sessizliğin intiharı fısıldadığı uçurumun kenarında, içimde sana sırılsıklam uyanan kimsesiz sokaklar. her biri çıkmaz, her biri sen.

PR's Tumblrdome
Not today Justin

#extradirty
Xuebing Du
Cosimo Galluzzi

Love Begins
Sweet Seals For You, Always

❣ Chile in a Photography ❣

Discoholic 🪩
Claire Keane

★
Keni
$LAYYYTER

pixel skylines
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Alisa U Zemlji Chuda
wallacepolsom
Today's Document
cherry valley forever

seen from Italy
seen from United States

seen from Germany

seen from Jordan

seen from Germany
seen from Chile
seen from Malaysia
seen from Italy

seen from Albania
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@lalyras
sessizliğin intiharı fısıldadığı uçurumun kenarında, içimde sana sırılsıklam uyanan kimsesiz sokaklar. her biri çıkmaz, her biri sen.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
bugün işten dönerken her zamanki otobüse bindim. en arkaya cam kenarına oturdum. hava yağmurluydu, camın dışı çamur sıçrantılarıyla kaplıydı. camın iç tarafında ise birinin parmak izi vardı, belki küçük bir çocuğun, belki de benim gibi nereye gittiğini bilmeyen birinin. o ize bakarken, senin ellerini düşündüm. kışın soğukta ceplerine soktuğum, parmak uçlarının hep benimkilerden daha sıcak olan ellerini. otobüs kasislerden geçtikçe kafam cama çarptı ama çekmedim. o sarsıntı zihnimdeki seni uyandırmasın diye kıpırdamadan durdum. yanımda oturan kadın çantasından bir mendil çıkarıp kendi tarafındaki camı sildi, dışarıyı daha net görebilmek için. ben silmedim. benim dışarıda görecek hiçbir şeyim yoktu çünkü. şehir aynı gri binalar, aynı aceleci insanlar, aynı ışıklar. sen yoksan dışarısı sadece bir dekor. otobüsten inerken muavine parayı uzattım, "üstü kalsın," dedim. sesim o kadar yabancı geldi ki kulağıma, sanki benim yerime otobüsteki bir başkası konuşmuştu. cebimde kalan üç beş bozuk paranın şıkırtısıyla yürüdüm eve kadar. ıslanmadım bile, yağmur bile benden vazgeçmiş gibi teğet geçti üstümden.
bugün işten dönerken her zamanki otobüse bindim. en arkaya cam kenarına oturdum. hava yağmurluydu, camın dışı çamur sıçrantılarıyla kaplıydı. camın iç tarafında ise birinin parmak izi vardı, belki küçük bir çocuğun, belki de benim gibi nereye gittiğini bilmeyen birinin. o ize bakarken, senin ellerini düşündüm. kışın soğukta ceplerine soktuğum, parmak uçlarının hep benimkilerden daha sıcak olan ellerini. otobüs kasislerden geçtikçe kafam cama çarptı ama çekmedim. o sarsıntı zihnimdeki seni uyandırmasın diye kıpırdamadan durdum. yanımda oturan kadın çantasından bir mendil çıkarıp kendi tarafındaki camı sildi, dışarıyı daha net görebilmek için. ben silmedim. benim dışarıda görecek hiçbir şeyim yoktu çünkü. şehir aynı gri binalar, aynı aceleci insanlar, aynı ışıklar. sen yoksan dışarısı sadece bir dekor. otobüsten inerken muavine parayı uzattım, "üstü kalsın," dedim. sesim o kadar yabancı geldi ki kulağıma, sanki benim yerime otobüsteki bir başkası konuşmuştu. cebimde kalan üç beş bozuk paranın şıkırtısıyla yürüdüm eve kadar. ıslanmadım bile, yağmur bile benden vazgeçmiş gibi teğet geçti üstümden.
öğleden sonra mahalledeki küçük parka yürüdüm. hani seninle oturup ağaçların yapraklarını saydığımız, rüzgârın yönünden yağmurun geleceğini tahmin ettiğin bank varya. oraya oturdum. elim gayriihtiyari ahşabın üzerine gitti, senin o gün çakınla kazıdığın, adımızın baş harflerinin olduğu küçük yere. yağmurlar yağmış, rüzgârlar geçmiş, tahta kararmış ama iz hâlâ orada duruyordu. parmak uçlarımla çentiğin derinliğini hissettim uzun uzun. sonra yanıma yaşlı bir adam oturdu, cebinden bir paket bisküvi çıkarıp önümüzdeki güvercinlere fırlattı. kuşlar kapışırken havaya kalkan kanat sesleri içimde bir yerleri yırttı sanki. yaşlı adam bana döndü, "hava da iyice soğudu evlat," dedi. yüzüne baktım. dudaklarım kıpırdadı ama sesim çıkmadı. "benim dünyam dondu amca, bu soğuk ne ki," diyemedim.
bavulumu toplasam kapının eşiğine kadar yürüsem, biliyorum ki gidecek tek bir yerim yok. insan evini arkasında bırakıp gidebilir ama içindeki bu yıkımı hangi şehre taşırsa taşısın, tavan yine üzerine çökecek. kalıp ağlamak istiyorum, hıçkıra hıçkıra, göğsüm yırtılana kadar ağlamak istiyorum ama göz pınarlarım bile buz tutmuş gibi. gitmekle kalmak arasında bir çizgi varmış, ben o çizginin tam altında, karanlık uçurumda kayboldum. ne bir adım ileriye gidebiliyorum ne de bir adım geriye. iki ihtimalin de beni kurtarmayacağını bilmenin çaresizliği içimde öyle bir büyüdü ki, artık nefes almak bile ciğerlerime batıyor. ben bu eşikte, kendimi kaybettim.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
biz seninle hiçbir zaman aynı satırda buluşamayacağız sevgilim.
kimseye tek bir sitemim yok, sadece çok üşüdüm açık bırakılmış pencerelerin önünde.
sözler bittiğinde geriye kalan dilsiz duvarlar şimdi üstüme yıkılıyor. gözlerinin içine bakıp da orada sadece koca bir hiçlik görmek ölüm değilde ne? inandığım, uğruna dünyayı karşıma alabileceğim ne varsa tek bir hamleyle darmadağın oldu elimde. ne hesap sormaya gücüm var artık ne de bu enkazın altından kalkmaya niyetim. içimde bir yerlerde sessizce can çekişen eski güven duygusunun yasını tutuyorum şimdi tek başıma. yol bitti ışıklar söndü bense karanlığın ortasında, kendi kalbimin kırık parçalarına basarak yürümeye çalışıyorum. üstelik en çok canımı yakan ayaklarımı parçalayan cam kırıklarının hepsini bir zamanlar kendi ellerimle kalbime yerleştirmiş olmam.
sustuğum ne varsa içimde birer birer çürüyor, ama hiçbirini unutamadım. hangi boşluğun hangi sancıya denk geldiğini, hangi yaramın kimin eseri olduğunu ezbere biliyorum. sırf bu yüzden kendimle yüzleşmeye cesaretim yok. aynadaki bakışlara çarpmamak için yüzümü yana çeviriyorum. aramızda kalsın ama ben artık bittim... insan asıl kendine yenildiği kuytuda tükeniyormuş. bu üzerimdeki ölü toprağı uykusuzluktan değil de dilimin ucuna gelip de mezarına geri gönderdiğim ağır cümlelerden. acıları yerli yerine koymayı öğrendim de, hiçbirini sırtımdan indirip kenara fırlatamadım. aynada gördüğüm yorgun ifade.. yarı yolda bırakılmış bir kavganın yenik askeriyim ben. bazı yorgunluklar var, uyuyunca geçmiyor. onlar ruhun vazgeçtiği her saniye içimde çığ gibi büyüyor. affet gölgeni itip kendi güneşimde yanmayı seçtiğim o eşikte bittim ben..
dünya senin öldüğün günün ertesinden ibaret sevgilim. gittiğin günün ertesi sabahı mutfakta iki fincan çıkardım yine, alışkanlık. sonra ellerimin titreyişiyle anladım ki, artık kahveni soğutacak bir nefesin bile kalmadı bu evde. fincanın biri tezgâhın üzerinde öylece soğudu, rengi koyulaştı tadı acıdı. dokunduğun her eşya, hırkanın kokusunu taşıyan sandalye, koridorda bıraktığın hafif ayak sesi şimdi beni boğmak için sözleşmiş birer katil gibi tepemde bekliyor. insan bir günde nasıl bu kadar yabancılaşır doğup büyüdüğü eve? pencerelerden içeri sızan gün ışığı bile kirli, soluk ve emanet duruyor. sen yoksun ve bu mutfak seninle içilen son kahvenin anısına kurulmuş sessiz bir müze şimdi. adım atmaya korkuyorum sevgilim. çünkü biliyorum ki ne yana dönsem, senin hiç gelmeyecek olan gölgenin acısıyla sarsılacağım. senin nefes alamadığın bir dünyada, benim hâlâ nefes almak zorunda kalmam ölümün takendisi.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
yüzümüzü yıkadığımız soğuk sulardan sızıyor bazen yalnızlık. hiç gelmemiş mektupların sararmış köşeleri gibi duruyoruz dünyanın ortasında. bir odayı dolduran ağır kış sessizliği, dolapta çürüyen iki kişilik anılar, tırnaklarımızın arasına sinen gitmek arzusu... zaman geçiyor ama biz hep trenden indiğimiz ilk saniyede çakılıyız. ne yolları tüketmeye gücümüz var ne de evimize dönecek bir haritamız. en çok da yan yanayken birbirimizi bir yabancı gibi izleyişimiz yakıyor canımızı. uçurumun kenarında duruyoruz da, düşmeye bile mecalimiz yokmuş gibi.