One Nice Bug Per Day
Alisa U Zemlji Chuda
h
dirt enthusiast
Jules of Nature
TVSTRANGERTHINGS


Janaina Medeiros
NASA

⁂

Discoholic 🪩

oozey mess
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
🪼
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

shark vs the universe
RMH
d e v o n

@theartofmadeline

Andulka

seen from United States

seen from China

seen from United States

seen from United States

seen from Hungary

seen from Germany
seen from United Kingdom

seen from United Kingdom
seen from Netherlands

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@dolunay66

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Ben O'na sıkıntılı güz günleri içinde
Yedi renkli yaz yağmurları dilemiştim.
Kırmak istememiştim duygu filizlerini..
Büyük bir ustalıkla susturup içimdeki uğultuyu
Rüzgarımı olanca yumuşaklığı ile salmıştım üzerine
İncinmesin diye tek,acıyı bile tersyüz eden
İncelikli bir gülümsemeyle yüzümde..
Ben ona gittikçe soğuyan zamanlarda
Sıcacık bir sığınak olayım istemiştim
İnsanlar içinde üşüdükçe güvenle gelebileceği.
Kuşların kanatları neden vardır?
Bir insan neden ağlar geceleri yarı yaşına gelince?
Bulutlar gökyüzünün yükü müdür, süsü müdür?
Tutsağı mıdır rüzgarın, sevgilisi midir?
Konuşayım istemiştim bir yüreğin dilince
Yanıtı olmayan sorularda boğmak istememiştim..
Ben ona sabah olamasam da
Dingin bir ikindi üstü olayım istemiştim.
O herşeyin usul usul durulduğu saatlerde
Gelsin,yüzünde uçuk bir gülümsemeyle
Yaslasın yorgunluğunu gövdemin yaşlı çınarına,
Serip üzerine yapraklarımın ağırlıksız yorganını
Dinlendireyim istemiştim gölgemin serinliğinde.
Üşütmek istememiştim.
Ben O'na sevgi bir büyük deniz
Ömür bir köpüktür demiştim dalgaların ucunda
Uçuşan,kırılan,dağılan,çoğalan;
Mavi resimler çizerek nemli bir sesle
Kentin yürüyüşle güzelleşen yollarına..
Ne köpüksüz deniz,ne denizsiz köpük olur
Ve kimse bilemez demiştim hangi kıyılara vuracağını...
Alıp o köpüğü avuçlarıma,zamansız
Öldürmek istememiştim,
Çarparak yüreğimin kıyılarına...
Ben ona ne istemişsem bu yalnızlık aylarında
Gecikmiş... İnce... Güzel ve uzak...
Biraz da kendime istemiştim
Sevgi adına..
Şükrü Erbaş
Kaç kere geleceksin bu dünyaya, söyle bana..?
Bu sefer olmadı, yanıldın mı..?!
Kaç hakkın olacak..?
Kaç şans verilecek..?
Hiç değil mi..?!
Bir kullanımlık hayat, bir.!!
Ya kalkar kendine gelirsin,
Ya hibe edersin hayatını.
Olur olmaz şeylere üzülüp,
takılır kalırsın elâlem prangasına…
Dili dikenler kol geziyor ortalıkta, senin nazlı canın kimin umurunda..?
Kalk, ikinci kez söylemem.
Tutmam yüreğini.
Kalk, hazırlan.
Takvim yapraklarına bakma.
Nerde bıraktıysan hayâllerini, yarım heveslerini,
Pes etti diyenlere inat tut yakasından.!
Çekilme kenara, daha gün görmemiş güzel gönlünde el değmemiş ümitlerin var senin.
Kalk dedim...
Hadi nazlı canım, kalk.!!
Beni kırma..!
Birazcık hatırım varsa...!!!
Gülten ALP
Ağlamamak, gözlerini dünyaya açan bir Kızılderilinin aldığı ilk derstir..
Doğar doğmaz ağzı kapanan çocuklar..
“Kızılderililer son derece sade, dürüst ve eli açık insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriyorlar. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar, öldürmüyorlar.”
Amerika Kıtasında Ekim ayının ikinci pazartesi “Kolomb Günü”dür.
Şenliklerle, şölenlerle kutlanır..
Tıpkı bizim “İstanbul’u Fetih Günü” gibi..
Amerika üç gündür Kolomb Günü’nü kutluyor..
Bazı ülkelerde milyonlar çılgınca eğleniyor..
Peki kutlanan ne?..
1492 yılında Cenovalı kaşif Kristof Kolomb’un Nina, Pinta ve Santa Maria gemileri Amerika kıyılarına yanaştığında onları Arawak kızılderilileri karşıladı..
Kızılderililerin inancında Tanrılar sakallıydı ve denizden gelmişlerdi..
Sakallı istilacıları görünce onları doğaüstü sandılar..
Yüzerek selamladılar..
Mısır, patates ikram ettiler..
Atları, iş hayvanları, demir silahları yoktu..
Ama kulaklarına ince altın süsler takıyorlardı..
İşte o altınlar sonları oldu..
Kolomb kızılderililerle ilgili ilk izlenimlerini İspanya Kraliçesine şöyle yazmıştı..
“Bu insanlar o kadar yumuşak başlı, barışsever ki, yeryüzünde bunlardan daha iyi bir ulus bulunmadığına Majestelerinizin önünde ant içebilirim. Komşularını kendileri kadar seviyorlar, konuşmaları son derece tatlı ve kibar, konuşurken hep gülümsüyorlar; gerçi çırılçıplak dolaşıyorlar ama davranışları terbiyeli ve övgüye değer”
Seyir defterine de şunları eklemişti.
“Onlara kılıçlarımızı gösterdik. Demir silahları ilk kez gördükleri belli. Kesmenin ne demek olduğunu bilmediklerinden, bazıları kılıçların keskin tarafını tutunca ellerini kestiler. Bu insanlar ne herhangi bir mezhebe bağlılar ne de puta tapıyorlar. Kötülüğü tanımıyorlar, birbirlerini öldürmeyi bilmiyorlar. Hiç silahları yok… Kızılderililer son derece sade, dürüst ve eli açık insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriyorlar. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar, öldürmüyorlar. Komşularını kendileri kadar çok seviyorlar. Dünyada onlar kadar tatlı dilli insanlar yoktur. Her zaman gülüyorlar.”
Bir de not düşüyordu.
“Bu insanların çalıştırılması, ekin ekmesi, gerekli her işe koşulması ve bizim (Avrupalalıların) gelenek ve göreneklerimizi benimsemesi gerektiği kanısındayım”
Ardından katliam başladı..
Sakallı yabancılar altın ve değerli taş aramak için köyleri yağmaladı, yakıp yıktı..
Yüzlerce kadını, erkeği, çocuğu kaçırdılar..
Kadınlara tecavüz ettiler..
Direnen erkeklerin kulaklarını kestiler, kafa derilerini yüzdüler..
Gemilerine atıp köle olarak satılmak üzere Avrupa’ya götürdüler.
Kolomb’un 12 Ekim 1492’de San Salvador sahiline ayak basmasının üzerinden on yıl bile geçmeden bütün kabileler, yüzbinlerce insan yok edildi..
Ardından akın akın geldiler..
Tüm Amerika Kıtasını cehenneme çevirdiler..
Katliamlara papazlar da katıldı..
Katolik olmayı kabul etmeyen Kızılderili şamanları ayaklarından asılarak canlı canlı yakıldı..
Kolomb Amerika’ya vardığında dünya nüfusunun 5’te biri kızılerili idi..
Sayıları 70 milyonu geçiyordu..
1492’den bugüne sadece 2 milyon kaldılar..
Dünya tarihinin en büyük soykırımını yapan Avrupalı istilacıların bu katliamı kitaplara şöyle yansıdı;
"İspanyollar istilacılar her geçen gün daha kibirli oluyordu.. Aceleleri varsa yerlilerin sırtına biniyorlardı.. İspanyolların canavarlığı sınır tanımıyordu..
Birgün ikisi de birer papağan taşıyan iki yerli çocuğa rastlayan iki papaz, papağanları aldılar ve sırf zevk olsun diye çocukların kafasını kestiler.”
Las Casas;
“Ben Küba’da iken üç ayda yedi bin çocuk öldü. Acıdan çılgına dönen bazı anneler bebeklerini nehirde boğuyorlardı… Böylece erkekler madenlerde, kadınlar ağır çalışma içinde ve çocuklar da süt bulamadıkları için ölüyordu.. Bu kadar büyük, güçlü ve verimli topraklar kısa sürede boşaldı. İnsanlığa o kadar yabancı olan tüm bunları kendi gözlerimle gördüm ve şimdi bile yazarken ürperiyorum.”
Las Casas
“Tanrı’nın hususi takdiriyle savaştan kaçan kızılderililerin tamamına yakını çiçekten öldürdük. Tanrı topraklarımızı temizledi”
Massachusetts Körfezi Kolonisi’nin ilk valisi John Wintrop;
“Kızılderilileri yakıyorduk.. Onları böyle ateşte kızarırken ve bu ateşi söndüren kan gölünde görmek korkunç bir manzaraydı. Çürüyen cesetler ve bunlardan yayılan koku berbattı fakat zafer tatlı bir fedakârlık gibiydi.. Bizlere olağanüstü yardımlarda bulunarak bu kadar gururlu ve kibirli bir düşmanı elimize düşüren, bu kadar çabuk bir zafer bahşeden Tanrı’ya şükranlarımızı sunarız.”
Plymouth Kolonisi’nin Valisi William Bradford;
“Kızılderililerin hamal olarak kullanılmasını kınamıyorum. Ancak bir adamın bir domuza ihtiyacı varken 20 tane öldürüyordu. 4 Kızılderili’ye ihtiyaç duyduğunda bir düzine alıyordu. Metreslerini omuzlarda taşınan hamaklar içinde fakir Kızılderililer’e taşıtan birçok İspanyol vardı. Bu uygulamalar esnasında yerlilerin maruz kaldığı kötü muameleler, zararlar, soygunlar, haksızlıklar ve büyük kötülüklerin sayılması istense bunun sonu gelmez. Çünkü onlar için Kızılderilileri öldürmek, yararsız hayvanları öldürmekle birdi.”
Cieaze de Leo;
“Kızılderililerin eğer altını yoksa çocuklarını satarlardı. eğer çocukları da kalmamışsa kendi hayatlarını verirlerdi. Bu haraçları veremediklerinden ötürü Kızılderililer işkence acıları altında ya da gaddarca zindanlarda öldürülürdü. Zira İspanyollar onlara hayvani bir vahşilikle muamele ediyor ve onları hayvandan daha aşağı görüyorlardı.. Kızılderililerin cesetleri köpeklerin önüne yem olarak atılıyor, vücutlarından yaralara iyi gelebilecek bir yağ üretiliyordu. Kızılderili kadınlar sıra hâlinde direk ve ağaçlara, çocukları da onların ayaklarına asılıyordu.”
Papaz Motolinia;
“Sırf eğlence olsun diye, kadın erkek demeden yerli halkın ellerini, burunlarını ve kulaklarını kesip kopardıklarını ve bunun bölgenin değişik yerlerinde defalarca tekrarlandığını kendi gözlerimle gördüm.
Memeden kesilmemiş bebekleri annelerinin göğsünden alarak onları en uzağa fırlatma konusunda birbirleriyle yarıştılar.”
Bartolome de Las Casas;
“Askerler pek çok Kızılderili’yi uykularında öldürdüler. Annelerinin göğüslerinden çekilip alınan bebekler anne-babalarının gözleri önünde kılıçla parçalanıyor ve bebeklerin parçaları ateşe atılıyordu. Kundaktaki bebekler beşikleri içinde parçalanıyor, kafaları eziliyor, en taşyürekli adamın bile vicdanını sızlatacak bir vahşilikle öldürülüyorlardı.. Bazı bebekler nehre atıldı, onları kurtarmak için anne ve babaları da suya atladı. Ama askerler ne çocukların ne de anne-babaların sudan çıkmalarına izin vermediler, hepsi boğuldu.”
David de Vries;
"Kızılderili kadınları çocukları doğduğunda elleriyle onların ağzını kapatırlar..
Nefes alması için ellerini bir süre çekip, bebeğin tekrar ağlamasına fırsat vermeden aynı hareketi tekrarlarlar. .
Ağlamamak, gözlerini dünyaya açan bir Kızılderilinin aldığı ilk derstir..
Beyaz adamdan kaçarken, kucaktaki bebeğin ağlaması her şeyin sonu demektir..
Dersini iyi alamayan bir bebeğin çıkaracağı ses, kurşun yağmurundan ölmek demektir.
Amerika Kıtası bugünlerde “Kolomb Günü” nü kutluyor..
Şenlikler, şölenler yapılıyor..
Milyonlar çılgınca eğleniyor..
Kolomb’tan bu güne 524 yıl geçti..
524 yılda 70 milyondan fazla insan katledildi..
Bir kültür yok edildi..
Beyaz adamın bu eğlencesi(!), Kızılderililer'in sonu oldu..
Sedat Kaya

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
"Güzelliğin bir kızın olması gereken bir şey olduğunu söyleyip duruyorlar.
Ama dürüst olmak gerekirse?
Unut bunu.
Güzel olma.
Kızgın ol, zeki ol, esprili ol, sakar ol, ilginç ol, komik ol, maceracı ol, çılgın ol, yetenekli ol - güzel olmaktan başka şeylerin sonsuzluğu vardır.
Ve güzel olan şey, bir kelime yaratmak için birbirine dizilmiş bir dizi harften başka?
Her zaman kendi inanılmaz tanımın ol.
Bu şimdiye kadarki güzel olan her şeyden
çok daha önemli. "
Nikita GİLL
Hiroyuki Sanada bir gün şöyle demiş:
“Evinde bir havuz olmasını hayal edenler vardır; oysa sahip olanlar onu neredeyse hiç kullanmaz.
Sevdiğini kaybedenler büyük bir boşluk hisseder; oysa hâlâ sevdiklerine sahip olanlar sürekli şikâyet eder.
Eşi olmayan birisi bir eş ister; oysa eşi olan bazen onu değerini bilmez.
Aç olan bir tabak yemek için her şeyini verir; doymuş olan ise yemeğin tadını eleştirir.
Arabası olmayan birisi araba hayal eder; oysa arabası olan hâlâ daha iyisini arar.
Anahtar, sahip olduklarımıza şükretmek, dikkatle bakmak ve anlamaktır ki, başka bir yerde biri, sizin zaten sahip olduğunuz ama değerini bilmediğiniz şey için her şeyini verebilir.”
Üstad Sezai Karakoç nede güzel söylemiş değil mi;
"Anne gitti ve evler döndü yazlık otellere...
Anne gitti ve sular buruştu testilerde...
Artık çamaşırlar yıkansa da hep kirlidir...
Herkes salonda toplansa da kimse evde değildir."
şunu diyen bir yazı 'Her şeyin varken sağlığın yoksa, her şeyin varken zamanın yoksa, her şeyin varken sevdiklerin yoksa, ο her şey kocaman bir 'hiçbir şey'dir...
Halil arslan
Asla sevmediğim birine seni seviyorum demedim.
Ya da asla birini severken karşılığını beklemedim.
Dostluğuma değer biçmedim, sevgime ise hiçbir zaman sınır çizmedim.
Sevdiysem sonuna kadar gittim, bitirdiysem öldürse de hasreti geriye dönmedim.
Bazen çok kırıldım, bazen belki de kırdım.
Ama hata insana mahsustur dedim.
Affettim, af diledim.
Kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama ben onları yinede affettim.
Onlar belki beni saflıkla yargıladılar.
Belki de içten içe sinsice güldüler.
Ama asıl unuttukları şuydu;
Ben aldanmadım..!
Aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar.
Bir insan kaybının ne olduğunu bilemedikleri için,
Kaybetmek onlar için bir alışkanlık haline geldiği için.
Oysa ben hiç insan kaybetmedim.
Sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim o kadar..
CAN YÜCEL
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu
Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
Biri vardı ağlayan; gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim...
Ümit Yaşar Oğuzcan

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Neler mi istiyorum uyaninca her sabah
Ne bahardan bir nese, ne de yazdan bir cicek
Siyah, siyah cok siyah kadife kadar siyah
Bir sacin buklesini bana kim getirecek
Victor Hugo
Meksikalı şair Amado Nervo'nun en sevilen şiiri En Paz ( Küs Değiliz)
KÜS DEĞİLİZ
kendi günbatımıma doğru seni kutsuyorum yaşam,
çünkü sen bana hiçbir zaman boş umutlar, adaletsizlikler,
hak edilmemiş üzüntüler yaşatmadın.
çünkü inişli çıkışlı yolumun sonunda gördüm ki
kendi kaderimin mimarı bendim
ve şeylerin içindeki tatlılığı ve acılığı ortaya çıkardıysam
onları oraya koymuş olan yine ben olduğum içindi:
gül ağacı ektiğimde açan her zaman güller oldu.
elbette gençliğimin ardından kış gelecek
ama sen zaten mayısın sonsuza dek süreceğini söylememiştin!
şüphesiz acı dolu uzun gecelerim oldu
ama sen zaten bana sadece mutlu geceler vaat etmemiştin!
ve karşılığında huzur dolu gecelerim de oldu...
sevdim, sevildim, güneş yüzümü okşadı.
yaşam, bana hiçbir şey borçlu değilsin!
yaşam, küs değiliz!
Amado Nervo
İnsanlar neden böyle diye soran olursa,
De ki beyinlerini kalplerine tercih etmelerindendir.
Her kim ki kendini her şeyin üstünde tutarsa,
Bil ki o insan değil, sadece suretidir.
Yazmakla bozmak bir değil ki,
Anlamakla çözmek bir olsun.
Ak ile kara bir değil ki,
İnsan ile hayvan bir olsun..
Ey kendini vazgeçilmez sanan gafil,
Yaşamda kim daim olmuş ki, sen kalasın..
Sanır mısın ki ettiğin yanına kar kalır,
Bir bakarsın ki bir insan’a mal olmuş koca evren.
Sen ise hala ıssız yollarda beyhude arar durursun..
Şenay Güçer
Dünya, başlı başına bir cennetti aslında.
Ama insan, elleriyle kirlettiği toprağa cehennemi ekti.
Sonra da, kendi tutuşturduğu ateşin içinden bir cennet vaadi pazarladı.
Oysa unuttuğu bir hakikat vardı:
Cehennem dışarıda değil, kirlenmiş bir kalbin kıvrımlarındaydı.
Özgü Bozkurt
Sana “deli” diyecekler. Çünkü öylesin. Çünkü dünyayı farklı görme yeteneğiyle doğdun ve bu, onları korkutuyor.
Sana “yoğun” diyecekler. Çünkü öylesin. Çünkü her şeyi derinlemesine hissedebilme gücüne sahipsin ve bu, onları ürkütüyor.
Sana “bencil” diyecekler. Çünkü bu da doğru. Çünkü hayatındaki en önemli kişinin sen olduğunu biliyorsun ve bu, onların işine gelmiyor.
Uzun bir yolda, türlü yargılarla, uzun süre boyunca farklı şekillerde anılacaksın. Ama sen kendine ve hayallerine sadık kal. Söz veriyorum, bir gün seni arayıp “İyi ki varsın” diyecekler.
Frida Kahlo ..

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Ağıt
Siz bilmezsiniz beni,
Bir ağacın yaprağı incinse üşür yüreğim,
Susuz kalsa kurur dilim damağım,
Ateş değse tenine kavrulur yüreğim.
Ey cahil, ağaçları/bitkileri hala eşya mı sanırsın?
Onların canını ruhunu bilmezsen sen nice insansın.
Dön bak çevrene yaratılmış her şeyde nasıl bir ahenk var.
Bilmez misin o ahenk gidince kalan ne sen, ne ben, sadece kocaman bir hiç.
Doğa bu yeniler kendini elbet, insana rağmen, her şeye rağmen yeniden filizlenir usulca,
Sen sana verilmiş kutsal nefesi şöhret, makam ve para uğruna tüketirken,
Sana ait gibi harcarken tüm canları,
İçindeki filizi ne zaman bulup büyüteceksin, hiç düşünmez misin?
Şenay Güçer
Çocukken güneş olmak isterdim,
Sonra anladım ki en iyisi çocuk olmak.
Çünkü güneşten sıcaktı kalbim.
Büyüdüm derken, yaşam denen ayazda üşüdüm.
Soğudu buza döndü kalbim.
Ne “güneş” olabildim,
Ne “çocuk” kalabildim.
Özdemir Asaf...