Hayatın bir başka evreye geçişinde, insan yaşadığını hissediyor ya da büyümenin tadı çimdikliyor ve irkiliyorsun. Ayak parmaklarından saç uçlarına kadar yaşadığını hissediyorsun. Bu duygu, bu his başka nerelerde yaşandı Ferruh? En ağır migren atağım aklıma geliyor bunu düşününce. Çaresizliğin burukluğu, yaşadığımı hissetmenin tedirginliği, büyüklüğün verdiği ümitsizliği bu üç acı veren duyguyu bir kaseye sığdırmış kafama dikiyormuş hissi veriyordu. Bir de dersinde stres olduğum bir hocamın dersine girerken yaşadığım o anı hatırlatıyor. Tek başıma mücadele vermem gerektiği fakat bir o kadar o andan uzaklaşmak istediğin an. Kendi tercihimi yaşadığım bir anda vazgeçememe, kaçamama hissi bana yaşadığımı hissettiriyor. Ferruh şimdi Nilüfer’in “Son Arzum” şarkısını dinliyorum. Bilgisayarın ekranına yansıyan dudaklarıma bakarken bunları düşündüm. İfadelerim, kendimle konuşmalarım beni sana getirdi. Bayram ziyareti tadında misafirin olmak istedim. Ne mutlu ki bu his ne kadar hüzünlü olsa da buralı yani dünyalı olmadığım için asıl vatana susuzluğumu hatırlatıyor ve bunun için heyecanlanıyorum. Umarım bu dünya yolundan alnımızın akıyla çıkarız. Omuz omuza, yüzümüzde hafif bir utanç bile olmadan, omuzlarımızda pişmanlıklar olmadan, tertemiz, ellerimizin tuttuklarıyla gurur duyarak, tamamen onun rızasıyla asıl vatana ulaşsak.
Ferruh, bu uzun ama kısa yolda da onun rızasıyla yaşayacağımız her şey için böyle delicesine heyecanlar yaşamamız ümidiyle ben müsaade isteyeyim.















