deliğime hizaladım. Usulca alçaldım.
Sikinin başı amımın kapısını zorlamaya başladığında bırakıp boynuna sarıldım erkeğin… Oturmaya başladım. Dudaklarımı ısıra ısıra içime aldım aletini…
Zevk suları akan amımı yara yara girdi kalın yarak… Vajinamı boydan boya kat etti, dibime kadar dayandığında kasıklarımız da birleşmişti zaten…
Traşlanmış kasıklarında yeni çıkmaya başlayan sert kılları klitorisime batmaya başladığında derin bir ohhh çekerek kendimi bıraktım. Biraz dinlendikten sonra, memelerimde, sırtımda okşaya okşaya dolaşan parmaklarının da etkisiyle fazla duramadım, oturup kalkmaya başladım. Giderek hızlandım sikinin üzerinde…
Bir süre sonra ikimiz de zevkten delirmiş vaziyetteydik. İnlemelerimiz salonda yankılanıp duruyordu.
Kalçalarıma parmaklarını geçirmiş, sıkıp bırakıyor, arada ellerini yukarıya kaldırıp memelerimi okşuyor, uçlarını parmaklarının arasında eziyor, başını uzatıp uçlarını yakalamaya, emmeye çalışıyordu.
Artık dayanamaz hale gelmiştim. Oturup kalktıkça memelerim havalanıp iniyor, kasıklarımız birbirine vuruyor, et ete çarpışıyorduk. Kasılmaya başladım.
Titreye titreye boşalıyor, orgazmın kanatlarında zirvelere yükseliyordum.
Kendimi kaybetmiş gibiydim. Ellerim sırtında kasılmış, tırnaklarımla sırtının derisini yüzüyordum. Vajinam sürekli kasılıp gevşiyor, içindeki koca siki emmek, yutmak, eritmek istiyordu adeta… Sonunda fırtına bitti, sakinleştim.
Mert boşalmamıştı, içimdeki kazık hala dimdik, cop gibi duruyordu.
Belimden tuttu, oturduğu yerden kalktı beni de kaldırarak… İçimdeki kazık çıkınca bir oh çektim ama fazla sürmedi.
Beni koltuğun üzerinde yüzü koyun uzattı, belimden tutup kaldırdı, dizlerimin üzerinde domalmış pozisyona getirdi. Bir hamlede arkamdan amıma daldırdı sopasını…
“Ahhh… Yavaş…” diye inledim altında…
Oysa öyle hoşuma gidiyordu ki kalın aletin içimi doldurması, kalın kalın vajinamın duvarlarında sürtünmesi… Ben yavaş deyince hareketsiz kalan Mert bir süre bekledi öylece…
Bu kez ben duramadım. Kalçalarımı ileri geri hareket ettirdim. Gözlerimi kapatmış, her kalça hareketimde içime sürtünüp duran koca sikin kalınlığına, bana verdiği zevke konsantre olmuştum.
Mert arkamda, fazla hareket etmeden sikini bana emanet etmişti.
Ben sürekli gidip geliyordum sikinin ucunda, ateşin üzerinde çevrilen bütün koyun gibi hissediyordum kendimi…
Yanlış da sayılmazdı aslında… Koca yarak içimde gidip geldikçe ateşim artıyor, yanıyordum yine, yeniden… Sanki az önce feryat figan boşalan ben değildim. Yine yükselmeye başlamıştım.
Çoraplı bacaklarımı okşayıp duran, hareketsiz durup işin tadını çıkaran Mert de dayanamadı daha fazla… Jartiyerimi atın yuları gibi kullanarak pençeleriyle tutup kısrağın üzerine binmiş, pompalamaya başladı beni…
Deli gibi gidip geliyor, kalçalarımı tokatlaya tokatlaya sikiyor, beni zevkten bağırtıyordu altında…
“Hadi… Hadi… Boşal artık… Ölmek üzereyim…” diye inledim.
“Geliyorum Gül… Boşalıyorum… Oohhh…”
“Boşal canım… İçime boşal… Ahh… Erkeğim benim… Püskür içime…” diye inledim hunharca sikilirken… Kocam sikmediği halde almaya devam ettiğim haplara dua ederek… Son bir kasılmayla içimde iyice büyümüş sikini gömdü amıma, hareketsiz kaldı. Ben de kendimden geçip kasılmaya, çırpınmaya başladım.
Her şey bittiğinde koltukta uzanmış, göğsüne başımı koymuş, yorgun argın kendimize gelmeye çalışıyorduk.
Başımı kaldırıp baktım. Jartiyerimin kopçası kopmuş, çorabım kaçmıştı. Dağılmıştım iyice… İçine giren koca sikin etkisiyle dudakları hala açık duran kadınlığımdan Mert’in beyaz dölleri süzülüyordu…
Kendimi kirli hissettim. Doğrulup kalktım. Mert’in penisi bacaklarının arasında ölgün yatıyordu. Üstümdeki jartiyeri, kaçık çorapları çıkarırken,
“Şuna bak… Sanki deminki canavar o değilmiş gibi nasıl da boynunu bükmüş… dedim.
“Bir öpücüğüne bakar sevgilim… Canavar hemen uyanır, sen merak etme…” dedi gülerek…
Banyoya gidip duşun altında ılık suyun altına girdim, güzelce temizlendim. Havluyu öylesine vücuduma sarınıp tekrar içeriye, Mert’in yanına gittim.
Viski şişesinden birer kadeh daha doldurdum ikimize de, onunkini uzatıp yanına oturdum. Sessizce içkilerimizi yudumladık. Kadehimi yarıladığımda yine o tanıdık ateş bedenimi sarmaya başlamıştı.
Şeytanca bakışlarla Mert’in yüzüne baktım. O da anlamıştı bir şeyler olduğunu… Elimi bacaklarının arasında ölgün yatan sikine attım. Ateş gibi yanan parmaklarımla sikini okşadım. Kısa sürede sertleşti alet…
Doğrulup banyo havlusunu üzerimden sıyırdım, kasıklarına eğildim. Diğer elimdeki kadehin dibinde iki parmak kalmış viskinin içine batırdım sikinin başını, sonra çıkarıp süzülen viskiyi dilimle yaladım.
Birkaç kez daha tekrarladım bunu…
Viskiyi sikini bandıra bandıra bitirdim. Sonra da kadehi bırakıp sikini ağzıma aldım, ağzımın içinde yalayarak, elimle taşaklarını, gövdesini sıvazlayarak müthiş bir saksoya giriştim.
Mert inleyip duruyordu sikine yaptığım muamele karşısında…
“Ohhh… Yala bebeğim… Yala fahişem… Em… Sikimi em… Deli ediyorsun beni…” diye inlerken başımı iki eliyle tutup bastırmaya, gırtlağıma kadar sokup çıkarmaya başladı.
Adeta ağzımı sikiyordu. Kendinden geçmiş gibiydi, benim ne durumda olduğumu görecek halde değildi.
Nefes alamıyordum artık… Kalın yarak boğazıma kadar giriyor, nefessiz kalıyordum. Zorla kendimi kurtardım, Mert’e çıkıştım nefes nefese,
“Ne yapıyorsun aptal? İstediğin kadar bastır, ağzımdan mideme ulaşmaz sikin… dedim.
“Özür dilerim Gül… Öyle zevk veriyorsun ki oral yaparken, dayanamadım, kendimi kaybettim…”
Kızmıştım, kusacak hale getirmişti beni… Ama baktım, ellerini açmış, masum masum bana bakıyordu. Kızgınlığım bir anda geçti. Ben de dayanamadım. Kalkıp doğruldum, ellerinden tutup sikinin üstüne oturdum. Bir hamlede içime aldım sikini… Şehvetten titriyordum. Hızla sikinin üstünde oturup kalkarken boynuna sarılıp mırıldandım,
“Buradan girersen midem daha yakın… Hadi… Deş beni…” diye mırıldandım kulak memesini ısırırken…
Bunu der demez, kudurmuş gibi kucakladı beni, sikini içimden çıkarmadan yere, uzun tüylü halının üzerine yatırıverdi bir anda… Bacaklarımın arasında makine gibi gidip gelmeye, beni deşmeye başladı sikiyle…
Altında zevkten gözlerim kapanmış, kuruyan dudaklarımı yalıyor, başımı sağa sola atıyordum.
Bir bacağımı kaldırdı, omzuna koydu, o şekilde sokup çıkarmaya başladı sikini… Bu kez kalın yarak vajinamın farklı yerlerine temas ediyordu sanki, deliriyordum zevkten… İnlemelerim kısık feryatlara dönüştü. Tekrar orgazm oldum.
Mert ise az önce boşaldığından bir türlü gelmek bilmiyordu.
Sikini çıkardı. Belimden tutup çevirdi, halının üzerine domalttı beni… Başımı bastırıp sikini arkamdan amıma geçirdi.
Bir süre öyle gidip geldi. Bir ara çıkarıp arka deliğime sürttü sikinin başını… Ben yine heyheylenmeye başlamıştım oysa, onca boşalmaya karşın yine orgazm yolunda ilerliyordum siki içimde gidip geldikçe…
“Yapma… Hiç ordan yapmadım…” dedim, dinlemedi beni… Zorladı. Ağlamaklı bir sesle “Acıyor aşkım, yapma lütfen…” diye yalvardım.
Zorlamasına rağmen giremeyince anal seksten ümidini kesen Mert, tekrar vajinama döndü, aletini gömdü içime…
Kalçalarımı kavrayıp pompalamaya başladı sert hareketlerle… Yorulunca yana yattı, beni üzerine çekti. Hırsla, telaşla sikini içime aldım. Dakikalarca sikinin üstünde zıpladım.
Amımdan akan zevk suları kasıklarına, taşaklarına süzülüyordu. Son kez de göğsüne kapanıp kalçalarım orgazm kasırgasıyla titreyip kasılırken inleye inleye boşaldım. Bitmiştim.
Kendimi yana atıp anne karnındaki fetüs gibi iki büklüm oldum halının üzerinde… Hala kasılmalar sürüyordu elektrik şokları halinde, tüm vücudum sarsılıp duruyordu.
Sakinleşip gözlerimi açtığımda Mert koltukta oturup beni izliyor, sikini eliyle sıvazlayıp duruyordu.
Gülümsedim. Yorgun argın doğrulup bacaklarının arasına girdim. Beni defalarca boşaltan erkeğime minnet borcum vardı ve ödemeliydim borcumu…
Kuruyan ağzımı ve dilimi sehpanın üzerindeki viski kadehinden bir yudum alıp ıslattım. Sonra da Mert’e günün bilmem kaçıncı oralını yapmaya başladım.
Birkaç dakika sonra artık son haddine gelen Mert boşalmaya başladı. Hemen ağzımdan çıkardım kasılıp duran, ucundan spermler fışkıran sikini… İtfaiye hortumu gibi memelerime tuttum, boşalması bitene kadar spermle yıkandım adeta…
Bu arada sikini sıvazlamaya da devam ediyordum. Tamamen boşalıp sertliği sönünceye kadar da bırakmadım. O koltuğa kendini bırakıp beni izlerken, ellerimle iki mememi okşaya okşaya erkeğimin, müthiş sikicimin kaygan spermlerini her tarafıma bulaştırdım ona göstere göstere… Hayran hayran bakıyordu yaptıklarıma…
Biraz dinlenip duş aldık beraber… Birbirimizi temizledik. İç çamaşırlarım, çoraplarım elden gitmişti. Üzerime sadece etek ve bluzumu, ayağıma ayakkabılarımı geçirdim. Makyajımı yaptım üstünkörü…
Daire kapısının önünde son kez öpüşüp vedalaştık. Dudakları dudaklarımı kemirirken sütyensiz bluzumun üzerinden memelerimi, kısa eteğimin altından külotsuz amımı mıncıkladı. Zorla, tüm gücümle iterek kollarından sıyrılabildim.
“Yeter artık Mert… Azgın köpek gibi saldırıp durma… Ayrılamıyorum yoksa… Yine başa dönmeyelim” dedim şikayet edercesine…
“Elimde değil Gül… Öyle güzel, öyle seksi kadınsın ki… Doyamıyorum sana…”
-“Getirdiğin her kadını becerdikten sonra böyle mi yapıyorsun? Kapının önünde bir daha baştan mı çıkarıyorsun?” dedim kinayeli kinayeli… Güldü,
“O da elimde değil Gül’üm… Sikimde… Bu yarağı bir tadan bir daha tatmak istiyor, doyamıyor senin gibi… Hiç boş bırakmıyorlar sağ olsunlar…”
“Yaa… demek öyle?” dedim kıskançlıkla… Sanki kocamın beni aldattığını öğrenmiş bir kadın gibi… Gülerek çocuk gibi büzdüğüm dudaklarımdan öptü,
“Üstüne alınma ama… Evli kadınlara, kocasının sikemediği mutsuz ev kadınlarına zaafım var benim… Onları mutlu etmek görev benim için…
Kocalarının seks yapmasını bilmeyen, işe yaramaz beceriksizler olduğunu anlamaları hoşuma gidiyor. Yarağımı yerken zevkten delirmeleri, kendilerini kaybetmeleri harika…”
Dayanamadım, kollarımı boynuna götürüp tekrar sımsıkı sarıldım. Dudaklarını kemirirken, bir ara önündeki kabarıklığı avuçladım. Hırsla,
“Evet aşkım… Erkeğim… Anlatmak istediklerini çok iyi anlattın bugün… Ben de bu koca siki yemeden duramam artık… Bir gün benden bıkmazsın umarım…”
Eve zor gittim. Yürürken dizlerim titriyordu. Kapıyı açıp içeriye girdiğimde kalakaldım.
Kocam… Salonda oturmuş, benim gelmemi bekliyordu. Şaşkınlığımı attım, kollarımı açarak sevinmiş gibi yapıp kocama doğru yürürken bir yandan da aklımdan binbir türlü düşünce geçiyordu.
Altımda külot, içimde sütyen olmadan sokakta ne aradığımı nasıl izah edeceğimi düşünüyordum kocamla sarılıp öpüşürken…
On gündür eve yeni gelen kocam beni soyup sikmeden bırakmazdı elbette… Hadi bir şekilde bunu atlatsam… Onu deli gibi özlemiş, azmış ev kadını rolü yaparken az sonra da orgazm taklidi yapacaktım.
Elimi kocamın pantolonun fermuarından içeriye sokup sertleşmeye başlayan sikini avuçladım.
Bugün yaşadıklarımdan, yediğim yaraktan sonra, her zamankinden küçük gelmişti elime kocamın vasatın altındaki siki…
Kocam az sonra bu ortalama sikiyle beni sikecekti. Mert’in bilek gibi kalın yarağıyla haşat olmuş amcığıma girerken, benim vahşice sikildiğimi anlayabilir mi acaba diye dehşetli bir merak ve heyecan duygusu, korku vardı içimde…
Off… Kim ne derse desin… Ev kadınlığı çok zor iş… Hele benim gibi, zavallı kocasını elin adamıyla sikişip boynuzlayan azgın orospunun tekiyseniz…
👉 WATCH ALL MY VIDEOS HERE
Shopify vs WooCommerce in India: The Complete 2026 Comparison for Online Sellers
Choosing between Shopify and WooCommerce is one of the first big decisions any Indian founder makes when launching an online store — and it's a decision that shapes everything downstream: which payment gateways you can plug in easily, how painful GST filing will be, what you'll actually spend once hosting and plugins are added up, and whether the store can survive a Big Billion Days-style traffic spike without falling over.
Neither platform is "better" in the abstract. What matters is how each one behaves under Indian conditions — Razorpay/PayU/CCAvenue integration, GST invoicing, COD-heavy checkouts, and price-sensitive hosting budgets. Here's the honest, India-specific breakdown.
1. Payment Gateway Compatibility: Razorpay, PayU, and CCAvenue
This is usually the first surprise for new sellers: Shopify Payments does not operate in India, so on either platform you'll be relying on a third-party Indian gateway from day one.
Razorpay is essentially a first-class citizen on both platforms — a mature Shopify app on one side, and a well-maintained official WooCommerce plugin on the other. UPI, net banking, wallets, and card EMI all work out of the box on both.
PayU is similarly well supported on both platforms, with plugins/apps that handle UPI and card flows without much configuration.
CCAvenue works on both too, though sellers generally report it needs a bit more manual setup on WooCommerce (API keys, working key, merchant ID entered directly into the plugin) compared to Shopify's more guided app installation.
The real difference isn't whether these gateways connect — it's what it costs you to use them. On Shopify's Basic and Shopify plans, a 2% transaction fee is added on top of your gateway's own fee for every order that goes through a third-party gateway like Razorpay or PayU, unless you're on a higher plan tier where it's waived. WooCommerce has no such platform-level surcharge — you only ever pay the gateway's own fee (typically ~2% on Razorpay, and often negotiable once you're doing meaningful volume).
Verdict: Functionally, it's close to a tie — all three gateways work reasonably well on both platforms. Cost-wise, WooCommerce has a structural edge at scale because there's no added platform transaction fee.
2. GST Compliance
GST is where platform choice actually changes your day-to-day operations, not just your setup week.
Here's the core technical wrinkle on both platforms: when a customer checks out, the system applies one combined tax figure — it doesn't automatically know if the sale is intra-state (needs CGST + SGST split) or inter-state (needs IGST), because that depends on comparing your GSTIN-registered state against the customer's delivery address. Getting this split right requires a dedicated GST app layered on top of the base platform, on both Shopify and WooCommerce.
On WooCommerce, plugins built specifically for Indian GST (some free, some a modest one-time fee) handle CGST/SGST/IGST splitting and HSN code assignment natively, integrated directly with WooCommerce's order data.
On Shopify, the equivalent functionality typically comes through a paid app (roughly $10–15/month) that reads your GSTIN and delivery state to auto-split tax and generate GST-compliant invoices directly from order data — no manual entry required.
Two other things worth knowing for 2026: e-invoicing is now mandatory for B2B transactions once your Annual Aggregate Turnover crosses ₹5 crore, and the GST Council's rate simplification has trimmed the old 12%/28% slabs, so whichever billing system you use needs to reflect current slabs. If you sell through Amazon, Flipkart, or Meesho alongside your own store, remember that GST registration is mandatory regardless of turnover, and you'll need to reconcile 1% TCS deductions against your GSTR-2A.
Verdict: Roughly even in outcome, but WooCommerce's GST plugins tend to be cheaper and more India-first in design, while Shopify's apps are more polished and require less manual configuration.
3. Hosting Costs
This is where the two platforms diverge most sharply in structure.
Shopify bundles hosting into your subscription. For a typical Indian store doing ₹3–5 lakh in monthly revenue, the Basic plan runs roughly ₹2,400/month (~₹28,800/year), and that figure already includes hosting, CDN, SSL, backups, and PCI compliance — there's nothing extra to configure.
WooCommerce is "free" only in the sense that the plugin itself has no license fee. You still need to buy hosting separately — quality managed WordPress hosting for a serious Indian store typically runs somewhere between ₹2,500 and ₹8,300+ per month, and that's before premium plugins (often another ₹4,000–16,600+/month once you add GST, SEO, security, and page-builder tools) and any developer time for maintenance.
Add up hosting + plugins + occasional developer support, and WooCommerce frequently ends up costing about the same as Shopify's subscription, or more — the difference is that Shopify's cost is one predictable line item, while WooCommerce's is scattered across multiple vendors and can spike unpredictably (a traffic surge, a plugin conflict, a security patch you missed).
Verdict: Shopify wins on predictability and all-inclusive pricing. WooCommerce can be cheaper if you're technical and disciplined about vendor selection, but for most Indian sellers the "WooCommerce is free" assumption doesn't survive contact with a real launch.
4. Ease of Use
Shopify's dashboard is built for business owners rather than developers — drag-and-drop store editing, AI-assisted content tools, and a guided setup flow mean a non-technical founder can go from signup to a working store in days.
WooCommerce requires comfort with the broader WordPress ecosystem: choosing hosting, installing WordPress, installing WooCommerce, then layering on separate plugins for payments, SEO, security, and backups — each configured individually. Even with an experienced developer, this typically takes one to two weeks before the store is actually sellable, and ongoing maintenance (weekly plugin/core updates, occasional plugin conflicts, manual backup and SSL renewal unless you pay for managed hosting) becomes a permanent, recurring task rather than a one-time setup cost.
Verdict: Shopify is meaningfully easier for non-technical founders. WooCommerce rewards technical comfort (or a reliable developer relationship) with more control, but at the cost of ongoing hands-on management.
5. Scalability
For Indian sellers, "scalability" usually means one specific thing: can the store survive Big Billion Days, the Great Indian Festival Sale, or a sudden influencer-driven traffic spike without going down?
Shopify auto-scales on its own infrastructure — no action needed from the seller during a 10x traffic spike.
WooCommerce on standard shared or entry-level managed hosting frequently struggles under the same kind of spike, because performance depends entirely on the hosting tier and optimization work you've put in. A WooCommerce store can scale well, but it takes deliberate investment in better hosting, caching, and a CDN — it doesn't happen automatically the way it does on Shopify.
Verdict: Shopify wins by default for sellers who don't want to think about infrastructure. WooCommerce can match it, but only with hosting investment most small sellers underestimate until their first big sale day.
So Which One Should You Pick?
Lean Shopify if: you want to be live and selling within a week, you're not technical, you're targeting more than ₹10 lakh/month within the next year or two, or you sell to urban Indian and international customers where checkout speed and reliability directly affect conversion.
Lean WooCommerce if: you already have a developer on hand (or can hire one affordably), you want to avoid recurring SaaS fees at scale, you need deep content/SEO customization, or your business has unusual requirements — subscriptions, multi-vendor marketplace logic, or highly specific GST/invoicing workflows that off-the-shelf apps don't cover.
Both platforms are genuinely capable of running a serious Indian e-commerce business. The businesses that struggle are usually the ones that pick a platform based on price alone, without accounting for the real cost of GST setup, gateway configuration, and — especially on WooCommerce — the ongoing technical upkeep nobody budgets for at the start.
A Note From the Trenches
Comparisons like this one read cleanly on paper, but the actual decision usually comes down to specifics: your product catalog size, your expected order volume during sale season, whether you're planning to sell on marketplaces alongside your own store, and how much time you personally want to spend on technical maintenance versus growth.
LassoART Designs has set up both Shopify and WooCommerce stores for Indian businesses — configuring Razorpay, PayU, and CCAvenue integrations, GST-compliant invoicing, and hosting that's sized correctly for the traffic each store actually expects, rather than over- or under-provisioning by guesswork. Having built on both platforms means the recommendation you get is based on what fits your business, not on which platform the agency happens to specialize in.
If you're currently weighing this decision, LassoART Designs offers a free consultation to walk through your specific catalog, budget, and growth plans before you commit to either platform — worth doing before spending a rupee on hosting or subscriptions.
Nama aku faiz.aku merupakan seorang pelajar di Universiti terkenal negara.dari luar mungkin aku kelihatan budak nerd yang suka tunjuk pandai tapi diam diam aku sebenarnya seorang sex maniac yang suka melancap dan fantasikan classmate perempuan aku.Salah seorang mangsa aku ialah Ilany Fatema,gadis berasal dari negeri selatan tanah air.Kisah aku dengan Ilany bermula apabila aku observe Ilany punya sekian lama.Aku tergila gilakan Muka Ilany,bagi aku muka dia jenis muka yang notty ditambahkan lagi tetek dan bontot dia yang padu mengikut body petite dia.
Ada rezeki aku,aku sedang berjoging di taman dalam Kampus pada waktu pagi.Tiba-tiba aku terdengar bunyi desahan daripada dalam toilet tak jauh dari aku.Aku pun dengan rasa ingin tahu mengintai daripada celah-celah lubang yang ada.Aku nampak Ilany sedang menggosok pepek dia yang berbulu lebat.Tetek dia yang sebesar genggaman turut dihisap oleh Ilany.Aku pun tanpa membuang masa terus melancap sambil rakam aksi panas Ilany.Muka Ilany jelas menunjukkan sisi sundalnya apabila dia mendesah sekuat-kuatnya apabila dia memancutkan air pepeknya.Selepas tamat,aku mula berlakon berjalan jalan sambil menunggu Ilany keluar.Apabila dia ternampak aku,mukanya merah padam.
"Engkau ada dengar apa-apa ke Faiz?"tanya Ilany dengan muka yang cemas.
"Eh takdelah..aku baru je sampai ni"kataku."Ilany.. engkau boleh tolong aku tak?"sambungku lagi.
"Tolong apa tu?"Jawab Ilany.Aku perhatikan atas bawah tubuh genitnya itu seraya berkata.
"Tolong puaskan aku harini"Kataku dengan senyuman sinis.
Belum sempat Ilany menjawab,aku terus menutup mulutnya dan mengheret dia masuk ke tandas semula.Aku mengunci pintu tandas tersebut dan memandang tubuhnya.Aku lekas cium bibir munggilnya dan menjilat isi mulutnya dengan rakus sekali sambil tanganku meramas tetek daranya.Ilany cuba melawan namun kudratnya tak mampu menahan nafsu liarku yang tekad.
"FAIZ..TOLONG JANGAN ROGOL AKU!",kata Ilany sambil tangannya menepis tanganku yang meraba badannya.Dia kemudian bertindak berani dengan menendang perutku yang menyebabkan aku terpelanting ke belakang.Aku berasa marah terus melempang mukanya hingga jatuh ke lantai.Aku pun menunjukkan videonya tadi dan mengugut untuk menyebarkan dia ke kalangan batchmate lelaki aku.Ilany menitiskan air mata dan bersetuju untuk menyerahkan dara dia kepadaku.
Ilany menanggalkan baju sukan dan seluar menampilkan teteknya yang ditutupi bra krim saiz 34b miliknya serta panties yang berwarna hitam.Aku yang semakin bernafsu mengarahkan Ilany menghisap batangku yang sudah tegang.Ilany pun melutut dan membuka seluar dan boxerku.Kini di hadapan mukanya ada batangku yang berlendir dengan air maziku.Aku pun menekan batangku ke bibir Ilany menyebabkan bibirnya dicemari air maziku.Ilany membuka mulutnya dengan luas lalu mengulum batangku."Glop..glop.glop",bunyi Ilany yang rakus menghisap batangku.Tanganku mula menggosok pepek Ilany yang tembam serta berbulu lebat,barangka Ilany jenis yang pemalas untuk mengcukur bulu pepeknya.Batangku kini mula berdenyut dengan kuat.Aku tidak tertahan lagi dan memancutkan benih mani aku ke dalam mulut Ilany.Ilany yang sedang tekun mengulum memuntahkan kembali air suci aku ke lantai.Aku pun menampar mukanya dan memaksa Ilany menjilat semula air maniku.Ilany dengan muka yang jijik menonggengkan tubuhnya dan menjilat sisa air maniku sehingga licin.
Melihat Ilany yang mula patuh,aku pun mengarahkan Ilany mencabut pakaian dalam dan menyerahnya kepada aku.Ilany kini sungguh menawan di mataku.Teteknya yang separa besar dihiasi aerola yang kecil berwarna coklat.Aku hendak merasai tubuhnya itu.Aku pun baring dan meminta Ilany menghenjut batangku mengikut posisi 'Cowgirl'.Ilany menangis dan merayu kepadaku supaya tidak menjolok pepek daranya.Aku bersetuju untuk tidak mengambil dara pepeknya dengan pertukaran untuk dara duburnya.Ilany terpaksa akur dengan hati yang berat.Ilany mengambil tempat dan memposisikan duburnya ke batangku.Ilany membasahkan duburnya dengan air liurnya dengan harapan dapat mengurangkan rasa pedihnya nanti.Ilany mula memasukkan batangku ke dalam dubur kecilnya itu.Ahhh sungguh ketat sekali bagiku.Ilany berkerut dahi menahan kesakitan dengan menggigit bibir dan memejamkan matanya.Mulutnya tidak berhenti berkumat kamit dengan desahan kesakitan.Sudah hampir separuh batang aku dalam dubur dia.Apalagi aku pun menghentak batangku ke dalam duburnya secara mengejut menyebabkan Ilany dengan menjerit sekiat hati.Aku menghentak dengan lebih laju tanpa mengira rayuan Ilany yang memohon untuk aku memperlahankan pinggulku.Tanganku pula tidak duduk diam memainkan biji kelentit Ilany menyebabkan Ilany memancutkan air pepeknya ke perutku.Tidak lama selepas itu, batangku tidak mampu menahan lagi air sperma lalu melepaskan berbelas das pancutan ke dalam dubur Ilany.Sejurus itu,Ilany pengsan dan rebah ke atas dadaku.Aku pun menonggengkan Ilany dan merogolnya lagi untuk beberapa pusingan dan memancutkan air maniku ke badannya.Aku pun tak terkecuali untuk mengambil gambarbya dengan pose yang sandal.
Ilany bangun dan melihat tubuhnya yang dilitupi air mani yang kering.Dia merasakan sakit teramat di seluruh badannya.Aku pun mencium bibirnya buat kali terakhir dan menghantarnya pulang ke kolej.Sepanjang perjalanan,aku meraba pepeknya dan memaksa Ilany menjilat jariku.Aku berasa puas kerana dapat merosakkan salah seorang classmateku yang kini menjadi hamba seks peribadi aku
-Tamat-