YORGUN SERÜVENCİ
Hani o oyuncak bebek için...
Hani o fırfırlı etek için...
Hani aldığın ilk kırık not için
Ağlamazsın orda...
Doya doya...
Hani sıradağlar gibi lafların birikmişken içinde...
Dinlemeden gider ya...
Her olayı ona anlatmak için yaşarken...
Fark etmez ya...
Ağlayamazsın orda...
Doya doya...
Hani susarken ta içine içine...
Hani gülerken
Hani kızarken...
Hani anlamı yiterken her şeyin...
Tökezlerken hep ve yine...
Şaşırıp kalmışken sınavın en ilgincinde...
Ağlayamazsın orda doya doya...
Her şey görüntü her şey kurmaca baksana derken...
Tek başımayım oysa...
Sınavı yapanla baş başa...
Yoksun yokum yokuz derken...
Kendi kendine çocukluk yakalarken birden
Hani o kırmızı ayakkabı var ya...
Çocukluktan bir hatıra...
Bir çikolata tadında...
Tadı tam da şuracıkta...
Koşarken feci düşersin hani...
Ağlayamazsın orda doya doya...
Aslında sadece anneni özlersin aniden
Dertlerin saldırır ya hep birden
Anlatamazsın hem
Anlayamazsın ya ta yürekten
Ne yorgun bir serüven
Her gün yeniden
Ağlayamazsın tam da orda...
Kaçıverir elinden mânâ
Hani herkesle koşup yorulup en son sana gelir ya...
Herkese anlattığını söyleyiverir istemsiz...
Heybendeki tüm sitemler daha bir yük olur ya kaale alınmayınca...
Hani yağmur yağarken...
Hani eskiden
O mendilci çocuk çıkagelir aniden...
Hani ağlayabilecek kadar gençken...
Hatırlayamıyorum bile o ıslak sokakları...
Eskidenmiş çok eskiden...
Nüket Belsan Taşören













