BUNLAR SADECE OYUN, DEĞİL Mİ?
"arsivci adlı takipçinin hikayesidir"
Gözlerimi açtığımda, evin salonundaki koltuğun tanıdık yumuşaklığına gömülmüş halde buldum kendimi. Uyuyakalmışım. Işıklar sönüktü, sadece televizyonun mavi parıltısı odanın loşluğunu delip geçiyor, sessiz ekranda o saçma tv reklamlarından biri oynuyordu. Üzerimde ince bir battaniye vardı ama yine de üşümüşüm; kemiklerime işleyen bir serinlik vardı. Saate baktım, kolumdaki fosforlu kadran 3:30’a yaklaştığını söylüyordu. Sessizliğin içinde kendi nefesimi duyuyordum, bir de televizyondan gelen hafif elektrik cızırtısını. Ayağa kalktım, eklemlerim hafifçe sızlıyordu. Yavaş adımlarla yandaki çocuk odasına yöneldim. Kapıyı usulca araladığımda görünen manzara çocukların derin bir uykuda, yüzlerinde masum bir huzur olduğu şeklindeydi. Üstlerini örttüm, battaniyeyi çenelerine kadar çekip saçlarını okşadım. O an, evin sakinliği içime bir anlık dinginlik veriyordu.
Ama bu dinginlik evde asıl yaşananlar aklıma gelince uzun sürmedi. Üst kata çıkan merdivenlere yöneldim, her basamakta tahtaların hafif gıcırtısı geceyi bölüyordu. Yukarıda, camla çevrili kapalı alanda bekleyen manzaraya yöneldim. Şöminenin közleri köşede kızıllaşmış odayı hafif aydınlatıyordu. Yer yatağında karım yatıyordu, iki adamın arasında. Üçü de çıplak, yorgunluktan sızmışlardı. Karımın teni loş ışıkta parlıyordu ama bu parıltı sadece terden değildi; bedeninde geceyi anlatan izler vardı. Amı kıpkırmızı, sanki saatlerce süren bir ateşin izlerini taşıyordu. Göğüslerinde, omuzlarında küçük morluklar; ısırıklardan kalan, tutkunun hafif vahşi ama zararsız hatıraları. Vücudunun bazı yerlerinde, tam temizlenememiş, kurumuş döllerin izleri seçiliyordu, teninde soluk lekeler gibi. Yanındaki adamların sönük haldeki sikleri bile etkileyiciydi, biri sırt üstü yatarken diğeri sağına dönmüş, karıma hafifçe sokulmuş haldeydi. Güzel narin bedeni iki aslan arasında uyuyan bir ceylanı andırıyordu. Sessizce yorganı üstlerine çekerken daima sert duran göğüslerinin üzerinde bile döl izleri olduğunu gördüm. Hareketimle hafif mırıldandılar, ama uyanmadıar. Odadan çıkarken içimde tuhaf bir karışım; huzur, merak ve bastırılmış bir heyecan.
Yandaki küçük odaya geçtim. Koltuğa uzandım, yorgunluk bedenimi tekrar ele geçirmişti. Gözlerim kapanırken zihnim bulanık, ama alkol ve yaşadıklarımın yorgunluğu beni uykunun derinliklerine çekiyordu. Böyle ne kadar geçti bilmiyorum, ama bir ara gözlerimi açtım. İnce bir inleme sesi, ritmik bir “şak şak” temposuyla geceyi deliyor. İrkiliyorum. Saate baktım, sabah 5 olmuş. Yavaşça kalktım, ayaklarım soğuk zeminde titredi. Yandaki kapıyı bilinçli olarak hafif aralık bırakmıştım, içeriden sızan loş ışıkta manzara netleşiverdi. Karım yan uzanmış, sağında yatan adam arkasından ritmik hareketlerle amını pompalıyor; her hareketinde bedenleri birleşirken o tanıdık ses yankılanıyordu. Diğer adam ise ters tarafa dönmüş, yüzünü göremiyorum ama adamın uykulu olduğunu tahmin ediyorum karımın eli onun koca yarağını kavramış, kimi zaman somuruyor, kimi zaman ileri geri hareketlerle uyarıyordu. Manzara tahrik ediciydi, adeta bir tablo gibi; arzunun, teslimiyetin ve hazın iç içe geçtiği bir dans. Bir süre izledim, kalbim göğsümde hızlanıyor, ama kıpırdayamıyordum. Sikim tekrar sertleşmişti, bir kere daha 31 çekecek gücü bulamadım kendimde. Sessizce yan tarafa geçtim, koltuğa çöktüm. Zihnim geriye, üç yıl öncesine kayıverdi. Her şeyin başladığı o ilk anlara, bu tuhaf, yasak ve bir o kadar büyüleyici yolculuğun ilk adımlarına…
Evliliğimizin onuncu yılı, hayatımızın hem sıradan hem de sarsıcı bir dönüm noktasıydı. Her şey Demet’in rutin tahlilleri ile başladı. Türkçe öğretmeni olan karım, yıllarca kendine dikkat etmemişti; yoğun iş temposu, çocuklar, ev derken kendi sağlığını hep arka plana atmıştı. 165 cm boyunda, 70 kiloyu aşan bedeniyle o dönemde kendini yorgun hissediyordu, ama bunu yaşadığımız hayatın doğası gereği diye düşünüp pek dillendirmiyordu. Tahliller, insülin direnciyle yüzleşmesini sağladı. Doktorun uyarısı netti: Yaşam tarzını değiştirmeliyiz. Demet, yıllardır kaçındığı diyet ve spora başlamak zorunda kaldı. İlk başlarda isteksizdi, ama kararlılığı kısa sürede sonuç verdi. Altı, belki sekiz ay içinde 60 kilonun altına düştü. Bedeni dönüşüyordu; göbek bölgesindeki yumuşaklık yerini sıkı hatlara bırakmış, teni canlanmış, yüzü yeniden genç bir ışıltıyla dolmuştu. Spor salonu onun için bir ritüel haline geldi; haftada üç gün kardiyo, iki gün ağırlık çalışması, ardından duş ve eve dönüş. 36 yaşında, iki çocuk annesi bir kadın, yavaş yavaş kendine bakmayı öğreniyordu. Hafif makyajlar, cilt bakım kürleri, yeni kıyafetler… Demet, aynaya bakarken kendini yeniden keşfediyordu. Kilolu iken küçük gözüken orta boy yuvarlak göğüsleri bu yeni bedeninde tam ideal ölçülerde gözüküyordu.
Ben, Oğuz, o dönemde 39 yaşındaydım. Üniversitede öğretim üyesiydim; dersler, makaleler, tez danışmanlıkları derken hayatım kağıt yığınları ve ekranlar arasında geçiyordu. Ama o sıralar kendi bedenim de alarm vermeye başlamıştı. Birkaç ay sonra fark ettiğim bir sorun, geceleri uykularımı kaçırıyordu: Sertleşme problemi. Zaten öyle porno filmlerdeki gibi dev olmayan sıradan hatta ortalama altı uzunluktaki sikim, artık yeterince erekte olamıyordu. Demet, her zaman destekleyiciydi; beni rahatlatmaya çalışır, bazen nazik dokunuşlarla, bazen sabırlı bir dinleyici olarak yanımda olurdu. İlaçlar denedim, ama sonuçlar tatmin edici değildi. Yatağa her yattığımızda içimi bir endişe kaplıyordu: Karımı tatmin edemiyor muydum? Bu düşünce, zihnimin kuytu köşelerinde yankılanıyor, beni sessizce kemiriyordu ve endişe, erekte sorunu olarak geri dönüyordu.
Aslında, evliliğimizden çok önce, fantezi dünyam oldukça renkliydi. Seks hikayeleri okumak, sınırsız fantezileri doğal karşılamak, cuckold kocalar, bull’lar ve hotwife temalı videolar izlemek beni her zaman tahrik etmişti. Kocasını aldatan kadınların hikayeleri, bir erkeğin karısının başka bir erkekle yaşadığı hazza tanıklık etmesi… Bunlar, içimde gizli bir ateş gibi yanıyordu. Ama Demet’e bunları hiç bir zaman anlatmamıştım. Onunla cinsel yaşamımız sıradandı; tutkulu anlar yaşanırdı, ama her zaman bilindik bir çerçeve içinde, güvenli sularda. Fantezilerim, zihnimin derinliklerinde kilitliydi, dışarı çıkmaya cesaret edemiyordu. Oysa Demet’in dönüşümü, sporla yeniden şekillenen bedeni, kendine güveni, içimdeki o gizli arzuları usulca uyandırmaya başlamıştı. Henüz bilmiyordum, ama bu, üç yıl sonra o camlı odada gördüğüm manzaraya giden yolun ilk taşlarını döşüyordu. O güzelleştikçe benim içimdeki cuckold duygular büyüyordu.
Demet, benim sürekli ilaç kullanmamı istemiyordu. Onun gözlerinde, bu sorunun bir şekilde üstesinden gelebileceğimize dair bir inanç vardı. O yüzden de bu kadına aşıktım, her zaman her sorunu beraber aşacağımıza inanıyordu. Çözüm olarak yatağımıza yeni bir renk, yeni bir soluk getirmeye karar verdik. Seksi elbiseler, dantelli iç çamaşırları, kostümler, hatta seks oyuncakları yavaş yavaş hayatımıza sızdı. Porno filmler izlemeye, erotik hikayeler okumaya başladık. Bazen bir filmi ya da hikayeyi bitirdikten sonra, kendimizi o karakterlerin yerine koyup sevişiyorduk. Demet, bir geceliğin içinde bir film yıldızı gibi süzülürken, ben onun hayali bir sevgiliye dönüştüğünü hayal ediyordum. Bu oyunlar, bazen gerçekten işe yarıyordu; sikim, o anlarda sanki eski gücüne kavuşuyor, Demet’in inlemeleri odamızı dolduruyordu. Ama yine de, içimde bir ses, bu başarıların geçici olduğunu fısıldıyordu. Sorunu kafamda büyüttüğümün farkındaydım ama durduramıyordum. Geceleri, yatağın soğuk tarafında yatarken, zihnim karanlık bir korkuya teslim oluyordu: Ya giderek güzelleşen, kendine güveni artan karımı bu ereksiyon sorunu ve onun güzelliğini yeterine doyuramayan büyük olmayan sikim yüzünden kaybedersem? Ya yuvam dağılırsa?
Bir akşam, yine bir filmi izlerken, ekranda oynayan oyuncunun elinde bir dildo belirdi. Sahnede, partnerini ustalıkla orgazma ulaştırıyordu. Demet’in gözlerinde bir anlık merak parıltısı yakaladım. Cesaretimi toplayıp sordum, “Sana da böyle bir şey alsak mı?”
Demet kaşlarını kaldırdı, hafif bir gülümsemeyle, “Ne gereği var ki, Oğuz? Biz halimizden memnunuz, değil mi?”
“Memnunuz tabii,” dedim, sesimde hafif bir çekingenlik. “Ama… bilmiyorum, belki bunu senin üzerinde kullanmak isterim. Yeni bir şeyler denesek? Hem, seni daha çok tatmin etmek istiyorum.”
Demet bir an durdu, gözlerime baktı. Sanki içimdeki o korkuyu, o çaresiz çabayı sezmişti. “Peki,” dedi sonunda, yumuşak bir sesle. “Ama çok abartılı bir şey olmasın, tamam mı? Küçük, basit bir şey yeter.”
Kabul etmişti. İnternetten sipariş ettiğimiz dildo, çok büyük olmayan, sade ama işlevsel bir oyuncaktı. Standart boy bir dildo bile benim kalkık halimden en az iki santim daha uzun ve kalın idi yine de. İlk denememizde, Demet’in yatakta nasıl kıvrandığını, nefesinin nasıl hızlandığını görmek beni hem şaşırttı hem de tahrik etti. Hele dildonun pembe küçük am dudaklarını gererek içine girişini seyretmek benim için çok tahrik ediciydi. Onu orgazma ulaştırırken, elimde tuttuğum o oyuncak, sanki bir uzantım gibiydi. Bazen ben bir hikaye anlatırken, Demet dildoyu kendi kullanıyor, ben de ona bakarak 31 çekiyordum. Onun inlemeleri, o anlarda kendi zevkime karışıyor, odamız bir haz sarmalına dönüşüyordu. Zamanla, o dildo bir nesneden fazlası oldu ki zaten başından beri dillendirmediğimiz içimdeki duygu da buydu. Hikayelerimizde isimler kazandı; bazen bir film karakterinin, bazen hayali bir sevgilinin, hatta bazen tanıdığımız birilerinin sikiymiş gibi davranıyorduk. Demet’in kahkahaları, o oyunbaz tavırları, bu fantezileri daha da ateşli kılıyordu. Siparişleri Demet vermeye başladıkça fark ettim ki, dildoların boyutları da değişmeye başlamıştı. Her yeni siparişte, biraz daha uzun, biraz daha kalın modeller seçiliyordu. Sanki, görünmez bir eşik, yavaş yavaş aşılıyordu.
Kırkına yaklaşırken, Demet’le ben, evliliğimizin ilk günlerinde bile hissetmediğimiz bir cinsel tutkuyla yanıp tutuşuyorduk. Sanki iki ergen gibi, zihnimiz sürekli seksle doluydu. Gün içinde birbirimize attığımız mesajlar, masum bir “Nasılsın?”dan çok, tahrik edici sözcükler ve imalarla doluydu. Demet’in yolladığı bir satır, “Akşama ne giysem, sence kırmızı mı siyah mı?” gibi basit bir sorunun ardına gizlenmiş, nabzımı hızlandıran bir ima taşırdı. Ben de ona, “Siyah dantelli olanı giy, ama altında hiçbir şey olmasın,” gibi cevaplarla karşılık verirdim. İki, üç gecede bir yatağımıza taşıdığımız seks oyunları, artık bir ritüele dönüşmüştü. Bazen bir hemşire kostümü, bazen ipek bir gecelik, bazen de sadece teninin çıplaklığıyla, Demet odamıza bir fırtına gibi girerdi. Merakla eve koşardım, çocukları uyutup yatak odasının kapıyı kapattığımız an, sanki dış dünyayı unutup sadece birbirimize ve arzularımıza teslim olurduk.
Ama benim hikayelerim, içimde yıllardır bastırdığım fantezilerin kapağını aralıyordu. Anlattığım senaryolar, yavaş yavaş cuckold temalarına kayıyordu. Başta sadece hayali karakterler, filmlerden esinlenmeler vardı; ama zamanla, hikayeler daha kişisel, daha gerçekçi bir tona büründü. Bir adamın, karısının başka biriyle sevişmesini izlemesi, onun hazdan kıvranışını görmesi… Bu düşünceler, zihnimde bir yangın gibi büyüyordu. Gözlerimi kapattığımda Demet’in o narin amını gererek giren dildoların yerini kanlı canlı damarlı dev sikler alıyordu. İşin kötüsü, mazbut, hatta bu tür şeylere başta mesafeli yaklaşan Demet’in de bu hikayelerden etkilendiğini fark ediyordum. Gözlerindeki parıltı, nefesindeki hızlanma, anlattığım sahnelerde bedeninin verdiği tepkiler… Artık o da bu fantezileri normal karşılıyor, hatta tahrik oluyordu. Bu, hem heyecan verici hem de içimi kemiren bir korkuya gebeydi. Yıllarca gizli gizli hayal kurmakla sevdiğiniz karınızın başka erkeklerin altında inlemesi için köprüler inşa etmek aynı şey değildi. O köprü bir gün geçilecekti.
Bir akşam, yatağımızda, loş ışıkta uzanmışken, Demet’le cuckold dünyasına dair konuşmaya başladık. Ona Reddit’ten, Twitter’dan bulduğum içerikleri gösterdim. Çoğu eskort ya da OnlyFans hesaplarının paylaştığı cinsel videolar, resimler; swinger çiftlerin, cuckold yaşam tarzını benimseyenlerin yazdığı hikayeler… Ekranda kaydırdıkça, Demet’in merakı artıyordu. Bir kadının, partnerinin gözleri önünde başka bir erkekle sevişmesini anlatan bir yazıyı okurken, onun yanaklarının kızardığını, gözlerinin fal taşı gibi açıldığını gördüm. Ama ben, asla “Biz de yapalım,” demedim. Zaten böyle bir hayat, kafamda somut bir plan değildi; sadece bir fantezi, zihnimi ele geçiren bir ateş.
O gece, Demet beklenmedik bir soruyla sessizliği bozdu. “Oğuz,” dedi, sesi hem yumuşak hem de meraktan titriyordu, “Sen bizim de böyle bir şeye girmemizi ister miydin? Yani, cuckold bir yaşam tarzı… Yani bilmiyorum çok heyecanlısın bunları bana anlatırken?”
Bir an durdum. Kalbim hızlandı, ama zihnim karıştı. “Bilmiyorum,” dedim ben de, kelimeler ağzımdan dökülürken tereddütle. “Büyük ihtimalle istemem. Ama… bilmiyorum, Demet. Oldukça tahrik edici, değil mi? Herkes keyif alıyor; bull ve hotwife direkt sevişerek, izleyen koca da ya kendini tatmin ederek ya da izledikleriyle. Ama…” Durdum, gözlerime bakıyordu, sanki içimdeki her düşünceyi okuyordu. “Seni çok seviyorum,” dedim, sesimde bir yalvarış tınısı. “Böyle bir şeyi kaldıramam. Seni paylaşmak… Bilmiyorum, hayal etmesi bile hem yakıyor hem korkutuyor.”
Demet gülümsedi, elini yanağıma koydu. “Merak etme,” dedi, “Ben de seni seviyorum. Bunlar sadece oyun, değil mi?” Ama o an, gözlerindeki o minik kıvılcım, sanki başka bir şey söylüyordu. Belki de, o gece, görünmez bir sınır daha aşılmıştı. Geçeceğimiz köprüye bir taş daha koymuştuk bu sefer el ele.
Ne kadar çabalarsak çabalayalım, iç seslerimiz, duygularımız bambaşka bir yolda ilerliyordu. Yatağımız artık sadece fantezilerle ve hikayelerle değil, günlük hayatta karşılaştığımız insanların da gölgesiyle doluydu. Tanıdığımız kadınların ne kadar güzel, ne kadar seksi olduklarını konuşur olmuştuk; bazen bir arkadaşımızın karısının dekoltesi, bazen bir komşunun dar kot pantolonu sohbetimizin parçası oluyordu. Ama daha çarpıcı olanı, erkeklerden bahsederken kullandığımız dilin değişmesiydi. “Şu adamın siki ne kadar büyük olabilir sence?” gibi cümleler, önce şaka yollu, sonra giderek ciddi bir merakla dillendirilir oldu. Bu konuşmalar, fantezilerimizin yeni kahramanları haline geldi; tanıdığımız birilerinin hayaliyle sevişirken, dildolar artık onların adlarını taşıyordu. Ah diye inletiyordum karımı kalın damarlı bir dildoyu amına yerleştirirken; “Selim’in güzel yarağı amına yakıştı karıcığım!” İçimizde, adı konulmamış bu macerayı deneme isteğini gerçeğe dönüştürme çabası gitgide büyüyordu.. Ama bu arzuyu gerçekleştirmek bir yana, “Olur mu acaba?” diye başlayan bir konuşmaya bile cesaretimiz yoktu.
Ta ki bir akşam, aldığımız birkaç kadeh alkolün kanımıza karışıp cesaretimizi körüklediği o ana kadar. Loş ışıkta, koltukta birbirimize sarılmış otururken, Demet’in gözlerinde bir parıltı belirdi. “Oğuz,” dedi, sesinde hem çekingenlik hem de bir meydan okuma, “Bir kere de olsa… Denesek mi sence? Yani, sadece bir kez?”
Kalbim göğsümde küt küt atıyordu. “Denemek mi?” dedim, sesim titriyordu. “Yani… Gerçekten mi?”
Demet gülümsedi, kadehini dudaklarına götürürken gözlerini benden ayırmadı. “Önümüzde tatil var. Alanya’da otel, deniz, güneş… Olmaz mı yani? Bir macera, sadece bir kez?”
O an, zihnimde bir fırtına koptu. Heyecan, korku, arzu… Hepsi bir aradaydı. “Bilmiyorum,” dedim, ama içimde bir şey, o görünmez eşiği aşmaya hazır gibiydi. “Belki… Evet, neden olmasın?” Hayır diyemezdim ki zaten. Demet’in de bunu önceden düşündüğü ve Antalya tatili için planlar kurduğu o kadar ortadaydı ki.
Ağustos başında Alanya’daki otel tatilimiz başladı. Otel, göz kamaştırıcıydı; masmavi deniz, sıcacık güneş, havuzların serin suları… Her şey bir rüya gibiydi. Demet, yeni bedeniyle ilk kez sahneye çıkıyordu adeta. Üç yeni bikini ve birkaç seksi elbiseyle, her adımında bakışları üzerine çekiyordu. 36 yaşında, iki çocuk annesi bir kadın, ama sanki yirmilerinde bir model gibi. Sıkılaşmış vücudu, bronzlaşan teni, kendine güvenen gülümsemesi. Ben hiç çocuk emzirmedim gibi duran sert göğüsleri ve bir avuçluk kalçaları güneş gözlükleri ardına saklanan erkeklerin dikkatinden kaçmıyordu. Havuz başında, plajda, restoranda, gözler onun üzerindeydi. Ve bu gözlerden ikisi, öne çıkmıştı daha ilk günlerden.
İki genç, üniversiteden yeni mezun olmuş, “abaza” diyebileceğimiz tipler. Emre ve Selçuk. Uzun boylu, iri yapılı, kaslı Emre, daha sakin ama muzip bakışlı Selçuk. Demet’i adeta gözleriyle yiyorlardı; her hareketini takip ediyor, bakışlarıyla soyuyor, sanki zihinlerinde onunla sevişiyorlardı. Ben yanlarında olduğumda mesafeli duruyorlar, ama Demet’ten uzaklaştığım an etrafında dolanmaya başlıyorlardı.
Demet, başta bu ilgiyi umursamaz gibiydi. “Gençler işte,” diyordu, omuz silkerek. Ama bir gün, havuz başında uzanırken, onun gözlerinin de Emre’ye kaydığını fark ettim. Uzun boylu, kaslı, kendinden emin duruşuyla Emre, Demet’in dikkatini çekmişti. Akşam odada, öpüşürken elimi amına attım; sırılsıklamdı. “Seni etkilediler mi?” diye sordum, sesimde hem merak hem de bir tahrik.
Demet kaçamak bir gülümsemeyle, “Evet,” dedi, utangaç ama dürüst. “Özellikle Emre… Bilmiyorum, etkileyici.”
“Siki de büyük müdür sence?” dedim, yarı şaka yarı ciddi.
“Bilmem,” dedi, kıkırdayarak. “Belki evet, şortunun önü hep kabarık.”
“Pirana gibiler,” dedim, gülerek. “Hep peşindeler, belli ki seni çok beğenmişler.”
Ertesi sabah kahvaltıda, konuyu tekrar açtım. “İstersen fantezilerimize ekleyelim,” dedim. “Zararsız bir macera yaşayalım mı? Sen sinyal ver, onlar ne yapıyorlar görelim. Abartmadan, sadece konuşsunlar, yeter.”
Demet kaşlarını kaldırdı. “Tamam, ama sonra ne olacak?” dedi, sesinde hem merak hem de çekingenlik vardı.
“Ben çocuklarla ilgilenirken ya da yanında yokken sinyal ver,” dedim. “Biraz konuşsunlar, bakalım ne olacak.”
Öyle de oldu. Demet, mavi bikinisiyle havuz başında güneşlenirken, gençler yine etrafındaydı. Mayosunun üstünü çekiştiriyor memelerini gösterecek gibi yapıyor, altını amının dudakları arasına sıkıştırarak frikik veriyordu. Ama gençler bir türlü cesaret edemiyordu. Ben, çocuk havuzunda oğlanlarla oynarken, bu olanları uzaktan izliyordum. Arada yanına gelerek Demet’le durumu değerlendiriyorduk. “Madem onlardan ses yok,” dedim, “Sen onları harekete geçir.”
Ama gerek kalmadı. Emre, sonunda ben çocuklar ile plaja indiğim bir anda cesaretini topladı ve Demet’e yanaştı. Öğrenmiştik ki, Emre ve Selçuk, üniversiteden yeni mezun mühendislerdi, yakın arkadaşlardı. Akşam yemekten sonra, karım barda yalnızken ben çocukları alıp çocuk kulübüne indim. Demet iki gençle bir şeyler içmeye başladı. Emre, sadece konuşmasıyla değil, muzırlığı ve iltifatlarıyla Demet’i etkisi altına alıyordu. Onun başını döndürüyordu. Karım, gençlerin ilgisinden, özellikle de beraber izlediğimiz seksi milf’lere yönelen bu yeni nesil tutkudan besleniyordu; kadınlık gururu okşanıyordu.
Ertesi gün, benzer bir dans devam etti. Üstelik Emre, akşam Demet’i otelin kulübüne davet etmişti. Demet, bunu açık şekilde sevişmeye giden bir davet olarak gördü. Yemekten sonra odamızda, çocuklar uyurken, fısıltıyla konuştuk. “Demet,” dedim, kalbim göğsümde küt küt atarken, “İstersen onlarla bir deneyim yaşayabilirsin. Seni yargılamayacağım. Ne istersen yap. Emre’yle seviş.”
Demet’in gözlerinde kararsızlık, heyecan ve korku birlikteydi. “Emin misin?” dedi, sesi titriyordu. “Ya sonra… Biz?”
“Seni seviyorum,” dedim. “Ne olursa olsun, bu değişmeyecek.”
Uzun bir sessizlikten sonra, “Tamam,” dedi. Aceleyle saçlarını taradı, hafif bir makyaj yaptı. Aynada kendine bakarken, 11 yıllık karımın bir başka erkeğin kollarına gittiğini düşünmek içimi hem yakıyor hem de tuhaf bir şekilde tahrik ediyordu. Kıyafet seçimi davetkar olmamasına rağmen yine de güzelliğini ortaya çıkartacak kadar güzeldi. Tek parça dar bir elbise. Yazlık ince kumaş kıvrımlarını ve içindeki çamaşırın kesimini ortaya çıkarmıştı. Kapıdan çıkarken, telefonuma bir mesaj attı: “Bahçedeki bardayım, kahve içiyorum.”
Bir süre sonra ikinci mesaj geldi: “Emre yok, Selçuk’la birlikteyiz!”
Ve saat 23:30’da üçüncü mesaj: “Selçuk’la onların odasına gidiyorum. Beni bekleme!”
O an, kalbim duracak gibi oldu. Heyecan, kaygı, sinir… Hepsini aynı anda hissediyordum. Karıma kızamazdım. Yıllardır içimde büyüttüğüm fantezileri ben karıma enjekte etmiş ve bu geceye giden yolu ben çizmiştim. Koltukta, yarı yatar pozisyonda sızmışım. Saat 2:30 gibi kapı açıldı. Demet içeri girdi, doğrudan banyoya yöneldi. Peşinden gittim, kalbim ağzımda. Yorgun, elbisesi biraz dağınık, ama gözlerinde anlatılmamış bir hikaye vardı. “Ne oldu?” dedim, bu kez benim sesim titriyordu.
“Bu gece hiçbir şey sorma,” dedi, sesinde bir kırgınlık. “Sonra anlatırım.” Elini yüzünü yıkadı, yatağa geçti, hafif bir alkol kokusu geldi burnuma ve uyudu. Ben ise, karışık duygularla, olmuş olanları düşünerek öylece kalakaldım.
O gecenin ardından, Demet’le aramızda garip bir sessizlik hakim oldu bir iki gün boyunca. Sanki o geceyi konuşmak, ikimizi de bilinmez bir uçuruma sürükleyecekti. Ne o ne de ben, yaşananları dillendirmeye cesaret edebildik. Otelde geçirdiğimiz son birkaç gün, çocuklar, havuz, akşam yemekleriyle geçti; her şey sıradan bir tatil gibiydi. Emre ve Selçuk’u bir daha görmedik, sanki o gece bir rüya gibi silinip gitmişti. Eve döndüğümüzde, hayat rutin akışına kapıldı: Demet’in okul telaşı, benim üniversite derslerim, çocuklar… Ama o gece, zihnimin bir köşesinde asılı kalmıştı, ne olduğunu tam bilmeden içimi kemiren bir merakla. Gece sevişmelerimizde bile daha az konuşuyor, büyük dildo amının derinliklerinde gezerken sessizce inleyerek boşalıyordu. Ancak bir ay sonra, bir akşam yatağımızda, alkolün ve arzunun gevşettiği bir anda, Demet her şeyi anlattı.
Loş yatak odamızda, tenlerimiz birbirine değdiğinde, fısıltıyla konuşmaya başladı. “Emre kulüpte değildi,” dedi, gözleri hem utangaç hem de o anıyı yeniden yaşar gibi parıldayarak. “Rus bir kadının peşinden gitmiş. Selçuk ise barda yalnızdı, sıkılmış. Beni görünce şansını denemek istemiş.” Demet, aslında Emre’yi istediğini ima etse de, Selçuk’un neşeli, fırlama tarafı ilgisini çekmiş. “Onunla bir iki kadeh bir şeyler içtik, iyice kanım kaynadı,” dedi. Sohbet, Selçuk’un esprileriyle koyulaşmış, sonunda onun odasına gitmişler. “Nedense onu o an çok istedim,” dedi, sesinde bir itiraf tınısı. “Genç bedeni, sert öpüşmesi öyle güzeldi ki, ıslanmıştım.”
Soyunmaya başlamışlar. Demet, Selçuk’un pantolonunda ciddi bir kabarıklık görünce sevinmiş. “Çocuk daha memelerimi öpmeye başlayınca boşalıverdi,” dedi, gülerek. “Ne oldu, dedim. ‘Beni çok tahrik ettin, ne yapayım güzelim,’ diye cevap verdi.” Külotunu çıkarınca, Demet az evvel fışkıran döllerle bulaşmış koca bir yarak görmüş; benimkinden çok daha büyük. “Sevindim,” dedi, gözlerime bakarak, hafif muzip bir gülümsemeyle. “Biraz bekleyip tekrar sevişmeye devam ettik. Hayatım, siki gerçekten çok kocamandı, elimde zor tutuyordum.” Demet, bana pek yapmadığı bir şeyi yapmış; Selçuk’un üzerinde hala döl olan sikini ağzına almış, ama acemice. “Aşkım, ne yaptıysam ağzıma sığdıramadım. Filmlerde o kadınlar nasıl yapıyor?” diye sordu, kıkırdayarak. Ama Selçuk yine kendini tutamamış kısa sürede, Demet’in yüzüne ve memelerine bir kez daha boşalıvermiş. “Hayal kırıklığına uğradım,” dedi, iç çekerek. “Ardından temizlenip geldim. Arkamdan seslenmesine cevap vermeden odasının kapısını çarptım”
Demet’in anlattıkları, içimde bir fırtına kopardı. Kıskançlık, arzu, hayal kırıklığı ve tahrik… Hepsi bir aradaydı. Onun başka bir erkekle geçirdiği o anlar, zihnimde canlanıyordu; hem yakıyor hem de tuhaf bir şekilde ateşliyordu. O gece, yatağımızda, birbirimize sarılıp sevişirken, bu hikaye yeni bir tutku dalgası yaratmıştı. Belki bir erkek kadınıma tamamen sahip olmamıştı ama karım onun büyük sikini hayranlıkla istemişti.
Selçuk’un iki erken boşalması bile bize yetmişti. O gece, yatağımızın fantezilerini haftalarca besledi; Demet’in anlattıkları, sevişmelerimize yeni bir tat kattı. Onun başka bir erkekle yaşadığı anlar, zihnimde dönüp duruyor, hem kıskançlık hem de haz uyandırıyordu. Ama hayat, tatilden sonra normale dönmüştü. Okullar açılmış, Demet Türkçe öğretmeni olarak koştururken, ben üniversitedeki derslerime gömülmüştüm. Demet’in okuluna iki yeni öğretmen gelmişti: Beden eğitimi öğretmeni Ömer ve İngilizce öğretmeni Burcu. İkisi de kısa sürede okulun gündemine damga vurdu. Ömer, uzun boylu, sırım gibi, yakışıklı bir adamdı; kadın öğretmenlerin, hatta lise çağındaki kız öğrencilerin ağzını sulandırıyordu. Burcu ise evli olmasına rağmen, seksi giyimi, cilveli tavırları ve vamp havasıyla erkeklerin dikkatini çekiyordu.
Demet, eve geldiğinde neredeyse her gün onlardan bahsediyordu. “Burcu yine mini etek giymiş, saçlarını kızıla boyatmış,” diyordu, “Ömer’e öyle bir bakıyordu ki, sanki gözleriyle soyuyordu.” Ya da, “Ömer çapkın, bugün öğretmenler odasında bir laf etti, herkes güldü.” Burcu’nun silikonlu dudakları, dolgun memeleri, Ömer’in kendinden emin duruşu… Demet’in anlatışında, hem hayranlık hem de hafif bir kıskançlık seziyordum. “Burcu’nun eteği öyle kısaydı ki, naber derken bile kırıtıyordu,” derdi. Ömer hakkında da arada, “Çapkın herif, şöyle bir laf etti,” gibi bahsetmeler duyuyordum. Ama birkaç ay sonra, bu muhabbetler birden kesildi. Buna çok fazla anlam verememiştim, açıkçası kurcalamak da istememiştim.
Ta ki okulun düzenlediği bir kahvaltı etkinliğine katılana kadar. Müdür ve okul aile birliği, öğretmenlerin eşlerini özellikle beklemişti. Orada Burcu’yu gördüm; dikkat çekici giyimi, makyajı ve tavrıyla adeta bir sahne yıldızı gibiydi. Dar, kırmızı bir etek üstünde parlak bir gömlek, dudaklarında parlak ruj, cilveli gülüşü… Kadının neden popüler olduğunu anlamıştım. Ömer’i de gördüm; sırım gibi, yakışıklı, gözlerinden bile karı sikmeye her an hazır playboy bir tip olduğu belliydi. Burcu’nun asker kocası ise rahat, umursamaz tavırlara sahipti; sanki karısının etrafındaki bakışları fark etmiyor ya da aldırmıyordu. Gece eve döndüğümüzde, Demet’e, “Burcu çok güzel bir kadın,” dedim, yarı şaka. Kaşlarını kaldırıp, kıskanç bir tonla, “Ben güzel değil miyim?” dedi. Gülümsedim. “Ya Ömer?” dedim, muzipçe. “Aman, bırak o pezevengi!” demesin mi? Meğerse Ömer’in Burcu’yu siktiğine dair söylentiler dolaşıyormuş. Demet’in bu tavrında kedi-ciğer ilişkisi sezinledim. “Yoksa canım karım Ömer’i mi hayal ediyordu?” diye sordum, gülerek. Önce inkar etti, ama sonunda yarım yamalak bir kabulle, “Belki,” dedi, utanarak, gözlerini kaçırarak.
Aylar geçti. Hayatımız, Alanya’daki otel maceramızın anıları, kısa süreli Ömer-Burcu fantezileri, porno filmler, erotik hikayeler ve oyuncaklarla renkleniyordu. Ama bir süre sonra, her şey yine sıradanlaşmaya başladı. Benim içimde, o tanıdık korku yeniden depreşti: Güzelleşen, kendine güveni artan, geçtiğimiz yaz Alanya’da gençlerin ilgisiyle ispat etmiş olan seksi MILF karımı, tatmin edemeyerek kaybetme korkusu. Özellikle Burcu gibi vamp bir kadının bile kocasını aldatması, Demet’in de okulda en güzel kadınlardan biri olarak görülmesi, beni yeniden endişelendirmeye başladı. Onun başka bir erkeğe kayabileceğini düşünmek, hem korkutucu hem de tuhaf bir şekilde tahrik ediciydi.
Yine de kendimi arkadaş masalarında kocasını anlatan kadın hikayeleri anlatırken buluyordum. Ya da yıllardır tanıdığım birilerine yurtdışı seyahatlerinde denk geldiğim swinger kulüpler ile ilgili anılar anlatıyordum. Bu kulüpleri ne görmüş ne de içine girmiştim. Sadece o erkeklerin aklına Demet’i sokmak için bir çabaydı belki yaptıklarım ya da bir anda ağızlarından çıkacak “ evet dostum ben de senin karını sikmek istiyorum” sözünü duymak istiyordum. Kimseye anlatmadığım sertleşme sorunumu bile bilen yakın arkadaş sayım artmaya başlamıştı. Demet’i mutlu edilmeyi bekleyen bir kadın gibi pazarladığımın farkındaydım.
Mayıs ortasında, Demet’in teyzesinin oğlunun Balıkesir’de düğününe davet edildik. Çocukları anneme bırakıp, ılık bir cuma öğleden sonrası yola çıktık. Demet’in adet günleri yeni bitmişti; enerjik, neşeli, kıpır kıpırdı, adeta içindeki ateş yeniden alevlenmişti. Akşamüstü kına gecesine zor bela yetiştik. Kına yapılan salonun dışındaki parkta, erkeklerle otururken, nereden çıktığını anlamadığım bir adam, “Merhaba,” ded ve elimi sıktıi. 50’li yaşlarında, iyi giyimli, fit, kendine güvenen, etkileyici konuşan bir adamdı. Adı Kenan’dı, kız tarafındandı, orta çaplı bir iş adamı. Hemen ısındık birbirimize; muhabbet, meslekten günlük hayata, koyulaştı. Düğün sahipleri bira tutuşturunca elimize, Kenan’la sohbete daldık. Birazdan yanımıza bir kadın yaklaştı; uzaktan etkileyici görünmese de, yaklaştığında ayrı bir cazibesi olan biriydi. Kenan’ın karısı Sevim’miş. Baş döndürücü bir tavrı olduğu açıktı ama bunu saklayan, ağır bir tarzla hareket ediyordu. Ardından Demet geldi; kolsuz, beyaz saten elbisesi, kolunda kırmızı bir tülle, bakışları üzerine çekiyordu. İki cazibeli kadın, yekdiğerinin kocasını etkilemişti. Demet, “Aşkım, Kenan bey,” diye tanıtınca, “Sevim ablanın kocası mısınız?” demişti. O da; “Aaa, siz tanıştınız mı?” deyince, Sevim, “Evet, hemen çektik birbirimizi. Masada beraber oturuyoruz,” demesin mi? Kenan, “Çok güzel bir karın var, hoş bir çiftsiniz. Umarım nice mutlu yıllarınız olur,” deyince, ben de, “Sizin gibi, umarım uzun yıllarımız olur,” dedim. Kenan, “Hadi, şurada birahane var, bir şeyler içelim,” dedi. Çok değilse de biraz alkol almıştık. Bir ara Sevim telefonla arayıp nerede olduğumuzu sordu; içtiğimizi öğrenince sinirlendi. Kenan, “Kadınlar!” dedi, gülümsedik. “Biz size göre daha kısa süredir evliyiz. Nasıl mutluluğunuzu sürdürebiliyorsunuz?” diye sordum. “İki sırrı var,” dedi, “Para ile mutlu edeceksin, yatakta mutlu edeceksin.” Alkolün etkisiyle, “Ya ikincisi olamıyorsa?” deyiverdim. Pişman da olmuştum; tanımadığım birine can sıkıcı sırrımı vermiştim. “Nasıl yani?” dedi, “Gençsiniz, ne problem var?” Adam o kadar etkileyiciydi ki, anlatmak zorunda hissettim; sertleşme sorunumu, Demet’i kaybetme korkumu, hatta cuckold ihtimalini düşündüğümü bile üstü kapalı çıtlatmıştım. O kadar çok tanıdığa anlatmıştım ki benzer hikayeleri, uzak çevreden bir erkeğe anlatmak daha kolay oluverdi. Anladı, ama tepki vermedi. Hanımlar çağırınca otelimize yerleştik.
Ertesi akşam düğünde, Demet siyah, parlak pulları bulunan, askılı ve dizüstü bir elbiseyle bakışları üzerine çekmeyi başarmıştı yine. Düğünün sonlarına doğru Kenan, “Ayvalık’ta yazlığımız var, buradan bir günlüğüne oraya geçeceğiz. Siz de gelsenize?” dedi. Ben başta biraz inat ettim, eve gitmemiz gerektiğini, çocukların bizi beklediğini söyledim. Ama özellikle Sevim Demet’e ısrar edince ve o da okeyleyince yola çıktık. Bu davetin ana nedeninin dün gece anlattıklarım olabileceği ihtimali pek de aklıma gelmedi.
Ayvalık’taki iki katlı yazlık ev, geçen yaz biterken toplanılmış, kısmen dağınıktı. Düğünden önce eşyalarımızı alarak otelden çıktığımız için hâlâ düğün kıyafetlerindeydik. Sevim, bana ve Demet’e yazlık eşyalar verdi. Demet, “Abla, yatakları beraber ayarlayalım,” deyince, Sevim’in yüzünde belli belirsiz bir gölge geçti. Onlar beraberce toplarken, biz Kenan’la balkona geçtik. İkimizin önünde de viski vardı. Kenan, sigarasından bir duman çekip bıraktıktan sonra, “Dün akşam anlattıklarını düşündüm,” dedi. “Seninle özel bir şeyler paylaşmak istiyorum. Cuckold olma korkuna saygı duyuyorum, ama abartmaman gerektiğini düşünüyorum. Biz açık bir aileyiz kardeşim. Nasıl diyorlar swinger bir çiftiz. Hiç cuck olmadım, ama swingerız. Cuckold olmak dediğin gibi zordur. Ama haklı olduğun, endişelenmekte haklı olduğun yerler var. Karın güzel ve cilveli, onu para olarak da, yatakta da mutlu edemiyorsan, hakkın var. Bu tarz bir ilişki, birbirinize olan tutkunuzu artırabilir. Ancak cuckold olarak başlamanızdansa, deneyimli bir swinger çiftle başlamanızı öneririm.” Epey şaşırmıştım. “Bizi bunun için mi davet ettiniz?” dedim. “Hayır,” dedi, “Sizi hem ben hem de eşim sevdiği için çağırdık. Ama görünüşe göre Allah’ın sevgili kuluymuşsunuz ki doktor ayağınıza geldi. Tabii, eğer isterseniz. Asla sözünü bile açmam, istemezseniz.” Ardından karımla konuşmamı önerdi. “İyi de,” dedim, “Ben zaten tam olarak sertleşemediğim için bunlar yaşanıyor. Sevim’le nasıl olacak?” “Sen onu kafana takma,” dedi, “İlaç veririm, senin kullandıkların gibi değildir benimkiler. Ayrıca siz bu yola senin sertleşme sorunun yüzünden değil, karının güzelleşmesiyle birlikte senin ona yetememenle giriyorsunuz. Sadece zevk almaya bak. Kıskançlık, bu işlerdeki en büyük problem; onu çözemezseniz, bu yola da giremezsiniz. Ama iyi düşünüp karar verin.” Bir sürü erkeğe çıtlatırken sorunlarımızı günün birinde gel hadi karını sikeyim cevabını alacağımı beklemiyor muydum sanki. İşte sonunda bu gerçek ile yüz yüzeydim.
Tuhaf duygularla içeri girdim. Demet’i arıyordum ki, loş antrede beni şaşkınlıkla beklediğini gördüm. “Biliyor musun?” dedim, Sevim çoktan bir şeyler çıtlatmıştı karıma. Kenan’la konuşmamızın sonunu da dinleyebilmiş sanırım. “İster misin?” Adam yakışıklıydı, çekici ve buyurgan bir etkileyiciliği vardı. Dahası, deneyimliydi. Söylediklerinde mantıken yanlış bir şey yoktu. Demet gözlerime baktı, “Olur,” dedi, “Eğer sen de istersen.” Kafamı eğdim, değişik duygular içinde, “Bence de olur,” dedim.
Demet’in üzerinde Sevim’in verdiği askılı, yazlık beyaz bir tişört, altında kırmızı pamuklu bir şort vardı. Önümden çıkıp üstteki yatak odasına, Sevim’in yanına yöneldi. Önce duş alacak, ardından düğünden sonra sildiği makyajını tazeleyecek, kendini Kenan’a hazırlayacaktı. Balkona çıktım, Kenan çok da meraklı olmayan gözlerle baktı. Kafamı evet anlamında sallayınca, “Güzel,” dedi. İçkimizi içerek hanımları bekledik. Bu esnada Kenan, mutfaktan bazı ilaçlar alarak yanıma geldi; birini bana verdi, birini kendi içti. “Bunlar yurtdışından, merak etme hocam, 40 yaş üstü her erkeğe lazım,” dedi.
Çok geçmeden de Sevim, “Beyler, salona gelir misiniz?” deyince hep beraber geçtik. Elim ayağım heyecandan titriyordu. Demet, Sevim’in verdiği başka bir renk şort ve düz bir tişört giymiş, heyecanlı ve düşünceliydi, yere bakıyordu. Ara ara kafamı kaldırdığımda, Sevim’in beni düğünde kendini kontrol ettiği ama artık bıraktığı isterik bakışlarla süzdüğünü gördüm. Kenan, kendinden emin, boğazını temizleyip konuşmaya başladı. “Bakın, emin olun ki iyi insanlar olduğunuzu düşündüğümüz için bu teklifi yaptık, hiç böyle swinger gibi bir düşüncemiz yoktu. Biz swinger konusunda deneyimliyiz. Dolayısıyla kurallardan bahsetmek gerekir. Bu işlerde önce eşler isteklerini ve sınırları açıkça konuşurlar, ondan sonra ortak anlaşılan sınırlar içinde hareket edilir,” dedi. “İstediğiniz özel bir şey var mı?” diye de ekledi. Bir süre sustuktan sonra, fısıltıyla, “Canını acıtma,” diyebildim. Kenan güldü, “Tamam, tabii ki,” dedi. Sevim, “Demet’ler ilk kez yapacakları için, normalde aynı odada olması gerekirse de, ayrı yapalım bence,” dedi. Kenan, “Bence de mantıklı ve uygundur. Siz ne dersiniz?” diye sordu. Biz karımla sadece kafa sallayabilmiştik. Başka bir şey konuşulmayınca, Sevim, “Kenan, hadi o zaman siz Demet’le yukarıdaki odaya çıkın, biz Oğuz’la burada kalalım,” dedi.
İkisinin yukarıya çıkmasını izledik. Sevim yanıma geldi, “Pek konuşamadık aslında. Yaşım senden biraz fazla sanırım, beni beğendin mi?” dedi. Sıkılganlıkla, “Kesinlikle, hiç şüphen olmasın,” dedim. O ana kadar kendimi değil, Demet’i düşünmüştüm nedense. Oysa önümde, nasıl söylemeli, çok daha seksi bir kadın bana yürüyordu. Yaklaştı, “Oğuz,” dedi, “Sakin ol, zevk bizim zevkimiz. Beraber keyif alacağız. Karını da merak etme, emin ellerde, aynı sen gibi.”
Öpüşmeye başladık; birazdan dudaklarımız birbirine karıştı, Demet’i unutmuştum. O anda sikimin hiç olmadığı kadar büyüdüğünü fark ettim. Nasıl olduğunu anlamamıştım acaba ilaçların etkisi miydi? Ama aslında bu harika kadın, birkaç dakika sonra dudaklarıyla sikime başka bir hayat üflüyor olacaktı. Sevim aceleyle yaptığım her hareketimi durduruyor, kontrolü hep elinde tutuyordu. Demet’ten çok daha tecrübeli idi bu konuda. Sikim ağzında tamamen kayboluyor, başını vakumladığında nefesim daralıyordu.
Birazdan; “Şimdi sen beni yala ve orgazma ulaştır,” dedi. Son iki yılda uzman olduğum her şeyi yaptım ona. Karınızı ya da partnerinizi sikiniz ile tatmin edememe korkusu yaşıyorsanız oral sekste uzmanlaşıyorsunuz. Aslında karımdan başka bir amı hayatımda ilk kez tadıyordum. Islaklığı daha yoğun tadı daha keskindi. Boşalan bir amın tepkileri ise aynıydı. Sevim, zevkten gözleri yarı açık, titreyerek orgazm olurken, sanki ilaçtan çok onun etkisiyle büyüyen yarağımı, zaman geçirmeden iyice sulanmış amına bir hamlede soktum. Gitgeller sırasında aklım başımdan gitmişti. Sanki daha sıcaktı amcığının içi. İri göğüslerini emmem için başımı bastırdığında kendimi daha fazla tutamayacağımı fark ettim. Bir süre sonra Sevim’in amından zorlukla çıkardığım sikimi fışkırtmaya başladım. Uzun zamandır bu kadar zevk almamıştım.
Nefes alış verişlerim, mutluluğumla birlikte normale dönerken, aklım başıma geldi. Demet’i merak ediyordum. Yüzümün değişiminden anladı Sevim. “Gitme,” dedi, “Daha devam edeceğiz.” “Niye kötü mi olur?” diye sordum. “Hayır, ama bizim zevkimiz bozulur diye korkuyorum. Bir de kendini kontrol edemezsen, belki… Sonuçta ilk sefer, kıskançlık krizine girebilirsin.” “Hayır,” dedim, “Ben zaten cuckold olmayı kabul etmişim, sana söz, hatta daha da azarım.” Şüpheli bir şekilde, “Peki,” dedi.
Ardından yukarıya, yatak odasının kapısına birlikte gittik. Sessizce, aralık kapıdan, loş ışıkta oynaşan görüntülere baktım. Demet, yatağın yanında diz çökmüş, Kenan’ın kafasına doğru uzattığı epeyce büyük ve kalın yarağını ağzına almıştı. Manzara muhteşemdi; sikim, farkında olmadan bir kere daha kalkmaya başlamıştı bile. Normalde saksoyu pek sevmeyen karım, belli ki Kenan’ın çekim gücüne karşı koyamamıştı. Koca sikin baş kısmı ağzını şişirmişken dışarıda kalan kısmı elinden taşıyordu. Sevim’in kulağına, “Bu daha ilk sevişmeleri mi?” diye hayretle fısıldadım. “Evet,” dedi, “Kenanınki ilaçtan biraz geç uyanıyor. Ama kalktı mı bir kere, sabaha kadar zor iner!” dedi. Ayrıca herif kürek sporu yapıyordu, idmanlıydı pezevenk!
Birazdan Kenan, Demet’i elinden tutup yatağa yatırdı, ağzını amına yapıştırıp tadına bakmak ister gibi yaladı. “Çok tatlı amın var,” dedi. Demet, “Yanıyorum, hadi başla artık,” deyince, Kenan koca bir sopa gibi olan sikini, hayatında o boyutta dildo bile yememiş karımın amına sokmaya başladı. Kıvranmalar, ahlar, uhlar, “Yavaş ol”lar derken, gitgeller başladı. Birazdan koca adamın altında kaybolan karımın kasıklarına vuran kasıklarının şak şak sesleri, zevk çığlıkları, ahlar, ohlardan başka bir şey duyulmaz oldu. Karım adamın altında kaybolmuştu ama çıkardığı sesler adamın altında kaldıkça yükseliyordu.
“Oh çok büyük, ahh yavaş” Kenan ise ritmik bir tempoda karımın derinliklerindeydi. Sonra Demet, Kenan’ın kucağına, yüzüne dönük oturdu. Manzara inanılmazdı; koca sik, santim santim giriyor ve çıkıyordu. Karım, koridor karanlığında kaldığımız için bizi görmüyordu ama ben gece lambasının ışığında gözlerindeki korkunç şehveti görüyordum. Karımın çok iyi tanıdığım bedeni orgazm içinde kıvranırken gözlerini kapıyor adamın bacaklarını sıkıyordu. Sonra bir daha adam koca elleri ile Demet’in narin dar kalçalarını sıkarken içindeki koca sikin baskısı ile Demet bir kere daha titremeye başlıyordu.
Karıma yıllardır veremediğim üst üste orgazmları, yaşı bizden büyük bir erkek daha ilk sevişmede kolaylıkla sunmuştu. Karım sikilmekten bitap düşüp boşal diye yalvarmaya başladıktan bir iki dakika sonra sikini amından çıkardı. Filmlerde gördüğüm adamlar gibi normalden daha uzun sürdü Kenan’ın boşalması. Karımın göbeğine, memelerine, hatta çenesine kadar. Büyük bir ip gibi uzadı havada beyaz dölleri. Nefes alışverişleri ve sakinleşmeleri birkaç dakika sürdü. Kenan, kıpkırmızı olmuş, her tarafından ter fışkırıyordu. Cama doğru gidip sigarasını yaktı. Bu yaşına rağmen performansına hayran kalmamak imkansızdı. Karımın daha ilk sevişmeden pestili çıkmıştı; Kenan onu bir genç kadar sert sikmemişti belki, ama zirveye ulaştırmayı bilmiş, ustalığını kanıtlamış, karıma gerçekten zevk vermişti. Demet kıpırtısız onu perişan eden erkeği izliyordu.
İndik, Sevim’le inanılmaz bir şekilde bir kere daha seviştik. Aklımda ne karım ne Kenan vardı. Sadece bu güzel benden yaşça büyük kadını inletmek istiyordum. İkinciye sikimi iri göğüsleri arasına sokarak boşaldım. Artık kafamda tatmin olmuş, “Ne olacak?” soruları ve endişeleri cevaplanmıştı. Bu güzel kadının kollarında da uykuya dalmıştım.
Sabah ise oldukça geç bir saatte kalktım. Sevim kahvaltı hazırlıyordu. Etrafta kimseler yoktu. Ona duyurmadan yukarıya, yatak odasına gittim. Meğer Kenan ile Demet denize gitmiş, belki de orada da sevişmişlerdi. Zaten birazdan da gülerek içeri girdiler, “Kurtlar gibi açız,” diyorlardı. Karım yüzüme bakıyor, bakışlarımı arıyordu. Onu sikilirken bile, bu son keyifli halinde olduğundan çok kıskanmamıştım. Bu, benim onu kaybetme korkumla ilgiliydi. Öğleden sonra evimize doğru yola çıktık. Demet de benim gibi yorulmuştu, tek bir kelime edemeden yolda uyuyakaldı. Belli ki Kenan, Sevim’in dediği gibi onu sabaha kadar zevk denizine ulaştırmıştı. Evet, artık boynuzlu, resmen bir cuckold olmuştum.