Bir zamanlar küçük bir peri varmış o küçük perinin gözleri hiç parlamamış bir başkasına o güne kadar bir gün bir erkek peri çıkmış karşısına ama bu erkek peri küçük peri kadar masum değilmiş sonunda demiş küçük peri bende aşık oluyorum aşk sanmış yaşadığı duyguyu küçük peri ışıklarını ne kadar yaksada erkek peri ışıklarını yakmıyormuş küçük peri kendini sorgulamaya başlamış herkese yanan bu ışıklar bana neden yanmaz diye bir süre sonra anlamış aslında erkek perinin doğru kişi olmadığını ve gözlerinin parlamadığını tabi bu süreçte küçük peri büyümüş ve yetişkin bir peri olmus gözü daha açıkmış ama hala gözlerine uğramamış o ışık tanesi artık umudu tükenmiş perinin kendi kendine bence gözlerimdeki ışıklarıkimse yakamaz benim diye düşünmüş tam o sırada karşısına bir prens çıkmış prens o kadar çok periye benziyorumuski peride prenste bu benzerliğe şaşırmış ve imkan verememişler o an perinin gözlerinde bir ışık değil binlerce ışık yanmış prens uzaklaşmış ordan bir süre sonra ama peri aklından çıkaramamış prensi aklı hep ondaymış anlam verememiş bu duyguya peri prensi tekrar görünceye kadar peri anlamış bu sefer gerçekten aşık olmuş bu durum ona garip gelmiş prenstede bir duygu aramış peri ama anlayamamış gözlerinden prensin













