Heveslerimin kursağımda kalmasına alışmış olmalıyım yoksa bu sakinliğimin nedeni ne olabilir? diye düşündüm. Arada düşünürüm yaptıklarımı ve yapmadıklarımı ayrıca düşündüklerimi yeniden düşünürüm. Bu satırları yazarak aynı eylemi gerçekleştiriyorum. Konuşamıyorum çünkü. Konuşurken düşük cümleler kuramıyorum ama yazarken özgürüm bu konuda. Konuşamıyorum çünkü alışamadım boş ver üzülme denmesine, bu da geçer denmesine. Bu da geçecek evet ama bana bildiğim şeylerin söylenmesine alışamadım. Biliyorum evet biliyorum, yine hevesim kursağımda kalacak, yine dalgalı denizlere atlayacağım, yine liman arayacağım, yine yine… Limanımı kendim yakmadım bu defa. Yaktılar hem de gözümün içe baka baka. Savaşamadım ki, bilmiyordum bir savaş olduğunu. Düşük cümlelerimle karşı koyardım, daha kuvvetli olduğumu hissettiğim yerde ruhumda. Limanım, ruhuma konuş lütfen. Aldanma düşük cümlelerime aslında dümdüz söylediklerim. Tek bir anlamı var söylediklerimin. Lütfen dalgalı denize dönüşme. Yüzmeyi biliyorum ama yorgunum.











