Dünden beri TV lerde halk otobüsü ile ilgili bir haber paylaşılıyor. Halk Otobüsünün şöförü ile özel bir aracın şöförü tartışıyor. Mevzuu yol verme-vermeme. Malum İstanbul trafiğinde toplu ulaşım araçlarının önceliği var. Tabii bu konudaki düşüncelerim başka bir yazı konusu olsa da kırmızı ışığı bile umursamayan toplu ulaşım şöförlerini protesto etmeden geçemeyeceğim. Herneyse, konumuza dönelim. Olayın ilk etabı Çekmeköy'de yaşanıyor. Araba yeşil bir arabaymış. Daha sonra adam gidiyor aracını değiştiriyor , zira tanıkların ifadesine göre ikinci etaptaki araba beyaz, halk otobüsünü takibe alıyor ve Sancaktepe'de kıstırıyor. Şöföre 2 el ateş ediyor. Kurşun şöförü sıyırıyor. Aman Allah'ım. Şehrin ortasında bu nasıl bir delilik ! Yolda giden toplu taşıma aracına içinde yolcular varken ateş açılıyor. 4 gündür olayın faalini arıyorlar. Belli ki polisin bulmaya niyeti yok sonunda olayı basına sızdırmışlar. Şimdi düşünüyorum, o otobüsün içinde yolcular var ve hareket halinde. Ya şöför yaralansaydı ? Burada dikkat; kurşun kafayı sıyırıp geçmiş. Onu bırakın kırılan camlar gözüne vs. girseydi, neler olabilirdi? Silahtan hoşlanmıyorum. Eline silah alan herkesin akli dengesinin ölçülmesi ve sık rutinlerle kontrol edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Şimdi gelelim tüm bu olayı neden anlattığıma. Bu hafta Asian Development Bank'ın düzenlediği bir etkinlik var. Sürdürülebilinir Toplu Taşıma üzerine bir dizi konuşma yapıldı, asya ve gelişmekte olan ülkelerde toplu ulaşım vb. nin problemleri tartışılıyor. Konu hep sürdürülebilinirlik, erişilebilinirlik, mobilite ve fonlama üzerine idi. Toplu taşımacılıkta güvenlik üzerine hiç konuşulmadı. Oysa ki sosyal medya da servis edilen pek çok görüntüden biliyoruz ki dünyanın her yerinde toplu taşımanın en ciddi sorunlarından biri, hem kullananlar hem de hizmeti verenler açısından, güvenlik. Ne yapmalıyız? Birer silahta şöförlere mi verelim?













