Skyrim Maceram
Aradan 50 yıl geçtiğinin, herkesin 5000 modun farklı kombinasyonlarıyla oyunu 340923509435 kere bitirdiğinin ya da bitirmeyip level 542 olduğunun farkındayım. Ama Fallout 3'ten ağzım yandıktan sonra, Skyrim'e geçmeye bir türlü cesaret edemedim. Öte yandan bir gün deneyeceğimi bildiğimden, indirimleri takip edip Dawnguard ve Hearthfire dahil oyunu alıp Steam'e attım. İlk denemem sanırım bugün sona erdi: Sıkıldım. Bir karakter daha deneyeceğim, oyunu keyif alabileceğim şekilde oynamak için. Bakalım. Oyunun bana hitap etmeyen yönleri için eleştirecek değilim. Oyunu beğenmeyebilirim ve oyun gayet güzeldir, son derece mümkün. Öte yandan bazı şeyler de gerçekten battı: 1. Fallout 3'te de gördüğüm, sahne kurgusundaki başarısızlık. Half-life'ın 10 saniyelik scripted sahneleri, Bethesda'da gördüğüm tüm sahnelerden daha başarılıydı herhalde. Blizzard'ın en zorlama sahneleri bile yine daha iyidir. Hemen örnek veriyorum. Şu baldan içki yapan yere sabotaj yaptığımız görev. Şimdi iki bina var, alttaki mahzen yoluyla birbirlerine bağlılar. Orayı fareler basmış ve biz de mekânın sahibini kandırmak üzere oraya gidiyoruz, yardıma gelmiş gibi yapıp, hem fareleri temizleyeceğiz, hem de dönüşte diğer binaya geçip, oradaki stokları zehirleyeceğiz. Çünkü orada bir "tad seremonisi" yapılacakmış ve yüzbaşı da orada olacakmış, işte fare zehirini ona içiricez falan. Güzel plan, eyvallah. Bu planı tasarlamak için haftalarca uğraşmışlar ve mastermindların ikisi de acayip hassaslar konuyla ilgili, çok önemli, başarılı olmam şart falan. Sorun yok. Gidiyoruz, fareleri temizliyoruz. Farelerin yuvalarını da zehirliyoruz. Her nasılsa deli bir büyücü oradan buradan kaçıp oraya yerleşmiş, bayağı da sağlam. Onu da hallediyoruz. Bu arada fareleri başta mastermindlarımız ayarlamış gibi bir laf geçmişti sanki ama sonra büyücünün yaptığını öğreniyoruz. Neyse, önemsiz bi detay, büyücü zaten deli.
Çıkıyoruz stokların olduğu binaya ve zehiri bocalıyoruz. Oooh yarasın. Kapıdan çıkıp ana binaya geliyoruz. Sonra, nasılsa, o tad seremonisi de TAM O SIRADA YAPILIYORMUŞ!! Ve nedense, yüzbaşıyı bekletiyormuş. Yüzbaşı "ee madem fareleri zehirledik hadi gogog" diyor. Şimdi, eğer burada hijyeni beklediysek, wtf, ben zehiri dökünce büyülü bir cleansing mi oldu? Yok hijyen değildiyse beklediğimiz, beni niye beklediler, ben alakasız bi adamım. Neyse, olsun. Seremoni başlıyor. Seremoni dediğim zaten sadece yüzbaşı gelmiş tek başına, "Hadi koy içelim" diyor, hepsi bu. Sonra yüzbaşının sesinde hafif bir rahatsızlık duyuyoruz. O da ne? Yan binadaki içkiler, nasıl olduysa bu binadaki fıçının içine gelmiş! Ve de anlaşılan fare zehiri, sadece hafif bir karın ağrısı falan yapıyor. Sonra, nedense, yüzbaşı adamı hapse atmak istiyor. Evet, kendini hafifçe rahatsız eden bir içkiden dolayı. Çünkü bir zehirlenme, bir kıvranma falan yok. Hani ölür kalır, yok. Sadece sesinde biraz rahatsızlık oluyor o da zaten adamı hapse atma tehditleri sırasında geçiyor. Adam da eme bu yanlış anlaşılma olmalı eme eme eme diye ezikleyip kabulleniyor durumu. TAM DA BU OLAYDAN ÖNCE BANA YARDIMA GELEN VE MAHZENDEN GİRİP STOKLARIN ORADAN GEÇEREK ÇIKAN adamdan şüphelenmeye tabii ki gerek yok!
Yani o kadar çok saçma yönü var ki, oturup hepsini yazmaya da kasmadım. Ve böyle sahneler hep çıkıyor. Hayır koyma sahne, niye koydun? Bırak, ben inanırdım zaten olayların öyle olacağına. Ya da koyacaksan 1. Niye tam o sırada olmak zorunda ve ben şahit olmak zorundayım? 2. Yüzbaşı (yüzbaşı diyorum ben siz anlayın, captain işte) niye tek geziyor? 3. Niye bir "tad seremonisi" yapılıyor ve yüzbaşının çıkıp "ya birader bırak, şarap değil ki bu, dandik bişey lol" diyip içki içtiği şeye seremoni mi deniyor? 4. Benden niye kimse şüphelenmiyor? 5. Niye tadını beğenmediği ya da bozuk olma ihtimali olan bir içkiden dolayı adamı doğrudan hapse atıyor?
6. Ve üstte söylemediğim şey, alttaki büyücüden mastermindlardan birisinin haberdar olduğu ve bize bilerek bir şey söylemediği; "ehere mehere beleşe öldürttük ehere" şeklinde bir açıklama yapıyor çünkü. Lan madem bu kadar hassas, önemli plandı, fareleri öldürmeye giden adama orada güçlü bir büyücü olduğu söylenmez mi?
7. Editleyerek ekliyorum, e ben madem ön kapıdan girmiyorum, direkt mahzenden girip zehiri koysaydım, niye fare mare işin içine soktuk ki?
Saçma. Çok saçma. Bu kadar saçma bir kurgu sunmamalı kimse oyuncularına.
2. Seslendirme rezaleti
Seslendirmeler gerçekten kötü. Bir kere gördüğüm kadarıyla 10 kişi falan yapmış. Yarısını bi adam, kalanın yarısını öbürü... falan diye gidiyor. Hayır sorun değil, mesela Starcraft'ta Marine, Battlecruiser ve Ghost'u aynı adam seslendirmiş (ki kendisi Metzen, işi bu değil adamın). Ama hepsi ayrı. Yahu şu yarısını seslendiren adam %90 aynı ses tonuyla yapıyor. Ayıp lan, insan yaparken sıkılır. Gerçi sıkılmış zaten, bezgin bir ses tonu var.
3. Companionlar robot
Companionların varlığı yokluğu sadece ekstra taşıma kapasitesi ve saldırı gücünde ortaya çıkıyor. Arada bir yorum yapıyolar ama bi konuşayım, oradan bir hikaye çıksın, bişeyler olsun yok. Gördüğüm kadarıyla katılmaları da zaten çok ani oluyor. Thane olunca bi yancı veriyolar, mage guildde yardım ettiğin kişilere "slm yardım etsene" diyosun adam hayatını sana adıyor falan.
4. Garip tepkiler-tepkisizlik-tutarsızlık
Elimde tuttuğum kılıç mı çalındı, np. Sonuçta 50 skill puana kolay ulaşılıyor, herkes yapmış olabilir. Niye tepki versin NPCler dimi?
Saçmasapan yaratıklara saldırmak, ejderha kesmek (ama nedense ejderhalardan çok korkmak) vs skyrim halkının hobileri arasında.
Ya da ne bileyim mesela büyücü kolejine üç-beş çırak alınıyor, "hacı büyü öğreticez size" diye, bir mekana götürüyolar, orada dragonborn olan bişeyler keşfediyor, koleje bi dönüyosun hepsi değişik değişik işlere girmiş. Birisi kendi büyüsünü yapmış, öbürü değişik efektleri olan garip büyüler deniyor. Dragonborn da anca tome alsın:D
Üstteki şıklar benim kendimi oyuna vermemi çok pis engelledi. Ben kendi içinde tutarlı, inandırıcı bir dünya isterim. Skyrim'de bunu bulamadım. Grafikler güzel mi, atmosfer, hava efektleri falan harika mı? Kesinlikle. Buna göre oynayıp, kendimi gameplaye ve questlere bırakayım desem, bu sefer de şöyle devam ediyor sıkıntılar:
4. Questler tekrar edici/tekdüze
Bir yere git, bir şey öldür ya da öldürdüğün şeylerden eşya topla. Bunun dışında quest görmedim gibi bir şey. Nadiren persuade/intimidate/bribe falan çıkıyor (guardlarla haşır neşir olmuyorsan) ama gördüğüm kadarıyla iş yine bir şeyleri öldürmeye bağlanıyor.
Ve her yerde çok fazla quest var. Bu iyi bir şey bir bakıma ama oyunun bir ritmi yok. Yani arada biraz quest alırsın, sonra bi ana quest peşinde koşarsın. Sonra yine gelir falan. Yok. Köpekle konuşuyosun daedric lorda falan götürüyor seni. Hancıyla konuşuyosun göreve yolluyor. Yolda yürüyosun görev çıkıyor. Bence bu iyi bir tasarım değil.
Hayır bir de nasıl bir şeyse, herkesin dünyanın öbür ucundan bir ihtiyacı var. "Meraba ben whiterunda oturuyorum ama taaa dünyanın bi ucunda bi mağara var ya, işte oradan bişeye çok ihtiyacım var". Yav he he. Bi yerden sonra gerçekten komik olmaya başlıyor.
5. Savaş sistemi
Savaşlar çok sıkıcı. Yani anlatiym diyorum ama anlatıcak bir şey yok. Derinlik yerlerde. Vurmak istiyosan button mash, büyü istiyosan ya protection büyüsü yapıp mana regen bekleyeceksin biraz ya da direkt girip kitelayacaksın. Bi yerden sonra sıkıyor. Ve F3te olduğu gibi stealth op. Yeterince stealth varsa sorun yok, ok atıp dur.
6. Craft sistemi
Biraz anlamsız kaldı benim için hepsi. Genelde destro büyüleri, mana bitince de 1h (bazen 2si beraber) takılan bir karakter oynadım. E mesela ben zaten %75 mana regenli robe bulmuşum, niye disenchant edeyim ki? Grand gem'le artıyorsa bi kere yaparım, biter iş. Smithingin zaten alakası yok benimle. Alchemy desen gerekli potionlar çıkıyor, alchemy'yi sırf random deneme için kullandım. Yani sistemler gayet güzel, ona lafım yok ama en azından benim karakterim için çok anlamsızdı, savaşçı olsam da ne kadar anlamlı olurdu bilemiyorum, belki o dragon bonelardan bir şeyler yapardım. Zaten recipeler otomatik mi açılıyor, buluyor muyuz onu da tam anlamadım. Muhtemelen uğraşmadığımdan.
Skyrim tabii ki kötü bir oyun değil ve bana hitap etmeyen yönleri olduğu kesin (her yerden görev fışkırma geyiği gibi) öte yandan tarafsız olarak bakınca da çok fazla eksiği olan bir oyun olduğunu gördüm. Ama ES serisi tekrar ilgimi çekmedi değil, setting çok güzel, bi ara Morrowind ve Oblivion'a girip dünyayı görmek için takılabilirim.












