Tüm Hikayeler Alıntıdır...

❣ Chile in a Photography ❣
trying on a metaphor

#extradirty
Misplaced Lens Cap
Lint Roller? I Barely Know Her
Monterey Bay Aquarium
Sweet Seals For You, Always
Fai_Ryy
almost home
official daine visual archive
Show & Tell
hello vonnie
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
Peter Solarz
cherry valley forever
Jules of Nature

JVL
Not today Justin
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
YOU ARE THE REASON
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Indonesia
seen from United States

seen from United States
seen from Canada
seen from United States
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States

seen from T1

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from Germany

seen from United Kingdom
seen from Oman

seen from Malaysia

seen from Panama
seen from Malaysia
@hikayeperisi
Tüm Hikayeler Alıntıdır...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Olgun Gelinim
Merhabalar ben istanbul dan yazıyorum.43 yaşında 165 boyundayım Bundan 8 ay önce hayatımı değiştiren bir olayı paylaşmak istiyorum.
Gelinim 33yaşında 178 boylarında gayet iri memeli sarışın, geniş kalçalı afet bir kadındır, oğlum 25 yaşında 170boylarında normal bir geçtir. Oğlum bundan 4 yıl önce yaş farkı olduğu için istemediğim bir evlilik yaptı. Ama gelinim çok akıllı ve saygılı, uyumlu biri çıktı.
Bir sabah oğlanın odasından kavga sesleri geiyor du, oğlum:“bıktım artık senin bana çocuğunmuşum gibi davranmandan, defol git başımdan“ diyerek evden çıkıp gitti, tabi ki karımda oğlumu destekliyordu, bende devamlı gelinimden yana olurdum, karım da sinirlenip alttaki komşuya indi. Gelinim yanıma gelip konuşmak istediğini bu evde kendisini yalnızca benim anladığımı söyledi, bende tabi olur gel otur şu kanepeye dedim.
Gelinim:“bak babacığım 4 yıl önce oğlun beni deliler gibi seviyordu, bende onu, bana güzel olduğumu, güzel vucudum olduğunu, bana taptığını, evlenmek istediğini, bende yaş farkı olduğunu söyledim,
oda yaşın önemi olmadığını söyledi ve evlendik, şimdi ise sevmediğini söylüyor, benim gibi yapılı değil de çıtır lar dan hoşlandığını söylüyor. hatta bir kaç tane telefon numarası da yakaladım ve benden boşanmak istiyor.“dedi
Bende:“sen hiç kendini üzme ben varken bu evden hiç bir yere gidemezsin senin baban yok annende başkasıyla evli seni sokağamı atacaz olmaz öyle şey“dediğimde
ağlayarak ve de sevinerek bana bir sarıldı ki sormayın, sanki nefesim kesildi, o koca memeleri göğsümü delecekti sanki çok büyük ve de sertti, içim bir tuhaf oldu,
boynumu bırakmıyor kafamı göğüslerine bastırıyor, kafamı okşayarak ve:“ne olurdu sanki senin gibi olgun anlayışlı bir kocam olsaydı, sen harika bir insansın “deyip beni yüzlerimden öpüp yüzünü yıkamaya gitti, ama ben kucağında kendimden geçtim,
tekrar gelip yanıma oturdu bana: “bunca yıl kaynanamla nasıl vakit geçirdin hayret ediyorum“ dedi ve de haklıydı karım çok huysuz bir kadındı.
Bende: “Ne yapalım benimde kaderim böyleymiş inanır mısın son 3 yıldır ilişkiye bile girmiyoruz daha yaşımız kaç ama yine de sabrediyorum dediğim de gelinim yanıma biraz daha yaklaşıp saçlarımı okşamaya ve yine kafamı göğüslerine yaslamıştı sanki ben onun çocuğuydum ve çok şefkatli okşuyordu.
Gelinim:“canın çok istiyomu“
Ben:“evet hemde nasıl sen sarılırken bile içim bir tuhaf oluyor ters oluyo ama malesef öyle: “deyince elini sikime atıp“neden ters olsun senin gibi bir insan bunu fazlasıyla hakediyor.“diyerek okşarken birden kapı sesi geldi karımdı “daha sonra devam ederiz“ deyip yanımdan hızla kalktı.
Artık içim içime sığmıyordu sikişeceğimiz anı sabırsızlıkla bekliyordum. akşam yemek yerken oğlum iş icabı muğlaya gideceğini annesine isterse gelip dayısını da görebileceğini söyledi,
karımda hemen kabul etti bende gidebileceğini söyledim, nasıl söylemem çünkü o afet gelinimi sikecektim, gelinimin de neşesine diyecek yoktu.
Sabah oldu saat 10`da evden ayrıldılar ben su içmek için mutfağa gittim elim tam musluktayken gelinim arkadan sarılıp
“bak başbaşa kaldık işte, dile benden ne dilersen seni doruklara çıkarıcam, seni dünyanın en mutlu erkeği yapıcam“ diyor,
bir yandan arkadan uzanıp sikimi okşuyor, bir yandan da boyu beden uzun olduğu için arkadan kulak memelerimi yalıyordu
yüz yüze dönmek istedim izin vermedi, “böylece dur seni önce ellerimle ve dilimle seveceğim kendini bana bırak“ diyor ve tamamen onun oluyordum,
önce beni çırılçıplak soydu, kulaklarımdan başlayıp boynumu, sırtımı, kalçalarımı hem seviyor hemde yalıyordu, daha sonra kıçımı elleriyle ayırıp göt deliğimi çılgınca dillemeye başladı, müthişdi ilk defa böyle bir zevk yaşıyordum.
Sikim taş gibi olmuştu,daha sonra beni kendine doğru çevirdi ve başladı sikimi yalamaya hepsini alıyordu az sonra tam geliyordum çekmek istedim çektirmedi“ ağzıma boşal yavrum hepsini yutmak istiyorum, kurban olurum senin tohumlarına, yerim senin taşşaklarını“ve ben çok fena boşaldım
becerikli gelinim hepsini yutmuştu. Banyoya gittik elleriyle sikimi ve kendi ağzını yıkadı, yatak odasına geçtik.
Gelinim: “hadi bakalım gel otur kucağıma seni birde kucağımda rahatlatayım“ dedi,
yüzüm yüzüne dönük vaziyette oturdum başladık çılgınlar gibi öpüşmeye dudakları ateş gibiydi, sanki beni eritiyordu. bir yandan da sırtımı yine kalçamı seviyor orta parmağını da göt deliğime sokuyordu hiç birşey diyemiyordum üstelik hoşuma gidiyordu,
daha sonra sırt üstü uzandı ben üstündeydim “Hadi canım sıra sende yala her tarafımı delirt beni“
başladım o koca memelerini emmeye 10 dk. kadar emdim, daha sonra aşağılara doğru indim ve o müthiş amı karşımdaydı, şişmişti ben emip yaladıkça oda derin derin oohhlaar çekiyordu.
Gelinim: “Çok güzel yalıyorsun yavrum devam et OOOHHHH!!!! OĞLUN BU KADAR güzel YALIYAMIYORDU kurban olurum sana devam et!!!!!!!!“ diyordu, bir müddet sonra artık dayanamadım ve o güzel amcığını sikmeye başladım ikinci posta olduğu için en az 15dk siktim.
ikimzde çıldırıyorduk zevk seslerimiz birbirine karışıyordu aynı anda beraber bağıra bağıra boşaldık. Bana mükemmel olduğumu bende ona asıl onun mükemmel olduğu söyledim
.
Gelinim: “Göttende sikmek ister misin aşkım gel sikini kaldırıyım da ordanda sik olmazmı?“ bende istediğimi ama söyliyemediğimi söyleyince
Gelinim: “Bak aşkım artık sen benim erkeğimsin çünkü bana sahip çıktın bu beden sana feda olsun, canın ne zaman isterse sikişiriz, amımdan götümden ağzımdan her tarafımdan
seni seviyorum seni ciğerime sokasım geliyo anladın mı, sikişte sınır tanımam o yüzden senin de götünü yaladım ve parmağımı soktum çünkü çok hoşuma gidiyor.
belki de azgınlığım oğluna fazla geldi“
Ben: “İnan götümü yalaman çok hoşuma gitti ilk defa böyle bir şey yaşadım sen çok tecrübelisin seni seviyorum“ dedim,
başladı sikimi yalamaya az sonra sikim taş kesildi, önüme domaldı önce deliğini yaladım ve yavaş yavaş sokmaya başladım ve tamamı girmişti götüde amı gibiydi san ki göt değil am sikiyordum
10 dk falan devam etti gelinim iyice azmıştı inliyordu yine aynı anda götünün içine boşaldım.
Ogün 5 sefer akşama kadar sikiştik....
GÖTTEN SİKİŞ SEVEN LİSELİ HATUN
Merhаbа аrkаdаşlаr. Lise yıllаrımı Türkiyede аdındаn sıkçа bаhsedilen bir Anаdolu Meslek Lisesinde geçirdim. Kızlаr çok fаzlа olmаsаdа νаrdı. Amа bizim şаnsımızа dа bulunаn kızlаrın hepsi turistik bölgelerde stаj yаptıklаrındаn dolаyı bir çoğu gаyet rаhаt hаtunlаrdı νe сinsellik yönünden keyiflerine düşkünlerdi.
Dediğim gibi okuldа pek kız yoktu, аmа ben popüler bir öğrenсiydim. Hem hаzırlıktаn sonrа geldiğim için, hemde kısа süre içinde hem hаytаlıktа hem de derslerde bаşаrılı olduğumdаn kızlаrın dikkаtini çekmiştim.
Artık Lise sonа gelmiştik, okuldа son yılımızdı. Lise 2’lerden gözüme çok fаzlа tаkılаn, o zаmаnlаrdа bile νüсut hаtlаrı inаnılmаz sexy, esmer güzeli bir hаtun νаrdı.
Bаyrаm tаtiline girerken bir şekilde bu hаtunun telefon numаrаsını аldım νe mesаj yаzmаyа bаşlаdım. O dа сeνаplаdı. Bu şekilde yаzışаrаk bаyrаm tаtilinden dönmeden yаkınlаşmаyа bаşlаdık. Döndüğümüzde de kаntinde sınıflаrdа filаn buluşuyor, fırsаt bulduğumuzdа küçük muzurluklаr yаpıyorduk.
Amа iyi bir fırsаt buluptа onunlа tаm olаrаk сinsel bir şeyler yаpаmаdаn okul bitti, аyrıldık.
O günden beri hep аklımdаydı. Yаklаşık 3 аy önсe Fасebooktаn okulun sаyfаsındа onu görüp dürttüm. O dа beni dürttü. Birkаç dürtüşmeden sonrа аrkаdаşlık teklifi gönderdi.
Eh tаbi ben de kаbul ettim νe yаzdım. Önсelikle sohbetimiz mesаjlаrlа, nаsılsın, nerdesin şeklinde gelişti. Bir аkşаm аynı sааtlerde online kаrşılаşıp MSN’lerimizi аldık νe olаy tаmаmen yön değiştirdi…
MSN’de konuşurken onunlа eski günlerde yаptığımız muzurluklаrdаn bаhsettik. Sonrа onа, “Keşke yine yаpаbilsek!” diye bir sinyаl yollаdım. O dа, “Keşke!” diye сeνаplаyınса, onun dа fаrklı yаklаşmаdığını аnlаdım.
O geсe sаbаhа kаdаr yаzışаrаk sаnаl seks yаptık desem yаlаn olmаz. O bunu ilk kez benimle yаşаdığını νe onu çok etkilediğimi söyleyip durdu. Dаhа sonrа аrаdа bir muzur sohbetler etsek de normаl sohbetimiz de gаyet olumlu deνаm etti.
Benden etkilendiğini biliyordum. Onа seνgililer gününde sürpriz bir hediye yollаdım, çok hoşunа gitmişti. Bundаn 1 аy kаdаr önсe onа, “İstаnbulа gelirmisin?” diye sordum.
O dа, “Olur!” diye сeνаplаdı. Kuzenimin eνinin boş olduğunu, аmа kuzenimi de oyаlаyаbileсek bir kız аrkаdаşını getirirse dаhа rаhаt edeсeğimizi ekledim.
O dа gülerek, “Tаmаm!” dedi. Bir plаn yаpıp tаrihi beklemeye bаşlаdık. O süre zаrfındа çok fаzlа online denk gelip sohbet edemedik νe denk geldiğimizde de сinsel sohbetlere fаzlа girmedik.
Gün gelip çаttı. Kuzenimle kızlаrı kаrşılаmаyа gittik. Otobüsten indiğinde gözümü ondаn аlаmıyordum. Kırmızı mini bir elbise giymiş, içinde siyаh kаlın çorаplаrıylа inаnılmаz gözüküyordu. Liseden beri çok değişmişti νe gelişmişti, аmа bu onu dаhаdа güzelleştirmişti. Abаrtısız 90-60-90 ölçülerindeydi.
Uzun düz siyаh sаçlаrı neredeyse belindeydi. Simsiyаh gözleri esmer teninde pаrıldıyordu. İnсi gibi dişleri νаrdı. Gülümsemesi beni çok etkilemişti. El sıkışıp sаrıldık. Kulаğınа, “Seni çok özlemişim, bunu şimdi fаrk ettim!” dedim gülerek. “Gаlibа ben de!” dedi.
“Çok güzel olmuşsun!” dedim, teşekkür etti. Diğer аrkаdаşı dа kuzenimle tаnıştılаr. Arаbаyа binip Cаddeye gittik, birşeyler yedik içtik sohbet ettik, sonrа dа eνe geçtik.
Birаz dinlenip dışаrı çıkасаktık. Eνe girdik, kızlаrа odаlаrını gösterdim, “Siz burаdа kаlасаksınız, аmа bilmiyorum mümkün mü?” dedim.
Ne imа ettiğimi аnlаyаn Gözde gülümsedi…
Herkes аkşаm için hаzırlаndı. Gözdeyi gördüğümde birkez dаhа doğru bir hаreket yаptığımı аnlаdım. Mini bir kot etek, üstüne gömlek, düğmeleri göğüslerini göstereсek şekilde аçılmış, üstüne yelek, siyаh desenli çorаplаr νe topluklu аyаkkаbılаrıylа inаnılmаz sexy idi.
Onu görünсe gözlerine bаkаrаk dudаğımı ısırdım νe “Bu geсe seni elimde tutmаk için çok çаbа sаrfetmem gerekeсek аnlаşılаn!” dedim. Güldü, “Sen mi, ben mi?” diyerek o dа iltifаtımа kаrşılık νerdi.
Hep birlikte аrаbаyа binip, sık sık аdını duyduğumuz kulüplerden birine gittik. Bir güzel eğlenmiştik, Gözdeyle yаkın temаslаrımız olmuş, sık sık öpüşüp koklаşmıştık.
Geсe olup eνe geldiğimizde birаz dаhа oturup sohbet ettik. Gözde, “Ben içeri gidiyorum, gelirim birаzdаn!” dedi. Hepimiz çаkır keyiftik. Kuzenle diğer hаtun dа işi ilerletmişler, birbirlerine sаrılmış sohbet ediyorlаrdı.
Ortаmdа fаzlаlık olduğumu hissettim νe “Ben bir odаmа gideyim.” diyerek kаlktım…
Gözdenin odаsının önünden geçerken kаpı аçıldı νe Gözde, hemen kаlçаlаrının аltındа biten sаten siyаh geсeliği νe siyаh jаrtiyerleriyle kаrşımdаydı.
Bаnа bаkıp, “Hаlа odаnа gitmeyi düşünüyormusun?” diye sordu. Ceνаp νermeden odаsınа girip kаpıyı örttüm. Belinden tutup kendime çektim, onu yükseltip dudаklаrınа yаpıştım. Ayаktа öpüşmeye bаşlаdık, önсe nefesimiz, sonrа dudаklаrımız, sonrа dа dillerimiz birleşti.
Ellerini sаçlаrımа dolаmış bаşımı çekiştiriyordu. Ben de eteğini sıyırıp kаlçаlаrını okşаmаyа bаşlаdım. Gerçekten tаş gibi dedikleri bu olsа gerekti. İçinde çаmаşır yoktu. Beni yаtаğа itip oturttu. Üstümü çıkаrıp öpmeye bаşlаdı.
Sonrа fermuаrımı аçıp kаzık gibi olmuş sikimi çıkаrdı, gözlerimin içine bаkаrаk önсe bir öpüсük kondurdu sikimin bаşınа νe “Şimdi hаyаlleri gerçeğe çeνirme zаmаnı!” diyerek sikimi emmeye bаşlаdı. Gerçekten işini biliyordu.
Hem meziyetleri, hem güzelliğiyle tаm bir аfetti. Dilini dışаrı çıkаrıp sikimi kökünden bаşınа kаdаr yаlıyor, sonrа kаfаsını аğzınа аlıp yuνаrlаk dil hаreketleriyle emiyordu…
Bir süre böyle deνаm ettikten sonrа hızlıса emmeye νe okşаmаyа bаşlаdı, iyiсe kurulmuştum gelmek üzereydim. “MSN’de konuştuğumuz gibi yаpаlım, ilkinde аğzımа boşаl!” dedi.
Oysа MSN’de konuşurken hep iğrenç bulmuştu, аnlаşılаn ilki olmаmа izin νereсekti. Sesimi çıkаrmаdım, ellerimi uzаtıp sаçlаrını yаkаlаdım νe аğzındа gidip gelerek onа yаrdımсı olmаyа bаşlаdım. Bu iyiсe hızlаndı νe аğzınа boşаldım.
Bir hаyli fаzlа boşаlmıştım, kаfаsını tutup bаstırdım νe döllerimi yutmаsını sаğlаdım. Kаfаsını kаldırdığındа surаtındа kаrışık bir ifаde νаrdı. Uzаnıp yаtаğın bаşuсundаki sürаhiden bаrdаğа su doldurdum νerdim, içti. “Ee nаsıldı tаdı?” dedim.
“Beklediğimden iyiydi!” dedi. Güldüm, “Sırа bende!” diyerek onu yаtаğа yаnımа çektim, sırt üstü yаtırıp boynundаn öpmeye bаşlаdım. Sonrа kulаklаrınа, ordаn göğüslerine geçtim. Göğüsleri Liseden beri hаyаlimi süslüyordu, аmа ilk kez göreсektim.
Geсeliğini sıyırıp onlаrı аçığа çıkаrdım. Göğüslerinde ne bir sаrkmа, ne bir yumuşаklık, sаnki Pаros mermerinden yаpılmışlаrdı…
Göğüslerini birаz okşаdım νe öpmeye bаşlаdım, göğüsuçlаrını dudаklаrımın аrаsındа eziyor onu delirtiyordum. Usulса аşаğı indim. Göbeğini kаsıklаrını öpüyor emiyordum.
Ordаn bаldırlаrınа inip diz kаpаklаrınа geçtim, birаz oyаlаnıp sаğ аyаğını elime аldım аyаk bаşpаrmаğını emmeye bаşlаdım, çok zeνk аlıyordu. Elimi uzаtıpаmını okşаdım, bасаklаrını iyiсe аyırdı, her yeri muhteşemdi.
Tekrаr hаmle yаpıp bаldırlаrınа geldim, elleri sаçlаrımdа kаfаmı yönlendirmek istiyordu, izin νermeyip delirtiyordum. Dilimi çıkаrıp, аlttаn klitorsine kаdаrаm dudаklаrı аrаsındа gezdirdim, bir inilti döküldü dudаklаrındаn, tekrаr νe tekrаr bunu yаptım.
Sonrа dа resmen аmınа yumuldum, аm dudаklаrı аrаsındа klitorisini buldum νe emmeye, dilimle dаireler çizerek onu delirtmeye bаşlаdım. İnliyor, kendine hаkim olаmıyordu. Bir süre sonrа titreyerek boşаldı. Birkаç dil dаrbesi dаhа аttığımdа resmen titriyordu.
Kаlktı, “Çok güzeldi аmа yetmez!” dedi νe güldü. “Benсe de!” diye ekledim…
Yаtаktаn indi, beni de yаtаğın kenаrınа oturtup bасаklаrımı аyırdı, bасаklаrımın аrаsınа girip birаz sikimi yаlаdıktаn sonrа, bасаklаrını belime dolаyаrаk sikimi içine аlmаk için hаmle yаptı, аmа izin νermedim, belinden yаkаlаyıp onu durdurdum.
Sikimi kаνrаyıp аmınа sürtmeye bаşlаdım. Sikime oturmаk için çаbаlıyor, ben izin νermiyordum. MSN’de onu yаlνаrtасаğımа söz νermiştim νe bu sözümü tutасаktım. Amının dudаklаrı iyiсe kаbаrmış, аmı sulаnmıştı, sikimin kаfаsı аmının o dudаklаrı аrаsındа gezindikçe deliriyordu.
Kulаğımа eğilip, “Hаdi gir аrtık!” dedi. Belini dаhа sıkı tuttum, sikimin kаfаsını sokup çıkаrdım. “Off hаdi gir içime!” dedi. Aynı şeyi yаptım, birаz dаhа ileri gittim. “Hаdi аşkım, sik beni, yаlνаrırım sok!” dedi. Güldüm νe onu serbest bırаktım.
Bir hаmlede sikimi içine аldı, аmı inаnılmаz sıсаk, ıslаk νe dаrdı. Amının her sаntimini sikimle hissediyordum. Kuсаğımdа oturup tаm olаrаk sаrdı νe sıktı beni, sonrа yаνаş hаreketlerle oturup kаlkmаyа bаşlаdı, sonrа iyiсe hızlаndı. Öpüşerek sikişiyorduk…
Kendimi geriye bırаkıp аlttаn hızlıса νurmаyа bаşlаdım. Alttаn sert bir şekilde νurdukçа göğüsleri sаllаnıyordu, görüntü hаrikаydı. Bir süre dаhа böyle deνаm ettik. Sonrа bir hаmlede onu sırt üstü yаtırıp, аltımа аldım.
Bасаklаrını belime dolаmış, elleri göğsümdeydi, içine girip çıkmаyа deνаm ediyordum, аmа belimdeki bасаklаr onu dаhа sert νe hızlı sikmeme engeldi.
Bасаklаrını bileklerinden yаkаlаyıp hаνаdа birleştirdim, şimdi sert νe hızlı bir şekilde köküne kаdаr girip çıkаrаk onu sikiyordum. Elleri çаrşаfı sıkıyor, dudаğındаn iniltiler dökülüyordu. Bасаklаrını аyırıp iyiсe onа bаstırdım, yüzünü dаhа net görmek istiyordum.
İyiсe yüklenerek onu sikmeye deνаm ettim. Aldığı zeνkten iyiсe kısılmış gözleriyle göz göze geldim. Dudаğının kenаrını ısırırаrаk inlemeye deνаm etti.
Göz göze hаrikа bir şekilde sikişiyorduk. Bir süre dаhа böyle deνаm ettim. İyiсe hızlаndığımdа, “Hаdi birlikte gelelim!” dedi. Tempomuzu iyiсe аrtırdık νe birlikte sаrsılаrаk boşаldık…
Bir süre sаrılаrаk uzаndıktаn sonrа, “Nаsıl, beklediğin kаdаr güzelmiydi?” diye sorаn o oldu. “Fenа değildi!” diyerek сeνаplаdım. Sinirlenmişti, “Off uyuz, o zаmаn git bаşkаsını sik!” dedi.
Gülerek, “Kızmа hemen, şаkаydı, hаrikаydın, listenin ilk sırаlаrındа yer аlırsın!” dedim, gülüştük. Yаtаğın kenаrındаn çаntаsını аldı içinden çıkаrdığı ıslаk mendille önсe benim sikimi sonrа kendi аmını temizledi
νe tekrаrdаn bаnа orаl seks yаpmаyа bаşlаdı. “Anlаşılаn birileri hаlа sikişmek istiyor!” diyerek güldüm. “4 kere geldim аmа hаlа istiyorum, çok zаmаnımız yok o yüzden de sаnа uyku yok!” diyerek güldü νe orаl sekse deνаm etti.
Kısа sürede sikim sertleşti νe onu 69 olасаk şekilde çeνirdim, dilimi аmındа gezdirmeye bаşlаdım. Şimdi ikimiz de hem zeνk аlıyor hem νeriyorduk. Bir süre böyle deνаm ettikten sonrа onu üstümden kаldırıp yаtаğа domаlttım, “Çаntаndа krem νаr mı?” diye sordum.
“Yа аrkаdаn yаpmаsаn? Çok асıyасаk şimdi!” dedi. “Bir bаkаlım, саnın асırsа söz bırаkıсаz!” dedim.
“Tаmаm.” dedi. Kremi аldım işаret pаrmаğımа sürdüm νe götünün deliğinesoktum, bu аrаdа аmınа yаνаş yаνаş girmeye deνаm ediyordum.
Her iki deliğinde de olunmаsı hoşunа gitmiş, inlemeleri аrtmıştı…
Götünden işаret pаrmаğımı çıkаrıp, ortа pаrmаğımı kremleyip soktum, o dа kolаyса girdi. İçi iyiсe kаygаnlаşmıştı. Şimdi iki pаrmаğımı içine soktum.
Alırken zorlаndı birаz, Ihh’lаsа dа çok kısа sürdü νe аlıştı. Bir sürede böyle deνаm ettim. Götü iyiсe аlıştığındа pаrmаğımı çıkаrıp sikimi de iyiсe kremledim, bir elimi göğsüne götürüp okşаmаyа bаşlаdım, diğer elimle sikimi göt deliğine hizlаyıp kаfаsını ittim, girmişti. Birаz Ihh’lаdı, birаz саnı yаndı, fаkаt Çıkаr! demedi.
Ben de boştа kаlаn elimi аlttаn uzаtıp аmını okşаmаyа pаrmаklаmаyа bаşlаdım. Hem zeνk аlmаsını hemde аlışmаsını bekliyordum. Amındаki pаrmаğımdаn zeνk аlmаyа bаşlаdığındа, götüne birаz dаhа girdim νe bu kez o kаdаr inlemedi.
Zeνk аlmаsı dаhа önde geliyordu. Bunu fırsаt bilip tаmаmen kökledim νe onu doğrultup göğsünü okşаyıp аmını pаrmаklаrken аrkа deliğini doldurаn sikime dаhа rаhаt аlışmаsı için ensesini kulаğını öpmeye bаşlаdım.
İyiсe rаhаtlаdığındа götünde hаfifçe gitgele bаşlаdım νe sordum, “Nаsıl, seνdin mi?” dedim. “Dаhа önсe denediğimde асıdаn bаşkа bir şey hissetmedim, аmа bu sefer hаrikа!” dedi. “O kаdаr olsun аrtık!” dedim νe güldüm…
Şimdi götünün içinde rаhаtçа hаreket edebiliyordum, her giriş çıkışımdа zeνk inlemeleri dökülüyordu dudаklаrındаn. İyiсe hızlаndım, onu yine domаltаrаk götünü sert νe seri sikmeye bаşlаdım. İnlemelerimiz tüm odаyı doldurmuştu,
ikimiz de zeνkten dört köşeydik resmen. Bir süre sonrа, “Üste çıkmаk istiyorum!” dedi, kаbul ettim, yаttım.
Yüzü bаnа dönük, sikimi eline аlıp götünün deliğine denk getirip üstüne oturdu, аnlаşılаn çok seνmişti. Tаm olаrаk üstüme yаtıp dudаklаrımа yаpıştı, yаνаş hаreketlerle götüne аlıp çıkаrıyordu.
Dudаklаrını bırаkıp kulаğınа, “Bаkıyorum dа аrkаdаn yemek hoşunа gitti!” dedim. “Eνet аşkım, çok seνdim, seninle yаpılаn her şey çok zeνkli!” diyerek сeνаplаdı νe doğruldu. Yаνаş yаνаş hızlаndı, kuсаğımdа hopluyor, her oturuşundа çıkаn sesler odаyı kаplıyordu.
Göğüsleri her oturuş kаlkışındа sаllаnıyor, sаçlаrı sаνruluyordu. İyiсe hızlаndı, eli bасаk аrаsınа gitti, аmını okşаyаrаk orgаzm olасаğını аnlаdım. Gözlerini аçtı νe bаnа bаkаrаk, “Gelebilirmisin?” diye sordu.
“Eνet!” dedim. İyiсe hızlаndı, bir eli аmındа, bir eli dizimde, kuсаğımdа hoplаyаrаk beni de, kendini de boşаlttı. Sonrаsındа birlikte uyumuşuz. Sаbаh bаnа yаptığı orаl seksle uyаndım......
Komşumun Fırlama Kızı 4
Çarşamba günü Halit amcanın Ataşehir’deki şirketine giderek personel şefiyle görüşmeye girdim. Oradaki
mülakatı da geçtikten sonra, Sevda’nın dediği gibi 150000TL maaşla işe başladım. Artık her gün işe gidiyordum ve düzenli bir hayatım olmuştu. Dayımı da arayarak, artık işe girdiğimi haber verdim. Dayım çok sevindi. Bir ay falan sonra, Halit amca beni evlerine akşam yemeğine çağırdı, konuşmak istediği bir konu varmış.
Yemekte Halit amca, “Emreciğim, bizimkiler yaz tatiline gitmek için yanıp tutuşuyorlar, ama ben yarın Almanya’ya gitmek zorundayım. Sana şirketten izin çıkartacağım ve sen bizimkilerle 2 haftalık bir tatile çıkacaksın, tamam mı?
Merak etme tatil süresince maaşın devam edecek!” dedi.
Ben hemen, “Tamam Halit bey!” dedim.
O da, “Sadece işyerinde Halit bey dersin, burada Halit amca diyebilirsin!” dedi.
Tatile bir hafta sonra çıkacaktık. İşe başladığımdan beri Sevda’yı (veya Gizem’i) bir daha sikememiştim, azgınlıktan kuduruyordum resmen. Ama tatile çıkınca ilk fırsatta çok fena sikecektim Sevda’yı!
Sonunda tatile çıkacağımız gün gelip çatmıştı. Sabah saat 6:30 gibi uyandım. Bavulum zaten hazırdı. Duşumu alıp giyindikten sonra, söz verdiğim gibi saat tam 7:00’de Sevda’ların ziline bastım.
Kapıyı bana Aynur abla açtı ve şok oldum o anda. Aynur ablanın üstünde tek parça kırmızı bir gecelik vardı. “Hoşgeldin Emreciğim, gel içeriye!” dedikten sonra, arkasını dönerek banyoya doğru yürüdü. Kalçaları ve tanga külodu gecelikten harika bir şekilde belli oluyordu.
Ben içeriye geçtim ve kapıyı kapadım. Aynur abla, “Ben banyoya giriyorum canım, sen de Sevda’yı kaldır!” dedi.
“Tamam Aynur abla!” diyerek Sevda’nın odasına gittim. Kapısı aralıktı.
Sevda kısa bir pijama altı ve askılı bir bluzla yatıyordu. Kalçalarını iyice geriye attığından, götünün şekli davetkar bir halde meydana çıkmıştı. Sevda’nın kalçasını avuçlayıp biraz okşadım ve pijama üzerinden poposuna bir öpücük kondurup, arkasına yattım.
Pantolonumun önüne çadırı kurmuştu, yarrağımı kalçalarına dayayarak, kulağına, “Sevda! Hadi uyan!” diye seslendim.
Sevda dönüp, “Uyanığım zaten, kapının zilini çaldığında uyandım!” dedi sırıtarak.
Birkaç dakika yatakta öpüştük, elleştik. Banyodan gelen su sesi kesilince kalktık salona geçtik. Aynur abla banyodan bornozla çıktı ve giyinmek için yatak odasına gitti.
Bu sefer Sevda girdi duş almak için. Az sonra Aynur abla giyinmiş halde odasından çıkarak, “Emreciğim hadi gel mutfağa, biz kahvaltıya başlayalım!” dedi. Sevda da duşunu aldıktan sonra geldi kahvaltıya katıldı.
Kahvaltımız bitmek üzereyken Aynur ablaya telefon geldi. Aynur abla, “Tamam, iniyoruz!” deyip telefonu kapadıktan sonra hep beraber bavulları alıp aşağıya indik. Şirket çalışanlarından bir eleman güzel bir araba getirmiş aşağıda bekliyordu,
arabayı Aynur anlaya teslim edip gitti. Biz bavulları yerleştirdikten sonra, Aynur abla direksiyona geçti. Ben de ön tarafa, Aynur ablanın yanına binecektim ki, “Araba kullanırken yanımda bir erkek olursa sinirli oluyorum!” diyerek arkaya binmemi istedi.
Bu benim Sevda’yla oynaşma fırsatımı arttırmıştı, ama fazla bir şey yapamazdık, Aynur abla aynadan görebilirdi. Yolculuğa başladıktan yarım saat sonra, Sevda Laptopuna kulaklık takıp, kulaklığın bir tanesini de bana verdi, diğerini kendi taktı.
Böylece filmin sesi annesine duyulmuyordu, pornofilm izlemeye başladık. Sevda’daki porno arşivi benim bilgisayarda bile yoktu.
Ben sağ tarafta oturuyordum, Laptop Sevda’nın kucağındaydı ve ben rahat seyredeyim diye Sevda bana doğru yanaşmıştı. Annesi aynadan baksa bile benim sadece belden yukarımı görebilirdi.
Filmi izlerken yarrağım kazık gibi oldu. Fermuarı açarak yarrağımı çıkarttım, Sevda da annesine çaktırmadan elini attı, yarrağımı okşamaya başladı.
O kadar heycanlıydı ki, boşalmamak için zor tutuyordum kendimi. Ama sonunda fazla dayanamayacağımı anlayıp Sevda’nın elini çektim sikimden ve kola içmek için yanımıza almış olduğumuz karton bardaklardan birini alıp içine boşaldım. Yarağımı yerine yerleştirip fermuarımı kapadım.
Tam elimdeki döl dolu karton bardağı çöp poşetine atacaktım ki, Sevda bardağı elimden aldı ve “Kola doldururmusun Emre abi?” dedi.
İnanamıyordum, bu kız şeytana pabucunu ters giydiriridi resmen. Doldurdum kolayı, fırlama Sevda da gözlerime baka baka içti hepsini. Sonra da Filmden sıkıldığını söyleyerek
Laptopu benim kucağıma verdi ve kendisi sol tarafa, tam annesinin koltuğunun arkasına yanaşıp, dışarıyı seyrerdiyormuş gibi yaparak, elini amına attı ve okşamaya başladı.
Orgazm olana kadar da devam etti. Sonra uslu uslu oturduk. 2 saattir yoldaydık.
Aynur abla, “Emre çok yoruldum, gel sen kullan biraz!” dedi ve arabayı kenara çekti. Yer değiştirdik, arabayı ben kullanmaya başladım. 2 saate bir yer değişerek, en sonunda Antalya’daki otele vardık.
Halit amca hepimize ayrı ayrı birer oda tutmuştu, hiç bir masraftan kaçınmamıştı.
Hemen odalarımıza çıktık. Odalarımıza yerleştikten sonra Aynur ablanın odasında buluştuk.
Aynur abla, “Ben aşağıda bir masaj yaptıracağım, ardından gelir uyurum. Siz ne yapacaksınız?” dediğinde, biz de, “Dışarı çıkar dolaşırız herhalde, belki biraz havuza girer geliriz.” dedik.
Aynur abla odadan çıkar çıkmaz, ben Sevda’nın üstüne atladım. Sevda zaten yatakta oturduğu için hemen üstüne yatarak göğüslerini avuçladım ve bu arada öpüşmeye başladık. İkimiz de uzun zamandır sikişmemiştik ve yanıyorduk.
Arabadaki boşalma beni kesmemişti ve bugün Sevda’yı evire çevire sikecektim. Sevda’nın hemen üstündeki bluzü çıkarttım ve südyensiz göğüslerine yapıştım.
Göğüslerinin her yerini yalamaya başladım. Uçlarını arada bir sıkıyordum ve bir elimi de kısa eteğinin içine sokmuştum, külodunun üstünden amıyla oynuyordum. Göğüslerini bırakıp dudaklarına geçtim tekrardan ve yine ateşli bir şekilde öpüşmeye başladık.
Sonra Sevda benim pantolonumun düğmesini açarak çıkarttı ve boxerımı da indirerek sikimi ağzına aldı ve yalamaya başladı.
Harika bir şekilde yalıyordu ve sikimin hepsini boğazına kadar alıp bastırıyordu. Çıkan sesler beni daha fazla zevke getirmişti ve ben de Sevda’nın başından bastırarak daha sert yalamasına yardım ediyordum.
Sevda sikimi öyle 5 dakika kadar yaladı ve ardından Sevda’yı tekrardan yatağa çıkartarak mini eteğini tek hamlede çıkarttım. Külotunu da yırtarcasına çıkarttıktan sonra hemen amına yumularak yalamaya başladım.
Amı zaten ıslanmıştı ve ben yalamaya başlayınca Sevda iyice kendinden geçmeye başlamıştı. Sevda’nın amının her yerini yalamaya çalışıyordum ve dilimle de içine giriyordum. Bir elimle klitorisiyle oynamaya başladım. Sevda ise kendini geriye atarak göğüslerini avuçlamış sıkıyordu.
Sevda’nın amını yaladıktan sonra kalkarak yatağa yattım ve Sevda’yı üstüme alarak 69 pozisyonuna geldik ve öylece amını yalamaya devam ettim. Sevda da çılgınca benim yarrağımı yalıyordu. Sevda’nın amını yalarken arada göt deliğine de geçiyordum ve bu arada kalçalarını da okşuyordum.
Sevda, “Hadi sok içime artık, dayanamıyorum!” deyince, ben hiç pozisyonumu bozmadan Sevda’yı bana sırtı dönük bir şekilde üstüme aldım. Sikimi amına soktuğum anda Sevda kendini bırakarak hepsini bir anda içine aldı.
Sevda orantısız bir şekilde inlemeye başladı ve ben de onun belinden tutarak hoplamasına yardımcı olmaya çalışıyordum. Arada o kadar şiddetli hopluyordu ki, yarrağım amından çıkıyor, ama Sevda eliyle hemen içine alarak hoplamaya devam ediyordu. Sevda bir süre daha öyle siktirdikten sonra orgazm oldu.
Sevda orgazmın verdiği rahatlamayla biraz yorulmuştu, onu geriye doğru yatırarak öyle sikmeye başladım. Yorulsa bile sikişmek istiyordu Sevda. Bu da benim işime geliyordu, çünkü sikişsiz geçen kaç haftanın birikintisini atacaktım. Sevda’yı birazda öyle siktikten sonra üzerimden alarak yatağa sırt üstü yatırdım ve bir bacağını alıp omzuma koyduktan sonra amına geçirerek sikmeye devam ettim. Bu pozisyonda sertçe sikiyordum ve orgazmdan orgazma ulaştırıyordum Sevda’yı.
Sonunda ben de boşalacağımı anladım ve içinden çıkarak ağzına verdim sikimi.
Ama ağzına boşalmayacaktım, sadece biraz zaman geçirmek istiyordum. Sevda yarrağımı yalarken ben de göğüslerini okşuyordum. Sonra yine amına geçerek yalamaya başladım. Amını biraz daha yaladıktan sonra, bu sefer Sevda’yı domaltıp, kayganlaşmış sikimi götüne dayadım ve bir hamlede soktum götüne.
O esnada Sevda öyle bir, “Ahhhh!” çekti ki, içim gitti resmen. Yine de sertçe götüne pompalamaya başladım. Sevda’nın sıcacık ve dar göt deliğinin içinde deli gibi gidip geliyordum. Fakat artık fazla dayanacak halim kalmamıştı, en sonunda tamamen yüklenerek Sevda’nın götüne oluk oluk boşaldım.
Bir süre öyle kaldık, sonra yatağa uzandık, birer sigara yaktık. Sigaralarımızı içerken tedirgindim, Sevda’ya, “Annen gelip bizi böyle görmesin?” dedim.
Ama Sevda hiç istifini bozmadan, “Annem şu anda kim bilir kimlere siktiriyordur kendini!” dedi.
Ben tabii şok oldum, “Saçmalama!” dedim.
Sevda bana bakıp güldükten sonra, “Ne sanıyorsun amına koyum?
Babam sürekli iş nedeniyle ülke ülke, şehir şehir dolaşıyor, gittiği yerlerde sikmediği karı kız kalmamıştır!
Annemin de rahatlaması için birileriyle sikişmesi şart, senenin 6 ayı sikişmeden duracak hali yok ya!” dedi.
Ben ne diyeceğimi bilemez haldeydim.
Sevda sigarasından bir fırt çektikten sonra başını göğsüme koyup, “Aslında annemin seninle sikişmesini çok isterim, senin annemi tam anlamıyla tatmin edeceğinden eminim!” dedi.
Sevda’yı tanıdığım kadarıyla bu anlattıklarında gayet samimiydi.
Sigaralarımız bitince Sevda elbiselerini giyinmek için yataktan indi, ama ayağa kalkmasıyla yatağa oturması bir oldu. “Beni götten sikişinde hep böyle oluyorum amına koyum.
Senden önce hiç götten yapmadığım için oluyor herhalde. Ama artık biraz daha az acıyor!” dedi.
Ben hemen kalktım ve elbiselerini getirdim, önce onun giyinmesine yardım ettim, sonra ben de giyindim. Annesinin odasından çıkmadan önce, otelin manzarasına bakmak için birlikte balkona çıktık.
Otelin bahçesi çok büyüktü ve otelin özel plajına kadar uzanıyordu. Bahçede 3 adet de küçüklü büyüklü yüzme havuzu vardı. Büyük havuzun kenarındaki bara ilişti gözüm, çok kalabalıktı, bir sürü bikinili hatun vardı.
Sevda’ya hatunları gösterip, “Ben bu oteli çok sevdim, fıstık gibi hatunlar var!” dedim.
Bu lafımın üzerine Sevda, “İstersen sana birkaç tane kız ayarlarım!” dedi. Sevda’ya bakınca, “Ne bakıyorsun öyle amına koyum? Ciddiyim!” dedi.
Ben de, “Ayarla o zaman amına koyum!” dedim.
İkimizde de hem yol yorunluğu, hemde sikiş yorgunluğu vardı. Vakit te geç olmuştu, odalarımıza dağıldık. Duşumu aldıktan sonra, daha yastığa kafamı koyar koymaz uykuya dalmışım......
Komşumun Fırlama Kızı 3
Nerdeyse güzelliği kaşısında dilim tutulacaktı, zor bela, “Evet, içerde, geç!” diyebildim.
Sevda da bu arada Gizemi karşılamak için salonun kapısına kadar gelmişti, “Nerde kaldın orospu, sana taş gibi yarrak buldum!” dedi ve Gizem’in dudaklarına yumuldu.
İkisinin de elleri birbirinin kalçalarını okşayarak, ayakta 3-4 dakika dudak dudağa öpüştüler.
Ben yanlarında dikilmiş, hayretle bu manzarayı seyrederken, o kadar tahrik olmuştum ki, benim yarrak anında çadırı kurmuştu. İzlerken nerdeyse boşalacaktım. Sevda Gizem’le öpüşmeyi bırakıp, elini eşofmanıma attı, boxerimle birlikte indirdi ve yarrağımı ortaya çıkardı.
Yarağımı tutup, Gizem’e, “Nasıl, dediğim kadar varmıymış?” diye gösterdi.
Gizem de, “Harbiden kalınmış!” diyerek, elini yarrağıma attı ve sıvazlamaya başladı. Gizem yarağımla ilgilenirken, Sevda da şimdi benle öpüşüyordu. Salonun girişinde ayaktaydık, Sevda solumda, Gizem sağımda dikiliyordu. Bir elim Sevda’nın götünde, diğer elim de Gizem’in götündeydi. Sonra Gizem yere çömelip yarrağımı yalamaya başladı.
Saçlarını tutup Gizem’in kafasını yarrağıma doğru bastırıyordum. Gizem de Sevda gibi 17’sinde anca vardı, ama 40 yıllık orospular gibi profesyonelce yalıyordu yarağımı. Sevda da benle öpüşmeyi bırakıp çömeldi, o da yalamaya başladı. İki tane fıstık gibi kız önümde çömelmiş, yarağımı yalamak için yarışıyordu sanki.
Müthiş bir manzaraydı. Müdahale etmesem beni boşaltana kadar yalayacaklardı. İkisini de saçlarından tutup ayağa kaldırdım ve yatak odama götürdüm. Üzerimde kalan tek parça giysi olan tişörtümü de çıkarıp,
soyunmakta olan kızlara yardım ettim. Onlar da benim gibi çırılçıplak kalınca, ben ortalarında olmak üzere yatağa uzandık.
Bir Gizem’in göğüslerini, bir Sevda’nınkileri yalıyordum. İkisinin de göğüsleri sert ve dimdiktiler.
Sonra Gizem’i yüzüstü yatırdım ve kalçalarını okşamaya, yoğurmaya başladım. Gizemin pamuk gibi beyaz götü vardı, resmen hayran kalmıştım. Dayanamadım, poposuna birkaç şaplak attım, anında kızarmıştı. Kızaran yerlerini öpüyor, hafif hafif ısırıyordum. Gizemi tekrar sırt üstü çevirdim ve amını yalamaya başladım.
O sırada Sevda yine Gizem’le öpüşmeye başladı. Gizem zevkten uçuyor olmalıydı. Az sonra Gizem Sevda ile öpüşmeyi bırakıp, “Yarrağını sok amıma, hadi!” dedi bana.
Ben Sevda’ya sorarcasına baktım, Sevda anlamıştı derdimi, “Merak etme bakire değil, istediğin gibi sikebilirsin orospuyu!” dedi.
Duymak istediğim şey buydu, yarrağımı Gizem’in amına getirip, bir hamlede soktum. Gizem ufak bir çığlık atınca,
Sevda Gizem’e, “Sus orospu, kalın yarak diye ölüyordun ya amına koyum!” deyip, eliyle ağzını kapadı. Ben Gizemin amına girip çıkmaya başladığımda da, Sevda Gizem’in suratına otur gibi çömelip, amını ağzına dayadı. Sevda’ya 69 olmasını söyledim. Sevda yüzü bana doğru Gizemin üzerine yattı.
Ben de yarrağımı Gizem’in amından çıkarıp Sevda’nın ağzına veriyor, yalatıp sonra yine Gizemin amına sokuyordum. Gizem bir süre sonra inleyerek Orgazm oldu. Şimdi yarrağım vıcık vıcık olmuş amına daha kolay girip çıkıyordu. Gizemi biraz daha siktikten sonra amından çıktım. Sevda’yı, zevkten bayılmış gibi yatan Gizem’in yanına yatırdım ve amını yalamaya başladım.
Sevda’nın amını yalarken göt deliğini de parmaklayarak açıyordum. Zaten sikim aşırı kaygan olmuştu, götünü biraz daha parmakladıktan sonra yarrağımı Sevda’nın göt deliğine dayadım ve ittirmeye başladım. Yarrağım götüne girerken Sevda çığlık atacak gibi olduysa da,
parmaklarımı ağzına sokarak susturmaya çalıştım. Yarrağımın hepsini götüne soktup içinde biraz bekledim. Sevda’nın götü biraz alışınca sikmeye devam ettim. Her dibine kadar sokuşumda Sevda böğürür gibi ses çıkarıyordu.
Bir süre sonra Sevda’nın götünden çıktım ve amına girmeye başladım. Arada bir amından çıkıp götüne, götünden çıkıp amına sokuyordum ve Sevda bundan acayip zevk alıyordu.
Sevda Orgazm olunca, ben de fazla dayanamadım ve göbeğine, göğüslerine doğru fışkırarak boşaldım. Sevda yarağımı yalayıp temizledikten sonra, banyoya duş almaya gitti. Gizem’i kendime doğru çekip yüzüstü çevirdim ve kalçalarını öpmeye başladım. Yastıklardan birini karnının altına koydum.
Götü dikilmişti şimdi, götünün yanaklarını ayırıp, göt deliğini yalamaya başladım. Yarağım yeniden sertleştiğinde Gizem’in muhteşem götünü de sikecektim. Dilimi götüne her soktuğumda, Gizem zevk aldığını belli eden inlemeler çıkarıyordu. Daha sonra dilimin yerini parmağım aldı. Daha önce götten siktirdiği hemen belli oluyordu, iki üç parmağımı sokuyordum ve gıkı çıkmıyordu.
Gizemin götünü parmaklarken, Sevda da duşunu almış yanımıza gelmişti. Sevda Gizem’in poposuna bir şaplak atıp, “Hadi iyisin orospu, götten de yiyeceksin!” dedi.
Parmaklamayı bırakıp, Sevda’ya Gizem’in götünü yalattırmaya başladım ve bir süre öyle izledim. Acayip tahrik ediciydi, yarrağımın yeniden sertleşmeye başladığını hissediyordum.
Sonra Sevda’nın saçlarını elimle toplayıp, yarrağımı ağzına verdim ve sakso çektirmeye başladım. Yarrağım iyice kalktıktan sonra Sevda’ya Gizem’in götünün yanaklarını ayırmasını söyleyip, Gizemin götüne yanaştım. Yarrağımın başını göt deliğine dayayıp bir hamlede soktum. Yanılmamıştım, Gizem’in götü yarak yemeye alışıktı, ağzından sadece derin bir, “Ohhhh!” çıkmıştı.
Kasıklarından tutarak Gizem’in götünü sikmeye başladım. Sevda arada sırada yarağıma ve Gizem’in göt deliğine tükürüyordu. Bir ara Sevda arkama elini atıp, taşaklarımı avuçladı ve yoğurmaya başladı. Müthiş bir duyguydu, acaip zevk alıyordum ve gittikçe hızlanıyordum.
Gizemin götünü saatlerce sikmek isterdim, fakat fazla dayanamadım ve böğürerek götüne boşaldım. İçinde biraz daha kalıp götünden çıktım ve kendimi yatağa attım. Gizem halen ufak ufak inliyordu.
Biraz dinlendikten sonra Gizem’le duşumuzu aldık. Sonra üçümüz birlikte yatarak uyuduk. Sabah mutfaktan gelen çatal kaşık tabak sesleriyle uyandığımda yatakta tek başımaydım.
Biraz sonra kızlar gelip beni kahvaltıya çağırdılar. Üzerlerinde sadece tişört ve altlarında tangaları vardı. Kalktım, boxerimi giydim, elimi yüzümü yıkayıp mutfağa geçtim, beraber kahvaltı yaptık. Kahvaltıdan sonra bunları birer kez daha siktim ve gönderdim.
Akşama doğru Sevda beni aradı ve damdan düşer gibi, “Sana iş buldum, hemde babamın burdaki şirketinde!” dedi.
Ben de, “Teşekkür ederim, ama torpille gireceğim bir işi kabul edemem!” dedim.
Sevda, “Yapma işte böyle amına koyum! Hem torpil değil ki bu! Bu sabah sen uyurken Gizem’le ortalığı biraz toprlayalım dedik,
salonda senin şirketlere gönderdiğin bir müracaat formunu bulunca, yanıma aldım ve bugün babama gösterdim.
Babam da okuyup, vasıflarını uygun buldu ve seni işe almaları için personel şefine talimat verdi, 150000 TL maaşla başlayacaksın! Çarşamba günü personel şefiyle usulden bir mülakat yapacaksın! Tamam mı?” dedi.
Bir süre düşündükten sonra kabul ettim.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Komşumun Fırlama Kızı 2
Yarrağımı görünce şaşırmıştı, “Oha, bu ne böyle! Okuldakilerinkinden hem uzun hem kalın!” diyerek önümde çömeldi ve yarrağımı biraz inceledikten sonra ağzına alıp yalamaya, emmeye başladı.
Yarrağımı harika yalıyordu, acayip zevk alıyordum. Arada yarrağımı ağzından çıkartıyor ve 31 çekmeye başlıyor, o arada taşaklarımı yalıyordu. Yarrağımı tekrar ağzına aldığında fazla dayanamayacağımı anladım ve Sevdanın kafasını iki elimle tutup kendime doğru çektim ve böğürerek ağzına patladım.
Döllerimin çoğu gırtlağından direkt midesine gitti. Boşalmamın bitmesi oldukça uzun sürmüştü, Sevda tam bitti diye düşünürken yeniden fışkırıyordu döllerim. Küçücük ağzına büyük gelen yarrağımı gırtlağına kadar bastırdığım için, Sevda zorla nefes alıyor, öğürüyor, gözlerinden yaş geliyordu. Bacağımı çimdikleyince yarrağımı ağzından çektim.
Sevda derin bir nefes alıp, “Havyan, öldürecektin beni!” dedi.
Ben tam özür dileyecekken, Sevda gülümseyerek, “Az kalsın boğuluyordum, bir daha yapma böyle!” dedi. Sonra yarağımın başına tükürdü ve yarağımı 31 çektirir gibi sıvazlamaya başladı. Gözlerime bakıp sırıtmaya başlayınca, “Ne oldu, neden sırıtıyorsun?” diye sordum.
“Bunu okuldaki kızlara anlatsam inanmazlar amına koyum! Eminim hiçbiri böylesini görmemiştir!” dedi. Yarağımı biraz daha sıvazladıktan sonra, “Hadi yıkayalım şunu, işimiz bitmedi daha bununla!” dedi.
Ben pantolonumu ve boxerimi tamamen çıkardım ve banyoya gittik. Ben yarrağımı yıkarken, Sevda da ağzını yüzünü yıkadı. Ardından elimden tutarak beni odasına götürdü. Beni ittirerek sırtüstü yatağa yatırdı. Ardından bacaklarımın arasına geldi ve yatakta domalarak, inik yarrağımı yalamaya başladı tekrardan. Ben arada başımı kaldırıp Sevda’nın yalayışına bakıyordum.
Sevda bir süre yarrağımı yalayıp kaldırdıktan sonra bıraktı ve gömleğimin düğmelerini çözmeye başladı.
Ben bu arada doğruldum ve Sevda’nın üzerindeki tişörtü çıkartarak, südyeninin üstünden göğüslerini okşamaya başladım. Dik ve beyaz göğüsleri, çoğu yetişkin kadınınkinden daha büyük ve güzeldi. Südyenini çıkarttım ve göğüslerini yalamaya başladım. Göğüslerinin uçlarını yalıyor ve ısırıyordum. Bu arada Sevda’yı kaldırıp kucağıma oturttum ve kalçalarını yoğurmaya başladım.
Sevda’nın göğüslerini bir süre yaladıktan sonra önümde çömelttim ve yarağımı göğüslerinin arasına sokarak git gel yapmaya başladım. Sonra Sevda’yı elinden tutup kaldırdım ve yatağa yatırdıktan sonra eteğini çıkarttım ve külotunun üstünden amıyla oynamaya başladım. Bir süre amını külotunun üzerinden yaladıktan sonra külotunu çıkardım.
Pespembe ve yeni traşlanmış bir amı vardı, hemen yalamaya başladım. Şimdiden amı sulanmıştı bile. Amını yalarken arada klitorisini emiyor, yalıyor ve dil atıyordum. Sevda kudurmuş gibi inliyor, “Hadi yarağını sok!” diyordu. Yarrağımın başını tükürükleyip amına getirdim, ama o anda bakire olup olmadığı aklıma takılınca geri çektim ve “Bakire misin?” diye sordum.
“Hayır değilim, sok hadi!” dedi. Sevda’nın amına yarrağımı yeniden dayadım ve tam yüklenecekken, “Seninki çok büyük, lütfen yavaş sok!” dedi.
“Tamam!” dedim ve yarrağımı yavaş yavaş içine sokmaya başladım. Her ilerleyişimde, Sevda biraz daha yüksek sesle inliyordu. Ve en sonunda kökünü buldum. O anda Sevda sırtıma tırnaklarını geçirmiş, bacaklarını belime dolamış, beni kendine çekiyor ve hareket etmemi engelliyordu. İçinde biraz bekledikten sonra alışmış olmalı ki gevşedi. Yavaş yavaş içinden çıkmaya başladım ve tekrardan girdim.
Alıştıra alıştıra amını sikmeye başladım. Sevda arada dirsekleriyle destek alarak kafasını kaldırıp beni izliyor, bazen de dayanamayıp geri yatıyordu. Dibine kökledikçe inlemeleri çığlıklara dönüşüyordu. Bacaklarını omzuma aldım sikmeye devam ettim.
Sertçe amına sokuyor ve ona çığlık attırıp, çığlık atışını izliyordum. 15 dakika kadar amını öyle siktikten sonra içinden çıktım. Sevda’yı yataktan kaldırdım ve önümde domalttım, çıkık kalçaları daha da çıktı. Kalçalarını tutarak yarrağımı yine amının deliğine dayadım. Yarrağıma alışmıştı amı artık, bir hamlede kökledim. Sevda yine bir çığlık attı. Ben yavaş yaavaş pompalamaya başladım.
Az sonra Sevda, “Daha sert, daha hızlı!” gibi sözler söylüyordu. Ben tabii hemen hızlanmaya başladım. Sertçe sikiyordum. Yarrağımı her köklediğimde kalçaları sallanıyor ve dalgalanıyordu. Bir süre sonra Sevda titremeye başladı ve Orgazm oldu.
Benim ise daha boşalmaya niyetim yoktu. Sevda’nın amından çıktım ve yarrağımı ağzına vererek yalatmaya başladım. Sevda yarrağımı yalarken ona sordum, “Arkadan yaptın mı hiç?” diye.
“Hayır, yapmadım!” dedi.
“Yapmak istermisin?” dedim.
“Bilmem ki, acıyor diye duydum!” dedi.
“Korkma acımayacak, söz!” dedim.
Önce götünü yalayacaktım, onun için Sevda’yı sırt üstü yatırarak, bacaklarını açıp kendisine doğru ittirdim. Nasıl yaladığımı görmesini istedim. Bu pozisyonda göt deliği iyice meydana çıkmıştı. Bir elimle amıyla oynarken, göt deliğini yalamaya başladım. Sevda acayip zevk alıyor gibi görünüyordu. Götünü bir süre yaladıktan sonra, Sevda’nın pozisyonunu hiç bozmadan, yatağın başucuna uzandım, annesinin kremlerinden birini kaptım ve kremi göt deliğine yedirmeye başladım.
Biraz da yarağımın başına sürdükten sonra, yarrağımı göt deliğine dayadım. Azıcık bastırmamla birlikte, yarrağımın başı rahatça götüne girdi. Sevda’nın yüzü ekşiyince durdum ve “Acıdı mı?” diye sordum. “Biraz acıdı!” dedi.
“Dayanamayacaksan vaz geçelim istersen?” dedim.
“Hayır, devam et! Okuldaki kızlar alışınca çok zevk verdiğini söylüyorlar! O orspular alıyorsa ben de alırım!” dedi.
“Peki!” dedim ve sertçe bastırarak kökünü buldum.
Ama o anda Sevda’dan öyle bir çığlık çıktı ki, hemen elimi ağzına kapamak zorunda kaldım. Elimle ağzını kapadığım Sevda’nın kocaman açılmış gözlerine bakarak götüne sertçe pompalıyordum. Sevda ısırınca elimi çektim, çekmemle birlikte de hayatımda hiç bir kızdan kadından yemediğim küfürleri yedim.
“Amına koyduğumun ibnesi! Orospu çocuğu! Piç kurusu! Yavşak götveren…!” diye, bildiği tüm küfür repertuarını sıralıyordu. Birden tepem öyle bir attı ki, Sevda’nın saçını elime doladığım gibi asılarak, “Sus anasını siktiğimin orospusu!” dedim.
Hem saçını çekiyordum, hem de götüne sert sert pompalıyordum. Tutturduğum tempoyla Sevda’nın götünü sikerken, klitorisiyle de oynuyordum.
Çığlıklar, iniltiler, ahlamalar, ohlamalar, küfürler ve Sevda’nın orgazmları birbirine karışmıştı. Yarım saat içinden çıkmadan götünü siktim ve boşalacağımı anlayınca götünden çıktım ve Sevda’nın baş ucuna doğru kayarak, yüzüne boşaldım. Yarağımdan çıkan son damla dölden sonra kendimi yatağa attım.
Yorulmuştum. Sevda da bitmişti. Biraz dinlenip, nefes alıp vermesi düzelince, Sevda yüzündeki dölleri parmağıyla sıyırıp ağzına götürüp yalamaya başladı. Parmağındaki dölü her yaladıktan sonra, “Mmmmmh!” diyor ve sırıtıyordu.
Herhalde götünün acısı geçmiş olmalıydı, “Ne sırıtıyorsun yine, hoşuna gitti galiba?” dediğimde,
“Kaç kez orgazm oldum hatırlamıyorum! Bu zamana kadar sikiştiklerimin içinde en iyisi sendin. Harika sikiyorsun! Hem yarrağın büyük, hem de erken boşalmıyorsun!” gibi sözler söyleyerek beni övüyordu.
İkimiz de terden yapış yapıştık. Sevda’yı elinden tutup kaldırdım, banyoya götürdüm, birlikte duş aldık. Banyodan çıkınca biraz çıplak oturduk, öpüştük, elleştik. Herşey okadar güzel ve zevkliydi ki, hiç eve gidesim gelmiyordu. Gerçi vakit daha öğlendi ve annesi babası düğündeydi, ama ne olur ne olmaz, erkenden gelecekleri falan tutabilirdi.
O şekilde yakalanırsak hiç iyi olmazdı. Onun için giyinip, istemeye istemeye evime gittim. Halen yorgunluk hissettiğim için, hemen kendimi yatağıma atarak güzel bir uyku çektim.
Gece saat 21:00 gibi kalktım. Lavaboda yüzümü yıkarken kapı çaldı…Kapıyı açtığımda Sevda elinde bir poşetle karşımda duruyordu. Şaşırmıştım, “Hayırdır?” dedim.
Gülerek, “Beni içeri davet etmeyecekmisin?” dedi.
Hemen içeriye aldım ve salona geçtik. Sevda’nın yürüyüşü
değişmişti, “Oklava yutmuş gibi yürüyorsun!” diyerek takıldım.
O da, “Oklava yutmadım, ama oklava gibi yarrak yedim amına koyum!” diyerek koltuğa yavaşça oturdu ve oturmasıyla birlikte, “Ahhh! Götüm acayip sızlıyor amına koyum!” dedi. Ben halen Sevda’nın niye geldiğini merak ediyordum,
“Anlatsana, ne işin var bu saatte?” dedim. “Babamlar telefon etti, düğünden geç geleceklermiş. Ben de bu gece kız arkadaşımda kalacağım diyerek izin aldım!
Bu gece burdayım, senin için sorun olmaz dimi?” dedi.
“Niye sorun olsun ki?” dedim.
“Ne bileyim, sevgilin falan gelmez dimi?” dedi.
“Yok, sevgilim falan yok!” dedim. Sevda bu cevabıma sevinmişti, “İyi iyi! Bak ne getirdim!” diyerek elindeki poşeti verdi.
Sevda bana gelmeden önce markete uğramış, en kalitelisinden bir şişe Viski almış. Ben de kalkıp mutfakta, meze, çerez falan hazırladım, buz ve kola getirdim. Masayı kurup içmeye başladık.
Sevda’ya sordum, “Yarın Pazartesi, sen okula gitmeyecekmisin?” diye. “Yok ya gitmeyecem amına koyum! Okulun kapanmasına 3 hafta falan kaldı, zaten herkes asıyor okulu!” dedi.
İçkilerimizi yudumlarken, ben bir elimi Sevda’nın bacağına,amına yakın bir yere koyup okşamaya başladım. Yarağım sertleşmişti. Arada sırada öpüşüyorduk ve içmeye devam ediyorduk. İçkinin verdiği rahatlık ikimizde de hissediliyordu.
Sevda da elini önüme atmış, yarağımla oynuyordu. Bir ara gözlerimin içine sinsi sinsi bakıp sırıtarak, “Bir kız daha ister misin?” dedi.
Bu soru kaşısında afallamıştım. “Ne kızı?” diye sorduğumda,
Sevda, “Sikmek için diyorum, bir kız daha ister misin diye soruyorum!” dedi.
Cevap vermeden önce Sevda’nın ne yapmaya çalıştığını çözmeye çalışıyordum. Sevda bu birkaç saniyelik suskunluğumu başka bir şeye yorumlamış olmalı ki,
“Bana bak, sen de beni siken herkes gibi, bana aşık olduğunu, beni sevdiğini falan söyleyip her şeyi piç etme amına koyum!
Çağırayım mı kızı, ne diyorsun?” dedi.
Bende artık film kopmuştu, “Çağır gelsin amına koyum!” dedim.
Sevda hemen telefonunu aldı ve birini aradı, “Bizim dairenin tam karşısındaki daireye gel!” dedi.
Sevda telefonu kapatınca, “Kim bu gelecek kız?” diye sordum.
“Gizem, okuldan bir arkadaşım, iki sokak ilerde oturuyor. Güzel kızdır, esmer güzeli. Taş gibi de götü var orospunun!” dedi.
Sevda bu dediğiyle beni iyice heyecanlandırmıştı. Ben gelecek kızı merakla beklerken, Sevda’yla ufaktan içkimizi yudumluyor ve öpüşmeye, elleşmeye devam ediyorduk. Aradan 15-20 dakika falan geçtikten sonra nihayet kapının zili çaldı. Heyecanla kalkıp kapıyı açtığımda, karşımda 1.80 boylarında, esmer, büyük göğüsleri ve çıkık kalçaları olan acayip çekici bir kız duruyordu.
“Merhaba ben Gizem, Sevda burada mı?” dedi.
Komşumun Fırlama Kızı
Merhaba, ben Emre. Şu anda 27 yaşındayım. 1.86 boyunda, mavi gözlü, buğday tenli ve atletik vücutlu biriyim. Yakışıklı olduğum çevrem tarafından hep söylenir. Aslen Sivaslıyım, ama Liseyi bitirip, İstanbul’daki bir Üniversite’yi kazanınca, mecburen İstanbul’a gitmek zorunda kaldım.
İstanbul’da dayım vardı. Öğrenci yurdunda kalacağımı söylediğimde, dayım, “Oğlum ne işin var yurtta, kal işte bizde, burası senin evin!” dedi.
Ben rahat edemeyeceğimi söylediğimde, “O zaman sana bir daire kiralayalım, tüm masraflarını da ben üstleneceğim!” dedi. Dayım İstanbul’a ilk geldiğinde aldığı arsaların prim yapmasından dolayı büyük paralar vurmuştu. Ben okula kayıtla falan uğraşırken, dayım bir daire kiralamış, dayayıp döşemişti bile.
Evde ihtiyacım olan herşey vardı. Evin anahtarlarıyla birlikte 40000 Lira da para sıkıştırdı elime, “Lazım olur!” dedi. Sağolsun dayımın tüm giderlerimi karşılaması sayesinde, kendimi derslere vermiştim. Karıya kıza takılmadan ve 4 sene ineklemenin sonunda başarılı bir şekilde Üniversiteyi bitirdim.
Ama piyasadaki iş sıkıntısı yüzünden sağlam bir işe giremiyordum. İstediğim şirketler beni kabul etmiyor, ya da komik maaşlar öneriyordu ve benim o maaşla geçinmem imkansızdı. Dayım halen harçlığımı bol bol verdiğinden, iyi bir iş bulana kadar aramaya devam ediyordum. Tabi bu süreçte, evde eskisinden fazla takılmaya başlamıştım ve dolayısıyla komşularımla da biraz tanışmıştım.
Binada oturanların hepsi varlıklı insanlardı. Komşularımdan Aynur abla, 30’lu yaşlarda ve çok bakımlı bir kadındı. Aynur ablanın kocası Halit abi ise 50’li yaşlardaydı ve gerçekten çok zengin bir adamdı, bir o kadar da babacandı. Bunların bir kızı vardı, Sevda, 18 yaşında Liseli bir çıtırdı. Sevda, siyah saçlı, beyaz tenli, yaşına göre dolgun göğüsleri ve kalçaları olan harika bir kızdı. Rahat yetiştiği hemen belli oluyordu, hep açık kıyafetler giyer, annesi veya babası giyim yönünden onu kısıtlamazdı.
Sevda’nın o insanı çıldırtan götüne bitiyordum resmen. Cuma akşamıydı, evde oturmuş bira içiyordum. Kapım çalındı. Kapıyı açtığımda, karşımda, şıklığıyla binadaki tüm kadınlara taş çıkartan Aynur abla ve kızı Sevda duruyordu.
Aynur abla, “Nasılsın Emre? Müsaitsen biraz konuşabilirmiyiz?” dedi. Hemen içeriye davet ettim. Oturunca, “Senden bir ricam var Emre, Sevda da senin bitirdiğin bölümü istiyor ve seneye sınava girecek. Onu çalıştırırmısın?” dedi.
Ben hiç düşünmeden, “Tabii ki çalıştırırım Aynur abla!” dedim ve hangi günler müsait olduklarını sordum. Aynur abla, “Cumartesi ve Pazar
günleri, saat 11:00’den sonra çalıştırırsın!” dedi.
Biz konuşurken, Sevda’nın telefonuna bir mesaj geldi ve izin isteyerek kalktı gitti. Aynur abla, “Gitmesi iyi oldu, seninle ders ücretini konuşacaktım, Sevda’nın parasal konuları duymasını istemiyorum!” dedi.
Ben, “Ne ücreti efendim, ücret falan istemem, hatırınız yeter, komşuyuz!” dedim. Aynur abla, “İstemeyeceğini biliyorum, ama sende hatırım varsa ücretini alırsın. Haftalık 15000 Lira uygun mu?” dedi.
“Gerçekten ücret istemiyorum, hem o para çok çok fazla!” dedim.
Ama Aynur abla, “İtiraz istemiyorum!” dedi ve kalktı, giderken de extradan 8000Lira bıraktı, “Bu da şimdiden sana teşekkür ücretimiz olsun!” diyerek gitti.
Benim bu paranın hakkını vermem için kendimi iyi yormam gerekecekti. Yarınki ilk dersimde zinde olmak için, bira içmeyi bırakarak, saat gece 22:00’ye gelmeden yattım. Cumartesi sabahı erkenden kalktım, duşumu aldım, traşımı oldum, en güzel kıyafetlerimi giyindim, parfümümü sıktım ve iyi bir kahvaltı yaptım. Ne de olsa ilk öğretmenliğime başlayacaktım. Saat tam 11:00’de karşı dairede oturan Aynur ablaların ziline bastım.
Kapıyı bana Aynur abla açtı, “Hoşgeldin Emreciğim, geç, Sevda içerde, odasında!” dedi. Kapısını tıklatıp içeriye girince Sevda’yı gördüm, altına kısa bir etek, üstüne de yeşil bir tişört giymişti. “Hoşgeldin!” diyerek ayağa kalktı, tokalaşmak için elini uzattı.
Yanaklardan öpüşürken parfümü beni tahrik etmişti. Dün annesiyle bana geldiklerinde gayet soğuk ve resmi davranan Sevda’nın, şimdiki bu samimiyetine hem şaşırmıştım, hemde sevinmiştim doğrusu.
Annesinin babasının yanındayken uslu kız çocuğunu oynuyordu bu Sevda! Derse hemen başladık. Aynur abla da sürekli bize çay, bisküvi falan getiriyordu. Annesi odaya girdiğinde Sevda hemen ciddileşiyor, annesi odadan çıkınca ise saçıyla başıyla oynuyor, gözlerimin içine bakarak dudaklarını ıslatıyordu. 2 saat kadar çalıştıktan sonra dersi bitirdim ve “Bugün bu kadar yeter, yarın yine aynı saatte gelirim ve bu konuyu bitiririz, sana ödev veririm, öbür haftaya da kontrol ederim!” dedim ve kalktım.
“Tamam!” diyerek yine tokalaştı ve yanaktan öpüştük. Odasından çıktığımda,
Aynur abla sordu, “Nasıl, kapacak mı birşeyler?” diye.
Ben de, “Gerçekten zeki bir kız, kendini biraz daha verirse istediği bölüme girer!” dedim ve vedalaşıp ayrıldım ordan. Eve gittiğimde Sevda’yın o götünü düşünerek 2 posta 31 çektim ve yarım kalan uykuma devam ettim.
Pazar günü yine saat 11:00’de gittim. Bu sefer kapıyı bana Sevda açtı ve hiç tokalaşmadan, yanaktan öpüşmeden, “Gel Emre abi, biz de kahvaltıdaydık!” dedi. İçeriye girip, Halit amcaya, “Kahvaltınızda rahatsız etmek istemezdim, olmazsa gideyim, birazdan gelirim…” dedim.
Ama Halit amca ayağa kalkıp, “Gel otur oğlum, kahvaltı yap bizimle! Zaten bir şeyler konuşacağım senle!” dedi ve zorla oturttu.
Sevda bana da tabak koyarken, evde kahvaltı yaptığımı, sadece bir bardak çay içebileceğimi söyledim. Sevda’ya kaçamak bakışlarla bakıyordum. Yine kısacık bir etek giymişti, gerçi kalçalarını tümden kapatıyordu, ama yine de tahrik ediciydi.
Sevda’ya bakarken annesine babasına yakalanmamak için, bakışlarımı mutfaktaki eşyalara yönlendirmiştim. Halit amca söze girdi, “Emreciğim, biliyorsun benim Almanya’da bir şirketim var. Yakında Almanya’ya gitmem gerekiyor. Sen saygılı ve güvenilir birisin, Aynur ablan ve Sevda sana emanet, ben yokken göz kulak ol onlara, tamam mı?” dedi.
“Tamam Halit amca, merak etme sen!” dedim.
Sevda’nın kahvaltısı bitince, derse başlamak için odasına geçtik. Derse başladık, ama Sevda yine saçıyla başıyla oynamaya başlamıştı. Sevda verdiğim soruları çözerken, ben de Sevda’nın tişörtüne zor sığan göğüslerini kesiyordum. Bir ara Sevda kalemini düşürdü ve kalem dolabın altına doğru gitti. Sevda kalkıp, resmen önümde domalarak, kalemi almaya çalıştı.
Altına giydiği tanga külotuna kadar görüyordum ve benim yarak çadırı kurdu tabii. Biraz aradıktan sonra kalemi buldu. Bana bakarak sinsice güldükten sonra yerine oturdu ve tekrar derse devam ettik.
Ama benim aklım o tangalı götünde kalmıştı. Yaklaşık 45 dakikadır ders yapıyorduk ki, Aynur abla beni çağırdı. Şık bir kıyafet giymiş, makyaj yapmış, süslenmiş püslenmişti. “Emreciğim, biz çıkıyoruz, Halit’in bir akrabasının düğününe gideceğiz, siz çalışmaya devam edin!” dedi ve elindeki zarfı verdi, “Ücretin burada!” dedi.
Zarfı aldım, teşekkür edip Sevda’nın yanına geri döndüm. Dış kapının kapanma sesiyle birlikte, Sevda hemen kalktı, “Kısa bir ara verebilir miyiz, bir şeyler içmek istiyorum!” diyerek odadan çıktı.
Az sonra da seslendi, “Mutfağa gelsene, sen ne içmek istiyorsun?” diye. Kalktım gittim yanına. Dolaptan kola çıkarmıştı. “Ben de kola içeyim o zaman.” dedim.
Bana da bir bardak doldurup verdikten sonra pencereden baktı, “Gittiler! Dur, kolanın içine biraz babamın viskisinden koyalım! Bizimkiler yokken ara sıra yapıyorum, çok güzel oluyor!” dedi,
cevabımı beklemeden salona gitti. Viski şişesini kaptı geldi, ikimizin kolasına da biraz viski ekledi. Büyük bir yudum aldıktan sonra, “Sigaran varmı, versene, yanında iyi gider!” dedi.
Yanılmamıştım, annesinin babasının yanında uslu kızı oynuyordu. Ama bu kız fırlamanın önde gideniydi, Şeytana pabucunu ters giydirirdi. Sigara paketini ve çakmağı cebimden çıkardım, “Annen baban biliyor mu içtiğini?” diye sordum.
“Manyak mısın, bilmiyorlar tabii ki!” deyip paketi ve çakmağı elimden aldı ve “Uyuzluk yapıp söylemeyeceksin dimi?” diyerek bir sigara yaktı. Bir fırt çekip dumanı üfledi ve yaktığı sigarayı bana verdi, kendine bir tane daha yaktı. İyice kanaat getirmiştim, bu kızdan her şey beklenirdi.
Sigaralarımızı ve viskili kolalarımızı içerken, “Keşke okuldaki hocalar da senin gibi olsa, çok kafa adamsın, üstelik çok yakışıklısın!” dedi.
“Teşekkür ederim, ama şimdi dersimize dönelim, hadi söndür sigaranı!” dedim. Sigaralarımızı söndürüp, içeceklerimizi bitirdik ve dersin başına döndük. Bir saat daha çalıştıktan sonra, ödevlerini verdim ve gitmek için izin istedim. Sevda beni kapıya kadar uğurlamak için önümden gidiyordu. Koridorda götünü kıvırtarak yürürken, benim yarak yine çoktan kalkmış, çadırı kurmuştu.
Tam dış kapıya yaklaşırken Sevda (kasıtlı olarak) birden durunca, ben de onun arkasına yaslanmak zorunda kaldım ve direk gibi dikilmiş yarağım götüne dokundu.
Sevda, “Biliyordum!” diyerek döndü ve elini önüme attı, pantolonumun üstünden sikimi tuttu. Ben şaşkınlıktan bir şey diyemeden, Sevda kemerimle pantolonumun düğmesini açarak, elini boxerimden içeriye soktu ve yarrağımı okşamaya başladı.
Afallamam geçince Sevda’nın dudaklarına yumuldum. Düne kadar götünü düşünerek 31 çektiğim kızla sevişmeye başlamıştım. Acayip tahrik olmuştum ve yarrağım da Sevda’nın elinde zonkluyordu. Sevda öpüşmeyi bırakıp, “Rahatlatalım şunu!” dedi, pantolonumu boxerimle birlikte dizlerime kadar indirdi.
Gerdek Yardımı
Balayı süitinin geniş mi geniş yatağında sırt üstü yatıyordum gecenin bir yarısı… Gözlerim tavanda… İçim sıkılıyor… Bıkkın vaziyetteyim…
Üç gün önce düğün öncesi büyük umutlarla her yerini temizlediğim, misler gibi pırıl pırıl yaptığım körpe genç kız bedenim çarşafın altında çırılçıplak uzanıyorum…
Yanımda Ekrem, benim iki günlük kocam da aynı durumda… Başımı çevirip baktım, onun da gözleri tavanda… Benim baktığımı hissetti, göz göze geldik. Bir yıllık nişanlım, iki günlük kocam da olsa bir erkekle birlikte aynı yatakta çırılçıplak olduğum geldi aklıma yine…
Hafif aşağıya kayan ve dimdik göğüslerimden birini açıkta bırakmış bembeyaz otel çarşafını boynuma kadar çekiştirdim refleks olarak, göğüslerimi onun gözlerinden sakladım. Yüzüm kızarmıştı utancımdan…
Kocam sevgiyle baktı bana, çarşafın üzerindeki elimi okşadı.
-“Ne yapıcağız Gül” dedi suçlu suçlu, çarşafın altında dimdik duran göğüslerimden zorlukla yüzüme çevirdi bakışlarını…
İki gündür uğraşıyorduk bu otel odasında… Hala bakireydim. Her denememiz başarısız olmuştu. Çarşafın altında iki çıplak, birbirimize sarılıyor, öpüşüyorduk. Önündeki sertlik bacaklarımda, kalçalarımda dolaşıyor, istekle batıyordu bedenime…
Biraz tansiyonumuz yükselince denemeye girişiyor, bacaklarımı aralıyordum, kocam üstüme çıkıyordu. Araya girip sertliğini kukuma batırmaya çalışıyor, zorluyor, zorluyor, bir türlü olmuyordu. O sertlik içime girmiyordu. Canımı yakıyordu.
Ben canımın acısıyla “ayyy…” diye bağırıp bacaklarımı kapatmaya çalışıyordum kendimi koruma içgüdüsüyle… Ben bağırıp durdukça, bu kez onun sertliği yumuşuyor, kalakalıyordu. Hışımla cevap verdim sorusuna,
-“Bilmiyorum Ekrem…” dedim. “İlk defa evleniyorum. Sen bana dokunan ilk erkeksin. Senin bilmen gerek ne yapılacağını…” Ezilerek yanıtladı beni,
-“Dedim ya sana aşkım… Bir kere arkadaşlarla geneleve gittim, onda da ne olduğunu anlamadan kadınının içine boşalıverdim. Nasıl kaçacağımı bilemedim oradan…
Bir daha da bir kadının elini bile tutmadım. Ta ki seninle nişanlanıncaya kadar… Hem o kadınla sen bir misin? Kıyamıyorum sana… Sen acıyla bağırınca canın yanıyor diye kalakalıyorum. Ne istek kalıyor, ne bir şey…”
-“Ama nişanlıyken öpüp duruyordun beni? Sıkıştırıyordun mutfakta, sinemada, her fırsatta okşuyordun ya… Babamlar yokken bizim evde seviştiğimiz günü hatırlasana… Ne kadar istekliydin…” Dönüp yüzüme baktı.
-“Evet, hatırlıyorum. Ama bir şey yapamamıştık. Sen, “şimdi olmaz, nikâhtan sonra” diye tutturmuştun o gün, bana engel olmuştun.”
-“Keşke engel olmasaydım o zaman, nişanlıyken yapsaydık bu işi… Bak şimdi, uğraşıp duruyoruz. O zaman yasaktı, şimdi imzayı basınca her şey serbest, bu kez biz yapamıyoruz Ekrem… Bıktım artık aşkım… Sen de bıktın biliyorum…” Sarılıp öptü beni,
-“Seni seviyorum aşkım. Bıkmak ne demek? Ama kendimi beceriksiz hissediyorum senin yanında, bu işi beceremiyorum diye…”
Beceriksizdi evet, kesinlikle beceriksizin tekiydi bu konuda… Ama söyleyemedim bunu yüzüne… Başka kadınlarla düşüp kalkmaması, benim gibi kendini evleneceği insana saklaması iyi bir şey mi, kötü bir şey mi bilemedim ki…
Ben ondan daha berbattım bu konuda… Bir kere komşunun oğlu sıkıştırmıştı bahçede, bir kere de okulda sınıf arkadaşım… Telaşla öpmeye çalışmışlar, biri eteğimin altına daldırmıştı elimi… Oğlan külodumun üstünden kukumu avuçlayınca neye uğradığımı şaşırmış, tecavüz edecek diye korkuyla bahçeden zor kaçmıştım.
Kız oğlan kızdım. Kocam kızlığımı alırken canım çok yanacak diye ödüm patlıyordu. Ne hikayeler duymuştum bu konuda… Hastanelik olanlar, kanaması durmayanlar, dikiş atılanlar… Ah o namus kumkuması annem… Oğlanlarla fingirdemeyeyim, adım kötüye çıkmasın diye diye beynimi işlemişti. Gözümü öyle korkutmuştu ki benim…
Oysa filmlerde ne kadar rahattı insanlar… Öpüşüyorlardı, sevişiyorlardı, neler neler yapıyorlardı… Aklı eren kızların eline prezervatifi verip oğlanın yanına aileleri yolluyordu yabancı filmlerde… Evlendiğinde sıkıntı çekmesin kızımız diye…
-“Hadi uyuyalım aşkım… Yarın buluruz bir çaresini… Sabah olmak üzere, gözlerin kapanıyor senin de…” diyerek başucumuzdaki apliğin ışığını kapattı.
-“Keşke bize bir yol gösteren biri olsaydı… Eskiden yengeler filan olurmuş, anlatırlarmış ne yapılacağını…” diye fısıldadım karanlıkta…
Bir süre tavana yatarak baktım. Ekrem yanımda ağır ağır nefes alıyordu. Uyumuştu hemen… Benimse gözümde uyku yoktu hiç… Yabancı bir otel odasında, bir erkekle birlikte aynı yatakta yatıyordum. Hem de çıplak vaziyette… Genç kızlık hayallerimdeki gibi… Kocamla yataktayız sonunda…
Ama hala genç kızdım. Eve dönünce ne anlatacaktım, ne söyleyecektim? Ya olmadı diye beni bırakırsa kocam? Dönüp baktım karanlıkta… Sırtüstü yatmış, ağzı açık uyuyordu yorgun argın… Sanki bir şey becermiş gibi… Bırakır mı gerçekten? Ama suç bende değil ki… Erkek olan o…
Kasıklarımda bir yanma… Elimi uzatıp tüysüz kasıklarımı okşadım. Ürperdim bir anda… İçimde bir kıpırtı… Parmağımı bastırdım. Klitorisim sertleşmiş. İstiyor… Salak diye kızdım kendime… İstiyorsun işte… Kocan becersin diye ölüyorsun. Bırak girsin içine, iki dakika dişini sık, ne diye kasıyorsun kendini, bıçak batırmış gibi bağırıyorsun…
Uyuyakalmışım sonunda… Rüyamda alt alta üst üste sevişiyoruz kocamla… Sertliği gidip geliyor içimde… Erkekliğini acımasızca amıma batırıp çıkarıyor. Her yanım kan… Yatak kan… Siki kanlı bir hançer gibi batıyor amıma…
Sabah uyanınca kahvaltıya indik. Suratlarımız bir karış ikimizin de… Gülemiyoruz ki… Bir şey becerememişiz. Hiç de balayı çiftine benzemiyoruz. O gün öylesine geçti. Havuz başında eğlenen, gülen insanlar, denize gidenler, göğüsleri meydanda, üstsüz gezen yabancılar…
Otelin müdürüydü galiba, bize çok yakınlık gösteren Ali abi geldi yanımıza, masaya oturdu, halimizi hatırımızı sordu. Yakışıklı, uzun kabarık siyah saçlarını at kuyruğu yapmış, bizden beş altı yaş büyük bir adamdı. İki günde aileden biri gibi olmuştu. Sürekli ikramlarda bulunuyor, garsonlar devamlı onun gönderdiği yiyecek, içecek bir şeyler taşıyordu. Otelin balayı çiftlerine özel uygulamasıymış dediğine göre…
Biz onu, o bizi çok sevmiştik. Hele Ekrem’le bayağı samimi olmuşlardı. Sık sık bir araya geliyor, sohbet ediyorlardı. Kafa adamdı. Bana bakarken yakalıyordum sık sık… Ama aldırmıyordum onun bakışlarına… Alışmıştım artık… Erkeklerin yiyecek gibi bakmaları, laf atmaları alışkın olduğum şeylerdi hep, hoşuma bile gidiyordu… Şimdi de Ali abinin cin gibi gözleri üzerimizde, sirke satan suratlarımızda dolaşıyordu. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu hemen anlamıştı halimizden…
-“Ne oldu çocuklar? Yüzünüzden düşen bin parça… Otelimizden memnun değil misiniz yoksa?” diye ağzımızı aradı. Kem küm ettik. Ekrem yüzüme baktı, ben gözlerimi kaçırdım. Ne diyeyim ki şimdi? Ekrem bana soran, izin isteyen gözlerle,
-“Yok Ali abi, otelden çok memnunuz, çok güzel de…” diye kekeledi. “Bizim bir sorunumuz var, nasıl anlatsam…”
Yüzüm kıpkırmızı oldu bir anda… Gözümü tabağıma diktim. Gerdek öncesi yol gösteren yenge derken, sorunumuzu Ali abiye mi anlatacaktı yoksa kocam? Aklıma gelen başıma geldi. Kocam kesin kararlı bir tavırla ayağa kalktı, Ali abiye,
-“Abi, iki dakikan var mı? Şu köşede baş başa konuşalım biraz…” dedi.
Kalktılar, restoranın köşesindeki en dip masaya geçtiler, baş başa konuşmaya başladılar. Gözümün ucuyla baktım. Bir yandan konuşuyorlar, bir yandan bana bakıyorlardı. Yanaklarım utançtan yanıyordu sanki… Hay şeytan… Aptal kocam, beni beceremediğini elin adamına anlatıyordu. Ali abi de ona bir şeyler anlatıyordu gördüğüm kadarıyla, baş başa vermişler, fısır fısır konuşuyorlardı. Sonra kocam kalktı, yanıma geldi. Yüzüme bakamıyordu, onun da yüzü kızarmıştı. Neler konuştular, neler duyduysa artık… Elimden tutup kaldırdı,
-“Gel Gül, odamıza gidelim.” dedi. Ses çıkarmadan, bir şey sormadan kalktım. Niçin gittiğimizi biliyordum ki… Kocam Ali abiden dersini almış, uygulamaya gidiyorduk. Asansörde ne anlattığını sordum. Uzun uzun anlatmış kocama, bana tekrarlamadı, kısa kesti. Odaya gidince görecekmişim.
Olmadı. Kocamın talimatlarıyla o beni soydu, ben onu soydum. Çırılçıplak duşa girdik. Birbirimizi köpüklerle yıkadık, her yerimizi okşadık. Kurulanıp yatağa gittik. Öpüştük, koklaştık.
Eğilip bacaklarımın arasına başını gömdü. Diliyle kukumu yalamaya çalıştı. Biraz utanıyor, biraz çekiniyor, korkuyordum çokça… Dilinin ucunu klitorisimde hissedince biraz aşka geldim sanki… İçimde bir şeyler kıpırdar gibi oldu. Yine bacaklarımın arasına girdi. Erkekliği sertleşmişti. Baktıkça utanıyordum elinde tuttuğu şeye… Tutup mor renkli başını kukuma sürttürdü.
Bende yine o korku, irkilme, çekinme duygusu yükseldi iyice… İstemsizce kasıldı tüm vücudum… Uğraştı, uğraştı dakikalarca, bir türlü benim kasılmamı aşamadı. Sonunda bir iki saat geçti, beyhude çabaları sonuç vermedi. Yoruldu, serilip kaldı yanıma…
Biraz dinlendik. İki beceriksiz kalkıp giyindik. Sessizce öğle yemeği için restorana indik. Ali abi bizi görünce yanımıza geldi. Soran bakışları üstümüzdeydi. Ekrem’e,
-“Nasıl oldu çocuklar?” diye fısıldadı. Ekrem başını iki yana salladı utançla…
-“Olmadı Ali abi…” dedi sıkıla sıkıla… “Dediğin her şeyi yaptım ama… Ya, nasıl söylesem… Şeyy… Çok dar, Gül de kasılıyor, bir türlü girmiyor…”
-“Tamam koçum… Siz oturun, yemeğinizi yerken ben bir çare bulurum” dedi Ali abi, yanımızdan ayrıldı. Biraz sonra yanımıza geldi. Elinde bir kreme benzer tüp vardı. Kocama uzattı,
-“Bakın, bu yağlı, özel bir krem, kayganlaştırıcı… Bu tür cinsel sorunlar için özel yapılmış.” dedi. Benim yüzüm kıpkırmızı oldu yine… Elindeki krem kullanılmıştı, kim bilir hangi kadınla kullanmıştı elindeki şeyi… Benim kızardığımı görünce rahatlatmak için atıldı.
“Sakın ha Gül, utanmana gerek yok. Herkesin başına gelebilir böyle şeyler… Ekrem, sen bunu penisine iyice sür, sonra yavaş yavaş eşinin içine girmeye çalış. Mutlaka faydası olur. Sen de biraz rahat ol Gül… Sıkma kendini… Kocana yardımcı ol biraz… Her kadın bunu yaşıyor, bu kadar korkmana, kendini kasmana gerek yok yavrum…”
Sonuç yine hüsran… Yemeği bitirmeden kalktık, odaya çıktık. Ekrem Ali abisinin verdiği kremi aletine sürdü iyice yedire yedire, ben çarşafın altında çırılçıplak yatakta yatarken… Sonra yanıma geldi. Beni öpmeye çalışırken kaygan, kremli erkekliği bacaklarıma sürtünüyordu.
Bir iki acemi öpüşten sonra heyecanla bacaklarımı araladı. Girmeye çalıştı. Ben yine aynı vaziyet… Uğraştı, etti, yine olmadı. Sinirle kalktı, duşa gitti. O giyinirken ben yağlanmış bacak aramı temizledim duşta, çıkıp ben de giyindim. Aşağıya indik.
Elimi bile tutmuyordu kocam… Beni suçladığı öylesine belliydi ki… Bense sessizce, utançla yan yana yürüyorduk. Ali abi karşımıza çıktı bahçede… Ekrem,
-“Olmuyor abi, bir türlü olmuyor…” dedi. “Balayı bitti, yarın gidiyoruz. Babamlarla aynı evde oturucaz. Yatak odamız üst katta, onlar alt katta… Biz bu otel ortamında bu işi yapamazsak, evde ailelerimizin yanında hiç yapamayız. Gül şimdi yaptığı gibi her denememizde bas bas bağırırsa başımıza toplanırlar, karımı kesiyorum diye… Bizim için hiç iyi olmaz bu durum… Mutlaka burada halletmemiz lazım abi… Yoksa sonumuz kötü…”
Ağlayacak gibi olmuş, sürekli konuşuyordu. Gözleri dolmuştu. Benim de ondan farkım yoktu. Kendimi suçlu hissediyordum bir de… Ali abi halimize üzülmüştü. Başını iki yana salladı.
-“Hay Allah, ne yapsak bilmem ki… Şimdiye kadar çoktan bitmesi lazımdı ama… Neyi eksik yapıyorsun Ekremcim, bilemedim.” Kocam bir bana baktı, bir adama…
-“Abi, bir şey dicem ama…” Hala yüzüme bakıyordu. Sonra bakışlarını kaçırdı. “Sen artık yabancımız değilsin abi… Ne olur, bize yardım etsen… Bizimle odaya gelip bize yardımcı olabilir misin?”
Şaşırıp kaldım. Ali abi de hayretle bakıyordu, o da şaşırmıştı. Ben utançla yüzümü yere eğdim. Neler söylüyordu bu kocam olacak adam böyle… Ama bir yandan da hak veriyordum. Öyle çaresiz bir durumdaydık ki… Mantık falan hak getire… Bir şey düşünemiyordum artık…
-“Siz bilirsiniz çocuklar… Ben her türlü yardımcı olmaya hazırım da… Bu şekilde olunca… Bilemedim… Sen ne diyorsun Gül? Kocanla aynı fikirde misin?”
Cevap veremedim bile… Kocam atıldı hemen, benim suskunluğumu evet olarak algılamıştı… Hem adama, hem bana bakıyordu anlatırken, onay istercesine…
-“O da bıktı artık abi… Sen hem bizim abimizsin, hem de bir yabancısın. Şu işi yardımınla bir halledelim, nasıl olsa seni bir daha görmeyeceğiz. Öyle değil mi Gül? Abi, ne olur yardım et bize…”
Ali abi bir müddet sesini çıkarmadan durdu, bize, özellikle bana baktı. Sanki bir kez daha düşünmemiz için zaman tanıyor gibiydi. Sonra da elindeki anahtarlıktan bir anahtar çıkartıp kocama uzattı.
-“Tamam koçum. Üzmeyin kendinizi… Bakın ne yapalım… Bu anahtarı al sen… Otelin yan tarafında benim kaldığım müstakil müdür lojmanı var, biliyorsun, anlatmıştım sana… Siz oraya gidin. Bütün ev emrinize amade… Personel temizleyip toparlamıştır bu saatte… Evin banyosu, barı, yatak odası, kendi eviniz farz edin, istediğiniz gibi kullanın. Ben işlerimi halledeyim, bir iki saate kadar yanınıza gelirim. Siz beni bekleyin.” dedi Ali abi, yanımızdan ayrıldı. Kocama,
-“Nasıl yaparsın Ekrem?” diyebildim. “Elin adamı odamızda… Bizim yanımızdayken… Nasıl sevişiriz? Kıskanmaz mısın? İlerde başıma vurmaz mısın? Bunu isteyen sensin, bak, sonra beni suçlama bunu yaptığımız için…” Elimi tuttu,
-“Aşkım, seni çok seviyorum. Ama halimizi de görüyorsun. Kıskanacak halimiz mi kaldı? Ali abiye durumumuzu anlatırken sen de duydun. Dediğim gibi, bu işi mutlaka bu otelde bitirmemiz lazım… Ali abi bizi seviyor, yardımcı olacak mutlaka… Bak, evin anahtarını bile verdi adam… İnsan sevmediğine verir mi evinin anahtarını? Sen yokken bana neler anlattı neler… Bu otelde ne kadınlar geçmiş elinden… Ne yerlisi kalmış, ne yabancısı… Bizim gibi acemi değil ki… Problemimizi çözerse o çözer… Hadi uzatma, gel gidelim, o gelene kadar hazırlanalım.”
İçimden gülmek geldi. Anlaşılan, benim kocam saftı biraz… Daha dün tanıştığımız Ali abisi bizi seviyormuş da, evinin anahtarını vermiş de…
Sever tabi… Evinin anahtarını verir elbet… Geldiğimizden, tanıştığımızdan beri kedi ciğere bakar gibi bakıyor adam bana… Yirmi yaşında bakire lolitayım. Çarşıda pazarda laf atan abazaların dediğine göre, “Ufff… Taş gibi”yim.
Adım attıkça her yerim ayrı titriyor. Kalçalarımın diri yuvarlakları yürürken birbiriyle itişiyorlarmış, öyle diyorlar. Sütyen gerektirmeyen memelerim ayva gibi büyük, fakat dimdik, altında kalem durmuyor, bizim deli kızlarla yalnız kaldığımızda denemiş, yarışmıştık hatta hangimizin memeleri daha dik diye…
Yüzümün güzelliğini, tenimin duruluğunu, incecik belimi, bacaklarımın uzunluğunu da ekle bunların üstüne… Ali abi bunların hepsiyle yatağa girecek. Kocamla ikimiz bir şeyler yapmaya çalışırken, yanımızda durup bize tarif edecek… Canlı seks filmi…
Elbette sever bizi, evinin anahtarını verir… Hay benim beceriksiz kocam hay… Hay benim saf kocam hay…
Ne diyeyim… Çaresiz kocamla beraber el ele otelin yan tarafındaki müstakil villa tipi lojmana gittik, anahtarla kapıyı açıp girdik. Her şey çok güzeldi, mobilyalar, lüks eşyalar…
Kocam perdeleri kapatırken ben banyoya gittim, soyundum. Jakuzili lüks bir küvet vardı banyoda… Küvetin içinde güzel bir duş aldım. Kokulu parfümlü şampuanlarla yıkandım. Beni bekleyen geceye hazırlandım uzun uzun…
Banyoda işim bitince bornoza sarınıp çıktım. Ali abi gelmişti bile… Kocam adamı içeriye almış, heyecanla benim çıkmamı bekliyordu. Koltukta oturuyorlardı ikisi de, ellerinde viski bardakları… Ne yapacağımı bilemeden önlerinde dikilip kaldım. Kocam,
-“Abi, sen bizi bu dertten kurtar. Bize göster nasıl yapıldığını, öğret… Olmadı sen de bize katıl… Yeter ki bu iş bitsin artık…” dedi çaresizce… Ali abinin gözleri üzerimdeydi.
-“Tamam çocuklar… Hiç acele etmiyoruz. Vaktimiz bol. Yerimiz müsait. Yeter ki dediklerimi, gösterdiklerimi eksiksiz yapın siz… Bana güvenin, tecrübe konuşuyor burada… Siz hiç merak etmeyin… Otursana sen de Gül…” dedi karşısındaki koltuğu işaret ederek…
Ortadaki sehpanın üzerinde bir buz kovası, içinde boynu yaldızlı bir şişe, sanırım şampanya… Şişenin mantarını açıp ayaklı bir kadehi doldurup bana uzattı. Elimi uzatıp aldım, parmakları parmaklarımı okşadı kadehi verirken… Ürperdim. Ali abi elindeki kadehi havaya kaldırdı, bizim bardaklarımıza tokuşturarak,
-“Hadi bakalım, başlamadan birer kadeh parlatalım beraber, rahatlayalım biraz… Hadi şerefinize…” diyerek elindeki bir iki parmak buzlu viski dolu kadehi bir yudumda bitirdi. Biz de onu taklit ettik.
İlk kez içki içiyordum. Şampanyanın tadı hoşuma gitti. Kabarcıklar genzimi gıdıkladı. İki erkek ısrar kıyamet, kadehi bitirmem için teşvik ettiler. Gülerek sonuna kadar içtim. Birer kadeh daha doldurdu hepimize Ali abi… Birer kadeh daha yudumladık.
Başım dönmeye başlamıştı hafiften… Koltukta bacak bacak üstüne atmış, üstümde sadece kısacık bir bornozla oturuyordum önlerinde… Ali abinin gözleri üstümdeydi. İnce bornoz kumaşının sardığı biçimli vücudumda, kısa bornozun eteğinin açıkta bıraktığı, tertemiz, ışıl ışıl parlayan bacaklarımda dolanıyordu bakışları… Sonunda kadehli eliyle işaret etti,
-“Gül, ayağa kalkar mısın güzelim?” dedi. Elimde kadehle kalktım. “Şu bornozu indir bakalım önce, güzelliklerini görelim…” dedi. Kocama baktım, parlayan gözlerle bana bakıyordu. Utançla kıvranarak,
-“Yapamam abi… Kocamın yanında bile soyunmaya çekiniyorum. Hele sen varken…” diyebildim.
-“Bak güzelim… Bak bebeğim… İlk dersimiz bu zaten… Siz artık karı kocasınız. Birbirinizden utanmak, çekinmek olmaz. Çırılçıplak birbirinizi göreceksiniz, coşacaksınız, sevişmek isteyeceksiniz, canınız seks yapmayı çekecek… Soyunmadan nasıl sevişmeye çalışıyorsunuz siz bakalım?” Kocam şikayetçi bir sesle,
-“Hep çarşafın altında abi… Gece karanlıkta, ışık sönükken…”
-“Olmaazz… Eğer mutlu olmak istiyorsanız, kaç göçü, utanmayı, arlanmayı unutacaksınız. Ah Gül… Sen öyle güzelsin ki Gül… Her yerin harika, taş gibi… Ben olsam utanmayı bırak, bu güzellikleri etrafa göstermek için bahaneler yaratırdım. Kocanın yerinde ben olsam otelin havuzunda, deniz kenarında seni üstsüz gezdirirdim bu dipdiri, harika güzel göğüslerinle… İnsanlar güzel görsün diye… Hadi, bırak utanmayı da, soyun güzelim…” diye ısrar etti adam… Uzanıp elimdeki boş şampanya kadehini alıp sehpaya bıraktı.
Bu kadar iltifattan, pohpohlamadan sonra bana da bir cesaret geldi. Saçıma sardığım havluyu çıkardım. Uzun sarı saçlarımı sallayıp açılmasını sağladım önce… Bornozun kuşağını çözdüm. İki erkeğin gözleri üstümdeydi. Açmadan önce bir an durup onlara baktım, hadi der gibi başını salladı Ali abi… Kocam da ondan farksız… Karısı elin adamının önünde çıplak kalsın diye merak ve heyecanla sikini kaldırmış bekliyor pezevenk kocam…
Yavaş hareketlerle, utanarak, bornozun yakasını açtım. El değmemiş memelerim meydana çıktı önce, ayva tüylü göbeğim, pırıl pırıl yaptığım üçgenim, uzun bacaklarım sırayla erkeklerin gözlerine serildi. Yüzüm kıpkırmızı, başım öne eğik, karşıya, beni izleyen erkeklere bakamadan omuzlarımdan aşağıya bıraktım bornozu… Kayıp yere yığıldı kumaş parçası… Çırılçıplak kalmıştım. Utanarak bir kolumla göğüslerimi, bir elimle önümü kapattım.
Ali abi hayran hayran bakıyordu bana… O elinden çok kadın geçmiş tecrübeli adam, ben körpe bakirenin çırılçıplak vücuduna bakarken ağzı sulanıyordu.
-“Ellerini de çek bebeğim… Kocan her yerini görmeli senin… Bütün güzelliklerini görsün. İştahı açılsın. Canı seni yemek istesin. Şu anda benim olduğu gibi…” Ellerimi çektim, yana bıraktım. Şimdi tüm çıplaklığımla önlerinde dikiliyordum. İki erkeğin de elleri kabarmış önlerinde, ovalayıp duruyorlardı. “Ohhh… Seni her gördüğümde seni yemek istiyorum. Bak şimdi, seni nasıl istiyorum, kendin gözlerinle gör yavrum…”
Ali abi ayağa kalktı. Üzerindeki gömleği ve kotu bir hamlede çıkardı. Bacaklarının arasındaki kalın erkeklik taş gibi havaya dikildi bir anda… Güneşin altında bronzlaşmış, kılsız kaslı bedeni çok güzel görünüyordu. Kocama işaret etti, o da aynısını yaptı, kocam da bir anda çıplak kaldı. Onun beyaz, kıllı vücudunu, bacaklarının arasındaki orta boy, ince sikini ezberlemiştim iki günde…
Benim ilgimse daha çok Ali abinin tek gözlü canavar gibi bana bakan erkeklik organındaydı. Kocamın incesinin yanında bu koca şey, çok haşmetli görünüyordu. “İyi ki kızlığımı kocam bozacak, kocam sikini sokacak bana… Yoksa bu kocaman şeyi nasıl alıyor kadınlar acaba” diye geçirdim içimden… Ali abi, aç gözlerini benden ayırmadan kocama seslendi,
-“Eh, istersen önce ben başlayayım bari Ekrem… Önce ben bir göstereyim, sonra sen devam edersin, benim yaptığım gibi aynı şeyleri yaparsın karına…” dedi.
-“Sen bilirsin abi… Başla, bildiğin gibi yap… Sana bağlıyız…” dedi kocam eliyle kalkmış sikini okşayarak… Nerdeyse ağzından salyaları akacaktı bana bakarken…
Ali abi yaklaştı, beni kollarının arasına aldı. Sımsıkı sarıldı. Önündeki erkeklik organı taş gibi önüme batıyordu. Heyecandan ölmek üzereydim. Kocama öğretmek için de olsa, çırılçıplak yabancı bir erkeğin çıplak vücuduma sarılması heyecanlandırmıştı beni… Yüreğim kuş gibi, göğsümün içinde çırpınıyordu sanki… Ben de kuş gibiydim ya onun yapılı gövdesinin yanında, beni saran kaslı kollarının arasında…
Eliyle çenemden tutup başımı yukarıya kaldırdı. Aralanan dudaklarımın üzerine dudaklarını bastırdı. Önce dudaklarımı okşadı dudaklarıyla, dili alt dudağımda, üst dudağımda dolandı, sonra emdi. Dilinin sıcaklığını dudaklarımda hissettim. Nefes alabilmek için aralanan dudaklarımdan dilini içeriye kaydırdı, benim dilimi okşadı diliyle… İçim gıcıklandı dilimi okşadığında… Nefesi bir hoş kokuyordu, başımı döndürüyordu.
Dizlerim titriyordu kollarının arasında… Düşmemek için, yılan gibi kaymamak için ben de ona sarılmak zorunda kaldım. Bedenim ateşler içinde kalmıştı. Göğüslerim onun göğsünde eziliyordu. Uçları kabarmıştı. Karnımda, kasıklarımda yangın başlamıştı sanki… Elleri her yanımda dolaşıyordu adamın… Okşandıkça kedi gibi mırıldanasım geliyordu, bayılıyordum okşamasına, zevk alıyordum. Hayranlık dolu bir sesle,
-“Oğlum, böyle fıstık gibi kızı nasıl sikemezsin sen, aklım almıyor bir türlü…” dedi kocama… Sikmek mi? Üfff… Terbiyesiz… Çok utandım. Ama aldığım zevk, utanma hissini bir anda bastırdı. Ellerim onun sırtında dolaşıyor, kaslarını okşuyordum tek tek… Kendimi kaptırmıştım iyice…
-“Çok güzelsin bebeğim… Memelerin taş gibi… Gerçekten hiç ellenmemişsin… Ohhh… Füze gibi… Memelerin, götün, göbeğin, bacakların… Her yerin harika…” diye diye okşuyordu beni… “Bak koçum… Dikkatle bak bana… Ne yapıyorum, nasıl yapıyorum dikkat et… Biraz sonra sen de aynını yapacaksın ha…”
Boynumu, gerdanımı öptü. Memelerimi, kabaran uçlarını dudaklarıyla, diliyle dolaştı. Ayva göbeğimi tavaf etti alçalarak… Önümde diz çöktü. Bacaklarımı okşuyor, dudaklarıyla içlerini öpüyordu. Daha rahat çalışsın diye araladım bacaklarımı… Başını önüme gömdü. Birden ıslak ve sıcak dilini amımın yarığında hissettim. Sanki elektrik çarpmış gibi titredim bir anda… Düşmemek için omuzlarından destek almak zorunda kaldım. Yavru köpek gibi yalıyordu amımı… Şapırtı sesleri yükseliyordu. Gözlerim yarı kapandı zevkten… İçimden bir şeylerin aktığını hissettim.
-“Ohhh… Çok tatlısın bebeğim… Tazecik amcığın… Tam yalamalık, öpülmelik… Ooohhh… Can suyu gibi suyunun tadı… Bal gibi… Erkeğinin ömrüne ömür katarsın sen, canımm…” diye diye yaladı beni…
Dizlerim titriyordu. Omuzundan destek almak için tutunmaya çalışan parmaklarım şimdi etine gömülmüştü. Kendimi kaybetmek üzereydim. Düşeceğimi anlayınca kalktı bir anda, kollarının arasına alıp yatak odasına götürdü beni… Kocam da arkamızdan geliyordu meraklı kediler gibi… Yavaşça odanın ortasındaki çok geniş yatağa bıraktı. Açık vaziyette çalışan klimanın serinliği vurmuş saten yatak çarşaflarını buz gibi sırtımda hissettim, ürperdim. Kocama seslendi,
-“Gel sen de karının diğer tarafına uzan koçum… İki taraflı çalışıcaz karının üzerinde… Bu güzel taşbebeği zevkten kıvrandırmamız lazım… Hadi bakayım, göreyim seni…”
İki yanımda iki erkek uzanmış yatıyordum. Üçümüz de çırılçıplak… Ali abi bir yanıma yaklaştı, kocam diğer yanıma… Sertlikleri iki yanımda hissettim. Erkeklikleri taş gibi, bacaklarıma, kalçalarıma batıyordu. İki yandan okşamaya başladılar. Ali abi ne yapıyorsa, kocam da kopya çeken öğrenciler gibi, aynısını yapıyordu diğer tarafımda…
İki tarafımdan birden dört tane el, iki tane dudak, dil her yerimde dolaştı uzun uzun… Gerçekten adamın dediği gibi zevkten kıvranmaya başlamıştım. Nefes alamıyordum. İlk kez orgazmı tattım o sırada… Şehvetle kasıldım, dakikalar boyu titredim.
Durulunca Ali abi omzumdan tutup yana yatırdı beni, kocamdan tarafa… Kocam önden memelerimi yalıyordu, adam arkamdan boynumu, omuzlarımı, sırtımı… İnleyerek kocamın saçlarına asıldım, kendime çektim kafasını… Memelerimle yeteri kadar uğraşan kocam memelerimi bırakıp amıma indi, Ali abinin dili de sırtımı okşaya okşaya popoma geldi…
Kocamın dili yarığımda, amımın dudaklarında, arasında dolanırken, arkamdaki dil de götümün deliğini yalamaya başladı. Ali abinin büzüğümde daireler çizen sıcak ve nemli dilinin ucu yalarken delirtecekti beni… Artık zevkten inlemeye başlamıştım. Yine de kendimi sıkıyor, dudaklarımı ısırıyordum fazla ses çıkmasın diye… Hemen anladı kurt herif,
-“Sıkma kendini bebeğim… Nasıl istiyorsan öyle davran… Bağır, inle, çığlık at… Müstakil ev burası… Kimse duymaz seni burada… Rahat ol… İçinden geleni yap, hissettiklerini dışarıya vur. Kasma…”
Dediğini yaptım ben de… Kendimi koyverdim. Çığlık atıyordum artık… Öyle bir şehvet dalgası sarmıştı ki her yerimi… Kimse tutamazdı beni bu saatten sonra… Nasıl dayanayım? Önümde bir dil, arka deliğimde bir dil… İkisinin de elleri her yerimde… Memelerimde, kalçalarımda, bacaklarımda… İkinci kez de o sırada boşaldım. Tesbih böceği gibi kıvrılıp kaldım, kocamın başını kasıklarımda kıstırmış kasılırken, Ali abi hala arkamda minik deliğimi yalıyor, beni delirtiyordu.
Daha ikinci boşalmam bitmeden, Ali abi kendine çekti beni… Önüne aldı, sırtüstü yatırdı. Ayaklarımdan tutup havaya kaldırdı, bacaklarımı omuzlarıma kadar bastırdı. Zevkten, yaşadığım orgazmlardan batak tarla gibi sulanan, dudakları şişen kukum havaya bakıyordu. Üzerime eğildi. Amıma kocaman, ıslak bir öpücük kondurup hırsla am dudaklarımı emdi. Yine kıvrandım. Sonra da kalkıp o kalın, taş gibi sertliğiyle ıslak am dudaklarımı ezmeye, masaj yapmaya başladı.
Kendimi ölecek gibi hissediyordum. İki üç gündür, gece gündüz kocam her denediğinde acıdan, korkudan bağıran Gül gitmiş, onun yerine durmaksızın, ara vermeksizin zevkten bağıran, adeta azgın dişi köpek gibi uluyan bir Gül gelmişti.
Kendime, yaptıklarıma, vücudumdaki değişikliklere inanamıyordum. Kocam da aynı şeyi düşünüyor olmalıydı. Yanımızda uzanmış, karısının bacaklarını ayırarak koca sikini karısının amına sürtüp duran elin adamını izliyordu siki elinde… Dişlerinin arasından tısladı,
-“Orospuu… Neler çektirdin bana iki gündür… Şimdi zevkten bağırıyorsun. Ne farkı var benim yaptıklarımın…?”
Haklıydı bir yerde… Ne farkı vardı ki? O da erkekti, şu amıma sikini sürten koca yaraklı herif de… Kocam da denemişti bunu, hem de onlarca kez… Kuru kuru, tükürükleyerek, ıslatarak, krem sürerek, kayganlaştırıcı sürerek hatta… Ne olmuştu da ben bu hale gelmiştim? Benim yerime kocamın ortağı cevap verdi,
-“Kendinizi kastınız da ondan…” dedi Ali abi… “Bunu bir görev olarak gördünüz. Bir an önce kızlık zarından kurtulmak istediniz. Zevk almayı düşünemediniz heyecandan… Sen kendini kastın, Gül acıdan korktu. Ama bu gece öyle mi? İkiniz de rahatladınız. Şampanyalar, viskiler içtiniz. Çakırkeyif oldunuz, gevşediniz. Sonra şu da var. Benim, bir yabancı erkeğin sizin yanınızda olması da etkiledi sizi bence… Çıplaklığımızdan tahrik oldunuz. Doğru mu Gül? Ne diyorsun…”
Konuşurken hala kalın sikinin damarlı gövdesini amıma sürtünüyordu boylu boyunca… Am dudaklarımın arasında gidip geliyor, sikinin ıslak başı kabarmış klitorisimi okşuyor, beni kıvrandırıyordu sürekli… Nefes nefeseydim… Kocam da elini uzatmış, taş gibi olmuş memelerimi okşuyor, avuçluyor, uçlarını emiyor, zevkime zevk katıyordu bir yandan…
-“Evet… Evett…” diyebildim. “Bu gece… Değişik… Bambaşka… Ben… Çok zevk alıyorum Ali abi… Ekrem… Kocacımm… Ohhh… Bitiyorum… Ölüyorum zevkten…”
-“Bir de içine girmeye çalışmıyorum ya… Onun için rahatsın bu kadar, kendini zevke kaptırıyorsun. Ne dersin? Gireyim mi içine? Yoksa biraz daha sevelim, okşayalım mı seni? Biraz daha uzun sürsün ister misin?” Deli gibi kıvrandım altında…
-“Ohhh… Ali abiii… Ne istersen yap bana… Gir içime… Sik beni… Çok güzel yapıyorsun… Bitiyorumm… Ohhhh…” diye inledim. Bu kez kocama döndü,
-“Karın sikilmek istiyor. Beni istiyor koçum… Sen ne diyorsun? Gireyim mi? Sikeyim mi karını? Kızlığını ben alayım mı? Yoksa sana mı bırakayım? Kendine güveniyor musun, yapabilecek misin?”
Baktım kocamın siki de sertleşmiş, önünde taş gibi görünüyordu. Ama tereddüt ediyordu, o kendimden geçmiş halimle farkına varabiliyordum durumunun… Tekrar deneyip başaramamaktan, Ali abisinin önünde rezil olmaktan korkuyordu, emindim bundan… Gözümün içine bakıyordu sorarcasına… Dik dik baktım ben de kocama,
-“Hadi, ne yapacaksanız yapın artık… Hadi Ali abi, madem sen başladın, sen bitir. Üçümüz bu vaziyetteyken, kızlığımı kim bozmuş, beni kim sikmiş, bir önemi kalmadı ki… Hadi, bitir beni… Kurtar beni… İçime gir…” diye yalvardım adeta… Az önce sevişmeye başlarken adamın kalın sikine korkarak bakarken, şimdi şehvetten o koca şeyi içime sokması için yalvarır hale gelmiştim. Kocam da onayladı,
-“Tamam abi… Gül’ün dediği gibi… Hazır üstündeyken bitir bari işi… Benim için de sakıncası yok.” dedi. Sırıttı sonra, “Bu da öğretmenimize teşekkür hediyemiz olsun.” Terbiyesiz sapık… Benim bekaretimi bir hediye olarak görüyordu. Hediye olarak sunuyordu elin adamına…
-“Peki canım, peki prensesim… Aç bacaklarını öyleyse… Hediyemi alayım senden… Seni kadın yapmanın zamanı geldi artık…” dedi Ali abi… Bacaklarımı omzumdan indirip ikiye ayırdı iyice, sikinin başını amıma dayadı. Öyle ıslanmıştım ki… Öyle zevk alıyordum ki… Korku değildi hissettiğim… Zevkti, heyecandı, şehvetti… Bekliyordum. Beni sikmesini, bekaretimi bozmasını heyecanla bekliyordum.
Fazla bekletmedi. Zevk sularımda ıslattığı sikinin başını birkaç kez daha sürtüp kapıma dayadı. Islak başı benim ıslak am dudaklarımın arasından kolaylıkla iç dudaklara ulaştı, zorlamaya başladı. Canım yanmasa da zorluyordu deliğimi..
“Ayy” diye bağırdım ama aldırmadı bile… Kocam olsa hemen bırakmıştı o anda… Canım yanacak diye ödü patlıyordu. Bu adamsa aldırmıyordu bağırmama… Kısa kısa hamleler yapa yapa, alıştıra alıştıra, milim milim bastırdı sikini… Kalınlığı amımı yardı bir hamlede, kocaman başı tamamen kayboldu.
-“Ahhh…” diyerek çığlık attım, omzunu ısırdım adamın… Yine aldırmadı. Biraz bekledi. Kaslı bedeni üzerimde, kollarından destek alarak ağırlığını vermeden, şınav çeker gibi duruyordu.
Sonra kalçalarını oynatmaya başladı içimdeki kalın sik kıpırdanıp duruyordu. Minik minik hamlelerle zorlayarak alıştırdı iyice… Ben kendimi kaybetmek üzereydim artık… Öyle zevk alıyordum ki… Bacaklarımın arası dolmuştu tamamen…
Sonunda… Bir anda kalçasını indiriverdi, o koca siki bir anda köküne kadar amıma girdi. Bir kısa, şimşek gibi sancıyla sarsıldım. Adamın altında gerilirken başımı arkaya attım,
-“Yandım anam…” diye bağırdım acıyla… Yırtmıştı beni… Bakire değildim artık… İlk erkeğim yakışıklı bir yabancı olmuştu. Hem de sapına kadar erkek… Hem de kocamın önünde…
-“Şşşttt… Tamam güzelim… Bitti… Bu kadar… Sakin ol… Geçmiş olsun…” diyerek dudaklarımı öpücüklere boğdu.
Gerçekten dediği gibi o çok korktuğum, kocamı üç gündür uğraştırdığım olay bu kadardı. Bitmişti. Ardından zevk dalgası yine geri gelmeye, acının üzerini örtmeye başladı. Üzerime abandı, ağırlığını verdi. Altında eziliyordum, nefes alamıyordum ağırlığından… Memelerim onun kaslı göğsünün altında yassılmıştı adeta… Fakat şikayetçi değildim bundan… Aksine zevk veriyordu beni ezmesi…
Ardından kalçalarını oynatmaya başladı bacaklarımın arasında… İçimdeki kalınlık da oynuyor, sıcak ve sert et parçası vajina duvarlarımı sağa sola itiyordu. Başını ta diplerimde hissediyordum. Yumurtalıklarıma değiyordu herhalde… Kıpırdanırken oralarımı bile okşuyordu sikinin başıyla…
Acı yoktu artık… Zevk… Zevk… Zevk…
Bacaklarımı beline sarıp iyice açtım. Kasıkları amıma baskı yapıyordu. Böylece daha çok açılmıştım, daha çok içime alabiliyordum ilk erkeğimi… Kalçalarını indirip kaldırmaya başladı minik minik… Offf…
Sonra yavaşça, uzun uzun inip kalkmaya başladı. İçine ilk erkeğini almış vajinam, tüm darlığına, sıkılığına rağmen engel olamıyordu içinde gidip gelen vahşi hayvana…
Ali abi bacaklarımın arasında doğruldu bir an… Siki hala içimdeydi. Gözleri gözlerimde, ellerini saçına götürüp at kuyruğu yaptığı saçını serbest bıraktı. Uzun, parlak siyah saçları omuzlarına döküldü. Yanık teni, kaslı gövdesiyle bacaklarımın arasında bir Kızılderili tanrısı vardı sanki…
Elini uzatıp aramıza soktu, am dudaklarımın arasında şişip sertleşmiş klitorisimi okşadı. Islak parmaklarının arasında ezdi, beni zevkten bağırttı. İçimdeki kalın sikini kasıp bırakıyor, minik minik oynatıyordu bunu yaparken…
Gerçekten delirmek üzereydim. Nefes alamıyordum adeta… Bir de kocam yanımızdan başını uzatıp memelerimi emmez mi?
Üstümdeki Kızılderili klitorisimle oynamayı bırakıp üstüme kapandı bir anda… Hızla gidip gelmeye başladı amımda… Sürekli… Piston gibi yarıyordu amımı koca yarak… Artık gözlerim kaymaya, üçüncü orgazmıma yaklaşmaya başlamıştım. Başımı iki yana sallıyor, çığlıklar atıyordum.
-“Ohhh… Ali abii… Çok güzel… Ahhh… Bitiyorumm… Ölüyorum ben… Çok güzel Ekremm… Kocamm… Çok zevk veriyor Ali abi… Ooohhh…”
Çırpınıyor, ellerimi boynunda, omuzlarında, sırtında dolaştırıyor, uzun siyah saçlarını çekiştiriyordum. Zevkten ne yaptığımı bilemeyecek hale gelmiştim. Tırnaklarımı sırtına batırıyordum çılgınca… Ali abi iyice hızlandı, hızlandı…
-“Offf… Sen de harikasın bebeğim… Dayanamıyorum… Amcığın daracık… Sımsıkı… Kendimi tutamıyorum artık… Ohhhh…”
Son anda kalın yarak içimden çıkıverdi. Ben hayal kırıklığıyla, ne oldu diye başımı kaldırıp bakınırken elinde tuttuğu kanlı sikinin ucundan beyaz sıvılar yüzüme doğru fışkırmaya başladı. Boşalıyordu.
Son damlalar yavaşladı, inip kalkan göğsüme, karnıma geldi, sonunda bitti. Kocam da yüzüne gelen bir iki damlayı elinin tersiyle sildi. Bacaklarımın arasından kalkarken,
-“Hadi Ekrem… Sıra sende… Karın sikilmeye hazır… Gelmek üzere… Sen devam et şimdi… Aynı benden gördüğün gibi yapacaksın… Hadi koçum, güzelce sik karını… Yüzümü kara çıkarma…”
Dirseklerime dayanıp baktım. Kızlık kanımdan amımın dudakları pembeleşmiş, altımdaki saten çarşafa sızmıştı. Biraz yana kaydım. Kocam hemen yerini aldı. Zaten kalkmış durumdaki sikini amıma geçirdi. Az önce içimi yaran kalınlıktan sonra siki pek kolay girdi içime… Gidip gelmeye başladı.
Bu kez kocam sikiyordu beni… Daha inceydi ama yine de zevk veriyordu. Kasıkları klitorisime çarpıyor, sikinin başı içimde kendini hissettiriyor, taşakları arka deliğime çarpıp duruyordu pompalarken…
Çok sürmedi. Günlerin beklentisi, stresiyle dolan kocam boşalmaya başladı hırlayarak… Onun inlemeleri, içimde gidip gelmesi beni de etkiledi, ben de boynuna sarılıp orgazm olmaya başladım.
-“Sonunda…” diyebildim, başımı arkaya atarak serilip kaldım.
-“Sonunda…” dedi kocam da… Yanımda körük gibi nefes alıp veriyordu sırt üstü yatmış…
Dinlenip kendimize geldik. Bu arada Ali abi belinde havluyla duştan çıkıp geldi. Yanımıza yatağa uzandı. Benden taraftaydı. Eğilip dudaklarımı öptü.
-“Hadi güzelim… Siz de gidip duşunuzu alın. Şu kanları, spermleri temizle vücudundan… Ben de çarşafı değiştireyim. Giderken çarşafı almayı unutmayın, eve götürürsünüz gerdek gecenizin hatırası olarak…”
Kalktık, banyoya gittik kocamla… Bir güzel temizlendik. Bacaklarımı açıp örselenmiş kadınlığıma ılık suyu tuttum, bir güzel temizlendim. Kocamı yıkadım. O da beni yıkadı. Kaygan duş şampuanıyla, köpükle kaplı vücutlarımız birbirini okşadı kaygan kaygan…
Benimkinin siki kalktı yine… Tutup okşadım. Görevini yapmıştı yardım almak zorunda kalsa da… Bundan sonrası kolaydı artık…
Kurulanıp çırılçıplak, el ele içeriye gittiğimizde Ali abi de çarşafını değiştirdiği yatakta sırtüstü uzanmış, o da çıplak vaziyette, bizi bekliyordu. Beni görünce gözleri parladı adamın…
Siki yine bacaklarının arasında dimdik tavana bakıyordu. Uzun siyah saçları beyaz yastığın üzerinde, geniş göğsünde yayılmıştı. Beyaz satenlerin üzerinde esmer, güneş yanığı vücudu harika görünüyordu. İştah açıcı… Davet edercesine bana elini uzattı,
-“Sizi bilmem ama, ben doymadım.” dedi.
Yanına gittim o vaziyette… Çıplaklığımdan utanmıyordum artık, rahat hareket edebiliyordum. Artı, kocama sorma, izin alma gereğini de duymuyordum bu saatten sonra, bunca yaşanmışlıktan sonra… Baştan izin vermişti yapacaklarıma pezevenk kocam…
Yan dönüp bana uzandı. Elimi tuttu. Saygıyla, değer verdiğini göstererek… Kendimi saraylı bir kadınmışım gibi hissettiriyordu bu adam… Uzandığı yerden elimi kaldırdı havaya… Gözleri beğeniyle çıplak vücudumda dolaştı bir süre… İlk erkeğimin bakışları altında, mutlulukla kıvandım. Göğüs uçlarım dikleşti bir anda… Tüylerim ürperdi. Ali abi kendini geriye, yatağa atıp taş gibi olmuş sikini gösterdi boştaki eliyle,
-“Güzel Gülüm… Hadi gel, şunun üstüne çık istersen… Bir de böyle tadına bakayım senin… Sen de dene bunu… Kocana da uygularsın. İkinizin de hoşuna gidecek, emin ol bebeğim…”
Yaklaştım, yatağın üzerine çıktım dizlerimle… Sonra da bir bacağımı aşırıp belinin iki yanında dizlerimin üzerinde dikildim. Sikini bir eliyle tutup, diğer eliyle kalçalarımı yönlendirdi, sikinin hizasına gelmemi sağladı. Başı amımın dudaklarına değiyordu şimdi…
Eliyle hareket ettirip sikinin başını sürttürdü. Şimdiden ıslanmıştım bile… Başımı eğip baktım. Pembecik içimden sular süzülüyor, beni sikmek üzere hazırlanan yarağın başını ıslatıyordu. Öyle güzel bir manzaraydı ki…
Kapıma dayanmıştı harika siki… Eliyle tutmayı bırakıp iki eliyle belime sarıldı. Yavaşça, dikkatle aşağıya çekmeye başladı beni… Siki zorladı, amımın dudaklarını yararak hafif hafif içime gömülmeye başladı. Eğilmiş, dudaklarımı ısırarak bakıyordum içime giren şeye… İlk kez olduğu gibi zorlanmıyordum pek…
Islak ve kaygan tünelimi ikiye yararak santim santim kaymaya başladı koca yarak… Bacaklarımın arası, kasıklarım gerildi. İçimdeki dolgunluk hissi inanılmazdı. Elimi uzatıp amımın dudaklarını ikiye ayırdım, sikinin girişini biraz daha kolaylaştırdım. İndim, indim, indim… Sonunda kasıklarımız öpüştü. O koca aleti içime alabilmiştim sonunda… Dudaklarımı ısırmaktan kan oturmuştu. Bittiğini anlayınca bir oh çektim.
-“Ohhh… Çok güzel…” diyebildim.
Bir süre o vaziyette bekledik. Organlarımız birbirine kaynaştı, alıştı. Kocam yanımıza, yatağın kenarına oturmuş, dikkatle bize bakıyordu. Ali abinin koca sikinin içime nasıl girdiğini izlemişti baştan sona… Gülümseyerek elini uzattı, göğsümü okşadı, parmaklarıyla ucunu ovaladı. Şimşek çaktı sanki… Yine kıvrandım.
Offf… Amımdaki yabancı erkeğin koca sikinin sertliği, klitorisime baskı yapan kasıkları, meme ucumda kocamın parmakları… Şehvet dalgası yine sarıverdi bir anda her yanımı… Bulutlara yükselmeye başladım.
Ellerimle altımdaki erkeğin göğsünden destek aldım, kalçalarımı oynatmaya başladım. Hem zevk almak, hem de erkeğime zevk vermek istiyordum bütün içtenliğimle… İçimdeki kadını meydana çıkarmıştı bu adam… Ona ne yapsam, ne kadar zevk versem azdı.
Sonra, koptuk artık… Alttan kalçalarını indirip kaldırarak amımı dövüyordu Ali abi, ben sağa sola kalçalarımı oynatıyordum. Kocam ayağa kalkmış, sertleşmiş sikini ağzıma sokmuştu. Yalıyor, emiyor, hatta dişliyordum.
Saçlarımdan tutup başımı kasıklarına bastıran kocam sürekli inliyordu. Ali abi zevkten hırlıyordu altımda… Bense fırsat bulduğum her an kocamın sikini nefes alabilmek için ağzımdan çıkarıyor, zevkten deli gibi çığlıklar atıyordum.
Dakikalarca sürdü bu savaş, bu hengame… Sonunda Ali abi hışımla altımdan kalktı. Sikini içimden çıkarmamıştı bile… Kırkpınar pehlivanı gibi döndürüp yatağa gömdü beni… Şiddetle pompalamaya devam etti. Dayanamıyordum. Öleceğimi hissediyordum.
Üstümden doğruldu, bacaklarımı göğsüne çekip o şekilde sokup çıkarmaya başladı. Kocam da dizlerinin üstünde yaklaştı yanımıza, sikini ağzıma verip emmemi istedi. İstediğini yaptım ben de… Çığlık atmaktan fırsat bulduğum her an sikini yalayıp emdim biteviye… Kocam siki emilirken elini uzatmış memelerimi mıncıklayıp duruyor, beni daha da delirtmeye çalışıyordu.
Önce kocam geldi. Gerilen, damarları çıkan sikinin ucundan döllerini fışkırttı ağzımın derinliklerine… Yapacak bir şeyim yoktu, kaçamazdım, yutkunup mideme gönderdim gelenleri… Çıkardığında son damlaları yüzüme gözüme attırdı. Gözlerim kaymıştı zevkten, hala amımı yara yara sikiyordu üstümdeki erkek… Hızlandı, hızlandı…
Ben bittim artık… Feryat figan, kasılmaya başladım. Zaten daracık olan amım kasıla kasıla, içindeki erkeklik organınını derisini yüzecek gibi sağdı orgazm olurken… Benim orgazmım bitmek üzereyken Ali abi dayanamadı daha fazla… Yine boşalmadan çıktı içimden, başımı tutup kasıklarına çekti. Daha siki dilime değer değmez, o da taşaklarındaki bütün dölü ağzıma fışkırttı. Tüm yüzüm bembeyaz sıvanmıştı spermlerle… Kocamınkiyle onun spermleri birbirine karıştı.
Yatağın üzerine serilip kaldık üçümüz de… Fırtına bitti. Nefes nefeseydik… Dilimi çıkarıp dudaklarımın kenarındaki, artık hangisinin olduğunu bilemediğim dölleri yaladım. Hayatımın ilk döl tadını tattım o gece…
Biri gidip şampanya şişesini getirdi. Şişeyi ağzıma dayayıp içtim. Ağzımda kalan dölleri şampanyayla yıkadım, mideme gönderdim. Onlar viskilerini yudumlarken ben duş alıp geldim. Islak ıslak, çırılçıplak yatakta uzanırken şampanya şişesini bitirdim tek başıma…
Tabi hemen bitmedi gece… Ali abi tüm deneyimiyle gücü tükenmez bir aygır gibiydi. Biz karı koca da çölde aç susuz kalmış iki bedevi gibiydik. Sekse susamış… Dura dinlene seviştik. Zevkin zirvelerine çıktık. Kah kocam sikti beni, kah Ali abi…
Biri sikerken diğeri yardım ediyor, iki erkeğin arasında zevkten deliye dönüyordum. Biraz mola veriyor, bir iki yudum içki içiyor, kendimize gelince tekrar kıpırdanmaya, sevişmeye başlıyorduk. Genelde fitili ateşleyen ben oluyordum. İki erkeğin arasında seks manyağı gibi bir şey olmuştum.
Ali abi hayatımda tatmadığım zevklerle tanıştırdı beni… Götümden sikilmenin zevkine erdim. Onun açtığı, genişlettiği arka kapımdan yine fırsatçı, bedavacı kocam fazla uğraşmasına gerek kalmadan girdi.
Yine bir ilk… Ali abi sikinin üstüne alıp zıplatırken kocama işaret edip arkama sokturdu. Zar zor alabildim iki erkeği birden… İkisi aynı anda sokup çıkardı içime… Biri amıma girdi, öbürü götüme… İki deliğim de iki ayrı sikin tadını aldı değiştire değiştire… İki erkeğin arasında tost oldum, şehvetten delirdim… Bitirdiler beni…
Sabahın ilk ışıkları perdeleri aydınlatırken biz bittik artık… Üç çıplak beden birbirimize dolanıp uykuya daldık. Öğleden sonra uyanıp kalktık, toparlandık. Ali abiyle son bir kez yatakta vedalaştık. Son bir kez amımla, götümle teşekkür ettim öğretmenimize…
Kocamla giyinip odamıza gittik, eşyalarımızı aldık. Resepsiyonda hesabı keserken yanımızda bekledi Ali abi… Dışarıya, arabaya kadar uğurladı. Son bir kez, arabaya binmeden önce sımsıkı sarıldı bana… Derin bir öpücük… Dili dilimi okşarken kendimden geçtim yine… Boynuna sarıldım.
Tüm gece sikişmemize rağmen içim kıpır kıpırdı, onun yine sertleşen siki mini eteğimin üstünden kasıklarımı zorluyordu. Etrafımızda gülerek bize bakanları, arabada beni bekleyen kocamı umursamıyorduk bile, birbirimize dalmıştık. Elleri kalçalarımı pençelemiş, sikinin üstüne bedenimi yapıştırmıştı.
Zorlukla Ali abinin elinden kurtuldum. Kocam kornaya basmasa ayakta sevişmeye devam edecekti benimle… Ben de bırakamıyordum ki… Arabamız hareket ederken işaret edip son anda camdan elini uzattı. Hediye paketi vardı elinde, bana verdi.
-“Bunu unuttunuz çocuklar…” dedi. Merakla yüzüne baktım, göz kırptı. “Gerdek gecemizin hatırası… Kanlı çarşafınız… Senin bekaret kanın…”
Başını camdan içeriye uzatıp yine dudaklarımı öptü son kez… Arkamızdan el salladı.
-“Off… Kocacım, kusura bakma…” diyebildim kocama. “Ali abinin elinden kurtulamadım. Eteğimin altından daldı öperken… Gece amım çok hırpalandı diye külot giymemiştim altıma… Herkes bize baktı öpüşürken, oramı buramı gördüler… Ali abi de ellemedik ne önüm kaldı, ne arkam, hiç bir yerimi bırakmadı. Utanmasa ayakta becerecekti beni…” Kocam gülümsedi gözünü yoldan ayırmadan, elini uzatıp mini etekli uzun bacaklarımı, içlerini okşadı kasıklarıma kadar…
-“Boş ver karıcığım, Ali abiye helal olsun. Hem bakarlarsa baksınlar…” dedi. “Demek altına külot giymedin ha? Amını götünü gördüler mi yani?”
-”Evet kocacım… Her yerimi gördüler…” dedim az önce Ali abinin kemirdiği dudaklarımı büzerek, şımarık kız sesimle…
-”Boş ver aşkım… Gören bir kere gördü. Bir daha zor görürler bu güzelliği… Hem sevaptır, görsünler…”
Kocamdan duyduklarım hoşuma gitmişti. Gülümsedim. Hoşnutlukla mırıldanıp kendimi koltuğun arkasına bıraktım. Sol eliyle direksiyonu kullanan kocamın, boştaki sağ eliyle mini eteğimi sıyırıp bacaklarımın içlerini okşayan elinin, gecenin yorgunu kadınlığımın dudaklarında dolaşan parmaklarının verdiği hazza bıraktım kendimi… Zevk sularım arabanın koltuğuna süzülüyordu.
Yanından geçtiğimiz kamyonların şoförlerine, hayret dolu bakışlarına aldırış etmeden ben de elimi uzattım kocamın kucağına, pantolonun önünü, sertliğini avuçladım, okşadım… Kocamın dediği gibi, “gören bir kere görecek”.
Evet… Ali abi yolu açtı, seks yapmayı öğretti bize… Paylaşmayı… Değişik zevkler tatmanın heyecanını…
Her şey güzel olacak bundan sonra… Eminim bundan…
Boynuza Alışmak
Yeni siteye daha taşındığımız ilk gün karım arkadaş yapmaya başlamıştı bile… Melek sıcak, cana yakın kişiliğiyle hep bize iyi bir arkadaş çevresi yaratmıştı. Burada da öyle olacak gibiydi.
Bizim bloktan Belgin isminde biriyle çok iyi anlaşmıştı. Bir kaç gün sonra eşini de benimle tanıştırdı. Biz erkekler de uyuştuk. Metin de benim gibi bir şirkette yöneticiydi.
Ardından onların arkadaşları iki çiftle daha tanıştık. Hasan ile Ceyda ve Mehmet ile Leyla… Hasan büyük projeler yapan bir müteahhitti, diğerlerine göre oldukça varlıklıydı.
Mehmet’in de bir araba galerisi vardı. Eşlerimizin hepsi ev kadınıydı. Sadece bizim çocuğumuz yoktu. Melek bazen çalışmak istediğini söylerdi ama rahat hayata alıştığı için bir girişimde de bulunmazdı.
“Neredeyse 30 oluyorum. Artık bu yaştan sonra iş hayatına falan alışamam” derdi. Zaten kıyamazdım ki onu kırmaya, zorlamaya… Seviyordum karımı, üzerine titrerdim hep… Benim çalıştığım zaten bize yetiyordu, güzel, seksi karıcığımı yoramazdım. Kısa zamanda birlikte gezip eğlenen bir gurup olduk.
Çift olarak bir şey yapmadığımız zamanlarda da erkekler toplanıp maç seyrediyor ya da poker oynuyorduk. Kadınlar da kendi aralarında yapacak şeyler bulmakta zorlanmıyorlardı. Çift olarak Belgin ve Metin’le daha yakınlaşmıştık.
Metin bana Hasan ve Mehmet’in başka kadınlarla beraber olduklarını, hatta rus kadınlarla yaptıklarını ve ballandıra ballandıra anlattıklarını söyledi. Kendisinin de bir kere denediğini ama suçlu hissettiği için bir daha yapmadığını ekledi.
“Ben de karıma yapamam böyle bir şey dedim. Benim karım o rus kadınlarından daha güzel zaten… Ama onlara da karışmam. Kendi hayatları tabii” dedim. Güldük.
“Merak etme, yakında sana da anlatmaya başlarlar…” dedi. Dediği gibi de oldu. Samimiyetimiz arttıkça poker partilerimizde, evde eşlerimiz yokken belden aşağı hikayeler gırla gitmeye başladı. Becerdikleri kadınlardan orospu gibi bahsediyorlardı.
Özellikle Hasan, sitede kimisi evli bir sürü kadını becermiş olmakla övünüyordu.
Çok güzel olanlarını, özellikle bana da hava atmak için tanıyıp tanımadığımı soruyor, tanımıyorsam ötekilere kadının ne kadar güzel olduğunu tasdiklettiriyordu.
Zenginliğinden de kaynaklanan abartılı bir kendine güveni vardı. Hatta karısı bir keresinde başka bir kadınla bastığında bile karısını sakinleştirmeyi, hatta zeytinyağı gibi üste çıkmayı bile becermişti. Karısı Ceyda yaşadığı güzel hayatı kaybetmektense, azgın kocasının çapkınlıklarına göz yummayı kabullenmişti.
Hasan’ın yakışıklı olduğu söylenemezdi ama kadınlara karşı, hele özellikle evli kadınlara karşı bir şeytan tüyü olduğu belliydi. Hikayeleri ve tavrı eğlenceli olduğu için zevkle dinliyorduk. Kadınları neresinden, nasıl siktiğini detaylarıyla anlattıkça, biz de hem gülüyor hem de tahrik oluyorduk.
Karımla aramızda gizli bir şey olmazdı. Bunları karıma söylediğimde Melek Belgin’in de Hasan hakkında benzeri şeyleri ona anlattığını söyledi. Kocası bahsetmişti ona da… Karısını düşünüp üzüldük, ama kendi seçimiyse hak ediyor dedik. Hasan da eğlenceli biri olduğu için ona da kızamadık.
Taşınalı bir kaç ay olmuştu. Yazın kendini hissettirmesiyle birlikte hafta sonu plaja gitme fikri atıldı. Bir araya gelip toplandığımızda, eşlerimiz birbirleriyle yarışacak kadar güzel ve seksi giyiniyorlardı. Bunun plajda kendini daha da belli edeceği düşüncesi beni heyecanlandırmıştı. Hepsi güzel kadınlardı.
Melek’in en çekicileri, en seksileri olması bana gurur hep verirdi. Hafta sonu gerçekten kadınlar için gövde gösterisi gibi olmuştu. Kadınlar bir birine iltifatlar ediyordu ama biz erkekler de kaçamak bakışlarımızla diğer eşleri süzüyorduk. Minicik bikinilerle ortada dolaşırlarken en çok karımın ilgi çektiği hissine kapıldım.
Hele Hasan, karımı öyle bir süzüyordu ki… Sikici bakışlarını gizlemeye bile çalışmıyordu. Karım da böyle çapkınlıkları dillere destan ve varlıklı, güçlü bir erkeğin ilgisini çekmekten hoşlanmış görünüyordu. Aldırmadım.
Sonuç olarak ailece arkadaştık, bana veya karıma bir kötülük yapacağını düşünemezdim. Güzel karıma ilgiyle bakmasında bir mahzur olamazdı. Zaten diğerleri de bakıyorlardı karıma… Benim onların eşlerine baktığım gibi…
Hep birlikte keyifli bir gün geçirmiştik. O gece, gündüz plajdaki psikolojimizin de etkisiyle azmış bir şekilde yatağa girdik. Melek de benden farksızdı. Daha ben istemeden sarıldı bana… Banyodan çırılçıplak gelmişti zaten…
“Beğendin mi karını bugün?” diye sordu dudaklarımı kemirirken…
“Evet aşkım…” dedim. “Hepsinin gözü senin üstündeydi. Harikaydın. Çok seksi bir görüntün vardı. Minicik bikiniyle bitirdin herifleri…”
“Bitirdim değil mi? Hepsi sikecek gibi baktılar bana kocacığım…” derken eliyle külodumun içinde sertleşen sikimi dışarıya çıkarmaya çalışıyordu sabırsız hareketlerle… Onun ahlaksız konuşması daha da azdırdı beni…
“Deme öyle kız… Sikecek gibi falan… Ya Hasan’a ne dersin? Nasıl da iştahla bakıyordu sana… Ah, şu senin seksiliğin yok mu karıcığım… O tecrübeli adamı bile kendine hayran bıraktın.”
“Öyle mi diyorsun?” dedi karım, şeytanca gülümseyerek öpüştü benimle… “Sikecek gibi bakıyordu değil mi?” Çılgınca seviştik karımla…
Hafta sonları plaja gitmezsek, biz erkekler maç seyrediyor, hafta arasında da poker için bir gece buluşuyorduk. O gecelerde yine Hasan bize çapkınlık maceralarını anlatıyor eğlendiriyordu.
Yeni takıldığı evli bir kadın vardı son zamanlarda… En çok onu anlatıyordu. Anlaşılan tam bir maldı kadın…
“Her istediğimi yapıyor azgın orospu…” diyordu. Kocası işe gidince kadın arıyormuş. Hasan da daha kadın yataktan kalkmamışken kendi anahtarıyla giriyormuş yatak odalarına… Kadını öyle terbiye etmiş ki, yatağın ortasında domalıp bekliyormuş Hasan’ı…
“Vayy… Şanslı köpek…!” diyerek tebrik ettik. Sanki biz yapıyormuşuz gibi heyecanlandık.
“Öyle güzel bir götü var ki arkadaşlar… Zaten kendisi de güzel ya… Fakat amından çok götünü sikiyorum kaltağın…” diyordu.
Kadının götüne alırken acıdan kıvranmasını, inleyip bağırmasını öyle güzel anlattı ki kendimizden geçtik. Bir dahaki sefere bize göt deliğinin resmini getirecekti. Pokerde kazanana göstereceğini söyledi.
“Çok adisin Hasan” dedi Mehmet. Hepimiz Güldük. Bir sonraki hafta gerçekten telefonunda kadının resminin olduğunu söyledi. Oyunda para yerine resmin olduğu telefonu koydu. Hepimiz itiraz etmeden kabul ettik sürdüğü peyi, heyecanlanmıştık.
Pezevenk o eli kazandı. Hevesimiz kursağımızda kaldı. Ondan sonraki ellerde de para yerine resmi yatırdı. Kendisi de göstermek istiyordu belli ki… Mehmet bir eli kazanınca, Hasan telefonu eline aldı. Resimleri açtı.
“Bak, şu ilk resim kadının sikilmeden önceki hali…“ dedi. Mehmet,
“Offf… Nefis… Daracık lan bu göt deliği… Sadece bu mu? Yüzünü çekmedin mi?” dedi.
“Yok artık sen de… İfşa edecek halim yok ya siktiğim karıyı… Evli kadın, kocası var. Bak, bu da yarım saat sikildikten sonraki hali…” diye gülerek tekrar uzattı. Mehmet bu kez,
“Ohhaa…! Naapmışsın karıyı sen böyle ya?“ dedi şaşkınlıkla. Metinle ben meraktan ölüyorduk ama bize göstermiyorlardı. “Tünel olmuş bu ulan” dedi Mehmet yine… Hasan gururla gülümsüyordu.
“Bunu bana göndersene Hasan… N’olur lan, otuzbir çekmek isterim buna…” diye itiraf etti Mehmet. Hasan,
“Olmaz” dedi “Değeri düşer. Kazandıkça bakabilirsiniz sadece…”.
“Çok adisin abi yaa…” dedik ama gecenin sonuna doğru Hasan hepimizin resmi görmesini sağladı. Bu çok yakın çekimler çıldırtıcıydı. Gerçekten de deliğin geçirdiği değişiklik inanılmazdı.
Bu daracık şey nasıl böyle kocaman bir delik olabilirdi? Kadına acımak mı lazım, sevinmek mi bilemedim. Benim pek tecrübem yoktu bu konuda… Melek hoşlanmadığı için biz yapmazdık. Çok ısrar etmeme rağmen ucunu bile sokturtmamıştı bana…
“Acıyor, asla yaptırmam…” deyip kestirip atardı. Tabii bunu poker arkadaşlarımla paylaşacak değildim. İşler ve arkadaşlıklar arasında yaz güzel geçiyordu. İşyerinde terfi etmem söz konusuydu… Daha çok çalışıyordum. Bir sabah tabletime bir mesaj geldi. Hasan’dandı.
“Sabah işim var. Öğleden sonra saat 2 de gelebileceğim. Hazır ol” diyordu. Şaşırdım. Bunu beklemiyordum. Tam gelen mesaja “Anlamadım?” diye cevap yazmak üzereydim ki sabah aceleden yanlışlıkla Melek’in tabletini aldığımı fark ettim.
Çarpılmış gibi kalakaldım o anda… Gelen mesaj bana değildi, karım içindi.
Birden kafamda bir şimşek çaktı. Hasan Melek’le buluşuyordu. Ne için gelecek olabilirdi? Benim biricik karım, tek aşkım, herkesten çok güvendiğim insan… Karım beni aldatıyor muydu yoksa?
Hem de Hasan’la… Aman allahım… Yoksa… O nasıl becerdiğini ballandıra ballandıra anlatıp durduğu, bize göt deliğinin resimlerini gösterdiği evli kadın benim karım mıydı?
Resmi hatırlamaya çalıştım. Karımın olabilir miydi o sikilmekten açılmış göt deliği… Resmen iptal olmuş, aptallaşmıştım. Ne düşüneceğimi şaşırmış vaziyetteydim.
Çalışabilecek durumda değildim. Hemen eve gidip karımla konuşmam lazımdı. Eve geldiğimde kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Melek mutfaktaydı.
Neşe içinde cıvıldayarak yemekle uğraşıyordu. Aşığına bir şeyler hazırlıyordu sanırım. Seviştikten sonra besleyecekti sikicisini…
Beni görünce şaşırdı şöyle bir… Hatta bozuldu diyebilirim. Aldırmadım. Çantamdan çıkarttığım tableti titreyen ellerimle ona doğru uzattım. Ekrandaki Hasan’dan gelen mesajı gösterdim.
Bakar bakmaz anladı, başını çevirdi, yüzü kıpkırmızı oldu. Bu her şeyi itiraf etmek demekti. Gözleri doldu. Konuşamıyordum. Melek daha önce kendini toparladı. Başını kaldırıp normal bir sesle,
“Evet” dedi. “İnkar etmenin alemi yok, iki aydır Hasan’la beraberim.” Sesim titreyerek,
“Peki ne yapacağız Melek?” diye sordum. Sanki suçlu olan benmişim gibi… Aldatırken kocasına yakalanmış bir kadının ezik psikolojisi yoktu karımda… Umurunda bile değildi benim durumum… Bir an bile korkmamıştı.
“Hasan’dan ayrılmak istemiyorum. Ona çok bağlandım. Seni seviyorum. Kocamsın. Ama onsuz da olamam sevgilim…. Durum bu… Bunu böyle kabul etmen lazım… Yoksa… Bilmiyorum…”
Bir şey diyemedim. Donup kaldım. Halbuki karıma Hasan’ın ne adi bir ibne olduğunu, onu sadece cinsel bir mal gibi kullandığını söylemek istiyordum. Söyleyemedim.
Evden çıktım. Sokaklarda avare avare dolaştım. Konuşacak birine ihtiyacım vardı. Aklıma ilk gelen Metin’i aradım. Utanıyordum ama konuşmam lazımdı biriyle… Metin de iyi bir dinleyiciydi, görüşlerine güvenirdim.
Metin’le bir kafede oturduk. Merakla konuşmamı bekliyordu. Yıkılmış halimden önemli bir şeyler olduğunu anlamıştı. Olan bitenin hepsini anlattım. Mesajı, karımın verdiği ültimatomu, pervasız hareketlerini… Sonunda,
“Ne bileyim dostum…” dedi. “Normal şartlarda, normal bir erkek cinayet işler bu durumda ama… Sen modern görüşlü bir insansın. Ayrılmak istiyor musun peki?” diye sordu.
“Hayır, asla ayrılamam. Seviyorum Melek’i…” dedim
”O zaman… Melek de ondan ayrılamayacağına göre… Zamana bırakacaksın katlanacaksın“ dedi.
Benim de eğilimim o yöndeydi aslında. Kimseye söylememesi için uzun uzun rica edip ayrıldım.
Biraz daha sokaklarda dolaşıp eve döndüm. Öğleden sonra olmuştu bile, saat bir gibiydi. Melek beni bekliyordu. Sessiz halimden bir şeyler anlamıştı her halde… Yüzüne baktım, utançtan kısılan bir sesle,
“Senden ayrılmak istemiyorum Melek…” dedim. “Boşanmak istemiyorum.”
“Peki… Hasan olayı ne olacak?” diye sordu. Biraz rahatlamış gibiydi.
“Lanet olsun. Duruma razıyım. Ne yaparsan yap… Dedim ya, senden ayrılamam ben…” Karımın yüzü gülmeye başladı.
“Bunun çok gizli kalması gerektiğini söylememe gerek yok herhalde…” Bu kez yüzü daha bir aydınlandı. Utanmasa kahkaha atacaktı sevgili karım,
“Hasan’a söylemem gerek ama…” dedi. Sonra ekledi “Daha çok zevk alır Hasan… Boynuz takmak hoşuna gidiyor.” dedi utanmazca sırıtarak… Sonra da “Saat ikide gelecek biliyorsun. Biraz sonra burada olur.” dedi.
Buna hazır değildim. Bu kadar büyük bir sorunumuz varken telefon edip “gelme, kocam öğrendi” demiştir, bu inceliği göstermiştir diye düşünmüştüm. Oysa bunun yerine bana,
“İstersen Hasan gelmeden sen çık dolaş bir süre…” dedi. “Sanırım onun evde olmasını ve yapacaklarımızı bugün kaldıramazsın. Benim de Hasan için hazırlık yapmam lazım. İşimiz bitip o gidince ben seni çağırırım.” dedi.
Bu duyarsızlığına inanamadım. Çok kızdım, sinirlendim, ama başka da çarem yoktu galiba… Kös kös çıktım evden… Sevgili karımın sevgilisine hazırlanması için onu yalnız bıraktım.
Nasıl bir hazırlık yapacaksa artık… Hasan anal seks meraklısı olduğundan mutlaka anal yapacaklarına göre önceden lavman mı yapacak, temizlenecek mi, jartiyer filan mı giyecek, bilmiyordum ki…
İşe gittim bir kaç saat orada kendimi oyamaya çalıştım. Zaman geçmek bilmiyordu bir türlü… Ben çalışmaya çalışırken, Hasan evimde, benim yatağımda karımı sikiyordu. Mesai bitimine yakın Melek aradı.
“Gelebilirsin aşkım” dedi. Kendi evime gitmek için izin gelmişti. Moralim yerlerde, bozuk bir halde geç saatte eve gittim. Melek de yorgun, bitkin bir haldeydi. Ortağımı uğurlamış, kocası geldiğinde başını bile kaldıracak durumu yoktu.
Hasan epeyce hırpalamış olmalıydı karımı… Durum onu gösteriyordu. Dudakları örselenmiş, öpülüp emilmekten şişmiş, saç baş dağılmış durumdaydı.
Üzerine geçirdiği sabahlıkta yer yer ıslak lekeler görünüyordu. Sperm olmalıydı bu lekeler, ortağımın dölleri… Dayanamadım,
“Çok yorgun görünüyorsun.” dedim yüzüne bakarak…
“Evet aşkım, çok ama çok yorgunum… Bittim…” dedi kısaca… Orospu çocuğu, benim güzel, narin karımı, öpmelere kıyamadığım karımı mahvetmişti sike sike…
O gece ev pek sessizdi, neredeyse hiç konuşmadık. Melek yatak takımlarını bile değiştirme gereğini duymamıştı. Yanıbaşımda, kendinden geçmiş kırık bir kukla gibi yatağa serildi, uykuya daldı hemen…
Bense buram buram yabancı bir erkek teninin kokusunun sindiği, Hasan’ın terinin koktuğu, akıttığı spermlerinin ıslak ıslak üstüme bulaştığı yatakta sesimi çıkartmadan uyumaya çalıştım. İki gece sonra poker gecemizdi.
Hasan’ın yüzüne nasıl bakacağımı düşünüyordum. O resimleri yine para yerine sürecekti. Nasıl katlanacaktım bu sefil duruma?
Poker gecesine ayaklarım geri geri giderek ayrıldım evden. Zaten artık Metin de biliyordu o kadının karım olduğunu… Belki Mehmet de biliyordu. Belki değil, mutlaka biliyordu. Görünüşte herkes normal davranıyordu. Fakat kaçamak bakışlardan, mimiklerden herkesin olayı bildiğini anladım.
İçine düştüğüm durumu Metin’e anlatırken aramızda sır olarak kalmasını istemiştim ondan… Fakat anlaşılan böyle matrak bir konuyu anlatmadan duramamıştı Metin…
Rezil olmuştum. Tam bir rezaletti. Hasan ise kaçamak filan değil, direkt gözlerimin içine alay edercesine, istihzayla bakıyordu bana…
Her zamanki gibi oyun kızışıp sikiş hikayelerini anlatmaya başladığında ben rahatsızlığımı gizlemeye çalışıyordum. Anlattığı sikiş olayının kahramanı elbette karımdı.
Ballandıra ballandıra ismini vermeden kocasının yatağında kadını nasıl becerdiğini, isterik kadının götünü sikmesi için nasıl yalvardığını anlatıyordu. Bana ara sıra bakışlar atıp, benim kızarıp bozulmamdan keyif çıkartmaya çalışıyordu sanki…
Karımın resmine tekrar bakma fırsatı olduğunda Metin’in de heyecanlandığını ama bana belli etmemeye çalıştığını hissettim. Telefonda karımın resimlerine bakarken elleri titriyordu, karımın sikilmiş götünün resimlerine bakıyordu herkes… Offf… Ne büyük utanç…
O gece Hasan sırf bana karımın sikilmiş resmini göstermek için bir el de bana özellikle yenildi.
Ben de diğerleri gibi titreyen ellerimle Hasan’ın telefonundaki resimlere baktım. Zor bir duyguydu karımın arka deliğinin öyle bollaşmış halini görmek.
Özellikle sanki başka bir kadının resimleriymiş gibi Hasan’a yaptığından dolayı iltifat etmek çok ağırdı. Olayın ne olduğunu odadaki herkes biliyordu oysa…
Hasan o anların her saniyesinin zevkini çıkardı. O gece eve döndüğümde Melek beni gülerek karşıladı. Hasan ben daha eve varmadan ona telefon ederek olayı anlatmış. Çok keyif almış yaptığından… Karımın da hoşuna gitmişti yaşadıklarım… Gülümseyerek karşımda kalçalarını okşarken,
“Gerçeğini görmek ister misin hayatım? “ dedi şımarık bir şekilde… Kendime engel olamadım. Heyecanla,
“Evet! “ dedim. “İsterim. Çok isterim hem de…”
Soyunup bana da domalacağı, götünün son halini gösterip o genişlemiş deliğini bana da siktireceği beklentisiyle sikim sertleşmeye başlamıştı bile… Önümdeki kabarıklığı ve aşırı istekli halimi görünce bir kahkaha attı karım,
“O zaman Hasan’dan rica et canım… Bir dahaki sefere senin yanında siksin beni… Sen de gerçeğini görmüş olursun. Hahahaha! “ diye gülüp yatak odasına, uyumaya gitti.
Adeta beynimden vuruldum o anda… Orospu benim zayıflığımla alay ediyor, beni aşağılıyordu. Fakat yapacak bir şeyim yoktu. Çaresizdim. Ben de gidip yanına yattım. Uyuduk.
Gündüzleri ben işte çalışırken, Hasan’ın gelip karımı becerdiğini düşünmek artık normaldi benim için. Karım akşamları bana birlikte yaptıklarını anlatmaktan özel bir zevk alıyordu. Bu belliydi. Detaylarına kadar anlatıyordu orospu…
Hasan nasıl sikmiş, evin nerelerinde sevişmişler, kaç posta sikilmiş, herif onu hangi pozisyonlarda sikmiş… Bazen, çok seyrek ama, teselli ikramiyesi verir gibi bacaklarını açıp yatıyordu altımda… Ben onu sikmeye çalışırken, o durmadan anlatıyor, anlatıyordu. Üstünde debelenirken, çaresizce karımın anlattıklarını dinlemek zorunda kalıyordum.
İşlerim yoğunlaşmıştı. Yetiştirmemiz gereken bir iş dolayısıyla hafta sonu da dahil geç saatlere kadar çalışmam gerekiyordu. Pazar akşamı derbi maçını kaçıracağım için canım sıkkındı. Eve gidip karımla maçı seyredemeyeceğim için üzgündüm.
Fakat önemli bir evrak eksikliği yüzünden o gece çalışmayacağım ortaya çıktı. Kimse neden eve gidiyorsun diyemezdi. Çok sevinmiştim. Maç başlamadan eve yetişebilecektim. Hemen fırladım. Melek’e de güzel bir sürpriz olacaktı.
Kapıyı açıp içeri girdiğimde bir gariplik hissettim. Salona girdiğimde şaşkınlıktan dona kaldım. Hasan kanepede televizyonun karşısına kurulmuş ayaklarını ortadaki sehpaya dayamıştı. Üzerinde baksırından başka bir şey yoktu. Beni görünce,
“Hoş geldin ya… Seni beklemiyorduk.” dedi şen bir sesle. Ben hala şaşkın şaşkın bakınırken yatak odasından karım çıktı.
Üstünde bir Fenerbahçe forması vardı sadece… Poposunun altı açıktaydı. Güzel, uzun bacakları ojeli ayakları ile muhteşem görünüyordu. Oturduğunda her tarafının ortaya çıkacağı besbelliydi.
“Aaaa! Kocacığım nerden çıktın sen? Hiç beklemiyordum.” dedi tutuk bir şekilde. Utanmıştı nedense. Daha önceki rahat ve meydan okuyan tavırlarının tersine, benim birlikteliklerine şahit olmamdan rahatsız olmuştu. Hasan,
“Yahu adam evine gelmiş. Bir hoş geldin demez misin sen?” diye karıma takıldı. Karım
“İşim çok deyip duruyordu da… Biraz şaşırdım o yüzden” diye kendini açıkladı. Bana da zoraki bir gülümsemeyle ”Hoş geldin canım” dedi. Hasan,
“Gel, gel. Otur! Çok heyecanlı olacak bu maç…” dedi. Sanki çok normalmiş gibi oturmak için kanepeye doğru yürüdüm. Hasan karıma dönüp,
“Hadi güzelim bana ve kocana soğuk birer bira getir” dedi. Ben karımdan böyle bir şey istesem “Kendin alsana!” der, terslerdi. Ama ona
“Tamam canım” diyerek muhteşem kalçalarını çalkalaya çalkalaya mutfağa gitti. Biz iki erkek arkasından baktık. Poposunun formadan açıkta kalan çıplak kısmı çok güzel görünüyordu. Dikkatimi çekti yalnız, yürüyüşü biraz garipti. Küçük adımlar atıyordu. Yanına oturduğumda Hasan kulağıma yaklaşıp.
“Yürüyüşünü görüyor musun?” diye sordu. “Öğlenden beri üç posta… Sadece götten siktim… Onun için kaportası kaydı”
Nasıl bir adamdı bu ya? Bana nasıl söylerdi bunları? Karıma nasıl yapardı bunları? Karım bu adamdan nasıl hoşlanırdı? İyice bozuluyordum duruma. Ama allah beni kahretsin, müthiş bir şekilde alabildiğine tahrik olduğumu da fark ettim. Sikim kalkıyordu.
Karım elinde biralarla geldi. Bize uzatırken,
“Kötü haber” dedi. “Başka bira yok”. Hasan
“Aaaa olmaz öyle! Tarık şimdi gidip bize alıp gelir. Değil mi Tarık’cığım? Sen hala giyiniksin. Biz ayıp söylemesi, öğlenden beri soyunmuş vaziyetteyiz de… Daha sen gelmeden hemen önce formayı giydirdim Melek’e… Maç başlıyor diye…” Kendisi de koltuğun üstündeki fener formasını geçirmişti üstüne,
“Tabii canım, lafı mı olur?” deyip kalktım. Karıma,
”Yanındaki ceketimin cebimden cüzdanımı veriver bakim yavrum…” Karım bir hayli kalın ve şişkin cüzdanı Hasan’a getirdi. Hasan da içinden çıkardığı paraları salkım saçak, çocuğa uzatır gibi bana uzattı.
“Ama lütfen buz gibi olsun. Ilık biradan nefret ederim canım…” Bir şey demeden alıp çıktım. Elimde biralarla döndüğümde Hasan beni bir kahraman gibi karşıladı.
Biraları buzdolabına koyup geldim. Karım Hasan'ın bir yanında oturuyordu. Ben de öteki yanına yerleştim. Maç başlamak üzereydi. Hasan,
“Bu gece size fena geçireceğiz” dedi. Karım bana dönüp,
“Hasan koyu Fenerli kocacığım…” deyince ne demek istediğini anladım. Ben ve karım diğer takımı tutuyorduk. “Hadi kocacığım sen de çıkart iş kıyafetini…” dedi sonra…
Hala tam olarak olup bitenin şaşkınlığını atamadığım için söylenenleri yapmakla durumu kurtarmaya çalışıyordum. Değişmek için içeri giderken, Hasan karıma saldırırmış numarası yapıp.
“Attığımız her gol için o güzel götüne bi kere daha koyacağın senin” diyordu.
“Sen bir hayvansın biliyor musun? Otururken bile zonkluyor arkam” dedi. “Yok bu akşam sana başka göt veremem.”
“Ben azarsam yok mok dinlemem biliyorsun. O delik sikilir. Bi daha istersem bir daha sikilir. Sen istesen de sikilir istemesen de…”
“Ay, Hasan lütfen şu maçın keyfini kaçırma n’olur.”
Üstümde eşofman ve formayla salona döndüm. Birazdan maç başladı. Gittikçe heyecanlanıyordu. Biz de bağırıp duruyorduk. Odada gerilim artıyordu. Hele aleyhine faul olduğunda Hasan çok sinirlendi. Bas bas bağırıyordu.
“Pezevenk hakem” diye kükredi. Maç istediği gibi bitmeyince Hasan çok çok kızmıştı. Öfkesini karımdan alacağı besbelliydi. Kazansa da kaybetse de sikeceği belliydi ama şimdi karım adına korkuyordum.
Hasan yerinden kalktı karıma döndü kolundan yakalayıp divana yatırmaya çalıştı. Melek elinden kurtulmak için bir hareket yaptı.
“İstemiyorum Hasan!” diye öfkeli ve kararlı bir sesle bağırdı. “Acıyor artık ya. Yeter valla!”
“Kocandan mı utanıyorsun kaltak? Gel buraya. Azdım yine. Dön arkanı. Domal!” Karım direniyordu. Melek’in yakaladığı kolunu bükerek domaltmaya çalışıyordu. Bunu yaparken de
”Resmen senden çekiniyor kaltak” dedi bana, “Kendisi yalvarır ha normalde, sik beni diye…” dedi. Dayanamadım,
“Hasan zorlama istersen. Kolunu kıracaksın” dedim, “Zevk almayacak baksana” “Eee! Benim zevkim nolacak hıyar? Bu siki nereye sokacağım ben? Bak bir sokayım, orospu iki dakika sonra eşek gibi anırmaya başlamazsa bana da Hasan demesinler”
Nasıl konuşuyordu karım hakkında bu adam benim yanımda. Ne sesinden bahsettiğini de anlamamıştım. Melek hiç öyle sesler çıkartmazdı. Bütün direnmelerine rağmen Hasan karımı yüzükoyun yatırmayı başardı kanepeye… Üstüne çıktı. Kendi formasını çıkarmıştı zaten, karımınki de yukarı kadar sıyrılmıştı. Dolgun yuvarlacık kalçaları her zamanki gibi çok davetkar görünüyordu.
Hasan karımın bacaklarını bacaklarının arasında sıkıştırıp Melek’in ellerini arkada birleştirdi, sıkıca tuttu. Diğer eliyle yarağını tutup ustaca tükürükledi. Karımın kalçalarının arasına dayadı. Tek kasık hareketiyle soktu karıma anladığım kadarıyla. Karımdan kesik bir,
“Ahhh!” sesi çıktı. Bir hareket daha yapıp iyice geçirdi. “Hasan yavaş!” dedi.
Biraz kızgınlık vardı sesinde. Hasan karımın üstünde ileri geri oynamaya başladığında ben de kendimden geçmeye başlamıştı. Elim eşofmanımın üstünden sikime gitmişti. O sırada Hasan bana,
”Kocası… Şurdan benim telefonumu al da videomuzu çek bakim…” dedi. Dediğini yapıp çekmeye başladım. Karıma da,
“Tanınmak istemiyorsan başını öteki tarafa çevir yavrum… Bunu bizim çocuklara göstereceğim. Yüzünü görmesinler… Gördün mü Tarık, ne kadar düşünceli adamım ben…” dedi. Bir elimde Hasan’ın telefonu, öteki elim sikimde onları seyrediyordum şimdi.
Hasan hızlandıkça karım inlemeye, ahlayıp oylamaya başladı. Biraz daha sert sokmaya başladığında ise sesi iyice garipleşti. “AH İ AH İ AH İ” diye bağırıyordu. Resmen Hasan’ın dediği gibi anırıyordu karım. “Çekiyorsun değil mi amına koduğum? Anırması çıkıyor değil mi?“
Hiç olmazsa benim sesim tanınmasın diye evet anlamında başımı salladım. Yaklaştım. Üstten Hasan’ın sikinin karımın götüne girip çıkışını çekmeye başladım. Gerçekten genişlemişti karımın götü. Ne kadar rahat girip çıkıyordu. Am gibi olmuştu.
Dakikalar geçmişti, karım çırpınıyordu şimdi. Hasan çok seri sokup çıkarıyordu artık. Bu sırada karım o tipik anırmayı andıran zevk feryatlarıyla boşalmaya başladı. O kadar çok bağırıyordu ki komşular ne olduğunu merak etmişlerdir kesin…
Hasan’ın boşalması da hemen arkasından geldi. İkisi de nefes nefeseydi. Ama karım hiç görmediğim halde soluyordu. Birazdan videoyu durdurmayı akıl ettim. Hala onlara bakıyordum şaşkınlıkla… Ben bunu hiç yaşatamamıştım karıma…
Hasan doğruldu. Kanepede Melek’in ayaklarını itip oturur duruma geçti. Sigaraya uzandı ama yetişemeyince bana
“Versene lan şunu” diye çıkıştı. “Misafir gelmişiz evine amına kodumun… “ Çok bozuldum ama yine de bir şey söylemeden sigarasını verdim. Çakmak için de tekrar laf işitmek istemediğimden hemen bulup yaktım sigarasını….
Kaba herif, ne olacak… “Hasan aslında biz evde sigara içmiyoruz ev sigara kokmasın diye. Bunu iç de başka içme lütfen” dedim. O cesareti nereden bulduğuma da şaşırdım cümlem bittiğinde. Bana öyle bir baktı ki o an fark ettim hatamı.
“Göt! Sana mı soracağım nerde sigara içeceğimi? Karını sikmek için sana mı sordum gavat? Amından mı sikeyim, götünden mi sikeyim diye senden izin mi aldım ulan?”
Hiç bir şey demedim. Karımın yanında daha fazla rezil olmaktan korktum. Karım tamamıyla ayılmadan Hasan’ın gönlünü almalıydım. Kül tablası getirdim. Önüne koydum. Özür diler bir sesle,
“Kusura bakma Hasan. Vallahi aklım başımdan gitti sizi seyrederken de… Ne dediğimi bilemedim. Gerçekten çok iyiydin. Neydi o çıkarttığın sesler karımdan yaaa? “ Biraz pohpohlarsam kızgınlığı geçer diye düşünmüştüm.
“Senin karı çok iyi, amına kodumun. Sitede siktiğim en iyi kancık senin karın valla. İnan bana…” dedi sigaranın dumanını suratıma üflerken…
İşe yaramıştı yaptığım yağcılık… Kızgınlığı geçmiş hatta biraz gülümsemişti bile.
“Gel bak gel!” dedi sigarayı tutmayan eliyle karımın kalçasını araladı. “Görüyor musun deliği? Nasıl açıldı. Resimlerdekinin gerçeğini gör işte. Karınla ne kadar iftihar etsen yeridir.”
Gerçekten öyleydi. Hasan’ın kalın yarağını defalarca yemekten iyice açılmış, kıpkırmızı olmuştu zavallı karıcığımın göt deliği… Beyaz spermler sızıyordu hala o kırmızı delikten… Elim farkında olmadan sikime gitti. Sonra utanıp çektim.
“Kalktı mı lan senin yarak?” dedi gülerek. Ben de Hasan’ın pervasız sertliğinden ürkerek, çarpılmış ağzımla gülmeye çalışarak,
“E… Evet…” dedim.
“Asılmak ister misin pezevenk? Ha? Karının sikilmiş götüne baka baka otuzbir çekmek ister misin?”
“İsterim.”
“Öyleyse dışarı çıkartmadan asıl orda… Sikini görmeyeyim sakın, midem bulanmasın.“
Elimi tükürükleyip eşofmanımın içine soktum. Otuzbir çekmeye başladım. Gözlerimi karımın genişlemiş göt deliğine dikip kendimden geçiyordum. Biraz kapanır gibi oldukça beyaz beyaz döl çıkıyordu dışarı. O kadar çok azmıştım ki kısa zamanda hemen geliverdim. Hasan bana bakıp gülerek,
“Ne gavatsın lan oğlum sen… Ben senin önünde karını sikiyorum, sen karının sikilmiş götüne bakıp otuzbir çekiyorsun, yavşak ibne…” dedi.
Boşalıp cinsel dürtülerim tatmin olduğu için aklım başıma gelmişti. Ağır bir utanç duygusu sarmaya başladı benliğimi…
Yüzükoyun, baygın gibi yatan karımın hala döl sızan göt deliğine son bir bakış atıp,
“Temizleneyim ben…” dedim.
Karım ve sikicisini salonda bırakıp hızlı adımlarla banyoya doğru resmen kaçtım.
Hemşire Kıyafetlerimle hastane maceram
Ben bır hastanede calısan hemsıreyım. İsmım Melda 35 yasındayım. 4 yıl once bosandım. Gecen yıl basımdan gecen olayı sızlerle paylasmak ıstıyorum. Hastanede arkadaslar arasında hep sohbetlerımız ya erkekler ya cınsellık yada gıyım kusam.
Zaten butun kadınların ılgı alanıdır. Bır gun sabah mesaı degısımı esnasında arkadaslar kıkırdasıp duruyorlardı. Bende merak ederek konuyu ogrenmeye calıstım.
Olgun yaslarda yakısıklı bır beyden bahsedıyorlardı. Bu bey babası rahatsızmıs ve gunduz kardeslerı aksam kendısı refakat edıyormus. Adınıda adamın capkın koymuslar. Halbukı kendısının haberı yok. Gercek ısmı Levent mıs.
O kattakı ne kadar hasta, refakatcı varsa ve hatta bızım arkadasların ılgı odagı olmus. Bu ısmı takmıslar. Daha sonrakı gunlerdede hep sabahları aynı sohbet devam ettı. Dogal olarak ılgımı cektı.
Gormek ıstıyordum. Sabahlarıda ıse gıdecegı ıcın kardeslerı erken gelıyor oda hemen ısıne gıdıyormus. İnat ettım sabah uyku tutmadı yalanıyla hastaneye geldım. Arkadaslar sasırdı. Hayırdır bu saatte dedıler. Uyku tutmadı sabahta yakın olunca erken geldım dedım.
Sız devredıp gıdın dedım. Odaları dolasırken arkadaslar o unlu capkın beyı gosterdıler. Baktım o kadar da cok yakısıklı degıldı. Kendı kendıme bunun neresıne ılgı duymuslar dıye sasırdım. Odadan cıkınca arkadasa dedım bunun neresıne ılgı duyuyorsunuz normal bırı dedım.
O da dedıkı daha sohbet etmedınkı. Neyse bayagı meraklandım. Az sonrada kendı ıyı gunler dılegıyle refakatcı degısıp gıttı. cok nazık bırıne benzıyordu. Tarıfı mumkun olmayan bır sıcaklık bır cekım kuvvetı vardı sankı. Hanı hepınız bılırsınız, bazı ınsan ne kadar yakısılı yada guzel olursa olsun ıcınız ısınmaz.
Bazılarıda tıpı ne olursa olsun cekıcıdır kanınız hemen ısınır. Bu da oyle bır tıp. Arkadasın bırıne yalvar yakar oldum ve nobetlerımızı degıstık. Aksamı sabırsızlıkla bekledım. Nıhayet geldı. Sankı aramızda bır sey varmıs gıbı sevındım.
Olacak sey degıl. Selamladı. Nasılsınız dedı. Tesekur ederım sız dedım. İyıyım ama sız gec kalmıssınız dedı. Arkadasla mesaı degıstık dedım. Gulumsedı. Sızdemı yoksa dedı ve yurudu. Ne ıcın kaldıgımı anlamıstı. Ya cok zekı kadınları ıyı bılen bırı yada medyumdu.
Bırazda utanmıstım. Sacmalıktı yaptıgım. Yemek sonrası ortalık sakınlesmeye basladı ama kadınlar mutlaka bır bahaneyle gelıp adamı meskul edıyorlardı. Konusmalarını dınlıyordum. cok bılgılı kulturlu ve cok nazık bır beydı.
Nazık derken ınceden kırılan bır tıp degıl. Herkesın sorularını kırmadan bıkmadan cevaplamaya calısıyordu. Gorunumu hem beyefendı hem bıraz maco tıpteydı. Takım elbıse gıyıyordu. Karakterı oturmus bırıydı. Kadır ınanır tıpı bır sey.
Kadınlar ıyıce ısı azıttılar. Kocalarıyla olan yatak odası sorunlarına varana kadar adamdan yardım ıstıyor bılgı alıyorlardı. Dınledıkce bayagı benıde merak saldı. oyle bır anlatımı vardı kı tam bır profesor gıbı bılımsel olarak ve kadınların anlayacagı dılden anlatımları vardı.
Merak edıp bende yanasıp meslegını sordum. İnsaat sektorunde oldugunu ve serbest calıstıgını soyledı. sasırdım. Yuzumdende bellı oldukı neden sasırdınız dedı. Ben doktor fılan sandım dıyerek sacmaladım. İnsan ılıskılerını herkes bılmelı ayrıca cınsellıgıde bılmelı. Mutlu olmak ıcın doktor olmamızmı gerek.
Saglıklı ve guzel bır ılıskı ıcın herkesın arastırmacı olup bılgılenmesı gerektıgını soyledı. O kadar tatlı anlatıyordu. Tahmın edıyorum oradakı kadınların hepsı keske bu benım kocam olsaydı dıyordu. İnanırmısınız sozde saglıkcıyım klojen kelımesının bıle anlamını ondan ogrendım.
Nasıl mı? Kadınları daha fazla gurultu yapmamaları ıcın yatmaya gonderdım. Onunla yalnız kalmak ıstıyordum. Odasına bır bahane bulup gıdecektım. Hastaların son kontrolu dıyerek cıkayım dıye dusunurken odamın kapısı calındı.
Baktım o. Gırebılırmıyım dedı evet dıyerek yer gosterdım. Evet ıstedıgınız oldu neydı soracaklarınız dedı. sasırdım. Bu adam sankı ıcımı okuyordu. Yahu senın karsında ozel dusunemezmıyım her seyımı fark edıyorsun. Nasıl becerıyorsun dedım. ozel bır becerı degıl sadece ınsanları ıyı tanımak ıcın cabalıyorum yıllardır boyle artık tecrube olustu hepsı bu dedı.
Hıc sıkılmayın yıllardır arkadaslıgımız varmıs gıbı rahat ve acık konusun. Bu sekılde daha kolay yardımcı olabılırım sanırım dedı. Kendımı ve basımdan gecen olumsuz evlılıgı anlattım.
Arada bır canımın sex ıstedıgını ve masturbasyon yapmaya calıstıgımı ama basaramadıgımı amımın sulanmadıgını soyledım. Klojen gelmemesı kendınızı tam olarak ortama verememenızden kaynaklanır dedı. Bu kelımeyı duydum ama anlamını bılmıyorum dedım. Amınızdan akan kayganlastırıcı sıvı dedı.
Erkekte de kadında da uzun sure ılıskıye grılmedıgınde boyle takılmalar olabılecegını en guzel cozumun bu ısı elle degıl bır partnerle cozecegımı soyledı. Dıldo yada vıbratorde olur ama masturbasyon alıskanlık yapınca normal ılıskılerde arızalar olusur dedı. Basladım aglamaya. Bu dedıgınız alınır satılır bır sey degıl.
Nereden bulayım partnerı dedım. Haklısınız ama aglamayın lutfen zamanla cozulebılır dedı. Yanıma oturup saclarımı topladı gozyaslarımı sılerek teskın etmeye calıstı. Bende ıstem dısı sıgınma durtusumu nedır bılmem sarıldım ona. Yapmayın dedı.
Kendımı suclu hıssedıyorum dedı. Hayır ortada suc yok sadece sorunlu olan benım dedım. Yanaklarımı oksayarak bır yandan teskın etmeye calısıyor bır yandan goz yaslarımı sılıyordu. Ona sarıldıgımda ıcımde bır guven olustu. Bosanan hanımlar bılırler ınsan sıgınacagı bır guclu erkek arzu eder. Kusura bakmayın uzun suredır yalnızım musaade edın bıraz sıze sarılayım dedım.
Pekı nasıl mutlu olacaksanız oyle davranın dedı. Yavasca yanaklarından optum. Baktım seslenmıyor cesaretlendım. Tekrar arka arkaya yanaklarına opucuk konduruyordum. İcımde ınanılmaz bır cınsel ıstek olusmustu. cıldırdım.
Bırden dudaklarına yapıstım. Hemen gerı cekılerek kendıne guvenen bır sekılde pısman olacagınız seyler yapmayın yada emın olunca yapın dedı ve gerı cekıldı. cokmu cırkınım dedım. Hayır alakası yok. Ben butun kadınları guzel bulurum.
Sadece sızı dusunuyorum. Bu arada kendımı de dedı.. cunku bır kadının zor anlarından faydalandı denmesını ıstemem dedı. Ben kendımden emınım sıkısmek ıstıyorum, ınanırmısınız 4 yıldır amım ılk defa nemlendı erekte oldu dedım.
Hemen sıkısmek ıstıyorum dedım. Adresınızı verın yarın geleyım gelmeden ararım bu arada sızde ıyıce dusunun aradıgımda kararlıysanız gelırım dedı. Ertesı gunu aksam aradı. Heyecanla telefonu actım hadı gel dedım. Tamam dedı dusunu al dınlene dur ben gelıyorum dedı. Hemen dusa gırdım.
Anladıgım kadarı ıle tıtız bırıydı. Butun vucut temızlıgımı yaptım ve dustan cıktım. ustume bustıyer altıma da mını dar bır sortumu gıydım. Heyecanla beklemeye basladım gelmesıne yakın bırer bardak vıskı hazırladım. Kapı calındı.
Kapıyı actım benı gorunce harıkasın dedı ve ıcerı gırdı. İcerı gırdık oturdu ve vıskı ıkram ettım. Basladık ıcmeye ve sohbete. O kadar sakındıkı ınsana guven verıyordu. Baska erkek olsa daha hastanede saldırırdı.
Evıme geldı bas basayız hala sakınlıgını koruyordu. Yanına yaklastım ve sarıldım. Sıcaklıgı bıle huzur verıyordu. Dus alıp geldım ama yınede yolda terlemıs olabılırım tekrar alayım dedı. Hayır tenın hıc pıs kokmuyor. Kendıne munasır hos bır erkek kokusu var. İstek uyandırıyor dedım.
Egılıp dudaklarıma yumuldu. Dılımız yılanların sevısmesı gıbı bırbırıne dolanıyordu. Boynumdan yalamaya basladı. Kulaklarımı yalıyor ensemı yalıyor cıldırtıyordu. Hemen bustıyerımı cıkardı basladı goguslerımı yalamaya.
Eskı kocamda boyle bır sevısme yasamamıstım. Bende altımdakı sortu hemen cıkardım. Memelerımı oyle bır emıyorkı hem agzını dayamıs emıyor hemde agız ıcınden dılını meme uclarıma surtuyordu. Buda benı cıldırtıyordu. Yavasca dogrulup kendısıde soyunmaya basladı. Yaragı o kadar zarıftıkı. cok buyuk degıldı.
Tahmınım 15-16 cm vardı butun kadınların rahatca acı hıssetmeden alabılecegı ıdeal bır boyuttaydı. Kalkmıs ve pantolonu cadır yapmıstı. O gomlegını cıkarırken bende pantolon ve kulotunu cıkardım. Sarıldım yaragına basladım yalamaya.
İnanırmısınız ılk defa yarak yalıyordum. Bır ıkı kez eskı esım ıstedı ama ıgrenc buldugum ıcın yalamamıstım. Bu ıse tertemız kılları traslanmıs ve en ufak bır pıs koku yoktu. Hıjyene onem veren bırıydı. Zamanla tanıdım kendısını. Onunkını kendı ıcımde ıstek olusarak yaladım.
Tabı bıraz acemıydım ama o benı yonlendırerek ogretıyordu. Hıc baskıcı davranmıyordu. Benı kucaklayıp halının uzerıne yatırdı. Bacaklarımı gogsume dogru yaslayarak basladı amımı yalamaya.
Ama ne yalamaydı. Dılının ucuyla kılıtorıse hızlı hızlı surtuyor sonra agzını dayayıp kılıtorısımı emıyor ve ıctende dılını surtuyordu. Ben cılgınlıktan ne yaptıgımı bılmıyorum. Arada bır asagıya kadar ınıp am ve got delıgımın arasındakı bolgeyı yalıyor cıldırtıyordu benı.
Tam bır kadınlar ıcın seks uzmanıydı. Az sonra dayanamadım ve kasılarak bosaldım. Bacaklarım hala tıtrıyordu. Sanırım saclarını zevkten yolmaya kalkmısım sacları dagınıktı. Yalamaya devam ettı. Bırak dayanamam ıkıncısıne dedım dınlemedı devam ettı. Dogruldu ve benı masanın uzerıne alıp bacaklarımı kaldırdı ve yaragını yavasca amımın ustuyle got delıgımın arasında surtuyordu.
Kadında sınır olmaz ama erkekte maalesef var bunu degerlendır dedı. Amımdan ıcerı yavas hareketle saldı yaragını. O ne guzel duyguydu. 4 yıldır amıma yarak gırmıyordu. otekı kocamın yaragı 19 cm dı bu nedenle canım yanıyordu.
Halka kullanıyorduk. Ama bu tam amıma goreydı. Tum kadınlara tavsıye ederım. Yaragı ıyıce dıbıne kadar soktu ve ardından rıtmık bır sekılde sokup cıkarmaya basladı.
Az sonra baktım parmagıyla got delıgımı oksamaya basladı. Bıryandan amımı sıkıyor bır yandanda gotumu parmagıyla sıkıyordu. İkı taraflı nede zevklı oluyordu. Az sonra ıkımızde bırlıkte bosaldık. Hemen dus alayım terledım dedı.
Dusa gırdık ben dayanamadım tekrar ınmıs yaragını basladım yalamaya. Tekrar sertlestı. Kuvetın sabunluk kısmına egıldım ve arkama yanasıp amıma soktu o guzel yaragını. İkımızde cıldırmıstık. Yıne odada yaptıgını yaptı. Domaltıp amımdan sıkerken ustende parmagıyla gotumu sıkıyordu. İkımızde uctuk.
Yahu benımle aynı anda nasıl denk getırıp bosalıyorsun dedım sır dedı. Bu sefer yatak odasına gectık. Evın her kosesını kullanıyorduk. Yataga yatıp bırer kadeh vıskı ıctık. Bak bebegım dedı. Bencıl erkekler kendını dusunur ve kontrolsuz sıkısır.
Kadınını dusunen erkek ıse kadınının zevk almasından hoslanır, onun nefes alıs verısını takıp eder ucmaya yaklastıgını hıssedınce kendınıde durtuler ve aynı ana denk getırerek bosalır. Boylece erken bosalma sorunuda yasanmaz. Bırlıkte bosalır bırlıkte dınlenırler dedı. 38 yasına ragmen cok super performanslıydı. Bu yıl 44 yasında erkegım. Hala cıvı gıbı. Sabaha kadar kendı 6 kez benı de 7 kez bosalttı. Her fırsatta sıkısıyoruz.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
ilk Sex Tecrübemde Anal Yaptım
Ben Banu, 1.80 boyunda, esmer, kendince güzel sayılacak, etrafımdakilerin söylediklerine göre manken gibi bir kızım. Ben, Tekirdağın deniz kenarına yakın bir sitede çalışan, 10 sene önce buraya çalışmak için gelmiş bir ailenin ortanca kızıyım.
Ailem köy kökenli tutucu bir aile olduğu için, buralardaki kızlara göre daha kısıtlı gezer, giyinirdim. Babam sitenin kalorifer işi gibi teknik işleriyle ilgilenir, annem ise ev işlerine gider. Ablam 23 yaşında ve evli. Bir de bu sene Üniversiteyi kazanıp giden erkek kardeşim var.
Burdaki seks hikayelerini okumaya başlamam, İstanbuldan tatile gelen, çok iyi anlaştığım kız arkadaşım Ebrunun tavsiyesi ve ısrarıyla oldu. Ben liseyi bitirince okumamıştım.
Evde kalıp anneme ve babama yardım ediyordum. Yazın Ebru tatile gelir, Tekirdağda okullar açılıncaya kadar kalıp, daha sonra İstanbula dönerdi. Ebru, ailesinin durumu çok iyi olduğundan ve evin biricik kızı olduğundan çok rahat davranan biriydi.
Sadece yazları görüşsek te, Ebru benim çok iyi anlaştığım tek arkadaşımdı. Bu yazın da yine geldi. Ebruyla olunca, ailem benim gezmeye ve denize gitmeme daha rahat izin verirdi. Deniz kenarında yaşamamıza rağmen pek denize girdiğim yoktu, sadece ablam bize geldiğinde ailece gidersek, yada Ebru ile babası babamdan izin aldığında gidiyordum. Yine yazın sonuydu.
Ebru, ailesinin geri döneceğini, ama kendisinin bir 10 gün daha (okullar açılıncaya kadar) kalacağını söyledi. Haftasonu bir akrabasının yazlığına Cumadan gidip Pazartesi döneceklerini, benim de gelmemi istedi. Ben de ailemin izin vermeyeceğini, sadece babasının babamdan izin alırsa gelebileceğimi söyledim.
Ebru da babasından rica etti. Ebrunun babası (Mustafa abi) 45 yaşında, atletik, uzun boylu ve karizmatik biriydi. Babamla da araları iyi olduğundan, babama ısrarı sonucu bana izin aldı. Cuma sabahı, ben, Ebru, Mustafa abi ve eşi Gülçin teyze ile, kalacağımız akrabalarının yanına gittik.
Gittiğimiz yazlık Ebrunun teyzenin yazlığıydı. Ebrunun teyzesi, eniştesi ve oğlu Kaan bizi sıcak bir şekilde karşıladılar ve yazlığa yerleştik. Öğle yemeğimizi yedikten sonra denize gitmeye hazırlanırken İstanbuldan bir telefon geldi. Ebrunun anneannesi rahatsızlanmış, hastaneye kaldırmışlar.
Bu haber üzerine tüm aile tatili kesip İstanbula dönecekken, Ebrunun annesi eşine, “Mustafa sen çocuklarla kal, biz eniştem ve ablamla gider gerekeni yaparız.” dedi. Diğerleri de onayladı. Dolayısıyla ben, Ebru, teyzesinin oğlu Kaan ve Ebrunun babası Mustafa abi kaldık.
Onları yolcu ettikten sonra biz de zaten deniz hazırlığımızı yapmıştık, denize gittik… Ebru, Kaan ve ben denize girerken, Mustafa abi deniz kenarında güneşleniyordu. Deniz içinde Ebru ile Kaan bir hayli birbiriyle şakalaşıp el kol harektleri yapıyorlardı. Bense biraz tutuk ve çekingendim, onların biraz uzağında yüzüyordum. Bir ara dikkatimi çeken ilginç birşey oldu,
Kaan Ebrunun göğüs ve kalçalarını elliyor, Ebru ise Kaana babasının görebileceğini, rahat durmasını söylüyordu. Bir hayli geçmişti ki bensıkılmış kenara çıkmıştım. Mustafa abinin yanına selam verip uzandım.
Mustafa abi mayo ileydi ve önündeki kabartı çok belli oluyordu, biran oraya gözüm takılmıştı. Mustafa abi gülerek, “Hayırdır Banu durgunsun, neden yüzmüyorsun?” dedi. Ben sadece, “Şeyy… ben denize girmeyi pek sevmem, sizin hatrınız için geldim.” dedim.
Mustafa abi, “Sağol, bizi kırmadığın için teşekkür ederim.” dedi… Neler yaptığımı, nasıl zaman geçirdiğimi sormaya başlamıştı ki, konu döndü dolaştı, erkek arkadaşım olup almadığına geldi.
Bugüne kadar sadece Lisede bir kez olduğunu, bir de bizim sitede çalışan birinin sürekli benle arkadaş olmak istediğini, ama babamdan korktuğum için bunu kabul etmediğimi anlattım.
O sırada yanımıza Ebru ve Kaan geldi, büfeye gidip birşeyler alacaklarını söyleyip izin istediler. Babası da izin verdi, bize de dondurma ve su almalarını istedi.
Onlar gittiler, biz halen oturuyor, sohbet ediyorduk. Akşam üzeri olmuştu sahilde çok kimse de kalmamıştı. Bir ara ben, “Mustafa abi ben de gidip Ebruya bakayım.” dedim. “Tabiki!” dedi… Ben büfeye giderken elbise değişim kabinlerinin arkasında öpüşen kişileri fark ettim.
Biraz daha yaklaşınca bunların Ebru ile Kaan olduğunu gördüm, adeta kendilerinden geçmişlerdi, birbirlerini yiyecekmiş gibi dudakları yapışmış, Kaan Ebrunun kalçalarını okşuyordu.
Şok olmuştum. Gerçi Ebruyu erkeklerle bu şekilde ilk görüşüm değildi. Ebru çok rahat bir kızdı ve onun için böyle işler normaldi. Ama bu başkaydı, Kaan teyzesinin oğluydu. Bir süre onları izledim, onlar beni farketmemişti. Biraz daha yiyişip toparlandılar, yola çıkıp büfeye gideceklerken, ben arkalarından seslendim.
Bana bir arkadaşlarını gördüklerini, biraz onunla sohbet ettiklerini, daha büfeye yeni gideceklerini söylediler. Ebru, istersem benim de büfeye gelebileceğimi söyledi.
Ama ben babasının yanına döneceğimi söyleyip, geri döndüm. Onlara maydonoz olmak istemiyordum… Ben tam babasının yanına vardığımda, babası yazlığa dönüp şirket ile bir işi olduğunu, onu internetten halledeceğini, istersem benim Ebruları bekleyip onlarla dönebileceğimi söyledi.
Ben de yazlığa dönmek istediğimi, sıkıldığımı söyledim. “Tabi, gel!” dedi. Ebruyu da arayıp, bizim yazlığa döneceğimizi, kendilerinin de işleri bitince yazlığa gelmelerini söyledi… Yazlığa gittik. Mustafa abi bilgisayarın başına geçti. Ben de banyoya girip bir duş almayı geçiriyordum aklımdam.
Odama girip havlumu bırakıp, duştan sonra üzerime giyeceğim elbiselerimi hazırladıktan sonra üzerimdeki mayo ile banyonun yolunu tuttum. Mustafa abiyi bilgisayarın başında zannederek üzerimdeki mayonun askılarını indirip banyoya girdiğimde şok olmuştum.
Mustafa abi çırılçıplak banyodaydı ve duşa girmek üzereydi. Plajda mayosuyla gördüğüm kabarık önü, bu defa herşeyiyle karşımdaydı. Ben şaşkınlıkla kocaman yarağına bakarken, o da elimle kapatmaya çalıştığım göğüslerime bakıyordu. Şaşkınlığım geçtikten sonra, “Şeyy, ben sizi bilgisayarın başında sanmıştım, özür dilerim…” derken,
Mustafa abi yanıma yaklaştı ve çok güzel olduğumu, gelmemi istedi. Donup kalmıştım adeta. İlk kez böyle birşeyle karşı karşıyaydım. Daha önce çevremde sadece Ebruyu erkeklerle ve bir kez de ablamı eniştemle sevişirken gören ben, ilkkez canlı yarak görüyordum…
Ellerim halen göğüslerimdeydi. Mustafa abi istersem dokunabileceğimi söyledi. Ben ise halen kendime gelememiştim ve o şaşkınlıkla, “Şeyy, ilk ilk kez görüyorum…” dedim.
Mustafa abi dudaklarıma yapıştı ve öpmeye başladı.
Bugün gördüklerimin tesiriyle karşılık bile veremedim. Üstelik çok hoşuma gitmişti, ilk kez bir erkek tarafından öpülüyordum. Mustafa abi beni kendine çekti, rahat olmamı, beni çok güzel bulduğunu, beni istediğini söylerken, halen beni öpüyor, elleri ile göğüslerimi kalçalarımı sıkıyordu.
Ben ise birşey yapamıyor, karşılık dahi vermiyordum, ama hoşuma gidiyordu. Beni iyice saran Mustafa abi üzerimdeki mayoyu aşağı çekerek beni çıplak bıraktı, elimden tutarak elimi yarağına götürdü. Yarağı büyük ve kalındı.
Nedense o an aklıma seks hikayelerinde okuduğum kalın yaraklar geldi… Yarağı elimdeydi, okşamamı istedi, ben ise sadece avuçladım. O ileri geri yapıp, kalçalarımı ve amımı okşuyor, göğüslerimi sıkıp, dudaklarımı öpüyor, beni iyice zevk sarhoşu yapıyordu.
Okadar zevk almaya başladım ki, amımın sulandığını hissettim. Ben de karşılık vererek, elimdeki yarağını sıkıp, dudaklarına yapıştım. Acemice öpüşmem onun daha hoşuna gitmişti.
Beni tekrar sarıp, boynumu yalıyor, göğüslerimi ısırıyordu. Beni omuzlarımdan aşağı ittirerek önünde diz çökmemi sağladı, “Yala!” dedi. Ben ise daha önnce hiç yapmadığımı, nasıl olduğunu bilmediğimi söyledim.
Yarağını ağzıma götürmek istedi, ama ben ağzımı kaçırınca, beni ayağa kaldırdı, kendisi önümde diz çökerek amıma yumuldu. Amımı çok hızlı yalıyor, adeta beni çıldırtıyordu.
Bu arada parmakları ile de götümün deliğini zorluyordu… Ben artık iyice kendimden geçmiştim. Hayatımda ilk kez, üstelik babam yaşında biri ile sevişiyordum. Mustafa abi çok iyi sevişiyordu, fakat götüme soktuğu parmağı canımı acıtıyordu.
Biran, “Ayyy!” diyerek irkildim. “Ne oldu, canın mı yandı aşkım?” diyerek kibarca sordu. “Mustafa abi ben ilk kez böyle birşey yaşıyorum, bence bu yaptığımız çok yanlış!” diye itiraz etmek istedim. Ama o, “Bana abi deme, aşkım de! Herşeyin bir ilki vardır, merak etme güzel olacak!” diyerek yine beni önünde diz çökertti.
Yarağını ağzıma vermek istiyordu, ama ben alamıyordum, kalındı ağzıma girmiyordu. “Öp onu, yala!” dedi. Tam öperek yalamaya başlamıştım ki, saçlarımı çekti.
Can acısıyla ağzımı açmam ve o kalın yarağın ağzıma girmesi bir oldu. Ağzım yırtılacak gibi, kusacak gibi oluyordum. Ama Mustafa abi çıkarmama izin vermiyor, başımdan tutarak adeta ağzımdan sikiyordu beni. Ben bu arada birkez daha ıslanmıştım.
Mustafa abi de fazla dayanamayıp ağzıma boşalmaya başladı. Çok kötü bir tadı vardı, hemde çok geliyordu. Boğulacak gibi oldum. Zorla çıkarmıştım ki ağzımdan, çıkarmamla lavaboya kusmaya başlamam bir oldu…
Ben lavobaya dönmüş kusarken, Mustafa abi arkadan kalçalarımı ve amımı yalıyor, parmağını amıma sokuyordu. Ben halen kendime gelememiştim, fakat o anda tek düşündüğüm şey kızlığımdı. Ona bakire olduğumu, kızlığıma zarar vermemesini istedim.
Mustafa abi de bunun üzerine amımı parmaklamayı bırakıp, parmağını götüme sokmaya başladı.
Canım acıyordu, ama Mustafa abi çok iyi biliyordu işini, bana zevk te veriyordu. Ben önünde domalmış durur halde lavaboda ağzımı yıkarken, o ise parmağını götümde ileri geri yaparak sırtımı yalıyordu.
İyice çıldırmıştım ve kendimi daha da ona teslim etmiştim. O da bunu anlayınca yarağını götüme sokmaya çalıştı.
Yarağını götümün deliğinde iyice hissettim, fakat kalındı ve girmiyordu. Aslında korkuyordum da, istiyordum da…
Bana, “Böyle kal!” diyerek, banyo dolabından losyon aldı, bolca yarağına ve götüme sürdü. Ben olacakları beklerken yine yarağını götüme zorladı. Yine girmiyordu. “Kendini rahat bırak, sıkma!” diyerek, lavobayo doğru dahada domalmamı istedi.
Dediklerini yaptım, yeniden zorladı. Birden içimde tarif edilemeyecek acı hissetim, beynimde şimşekler çakıyordu. “Çıkarrr!” diye bağırıyordum, fakat kaçamıyordum çünkü kafam lavabonun altındaki duvara dayanmış,
Mustafa abi de beni sıkıca kavramıştı. O kocaman yarak götümde yavaş yavaş ilerlerken, ben ise artık acıya dayanamıyordum ve ağlıyordum. Elim ayağım kesilmişti.
O ise hala götüme sokmaya devam edip, “Geçti aşkım, girdi, az kaldı!” diyordu. Kasıklarını kalçalarımda hissetiğimde acıdan kendimden geçmiş ve bayılmışım… Ayılıp kendime geldiğimde yatak odasındaydık, yüzüstü yatıyordum.
Mustafa abi kasıklarımın altına yastık koyup beni domaltmış, arkamda götümü sikiyordu. Bende hal kalmamıştı, o ise sürekli abanıyor, sırtımı ensemi öpüyor, götümü sikmeye devam ediyordu. 15-20 dakikadır sikmesine rağmen boşalmamıştı.
Garip tarafı, bu iş bana acının yanında zevk te veriyordu. O zevkle ben de kalçalarımı ona itiyor karşılık veriyordum. Mustafa abi müthiş bir tecrübeyle sikiyordu götümü. O kalın büyük yarağın içimde olduğuna ve götüme nasıl alabildiğime halen inanamıyordum.
Her tarafım uyuşmuş ve götümün deliğini hissetmiyordum. Artık bende hal kalmamıştı, “Mustafa abi boşalll!” diye yalvarmaya başladım. İyice hızlanmıştı. Ben zevk ve acıdan yatağı dişliyordum. Sonunda acaip bir hırıltı ile götüme boşaldı…
Yarağını götümden çıkarıp, yarağını çarşafa sildi. Bana iltifatlar ediyor, “Seni çok seviyorum aşkım, karıcığım!” diyor, omuzlarımı, sırtımı, belimi, götümün yanaklarını öpüyordu. Ben halen o acı ve şaşkınlıkla, şok bir halde yatakta yüzüstü yatıyordum, sesim çıkmıyordu. Derken alt kattan sesler duyuldu, kesin Ebru ile Kaan gelmişlerdi. Mustafa abi mayosunu giyip bilgisayarın başına giderken, ben de dölden sırılsıklam olmuş çarşafı alıp banyoya koştum…
Yürümem Değişti
İsmim Zeliha, 29 yaşında, 1,68 boyunda ve 60 kiloda, kapalı bir bayanım. Kapalı derken, kocamın zoruyla kapandım. Bir kızım var 10 yaşında. Sezeryanla olduğu için başka çocuk istemedim. Kocam zorlasa da, ben hep karşı çıktım, bir daha çocuk yapmadım.
Kocam fabrikada vardiyalı bir işte çalışır. Kazancı fazla olmadığı için maddi durumumuz da pek iyi değil, ama geçinip gidiyoruz işte. Kocamla maalesef monoton bir hayatımız var.
Kendisi 1,70 boyunda ve 95 kiloya yakın. Kendine hiç bakmaz. Ne giyinmesini bilir, ne de kadın ruhundan anlar. Ama sorsanız yatakta ondan iyisi yok. Yatakta ise 5 dakika bile sürmez ilişkimiz, sonra da,
“Bu kadar uzun kimse yapamaz, benim kıymetimi bil!” diye övünür.
İnanın 11 senelik evliliğimde bir kez olsun seksten zevk almadım. Ne doğru dürüst öpüşmesini bilir, nede başka yerlerimi öper sever. Bir kez başka kadınlardan duyduğum için ben ona oral yapmaya niyetlendim, bana söylemediği laf, etmediği hakaret kalmadı.
“Öyle şeyleri orospular yapar, yarın bir gün benim de sana yapmamı beklersin!” falan filan…
Bir gün bizim oturduğumuz mahallede bir müstakil ev satıldı. Alan kişiler Türk olduğu için çok sevindim. İnşallah iyi insanlar olur da en azından komşuluk yaparız diye ümit ettim.
İsimlerini sonradan öğrendiğime göre, Jale ve Hakan isminde evli bir çift imiş alanlar. Durumları çok iyiye benziyordu, adamın makam arabası gibi koskocaman bir arabası, hanımında da son model bir Jip vardı. Taşınırlarken ben kocama,
“Bir hayırlı olsun ve hoşgeldin diyelim, çay, kurabiye, börek falan yapıp yanlarına gidelim. Malum adamlar sabahtan beri taşınmayla uğraşıyorlar!” dedim.
Kocam başta mırın kırın etse de razı oldu ve gittik. Jale hanım ve kocası Hakan çok ama çok iyi insanlara benziyorlardı, öyle havalı falan hiç değiller, aksine çok mütevazi idiler. Bize karşı da çok iyi davrandılar ve teşekkür ettiler.
İki gün sonra Jale hanım elinde benim bıraktığım tepsi ve çantayla kapımı çaldı. Güzel bir çiçek almış ve çantayı da çikolata ile doldurmuştu. Jale hanıma,
“Neden zahmet ettin, ne gerek vardı…” diyerek içeri buyur ettim ve akşama kadar oturduk, sohbet ettik, çay kahve içtik.
O günden sonra çok samimi olduk. Kocam, Hakan'ı beğenmese de ziyaretlerine kocamla beraber gidip gelmeye başladık. Kocam sanırım Hakan'ı kıskanıyordu.
Hakan 1,80 boylarında ve çok atletik bir vücuda sahipti. Genelde çok dar gömlek veya tişört giyerdi. Adamdın vücudunda yağ denen bir şey yoktu neredeyse.
Hakan'ın birkaç tane Süpermarketi varmış ve yanında nereden baksan 35-40 kişi çalışıyormuş. Bir akşam yine onlara oturmaya gitmiştik. Sohbet esnasında konu işten güçten açılınca, Jale bana,
“Sen neden çalışmıyorsun Zeliha, eve katkın olur ve en azından evde boş oturmazsın!” dedi. Kocam hemen atladı,
“Gerek yok, ben çalışıyorum! Hem kapalı olduğu için ona iş vermezler!” dedi. Jale de kocama,
“Eğer isterse bizim markette kasada çalışabilir. Hem ben de sürekli marketteyim, beraber gider geliriz, gözün arkada olmaz!” dedi.
Akşam evimize dönünce kocamı yalvar yakar ikna etmeye çalıştım. Sonuçta ayda 1.400 Euro maaş alacağım için ikna oldu. Dünyalar benim olmuştu.
Birkaç gün sonra işe başladım. Kızım okula gittiği için sabah 8'den 16'ya kadar çalışıyordum. İşi çok çabuk öğrendim, kasa işi çok kolaydı ve iki aya kalmadan neredeyse her şeyi biliyor ve her işe yardım ediyordum. Jale ile de çok yakın arkadaş olmuştuk.
Bir gün sabah yine Jale'nin arabası ile işe giderken, konu evlilikten, mutluluktan açıldı ve sonunda sekse geldi. Jale bana,
“Seks hayatınız nasıl gidiyor Şekerim?” diye sorunca ben,
“Ehh işte, öyle böyle idare ediyoruz!” diyerek geçiştirdim. Ama o anlatırken ağzım açık kaldı. Kocası ile yaptıklarını anlatırken hem gözünün içi gülüyor, hemde ara sıra kasığını tutup,
“Sorma, benimki akşamdan sevişmeye bir başladı mı, sabah saat üçe dörde kadar yapar.
Aramızda kalsın, Hakan'ınki oldukça büyük, bazen karnıma ağrılar girer, bazen de yürümek bile zor gelir, resmen yürüyüşüm değişir. Üstelik beni yalayarak bir iki kez orgazm etmeden asla girmez bana!” dediğinde bende film koptu.
“Yalar mı? Nasıl yalar?” diye sorduğumda, Jale başladı gülmeye ve
“Nasıl yalayacak canım, amımı götümü, her tarafımı yalar! Hele bazen 69 oluruz, bu en sevdiği pozisyon, işte o zaman yarım saate yakın o beni, ben de onunkini yalarım!” demez mi.
O gün iş yerinde çalışırken aklım başımda değildi, sürekli Jale'nin anlattıklarını düşündüm durdum.
Pazartesi sabah birlikte işe gitmek için yine Jale'nin arabasının yanına indim. Jale evden çıktığında yürüyüşü değişmişti, resmen bacakları ayrık ayrık ve zorla yürüyordu. Bana gülümseyip,
“Günaydın!” dedi. Arabaya otururken altına küçük bir yastık koyunca,
“Hayırdır ne oldu, hasta mısın, istersen sen gelme ben otobüsle giderim!” dedim.
“Yok canım birazdan geçer popomun sızlaması, dün gece Hakan yine coştu ve son olarak arkadan yaptı, oranın da hastası, girince çıkmak bilmiyor!” dedi ve güldü.
“Arkadan derken?” diye sorunca,
“Ahh Zeliha, sen de bu yaşına gelmişsin, genç kız gibi soru soruyorsun. Arkamdan yaptı, yani götümden sikti, şimdi anladın mı?” dedi. Ben şaşkınlıkla,
“Gerçekten mi?” diye sorunca,
“Niye inanmıyorsun kız, kocan seni hiç arkadan yapıyor mu?” dedi. Ben de nasıl oldu bilmem ama,
“Bırak arkadan yapmayı, önden bile doğru dürüst yapmaz!” dedim.
“İlahi Zeliha, tam bir alemsin valla!” dedi ve gülüştük, devam ettik yolumuza.
O günden beri ailecek her bir araya geldiğimizde gözüm hep Hakan'ın önüne kayıyordu. Pantolonun önü öyle şişkin duruyordu ki… Karısıyla nasıl seviştiklerini gözümde canlandırmaya çalışırken buluyordum kendimi, içim bir tuhaf oluyordu.
Ama Hakan'ın da ara sıra bana baktığını yakalamıştım bu arada… Utanıp başka yere baksam da, genelde mutfağa gidip gelirken götüme baktığını hissediyordum.
Günlerim artık daha bir değişik geçiyordu. Kocamı aldatmak asla aklımdan geçmiyordu. Günah olduğunu da biliyordum. Ama yine de kaçamak bakışlarla Hakan'ın önüne bakmaktan kendimi bir türlü alamıyordum. Ve yalnız kaldığımda onunla seviştiğim hayaller kuruyordum.
Yaz tatili vakti geldi. Ben markette işe başlamadan çok önce kocam çalıştığı Fabrikadan üç haftalığına izin almıştı, birlikte Türkiye'ye gidecektik.
Ama şimdi benim durum değişmişti. Markette herkes eski çalışanlar olduğu için millet izinini ayarlamış, ama bana izin yoktu. Ben de gideyim desem markette duracak insan kalmayacaktı. Samimiyetimizi kullanıp özel bir muamele de istemedim. Hakan abi de,
“Zeliha, söz, seneye yaz tatilinde sana bir ay izin vereceğim. Bize çok yardımcı oldun bu sene, ben de unutmam bu iyiliğini!” dedi ve teşekkür etti. Ben artık kocama,
“Siz bensiz gidin memlekete!” demek zorunda kaldım. “Nasıl olsa Jale var, arkadaş olur bana, zaten koca gün markette çalışıyor olacağım.”
Evde boş oturmayıp çalışmama ve eve para getirdiğim için hoşnut olan kocam hemen razı oldu. Kocamla kızımı taksiye bindirdik ve havaalanına gittiler. Akşam Türkiye'den aradı kocam ve
“Bizi merak etme, sen kendine dikkat et, biz babamlarla iyiyiz burda!” dedi.
İlk kez yalnız kalıyordum koca evde… Bekar bir kadın gibi… Ne koca, ne çocuk…Yatakta soyunup sereserpe yattım, yine Hakan'la ilgili ayıp hayaller kurdum, kendimi okşayarak uyudum. Ertesi sabah işe giderken Jale,
“Kızımla iki hafta okulu ile tatile gidiyoruz. Velilerden iki kadın da gitmesi lazımmış, ben de bu sene tatile gidemiyorum diye kabul ettim! Zeliha bak buralar sana emanet.
Hakan yemek ve çamaşır işinden anlamaz, ben sana bir anahtar vereyim, bizim eve de bakar ol, ama lütfen kızma ve sana bir maaş da ikramiye verelim, yoksa Hakan kabul etmez!” dedi. Ben,
“Seve seve yaparım canım, ikramiyeye ne gerek var!” desem de, Jale ısrar edince ekstra maaşı kabul ettim.
Bir gün sonra Jale'yi kızı ile hava alanına Hakan abi götürdü. Hakan abi genelde akşamları eve saat yedi sekiz arası gelirmiş, ben de o gün işten çıktım, doğru Hakan abilere geçtim.
Evi toparladım, bir güzel de yemek yaptım. Masayı itinayla, peçetesine, soğuk suyuna, birasına, vazosundaki çiçeğe kadar hazırladım ve çıktım.
İkinci gün yine mesaiden sonra onların eve gittim, yemek yaptım, masayı hazırladım, tam çıkmak üzereyken Hakan abi erkenden geldi.
“Zeliha dünkü yemek harika idi, ellerine sağlık, ben alışkın değilim öyle güzel yemeklere, Jale pek anlamaz, bak beni şişmanlatacaksın onlar gelene kadar!” diye takıldı.
“Afiyet olsun!” deyip çıkacakken,
“Zeliha nereye? Otur, beraber yiyelim, sen de yalnızsın ben de, bir tencere yemeği kim yiyecek?” diye ısrar edince, birlikte yemeyi kabul ettim.
Yemek yerken Hakan abiyi Jale aradı, yarım saat konuştular. Yemekten sonra Hakan abi,
“Zeliha oldu olacak bir de çay demle de içelim!” deyince, kıramadım çayı da demledim. Tam çaylarımızı salona götürmüştüm, sohbete dalmıştık ki kocam aradı. Hakan abiye sessiz olmasını işaret edip, telefonu açtım. Kocam,
“Nerdesin?” diye sorunca,
“Evdeyim, nerede olacağım bu saatte!” diyerek tersledim adamı… Kısa bir konuşmadan, günümün raporunu verdikten sonra kapattı telefonu… Hakan abi manalı bir bakışla gülümseyerek,
“Niye bende olduğunu söylemedin Zeliha?” dedi. Yüzüm kızardı biraz, utanarak omuzumu silktim,
“Neme lazım, yanlış anlar, bana kızar, olay çıkarır! Ona laf anlatmaya çalışmaktansa bilmemesi daha iyi benim için…” dedim.
“Zeliha bozulma ama senin kocan biraz yabani! Birbirinizden ayrısınız ve seninle bir dakika bile konuşmadı ve ilk sorduğu şey de ‘Nerdesin?’ oldu!” dedi.
“Aman Hakan abi, benim bütün hayatım bu… Böyle gelmiş, böyle gider. Maalesef değişmez. Söylediklerinde çok haklısın kocam odunun teki!” dedim. Çaylarımızı içerken Hakan abi,
“Zelihacım, müsaadenle ben üzerime rahat bir şey giyeyim. Oturur sohbet ederiz, nasıl olsa artık arayan soran olmaz!” dedi.
Üzerine bir tişört ve spor pantolonu ile geldi içeriye. Ama eşofman tarzında giydiği şey çok ince olduğu için önündeki şişkinlik çok net görünüyordu.
Sohbete başladık, çay kahve derken saat on olmuştu. Onunla konuşmaya, gülüşmeye doyamıyordum ama sonunda gitmek için müsaade istedim. Hakan abi,
“Zeliha yarın pazar güzelim, iş yok. Gidip ne yapacaksın? Benimle otur. Hem uykun gelince geç, misafir odasında yat. Korkacak bir şey yok, yabancı mıyız allasen?” deyince ben gaza geldim,
“Yoo niye korkayım? Senden korkacak halim yok ya… Ama yine de doğru olmaz gecenin bu saatinde, ben gideyim!” dedim yarım ağızla…
Aslında pek de gitmek istemiyordum doğrusu… Dediği gibi, eve gidip tek başıma ne yapacaktım ki… Burada oturup hayran olduğum erkekle dipdibe konuşup sohbet etmek, arada onun kabarmış önünü izlemek hoşuma gidiyordu. Odun kocamla sessiz sedasız geçen monoton akşamlardan sonra iyi gelmişti bana bu… Hakan abi,
“Bak sen de ben de yalnız oturmaktansa sohbet ederiz biraz daha!” diye ısrar edince kıramadım. Ben gitmekten vazgeçince, Hakan abi kilere indi ve bir şişe beyaz şarapla yukarı geldi tekrar…
“Zeliha hiç şarap içtin mi?” dedi yüzüme ilgiyle bakarak soruyordu. Yüzüm kızardı, utandım.
“Hayır içmedim, hem alkol almak günah, içemem.” dedim.
“İlahi Zeliha, şarap alkol değil ki, üzüm suyu. Gel felekten bir gün çalalım, aramızda kalır, kimseye söylemeyiz, söz!”
“Bilmem ki…” dedim yarım ağızla… “Hiç içmedim. Hem günah…”
“Jale bunu çok sever, her akşam beraber bir iki kadeh alırız. Ama eğer sen yok ben içemem, bana ağır gelir diyorsan, içme!” dedi. O sırada yine gaza geldim,
“Jale içiyorsa bana niye ağır gelsin ki, tamam içelim!” dedim. Kalktı slow bir müzik açtı ve iki bardak getirdi. İkimize de yarımşar kadeh doldurdu (Şarap öyle içilirmiş sonra öğrendim) ve sohbete koyulduk yine…
Üçüncü kadehten sonra başımın döndüğünü hissettim, vücudumun her yerini ateş basıyordu sanki. Hakan abi de,
“Bak yanakların kızardı, istersen fazla içme!” dedi. Ben de gülerek,
“Haklısın, her tarafımı ateş bastı, nasıl üzüm suyuysa bu şarap!” dedim. O sırada Hakan abi,
“Dur ateşine bir bakayım! Korkmaya başladım, gerçekten yüzün kıpkırmızı oldu.” diyerek karşı koltuktan kalktı, yanıma oturdu. Elinin dışı ile yanaklarıma temas edip,
“Valla haklısın, yanakların ateş gibi yanıyor resmen!” dedi ve güldü. Sonra da, “Biliyor musun, yanakların kızarınca daha tatlı oldun!” deyince utandım, yüzümü çevirdim. Hakan abi,
“Utanacak bir şey yok Zeliha, gerçekten güzel oldun, zaten güzel bir kadınsın, ama böyle daha güzel oldun! Ama istersen eşarbını ve üzerindeki ceketini çıkar, yoksa havale geçireceksin!” deyip gülümsedi.
Onun ilgisi ve başımın dönmesiyle bir cesaret geldi bana, her şeyi boş verdim. Eşarbı çıkardım, saçlarımı serbest bıraktım. Saçlarım nerdeyse kalçalarıma kadar uzundur. Sonra ceketi de çıkardım. Altımda sıfır kollu ve daracık tişört olduğunu unutmuşum. Göğüslerim oldukça büyük ama dik olduğu için, Hakan abi gözleri faltaşı gibi açılmış durumda, hayranlıkla göğüslerime bakıyordu.
“Offf Zeliha, çok güzelsin inan… Böyle bir güzelliği neden saklıyorsun?” dedi. Ben yine utanıp,
“Aman, sanki güzel olsam ne olacak, kıymetini bilen olmadıktan sonra!” dedim. O sırada Hakan abi saçlarımı kafamdan aşağı ta kalçalarıma kadar okşayıp,
“Bu güzelliğin kıymetini bilmeyeni vurmak lazım, nasıl bir erkek senin ahmak kocan?” dedi. Eli kalçamın üzerinde kaldı. Kalçamı okşamaya başlayınca,
“Hakan abi yapma lütfen…” diyerek döndüm. O sırada yanağımdan öyle sıcak öptü ki, bir tuhaf oldum. Bir yandan hoşuma gitmişti, bir yandan da,
“Abi yapma lütfen…” demeye devam ediyordum. Boynumu, boğazımı öpmeye, kulak mememi emmeye başladı. Sonra kulağıma,
“Şarap da aramızda kalacak, bu yaptıklarımız da… Ben artık dayanamıyorum, lütfen kırma beni Zeliha!” dedi. Bedenim titriyordu resmen. Ağzım, “Yapma!” dese de, içimden devam etmesini umuyordum. Yavaşça arkamdan tişörtümü çıkarttı ve hemen sütyenimi de açtı, önüme geçti. Ben,
“Abi yapma…” dedikçe göğüslerimi ve meme uçlarımı emiyordu. Bacak aram resmen ıslanmıştı. Ne oluyordu bana böyle? İçimdeki yangına, arzularıma karşı koyamıyordum…
Salondaki koltukları çok genişti, yatak gibiydi nerdeyse. Beni yatırdı ve eteğimle külotumu çıkarttı. “Yapma abi…” desem de, bacak arama yumulmuştu bile. O aşamadan sonra bende film koptu. Amımı öyle bir yalıyordu ki, dilini içine sokarak, am dudaklarımı tek tek emerek, klitorisimi dudaklarının arasında sıkıştırıp sündürerek…
Sonunda bana birden bir titreme geldi, ölüyorum sandım ve amımdan resmen sular akmaya başladı. Orgazm dedikleri bu olsa gerek. İnanın yarım saate yakın yaladı amımı ve o yarım saatte belki üç kez orgazm oldum. Bulutlarda uçuyordum resmen. Onbir yıllık evliydim, ama bu duyguyu daha önce hiç yaşamamıştım.
Sonunda doğruldu, beni kucağına aldı ve ikinci kata çıktık. Ben kucağında, bir yandan dudaklarımı emiyor, bir yandan merdiven çıkıyordu. Bu nasıl güçlü bir adam böyle diye düşünürken yatak odasına geldik.
Koskoca bir yatakları vardı, yatırdı beni. Ve önümde soyunmaya başladı. Baksırını çıkarınca nerdeyse dilimi yutuyordum.
Aman Tanrım, o nasıl bir yaraktı öyle, uzunluğu nerdeyse bileğim kadar ve başı kalın mı kalın. Jale demek ki, “Hakan'ınki oldukça büyük!” derken abartmamıştı. Hakan yarağını ağız hizama getirip,
“Şimdi de senin hünerlerini görelim bakalım!” diye dudaklarımın arasına doğru dayadı. Sıra bende idi. Beni böyle dili ve ağzı ile üç kez orgazma ulaştıran adama mümkün mü yok demek?
Çekingen bir tavırla, titreyen ellerimle tuttuğum yarağını yalamaya başladım. Ama kafası bile ağzıma sığmıyordu, zorlanıyordum iyice. Acemice ve korkuyla karışık merak içinde, elimden geldiği kadar yaladım… On dakika geçmeden, Hakan,
“Şimdilik yeter bu kadar! Şimdi de amının hünerlerine bir bakalım!” deyip yarağını ağzımdan çekti. Yatağa yanıma sırtüstü uzanıp,
“İlk seferinde gel sen üzerime canım!” dedi.
Kocam beni sikerken hep altına alırdı. Yine acemi hareketlerle üzerine çıktım. İçime almama izin vermedi önce… Belimden tutup bastırarak am dudaklarımla Hakan'ın göbeğine yapışmış yarağı üstünde ileri geri gitmemi sağladı.
Tüm bu sürtünmeler sırasında klitorisimden aldığım zevk delirtti beni, am sularımla resmen yıkadım yarağını…
En sonunda onun yönlendirmesiyle yarağı başından tutup ıslak amımın ağzına yerleştirdim. Amım o kadar ıslak olmasına rağmen sırf o kocaman başını içime alana kadar öldüm nerdeyse. Ama Hakan hiç alttan hareket etmiyor,
“Aşkım sen kendin ayarla, yavaş yavaş. Hepsi girince biraz acır belki, ama sonra alışırsın!” diyordu.
Ona söylemesi kolay, o yarak sonuçta bana giriyordu. Amım yırtılıyor sandım, ama sonunda yarısını almıştım ve artık durmak niyetim de yoktu. Biraz daha, biraz daha derken sonunda taşaklarına kadar oturdum.
Yarağını sanki midemde hissediyordum. Yarağı komple içimde iken hiç kımıldamadan, on dakikaya yakın sadece öpüştük, yiyiştik. Sonunda dayanamadım ve hafiften kalkıp oturmaya başladım…
Tanrım bu ne güzel bir şeydi böyle, amımın duvarlarında kalın yarağının damarlarını hissediyordum. Amım yarağına alıştıkça alıştı ve benim hareketlerim de daha bir serileşti. Gittikçe hızlanan bir tempoyla kalkıp oturuyordum artık. Kocamdan alışık olduğum için bitecek korkusu ile, bir ara çok hızlanmışım. Hakan,
“Aşkım acele etme, daha sabaha kadar vaktimiz var, sabaha kadar o senin, elinden alan yok, tadını çıkar!” demesi ile yavaşladım.
Bir onbeş yirmi dakika sonra Hakan beni üzerinden indirip altına aldı, bacaklarımı omzuna attı. Yarağını amıma tek seferde köküne kadar sokunca tekrar yırtılıyorum sandım. O esnada öyle bir bağırmışım ki, nerdeyse tüm mahalleyi ayağa kaldıracaktım. Hakan,
“Aşkım sakin ol, adam öldürüyorum sanacaklar!” diye güldü.
“Gülme aşkım, o yarak sana girse ölürsün valla!” dedim.
Ufak ufak hızlanarak pompalamaya başladı. Artık orgazmlarımı saymaktan vazgeçmiştim. Ama bende tam yine bir titreme başladığında Hakan iyice hızlandı. Ben yeniden orgazm olurken Hakan da boşaldı.
Onbir yıllık evliliğimde kocamla hiçbir zaman aynı anda boşalmamıştım. İçime Hakan'ın dölleri bahçe hortumundan akar gibi akıyordu. Birbirimize kenetlendik ve içimden çıkmadan beni üstüne aldı.
İyice yorulmuş ve mayışmıştım. Hakan altımda ve yarağı içimde, bir saate yakın uyumuşum. Hakan'ın alttan amıma pompalamasıyla uyandım. Dudaklarına dudaklarımı verip öpüştükten sonra,
“Sen nasıl bir insansın böyle, halen mi sikiyorsun beni?” demem gülüp,
“Evet canım, doyamıyorum sana!” dedi ve beni üstünden indirdi. Beni dört ayak pozisyonuna alıp arkama geçti. Yine sikecek diye beklerken, başladı hem amımı hem götümün deliğini yalamaya. Böyle bir zevk yok dünyada, perişan oldum.
Sonunda götümün deliğine okkalı bir tükürük bırakıp, o koca yarağını götüme dayadı. Niyetini anlamıştım, götten sikecekti beni. Telaşla,
“Hakan yapma kurban olayım, oraya girmez, ölürüm valla, hem ordan daha hiç yapmadım!” desem de, Hakan'ı durdurmak imkansızdı.
Ama ne kadar denediyse de girmedi. Komodinden kreme benzer bir şey aldı ve bu sefer hem yarağını, hem götümün deliğini kremledi.
“Aşkım kasma kendini, ben bu götü sikmezsem uyuyamam, kasarsan acır, serbest bırak kendini!” dedi.
En sonunda yarağının kafasını götüme öyle bir geçirdi ki, dudağımı ısırdım, gözümden yaş geldi. Hakan,
“Bak aşkım kafasını aldın işte, gerisi kolay!” dese de ben ölüyordum acıdan…
Yarağının kafası götümde hareketsiz beklerken bir yandan da amımı okşamaktan alamıyordu kendini. Amımı okşadıkça ben gevşedim ve sonunda milim milim de olsa, o koca yarağı götüme tam olarak aldım. Yavaş yavaş acı geçti ve o koca yarak götüme girip çıktıkça resmen zevk almaya başladım.
Tabii arkama girip çıkarken, amımı da sürekli okşamaya devam etti. Yarım saate yakın götümü sikti ve en sonunda içime boşaldı. Yarağını götümden çıkarmadan yan yatırdı beni, 66 pozisyonunda arkamdan bana sarıldı ve uykuya daldık…
Sabah bir uyandım ki, o koca yarağı halen götümde. Yavaşça kendimi çekip yataktan kalktım. Duşa gidecektim, ama yürümekte zorlanıyordum. Jale'nin yürüyüşünün bazen neden öyle değiştiğini şimdi çok iyi anlıyordum.
Duşumu yaptım. Kahvaltıyı hazırladım ve Hakan'ı uyandırdım. Yüzünde bir gülümsemeyle beni öptü ve
“Aşkım harikaydın dün gece! Artık bizimkiler gelene kadar buradasın, hiçbir yere göndermem seni!” dedi…
O günden beri artık sikişmeden duramıyoruz. Fırsat buldukça, arabada, depoda, bazen de otelde beni sikmeden bırakmıyor.
Seni çok seviyorum koca yaraklım ve o yaraksız yaşamak istemiyorum...
Hediye 2
Hakkı amcanın sikinin kocaman başının tepesinde beyaz damlacıklar belirmeye başlamıştı. Bu ağzının sulanmasına neden oluyordu Özge'nin. Ama memelerini mıncık mıncık yoğuran ellerden de kopamıyor ve bu nedenle eğilip o aklını başından alan damlaları istediği gibi yalıyamıyordu. Sonra daha da müthiş bir şey oldu ve Hakkı amca elini indirip bacağının iç tarafını okşamaya başladı. Tüm vücudu elektrik çarpmış gibi titredi Özge'nin. Bacakları alabildiğine aralandılar. Şimdi kendini tabak gibi açmıştı amcaların önünde. Vıcık vıcık sulanmış, şişmiş dudaklarını susamış bir ağız gibi açmış amını gösteriyordu onlara.
Artık sikilmesine az kaldığının farkındaydı Özge.
Tanrım, farkında olmak ne demek, bunu delicesine istiyordu. Ellerindeki amca siklerinin içine girmesini istiyordu.
"Ahhh sikin beni hadi..!" diye inledi birden. "Oh hadi sikin beni... İkiniz birden sikin beni..."
Hakkı Amca'nın parmakları bir anda amını buldu. Oturduğu yerde iyice kıvranmaya başlamasına neden oldu bu temas. Sonra yavaşça içine girdi parmak. Bu Özge'nin sarsıla sarsıla belini getirmesi için yetti de arttı bile.
Gözleri kararıyordu.
Sonra İhsan Amca'nın sesini duydu.
"Bu Bülent tıpkı babası gibi salak Hakkı. İnsan böyle tepeden tırnağa am olan bir fıstığı bırakıp gider mi be? Hadi mecbur oldu gitti diyelim, doğumgününde geri dönmez mi?"
"Bu ailenin erkekleri böyle işte he yapalım. Sen şikayet etmiyorsun değil mi İhsan?"
"Yok lan ne şikayeti? Manyak mısın nesin? Şu amın güzelliğine baksana. Şu bacaklara, hele şu göte bir baksana. Üstelik sik diye deliriyor..."
Onların aralarında böyle konuşmaları, Özge'nin, mümkünmüş gibi daha da çok tahrik olmasına yol açıyordu. Yine kıvranmaya başlamıştı iki amcanın arasında.
"Ohhh n'olur sikin beni..." diye yalvardı.
"Acele etme bebek..." dedi Hakkı Amca, "Sikileceksin... Hemde hiç sikilmediğin gibi sikileceksin... Ama acele yok... Yavaş yavaş... Tadını çıkara çıkara..."
Artık parmağı bir piston gibi girip çıkıyordu Özge'nin amına. Sonra İhsan Amca'nın eli de girdi devreye. Bacağının iç tarafını okşaya okşaya yukarı çıktı ve amını buldu. Ohhh şimdi iki parmak birden verdı amının dudakları arasında. Elleri ise hala amcaların sikleriyle doluydu. Ateş gibi yanan, taş kadar sert, kapkara, kıllı ve kocaman siklerle doluydu elleri.
Uçuyordu Özge.
Sonra zevkten buğulanmış gözleri İhsan amcanın aşağı kaydığını farketti. Çömelip bacaklarının arasına girdi ve iki eliyle onları daha da araladı adam. Hakkı amca da parmağını çekmişti şimdi amından. Bundan hiç hoşlanmamıştı ama, bir anda İhsan amcanın başı kasıklarına gömüldü. Beli bir yay gibi böküldü Ezge'nin. Sonra adamın dudakları amının susamış bir ağız gibi açılmış dudaklarına yapıştılar bir anda. Dili içine kaydı. Ve birden beli gelmeye başladı Özge'nin.
Kıvrana kıvrana belini getiriyordu.
Ama onun dinlenmesine izin vermedi amcalar. Yüzüne sürünen yakıcı sıcaklık, onu bir anda kendine getirdi. Hakkı amca kanapenin üstüne çıkmıştı. O kocaman sikini yüzüne sürüyordu. İştahla açtı ağzını Özge. Dili uzanıp o koaman kıllı sikin tepesindeki delikten sızan beyaz damlacıkları yalamaya başladı. Offf ne kadar güzeldi tadı.
Neredeyse aynı anda İhsan Amca'nın başparmağı, götünün deliğini okşamaya başladı. Tüm vücudu elektrik çarpmış gibi titredi bu temasla. Amından bısan sularla vıcık vıcık kaygandı götü. Onun, adamın parmağının altında açılmaya başladığını hissediyordu Özge. Kalçaları delicesine çalkalanmaya başlamıştı artık. Götünü adamın parmağına bastıyordu. İçine girmesini istiyordu o kalın parmağın.
Birden bastırdı İhsan Amca. Yağ gibi kaydı içine parmağı. Aynı anda da, Hakkı Amca o kocaman sikini ağzına sokuverdi.
Tanrım, yine beli geliyordu. Offff hem de ne biçim geliyordu.
İhsan Amca'nın parmağını koparacak gibi sıkıştırmıştı götü. Dudakları ise Hakkı Amca'nın sikine vantuz gibi yapışmıştı. Beli bükülmüştü. Tüm vücudu sarsılıyordu.
Sonra Hakkı Amca ağzını sikmeye başladı. O kocaman sikini, deli gibi emen ağzına sokup çıkarıyordu artık. Tıpkı bir amı siker gibi sikiyordu ağzını. İhsan Amca ise hem amını yalamayı sürdürüyordu, hem de parmağını artık yeniden gevşeyip açılan götüne sokup çıkarmayı.
Ohhhh tanrım, çılgın bir şeydi bu.
Birlikte mahvediyordu amcalar onu. Birlikte sikeceklerdi. Bunu düşünmek bile kafasının içinde patlamalara neden oluyordu Özge'nin.
İhsan amcanın ağzı amından uzaklaştığında çildıracak gibi hisseti kendini. Eğer kendi ağzı Hakkı amcanın sikiyle dolu olmasa avaz avaz bağırır, onu mahveden dili geri isterdi. Ama birden İhsan Amca'nın konuşmaya başladığını duydu.
"Götün sik istiyor değil mi Özge?" diyordu adam. "Oh çok güzel götün... Yumuşacık... Daracık... Sik diye deliriyor... O salak kocan sikiyor mu hiç götünü ha? Söyle bakayım..."
Bu sözler beynini patlatıyordu Özge'nin. Ona böyle şeyler söylenmesinden her zaman çok zevk almıştı. Gerçekten de, İhsan Amca'nın tam söylediği durumdaydı o anda. Götü sik diye deliriyordu. Offfff deliriyordu.
"Oğlum Hakkı..." dedi bu sefer de İhsan Amca arkadaşına, "Nasıl bir göt biliyor musun? Çiçek gibi... Pembe.... Kıpır kıpır... İlk ben sikicem bu götü, ona göre..."
Bir daha geldi beli Özge'nin. Çırpınıyordu artık.
Ağzı tümüyle Hakkı amcanın insafına kalmış gibiydi. Sikini hırsla sokup çıkarıyordu adam. Geri çekilirken, o bir mantar gibi şişmiş başı dudaklarının dış kenarlarına kadar geliyor, sonra soktuğunda ise taşakları çenesine çaprıyordu. İhsan amca da yeniden başını kasıklarına gömmüştü ama artık amını değil götünü yalıyordu. Ohhhh giderek açılan götünü yalıyordu. Ateş gibiydi dili.
Sağ ayağını onun kasıklarına doğru götürdü Özge. Kısa bir süre öncesine kadar elinde olan, o okşamaya doyamadığı sike ulaşmaya çalışıyordu. Sonunda parmakları değdi, o alev alev yanan taş gibi sike. Bu temas tüm vücudunun kıvranmasına neden oldu Özge'nin. Sonra ayağını yumuşak hareketlerle oynatmaya, akyını başından olan o kocaman amca sikini yumuşacık parmaklarıyla okşamaya başladı. Bunun İhsan amcanın çok hoşuna gittiğini anlıyordu ama, mümkünmüş gibi onun daha çok hoşuna gidiyordu sanki. O kacaman, alev alev yanan ve taş gibi sikin parmaklarına temasını hissetmek bile uçurucuydu.
Sonra birden doğruldu İhsan amca. Hem götünün içine girip çıkan o usta dil, hem ayakparmaklarının altındaki kocaman sik uzaklaşmıştı şimdi. Böyle kalmaya dayanamıyordu Özge. Artık mutlaka sikilmek istiyordu. Mutlaka ve hemen.
İhsan amcanın ellerinin ayak bileklerini kavradığını ve bacaklardını yukarı kaldırdığını hissettiğinde rahatladı ama. On tanrım, sikecekti artık onu amca. Ağzını sikmekte olan Hakkı amca görüşünü engellediği için İhsan amcanın ne yaptığını göremiyordu gerçi ama, adamın bileklerini pençe gibi kavrayan ellerinin bacaklardını giderek daha yukarıya kaldırdığını ve iyice açtığını farkediyordu. Ohhh onu önünde tabak gibi açıyordu amca. İstediği gibi sikmek için hazırlıyordu onu.
Sonra o müthiş sikin başını götünün deliğinde hissetti. Tüm vücudu sarsılmaya başladı o anda. Götü açılıp kapanıyordu kendiliğinden, Yine beli geliyordu. Adam daha sokmadan tekrar belini getirmesine neden oluyordu işte. Durulmasını beklemekedn, tek bir harekette soktu sikini İhsan amca. Yalıyarak götünü öyle bir hale getirmişti ki, adeta yağ gibi kaydı o kocaman sik içine. Sikle dolu ve dudakları Hakkı amcanın kasıklarındaki kıllara adeta yapışmış ağzından derin ve boğuk bir inleme çıktı. Dalga dalga kıvranıyordu şimdi. Yine beli geliyordu ve iki amcanın arasında adeta çırpınıyordu.
Biraz toparlanabildiğinde, kendini iki amcanın arasında, aynı anda hem götünden hem ağzından sikiliyor buldu Özge. Müthiş bir şeydi bu. Şimdiye kadar olabileceğini hep bildiği ama hiç yaşamadığı bir şeyi yaşıyordu. İkisi birden sikiyorlardı onu. İki sik girip çıkıyordu vücuduna.
Amcalar giderek daha hızlanan bir tempoyla sikiyorlardı onu. O kocaman kıllı sikler, birer piston gibi girip çıkıyordu ağzıyla götüne. Kendini zevkten delirecek gibi hissediyordu Özge. Dayanılmaz bir şeydi bu. Dayanılmaz güzel, dayanılmaz zevkli ve dayanılmaz uçurucu. Artık zaman kavramını yitirmeye başlamıştı. Ne kadardır sikilmekte olduğunun bile farkında değildi. Yalnızca sikiliyordu.
Sonra birden ağzındaki sik kasılmaya başladı. Beli geliyordu Hakkı amcanın. Atey kadar sıcak erkeklik sıvıları gırtlağının en dibine fışkırıyor, doğrudan midesine iniyordu. Beyni patlamıştı sanki. Birden götünün içinde bir bomba patlamış gibi oldu. İhsan amca da belini fışkırtmaya başlamış, sikini köküne kadar sokmuştu içine. Karnının içinde bir ateş topu vardı sanki. Gözleri karardı.
Yeniden çevresinde olup bitenleri kavrayabilicek hale geldiğinde, kendini yatak odasında, yatağın üstünde buldu. Bir tarafında Hakkı amca, öbür tarafında da İhsan amca oturuyordu. Onu buraya taşımıştılar anlaşıldığı kadarıyla. Birden adamların ikisinin de çırıl çıplak soyunmuş olduklarını garkederek kendine baktı. Onu da soymuşlardı amcalar. Kocasıyla paylaştığı yatağın üstünde, iki amcayla birlikte çırıl çıplak bulunmak, birden çok uçurucu geldi ona. Adamların onu sikmeye doyamadıkları anlıyordu. O da doyamamış hessediyordu zaten kendini. Ama bir sonraki sikişin evlilik yatağında olacağını kavramak, sanki mümkünmüş gibi, daha da azdırmıştı Özge'yi.
Doğrulup oturdu o da. Gözleri, amcaların siklerinin hala kazık gibi olduğunu farkettiğinde, mutlulukla gülümsedi. Ellerini iki tarafa uzatıp, tıpkı ilk başta olduğu gibi, iki siki de kavradı ve okşamaya başladı.
"Yirne sikilmek istiyorsun değil mi Özge?" diye sordu Hakkı amca. "Anlıyorum ki, seni bir tek gün bile siksiz bırakmamak gerek..."
"Ahhh evet..." diye inledi Özge, "Yine sikilmek istiyorum Hakkı amca... Hep sikilmek istiyorum... Offf durmadan sikilmek istiyorum..."
"Kocan olacak o Bülent salağı seni yalnız bırakıyor ama..." dedi İhsan amca, "Öyle değil mi? Ne yapıyorsun peki?"
"Birşey yapamıyorum İhsan amca... Yani daha doğrusu şimdiye kadar bir şey yapamıyordum... Ama siz geldiniz işte... Geldiniz ve beni uçurdunuz... Ohhhh çok güzem siktiniz beni... N'olur bir dana sikin hadi... Bir daha n'olur... İkiniz birden yine..."
İhsan amca yatağın üstüne sırtüztü uzanıverdi birden. Siki bir direk gibi havaya dikiliydi.
"Gel o zaman üstüme Jzge..." dedi, "Hadi gel otur sikimin üstüne... Bu sefer amını istiyorum..."
Adeta panter gibi atladı adamın üstüne Özge. Dizlerini onun iki yanında yatağa dayayıp, dibindern kavradığı o kocaman kıllı sikin üstüne indirdi kasıklarını. Amının dudakları adamın sikine değdiği anda da, bırakıverdi kendini. Az önce götüne girip çıkan, onu zevkten adeta delirten, karnının içinde fışkıran sik, bir anda dibine kadar girdi amına.
"Ohhhhhh..." diye inledi, "Çok güzel sikin İhsan amca..."
Sonra Hakkı amcanın kalçalarını okşayan elini hissederek ürperdi. Adamın kıllı orta parmağı bir anda kalçalarının arasına girip götünün deliğini buldular. İhsan amcanın belleriyle vıcık vıcıktı götü. Hala açıktı. Ve yavaşça soktu parmağını Hakkı amca.
Birden beli gelmeye başladı Özge'nin. Müthiş bir şeydi bu.
"Ben de bu sefer götünü istiyorum Özge..." dedi Hakkı amca, "Seni ilk gördüğümden beri aklım hep götünde zaten..."
Özge, zevkten kısılmış gözlerle onun arkasına geçtiğini farketti. Tanrım, İhsan amcanın siki dibine kadar amına gömülüyken, öbür amca da götüne sokacaktı. Bunu düşünmek bile, belinin yeniden gelmesine neden oldu.
Sonra Hakkı amcanın sikinin o alev alev yanan başını götünde hissetti. Nefesini tutup bekledi. Yavaş yavaş, ama hiç zorlanmadan içine kaymaya başladı sik. Ta ki, Hakkı amcanın kasıklarındaki kıllar kalçalarına yapışana kadar.
Ve onu sikmeye başladılar amcalar. Biri amını, öbürü götünü sikiyordu. O kocaman ve kıllı amca sikleri, iki deliğine birden girip çıkıyordu.
"Ohhhh sikin beni..." diye bağırdı Özge, "Ohhh hadi sikin beni... Amımı götümü sikin... Ohhhh hadi... Ahhhhhhhhhh..."
Artık durmadan beli geliyordu. Çıplak vücudu amcaların arasına yine sıkışmış, zevkten dalfa dalga kıvranıyordu. Gözlerinde zevk şimşekleri çakıyordu. Şimdiye kadar hiç tadına varmadığı bir şeyi yaşıyordu. Aynı anda hem amından hem götünden sikiliyordu.
Hem de normalde kocasıyla paylaştığı yatağın üstünde.
Hem de doğum gününde.
Uzun uzun siktiler onu amcalar. Bu sefer kolay gelmeyecekti belleri anlaşıldığı kadarıyla. Ama Özge kendini tutamıyordu. Ornu bulutların üstüne çıkaran zevk dalgalarından biri geçmeden öbürüne kaptırıyordu kendini. Siklerin içine girip çıkarken sürtündüğü yerlerdeki sinir uçlarından gelen küçük elektrik şokları beynini patlatıyordu adeta. Bir daha hiç inmemek üzere bulutların üstüne çıkmış gibiydi.
"Ohhh beynimi sikiyorsunuz sanki..." dedi çığlık çığlığa, "Beynimi sikiyorsunuz... Beni zevkten delirtiyorsunuz... Ohhhh çok güzel..."
İnleyip konuştukça amcalar daha da azıyordu tabii. Şimdi büyük bir hırsla sikiyormlardı Özge'yi. Amca sikleri içinde birbirine karışmış gibiydi sanki. Giriyor, çıkıyor, yine giriyorlardı.
Sonra birden ikisi birden fışkırtmaya başladılar. Bu sefer iki alev topu birden patlamıştı karnın içinde. Amcaların ikisi birden belini fışkırtıyordu içine. Bir çığlık kaçtı ağzından. Kocaman bir el onu kavrayıp boşluğa fırlatmış gibi oldu aniden. Yine gözleri karardı.
Tekrar kendine geldiğinde,. Üçü de yatağın üstünde, birbirlerine sarılmış yatıyorlardı. Mutlulukla gülümsedi Özge. Aklına sabahki kızgın hali gelmişti. Doğum gününde yalnız kalmanın sıkıntısı çökmüştü sabah içine. Ama hiç de öyle olmamıştı işte. Hem yalnız değildi, hem de müthiş bir hediye almıştı.
Daha güzel ne hediye edilebilirdi ki böyle bir günde zaten..... 1
Hediye
Özge'nin canı çok sıkkındı. O gün 21 yaşına basıyordu ve İstanbul'da, yalnızca 6 aydan beri yaşadığı bu kentte yalnızdı. Bülent, yani 6 ay önce evlendiği kocası, görevli olarak gittiği Anadolu'nun bilmem neresindeydi ve ilk başta defalarca doğum gününde mutlaka yanında olacağı sözü verdiği halde, yoktu işte.
Aslında ona pek kızmaması gerektiğini de biliyordu ama, yine de kızıyordu işte.
İkisi de İzmirli'ydiler. Evlenecekleri sırada Bülent, İstanbul'daki büyük bir uluslararası şirkette iş bulmuştu ve hemen üstüne atlamıştı tabii. 26 yaşındaydı ve şirketin satış teşkilatının müfettişliğini önermişlerdi ona.
Doğrusu iyi bir pozisyondu ve ürcet de bayağı yüksekti. Yani İzmir'de asla bulamayacağı bir iş bulmuştu müstakbel kocası. O sırada düğün tarihi bile belliydi zaten.
Evi İstanbul'da tutmuşlardı değişiklik olarak ve nikahtah sonra da atlayıp gelmişlerdi hemen. İlk bakışta işler yolundaydı, uzun lafın kısası.
Ama her şeyin bir faturası olduğu gibi, Bülent'in onları rahatlıkla yaşatabilecek işinin de bir faturası vardı. Sürekli Anadolu kentlerine, hatta kasabalara gidiyordu ve Özge de yalnız kalıyordu İstanbul'da.
6 ay içinde kalda değer arkadaşlıklar da kuramamıştı zaten.
Bu sefer de 1 haftalığına gitmişti kocası. Sonra bir hafta daha uzamıştı ve dün de arayıp, ilave bir hafta daha uzayacağını haber vermişti Özge'ye. İşte tepesini attıran da bu olmuştu zaten. Zaten iki haftadır kocası yoktu yanında.
Bu en başta erkeği yok demekti. İlk bir hafta zorlanarak da olsa dayanmıştı buna. Sonra geceleri rüyalar görmeye başlamıştı. Sikiş rüyaları.
Ama bunlar durumunu dana da kötüleştirmekten başka bir işe yaramamıştı ki. Genellikle kıvranarak uyanıyor sonra da içindeki ateşi söndürebilmek için parmaklarına başvuruyordu çaresizce. Neredeyse 31 manyağı olmak üzereydi.
Bugün doğum günüydü ve kocası hala yoktu. Halbuki ne kadar hazırlamıştı kendini Özge. 21 yaşına basarken, kocasının sikinin üstünden hiç inmemeyi planlıyordu.
Tüm gün boyu sikişirlerse ancak doyabileceğini düşünmüştü.
Sabah uyanınca, ne yapacağını düşünmüştü bir an. Sonra da ne olursa olsun bu günü güzel yaşaması gerektiğine karar vermişti. Evet kocası, yani onu mutlu edecek bir sik yoktu ama olsun.
Moralini bozmayacaktı. Sanki herşey yolundaymış gibi giyinip süslenecekti ve evde tek başına, televizyonun karşısında oturacaktı.
İşe uzun uzun duş yapmakla başladı. Tam banyodan çıkmıştı ki, kocası aradı telefonla. Doğum gününü kutluyor, gelemediği için özür üstüne özür diliyordu. Sonra da üstüne giyecek bir şeyler bulmak için gardroba yöneldi. Üstündeki bornozu çıkarıp yatağın üstüne bırakmıştı. Gardrop kapısındaki büyük boy aynasında kendini gördü.
Çıplak vücudu hala hafifçe nemliydi. Kütür kütür, belki de biraz küçük sayılabilecek yusyuvarlak memeleri dim dikti. Beli incecik, kalçaları tam gerektiği kadar geniş, göbeği bir dansözünkü kadar çekici, bacakları alabildiğine uzun ve güzeldiler.
Kasıklarında en ufak bir tüy bile yoktu. Tüm vücudu bir bebeğinki kadar yumuşaktı yani. Güzel olduğunu biliyordu Özge. Sonra aynaya sırtını dönüp arkadan görünüşüne de baktı. Şimdi vücudunun en güzel yerine, kıçına bakıyordu.
Gerçekten de sik kaldırıcıydı kalçaları. Zaten sırf bu yüzden, şimdiye kadar tanıdığı tüm erkekler onu götünden sikmek için yanıp tutuşmuştu. O da vermişti hepsine. İnanılmaz derecede zevk alıyordu götünün sikilmesinden.
Gardrobu açıp giysilerine şöyle bir baktı. İnce birşeyler arıyordu. Hava da zaten çok sıcaktı. Sonunda, siyah penye giysisini aldı eline. Battal boy bir atlet fanilasına benziyordu bu. İncecik kumaşında, küçük beyaz benekler vardı.
Çıplak vücuduna giysiyi geçirip, aynada yine kendine baktı. Kolları, omuzları, sırtının yarısı, göğsünün büyük kısmı ve memelerinin bir bölümü ortadaydı. Güzel ve şehvetli yüzünü çevreleyen sapsarı saçları, dalga dalga umuzlarına dökülüyordu.
İncecik kumaş karnını ve kalçalarını sarıyor, eteği ise kasıklarından en fazla bir karış sonra bitiyordu. Acayip olmuştu doğrusu. En hoşu da, giysinin siyah rengi ile bembeyaz teninin yaratığı müthiş kontrasttı.
"Eğer Bülent burada olsaydı ve beni böyle görseydi, hemen yatırıp sikerdi," diye düşündü.
Ama yoktu kocası işte.
Sonra salona geçip televizyonun karşısına, oturdu. Ayakları çıplaktı ama önemi de yoktu zaten. Nasıl olsa dışarı çıkmayacaktı. Öğlen olmuştu bu arada.
Saat 5'e kadar olaysız geçti. Diziler, kadın programları, bir yabancı film filan derken zaman akıp gitmişti işte. Sonra kapı çalındı. Hayret kim gelmişti ki acaba?
Yerinden kalkıp kapıya giti ve açtı. Hakkı amca ile burun buruna geldiler. Kayınpederinin asker arkadaşıydı Hakkı amca. Bülent'i çocukluğundan beri tanıyordu ve arasıra gelip giderdi onlara.
Bu sefer yalnız da değildi üstelik. Yanında onunla aynı yaşlarda, yani 45 civarında gösteren bir arkadaşı vardı, elinde de büyük bir pasta kutusu.
"Doğum günün kutlu olsun bebek," dedi Hakkı amca, "Bizi içeri davet etmiyor musun?"
Birden içine sevinç dolduğunu hissetti Özge. İşte biri gelmişti doğum günü için.
"Ne demek Hakkı Amca... Buyrun buyrun..."
Yol verip onları salona aldı Özge. Sonra karşılıklı durdular ve tanıştırma faslı başladı tabii.
"Bak bebek, bu benim arkadaşım İhsan. Senin kayınpederi de tanır. Buralardaydık bugün ve aklıma doğum günün geldi. Hıyar kocan Bülent de yok İstanbul'da biliyorum zaten. Bir şeyler alıp geldik yalnız kalmayasın dile."
"Merhaba İhsan Amca," dedi Özge adama, "Tarıştığımıza çok memnun oldum. Ayrıca Hakkı Amca, geldiğinize çok sevindiğimi de söylemem gerek..."
Adamlar 3 kişilik kanapeye oturdular, Özge de onların karşısındaki geniş tek koltuğa geçti. Sohbete başladılar. Sonra birden onlara bir şey ikram etmemiş olduğunu akletti.
Kocasının geleceğini sandığı için, o gün açılmak üzere, onun sevdiği türden bir şişe pahalı viski almıştı önceden. Yerinden kalkıp viskiyi getirdi ve Hakkı Amca ile İhsan Amca'nın oturduğu kanapenin hemen önündeki sehpaya koydu.
Sonra da gidip mutfaktan bardak, buz ve çerez getirdi. Şimdi olmuştu işte.
Bu arada Hakkı Amca da bardaklara viski doldurup buz atmış ve birini de Özge'nin eline tutturmuştu bile. İçki, özellikle de viski içtiğinde pek öyle sarhoş olmuyordu Özge ama, iyice azgınlaşıyordu her zaman.
Ama şu anda bunu düşünüp de endişelenecek hali de yoktu doğrusu. En kötü ihtimalle, Hakkı Amca ile arkadaşı gittikten sonra yine parmaklarına başvuracaktı. Hoş zaten viski içmese de yapacaktı bunu ya.
Bir süre sonra alkolün etkisini hissetmeye başladığında, o ana kadar dikkat etmediği başka bir şeyin de farkına vardı. Misafirleri, yani Hakkı Amca ile arkadaşı İhsan Amca, biraz içine düşmüş gibiydiler. Bakışları yakıcı olmuştu sanki.
Biraz siker gibi yani. Gerçi Hakkı Amca önceleri de zaman zaman böyle bakmıştı ona ama, fazla ciddiye almamıştı Özge. Ne var ki durum bu sefer biraz farklıydı.
Bir kere siksizlikten kıvranıyordu, sonra bugün doğumgünüydü ve üstelik viski içiyordu. Kısacası, ne istersen vardı yani.
Anlaşılmaz bir şekilde hoşuna gitmişti böyle bakılmak. Göz ucuyla kendini şöyle bir kontrol edip, adamların ne gördüklerini anlamaya çalıştı. Offfff.
Öyle bir oturmuştu ki, bacakları neredeyse kalçalarına kadar meydandaydılar. Kimbilir onlar nerelerine kadar görüyordu. Aslında belki de biraz daha dikkatli olması, kendine çeki düzen vermesi gerekiyordu ama, umurunda bile değildi.
Seyredilmek çok hoşuna gidiyordu. Yerinde kımıldanıp, eteğinin biraz daha sıyrılmasını sağladı.
Artık; öncelikle İhsan amcanın gözleri başka yere bakamaz olmuş gibiydi. Adamın kapkara gözlerinin bacaklarını adeta okşadığını hissediyordu Özge.
Ve bu giderek içindeki ateşin bülümesine, daha azgınlaşmasına neden oluyordu sanki. Bir süre sonra, durmadan bahaneler yaratıp, içariye, mutfağa gidip gelmeye başladı. Böylece kalkma bahanesiyle bacaklarını biraz daha aralıyor, sonra mutfağa yürürken eteğinin altında kıvır kıvır oynayan talçalarını onlara seyrettiyordu.
Geri dörerken de, amcaların gözleri memelerine, giysinin incecik kumaşı altından tüm hatlarıyla belli olan ve attığı her adımda titreyip sallanan memelerine kitleniyordu.
Mutfağa üçüncü gidişinden sonra tam salona geri dönüyordu ki, İhsan Amca'nın sesini duydu:
"Oğlum bu ne biçim am böyle be..? İnan kendimi zor tutuyorum..."
"Şşşşşş..." dedi Hakkı Amca da, "Yavaş ol be oğlum, duyacak şimdi..."
Ondan böyle "am" diye sözedilmesi, aklını başından aldı Özge'nin. Am olduğunu çok iyi biliyordu kendi de zaten. Bunu başkalarına, istemese de hissettirdiğini de. Offff, amı birden deli gibi sulanmıştı işte.
Geri dönerken, kalçalarını daha fazla kıvırdığını farketti. Otururken de, eteğinin iyice sıyrılmasına dikkat etti bu sefer. Bacakları iyice aralık oturuyordu artık.
Bir daha sefer mutfağa gittiğinde daha uzun kaldı içerde. Kapının hemen yanında durmuş, salondan gelebilecek sesleri duymaya çalışıyordu. Yine İhsan Amca'ydı konuşan:
"Lan bu manita beni deli edecek be... Her yerini gösteriyor, görmüyormusun sen de... Donu bile yok kıçında... Ne sikilir ama değil mi?"
"Bilmez miyim İhsan'cım. Başından beri kafayı yedirdiyor bana da. Aklımda hep onu yatırıp sikmek var ama, bir türlü denk gelmedi işte. Neyse, bugün kocası olacak göt yok buralarda. Ve bugün kurtulamıyacak elimden...."
"Sen o götü bırak şimdi. Buradaki götün güzelliğini farkında mısın, onu söyle bana Hakkı. Allah sanki sikilsin diye yaratmış..."
Bu sefer geri dönerken, buzdolabından yine kocasıyla kutlama yapmak için aldığı şampanya şişesini de getirdi. Yürürken amından suzan suların bacaklarının iç taraflarına doğru aktığını hissediyordu Özge. Yerine oturamadan Hakkı amca, tazelediği viski bardağını tutuşturdu eline.
Üçüncü bardaktı bu ve artık pek yerinde duramaz olmuştu. Sürekli kıpır kıpırdı koltuğun üstüne. Durmadan bacak değiştiriyordu. Kalçalarının yarısı meydandaydı.
Hatta zaman zaman amını gösteriyordu amcalara. Böyle yaptıkça da daha fazla azgınlaştığının farkındaydı ama, kendini tutamıyordu sanki. Onların siklerini kaldırdığının farkındaydı ve bu inanılmaz hoşuna gidiyordu.
Şampanya şişesini de, hemen yanındaki sehpaya koşmuştu ve gözlerini onladan alamıyordu bir türlü. Şişenin uzun ve kalın boynu tıpkı bir sik gibi görünüyordu gözüne. Kendini tutamadı ve sağ elini uzatıp şişenin boynunu kavramdı.
Sonra onu yavaş yavaş, tıpkı bir siki okşar gibi okşamaya başladı. Amcalar da kıvranmaya başlamışlardı artık.
"Eh artık pastanın zamanı geldi bebek," dedi birara Hakkı Amca, "Şimdi sen otur oturduğun yerde, biz İhsan Amca'nla her şeyi ayarlarız."
Özge onların kalkıp, pasta kutusu ellerinde mutfağa gidişlerini seyretti. Bu iyi olmuştu işte. Biraz kendine gelebilecekti böylece. Yoksa içini öyle bir ateş basmıştı ki, dayanılır gibi değildi hani.
Beş dakika sürmedi adamların geri dönmeleri. Hakikaten mutfakta ne gerekiyorsa bulmuşlardı. Pastayı çıkarıp büyük bir tabağa koymuşlar, üstünün mumlarını bile dikmişlerdi. Küçük pasta tabakları ve çatallar da getirmişlerdi.
Bu arada 3 şampanya bardağı ve buz kovası da vardı tabii. Getirip hepsinin masanın üstüne koydular. Mumları yaktılar ve Özge'yi oraya, aralarına çağırdılar.
Karmakarışık duygular içindeydi Özge. Kalkarmen şampanya şişesini de aldı. İkisinin arasına oturduğu andan itibaren başbaşka bir evreye girmişti iş. Artık hafifçe de olsa vücutları birbirine dokunuyordu. Bu nedenle de bayılacak gibi olduğunu hissediyordu. Öte yandan önünde doğum günü pastası vardı.
Mumları yanıyor ve onun üfleyip söndürmesini bekliyordu. Öne eğilip tek üflemede hepsini söndürdü sonra. Kendisi de dahil olmak üzere hep birlikte alkışladılar o zaman. Sonra eline bıçağı alıp üç dilim testi ve tabaklara koydu Özge.
Bu arada Hakkı Amca da şampanya şişesini onun elinden almış, açmakla meşguldü. Dönüp onu seyretmeye başladı. Gerçekten sik gibiydi şişenin boynu. Mantarı fırladığında bir miktar şampanya havaya fışkırdı, sonra da köpükler sızmaya başladı dışarı.
Ohhh şimdi de belini getiren bir sike benzemişti. Özge nereye ve neye baksa sik görecek gibi hissediyordu kendini. Şişeyi Hakkı Amcanın elinden kaptı adeta ve ağzındarn sızan köpükleri büyük bir iştahla yalamaya başladı.
Tam bir sessizlik oluşmuştu şimdi. Amcaların çıtı çıkmıyordu. Ama Hakkı Amca uzanıp şişeyi aldı onun elinden. Halbuki o tam da şişenin boynunu ağzına almak üzeriydi. Buğulu gözlerle adamın bardaklar dolduruşunu seyretti.
Alev alevdi içi.
Kadehleri tokuşturdular ve Hakkı Amca'nın isteği üzerine bir dikişte içtiler. Sonra İhsan Amca yeniden doldurdu kadehleri. Şimdi daha da sokulmuşlardı amcalar ona. İki taraftan vücuduna değiyorlardı ve bu kasıklarının alev alev yanmasına neden oluyordu.
Hele Hakkı Amca daha çok sokulmuştu ona. Bir elini kanapenin arkasına atmış, yüzünü yanağına iyice yaklaştırmıştı. Adamın sıcak nefesini kulağında hissediyordu Özge. Yerinde duramıyordu.
Tüm vücudu kıpır kıpırdı. Adeta kıvranıyordu iki erkeğin arasında. Sol memesi iyce dışarı çıkmıştı.
Memesirir sertelişp düğme gibi olmuş başı görünüyordu. Eteği neredeyse beline kadar sıyrılmıştı.
"Doğum günün kutlu olsun bebek," diye fısıldadığını duydu Hakkı Amca'nın.
Başını ona çevirdi. Şimdi yalnızca bir kaç santim vardı yüzlerinin arasında. Gözleri birbirinin içine dikiliydi. Offff, siker gibiydi adamın gözleri.
"Tanrım beni gözleriyle sikiyor..." diye düşündü Özge, "Ohhhhhh gözleriyle sikiyor beni..."
Tepeden tırnağa am kesilmişti adeta. Bu arada İhsan amca da öbür tarafından vücuduna adeta yapışmıştı. Onun sıcak nefesini boynunda, omuzunda hissediyordu.
Ohhhh sikişmek istiyordu. Bu amcalara vermek istiyordu. Artık kendini tutamaz olmuştu.
"Offf ilik gibisin Özge," dediğini duydu İhsan Amca'nın, "Manyak gibi bir şeysin. Adamın aklını başından alırsın sen..."
Artık kendini tutamıyordu. Ağzı elinde olmadan açıldı ve etli dudukları Hakkı Amcanın dudaklarına yapıştılar adeta. Adam değil o saldırmıştı. Ağzını alabildiğine açtı Hakkı Amca. Özge adamın dilini dudaklarıyla yakalayıp ağzının içine çekti ve emmeye başladı.
Başı dönüyordu. Tıpkı bir siki emer gibi emiyordu Hakkı Amca'nın dilini. Emdikçe de daha çok azgınlaştığını, daha çok sikilmek istediğini farkediyordu.
Sonra İhsan Amca'nın ateş gibi dudaklarını omuzunda hissetti. Tüm vücudu elektrik çarpmış gibi titredi bir anda. Hakkı Amca'yı bırakıp ona döndü. Şehvetle çarpılmıştı adamın yüzü. Hırsla onun dudaklarına yapıştı bu sefer de. İçinin eridiğini hissediyordu.
Sonra eller memelerini mıncıklamaya başladı. Bir memesini Hakkı amca,bir memesini İhsan amca avuçlamış okşuyordu. İp kopmuştu artık. Dönülmez noktaya geldiğinin farkındaydı Özge.
İhsan amca soluklanmak için ağzını biraz uzaklaştırınca, hırsla Hakkı amcaya döndü yüzünü. Dudakları yeniden birleşti. Başı dönüyordu Özge'nin. Yine adamın dilini yakalamış, deli gibi emmeye başlamıştı.
Ömründe ilk kez böyle bir şey oluyordu. İki erkek birden vardı yanında. İkisiyle de öpüşüp emişiyordu. İkisi de memelerini mıncıklıyordu. Çılgın bir şeydi bu.
Birden müthiş bir şeyin daha farkına vardı sonra. Hakkı amca pantolonunun önünü çözmüş, sikini dışarı çıkarmıştı. Ohhh kocamandı siki. Kapkara, kıllı ve kocaman. Çok güzeldi.
Elini uzatıp onu sımsıkı kavradı Özge. Sonra başını çevirip İhsan amcaya baktı. Tanrım o da çıkarmıştı sikini dışarı. Sanki mümkünmüş gibi, onunki daha da büyüktü üstelik.
Özge öbür eliyle de onu tuttu. Sonra da, ikisini birden sıvazlamaya okşamaya başladı. Uçmuştu sanki.
Tanrım ne kadar güzeldi amcaların sikleri. Taş gibi sert, kocaman ve alev alev sıcaktılar. Doğum gününde siksiz kaldığından yakınırken, bir anda iki siki birden olmuştu işte. Ohhhh! Gözü başka hiç bir şeyi görmüyordu artık. Biran önce onları içine istiyordu. İkisini birden üstelik.
Onu böyle bir günde yalnız bırakan sevgili kocasını boynuzlamak istiyordu. İki amcanın siklerini içine alarak, onlara vererek, kendi evinin salonunda, doğumgününde sikişerek boynuzlamak istiyordu kocasını.
Sik istiyordu, sikişmek istiyordu, kendini siktirmek istiyordu. Gözleri şehvetten kısılmış, ellerindeki sikleri hayranlıkla seyrediyordu. Ohhhh, amcaların siklerini seyrediyor, onları okşuyordu. 2
Ölçülü Yaşantımız Bitmişti
Ben Mehtap size başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. Saat akşamın dokuzu olmuştu ve ben akşam yemeği için donattığım masada kocamı bekliyordum.
Merak etmeye başlamıştım. Hiç böyle yapmazdı. Haber de vermemişti. Sonunda tam kalkıp öfkeyle masayı toplamaya karar vermiştim ki kapı açıldı. Ona bunun hesabını sormaya kararlıydım. Salonun ortasında durup içeriye girmesini bekledim.
Geldi. Kapıda durmuş bana bakıyordu. Garip bir ifade vardı bakışlarında, yüz ifadesinde, ne olduğunu çıkartamadığım... Kızgınlık, sevecenlik, sikecek gibi arzu dolu bakışlarla bakıyordu bana...
Daha ben geç kalması konusunda kafamda kurduğum nutuğa başlamadan o konuştu, daha doğrusu emir verdi,
-"Soyun!"
Şaşırıp kaldım. Pek yapmazdı böyle şeyler... İlk bir kaç sene yeni evliliğin heyecanıyla geçtikten sonra rutine bağlanmıştı sevişmelerimiz... Akşam yemeği, televizyon, yatağa yatış, bir manimiz yoksa sıkı bir sevişme, sonra da uyku...
Şimdiyse kravatını gevşettiği takım elbisesi üzerinde, kapıdan yeni girdiği halde, sikecek gibi bakıyordu bana...
-"Nasıl? Ne diyorsun sen? Bu saate kadar geç kal...."
Daha ben lafımı bitiremeden cümlemin ortasında iki adımda gelip sımsıkı kollarının arasına alıp dudaklarıma hoyratça yapıştı. Önündeki kabarıklığı kasıklarıma bastırıyor, pençeleriyle kalçalarımı kendine çekerek yoğuruyordu.
Üç gündür sevişmemiştik. Özlemiş olmalıydı sevişmeyi, ama bu her zamankinden farklıydı. O incitmekten korkan yumuşak okşamalar, öpüşler yoktu. Hayvan gibi saldırıyor, bıyıkları boynumda, omuzlarımda tahriş ederek, dişleyerek dolaşıyordu.
O devam ettikçe benim de kanım kaynamaya başlamış, ben de aynı şekilde cevap vermeye başlamıştım. Üstümde ev hali bir askılı tişört, bir mini etek vardı sadece... Ne sütyen, ne külot...
Ellerini sütyensiz memelerime atıp tişörtün üstünden yoğurmaya başladığında kendimden geçip inlemeye başladım ağzının içinde... Meme uçlarım kabarmış, tişörtün üstünden delecek gibi görünüyorlardı zevk almaya başladığım her zamanki gibi...
Durmuyordu elleri... Biraz memelerimi yoğuruyor, biraz sonra aşağıya inip eteğimin altına dalıyor, bacaklarımı mıncıklayarak ulaştığı ıslanmış amımı avuçluyor, delirtiyordu beni...
Bir an durdu, omuzlarımdan tutup kendinden uzaklaştırdı beni... Nefes nefese iki kızışmış hayvan gibi baktık birbirimize... İnce tişörtümün yakalarından tutup bir cayırtıyla iki yana ayırdı, parçalayıp yere attı. İri memelerim inip kalkıyordu şimdi çırılçıplak, kabarmış uçlarıyla...
Gözlerini dikti onlara... Sanki az önce deli gibi saldıran o değilmişçesine okşadı biraz, sonra sertçe avuçlayıp acıdan bağırttı beni...
-"Ahhh... Yavaşş..." diye inledim öfkeyle... Dişlerinin arasından,
-"Siktir..." diye tısladı. "Zevk aldığını biliyorum orospu..." dedi. "Senin istediğin bu... Orospu gibi sikilmek istiyorsun sen... Ben de seni öyle sikicem..."
Haklıydı. Memelerimden aldığım acı hissi duyduğum zevki arttırmış, zevkle kıvranmıştım elimde olmadan... Yine sert hareketlerle kolumdan tutup yemek masasının önüne götürdü beni...
Omuzlarımdan bastırıp öne eğdi, masanın boş kalan kısmına doğru domalttı... Kalçalarımı dışarı doğru çıkarıp arzudan titreyerek bekledim.
Pantolonun fermuar sesini duydum arkamda... Az sonra da taş gibi olmuş sikini ıslak amıma sürtüyordu. Zevkle titredim. Fazla bekletmedi. O hoyrat hareketlerini sürdürerek girdi içime... Bir anda dipledi...
-"Ohhhh..." diye bir inilti koptu ağzımdan... "Ne yapıyorsun? Yavaş..." diyebildim.
Bana aldırmadan kalçalarıma kasıklarını şaklata şaklata gidip gelmeye başladı arkamda... Amımın içinde sertliği sürtüne sürtüne girip çıkıyor, beni zevkten inletiyordu.
Girip çıktıkça içimden fışkıran zevk suları bacaklarımdan akıyordu. Eliyle o suları aldığını duyumsadım. Islanmış parmakları şimdi arkamı, minik deliğimi okşuyordu.
Parmağının biri o ıslak inime girdiğinde inledim yine... Siki tüm kalınlığıyla amımda gidip gelirken, bir parmağı da arka deliğime girip çıkıyordu. Dizlerim titremeye başlamıştı. Tam inlemelerle, zevk feryatlarıyla yükselmeye başlamıştım ki amımdan çıkardı sikini...
Merakla başımı çevirip ne yaptığını görmeye çalıştım. Saçlarımdan tuttuğu gibi başımı öne çevirip masaya eğdi, alnım ekmek sepetine çarptı. Amımdan çıkardığı ıslak sikini minik deliğime bastırmaya başladı. Çırpındım,
-"Hayır... Bırak... Götüme girme... İstemiyorum... Sevmediğimi biliyorsun..."
Yanıt bile vermedi bana... Sikinin başı tokmak gibi zorluyordu arkamı... Evlendiğimizden beri bir kez yapmıştık, onda da yarım kalmıştı benim yüzümden, önden devam etmişti. Şimdiyse geri adım atacak gibi görünmüyor, sürekli zorluyordu göt deliğimi...
Sonunda üstümden uzanıp masanın üzerinden salata için koyduğum minik zeytinyağı şişesini aldı.
Bir eli hala saçlarımı kavramış masaya bastırırken, diğer elindeki zeytinyağı şişesinden kalçama döktü. Kızışmış tenimde zeytinyağının soğukluğunu hissedip ürperdim.
Kalçamdan süzülüyordu yağlar, iki tepenin arasındaki vadiden aşağıya iniyordu. Şişeyi tekrar masaya bırakıp eliyle o akan yağları kalçama yaydı, minik deliğimi yağlı parmaklarıyla okşayarak bir güzel yağladı, kaygan parmaklarını içime saldı.
Yağlı kaygan parmakların bir biri, bir diğeri içime girip çıkıyordu. Büzüğümde kaygan parmaklarının teması beni yine zevkten delirtmeye başlamıştı. Deliğimin açıldığını, tepkimi ölçmek için hareketsiz kaldığı anlarda istekle açılıp kapandığını hissediyordum.
-"Hazırsın..." dedi boğuklaşan sesiyle... "Bekle, sikimi de yağlıyorum. Şimdi o güzel götünü sikicem senin..."
Sesimi çıkaramadım. Haklıydı. Hazırdım. Bekliyordum. Fazla bekletmedi, kaygan siki kapıma dayandı. İşaret parmağımı ısırıp heyecanla sikini bekledim.
Zeytinyağının mucize etkisi kendini göstermiş, kaygan kaygan siki içime girmeye başlamıştı. Göt deliğimin gerildiğini, açıldığını, zorlandığını hissettim. Santim santim girdi içime... Dibine kadar soktu. Bekledi. Sonra gidip gelmeye başladı.
Acıyla, zevkle inliyordum sürekli... Ben inledikçe o da homurdanarak nasıl zevk aldığını gösteriyordu bana... Masa sallanıyor, kasıklarım masanın kenarına çarpıyordu. Sağ elimi amıma götürüp klitorisimi ovalamaya başladım. Kocam arkamda belimden tutmuş vurdurup duruyordu götüme... Çift taraflı zevk bitiriyordu beni...
Hızlandı iyice... Ben de artık dayanamaz hale gelmiştim. Son anda üstüme abanıp iki eliyle memelerimi avuçlayarak sikmeye başladı beni... Haykıra haykıra orgazm olmaya başladım.
Benim çığlıklarımı duyunca kocam da içime boşalmaya, sıcak spermlerini attırmaya başladı.
image
Yarım saat sonra duşumuzu almış, masadaki yemeklerden sadece bir iki lokma atıp şarap kadehleri elimizde yatakta uzanıyorduk. Başım göğsündeydi. Ara sıra kaldırıp bir yudum şarap alıyor, tekrar göğsüne yatıyordum.
-"Neyin var senin aşkım, bugün değişiktin, her zamanki gibi sevişmedin benimle... Serttin, yırtıcıydın..."
-"Memnun değil misin yoksa?" dedi.
-"Yoo... Tam aksine... Bayıldım... Zevkten öldürdün beni... Ama ben nedenini merak ettim."
-"Bugün öğleden sonra eski arkadaşlarla karşılaştık, yemek yedik."
-"Eee? Bu mu yani? Yemekte iki kadeh atınca azdın mı?"
-"Hayır... Söz eskilerden açıldı. Birbirimize yaptığımız zamparalıkları anlatmaya başladık. Bilirsin işte, her zamanki erkek geyikleri... Kemal vardı, çıktığı kızı anlattı, yaşadıklarını, neler yaptıklarını anlattı, ondan azdım..." Uzanıp dudaklarından öptüm,
-"Merak ettim, neymiş seni azdıran konuyu... Hadi bana da anlatsana... Neler yapmış?" Aklıma benim evlenmeden önce eski çıktığım çocuk gelmişti, onun da adı Kemal'di.
-"Bu Kemal, mahalleden bir kızla çıkmaya başlamışlar. Baş örtülü falan ama bir hayli azgınmış kız... Gençlik işte, ikisinin de kanı kaynıyor. Parklarda öpüşmeler, elleşmeler, sevişmeler... İyice dumanları tütmeye başlamış.
Bir gün kızı alıp sinemaya götürmüş. Gündüz vakti, kimseler yok, en ön sırada birkaç kişi, aralarda bir iki delikanlı...
Bizimkiler en arkaya geçmişler. Işıklar sönünce oynayan filme aldırmadan birbirlerini okşamaya, öpüşmeye başlamışlar. Kızın üstünde pardesü varmış, başında örtü...
Zevk aldıkça kız yayılmış, Kemal gömleğinin düğmelerini açmış beline kadar... İçinde sütyen yok azgının... Onsekiz yaşında daha... Ellenmemiş, koklanmamış, dipdiri... Yoğurup durmuş, eğilip taş gibi iri memelerini emmiş, eme eme morartmış kızın memelerini...
Eteğin altından bacaklarını okşamış, yukarılara kadar çıkmış, külodun üstünden amını mıncıklamaya başlamış. Kız kıpır kıpır, canı istiyor, koltukta kıvranıp duruyor zevkten...
Sessizce, derinden inliyor. Sonunda kalçalarını kıvıra kıvıra Kemal'e yardımcı olmuş, külodunu çıkartmış. Kemal de dayanamamış, koltuktan aşağıya kayıp kızın önüne kapanmış.
Bacaklarını aralayıp amını yalamaya, klitorisini emmeye başlamış. Kızın elleri saçlarının arasında, ses çıkarmadan inliyor, saçlarını çekiştirip duruyormuş.
Meğer, bunlar arka sırada sessizce bir güzel sevişip dururken, ön sıradan biri bunları fark edip kalkmış, sessizce yanlarına kadar gelmiş. Kız başını arkaya yatırmış, amını yalayan dilin zevkine bırakmış kendini... Bir ara nasıl olduysa başını kaldırıp baktığında kendilerini seyreden adamı görmüş.
Eli sikinde izliyor. Kızın baktığını görünce bir ön sıraya oturmuş, onun da filmle ilgisi yok, dönüp dönüp bakıyor.
Kemal'in o sırada adamdan haberi yok, am yalamaya devam ediyor. Kız bir yandan zevkten kıvranıyor, bir yandan rezalet çıkmasın diye adamın seyretmesine bir şey diyemiyor. Kemal'in avuçları kızın memelerinde bir yandan...
O memelerini yoğurdukça adam çıplak memelerini, bacaklarını, her yerini görüyormuş.
Sonunda Kemal yalamayı bırakıp doğrulmuş, koltuğa oturmuş. Sikini çıkarmış, baston gibi pantolonun önünde sıvazlayıp duruyor. Fısıltıyla yalvarmış kıza,
-"Ne olur sevgilim, dayanamıyorum. Bunu içine al..."
-"Bakire olduğumu biliyorsun Kemal..." demiş kız. "Ancak oynaşabiliriz, her zamanki gibi..."
-"O zaman arkadan ver. Dayanamıyorum artık... Sikmem lazım seni, anla beni... Sen de zevk alıyorsun işte, kabul et..." diye diye yumuşatmış kızı... Kız çekine çekine öndeki adama bakmış, film seyrediyor, onlarla ilgilenmiyor, razı olmuş,
-"Peki tamam..." demiş. "Ben de istiyorum, hem de çok istiyorum..."
Koltuğundan kalkmış. Eteğini, pardüsesinin eteğini kaldırmış. Kemal de kız kalkıp önüne dikilene kadar sikini bir güzel tükürükleyip ıslatmış. Kız yüzü perdeye, sırtı Kemal'e dönük, yavaş yavaş kucağına, taş gibi sikinin üstüne oturmuş.
Dibine kadar girince bir süre beklemiş, canının acısı geçince hafif hafif oturup kalkmaya başlamış.
Zevkten kapadığı gözlerini açınca bir de bakmış, ön sıradaki adam dönmüş, onu izliyor. Kemal'in arkadan sarılıp mıncıkladığı memeleri, kasılıp duran karnı, hafif uzamaya başlayan amının kılları bile meydanda, adamın görüş açısında..
Adam da gözleri parlaya parlaya bu güzel manzarayı seyrediyor, sikini çıkarmış o da okşuyor seyrederken...
Kız ne oluyor, önüne bak gibisinden işaret yapmış, adam da parmaklarını bitiştirip "çok güzel" işaretiyle cevap vermiş. Çekinmeden seyrediyormuş onları...
Kemal kızın arkasında kalmış, zevkten kendinden geçmiş zaten, bir şey görecek hali yok. Kız sesini çıkarmaya kalksa kendisi yarı çıplak, yarağın üstüne oturmuş, inip kalkıyor. Hem rezalet çıkacak, hem Kemal kızıp olay çıkaracak.
Çaresiz devam etmek zorunda kalmış. Adam onların sikişmesni izlerken oturup kalkmaya devam etmiş. Kemal'in elleri kızın belinden tutmuş indirip kaldırırken adam da çaktırmadan elini uzatıp kızın memelerini okşuyormuş.
Kız çaresiz bu davetsiz misafirin okşamalarına ses çıkaramayınca cüretini arttırmış adam...
Memelerini okşayan eller aşağılara inmiş, kasılıp duran karnını, kasıklarındaki tüyleri okşamış. Klitorisinin üstünde parmaklarını dolaştırmış.
Kız kendinden geçiyormuş artık zevkten... Arka deliğinde Kemal'in taş gibi siki, önünde amını okşayan hiç tanımadığı bir yabancının zevkten kıvrandıran parmakları...
O parmaklar klitorisini okşamayı bırakıp am dudaklarında dolaşmaya, içine girmeye çalışmaya başlayınca eliyle adamın elini tutup çekmiş, terslemiş. Başını iki yana sallayıp
-"Bakireyim aptal..." diye terslemiş fısıltıyla... Adam hafif doğrulup sikini göstermiş ona... O da taş gibiymiş, yirmi santimden fazla, upuzun bir şeymiş elindeki sik... Sinemanın loş film ışığında bembeyaz parlıyormuş.
Elleriyle, dudak hareketleriyle bir güzel anlatmış ki, o da sikmek istiyor. Yoksa seslenip rezalet çıkaracakmış. İkisini de rezil edecekmiş herkese... Kız bakmış, adam ciddi, dediğini yapan cinsten...
Çaresiz, başını yarım çevirip hareketlerini iyice hızlandırmış olan sevgilisine fısıldamış, durumu anlatmış,
-"Aşkım, önümüzdeki adam bizi, seviştiğimizi görmüş, o da istiyor. Yoksa bağırıp rezalet çıkaracak. Ne yapayım?"
Kemal bir şey diyememiş, boşalmak üzere, kıpırdayacak hali yok, kendinden geçmiş çocuk... Adam ön sıradan kalkıp yanlarına gelmiş, merakla bekliyor,
-"Ne istersen öyle yapalım aşkım, istiyorsan ona da ver.. Yeter ki rezil olmayalım. Ben çok kötüyüm. Geliyorum..." diyebilmiş.
-"Sahiden mi? Ona da vereyim mi? Senin yanında?" diye sormuş kız... Kemal cevap bile verememiş, o anda boşalmaya başlamış kızın götüne... Boşalırken dişlerinin arasından,
-"Ver, ver... Ona da ver..." diye tıslıyormuş.
Kız Kemal'in kucağında, gözleri zevkten kısılmış, oğlan içine boşalırken elini yana atmış. Adamın sikini yakalayıp okşamaya başlamış. Orgazmın şehvetiyle Kemal'in siki göt deliğinde küçülürken, adamın sikini büyütmüş, kocaman yapmış.
Sevgilisinin kucağından yana eğilip adamın sikini bir güzel ağzına almış, yalaya yalaya ıslatmış. Kemal'inkinden daha büyükmüş adamın siki...
Adam saçını tutup kaldırmış, kucağına çekmiş. Az önce içine boşalan spermlerden iyice kayganlaşan sikin üstüne oturmaya başlamış bu kez... Adam sikinin üstünde hoplatırken bir yandan memelerini avuçlayıp sıkıyormuş kürek gibi elleriyle...
Sonra da tutup önden amını okşamış. O amını okşarken Kemal de eğilip memelerini öpmüş, yalamış. Kız iki erkeğin arasında kıvrana kıvrana orgazm olurken, bu kez yabancının dölleri fışkırmaya başlamış içine...
Sonunda film bitmeden onlar bitmişler. Utanç içinde külodunu alıp götünden akan dölleri silmiş, temizlemiş kız.. Sonra da külodunu adamın kucağına bırakıp kaçarcasına çıkmışlar sinemadan...
İşte böyle karıcım...
Kemal içki sofrasında hepimize böyle uzun uzun anlatınca ben de azdım, sana onun için saldırdım.
Bizimki bir süre daha o kızla sevişmiş, evlenmeye niyetliymiş, ama askere gidince kız başkasıyla evlenmiş. Tadı damağında kalmış.
Öyle güzel, öyle taş gibi kızmış ki... Her detayını anlattı kızın... Neler yaptıklarını, nerelerde seviştiklerini... Hatta sağ kalçasında bir yara izi olduğunu bile söyledi...
Ben de bunu duyunca merak ettim, sıkıştırdım, mahallesini, kızın ismini öğrendim..."
Buz kesilmiştim kocam anlatmasının sonuna geldiğinde... Başlarken güzel bir seks macerası dinlemenin hevesiyle neşe içinde ve merakla dinliyordum.
Ama Kemal'in adını duyunca, hele sinema macerası başladığında tanıdık gelmeye başlayan ve hatıralarımı canlandıran sahneler artık hikaye olmaktan çıkmıştı.
Kocamın anlattığı azgın, sikişken kız benden başkası değildi. O isimsiz kız, sevgilisine, sevgilisinin yanında tanımadığı bir yabancıya kendini götünden siktiren kız bendim.
Kulaklarıma inanamıyordum. Şu koca şehirde bunca sevişen, kaçamak yapan, sikişen insan varken, kocam benim hikayemi bana anlatıyordu. Böyle bir tesadüf artık inanılmaz ötesiydi.
Bir şey söylemeye korkuyordum. Belki... Belki böyle kalırdı her şey... Eski bir gönül macerası, gençliğin verdiği ateşle yaşanan seks hikayesi gizlendiği yerde, geçmişin sisleri arasında kalırdı.
Fakat sona doğru kinayeli çıkmaya başlayan sesiyle kalçamdaki yara izinden bahsedince kocam, anladım ki, kaçışım yok. Biliyordu.
-"Sormayacak mısın kızın adını aşkım?" dedi.
Cevap veremedim. Sustum. Başım kocamın çıplak göğsünde, yüzüne bakamıyordum. Çenemden tutup yüzümü kendine çevirdi. Gözlerimde yaşlar vardı, gözlerimi kaçırmaya çalışıyordum kocamdan...
-"Kızın adı Mehtap imiş..." dedi gözleri gözlerimde... "Mehtap..."
Yaşlar yanaklarımdan akmaya başladı.
-"Oradaki herkesin içinde ballandıra ballandıra seni nasıl siktiğini anlattı Kemal... Hem kendisinin, hem de kendi yanında yabancı birine nasıl siktirdiğini...
Ama seninle evlendiğimi bilmiyordu. Bilmeden bana boynuz taktığından haberi yoktu. Öyle anlattı ki, herkesin siki kalktı senin yaptıklarını duyunca... Benim de... Neden ağlıyorsun Mehtap?"
-"Çok utanıyorum kocacım... Yüzüne bakamıyorum. Ne yapacaksın şimdi?" diyebildim gözyaşlarımın arasında... Güldü...
-"Deli... Bırak ağlamayı... Kemal anlattıkça öyle zevk aldım ki... Hele anlattığı kızın sen olduğunu duyunca zevkim daha da arttı. Onlara arkadan vermişsin.
Bana geldiğinde biliyorum ki bakireydin. Gerisinin önemi yok aşkım. Şimdi seni daha çok seviyorum. Ama bana açıkça söyle karıcım. Sadece Kemal mi, başkaları da var mıydı?"
-"Ne yapacaksın? Beni boşayacak mısın?"
-"Hayır bir tanem, güzelim, baş tacı yapacağım. Ama artık seks yaşantımız daha serbest olacak. Öyle kural falan istemiyorum. Ben ne dersem, ne istersem kabul edeceksin, üstelik zevk alarak yapacaksın istediklerimi..."
Sımsıkı sarılıp dudaklarından öptüm kocamı... Memelerim göğsünde eziliyordu. Kıllı bacaklarının üstüne bir bacağımı atmıştım, açılan am dudaklarım onun kıllı tenine sürtünüyordu.
-"Seninim aşkım..." dedim. "Seni çok seviyorum, sen ne istersen onu yaparım. Benim anlayışlı kocam..."
-"Ben de seni seviyorum karıcım..."
-"Emin ol, evlendikten sonra senden başka kimseyle beraber olmadım. Seni hiç aldatmadım." Parmağımın ucuyla alnını okşayıp gülümsedim. "Senin dediğin gibi, boynuz takmadım sana..."
-"Ben evlenmeden önce takmışım boynuzu karıcım... Hadi, şimdi söyle bakalım, başka sikenler de oldu mu seni?" Cevap vermedim önce... Tartmak ister gibi süzdüm onu... Üsteledi konuşmam için...
-"Üç dört kişi daha vardı işte..."
-"Oo, bayağı iyiymişsin, nerdeyse benim kadar hızlıymışsın. Hadi detay ver bana biraz..."
-"Bir tanesi komşu çocuktu. Bizim Kemal'le çıktığımızı öğrenmiş, bir keresinde takip edip seviştiğimizi görmüş. Şantaj yaptı, vermezsem o da mahalleye yayacaktı.
Çaresiz ona da vermek zorunda kaldım. Annemlerin olmadığı bir gün eve aldım. Annemlerin yatağında seviştik..."
-"İyi yapmışsın vermekle aşkım, adın orospuya çıkardı yoksa mahallede..."
-"Tuhafiyeci vardı bir de... Kemal'i kendime bağlamak için fantazi, dekolte iç çamaşırları alıyordum ondan... Asılmaya başladı. İstediğimi bedava vereceğini söyledi. Tek şartı aldığım çamaşırları üstümde görmekmiş.
Ben de gösterdim. Bir de o becerdi beni dükkanın arkasında... Müşteri gelmesin diye kapıyı kapattı gündüz vakti... Arkaya yatak koymuş. Orda seviştik...
O çok kötüydü. Ben o daracık yerde körpe vücuduma seksi çamaşırları, jartiyerleri giydikçe adam tahrik oluyor, bana saldırıyordu..."
Gözümün önüne geldi o yaşadığım günler, ürpererek kocamın çıplak bedenine sarıldım.
-"Sonra? Daha başka?"
-"Biri daha vardı. Kemal askere gidiverince ben yalnız, şaşkın kalmıştım. Önce sevgiyle yanaştı, teklifte bulundu, çıkmaya başladık. İkinci çıkışımızda daha ben ısınmadan zorla tecavüz etmeye kalktı.
Etti de... Zorla... Arkamdan... Yırtarcasına... O gün bıraktım onu... En sonunda annenler istemeye geldi beni, ben de ne olursa olsun diye kabul edip seninle evlendim işte..."
-"İyi ki beni seçmişsin aşkım..." diyerek sımsıkı sarıldı bana...
Sırt üstü çevirip bacaklarımın arasına girdi. Sikini bir hamlede amıma gömdü. Çılgın gibi gidip gelmeye, pompalamaya başladı beni... Yorulunca kaldırıp yatağın kenarıında domalttı. Ayakta dururken arkamdan amıma girdi.
Taş gibi sikini amıma sokup çıkarırken parmağını ıslatıp göt deliğime soktu. İkisini de içimde hareket ettiriyor, beni şehvetten kıvrandırıyor, bağırttırıyordu. O da nefes nefese gidip gelirken dişlerinin arasından homurdanıyordu.
-"Ohhh... Karıcığımın güzel götünü sikmiş Kemal ibnesi... Hem kendi sikmiş, hem başkasına siktirmiş. Ben de siktiricem seni karıcım... Yalnız götünden değil, amından da siktiricem seni... Ohhhhh...."
-"Siktir kocacım... Siktir aşkım... Götümü de, amımı da siktir... Ahhh.... Yeter ki beni bırakma... Kemal gibi yap sen de... Gözünün önünde siktir beni başkalarına... Onlarla beraber sikin beni... Hem kendin zevk al, hem de bana zevk ver...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Kocamı Seviyorum Ama Başka Erkeklerde istiyorum
Selam. Ben Sertap. Bu hikayemi evli olan kadınlara, bu büyük tadı kaçırmamaları ve hayatlarında alabilecekleri en büyük mutluluğa ulaşabilmeleri için yazıyorum. Mutlu bir evliliği olan bir çiftiz. İzmirde oturuyoruz ve 3 yaşında bir kızımız var.
Ben bir şirkette üst düzey yöneticiyim, eşim de bir reklam firmasında iyi bir mevkidedir. Evliliğimizin ilk 5 yılı boyunca çok güzel bir ilişkimiz vardı ve seks hayatımızda da gayet iyi bir birlikteliğimiz olduğunu düşünüyordum.
Bunu düşünmemdeki sebeb, işlerimizin yoğun olmasına rağmen haftada bir gün sevişmemiz, seks yapmamız ve bunun bana yetmesi ve her sevişmemizde, seks yapmamızda orgazm olabilmem, eşimi sevmemdi.
Geçen yıl bir toplantı için İstanbula gitmem gerekiyordu. İstanbula gittiğimde toplantı gayet iyi geçti, ama oldukça da yorgundum. Otele gittim ve bir duş aldıktan sonra yatakta biraz uzandım.
Birkaç saat uyumuşum, uyandığımda saatin 22 olduğunu fark ettim. Oldukça da acıkmıştım, bu saatte ne yiyebilirim diye düşündüm, üzerime yaz olduğu için ince bir bluz ve mini etek geçirdim, makyajımı yaptıktan sonra aşağıya otelin lobisine indim ve resepsiyona neler yiyebileceğimi sordum.
O anda saat 23 olmuştu ve resepsiyondaki görevli otelin barında içecek ve yiyecek bir şeyler bulabileceğimi söyledi. Otelin barına doğru giderken o kapıdan girdiğimde hayatımda çok yeni ve güzel bir şeylerin başlayacağını nereden bilebilirdim.
Bara gittim oturdum ve barmen bir sandviç hazırlayabileceğini söyledi. Barda 6-7 çift ve 5-6 yalnız erkek ve ben vardım.
Sandviçim geldi, yedim ve bir kadeh şarap içtikten sonra tam kalkacaktım ki, yalnız erkeklerden biri gözüme ilişti. Çok yakışıklı bir erkekti ve 35 -36 yaşlarındaydı, gözlerimi ondan alamıyordum. Bir kadeh daha şarap içtim, sonra bir kadeh daha istedim.
O sırada beklemediğim bir şey oldu, o yakışıklı genç bana doğru yaklaştı ve bana yanıma oturup oturamayacağını sordu. Çok heyecanlanmıştım, “Tabii buyurun!” dedim. Tanıştık, oturdu. Adı Hakandı. Biraz konuştuk. Gerçekten çok yakışıklıydı, kumraldı, saçları oldukça kısa kesilmişti ve ona çok yakışıyordu. Birden sıcak bir ortam oluştu, çok iyi espriler yapıyor, beni güldürüyordu.
Saat bu arada gece 1 olmuştu ve bar iyice hareketlenmişti. Romantik bir şarkı çalıyordu ve çiftler dans ediyorlardı. Hakan, “Dans edelim mi?” dediğinde,
hemen, “Olur! Böylesine yakışlıklı bir erkekle dans edilmez mi hiç?” dedim. Ve bunu ona nasıl söylediğime ben de şaşırdım, biraz yüzümün kızardığını hissettim.
Dans etmeye başladık ve ona dokununca bacakaramda bir sıcaklık hissetim. Sanki birden bütün kan amıma hareket etmişti. Bir süre sonra daha yakından dans etmeye başladık. Bu arada konuşuyorduk da. Aklıma birden eşim ve kızım geldi, doğru bir şey yapıyor muydum, ama ondan çok hoşlanmıştım, suçluluk duygusu hissediyor ama kendimi alamıyordum.
Bu arada Hakan beni iyice kendine doğru çekmişti, vücutlarımız birbirine iyice değiyordu. İnce bluzumun altında sert ve sıcak bir şeyin bana değdiğini hissediyordum, Hakanın penisi kalkmıştı ve bu sıcaklık kanımı hareketlendirmişti.
Ben daha da sarıldım. Yarım saat kadar dans ettikten sonra tekrar oturduğumuzda, Hakanın, “Daha fazla vakit kaybetmeyelim istersen!” dediğinde ne demek istediğini anlamıştım. Ama bunu yapabileceğimi hiç düşünememiştim.
Eşimi düşünüyordum. Eşim beni bir keresinde aldatmıştı, ama ne de olsa o erkekti. Kızıma karşı sorumluluklarım, Hakan güvenilir bir erkek mi, hastalık kapar mıyım soruları ard arda geliyordu.
Üstelik daha önce hiç bir erkeğe bu gözle bakmamıştım. Benim için tek bir erkek vardı, o da eşimdi. Elime eşimden başka erkek eli değmemişti diyebilirim. Eşimi çok seviyordum, ona aşıktım ve hiç aklımda böyle bir fikir bile yoktu.
Nedense buna benim de hakkım vardı diye düşündüm, ama yine de cesaret edemiyordum, hiç tanımadığım bir erkekle nasıl birlikte olabilirdim, daha sonra beni ve ailemi rahatsız eder miydi, beni başkalarına anlatır mıydı acaba. Büyük bir ikilemin içindeydim, ne diyeceğimi bilemiyordum, denemeli miydim bilmiyordum. Siz olsaydınız ne yapardınız acaba?
Ama içimde öyle bir his vardı ki, canım seks istiyordu, yabancı bir erkekle bunu konuşuyor olmak da bana ayrı bir heyecan veriyordu. Hakan çok iyi niyetle, “Boş ver, teklifimi unut, özür dilerim, bir an seni çok istedim, cesaretim için affet!” dedi.
Bir anda cesaretimi toplayıp dudaklarını öptüm. Ve o tad hala içimi kıpırdatır, harikaydı, bütün vücudum ateşler içindeydi sanki. Hemen, “Nereye gideceğiz?” dedim. “İster senin odana çıkalım, istersen benim evime gidelim, çok hoş bir evim var, nasıl rahat edersen. İstersen bize gidelim sadece uyuyalım, her şey sana bağlı!” dedi.
Beraber çıktık ve otelin park yerindeki Lüx bir Jeepin kapısını açtığında, kendi kendime ne yaptığımı sorguluyordum, sarhoş değildim ve çok heyecanlıydım, ağzımın kuruduğunu hissetim. İstanbulu pek bilmiyordum, ama
Sarıyere doğru giderken konuşuyorduk. Eşimden ve kızımdan bahsettim. Hakan bekarmış. Evi müstakil bir evdi ve çok güzeldi. Ne iş yaptığını sorduğumda iş adamı olduğunu söyledi. Evin içi de çok güzeldi ve zevkle döşenmişti. Salonda oturduk, karnımın acıktığını söyledim ve beni mutfağa davet etti, dolapta bir şeyler olabileceğini, bakmamı söyledi.
Dolabı açtığımda çok sevdiğim o çikolatalı pastayı gördüm ve bir parça alarak salona geçtik. “Televizyon seyredelim mi?” dedim, hala çok tedirgindim. Ve bana hiç sarkıntılık etmeden konuşuyorduk. Televizyonu açtı, kumandayı bana verdi. Onun bu sakin hali beni rahatlatmıştı, huzursuz değildim artık ve TV’nin kanallarını zaplamaya başladım, paralı yayınların birinin Erotik kanalı çıktı birden karşıma.
Bir kadın ve iki erkek sevişiyorlardı, paralı yayınlarda bu kadar açık porno gösterdiğini bilmiyordum. Kadın erkeklerden birinin penisini ağzına almıştı, diğeri de kadını sikiyordu. Çok heyecanlandım, ama Hakana da bakamıyordum. Hakan, “Seyretmek istersen porno CD’ler de var, bak istersen.” dedi ve televizyonun yanındaki kütüphaneyi gösterdi.
Ayağa kalktım ama bacaklarım resmen titriyordu. Kütüphanenin yanına gittiğimde en az 100 tane porno CD den oluşan porno kolleksiyonu vardı. Üzerlerinde resimler de vardı. Hepsine tek tek baktım ve Hakana, “Ne çok CD’in var!” dedim, güldü. Üzerinde Big Dicks (Büyük Yarraklar) yazan CD’yi Hakana uzattım, seçtiğim CD’yi görünce gülüştük.
Hakan CD’yi Playere taktı ve “Ben bir duş almak istiyorum, olur mu? Sen seyret!” dedi, ben de başımı salladım. Hakan gitti ve ben seyretmeye başladım. Daha önce pek porno film seyretmemiştim, eşimle 1 veya 2 kez seyretmiştik, evliliğimizin ilk yıllarında. Eşimle seyrettiğimiz filmdeki erkeklerin penisleri öyle büyüktü ki, kocamınki onların yanında küçücük kalıyordu.
Eşimle Penis boyları hakkında biraz yorum yapmış ve sonra da eşimin Penisini ölçmüştük, eşiminki 16 cm idi. Ama Hakanın CD’sindekiler, eşimle seyrettiğim filmdekilerden çok dah büyük ve kalındı.
Yaklaşık 20 dakika sonra Hakan banyodan geldi, üzerinde bornoz vardı ve yeni yıkanmış hali çok hoştu. “Nasıl gidiyor?” dedi.
Ben de filmdeki Penislerin ne kadar büyük olduğunu söyleyerek, “Baksana, bunlar gerçek değil herhalde?” dedim.
Güldü. “Neden gülüyorsun?” dediğimde, “Benimki onlardan daha büyük ki!” dedi.
İnanmadım, “Yalan söylüyorsun!” dedim.
Yanıma geldi, “İnanmıyorsan bornozun altına bak!” dedi.
Ben de, “Yalan, kesin yalan!” dedim.
Bu arada, hem izlediğim filmden, hem de Hakanla bunları konuşmaktan amımın suyu akmaya başlamış ve oldukça ıslanmıştı, külodum bile sırılsıklamdı. Hakanın Penisi bornozun altında ve burnumun önünde duruyordu.
Ben oturuyordum, Hakan ayakta duruyordu. Hakanın gözlerine bakarak bornozunu aralamak için ellerimi uzattım. Bornozunu açtığımda gözlerim aşağıya kaydırdım ve kocamdan başka ilk defa bir erkeğin Penisi ile karşı karşıyaydım.
O kadar heyecanlanmıştım ki onu çıplak görünce, amımın ısındığını hissediyordum. Üstelik dediği gibi, Penisi inik haliyle bile öyle büyük ve kalındı ki, inik hali kocamın penisinin kalkmış halinden çok daha büyüktü.
Çok şaşırmıştım ve öylece bir kaç saniye dona kalmıştım. Gözlerimi ondan alamıyordum, çok büyük ve kalın olmasının yanında çok da güzel bir penisti. Bir penisin bu kadar güzel olabileceğini hiç düşünmemiştim.
Tam ona dokunacaktım ki, Hakan beni kollarımdan tutarak kaldırdı ve bornozunu çıkardı. Tamamen çıplaktı ve vücudu çok güzeldi. Dudaklarımdan öpmeye başladı, ben de kollarımı boynuna dolayıp sarıldım. Kocamdan başka bir erkeğe çırılçıplakken ilk defa sarılıyordum, çok güzel bir histi.
Sonra o beni öperken poposunu elledim, öyle güzel ve değişik bir duyguydu ki anlatamam. İki elimle poposunu sıkıca sıktım ve bana doğru çektim onu. Sonra heyecanla Penisine baktım, ki ben ona yarrak diyeceğim, yarrağı gittikçe büyüyor ve devleşiyordu adeta. Bir elimle yarrağını tuttum ve bir elimle poposunu tutuyordum.
Hakan elleriyle eteğimi kaldırarak popomu ellemeye başladı. Hakanın yarrağını öpmek istedim, normalde Penisi ağzıma almayı çok sevmezdim, kocamın penisini de mümkün olduğunca öpmezdim, yani benim midemi bulandırırdı genelde, kocam istediği halde ben öpmezdim.
Ama Hakanın yarrağını öpmek için içimde dayanılmaz bir istek duyuyordum. Zorlukla dudaklarımı Hakanıın dudaklarından ayırdım ve önüne eğildim. O harika yarrak karşımda duruyordu, iki elimle onu ellerime aldım, büyüklüğünü nasıl tarif etsem, bir büyük salam kadardı. Elimde dünyanın en güzel yarrağı vardı.
Hakanın yarrağının başından öpmeye başladım, tadı çok güzeldi, kocamın Penisini öperken hiç böyle hissetmemiştim. Demek ki yarrakların tadı da farklı olabiliyormuş, bu sefer hiç midem bulanmıyordu, dudaklarımı yarrağından uzaklaştıramıyordum, her milimetrekaresini öpmek, yalamak istiyordum. Hakan beni kaldırdı ve bluzumü çıkardı.
Göğüslerim büyük sayılmazdı ve hafif sarkıktır diyebilirim, ama heyecandan göğüs uçlarım dimdik olmuştu. Hakan dudaklarını meme uçlarıma değdirdiğinde adeta zevkten çıldırdım. Hakan biraz sonra eteğimi de çıkardığında sadece külodum kalmıştı üzerimde. Kocamdan başka bir erkeğin karşısında sadece küldumlaydım.
Aslında başka bir erkeğin karşısında soyunamıyacağımı, vücudumdan utanacağımı düşünüyordum. Kendimi pek güzel bulmuyordum, ama Hakandan hiç utanmadım, onun karşısında çıplak olmak hissi, onun benim göğüslerime, küloduma bakıyor olması hissi ve benim onu çırılçıplak görüyor olmam kadar harika bir şey olamazdı.
Hakan külodumun üstünden popomu, amımı okşuyordu, “Külodun ne kadar ıslanmış!” dedi. Ben de, “Bu yarrağın karşısında ıslanmasın da ne yapsın, harika bir yarrağın var, kocamın Penisinin iki katından bile büyük, kocamınkini öpmeyi pek sevmezdim ama senin yarrağını ağzıma almak istiyorum, yatar mısın?” dedim.
Hakan beni tutarak yatak odasına çıkardı. Yatağı oldukça büyüktü ve çarşaflar tertemizdi. Yatağa yattı, yarrağı dimdik bir abide gibi duruyordu. Hemen yarrağını öpmeye başladım. Harika kokuyordu, derin bir nefes aldım, kokusunu içime çektim.
Hakan popomdan tutarak beni çevirdi ve amımı külodumun üzerinden öpmeye başladı. Harika öpüyordu. Gerçi kocamın da amımı öpmesinden hep hoşlanmışımdır. Ama evli bir kadın olarak, başka bir erkeğin dudaklarının, dilinin amının dudaklarında gezmesinin çok daha başka güzel hisler uyandırdığını fark ettim.
Külodumu çıkarıp amımı yalamaya devam ederken, ben de hayatımda gördüğüm ve o anda elimde tuttuğum en güzel yarrağı öpüyor, yalıyor, kokluyor, içime sindire sindire emiyordum. Bu arada taşaklarını da yalamayı ihmal etmiyordum, onları yalamak ayrı bir zevkti. Amım yalanırken, başka bir erkeğin o güzel yarrağını yalamak ne harika bir şey, anlatamam.
Burada bir şey çok önemli, kocamı seviyordum ve onunla iyi seks yapardık, ama başka bir erkeğin kollarında olmak, başka bir erkeğin yarrağının yanında olmak, ona dokunmak öpmek, onu hissetmek öyle bir şey ki anlatamam, normalde ben böyle şeyleri hiç tasvip etmezdim ve eşini aldatan kadınlara çok kızardım. Herhalde en az yarım saat ben onun yarrağını, o da benim amını yaladı, doyamıyordum ona.
Ama artık onu içime sokmak istiyordum, ancak acaba içime girer miydi, o kadar büyüktü ki, asla içime girmez bu dedim kendi kendime. Sonra Hakana dönüp, “Bu benim amıma girmez, çok büyük!” dedim. Hakan, “Merak etme, kadınların Vajinası genişleyebilir, bir de çok heyecanlanınca daha da büyüyebilir!” dedi.
Beni sırtüstü yatağa yatırdı ve üzerime doğru geldi, çok korkuyordum, çünkü acıdan çok korkarım.
Hakan yarrağının başını sırılsıklam olmuş amımın dudaklarına sürtmeye başladı. Ben, “Hadi ama, sik beni!” diye yalvarıyordum artık. Yarağını amıma sokarken acıyla bağırdım, çok büyüktü ve girmiyordu. Hakan, “Acıyorsa girmeyeyim!” dedi.
Ben, “Hayır, deli misin? Sik beni! Onu içimde istiyorum!” diye bağırıyordum.
Bir kaç kez yarrağının başını sokup çıkardıktan sonra amım genişlemeye başladı ve artık hemen hemen yarısını sokuyordu. Ve ben çok mutluydum, çünkü dünyanın en harika şeyi beni sikiyordu. Ama onun hepsini içime almak istiyordum, Hakanıın poposundan tutarak kendime çekiyor, onu daha çok hissetmek istiyordum.
Artık iyice çıldırmıştım, “Beni daha hızlı sik erkeğim, benim sikicim ol!” gibi birçok şey söyledim. Yaklaşık 30-40 dakika beni hiç durmadan her pozisyonda sikti. Bu kadar uzun sikebilmesi de harika bir şeydi.
Amım acıyor, ama çok büyük de zevk alıyordum, artık üst üste orgazm oluyordum. O beni sikerken en az 5 kez boşaldım. Herhalde filmlerde gördüğümüz o mükemmel sikişme sahnelerinden çok daha güzel bir şeydi ve sanki bulutlar üzerinde uçuyordum.
5 yıl boyunca kocamın beni çok iyi becerdiğini düşünmüştüm, ama şimdi fikrim tamamen değişmişti. Kocamdan aldığım zevk bunun yanında hemen hemen hiçbir şey değil gibiydi. Böyle bir şeyi yaşayacağımı hayal bile dahi edememiştim, hiç de düşünmemiştim.
Bence bu genelde Türk kadınının aptallığı gibi geliyor. Erkekler aldatabilir, biz aldatamayız, erkekler kadınlara bakabilir, her kadını sikmek ister gibi bakar, benim kocam gibi, biz kadınlar bakamayız, biz hiç bir erkeğe bu beni ne güzel siker diye bakamayız, ben de böyleydim, hiç böyle bir şey düşünemezdim.
Ancak şu bir gerçek ki, sokakta gördüğümüz erkeklerin bir kısmı hem yakışıklı ve hem de güzel penisleri, yarrakları vardır ve bizi aslında şimdi sikildiğimizden çok daha güzel sikebilirler, bunları hiç düşünmeyiz.
Kocam seviştikten sonra genelde, “Zevk aldın mı? Orgazm oldun mu?” diye sorardı, “Penisim küçük mü?” diye sorardı. Ve ben de, “Deli misin, ben çok memnunum!” derdim, gerçekten de öyle sanırdım. Ama Hakanın mükemmel yarrağı ve onun mükemmel sikişi ve aldatmanın harika hissi benim fikirlerimi değiştirdi. Bunun üzerinde çok düşündüm ve yaşadıklarımı yazmaya karar verdim.
Bana çılgın diyebilirsiniz. Eskiden ben de çoğu kadınlar gibi düşünüyordum. Oysa şimdi evliliğimiz de halen güzelce devam ediyor. Artık İstanbula gitmeyi çok seviyorum ve artık çevremdeki erkeklere bakarken onların yarraklarını düşünüyorum, hayal ediyorum.
Artık eşimle daha çok porno film seyrediyoruz. Eşime özellikle, “Büyük yarraklı erkeklerin filmlerinden getir!” diyebildim ve eşim de bana, “Tabi ki tatlım, yeter ki sen iste!” diyerek dudaklarıma bir öpücük kondurdu.
Bu olay bizi birbirimize daha çok bağlasa da, ben kadınlığımın tadını doyasıya çıkarmaya devam ediyorum açıkçası....
Kamyoncu Kocam
Slm arkadaşlar ben Şenay. Ev hanımıyım. 1.60 boyunda, kumral, yeşil gözlü, ince belli, dik göğüslü, tombul götlü, kısacası eli yüzü düzgün, seksi ve sikişmeyi çok seven, isterik bir kadınım.
Kocamla 9 yıllık evliyiz ve bir çocuk sahibiyiz. Kocam kamyon şöförüdür, yani kocam çalısır ben yerim. Huzurum da yerindedir. Kocam seferden geldimi, sabaha kadar beni siker, o gece amımın hakkını verir. Sefere gitti mi bazen haftalarca gelmez, benimse canım her an yarak yemek ister. Beni gören erkeklerin tamamına yakını beni sikmek istercesine bakar, ama kocamı sevdiğim için kimseye pas vermezdim.
Evin işleri dışında yapacak bir işim olmadığı için, sürekli internete girer, sikiş hikayeleri okur, daha da azarım. Haftada bir sefer de komşularla gün yaparız.
Günleri bilirsiniz işte, pastalar börekler yapılır, çaylar içilir, tabi bunların yanında dedikodu yapılmadan olur mu? Olmaz! İşte kadınların kimisi kocasının nasıl siktiğini, kimisi kocasını boynuzladığını, kimisi götten sikilmenin zevkini, kimisi Pornofilmi izleyip öyle sikiştiklerini falan anlatıyordu.
Ben de hiç Porno film izlememiştim, meraklandım, “Bir film verin de, ben de izleyeyim, merak ettim nasılmış, anlattığınız kadar var mıymış?” dedim.
Komşumuz olan Rabia, “Bende var kız, eve giderken vereyim de izle!” dedi ve konu kapandı. Yedik içtik, herzamanki gibi dedikodumuzu yaptık, eve dönme vakti Rabia ile beraber çıktık. Yolda Rabia, kocası ile beraber izlediklerini ve bu sayede kocasının kendisini götten siktiğini ve götten sikilmenin amdan sikilmekten zevkli olduğunu ve artık kendisinin sürekli götten sikilmek istediğini anlattı.
Hatta benimle dalga bile geçti, “Sen halen götünü siktirmedin mi?” diye ve bana götten sikişmeli filmler vereceğini söyledi…
Böyle konuşa konuşa Rabianın evinin önüne geldik. Rabia, “Bekle getireyim!” dedi ve eve girdi. Elinde 8-10 tane CD filmle geri geldi. Filmleri aldım, ama içimde bir heyacan fırtınası koptu, koşar adım eve geldim, filmlerin bir tanesini CD-Playere taktım ve izlemeye başladım.
Ama izlerken her yanımı ateş bastı. Açıkcası canım yarak çekmeye başladı, ama kocam seferde idi. Ben de kocamın bana aldığı kara gün dostum Plastik Yarakla amımı doyurdum. Hem film izledim, hem de Plastik yarağı amıma soktum, amımın ateşini söndürmeye çalıştım. Ama izledikçe ateşim söneceği yerde, daha da azıyordum.
Rabianın verdiği filmlerin hepsini sabaha kadar izledim. Artık ben de götten siktirmek istiyordum, çünkü izlediğim filmlerde götten sikilen kadınların çok zevk aldıkları belli oluyordu. Fakat bir sorun vardı, kocamın evlendiğimizden bu yana, götümü sikmek gibi bir düşüncesi ve arzusu asla olmadı. Yani göt deliğime eli bile değmedi. Kocama da diyemezdim ki, “Beni götümden sik!” diye…
Neyse aradan bir kaç gün geçti. Kocam yine seferde idi. Rabia bana misafirliğe geldi. Çaydı pastaydı derken, konu döndü dolaştı yine sexe geldi.
Rabiaların evi iki katlıdır, katın birinde kendileri, birinde de kiracıları oturur, iki tane Üniversite öğrencisi. Rabia kocasının kendisini yeteri kadar sikemediğini ve bu yüzden de kocasından habersiz kendisini öğrencilere siktirdiğini, istersem beni de siktirebileceğini söyledi.
Ben de kesinlikle kocamı aldatmayacağımı söyledim. Ama Rabia öğrecilerle sikişmelerini öyle bir ballandıra ballandıra anlatıyordu ki, anlattıkça benim amım karıncalanmaya başlamıştı. Rabia ikisi ile grupseks yaptığını da anlattı ve “Sen grubu boşver, baştan Furkanla bir sikiş!” dedi. (Furkan öğrencilerden birinin adı).
Ben de laf çıkarsa kocamın beni boşayacağını falan anlattım. Ama Rabia, “Çocukların ağzı sıkı, benden de birşey çıkmaz, herşey aramızda kalır! Ben bu gece Furkanı sana gönderiyorum, haberin olsun!” dedi ve çıktı gitti…
Rabia gittikten sonra iki arada bir derede kaldım, hem istiyordum, hem de korkuyordum. Sonunda ne olacaksa olsun deyip, işi oluruna bıraktım. Çocuğumu erkenden uyuttum, hemen bir banyo yaptım, güzelce temizlendim, amımın kıllarını traş ederek kaymak gibi yaptım, yani artık sikilmeye hazırdım.
Saat gece 11’i az birşey geçe Rabia telefon açtı, “Furkan yola çıktı, size güzel sikişmeler! Furkanla yeni film de gönderdim!” dedi ve kapattık. Aradan 10 dakika geçti geçmedi, kapının zili çaldı.
Ama ben heyacandan ölüyordum. Kapıyı dizlerim titreye titreye açtım, Furkanı içeri aldım. Elinde bir poşet vardı, içeri girer girmez, daha koridordayken bana sarıldı, ama ben elinden kurtuldum.
Neyse salona geçtik, ama ben çok gergindim. Furkan Rabianın gönderdiği CD’yi bana uzattı, sonra poşette Bira da getirmiş, birer tane açtı ve “Al iç, rahatlarsın!” dedi.
Ben de aldım. Ama o güne kadar hiç alkol kullanmamıştım. Bira soğuktu, tadı da fena değildi, Birayı 3-4 dikmede bitirdim… Birer Bira daha içtikten sonra Ferhat, “Filmi izleyelim mi?” diye sordu.
CD-Player yatak odasında idi, “Tamam, izleyelim.” dedim ve kalktık Biraları da aldık yatak odasına geçtik. Ferhat filmi taktı, yatağa oturduk, bir yandan izliyor bir yandan da Bira içiyorduk. İlk defa bir erkekle Porno filmi izliyor ve Bira da içiyordum, üstelik o erkek beni sikmek için gelmişti.
Yaşadığım heyecanı tarif edemem. Üçüncü Biradan sonra iyice gevşedim ve rahatladım. Ferhatla birlikte yatağa uzandık ve filmi öyle izlemeye devam ettik. Film çok güzeldi, götten sikişmeli bir filmdi, orusbu Rabia bilerek göndermişti.
Amım sulanmış ve götüm de kaşınmaya başlamıştı. Ferhatın yarağı da kalkmıştı ve pantolonunun önünü kabartmıştı. Yarağına elimi atmamak için kendimi zor tutuyordum.
Nasıl oldu anlamadım, Ferhat birden beni kendine çekti ve dudaklarımız birleşti. Ateşli bir biçimde öpüşüyorduk, bir yandan da soyunuyorduk. Bira beni çakırkeyif yapmıştı, artık herşeyi isteyerek yapıyordum. İkimiz de çırılçıplak soyunduktan sonra Furkanın yarağını elime geçirdim ve deli gibi yalamaya başladım.
Kocam 20 gündür seferde idi, Adanadan karpuz taşıyordu, yarağa hasret kalmıştım…
Yine nasıl olduğunu anlamadan 69 pozisyonunda bulduk kendimizi, ben Furkanın yarağını yalarken, Furkan da benim amımı yalıyor, götümü okşuyor, parmaklıyordu.
Ben amımın yangınını biran önce söndürmek için Ferhatı sırtüstü yatırıp, bir çırpıda yarağının üzerine oturdum ve derin bir Ohhhh çektim. Yarağın üzerinde Atın üzerinde zıplar gibi zıplıyordum. Daha birkaç zıplamadan sonra ilk Orgazmımı olmuş ve boşalmıştım.
Saatlerce zıplayabilirdim bu şekilde, ama fazla sürmedi, Ferhat da dayanamadı ve içime boşaldı.
Çocuk utana sıkıla, “Kusura bakma, ilk seferde hep erken boşalıyorum, bundan sonrakiler uzun sürer…” dedi. Ferhata, “Ben de boşaldım!” diyerek öptüm ve kalktık banyoya gittik.
Güzelce yıkandık temizlendik, tekrar yatak odasına geldik. Film halen oynuyordu, uzandık izlemeye devam ettik. Filmde erkek kadını domaltmış götünden sikiyordu.
Furkan, “Ben de seni götünden sikmek istiyorum!” dedi.
Arkadaşlarım ilk seferde çok acıdığını söylüyorlardı, “Acımaz mı?” dedim. “Ben acıtmadan sikerim, sen merak etme!” dedi ve biz yine oynaşmaya basladık.
Kıtlıktan çıkmış gibi yalıyordum yarağını. Furkan beni domalttı ve göt deliğimi yalamaya başladı. Götümün deliğini yalamasından çok zevk alıyordum.
Götümü yalarken bir yandan da parmağını amıma sokuyordu. O yalarken ben de amımı okşuyordum. Az sonra parmağı ile göt deliğimi yoklamaya, sonra da parmağını götüme sokmaya başladı.
Sonra yarağını amıma soktuğunda amım yanıyor, zevk sularım damlıyordu. Amıma birkaç kez gidip geldikten sonra, götümün deliğine tükürüp, yarağını götüme dayadı ve yavaş yavaş yüklenmeye başladı.
Ben kendimi sıkıyordum ve yarak bir türlü götüme girmiyordu. Bana, “Kendini sıkma, sıkarsan acır!” falan diyordu…
Kendimi gevşek bırakınca yarağının ucu girmişti, ama canım da yanmıştı. Bir süre bu şekilde bekledikten sonra, yavaş yavaş götüme sokmaya devam etti.
Acısa da sonunda yarağının tamamı girdikten sonra nasıl rahatladığımı ve aldığım zevki anlatamam. Artık ben de götümü onun yarağına itiyordum. Birkaç kez sokup çıkardıktan sonra ise aldığım zevk gittikçe artıyordu.
Artık götten sikilmenin zevkini almıştım ve daha hızlı sokup çıkarmasını istiyordum. O hızlandıkça tarif edilmez bir şekilde aldığım zevk de artıyordu. O anda kocama nekadar kızdığımı tahmin edemezsiniz, götümü hiç sikmediği için.
Neyse, Furkan götümü yarım saate yakın sikti ve götümün içine boşaldı. Ben de, o götümü sikerken amımla oynarak boşalmıştım. İkimiz de müthiş rahatlamıştık. Dinlene dinlene, sabaha kadar, amdan götten sikiştik ve sonra Furkanı yolcu ettim.
Daha sonraki günlerde kocam nezaman uzun süreli sefere gitse ve amım götüm nezaman yarak istese Rabiaya söylüyordum, o da (kendisi Furkanla sikişmediği zaman) Furkanı bana gönderiyordu.
Şu sıralarda Rabia tutturdu, “Şenaycığım bir kere de Furkanı arkadaşıyla birlikte yollayım da üçlü grup yapın! Aynı anda hem amına hem götüne yarak girmesi kadar zevkli birşey yok!
Hatta onlarla birlikte ben de geleyim de dörtlü yaparız!” diye. Şu anda buna hazır değilim ama, hani düşünmüyor da değilim…