Mavi Kırmızı Barselona - 2
Sizlere daha önce Barselona seyahatimin çok uzun olduğunu ve bu nedenle birkaç yazıda toparlayabileceğimi yazmıştım.:) Son yazıma baktığımda 8 günlük gezimin sadece 1 gününün sonuna geldiğimi görebildim. Bu nedenledir ki daha kısa ve özet bir yazıyla geri kalan 1 haftayı anlatmak hem benim için hem de sizler için daha keyifli olabilir. ;)
Mutlaka Görülmesi Gerekenler :
Güell Parkı, Sagrada Familia, Joan Miro Müzesi, Montjuic Tepesi, Torre Agbar(gece gidilmeli), Museo Picasso ( İstanbul’daki sergiye gidenler için Barcelona’daki müze hayal kırıklığı olabilir. Çok fazla sayıda tablo ve eser göremeyebilirsiniz.Parc de la Ciutadella, Barceloneta ,Port Vell, Plaça Espanya, Barcelona Cathedral, Barri Gotic, El Born,El Raval, L’Eixample, Gracia, Glories,Tetuan, Urquinaona,Fontana,Jaume,Hospital de Sant Pau, Arc de Triomf...
Bu liste böyle devam eder. Şimdi buralardaki önemli detaylardan biraz bahsetmek isterim. Güell parkına gitmek istiyorsanız 30dk.’da bir 400 kişi içeri alındığını hatırlatmak isterim. Bir de biletlerini önceden alan tur grupları olduğunu düşünürseniz gittiğinizde bilet bulmama ihtimaliniz olabilir. Ben sabahtan gittiğimde online bilet almayı da denemediğim için gittiğim güne bilet bulamadım. Vaktim çok fazla olduğu için şanslıydım ve ertesi güne bilet aldım. Ancak önümdeki Alman çiftin şöyle bir talihsizliğine şahit oldum. Kendileri parayı ödediler ancak zaman ve tarihte anlaşamadıkları için ya da tam teyitleşemedikleri için başka bir müzenin girişiyle çakıştı ve sonradan fark ettiler,ertesi günde döndükleri için hem paraları yandı hem de Güell Park’ a giremediler ne yazık ki. Bu arada ispanyolların ingilizcesi çok zayıf anlaşmakta çok güçlük çekebilirsiniz. Tabi mobil telefonlar sayesinde google translate her yerde imdadımıza yetişebiliyor artık. :) Ben restoran sahibi çinli bir kız ile google translate üzerinden konuştum, malum 1 kelime ingilizce bilmiyordu ama hiç zorlanmadım...Bunu da söylemeden geçemeyeceğim...;)
Park Güell ‘e giderken turist bilgilendirme ofislerinde size yeşil hatta olan Vallarca üzerinden gitmenizi söyleyebilirler. Buradan da gidebilirsiniz. Ancak parkın 4 farklı kapısı var. Vallarca’dan gittiğinizde çok ciddi bir yokuş ile parka ulaşmak zorunda kalıyorsunuz. Yokuşun bir kısmında yürüyen merdivenler ile destek yapmış olsalar dahi benim gibi iyi yürüyen biri olarak bile bana zor geldi desem yalan olmaz. :) Bunun yerine size yeşil hatta olan Lesseps’te inip daha az yokuş olan başka kapısından parka gitmenizi öneririm. İnanın daha kolay olacaktır.:)
Park Güell gezisinde çok keyif alacağınızı düşünüyorum. Gaudi daha önceki yazımda da yazdığım gibi kendine ait sanat anlayışı ile farklılığını bir kez daha ortaya koymuş. Bu parkı yine Güell ailesinin istediği üzerine yapmış. Ben Güell park’ta uzun zaman geçirdim; hem bir önceki gün parkın içini doyasıya gezdim, oturdum, dinlendim, biletimi aldım hem de ertesi gün parka biraz erken gelip parkın dışından aldığım lezzetli sandviç ve portakal suyumla kahvaltı ettim...:) (Ekmeğin bir yarısı daha vardı ;) )
Sagrada Familia da Barselona’daki olmazsa olmaz görülmesi gereken yerlerden...Bir kilise düşünün ki yapımı 1882′lerde başlamış ve halen devam ediyor...Görmek istemez misiniz? Merak etmez misiniz hiç ? 2026-2028 yıllarında bitmesi öngörülüyor. Ben şahsen bittikten sonra da gidip görmek isterim.:) İçerisi de muhteşem, ancak burada da randevulu biletler ile giriş yapıyorsunuz. Mutlaka zamanınız kısıtlı ise online bilet alarak önceden hazırlık yapmanızı öneririm. Bu arada bilet alırken kuleler için de alın. Tabi yükseklik korkunuz yok ise çünkü daracık merdivenler ile yukardan aşağıya doğru baktığınızda resmen başınız dönüyor. Benim yükseklik korkum olmasına rağmen çıktım.:)
Montjuic tepesi ise Akdeniz’in mavisinden daha da büyülenmek isteyenlerin mutlaka gitmesi gereken yerlerden... Buraya Barselona’nın merkezinden uzun bir teleferik seyahati ile direk çıkabilirsiniz veya benim gibi finikülere binip ardından kısa bir telefirik yolculuğu ile tepeye ulaşabilirsiniz. Montjuic tepesine çıktığınızda kaleye girmeden biraz kalenin çevresinde yürümenizi ve derin maviye doğru oturup Akdeniz’i izlemenizi tavsiye ederim. Benim aklıma Luc Besson’ın yönettiği ve Jean Reno’nun başrollerde oynadığı “Big Blue” filmi gelmişti bu güzelliği seyrederken... Montjuic tepesine gittiğinizde uğrayacağınız mekanlardan biri de Joan Miro müzesi olmalıdır. Miro da kendisine özgü bir sanat anlayışı ile tarihe ve sanata imza atarak aramızdan ayrılmış ressamlardan bir tanesi...
Montjuic tepesindeki turdan sonra finiküler ile merkeze geri dönebileceğiniz gibi otobüs ile İspanyol meydanına doğru da gidebilirsiniz. Bu bölgede İspanyol köyü ve Olimpik stadyumu da ziyaret edebilirsiniz. Ancak ben buraları özellikle gezmedim. Gittiğim her şehirde o şehre yeniden dönebilmek için görmediğim yerler bırakıyorum...Ya da yeniden geldiğimde sevdiklerimle de görebileceğim yerler kalmasını istediğim içindir belkide...
Parc de la Ciutadella, Barceloneta ,Port Vell birbirine oldukça yakın sayılacak yerler... Yine Ciutadella parkta da güzel vakit geçirebilir yem yeşillikler içerisinde uzun yürüyüşler yapabilirsiniz. Gittiğimde festival olduğu için çok şanşlıydım her yerde panayırlar kurulmuştu. Barceloneta sahile yakın bir bölge ve güzel bir havada giderseniz denize de gidebileceğiniz ücretsiz plajı var... Ben burada, sahildeki restoranlardan birinde paella yedim. Lezzetli, ancak porsiyonu inanılmaz büyüktü. Tek kişi olduğum için bitiremedim. İki kişi giderseniz tek bir paella söyleyebilirsiniz. Dünyanın her yerinde sahile doğru yaklaştığınızda fiyatlar hemen artıyor. Bunu da size hatırlatmak isterim...;) Port Vell ise İspanyol zenginleri ve dünyanın diğer milyonerlerinin yatlarını park ettiği muhteşem bir yer... :) Tam Port Vell’deki köprünün üzerinden geçerken siren sesleri duymaya başladıysanız bu biraz sonra köprüde yürüyemeyeceğiniz anlamına geliyor ve köprü ikiye ayrılıyor... Milyonerlerin yatlarından biri port’tan ayrılıyor demek:)
Gelelim Barri Gotic’e... Barri Gotic daracık sokakları ile, tarih kokan şehrin en tarihi bölgelerinden bir tanesi... Labirent gibi sokaklarda bir tam gün kaybolmak ve şehrin sizi gezdirmesini isterseniz mutlaka Barri Gotic... Benim vaktim çok olduğu için buralarda istediğim kadar gezebildim... Barselona gibi bir şehri rahat rahat gezmek isterseniz mutlaka 1 hafta gerekiyor. Ancak ben sadece gezilmesi gereken yerleri gezip şehrin içinde şehirli gibi olmayacağım turist gibi kalıp ayrılacağım derseniz 4 gün de yeterlidir. Ben şehirli olmayı tercih ettim...
Barri Gotic’te bir sokak...
Barri Gothic ile El Born birbiriyle iç içe geçmiş diyebiliriz. El Born, Barri Gothic’in daha sahil tarafında kalan kısmı... Sizlere Barcelona'da yemek yediğim yerler ile ilgili ayrı bir yazı yazacağım ancak El Born'da 1890'lı yıllardan kalma bir pastanede inanılmaz güzel dondurmalar yediğimi yazmadan geçemeyeceğim. La carrer de la Princesa sokağında olan bir mekan burası...
Şu anda farkettim ki yine uzunca bir yazım oldu; anladım ki Barselona en az 2 güzel yazıyı daha hak ediyor.:) Daha anlatacak ve paylaşacak çok şey var...
En kısa zamanda Mavi Kırmızı Barselona yazısı serisiyle devam edeceğim...