Rabbit and Deer (Nyuszi és Őz)
almost home
🩵 avery cochrane 🩵

Jar Jar Binks Fan Club
Color Me Curious
cherry valley forever
The Stonewall Inn

Kiana Khansmith

Discoholic 🪩

Phantogram Three
Cosmic Funnies
Monterey Bay Aquarium
Interview Vampire Daily
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
The Bowery Presents

izzy's playlists!

blake kathryn
Fai_Ryy
tumblr dot com
seen from Singapore

seen from United States

seen from China

seen from United Kingdom

seen from France

seen from United Kingdom
seen from France
seen from United States

seen from Italy

seen from Germany
seen from Ukraine

seen from Russia
seen from United States

seen from Finland
seen from Türkiye
seen from Kyrgyzstan

seen from Australia
seen from Italy
seen from Japan

seen from Ireland
@halpce
Rabbit and Deer (Nyuszi és Őz)

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Film Yapmak Üzerine - Kitap Notları
Benim için sinema şiirdir ve aşktır ve dindir ve benim Yaratılışın Tanrılarına karşı ödevimdir. "Gördüklerini ve tecrübelerini ve aşkını ve kayıplarını sanki dünya üzerindeki ilk insanlardan biriymişsin gibi anlatmaya çalış." demiş Rilke, ona sorular soran genç şaire. Yalnızca böylelikle, Emerson'un 'evren açısı' dedi şeyi kendinize özgü şekilde geliştirmiş olursunuz. ..., çünkü devrimler sanatın büyük düşmanlarından, polislerden, eleştirmenlerden, kolektif ataletten özgürleşmeyi sağlayan sembollerdir. Her sanatçı asidir. Çünkü ona da, kendi hemcinslerinin içinde bulunan cehalet, açgözlülük ve tembelliğe olan tutku başkaldırır. Işığı görebilmiş olsalar, onların da içinde barınabileceği bir ülke bilir aslında sanatçı. Bu nedenler de ışığı göstermek ister onlara. Ama onlar göremez. Görmek istemezler. 'O ülkede hiçbir şey görmüyorum' derler. O ise tekrar dener. Yeni bir lamba yakar, farklı bir devrim yapar.
Öyleyse yukarı ve dışarı bak ve uçuşan o ışığı ara.
Ana yolları takip etme yolculuklarda. Kaybol.
Gittiğin yerler konusunda fazla titizlenirsen, İlham Noktanı kaçırabilirsin.
Sinema da hayat gibi, belirgin ve dünyevi olanın ötesindekine hizmet ettiği sürece yaşamaya değerdir.
Doğum ve ölüm günümüzü değiştirme şansımız yok, ama ikisi arasındaki boşluğu daha katlanabilir hale getirebiliriz. Hatta belki de deneyüstü bir hale. ‘Mutluluğun neredeyse tanrın oradadır’. Öyleyse Aziz Augustine’ın da önerdiği gibi ‘Tanrı’yı sev ve ne istiyorsan yap’. Aslında Tanrıyı düşünmekle hiç vakit kaybetme, Tanrı olmayı dene.
Aydınlanmak Tanrısallığın doğasıdır.
Görülmeyeni görünür yapacağınıza, anlatılmayanı anlatılabilir kılacağınıza, söylenmeyeni söyleyeceğinize söz veriyor musunuz?
Ah, neredeyse her şeyin; hayallerimizin, aptallıklarımızın ve mutluluklarımızın, doğum, tutku ve ölümümüzün makaradan çözülüşüne bir bakın.
Yeminler:
Fakirlik, İffet ve İtaat üzerine Üç Yemin etmeye hazır ve gönüllü müsünüz?
Fakirlik: çünkü daima kamera satan mağazalara ve laboratuvara borçlanacaksınız ve daima arkadaşlarınızdan kurumlardan para dileneceksiniz.
İffet: çünkü işinizle nişanlanacaksın ve en fırtınalı kaçamaklarınız da onunla yaşanacak.
İtaat: çünkü hayatınız, istekleri asla bitmeyen dokuz başlı Hidradan daha çok başı ve bir kırkayaktan daha çok ayağı olan bir tiranın hizmetinde olacak.
Peki, bu yeminler sonrasındaki ödülünüz ne olacak? Hiçbir şey. Tanrılara hizmet etmiş olmanın sevinci dışında hiçbir şey. Beş parasız kalmanın ve ruhunu bulmanın dışında hiçbir şey.
İman:
Şimdi de İman’ı öğrenme zamanı.
Hep bir ağızdan söyleyelim:
Kameraya, merceklere, filtrelere, tripoda ve bütün ışık metrelere inanıyorum.
Reflektöre, kuarz lambasına, pil şarjına ve donanımlı bütün aletlerin kaydetme gücüne inanıyorum.
Saniyede 24 kareye, zamanın atomu olan tek bir kareye ve görüntünün olabilecek bütün metrik sürelerine inanıyorum.
Kesmeye, yapıştırmaya, A/B roll kurguya, optik yazıcıya, bütün çekimlerin üst üste bindirilebileceğine inanıyorum.
Işık ve karanlığın bileşimine, ses ve sessizliğin birliğine ve bütün zaman ve yerlerdeki şeylerin yansıtılabileceğine inanıyorum.
Ayrıca Lumiere Kardeşlere, Büyüce Melies’e, Griffith Babamıza, Sergei Eisenstein’a, Carl Theodor Dreyer’a, Coctelian Jean’a, Azizler Von ve Von’a, Aziz Buster’a, Aziz Charlie’ye ve diğer yüce ustalara ve onların çalışmalarına inanıyorum.
Vaat:
Bütün hazır fikirlerden ve eleştirel varsayımlardan kaçınacağıma yemin ederim.
Kendi filmime aşk beslemekten sakınacağıma yemin ederim.
Kesin, merhametsiz ve açık olacağıma yemin ederim.
Bütün varlıkların göz kulaklarını hoşnut edeceğime yemin ederim.
Kendimi (kimseyi değil) aşmak için imkânsızı deneyeceğime ve daha önce kimsenin kyaıt düğmesine basmadığı şeyleri çekmeye uğraşacağıma yemin ederim.
Amacımın her zaman için; doğru resmi, doğru yere, doğru zamanda ve doğru uzunlukta koymak olacağına yemin ederim.
Işığın Kardeşlerinin üyeliğe kabul edilme ayini burada son buluyor. Ders basit. Tüm kayıp ve kazançların bağlı durduğu yalnızca iki buyruk söz konusu: kendi sinemanı tüm kalbinle ve tüm ruhunla ve tüm aklınla sev. Film yapan bütün dostlarını kendin gibi sev.
‘Şarap, müzik ve sinema insanlığın 3 büyük yaratıcısıdır.’ Moa Başkan’ın saray şairleri.
Keşfet! Hayalinde canlandır! Açıkça anlat!
Her şeyden önce aşık olmalısınız. Görüntülere ve seslere aşık.
Bütün kuralları da öğrenmelisiniz ki, nerede keseceğinizi bilin.
Kamera arkasında ne kadar çok şey bilirseniz, sinemanız daha iyi olacaktır. Kamera arkasına ne kadar çok deneyim getirirseniz, kamera da o kadar iyi yerleşecektir. İlk elden resmi, şiiri, tiyatroyu, müziği, renkleri, tarihi, dansı, mimariyi, miti, psikolojiyi, büyüyü ve insan ürünü olan diğer alanlar hakkında ne kadar çok şey bilirseniz, filminiz de daha sağlam olacaktır.
Sıradan film yaparak vaktinizi boşa harcamayın. Bu birbirinin kopyası eserler yaratmak olur. Ayrıca güzel de olmayacaktır. İşiniz, kendi tarzınızda mükemmel yeni bir tür karmaşa ortaya koymaktır.
İşte mükemmel bir strateji: yapmaktan en çok korktuğunuz şeyi yapın.
Uçlarda yaşayın! Sadece gününüzü mü geçiriyorsunuz? Kendinizi ne için saklıyorsunuz? Her günü son gününüzmüş gibi yaşayın!
Birilerini etkileme arzusuyla bir şey yapmayın.
Onları alt etmeniz muhtemel.
Neşenizi paylaşma, acınızı sergilemek üzere yapın.
Kendinizi ya da dostunuzu veya sevgilinizi mutlu etmek için yapın
Tanrının ihtişamı için yapın.
Hayallerinizi sevin! Hayallerinizi genişletin!
Peki, hayal gücünüz ne kadar aktif? Ne kadar uzağa gitmesine izin veriyorsunuz onun?
En iyilerden öğrenin, ustalardan öğrenin. Eğer bir kuğuysanız, ördeklerle takılmayın.
Broughton’un Müzik yasası: görüntülerini, ışıkla dans ettirene kadar nota yapıştır.
Kendinizi düzenleyin. Sonra düzenleyin. Her kare şimdiddeki bir andır. Hiçbirini önceden olmuş farz etmeyin.
Her şekilde, tüm araçları deneyin. Kuşku duyarsanız kesin.
(Barbara Linkevitch: Kuşkun varsa kes durma!)
Kaçınılmaza erişin.
Bir sanatı sürdürmenin gerçek değeri, hayatı daha tarifsiz biçimde yaşamaktır. Ya da Spengler’in belirttiği gibi; ‘ Dünyayı sadece onun ötesinde geçerek anlayabiliriz.
Sinema insanlığın bütün fantezilerini biriktirir.
Sinema insanın kendini görebildiği gözdür. Ve eğer öyle arzu ederse, o göze tükürmekte özgürdür.
Ne kadar orijinal olursak o kadar az iletişim kurarız.
Hayallerinizin doğal şekilde büyümesine izin verin. Bir gül goncasını keskiyle açmak hiç de akılcı değildir.
Herhangi bir film hakkında sorulması gerekli soru: içinde yeteri kadar meçhul var mıydı?
Tao Oz, Kişinin gayretli çalışmalarının yalnızca rüzgardaki bulutlar olduğunun farkına varmasıdır.
Ezra Pound; ‘En çok neyi sevmişsen o daim olacaktır, gerisi cüruftur.’ Demiştir.
Lou Harrison’un aliterasyonlu mottosu şöyledir: ‘Kıymet ver, koru, addet, yarat.’
…biri durup dinlenmesi için ısrar edince Bernini: ‘Beni yalnız bırak. Ben aşığım.’
Aşk nihai ışıktır. Tao ise bu ışığın dansıdır. Neden hayatınızı bu denli aşık olmaya adamayasınız?
Cahit Zarifoğlu
Cahit Zarifoğlu, 1940 yılında Ankara´da Maraşlı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Babasının memuriyeti dolayısıyla ilk ve orta öğrenimini Siverek, Ankara, Kızılcahamam ve Kahramanmaraş´ta tamamlar.
İçe kapanıklığına, dalgınlığına, zeki olmasına karşın alabildiğine inatçıdır da. Lise yıllarında arkadaşlarına cebir, geometri dersleri verir. Fakat bir yıl edebiyat ve cebir derslerinden, iki yıl da yalnız cebir dersinden sınıfta kalır. İnat eder, kitapların kapağını açmaz. Edebiyat sınavına girer, hiç bir soruya cevap vermez. Cebir sınavlarında da aynı tutumu sürdürür. İşte bu süreçte bir yandan şiir yazarken bir yandan da mahalli gazetelerde çalışmaya başlar.
Yine lise yıllarında güreş sporuna ilgi duyar. Maraş Güreş Kulübüne kaydolur. Çok iyi güreş tutar. Lise son sınıfta ise şairin bu kez ilgisi pilotluğadır; Pilot olma sevdasına kapılır. Sonunda bir yolunu bulup Türk Kuşu Kampı´na katılır; üç ay kurs görür; C brövesini alır. Planörle uçar ve motorsuz uçak kullanır.
Ayrıca lise yıllarında okul dergisi olan "Hamle"de şiirleri yayınlanır, yine şiirler: İstanbul´daki edebiyat dergilerinde yayınlanmaya başlar.
1959 yılında Maraş´ta bir yıl vekil öğretmenlik yapar. Akabinde Maraş Lisesi´ni arkadaşlarından üç yıl gecikmeyle bitirir ve 1961 yılında İstanbul´a gelir; İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümüne kaydolur. Bir yandan üniversite öğreniminin yanı sıra şiir yazmayı da sürdürür; bir yandan da hayatını sürdürmek için çalışmaya başlar. Yol Dergisi´nde musahhihlik yapar (1964). Bâb-ı Âli´de Sabah Gazetesi´nde teknik sekreter olarak çalışır (1967).
Zarifoğlu´ nun, kendine ait tutkuyla bağlandığı çok şey vardır. İnsanlara kayıtsızlığına, umursamazlığına karşı sevdiklerini de tutku derecesinde sever, bağlanır.
Şair, serüvenci, girişimci ve "gezginci" bir ruha sahiptir. Çünkü bu süreçte otostopla Avrupa´nın belli başlı ülkelerini bir uçtan diğer uca gezer, dolaşır; dostlar edinir (1967).
Şiirlerini Papirüs, Yeni Dergi, Türk Dili ve Soyut gibi edebiyat dergilerinde yayımlar. Nihayet söz konusu edebiyat dergilerinde yayınlanmış olan şiirlerini kitaplaştırmak ister. Borç dert, aç kalma pahasına şiirlerini kitaplaştırır: "İşaret Çocukları"... (1967).
Şair´in, "İşaret Çocukları"yla başlayan şiir serüveni "Yedi Güzel Adam"la sürmüş ve "Menziller" de odaklanmıştır.
1986´da ise, şairin son şiir kitabı olan "Korku ve Yakarış" yayınlanır. Böylelikle hayatın bütün inceliklerini kuşanmış bir zarif yürek, bir şiirsel yürek olarak Menziller´ den sonra "Korku ve Yakarış" ın şiirini yazmıştır. Yaşamak´ la ölüm arasında korku ve ümidi bir yay gibi geren, gerdikçe daha bir zarifleşen, şiirleşen ve gizemli bir dünyanın fotoğrafını çekmeye başlayan şair, ermiş katmanlarında yol alır. Şair, 1987 yılı başında hastalanır ve 7 Haziran 1987´de rahmet-i Rahman´a kavuşur.
"Ben onunla içimden konuşuyordum."
Cahit Zarifoğlu
Ünlü Yönetmenlerden Sinema Dersleri - Kitap Notları
Robert Rodriguez
"Yaratıcı ve teknikseniz sizi durduramazlar."
"Bir filmi storyboardlarla görselleştirebilir, filmi önceden izleyebilirsiniz. Siyah bir ekran yaratın ve filminizi oradan izleyin."
"sistemin sizi çiğnemesine izin vermeyin, konumunuzun avantajlarını elde edin."
"Hayal kurmayı bırakın, çalışmaya başlayın."
"Korkutucu olun!"
Tim Burton
"Sezgilerinize güvenin şans yakalamaya çalışın."
"Ekibe kendi bakış açınızı onaylatmalı, iyi bir fikir olduğuna ikna etmeniz gerekir."
"Yapmak istediğim şey: Görüntüleri çok güçlü filmler- güzel olmak zorunda değil, etkileyici ve zengin yapmak istiyorum."
"Öyle ki görüntüler bir süre sonra hikayenin yerine geçsin, ya da daha doğrusu hikayeye dönüşsün."
"En iyi kararlar son anda verilir."
"..çoğu şeyi önceden hazırlamak istiyorsunuz. ama film çektikçe spontane çalışmanın doğru sonuçlar elde etmek için en iyi yöntem olduğunu kavrıyorum.
"Her film bir deneydir."
John Woo
"..mümkün olduğunca bol film seyretmeleri."
"Teori bana ilham vermez, yerinde olmam gerekir."
kontrplonje : alt açılardan yapılan çekimlerin genel adı.
Amerikan Plan: oyuncuları dizlerinin biraz altına kadar gösteren planlara verilen ad.
"Bir aktör bir sahneyi oynarken, ben hep onun gözlerine bakarım. Gözleri, aktörün duyguları doğru mu yoksa numara mı yapıyor, bunu anlamamı sağlar."
"Ben kendim için film yapıyorum."
"..kendimi ifade etmekte, dolayısıyla da iletişim kurmakta hep zorlanmış olmam. Başka bir deyişle, film yapıyorum çünkü konuşmayı bilmiyorum."
"ve setteyken hiç seyirciyi düşünmüyorum. Film kalpten gelmelidir."
Takeshi Kitano
"..karakterlerin perdedeki yeri ve kadrajlanmasında kompozisyon o kadar mükemmeldir ki, kamera harket halinde olduğunda bile, bir saniyedeki yirmi dört karenin her birini doldurup bir tablo haline getirebilirsiniz."
"Benim sinemam fikir sinemasından çok bir görsellik sineması."
"Sinema, beni eğlendiren harika bir oyuncak sandığı gibidir. Pahalı bir oyuncak sandığı tabii ve bazen bununla bu kadar çok oynadığım için utanıyorum."
"Bir Holywood filminde eğer on saniyeden fazla sessiz kalınırsa bu sıkıntı, huzursuzluk demektir. Halbuki Asya'da zamana karşı daha doğal, sağlıklı bir yaklaşım vardır."
Bertrand Blier
"Sinema her şeyden önce bir uygulamalı alan işidir ve teorilerin pratik yanında pek değeri yoktur."
"Welles, tıpkı bir tuvali boyayan picasso gibi. Eline bir kamera alıyor ve ne yaparsa yapsın, sırf eğlenmek için bile yapsa, ortaya dahiyane şeyler çıkartıyor."
"..ilk öğreteceğim şey, sette her zaman her şeyi biliyormuş gibi davranmaları ya vda başkalarında bu hissi yaratmaları gerektiğidir.
"Gerçek şiddet uzaktan daha etkileyicidir."
"Kamerayı aktörün beş santim yakınına yerleştirmek bir duyguyu iletmek için en iyi yol değildir. Bazen gizlemek, seyircinin tahminine bırakmak çok daha etkili olur."
"Kamera ne kadar az hareket ederse film o kadar komik olur. Planlar ne kadar uzun olursa bu filmi o kadar komik kılar."
Reklam ve Karikatür - Kitap Notları
Karikatür köken olarak, İtalya'da 17. yüzyılda, hayvan başlı insan resimlerine "caricaro" denmeye başlandı.
***
Reklam sözcüğü Türkçeye, Fransızca "reclame" sözcüğünden aynı içerikle geçmiştir. Kökeni Latince "clamare"den geliyor. Yani, çağırmak. Sözcüğün kökeninde ise "avcıların avlanırken, avlarını yakalamak için uyguladıkları her yöntem" yer alıyor.
***
Mizah, temel satış vaadi sunarken: 1. Dikkat çeker. 2.Reklama karşı olumlu duygu yaratır. 3.Kulaktan kulağa iletişimi harekete geçirmede etkindir.
***
Reklamda mizahın yanlış kullanımı şunlardan kaynaklanmaktadır:
1.Marka, doğru hedef kitleye seslenmemektedir. 2.Mizahi öğelerin ürün/marka ile bütünleşmemiş olması. 3.Mizahi öğelerin ürün/marka mesajının önüne geçmesi. 4.Ürün marka konumlandırmasının mizah kullanımına izin vermemesi. 5.Mizahi öğelerin mecraya uygun olmaması. 6.Yanlış mizah öğelerinin kullanılması. 7.Bölgesel ya da ülkesel kültür ve simge farklılıklarının varolması.
***
-Mizah kullanımı ürün/marka ve mesajla bütünleştirilip sunulunca etkili oluyor. Sadece gülünç öğeler kullanmak tüketiciyi/müşteriyi etkilemiyor. -Mizah kullanımı tüketicinin marka mesajını algılamasını ve anlamasını artırıyor. -Mizah ikna etmeye yardımcı olmaktadır. -Mizah ürüne/markaya karşı tutumu olumlu şekle dönüştürüyor. *** ...Zillman bu durumu, " mizah, araçlı öğrenme paradigmasında ödül şeklinde rol oynar ve sadece mesaja karşı dikkati pekiştirmez, aynı zmanda reklam içeriğinin ezberlenmesine, yeniden üretilmesine neden olur" şeklinde açıklar. *** Reklam ve Karikatür - Bülent Fidan

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
İki Şey - Giordano Bruno
İki şey ‘Kalitesiz insanın özelliğidir:
1- Şikayetçilik
2- Dedikodu
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek
İki şey yanlış yapmanı engeller:
1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgeçinden geçirmek
2- Hak yememek
İki şey kişiyi gözden düşürür :
1- Demagoji
2- Kendini ağırdan satmak
İki şey insanı ‘Nitelikli İnsan’ yapar:
1- İradeye hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak
İki şey ‘Ekstra Değer’ katar:
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
İki şey geri bırakır:
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik
İki şey kaşif yapar:
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1- Baskın yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak
İki şey başarının sırrıdır:
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık
İki şey milyonlarca insandan ayırır:
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek
İki şey gelişmeyi engeller:
1- Aşırılık (mübalağa, abartı)
2- Felakete odaklanmış olmak
İki şey çözüm getirir:
1- Tebessüm (gülümseme)
2- Sükunet (susmak)
İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
1- Anne
2- Baba
İki şey geri alınmaz:
1- Geçen zaman
2- Söylenen söz
İki şey ulaşmaya değerdir:
1- Sevgi
2- Bilgi
İki şey “hayatta önemli olan her şey” içindir:
1- Nefes alabilmek
2- Nefes verebilmek
İtalyan Filozof Giordano Bruno