Sweet Seals For You, Always

❣ Chile in a Photography ❣
will byers stan first human second
RMH
trying on a metaphor

Origami Around
KIROKAZE
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Monterey Bay Aquarium
macklin celebrini has autism
Cosimo Galluzzi
Mike Driver

JBB: An Artblog!
Misplaced Lens Cap

if i look back, i am lost

Kiana Khansmith
$LAYYYTER
Today's Document
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Not today Justin

seen from T1
seen from Malaysia
seen from Azerbaijan

seen from South Africa

seen from Germany
seen from Spain
seen from France

seen from Germany

seen from Chile

seen from Switzerland
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
@bir-prens

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Kapıcının kızı ve karısı
Merhaba hocam ben Ömer Samsun kuyum aslında ama Ankara da mecburen yaşamaktayım bu anlatacağım olaya kadar Ankara dan nefret ederdim . Kamuda üst düzey bir yöneticinin koruma görevini üstleniyorum . Korumayım yani. Ben 195 boyunda 100 kilo iri yarı bir adamım .
Direkt konuya gireyim uzatmadan. Oturduğum sitenin kapıcı arayışı vardı koruma arkadaşlarımdan birinin tanıdığı bir aile kapıcılık yapmak istiyormuş . Oturduğum yerin adresini yazıp arkadaşıma verdim . Ben işteyken site yönetimiyle iletişime geçmişler benimde kefaletimle Pazar günü göreve başlayacaklardı . Malum koruma görevim yüzünden geldiklerini görmedim . Kapıcı 55 yaşında karısı 40 yaşında kızları biri 21 diğeri 18 yaşında karısı Ayşe kapalı güzel bir kadındı kızları anneye benziyordu ama babaları gibi suratsız bir halleri vardı. Adam o kadar güzel iş yapıyordu ki adamın suratsız oluşu hiç kimsenin umurunda değildi.
Yıllık izine çıkan yönetici 2 arkadaşımı yanına alıp tatil için gitmişler bizde onun yokluğunda izin kullanacaktık . İlk kez uzun bir tatil yapacaktım o günlerde eve alışveriş yaptım alışveriş poşetleri fazla olduğu için taşımakta zorlanıyordum yardımıma kapıcının karısı Ayşe geldi oda yetmedi kızlarını çağırdı hep birlikte eve aldığım poşetleri taşıdık ilk kez bu kadar yakından görmüştüm Ayşe yi ve kızlarını .
Biraz soluklanın dedim ve portakal suyu ikram ettim bir taraftan aldığım erzakları yerleştirirken bir taraftan konuşuyorduk Ayşe lisedeyken bizim kazma kapıcı Mehmet e aşık olmuş ama asıl yalanlarına inanmış ve daha evlenmeden adamla birlikte olmuş mecbur evlenmek zorunda kalmış kızların büyük olanı Firdevs küçük kızın ismi Filiz di , Filiz üniversite öğrencisi olmuştu Firdevs okuyamamış lise 3 ten bırakmıştı. Şaka yollu okulunu bitir sana devlet dairesinde iş bulayım dedim biraz oturdular Ayşe evimin çok dağınık olduğunu anahtarları verirsem evi toplayıp temizlemek istediğini söyledi bende bugünden itibaren en az 30 gün izinliyim sizde yorgunsunuz yarın sabah gelin hem kahvaltı yaparız hemde evi temizlersiniz dedim kabul ettiler .
Ertesi gün sabah 10 gibi kapı çaldı uykudan yeni uyanmış yatak keyfi yapıyordum hemen hemen her erkeğin olduğu gibi sikim çadır kurmuştu fark etmemiştim kapıyı açtım gelenler Ayşe ve Firdevs ti benim çadırı fark etmişlerdi onları mutfağa bırakıp ben elimi yüzümü yıkamak için banyoya gittim aklıma şeytan girdi o sırada inmiş olan sikimi sıvazlayıp tekrar kalkmasını sağladım yanlarına gittim masayı kuruyorlardı ilk Firdevs fark etti gülümsedi yardım etmek bahanesiyle tabakları alıyor arada bir temas ediyordum Ayşe de fark etmiş o da gülümsemişti . Kahvaltı ederken Ayşe neden evlenmediğimi sordu bende kocan kadar şanslı değilim bu dünyada ayılar her zaman balın en iyisini yiyor Ayşe az çok bilirsin .
Doğru söylüyorsun Ömer abi çok doğru bir laf
Firdevs : Ömer abi ben okula kayıt yaptırsam gerçekten devlet dairesine işe aldırta bilirmisin
Sen okulunu bitir sana söz veriyorum en kötü ihtimalle yanıma olmasa bile güzel bir yere seni yerleştirme yaptırırım .
Firdevs: ay Ömer abi çok teşekkür ederim pazartesi günü ilk işim gidip kayıt için ne gerekiyorsa onu yapacağım ve en kısa zamanda diplomayı alacağım.
Ayşe: keşke seni daha önce tanısaydık Ömer abi
Ne abisi ya bırak abiyi Ayşe Ömer de yeter .
O suratsız kız evde çok çekici ve çok seksi olmuştu hele annesi Ayşe . Kahvaltı sonrası onlar ev temizliğine başladı tabiki hiç dikkat etmiyorlar her fırsatta frikik veriyorlardı onlar temizlik yaparken sikim taş gibi duruyordu bir ara
Ayşe Ömer yardım et şu kanepenin altını temizleyip sileyim
Tamam geldim
Kanepeyi tek elimle tutup kaldırdım hem Ayşe hemde Firdevs bakıyordu sikimde aynı duruyordu Ayşe diğer taraftan başlayıp ayak ucuma kadar temizleyerek gelmişti bana bakarak sikimi işaret etti bende kalçasını işaret ederek azdırıcı bir güzelliğiniz var dedim elini uzattı sikimi tuttu ayağa kalktı kulağıma uzanıp,
banyo ya gel dedi .
Ayşe elinde su kovası ve bezi ile giderken bende kanepeyi yerine bıraktım Firdevs fark etmesin diyerek yavaşça banyoya gittim Ayşe eteğini toplamış memelerini elbisesinden çıkarmış beni bekliyordu hemen memelerini avuçladım öpmeye başladım Ayşe resmen inliyordu daha sokmadan . Ayşe şortumu indirip sikimi eline aldı oynamaya başladı bir taraftan sikime 31 çekiyordu bir taraftan amını yanaştırıp sürtüyordu.
Hadi Ömer Firdevs fark etmeden bitir işini daha sonra ben gelirim seni mutlu ederim sende beni .
Tamam Ayşe şuraya domal
Tamam aşkım ama yavaş gir senin ki boyun gibi uzun cüssen gibi kalın benimkinin siki aha şu sap gibi ince ve kısa .
Hazır mısın gireyim mi Ayşe
Gir ama ne olur yavaş
Tamam canım sen nasıl istersen
Sikimi yavaş yavaş amına soktum pompalamaya başladım Ayşe zevkten uçuyordu artık Firdevs i düşünmüyordu inlemesi bir tarafa Ayşe zevkten bağırıyordu tabiki Firdevs gelmiş bizi izliyordu aynadan rahat görüyordum ama hiç bozuntuya vermeden sikmeye devam ettim belki de hayatımda ilk kez hiç pozisyon değiştirmeden rahat 20 dakika siktim Ayşe yi .
Ben boşalınca
Ayşe bitirdin beni Ömer daha önce hiç bu kadar sikişmemiştin
Dedim ya Ayşe ayılar her zaman herşeyin en iyisini yer ama değerini bilmez
Ömer kız anlamasın ben bittim . Temizlik şimdilik dursun ben çok yoruldum bir bahane bulup ineyim aşağıya
Tamam Ayşe şöyle uygun bir zamanda gel düzgünce sevişelim
Tamam ben kızı alayım adamın yanına ineyim
Firdevs kızım benim tansiyonum düştü hadi kızım ne yapıyorsan bırak eve gidelim
Anne sen in ben cam siliyorum bitsin gelirin .
Olur mu kızım millet ne der manyak manyak konuşma hadi o camı sil gidelim.
İyi be sen zevkini al sonra hadi gidiyoz de
Sen ne diyorsun kızım
Sanki bilmiyorum banyoda kendini Ömer e siktirdiğini
Aaaa kızım sen şizofrenmisin ne sikişmesi
He he şizofrenim bak bunlarda benim kendi uydurduğum resimler haaa bu da video
Kızım sen beni rezil mi edeceksin ne istiyorsun
Senin ki can da benim ki can değil mi bende istiyorum
Kızım sen daha bakiresin .
Yoo bakire falan değilim lise 2 de siktiler beni hani pikniğe gitmiştik ya ağlayarak gelmiştim o zaman siktiler beni
Uyyy başına gelenler
Tamam Ayşe üzme o tatlı canını gelin bakalım ben ikinize de yeterim
Hem Ayşe nin hemde Firdevs in elinden tutup yatak odasına götürdüm bir çırpıda soyundum onlarda soyunup yatağa girdiler anne kızın ortasına uzandım önce Firdevs i öpmeye başladım ellerimi amlarına attım Firdevs yatakta doğruldu sikimi tuttu bacaklarını ayırıp sikimin üstüne oturdu zıplamaya başladı bende Ayşe yi emmeye okşamaya başladım Firdevs 40 yıllık escortlar gibiydi sikimin üstüne oturup kalkarken kendi memelerini okşuyordu bende annesinin amını emmeye başladım ikisi birden inliyor odada sesleri karışıyor ben daha fazla tahrik oluyordum .
Artık her ikiside benim için bulunmaz bir nimetti hem çok güzeller hemde tam bir japon geyşalar gibi ne istersem yapıyorlardı . Pozisyon değiştirip bu sefer Ayşe çıktı sikimin üstüne Firdevs te amını ağzıma dayadı ben Firdevs in amına dilimi sokarken Firdevs te bir taraftan annesiyle öpüşüyor diğer taraftan annesinin memeleriyle oynuyordu geç boşalırım devamlı belki 30 dakika bu şekilde devam ettik boşalacağım Ayşe kalk dedim fakat o devam etti boşalmaya başladığımda sikimin üstüne oturdu durdu .
Ardından Firdevs i altıma aldım tam sikimi amına sokacaktım ki kapımın zile çaldı Ayşe hemen giyinip gitti kapıya gelen kocasıydı işlerinin az kaldığını 5 10 dakikaya geleceklerini söyledi ve kocasını gönderdi. Yatak odasına gelip
hadi kızım Ömer de dinlensin daha çok geliriz Ömer bizi siker şimdi gidelim bizim öküz acıkmış samanını verelim dedi .
Artık düzenli gelip kendilerini bana siktiriyorlar . Firdevs in bir önerisi oldu eğer Ayşe kabul ederse hem daha rahat sikişe bileceğiz hemde 3 kadın olacak ama Ayşe kabul etmiyor. Sizler anlamışsınızdır küçük kızla evlenip karım yapacağım Ayşe ve Firdevs de daha rahat eve girip çıkacak . İyi bir fikir değil mi.
Dul baldızımı tatmin ediyorum
ben Arif. 35 yaşındayım, oldukça da yakışıklı sayılırım. Boyum 1.76 ve 72 kilodayım. 5 yıllık evliyim ve karımla son derece mutluyuz. Seks hayatımız mükemmele yakın, haftada 4 veya 5 kez sikişiriz.
Benim bir de dul baldızım var. Hani baldızım diye söylemiyorum, ama 1.70 boylarında, balık etli, kafam kadar iri göğüslere sahip, çok güzel bir kadındır.
Karımla evlendiğimden beri kendisine resmen hastayım, beni deli ediyor. Ama bir türlü kendisine açılamıyordum.
Evliliğimiz süresince baldızıma karşı sadece yanlışlıkla ve istemeden olmuş gibi dokunuşlardan, sürtünmelerden öteye gidemedim. Baldız bazen farkına varıyordu ama aldırış etmiyordu.
Daha da ileriye gidemiyordum, açıkçası beni terslemesinden ve karıma söylemesinden korkuyordum. Evliliğimizin ikinci senesinde karım hamile kaldı. Doğum yaklaşmaya başlamıştı, bizi de bir telaş almıştı. Benim annem babam İstanbulda kalıyorlardı, yani uzaktı.
Üstelik hepsi işinde gücünde. Karımın ailesi ise Ispartada oturuyordu, onları biraz daha yakın gördüğümüz için onlara söyledik, doğum sırasında benim kayınvalideye burada olması için ricada bulunduk, onlar da seve seve kabul ettiler.
En sevindiğim yanıysa baldızım da geliyordu. Baldızımı görmeyeli aylar olmuştu, eve geldiğimde kapıyı baldız açınca sevincimden havaya uçacaktım. Baldız genelde çok içten davranırdı bana. Beni görünce, ?Hoş geldin enişte!? deyip boynuma sarıldı.
Kaçırır mıyım fırsatı, ben de sarıldım hemen beline! Vücutlarımız birleşmişti, biraz daha sarılsam kesin boşalırdım yani. Sonra içeriye salona kaynanamla karımın yanına geçtik? porno hikaye Sohbet falan ederken bazen baldızla göz göze geliyorduk.
Galiba halen anlamamıştı, kendisine uzun uzun sarılmamı ve dudaklarına yakın öpücük kondurmamı. Sohbetti, çaydı, kahveydi derken vakit epey geç olmuştu. Zaten karım hamile olduğu için çok halsiz ve bitkindi, uyumak için iyi geceler dileyip odalarımıza geçtik. Ben baldızı kafamdan atamıyordum, ne yapsamda siksem diye düşünüp duruyordum.
Ne olursa olsun, rezil olma pahasına da olsa, baldızın o göğüslerinin tadına mutlaka bakmam lazımdı. Bu düşüncelerle uyumuşum? Sabah olunca erkenden uyandım, çünkü karımı hastaneye karabük escort yatıracaktık. Yüzümü yıkamak için lavaboya gittim, baktım tuvalet meşguldü. Bekledim biraz, tuvaletten baldız çıktı.
Saçları falan çok dağılmıştı, uyku sersemi yalpalayarak yürüyordu. Geceliğiyle lavaboda yüzünü yıkamaya başladı. Ben de tuvalete girmek için yürüdüm, alan çok dardı ve baldızın kalçasına sürtünmeden geçmemin imkanı yoktu.
Zaten hiç kaçırmazdım bu tür fırsatları?
Baldız geçebilirmiyim dedim.
Geç enişte! Geçmeyip altına mı edeceksin dedi ve güldü.
Ben de geçerken elimi baldızın beline attım ve kalçasına resmen yaslandım,
Gerçekten geçmemi istiyormusun baldız dedim.
Geç enişte geç, kendi malın gibi kullan, tuvaleti dedi.
Ben de, Tabii kullanırım, benim tuvaletim değil mi dedim.
Bu arada arkasında durmaya ve sürtünmeye devam ettim.
Baldız döndü ve Enişte ne yapıyorsun dedi. Ama bunu söylerken gözlerimin içine öyle bir baktı ki, Sik beni enişte der gibi.
Ne yapıyor gibi görünüyorum baldız Geçmeye çalışıyorum, geçemiyorum dedim.
Baldız da kalçasını biraz daha bana bastırarak, Buradan da geçemezsen yuh sana enişte dedi.
Baldızımın bu davranışı beni cesaretlendirmişti. Yılların verdiği o özlemle elimi muhteşem göğüslerine attım ve Geçmek için burdan tutmam gerekiyor galiba deyip avuçladım göğüslerini.
O sırada koridorun lambası yandı ve bırakmak zorunda kaldım. Gelen kaynanamdı.
Baldız yüzünü yıkamaya devam etti, ben de tuvalete girdim. Anlamıştım artık, sevgili baldızım da beni istiyordu. Tuvalette baldızın o muhteşem göğüslerini hayalleyerek bir posta 31 çekip boşaldım, çıktım sonra. Baktım kaynanam kahvaltıyı hazırlamış. Kahvaltı yaparken oldukça neşeliydim, çünkü oğlum dünyaya gelmek üzereydi.
Baldız bana bakıp, Enişte ne güzel, oğlun olacak, çok seviniyorsun eminim dedi.
Ben de, Eee erkek adamın erkek oğlu olur dedim, gülüştük.
Sonra hazırlandık, hastane yoluna koyulduk Taksi çağırmıştım. Bindik taksiye. Kaynanam öne oturdu. Karımı arkaya bindirdim.
Tam diğer taraftan binmeye hazırlanmıştım ki, baldız, Enişte ablamın yanına otur, ona moral ver, ben kenarda otururum dedi.
Kör bir göz istedi, Tanrı verdi iki göz Geçtim karımın yanına oturdum, baldız da benim yanıma oturdu. Ohh ne ala, bir yanımda karım, diğer tarafımda baldız. Yol bir hayli uzundu, karımla konuşuyordum, moral veriyordum, aynı zamanda bacağımı baldızın bacağına resmen yapıştırmıştım.
Ben bastırdıkça baldız daha çok bastırıyordu. Elimi baldızın bacağına koydum, bu arada karımla sohbet ediyordum. Sırtım baldıza dönük, ama elim bacağındaydı Bir ara döndüm baldıza baktım, baldız da gülümseyerek bana bakıyordu.
İçimden, Bu iş tamam, bastır Arif dedim, başladım baldızın bacağını okşamaya. Yavaş yavaş amına doğru ilerliyordum ve hiç bir tepki yoktu, bacaklarını aralaması dışında.
Külotunun üzerinden amını okşamaya başladım, yine tepki vermeyince artık elimi külotun içine soktum. Resmen baldızın amını parmaklıyordum ve bu arada da karımla konuşmaya devam ediyordum. İki arada bir derede kaldım yani.
En sonunda baldız bacaklarını sıkmaya başladı, anladım ki boşalıyordu artık. Az sonra parmaklarım vıcık vıcık ıslanmıştı. Sonra çektim elimi, baldıza baktım, yüzü kıpkırmızı olmuştu, ama halen gülümseyerek bakıyordu.. Hastaneye geldik, karımın yatışını yaptım. Sadece bir refakatçi kabul ediliyormuş. Kaynanam karımın yanında kaldı.
Biz baldızla dışarıda dolaşır, arada sırada yanınıza gelir gideriz. dedik ve ayrıldık.
Odadan çıkar çıkmaz baldız bana kızarak, Enişte sen ne yaptığını sanıyorsun yaa! dedi.
Ben de, Ne yaptım ki baldız dedim. Gülerek,
Arabada mahvettin beni dedi.
Sen de beni o kadar kendine hasta etmeseydin baldız, gülü seven dikenine katlanacak dedim.
Enişte inanki mahvettin beni, bu yaşıma kadar hiç böyle heyecanlı boşalmamıştım, çok güzeldi dedi.
Sen dur, daha alasını yaşatacağım sana dedim.
Etrafa baktım, hastanenin arka bahçesi tenha bir yerdi, az ileride de depoya benzeyen, eski baraka gibi bir yer vardı. Baldızın koluna girdim oraya doğru yürüdük.
Baldız bak, şu barakada tarihi eserler varmış dedim.
Baldız şaşırarak, Hastanede tarihi eserin ne işi var enişte dedi, güldü.
Gel göstereyim dedim.
Barakaya girdik. Hemen tişörtünün üzerinden göğsüne ağzımı yapıştırdım.
Ne yapıyorsun enişte dedi.
Acıktım baldız, emzir beni dedim.
Yapma enişte, bir gelen falan olur, evde yapalım, daha rahat ederiz dedi.
Olmaz baldız, kaç senedir seni arzuluyorum, hayal ediyorum, seni düşünerek ablanı sikiyorum, acı bana lütfen, seni sikmek istiyorum dedim,
belinden tutup vücudunu vücuduma, dudaklarımı dudaklarına yapıştırdım, öpüşmeye başladık Öpüşürken baldız kendini tamamen teslim etmişti bana. Eteğini kaldırıp külodunu dizlerine kadar indirdim ve dudaklarımı amına yapıştırdım. Am dudaklarını bir bir emiyor, parmaklarımla ayırıp, dilimi içine sokuyordum.
Baldız bağırmamak için elini ısırıyordu. Yaladım yaladım, baldızımın ekşimsi am suları ağzıma akmaya başladı. Resmen amını ağzımda yoğuruyordum. Dayanamadı titremeye ve boşalmaya başladı.
Enişte mahvettin beni, dayanamıyorum sok artık sikini, sookkkkkk diye yalvarmaya başladı.
O kadar acele etme baldız dedim, açtım göğüslerini, başladım o muhteşem kahverengi uçları yalamaya.
Baldız çıldırıyordu, Yaaaaa hadiiii enişte, hadi sok sikini, sikini sok, soooookkkk şu sikini içime diye inliyordu.
Ben de zaten zor tutuyordum kendimi. Hemen yatırdım baldızı kasaların üzerine, ayırdım bacaklarını ve var gücümle bastım amına.
Var ya Şloppp diye birden girdi yarağım köküne kadar.
Baldız deli oluyordu, Bastır aşkım, bastır diye kıvranıyordu. Var gücümle amına basıyor, sonuna kadar girip çıkıyordum Baldız yeniden titremeye sarsılmaya başladı.
Ben de gelmek üzereydim. Son bir hamleyle, aynı anda boşalmaya başladık, ama nasıl boşalma. Baldız öyle bir boşalıyordu ki, bitmeyecek sandım. Belime doladığı bacaklarıyla neredeyse belimi kıracaktı.
En sonunda emelime ulaşmış, baldızı sikmiştim. Hemen toparlanıp hastaneye geri döndük. Karımın sancıları başlamıştı. Doktorlar bizi çıkarıp karımı yoğun bakıma aldılar.
Nur topu gibi bir oğlum oldu. Kayınvalidemle baldızım 1 ay kadar kaldılar. Karımın hastanede yattığı sürece genelde kayınvalidem refakatçı kaldı.
Biz de evde baldızla sabahlara kadar sikişip, gündüzleri karımı ziyarete hastaneye gidiyorduk....
Baldızımın 18 lik bakire kızı Elifi götten siktim
Merhabalar. Ben 40 yaşıında evli, 175 boyunda normal vücut ölçülerinde esmer tenli bir erkeğim. Sizlere başımdan geçen, benim için hoş bir anı olarak kalan, yaşanmış bir olayımı itiraf edeceğim. Olay baldızımın kızı Elif ile aramızda geçti. Elif 18 yaşıında kumral tenli 1.65 boylarında tombul kalçaları ve memeleri olan bir kızdı.
Elifin ablası evlendi ve şehir dışına taşındı.
Elif annesi ve babası ile birlikte yaşıyor. O gün baldızım ve bacanağım, bir haftalığına, şehir dışındaki evli kızlarını ziyarete gideceklerdi. Elif evde yalnız kalmasın diye bizde kalmasını uygun gördüler. Annesi ve babasını yolcu ettikten sonra Elif çantasını alıp bizim eve yerleşti. Elif ile aramız çok iyi ve samimi bir yakınlığımız vardı. Sürekli şakalaşır ve birbirimize takılırdık.
Elifle bazen el şakası da yapardık. Birbirimizi elleyerek, vurarak ve sarılarak şakalaşırdık. Akşam yemekte ve sonrası yine şakalaşıp gülüşerek televizyon seyrettik. Gece ilerlemiş, benim uykum gelmişti, iyi geceler diyerek yatmaya gittim. Hemen ardımdan karım da yatmaya geldi, sabah erkenden işe gidecekti. Karım ertesi sabah erkenden işine gittiğinde ben daha uyuyordum, izinliydim.
Rüyamda Elifi görüyordum, o tombul kalçalarını ve memelerini görüyordum. Etli dudaklarını ve memelerini öpüyor, kalçalarını, bacaklarını okşuyordum. Bu arada sikimin sertleştiğini, irileştiğini hissediyordum. Yaz olduğu için üzerime şort giymiştim, sanki rüyada değil de gerçekte sikimi birisi okşuyor, öpüyor gibi hissetmeye başlamıştım.
Rüyamda ateşli bir şekilde Elifle sevişiyorduk. Bir ara uyandım ve gözlerimi araladım, Elif şortumun üzerinden sikimle oynuyor, sikimi okşuyor ve şortumun içinde sertleşmiş olan sikime baygın gözlerle bakıyordu. Ben olumsuz bir tepki göstermeden uyuyor numarası yapmaya başladım. Elif ise devam ediyordu okşamaya. Demek ki gördüğüm rüya değil gerçekmiş. Bir süre sonra uyuma numarasını bırakıp gözlerimi açtım.
Elif şortumun üzerinden eğilip eğilip sikimi öpüyordu. Rahat edebilmesi için bacaklarımı açtım ve o an göz göze geldik. Elif biran duraksadı ve mahcup bir şekilde yüzü kızarır gibi oldu. Benden ters tepki gelmeyince hafif bir tebessüm ile sikimi okşamaya devam etti. Sonra elini şortumun içine soktu ve sımsıcak ve sertleşmiş sikimi okşamaya başladı. Been daha fazla dayanamadım doğruldum ve onu kendime çektim. Dudaklarından öpmeye, dolgun memelerini okşamaya başladım.
Elim geceliğinin üzerinden bütün vücudunu dolaşıyordu. Elif daha da isteklenmiş, daha da ateşlenmişti. Elifin o el değmemiş taze vücudu, isterik ve arzulu bakışları beni çıldırtmıştı, iyice azmıştım. Üzerindeki geceliğini çıkarttım. Sütyen takmamıştı, sadece beyaz bir külotu vardı. Memeleri şişmiş, dimdik havada titriyordu. Dudaklarımı memelerinin uçlarında gezdirip, dilimle uçlarını yalamaya, ağzıma alıp emmeye başladım.
Elimle de kalçalarını, bacaklarını ve külotunun üzerinden amını okşuyordum. Okşayarak elimi külotunun içine soktum. Harika bir yumuşaklık, sıcaklık avucumun içini dolduruyordu. Tertemizdi, pırıl pırıl bir amı vardı. Bu arada bende üzerimde pijamayı ve şortumu çıkarttım. Sikim, damarları çıkmış, kafası şişmiş bir şekilde dimdik duruyordu. Sikim öyle aşırı büyük ve iri değil, avucumu dolduracak büyüklükte. Elifi de ayağa kaldırıp usulca külotunu aşağıya indirdim.
Aman tanrım, harika bir amı vardı. Karımın amı da güzeldir amma bu bambaşka bir görünümdeydi, mükemmel çizgileri vardı ve hiç sikilmemişti. Elif ise dimdik duran sikime hayranlıkla, yiyecek gibi bakıyordu. Elife sarıldım onun sıcaklığını, kokusunu, sikimin onun karnına dayandığını hissettim. Öperek, yalayarak, memelerini emerek aşağıya doğru indim.
Göbeğinin etrafını dilimle yaladım. Amını okşuyordum. Öperek aşağıya indim, tam karşımda Elifin nefis amı duruyordu. İncitmekten korkar gibi üzerine öpücükler kondurdum, dilimle üzerinde gezindim. Elif dilimi daha iyi hissedebilmek için bacaklarını araladı. Başımı okşuyordu. Dilimi amının üzerinde gezdirdikçe Elifin gerildiğini hissediyordum. Dilim amının arasına kaymaya başladığında Elif inliyordu. Dilim, içi pembemsi renkli tertemiz amının içini yalamaya, içine girip çıkmaya başladı. Elimle de kalçalarını okşuyor, sıkıyordum.
Sonra amının dudaklarını araladım, amının dudaklarını dilimle dolaştım, dilimi içeriye doğru gönderip çektim. Bu hareketim Elifi mest etmiş, inlemeleri sıklaşmıştı. Elifi sürükleyip yatağa uzattım. 69 pozisyonunda üzerine çıktım, sikimi ağzına doğru verdim ve onun o muhteşem amını yalamaya devam ettim. Elif de dimdik duran sikimi okşamaya ve başına öpücükler kondurmaya başladı. Biraz acemi idi amma en azından isteyerek biir şeyler yapmaya çalışıyordu, bu da bana ayrı bir zevk veriyordu.
Sikimi ağzına sokuyor, eliyle sıvazlıyor, emiyor, yalıyor ve okşuyordu. Elifin amı tam sikilecek kıvama gelmişti, ancak önemli bir sorun vardı: Elif bakireydi, yani amını sikemeyecektim. Elifin amını yalarken kalçalarını da okşuyor, arada bir de götünün deliğine parmağımla dokunuyordum. Sımsıkı, daracık göt deliği vardı, been dokundukça açılıp yumuluyor sanki dokunuşlarıma cevap veriyordu. Parmağımı amının suyu ve tükürükle ıslatarak göt deliğine bastırmaya başladım. Önceleri biraz kasılır gibi oldu ama sonradan gevşemeye başladı, belli ki o da zevk alıyordu. Parmağımı yarıya kadar göt deliğine soktuğumda Elif hafiften bağırdı.
Acıdı mı dedim,
Önemli değil. dedi.
Ben devam ettim, parmağımın tamamını soktum ve sokup çıkartmaya başladım. Parmağım götüne, dilim amına girip çıkıyordu. Elif de iyice azmıştı ve sikimi hızlı hızlı yalııyor, emiyor, ağzına alııyordu.
Elife Sikimi sokmamı istermisin dedim,
Evet isterim ama nasıl olacak dedi.
Götüne sokayım mı dedim,
Acır ama. dedi.
Kremleriz, girmezse yapmayız. dedim.
Acımaz dimi dedi. ?
Biraz acır, ama sonra çok zevk alırsın acısı azalıcak alışırsın aşkım. dedim.
Tamam, sok. dedi.
Parmağımı göt deliğinin içiinde biiraz oynattıktan sonra kalktım. Elifi de kaldırdım, yataktan indirdim, yere diz çöktürdüm ve yatağa yüzünü yapıştırdım.
Bacaklarını aralayıp arkasına geçtim. Harika tombul kalçaları, amı ve götü, iki harika delik tam karşımdaydı. Şeytan, biir amına sok biir götüne diyordu ama kontrollü olmak zorundaydım, kendimi toparladım. Eğildim, amını tekrar yaladım, parmağımı götüne soktum.
Parmağım bu defa daha kolay giriyordu. Sikim dimdik, çatlayacak gibi olmuş, damarları çıkmış, kafası kocaman olmuştu. Sikimi güzelce kremledim. Elifin göt deliğini de bolca kremledim ve tekrar kontrol ettim, parmağım içine kaydı, zamanı gelmişti.
Arkasında been de diz çöktüm, sikimi önnce amına, sonra götünün deliğine sürttüm. Sonra sikimin başını götünün daracık deliğine dayadım ve biir elim sikimde biir elimle de Elifin belinden tutarak bastırmaya başladım.
Gerçekten çok dardı göt deliği. Biiraz daha yüklendim. Daracık deliğin açıldığını ve sikimin şişmiş başının uc kısmının götüne girmeye başladığını hissediyordum. Ben bastırdıkça Elif ileri kaçmaya çalıştı ama gidemedi.
Acıyla inlemeye başladı Acıyor aşkım yaa. diyordu.
Biraz o şekilde bekledim, kalçalarını ve amını okşadım.
Hazırmısın dedim.
Acıyor, yavaş ol aşkım. dedi.
Ben tekrar kaldığım yerden yüklendim ve biirden sanki Cup diye biir ses çıkartarak başı geçti.
Elifin o anki hoplamasını ve acıyla kıvranmasını tarif edemem.
Başı içerde olarak bekledim, okşayarak rahatlamasını sağlamaya çalışıyordum.
Elife Aşkım istersen bırakalım. dedim.
Hayır, buraya kadar gelmişken ne olacaksa olsun, nasıl olsa eninde sonunda bu iş olacak. dedi.
Ben de Tamam aşkım, nasıl istersen. Senin acı çekmeni istemem. dedim.
Bu arada da yavaş yavaş, kımıldatarak bastırıyordum. Sikim kaskatı olmuş, sanki kırılacak gibiydi. Hafif hafif Elifin o daracık göt deliğinden sımsıcak içiine doğru sokuyordum.
Tanrım, ne harika biir duyguydu bu.
Elifin inlemeleri, sızlamaları ve hızlı nefes alışlarımız eşliğinde, sonunda sikim köküne kadar götüne girdi ve kalçalarına yaslandım. Belinden sarılıp öylece beklerken elimle de alttan amını okşuyor, o güzel pürüzsüz sırtını öpüyordum.
Kısa bir süre sonra yavaşca sikimi geri çekmeye başladım. Sanki vakumla çekiyormuş gibi Elifin götü sikimi bırakmak istemiyordu, hiçç boşluk kalmamıştı.
Sikimi, başı içerde kalacak kadar çektim, birkaç saniye bekledim ve tekrar bastırdım. Bu sefer daha rahat girmişti. Elif ise dudaklarını ısırmış, hırıltılı sesler çıkarıyor, elleri ile yatağı sıkıyordu. Belli ki çook acıyordu. Yavaş yavaş sokup çıkarmaya devam ettim. Gittikçe alışıyordu.
Sikim de rahatlamıştı, Elifin daracık götü de Elif de. Elifin hırıltılı sesleri kesildi, inlemeleri zevk çığlıklarına dönüştü. Been de gittikçe hızlanmaya başlamıştım.
Elifin de kalçaları kıvrılıyor, arada kalçalarını geri itiyor, sanki daha ilerilere sokmamı istiyordu. Artık gelmek üzereydim, kendimi tutamıyordum.
Aslında bu sikişmenin hiç bitmesini istemiyordum, amma hızla sokup çıkartırken kasılmaya ve Elifin götünün içiine fışkırmaya başladım. Been kasıla kasıla boşalırken, Elif de
Aşkım, sevgilim, erkeğim. lafları ile beni azdırıyordu.
Sonunda tamamen boş aldıım ve Elifin üzerine yığıldım.
İkimiz de ter içinde kalmıştık, bir müddet o şekilde yattık. Sikim inmeye başlamıştı, sikimi götünden çıkardım ve yanına sırtüstü uzandım. Elif başını kaldırdı, gözlerimin içine mutlu ve masum bir şekilde baktı. Yan dönüp yaklaştı, dudaklarımdan ve boynumdan öptü. Been de karşılık verdim. Birbirimizi öperek, okşayarak, birbirimize sarılarak yattık. Ben yorulmuştum ve gözlerim kapanmaya başlamıştı.
Elifin eli tekrar sikime doğru gitti ve okşamaya başladı. Gözlerimi açtım
Yine mi istiyorsun dedim, bir şey demedi, ama tatlı gülümsedi ve dudaklarımdan öptü.
Sikim de bu arada kıpırdamaya başlamıştı,
Elif bunu görünce daha da keyiflendi. Ben doğruldum
Banyo yapmalıyım. dedim ve kalktım.
O da beenimle beraber kalktı ve peşimden banyoya geldi. Beraber yıkanmaya, biirbiirimizi okşamaya, öpmeye ve tekrar sevişmeye başladık.
Elif bu defa daha bir tecrübeli ve istekli olarak sevişiyordu.
Kendimi ona bırakmıştım. Beni öpüyor, sikimi ağzına alıyor, emiyor yalıyor ve okşuyordu. Sonunda sikimi tekrar kaldırmayı becerdi ve mutlu bir şekilde yüzüme baktı. Sikimi güzelce şampuanladıktan sonra götüne de şampuan yaptı ve önümde ayakta domaldı.
Hadi aşkım götüme sok sikini, onu içimde istiyorum. dedi.
Sikimi tuttum, götünün deliğine dayadım ve bastırdım. Hepsini biir seferde soktum.
Bu sefer çok rahat girmişti.
Sokup çıkartmaya başladım. Elif öncekinde acı ve ızdırapla kıvranırken şimdi zevk ve şehvet sesleri çıkartıyordu.
Sikimi götünden çektim, yere oturdum ve
Gel aşkım, üzerine otur. dedim.
Geldi, yüzü bana dönük biir şekilde bacaklarını açtı, eğildi, sikimi götüne ayarladı ve biirden oturdu.
Sikimin üzerine zevkle oturup kalkıyor, ressmen üzerinde hopluyordu. Been de parmağımla amıyla oynuyor, biir elimle de memelerini sıkıp okşuyordum. Doğruldum memelerini ağzıma aldıım, emdim, uçlarını ısırdım.
Biraz sonra Kalk, ters dönüp otur. dedim.
Sikimin üzerinden kalktı, ters döndü, sırtı banaa dönük olarak sikimi götüne soktu ve tekrar oturdu.
Bu şekilde sikimin üzerinde hoplamaya devam etti.
Sert ve damarlı sikimin Elifin daracık götüne girip çıkmasını seyretmek çok hoş biir duyguydu. Elif kalçalarını, sikimin başı içeride kalacak kaddar kaldırıyor sonra biirden oturuyordu. Elif azgın biir halde devam ederken, ben
Boşalacağım, geliyorum. dedim.
Boşal aşkım. diyerek daha zevkle oturup kalkmaya başladı,
sanki erkeğini boşaltmanın mutluluğunu ve zevkini çıkartıyordu. Ben büyük biir kasılmayla ve titreyerek götüne boş aldıım, ama o hala oturup kalkmaya devam ediyordu.
En sonunda dayanamadım ve Beni mahvettin, bitirdin. dedim.
Bu Elifin daha da hoşuna gitmişti ve daha hızlı bir şekilde devam ediyordu. Sikim çatlayacak gibiydi.
Bir müddet sonra Elif de titreyerek boşaldı ve sırtüstü üzerime yattı. Nefes nefese kalmış, sırılsıklam terlemişti, aynen benim gibi. Birbirimize öpücükler kondurduk.
İkimiz de bu sevişmeden çok zevk almış ve mutlu olmuştuk. Duşumuza aldık ve giyindik. Bir hafta boyunca her fırsatta, baldızımın kızı Elifi götten siktim.
Annesi babası döndükten sonra, istemeye istemeye bizden ayrıldı. Tabiiki ailece ziyarete gidip geliyoruz. Bu ziyaretlerde karşılaştığımız an sanki beni sikecekmiş gibi bakıyor, yanımdan geçerken sürtünüyor, çaktırmadan sikimi elliyor, şakalaşmalar devam ediyor.
Tabii bende bu arada boş durmuyorum, çaktırmadan amını götünü elliyorum, parmaklıyorum. Ve haftada bir, iki haftada bir, fırsat yaratıp gizlice buluşuyoruz ve götünü sikiyorum.
Elif yakında birini bulup evlenmeyi düşünüyor, sırf benimle daha rahat buluşabilmek ve bana amını da siktirebilmek için...
KOMSUNUN KARISINI KAPAYIM DERKEN KARIMI KAPTIRDIM
Alt katimizda yeni evli bir cift oturuyor. Neşe ile Mehmet. Adam benden yasli duruyor, ama kiz tam bir çıtır. Bizim daire, denize nazir bir konumda. Aksamlari, bazen balkonda demlenirken, bunlar da asagida, balkonda oluyorlar.
O arada, bizim hanimin cenebazligi sayesinde laflasiyoruz. Kiz genellikle askili bir tisort ve mini sort giyiyor. Ben hemen, yukaridan, goguslere ve bacaklara odaklaniyorum.
Bizim hanim, bazen yavasca “hinzir, şaşı olacan valla” diye takiliyor.
Bir gun sabah, babamin yanina, ise gitmek icin evden ciktim. Arabayla otoparktan hareket edecekken bunlari gordum. Oglan, arabayi calistirmak icin ugrasip duruyordu.
Yardim etmek icin indim, ben de denedim, falan ama, olmadi. Nereye gittiklerini sordum, sehre iniyorlarmis. Bizim buro da tam sehir merkezinde oldugu icin
“gelin, sizi birakayim bari, nereye istiyorsaniz” deyince,
“zahmet olacak” diyip bindiler.
Adam one, kiz arkaya oturdular. Yolda konusurken, tapuda isleri oldugunu ogrendim. Bir arazi ihtilafi varmis. Bizimde basimizdan gectigi icin, biraz bilgi verdim. Ben anlatirken, Neşe ilgiyle dinliyordu. Ön, iki koltugun arasina dogru egılmıs, ortadaki şaft yukseltisi nedeniyle bacaklarini iki yana acmisti.
Konu bitince, yerini degistirmeden arkaya yaslandi. Bacaklari hala acikti. Aynayi duzeltiyormus gibi yapip, tam onun bacaklarina ayarladim. O sirada, bir suru bir seyler anlatiyordu. Benim ne yaptigim pek umrumda degildi.
Neşe’nin diz ustu etegi, arkasina yaslaninca siyrilmis, bacaklari biraz daha acilmisti. Cok seksiydi. Yanimda kocasi oturuyordu, ama gozlerimi alamiyordum.
Neredeyse kaza yapmaktan korkuyordum. Boya da olsa, sariya yakin saclari, yesil gozleri ile, dipdiri, bir icim suydu.
Aksam karima anlattim. Harbi, harbi “Bana yasli karilari ayarlayacagina, bunu ayarlada bir seye benzesin bari” dedim.
Karim da bana “kocum benim! Sen benden gizli bir sey yapma, ben sana dunyalari ayarlarim” diye cevap verdi.
Bu arada, karim beni şok edecek bir sey soyledi. Mehmet denilen hiyar, her firsatta bizim kariyi kesiyormus. Benim hic dikkatimi cekmemisti, ama kadinlardan kacmiyor demekki.
Onunde dipdiri karisi dururken, herifin gozu hala disarlarda anlasilan.
Vay pezevenk. Karim bana “dur biraz sabret. Ben, sana onu, oyle, ya da boyle ayarlayacagim. Kiz biraz urkek. Once bir yoklama cekelim, bakalim” dedi.
Neşe, bir ara Istanbul’da ki ailesinin yanina gitmisti.
Bizim hanim, “eh, ne de olsa komsumuz olur, evde bekar, yalniz adam” diyip, haftada bir, Mehmet’e evde pisen yemeklerden goturuyordu.
Yine boyle bir aksam, asagiya indi ve tam bir saat sonra geldi. Ben, mac seyrederken, biranin verdigi uyusuklukla, saatin nasil gectigini anlamamistim.
Meltem geri geldiginde, saate bakinca anladim. Karim hemen mutfaga suzuldu.
“Meltem!” diye hanima seslendim.
“Gel bakayim buraya. Ne yaptin asagida bir saattir? Herife yemegini verdin, bir de altina mi girdin?” diye sordum, biraz sinirle.
Karim salona gelip “yok be kocacim. Dertlestik biraz.” falan diye gecistirmeye calisti. Ama yuzume bile bakamiyordu.
“Anlat, anlat. Bak kizmicam.” diye biraz sevkat gosterince, agzindaki baklayi cikardi.
Mehmet, sofrada tek basina raki iciyormus. Yemekler gelince, “gel be Meltem bacim. Sana da bir kadeh koyayim. Beraber parlatalim bir, iki duble” falan diyince, bizim hanim “olur mu Mehmet! Sami yukarida, evde. Sonra beraber geliriz.” demis, ama adam cok israr edince
“eh, koy o zaman. Ama suyu bol olsun” diye bir duble almis. Baslamislar sohbete.
Ordan, burdan konusurlarken, Mehmet ickinin verdigi cesaretle, mahrem konulara girmis.
“Meltemcim, bizim Neşe gideli bir ayi gecti. Gelmesine daha bir ay var. Burada abazan kaldik valla. Cok ozledim onu. Hem duygusal olarak, hem de anlarsin ya!” falan diye anlatiyormus.
“Kendi basima ne yapacagimi sasirdim. Baska kadinlara da gitmek olmuyor. Bir goren olur, yakalanirsin, hastalik var. Riskli isler.” diyip duruyormus.
Anlayacaginiz, ahlaksiz herif, bizim kariya yazilmaya calisiyormus.
Karim “hadi ben kactim, gec oldu” diye kalkinca, bu da pesinden kalkmis. Meltem kapiya dogru yururken,
Mehmet arkasindan; “Yenge be, yanlis anlama ama, sende de ne kalcalar varmis. Adami kendinden geciriyor.” diyince,
karim “aaa! Cok ayip, ayol bunlari duymamis olayim. Bak bir daha gelmem.” diye karsilik vermis. Bu hiyar da “Tamam yaa, cok ozur dilerim.” diyip kapiyi acmis.
Bizim hanim, alı, al moru, mor geldi. Meltem’e “seni kaltak. Senin de hosuna gitmis bakiyorum.” diyince, yarim agizla “olur mu be Sami?” dedi. Ama belli ki, herifin komplimalari hosuna gitmisti.
Bu olaydan iki, uc gun sonra, daha bir hafta bile olmadan, karim, yine elinde kucuk bir tencere; “Samicim, Mehmet’e şunu goturup, geliyorum.” diyince,
“ooh iyisin! Herif hosuna gitti bakiyorum. Biz adamin karisina bir guzellik düşünüken, herif seni goturecek kasla, göz arasinda.” diye, sakayla karisik çıkıştım.
Meltem; “Erkegim benim. Oyle, ya da boyle, ben senin isini ayarlamaya calisiyorum. Herif abazan kalmis, birak bir kac laf atsin, bos ver. Bak, komsumuz,ayiptir.
Ben bir yere gittigim zaman, Neşe de sana bakar, fena mi olur?” dedi ve cikti. Bu sefer yarim saatte döndü.
“N’oldu? Erken döndün. Şipşak isi bitirdiniz mi?” diye dalga gecerken, karim heyecanli, heyecanli
“Aman Sami… Bu herifin gözü dönmüş. Bir daha gitmem valla.” diye kapidan girdi.
Bu, elinde tencereyle kapidan girip, salona dogru yururken, herif, arkasindan, elini gotune atmis. Karim da elinde tencere, oylece kalakalmis. Tencereyi masaya koyar, koymaz, tam dönüp cikacakken,
Mehmet, karimi kolundan tutup, kendine cevirmis, dudaklarina yumulup, baslamis opmeye. Karim “dur, n’olur yapma… Simdi kocam gelir, oldurur valla ikimizi de.” falan demis, ama herif “Senin bu kalcalarina benim canim feda.” diyip, karimin etegini kaldirip, gotunu oksamaya baslamis.
Karim, Mehmet’in elinden kurtulmaya calisirken, herif, bir yandan da, karimin önünü oksuyormus. Karimi masaya yaslayip, fermuarini cozmus ve taş gibi sertlesmis sikini disari cikartmis. Karimin altinda kulotlu corabi olmasa, neredeyse oracikta sokuverecekmis.
Bu arada, opmeye devam ediyormus. Karim, rezalet cikmasin, nasil olsa kurtulurum elinden, diye bagirmaktan cekinmis. Ama sonunda, herif israrla ve sehvetle opmeye devam edince karim kendini salmis.
Bu, karimin corabini yirtmaya calisirken, karim; “dur, Mehmetcim boyle olmaz… Ben sana bir gun hazirlikli gelirim.” diye işveli, işveli gulumsemis.
Bunun uzerine, Mehmet ikna olup, karimi sikmekten vazgecmis, ama karimin apus arasina, sikini soka, cikara iyice tahrik olup, sonra kosarak banyoya gidip, bosalmis. Karim da cikip, eve gelmis.
Bunlari duyunca her tarafimi ates basti. Ikisini de oldureyim mi acaba diye dusundum.
Ama cok acayip bir durum oldu: Karim, Mehmet’le bu arasinda gecenleri anlatirken, sikim kabarmis, fena halde tahrik olmustum. Oracikta Meltem’i yere yatirip, corabini delip siktim.
Kızışmış karim da, neredeyse ciglik, cigliga bagirarak benimle sikisti.
Bosalinca, bana; “Bakiyorum, karinin, baska bir erkekle sikismesi fikri seni azdirdi, oyle mi?” diye takildi.
Ben de “Vay namussuz herif! Bir de sikini apus arana sokup, git, gel yapti haa?” diye konusurken, karim, abaza Mehmet’in neler yaptigini anlatiyordu:
“Sami, oyle bir öpüyordu ki, sanki diliyle agzimi sikiyor sandim.” Mehmet, karimi sıkıştırırken; “Bak goruyorsun, karim yok. O gelene kadar, sen benim karim ol. Gel sikiselim, ne var ki? Bak cok zevk alacaksin.” diye yalvariyormus.
Meltem bunlari anlatirken, yarragim yine dimdik oldu ve azdim. “Seni orospu kari! O sikememis, ben bir daha sikeyim bari.” diyip, karimi bir kez daha altima aldim. Cok gariptir, Meltem’i sikerken, herifin ona nasil sahip olmaya calistigini, detaylari ile anlattirip, daha fazla tahrik oluyordum.
Bir sonraki hafta, eve geldigimde, karim evde yoktu. Herhangi bir sey dusunmedim. Genelde bi yere gidecegi zaman hep haberlesirdik. Ben geldikten on, onbes dakika sonra geldi.
Ayaginda terlikleri vardi. “Ne o kiz, neredeydin yine?” diyip, sarilip kucakladim.
Agzi alkol kokuyordu. Oylesine, etegini kaldirip, kalcalarina elimi attim. O da ne!! Altinda donu yoktu…
Asagiya dogru bakinca gordum… Dantelli, acik kahve, seksi coraplarini giymisti. Hemen anladim! “Kiz kahpe, sonunda herifle sikistin mi?” diye sordum.
Kollarimla sıkı sıkıya sarmalamistim. Karim, “Sami, dur kocum, birak anlatayim. Gel otur şöyle, once sana bir buzlu viski hazirlayayim.” diyip, beni oturttu.
Onumde kalcalarini kivirtiyor, eteklerini savurarak, donsuz gotunu gosteriyor, beni tahrik ediyordu. Viskimi getirip, yanima oturdu. Elini sikimin uzerine atti.
“Oo bu olmus, gel, serbest birakalim.” diyip kemerimi cozdu. Benim yarrak oyle buyuktu ki, baska heriflerinki gibi, bir tek fermuari cozup cikartamiyordum.
Kemeri de cozmek gerekiyordu. Meltem, sikimi cikartinca, egilip kafasina bir opucuk kondurdu. Sonra elleri ile oksamaya basladi.
Ben de “ee anlat bakalim, nasil sikistiniz?” diye sorunca, artik gizli, sakli kalmamisti.
Mehmet, isten erken gelip, bizim kapiya dayanmis. Meltem’e “Neşe iki gun sonra geliyor. Bak, bu son şansımız.” diyerek, eve girmek istemis.
Karim, “Sen delirdin mi? Iste o zaman Sami bizi keser… Sen simdi git, duşunu al, temizlen, ben geliyorum.” diyip bunu gondermis. Ardindan kendisi de dus almis, makyaj yapmis, parfumler surunmus, coraplarini, etegini giymis, ama donunu giymemis.
En seksi haliyle, aşağı bu herifin yanina inmis. Adi herif bunu boyle gorunce, neredeyse salyalari akmis. Karim, maalesef zevkle anlatiyordu. Uzun, uzun sevismisler.
Herif, karimin her tarafini opmus, yalamis. Ayak parmaklarindan, amina kadar, yalanmadik yer birakmamis. Aminin etrafini yaladikca, karim iyice azmış. Herifin kafasini sulanmis amina bastiriyormus. Mehmet de, dilini karimin amina sokup, cikartiyor, amciginin dudaklarini emiyormus.
Kulak arkalarini, boynunu, sirtini, kalcalarini oyle ustaca opup, yaliyormus ki, karim urpermekten bayilacak gibi olmus. Goguslerini sehvetle yaliyor, meme uclarini ihtirasla emiyormus. En sonunda karim daha fazla dayanamayip, herifi uzerine cekip, kendi elleriyle, Mehmet’in dimdik olmus yarragini, kizismis amcigina tutkuyla sokmus.
Inleye, inleye sikismisler. Karim bunlari bana anlatirken, bir yandan da, eliyle sikime masaj yapiyordu. Cok hosuma gitmisti. Ama iste, simdi boynuzlu olmustum. Bu ikisine de bir iyilik (!) dusuneyim mi diye aklimdan gecirdim.
Fakat sonra, cok garip ama, karimin bir baskasi ile sikismesi fikrinden zevk aldigimi anladim. Karim, bana Mehmet’in karisini ayarlayacakken, tam tersi olmus, herifin altina yatmisti ve bu beni cok tahrik etmisti.
Ustelik, bir de, bana oldugu gibi, butun detaylari ile anlatiyordu ve ben de bunu sehvetle dinliyordum.
Isin özeti, bizim alt komsu Mehmet, karimi catir catir sikmisti ve ben bir sey yapmiyordum…
Tam tersine karima olanlari anlattiriyordum. Daha fazla dayanamayip,karima; “Gel kucagima bakalim” diyip, oturdugum yerde kucagima oturttum ve ziplata, ziplata siktim.
Bosalinca icinden cikmadim.Karim da benim tempoma uymus, sikimin uzerinde kivirtip duruyordu.
Birden aklima gelince sordum; “Kac saat kaldin kiz orada? Herif bir daha istemedi mi?” diyince, karim, yine biraz utanarak anlatti. Bak şuna, demek sormasam anlatmayacakmis!
Sikismeyi bitirince, dus alip, salona gecmisler. Karim giyinip, toparlanmis. Herif de gelip yanina oturmus. Eteklerini yavas, yavas siyirip, baslamis yine karimin bacaklarini oksamaya.
“Nasil hosuna gitti mi? Kocan seni boyle memnun edebiliyor mu?” falan diyince,
Meltem de ona benim canavardan bahsetmis. Ama herifte ozguven tam ya! Hemen bunu da lehine cevirmis ve “Ooo! Oyleyse, o yarragi hic arkana sokturmamissindir herhalde.” diye acmis konuyu.
Bizim hanim “O yarrak girer mi oraya? Sen deli misin?” diyincede, “Iyi, bak, o zaman benimki girer.” demis.
Karim “Yok! Hic kimseye arkadan vermedim, vermemde.” diyince, herif yine baslamis ikna turlarina. İşte, biraz kremlersek hic acimayacagindan, aslinda amindan sikilir gibi zevk alacagindan, falan, filan.
Bir de “Yani, hic gotten yemeden kalacak misin boyle?” diyince, bizim hanimda da merak uyanmis. Mehmet, karimin “ne yapsam acaba?” tavrini anlayinca, hemen kulaklarini, boynunu, ensesini diliyle hafif, hafif yalayip, Meltem’i tahrik etmis.
Bizim hanim kivama gelince, kendiliginden etegini cikartmis. Bu da, kosarak iceriden vazelin getirmis.
Karim, “Ooo! Sen Neşe’nin gotune bunu mu surup, gotten sikiyorsun?” diye sorunca,
o da “Evet, Neşe bayilir… Gotten benim yarragi, amina da, iceride bir dildo var, onu alir… Gozlerini kapatip, bana, sanki iki kisiyle sikisiyormus gibi hayal kurdugunu anlatir,” diyince, bizim hanim; “Bak sen! Neşe ne azgin kariymis da, bize masum kiz roller yapiyor.” diye dusumus.
Mehmet hiyari, vazelini once parmaklarina surup, karimin got deligini iyice bir alistirmis.
Karim gercekten zevk almaya baslamis… Ama, parmak yerine yarrak girince, acitir diye hala korkuyormus. Herif, vazelini yarragina da surup, cok kibarca, yavas, yavas vermis iceri. Karim, ilk basta biraz irkilmis…
Mehmet, gidip, gelmeye baslayinca, bizimkisi de zevk almaya baslamis. Bu arada, herif, karimin aminada parmaklarini sokup, cikartiyormus.
Mehmet, karimi, sehvetle, gotten sikerken, dayanamayip karimin sıkı gotune bosalmis. Pust herif, hem gotunde sikinin, hem de aminda parmaklarinin mahareti ile, karimi da bosaltmis. Tabii, karim da bu sikisten buyuk zevk almis.
NEŞE
Boylece, karim bana borclu kalmisti… Artik, mecburen Neşe’yi bana ayarlayacakti. Zaten, iyice iclerine kadar girmisti. Bundan sonrasinda, isi kolay olur diye dusunuyorduk.
Neşe, Istanbul’dan dondukten sonra, karimla samimiyeti ilerletti. Artik, cat kapi, gunduzleri birbirlerine gidip, geliyorlardi. Bir gun, karim buna sarap ikram etmis.
Bir, kac kadeh saraptan sonra, konu donmus, dolasmis sekse gelmis. Karim, benim canavardan bahsetmis… Neşe; “Ohh be Meltem! Nasil aliyorsun onu icine?
Ben korkarim valla.” diyince, karim “tuh! Urkuttuk tavsani” diye dusunmus. Kafalar iyi olunca, karim, Neşe’ye film seyretmeyi teklif etmis.
Neşe “ne filmi?” diye sorunca, bizim hanim da “Ne filmi olacak kiz, porno iste.” demis.
Neşe, “Olur abla, seyrederiz de, kocan cikip gelmez di mi? Rezil olmayalim da.” diye sormus. Bizim hanim “Merak etme, gelmez.” deyip filmi baslatmis.
Karim, Neşe’yi bana hazirlamak icin, iki kadin, bir erkegin sevistigi bir film secmis. Bunlar, filme kendilerini kaptirmislar, ickinin de etkisiyle “uff, adam nasil soktu…
Bak, kadinlar nasil seviyorlar birbirlerini…” gibi acik, sacik yorumlar yapiyorlarmis.
Bizim hanim, saraplari tazeliyeyim bahanesiyle kalkip, donuste, kanepede Neşe’nin yanina oturmus.
Kendi uzerindeki, önü dugmeli, ev elbisesinin dugmelerini eteklerinden, apus arasina kadar cozmus.
Tanga kulotu ortaya cikinca, eliyle, baslamis orasini oksamaya. Neşe, bir yandan filmi seyrederken, bir yandan da, gozleri fal tasi gibi acilmis vaziyette, karimin kendisini oksayisina bakiyormus.
“Aaw, valla sende hic utanma yok…” diyince, bizim hanim piskin, “Bosver kizim, ayri, gayri mi var? Sen de yap, zevk al filmden.” diye cevaplamis.
Bu Neşe, şuh bir edayla gulumseyip, “Olmaz ayol, yapamam oyle ortalikta.” demis. Bizim hanim da, bunun bacaklarina elini atip, oksayarak, baslamis etegini kasiklarina dogru siyirmaya. Bir tepki gormeyince, apus arasina kadar ilerleyip, hedefe ulasmis… Urkutmeden, yavas, yavas kulotunun uzerinden Neşe’nin amini ellemeye baslamis.
Neşe donup “Ayy, yapma Meltem… Valla icim bir hos oldu.” diyince, karim egilip, bunun dudaklarina bir opucuk kondurmus… Daha ilk seferde korkutmamak icin, elini cekmis. Neşe, “ay Meltem, sende neler varmis valla…
Tahrik oldum!” diyince, karim “Fena mi bak… Kocani bu gece azginca bastan cikartirsin.” diyerek, gulmus. Neşe “valla gelisini dort gozle bekliyorum” demis. Film bitince, Neşe kalkip evine gitmis.
Karim, bana bunu anlatinca, “Bu sarap ve film muhabbetlerini tekrarlarsaniz, bana haber ver, evde kalirim.” dedim. “Kucuk odaya saklanip beklerim.
Bakarsin, bana gerek duyarsiniz! Anlatabiliyor muyum?” diyince, karim “tamam kocum benim! Dur bakalim, ben onu tava getirmeye calisacam.” dedi.
Aradan bir hafta gecmisti. Bizim hanim Neşe’yi, “Kiz yarin gel, yine saraplarimizi icer, film seyrederiz. Ne dersin?” diye cagirmis. O da, istekli bir tavirla “olur gelirim.” diye karimin davetini kabul edince, bizim hanim “Bak, yarin geliyor” diye bana haber verdi.
Kapi calininca, hemen kucuk odaya saklandim. Gelen Neşe’ydi. Bunlar, mutfakta uc, bes sohbetten sonra salona gecip, saraplarini icmeye basladilar.
Kapiyi aralayip, can kulagi ile konusulanlari dinliyordum. Gecen gun, bizim hanim minibusle sehre inmis. Yaninda oturan herif, bacagini, bizimkinin bacagina surtturup, duruyormus.
Meltem, rezalet cikmasin diye, birsey demeyince, cesaretlenen odun herif, bu sefer, elini kendi bacaginin kenarina koymus.
Akli sira, karimin bacagini oksuyormus. Bizim ki, “Kendimi dar attim minibusten.” diyince,
Neşe de kendi basina gelen bir olayi anlatti. Bankada oturmus, sirasini beklerden, karsisindaki koltuklarda oturan bir herif, yiyecek gibi bunu kesiyormus.
Öküz herifin, nasil olsa o kadar insanin icinde bir sey yapamayacagini bildiginden, inadina bacak, bacak ustune atmis. Ara sira bacaklarini degistiriyor, etegi siyrilinca da, duzeltmiyormus.
Herif, neredeyse salyalari akarak, agzi acik, bunun bacaklarina bakiyormus. Bacaklarini degistirirken, super frikikler veriyor, adami cildirtiyormus.
Adam bu yuzden sirasini kacirmis. Neşe’nin sirasi gelince bankoya gitmis, adam da ruyadan uyanmis herhalde. Sonra, bankadan cikinca takip eder diye korkmus, ama bankodan ayrilinca adami gorememis. Bu Neşe, cok masum gibi gorunuyor, ama aslinda malin gozu, diye dusundum.
Ickiler etkisini gostermeye baslayinca, birbirlerine, kocalari ile nasil sevistiklerini anlatmaya basladilar. Neşe, karima; “bizim Mehmet bana - git biraz seksi kiyafetler al – diyor,
ama Meltem, bunlar nereden alinir bilemiyorum ki? Hem bilsemde utaniyorum valla.” dedi.
Bizim hanim “Utanma kiz. Bak, erkekler bayilir oyle seylere. Benim de hosuma gidiyor.” diyince,
Neşe lafini kesip “Bizimki, - eve geldigimde, diger kadinlar gibi, ara, sira beni niye oyle karsilamiyorsun? - diyip duruyor. Sen, hic kocani oyle karsiliyor musun?” diye sordu.
Meltem “Tabii ki sekerim. Ara, sira, giyiyorum seksi kiyafetlerimi, ya da yalnizca erotik ic camasirlarimi, oyle karsiliyorum kocami. Beni oyle gorunce dayanamiyor, cok sehvetli sevisiyoruz ayol.” diye cevapladi ve ekledi; “Hatta, bak, bir gun ne oldu: Ben, Sami’nin geldigini camdan gordum.
Arabasini otoparka parkederken, hemen makyajimi tazeliyeyim, parfumumu sureyim diye odaya gittim. Tam bitirmistim ki, kapi caldi. Normal olarak, Sami oldugunu dusunup, delikten bakmadan, oylece kapiyi actim… Şok oldum!
Tahmin et bakalim kim cikti? diye sorunca, Neşe basladi siralamaya; kapici, bakkalin ciragi falan diye. Bizim hanimin cevabi beni de şok etti… Cunki, bundan bana da bahsetmemisti. Kapidaki, Neşe’nin kocasi Mehmet’mis.
Neşe, bunu duyunca agzi acik kaldi. “Aaa, ne vardi peki ustunde? Cok mu acikti yani?” diye sordu, birazda kiskanclikla. Bizim hanim da domuzluguna, “Acik ne kelime kiz.
Neredeyse, ustumde hic bir sey yoktu, ama aslinda cok seksi seyler vardi.
Uzerimde, bej rengi, seffaf, askili, derin gogus dekolteli, beline kadar yirtmacli bir gecelik, ki hic giymesende olur, giyince butun gotun, basin meydanda kaliyor zaten, icine ne sutyen, ne de kulot giymemistim.
Altimda da ten rengi dantelli bir jartiyerle bagladigim, acik kahve, arkasi dikisli coraplarim ve de topuklu terliklerim vardi.” diye, insani azdiran erotik kiyafetini anlatti.
Neşe “Ayy valla, tam sikilmeye hazirmışsın! Ayol, ben bile dayanamam bu goruntune, atlardim uzerine.” dedi. Neşe’nin bu soylediklerini saklandigim odadan duyunca, kulaklarima inanamadim,
“Vay kaltak! Bak, bir de lezbiyen yani varmis.” dedim kendi kendime. Karim, Neşe’ye; “Seninki, beni boyle gorunce, hem kekeliyerek, hem de yutkunarak - Meltem kusura bakma yaa, rahatsiz ettim galiba - diyebildi.
Ama bu arada, gozleri, hic utanmadan, bir asagi, bir yukari, uzerimde gezinip, duruyordu.
Ben de gayet rahat, - yok onemli degil Mehmet. Neşe’yi soracaksin, ama bizde degil. Markete gidecekti galiba - diye cevap verince, kocan saskinlik icinde - Haa oyle mi? Peki… Pardon… Ben gideyim - diyip asagiya indi.” dedi.
Neşe, “Mehmet bana bundan hic bahsetmemisti, körolasica. Eh, tabi, seni de oyle erotik seyler icinde gorunce, benden de almami istiyor.” Neşe lafina devam edip; “E, peki kocan nerede kalmis?” diye sorunca,
bizim hanim, “O, bakkala gidip raki almis… Mehmet asagi indikten biraz sonra geldi.” diye cevapladi. Neşe; “Gelince alt alta, ust uste olmussunuzdur herhalde!” diye merakla sordu. Meltem de, “Yok sekerim…
Once oturup bir, iki tek aperitif ictik… Birbirimize erotik birseyler anlatip, iyice tahrik olduk… Sonra dedigin gibi iste.”
Neşe, bizim hanima “Meltem, gostersene bana su seksi seylerini bakayim, neler varmis gorelim.” diyince, ben de “hah, iste kiz tava geliyor.
Haydi bakalim, az kaldi.” diye dusundum. Meltem, bunu bizim yatak odasina goturup, cekmecelerden seksi giysilerini cikarmaya basladi. Benim saklandigim odadan, bizim yatak odasi gozukuyordu. Sessizce kapiyi aralayip, yere yatip, caktirmadan bunlari izlemeye basladim.
Neşe, seksi giysilerin arasindan, siyah, vucudu forma sokarak saran, korse, bustiyer, jartiyer takimi buldu. “Aaa, bak Meltem, bu cok seksi valla.” diyince, bizim hanim da “E, giy bakalim, gorelim, nasil duracak.” dedi.
Neşe bir an dusundu, sonra ustundekileri cikarmaya basladi. Donuna kadar soyunmustu. Memeleri, tam da hayal ettigim gibi, gencliginin verdigi dirilikle, “gelin, beni yalayin, emin” diyordu.
Kalcalari, her ne kadar bizim hanimin ki kadar heybetli olmasada, hic puruzsuz, insanin avuclarinda eriyip gidecek gibi, tam domaltip, sikmelikti. Bacaklarini daha once de arabada gormustum zaten…
Upuzun, sutun gibi bacaklari vardi. Uzerine siyah korseyi giyip, alttan destekli, seffaf sutyen bolumlerini goguslerine gecirdi. Gogusleri, simdi iyice diklesmis, sanki bustiyerin uzerinden firlayacakmis gibi duruyordu. Gogus uclari, seffaf sutyenden muthis seksi gozukuyordu. Sikim yine kabarmaya baslamisti.
Bizim hanim “Aa! Ama boyle olmadi… Bu kulotla olmaz… Bak onun takimi var…
Bunu giy.” diye, Neşe’ye, siyah bir g-string uzatti. Neşe, g-string’i gorunce yuzunde bir gulumseme belirdi ve; “Bu ne boyle? Bunu ha giymissin, ha giymemissin, ne farkedecek? Cok alemsin valla Meltem.” dedi.
Karim da buna; “Ee kizim, isin gizemi orada iste. Hem gosteriyorsun, hem de sakliyorsun gibi oluyor. Orani tamamen acip gostermekten cok daha seksi.
Erkekler buna bayilir.” diye cevap verdi. Neşe, ayakta kulodunu cikarinca, yandan butun kalcalari ve tertemiz aminin profili ortaya cikti.
Hasta olmustum…
Suradan firlayip, oracikta, karimin gozleri onunde sikmek istiyordum onu, ama tabii ki kendimi tutttum.
Neşe, g-stringi giydi. Ama kucucuk ve seffaf kulot, dedigi gibi, hakikatende hic bir ise yaramiyordu. Külotun önü, Neşe’nin kabarik aminin, iki yanagi arasina kacmisti bile.
Karim, “Al bakalim… Bununla tamamla kiyafetini.” diyip, siyah, super ince bir jartiyer corabi uzatti. “Ama dikkatli giy Neşecim, kacirma corabi.” diyince,
Neşe yataga oturup, dikkatle corabi giymeye basladi. Seksi hareketlerle, sanki sahnede gosteri yapar gibi, bacaklarini uzata, uzata giyordu corabini.
Karim “Ayol, sen de az degilmissin kiz.” diye laf atiyordu. Neşe’nin giydigi coraplarin arkasi cizgiliydi. Bu arkasi cizgili coraplari, karimla birlikte izledigimiz erotik bir filmde gormus ve cok seksi bulmustuk. Sonra da, karim bunlardan, farkli tonlarda bir kac tane almis, bir aksam bana surpiz yapmisti.
Neşe, coraplarini giyince, ayaga kalkip, jartiyerinin onlerini bagladiktan sonra, bizim hanim “Dur, jartiyerinin arkalarini baglarken sana yardim edeyim.” diyip, Neşe’nin arkasina gecti.
Kopcalari baglarken, “Aferin kiz! Orani hep boyle temiz mi tutarsin?” diye, belli ki bahaneden laf uydurup, bir eliyle Neşe’nin amini yoklamaya basladi. Ip gibi kulot, zaten, kalcalarinin, aminin yarigina girmis oldugu icin, karim, iki parmagi ile, Neşe’nin aminin yanaklarini oksuyordu. Jartiyer isi bitince, karim, Neşe’ye yuksek topuklu, bantli, frapan ayakkabilarindan birisini verdi.
“Gel, giy bakiyim bunlari. Sana olur herhalde. Bantlarini ayarla, tamamdir.” dedi. Neşe, ayakkabilarin bantlarini ayarlarken, kipkirmizi ojeli ayak parmaklari cok seksi gorunuyordu. Karim, “Ohh yavrum! Venus gibi oldun ayol. Hadi, simdi bir de makyaj yap…
Ondan sonra gec aynada kendine bak. Gor bakalim, kocan seni boyle gormek istemekte haklimiymis, degilmiymis.” Neşe, makyajini yaparken, bizim hanim da, Neşe’nin uzerindeki erotik kiyafetlerin benzerlerinin, ten renginde olanlarini giydi…
O da makyajini yapti. “Ayy! Neşe, ikimiz bu kiyafetlerle, heriflere yaptiramayacagimiz sey yok, di mi kiz?” diyince, Neşe de, “Ayol, haklıymışsın sekerim… Cok seksi olduk. Ay, ilk iş, ben de aliyorum bunlardan.
Bizim herifi perisan edeyim de gorsun bakalim.”
Bizim hanim yumusakca, “Film seyredecekmiyiz Neşecim?” diye sorunca, kiz “Olur ayol… Hadi sen tazele saraplarimizi da, kafamiz guzellessin.” diye cevapladi ve bunlar salona gectiler.
Meltem kadehleri doldurup, bir tane film baslatti. Ben salonun girisine gelmis, koridorda yere tam siper yatmis, yine, caktirmadan bunlari izliyordum.
Filmde, eve televizyon tamiri icin gelen bir zenci, evin hanimini ve onun arkadasini sikiyordu.
Zencinin yarragi benimkine yakindi. Senaryo mukemmeldi. Karim iyi calisiyor, Neşe’yi, konuya isindirmaya calisiyordu.
Neşe’ye donup “Bak hayatim, karilar nasilda aliyorlar kol gibi yarragi… Sen bana soruyordun; nasil aliyorsun kocaninkini diye… Bak, gor iste!” diye, filme yorum getiriyordu.
Bu arada, Neşe, uzerindekileri cok begenmis, seffaf bolumlerinden kendi vucudunu oksuyordu. Bir ara, karimin vucuduna da bakti. “Meltem, seninkiler de cok seksiymis ayol.” dedi. Karimin yuzune bakip “Sen niye ruj surmedin?” diye sorunca,
bizim hanim “Aa, unuttum valla.” diyip, piskinlikle, “Ay, senin dudaklarinda gereginden fazla ruj var! Gel, birazini bana sur ayol” diye cevapladi.
Neşe, sanki normal bir sey yapiyormus gibi, basini karima cevirdi, karim da yuzunu Neşe’ye yaklastirip, dudaklarini, Neşe’nin dudaklarina degdirdi.
Sanki, onun dudaklarindaki ruju, kendi dudaklarina suruyormus gibi yapip, dudaklarini, Neşe’nin dudaklarina surterken, Neşe, vucudunu iyice karima dogru cevirince, ikisinin memeleri, sutyenlerinin uzerinden birbirine surtunmeye basladi.
Meltem, dudaklarini aralayip, dilini cikartip, hafifce Neşe’nin dudaklarini yalamaya basladi. Neşe, gozlerini kapatmis, anlasilan sarabin etkisiyle havaya girmis, filmdeki zencinin yarraginin azametiyle de, belli ki tahrik olmustu.
Neşe de dudaklarini acip, dilini cikartinca, bunlarin dilleri, birbirini yalamaya, emmeye basladi. Karim, bir elini Neşe’nin omzuna atip, kizi kendine cekti.
Neşe, iki koluyla karima sarilip, vucudunu surtmeye basladi. Ok yaydan cikmisti.
Bizim hanim ve Neşe, belli ki iyice kizismislar, gozlerimin onunde yiyisiyorlardi. Neşe’nin, benim gizlice onlari seyrettigimden haberi olsa, acaba yine de, Meltem’le boyle rahatca sevisir miydi?
Karim, bir elini Neşe’nin vucudunda dolastiriyor, kizin her yerini oksuyordu. Memelerini orten, sozde sutyeni indirip, iki parmagiyla gogus uclarini cimdiklemeye basladi.
Neşe, karimin dudaklarini, dilini emmekten kendini alamiyordu. Bizim hanim, kendini Neşe’nin dudaklarindan kurtarip, memelerine egilip, emmeye basladi.
Bir eliyle de, corapli bacaklarini oksuyor, amina dogru yaklasiyordu. Apus arasina gelince, aminin dudaklari arasina sıkışmış olan kulotunu kenara siyirip, iki parmagini sokup, cikarmaya basladi.
Bu arada, kafasini kaldirip, Neşe’ye “Ay, kiz, sen ne bicim sulanmissin oyle? Bunlari giyip, zenci yarragini gorunce azdin degil mi?” diyerek gulumsedi. Sonra, oturduklari koltukta, Neşe’den izin isteyip, sirtustu yatti.
Neşe’ye “Gel ustume, benim kadin sevgilim.” diyince, Neşe de Meltem’in uzerine yatti. Simdi, vucutlari tamamen birbirine yapismis, dansozler gibi zevkle kivranip, duruyorlardi. Bacaklari birbirinin arasina girmis, tutkuyla birbirlerinin islak amciklarina bastiriyorlardi.
Karim, Neşe’ye “Daha once hic kadinla yaptin mi?” diye sorunca, Neşe, “Okuldayken erkeklerle opusemeye cesaret edemedigimiz icin, nasil oluyor diye, bir kez, bir kiz arkadasimla opusup, birbirimizi oksamistik… Ama hepsi bu. Ileri gitmedik.
Ya sen?” diye karima sordu.
Bizim hanim “Ay, ben hic yapmadim valla!” diye cevap Verdi. Sonra, yine ihtirasla opusmeye devam ettiler. Elleri ile birbirlerini oksuyorlar, hafif hafif inliyorlardi. Cok zevkliydi. Kadin, kadina sevismeyi, ben de, daha once filmler disinda hic gormemistim. Karim butun işi yonetiyordu.
Neşe’ye “Dön bakalim simdi… Getir, oranin tadina bakalim.” diyince, Neşe, karimin uzerinde döndü. Simdi, tam 69 pozisyonunu almislardi. Bizim hanim Neşe’nin, Neşe’de onun amini yaliyordu. Kizismis karim, Neşe’nin aminin dudaklarini hoyratca emiyordu.
Derken, dilini sokup cikartarak, adeta kizi sikmeye basladi. Bunlar, bu sekilde, inleye, inleye birbirlerini bosalttilar.
Ben, siranin ne zaman bana gelecegini, merakla ve sehvetle bekliyordum. Karim, Neşe’ye beni sunmak icin, musait anı kolluyordu anlasilan…
Yoksa kuşu urkutebilirdik. Bu da rezalet olurdu. Sevisme sonrasi, ikisi de, kanepenin birer ucuna oturmuslar, saraplarini yudumluyorlardi. Karim, bacaklarini kanepenin uzerine uzatip, ayak parmaklari ile Neşe’nin amina masaj yapmaya basladi.
aynisini Neşe’de yapti. Simdi, ikisi de, karsilikli, kanepenin iki basina sirtlarini yaslamis, ayak bas parmaklarini birbirlerinin amina sokup, cikartiyorlardi. Sanirim, ayaklarinda corap oldugu icin, tirnaklari amlarina batip, acitmiyordu. Corapli ayaklari, islak amciklarina daha kaygan bir sekilde girip, cikiyordu.
Iste, yine karilar arasi sikis baslamisti. Yarragim, dimdik, sepsert olmustu… Artik, pantolona sığmıyor, ozgurlugune kavusmak istiyordu. Pantolonun onunu acip, cikarttim ve sivazlamaya basladim.
Bizim hanim, kanepenin uzerinde, biraz daha Neşe’ye dogru kaykilip, Neşe’yi de, bacaklarindan kendine dogru cekti. Kanepenin uzerinde, bacaklarini uzatmis, karsilikli otururlarken, ikisi de bacaklarini birbirlerinin arasindan gecirip, kasiklarini birbirlerine yasladilar. Am, ama gelmislerdi.
Ikisinin de ami, tertemiz, pırıl, pırıldı. Cirlop gibi amcıklarını, zevkle birbirine surterken, anlasilan sirilsiklam olduklari icin, garip sesler cikiyordu.
Bu arada, birbirlerinin ayak parmaklarini agizlarina goturmus, emiyorlardi. Karim, Neşe’nin ayak tabanlarini, corabinin uzerinden yaladikca, kadin ihtirasla, yay gibi geriliyor, kendini iyice Meltem’in amina yasliyordu.
Karim, kizin topuklarini, yaliyor, isiriyordu. Neşe de, az once amina giren, kendi aminin sulariyla islanmis, karimin corapli ayak parmaklarini agzina almis, tutkuyla, yarrak emer gibi emiyordu.
Bu sekilde, amciklarini birbirlerine surte, surte bastan cikartici bir manzara olusturdular ve bagira, bagira bosaldilar. Onlar bosalinca, ben de kendimi tutamadim ve elime bosaldim.
Birbirlerini iki kez bosalttiktan sonra,ikisi de, gozleri kapali, sanki baygin dusmuslerdi. Once bizim hanim biraz dogruldu ve Neşe’nin eline sarabini verdi.
Hala pozisyonlarini bozmamislardi. Bacaklari birbirinin arasindan gecmis vaziyette, oylece, am, ama duruyorlardi. Azgin karim, hafif, hafif kimildayarak, tekrar, amini, Neşe’nin amina surtmeye basladi.
Neşe, karima, “Ohh, cok hosuma gitti.” diyince, Meltem; “Ay, kiz iki kere bosaldik… Valla cok zevkliymis! Ara, sira yapalim bunu ayol, ne dersin?” diyince, Neşe, sozde utanmis gibi gulumsedi.
Ve karim bombayi patlatti: “Ne dersin kiz, filmdeki zenci gibi birini, mesela benim Sami’yi de alalim mi aramiza? Once, biz ikimiz sevisiriz…
Sonra da cagiririz onu, gelir, ikimizi de yeter… Ne dersin? Cok zevkli olur valla.” diyince,
Neşe biraz dusunup, “Olmaz be Meltem… Ay ben cok utanirim. Sonra nasil bakarim, hem senin, hem de onun yuzune. Valla tasinmamiz gerekir buradan, o derece yani.” diye cevapladi.
Bu cevap karsisinda ben cok bozuldum. Bu kadar cabamız bosa gidiyordu… Plan yurumemisti…
Bizim hanim, Neşe’yi ikna edememisti. Ama, Neşe’nin karsi teklifini duyuca, daha da şok oldum: “Meltem! Peki, benim herifle yapmaya ne dersin? Hem sen daha az utangacsin… Bak, fena mi olur ayol? Yine, hem ikimiz yapariz, hem de, kendimizi bir guzel siktiririz!” diyince,
karim da, belli ki acayip sasirdi. Biraz dusunup, “Ay, iyi kiz. Tamam ayarla seninkini, yapalim.” diye cevapladi. Bu, hic beklemedigim bir cevapti…
Yine, bana sormadan evet demisti. Simdi durum cok karismisti. Meltem, zaten bu Mehmet okuzu ile yapmisti, ama bunu tabii ki Neşe bilmiyordu.
Simdi, bu Mehmet, karimi sikerken, Neşe bunlarin daha once sikistiklerini bakalim anlayabilecek miydi?
Neşe gidince, karimi bir de ben becerdim. Bana, yalvarir gibi, dudaklarini buzerek “Izin vericen di mi kocacim?
Ay, valla sonunda sana ayarliyacam bu kizi.” diyince,
“Verdim, gitti.” dedim.
Karimin boyle yalvarmasinin yani sira, aslinda, soylemesi ayiptir, o bana gelipte, baska herifle nasil sikistigini anlatinca, cok tahrik oldugum icin bunu kabul etmistim....

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
KOMSUNUN KARISINI KAPAYIM DERKEN KARIMI KAPTIRDIM
Alt katimizda yeni evli bir cift oturuyor. Neşe ile Mehmet. Adam benden yasli duruyor, ama kiz tam bir çıtır. Bizim daire, denize nazir bir konumda. Aksamlari, bazen balkonda demlenirken, bunlar da asagida, balkonda oluyorlar.
O arada, bizim hanimin cenebazligi sayesinde laflasiyoruz. Kiz genellikle askili bir tisort ve mini sort giyiyor. Ben hemen, yukaridan, goguslere ve bacaklara odaklaniyorum.
Bizim hanim, bazen yavasca “hinzir, şaşı olacan valla” diye takiliyor.
Bir gun sabah, babamin yanina, ise gitmek icin evden ciktim. Arabayla otoparktan hareket edecekken bunlari gordum. Oglan, arabayi calistirmak icin ugrasip duruyordu.
Yardim etmek icin indim, ben de denedim, falan ama, olmadi. Nereye gittiklerini sordum, sehre iniyorlarmis. Bizim buro da tam sehir merkezinde oldugu icin
“gelin, sizi birakayim bari, nereye istiyorsaniz” deyince,
“zahmet olacak” diyip bindiler.
Adam one, kiz arkaya oturdular. Yolda konusurken, tapuda isleri oldugunu ogrendim. Bir arazi ihtilafi varmis. Bizimde basimizdan gectigi icin, biraz bilgi verdim. Ben anlatirken, Neşe ilgiyle dinliyordu. Ön, iki koltugun arasina dogru egılmıs, ortadaki şaft yukseltisi nedeniyle bacaklarini iki yana acmisti.
Konu bitince, yerini degistirmeden arkaya yaslandi. Bacaklari hala acikti. Aynayi duzeltiyormus gibi yapip, tam onun bacaklarina ayarladim. O sirada, bir suru bir seyler anlatiyordu. Benim ne yaptigim pek umrumda degildi.
Neşe’nin diz ustu etegi, arkasina yaslaninca siyrilmis, bacaklari biraz daha acilmisti. Cok seksiydi. Yanimda kocasi oturuyordu, ama gozlerimi alamiyordum.
Neredeyse kaza yapmaktan korkuyordum. Boya da olsa, sariya yakin saclari, yesil gozleri ile, dipdiri, bir icim suydu.
Aksam karima anlattim. Harbi, harbi “Bana yasli karilari ayarlayacagina, bunu ayarlada bir seye benzesin bari” dedim.
Karim da bana “kocum benim! Sen benden gizli bir sey yapma, ben sana dunyalari ayarlarim” diye cevap verdi.
Bu arada, karim beni şok edecek bir sey soyledi. Mehmet denilen hiyar, her firsatta bizim kariyi kesiyormus. Benim hic dikkatimi cekmemisti, ama kadinlardan kacmiyor demekki.
Onunde dipdiri karisi dururken, herifin gozu hala disarlarda anlasilan.
Vay pezevenk. Karim bana “dur biraz sabret. Ben, sana onu, oyle, ya da boyle ayarlayacagim. Kiz biraz urkek. Once bir yoklama cekelim, bakalim” dedi.
Neşe, bir ara Istanbul’da ki ailesinin yanina gitmisti.
Bizim hanim, “eh, ne de olsa komsumuz olur, evde bekar, yalniz adam” diyip, haftada bir, Mehmet’e evde pisen yemeklerden goturuyordu.
Yine boyle bir aksam, asagiya indi ve tam bir saat sonra geldi. Ben, mac seyrederken, biranin verdigi uyusuklukla, saatin nasil gectigini anlamamistim.
Meltem geri geldiginde, saate bakinca anladim. Karim hemen mutfaga suzuldu.
“Meltem!” diye hanima seslendim.
“Gel bakayim buraya. Ne yaptin asagida bir saattir? Herife yemegini verdin, bir de altina mi girdin?” diye sordum, biraz sinirle.
Karim salona gelip “yok be kocacim. Dertlestik biraz.” falan diye gecistirmeye calisti. Ama yuzume bile bakamiyordu.
“Anlat, anlat. Bak kizmicam.” diye biraz sevkat gosterince, agzindaki baklayi cikardi.
Mehmet, sofrada tek basina raki iciyormus. Yemekler gelince, “gel be Meltem bacim. Sana da bir kadeh koyayim. Beraber parlatalim bir, iki duble” falan diyince, bizim hanim “olur mu Mehmet! Sami yukarida, evde. Sonra beraber geliriz.” demis, ama adam cok israr edince
“eh, koy o zaman. Ama suyu bol olsun” diye bir duble almis. Baslamislar sohbete.
Ordan, burdan konusurlarken, Mehmet ickinin verdigi cesaretle, mahrem konulara girmis.
“Meltemcim, bizim Neşe gideli bir ayi gecti. Gelmesine daha bir ay var. Burada abazan kaldik valla. Cok ozledim onu. Hem duygusal olarak, hem de anlarsin ya!” falan diye anlatiyormus.
“Kendi basima ne yapacagimi sasirdim. Baska kadinlara da gitmek olmuyor. Bir goren olur, yakalanirsin, hastalik var. Riskli isler.” diyip duruyormus.
Anlayacaginiz, ahlaksiz herif, bizim kariya yazilmaya calisiyormus.
Karim “hadi ben kactim, gec oldu” diye kalkinca, bu da pesinden kalkmis. Meltem kapiya dogru yururken,
Mehmet arkasindan; “Yenge be, yanlis anlama ama, sende de ne kalcalar varmis. Adami kendinden geciriyor.” diyince,
karim “aaa! Cok ayip, ayol bunlari duymamis olayim. Bak bir daha gelmem.” diye karsilik vermis. Bu hiyar da “Tamam yaa, cok ozur dilerim.” diyip kapiyi acmis.
Bizim hanim, alı, al moru, mor geldi. Meltem’e “seni kaltak. Senin de hosuna gitmis bakiyorum.” diyince, yarim agizla “olur mu be Sami?” dedi. Ama belli ki, herifin komplimalari hosuna gitmisti.
Bu olaydan iki, uc gun sonra, daha bir hafta bile olmadan, karim, yine elinde kucuk bir tencere; “Samicim, Mehmet’e şunu goturup, geliyorum.” diyince,
“ooh iyisin! Herif hosuna gitti bakiyorum. Biz adamin karisina bir guzellik düşünüken, herif seni goturecek kasla, göz arasinda.” diye, sakayla karisik çıkıştım.
Meltem; “Erkegim benim. Oyle, ya da boyle, ben senin isini ayarlamaya calisiyorum. Herif abazan kalmis, birak bir kac laf atsin, bos ver. Bak, komsumuz,ayiptir.
Ben bir yere gittigim zaman, Neşe de sana bakar, fena mi olur?” dedi ve cikti. Bu sefer yarim saatte döndü.
“N’oldu? Erken döndün. Şipşak isi bitirdiniz mi?” diye dalga gecerken, karim heyecanli, heyecanli
“Aman Sami… Bu herifin gözü dönmüş. Bir daha gitmem valla.” diye kapidan girdi.
Bu, elinde tencereyle kapidan girip, salona dogru yururken, herif, arkasindan, elini gotune atmis. Karim da elinde tencere, oylece kalakalmis. Tencereyi masaya koyar, koymaz, tam dönüp cikacakken,
Mehmet, karimi kolundan tutup, kendine cevirmis, dudaklarina yumulup, baslamis opmeye. Karim “dur, n’olur yapma… Simdi kocam gelir, oldurur valla ikimizi de.” falan demis, ama herif “Senin bu kalcalarina benim canim feda.” diyip, karimin etegini kaldirip, gotunu oksamaya baslamis.
Karim, Mehmet’in elinden kurtulmaya calisirken, herif, bir yandan da, karimin önünü oksuyormus. Karimi masaya yaslayip, fermuarini cozmus ve taş gibi sertlesmis sikini disari cikartmis. Karimin altinda kulotlu corabi olmasa, neredeyse oracikta sokuverecekmis.
Bu arada, opmeye devam ediyormus. Karim, rezalet cikmasin, nasil olsa kurtulurum elinden, diye bagirmaktan cekinmis. Ama sonunda, herif israrla ve sehvetle opmeye devam edince karim kendini salmis.
Bu, karimin corabini yirtmaya calisirken, karim; “dur, Mehmetcim boyle olmaz… Ben sana bir gun hazirlikli gelirim.” diye işveli, işveli gulumsemis.
Bunun uzerine, Mehmet ikna olup, karimi sikmekten vazgecmis, ama karimin apus arasina, sikini soka, cikara iyice tahrik olup, sonra kosarak banyoya gidip, bosalmis. Karim da cikip, eve gelmis.
Bunlari duyunca her tarafimi ates basti. Ikisini de oldureyim mi acaba diye dusundum.
Ama cok acayip bir durum oldu: Karim, Mehmet’le bu arasinda gecenleri anlatirken, sikim kabarmis, fena halde tahrik olmustum. Oracikta Meltem’i yere yatirip, corabini delip siktim.
Kızışmış karim da, neredeyse ciglik, cigliga bagirarak benimle sikisti.
Bosalinca, bana; “Bakiyorum, karinin, baska bir erkekle sikismesi fikri seni azdirdi, oyle mi?” diye takildi.
Ben de “Vay namussuz herif! Bir de sikini apus arana sokup, git, gel yapti haa?” diye konusurken, karim, abaza Mehmet’in neler yaptigini anlatiyordu:
“Sami, oyle bir öpüyordu ki, sanki diliyle agzimi sikiyor sandim.” Mehmet, karimi sıkıştırırken; “Bak goruyorsun, karim yok. O gelene kadar, sen benim karim ol. Gel sikiselim, ne var ki? Bak cok zevk alacaksin.” diye yalvariyormus.
Meltem bunlari anlatirken, yarragim yine dimdik oldu ve azdim. “Seni orospu kari! O sikememis, ben bir daha sikeyim bari.” diyip, karimi bir kez daha altima aldim. Cok gariptir, Meltem’i sikerken, herifin ona nasil sahip olmaya calistigini, detaylari ile anlattirip, daha fazla tahrik oluyordum.
Bir sonraki hafta, eve geldigimde, karim evde yoktu. Herhangi bir sey dusunmedim. Genelde bi yere gidecegi zaman hep haberlesirdik. Ben geldikten on, onbes dakika sonra geldi.
Ayaginda terlikleri vardi. “Ne o kiz, neredeydin yine?” diyip, sarilip kucakladim.
Agzi alkol kokuyordu. Oylesine, etegini kaldirip, kalcalarina elimi attim. O da ne!! Altinda donu yoktu…
Asagiya dogru bakinca gordum… Dantelli, acik kahve, seksi coraplarini giymisti. Hemen anladim! “Kiz kahpe, sonunda herifle sikistin mi?” diye sordum.
Kollarimla sıkı sıkıya sarmalamistim. Karim, “Sami, dur kocum, birak anlatayim. Gel otur şöyle, once sana bir buzlu viski hazirlayayim.” diyip, beni oturttu.
Onumde kalcalarini kivirtiyor, eteklerini savurarak, donsuz gotunu gosteriyor, beni tahrik ediyordu. Viskimi getirip, yanima oturdu. Elini sikimin uzerine atti.
“Oo bu olmus, gel, serbest birakalim.” diyip kemerimi cozdu. Benim yarrak oyle buyuktu ki, baska heriflerinki gibi, bir tek fermuari cozup cikartamiyordum.
Kemeri de cozmek gerekiyordu. Meltem, sikimi cikartinca, egilip kafasina bir opucuk kondurdu. Sonra elleri ile oksamaya basladi.
Ben de “ee anlat bakalim, nasil sikistiniz?” diye sorunca, artik gizli, sakli kalmamisti.
Mehmet, isten erken gelip, bizim kapiya dayanmis. Meltem’e “Neşe iki gun sonra geliyor. Bak, bu son şansımız.” diyerek, eve girmek istemis.
Karim, “Sen delirdin mi? Iste o zaman Sami bizi keser… Sen simdi git, duşunu al, temizlen, ben geliyorum.” diyip bunu gondermis. Ardindan kendisi de dus almis, makyaj yapmis, parfumler surunmus, coraplarini, etegini giymis, ama donunu giymemis.
En seksi haliyle, aşağı bu herifin yanina inmis. Adi herif bunu boyle gorunce, neredeyse salyalari akmis. Karim, maalesef zevkle anlatiyordu. Uzun, uzun sevismisler.
Herif, karimin her tarafini opmus, yalamis. Ayak parmaklarindan, amina kadar, yalanmadik yer birakmamis. Aminin etrafini yaladikca, karim iyice azmış. Herifin kafasini sulanmis amina bastiriyormus. Mehmet de, dilini karimin amina sokup, cikartiyor, amciginin dudaklarini emiyormus.
Kulak arkalarini, boynunu, sirtini, kalcalarini oyle ustaca opup, yaliyormus ki, karim urpermekten bayilacak gibi olmus. Goguslerini sehvetle yaliyor, meme uclarini ihtirasla emiyormus. En sonunda karim daha fazla dayanamayip, herifi uzerine cekip, kendi elleriyle, Mehmet’in dimdik olmus yarragini, kizismis amcigina tutkuyla sokmus.
Inleye, inleye sikismisler. Karim bunlari bana anlatirken, bir yandan da, eliyle sikime masaj yapiyordu. Cok hosuma gitmisti. Ama iste, simdi boynuzlu olmustum. Bu ikisine de bir iyilik (!) dusuneyim mi diye aklimdan gecirdim.
Fakat sonra, cok garip ama, karimin bir baskasi ile sikismesi fikrinden zevk aldigimi anladim. Karim, bana Mehmet’in karisini ayarlayacakken, tam tersi olmus, herifin altina yatmisti ve bu beni cok tahrik etmisti.
Ustelik, bir de, bana oldugu gibi, butun detaylari ile anlatiyordu ve ben de bunu sehvetle dinliyordum.
Isin özeti, bizim alt komsu Mehmet, karimi catir catir sikmisti ve ben bir sey yapmiyordum…
Tam tersine karima olanlari anlattiriyordum. Daha fazla dayanamayip,karima; “Gel kucagima bakalim” diyip, oturdugum yerde kucagima oturttum ve ziplata, ziplata siktim.
Bosalinca icinden cikmadim.Karim da benim tempoma uymus, sikimin uzerinde kivirtip duruyordu.
Birden aklima gelince sordum; “Kac saat kaldin kiz orada? Herif bir daha istemedi mi?” diyince, karim, yine biraz utanarak anlatti. Bak şuna, demek sormasam anlatmayacakmis!
Sikismeyi bitirince, dus alip, salona gecmisler. Karim giyinip, toparlanmis. Herif de gelip yanina oturmus. Eteklerini yavas, yavas siyirip, baslamis yine karimin bacaklarini oksamaya.
“Nasil hosuna gitti mi? Kocan seni boyle memnun edebiliyor mu?” falan diyince,
Meltem de ona benim canavardan bahsetmis. Ama herifte ozguven tam ya! Hemen bunu da lehine cevirmis ve “Ooo! Oyleyse, o yarragi hic arkana sokturmamissindir herhalde.” diye acmis konuyu.
Bizim hanim “O yarrak girer mi oraya? Sen deli misin?” diyincede, “Iyi, bak, o zaman benimki girer.” demis.
Karim “Yok! Hic kimseye arkadan vermedim, vermemde.” diyince, herif yine baslamis ikna turlarina. İşte, biraz kremlersek hic acimayacagindan, aslinda amindan sikilir gibi zevk alacagindan, falan, filan.
Bir de “Yani, hic gotten yemeden kalacak misin boyle?” diyince, bizim hanimda da merak uyanmis. Mehmet, karimin “ne yapsam acaba?” tavrini anlayinca, hemen kulaklarini, boynunu, ensesini diliyle hafif, hafif yalayip, Meltem’i tahrik etmis.
Bizim hanim kivama gelince, kendiliginden etegini cikartmis. Bu da, kosarak iceriden vazelin getirmis.
Karim, “Ooo! Sen Neşe’nin gotune bunu mu surup, gotten sikiyorsun?” diye sorunca,
o da “Evet, Neşe bayilir… Gotten benim yarragi, amina da, iceride bir dildo var, onu alir… Gozlerini kapatip, bana, sanki iki kisiyle sikisiyormus gibi hayal kurdugunu anlatir,” diyince, bizim hanim; “Bak sen! Neşe ne azgin kariymis da, bize masum kiz roller yapiyor.” diye dusumus.
Mehmet hiyari, vazelini once parmaklarina surup, karimin got deligini iyice bir alistirmis.
Karim gercekten zevk almaya baslamis… Ama, parmak yerine yarrak girince, acitir diye hala korkuyormus. Herif, vazelini yarragina da surup, cok kibarca, yavas, yavas vermis iceri. Karim, ilk basta biraz irkilmis…
Mehmet, gidip, gelmeye baslayinca, bizimkisi de zevk almaya baslamis. Bu arada, herif, karimin aminada parmaklarini sokup, cikartiyormus.
Mehmet, karimi, sehvetle, gotten sikerken, dayanamayip karimin sıkı gotune bosalmis. Pust herif, hem gotunde sikinin, hem de aminda parmaklarinin mahareti ile, karimi da bosaltmis. Tabii, karim da bu sikisten buyuk zevk almis.
NEŞE
Boylece, karim bana borclu kalmisti… Artik, mecburen Neşe’yi bana ayarlayacakti. Zaten, iyice iclerine kadar girmisti. Bundan sonrasinda, isi kolay olur diye dusunuyorduk.
Neşe, Istanbul’dan dondukten sonra, karimla samimiyeti ilerletti. Artik, cat kapi, gunduzleri birbirlerine gidip, geliyorlardi. Bir gun, karim buna sarap ikram etmis.
Bir, kac kadeh saraptan sonra, konu donmus, dolasmis sekse gelmis. Karim, benim canavardan bahsetmis… Neşe; “Ohh be Meltem! Nasil aliyorsun onu icine?
Ben korkarim valla.” diyince, karim “tuh! Urkuttuk tavsani” diye dusunmus. Kafalar iyi olunca, karim, Neşe’ye film seyretmeyi teklif etmis.
Neşe “ne filmi?” diye sorunca, bizim hanim da “Ne filmi olacak kiz, porno iste.” demis.
Neşe, “Olur abla, seyrederiz de, kocan cikip gelmez di mi? Rezil olmayalim da.” diye sormus. Bizim hanim “Merak etme, gelmez.” deyip filmi baslatmis.
Karim, Neşe’yi bana hazirlamak icin, iki kadin, bir erkegin sevistigi bir film secmis. Bunlar, filme kendilerini kaptirmislar, ickinin de etkisiyle “uff, adam nasil soktu…
Bak, kadinlar nasil seviyorlar birbirlerini…” gibi acik, sacik yorumlar yapiyorlarmis.
Bizim hanim, saraplari tazeliyeyim bahanesiyle kalkip, donuste, kanepede Neşe’nin yanina oturmus.
Kendi uzerindeki, önü dugmeli, ev elbisesinin dugmelerini eteklerinden, apus arasina kadar cozmus.
Tanga kulotu ortaya cikinca, eliyle, baslamis orasini oksamaya. Neşe, bir yandan filmi seyrederken, bir yandan da, gozleri fal tasi gibi acilmis vaziyette, karimin kendisini oksayisina bakiyormus.
“Aaw, valla sende hic utanma yok…” diyince, bizim hanim piskin, “Bosver kizim, ayri, gayri mi var? Sen de yap, zevk al filmden.” diye cevaplamis.
Bu Neşe, şuh bir edayla gulumseyip, “Olmaz ayol, yapamam oyle ortalikta.” demis. Bizim hanim da, bunun bacaklarina elini atip, oksayarak, baslamis etegini kasiklarina dogru siyirmaya. Bir tepki gormeyince, apus arasina kadar ilerleyip, hedefe ulasmis… Urkutmeden, yavas, yavas kulotunun uzerinden Neşe’nin amini ellemeye baslamis.
Neşe donup “Ayy, yapma Meltem… Valla icim bir hos oldu.” diyince, karim egilip, bunun dudaklarina bir opucuk kondurmus… Daha ilk seferde korkutmamak icin, elini cekmis. Neşe, “ay Meltem, sende neler varmis valla…
Tahrik oldum!” diyince, karim “Fena mi bak… Kocani bu gece azginca bastan cikartirsin.” diyerek, gulmus. Neşe “valla gelisini dort gozle bekliyorum” demis. Film bitince, Neşe kalkip evine gitmis.
Karim, bana bunu anlatinca, “Bu sarap ve film muhabbetlerini tekrarlarsaniz, bana haber ver, evde kalirim.” dedim. “Kucuk odaya saklanip beklerim.
Bakarsin, bana gerek duyarsiniz! Anlatabiliyor muyum?” diyince, karim “tamam kocum benim! Dur bakalim, ben onu tava getirmeye calisacam.” dedi.
Aradan bir hafta gecmisti. Bizim hanim Neşe’yi, “Kiz yarin gel, yine saraplarimizi icer, film seyrederiz. Ne dersin?” diye cagirmis. O da, istekli bir tavirla “olur gelirim.” diye karimin davetini kabul edince, bizim hanim “Bak, yarin geliyor” diye bana haber verdi.
Kapi calininca, hemen kucuk odaya saklandim. Gelen Neşe’ydi. Bunlar, mutfakta uc, bes sohbetten sonra salona gecip, saraplarini icmeye basladilar.
Kapiyi aralayip, can kulagi ile konusulanlari dinliyordum. Gecen gun, bizim hanim minibusle sehre inmis. Yaninda oturan herif, bacagini, bizimkinin bacagina surtturup, duruyormus.
Meltem, rezalet cikmasin diye, birsey demeyince, cesaretlenen odun herif, bu sefer, elini kendi bacaginin kenarina koymus.
Akli sira, karimin bacagini oksuyormus. Bizim ki, “Kendimi dar attim minibusten.” diyince,
Neşe de kendi basina gelen bir olayi anlatti. Bankada oturmus, sirasini beklerden, karsisindaki koltuklarda oturan bir herif, yiyecek gibi bunu kesiyormus.
Öküz herifin, nasil olsa o kadar insanin icinde bir sey yapamayacagini bildiginden, inadina bacak, bacak ustune atmis. Ara sira bacaklarini degistiriyor, etegi siyrilinca da, duzeltmiyormus.
Herif, neredeyse salyalari akarak, agzi acik, bunun bacaklarina bakiyormus. Bacaklarini degistirirken, super frikikler veriyor, adami cildirtiyormus.
Adam bu yuzden sirasini kacirmis. Neşe’nin sirasi gelince bankoya gitmis, adam da ruyadan uyanmis herhalde. Sonra, bankadan cikinca takip eder diye korkmus, ama bankodan ayrilinca adami gorememis. Bu Neşe, cok masum gibi gorunuyor, ama aslinda malin gozu, diye dusundum.
Ickiler etkisini gostermeye baslayinca, birbirlerine, kocalari ile nasil sevistiklerini anlatmaya basladilar. Neşe, karima; “bizim Mehmet bana - git biraz seksi kiyafetler al – diyor,
ama Meltem, bunlar nereden alinir bilemiyorum ki? Hem bilsemde utaniyorum valla.” dedi.
Bizim hanim “Utanma kiz. Bak, erkekler bayilir oyle seylere. Benim de hosuma gidiyor.” diyince,
Neşe lafini kesip “Bizimki, - eve geldigimde, diger kadinlar gibi, ara, sira beni niye oyle karsilamiyorsun? - diyip duruyor. Sen, hic kocani oyle karsiliyor musun?” diye sordu.
Meltem “Tabii ki sekerim. Ara, sira, giyiyorum seksi kiyafetlerimi, ya da yalnizca erotik ic camasirlarimi, oyle karsiliyorum kocami. Beni oyle gorunce dayanamiyor, cok sehvetli sevisiyoruz ayol.” diye cevapladi ve ekledi; “Hatta, bak, bir gun ne oldu: Ben, Sami’nin geldigini camdan gordum.
Arabasini otoparka parkederken, hemen makyajimi tazeliyeyim, parfumumu sureyim diye odaya gittim. Tam bitirmistim ki, kapi caldi. Normal olarak, Sami oldugunu dusunup, delikten bakmadan, oylece kapiyi actim… Şok oldum!
Tahmin et bakalim kim cikti? diye sorunca, Neşe basladi siralamaya; kapici, bakkalin ciragi falan diye. Bizim hanimin cevabi beni de şok etti… Cunki, bundan bana da bahsetmemisti. Kapidaki, Neşe’nin kocasi Mehmet’mis.
Neşe, bunu duyunca agzi acik kaldi. “Aaa, ne vardi peki ustunde? Cok mu acikti yani?” diye sordu, birazda kiskanclikla. Bizim hanim da domuzluguna, “Acik ne kelime kiz.
Neredeyse, ustumde hic bir sey yoktu, ama aslinda cok seksi seyler vardi.
Uzerimde, bej rengi, seffaf, askili, derin gogus dekolteli, beline kadar yirtmacli bir gecelik, ki hic giymesende olur, giyince butun gotun, basin meydanda kaliyor zaten, icine ne sutyen, ne de kulot giymemistim.
Altimda da ten rengi dantelli bir jartiyerle bagladigim, acik kahve, arkasi dikisli coraplarim ve de topuklu terliklerim vardi.” diye, insani azdiran erotik kiyafetini anlatti.
Neşe “Ayy valla, tam sikilmeye hazirmışsın! Ayol, ben bile dayanamam bu goruntune, atlardim uzerine.” dedi. Neşe’nin bu soylediklerini saklandigim odadan duyunca, kulaklarima inanamadim,
“Vay kaltak! Bak, bir de lezbiyen yani varmis.” dedim kendi kendime. Karim, Neşe’ye; “Seninki, beni boyle gorunce, hem kekeliyerek, hem de yutkunarak - Meltem kusura bakma yaa, rahatsiz ettim galiba - diyebildi.
Ama bu arada, gozleri, hic utanmadan, bir asagi, bir yukari, uzerimde gezinip, duruyordu.
Ben de gayet rahat, - yok onemli degil Mehmet. Neşe’yi soracaksin, ama bizde degil. Markete gidecekti galiba - diye cevap verince, kocan saskinlik icinde - Haa oyle mi? Peki… Pardon… Ben gideyim - diyip asagiya indi.” dedi.
Neşe, “Mehmet bana bundan hic bahsetmemisti, körolasica. Eh, tabi, seni de oyle erotik seyler icinde gorunce, benden de almami istiyor.” Neşe lafina devam edip; “E, peki kocan nerede kalmis?” diye sorunca,
bizim hanim, “O, bakkala gidip raki almis… Mehmet asagi indikten biraz sonra geldi.” diye cevapladi. Neşe; “Gelince alt alta, ust uste olmussunuzdur herhalde!” diye merakla sordu. Meltem de, “Yok sekerim…
Once oturup bir, iki tek aperitif ictik… Birbirimize erotik birseyler anlatip, iyice tahrik olduk… Sonra dedigin gibi iste.”
Neşe, bizim hanima “Meltem, gostersene bana su seksi seylerini bakayim, neler varmis gorelim.” diyince, ben de “hah, iste kiz tava geliyor.
Haydi bakalim, az kaldi.” diye dusundum. Meltem, bunu bizim yatak odasina goturup, cekmecelerden seksi giysilerini cikarmaya basladi. Benim saklandigim odadan, bizim yatak odasi gozukuyordu. Sessizce kapiyi aralayip, yere yatip, caktirmadan bunlari izlemeye basladim.
Neşe, seksi giysilerin arasindan, siyah, vucudu forma sokarak saran, korse, bustiyer, jartiyer takimi buldu. “Aaa, bak Meltem, bu cok seksi valla.” diyince, bizim hanim da “E, giy bakalim, gorelim, nasil duracak.” dedi.
Neşe bir an dusundu, sonra ustundekileri cikarmaya basladi. Donuna kadar soyunmustu. Memeleri, tam da hayal ettigim gibi, gencliginin verdigi dirilikle, “gelin, beni yalayin, emin” diyordu.
Kalcalari, her ne kadar bizim hanimin ki kadar heybetli olmasada, hic puruzsuz, insanin avuclarinda eriyip gidecek gibi, tam domaltip, sikmelikti. Bacaklarini daha once de arabada gormustum zaten…
Upuzun, sutun gibi bacaklari vardi. Uzerine siyah korseyi giyip, alttan destekli, seffaf sutyen bolumlerini goguslerine gecirdi. Gogusleri, simdi iyice diklesmis, sanki bustiyerin uzerinden firlayacakmis gibi duruyordu. Gogus uclari, seffaf sutyenden muthis seksi gozukuyordu. Sikim yine kabarmaya baslamisti.
Bizim hanim “Aa! Ama boyle olmadi… Bu kulotla olmaz… Bak onun takimi var…
Bunu giy.” diye, Neşe’ye, siyah bir g-string uzatti. Neşe, g-string’i gorunce yuzunde bir gulumseme belirdi ve; “Bu ne boyle? Bunu ha giymissin, ha giymemissin, ne farkedecek? Cok alemsin valla Meltem.” dedi.
Karim da buna; “Ee kizim, isin gizemi orada iste. Hem gosteriyorsun, hem de sakliyorsun gibi oluyor. Orani tamamen acip gostermekten cok daha seksi.
Erkekler buna bayilir.” diye cevap verdi. Neşe, ayakta kulodunu cikarinca, yandan butun kalcalari ve tertemiz aminin profili ortaya cikti.
Hasta olmustum…
Suradan firlayip, oracikta, karimin gozleri onunde sikmek istiyordum onu, ama tabii ki kendimi tutttum.
Neşe, g-stringi giydi. Ama kucucuk ve seffaf kulot, dedigi gibi, hakikatende hic bir ise yaramiyordu. Külotun önü, Neşe’nin kabarik aminin, iki yanagi arasina kacmisti bile.
Karim, “Al bakalim… Bununla tamamla kiyafetini.” diyip, siyah, super ince bir jartiyer corabi uzatti. “Ama dikkatli giy Neşecim, kacirma corabi.” diyince,
Neşe yataga oturup, dikkatle corabi giymeye basladi. Seksi hareketlerle, sanki sahnede gosteri yapar gibi, bacaklarini uzata, uzata giyordu corabini.
Karim “Ayol, sen de az degilmissin kiz.” diye laf atiyordu. Neşe’nin giydigi coraplarin arkasi cizgiliydi. Bu arkasi cizgili coraplari, karimla birlikte izledigimiz erotik bir filmde gormus ve cok seksi bulmustuk. Sonra da, karim bunlardan, farkli tonlarda bir kac tane almis, bir aksam bana surpiz yapmisti.
Neşe, coraplarini giyince, ayaga kalkip, jartiyerinin onlerini bagladiktan sonra, bizim hanim “Dur, jartiyerinin arkalarini baglarken sana yardim edeyim.” diyip, Neşe’nin arkasina gecti.
Kopcalari baglarken, “Aferin kiz! Orani hep boyle temiz mi tutarsin?” diye, belli ki bahaneden laf uydurup, bir eliyle Neşe’nin amini yoklamaya basladi. Ip gibi kulot, zaten, kalcalarinin, aminin yarigina girmis oldugu icin, karim, iki parmagi ile, Neşe’nin aminin yanaklarini oksuyordu. Jartiyer isi bitince, karim, Neşe’ye yuksek topuklu, bantli, frapan ayakkabilarindan birisini verdi.
“Gel, giy bakiyim bunlari. Sana olur herhalde. Bantlarini ayarla, tamamdir.” dedi. Neşe, ayakkabilarin bantlarini ayarlarken, kipkirmizi ojeli ayak parmaklari cok seksi gorunuyordu. Karim, “Ohh yavrum! Venus gibi oldun ayol. Hadi, simdi bir de makyaj yap…
Ondan sonra gec aynada kendine bak. Gor bakalim, kocan seni boyle gormek istemekte haklimiymis, degilmiymis.” Neşe, makyajini yaparken, bizim hanim da, Neşe’nin uzerindeki erotik kiyafetlerin benzerlerinin, ten renginde olanlarini giydi…
O da makyajini yapti. “Ayy! Neşe, ikimiz bu kiyafetlerle, heriflere yaptiramayacagimiz sey yok, di mi kiz?” diyince, Neşe de, “Ayol, haklıymışsın sekerim… Cok seksi olduk. Ay, ilk iş, ben de aliyorum bunlardan.
Bizim herifi perisan edeyim de gorsun bakalim.”
Bizim hanim yumusakca, “Film seyredecekmiyiz Neşecim?” diye sorunca, kiz “Olur ayol… Hadi sen tazele saraplarimizi da, kafamiz guzellessin.” diye cevapladi ve bunlar salona gectiler.
Meltem kadehleri doldurup, bir tane film baslatti. Ben salonun girisine gelmis, koridorda yere tam siper yatmis, yine, caktirmadan bunlari izliyordum.
Filmde, eve televizyon tamiri icin gelen bir zenci, evin hanimini ve onun arkadasini sikiyordu.
Zencinin yarragi benimkine yakindi. Senaryo mukemmeldi. Karim iyi calisiyor, Neşe’yi, konuya isindirmaya calisiyordu.
Neşe’ye donup “Bak hayatim, karilar nasilda aliyorlar kol gibi yarragi… Sen bana soruyordun; nasil aliyorsun kocaninkini diye… Bak, gor iste!” diye, filme yorum getiriyordu.
Bu arada, Neşe, uzerindekileri cok begenmis, seffaf bolumlerinden kendi vucudunu oksuyordu. Bir ara, karimin vucuduna da bakti. “Meltem, seninkiler de cok seksiymis ayol.” dedi. Karimin yuzune bakip “Sen niye ruj surmedin?” diye sorunca,
bizim hanim “Aa, unuttum valla.” diyip, piskinlikle, “Ay, senin dudaklarinda gereginden fazla ruj var! Gel, birazini bana sur ayol” diye cevapladi.
Neşe, sanki normal bir sey yapiyormus gibi, basini karima cevirdi, karim da yuzunu Neşe’ye yaklastirip, dudaklarini, Neşe’nin dudaklarina degdirdi.
Sanki, onun dudaklarindaki ruju, kendi dudaklarina suruyormus gibi yapip, dudaklarini, Neşe’nin dudaklarina surterken, Neşe, vucudunu iyice karima dogru cevirince, ikisinin memeleri, sutyenlerinin uzerinden birbirine surtunmeye basladi.
Meltem, dudaklarini aralayip, dilini cikartip, hafifce Neşe’nin dudaklarini yalamaya basladi. Neşe, gozlerini kapatmis, anlasilan sarabin etkisiyle havaya girmis, filmdeki zencinin yarraginin azametiyle de, belli ki tahrik olmustu.
Neşe de dudaklarini acip, dilini cikartinca, bunlarin dilleri, birbirini yalamaya, emmeye basladi. Karim, bir elini Neşe’nin omzuna atip, kizi kendine cekti.
Neşe, iki koluyla karima sarilip, vucudunu surtmeye basladi. Ok yaydan cikmisti.
Bizim hanim ve Neşe, belli ki iyice kizismislar, gozlerimin onunde yiyisiyorlardi. Neşe’nin, benim gizlice onlari seyrettigimden haberi olsa, acaba yine de, Meltem’le boyle rahatca sevisir miydi?
Karim, bir elini Neşe’nin vucudunda dolastiriyor, kizin her yerini oksuyordu. Memelerini orten, sozde sutyeni indirip, iki parmagiyla gogus uclarini cimdiklemeye basladi.
Neşe, karimin dudaklarini, dilini emmekten kendini alamiyordu. Bizim hanim, kendini Neşe’nin dudaklarindan kurtarip, memelerine egilip, emmeye basladi.
Bir eliyle de, corapli bacaklarini oksuyor, amina dogru yaklasiyordu. Apus arasina gelince, aminin dudaklari arasina sıkışmış olan kulotunu kenara siyirip, iki parmagini sokup, cikarmaya basladi.
Bu arada, kafasini kaldirip, Neşe’ye “Ay, kiz, sen ne bicim sulanmissin oyle? Bunlari giyip, zenci yarragini gorunce azdin degil mi?” diyerek gulumsedi. Sonra, oturduklari koltukta, Neşe’den izin isteyip, sirtustu yatti.
Neşe’ye “Gel ustume, benim kadin sevgilim.” diyince, Neşe de Meltem’in uzerine yatti. Simdi, vucutlari tamamen birbirine yapismis, dansozler gibi zevkle kivranip, duruyorlardi. Bacaklari birbirinin arasina girmis, tutkuyla birbirlerinin islak amciklarina bastiriyorlardi.
Karim, Neşe’ye “Daha once hic kadinla yaptin mi?” diye sorunca, Neşe, “Okuldayken erkeklerle opusemeye cesaret edemedigimiz icin, nasil oluyor diye, bir kez, bir kiz arkadasimla opusup, birbirimizi oksamistik… Ama hepsi bu. Ileri gitmedik.
Ya sen?” diye karima sordu.
Bizim hanim “Ay, ben hic yapmadim valla!” diye cevap Verdi. Sonra, yine ihtirasla opusmeye devam ettiler. Elleri ile birbirlerini oksuyorlar, hafif hafif inliyorlardi. Cok zevkliydi. Kadin, kadina sevismeyi, ben de, daha once filmler disinda hic gormemistim. Karim butun işi yonetiyordu.
Neşe’ye “Dön bakalim simdi… Getir, oranin tadina bakalim.” diyince, Neşe, karimin uzerinde döndü. Simdi, tam 69 pozisyonunu almislardi. Bizim hanim Neşe’nin, Neşe’de onun amini yaliyordu. Kizismis karim, Neşe’nin aminin dudaklarini hoyratca emiyordu.
Derken, dilini sokup cikartarak, adeta kizi sikmeye basladi. Bunlar, bu sekilde, inleye, inleye birbirlerini bosalttilar.
Ben, siranin ne zaman bana gelecegini, merakla ve sehvetle bekliyordum. Karim, Neşe’ye beni sunmak icin, musait anı kolluyordu anlasilan…
Yoksa kuşu urkutebilirdik. Bu da rezalet olurdu. Sevisme sonrasi, ikisi de, kanepenin birer ucuna oturmuslar, saraplarini yudumluyorlardi. Karim, bacaklarini kanepenin uzerine uzatip, ayak parmaklari ile Neşe’nin amina masaj yapmaya basladi.
aynisini Neşe’de yapti. Simdi, ikisi de, karsilikli, kanepenin iki basina sirtlarini yaslamis, ayak bas parmaklarini birbirlerinin amina sokup, cikartiyorlardi. Sanirim, ayaklarinda corap oldugu icin, tirnaklari amlarina batip, acitmiyordu. Corapli ayaklari, islak amciklarina daha kaygan bir sekilde girip, cikiyordu.
Iste, yine karilar arasi sikis baslamisti. Yarragim, dimdik, sepsert olmustu… Artik, pantolona sığmıyor, ozgurlugune kavusmak istiyordu. Pantolonun onunu acip, cikarttim ve sivazlamaya basladim.
Bizim hanim, kanepenin uzerinde, biraz daha Neşe’ye dogru kaykilip, Neşe’yi de, bacaklarindan kendine dogru cekti. Kanepenin uzerinde, bacaklarini uzatmis, karsilikli otururlarken, ikisi de bacaklarini birbirlerinin arasindan gecirip, kasiklarini birbirlerine yasladilar. Am, ama gelmislerdi.
Ikisinin de ami, tertemiz, pırıl, pırıldı. Cirlop gibi amcıklarını, zevkle birbirine surterken, anlasilan sirilsiklam olduklari icin, garip sesler cikiyordu.
Bu arada, birbirlerinin ayak parmaklarini agizlarina goturmus, emiyorlardi. Karim, Neşe’nin ayak tabanlarini, corabinin uzerinden yaladikca, kadin ihtirasla, yay gibi geriliyor, kendini iyice Meltem’in amina yasliyordu.
Karim, kizin topuklarini, yaliyor, isiriyordu. Neşe de, az once amina giren, kendi aminin sulariyla islanmis, karimin corapli ayak parmaklarini agzina almis, tutkuyla, yarrak emer gibi emiyordu.
Bu sekilde, amciklarini birbirlerine surte, surte bastan cikartici bir manzara olusturdular ve bagira, bagira bosaldilar. Onlar bosalinca, ben de kendimi tutamadim ve elime bosaldim.
Birbirlerini iki kez bosalttiktan sonra,ikisi de, gozleri kapali, sanki baygin dusmuslerdi. Once bizim hanim biraz dogruldu ve Neşe’nin eline sarabini verdi.
Hala pozisyonlarini bozmamislardi. Bacaklari birbirinin arasindan gecmis vaziyette, oylece, am, ama duruyorlardi. Azgin karim, hafif, hafif kimildayarak, tekrar, amini, Neşe’nin amina surtmeye basladi.
Neşe, karima, “Ohh, cok hosuma gitti.” diyince, Meltem; “Ay, kiz iki kere bosaldik… Valla cok zevkliymis! Ara, sira yapalim bunu ayol, ne dersin?” diyince, Neşe, sozde utanmis gibi gulumsedi.
Ve karim bombayi patlatti: “Ne dersin kiz, filmdeki zenci gibi birini, mesela benim Sami’yi de alalim mi aramiza? Once, biz ikimiz sevisiriz…
Sonra da cagiririz onu, gelir, ikimizi de yeter… Ne dersin? Cok zevkli olur valla.” diyince,
Neşe biraz dusunup, “Olmaz be Meltem… Ay ben cok utanirim. Sonra nasil bakarim, hem senin, hem de onun yuzune. Valla tasinmamiz gerekir buradan, o derece yani.” diye cevapladi.
Bu cevap karsisinda ben cok bozuldum. Bu kadar cabamız bosa gidiyordu… Plan yurumemisti…
Bizim hanim, Neşe’yi ikna edememisti. Ama, Neşe’nin karsi teklifini duyuca, daha da şok oldum: “Meltem! Peki, benim herifle yapmaya ne dersin? Hem sen daha az utangacsin… Bak, fena mi olur ayol? Yine, hem ikimiz yapariz, hem de, kendimizi bir guzel siktiririz!” diyince,
karim da, belli ki acayip sasirdi. Biraz dusunup, “Ay, iyi kiz. Tamam ayarla seninkini, yapalim.” diye cevapladi. Bu, hic beklemedigim bir cevapti…
Yine, bana sormadan evet demisti. Simdi durum cok karismisti. Meltem, zaten bu Mehmet okuzu ile yapmisti, ama bunu tabii ki Neşe bilmiyordu.
Simdi, bu Mehmet, karimi sikerken, Neşe bunlarin daha once sikistiklerini bakalim anlayabilecek miydi?
Neşe gidince, karimi bir de ben becerdim. Bana, yalvarir gibi, dudaklarini buzerek “Izin vericen di mi kocacim?
Ay, valla sonunda sana ayarliyacam bu kizi.” diyince,
“Verdim, gitti.” dedim.
Karimin boyle yalvarmasinin yani sira, aslinda, soylemesi ayiptir, o bana gelipte, baska herifle nasil sikistigini anlatinca, cok tahrik oldugum icin bunu kabul etmistim....
👉 Craving more? WATCH ALL MY VIDEOS HERE
Köyümüzün Amcıkları (8. Bölüm)
Uykumun en tatlı yerinde, bodrumun kapısı tıkladı, birkaç kere. Saat kaç idi ve gelen kimdi bilmiyordum. Uyandım, ama kapıyı açmadım, yorganı çektim kafama ve tekrar uyumak istiyordum.
Fakat birkaç dakika sonra kapı tekrar tıkladı, her kimse açmam için ısrar ediyordu. Sinirle kalktım saate baktım, saat 03:10'u gösteriyordu. Kapıyı açtım.
Zeynep ve Fidan pijamaları ve hırkalarıyla dikiliyordu karşımda. Suratları asıktı. Zeynep, "Fidan seninle konuşacakmış!" dedi.
Zeynep kapının ağzında gözcü kaldı, Fidan içeri girdi.
Fidan'la geçtik yatağıma oturduk. Ben daha birşey demeden, Fidan, "Akşam düğün evinde Nurcan'ın havasından geçilmiyordu.
Ana kız, herkese sizin evleneceğinizi anlatıyorlardı! O orospuyla evlenecekmisin? Doğru mu bu?" dedi.
Nurcan'a orospu demesi canımı sıkmıştı, "Gecenin bu saatinde bunu sormak için mi geldin?" dedim sinirle.
"Yok, sizin öğlen işiniz varmış, biz de öğlen dönüyoruz, seni birdaha göremem diye vedalaşmaya geldim…" dedi.
Gözlerime arzulu bir şekilde bakıyordu. Fidan istediğini söylesin, aslında benimle sevişmeye gelmişti, bu okunuyordu gözlerinden.
Hemen dudaklarına yumuldum. Ateşlice öpüşmeye başladık. Öpüşürken de soyunuyorduk. Çabucak çırılçıplak olduk ikimiz de. Yatırıp göğüslerini okşadım, öptüm, yaladım, morartırcasına emdim, uçlarını ısırdım.
Amına geçtim, amının dudaklarını, klitorisini öptüm, yaladım, emdim. Dilimi amına sokup, dilimle siktim. Fidan inliyor ve kıvranıyordu, amı vıcık vıcık olmuştu.
Beni omuzlarımdan tutup yukarı çekiyor, "Hadi içime gir, sik beni!" diye fısıldıyordu.
Yavaşça yukarı kayıp Fidan'ın üzerine uzandım, yarağımın başı amının ıslak dudakları arasında geziniyordu. Bazen amının girişine dayanıyordu, ama sokmuyordum.
Fırçalıyordum sadece. Fidan kulağıma sürekli, "Gir içime, hadi sok, sik beni!" diye fısıldıyordu.
Aslında bunu ben de çok istiyordum, Fidan'ın bakire amını sikmeyi ve kızlığını bozmayı, ama şimdi giderayak olacak iş değildi bu. Daha uygun yer ve zaman olsaydı yapardım kesin, sonucu ne olursa olsun.
Şimdi onu sadece götünden sikecektim,
"Dön arkanı!" dedim. Fidan ise dönmemekte ısrar ediyor, "Amımdan siksene!" diye yalvarıyordu.
"Başka zaman, şimdi dön arkanı!" dedim ve zorla yüzüstü dönderdim.
Yastığı verdim ağzına, "Isır!" dedim.
Yarağımı götünün yanakları arasına koyup, "Kaldır götünü!" dedim. Götünü yükseltince, göt deliğine bolca tükürüp, yarağımın başını dayadım. Ve yüklendim.
Fidan böğürür gibi sesler çıkarırken kökledim yarağımı götüne. Ve gidip gelmeye başladım. Fidan ağzında yastık, kesik kesik ıhılıyordu ben götüne pompalarken.
Elimi alttan amına attım. Amını, klitorisini okşayarak pompalıyordum götüne, hızlı hızlı. Sanki Nurcan'a orospu demesinin hırsını çıkarıyordum.
Fidan orgazm olup, amının suları elime gelince, ben de götüne boşaldım. Üzerine uzandım, biraz kaldım öyle yarağım götündeyken. Omuzbaşlarını, boynunu, ensesini öptüm bir süre.
Geçenki getirdiğim peçetelerden kalmıştı biraz, uzanıp bir iki tanesini Fidan'a verdim. Bir iki tane de kendime alıp, götünden çıktım. Peçetelerle dölleri silip, kullanılmış peçetelerin olduğu poşete attık. Sonra hemen giyindik.
Fidan'la biraz daha öpüştük. Zeynep dudaklarını ısırarak kapıda bekliyordu. Yanına gittik. Biliyordum ki Zeynebin canı da şimdi yarak istiyordu.
Ama onu şimdi sikemeyecektim. Zeynebin dudaklarını öpüp, götünü avuçladım ve "Seninle sonra görüşürüz, hadi gidin şimdi!" dedim. Birlikte sessizce gittiler. Ben de kapıyı kilitleyip, tekrar yattım uyudum.
Sabah saat 9 gibi Meryem'le Zahide beni kahvaltıya çağırmaya geldiler. Kalktım, kapıyı açtım, onları içeri alıp, ikisini de dudaklarından öptüm ve giyinmeye başladım.
Ben giyinirken Meryem de aynı şeyi sordu, "Nurcan'la evleniyormuşsun, doğru mu bu?" diye.
"Evlenmeyim mi peki?" dedim. "Birbirinizi seviyorsanız evlenin tabii…
Hem Nurcan çok güzel bir kız, aynı Prensesler gibi! Erkek olsam, ben de onunla evlenmek isterdim!" dedi.
En son gömleğimin düğmelerini ilikleyip, "Ama siz de çok güzelsiniz!" dedim, götlerini avuçlayarak.
Bu dediğime sevindiler. Sonra bunları önüme katıp, yukarı çıktık, kahvaltıya.
Kahvaltı masasında annemle babamın düşünceli olduklarını gördüm. Pek fazla da konuşmuyorlardı. Ben de fazla konuşmadım, sessiz sakin kahvaltımızı yaptık.
Kahvaltımız bitmek üzereyken, Fidan geldi masaya, elinde bir iki broşür ve kitap vardı.
"Harun abi, bu sene ben Üniversite sınavına gireceğim… İstediğim Fakültelere bir bakabilirmisin?" dedi.
Fidan tepemde ayakta dikilirken uzattıklarına göz attım.
"İyi, güzel! Umarım istediğin bölümü kazanırsın!" dedim. İzmir'de, benim okuduğum Fakülteye girmek istiyordu.
Babam, "Kızım sen hele bir sınavı kazan, Harun abin sana yardımcı olur!" dedi.
Annem de, "Hem İzmir'i kazanırsan kalacak yer sorunun olmaz, bizde kalırsın!" dedi. Fakat Fidan'ın derdi başkaydı,
"Yok, kazanırsam, ilk sene yurtta kalmayı düşünüyorum…
Belki ikinci sene de okuldan kızlarla eve çıkarız!" dedi. Annem de, "Sen bilirsin kızım, bizde teklif var, ısrar yok!" dedi.
Kızlar elbirliğiyle sofraları kaldırdılar, bulaşıkları yıkadılar. Ben de babamla verandada keyif çayı içiyordum. Ozaman babam açtı Nurcan meselesini.
Ramazan çavuşun karısı da akşam düğünevinde kadınların yanında anneme söylemiş, Nurcan'la Harunu evlendirelim diye.
Babam, "Ne diyeceğiz şimdi bu Ramazan çavuş Dürzüsüne? Kızla evlenmek istiyormusun?" diye sordu.
Ben de, "Baba, Nurcan iyi kız, hoş kız, evlenmek isterim, ama bunun için birbirimizi tanımamız lazım, topu topu bir iki saat anca konuştuk!" dedim.
Babam, "Annenle de aramızda konuştuk, Nurcan değil, Padişahın kızı dahi olsa, zaten okulun bitmeden asla evlendirmeyiz seni! Ama eğer kızı gerçekten istiyorsan, böyle de olmaz! Milletin ağzı torba değil ki büzesin, köylü şimdiden dedikodu yapmaya başladı. Kendi aramızda adını koyarız, söz gibi birşey yaparız, ondan sonra rahat rahat gezer dolaşır, konuşur, birbirinizi tanırsınız! Tamam mı?" dedi.
"Tamam baba!" dedim.
Çayım bittikten sonra ben duş aldım, üzerimi değiştirdim, hazırlandım. Babamla annem de hazırdılar. Saat 12'ye 5 kala Ramazan çavuşun arabası kapıdaydı. Biz arabaya doğru giderken, evdeki kızlar da verandaya çıkmışlar, merakla arkamızdan bakıyorlardı. Ramazan çavuş indi ve sağ ön kapıyı açtı, babam öne otursun diye. Nurcan da arkadan indi, annem binsin diye kapıyı tuttu.
Annesi inmemişti, arkada ortada oturuyordu. Annem de annesinin yanına oturdu. Ben de kapıyı tutup Nurcan'ın binmesini sağladım. Amacım en son binip Nurcan'ın yanına oturmaktı. Nurcan çok sexy görünüyordu, beyaz gömlek ve diz üstü etek giymişti.
"Biraz yanaşırsanız ben de buraya oturabilirim!" dedim.
Ama annesi oyunbozanlık etti, "Oğlum yakışık almaz, millet bakıyor, sen gel bu tarafa yanıma otur!" dedi.
Mecburen Nurcan'ın kapısını kapayıp öbür tarafa geçtim, annesinin yanına oturdum. Ve hareket ettik.
Arkada dördümüz biraz sıkışmıştık. Benim sağ tarafım kapıya dayanmıştı. Sol tarafımda ise annesinin kolu koluma, bacağı bacağıma yapışmıştı. Kadının vücudundan yayılan sıcaklık, kolundan ve bacağından elektrik akımı gibi bana geçiyordu.
Kadın gülerek, "Koca arabaya da zor sığdık valla!" dedi ve anneme doğru yan döndü, annemle sohbet etmeye başladı.
Biraz sonra, "Amaan, böyle de rahat edemedim!" diyerek kımıldamaya başladı, sanki kendine uygun oturma pozisyonu yaratmaya çalışıyordu. Fakat kıpraştıkça da o koca götü bacağımın üst kısmına sürtünüp duruyordu. Yarağım kalkmaya başlamıştı, belli olmasın diye iki elimi önümde birleştirmek zorunda kaldım.
Acaba kadın bunu bilerek mi yapıyor diye takıldı kafama. Bunu öğrenmek için götüne değen bacağımı hafif hafif yukarı aşağı oynatmaya başladım.
Bacağımla götünü okşuyordum. Ve kadın da sanki cevap verir gibi götünü oynatıyor, bacağıma bastırıyordu. Bu kadında anlayamadığım birşeyler vardı.
Ama şimdi bu durum böyle biraz daha devam ederse küloduma boşalıp rezil olacaktım.
Bacağımı oynatmayı bırakıp, dikkatimi öndekilere verdim. Ben hareketsiz durunca, kadın da götünü oynatmayı ve bastırmayı bırakmıştı. Ramazan çavuş babama arabasının özelliklerini anlata anlata basıyordu gaza.
Babamla konuşurken, dikiz aynasından da bana bakarak, "Bu arabayı damadıma düğün hediyesi vereceğim!" diyordu yine. Otoyola çıkmıştık, geçen Nurcan'la gittiğimiz otele gidiyorduk. Ama busefer sadece öğle yemeği yiyecek ve konuşacaktık.
Otele vardığımızda, Lobiden direkt restoran kısmına geçtik. İçerde hazır masalar varken, Ramazan çavuş şef garsonun eline para sıkıştırıp, bahçeye masa kurmalarını istedi.
Şef garson da garsonları çağırıp, birkaç dakika içerisinde bahçeye masa çıkarttırıp, hazırlattırdı.
Geçtik oturduk, yemek ve içecek siparişlerimizi verdik. Siparişlerimiz gelene kadar havadan sudan konuştuk. Yemeklerimiz geldi, yemeye başladık.
Garsonlar başımızdan çekilince Ramazan çavuş da konuyu açtı, "Azizim, dün de dediğim gibi, Nurcan'la Harun'u evlendirelim!" dedi. Babam da, "İyi güzel söylüyorsun Ramazan çavuş, evlilikte keramet vardır, bereket vardır.
Ana baba olarak gençlere önayak olmak bize düşer. Lakin, evlenmeye çocukların kendileri karar vermesi gerekir!
Onlar evlenmeyi isterse, bize sadece gerekeni yapmak, yuvalarını kurmak düşer! İkisi de burada, kendilerine soralım, evlenmeyi istiyorlar mı?" dedi.
Nurcan ordan hemen, "Ben çok istiyorum!" dedi. Bunun üzerine bakışlar bana yöneldi.
Ortamda bir gerginlik vardı, istemiyorum desem gerginlik daha da büyüyecekti. "Ben de istiyorum, ama…" der demez,
Ramazan çavuş, "Tamam, işte bukadar, gerisi teferruat!" diyerek lafımı kesti.
Ağzı kulaklarına varmıştı, kendini zafer kazanmış gibi hissediyordu, nerdeyse kalkıp göbek atacaktı.
Ben lafıma devam ettim, "Ama, okulum bitmeden evlenemem!
Hem Nurcan'la birbirimizi daha doğru dürüst tanımıyoruz, topu topu bir iki saat konuştuk, hepsi bu! Böyle şeyler zaman gerektirir!" dedim.
Ramazan çavuş sinirlenmişti, "Evladım tamam, gerisi teferruat dedik ya! Sanki babanla anan evlendiklerinde birbirilerini tanıyorlarmıydı? Onlar da bizim gibi görücü usulüyle evlendiler! Bak sen kızımla gezip dolaşıp konuşabiliyorsun, daha ne istiyorsun? Sen evlenmeye karar verdiysen gerisini bize bırak, ne gerekiyorsa biz hallederiz! Hadi yemeğinizi bitirin ve gidin gezin dolaşın konuşun gelin, biz de teferruatları konuşalım!" dedi.
Nurcan'la yemeklerimizi bitirmeden kalktık masadan. Otelin bahçesinde yürümeye başladık.
Masadan epey uzaklaşınca Nurcan elimi tuttu ve "Seni çok özledim aşkım!" dedi.
"Ben de seni çok özledim aşkım! Seni hemen şuracıkta yatırıp sikmek istiyorum!" dedim.
O anda Nurcan'ı sikmek için içimde müthiş bir istek vardı. Etrafa şöyle bir baktım, otelin bahçesinin bitiminde hemen ormanlık başlıyordu. Ama ormana ulaşabilmek için otelin dışından gitmek gerekiyordu. Nurcan'a ormanı gösterip, oraya gitmek istediğimi söyledim.
"Haa, anladım! Tamam gidelim aşkım, ama önce lavaboya uğramam lazım!" dedi.
Otelin Lobisine gittik, ben beklerken, Nurcan WC'ye girdi. Çıktığında bir eli arkasında yanıma gelip, pantolonumun cebine birşey soktu.
"Nedir bu?" dediğimde,
kulağıma, "Külodum! Külodumu çıkardım, ama çantamı almadım yanıma!" dedi.
Bunu söylemesi bile yarağımın hareketlenmesine yetmişti.
Otelin ana girişinden çıkıp, el ele ormana yürüdük. Tamamen gözlerden uzaklaşınca durduk ve öpüşmeye başladık. Öpüşürken elimi eteğinin altına attım.
Amını, klitorisini okşuyor, am Piercingi ile oynuyordum. Amı çoktan sulanmıştı. Parmağımı amına sokup, amının suyuna buladım ve parmağımı emmesi için ağzına verdim.
Parmağımı emip, gülerek, "Mmmhhh, amımın tadı çok güzelmiş!" dedi. Bu arada yarağım pantolonumu zorluyordu, fermuarımı açıp çıkardım yarağımı.
Nurcan eğilip biraz yaladı yarağımı. Fazla vakit kaybetmek istemiyordum, "Dön arkanı, ağaca tutunup domal!" dedim.
Dediğimi yapınca, eteğinin arkasını hafif kaldırıp yanaştım arkasına.
Benim yarak kendiliğinden bulmuştu amının deliğini.
Biryandan da gelen giden var mı diye etrafa bakınarak, Nurcan'ın amında tutturduğum tempoyla gidip geliyordum. Tempoyu hiç aksatmadan,
Nurcan orgazm olup boşalana kadar siktim. Orgazm sonrası kızın bacakları titriyordu, ama ben daha boşalmamıştım. Amına boşalsam olmazdı, götünü sikip götüne boşalsam diye düşündüm, ama yanımızda kağıt mendil dahi yoktu.
Her tarafa döl bulaşacaktı. Onun için biraz daha siktim amını ve boşalmama yakın, amından çıkıp, Nurcan'ı dönderdim, önümde çömeltip ağzına verdim.
Ve biraz emdirip, ağzına patladım. Döllerimi yuttuktan sonra, yarağımı yalayarak temziledi. En temiz çözüm bu olmuştu. Külodunu cebimden çıkarıp giymesi için verdim.
Bana tutunarak giydi külodunu ve toparlanıp tekrar otele doğru yürüdük. Kısa sürmüş de olsa, yine de çok iyi gelmişti bu sikiş.
Lobide Nurcan yine lavaboya girdi, ağzını yıkamaya ve kendine çeki düzen vermeye. Ben de erkeklerin WC'sine girdim, önce işedim, sonra aynada saçıma başıma çeki düzen verdim.
Masaya döndüğümüzde, hararetli hararetli tartışıyorlardı. Sanki hayvan pazarında Kurbanlık İnek pazarlığı yapar gibiydiler.
Ramazan çavuş, "Almanya'ya dönmeden Nişanı da Düğünü de yapalım bitsin bu iş!" diye tuttururken, bizimkiler, "Şimdilik söz keselim, birbirilerini iyice tanısınlar, konuşup anlaşsınlar, Nişanı Düğünü oğlanın okulu bitince yaparız!" diye diretiyordu.
Nurcan'ın annesi ise bambaşka birşey attı ortaya, "Tamam söz kesmeye razıyım, ama imam nikahı da yapalım en azından! Ateşle barut yan yana durmaz! Neme lazım, şeytana falan uyarlar, bir halt karıştırırlar! Bunun günahı da çok büyük olur, sonra hepimiz Töhmet altında kalırız!" dedi.
Bu lafın üzerine bir sessizlik çöktü masaya.
Nurcan'ın anası tam bir orospuydu, kızının bir Almanla evlenip boşandığını söylemiyor, bunu gizliyordu herkesten. Ama benim Nurcan'la gezip dolaşmam için imam nikahı istiyordu. Belki de ilerde kızını benim bozduğumu idda etmek için istiyordu bunu.
Çünkü imam nikahlı karım olursa, Nurcan'ı istediğim zaman sikebilecektim. Orospu anası belki de imam nikahından sonra kızına, adetliyken benimle yatağa girmesini öğütleyecekti, kızının bakire olmadığını anlamayım diye.
Bu kadından herşey beklenirdi.
İşin ilginç tarafı, onun bu söylediğine bizimkiler hak verdiler ve söz kesmenin yanısıra imam nikahını da kabul ettiler.
Ramazan çavuş tabi yine vakit kaybetmemek için, çıkardı cüzdanını, Nurcan'a bir tomar Euro verdi, bana da arabanın anahtarını verdi,
"Hadi gidin kasabaya, söz yüzüklerinizi alın! Fazla oyalanmayın, alıp hemen geri gelin!
Akşama da söz kesip imam nikahını yapalım!" dedi.
Nurcan sevinçten havaya uçacaktı, "Danke Papa!" diyerek babasını yanaktan öptü.
Atladık arabaya, kasabada ilk gördüğümüz kuyumcuya girdik, Nurcan'ın seçtiği yüzükleri aldık, döndük otele.
Ramazan çavuş da bu arada otelin restoranına, yanımızda götürmek için, 20 kişilik Ordövr tabakları hazırlatmış, Naylon Folyoya sardırmış, 10 şişe büyük meşrubatla, 2 şişe de büyük Rakı sipariş vermiş.
Otelin önüne parkettiğimizde garsonlar hepsini bagaja yerleştirdiler. Fazla durmadık, Ramazan çavuş hesabı ödedi ve döndük köye. Dönüşte anası Nurcan'ın yanıma oturmasına izin verdi. Nurcan çocuk gibi seviniyordu, yol boyunca elimi tutup, bana iyice sokulup, başını omzuma yasladı.
Direkt bizim eve gittik. Yiyecek ve içecekleri taşıdık içeriye. Evde kızlardan sadece siktiklerim vardı, Zeynep, Meryem, Zahide ve Rabia. Onlar da meraklarından beklemişlerdi. Fidan'lar zaten memleketlerine dönmüşlerdi.
Nurcan sevinçle kızlara söz yüzüklerimizi gösterip, akşama söz kesileceğini ve imam nikahı yapılacağını müjdeledi. Kızlar Nurcan'ı öpüp tebrik ettiler.
Ama bunu zoraki yaptıklarını, yüzlerinde gülümseme olsa bile, Nurcan'ı kıskandıklarını sezebiliyordum. Kızlar salondaki masayı yiyecek içeceklerle donatırken,
Ramazan çavuşla babam, akşam için imamı ayarlamaya ve akrabalardan söz kesiminde bulunacakları davet etmeye gittiler. Ben de sigara içmeye bodruma indim.
Akşam saat 8 gibi, davetliler eşliğinde söz kesildi, yüzükleri taktık, ardından imam nikahı kıyıldı.
Nurcan artık (imam nikahlı da olsa) benim karımdı...
Devam Edicek ...
Köyümüzün Amcıkları (7. Bölüm)
Evden çıkmadan önce birşeyler atıştırdım, kahvaltıyla duruyordum. Vedat Selim'in yanına gideceğini söylemişti. Karnımı doyurduktan sonra atladım arabaya Selim'lere gittim.
Fakat Selim'in annesi, biraz önce Vedat'ın motoruyla gittiklerini, nereye gittiklerini bilmediğini söyledi. "Tamam, ben bulurum onları!" deyip ayrıldım ordan.
Gidebilecekleri birkaç yer vardı. Sırayla takılabilecekleri yerlere baktım, yoktular.
En son, dere kenarına bakmak geldi aklıma. Eskiden oraya balık tutmaya, yüzmeye, sigara, şarap içmeye giderdik.
Bazen de 31 çekerdik orada. Söğüt ağaçlarının gizlediği, pek kimsenin bilmediği ve uğramadığı yerler vardı dere kenarında.
Uzaktan, bir ağacın altında Vedat'ın motorunu görünce durdum. Araba girmiyordu oraya, arabayı kilitleyip yürüyerek gittim motorun yanına. Fakat kimseyi göremedim.
Yukardan dereye paralel biraz yürüdüm. Sonunda aşağıda dere kenarında elbiselerini gördüm. Balık tutmaya gelselerdi Selim'in annesi mutlaka söylerdi. Ohalde ya yüzüyorlardı, yada sikişiyorlardı! Ses çıkarmadan biraz daha ilerledim.
İnleme sesleri gelmeye başladı. Biraz daha yürüdüm ve tahmin ettiğim gibi, aşağıda dere kenarında sikişiyorlardı! Selim Vedat'ı domaltmış, arkadan götüne pompalıyordu. Vedat da karı gibi inliyordu yarağı yerken.
Yukardan birkaç resim çektim ve sessizce izlemeye devam ettim. Benim asla erkeklerle işim olmaz, ama onları izlerken yarağım kazık gibi oldu. Yaklaşık 10 dakikadır sürüyordu pompalaması.
Selim sonunda böğürerek Vedat'ın götüne boşaldı. İçinde biraz durup çıktı. Sonra da yarağını derede yıkadı. Ben sikişmeleri bitti diye tahmin etmiştim, ama şimdi de Selim domaldı ve 15-20 dakika da Vedat Selim'in götünü sikti.
O arada ben yine birkaç resim çektim. Vedat'ın da boşalıp yarağını yıkamasını bekledim.
Sonra da, "Napıyorsunuz lan ibneler, birbirinizi mi sikiyorsunuz?" diye seslenerek aşağı indim.
Beni görünce şaşırdılar, Vedat hemen, "Düşündüğün gibi değil valla, yüzmeye geldik!" dedi. Selim de onu onayladı.
"Siktirin amına koduğumun ibneleri, yukardan yarım saatir sizi izliyordum!" deyince, ikisi de Dut yemiş Bülbül gibi sustu.
"Merak etmeyin, gördüğümü kimseye söylemem! Ama buna karşın siz de bana kıyak yapacaksınız!" dedim.
Vedat, "Ne kıyağı? Sen de mi göt sikmek istiyorsun?" diye sordu. "Yok lan, siz birbirinizi istediğiniz gibi sikin! Ben amcık sikmek istiyorum!" dedim ve elbiselerini verdim ellerine.
Aceleyle giyindiler. Çıktık yukarıya motorun yanına. Bunlara birer sigara ikram ettim. Ağacın gölgesine oturduk. Sigaralarımızı içerken, "Ee, sayın bakayım köydeki sikişen karıları!" dedim.
Önce, "Biz nerden bilelim…" dediler, ama sonra tek tek anlattılar kimlerin kimlerle sikiştiğini. Hayret ettim, hayatta aklımın ucundan bile geçmeyecek karılar kızlar vardı saydıkları arasında.
En çok övdükleri de Kahveci Memduh'un kızı Hatice idi. Selim'in anlattığına göre, kız resmen yarak hastasıymış ve günde 5 vakit yarak yese doymak bilmiyormuş.
"Ozaman ilk önce onu sikmek istiyorum!" dedim. Selim, "O iş çok basit!" dedi ve saatine bakıp, "İstersen şimdi gidelim, sik! Bu saate kardeşi Nihat'la birlikte Yukarı Öz'de koyun otlatıyorlardır!" diye ekledi.
"Kardeşi ordaysa nasıl olacak bu iş?" dedim. Birbirilerine bakıp gülüştüler ve Selim,
"Hatice'yi bizim arkadaşlar sikiyor, Nihat'ı da biz sikiyoruz!" dedi. Çok ilginç geldi bana,
"Tamam ozaman, hadi gidelim!" dedim, ayaklandık. Arabayla gideceğimizi sanmıştım, ama Yukarı Öz'e araba çıkmıyormuş.
Mecburen motora üç kişi binmek zorunda kaldık.
Motoru Vedat süreceğinden, arkasına Selim bindi, ben de Selim'in arkasına bindim. Üç kişi zor sığmıştık Vedat'ın eski Java'sına. Düşmemek için Selim'e iyice yapışmıştım.
İbne Selim de fırsatı değerlendirip, götünü yarağıma iyice bastırıyordu.
Yukarı Öz'e varıp, otlayan koyunları görünce indik motordan. Selim iki kere uzun ıslık çaldı ve "Nihaaat!" diye seslendi.
Nihat az ilerde bir ağacın altında yatıyormuş, kalktı geldi yanımıza. 16-17 yaşlarında, çelimsiz biriydi Nihat. Selamlaştıktan sonra,
Selim, "Bacın nerde, yok mu bugün?" diye sordu.
Nihat da, "Var, aşağıda Çıtlık topluyor. Hayırdır, gidip çağırayım mı?" dedi.
Selim, "Yok biz gideriz yanına… Harun bacınla görüşmek istiyor da…" dedi.
Nihat, "Haa, tamam!" deyip, bana şöyle bir baktı ve bacısının olduğu yeri tarif etti.
Vedat'la Nihat orda kaldılar, Selim'le birlikte gittik ve bulduk Hatice'yi.
Hatice çömelmiş Çıtlık topluyordu. Çömeldiğinden şalvarının arkası aşağı doğru kasılmış, beli biraz açılmıştı. O açıklıktan beyaz külodunun çok az bir kısmı görünüyordu.
Kızda kamyon tekeri gibi göt vardı. Selim, "Hatice kız!" diye seslenince, Hatice kafasını çevirip baktı.
Bize gülümseyerek ayağa kalktı, ellerini şalvarına sildi ve önce şalvarının arkasını, sonra da başörtüsünü düzeltti.
Beni baştan aşağıya şöyle bir inceledikten sonra, elini bir kere daha şalvarına silip, tokalaşmak için elini uzattı. Gözleri parlıyordu.
Sanki ne için geldiğimi biliyor gibi bakıyordu bana. O sırada Selim çıkarıp 50 Lira verdi Hatice'ye ve kulağına birşeyler fısıldadı.
Sonra da bana,
"Ben Vedat'la Nihat'ın yanına gidiyorum! Size kolay gelsin!" deyip uzaklaştı yanımızdan. Selim'in kıza para vermesine şaşırmıştım.
Selim gidince, Hatice gülümseyerek, "Gel benimle!" deyip, elimden tuttu ve az ilerde büyükçe bir Söğüt ağacının arkasına götürdü beni.
Kızın yüzünden gülümseme hiç eksik olmuyordu, çok neşeli bir kızdı. Ağacın altına serilmiş eski bir kilim ve yanında da bir Desti su ile, içinde azık olduğunu düşündüğüm bir Heybe vardı.
Kilimin üstüne oturmamızla, beni sırtüstü yatırıp, benimle öpüşmeye başlaması bir oldu. Okadar istekli ve güzel öpüşüyordu ki, sanki karşımda bir köylü kızı değil de, İzmir'in kaşarlarından biri vardı. Hatice öpüşürken, bir yandan da fermuarımı indirmiş, kemerimi çözmeye çalışıyordu.
Bir an için kendimi 'İlk kez Milli olacakmışım' gibi hissettim. Şu ana kadar siktiğim kızların hepsi, kendilerini bana Pasif bir şekilde bırakırlarken, Hatice'nin davranışları çok Aktifti.
Galiba insiyatifi ele almayı çok seviyordu. Bu da onun, gerçekten çok azgın bir kız olduğunu gösteriyordu.
Benim birşey yapmama gerek kalmadan Hatice pantolonumu dizlerime kadar sıyırdı. Sonra ayakkabılarımı çıkarıp, paçalarımdan çekerek pantolonumu da çıkardı. Şimdi gömleğim, çoraplarım ve Boxerimle kalmıştım.
Hatice de şalvarını ve külodunu çıkardı sadece.
Gerçekten çok büyük götü vardı, fakat teni pürüzsüz ve bembeyazdı. Amındaki kıllar ise birkaç gün önce traş edilmiş olmalıydı. Sonra gülümseyerek eğilip,
Boxerimi çıkardı. Ama bir sorun vardı. Dişi Sinek bile görsem anında kalkan yarağım, nedense kalkmamıştı.
Böyle birşey Nurcan'la oteldeyken de başıma gelmişti, ama ozaman kalkmamasının sebebi, Jürgen piçine kafam takıldığı içindi.
Hatice inik yarağımı ve taşaklarımı avuçlamış, okşuyordu. Benim ufaklıkta yine hareket yoktu. Anlamıyordum, nasıl olabilirdi böyle birşey. Hatice ise halen ilk anki gibi gülümsüyordu.
Belki de benim 'Sorunum' gibi sorunu olan birçok erkek görmüştü şimdiye kadar ve bu duruma alışıktı.
Ama ben alışık değildim ve böyle birşey olmamalıydı bende.
Ya Hatice sonra bunu Selim'e ve Vedat'a anlatırsa, ozaman onların dilinden hayatta kurtulamazdım. Belki de karşımda Aktif bir karı varken kalkmıyordu yarağım.
İnsiyatifi kendi elime almaya karar verdim.
Ve doğrulup Haticey'i yatırdım sırt üstü. Dudaklarına yumuldum, rahat bir 5-10 dakika öpüştük.
Bluzunu yukarı sıyırıp, götü gibi büyük göğüslerini sutyeninden çıkardım.
Ve öpüp, yalamaya, emmeye başladım. Nekadar emdiysem de göğüsuçları ağzıma gelmemişti.
Oysa göğüsuçlarını ısırmak istiyordum. Parmaklarımla göğüsuçlarını bulmaya çalıştığımda,
Hatice, "Boşuna uğraşma, benim göğüsuçlarım içe çökük!" dedi. Bu sefer yüzündeki gülümseme kaybolmuştu. Utanmıştı kızcağız.
Böyle birşeyi ilk defa duyuyordum. Ama kızı daha fazla utandırmak istemedim ve göğüsleriyle ilgilenmeyi bırakıp göbeğine geçtim. Göbeğini öpüp yalarken, elimi de amına attım, etli am dudaklarını okşuyordum.
Sonra amına yumuldum ve yalamaya başladım. Ben daha dilimi değdirmeden amı sulanmıştı. Biraz yalayıp, aynı zamanda da klitorisini de okşayınca, Hatice inlemeye ve kıvranmaya başladı.
İşte olay buydu, karı benimle değil, benim karıyla oynamam gerekiyormuş. Yarağım şimdi sertleşmiş, kazık gibi olmuştu.
Doğruldum ve Hatice'nin göğüs hizasına oturdum, yarağımı yalamasını istiyordum. Hatice yarağımın kalkık olduğunu görünce sevinçten ağzı kulaklarına varmıştı.
Hemen yarağımın başını ağzına aldı ve yalayıp emmeye başladı. Çok istekli somuruyor ve çokta zevk alıyordu bunu yaparken.
Yarağımı biraz yalattıktan sonra kızın göğüslerinden kalktım. Onu domaltıp sikecektim, "Domalsana!" dedim.
Hatice kıvrak bir hareketle doğruldu ve "Sonra domalırım, önce sen yat aşağı!" deyip omuzlarımdan beni kilimin üzerine bastırmaya başladı.
Kız yine insiyatifi ele almak istiyordu anlaşılan. Sırtüstü uzandım. Hatice eğilip yarağımı bir süre daha yaladı, emdi.
Sonra da üzerime çıktı, çömelerek yarağımı tutup amının girişine yerleştirdi ve yavaşça üzerime oturdu. Yarağım dibine kadar amına girince de hafif hafif ileri geri salınmaya başladı.
Kalkıp oturmuyordu, yani zıplamıyordu, sadece hafif hafif ileri geri salınıyordu. Bunu yaparken alt dudağını ısırıyor ve gözlerime bakıyordu. Sonra bana doğru eğildi iyice, yarağım halen amındaydı, dudak dudağa gelmiştik.
Öpüşürken de salınmaya devam ediyordu. Ve çok geçmeden, ağlar gibi sesler çıkararak orgazm oldu.
Amının sularının aktığını hissedebiliyordum. Hayret etmiştim, yarağım amındayken ve benim hiç pompalamama gerek kalmadan, kız kendi kendini orgazm etmişti. Öpüşmeye devam ederken burnundan soluyordu.
Dudaklarımı dudaklarından kurtarıp, "Kalk, domal şimdi!" dedim. Hemen kalktı ve dizlerinin üzerinde dörtayak oldu. Ben de doğrulup arkasına geçtim ve yarağımı vıcık vıcık olmuş amına kökleyip, pompalamaya başladım.
Vurdura vurdura amına pompaladıkça, kocaman götünün yanakları da Sütlaç gibi bıngıl bıngıl titriyordu. Bir ara amına girip çıkmayı yavaşlattığımda, Hatice kendini geriye ittirmeye başladı. Yavaşlamamı istemiyordu anlaşılan. Ben de yeniden hızlandım. Sertçe ve hızlı hızlı pompalıyordum.
5-10 dakika pompaladıktan sonra, Hatice yine Enik gibi inlemeye, ağlar gibi sesler çıkarmaya başladı. Yeniden orgazm oluyordu. O da şimdi kendini hızlı hızlı ileriye ve geriye doğru ittiriyordu. Sonunda kendini olanca gücüyle geriye ittirip kaldı ve orgazm oldu.
O sırada ben de arkaya düşmemek için ona sarılmak zorunda kaldım. Am kaslarını nasıl sıkıp gevşettiğini hissediyordum. Bir süre öylece ona yapışıp kaldım.
Sonra arkasından hafif çekilip, yarağımı çektim çıkardım amından. Ben de boşalmak istiyordum, fakat götüne. Yarağımın başını göt deliğine dayadığımda, Hatice, "Dur öyle değil, yat aşağı!" diyerek doğruldu.
Beni yine sırtüstü uzattı. Hatice busefer yarağımı göt deliğine sokup, üzerime oturdu. Hiç zorlanmadan almıştı götüne, hemde köküne kadar. Ve zıplamaya başladı.
Hızlı hızlı zıplıyor, arada sırada durup, götünü değirmen taşı gibi çeviriyor, sonra tekrar oturup kalkarak zıplıyordu. Bu kız götten sikişirken de zevk alıyordu, bu yüzünden belli oluyordu. Ben de artık boşalmak üzereydim. Ama onun da orgazm olmasını istiyordum, onun için elimi klitorisine attım, okşamaya başladım.
Şimdi ikimiz de inliyorduk. Ve Hatice bir kez daha orgazm olurken, ben de döllerimi götüne fışkırttım. Biraz öyle kalıp, nefes alışverişimiz normale dönünce kalktı üzerimden.
Götünden döllerim akıyordu. Destideki suyla amını götünü yıkadı. Sonra da benim yarağımı yıkadı. Başındaki başörtüsünü çıkarıp, önce yarağımı kuruladı, sonra da amını götünü kuruladı.
Ve giyindik. Ayakta bir süre daha öpüştük.
Vedalaşırken Hatice bana, "Çok güzel sikişiyorsun! Gene gel emi?" dedi. Normalde bu ilk cümleyi hep ben siktiğim kızlara söylerdim.
Elimde olmadan durumun garipliğine güldüm ve "Tamam, gelirim!" dedim, ayrıldım yanından ve diğerlerinin yanına doğru yürüdüm.
Onları bıraktığım yere yaklaşınca, ağacın altında sikiştiklerini gördüm. Vedat alta yatmış, Nihat onun üzerine domalmış, 69 olmuşlar birbirlerinin yarağını yalıyorlardı.
Selim de Nihat'ın arkasına geçmiş, oğlanın götünü sikiyordu.
Yanlarına yaklaşırken telefonumu çıkardım ve birkaç resim çektim. İyice yaklaşıp, "Kolay gelsin, rahatsız olmayın, devam edin!" diyerek birkaç resim daha çektim.
Fakat resim çektiğimi görünce hemen toparlandılar, aceleyle giyindiler.
Fazla kalmadık orda, atladık motora, benim arabanın durduğu yere gittik. Resimlerini çekmemden dolayı ağızlarını bıçak açmıyordu. Ayrıca benimle göz göze gelmemeye çalışıyorlardı.
Onları bu sıkıntılı durumda fazla bırakmak istemediğim için, "Hatice dediğiniz kadar azgınmış, iliğimi kuruttu orospu!" dedim.
Bunun üzerine gerginlikleri biraz azaldı ve Vedat, "Sen yeter ki ağzını sıkı tut, köyde öyle daha ne karılar var, hepsini siktiririz sana!" dedi. Selim de onayladı onu.
Onlara, "Merak etmeyin benim ağzım sıkıdır, resimleri de kimseye göstermem!" deyince biraz daha rahatladılar.
Ama yine de resimler yüzünden biraz sıkıntıları vardı. Resim konusunun irdelenmesine fırsat vermeden, "Hadi ben gidiyorum, sonra görüşürüz!" deyip vedalaştım onlarla, atladım arabaya.
Onları orda bırakıp köye doğru sürdüm arabayı.
Yoldan babamı aradım, halen kahvehanede ise gelip alayım mı diye sormak için. Fakat babam evde olduğunu, birazdan düğün evine gideceğini, eve uğrarsam birlikte gidebileceğimizi söyledi.
Direkt eve gittim. Babamla biraz sohbet ettik. Almancı Ramazan çavuşun kendisiyle konuşmak istediğini söyledim. "Hayırdır, benimle ne konuşacakmış Dürzü?" dedi.
"Bilmiyorum!" dedim, Nurcan'dan da hiç bahsetmedim. Birlikte düğün evine gittik.
Düğün evinin avlusu yine kalabalıktı. Yine erkekler bir tarafta oturuyorlar, kadınlar içeride idiler.
Avluda büyük bakır kazanlarla yemek kaynatıyorlardı. Erkeklere yemek servisini gençler yaparken, kızlar da kadınların olduğu bölüme götürüyorlardı yemekleri.
Babamla birlikte diğer erkekleri selamladıktan sonra, amcalarımın oturduğu masaya sandalye çektik ve oturduk.
Yemeğin yanında amcamlar bana da Rakı ikram ettiler, ama ben içki içmediğimi söyledim. Ekolu müzik eşliğinde yemek yeyip, sohbet muhabbet ederken,
Ramazan çavuşun arabası geldi durdu avlunun girişine. Ve ailece indiler arabadan.
Ramazan çavuş takım elbise giymişti. Karısında busefer, yine pahalı, fakat kendisine yine hiç yakışmayan bir Döpiyes vardı, başında da yine ipek bir eşarp.
Nurcan ise vücuduna sımsıkı yapışmış siyah bir gece kıyafeti giymişti, ayağında da yüksek topuklular vardı. Zaten sexy bir kızdı, ama şimdi bu haliyle çok daha sexy olmuştu.
Gözümü alamıyordum Nurcan'dan. Ama o arabadan indiğinden itibaren başını öne eğmiş, kimseye bakmıyordu. Anne kız kol kola girip, direkt kadınların olduğu bölüme içeriye geçtiler. Ramazan çavuş ise, "Merhaba ağalar!" diye avludaki erkeklerin hepsine toptan selam verip, doğruca bizim masaya geldi.
Amcamlarla ve babamla tokalaşıp, bana yine, "Öp bakayım kerata!" diyerek elini uzattı. Kalkıp elini öptüm ve oturması için sandalyemi verdim. Ortalıkta gezinen çocukların birine söyleyip, kendime yeni bir sandalye getirttim.
Ramazan çavuş daha oturur oturmaz, "Yaa bu nedir böyle Haremlik Selamlık gibi? Gavurların karıları erkeklerle birlikte Uzaya gidiyor, bizim halimize bak, insan düğünde bile karısıyla kızıyla aynı masada oturamıyor! Alamanyada böyle şeyleri asla göremezsin Azizim!" diye ukelalık etmeye başladı.
O anda ona söyleyecek çok şeyim vardı, ağzının payını vermek isterdim, ama sesimi çıkarmadım.
Babam da gülerek, "Ramazan çavuuuşşş, ne çabuk unuttun köyün adetlerini! Burası köylük yer, sen İzmir'e, İstanbul'a, Ankara'ya, Antalya'ya git bakalım, Almanya'dan eksiği yok, fazlası var!" dedi.
Ramazan çavuş biraz bozulmuştu, "Hani yav, yiyecek içecek birşeyler yok mu bize?" diyerek konuyu değiştirdi.
Hemen ona da yemek geldi, Rakı doldurdular. Yemekler yendikten sonra, Rakıyla devam ettiler.
Ben Rakı muhabbetinden sıkıldım kalktım, hala oğullarımın, amca oğullarımın ve arkadaşların olduğu masaya geçtim. Onlarla sohbet ederken, Vedat'la Selim de geldi.
Arkadaşlardan biri Vedat'a, "Ramazan çavuşla ailesi sizde kalıyormuş… Lan oğlum ne kadar şanslısın, Nurcan ne biçim giyinmiş öyle, evde de mi öyle giyiniyor?" diye sordu.
Vedat da, "Höst, ağzını topla Yavşak! Nurcan yengemiz olur, Harun'la konuşuyorlar!" dedi.
Ve anında gözler benim üzerime çevrildi, onaylamamı bekliyorlardı. Vedat farkında olmadan beni sıkıntılı bir Kulvara sokmuştu. "Evet konuşuyoruz, ama daha birbirimizi tanımaya çalışıyoruz!" dedim ve müsade isteyip kalktım.
Arkadaşlar arasında Nurcan konusunun açılmasına canım sıkılmıştı.
Tekrar babamların masaya döndüğümde de konu aynıydı. Ramazan çavuş babama, benim Nurcan'la gezmeye gittiğimi, konuştuğumuzu anlatıyordu.
Galiba kızını övme işini ben masada yokken yapmıştı. Sonunda babama, "Azizim, Nurcan'la Harunu evlendirelim! Çok yakışıyorlar birbirlerine!" dedi. Babam şaşırmıştı, hiç beklemiyordu böyle bir şeyi.
Ramazan çavuşa, "Bu şimdi burda, bu curcunada konuşulacak mevzu değil! Sakin bir zamanda ve yerde konuşalım! Hem hanımlarla çocuklar da olsun, mutlaka onların da söyleyecekleri vardır!" dedi.
Ramazan çavuş hiç vakit kaybetmek istemiyordu, "Tamam Azizim, ozaman yarın Saat 12:00'de hazır olun, gelip sizi alacağız!
Alamanyadan gelirken kaldığımız güzel bir Otel var, köye fazla uzak değil, orda hem konuşuruz, hem de güzel bir öğlen yemeği yeriz!" dedi. Ramazan çavuşun Emrivaki yapmasına babamın da canı sıkılmıştı, ama yine de, "İyi, tamam!" dedi. Ve konu kapandı.
Gece geç vakitte çalgı çengi eğlence bittiğinde, millet evlerine dağıldı. Babam, annem ve bizde yatacak kızlarla, hep beraber eve gittik. Eve giderken babamdan fırça yiyeceğimi düşünmüştüm, ama tek kelime etmedi.
Annem de birşey söylemedi. Ama kızların birkaçı bana ters ters bakıyordu. Ters ters bakanların arasında Fidan ve Meryem de vardı. Eve varınca, ben hiç yukarıya çıkmadan, herkese iyi geceler dileyip, bodruma indim.
O anda evdeki kızlarla ilgilenecek durumda değildim. Kapıyı kilitleyip, hemen yattım, sağlam bir uykuya ihtiyacım vardı.
Nurcan'ı düşünürken uyumuşum...
Devam Edicek ...
Köyümüzün Amcıkları (6. Bölüm)
Nurcan arabada da elimi bırakmadı. Elimi, sadece vites değiştireceğim zaman bırakıp, hemen yeniden tutuyordu. Liseli aşık kızlar gibiydi. Halen çözememiştim bu kızı, bazen çok saf diye düşünüyordum, bazen çok salak, bazen de çok kurnaz.
Belki de iki kültür, iki dil arasında bocaladığı için, sorduğu sorular veya anlattıkları, benim onun hakkında böyle düşünmemi sağlıyordu. Belki de son derece harbi bir kızdı, düşündüğünü pat diye söylüyordu sadece. Doğrusu biraz üzülüyordum kızın haline, benim amacım onu sadece sikmekti.
Ve sikmiştim de. Kızcağız ise çoktan evlilik hayallerine kapılmıştı. İçimi suçluluk duygusu kaplamıştı. Kendimi sanki pazarda, almayacağım halde, alacakmışım gibi yapıp Çileklerin tadına bakmışım gibi görüyordum.
Köye 8-10 kilometre kala, "Ee Schtazi, benimle evlenecek misin? Ben çok istiyorum seninle evlenmeyi!" dedi. Er yada geç bu soru gelecekti, biliyordum.
Hadi babasını siktir et, şimdi ben bu kıza ne diyecektim? Kızı üzmek istemiyordum. Ama kendimi ve ailemi de düşünmek zorundaydım.
Biliyordum ki, 'Evet' dersem, babası apar topar nişan düğün yapmaya kalkışacak ve Oldu Bitti'ye getirecekti olayı. Adamın niyeti en baştan belliydi, yok çukulotayla, yok cebime 5-6 yüz Euro koymakla, yok arabasını verme vaadiyle, yok apartman katı vaadiyle gözümü boyayıp, kaşla göz arasında (Bir Almanla evlenip boşanmış) kızını bana kakalamaktı amacı.
Üstelik adam anasının gözü birine benziyordu, birkaçyüz Euro verebilirdi, ama 129.000 Euro'luk arabayı ve apartman katını vereceğinden emin değildim. Almancı Ramazan çavuş anasının gözüyse, ben de bunlara kanacak kadar saf değildim!
Nurcan'a Diplomatik bir cevap vermeliydim. Onun için arabayı otoyolun kenarında müsait bir yere çektim.
Kontağı kapattım ve "Şimdi lafımı bölmeden dinlemeni istiyorum! Tamam mı?" dedim.
"Tamam Schatzi!" deyince konuşmaya başladım:
"Güzel bir kızsın, harika bir vücudun var, çok sexysin, çok ta güzel seks yapıyorsun, seni çok beğendim. Ama evlilik konusunu konuşmak için daha çok erken! Tamam, seninle seks yaptık, ama tanışalı birkaç saat anca oldu, seni ve aileni nerdeyse hiç tanımıyorum.
Sen de beni ve benimkileri daha tanımıyorsun. Huyumu, suyumu, karakterimi, geçmişimi bilmiyorsun daha. İçkim, kumarım, karı kız olayım, çapkınlığım, berduşluğum, ipsizliğim, sapsızlığım, sapkınlığım, üçkağıtçılığım, dolandırıcılığım, yalancılığım, dayağım, küfürüm, Sadistliğim vs. var mı bilmiyorsun. Hobilerim, zevklerim, dinlediğim müzik, okuduğum kitaplar, sevdiğim filimler, mizah anlayışım, hayallerim, inancım, siyasi düşüncem, ileriye dönük planlarım vs. nelerdir bilmiyorsun.
Belki de beni yakından tanıyınca benimle evlenmek bile istemeyeceksin. Böyle şeyler zaman ister. Ayrıca çok önemli bir şey daha var, benim daha okulum bitmedi.
Diplomamı, mesleğimi elime almadan, kendi paramı kendim kazanmaya başlamadan, para diye ailemin eline bakarak evlenmek istemiyorum! Kusura bakma, hızlı konuştum galiba
Söylediklerimin hepsini anlayabildin mi, açıklamamı istediğin bir şey var mı?" dedim.
Nurcan, "Yok, hepsini anladım.
Türkçeyi belki çok iyi konuşamıyorum, ama hepsini anlıyorum! Şimdi senin beni dinlemeni istiyorum!" dedi ve beni şok eden şeyler anlatmaya başladı:
"Sana hak verdim, ama bunların hiçbiri benim için sorun değil! Çünkü ben sana ilk görüşte aşık oldum! Sana aşık olmasam, evlenip boşandığımı söylemezdim.
Türkiye'ye gelirken babam, evlenip boşandığını kimseye anlatma, evleneceğin adama bile söyleme demişti. Ama ben sana anlattım. Annem de, nikah olmadan kimseyle seks yapmayacaksın diye tembihlemişti.
Ama ben seninle yaptım. Eğer konu içki, kumar, kadın kız falan ise, bunları bütün erkekler yapıyor, bunu Jürgen de yapardı, hatta babam bile yapıyor.
Eğer konu okulun ise, okulun bitene kadar beklerim…
Eğer konu para ise, para hiç sorun değil. Jürgen çok zengin birisi, nekadar parası var kendisi bile bilmiyor. Çok büyük bir inşaat ve emlak Firması var, eski binaları çok ucuza satın alıp, restore ediyor, sonra da ya kiraya veriyor, yada çok paraya satıyor.
Milyonlar kazanıyor. Zaten onunla iş konusunda tanışmıştım, Kuaför salonu açmak istediğim dükkanın ve dükkanın üstündeki evlerin de komple sahibiydi.
Ben dükkanı kiralamak istiyordum. Ama Jürgen bana aşık olduğunu söyledi ve evlenirsek, dükkanın tapusunu adıma yapacağını söyledi. Ben kendi işyerimi açmayı çok istiyordum.
Babama tapu konusunu söylemedim, Jürgen'i çok sevdiğim için evlenmek istediğimi söyledim.
Babam karşı çıktı evlenmemize, ama Jürgen babamı parayla ikna etti, babama 300.000 Euro verdi.
Yani babam bu altımızdaki arabayı Jürgen'in verdiği parayla aldı. Annemin kolundaki altınlar da öyle. Köye yapılacak apartman da o paradan yapılacak…
Jürgen diyordum, onunla evlendikten 2 ay geçmeden karıya kıza gitmeye başladı, günlerce eve uğramaz oldu. Zaten benden önce de öyleymiş. Benden önce 3 kere evlenip boşanmış, evliliklerinin hepsi de kısa sürmüş.
Bir süre sonra da benim en yakın kız arkadaşıma aşık olduğunu söyleyip, boşanalım dedi. Ama ben ilk başta boşanmak istemedim. Kendi isteğimle boşanayım diye bana 500.000 Euro para verdi, ben de ozaman boşanmayı kabul ettim.
Ailemin bu paradan da haberi yok, Jürgen kocalık görevini yerine getirmiyor diye boşandığımı biliyorlar. Ama aptallık etmişim, boşandıktan sonra bir Avukat arkadaşım söyledi, eğer kendi isteğimle değil de, mahkemeyle boşansaymışım, Jürgen'in en az 1-2 Milyonunu alabilirmişim. Neyse, bunlar artık önemli değil. Şu anda tek önemli şey sana olan aşkım! Eğer sorun gerçekten paraysa, yeterince param var yani.
Ayrıca Kuaför salonum da çok iyi çalışıyor, her ay ortalama 5.000 Euro neto kazanıyorum. Bu parayla rahat geçiniriz!" dedi.
Nurcan'ın anlattıklarının şoku altındaydım. Bizim Ramazan çavuş para için, kızını resmen bir Almana satmış oluyordu.
İçimden (Vay amına koduğumun pezevengi!) diye küfür ettim, demek para veren olsa karısını da siktirecekti bu vicdansız gavat.
Utanmadan bir de altındaki arabayla, köye yaptıracağı apartmanla hava atıyordu şerefsiz! Peki ya karısına ne demeli? Karısı olacak o orospu da az değildi, hava atmak için nerdeyse kolundaki bilezikleri milletin gözüne sokacaktı!
Millet tabii paranın nerden geldiğini bilmiyor. İçimden Ramazan çavuşun karısını da bir güzel kalayladım! Nurcan'ın haline üzülmüştüm şimdi.
Kızın hakkındaki teşhisimi bir kez daha değiştirdim, bu kız çok saf ve dürüst idi. Bu kızın yalan söyleyebileceğine inanmıyordum. Harbi bir kızdı.
Kafamdan bunlar geçerken, Nurcan kolumu dürttü ve "Ee, birşey demiyecekmisin?" dedi.
Ona, "İyi güzel söylüyorsun da, ben karı parası yiyecek adama benziyormuyum?" dedim.
"Ama evlenirsek, benim param otomatikman senin paran olacak! Öyle değil mi?" dedi. "Yok öyle değil, sanki seninle paran için evlenmiş gibi hissederim kendimi!" dedim.
Nurcan durdu durdu, "Hesap numaranı ver, 500.000 Euro'nun hepsini şimdi senin hesabına göndereyim! İstersen Almanya'ya dönünce Kuaför salonumun olduğu dükkanı da satarım, oranın parasını da sana veririm! Yaklaşık 700.000 Euro da orası eder!" dedi.
Elimde olmadan güldüm ve "Aklın sıra beni mi deniyorsun, yoksa şaka mı yapıyorsun?" dedim. "Hayır, yemin ederim çok ciddiyim! Ver hesap numaranı, hadi!" dedi.
Blöf yapıyor diye düşündüm, çünkü bu devirde kim kime okadar parayı senetsiz sepetsiz pat diye verirdi?
Hesap numaramı verdim, gerçekten okadar parayı gözünü kırpmadan benim hesabıma aktaracakmıydı, bunu öğrenmek istiyordum. Tablet bilgisayarını çıkardı, Almanya'daki bankanın sitesine girdi, hesabını bana gösterdi.
Dediği kadar para vardı hesabında. Sonra benim hesap numarama havale edilmek üzere rakamın hepsini yazdı.
Tam, 'İşlemi tamamla' butonuna basacağı zaman elini tuttum ve "Peki, ya para hesabıma geçtikten sonra senle evlenmezsem?" dedim.
"Bunu benimle evlen diye yapmıyorum ki, istersen evlenme! Bunu sana aşkımı ıspatlamak için yapıyorum!" deyip, 'İşlemi tamamla' butonuna bastı!
Sonra da paranın hesabıma aktarıldığı onayını gösterip, "Sana aşık olduğuma şimdi inandın mı?" dedi.
Halen inanamıyordum bunu yaptığına. Bir insan nasıl bukadar saf olabilirdi. Sanki oyun oynarken, elindeki Misketini arkadaşına verir gibi, hesabıma aktarmıştı okadar parayı. Bu kız sevmeyi de, sevilmeyi de hak ediyordu.
Ayrıca şimdi Nurcan'ı sevmek için fazladan 500.000 tane sebebim daha olmuştu. Eğriye eğri, doğruya doğru demek lazım, zaten kızın fiziğine, boyuna posuna, güzelliğine ve Seksapeline ilk görüşte hasta olmuştum.
Sadece kızın konuşmalarındaki patavatsızlığı ve babasının davranışları biraz canımı sıkıyordu. Onun dışında, Nurcan'ı koluma takıp, göğsümü gere gere yanımda gezdirecek kadar yakıştırıyordum kendime. Nurcan güzellik olarak, bizim Üniversitedeki kızların çoğuna 5 basardı.
Hatta biraz Mankenlik ve Zerafet eğitimi almış olsa, Nurcan'ı görenler kesin Manken zannederdi.
Ona, "Bunu yapmana gerek yoktu, bana aşık olduğunu başından beri biliyordum!" deyip uzandım, dudaklarından öptüm ve arabayı çalıştırıp geri otoyola çıktım.
Nurcan yine elimi tutuyordu ve yaptığından çok mutlu olmuş görünüyordu.
Köye girerken, "Şimdi babamlar kesin soracak, ne oldu, ne yaptınız diye, onlara ne demeliyim?" dedi.
"Onlara, gezdik, eğlendik, konuştuk, birbirimizi tanımaya çalışıyoruz, şimdilik iyi gidiyor dersin, başka birşey anlatmana gerek yok, tamam mı?" dedim.
"Tamam Schatzi, sen nasıl istersen!" dedi.
"Bana birdaha 'Schatzi' deme! Aşkım de, Canım de, Hayatım de, ama o kelimeyi birdaha kullanma! Tamam mı aşkım?" dedim.
"Tamam aşkım!" dedi. Ona 'Aşkım' dediğime çok sevinmişti, ama 'Schatzi' lafına neden gıcık olduğumu anlamadığı belli oluyordu. O kelimenin karşılığı da, bizdeki Aşkım, Canım, Hayatım anlamına geliyordu, ama 'Schatzi' lafını duyduğum zaman aklıma hemen Jürgen denen orospu çocuğu geliyordu.
Bu da canımı sıkıyordu.
Evin önüne geldiğimizde, arabanın sesine, Nurcan'ın babası ve eniştem dışarı çıkmışlardı. Kontağı kapattım ve anahtarı verdim Nurcana. İndik arabadan.
Ramazan çavuş kızına sorar gözlerle bakarken, eniştemin bakışlarında, Nurcan'la benim gezmeye gitmemize anlam veremediğini gördüm. Nurcan babasının yanağına öpücük kondurup, arabanın anahtarını verdi ve bana gülümseyip el sallayarak içeriye girdi.
Ramazan çavuşun bana birşey sormasına fırsat vermeden, "Araban çok güzelmiş, uçak gibi gidiyor! Kalıp sohbet etmek isterdim, ama eve gitmem lazım, bekliyorlardır. Sonra görüşürüz!" dedim. Enişteme de Vedat'ı sonra göreceğimi söyledim.
Kendi arabama yürürken, Ramazan çavuş arkamdan, "Dur bekle, birşeyler vereceğim!" diye seslendi ve içeri girdi.
Az sonra elinde bir poşetle geldi, "Karton senin, diğerlerini annene babana verirsin. Onlarla en kısa zamanda görüşmek istediğimi söyle!" dedi. Verdiklerine teşekkür edip, "Tamam, söylerim!" dedim, arabayı çalıştırıp uzaklaştım ordan.
Poşette, benim için 1 karton Marlb*** sigara ve bizimkiler için birkaç paket çukulota vardı.
Doğru söylemek gerekirse, Ramazan çavuşun son model Merce***'inden sonra, bizim yerli araba odun gibi gelmişti. Kendimi, At'tan inip, Eşeğe binmiş gibi hissettim.
Eve varana kadar Nurcan'ı düşündüm, hesabıma aktardığı parayı düşündüm, içimde sebebini anlamadığım bir suçluluk duygusu vardı. Evin önüne parkedip, bahçe kapısını açtığımda, Meryem'le Zahide verandada oturuyorlardı.
Meryem heyecanla, "Evde kimse yok, herkes düğün evine gitmiş! Biz de gideceğiz…
Belki seni görürüz diye bakmaya gelmiştik…
Hani senin yanında Zahide'ye birşey anlatacaktım ya, onun için getirdim Zahide'yi!
Şimdi anlatayım mı?" dedi. "Yok daha değil, siz inin aşağıya, ben geliyorum hemen!" dedim, bodrumun anahtarını verdim Meryem'e. Onlar bodruma inerken, ben de eve girdim, sigarayı çantama koydum, sonra çukulotaları poşetten çıkarıp mutfağa bıratım.
Mutfaktan da koca bir tutam peçete alıp çukulotaların boşalan poşetine koydum ve yanıma alarak bodruma indim.
Ben bodruma girerken, Zahide Meryem'i sıkıştırıyordu, "Ne anlatacaksın kız, çatlatma beni, hadi söyle?" diye, kızın kolunu çimdikliyordu.
Kapıyı kilitledim,
"Gelin şöyle, oturun!" diyerek geçtim yatağın üzerine oturdum, peçetelerin olduğu poşeti yastığımın yanına bıraktım. Geldiler yanıma oturdular. Zahide, bukadar esrarengiz davranan Meryem'in ne anlatacağının merakıyla kudurmuştu. Meryem de bir an önce anlatmak için yerinde duramıyordu.
Gözlerime sabırsızca bakarak, "Anlatayım mı?" dedi. "Önce Zahide'yle konuşmak istediğim bir şey var, ondan sonra anlatabilirsin!" dedim. Meryem heyecanla, "Tamam!" dedi. Zahide bu sefer benim kendisiyle ne konuşacağımı merak etmişti. Zahide'ye, "Meryem sana şimdi bir sırrını anlatacak.
Ama onun sırrı direkt benimle ilgili. Benim de sana güvenmem gerekiyor. Bunun için senden bazı isteklerim olacak, onları yerine getirmeye söz verirsen, anlatmasına izin veriyorum. Bak ama, Meryem sana anlattıktan sonra üçümüz sırdaş olacağız, ayrıca burada olacaklar burada kalacak!
Ne diyorsun, anlatsın mı? Söz veriyormusun dediklerimi yapacağına?" dedim.
Zahide şimdi daha bir meraklanmıştı, heyecanla, "Tamam, söz veriyorum, anlatsın!" dedi.
Meryem'e anlatabileceğini söylediğimde, heyecanla ve damdan düşer gibi,
"Biz Harun abiyle sikiştik!" dedi. Zahide bunu hiç beklemiyordu galiba, elini ağzına götürüp, "Hııı?" dedi.
Aptallaşmış ve suratı kireç gibi bembeyaz olmuştu, bir bana, bir Meryem'e bakıyordu.
Meryem, "İnanmıyorsan kendisine sor!" dedi. Ben de, "Sormasına gerek yok, gösterebiliriz!" deyip, telefonumu çıkardım ve Meryem'i Aşıklar tepesinde götten sikerken çektiğim resimleri gösterdim. Zahide, sikişen birilerinin resimlerini ilk defa görüyor olmalıydı, üstelik resimdeki kişiler şimdi yanıbaşında duruyordu.
Resimlere, fal taşı gibi olmuş gözlerle ve alt dudağını ısırıp, yutkunarak bakıyordu. Meryem de bakıyordu resimlere, ama o daha önce gördüğü için, suratında sinsi bir gülümseme ve gizli bir gururlanma vardı.
Bu arada benim yarak kazık gibi olmuştu. Telefonu gömleğimin cebine koyup ayağa kalktım,
Meryem'i de elinden tutup kaldırdım, dudaklarından öptüm, Zahide'nin şaşkın bakışları eşliğinde öpüşmeye başladık.
Öpüşürken Meryem'in buluzunun altından elimi soktum, göğüslerini okşuyordum.
Sonra bluzunu çıkardım ve "Sutyenini çıkar!" dedim. Meryem ikiletmeden çıkardı sutyenini. Eğilip küçücük göğüslerini okşayarak, öptüm, yaladım, üzüm gibi uçlarını emdim.
Zahide sanki ilk defa pornofilm izleyen birisi gibi, yutkuna yutkuna bize bakıyordu.
Meryem'e, "Şalvarını ve donunu da çıkart!" dedim. Meryem şalvarını ve donunu çıkarırken,
Zahide'ye döndüm ve "Birazdan yapacaklarımızla üçümüz sırdaş olacağız, tamam mı?" dedim.
Zahide yutkunup 'Tamam!' anlamında kafa salladı.
Çırılçıplak soyunmuş Meryem'i Zahide'nin yanına, yatağa domalttım. Pantolonumu ve boxerimi çıkardım. Sıvazladığım yarağıma gözünü dikmiş Zahide'ye,
"Meryem'in götünün yanaklarını ayır ve göt deliğine bolca tükür!" dedim. Zahide heyecanla tükürüğünü Meryem'in göt deliğine isabet ettirmeye çalışırken, telefonumu çıkarıp o halde ikisinin resmini çektim.
Sonra Meryem'in götüne yaklaştım ve Zahide'ye, "Yarağıma da tükür, bolca!" dedim. Yarağıma tükürürken de resim çektim ve telefonu gömleğimin cebine koydum.
Yarağımı dayadım Meryem'in göt deliğine. Kafasını yavaşça soktuktan sonra, kalanını birden kökledim.
Bu sefer biraz fazla acıtmış olmalıydım, ama Meryem yinede, Zahide'ye mahçup olmamak için fazla ıhılamadı, yüzünü yatağa gömdü sadece. Ben Meryem'in götüne kenetlenmiş haldeyken, Zahide halen Meryem'in götünün yanaklarını ayrık tutuyordu.
Zahide'nin elini tutup ayağa kaldırdım ve sağ tarafıma çekip dudaklarına yumuldum. Yarağım Meryem'in götünde hareketsiz beklerken Zahide'yi öpüyordum.
Zahide resmen şoktaydı, ruh gibi öpüşüyordu benimle. Sağ elimi Zahide'nin şalvarının arkasından daldırdım içeriye. Götünün yanaklarını avuçluyordum, öpüşmeye devam ederken.
Meryem o sırada, yatağa gömdüğü kafasını kaldırınca, Zahide'yle öpüştüğümüzü ve şalvarının içinde hareket eden elimi gördü.
Bu sefer şaşırma sırası Meryem'deydi, anlam veremiyordu bu yaptığıma.
Hoş anlam verse ne olacaktı ki, öyle yada böyle sikecektim Zahide'yi de. Zahide'nin kulağına, "Hadi soyun, seni de sikeceğim!" deyip elimi çıkardım şalvarından. Zahide bunu duyunca dondu kaldı, onu da sikeceğimi hiç mi hiç beklemiyordu.
Ben bu arada Meryem'in götüne yavaş yavaş pompalıyordum.
Meryem şimdi ufaktan ıhılamaya başlamıştı. Baktım Zahide Transa geçmiş gibi duruyor, kolundan tutup, biraz sertçe, "Soyunsana!" dedim.
Bunun üzerine utanarak bluzunu ve şalvarını çıkardı, sutyen külotla kaldı. "Onları da çıkar!" dedim.
Pompalamaya ara vermiştim, yarağım Meryem'in götünde hareketsiz bekliyordum Zahide'nin tamamen soyunmasını.
Meryem neler olduğunu anlamak için ikide bir kafasını çevirip arkaya bakmaya çalışıyordu. Zahide ürkekçe sutyenini ve külodunu çıkarıp, elleriyle göğüslerini ve amını kapattı.
Zahide'yi yatağa doğru hafif ittirerek, "Meryemin yanına domal, aynı Meryem gibi!" dedim. Dediğimi yaptı.
Şimdi ikisi de önümde domalıktı, birbirilerinin suratlarına boş boş bakıyorlardı. İkisinin o halde de birkaç resmini çektim, telefonu koydum gömleğimin cebine. Sonra yine Meryem'in götüne pompalamaya devam ettim.
Ama busefer sağ elimle de Zahide'nin amını okşuyordum. Az sonra, Meryem götüne yediği yarrağın acısından, Zahide de amını ve klitorisini okşamamın verdiği zevkten inliyordu.
Biraz bu şekilde Meryem'in götünü siktikten sonra, yarağımı Meryem'in götünden çıkarıp, sağa kaydım ve Zahide'nin amına soktum. Şimdi Zahide'nin amını sikerken, sol elimle Meryem'in amını ve klitorisini okşuyordum.
İkisi de zevkten inliyor, ve orgazm olmaya yaklaşıyorlardı. Önce amında yarak çalışan Zahide orgazm olup boşaldı. Meryem'in amını okşamayı hızlandırdım, o da biran önce orgazm olsun diye.
Çünkü ben de yavaş yavaş sonlara geliyordum ve daha Zahide'nin götünü de sikecektim. Meryem de orgazm olunca, yarağımı Zahide'nin amından çıkarıp, göt deliğine tükürdüm ve dayadım.
Meryem deminkiyle birlikte sadece 2 kez siktirmiş oluyordu götünü. Ama Zahide'nin götü alışıktı yarak yemeye, hemencecik girdim götüne ve hiç beklemeden pompalamaya başladım.
Zahide'nin belinden iki elimle kavrayıp, götünü seri bir şekilde sikiyordum. Meryem yan dönmüş, Zahide'nin götünü sikmeme bakıyordu. Sonunda boşalmak üzereydim, Zahide'ye kenetlenip, fışkırdım götünün içine.
Bir süre içinde kaldım ve yarağım götündeyken de birkaç resim çektim. Sonra Meryem'den poşete uzanıp içindeki peçeteleri çıkarmasını istedim.
Birkaç peçete aldım ve döller yatağa akmasın diye yarağımın altına tutarak çıktım Zahide'nin götünden. Yarağımı peçeteye sarılı tutarken, biraz peçete daha alıp, Zahide'nin götünden süzülen dölleri sildim. Döle bulanmış peçeteleri geri boş poşete atıp, birkaç yeni peçete aldım, dürdüm büktüm ve Zahide'nin Götüne soktum.
Ama gülmeden de edemedim. Zahide götünde tıkalı peçetelerle, aynı kasap dükkanının vitrinindeki asılı duran koyunlara benzemişti. Kasaplar da vitrindeki koyunların götüne dekorasyon amaçlı kıvırcık marula benzer birşeyler tıkıyorlardı.
Kızların elbiselerini toplayıp verdim, "Giyinin hadi!" deyip, ben de giyinmeye başladım. Hepimiz giyindikten sonra bunları yatağa iki yanıma oturtup, önce biraz Meryem'le, sonra da Zahide'yle öpüştüm. "İşte şimdi üçümüz tam sırdaş olduk!" deyip, telefonumu çıkardım,
onlarla demin sikişirken çektiğim resimleri gösterdim. Meryem resimlere merakla bakarken, Zahide'nin yüzü yine kireç gibi bembeyaz olmuştu. Zahide ilk defa kendi sikişirken resmini görüyordu.
Kızlara, motivasyon vermek amacıyla (Siktiğim tüm kızlara söylediğim gibi), "İkiniz de çok güzel sikişiyorsunuz!" dedim.
Bu onları çok az da olsa rahatlatmıştı. "Hadi, gidin şimdi, sonra görüşürüz!" diyerek kaldırdım kızları ve kapıyı açıp, gelen giden var mı diye önce baktım, sonra da popolarına birer şaplak attım, gönderdim.
Kızlar kol kola girip düğün evine giderlerken, ben de telefonumdaki resimleri Laptopuma yedekledim.
Sonra yukarı çıkıp, güzel bir duş aldım, üzerimi değiştirdim.
Devam Edicek ...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Köyümüzün Amcıkları (5. Bölüm)
Vedat'ların evinin önünde, birisi Ankara plakalı, diğeri de Alman plakalı olmak üzere iki araba vardı. Alman plakalı olan araç, hani bizim Almancı Türklerle özdeşleşmiş bir marka idi. Çok kızıyordum bu tiplere.
Elbette Almancıların hepsi öyle değildi, aralarında çok kültürlü ve özünü kaybetmemiş insanlar vardı. Ama kızdığım tipler köyden amele olarak gidiyorlardı Almanya'ya, orda imanları gevreyene kadar, Almanların beğenmediği işlerde çalışıyorlar,
sırf son model bir Mercedes araba ile köye hava atmaya gelmek için, orda senelerce göt kadar evlerde balık istifi yaşayıp, kuru fasulye ve makarnaya talim ederek para biriktiriyorlardı.
Tatile gelince de kendi köylüsüne yüksekten bakıyorlardı. Almanya'da Kral gibi yaşadıklarını anlatmaları da işin cabası, sanki orda para ağaçtan toplanıyordu. Bu zırvaları dinleyen garibanlar da, Almanya'ya kapağı atma hayaline kapılıyordu.
Ben bunun böyle olmadığını çok iyi biliyordum. İngilizce ve Almanca dillerini iyi bildiğimden, okuduğum Üniversitenin de teşvikiyle, bilimsel bir projenin araştırmasını yapmaya Almanya'ya gönderilmiştim. Hamburg, Köln ve Berlin gibi şehirlerde bir süre kalıp,
Türklerin Almanya'ya Entegrasyon sorununu inceledim. Almanya'ya giden ilk nesilden tutun da, 2. ve 3. nesil Türklerin ordaki hertürlü sorunları hakkında herşeyi biliyordum.
Hele 3. nesil Türklerin Türklükle nerdeyse alakaları yoktu, iyice Dejenere olmuşlar ve Almanlaşmışlardı…
Arabayı kapının önüne park ettiğimde, Vedat beni karşılamaya çıktı. Sarılıp kucaklaştık, ayaküstü hal hatır sorduk birbirimize. İçeri girmeden önce birer sigara içelim dedik.
Vedat'a misafirleri sorduğumda, "Aşağı mahalleden Almancı Ramazan çavuş vardı ya, onlar işte, bizde kalıyorlar. Kendi evlerini bu sene yıktırdı, apartman mı ne dikecekmiş oraya.
Öbürleri de Ankara'daki Şaban eniştemler!" dedi. Sigaramız bitince, içeri girdik.
Vedat, halamın mutfakta olduğunu söyleyince, salona geçmeden önce mutfağa uğrayıp, halamın elini öptüm. Mutfakta misafirlerin karıları ve birkaç da küçük kız vardı.
Halam, kadınlara benim kim olduğumu söyledi. O zaman kadınlar da ellerini uzattılar öpmem için. Almancı Ramazan çavuşun karısı olduğunu düşündüğüm kadının giysileri pahalı ve kaliteliydi, ama kadına hiç yakışmamıştı. İpek bir eşarp vardı başında.
Boynundaki ve kollarındaki altınlarla küçük bir kuyumcu dükkanı açılabilirdi. Kadın sürekli kolundaki bileziklerini düzeltip, hepsinin kolunda yan yana intizamlı durmasını sağlamaya çalışıyordu.
Ben salona gitmek üzere çıkarken, tam mutfağın kapısında donup kaldım. Karşımda, uzun boylu, düzgün fizikli, çok değişik tarzda kesilmiş sarı saçlarının boyama olduğu hemen anlaşılan, makyajlı yüzü bakımlı, gözleri mavi (ki muhtemelen Lens takıyordu), amını tüm ayrıntısıyla belli eden daracık kot pantolonlu, göğüslerini çatalına kadar gösteren askılı tişörtlü, kolunda küçük bir dövme olan, yüksek topuklu ayakkabı giymiş, 19-20 yaşlarında bir kız vardı.
O da beni görünce, ıslak elleriyle öylece dondu kaldı. Bu birkaç saniye süren donmada, o da beni tepeden tırnağa incelemiş ve en son gözleri gözlerime takılmıştı.
O anda kız elektriğe çarpılmış gibiydi. Benimse o anda aklımdan geçen tek şey, (Bu kızı mutlaka sikmeliyim!) oldu.
Sonra ikimiz aynı anda, "Pardon!" deyip hafif yanlara adım attık.
Ben, "Buyrun siz geçin!" diyerek geri mutfağa doğru çekildim.
Kız yanımdan geçerken sanki parfümeri dükkanı taşınıyormuş gibi hissettim. Bu kız kesinlikle Almancı Ramazan çavuşun kızı olmalıydı. Muhtemelen Lavabodan geliyordu, onun için elleri ıslaktı.
Ki annesi, "Al kızım, ellerini kurula!" diyerek çantasından kağıtmendil çıkarıp verdi.
Lavabodaki havluyu kullanmadığına göre, temizlik konusunda çok titiz bir kız olmalıydı. Ben mutfaktan çıkarken kız annesine Almanca, "Mama, er ist so süss!" (Anne, o çok tatlı!) dedi.
Annesinin de, "Kızım şşşt!" dediğini duydum.
Salona girerken içerdeki herkese toptan selam verdim. Eniştem misafirlere beni taktim etti,
İzmir'de Üniversitede okuduğumu söyledi. O sırada Almancı Ramazan çavuş, "Öp bakayım elimi kerata!" diyerek elini uzattı.
Parmağında Kehribar taşlı, gümüşten, büyükçe bir yüzük vardı.
Emrivaki yapmasına sinirlenmiştim, hiç sevmezdim böyle şeyleri. Yine de öptüm elini. Ondan sonra da diğer büyüklerin ellerini öptüm. Salonda birkaç tane de ufak oğlan çocuğu vardı, öptürmek istemediğim halde onlar da benim elimi öptüler.
Ben Vedat'ın yanına oturacakken, Ramazan çavuş, "Gel şöyle yanıma otur Haruncuğum, sohbet ederiz!" dedi.
Bu hareketine de sinir olmuştum. Ama kızını sikmek istiyorsam, onun bu davranışlarına katlanmak zorundaydım.
Küçük kızların birisi tepsi dolusu çayla geldi içeriye. Çaylarımızı aldık, içerken, bir başka küçük kız da bana Kolonya ve Akide şekeri ikram etmek istedi.
Elime çok ama çok az Kolonya dökmesine izin verdim, sürdüğüm parfümle hiç uyuşmayacaktı. Ayıp olmasın diye bir tane de Akide şekeri alacaktım ki, Ramazan çavuş elimi tutup mutfağa doğru seslendi, "Nurcan kızım, Almanya'dan getirdiğimiz çikolatalardan getir, annenin valizinde olacaktı!" diye. Yine yapmıştı yapacağını.
Kızı salona girdiğinde, bunun deminki kız olduğunu gördüm. Demek ki ismi Nurcan idi. Gözümü bir saniye bile ayırmadan, yürüyüşünü, fiziğini, vücudunun tüm kıvrımlarını işledim beynime.
Ve birkez daha onayladım ilk teşhisimi, bu kızı mutlaka sikmeliydim. Nurcan getirdiği çukulotaları babasına uzattı,
babası da, "Kızım böyle görgüsüzlük olmaz, bir tabağa koyup ikram etsene!" dedi.
Nurcan, "Aber Papa!" (Fakat baba!) diyerek sinirli bir şekilde gitti. Giderken arkasından baktım, götü de müthiş güzel görünüyordu. Az sonra tabağa koymuş getirdi, ikram etti herkese.
Ama giderken babasının kulağına birşeyler fısıldadı. Nurcan gittikten sonra Ramazan çavuş beni soru yağmuruna tuttu, birden hakkımda herşeyi öğrenmek istiyordu.
Sorularına kısa kısa cevaplar verdim, hiç sevmemiştim bu adamı.
Önce bir geriye yaslandı, sonra da elini dizime koyup, yarım saat kızını övdü bana. Yok işte, kızının ehliyeti olduğunu ve arabayı Kapıkule'ye kadar kızının kullandığını, kızının Almanya'da kendine ait Kuaför salonu olduğunu, kızını Almanya'da çok isteyenlerin olduğunu, fakat kendisinin kızını Türkiye'den, tahsilli, sağlam karakterli biriyle evlendirmek istediğini vs. vs. anlatıp durdu.
Ramazan çavuş yarım saat içerisinde resmen beni damat adayı olarak görmeye başlamıştı.
Benim olaya Sazan gibi balıklama atlamadığımı görünce de, başka konuyla sürdürdü konuşmasını.
Aşağı mahalledeki evini yıktırdığını, oraya 4 katlı apartman dikeceğini, bir katında kendi oturacağını, katın birini Almanya'daki oğluna, birini yine Almanya'daki diğer kızına, bir katını da Nurcan'a vereceğini, ilerde müstakbel gelin ve damatlarını aynı çatı altında görmek istediğini falan anlattı.
Apartmanın projesini Alman bir Mimara çizdirdiğini söylemeyi de ihmal etmedi. Sanki Türkiye'de proje çizecek hiç Mimar yokmuş gibi böbürleniyordu,
"Bir ara sana projeyi göstereyim, bak bakalım hiç öyle bir şey gördün mü! Tamam mı?" dedi.
Geçiştirmek için, "Tamam, olur!" dedim.
Çaylarımız tazelenirken anlattıklarına ara vermek zorunda kaldı. Ben de o sırada diğer misafirlerin hallerini hatırlarını şöyle bir sordum, biraz onlarla sohbet ettim.
Aslında buraya Vedat'ı görmeye, onunla sohbet etmeye gelmiştim, ama pek konuşamamıştık. Vedat bir ara salondan çıktı ve koridordan bana (Dışarda sigara içelim!) işareti yaptı.
Ben de içerdekilerden müsade isteyip, 5 dakikalığına hava almak için dışarı çıkacağımı söyledim, kalktım. Ramazan çavuş ne için çıkacağımızı anlamış olmalıydı ki,
"Ben de bir sigara içeyim dışarda!" diyerek peşimizden geldi.
Kapının önüne çıktığımızda Vedat'la bana sigara ikram etti. Biz tabii, "Biz içmiyoruz!" dedik.
"Gençlerrr, ben sizin ananız babanız gibi geri kafalı değilim, ben Alamanya görmüş adamım, yanımda içebilirsiniz, benim kızım bile yanımda içiyor!" dedi, zorla tutuşturdu elimize birer sigara ve yaktı.
Biz de içmek zorunda kaldık. Sigaralarımızı içerken de çenesi durmadı, bu sefer arabasından bahsetti,
Mercedes'in son modeli olduğunu, AMG özel sipariş olduğunu, içinin dışının 'Full' olduğunu, 129.000 Euro peşin para saydığını, Almanların bile bu arabaya binemediklerini anlattı.
"Kısmet olur da Nurcan Türkiye'den biriyle evlenirse, damadıma bu arabayı düğün hediyesi olarak vereceğim!" dedi.
Vedat bu muhabbetten sıkılmıştı, "Siz konuşun, ben Selim'in yanına bir uğrayacağım!" dedi ve motoruna atlayıp gitti.
Ben de sıkılmıştım açıkcası. Ramazan çavuş ardı arkası gelmeyen övünmelerini sürdürürken, ben Nurcan'ı nasıl sikerim hesabı yapıyordum. Sanki Nurcan telepati yoluyla düşüncelerimi okumuş gibi geldi yanımıza.
Babasının gömlek cebinden sigara paketini çıkarıp bir tane kendine aldı, bize de ikram etti. Biz de yeni söndürdüğümüzü söyledik. Nurcan sigarasını içerken, babasına Almanca birşeyler söyledi.
Nurcan'ın ne dediğini anladım, ama belli etmedim. Nurcan Babasına, (Bu çocuk çok tatlı, işte beni bununla evlendirirsen evlenirim!) demişti. Babası da ona Almanca, (Tamam kızım, halledeceğim!) dedi, sonra bana, "Haruncuğum kusura bakma, Nurcan'ın Türkçesi pek iyi değil de ondan benimle Almanca konuşuyor! Köyde sıkılmış, biraz gezip dolaşmak istiyormuş, onu söyledi demin!" dedi.
Niyetlerini anlamıştım, ama bu arada bana da Nurcan'ı sikmek için bir fırsat çıkmıştı.
"Ben gezdirebilirim Nurcan'ı, tabii sizin de müsadeniz olursa?" dedim. Ramazan çavuş da kızına sormadan, "Tabii tabii evladım, gidin gezin dolaşın eğlenin, konuşun, hem birbirinizi tanımış olursunuz!" deyip, arabasının anahtarlarını uzattı Nurcan'a.
Nurcan da babasının yanağına öpücük kondurup, melez bir Türkçeyle, "Aslan Papa!" deyip anahtarları aldı ve "Al, sen kullan!" diyerek bana verdi. Arabanın başına vardığımızda, "Bak buraya basacaksın!" diyerek elimdeki anahtarın kumandasına bastı, kapıların kilidini açtı.
Nurcan sağ tarafa geçip arabaya binerken, babası, "Haruncuğum bir saniye gelsene, az kalsın unutuyordum!" dedi.
Yanına vardığımda, cüzdanından 5-6 tane 100 Euroluk banknot çıkarıp, banknotları dürdü büktü gömleğimin cebine soktu, "Kızım nereye istiyorsa götür gezdir, para problem değil!" dedi. Bozulduğumu belli etmemeye çalışarak, teşekkür ettim.
Arabaya bindiğimde bu sefer de Nurcan başladı, "Bak kontak yeri burası, el freni burda, Airco bu, Camları burdan açıyorsun, Radio burdan açılır, aynaları burdan ayarlıyorsun…" gibi şeyler söylemeye.
Gösterdiği şeylere bakmıyordum bile, gözlerim cömert dekoltesinden görünen iri göğüslerindeydi. Göğüs çatalından biraz fazlasını görebilmek umuduyla, emniyet kemerimi bir iki kez çektim ve "Kemer takıldı galiba, gelmiyor!" dedim.
Hemen benden tarafa uzandı, kemeri çekti. O zaman dantelli sutyenine kadar gördüm. Galiba göğüslerine de parfüm sürmüştü.
Bir iki saniyeliğine de olsa içime çektim kokusunu. Bu bile yarağımın sertleşmesi için yeterli olmuştu.
Nereye gideceğimi bilmeden Çevre yoluna doğru sürdüm arabayı. Nurcan halen konuşuyordu, kendinden bahsediyordu, Almanya'da sahibi olduğu Kuaför salonundan falan bahsediyordu.
Belli ki konuşmayı çok seven bir kızdı ve köyde konuşacağı kafasına göre kimseyi bulamamıştı. Heyecanlı heyecanlı anlatıyordu birşeyler. Sonradan farkettim,
Nurcan'ın sadece vücudu ve parfümü değil, o Alman aksanlı Türkçesi de acaip tahrik ediyordu beni. O konuşurken, sanki birisi yarağımı okşuyor gibi geliyordu bana.
Otoyola çıkmıştık. O sırada Nurcan'ın telefonu çaldı. Anladığım kadarıyla Almanya'dan bir kız arkadaşı arıyordu. Almanca konuşuyorlardı. Nurcan benim Almanca bildiğimi bilmiyordu,
telefondaki kıza beni anlattıkça anlatıyordu, çok tatlı olduğumu, bana ilk görüşte aşık olduğunu falan anlatıyordu. Hakkımda neler düşündüğünü bilmek işime geliyordu tabii.
Konuşmalarında bir ara, "Yok daha öpüşmedik bile… Şimdi arabadayız, galiba sevişeceğimiz bir yere gideceğiz… Yok, daha o konuyu anlatmadım, ama anlatacağım…" diye ilginç bir şey geçti.
Rahat bir yarım saat konuştular kızla. Telefonu kapatınca, "Benim Kuaför salonunda çalışan kızlardan biriydi arayan, işlerle ilgili konuştuk!" dedi. Aklı sıra beni kandırmaya çalışıyordu,
ben de, "Bir sorun mu varmış işlerle ilgili?" dedim. "Yok yok, herşey yolundaymış! dedi.
Otoyolda epey yol gitmiştik, nereye gideceğimi bilmediğim için, yol üzerinde ilk gördüğüm dinlenme tesisine girdim.
Arabayı sakin bir yere çekip, "Nereye gidelim, nereyi gezmek istersin, ne yapmak istersin?" diye sordum.
"Şeyy… Aslında banyo yapabileceğim temiz bir yere gitmek isterim! Misafir kaldığımız evin banyosu hiç Hijyenik değil!
En son dün sabah köye gelmeden önce otelde banyo yaptım, o otelin banyosu temizdi!" dedi. Bu kız safmıydı, yoksa çok mu kurnazdı anlayamadım, ama işime geliyordu.
"Tamam ozaman, o otele gidelim! Otelin adını, yerini hatırlıyormusun?" dedim.
"Navigasyonda kayıtlı oması lazım!" deyip, Radyonun LCD ekranına dokundu. Ekranda Navigasyon belirdi. Kırmızı Bayrakla işaretleniş yerlerden birkaçına sırayla dokundu ve otelin yerini buldu. Oteli yeni hedef olarak verdi Navigasyona.
Cihaz hemen başladı (Almanca) konuşmaya, "Mümkün olan ilk yerden U-Dönüşü yapınız! Hedefiniz 8 Kilometre uzaklıktadır!" diye. Nurcan heyecanla tercüme etti…
Az ilerden geri döndüm, Cihaz bize otelin önüne varana kadar kılavuzluk etti ve "Hedefe ulaşılmıştır!" diyerek susutu. Lüks ve Turistik bir oteldi. Arabayı park edince yine elimdeki kumandaya bastı, arka bagaj kapağı açıldı.
Bagajdan küçük bir seyahat çantası aldı ve girdik otele. Nurcan Pasaportunu ve kredi kartını resepsiyona verdi ve bir oda isteyip, odaya bir şişe şampanya göndermelerini rica etti. Alman Pasaportuydu, yani Nurcan Alman vatandaşıydı.
Anahtarı alıp odaya çıktık. Bizden hemen sonra da şampanya geldi. Garsona açtırıp bardaklara doldurttuktan sonra, 20 Euro bahşiş verip gönderdi, kapıyı kilitledi.
"Prost!" diyerek tokuşturup yudumladı şampanyasını. Ben de, "Prost!" diyerek içmeye başladım. Nurcan bardağını yarım bırakıp, "Ben önce bir duş alayım! Sen keyfine bak!" dedi.
Ve yatağa oturup soyunmaya başladı. Sutyen külotla kalınca, o küçük seyahat çantasından temiz iççamaşırı alıp banyoya girdi. Arkasından biçimli götüne baka kaldım, Tanga külodunun ipi götünün yanakları arasında kaybolmuştu.
Ayrıca götünün sağ yanağında da küçük bir dövme vardı. Bu manzara yarağımı kazık gibi yapmıştı. Nurcan banyonun kapısını açık bırakmıştı, ama oturduğum yerden birşey göremiyordum. Bir sigara yaktım ve şampanyamı içmeye devam ettim.
Duşunu alıp banyodan çıktı, yeni sutyen külodu vardı üzerinde. Eski sutyen külodunu seyahat çantasına koyup, küçük havluyla saçlarını kurularken,
"İstersen sen de bir duş al, buranın banyosu çok Hijyen!" dedi.
Ben de, "Tamam!" deyip, onun yaptığı gibi odada Boxerime kadar soyundum. Beni inceliyordu ben soyunurken. Girdim banyoya, Boxerimi çıkarıp duşun altına girdim. Yıkanırken, yeniden kalkan yarağımı şampuanlayıp biraz sıvazladım suyun altında.
Bir ara döndüğümde, Nurcan banyo kapısına dikilmiş, beni seyrediyordu.
Gülümsedim. O da gülümseyip odaya geçti tekrar. Yıkandıktan sonra, banyoda kurulanıp, Boxerimi giyip çıktım.
Nurcan yatağa uzanmış, sigarayla şampanya içiyordu. Yanına uzandım, ben de bir sigara yaktım. O anda benim yerimde bir başkası olsaydı, herhalde ilk işi anında kızı sikmek olurdu.
Bunu ben de çok istiyordum, ama bunu belli etmek istemiyordum ona. Gayet serinkanlı davranıyordum. Ben böyle davrandıkça, kendisinin üstüme atlayacağını umuyordum.
Sigarası bitince "Sana sormam gereken şeyler var…" dedi.
Yüzünde biraz endişe vardı. "İstediğini sorabilirsin!" dedim. "Şeyy… Senin için bir kızda Bakirelik önemli mi? Yani sen de diğer Türkler gibi mi düşünüyorsun
Bakirelik konusunda? Yani mesela, kızın Bakire olmadığını bilsen, yine evlenirmisin onunla?" dedi.
Nurcan ağzındaki baklayı çıkarmıştı. Anladığım kadarıyla Bakire değildi ve bu da benim ekmeğime tereyağ sürüyordu.
Tek derdim Nurcan'ı sikmek olduğundan,
"Yok, tabii ki önemli değil kızın Bakire olup olmaması!" dedim.
"Hmmm, anladım!" dedi.
Ama Nurcan'ın yüzündeki endişe kaybolması gerektiği yerde, daha da arttı. Acaba verdiğim cevap hoşuna gitmedi mi diye düşünmeye başalmıştım ki, o sırada beni şok eden bir başka soru geldi.
"Peki ya… Mesela kızın başından daha önce bir evlilik geçmişse Mesela 3 aylık bir evlilik" dedi.
Bunu beklemiyordum doğrusu! Ayrıca bu kızın kurnaz değil, çok saf olduğuna kanaat getirmiştim.
"Bunlar önemli şeyler değil, evleneceğim kızda başka değerlere önem veririm, dürüstlük, açık sözlülük ve karakter gibi!" dedim. İşte o an rahatlamıştı, sevinçle dudaklarımı öptü ve "Senin farklı olduğunu daha ilk gördüğümde anlamıştım, ama emin olmak istedim!" dedi.
Ve ben bir şey sormadan anlattı. Babasının karşı çıkmasına rağmen, Jürgen isminde bir Almanla evlenmiş. Fakat evlilikleri yürümemiş, 3 ay içerisinde boşanmışlar.
7 ay olmuş boşanalı. Şimdi de babası (Bu sefer seni Türkiye'den, benim bulacağım biriyle evlendireceğim!) diye tutturmuş. Aslında Nurcan bu tatilde köye gelmeyi hiç istememiş, ama babası zorlamış. Zaten 20 yıldır bu 2. gelişiymiş köye. Köyü sevmediğini, köyde sıkıldığını söylüyordu.
Kızı biran önce sikmek istiyordum, ama kendimi de ağırdan satmaya çalışıyordum. "Çok açık sözlü ve dürüstsün! Ayrıca çok sexysin!" deyip, dudağına bir öpücük kondurdum.
"Gerçekten beğendin mi beni?" dedi. "Şu ana kadar gördüklerimi çok beğendim! Ama gerisini bilemem!" dedim. "Mmmmh, anladım!" dedi ve doğrulup, sutyenini ve küldonunu bir çırpıda çıkardı ve "Ee, gördün işte, nasılım? Göğüslerim yeterince büyük olmuş mu, yoksa biraz daha büyüttürmem lazım mı?" diye sordu.
Demek ki göğüsleri Silikonluydu.
Amında da Piercing vardı. "Özür dilerim, onu demek istemedim, nasıl seviştiğini bilmiyorum demek istemiştim!" dedim.
"Haa, anladım!" diyerek üstüme çıktı, dudaklarımdan başlayıp, vücudumun üst kısmını öperek Boxerime kadar indi. Yarağım zaten çadırı kurmuş halde zonkluyordu.
Boxerimi indirip çıkardı ve "Mmmmh!" diyerek yarağıma yumuldu. Şu ana kadar siktiğim kızların içerisinde en güzel saksoyu Nurcan çekiyordu. Yarağıma tükürüp başını sıvazlıyor, sonra tekrar ağzına alıyor, emiyor yalıyordu.
Bunları yaparken de bir eli taşaklarımı avuçluyordu. Fakat fazla dayanamayacağımı anladım ve "Geliyorum!" dedim. Nurcan hiç istifini bozmadan emmeye devam etti.
Ve ağzına patladım. Bukadar çabuk boşaldığıma inanamıyordum. Döllerimin hepsini yalayıp yuttuktan sonra, gülümseyerek, "Aynı Jürgen gibisin, o da fazla dayanamazdı!" dedi.
Söylenecek lafmıydı bu şimdi! Bu kız saf değil, resmen salaktı. Moralim bozulmuştu ve normalde boşaldıktan sonra kazık gibi duran yarağım anında inmişti.
Bir sigara yaktım, şampanya doldurdum kendime. Nurcan da banyoya gitti ağzını yıkadı geldi. Sokuldu yanıma. Vücudumun üst kısımlarını öperken, elini de küçülmüş yarağıma attı. Zevzek zevzek konuşmasına devam ediyor,
"Ay bu haliyle çok sevimli duruyor Penisin! Şuna baksana nekadar tatlı!" diyerek, sanki kedi yavrusu severmiş gibi hareketler yapıyordu. Gülümseyerek,
"Biliyormusun, Jürgenin penisi inikken bile kocamandı, ama seninki tam avucuma sığıyor, bak çok şirin!" dediğinde, artık ben sinirden çıldıracaktım. Bu kız salak değil, salağın önde gideniydi. İçimden (Senin de, Jürgen'in de anasını bacısını sikeyim!) diye küfür ediyordum.
Neden sonra benim suratımın asık olduğunu farketti ve "Schatzi, sen üzgün müsün? Eğer erken geldiğine üzülüyorsan, ben o konuda çok anlayışlıyım, sana kızmadım!
Her erkeğin başına gelebilir! Merak etme, ben şimdi onu yeniden kaldırırım!" diyerek yumuldu yarağıma. İnik yarağımı komple ağzına alıyor, taşaklarımı okşuyordu.
Bir iki dakika emip yalıyor, sonra parmaklarıyla yokluyordu sertleşiyor mu diye. Ama sertleşmiyordu ve yeniden emmeye devam ediyordu. Bu gidişle sertleşmeyecekti de, çünkü kafam Jürgen piçi ile meşguldu.
Jürgen'i kafamdan atmam için başka şeyler düşünmeye başladım. Fidan'ı, Zeynebi, Rabia'yı, Meryem'i nasıl siktiğimi gözümün önüne getirdim. Zahide'yi nasıl sikeceğimi düşündüm. Çektiğim resimleri canlandırdım kafamda.
Resimler gözümün önünden geçerken yarağımın kıpırdadığını hissettim. O anda Nurcana, "Senin çıplak resimlerini çekmek istiyorum, çekebilirmiyim?" diye sordum.
"Haa, anladım Schatzi, sen Fantazi yapmak istiyorsun! Tamam, nasıl poz vereyim?" dedi. Kalktım telefonumu aldım, her çektiğim pozda yarağım biraz daha sertleşiyordu. En son yatakta dörtayak domaltıp, arkadan görüntüsünü çektiğimde, yarağım da tavan yapmış, kazık gibi olmuştu.
"Hiç bozma pozisyonunu!" deyip, telefonu yatağa bıraktım ve arkasına yanaşıp, pürüzsüz kaymak gibi amını yalamaya başladım. Galiba amına Epilasyon yaptırmıştı, kıl tüy namına en ufak birşey yoktu. Amı çok güzel kokuyordu, sadece göğüslerine değil, amına da parfüm sürmüştü.
Amını iyice kıvama getirene kadar yalayıp inlettikten sonra göt deliğini de yaladım. Belli ki götten de siktirmişti, göt deliği açılıp kapanıyordu dilimi değdirdiğimde.
Buna sevinmiştim, çünkü onu götten de sikmek istiyordum. Sırayla dilimi bir göt deliğine, bir amına sokuyordum. Ara sıra da poposuna tokat atıyordum. Nurcan'ın inlemeleri artmıştı. Yalamayı bırakıp, yarağımı yavaşça amına kökledim ve gidip gelmeye başladım. İşte şimdi olmuştu,
Ben yeniden Ben olmuştum. Belinden kavrayıp, vurdura vurdura sikiyordum amını. Nurcan da Türkçe sikişmeye alışık olmadığından Almanca konuşuyor, durmadan, "Jaa, schön, super, fick mich Schatzi! Schneller, ohh jaa!" diyordu.
En sonunda, "Jaa, ich komme, ich komme!" diye diye ilk orgazmını olup boşaldı.
Dikkatimi yoğunlaştırıp, hırsla sikmeye devam ediyordum. Amına hızlı hızlı pompalarken, içimden de (Jürgen'in kabuklu yarağına benzemez benimki!) diyordum.
Çok geçmeden Nurcan, "Ohh mein Gott, ich komme wieder, ich komme!" diyerek bir kez daha orgazm oldu. Ama durmadım, 3. kez orgazm etmeyi kafaya koymuştum.
Birkaç dakika sonra yine, "Ohh mein gott, das gibt's nicht!" demeye başladığında, amından çıkıp götüne kökledim bir seferde ve hiç beklemeden pompalamaya başladım.
Göt sikerken herzaman yaptığım şeyi yaptım sonra da, elimi alttan amına attım ve klitorisini okşadım. Klitorisini öyle bir ayarlı uyarıyordum ki, orgazm olacağı zaman elimi çekiyordum. Sonunda ben de boşalmak üzereyken, klitorisini okşamayı hızlandırdım.
Ve Nurcan'ın, "Ich komme, ich komme!" çığlıkları eşliğinde götünü doldurdum döllerimle. Aynı anda boşalmıştık. Yarağım götündeyken birkaç resim çektim.
Nurcan'ın hali kalmamıştı, yüzüstü yapıştı yatağa. Ben de onunla birlikte, onun üzerine yapıştım. Yarağım götünün içinde kaldım bir süre. İçtiğim şampanyadan olsa gerek, işeme ihtiyacı hissettim. Götünden çıkmak istediğimde, elini arkaya atıp belime koydu ve "Nolursun çıkma, kal içimde!" dedi. Dayanabildiğim kadar daha kaldım içinde, sonra çıktım götünden ve tuvalete koştum.
İşeyince müthiş rahatlamıştım. Duşun altına girip yarağımı yıkarken, Nurcan da geldi banyoya. Önce o da işedi, sonra birlikte duş aldık.
Kurulanıp yatağa geçtik, bir süre öpüşüp elleştik, birer sigara yaktık. Nurcan'ın yüzünde halen şaşkınlık vardı, "Anlamadım, nasıl oldu böyle, arka arkaya tam 3 sefer orgazm oldum,
ilk defa yaşadım bunu! Olamaz böyle birşey! Jürgen'le seks yaparken hep bir seferde kalırdım!" dedi. (İçimden yine Jürgen'in anasını bacısını kalayladım) "Sigaramız bitince gidelim, merak ederler!" dedim.
"Tamam Schatzi, sen nasıl istersen!" dedi ve sigarasını söndürüp, giyindi. Ben de giyindim. Çantasını aldı ve el ele çıktık otelden. Geri köyün yolunu tuttuk...
Devam Edicek ...
Köyümüzün Amcıkları (4. Bölüm)
Ertesi sabah bodrumun demir kapısının vurulmasıyla uyandım. Yatakta gerinirken kapı tekrar vuruldu ve "Harun abii, harun abii!" diye seslenildi. Bir kız sesiydi, ama kime ait olduğunu çıkaramadım.
Hemen fırladım kapıyı açtım kim olduğunu görmek için. Dün gece bizde yatan kızlardan biriydi.
"Harun abi yukarı gelecekmişin, kahvaltı… hazır…" dedi. Kızın bakışları eşofmanımın önüne kaymıştı. Baktığı yere ben de baktım. Her sabah uyandığımda olduğu gibi yarağım yine çadırı kurmuştu. Kızın yüzü birden kıpkırmızı olmuş, heyecanlanmıştı. Güzelce bir kızdı. Boyu diğer kızlara nazaran biraz daha kısaydı.
Beline kadar uzun siyah saçları atkuyruğu örülmüştü. Giydiği şalvara rağmen arkaya çıkık götü çok seksi duruyordu. Beyaz bluzundan da içine taktığı sutyeninin hatları belli oluyordu. Sutyenin boyutlarına bakılırsa göğüsleri de fazla büyük değildi.
Elimi eşofmanımın cebine sokup yarağımı tutup yan yatırdım ve "Kusura bakma uyku sersemiyim, senin adın neydi hatırlamayamadım" dedim.
O sırada bakışlarını gözlerime kaldırıp, heyecanlı bir şekilde, "Meryem!" dedi. Bizim sülalede o kadar çok Meryem, Hatice, Ayşe, Fadime vs. vardı ki. Sadece bizim sülalede değil, bizim köyün her hanesinde ikişer üçer vardı bu isimlerden.
"Sen Mevlüt amcamın kızı Meryem misin" dedim.
"Yok, ben İsmail'in kızıyım" dedi.
İsmail, Mustafa, Hacıali, Durmuş, Ahmet, Mehmet vs. isimlerden de zibil gibi vardı köyde. "Kusura bakma tanıyamadım, hangi İsmail" dedim.
"Topal İsmail'in kızıyım… Selim abimi hatırlarsın, orta okulu beraber okumuşsunuz" dedi.
"Haa, tamam, şimdi tanıdım Kız sen ne kadar da büyümüşsün böyle, hemde güzelleşmişsin Nerdeyse gelinlik kız olmuşsun Köyün bütün delikanlıları peşinde dolanıyordur" deyip yanağından makas aldım.
Öyle deyince utandı, "Ben çıkayım yukarıya…" dedi.
"Dur bekle, üzerimi değişeyim, beraber çıkarız" dedim.
"Tamam" dedi.
Üzerimi değiştirirken bana (daha doğrusu çadır kurmuş yarağıma) baksın diye,
"Ee, Selim napıyor İyi mi" diye sordum. Eşofmanlarımı çıkarıp, çadırı kurmuş boxerla pantolumu gömleğimi alırken, Meryem gözlerini boxerimin önünden ayırmadan soruma cevap vermeye çalıştı. Özellikle önce gömleğimi giydim, düğmeleri iliklerken ağırdan aldım. Meryem'in heycanı daha da artmıştı, basit bir soru sorduğum halde yutkunarak ve kekeleyerek cevap vermişti. Eğer daha uygun bir zaman ve ortamda olsaydık, Meyem'i sikmek benim için çocuk oyuncağıydı. Ama şimdi sikmek için herhangi bir girişimde bulunmam doğru değildi.
Beynimin bir kenarına 'Sikilebilir' diye not ettim sadece.
Giyindim ve Meryem'i önüme kattım, şalvarının içinde götünü sağa sola kıvırışını seyrede seyrede yukarı çıktık. Bıngıl bıngıl titriyordu götü. Bu arada Meryem'in abisi Selim, Vedat'ın teyzesinin oğluydu. Yani Vedat'ın sikiştiği söylentisinde geçen kahraman.
Kahvaltı masasında sadece 4 kişilik yer olduğundan, ayrıca yere de iki tane sofra kurulmuştu. Babam, annem, Zeynep ve ben masada yedik. Diğer kızların hepsi yer sofrasında yaptılar kahvaltılarını. Kahvaltı boyunca (Herhalde en çömezleri olduğundan olsa gerek, yada bu işe gönüllü olduğundan) tüm hizmetleri Meryem yaptı.
Kızcağız millete hizmet edeceğim diye kendi kahvaltısını da doğru dürüst yapamadı. Bardaklarımızdaki çaylar daha bitmeden ok gibi fırlayıp kalkıyor, çaylarımızı dolduruyordu.
Bir ara annemin babama, "Baksana ne kadar hamarat! Nazar değmesin, çok ta güzel bir kız!" demesini Meryem de duymuş, sürekli mutfakla salon arasında mekik dokuyor, birşeyler götürüp getiriyor, tabaklarda eksilen zeytin, peynir, domates, salatalık gibi şeyleri takviye ediyordu. Meryem'in yürürken götünü kıvırmasına hasta olmuştum, mutfağa gidişlerinde çaktırmadan arkasından bakıyordum. Yarağım çoktan kazık gibi olmuştu.
Meryem'in o çıkık götünü sikme düşüncesiyle nerdeyse küloduma boşalacaktım. Boşalmamak için düşüncelerimi dağıtmam gerekiyordu. Zeynebe baktım, hiç konuşmadan karşımda oturuyor, kahvaltısını yapıyordu. Yer sofrasındakilere göz gezdirdim,
Rabia ve Fidan da süt dökmüş kedi gibi sessizce ve ciddiyetle kahvaltılarını yapıyor, hiç kafalarını kaldırıp bana bakmıyorlardı. Ama diğer kızlar neşeliydiler, fısıldaşarak birbirilerine birşeyler anlatıp, kıkırdaşıyorlardı. Kaçamak bakışlarla da olsa, arasıra göz göze geliyordum kızların bazılarıyla.
Kahvaltımı erken bitirip kalktım, babamlar kahvaltılarını bitirmeden verandada çabucak bir sigara içecektim. Sigaramı yaktım, bir dakika geçmeden Meryem bir bardak çayla geldi.
Bana gülümseyerek, "Babam kahvaltıdan sonra sigara içerken yanında hep keyif çayı ister…" deyip uzattı bardağı.
Alıp teşekkür ettim ve "Bizimkilere sigara içtiğimi söylemezsin değil mi Bak bu sırrımı birtek sen biliyorsun" deyip göz kırptım.
Meryem de bana göz kırpıp gülümseyerek, "Söylemem tabii, ben çocuk değilim, 16 yaşına girdim" dedi.
"Biliyorum çocuk değilsin, üstelik çokta tatlısın!" deyince sevinçten havalanacaktı sanki. Yanakları yine kıpkırmızı oldu ve beni o hasta eden götünü kıvırta kıvırta içeri gitti.
Sigaram ve çayım bitmişti. Verandada otururken babam da kahvaltısını bitirmiş yanıma gelmişti.
Babama, Vedat'ın yanına gideceğimi, arabaya ihtiyacı olup olmadığını sordum. "Alabilirsin, hem kahveye kadar beni de götürürsün, eski arkadaşlardan göremediklerim var" dedi.
"Tamam" dedim, kalktık.
Babam koridordan içeriye seslendi, "Hanım biz çıkıyoruz. Harun Vedat'ın yanına gidecekmiş, beni de kahveye bırakacak" diye.
Annem de içerden seslendi, "İyi tamam" diye.
Ama biz merdivenleri inerken annem verandaya çıktı ve "Bekleyin biraz, kızlardan da o tarafa gidecekler varmış, geçerken onları da bırakın" dedi.
Babamla arabaya binmiş bekliyorduk. Az sonra 4 kız geldi. Bunlardan birisi Meryem idi, diğer üçünün ismini bilmiyordum. Uzanıp içerden açtım arka kapıyı. Arkada anca 3 kişi rahat oturabilirdi,
Meryem'i kucağına almak zorunda kaldı kızın biri. Önce babamı bıraktım kahvehanenin yakınında. Babam inerken, "Kızım arkada sıkışmayın, geçin biriniz öne" dedi.
Meryem hemen fırladı, arkadan inip öne bindi. Vedat'ların evine doğru sürerken arabayı, kızlara sordum, kim nerde oturuyor diye. Meryem hemen atıldı ve tek tek tarif etti.
Evi en yakın olanından başlayarak kızları evlerine bırakmaya başladık. Son kız arabadan inerken Meryem'in kolunu çimdiklemişti, ne anlama geliyorsa artık. Meryem arabada tek kalınca oturuşunu değiştirmiş, ön koltukta şimdi hafif yan oturarak, yönünü bana dönmüştü.
Kendi evlerinin yerini tarif etti. O tarafa doğru sürmeye başladım arabayı.
Yokuşu aşınca, 100 metre ileride görünen ve önünde (Yatılı misafirlerine ait olduğunu düşündüğüm) arabaların durduğu evi işaret edip, "İşte orası…
Ben burda insem iyi olacak…" dedi.
Durdurdum arabayı. Meryem sanki bu kısa yolculuğun bittiğine üzülmüş gibiydi. Doğrusu ben de üzülmüştüm, "Eve hemen gitmen gerekiyor mu İstersen bir yarım saat falan şöyle köyün dışına doğru bir yerlere gidelim" diye sordum.
Meryem'in gözleri parladı ve heyecanla, "Tamam, olur! Aşıklar tepesine gidelim! Şurdan sağa sap, orman yoluna doğru sür!" dedi.
Dediği yeri biliyordum, eskiden halalarımın oğullarıyla ve arkadaşlarla şarap içmeye giderdik oraya.
Ama tepenin asıl şöhreti, sevişecek yer bulamayan çiftlerin oraya gitmesinden kaynaklanıyordu. Bir keresinde amcamın oğlu Halil bana anlatmıştı,
Muhtarın kızını orda nasıl siktiğini. Gerizekalı bunu sadece bana anlatmakla kalmayıp, övünmek için birkaç kişiye daha anlatınca, Muhtarın da haberi olmuş ve Halil'i vurmaya kalkışmıştı. Halil de akşamdan sabaha köyü terketmişti.
Arabayı Aşıklar tepesine doğru sürerken, Meryem'e sordum, "Hiç gittin mi oraya" diye.
Meryem heyecanla, "Hı hı, hemde çok gittim" dedi. Şaşırmıştım, "Kiminle gittin peki" diye sordum.
"Ablamla, nişanlısı da vardı! Babam onları yalnız bir yere göndermezdi, gezmek istediklerinde beni de verirdi yanlarına. İlkin kasabaya pastaneye falan giderdik, ama sonradan Aşıklar tepesine gitmeye başladık.
Oraya varınca bana para verirlerdi arabada beklemem için. Kendileri de çalıların arkasına geçerlerdi özel konuşmak için!" dedi. Bunları anlattığında yüzünde sinsi bir tebessüm belirmişti, sanki bana anlattığından daha fazlasını biliyor gibiydi.
Bu arada orman yolunu geride bırakmış ve Aşıklar tepesine çıkan yola girmiştik. Bu tepenin stratejik bir özelliği vardı. Sadece bir taraftan çıkılırdı buraya, diğer tarafları uçurumdu, ne yürüyerek, nede araçla çıkılabilirdi.
Tepeden bakıldığında ise, aşağıdan yaklaşan her insan ve araç gayet net görülebiliyordu. Bu da toparlanmak için tepedekilere vakit kazandırıyordu. Ben Meryem'den daha iyi biliyordum bu tepenin en sota yerlerini.
Arabayı en uygun yere çekip, kontağı kapattım. Gömleğimin cebinden cep telefonumu çıkardım ve "Hatıra olarak bir resmini çekebilirmiyim?" diye sordum.
Meryem gülümseyerek, "Hı hı" dedi. Birkaç resmini çektim ve kendisine gösterdim. "Artist gibi çıkmışsın!" dediğimde çok sevindi. Telefonu yine gömleğimin cebine koydum.
Sonra da elimi Meryem'in dizine koyup, "Ee, ablanla nişanlısı çalıların arkasında sadece konuşurlarmıydı peki" diye sordum.
Meryemin suratındaki deminki sinsi tebessüm yine belirdi ve "Ne konuşması yaa Resmen şey yaparlardı" dedi.
Dizini hafiften okşayarak elimi bacağına götürdüm ve "Anlamadım, ne yaparlardı?" dedim. Elimin bacağında olması onu biraz daha heyecanlandırmıştı,
"Anla işte… bildiğin şey yaparlardı" dedi. Ben bacağını okşarken, Meryem alt dudağını ısırıyordu. "Yani sikişirler miydi" dediğimde yüzü kıpkırmızı oldu ve sadece başını sallayıp onayladı.
"Onları sikişirken gizlice izledin mi hiç" dediğimde, yine başıyla onayladı.
Bacağını okşayan elimi beline götürüp Meryem'i kendime çekerken, ben de ona yaklaşıp ve dudaklarını öpmeye başladım. Çok istekliydi, ama öpüşmeyi bilmiyordu, gözlerini kapamış, dudaklarını hafif aralayıp öpmem için uzatıyordu sadece.
Birkaç dakika sonra öpüşmemiz bir şeye benzemeye başlamış ve yarağım kazık gibi olmuştu. Gözleri halen yumuluydu. Dudağımı çektiğimde, gözlerini açtı ve (Ne oldu) der gibi baktı.
"İnelim mi arabadan?" dediğimde, yine kafasını sallayıp onayladı. İndik. Arka koltuk kirlenmesin diye babamın üstüne serdiği kilimi aldım.
Çalıların arkasına geçtik, serdik kilimi, üzerine oturduk. Şimdi daha rahat öpüşebiliyorduk ve elimi buluzunun altından içeri sokup, sutyeninin üzerinden göğüslerini okşayabiliyordum. Vaktimiz az olduğu için sutyenini çıkarmakla uğraşmadım, göğüsleriyle fazla ilgilenemeyecektim çünkü.
Meryem'i sırtüstü uzatıp, elimi direkt şalvarının içine soktum. Önce külodunun üstünden amını biraz okşayıp, sonra da elimi külodunun içine soktum. Amı ıslanmış ve amının kılları yapış yapış olmuştu. Orta parmağımı amının dudakları arasında yukarı aşağı biraz gezdirdim. Parmağımı ilk boğumuna kadar sokup, amının deliğini biraz parmakladım.
Arada bir de klitorisini okşuyordum. Meryem yine gözlerini yummuş, kısık sesle inliyordu. Boynunu öpüp, kulağına fısıltıyla, "Seni götten sikmek istiyorum. Sikmemi ister misin" dedim.
Meryem gözlerini açmadan, "Hı hı!" diyerek, bir çırpıda şalvarını ve külodunu dizlerine kadar sıyırıp, yüzüstü döndü ve kıçını yükseltip, götünü dikti havaya.
Bunu benim birşey demeden kendiliğinden yapmasına şaşırmıştım. Demek ki ablası öyle siktirirken izlemişti onları.
Arkasına geçtim. Meryemin götü müthiş azdırıcı duruyordu o haliyle. Birşey demeden telefonumu çıkarıp birkaç görüntü aldım, geri koydum gömleğimin cebine. Sonra o bıngıl bıngıl götünün yanaklarını ayırıp, önce amını yaladım.
Dilimi amının deliğine sokup çıkarıyordum. Dilimle sikiyordum amını. Kasılmaları artınca durdum, çünkü henüz orgazm olmasını istemiyordum.
Sonra götüne yoğunlaştım, götünün deliğini yalayıp, dilimi içine sokmaya çalışıyordum. Ama dilim bile zorla giriyordu o Mercimek gibi küçücük götdeliğine.
Orta parmağımı sokmayı denedim. Parmağım girdiğinde Meryem'den küçük bir, "Iıhhh!" çıktı. Götünü biraz parmaklayarak, "Acıyor mu" diye sordum.
"Çok az!" dedi.
Götünü alıştırmadan sikemeyecektim, onun için işaret parmağımı da soktum ve iki parmağımı birden burgu gibi sağa sola çevirerek sokup çıkarmaya başladım.
Meryem'den arasıra, "Ufff, uff!" diye sesler çıkıyordu, ama olacaktı okadar.
Bir süre çift parmakla çalıştıktan sonra göt deliği epey bir genişlemişti. Bunun yeterli olacağını düşünüp, tepeye çıkan yolu kontrol ettim, kimsecikler yoktu.
Pantolonumu ve Boxerimi indirdim. Meryem'in götdeliğini tükürükleyip, yanaştım arkasına, yarağımın başını göt deliğine dayadım ve "Şimdi deminkinden daha çok acıyabilir, tamam mı" dedim.
"Hı hı, biliyorum" dedi.
"Nerden biliyorsun?" diye sormadan edemedim.
"Ablamdan… İlk başlarda inek gibi böğürürdü hep
Hem arkadaşlarımın çoğu da ilk seferinde çok acıdığını anlatmışlardı" dedi.
"Sen yinede çok fazla acırsa söyle, hemen bırakırız! Tamam mı" dedim. "Tamam" deyince, yüklenmeye başladım.
Meryem'in canını mümkün olduğunca yakmamaya çalışarak, alıştıra alıştıra ve büyük bir sabırla soktum yarağımı götüne.
Yarağım köküne kadar girince beline yapıştım ve bekledim bir süre. Meryem ufak tefek bir kızdı ve götü ilk defa sikiliyordu.
Ama beni şaşırtmıştı, bağırıp ortalığı yıkacak diye düşünürken, birkaç, "Ufff!" dışında gıkı bile çıkmamıştı. Gerçi ben de çok özen göstermiştim acıtmamak için, ama yine de ilk defa götten sikilirken bağırmamak her kızın harcı değildi.
Bir süre içinde hareketsiz bekledikten sonra, yarağımı hafif hafif çekip, sokmaya başladım. 4-5 dakika sonra artık yarağımı başına kadar çekip, geri sokuyordum. Yavaş yavaş hızlanmaya başladım. Meryem'in inlemeleri de aynı oranda hızlanıyordu.
Zevkten mi acıdan mı inlediğini bilmiyordum, ama ben çok zevk alıyordum Meryem'in götünü sikerken. Artık götü iyice alışmıştı, daha da hızla pompalarken, bir elimi alttan amına attım. Klitorisini okşuyordum, şimdi orgazm olmasını istiyordum.
Çok geçmeden inlemeleri küçük çığlıklara dönüştü. Evet orgazm olmak üzereydi. Klitorisini okşamayı hızlandırdım. Ve Meryem inleye inleye orgazm olurken, ben de kendimi tutmayı bırakıp, döllerimi fışkırttım götünün içine. İkimiz de aynı anda boşalmıştık.
Orgazm sonrasının zevkini bölmemek için bir iki dakika daha kaldım götünde. Sonra yavaşça çektim yarağımı başına kadar, o halde de birkaç resim çekip, tamamen çıktım götünden. Yarağımın ucunda birikmiş birkaç damla dölü parmağımla alıp, götünün yanaklarına sürdüm.
Sonra hemen Meryem'in külodunu çektim, götünden süzülen döller kilime akmasın diye. Şalvarını da çekmeye uğraşırken, Meryem pozisyonunu bozdu ve dönüp kendisi çekti şalvarını. Bu arada henüz sertliğini kaybetmemiş yarağıma bakıyordu. Besbelli bu kadar yakından ilk defa bir yarak görüyordu.
Tepeye çıkan yolu birdaha kontrol edip, "Arabanın torpido gözünde ıslak mendil kutusu var, getirsene!" dedim. "Tamam!" deyip, bir koşu aldı geldi. Kutuyu alıp, meraklı bakışları eşliğinde, yarağımı ve taşaklarımı ıslak mendille temizledim,
Boxerimi çektim, pantolonumu giydim. Mendil kutusunu uzatıp, "İstersen sen de temizlen!" dedim. "Yok, ben evde banyo yaparım!" dedi.
Arabaya bindik. Bir sigara yaktım ve Meryem'e baktım. Heyecanla gözlerimin içine bakarak alt dudağını ısırıyordu. Yüz ifadesi, sınıfta hocanın sınav sonuçlarını açıklayacağı andaki öğrencilerin yüz ifadesiyle benzeşiyordu.
Uzandım, dudaklarını öptüm ve "Çok güzel sikişiyorsun! Harika bir götün var, şu ana kadar siktiğim en güzel göt seninki!" dedim, çekildim. Anında yüzünde güller açtı, çok sevinmişti bu söylediklerime. Koltukta oturuşu bile değişmişti, kendine güvenle oturuyordu şimdi.
Kontağı çevirip çalıştırdım arabayı, az ilerleyip, aşağıdan kimsenin gelmediğinden emin olduktan sonra, tepeden aşağı doğru sürdüm arabayı.
Tepeyi inerken elimi dizine koyup, "Bu yaptığımızın aramızda sır olarak kalması gerektiğini biliyorsun, değil mi?" dediğimde, biraz bozulmuştu sanki. Birkaç saniye cevap vermedi, ardından, "Sadece bir kişiye anlatsam?" diye sordu.
Frene basıp arabayı durdurdum ve "Olmaz, kimseye anlatmayacaksın!" dedim.
Keyfim kaçmıştı, ama sakin olmalıydım.
Bir sigara daha yaktım. Bir iki fırt çektikten sonra, "Kime anlatmak istiyorsun?" diye sordum. Heyecanla,
"Zahide'ye… Zahide'yi sen de biliyorsun, hani arabadan en son inen kız vardı ya, o işte
Zahide benim en yakın arkadaşım… sırdaşız… birbirimizin bütün sırlarını biliriz Valla billa başka kimseye anlatmam Zahide de anlatmaz" dedi, adeta yalvaran gözlerle bakıyordu.
Biliyordum ki, ben ne kadar anlatma desem de, ilk fırsatta gidip Zahide'ye anlatacaktı, bu belli olmuştu artık. "Peki, Zahide de kendi sikiştiğini sana anlattı mı" diye sordum.
Heyecanla, "Anlattı tabii Sırdaşız dedim ya, birbirimizin her şeyini biliriz!" dedi. "Başka ne sırlarını biliyorsun Zahide'nin Mesela, sadece götten mi veriyor, yoksa amdan da siktiriyor mu Kiminle sikiştiğini de biliyor musun?" dedim.
"Hem amdan, hem götten Amcasının oğlu Recep'le sikişiyor
Hatta Recep…" dedi sustu.
"Evet, hatta Recep" dedim.
"Şeyy… Recep Zahide'ye söylemiş… işte benimle de sikişmek istiyormuş… ama ben Recep'ten hoşlanmıyorum, gıcığın teki… onun için istemedim!" dedi.
"Peki tamam, anlatabilirsin, ama bir şartım var!" dedim. Daha şartımın ne olduğunu dinlemeden sevinçle boynuma sarıldı. "Dur biraz, şartımı dinle!" dedim. Geri çekilip, "Tamam, söyle" dedi. "Zahide'ye anlatacaklarını benim yanımda anlatacaksın, tamam mı" dediğimde, sevinçle,
"Tamam! Hem ozaman hemen inanır!" dedi. Suratında yine o sinsi gülümseme belirmişti. Telefonumu çıkarıp, "Zahide'ye bu resimleri de gösteririz!" dedim ve yarağım götündeyken çektiğim resimleri gösterdim.
Meryem resmen aptallaşmış bir halde resimlere baktı. Telefonu geri gömleğimin cebine koyup, yola devam ettim. Orman yolundan geçip köye girdik.
Arabayı yine evlerine 100 metre kala durdurdum. Meryem inip evlerine yürürken, ben de Zahide'yi sikme planları yaparak, Vedat'ların evine doğru devam ettim...
Devam Edicek ...
Köyümüzün Amcıkları (3. Bölüm)
Evde biraz daha oyalanıp, tekrar düğüne giderim diye düşünmüştüm, çünkü daha halalarımın ve amcalarımın oğullarıyla görüşmemiştim. Ama sonra gitmekten vazgeçtim, nasıl olsa düğün 3-4 gün sürecekti. Evde kalıp kafamı dinledim.
Vakit gece yarısını geçtiğinde, düğün evinden taa bizim eve duyulan ekolu müzik sesleri de kesilmişti. Galiba yavaş yavaş bu geceki eğlence bitiyordu. Az sonra da babam beni aradı ve birazdan eve geleceklerini, yanlarında yatılı misafirler olacağını, ev dağınıksa şöyle bir toparlamamı söyleyip kapattı telefonu.
Hassiktir, nerden çıktı lan şimdi bu Tanımadığım bir sürü akrabanın eve doluşacağı düşüncesi canımı sıkmıştı. Mutlaka benim odaya da 3-4 kişi vereceklerdi yatmaları için.
Katlanamazdım ben bu işe. Aklıma bizim evin bodrumu geldi…
Evimizin bodrumu sanki benim çocukluk anılarımın müzesi gibidir. İlk sigaramı orda içmiştim. İlk porno dergisine orda bakmıştım. İlk 31'imi orda çekmiştim. Halamın oğlu Vedat'ın gizlice dayısından yürüttüğü, benim de Vedat'tan ödünç aldığım (Fırıncı Kızı Lükres'in Günahları) isimli seks kitabını da orda okumuştum. Kitap o kadar azdırıcıydı ki, okurken yarağım patlayacak gibi olurdu. Hatta birkaç kez küloduma bile boşalmıştım. Sırf o kitabı bir an önce okuyup bitirmek istediğimden, ailemi zorlayıp bodrumdaki kullanılmayan büyük tahta sedirin üzerine yorgan döşek indirtmiştim. Ve orda yatmıştım birkaç gece. Kitap bitene kadar kaç kez 31 çektiğimi hatırlamıyorum. Zamanla orası artık benim ikinci odam olmuştu, haftada bir iki gece orda yatardım. Annem her seferinde bana çok kızar ve yukarıda kendi odam varken niye bodrumda yatmak istediğime anlam veremezdi.
Ama babam, "Hanım bırak nerde istiyorsa orda yatsın, oğlumuz artık erkek oluyor" demişti bir keresinde.
Yıllar olmuştu bodrumda yatmayalı. Şimdi de bodrumda yatacaktım. Bizimkiler misafirlerle gelmeden yorganı döşeği, eşofmanlarımı ve Laptopumu indirdim bodruma. Tahta sedire hazırladım yatağımı.
Çıktım yukarı, babamları beklemeye başladım. Babam, kimin nerede yatacağının düzenlemesini yapmak için önden gelmişti. Misafirler annemle birlikte geleceklermiş. Babama bodrumda yatacağımı söylediğimde,
"İyi, iyi O zaman problemi çözdük Şimdi kızların 3-4 tanesini de senin odanda yatırabiliriz" dedi.
Şaşırmıştım, "Kızlar mı Kimler geliyor ki" dedim.
"Valla bilmiyorum, ben ordayken halaların, kim kimin evinde yatacak diye konuşuyorlardı, bir sürü yatılı misafir varmış. Annen de halalarının evlerinde yatacak yer açılsın diye, kızların bizim evde yatabileceğini söyledi. Gelirler birazdan" dedi.
Şansa bak be Ben, yaşlı başlı, sıkıcı akrabalar gelecek diye düşünürken, babam kızların geleceğini söylüyordu. Bodrumda yatacağımı söylediğime köpekler gibi pişman olmuştum. Ama şimdi kıvıramazdım, mecburen bodrumda yatacaktım.
Kahretsin, belki de acaip bir fırsatı kaçırmıştım. Bir an için, evin içinde 8-10 tane kızın gecelikle pijamayla dolaştığını, banyoya tuvalete o halde girip çıktıklarını, sonra da ikişer üçer kızın aynı yatakta birbirlerine sarılarak yatacaklarını gözümün önünde canlandırdım.
Sonra da Zeynebin, köydeki karıların kızların hakkında söylediklerini düşündüm. Yarağım kıpırdamaya başlamıştı, babamın yanında çadırı kurmamak için, elimi cebime sokup, yarağımın isyanını bastırdım.
Karanlık bahçede kızların neşeli sesleri yaklaşıyordu. Az sonra verandanın bahçeye vuran ışığında göründüler. Ellerinde çantalar, bazılarında poşetler vardı, ki içlerinde geceliklerinin olduğunu tahmin ediyordum.
Öndeki grupta, 16-17 yaşlarında 4 kız, ikişer ikişer kol kola girmişler, birbirlerine birşeyler söyleyip kıkırdaşıyorlardı. Arkadaki grupta 5 kız vardı, onlar yaşça bir iki yaş daha büyük ve biraz daha ağırbaşlıydılar. Ama onlar da kol kola girmişler ve neşeliydiler.
Gelen kızların hiç birini tanımıyordum. Ama muhtemelen çoğu, yada hepsi halalarımın kızlarıydı ve onların hepsi beni tanıyorlardı. Bizim köyden tek üniversitede okuyan bendim ve bu da köyde parmakla gösterilmemi sağlıyordu. Ama annemin işgüzarlığına da anlam verememiştim.
Yoksa beni evlendirmek için kız mı seçmeye çalışıyordu Çünkü annemde son zamanlarda gelin adayı bulmak gibi bir takıntı ortaya çıkmıştı.
Annem henüz gelmemişti. Kızlar içeriye girerlerken, kapıda hepsine tek tek, "Hoş geldin!" deyip, tokalaştım.
Tokalaşırken kızlardan bir sinyal alabilirmiyim umuduyla, en ufacık detayları dahi kaçırmamaya çalışıyordum. Bir iki tanesi sanki elimi hiç bırakmayacak gibi tokalaşmıştı. Ben elimi çekmesem onlar da çekmeyecekti.
Öyle tokalaşanların gözlerine biraz daha içten baktım. Ve aynı içten karşılığı aldım. O anda tek düşüncem, acaba bunlardan birini sikebilirmiyim idi.
Çok geçmeden annemin sesi duyuldu karanlık bahçeden, galiba birileri daha vardı yanında, onlarla konuşuyordu. Az sonra onlar da verandanın önünde göründüler. Annemin bir koluna Zeynep, diğer koluna da Fidan girmişti.
Doğrusu onların geleceğini hiç beklemiyordum, tam sürpriz oldu bu. Onlara da, "Hoş geldin" deyip, tokalaştım.
Tokalaşırken Fidan elimi kuş gibi hafif tuttu ve hemen çekti elini. Gözlerime de bakmamıştı.
"Hoş bulduk Harun abi" demesi ise beni daha çok şaşırtmıştı.
Annemin herşeyi anlamasından korkuyor gibi bir hali vardı sanki. Yada aklı sıra, anneme, ne kadar ağırbaşlı, ne kadar hanım hanımcık bir kız olduğu imajını vermeye çalışıyordu kurnaz şey
Hem ne diye annemin koluna girmişlerdi ki Belki de akılları sıra, onları bir daha sikmeyeyim, veya resimleri kimseye göstermeyim diye anneme sığınmışlardı Zeynep'le tokalaşırken, orta parmağımla avucunun içini birkaç kez kaşıdım.
Zeynep hemen bakışlarını yere dikerek elini çekti ve "Hoşbulduk Harun" diyerek içeri geçti.
Bizim köyde, hala oğulları, amca oğulları ve arkadaşlar arasında (Tokalaşırken avuç içi kaşıma) hareketinin anlamı çocukluktan beri bilinir. Bu hareket (Seninle sikişmek istiyorum) anlamına gelir.
Orta okuldayken bir keresinde halamın oğlu Vedat yapmıştı bu hareketi bana.
Ben de, "Siktir amına koduğumun çocuğu Senin ananı bacını sikerim, ben ibne miyim lan" diyerek yumruğu yapıştırmıştım.
Vedat ise, "Şaka yapıyorum oğlum, valla da billa da şakaydı" diyerek kıvırmaya çalışmıştı.
Şaka olduğunu yememiştim tabii. Çünkü Vedat'la daha önce bizim bodrumda porno dergilere bakıp 31 çekerken, bir keresinde sormuştu, "Birbirimizi sikelim mi" diye.
O zaman yumruk atmasam da, lafla terslemiştim. Daha sonraları da kulağıma bir söylenti gelmişti, Vedat teyzesinin oğluyla sikişiyor diye…
Zeynebin benden kaçarcasına içeriye girmesine canım sıkılmıştı. Annem babam dahil, herkes salonda toplanmıştı. Salonun kapısından herkese toptan iyi geceler dileyip, anneme bodruma yatmaya gittiğimi söyleyip ayrıldım ordan. İndim bodruma.
Eşofmanlarımı giyip bir sigara içtim. Sonra Laptopu açtım, resimlere defalarca kez baktım. Resimler yarağımı kaldırmıştı. O anda Zeynebi sikmek için içimde müthiş bir arzu vardı. Elimi eşofmanımın içine daldırdım ve yarağımı sıvazlamaya başladım.
Ama kesinlikle 31 çekip boşalmayacaktım. İçimde çok az da olsa Zeynebin mesajımı aldığı ve yanıma geleceği umudu vardı.
Yukardaki odaların ışıkları bahçeye vuruyordu. Bir buçuk saatten fazla sürdü ışıkların tamamen sönmesi. Nihayet yukardakiler yatmışlardı. Sadece bodrumda benim ışığım yanıyordu şimdi.
Zeynebin gelip gelmeyeceğini bilmeden beklemek strese sokmuştu beni. Bodrumun kapısını açtım ve kapının önünde bir sigara daha yaktım. Gözlerim sürekli evin girişindeki merdivenlerdeydi,
Zeynep çıkacak mı diye bakıyordum. Derken girişte iki tane kız belirdi, karanlıkta ayakkabılarını giyiyorlardı.
Zeyneple Fidan geliyor diye müthiş heyecanlanmıştım. Kızlar az sonra sessizce merdivenleri inmeye başladılar.
Biraz daha yaklaştıklarında seçebildim. Biri Zeynepti, ama yanındaki kız Fidan değildi. Yanıma geldiklerinde,
Zeynep elindeki tek dal sigarayı gösterip, "Rabia ile sigara içmeye kaçtık…" dedi.
Zeynebin yalnız gelmediğine ve madem biriyle gelecekti, neden Fidan'la gelmediğine canım sıkılmıştı. "İyi etmişsiniz, başka sigaranız yok galiba, Rabia'ya da vereyim mi benim sigaradan bir tane" dedim.
Zeynep, "Yok, o içmiyor…" dedi ve sigarayı dudaklarına yerleştirip yakmamı bekledi.
Sigarasını yaktım. Zeynep bir fırt çekip dumanı üfledi ve bana göz kırparak,
"Rabia senle görüşmeye geldi… Hani sana bahsetmiştim ya… Anladın mı" dedi.
"Evet, anladım!" dedim. Rabia'yı tepeden tırnağa alıcı gözüyle süzdüm.
Zeynep sigarasından bir fırt daha çekip, "Ne dikiliyorsunuz daha? Hadi girin içeriye, görüşün! Ben burda gözcülük ederim!" dedi. Hemen Rabia'yı içeri buyur ettim.
Biz girince Zeynep dışardan kapıyı çekti, ama tam kapatmadı, hafif aralık kaldı. Rabia ile geçtik benim yatağın üzerine oturduk. Rabia yeni gelin gibi elleri dizinde oturuyordu yanımda.
Başını öne eğmişti, gözlerime bakmıyordu. Oysa ilk geldiklerinde tokalaşırken (Daha isminin Rabia olduğunu bilmiyordum) Rabia elimi sımsıkı tutup, gözlerini gözlerimden ayırmamıştı.
Belli ki şimdi utanıyordu. Doğrusu ben de nerden başlayacağımı bilmiyordum. Şimdi karşımda Üniversiteli kızlardan biri olsaydı, ne yapacağımı bilirdim elbette.
Ama bu çok farklı bir durumdu. Köylü kızına ne denirdi, nerden başlanırdı, bunları bilmiyordum.
Rabia'nın, "Ee, böyle oturacakmıyız?" lafıyla kendime geldim. "Yok, oturmayacağız tabii!" dedim ve dudaklarına yumuldum. Ve ateşli bir şekilde öpüşmeye başladık.
Vaktimiz kısıtlıydı, bunu biliyordum. Ama ben yine de iki dakikada sikip göndermek istemiyordum. Rahat bir 5 dakika falan öpüştüm. Öpüşürken omuzlarını, sırtını belini okşadım hırkasının üzerinden. Pembe çiçekli penye pijamasının üzerine yeşil bir hırka giymişti. Hırkayı kendisi çıkardı öpüşürken.
Ben acele etmesem de, o acele ediyordu. Galiba köyde sikiştiği erkekler, hemen 'İndir donu, sok siki, iki git gel, boşal' yapıyorlardı ve Rabia ona alışıktı.
Oysa ben, Üniversiteli erkeklerin bu işi daha iyi yaptığını kanıtlamaya çalışıyordum adeta.
Birini sikerken hep uyguladığım ve başarılı olduğum altın kuralı uygulayacaktım Rabia'ya da. Amını yalamadan sikmeyecektim. Dudaklarından sonra boynunu boğazını öpüp yalayarak çıkardım pijamasının üstünü.
Sütyen takmamıştı. Göğüsleri Zeynebinkiler kadar abartılı olmasa da büyüktüler.
Ve koyu kahve rengi uçları sivrilmişti. Pamuk gibi Bembeyazdı güneş görmemiş göğüsleri. Sanırım hiç emilmemişlerdi de. Körpe ve dimdik duruyorlardı. İki göğsünü iki elime alıp, nazikçe okşadım. Sonra tek tek ağzıma alıp, uçlarını emdim. Rabia yerinde duramıyordu, kafamı memelerine bastırıyor, kısa kısa, kesik kesik nefes alıp veriyordu.
Göğüslerinden sonra sırtüstü uzatıp, göbeğine indim. Göbeğini de bir süre öpüp yaladıktan sonra, pijamasının altını çıkardım, nazikçe. O da beyaz bir külot giymişti.
Külodundan, amının yarığına denk gelen yeri, incecik bir çizgi gibi belli oluyordu. Külodunu çıkarmadan, küloduyla birlikte amını komple ağzıma aldım. Amı ağzıma tümden sığmıştı. Biraz öyle emer gibi yaptım.
Arada kafamı hafif kaldırıp suratına bakıyordum, dudaklarını ısırıyordu ve beni dikkatli bir şekilde izliyordu. Külodunu yanlardan tutup biraz sıyırdığımda, kalanını da doğrulup kendisi çıkardı. Külodunu yerdeki hırkasının üzerine attı ve yeniden sırtüstü uzandı,
bacaklarını hafifçe araladı. Bir iki gün öncesinden traş edilmişti amcığı. Başparmağımla amının dudaklarını yukardan aşağıya bir iki kez okşadım. Rabia utandığından olsa gerek, kafasını yan çevirmişti, duvara bakıyordu şimdi.
Yalamaya başladım. Amcık yalamayı seviyordum, yine de şimdi kendimden çok Rabia'ya zevk vermek için yalıyordum. Rabia'nın kıvranmaları artmış, inlemeleri yükselmişti.
Öylesine ki, Zeynep kapıdan kafasını uzatıp, "Şşşt sessiz olun, sesiniz ta dışarıya geliyor, milleti uyandıracaksınız!" dedi.
Bunun üzerine Rabia'nın sesi kesildi. Ama Zeynep halen kapının ağzından bize bakmaya devam ediyordu. Konsantrasyonum dağılmıştı, Rabia'nın amını yalamayı bıraktım ve Zeynebe, "Ne dikiliyorsun orda öyle, gir içeri ve kapıyı kapa!" dedim.
Zeynep de sanki bunu dememi bekliyormuş gibi, girdi içeri, kapıyı da kapadı. Ama yine dikiliyordu orda.
"Dikilme orda, gel buraya, şu telefonumu ver!" dedim telefonumun yerini göstererek. Zeynep hemen Laptopumun yanında duran telefonumu aldı, getirdi verdi bana. Rabia daha telefonla ne yapacağımı anlamadan, birkaç resmini çektim Rabia'nın.
Amcığının da birkaç Close-Up resimlerini çektim. Rabia resim çektiğimin farkına varınca telaşlandı, toparlanmaya çalıştı. "Sakin ol, korkacak birşey yok, Zeynebin de böyle resimlerini çektim!" dedim. Rabia hemen Zeynebe baktı, doğru mu gibisinden. Zeynep hemen onayladı, "Hı hı, bizim de çekti!" diyerek.
Ama anında pot kırdığını farkedip düzeltmeye çalıştı, "Yani Harun'la beraber çekindik" dedi.
Zeynebin Rabia'ya neler anlattığını bilmiyordum, ama demek ki Fidan'dan bahsetmemişti.
Değilse son söylediği cümleye gerek yoktu.
Rabia resim çekmemden huzursuz olmuş gibiydi, belki siktirmekten vaz geçebilirdi. Yatıştırabilirim umuduyla çektiğim resimleri Rabia'nın gözü önünde silmeyi düşündüm.
Ama bunu yapmama gerek kalmadı, Zeynep Rabia'nın yanına oturdu ve "Hadi ikimizin resimlerini çek" dedi.
Rabia'ya sarılıp, poz verdi çekmem için. Kaçırırmıyım, çektim hemen ikisini birlikte. Zeynebin hoşuna gidiyordu poz vermek ve resim çektirmek. "Çok güzel, şimdi yavaş yavaş soyun" dedim.
Zeynep dediğimi yaptı, hırkasını çıkarıp attı ve Rabia'ya yeniden sarılıp poz verdi. Sonra pijamasının üstünü çıkardı.
Bu sefer o da sutyen takmamıştı ve göğüs uçları uyarılmıştı. Fidan'la resimlerini çektiğimde verdirdiğim pozları unutmamıştı, ben birşey demeden Rabia'nın elini tutup kendi göğüslerine götürdü.
Kendi elini de Rabia'nın amına koydu, yanak yanağa, dudak dudağa poz verdi.
Öyle de birkaç resim çektim ve "Amını aç şimdi!" dedim. Zeynep pijamasının altını ve külodunu da çıkardı. Şimdi ikisi de çırılçıplaktı. Birkaç poz da öyle çektim ikisini ve Rabia'ya, "Bak gördün mü, bunda çekinecek birşey yok!" dedim.
Rabia resmen afallamıştı Zeynebin bu davranışı karşısında, telaşı biraz daha artmış ve yüzü kıpkırmızı olmuştu, ama birşey demiyordu, diyemiyordu. İşi uzatmanın anlamı yoktu artık,
telefonu Zeynebe verdim ve hangi tuşa basacağını göstererek, kalkıp resim çekmesini söyledim.
Zeynep kalkınca, ben de aceleyle soyundum, Rabia'nın bacakları arasına yerleşip, üzerine uzandım. Yarağım amının dudakları arasına yerleşmişti, ama içine sokmuyordum. O şekilde biraz daha dudaklarını, boynunu boğazını öpüp gevşemesini sağladım.
Artık Rabia da kollarını belime dolamış ve bacaklarını iyice ayırmıştı içine girmem için. Yarağımı biraz biraz amına sokup çekiyordum. Bunu yaparken de göğüslerini okşuyordum. Rabia şimdi altımda kıvranıyor, inliyor, içine tamamen girmem için çabalıyordu.
Ama onu o pozisyonda sikmek istemiyordum.
Üzerinden kalktım ve yüzüstü çevirdim. Arkasına geçip, iki elimi kasıklarına atıp kıçını biraz kaldırdım ve "Dizlerinin ve ellerinin üzerinde dur!" dedim, ama Rabia ne demek istediğimi anlamadı, dizlerinin üzerine doğruldu.
O sırada Zeynep müdahale etti, "Kızım köpek gibi dursana!" dedi. Şimdi anlamıştı, dörtayak oldu. Götünün yanaklarını yoğurup yanlara ayırarak, amını biraz daha yaladım. Arasıra göt deliğine de değdiriyordum dilimi. Amı iyice sulanmıştı şimdi. Yarağımın başını tükürükle ıslatıp, arkadan amına yavaşça girdim.
Kasıklarım kaba etlerine yapıştığında Rabia'dan kısık ama uzun bir, "Ohhhhh!" çıktı. İki elimle belinden kavrayıp, amına pompalamaya başladım. Rabia'nın birçok kez sikiştiği belliydi, ama galiba bu pozisyonda ilk defa sikiliyordu. 4-5 dakika hızlı hızlı pompladım.
Rabia benden önce orgazm olup boşalmış, başını arkaya çevirmeye çalışarak, "İçime boşalma, içime boşalma!" diye kısık kısık inliyordu.
Ben de gelmek üzereydim. Birkaç hızlı darbeden sonra yarağımı amından çektim ve tam göt deliğinin üzerine nişan alıp fışkırttım döllerimi. Birazı göt deliğinin çukuruna isabet ederken, çoğu beline ve sırtına fışkırmıştı.
Elimi Zeynebe uzatıp, "Telefonu ver!" dedim. Birkaç resim çekerek o müthiş görüntüyü ölümsüzleştirdim. Döller göt deliğinden amına doğru süzülüyordu.
Yerden Rabia'nın külodunu alıp, amına akan dölleri ve göt deliğindeki dölleri sildim. Sonra da külodu içe katlayıp, külodun kuru kısmıyla belini ve sırtını sildim.
Benim yarağımın ucunda da biraz döl birikmişti. Yatağa damlamasın diye, vıcık vıcık döl olmuş külotla yarağımın başını da sildim. Nasıl olsa o külodu o haliyle giyemeyecekti, benim eski ortaokul kitaplarından birini aldım ve arasına koydum külodu.
Kitabı yine diğer kitapların arasına yerleştirdim, sonra bir ara yok edecektim.
Bu arada Zeynep pijamalarını giyinmişti. Rabia da kalktı ve giyinmeye başladı. Ben halen çıplaktım ve demin boşaldığım halde yarağım kazık gibi duruyordu. Zeynebi kolundan çekip dudaklarına yapıştım. Zeynep karşılık verdi, ayakta öpüştük.
Kısa ama yoğun bir öpüşme oldu. Zeynebi de sikmeden göndermeyecektim, çok kısa bir sikiş bile olsa. Ellerini yatağa koyarak domalmasını sağladım. Hemen pijamasının altını küloduyla birlikte dizlerine indirdim, yarağımı direkt soktum amına ve şiddetli şekilde pompalamaya başladım.
O anda Zeynebin bu sikişten zevk alıp almaması benim için önemli değildi. İçimdeki Zeynebi sikme arzusunu gidermek için sikiyordum. Niyetim 2 dakikada işmi halledip çekilmekti. Ama öyle olmadı, 15 dakikaya yakındır sikiyordum ve bende boşalmanın belirtisi yoktu. Üstelik Zeynep bir kere orgazm olup boşalmıştı.
Baktım böyle boşalamayacağım, amından çıkarıp yarağımı götüne sokmaya çalıştım. Zeynep hemen "Dur!" diyerek elini arkaya attı. Yarağımı tutup, kendi eliyle yerleştirdi göt deliğine. Bana sadece içine sokmak kaldı.
Demek ki Zeynep götten sikilmeye de alışıktı. Ben götüne pompalarken, biryandan da Zeynebin amını götünü benden önce kimin siktiğini düşünüyordum. İyiden iyiye merak ediyordum bu konuyu, ama şimdi bunu sormanın sırası değildi.
Dikkatimi geri Zeynebin götünü sikmeye yoğunlaştırdım ve çok geçmeden üzerine abanarak boşaldım. Götünün içinden hemen çıkmadım. O sırada Rabia'ya baktım ne yapıyor diye. Rabia da dikilmiş merakla bizi izlerken, sağ elinin tırnaklarını kemiriyordu. Kimbilir kafasından o anda neler geçiyordu.
Yarağım Zeynebin götünün içinde küçülmeye başlayınca çekildim. Boxerimle eşofmanlarımı giydim.
Zeynep de bu arada pijamasını ve külodunu çekmiş, üstünü başını toparlamıştı. "Biz gidelim artık!" dedi Zeynep. Rabia ile kol kola girmişlerdi. "Tamam!" dedim,
kapıya kadar eşlik ettim.
Onları içerde bekletip kapıyı açtım, dışarıyı kontrol ettim. Kimse yoktu görünürde. Önce Zeynebin dudaklarını öptüm.
Sonra da Rabia'nın dudaklarını öpüp, "İkiniz de çok güzel sikişiyorsunuz! Kimseye yakalanmadan gidin şimdi, sonra görüşürüz" dedim.
Tam çıkacaklarken, Rabia, "Haa, Vedat abim seni soruyordu, düğünde görememiş seni" dedi.
"İyi tamam, yarın görürüm onu" dedim.
Ve geldikleri gibi sessizce gittiler.
Demek ki Rabia, Fikriye halamın kızıydı. Yani bizim ibne Vedat'ın bacısını sikmiştim...
Devam Edicek ...
Köyümüzün Amcıkları (1. Bölüm)
O haftasonu annem, bir akrabamızın düğünü için köye gideceğimizi söylediğinde canım sıkılmıştı.
Gel sen şimdi İzmir'de üniversitede okuyan mini etekli kızları bırak ve köye düğüne git. Oldu mu şimdi bu
Babam da ısrar edince mecbur kaldım onlarla birlikte köye gitmeye. Köyde sıkılıyordum. Uzun yıllar önce (Anadolunun bir köyünden) İzmir'e taşınmış olsakta, bizim köydeki evimiz halen dayalı döşeli durur. Tatillerde köye gidilir, bir iki hafta kalınır, eş dost akraba ziyareti yapılır ve tekrar İzmir'e dönülür. Hele yaz tatilini köyde geçirmek benim için işkenceydi.
Dedemin beli kuvvetliymiş. Tam 11 tane halam ve 2 tane de amcam var. Bunlar yaşayanlar, 3 tanesi de doğumdan hemen sonra ölmüş. Ayrıca, ismini bile bilmediğim, hatırlamadığım o kadar çok akrabamız var ki köyde, kimin düğünü olduğunu bile sorma gereği hissetmedim.
Köye vardık. Evimize yerleştik, eşyaları örten beyaz örtüleri topladık. Elektriği sigortadan, suyu vanadan açtık. Komşularla, akrabalarla hoş beş falan. Akşama düğün evine gidildi. Düğün evi çok kalabalık, mahşer günü gibi. Sanki tüm köy orda.
Davul zurna çalıyor, yemekler yeniyor, içkiler içiliyor, tabancalar tüfekler atılıyor. Kadınlar erkekler haremlik selamlık gibi. Etrafta çekirge sürüsü gibi çoluk çocuk koşuşturuyor, bağırıp çağırıyorlar.
Ben sevmem kalabalığı. Daral gelir bana. Benim aklım fikrim, flört edilecek kız var mı Daha doğrusu sikilecek kız var mı
Etrafa şöyle bir bakıyorum, yetişkin kızların çoğu nişanlı, yada evli. Başlarını örtmelerinden ve kollarındaki bileziklerden belli oluyor bu. Ayrıca etrafta dolanan birkaç palazlanmış kız var, 16-17 yaş gurubunda.
O kızlardan bir tanesi beni kesiyor sürekli, fırsat buldukça gülümsüyor bana. Sürekli mutfağa girip çıkıyor elinde tepsiyle, boş bardakları falan topluyor masamızdan.
Benimle kesişmek için yapıyor bunları. Alıcı gözle bakıyorum kıza, güzel bir kız. İzmir'de olsaydı, kesin sikerdim bunu diye geçiriyorum içimden. Ama köy yerinde imkansız gibi geliyor bu iş bana. Üstelik daha kızın kim olduğunu bile bilmiyorum.
Sigara içmek için kalkıyorum, bahçe duvarının dışına çıkıyorum. Etrafta koşuşturan çocuklardan birini çağırıp, uzaktan o kızı gösteriyorum, kızın kim olduğunu soruyorum. Kim olduğunu öğrenince de şaşırıyorum. Kesiştiğim kız,
Kadriye halamın kızı Fidan imiş. Fidan. En son taa bilmem kaç sene önce çocukken görmüştüm, 'Sümüklü Fidan' derdi herkes ona. Onlar da seneler önce köyden (ismini hatırlamadığım) bir şehire taşınmışlardı. Fidan şimdi, ismine yakışır bir kız olmuştu, fidan gibiydi.
Sigaramı içerken, (Halamın kızı falan, ama ne sikilir) diye düşündüm. Ben bunları düşünürken, Fidan, yanında iri yarı, 20'li yaşlarda bir genç kızla birlikte yanımda bitiverdi.
Selamlaşıp tokalaşırken, yanındaki kızın kim olduğunu çıkarmaya çalışıyordum ki,
Fidan, "Biz de Zeynep ablayla birer sigara içelim dedik, sigaran var dimi" diyerek farkında olmadan hatırlatmıştı.
Zeynep de Şehriban halamın kızıydı. Zeynebi de bilmem kaç yıldır görmemiştim. İri yarı bir genç kız olmuştu.
Memeleri resmen kafam kadar olmuş, beyaz gömleğinin düğmelerini patlatcak gibi duruyordu. Fidan'ın açık saçlarının aksine, Zeynep başını parlak pullarla nakışlı bir tülbentle bağlamıştı.
Kolunda da 8-10 tane burma bilezik vardı. Geçen sene final sınavım olduğu için, Zeynebin nişanına gitmemiştim. Zaten sınavım olmasa da gitmek istemezdim. Annemlerden duyduğum kadarıyla, Kuşadası'ndan bir otelciyle nişanlanmıştı.
Birer sigara verdim bunlara. Sigaralarını yaktım. Onlar da benim gibi ailelerinden gizli içiyorlardı sigarayı.
Ama tiryaki değillerdi, sigaraları acemice tutuşlarından belliydi. Fidan bir iki fırt çektikten sonra,
"Ohh, sigara iyi geldi valla, sabahtan beri ilk sigaramız Ahh, şimdi yanında bir de buz gibi bir bira olacaktı ki…" dedi. Ben hemen atıldım, "Hadi ozaman bizim eve gidelim, ben bakkaldan bira alırım" dedim.
Fidan hemen, "Ayy süper olur, hadi gidelim" derken, Zeynep, "Gitmeyelim ya, bir gören falan olursa köylünün diline düşerim, biliyorsun ben nişanlıyım…" dedi.
Ama Fidan'ın ısrarlarına boyun eğmek zorunda kaldı.
Fidan hemen halamı aradı, "Anne, Zeynep ablayla birlikte Zeynep ablalara kadar gidip geleceğiz" dedi.
Bizim evin anahtarını verdim bunlara, önden gitsinler diye. Ben de bir koşu bakkala varıp, 3 şişe bira aldım, eve gittim.
İkisi de koridorda dikiliyordu.
Salona geçtik. TV'nin karşısındaki üçlü koltuğu gösterip, "Otursanıza" dedim.
TV'de bir müzik kanalı buldum. Biraların kapaklarını açıp verdim ellerine. Birer de sigara yaktık. "Azıcık yer açın da, köyün en güzel iki kızının arasına oturayım" dedim.
Bu isteğim Zeynebin pek hoşuna gitmemişti galiba.
Ama Fidan gülümseyerek hemen kenara kayıp bana yer açtı. İkisinin arasına oturdum.
Elimizde biralar, sigaralar, TV'de müzik klipleri izliyoruz. Fidan'ın neşesi yerinde, fakat Zeynep huzursuz biraz.
Sigaralarımız bitince, biramı da iki dikişte bitirip, şişeyi sehpaya koydum ve geriye yaslandım, bir kolumu Zeynebin omzuna, diğerini de Fidan'ın omzuna koydum, ikisini de kendime doğru çektim.
Fidan hemen kolumun altına sokulurken, Zeynep yavaşça elimi tutup indirdi omzundan. Bu hareketi yaparken Fidan'a çaktırmak istemiyordu, sanıyordu ki ben sadece kendisinin omzuna attım elimi.
Oysa o anda diğer elim çoktan Fidan'ın omzundan koltuk altına inmiş ve ordan da tişörtünün üstünden göğsünü okşamakla meşguldü bile. Fidan da, "Ayy bu şarkı çok güzel…
Bundan önceki klibinde saçlarını kızıla boyamıştı…" gibisinden Zeynebin dikkatini TV'ye çekmek için öylesine konuşup duruyordu.
Ama Zeynep adeta heykel gibi oturuyor ve elindeki birasını bile içmiyordu. Belli ki, deminki hareketimden rahatsız olmuştu.
Bu arada Fidan'ın tişörtünün üstünden göğsünü okşayan elimi tişörtünün altından içeriye soktum. Şimdi elim çıplak teninde geziniyordu. Göbek çevresini, bazen de sütyeninin etrafını okşuyordum. Yarağım da sertleşmiş, pantolonumun önünü kabartmıştı.
Halalarımın kızları arasında olmam beni iyice azdırmıştı. Gerçi Zeynep pas vermemişti, hatta olumsuz tepki vermişti de denebilirdi.
Ama o anda nedense, ikisine karşı da içimde tarif edemediğim bir arzu vardı. Hep iki kızla seks yapmak süslemiştir fantazilerimi. Bu yüzden bir daha denemeye karar verdim.
Bu sefer sol elimi Zeynebin omzuna değil de, direkt kolunun altından sokup, o kafam gibi memesini avuçladım. Yine nazikçe elimi tutup memesinden çekti.
Zeynebin, bu ikinci girişimimi de savuşturması canımı sıkmıştı. Ama yüzsüzlüğüm tuttu, birkaç saniye sonra aynı hareketi tekrarladım…
Zeynep bu sefer elimi sertçe tutup memesinden uzaklaştırdı ve kulağıma, "Böyle birşey yapmaya utanmıyormusun sen
Ben senin halanın kızıyım Üstelik nişanlı olduğumu da biliyorsun" diye fısıldadı.
O an anladım ki, Zeynep, benim Fidan'ı da aynı anda okşadığımı bilmiyordu.
Zeynebin bu soğuk tavrına karşın ben de elimi çektim ve yalnızca Fidan'la ilgilenmeye karar verdim, eldeki tek kuş, daldaki iki kuştan daha iyidir diye düşünerek.
Az sonra da Fidan'a, "Gelsene sen benle bir dakika" dedim ve ayağa kalktım.
Fidan gözlerime (Niye) diye sorarcasına bakıp ayağa kalkınca, birşey demeden elinden tutup odama götürdüm.
Zeynep oturduğu yerde sap gibi kalakalmıştı öylece.
Odama girince kapıyı kilitledim ve Fidan'ın dudaklarına yapıştım. Birbirimizin dudaklarını kemirircesine öpüşüyorduk. Bir elimi beline dolamıştım, diğer elim kot pantolonunun üzerinden o biçimli götünü avuçlayıp, yoğuruyordu.
Biraz daha öpüşüp, Fidan'ı yavaşça yatağıma uzattım ve pantolonun düğmesini açıp, fermuarını indirdim, pantolonunu dizlerine kadar sıyırdım.
Fidan korku ve telaşla, "Ne yapacaksın Ben bakireyim" dedi.
"Birşey yapmayacağım, amını biraz öpüp koklayacağım" dedim ve yüzümü külodunun üzerinden amına yapıştırdım.
Terlemiş am kokusunu içime çektim. Külodun üzerinden öptüm biraz amını. Yalamak istiyordum, ama külodu engel oluyordu.
Tüm itirazına rağmen külodunu da indirdim aşağıya.
Amı hafif kıllıydı. Islak dilimi küçücük pembe am dudaklarına değdirdiğimde irkildi.
Amını yalamaya başladığımda, Fidan gözlerini kapamış, dudaklarını ısrarak, kafasını sağa sola savuruyordu. Evet hiç şüphesiz, bizim bakire hala kızının amı ilk defa yalanıyordu.
Ben de amını deli gibi yalıyordum. Dilimi amının deliğine sokup çıkarıyordum, am dudaklarını dudaklarımın arasına hapsedip sündürüyordum, klitorisini dilliyordum.
Ağzıma amının zevk sıvısı gelmeye başlamıştı bile. Klitorisini parmağımla uyarıp, aynı zamanda da amını yalamayı hızlandırdım. Fidan kasılmaya başlamıştı.
Ellerini şimdi saçlarıma geçirmiş, kafamı amına bastırıyor ve kısık sesle inliyordu. Az sonra kasılması titremeye dönüştü ve sarsıla sarsıla orgazm oldu, boşaldı. Amının suları, ağzıma yüzüme bulaşmıştı.
Yalamayı bırakıp sakinleşmesini bekledim. Birkaç saniye sonra beni yukarı çekerek dudaklarımı öpmeye başladı. Fidan boşalmıştı, ama benim durumum berbattı.
Yarağım öyle bir zonkluyordu ki, böyle giderse küloduma boşalacaktım. Dudaklarımı dudaklarından kurtarıp ayağa kalktım. Fidan'in meraklı bakışları eşliğinde bir çırpıda pantolonumu ve boxerımı indirdim dizime kadar.
Fidan yine telaşlandı, "Ne yapacaksın" diyerek hemen külodunu çekti yukarı, amını kapadı.
"Korkma, kızlığına bir zarar vermeyeceğim, arkanı dön!" dedim. Büyümüş gözlerle, "Arkadan mı yapacaksın" diye sordu bu sefer, yine telaşla.
"Sen dön arkanı, birşey yapmayacağım, götüne sürteceğim sadece!" diyerek bunu zorla yüzüstü dönderdim.
Sonra da belinden tutup yatağın kenarına kadar çektim. Domalmış gibi yüzüstü yatıyordu şimdi, ayakları yere değiyordu. Pantolonu halen dizlerindeydi. Külodunun arkasını sıyrıdım aşağı, bembeyaz göt yanaklarını serbest kaldı.
Yarağımı göt yanaklarının arasına yerleştirip, üzerine uzandım. Sikiyormuşum gibi, göt yanakları arasında yukarı aşağı kayıyordum. Amacım sürtünerek boşalmaktı.
Ama son anda fikir değiştirip doğruldum, yarağımın başını göt deliğine denk getirip biraz yüklendim.
Bastırıyordum, fakat giremiyordum daracık götüne. Girmeyim diye kendisini kasıyordu.
Azıcık girer gibi olunca da çırpınmaya başlıyordu. Elimi uzatıp ağzını kapadım ve olanca gücümle yüklendim götüne. Şimdi olmuştu. Ama yarağım götüne girince, Fidan duyduğu acıdan elimi ısırdı.
Elimi ısırsada, çırpınsada, artık geri dönüş yoktu.
Yarağım götüne girmişken sikmeden bırakmayacaktım Fidan'ın götünü. Tüm çırpınışlarına rağmen götünde gidip gelmeye başladım. Elimi ağzından çekmeden. Elimi çeksem, biliyordum kesin bağıracaktı. Daracık götü sımsıcaktı, yarağımı mengene gibi kıstırıyordu.
Götüne sokup çıkarırken yarağım da acıyordu, yüzlerce iğne batırılmış gibi. Buna rağmen birkaç kez çok seri şekilde pompaladım ve fazla dayanamadım, götünün içine boşaldım, oluk oluk.
Müthiş rahatlamıştım boşalınca. Elim halen ağzını kapatıyordu, bağırmasın diye.
Elimi tekrar ısırınca, elimi çektim ağzından. Hemen bağırmaya başladı, "Hani birşey yapmayacaktın Kalk üstümden" diye.
Anında ağzını tekrar kapadım elimle ve "Tamam, kalkıyorum, bağırma" dedim.
Yarağımı götünden çıkarırken de acı duyacaktı büyük bir olasılıkla. Ağzını sımsıkı tutarak yarağımı çektim çıkardım götünden. Ağzı kapalı olduğu için anlaşılmaz sesler çıkarıyordu.
Eğildim, yanağına bir öpücük kondurdum ve "Seni seviyorum" dedim.
O sırada Zeynep kapının kolunu birkaç kere yokladı, kilitli olduğunu anlayınca da kapıya sertçe vurmaya başladı.
Zeynep kapıyı açmak için zorlarken, biryandan da, "Açın kapıyı Napıyorsunuz içerde Fidan, iyimisin Harun aç kapıyı!" diye bağırıyordu…
Devam Edicek ....
Köyümüzün Amcıkları (2. Bölüm)
"Bir saniye Zeynep, açıyorum" dedim.
Fidan da aniden çırpınmayı bırakmıştı, elimi çektim ağzından. Aceleyle pantolonlarımızı çektik ve üstümüzü başımızı düzelttik.
Kapıyı açtım. Zeynep sinirli bir şekilde daldı içeriye. Bir Fidan'a, bir bana bakarak,
"Ne yapıyordunuz Kapıyı neden kilitlediniz Kıza ne yaptın Harun İyimisin Fidan Birşey yapmadı ya" diye bağırarak soruları yağdırıyordu.
Sanki beni dövecek gibi kızgındı.
"Zeynep sakin ol, birşey yapmadık, konuşuyorduk sadece" dedim.
Fidan da beni destekledi, "Valla bişey yapmadık abla" diyerek. Ama Zeynep inanmamış gibiydi,
"Kapıyı niye kilitlediniz o zaman Anlamadım mı sanıyorsunuz ne halt yediğinizi Kızım bak aklını başına topla, sonra benim durumuma düşersin" dedi.
Zeynep bunları derken gözleri dolmuştu, nerdeyse ağladı ağlayacaktı, sinirden eli ayağı titriyordu, yüzü kıpkırmızı olmuştu.
Zeynebe, "Sakin ol, birşey yapmadık diyorum Sen otur şöyle, sakin ol, ben sana bir sigara getireyim, kendine gel" dedim
ve Zeynebi yatağa oturttum, odadan çıktım. Sigara salondaydı. Fakat ben odadan çıkınca,
Zeynep Fidan'a, "Doğru söyle, sikti mi seni Bozdu mu kızlığını İndir donunu, bakacam, kan var mı" dedi.
Bunu duyunca ben koridorda zınk diye kaldım.
Doğrusu Zeynebin bu işi bukadar dallandırıp budaklandıracağını hiç beklemiyordum. Fidan da halen, "Abla valla bişey yapmadık" diyordu. Ne olacağını merak etmiştim, hemen salondan sigarayı ve kültablasını alıp, döndüm odama.
Zeynep zorla Fidan'ın kot pantolonunu çözmeye çalışıyor,
Fidan da, "Yaa abla, valla sikmedi diyorum, neden inanmıyorsun" diyerek, Zeynebi engelliyordu.
Zeynebe bağırdım hemen, "Kızım, delirdin mi! Napıyorsun, bırak kızı" diyerek. Zeynep de bana bağırdı,
"Sen karışma, küloduna bakacam, kan var mı diye" dedi.
Bir an düşündüm, Fidan'ı amından sikmedim ki, küloduna baksa da birşey çıkmayacaktı nasıl olsa.
Fidan'a göz kırparak, "Tamam Fidan, bırak baksın da ikna olsun" dedim. Yine de Fidan pantolonunu indirmemekte ısrar ediyordu.
Zeynep, Fidan'ın bana baktığını farkedince, "Sen çık o dadan, ben bakarım" dedi.
"Tamam" dedim çıktım odadan, ama kapının hemen yanına dikildim. Zeynebin Fidan'ın küloduna bakacağı düşüncesi, nedense yarağımın anında sertleşmesine sebep olmuştu.
Kapının direğinden kafamı uzattığımda, Zeynep Fidan'ı önünde ayağa dikmiş, pantolonunun düğmesini çözüyordu. Fakat çözüp, pantolonu dizine indirdiğine,
Fidan'a, "Sikmedi de, bu kan ne" diye bağırınca, ben şok olmuştum. Fidan da şok olmuştu ki, "Ne kanı Olamaz, hani, bakayım" diyerek külodunu indirdi.
Ozaman ben de gördüm, Fidan'ın beyaz külodunun ağ kısmında harbiden kan vardı. Bunun tek mantıklı açıklaması vardı, ya Fidan adet görmeye başladı, yada götü kanamıştı ve bunu ikimiz de farketmemiştik.
Fakat şu kesindi, amını sikmediğim için, kızlığını bozmuş olamazdım. Kızlık kanı değildi bu kesinlikle.
Zeynep Fidan'a bağırmaya devam ediyor,
"Biliyordum sikiştiğinizi Ne olacak şimdi Düştün mü benim durumuma Şimdi seni kim alır bu halinle Harun hayatta evlenmez seninle Sen de benim gibi gider, babam yaşındaki bir adama kakalarsın kendini!" diyordu.
Bir an kararsız kaldım, ne yapacağımı bilemedim. Tam, içeri gireyim, bunun adet kanı olabileceğini söyleyim diye düşündüm ki,
Fidan benden önce davranıp, "Abla valla düşündüğün gibi değil, arkadan yaptı sadece. Amıma ellemedi bile İki gözüm önüme aksın ki doğru söylüyorum" dedi.
Zeynep ise kızın üstüne üstüne gitmeye devam ediyordu,
"Emin misin bundan Bu kan neyin nesi ozaman" diyordu.
Ben fazla dayanamadım, daldım içeriye, "Kızın götü yırtılmış ve kanamıştır" dedim.
Ben içeriye girince Fidan külodunu çekmişti hemen yukarıya. Zeynep halen ısrar ediyordu,
"Dön kız arkanı, bakacam götüne" dedi.
Fidan utana sıkıla döndü arkasını Zeynebe. Zeynep Fidan'ın külodunu indirdi ve "Eğil biraz" dedi.
Fidan öne doğru eğildi biraz. Zeynep de iki eliyle Fidan'ın götünün yanaklarını ayırdı, göt deliğini inceliyordu.
O manzara karşısında benim yarak kazık gibi oldu tabii. Zeynep Doktor edasıyla Fidan'ın göt deliğini biraz inceledikten sonra, bilgiç bir tavırla, "Hmmm! Tamam, büzüğün yırtılmış
Ama korkulacak birşey yok, kendi kendine iyileşir" dedi.
Sonra kendi eliyle Fidan'ın külodunu yukarı çekti. Fidan da doğruldu ve kot pantolonunu çekti yukarı, düğmesini ilikledi.
Ben de Zeynebe, alaycı bir gülümsemeyle, "Göreceğini gördün mü Doktor hanım Kız bakiremiymiş" dedim.
Zeynep sinirle ayağa kalkarak karşıma dikildi,
"Sen sus, konuşma Ulan madem o kadar azgınsın, köyde sikilecek o kadar karı kız var, hepsi de yarak diye geberiyor, bir kaş göz etsen altına dünden yatacaklar, git onları sıraya düz, sik hepsini de
Ama Fidan'dan ne istiyorsun salak Hem sen dur bakalım, bu yaptığınızı teyzeme ve dayıma söylediğimde, böyle sırıtmaya devam edecekmisin, göreceğiz" dedi.
Fidan korkmuştu, ağlamaya başladı,
"Abla, söyleme ne olur" diye yalvarıyordu.
Doğrusu ben de acaip tırsmıştım, babam bu yaptığımı duysa kalp krizi geçirirdi kesin.
Buna izin veremezdim, ses tonumu yükseltip,
"Saçmalama Zeynep Kimseye birşey söylemeyeceksin Ya değilse…" dedim tehditkar bir şekilde.
Zeynep diklenerek, "Evet, ya değilse ne yaparsın" dedi.
İşin tuhaf tarafı, yarım bıraktığım cümlenin gerisini nasıl tamamlayacağımı ben de bilmiyordum, çaresizlikten yarım çıkmıştı ağzımdan.
Ve Zeynep yememişti Blöfümü, pis pis sırıtarak,
"Ben gidiyorum, şimdi söyleyecem, görürsün sen birazdan" dedi ve kapıya yöneldi.
Tepem attı birden, "Nereye gidiyorsun amına koduğumun orospusu" diye bağırıp,
Zeynebi kolundan tuttuğum gibi yatağa fırlattım. Bu sefer şok olma sırası Zeynep de idi, bunu yapacağımı beklemiyordu.
Kalkmasına fırsat vermeden sırtüstü yatırıp üstüne çıktım, ellerini tuttum ve bacaklarının üstüne, kasıklarına yakın oturdum.
Fidan'a da, "Kes ağlamayı da, git salondan telefonumu getir, çabuk" diye bağırdım.
Fidan robot gibi salona koştu. Zeynep ise telaşla, "Bırak beni Ne yapacaksın Kalk üstümden" diyerek altımda debeleniyordu.
"Ne mi yapacam Sikecem tabii ki! Amına koyacam senin orospu! İlk önce seni sikmem lazımdı Sen de köyün diğer amcıkları gibi yarak için geberiyorsun" dedim
ve eğildim, boyunu, boğazını, öpüp yalamaya başladım. Zeynebin debelenmeleri nafile idi.
Fidan telefonumla gelince, surat ifadesinden, telefonu ne için istediğimi anlamadığını sezdim.
"Resim çekmesini biliyormusun" dedim.
"Biliyorum da, nerden açılıyor bu" dedi.
Tarif ettim, açtı, buldu fotoğraf çeken tuşu,
"Tamam!" dedi. "İyi, geç şimdi şuraya, resimlerimizi çek Yakından, uzaktan, değişik değişik açılardan, bol bol çek!" dedim.
Fidan geçti, resim çekmeye başladı. Ben de Zeynebin boynundan aşağı, göğüs çatalına doğru öpüp yalamaya başladım. Debelenirken gömleğinin birkaç düğmesi patlamıştı. Gömleğini, en yukardan bir düğme, birkaç düğme de alttan tutuyordu.
Zaten debelenmeseydi bile, o kafam gibi göğüsleri bütün düğmeleri patlatacak gibi duruyordu.
En yukardaki düğmeyi de ben dişlerimle koparınca, o sütyene sığmayan koca göğüsleri daha bir ortaya çıktı. Göğüslerinin sütyenden taşan kısımlarını öpüp yalıyordum.
Zeynep de bundan zevk alıyordu ki, debelenmesi biraz azalmıştı. Ama yine de, "Yapma, kalk üstümden" diye bağırıyordu.
Ellerini tuttuğum için ellerimle başka birşey yapamıyordum, Fidan'a söyledim, Zeynebin sütyenini aşağı sıyırmasını. Sıyırınca göğüsleri serbest kaldı.
Göğüsuçları sertleşmişti, evet, istemiyormuş gibi davransa da, bu Zeynebin de hoşuna gidiyordu. Göğüsuçlarını yalayıp emmeye başladığımda Zeynebin ses tonu değişti,
"Yapma!" derken artık sertlik kalmamıştı. Bağırmıyordu, sadece normal konuşur gibi, "Yapma" diyordu.
Fidan resim çekmeye devam ediyordu. Yarağım da pantolonumun içinde kasıklarımı ağrıtacak kadar şişmişti.
Fidan'a, "Gel buraya, kemerimi çöz, pantolonumun düğmesini aç, fermuarımı indir, yarağımı çıkar" dedim.
Fidan hemen telefonu kenara bıraktı, geldi, dediklerimi yaptı. Yarağım serbest kalınca bir nebze rahatlamıştım.
Fidan'a resim çekmeye devam etmesini söyledim. Zeynep ise yarağımı görünce bakışlarını pür dikkat yarağıma dikmişti. Artık debelenmeyi de, konuşmayı da bırakmıştı.
Ama ben yine de ellerini bırakmıyordum. Ben Zeynebin bacaklarında, kasıklarına yakın oturuyordum. Biraz aşağı, dizlerine doğru kaydım. Fidan'a, Zeynebin şalvarını ve külodunu aşağı sıyırmasını, sonra da resim çekmeye devam etmesini söyledim.
Fidan şalvarı ve külodu aşağı sıyırırken, Zeynep sadece yutkunuyordu, heyecanlandığı belli oluyordu.
"Bak Zeynep, ben seni sikmeden bırakmayacağım Ama zorla, ama seve seve Sen bu yarağı yiyeceksin, hiç kaçarın yok Karar senin, güzellikle olsun diyorsan, ellerini bırakacağım" dedim.
Zeynep sanki bunu dememi bekliyormuş gibi, "Tamam, bırak ellerimi" dedi.
Temkinli bir şekilde bıraktım ellerini, aksi bir hareket yaparsa hemen yeniden tutacaktım. Ama sadece biraz doğrulup, ağrıyan bileklerini ovuşturdu. Ben de o arada gömleğinin kalan son iki düğmesini çözdüm, "Çıkar gömleğini ve sütyenini" dedim.
İkiletmeden çıkardı ikisini de. Şimdi üst kısmı tamamen çıplak, aşağıda da şalvarı ve külodu bacaklarına kadar sıyrıktı.
Kalktım üzerinden, şalvarını küloduyla birlikte çekip çıkardım ayağından, odanın bir köşesine fırlattım. Sonra da kendi pantolonumu ve boxerimi çıkardım. Fidan'ın elinden telefonumu aldım ve Zeynebin çırılçıplak resimlerini çektim.
Her ne kadar Zeynep bir eliyle göğüslerini, diğer eliyle de amını kapatmaya çalışsa da, amının ve göğüslerinin göründüğü birkaç resmini çekmiştim. Sonra aklıma bir başka düşünce geldi,
"Fidan, sen de geç Zeynebin yanına" dedim.
Fidan suratıma bön bön bakıp, "Niye ki" diye sordu.
"Sen geç, anlatırım sonra" dedim.
Aslında anlatacak bir şeyim yoktu, istediğimi yapması için demiştim bunu. Fidan geçti, Zeynebin yanına oturdu.
Bir giyinik, diğeri çırılçıplaktı. Birkaç resim de öyle çektim.
Sonra Fidan'a soyunmasını söyledim.
Ama Fidan, "Yaa, ben niye soyunuyorum ki" dedi.
Sinirlenmiştim, "Amına koydurtma şimdi, hadi soyun Bir bildiğimiz var herhalde" dedim.
Bir bildiğim falan yoktu, ikisini de çıplak görmek ve resimlerini çekmek için içimde dayanılmaz bir arzu vardı sadece. Fidan gönülsüz gönülsüz soyunurken, ben ikisini aynı karelerde görüntülemeye devam ediyordum.
Fidan soyunma işini ağırdan alınca, ben bu sefer Zeynebe sertçe bağırdım, "Yardım etsene kızın soyunmasına, ne duruyorsun" diye.
Zeynep de, "Tamam, tamam, bağırma" diyerek soyunmasına yardım etti. Az sonra Fidan da Zeynep gibi çırılçıplaktı. Her aşamada resim çekiyordum.
Komutlar veriyordum resim çekerken, "Fidan, sen elini Zeynebin göğüslerine koy, Zeynep sen de elini Fidan'ın amına at Birbirinize bakın, dudaklarınızı yaklaştırın" diye.
Fidan biraz ürkekçe yapıyordu dediklerimi. Ama Zeynep hemen havaya girmişti, sanki stüdyoda poz veriyormuşçasına, ciddi ciddi poz veriyordu. Üstelik bundan da zevk alıyordu…
Aslında istediğim şey başkaydı. Onları birbirilerinin amını yalarken görmek ve resimlerini çekmek isterdim.
Ama, buna tepkileri çok kötü olabilir ve bir çuval İncir'i berbat edebilirim diye düşündüm. Onun için (şimdilik) sınırları daha fazla zorlamak istemedim.
Şimdi sıra en önemli şeye gelmişti, Zeynebi sikmeye Zaten yarağım müthiş zonklamaya başlamıştı. Fidan'a kalkıp yanıma gelmesini söyledim. Fidan yanıma gelince, onu motive etmek için dudaklarından öptüm ve kulağına da,
"Bunu senin için yapıyorum aşkım Seni seviyorum Hadi bakalım, bol bol resim çek şimdi" diye fısıldadım,
verdim telefonu eline.
Oysa, daha çok kendi zevkim için sikecektim Zeynebi.
Yatağa gidip, Zeynebi sırtüstü yatırdım, bacaklarını ayırdım, arasına uzandım ve dudaklarından öpmeye başladım. Hemen karşılık verdi orospu. Çok ateşli öpüşüyordu. Dudaklarından göğüslerine indim. O kafam gibi göğüslerini avuçlarımın arasında yoğura yoğura okşarken, sivrilmiş uçlarını sırayla emiyordum.
Zeynep ufaktan inlemeye başlamıştı. Amına inip, amını yalamaya başladığımda,
Zeynep birden irkildi, telaşla hafif doğruldu ve "Ne yapıyorsun" diye sordu.
Şaşırmıştım. Demek ki Zeynebin amı da hiç yalanmamıştı. Cevap vermedim, sadece yalamaya devam ettim. Zeynebin inlemeleri artmıştı. Zevkten kıvranıyordu resmen.
Çok geçmeden de titreye titreye, kasıla kasıla, inleye inleye, çırpına çırpına orgazm olup boşaldı.
Artık sikmenin zamanı gelmişti. Zaten ben de kuduruyordum biran önce amına girmek için. Zeynebi kim sikip bozduysa, bana iyilik etmişti, direk dayadım yarağımı amına. Amı zaten vıcık vıcık ıslaktı, hiç zorlanmadan tek seferde kökledim.
O anda ikimizin de ağzından aynı anda uzun bir, "Ohhhhh!" çıktı. Amının içi fırın gibi yanıyordu. Yarağım içinde birkaç saniye hareketsiz beklerken, göğüslerini avuçladım, dudaklarını öptüm. Sonra gidip gelmeye başladım. Rahat girip çıkıyordum. Daha rahat girip çıkayım diye, Zeynep dizlerini kırıp geriye çekmişti.
Gelmek üzereydim. Hatta amına ilk soktuğumda gelecektim. Zor tutuyordum kendimi boşalmamak için.
Boşalır gibi olacağımda girip çıkmayı durdurup, içinde hareketsiz bekliyor ve göğüsleriye ilgileniyordum. Öpüp, yalıyor, emiyordum uçlarını. Sonra amına bir iki girip çıkıp, tekrar hareketsiz bekliyordum içinde. Bunu yapmasam anında boşalacaktım. Ama ne yaptımsa boşalmamı fazla geciktiremedim.
Gözlerim kaymaya başlamıştı. Yarağımı amından çıkarıp göbeğine doğru fışkırttım döllerimi.
Taa göğüslerine kadar fışkırmıştı döllerim. Zeynep bukadar çabuk boşalacağımı beklemiyordu belli ki, yüzünde tatminsiz bir ifade vardı.
Yarağımdan son damla döller de çıktıktan sonra, tekrar soktum amına. Ve olanca gücümle pompalamaya başladım. Yarağım inmemişti ve Zeynep buna da şaşırmıştı.
Ama az sonra suratındaki o şaşkın ifade yerini orgazm olmak üzere olan bir kadının surat ifadesine bıraktı. Zeynep şimdi inliyor, kıvranıyor ve çırpınıyordu. Bacaklarını belime doladı ve beni kendine çeke çeke orgazm olup boşaldı.
Bir süre öyle kaldık. Bacaklarını gevşetince çıktım amından. Yarağım halen kazık gibiydi. Zeynebin üstünden kalkıp,
Fidanı çağırdım yanıma.
Fidan gelince elinden telefonu aldım, dudaklarını öptüm ve Zeynebin yanına yatmasını söyledim.
Fidan hemen telaşlandı, "Neyapacaksın" diye sordu.
"Birşey yapmayacağım, 31 çekeceğim sadece" dedim.
Fidan dediğimi anlamamış gibi suratıma bakarak yattı Zeynebin yanına. Ben de göbeği hızasında dikildim, 31 çekmeye başladım. Bunu yaparken de resim çekiyordum. İkisinin yanyana ve çırılçıplak görüntüsü çabucak boşalmamı sağladı.
Her ne kadar Zeynebin göbeğine ve göğüslerine fışkırttığım kadar çok olmasa da, Fidan'ın göbeğini ve göğüslerini sulamıştım döllerimle. Bunu da görüntüledim.
Fidan'ı dudaklarından öpüp kaldırdım, götüne şaplak atıp, mutfaktan peçete getirmeye yolladım. Sonra da Zeynebi dudaklarından öpüp, kaldırdım.
Amını avuçlayarak, harika bir amı olduğunu, sikmeye doyamadığımı söyledim.
Kıpkırmızı yüzü biraz daha kızarmıştı. O sırada peçeteler gelmişti. Paylaştık peçeteleri. Üçümüz de dölleri sildikten sonra, "Hadi giyinin" dedim ve ben de giyinmeye koyuldum.
Giyinip etrafı düzelttik, Zeynebin kopan düğmelerini aradık bulduk. İğne ipliğin yerini tarif ettim, diktiler düğmeleri. Banyoda elimizi yüzümüzü, yıkadık, saçımızı başımızı düzelttik.
Ve sonra görüşeceğimizi söyleyip, kızları gönderdim evden. Çünkü çok geç kalırlarsa merak edebilirlerdi.
Babamı arayıp, evde olduğumu söyledim, beni de merak etmesinler diye. Evi bir kez daha kontrol edip, bira şişelerini, sigara izmaritlerini, peçeteleri çöpe attım.
Kapıyı pencereyi açıp, evi havalandırdım. Sonra da oturup, çekilen resimlere keyifle baktım ve Laptopuma aktardım. Ama aklımdan Zeynebin söylediği, köyde sikilecek bir sürü karı ve kızın olduğu lafı hiç çıkmıyordu.
Demek ki, köyümüz amcık cevheriydi de, ben bilmiyordum...
Devam Edicek ...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Köyümüzün Amcıkları (2. Bölüm)
"Bir saniye Zeynep, açıyorum" dedim.
Fidan da aniden çırpınmayı bırakmıştı, elimi çektim ağzından. Aceleyle pantolonlarımızı çektik ve üstümüzü başımızı düzelttik.
Kapıyı açtım. Zeynep sinirli bir şekilde daldı içeriye. Bir Fidan'a, bir bana bakarak,
"Ne yapıyordunuz Kapıyı neden kilitlediniz Kıza ne yaptın Harun İyimisin Fidan Birşey yapmadı ya" diye bağırarak soruları yağdırıyordu.
Sanki beni dövecek gibi kızgındı.
"Zeynep sakin ol, birşey yapmadık, konuşuyorduk sadece" dedim.
Fidan da beni destekledi, "Valla bişey yapmadık abla" diyerek. Ama Zeynep inanmamış gibiydi,
"Kapıyı niye kilitlediniz o zaman Anlamadım mı sanıyorsunuz ne halt yediğinizi Kızım bak aklını başına topla, sonra benim durumuma düşersin" dedi.
Zeynep bunları derken gözleri dolmuştu, nerdeyse ağladı ağlayacaktı, sinirden eli ayağı titriyordu, yüzü kıpkırmızı olmuştu.
Zeynebe, "Sakin ol, birşey yapmadık diyorum Sen otur şöyle, sakin ol, ben sana bir sigara getireyim, kendine gel" dedim
ve Zeynebi yatağa oturttum, odadan çıktım. Sigara salondaydı. Fakat ben odadan çıkınca,
Zeynep Fidan'a, "Doğru söyle, sikti mi seni Bozdu mu kızlığını İndir donunu, bakacam, kan var mı" dedi.
Bunu duyunca ben koridorda zınk diye kaldım.
Doğrusu Zeynebin bu işi bukadar dallandırıp budaklandıracağını hiç beklemiyordum. Fidan da halen, "Abla valla bişey yapmadık" diyordu. Ne olacağını merak etmiştim, hemen salondan sigarayı ve kültablasını alıp, döndüm odama.
Zeynep zorla Fidan'ın kot pantolonunu çözmeye çalışıyor,
Fidan da, "Yaa abla, valla sikmedi diyorum, neden inanmıyorsun" diyerek, Zeynebi engelliyordu.
Zeynebe bağırdım hemen, "Kızım, delirdin mi! Napıyorsun, bırak kızı" diyerek. Zeynep de bana bağırdı,
"Sen karışma, küloduna bakacam, kan var mı diye" dedi.
Bir an düşündüm, Fidan'ı amından sikmedim ki, küloduna baksa da birşey çıkmayacaktı nasıl olsa.
Fidan'a göz kırparak, "Tamam Fidan, bırak baksın da ikna olsun" dedim. Yine de Fidan pantolonunu indirmemekte ısrar ediyordu.
Zeynep, Fidan'ın bana baktığını farkedince, "Sen çık o dadan, ben bakarım" dedi.
"Tamam" dedim çıktım odadan, ama kapının hemen yanına dikildim. Zeynebin Fidan'ın küloduna bakacağı düşüncesi, nedense yarağımın anında sertleşmesine sebep olmuştu.
Kapının direğinden kafamı uzattığımda, Zeynep Fidan'ı önünde ayağa dikmiş, pantolonunun düğmesini çözüyordu. Fakat çözüp, pantolonu dizine indirdiğine,
Fidan'a, "Sikmedi de, bu kan ne" diye bağırınca, ben şok olmuştum. Fidan da şok olmuştu ki, "Ne kanı Olamaz, hani, bakayım" diyerek külodunu indirdi.
Ozaman ben de gördüm, Fidan'ın beyaz külodunun ağ kısmında harbiden kan vardı. Bunun tek mantıklı açıklaması vardı, ya Fidan adet görmeye başladı, yada götü kanamıştı ve bunu ikimiz de farketmemiştik.
Fakat şu kesindi, amını sikmediğim için, kızlığını bozmuş olamazdım. Kızlık kanı değildi bu kesinlikle.
Zeynep Fidan'a bağırmaya devam ediyor,
"Biliyordum sikiştiğinizi Ne olacak şimdi Düştün mü benim durumuma Şimdi seni kim alır bu halinle Harun hayatta evlenmez seninle Sen de benim gibi gider, babam yaşındaki bir adama kakalarsın kendini!" diyordu.
Bir an kararsız kaldım, ne yapacağımı bilemedim. Tam, içeri gireyim, bunun adet kanı olabileceğini söyleyim diye düşündüm ki,
Fidan benden önce davranıp, "Abla valla düşündüğün gibi değil, arkadan yaptı sadece. Amıma ellemedi bile İki gözüm önüme aksın ki doğru söylüyorum" dedi.
Zeynep ise kızın üstüne üstüne gitmeye devam ediyordu,
"Emin misin bundan Bu kan neyin nesi ozaman" diyordu.
Ben fazla dayanamadım, daldım içeriye, "Kızın götü yırtılmış ve kanamıştır" dedim.
Ben içeriye girince Fidan külodunu çekmişti hemen yukarıya. Zeynep halen ısrar ediyordu,
"Dön kız arkanı, bakacam götüne" dedi.
Fidan utana sıkıla döndü arkasını Zeynebe. Zeynep Fidan'ın külodunu indirdi ve "Eğil biraz" dedi.
Fidan öne doğru eğildi biraz. Zeynep de iki eliyle Fidan'ın götünün yanaklarını ayırdı, göt deliğini inceliyordu.
O manzara karşısında benim yarak kazık gibi oldu tabii. Zeynep Doktor edasıyla Fidan'ın göt deliğini biraz inceledikten sonra, bilgiç bir tavırla, "Hmmm! Tamam, büzüğün yırtılmış
Ama korkulacak birşey yok, kendi kendine iyileşir" dedi.
Sonra kendi eliyle Fidan'ın külodunu yukarı çekti. Fidan da doğruldu ve kot pantolonunu çekti yukarı, düğmesini ilikledi.
Ben de Zeynebe, alaycı bir gülümsemeyle, "Göreceğini gördün mü Doktor hanım Kız bakiremiymiş" dedim.
Zeynep sinirle ayağa kalkarak karşıma dikildi,
"Sen sus, konuşma Ulan madem o kadar azgınsın, köyde sikilecek o kadar karı kız var, hepsi de yarak diye geberiyor, bir kaş göz etsen altına dünden yatacaklar, git onları sıraya düz, sik hepsini de
Ama Fidan'dan ne istiyorsun salak Hem sen dur bakalım, bu yaptığınızı teyzeme ve dayıma söylediğimde, böyle sırıtmaya devam edecekmisin, göreceğiz" dedi.
Fidan korkmuştu, ağlamaya başladı,
"Abla, söyleme ne olur" diye yalvarıyordu.
Doğrusu ben de acaip tırsmıştım, babam bu yaptığımı duysa kalp krizi geçirirdi kesin.
Buna izin veremezdim, ses tonumu yükseltip,
"Saçmalama Zeynep Kimseye birşey söylemeyeceksin Ya değilse…" dedim tehditkar bir şekilde.
Zeynep diklenerek, "Evet, ya değilse ne yaparsın" dedi.
İşin tuhaf tarafı, yarım bıraktığım cümlenin gerisini nasıl tamamlayacağımı ben de bilmiyordum, çaresizlikten yarım çıkmıştı ağzımdan.
Ve Zeynep yememişti Blöfümü, pis pis sırıtarak,
"Ben gidiyorum, şimdi söyleyecem, görürsün sen birazdan" dedi ve kapıya yöneldi.
Tepem attı birden, "Nereye gidiyorsun amına koduğumun orospusu" diye bağırıp,
Zeynebi kolundan tuttuğum gibi yatağa fırlattım. Bu sefer şok olma sırası Zeynep de idi, bunu yapacağımı beklemiyordu.
Kalkmasına fırsat vermeden sırtüstü yatırıp üstüne çıktım, ellerini tuttum ve bacaklarının üstüne, kasıklarına yakın oturdum.
Fidan'a da, "Kes ağlamayı da, git salondan telefonumu getir, çabuk" diye bağırdım.
Fidan robot gibi salona koştu. Zeynep ise telaşla, "Bırak beni Ne yapacaksın Kalk üstümden" diyerek altımda debeleniyordu.
"Ne mi yapacam Sikecem tabii ki! Amına koyacam senin orospu! İlk önce seni sikmem lazımdı Sen de köyün diğer amcıkları gibi yarak için geberiyorsun" dedim
ve eğildim, boyunu, boğazını, öpüp yalamaya başladım. Zeynebin debelenmeleri nafile idi.
Fidan telefonumla gelince, surat ifadesinden, telefonu ne için istediğimi anlamadığını sezdim.
"Resim çekmesini biliyormusun" dedim.
"Biliyorum da, nerden açılıyor bu" dedi.
Tarif ettim, açtı, buldu fotoğraf çeken tuşu,
"Tamam!" dedi. "İyi, geç şimdi şuraya, resimlerimizi çek Yakından, uzaktan, değişik değişik açılardan, bol bol çek!" dedim.
Fidan geçti, resim çekmeye başladı. Ben de Zeynebin boynundan aşağı, göğüs çatalına doğru öpüp yalamaya başladım. Debelenirken gömleğinin birkaç düğmesi patlamıştı. Gömleğini, en yukardan bir düğme, birkaç düğme de alttan tutuyordu.
Zaten debelenmeseydi bile, o kafam gibi göğüsleri bütün düğmeleri patlatacak gibi duruyordu.
En yukardaki düğmeyi de ben dişlerimle koparınca, o sütyene sığmayan koca göğüsleri daha bir ortaya çıktı. Göğüslerinin sütyenden taşan kısımlarını öpüp yalıyordum.
Zeynep de bundan zevk alıyordu ki, debelenmesi biraz azalmıştı. Ama yine de, "Yapma, kalk üstümden" diye bağırıyordu.
Ellerini tuttuğum için ellerimle başka birşey yapamıyordum, Fidan'a söyledim, Zeynebin sütyenini aşağı sıyırmasını. Sıyırınca göğüsleri serbest kaldı.
Göğüsuçları sertleşmişti, evet, istemiyormuş gibi davransa da, bu Zeynebin de hoşuna gidiyordu. Göğüsuçlarını yalayıp emmeye başladığımda Zeynebin ses tonu değişti,
"Yapma!" derken artık sertlik kalmamıştı. Bağırmıyordu, sadece normal konuşur gibi, "Yapma" diyordu.
Fidan resim çekmeye devam ediyordu. Yarağım da pantolonumun içinde kasıklarımı ağrıtacak kadar şişmişti.
Fidan'a, "Gel buraya, kemerimi çöz, pantolonumun düğmesini aç, fermuarımı indir, yarağımı çıkar" dedim.
Fidan hemen telefonu kenara bıraktı, geldi, dediklerimi yaptı. Yarağım serbest kalınca bir nebze rahatlamıştım.
Fidan'a resim çekmeye devam etmesini söyledim. Zeynep ise yarağımı görünce bakışlarını pür dikkat yarağıma dikmişti. Artık debelenmeyi de, konuşmayı da bırakmıştı.
Ama ben yine de ellerini bırakmıyordum. Ben Zeynebin bacaklarında, kasıklarına yakın oturuyordum. Biraz aşağı, dizlerine doğru kaydım. Fidan'a, Zeynebin şalvarını ve külodunu aşağı sıyırmasını, sonra da resim çekmeye devam etmesini söyledim.
Fidan şalvarı ve külodu aşağı sıyırırken, Zeynep sadece yutkunuyordu, heyecanlandığı belli oluyordu.
"Bak Zeynep, ben seni sikmeden bırakmayacağım Ama zorla, ama seve seve Sen bu yarağı yiyeceksin, hiç kaçarın yok Karar senin, güzellikle olsun diyorsan, ellerini bırakacağım" dedim.
Zeynep sanki bunu dememi bekliyormuş gibi, "Tamam, bırak ellerimi" dedi.
Temkinli bir şekilde bıraktım ellerini, aksi bir hareket yaparsa hemen yeniden tutacaktım. Ama sadece biraz doğrulup, ağrıyan bileklerini ovuşturdu. Ben de o arada gömleğinin kalan son iki düğmesini çözdüm, "Çıkar gömleğini ve sütyenini" dedim.
İkiletmeden çıkardı ikisini de. Şimdi üst kısmı tamamen çıplak, aşağıda da şalvarı ve külodu bacaklarına kadar sıyrıktı.
Kalktım üzerinden, şalvarını küloduyla birlikte çekip çıkardım ayağından, odanın bir köşesine fırlattım. Sonra da kendi pantolonumu ve boxerimi çıkardım. Fidan'ın elinden telefonumu aldım ve Zeynebin çırılçıplak resimlerini çektim.
Her ne kadar Zeynep bir eliyle göğüslerini, diğer eliyle de amını kapatmaya çalışsa da, amının ve göğüslerinin göründüğü birkaç resmini çekmiştim. Sonra aklıma bir başka düşünce geldi,
"Fidan, sen de geç Zeynebin yanına" dedim.
Fidan suratıma bön bön bakıp, "Niye ki" diye sordu.
"Sen geç, anlatırım sonra" dedim.
Aslında anlatacak bir şeyim yoktu, istediğimi yapması için demiştim bunu. Fidan geçti, Zeynebin yanına oturdu.
Bir giyinik, diğeri çırılçıplaktı. Birkaç resim de öyle çektim.
Sonra Fidan'a soyunmasını söyledim.
Ama Fidan, "Yaa, ben niye soyunuyorum ki" dedi.
Sinirlenmiştim, "Amına koydurtma şimdi, hadi soyun Bir bildiğimiz var herhalde" dedim.
Bir bildiğim falan yoktu, ikisini de çıplak görmek ve resimlerini çekmek için içimde dayanılmaz bir arzu vardı sadece. Fidan gönülsüz gönülsüz soyunurken, ben ikisini aynı karelerde görüntülemeye devam ediyordum.
Fidan soyunma işini ağırdan alınca, ben bu sefer Zeynebe sertçe bağırdım, "Yardım etsene kızın soyunmasına, ne duruyorsun" diye.
Zeynep de, "Tamam, tamam, bağırma" diyerek soyunmasına yardım etti. Az sonra Fidan da Zeynep gibi çırılçıplaktı. Her aşamada resim çekiyordum.
Komutlar veriyordum resim çekerken, "Fidan, sen elini Zeynebin göğüslerine koy, Zeynep sen de elini Fidan'ın amına at Birbirinize bakın, dudaklarınızı yaklaştırın" diye.
Fidan biraz ürkekçe yapıyordu dediklerimi. Ama Zeynep hemen havaya girmişti, sanki stüdyoda poz veriyormuşçasına, ciddi ciddi poz veriyordu. Üstelik bundan da zevk alıyordu…
Aslında istediğim şey başkaydı. Onları birbirilerinin amını yalarken görmek ve resimlerini çekmek isterdim.
Ama, buna tepkileri çok kötü olabilir ve bir çuval İncir'i berbat edebilirim diye düşündüm. Onun için (şimdilik) sınırları daha fazla zorlamak istemedim.
Şimdi sıra en önemli şeye gelmişti, Zeynebi sikmeye Zaten yarağım müthiş zonklamaya başlamıştı. Fidan'a kalkıp yanıma gelmesini söyledim. Fidan yanıma gelince, onu motive etmek için dudaklarından öptüm ve kulağına da,
"Bunu senin için yapıyorum aşkım Seni seviyorum Hadi bakalım, bol bol resim çek şimdi" diye fısıldadım,
verdim telefonu eline.
Oysa, daha çok kendi zevkim için sikecektim Zeynebi.
Yatağa gidip, Zeynebi sırtüstü yatırdım, bacaklarını ayırdım, arasına uzandım ve dudaklarından öpmeye başladım. Hemen karşılık verdi orospu. Çok ateşli öpüşüyordu. Dudaklarından göğüslerine indim. O kafam gibi göğüslerini avuçlarımın arasında yoğura yoğura okşarken, sivrilmiş uçlarını sırayla emiyordum.
Zeynep ufaktan inlemeye başlamıştı. Amına inip, amını yalamaya başladığımda,
Zeynep birden irkildi, telaşla hafif doğruldu ve "Ne yapıyorsun" diye sordu.
Şaşırmıştım. Demek ki Zeynebin amı da hiç yalanmamıştı. Cevap vermedim, sadece yalamaya devam ettim. Zeynebin inlemeleri artmıştı. Zevkten kıvranıyordu resmen.
Çok geçmeden de titreye titreye, kasıla kasıla, inleye inleye, çırpına çırpına orgazm olup boşaldı.
Artık sikmenin zamanı gelmişti. Zaten ben de kuduruyordum biran önce amına girmek için. Zeynebi kim sikip bozduysa, bana iyilik etmişti, direk dayadım yarağımı amına. Amı zaten vıcık vıcık ıslaktı, hiç zorlanmadan tek seferde kökledim.
O anda ikimizin de ağzından aynı anda uzun bir, "Ohhhhh!" çıktı. Amının içi fırın gibi yanıyordu. Yarağım içinde birkaç saniye hareketsiz beklerken, göğüslerini avuçladım, dudaklarını öptüm. Sonra gidip gelmeye başladım. Rahat girip çıkıyordum. Daha rahat girip çıkayım diye, Zeynep dizlerini kırıp geriye çekmişti.
Gelmek üzereydim. Hatta amına ilk soktuğumda gelecektim. Zor tutuyordum kendimi boşalmamak için.
Boşalır gibi olacağımda girip çıkmayı durdurup, içinde hareketsiz bekliyor ve göğüsleriye ilgileniyordum. Öpüp, yalıyor, emiyordum uçlarını. Sonra amına bir iki girip çıkıp, tekrar hareketsiz bekliyordum içinde. Bunu yapmasam anında boşalacaktım. Ama ne yaptımsa boşalmamı fazla geciktiremedim.
Gözlerim kaymaya başlamıştı. Yarağımı amından çıkarıp göbeğine doğru fışkırttım döllerimi.
Taa göğüslerine kadar fışkırmıştı döllerim. Zeynep bukadar çabuk boşalacağımı beklemiyordu belli ki, yüzünde tatminsiz bir ifade vardı.
Yarağımdan son damla döller de çıktıktan sonra, tekrar soktum amına. Ve olanca gücümle pompalamaya başladım. Yarağım inmemişti ve Zeynep buna da şaşırmıştı.
Ama az sonra suratındaki o şaşkın ifade yerini orgazm olmak üzere olan bir kadının surat ifadesine bıraktı. Zeynep şimdi inliyor, kıvranıyor ve çırpınıyordu. Bacaklarını belime doladı ve beni kendine çeke çeke orgazm olup boşaldı.
Bir süre öyle kaldık. Bacaklarını gevşetince çıktım amından. Yarağım halen kazık gibiydi. Zeynebin üstünden kalkıp,
Fidanı çağırdım yanıma.
Fidan gelince elinden telefonu aldım, dudaklarını öptüm ve Zeynebin yanına yatmasını söyledim.
Fidan hemen telaşlandı, "Neyapacaksın" diye sordu.
"Birşey yapmayacağım, 31 çekeceğim sadece" dedim.
Fidan dediğimi anlamamış gibi suratıma bakarak yattı Zeynebin yanına. Ben de göbeği hızasında dikildim, 31 çekmeye başladım. Bunu yaparken de resim çekiyordum. İkisinin yanyana ve çırılçıplak görüntüsü çabucak boşalmamı sağladı.
Her ne kadar Zeynebin göbeğine ve göğüslerine fışkırttığım kadar çok olmasa da, Fidan'ın göbeğini ve göğüslerini sulamıştım döllerimle. Bunu da görüntüledim.
Fidan'ı dudaklarından öpüp kaldırdım, götüne şaplak atıp, mutfaktan peçete getirmeye yolladım. Sonra da Zeynebi dudaklarından öpüp, kaldırdım.
Amını avuçlayarak, harika bir amı olduğunu, sikmeye doyamadığımı söyledim.
Kıpkırmızı yüzü biraz daha kızarmıştı. O sırada peçeteler gelmişti. Paylaştık peçeteleri. Üçümüz de dölleri sildikten sonra, "Hadi giyinin" dedim ve ben de giyinmeye koyuldum.
Giyinip etrafı düzelttik, Zeynebin kopan düğmelerini aradık bulduk. İğne ipliğin yerini tarif ettim, diktiler düğmeleri. Banyoda elimizi yüzümüzü, yıkadık, saçımızı başımızı düzelttik.
Ve sonra görüşeceğimizi söyleyip, kızları gönderdim evden. Çünkü çok geç kalırlarsa merak edebilirlerdi.
Babamı arayıp, evde olduğumu söyledim, beni de merak etmesinler diye. Evi bir kez daha kontrol edip, bira şişelerini, sigara izmaritlerini, peçeteleri çöpe attım.
Kapıyı pencereyi açıp, evi havalandırdım. Sonra da oturup, çekilen resimlere keyifle baktım ve Laptopuma aktardım. Ama aklımdan Zeynebin söylediği, köyde sikilecek bir sürü karı ve kızın olduğu lafı hiç çıkmıyordu.
Demek ki, köyümüz amcık cevheriydi de, ben bilmiyordum...
Devam Edicek ...
KARIMIN SÜRPRİZİ
Herkese selamlar. (Karımla evlenmeden önce tüm kız arkadaşlarımı götlerinden sikmiş, çoğunu ilk milli ben yapmıştım. Bunları evlenmeden önce karıma anlattığım için, bendeki bu göt sikme arzusunu bilir. Ama karımla hiç götünden ilişkiye girmemiştim, nezaman karımı götten sikmek istesem, sürekli hayır diyordu. Karımı çok sevdiğim için de, evlendikten sonra onu hiç aldatmadım).
Adım Hakan, 28 yaşındayım. Karım Nalan ise 26 yaşında. İkimiz de sportif vücutlu olmakla beraber, karım tam bir afettir. Karım 90-62-92 ölçülerinde, 1.70 boyunda. Benim boyum da 1.80, karım topuklu ayakkabı giydiği zaman aynı boylara geliyoruz ve o müthiş kalçaları meydana çıkıyor.
Karımla pørnø izlemeyi çok severiz. Film izlerken karım hep sikimle oynar, ağzı ile boşaltmadan da bırakmaz.
Yine böyle birgün film izlerken, karım, “Adama bak, çok şanslıymış!” dedi.
“Neden?” diye sorduğumda,
“Baksana adam karının birini sikerken, diğer karı da adamın taşaklarını yalıyor!” dedi.
“Evet öyle!” dedim. Daha sonra adam kadının götünü sikerken, diğer kadın da götü sikilen kadının amını yalamaya başladığı anda, bu sefer ben, “Kadın da çok şanslı!” dedim.
Karım ağzından yarrağımı çıkartıp,
“Neden?” dedi. “Baksana!” dedim.
Karım baktı, “Evet, gerçekten şanslıymş!” dedi.
Biraz baktı ve “O adamın yerinde olmak istermiydin? Yani iki kadınla?” dedi.
“Evet! Özellikle bu poziyonda olmayı çok isterdim!” dedim.
Karım, “Aşkım biliyorum, götümden sikmek istiyorsun, ama olmaz!” dedi ve sikimi daha hızlı bir şekilde ağzına alarak boşalttı.
Karımı hiç götünden sikmemiştim, ama karım da bundan dolayı tam bir seks makinesi idi.
Sigaralarımız yakıp, filmin kalanı izlerken, bu sefer ben karımın amını okşuyordum. Karım bir süre sonra, “Aşkım gerçekten aynı anda iki kadınla beraber olmak ister misin?” dedi.
Ben de kızmayacağını bildiğim için doğruyu söyledim, “Evet aşkım, isterim! Filmdeki gibi bir pozisyonda bir götü sikmek isterdim. Peki, sen aynı anda iki erkek ister misin?” dediğimde,
taşaklarımı öyle bir sıktı ki, benim yarrak tekrar dikti kafasını.
Kulağıma yaklaşarak, kulak mememi emdi ve “Hayır aşkım, seninkinden başka yarak istemiyorum!” dedi.
Bu beni dahada azdırdı, dudaklarımız birleşti ve delirmiş gibi öpüşürken, ben aynı zamanda karımın amını okşuyordum. Ben de karımı boşlatmıştım, artık zevkten kasılmaları hat safhaya çıkmıştı…
Sonra ayağa kalktı, önümde sırtı bana dönük kucağıma oturdu, sikimi eline aldı, kafasını tükürükledi ve göt deliğine sürtmeye başladı. O kadar heyacanlandım ki, o an boşalacağım sandım.
“Aşkım yoksa götünden sikecekmiyim artık?” dedim.
Yüzünü bana doğru çevirip, sexy bir şekilde gülümseyerek, “Belki evet, belki de hayır!” dedi.
Ben karımı hiçbirşeye zorlamadığım için bunda da bekledim. Karım ilk önce sikimin üstüne yavaş yavaş oturdu. Benim yarrağın ucu tam göt deliğini zorlarken, bir anda çekip amına soktu ve suları akan amıyla yarağıma git yapmaya başladı.
Yine hüsrana uğramıştım, ama karıma belli etmeden amını sert bir şekilde sikiyordum.
Karım, “Sok aşkım, sonuna kadar sok!” derken, kendi göğüslerini okşuyordu. Ben de ona onu ne kadar sevdiğimi söyleyerek zevke getiriyordum. Bir süre böyle sikiştik, sonra karımı koltuğa domaltıp bu sefer aynısını ben ona yaptım, götünün deliğine fırçalayarak biraz bastırdım ve sonra hemen amına soktum ve amını sikmeye başladım. Bir müddet sonra, “Geliyorum aşkım!” dediğimde, önümde hemen diz çökerek ağzına aldı ve eliyle boşaltarak hepsini yuttu.
Eliyle sikimi oynarken aşağıdan bana bakarak, “Sana bir gün göt siktireceğim!” dedi ve sikime bir öpücük kondurarak, “Üzülme ufaklık, bir gün göt sikeceksin!” dedi.
Duşlarımız alıp yattık.
Ertesi gün ben işe gidince, beklenmedik bir şekilde, 2 günlüğüne Ankaraya gönderileceğimi öğrendim. Hemen gitmem gerekiyormuş, uçak biletim falan hazırlanmış. Hava alanına giderken karıma haber verdiğimde çok üzüldü. Ben de, iki günün geçmesini iple çekeceğimi, gelince onu çok pis bir şekilde sikeceğimi söyledim. Karım da döndüğümde hava alanında karşılayacağını söyledi.
Ankaradaki işleri halletim, 2 gün bitmişti. Akşam uçakla geri döndüğümde karımın havalimanında olmadığını gördüm. Cepten aradığımda,
bana, “Aşkım, seni Leyla alacak. Onu akşam yemeğine davet ettim, yolunun üzerinde olduğu için, gelirken seni de hava alanından almasını söyledim!” dedi.
“Tamam.” diyerek kapattım. (Leyla karımın işyerinden bir arkadaşı). Çok geçmeden Leyla arabası ile geldi.
Bu arada Leyla da karımdan aşağı kalır bir kadın değildi ve kalçaları müthiş yuvarlaklıkta, taş gibi bir hatun. Leyla arabadan inince, süper bir mini etek, üstünde göğüs dekolteli bir ceket vardı. Leyla’yı hiç böyle görmemiştim, tam bir afetti.
Benim yarak çoktan hareketlenmişti bile. Selam verip, yanaktan öpüşünce, parfümü başımı döndürdü. Bir an önce eve gidip karımı sikmem gerektiğini anladım, ama karıma içten içe kızıyordum, akşam yemeğine Leyla’yı davet ettiği için…
Yolda sikim kazık gibi olmuştu, çünkü Leyla araba kullanırken eteği iyice sıyrılmış, resmen tangası gözüküyordu. Leyla 1 sene önce boşandığı için, geceleri çok rahat gezen, tam bir açık kapı idi.
Karımın bu kadınla arkadaşlığını pek istemesem de, bir zararı yoktu. Yolda havadan sudan konuşmak için çeşitli şeyler söylerken, birden bana, “Nalan seni çok özlemiş, bugün dikkat et kendine!” diyerek göz kırptı.
Bir an ter bastı beni, “Nasıl yani?” dedim.
Aklımdan da acaba karım sikişmelerimizi mi anlatıyor Leyla’ya diye düşünceler geçiyordu. “Nalan işyerinde bütün gün senden bahsetti, seni ne kadar özlediğini, ne kadar sevdiğini falan anlattı. Hatta sana bugün bir sürprizi varmış!” dedi ve hemen sonra direksiyona vurdu, “Tüh yaa, bunu söylemeyecektim!” dedi.
Ama ben onu dinlemiyordum artık, karım bana bugün kesin götünden verecek diye sevinirken,
“Ya Hakan, sakın karına belli etme, şaşırmış gibi yap, yoksa öldürür beni!” dedi.
“Tamam, tamam!” dedim…
Nihayet geldik. Arabadan indik. Asansörün kapısı açıldı, tam binecekken aniden geri kapandı ve Leyla da önümde birden durunca, ister istemez ben de ona arkadan yapıştım.
Ama tek sorun bu değildi, arabada kazık gibi olan sikim kumaş pantolonda rahat olduğu için, direk Leyla’nın kalçalarının arasına dayandı.
“Pardon!” diyerek hemen geri çekildim.
Leyla da, “Hakan herhalde sen de karını çok özledin!” diyerek takıldı.
“Evet!” dedim.
“Yoksa Nalanın sürprizi mi seni heyacanlandırdı?” derken, merdivenleri yürüyerek çıkmış ve kata gelmiştik. Zile bastım, karım kapıyı açtı, beni öpüp hoşgeldin dedikten sonra, Leyla’ya hoşgeldin muhabbeti yaparken ben odama gittim, duşa girmek için soyunmaya başladım. Karım da bu arada Leyla’yı salona almış, sonra da benim yanıma geldi.
Kalkık olan sikimi görünce, “Aşkım, ne olmuş buna böyle?” diyerek boynuma sarıldı.
“Sorma, bir yandan senin özlemin, bir yandan Leyla!” dedim.
Karım güldü, “Yine mini giymiş haspa! Aşkım hemen duşunu al yemeğe çıkacağız!” dedi.
“Hayatım çıkmasak da, sen Leyla’yı yollasan, sonra ben seni güzel bir siksem?” dedim.
“O kadar sabırsızlanma kocacığım, bugün özel bir gün!” dedi.
Ben de sürprizden haberim yokmuş gibi, “Nesi özelmiş?” dedim.
“Özel, özel!” diyerek geçiştirdi.
Duş boyunca aklım Leyla’nın kalçalarında idi, keşke karımın sürprizi Leyla olsa da, götünü parçalasam diye hayıflanıyordum. Duştan çıkınca, karım bizim odada giyinmiş hazır bekliyordu. Ama ne giyinme! Karım da süper bir mini giymiş, üstte de sırt ve göğüs dekoltesi olan bir kıyafet!
“İçinde sütyen yok mu?” dediğimde,
“Var, ama silikon, sadece göğüs ucunu örtenlerden!” dedi.
Dayanacak halim kalmamıştı, hemen oracıkta karımı yatırıp sikecektim. Ama Leyla, “Hazır mısınız? Çıkıyormuyuz?” diye seslenince,
Leyla’nın da evde olduğu aklıma geldi. Ben de hemen giyindim ve çıktık…
Krımın önceden yer ayırttığı Lara da lüks bir restoranda güzel bir akşam yemeği yedik. Ardından Leyla’nın ısrarı ile bir gece kulübüne gittik. Daha sonradan öğrendim ki, gece kulübüne gitmeyi asıl isteyen karımmış, ama Leyla’yı kıramam diye ona söyletmiş. Kulüpte üçümüz birlikte biraz içip, biraz kalkıp dans ettikten sonra ben oturdum. Karım ve Leyla sanki iki sevgili gibi, birbirlerini okşayıp dans ediyorlardı.
Bir ara kendi kendime (Ne oluyor ulan, bunların arasında lezbiyen ilişki mi var yoksa?) diye düşündüm.
Ama hemen sonra karımın benimle nekadar ateşli sikiştiği aklıma gelince, saçmaladığımı düşündüm. Bu esnada iki erkeğin karımın yanına yaklaşması üzerine, karım bana kaş göz ile, (Adamları def et!) işaretini yaptı.
Ben de kulübün güvenliğine söyledim. Güvenlikçiler müdahale ettiler ve adamlar anında pistten kaybolmuştu. Biraz eğlenip, biraz daha alkol aldıktan sonra, ben iyice rahatlamış, tedirginliğim gitmişti. Karım bir tarafımda, Leyla diğer tarafımda oturuyor, nereye baksam bir çift bacak ve yuvarlak göğüsler ile enfes bir gerdan görüyordum. Leyla kafası çakır olduğu için çok rahat hareket ediyor, eli kolu rahat durmuyordu. Ara sıra elini indirince sikime dokunuyor, bazen de arkamızdaki nişten selpak almak için koltukta yükselince göğüsleri suratımın hizasına geliyordu…
Çıldırmak üzereydim, bir an önce eve gidip karımı sikmek istiyordum, “Artık kalkalım!” diyerek ayaklandım.
Onlar da mırın kırın ederek kalktılar. Kapıya yürürken Leyla öyle bir kıvırtıyordu ki, siki kalkamayan erkek olamazdı. Valeden arabayı istedim. Araba geldi.
Vale karıma ön kapıyı açtığında, karım, “Ben arkaya oturacağım!” diyerek arkaya bindi. Leyla da öne oturdu. Ben de valeye bahşiş verek arabaya bindim, yola çıktık.
Önce Leyla’yı evine bırakacatık. Yolda giderken Leyla karıma sataşıp şakalaşıyordu. Bir ara koltukta ters durup arkaya uzandı. Eteği zaten miniydi ve sürekli toplanıyordu, birde uzanınca tabak gibi götü ortaya çıktı. Tangasının ipi bir çizgi gibi duruyor, göt deliğini zar zor kapatırken bir kısmı da amının içine kaçmış, amının dudakları şişmiş gözküyordu.
Leyla’nın sırtına dürtüp, “Otur kızım yerine, aniden fren yapmam gerekirse camdan fırlarsın!” dedim.
Ama Leyla’nın umurunda değildi, pozisyonunu bozmadan karımla şakalaşmaya devam etti. Elimi sırtından çekmemiştim, Leyla karıma doğru biraz daha uzanınca elim kaydı, şimdi elim resmen götünde idi. Eteğininin belinden tutup çekeyim de otursun derken, tangasının ipi takıldı elime ve çekince de koptu…
Hemen elimi çektim.
İçimden şimdi bağırıp çağıracak diye düşünürken, Leyla o kafayla tangasının koptuğunu farketmemişti, karıma sataşmaya devam ediyordu. Dikiz aynasından baktığımda, artık Leyla’nın götünün deliği ve amı tamamen gözüküyordu. Götünün deliği sımsıkı duruyordu, galiba götten hiç yarak yememişti. Bu arada benim de sikim kazık gibi olmuştu.
Arabayı sağa çektim, Leyla’ya tekrardan, “Otur kızım yerine!” diyerek düzgün oturmasını sağladım. Ama bu seferde göğüsleri meydanda idi. Leyla yaramaz çocuklar gibi bana dilini çıkardı, suratını buruşturdu. Apartmanın önüne gelince arabadan indi, ama kafası o kadar güzeldi ki, apartmanın girişine kadar zor yürüdü. Başına bir şey gelmesin diye, mecburen biz de indik, evine kadar çıkardık…
Ben bir an önce eve gidip, karımı sikmek için yanıyordum.
Ama Leyla tutturdu, “Bir şeyler ikram etmeden yollamam!” dedi. Uzatmadan girdik içeri. Leyla viski koydu getirdi üçümüze de. Ben bir dikişte içtim ve karıma, “Hadi gidelim!” dedim.
Karım da, “Hemen kalkıp gitmek olmaz aşkım, sabret, sana güzel bir sürprizim var!” dedi.
“Ben de işte o yüzden hadi kalk gidelim diyorum!” dedim.
O esnada Leyla yırtılan tangasını farketti ve karıma, “Kız yanından hiç ayrıldım mı?” dedi.
Karım, “Yoook!” deyince,
“Alla alla, nasıl kopmuş bu?” dedi.
Karım, “Bilmem?” diyerek bana viski doldurmaya gitti.
Leyla ise çıkardı tangasını, fırlattı attı. Tangasını çıkarırken bana resmen am şowu yapmıştı. Karım görmemişti. Karım bana viski getirdiğinde, Leyla güzel bir müzik açmış, sexy bir şekilde dans ediyordu. Müzik tanıdık geliyordu ama çıkaramadım…
Sonra karım da kalktı, Leyla’ya eşlik etti. Yine o sexy dansını yapıyordu. Normalde karım böyle sadece benle dans ederdi, o da bana striptiz yaparken. Hakimiyetin onda olduğu bir danstı, ellememi istediği yerlerini elletirirdi bana bu dansla. Şimdi ise Leyla’yı kullanıyordu dans ederken. Sikim kalkmıştı, istem dışı elim sikime gitti, pantolonumun üstünden sıvazlamaya başladım. Bir ara karımla gözgöze geldim, sikimi sıvazlarken görünce
bana, “Aşkım eve kadar dayanamadın mı?” dedi.
Dondum kaldım.
Leyla da lafa girdi, “Kızım senin herif bu azgınlıkla fena dağıtır bugün bizi!” dedi.
Leyla’nın sesindeki şarhoşluk gitmiş, gayet canlı bir ton gelmişti. Ben Leyla’nın kullandığı ‘Bizi’ kelimesini duyunca, ne oluyoruz gibisinden karıma baktım.
Karım ise Leyla’nın arkasını bana döndürerek domalttı ve minisini yukarı çekti. Leyla’nın yine götü ve amı kabak gibi karşımda idi…
Leyla’nın götünün yanaklarını ayırıp, “Kocacığım bugün iki karın olacak, hem de Leyla’yı götten sikeceksin!” deyip, Leyla’yı doğrulttu ve öpüşmeye başladılar.
Karım tam bir lezbiyen gibi, resmen Leyla ile sevişiyordu. Sonra karım Leyla’nın yüzünü bana döndürerek arkasına geçti, Leyla’nın amını ve göğüslerini okşarken,
Leyla’ya, “Bak kızım yeni kocan! Ama baştan söyleyim, pis siker, her soktuğunda sikini hissedersin ve dibine kadar sokması için yalvarırsın!” diyerek azdırıyordu.
Leyla da elini arkaya atmış, karımın amıyla oynarken, “Benim yediğim yarrağın çeşidi boldur kızım, ama sen dibine kadar çok almamışın herhalde, amın halen dar, yoksa bu adama ayda yılda bir mi veriyorsun?” diyerek karımı kızdırmaya çalışıyordu.
Artık ikisi de tamamen kendinden geçmiş, beni unutmuşlardı. Leyla çırılçıplak, karım ise sadece tangası ile kamıştı. İkisinde de topuklular halen duruyor ve kalçaları mükemmel gözüküyordu… Leyla karımın önünde diz çökerek, karımın tangasını da çıkardı ve amını yalamaya başladı.
O esnada karım göğüslerini okşayarak, bana, “Amımın bir kadın tarafından yalanmasını görmeyi çok istiyordun, değil mi kocacığım?” dedi.
Ben de “Evet!” derken, sikimi çıkarmış sıvazlıyordum.
O sırada Leyla bana baktı ve “Ne kadar ayıp! Burda iki tane azgın karı varken sen orda 31 çek!” dedi,
karımın amını yalamayı bıraktı ve bu sefer benim sikimi yalamaya başladı. Leyla karımın önünde domalmış sikimi yalarken, karım da hemen Leyla’nın amını götünü yalamaya başladı. Leyla’dan inleme sesleri çıkıyordu ağzı dolu olmasına rağmen. Karım dilini Leyla’nın götünün deliğine sokmaya çalışırken, ben de kafasını tutmuş, sikimi ağzına sonuna kadar sokmaya çalışıyordum. Ancak dibine kadar ağzına alamadı, nefessiz kalınca kafasını bastırmayı bıraktım. Leyla da hemen sikimi ağzından çıkarıp, derin bir nefes aldı
ve “Oha lan orospu çocuğu! Ciğerime kadar soktun yetmedi mi? Dudaklarım yırtılacak sandım!” dedi.
Küfür etmesi hoşuma gitmişti,
ben de ona, “Orospu, hani her çeşit yarak yemiştin, ne oldu? Daha ağzına alamıyorsun, birazdan götüne girerken ne yapacaksın?” dedim.
Karım o esnada Leyla’nın amını yalamayı bırakıp geldi, sikimi ağzına aldı ve (sanki Leyla’ya bak sakso böyle çekilir der gibi) sonuna kadar ağzına soktu.
Leyla da, “Oha, şuna bak, orospu resmen yuttu yarağı! Bir de bana orospu derler!” dedi.
Ben de, “Evet karım senden daha orospu, ama sikicisi bir tane, senin gibi değil!” dedim.
Leyla, “Benim de senin gibi azgın bir kocam olsa, benim de tek sikicim olurdu!” dedi ve dudaklarıma yapışarak deliler gibi öptü. Bir yandan ısırıyor, bir yandan somuruyor, boynumu göğüslerimi yalıyordu. Ben de elimi amına attım, amıyla oynuyordum. Karım ise halen bana sakso çekiyordu. O anın zevkini hiçbir şeye değişmem…
Artık dayanacak halim kalmamıştı, 2 günün abazalığı da vardı, boşalmak üzereydim.
“Geliyorum!” dediğim an Leyla kucağımdan indi ve karıma, “Çekil orospu, sen çok yemişindir bu dölden, bırak bana!” diyerek, karımdan yarağı alıp başladı sakso çekmeye. Sadece yarısına kadar alabildiği için, karım da taşaklarımı ve sikimin geri kalanını yalıyordu. Taşaklarımın yalanması ile Leyla’nın ağzına patladım. Leyla ağzından hiç çıkarmadan döllerimi yutmaya başladı. Ama benim boşalmam bitmediği ve döllerin hızına yetişemediği için, ağzı doldu ve dudaklarından döllerim taştı.
Karım hemen bala konan arı gibi Leyla’nın ağzından taşanları yalamaya koyuldu, bir yandan da eli taşaklarımda, sıktırarak daha çok boşalmamı sağlıyordu. Tamamen boşalınca, ikisi birden yarrağımı yalayarak temizlediler. Sonra birbilerinin yüzlerinde ve dudaklarındaki dölleri yalayıp temizlediler. Sonra da üçümüz duşa gidip temizlenik, belimizde havlularla odaya geri geldik…
Ben ortada oturuyordum, sağda karım, solda Leyla, ikisi de göğsüme yaslanıp öpücükler konduruyor, arada öpüşüyor, birbirlerini okşuyorlardı.
Benim sikim yine uyanmış, havlunun altında dikleşiyordu.
İlk gören Leyla oldu ve “Oooo Hakan, aslanı uyandırıyorsun yine!” dedi.
“Ne yapayım kızım, iki azgın orospu daha amından götünden sikilmemiş, durmak olur mu?” dedim.
O sırada karım çoktan elini sikime atmış sıvazlıyordu. Biraz sakso çekerek,
bana, “Şimdi izle!” dedi ve kalktı. Leyla’yı da kaldırıp, ayakta biribirlerini öpüp yalamaya başladılar. Az sonra yere yatarak 69 oldular ve amlarını yalamaya başladılar. İkisi de deli gibi çığlık atıyordu. Araya ben de girdim, karımın ağzına verdim yarağı, başladım Leya’nın amını götünü yalamaya. Leyla ben yaladıkça daha bir yüksek çığlık atmaya başladı. Arada götüne parmağımla bastırdıkça resmen böğürüyordu. Sonra karım sırtüstü uzandı, Leyla da önümde domalarak karımın amını yalamaya başladı. Ben de Leyla’nın götünü biraz daha yaladıkdan sonra bıraktım, amını parmaklayarak bir kez boşaltmıştım zaten…
Karım, “Hadi kocacığım, sik şu orospuyu götünden, ben de suratındaki acıyı izleyeceğim!” dedi.
Leyla kafasını karımın amından kaldırarak, “Kızım bu götü siktirmek ne zamandır aklımda idi, sadece yabancıya gitmesin diye bekledim! Sen asıl aldığım zevki görünce neler kaçırdığını anlayacaksın!” dedi.
Ben de ona katılarak, “O konuda Leyla haklı aşkım! İlk acıdan sonra gelecek zevk dalgasını izle!” dedim.
Leyla kafasını çevirip, “Ne acısı?” dediği anda, zaten benim sikimin kafası Leyla’nın götünün içinde idi ve Leyla çığlığı bastı. Karım bir yandan gülerek Leyla’nın kafasını amına bastırdı, “Bağırma orospu, tüm apartmanı başımıza toplayacaksın!” dedi.
Leyla kafasını karımın amından kurtarıp, “Orospu çocuğu, çıkar lan, yırttın götümü!” diye bana küfrediyordu.
Ama ben, onun her konuşmasında biraz daha sokmuştum, artık yarısından çoğu içinde idi. Leyla’nın sehpada duran telefonunu alıp götünü sikişimi kaydettim. Bir müddet sonra Leyla sikimin tamamını götüne almış, ama götü de yırtılmıştı…
4-5 dakika boyunca her hareketimde çığlık atan Leyla, artık Ohlamaya ve inlemeye başlamıştı. Bir ara gidip gelmeyi bıraktığımda kendisi ileri geri giderek, götünü kasıklarıma kadar yapışıtırıyordu. Karım bile şaşırmıştı,
çünkü Leyla bana, “Daha sert sik lan! Hepsi bu mu? Kökle hepsini! Götten sikilmek manyak zevkli oluyormuş!” diyerek git gel yapıyordu. Sonra ben içinden hiç çıkarmadan yere sırtüstü uzanarak, Leyla’yı kucağıma aldım ve bana doğru döndürdüm. Şimdi Leya’nın götünü sikerken, amı karşımda duruyordu ve suratını görebiliyordum. “Ohhhh, sik götümü aslanım! Parçala!” diyordu.
Aslında Leyla’nın karıma inat öyle konuştuğunu biliyordum, çünkü kucağıma alınca ağırlığı ile yarrağım dibine kadar girmişti ve bu Leyla için biraz daha zor olmuştu. Ama acıya rağmen zevk aldığı da belli idi…
Karım da porno filmlerde izlediği gibi, Leyla’nın dudaklarından başlayarak öptü, ordan göğüslerine geldi, ordan da amını yalamaya başladı. Leyla’nın zevki ikiye katlanmıştı
ve “Durmayın, devam edin, sikin, yalayın!” diyerek bağırıyordu. Leyla 2 kere boşalmış, karım ise 1 kere Leyla amını yalarken boşalmıştı. Ben de gelmek üzere idim, Leyla’nın götüne boşalmayı kafaya koydum. Leyla kucağımda zıplarken yarağımın kökünü elimde sıkarak kafasını şişirdim, Leyla’nın götünden çıkartıp tekrar sokunca Leyla’dan bir çığlık daha koptu,
“Oha, birden daha da büyüdü sanki!” dedi. Sonra elimle tuttuğumu görünce, “Hakan sen var ya az orospu çocuğu değilsin!” dedi.
“Geliyorum!” dedim ve götüne döllerimi boşalttım. Yarrağımı çıkardığım zaman, göt deliğininin genişliğini telefon ile çektim. Karım da Leyla’nın götüne bakarak,
“Kızım bu deliğe bundan sonra kolum bile girer!” dedi ve Leyla’nın açılmış göt deliğininin kenarlarını yalamaya başladı.
Sikim inmiş, ama içimde halen sikişme isteği vardı. Banyoya gidip sikimi yıkarken Leyla geldi ve kendi elleri ile taşaklarıma kadar yıkadı. O yıkarken, ben de onu okşuyordum.
Karım içerden, “Kızım rahat bırak adamı, gece daha uzun! Sıra bende, burda amım yanıyor benim!” diye seslenince, biz de içeri geçtik. Leyla elinde sikim beni çekiyordu. Koltuğa oturduğumda karım direk ağzına alarak sikimi emmeye başladı.
Karımı koltuğa yatırdım ve 69 poziyonunda, ben de onun amını yalamaya başladım. Leyla da boş durmayarak benim göt deliğimi yalıyordu. Sikim yavaş yavaş sertleşirken, karımın azğına sığmaz oldu. Tamamen sertleşince, ikisini de koltukta yanyana domaltıp, ilk karımın amına soktum.
Karım artık altımda inliyordu, bir elimle de Leyla’nın amını hazırlıyordum. Hastası olduğum iki kadının kalçaları önümde dururken adeta mest oldum. Leyla’nın halen götü tam kapanmamış, amını parmaklarken başparmağımı rahat bir şekilde götüne sokuyordum. İki kadın da önümde inlerken aldığım zevk inanılmazdı.
Bir müddet karımı siktikten sonra, çıkarıp Leyla’nın amına sokmaya başladım. Leyla artık altımda kıvranıyor, “Sik erkeğim, sik, bu orospu gibi senden götümü esirgemeyeceğim, sik amımı götümü, parçala!” diyordu. Bunun üzerine karım sırtüstü yatarak Leyla’yı üstüne çekti. Şimdi bir Leyla’nın amına sokuyor, bir karıma sokuyordum.
Onlar da kendi aralarında öpüşüp yalaşıyordu. Karımın amından çıkarıp ıslanmış yarrağımı ansızın Leyla’nın götüne sokunca hiç zorlanmadan girdi. Artık Leyla bağırmıyor, sadece, “Sok aşkım, sonuna kadar sok! Bu göt artık senindir!” diyerek karımı kızdıryordu. Karım Leyla’nın kafasını iki eliyle tutarak, sanki aç kalmış gibi dudaklarını öpüyordu. Karımın çok azdığını anladığım için, Leyla’nın götünden çıkarıp karımın amına soktum.
Karım artık dayanamıyordu ve kasılarak boşaldı. Karımın amından zevk suları akıyordu. Çıkarıp Leyla’nın amına soktum. Leyla’nın amını bir müddet siktikten sonra, o da kasılmaya başladı. Leyla da boşalınca, amından akan zevk suları karımın amına süzülüyordu…
Ben halen boşalmamıştım.
Leyla da, “Hadi kocacığım götümü sik te, şu götten vermeyen osropuya göt nasıl sikilirmiş göster!” diyerek beni götünden sikmem için davet ediyordu. Ben de göte olan hasretimden dolayı ikiletmeden Leyla’nın götüne soktum.
Biraz götüne pompaladıktan sonra hızlandım. Boşalacağımı anlayan karım, “Kocacığım benim içime boşal!” dedi. Ben de Leyla’nın götünden istemeyerek te olsa ayrılarak, karımın amını sikmeye devam ettim. Karım sokmamla birlikte inlemye başladı.
Leyla da, “Karıya bak, hem götten vermiyor orospu, hemde göt siken adama engel oluyor!” diyerek karıma laf attı.
Ben bu duruma daha fazla dayanamayıp boşalmaya başladım. İlk karımın amına, sonra yarıda çıkarıp hemen Leyla’nın amına boşladım ve koltuğa yığıldım. İkisi önümde diz çökerek sırayla sikimi emdiler. Sonra 69 olarak birbirlerinin amlarındaki döllerimi yaladılar. Sonra da hep birlikte duş aldık.
Duştan çıkınca ben karıma, “Aşkım hadi gidelim artık!” dedim. Karım yan tarafdan bir çanta çıkarıp, “Yarın için kıyafetlerimiz burda, bu gece burda yatıyoruz!” dedi.
Üçümüz Leyla’nın yatağında çırılçıplak uyuduk.
Sabahleyin ilk uyanan Leyla olmuş, uyanır uyanmaz sikimi emerek beni uyandırdı. Sonra ben Leyla’yı götünden sikerken, Leyla’nın çığlıklarına karım uyandı. Leyla’ya bakarak, “Halen götün mü kaşınıyor orospu?” dedi ve uyumaya devam etti.
Ama Leyla karımın amını parlamaktan uyutmadı, karım da katılıp sabah sikişimizi yaparak güne başladık. Ben izinli olduğum için evde kaldım, onlar işe gideceklerdi.
Evden çıkarken iki karım da beni öperek, “Akşama kadar iyi dinlen ve beslen, bu gece yine sikiş var!” dediler.
Leyla, “Akşama yine götümü kaşırsın kocacığım!” diyerek çıktı.
Karım da, “Kocacığım, bak verdiğim sözü nasıl tuttum!” dedi.
O gün akşam eve geldiklerinde karım gülmekten yerlere yatıyordu. Leyla ofiste tüm gün oturmamış, hep ayakta gezmiş. Karımı akşam kızdırmasının karşılığı olarak, karım da ofiste Leyla’yı kızdırmış.
Milletin yanında Leyla’ya sürekli, “Otursana kız, oklava mı yuttun?” diyerek takılmış.
Artık canım ne zaman isterse göt te sikiyorum, aynı anda iki am da.
Karım Leyla’yı hiç kıskanmıyor, yalnız bile sikiyorum. Eve gelince karıma Leyla’yı nasıl siktiğimi anlatıp, bir de karımı sikiyorum.
Ama genelde grup yapıyoruz.