“Ne kadar tiye almak isterdim her şeyi” dediğim noktadayım. Savunmasızlığın dayanılmaz hafifliğiyle adeta oradan oraya dan dun çarpıyorum desem yeridir. Kendime yeniliyor ve kendimi yiyorum. Bir cornetto misali kalan tek yerim, o herkesin kapıştığı götündeki çikolatası gibiyim. Yani en güzel yerinde biten biriyim. Çok ses çıkarmak ve hatta hiç ses çıkarmamak konusunda da iyiyim. Ama ben yalnızca bir kez sessiz kalabildim. O da en korkunç halimdi benim. Hissiz kaldığım, ya da yapacak bişeyimin artık olmadığını bildiğim an susmayı tercih ettim. Çünkü özgüvenle patlayıp, tiye alabilmeyi öğrenmiştim. Dedim ama kendime o gün; bunu tut, unutma. Tüm o yıkıntılarımı aduket olarak postaladım karşıya. Üff.. Vurdumduymazlığın dibi.. Şimdi o kollarımı açtığım herkes savunmasız kalabilirdi. Tıpkı ben gibi, oradan oraya çarpabilirdi. Bazen istiyorum yaralarınız kanasın. Bende açtığınız her yaranın mikrobu üzerinize sıçrasın. Ama sonra geçiyor.. Çünkü hiçbir işe yaramıyor isteklerim ve delirmelerim. Ben kimseden değilim. Değiştim. Delindim. En çok kendimle benim. Yük de, zarı da zoru da benim. Şimdi biraz olsun tiye almaya başlayacaksam her şeyi, şuraya koca bi kalp bırakıyorum, hepiniz afiyetle yiyin. Çünkü artık gaddarın tekiyim.











