Tumblr'da 3. yılımı dolduruyorum 🥳
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
ojovivo

oozey mess
Show & Tell
dirt enthusiast

roma★
taylor price
Not today Justin
TVSTRANGERTHINGS

❣ Chile in a Photography ❣
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

Origami Around

pixel skylines
Xuebing Du

if i look back, i am lost
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
RMH
KIROKAZE

seen from United States

seen from Singapore
seen from Indonesia

seen from United States

seen from United States

seen from T1
seen from Italy

seen from Türkiye
seen from Saudi Arabia

seen from Malaysia

seen from Malaysia

seen from Canada
seen from Brazil

seen from United States
seen from Brazil

seen from Spain

seen from T1
seen from United States

seen from United States
seen from Saudi Arabia
@223959
Tumblr'da 3. yılımı dolduruyorum 🥳

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Muhteşem Köy Hikayesi ( Final )
Bölüm 7 Final...
Kadının tadını aldıktan sonra kendi kendimi tatmin edesim de hiç kalmadı ve bir süredir koçIarım öyIe doIdu ki. Bazı geceler rüyamda Menekşe ablayı tıpkı o gece olduğu gibi kamışımın üstüne oturmuş inip kalkarken görüp sanki onun içinde patlamış gibi boşalıyor, gecenin bir yarısında neredeyse bir bardak suyla ıslanmış gibi pijamalarım üstüme yapışmış olarak uyanıyorum.
Yaz günü babam sürüyü yaylaya götürme işini bana vermişti. İri yapılı oluşumdan ve köyde hiç bir oğlanın bileğimi bükememesinden dolayı babam bana çok güveniyordu. O güvenle de dört gün boyunca tek başıma sürüyle yaylada kalmamda bir sakınca görmemişti. Babamın bana olan bu güveni doğrusu beni de çok gururlandırıyordu. Yetmiş koyunluk sürümle köyden ayrıldığımın ikinci günüydü. Hayvanlar otlakta yayılmış otlarken bende çimenlere uzanmış sıcak güneşin tadını çıkarıyor bir yandan da uyukluyordum. Birden büyük baş bir hayvanın mölemesiyle şöyle bir doğruldum ve kısa boylu ince yapılı otuz yaşlarında, yüzü kız yüzü gibi güzel bir çobanın bana doğru geldiğini gördüm. Selamlaşıp hoşbeş ettikten sonra adının Nedim olduğunu öğrendiğim adamın aslında Almanya da yaşadığını köy özlemini gidermek için her sene karısıyla birlikte yıllık iznini geçirmek üzere buraya gelip tıpkı eskiden olduğu gibi kısa bir süre için de olsa köy yaşamına olan hasretlerini gidermek amacıyIa buraya geldiklerini anIatan adam, yayla evinin hemen biraz ilerde olduğunu karısının da akşam yemeği için kendisini beklediğini ve istersem benim de gelebileceğimi söyledi. İki gündür sıcak bir yemeğe hasret kaldığımdan sevinçle davetini kabul ettim. Akşam vaktine daha zaman vardı. Onun malları büyükbaş hayvanları benim koyunlarla birlikte otlarken Nedim de benim yanıma uzandı
ve başladık sohbet etmeye. Sohbet konularımız daha çok karılar, seks filimleri, ve düzüşmekle alakalıydı ve bu tür konuları kendimden büyük ve evli bir adamla paylaşmak bana çok iIginç geImişti. Nedim kendisinde çok güzel porno filimler olduğunu istersem bana da seyrettirebileceğini söylüyor ama filimleri anlatırken özellikle üstünde durduğu şeyler iri erkeklik organları ve karısının bu tür filimleri izlediği zaman ne kadar tahrik olduğu oluyordu. Özellikl karısının da en az porno yıldızları kadar güzel olduğunu ve vücut özelliklerini öyle ballandırarak ve öyle detaylı anlatıyordu ki ister istemez kamışım dikilip pantolonumun önünde bir çadır oluşturmuştu. Bir kocanın eşinin cinselliğinin gizli halleri hakkında böyle ayrıntılı şeyler anlatması biraz garibime gitse de arkadaşça yapılan bu sohbetin samimiyetinden kaynaklandığı fikriyle çok da yadırgamıyordum. Gözü sürekli olarak önümdeki kabarıklığa takılan Nedim lafı erkeklik organlarının boyutuna getirdi ve şu porno yıldızınınki bu kadar ötekininki şu kadar derken aniden bana dönüp seninki ne kadar büyüklükte diye sorunca ben ellerimle uzunluğunu tarif etmeye çalışırken;
´´ Yok daha neler, görmeden hayatta inanmam! “ deyince, ispat etmek için fermuarımı indirip malımı dışarı çıkarttım. Yay gibi kamışım öyle bir dışarı fırladı ki
Nedim hayret ve hayranlıkla; ´´Oy anam bu ne böyle” demesiyle uzanıp kamışımı gövdesinden tuttu.
Şaşkınlıkla, ne yapacağımı bilmez bir şekilde elinde tuttuğu aletime bakakaldım. Nedim kamışımın başını ağzına sokarken şimdiye dek bir kadınla yatıp yatmadığımı sordu.
O anda nedense doğruyu söylemek içimden gelmeyerek yatmadığımı söyledim.
Yüzünde tuhaf bir gülümsemeyle elinde tuttuğu organımı ne zaman donunu indirirdiğini anIayamadığım çıpIak, kadın teni gibi tüysüz kaIçaIarının arasına sokan Nedim ben işi oIuruna bırakıp iştahIa kendisini düzerken akşam yemeğine genç bir misafir götüreceği için karısının bu gece çok mutlu olacağını söylediğinde ne demek istediğini o anda pek de anlayabilmiş değildim.
Akşam olup Nedimle evlerine gittiğimizde karısı henüz pişirmiş olduğu yemeği ocaktan indiriyordu. Kadın yirmibeş yaşlarında ceylan gibi güzel gözlerinin lacivertliği uzun ve siyah kirpiklerinin arkasında saklanan, kocasından daha uzun boylu, her adım atışında diri memeleri ve yuvarlak kalçaları giysilerinin içinde titreyen, ince belli, güler yüzlü bir kadındı.
Beni kibarca karşılayıp özenle ağırlayan kadının tavırlarında nedenini anlayamadığım bir esrar, nazlı hareketlerinde iç gıcıklayan bir şehvet havası vardı. Karısına büyük bir ilgiyle sürekli baktığımı gören Nedim;
´´Nasıl karımı beğendinmi`` der gibi bir bana bir karısına bakıyor, mutfağa yardım için karısının yanına gidiş gelişlerinde de aralarında alçak sesle bir şeyler konuşurlarken bir konuda hem fikir olduklarına dair kelimeler kulağıma kadar geliyordu.
Yemek bitip hava karardıktan sonra küçük jeneratörü çalıştıran Nedim dvd çaIara bir filim koydu.
Karısı işlerini bitirdikten sonra bizimle beraber film seyretmeye geldiğinde üstünü değiştirmiş, kaIçaIarını biIe örtemeyen siyah, seksi bir yatak kıyafeti giymişti. İri memelerine yapışan kıyafetinin üzerinden meme uçları olduğu gibi belli oluyor ama kadın bunun farkında değilmiş ya da aldırış etmiyormuş gibi görünüyordu.
İzlediğimiz filmin bir sahnesinde o kadar açık bir sahne vardı ki benim varılığımdan utandığını sandığım Nedimin karısı uzun süren bu sahnenin ortasında çay koyma bahanesiyle mutfağa gitti.
Karısı gider gitmez Nedim seyretmekte olduğum sahnenin etkisiyle dikilmiş olan kamışımı pantolonumdan çıkarıp aceleyle bir iki dakika emdi. Tam karısı içeri girerken o hala kendinden geçmiş ağzındaki organımı vakumluyordu.
Toparlanmadan önce kadının bu sahneyi görmesine engel olamadım.
Ama genç kadın hiçbirşey olmamış gibi elindeki tepsiyi önümüze koyup şeker getirmek üzere mutfağa tekrar giderken ben arkasından kalçalarına iştahla bakıyor, zevkle dudaklarımı ısırıyordum.
Nedim elini tekrar önüme atarken bana karısını işaret ederek;
´´Güzel değilmi?“ deyince
kafamı sallayıp elinde tuttuğu kamışıma doğru elini sıkıca bastırdım.
Üçümüzde aynı divanın üstünde oturuyorduk. Nedim ortada karısıyla ben iki yanındaydık. Kadın şeker getirip yerine geçerken Nedim kenara kayarak kadını ortaya oturmaya mecbur etti. Şimdi genç kadının mis gibi dişi kokusunu koklayabilecek, hatta bacaklarımız birbirine değecek kadar yakınındaydım. Nedim kalkıp odanın ışığını kapattı ve az önce biten filmin yerine başkasını koydu.
Bu seferki film bir öncekinden daha da açıktı. Baştan sona pornoyu andıran sahnelerle dolu filmin bendeki etkisi çok beIirgin oldu. Önümde ki çadır saklanamayacak ölçülerde gergin bir şekilde dikili duruyor, yanımdaki kadının arada sırada dikkatle önüme baktığını görünce heyecanım katlanarak artıyordu.
Nedim bir ara bana dönüp geceyi burada onlarla geçirebileceğimi, dolayısıyla bir eşorfman giyersem daha rahat edeceğimi söyledi.
Nedim filmi dondururken karısı benim için bir tişört ve eşorfman altı getirip bıraktı. Kendileri de üstlerini değişmek için yatak odalarına gittiler. Geri döndüklerinde
Nedim bir şort giymiş üstü çıplak, karısıda beni şaşkınlığa uğratan bir şekilde karanlıkta şeffaf olduğunu seçebildiğim kısa, dantel bir gecelik giymişti.
Yanlış görüp görmediğimi anlamak için dikkatle kadının memeIerine bakarken televizyonun önünden geçen kadının sütyen takmadığı diri göğüsIerini tüm ayrıntılarıyla görününce donsuz olarak giydiğim eşorfmanımın önünde iki karışa yakın bir çıkıntı meydana geldi.
Filmi tekrar başlatıp herkes eski yerlerine geçince ben yanımdaki kadının memeIerine mi yoksa filmdeki sevişme sahnesine mi bakacağımı şaşırmış fırsat buldukça kamışımı okşuyordum.
Kadın kocasına doğru yaslanmış bir şekilde sırtı bana dönük olarak oturuyor başını yasladığı kocasının göğsünden televizyondaki aşk sahnelerini sessizce izliyordu.
Bir ara Nedimin durumu nedir diye hafifçe onun tarafına doğru eğilince gördüğüme emin olabilmek için dikkatle bakmak zorunda kaldım.
Kadın kocasının erkeklik organını şortundan dışarı çıkarmış benim varlığıma aldırmadan elinde sıvazlayıp duruyordu.
Galiba çok toy bulduklarından bana pek aldırdıkları yoktu. Dikkatimi filme vermeye çalışıp bunda bir müddette başarılı olduktan sonra kadının başının kocasının kucağına doğru eğildiğini farkederek neler olacağını heyecanla izlemeye başladım.
Karanlık odada televizyondan gelen ışığın aydınlığında genç kadının kocasının benimkinden daha kısa ama oldukça kalın olan uzvunu ağzına aldığını ve iştahla emdiğini görebiliyordum.
Arada sırada emişlerinin dozunu ayarlayamıyor ve bebeklerin anne memesini emerken yaptıkları gibi şapırtı sesleri çıkarıyordu.
Bu arada iyice yana yattığı için geceliği yukarı sıyrılıp yuvarlak kalçaları tam dibimde davetkar bir şekilde açılmıştı. Dokunabilmek için içim giderken kendimi biraz kadına doğru kaydırdım. Bacağım kadının kalçasına dokununca bir an başını kaldıran kadın hafifçe doğruluren tam dibine yanaşmış oIduğum için bacağımın üstüne oturmak zorunda kaIdı.
Muhteşem kaIçaIarının temasından aldığım zevkli heyecandan az daha kendimi kaybedecektim. Umursamaz gibi görünerek başını tekrar Nedimin kucağına gömen kadın küçük bir bez parçasının çok az örtebildiği yarı çıplak kalçalarını sunmak ister gibi benim kucağıma yanaştırıp dönünce bundan cesaret alarak hafif yan dönerek biraz daha yaklaştım.
Şimdi bir dizim kadının çıplak bacaklarına dayanmış durumdayken dizimi biraz kaldırarak kocasını emmekle bir hayli meşgul olan kadının kalçalarının arasına yasladım.
Çok büyük bir cesaret gösterip yaptığım bu hamleme kadından hiçbir tepki gelmeyince iyice yan döndüm. Bu durumda kadının kalçasına yaptığım teması kaybetmiştim. Ama şu anda ki durumda yeni bir yaklaşma hamlesi bana çok daha farklı bir fırsat verebilirdi. İleri gidip gitmemeğe karar vermekte zorIuk çekerken önümde arkası bana dönük olarak kocasının kamışını emen kadın kendini geriye doğru hafifçe iterek kucağıma yaslandı.
O anda önümdeki kazığı tamda kalçalarının birleştiği yere dayayınca kocasının kucağından başını kaldıran kadının
hafifçe; ´´Ohh” dediğini duydum.
Önümü kadının arkasına bastırmaya başladığımda kadın da kendini benim tempoma uydurarak aynı şekilde kalçalarını erekIik organıma sürtmeye başladı.
Nedim gözleri kapalı olarak kendini karısının verdiği zevke kaptırmış gibi görünürken film bitmiş televizyonun boş ekranı yanlızca ortamı hafifçe aydınlatan bir araç haline gelmişti.
Kadının kocasının kamışını alenen emip başını bir aşağı bir yukarı kaldırması üzerine ben eşorfmanımı indirerek kamışımı kadının kalçalarına dayadım.
Aşk tokmağımın çıplak temasını arkasında hisseden kadın şöyle bir doğrulunca ben tedirginlikle geriledim. Arkasına hiç bakmayan kadın külodunu kalçalarının arasındaki muhteşem yarığı ortaya çıkacak kadar indirdi ve yine aynı pozisyonda kocasını emmeğe devam etti.
Artık yapılacak şey için düşünmeme gerek yoktu.
Menekşe ablayla yaşadığım tecrübelerden malımı tam olarak nereye dayamam gerektiğini öğrenmiştim.
İçine girdiğimde kadın güçlü bir zevk inlemesi çıkarırken kamışımı boylu boyunca sıcak, dar ve ıslak deliğe çıkarıp sokmaya başladım. Eğer bir kaç saat önce kocasının içine boşalmamış olsaydım herhalde zirveye uIaşmam uzun sürmezdi
ama önümdeki kadını yarım saat pompaladığım halde hala beIim geImemişti.
Bu arada kadın iki defa inleyerek zirveye ulaşmış, kocası da aynı şekilde iki defa kadının ağzına akıtmıştı.
Ben artık cesaretle yüklenmiş olarak dizlerimin üstüne kalkmış önümde yarı domalır gibi duran kadının içinde piston gibi bir ileri bir geri gidip geliyordum.
Bir ara Nedim ayağa kalkıp yeni bir film koymaya girişince duraklar gibi oldum
ama kadın külodunu çıkarıp attıktan sonra önümde tamamen domalıp devam etmemi ister şekilde kendine çekince ıslak ıslak parlayıp olabildiğinc şişmiş olan kamışımı
önümdeki enfes yuvarlakların ortasına iştahla gömmeye devam ettim. Nedim televizyonun olduğu yerde dikilmiş benim karısını becermemi seyrederken yeniden kalkmış olan kalın kamışını okşuyordu.
Doğrulan kadın beni iterek divana yatmamı sağladıktan sonra, üstüme çıkıp tıpkı Menekşe ablanın ben sarhoş olduğum gece yaptığı gibi erkekliğimi içine aldı. Üstündeki bütün giysileri çıkartan kadının vücudunun güzelliği karşısında şaşkına dönmüş durumda yattığım yerden uzanıp diri memelerinin uçlarını ağzıma soktum.
Nedim üstümde inip kalkan karısının arkasına geçince önce ne yapacağını anlayamadım.
Ancak kadın arkasında kendisiyle uğraşan adama dönüp fısıltıyla; ´´ Evet evet sen de içimdesin`` deyince
adamın karısını benle birlikte sandviç yaptığını anladım. Nedimin karısının dar deliğinde üçüncü kere boşalması çok zaman almadı. Haykırarak boşalan adamın belleri sıcak sıcak kadının arka deliğinden benim torbalarıma akarken
karısı da üçüncükere doyuma uIaşmıştı. Benim hala boşalmadığımı söyleyen kadın ayaklarının üstünde sanki heladaymış gibi çömelip kalçalarını yay gibi gergin kamışıma hızla geçirmeye başlayınca daha fazla dayanamayıp bedenim zevkIe kasıIırken döllerimi Nedimin kadının içine fışkırttım.
İki gün Nedimle karısı ayşe`nin yanlarında kaldım. Bu süre içinde onlarla birlikte yaşadıklarımı hatırladıkça hala kamışım hemen sertleşir.
Başımdan geçen bu heyecan verici olaydan sonra artık kadınlara yaklaşmaktaki çekingenliğimi tamamen üstümden atmış, karşıma çıkacak her fırsatı değerlendirebilecek kadar rahat hissetmeye başlamıştım. Nedimle karısının erkekliğime yaptıkları gururumu okşayıcı iltifatlar da ayrıca güvenimi artıran bir unsur olmuştu.
Şimdi artık evli yada bekar her kadını kolluyor içlerinden birini düzebileceğim fırsatları gözlüyordum. Bir kaç kere dere yolundan dönüşte
Çiğdeme rastlayıp ekinIerin arasında zorla arkasından becerdim. Ancak aslında gerçek bir kadını arzuluyor ve sevişmek istiyordum. Bazen Menekşe ablayı tarlalarında çapa yaparken rastlıyordum ancak kayınbabası Haydar emmi hep etrafında olduğundan yaklaşma fırsatım olmuyordu.
Tarlayı sulamaktan henüz dönmüştüm.
Ayşen teyzemin karşılıklı oturdukları oturma odasında büyük bir kızgınlık içinde anneme eniştemi şikayet ederken bulunca yine kavga ettiklerini anladım.
Annem her zaman olduğu gibi teyzemlerin evine işleri görmeye giderken ben aslında onun eniştemin altına yatmak için yandığını çok iyi biliyordum.
Ama bu arada teyzeme kötü bir sürpriz vardı ki o da babamın üç günlüğüne şehre gitmiş olmasıydı. Bir yandan gece şahit olabileceğim düzüşmelerden yoksun kalacağımın düşüncesinin hayal kırıklığını yaşarken, öte yandan teyzemle aynı odada yanlız yatacak olmak beni oldukça heyecanlandırmıştı.
Annem gittikten sonra teyzemle beraber akşam yemeğimizi yedikten sonra televizyonun karşısına geçip çaylarımızı yudumlamaya başladık. Teyzeme eniştemle neden bu kadar sık kavga ettiklerini sorunca kadın benim çok genç olmamdan dolayı vereceği cevabı fazla ciddiye almayarak;
´´Hayır canım hala birbirimizi seviyoruz ama ben yakışıklı yeğenimi daha çok sevdiğim için buraya gelmeye fırsat yaratmak amacıyla kavga çıkarıyorum`` deyince
bu söylediğinin bir kısmının doğru olabileceğini ama yanına gelmek istediğinin gerçekte ben değil babamın iri kamışının olduğunu çok iyi biliyordum.
Yine de güzel teyzemin beni yakışıklı olarsak tanımlaması gururumu okşamış, hatta ayağa kalkmış olan teyzemin diri vücudunu bir kere daha ilgiyle süzmeme sebep olmuştu. Yatakları sermek için dolabın önüne giden teyzem yüksekteki ağır yatağı indirirken elinden kaydırınca
telaşla beni yardıma çağırdığı sırada dolgun kalçalarını seyredip kamışımı sıvazlar durumdaydım. Hemen fırlayıp teyzemin arkasından tepesinde dengelemeye çalıştığı yer yatağını yakaladım.
Dolapla benim arama sıkışmış olan teyzemin kalçaları durum gereği abanmamla tam önüme denk gelmiş, sopa gibi dikilen kamışım kadının kalçalarına sertçe sürtünüyordu. Bir müddet ben bu pozisyonu bozmak istemeyerek teyzeme dayanmayı sürdürdüm. Kadın arkasına dayanan kalın sopamın farkına varmamış olamazdı.
O da bir müddet kıpırdamadan durduktan sonra yatağı başımızın üzerinden arkaya düşürdü. O evlenmeden önce henüz genç bir kızken ben de küçük bir çocuktum ve ikimizinde en çok hoşlandığı şey her fırsatta boğuşmaktı. Yatağın düşmesi üzerine ben küçükken yaptığım gibi teyzemin koltuk altlarını gıdıklayıp;
´´Niye düşürdün ha! niye düşürdün? söyle şimdi seni gıdık manyağı yapayımmı ha!“ deyince
teyzem kıkırdayarak; ´´ Sen epeydir dersini almadın galiba!” deyip alttan yakaladığı bacağımı kuvvetle kaldırıp benim dengemi bozmaya çalıştı. Arkamızdaki yatağın üzerine düşerken belinden kavradığım teyzemi de kendimle birlikte döşeğin üzerine çektim.
Üstüme düşen teyzem kollarımı tutup beni altında hareketsiz hale getirmeye çalışırken kucağımda oturuyor, hala sertliğini sürdüren kamışım kalçalarının altında eziliyordu.
Kahkahalar içinde benimle başedebilmeye çalışan teyzemin ellerinden sert bir hareketle kolumu kurtarırken gömleğinin üç dört düğmesi koparak iri memelerinin dışarı fırlamasına neden oldu. Ben bu muhteşem görüntüye aldırmıyormuş gibi görünerek diğer kolumu da kurtarmak için çabaIayıp boşta kalan elimle omuzundan itmeye çalıştım.
KazayIa sütyeninin askısını aşağıya çekince bir memesi olanca çıplaklığıyla dışarı fırladı.
Teyzem bir çığlık atıp benim üstüme kapanırken açıkta kalan memesini görmemi engellemeye çalışıyordu.
Sanki hiç umurumda değilmiş gibi üstümdeki kadını belinden kavrayıp altıma aldım. Teyzem telaşla memesini gömleğinin içine sokmaya çalışırken ben kollarını kaldırıp başının üstünde tek elimle hapsettim. Dizlerimle zorlan araladığım bacaklarının arasına girip bacaklarımı bacaklarına sararak altımda kıvranan kadını hareketsiz hale getirdim.
Bir yandan da ; ´´ Hala beni küçük bir çocuk gibi yenebileceğini mi sanıyorsun Ayşen hanım?“ derken
teyzem altımda kıvranıyor kalçalarını kaldırıp beni üzerinden atmaya yönelik hareketler yapıyordu. Onun bu hareketleri zaten odun gibi olan kamışımın beline kadar sıyrılmış olan eteğinden açıkta kalan minik donunun üzerine daha fazla baskı yapmasına, dolayısıyla durumdan daha çok zevk almama neden oldu.
Teyzem bırakmam için yalvarmaya başlarken ben iyice bacaklarının arasına girip sanki düzüşüyormuş gibi sürtünmeye başladım. Teyzem benim tavrım karşısında direnmeyi sürdürürken hareketleri biraz yumuşadı. Hala kurtulmak için çaba harcar gibi görünüyor ama çok da fazla zorlamıyordu.
KoIIarını serbest bıraktığımda bacaklarını belime sarıp beni kendine çekerek ; ´´ Hadi bakalım beni esir aldın şimdi ne yapacaksın?” diye sorunca,
pijamamın önündeki delikten fırlayan kamışımı teyzemin şişkin kadınlığına sürtmeye başladım.
Aynı anda ikimizde hem boğuşmanın etkisinden, hem de olayın farklı bir boyut kazanmasından dolayı nefes nefese kalmıştık. Teyzem kıpırdamadan altımda yatıp kısık gözlerle gözlerime bakıyor ben donunun üzerinden kadınlığına sürtünmeye devam ediyordum. Kamışım kazık gibi karnıma yapışmış üstüne uzandığım teyzemin çıplak göbeğine sürtünüyordu. Ellerini tek elimle başının üstünde hapsettiğim teyzem tıpkı biraz önce olduğu gibi bacaklarını bacaklarıma sarınca kamışımın başı kadınlığına dayanarak ince külodun üstünden deliğini zorlamaya başladı.
teyzemin sütyenine sığmayan diri memelerini görebilmek için biraz doğruldum.
Benim memelerine dikkatle baktığımı gören teyzem; ´´ Sen daha süt çocuğusun ayol. Beni yenebilmek kim sen kim biraz süt em de büyü kuvvetlen`` diyerek başımı memelerine doğru bastırdı.
Onun bu hareketi karşısında ben şımarıkça; ´´ Ee aç da emzir hadi o zaman!“ deyince
teyzem kararsızlıkla bir an durduktan sonra sütyeninin arasından çıkardığı bir memesinin ucunu ağzıma dayadı ve;
´´ Hadi em bakalım” dedi. Ben belki vazgeçer korkusuyla aceleyle ağzıma aldığım meme ucunu hırsla emmeye başlayınca teyzem derin bir oh çekerek başımı memesine bastırdı. Bu arada sütyenini çıkartan teyzemin iki memesini de avuçlarıma alıp sıkarak iştahla emmeye koyuldum.
Bu arada kamışımla ezdiğim yarığı ısIanıp ipek külodu kamışımın baskıları sonucu şişkin yarığının içine girmişti. Sürekli olarak kalçalarını yukarı kaldırarak yarığına bastırılan kamışı içine almak istediğini belirten hareketler yapan kadının donunu indirmek üzere aşağı kaydığımda önce tenine yapışmış ince donun üstünden şişkin kadınlığını dişledim.
Teyzem yılan gibi kıvrılmaya başımı önüne bastırmaya başlamıştı. Külodu iki tarafından tutup çektiğimde gördüğüm manzara karşısında nefesim kesildi.
İhtimalen babam için kendini hazırlamış olan teyzem kadınlığını ağdalamış, neredeyse Çiğdemin tüysüz yarığına benzer bir görünüşteki kadınlığı yalanmak için bekliyordu.
Altımda beklentiyle yüzüme bakan kancığın yarığına dilimi ilk dokunduruşuma karşıIık kalçalarını yattığı yerden kaldırarak inler gibi bir ses çıkardı. Dilimi olabildiğince kaymaksı bir tadı olan kaygan deliğe sokuyor arada bir de ne var ne yoksa hepsini ağzıma doldurup emiyordum.
Teyzem mütemadiyen ahlayıp ohluyor ve anlayamadığım birşeyler mırıldanıyordu. Başımı tutup yüzüme ihtirasla bakan şehvet çılgınlığındaki kadın;
´´ Hadi yeğenim becer artık teyzeni`` deyince
şortumu indirip yay gibi havada sallanan kamışımı kadının arzulu bakışları altında ıslak deliğine dayadım. Teyzem nefesini tutmuş içine tamamen girmemi bekliyordu. Sonuna dayanıp aletim içinde kaybolunca nefesini koyverdi ve
;´´Sen ne yaman bir erkek olmuşsun yeğenim “ diyerek bacaklarını belime sardı.
Hiç acele etmeden kamışımı içinde ağır hareketlerle sokup çıkarırken dudaklarına yapıştığım teyzem benim tersime telaşlı ve aceleci davranıyor, sanki daha hızlı ve güçlü geçirmemi istermiş gibi kalçalarını ritmik bir şekilde havaya kaldırıyordu.
´´Durma yiğidim vur sertçe hızlı vur” diye teşvik etmesi üzerine
hızlanıp teyzemin yarığına bedenlerimizin çarpmasından doğan seslere aldırmadan pompalamaya başladım.
Az sonra teyzem çığlıklarla boşalırken tırnaklarını sırtıma geçiriyor ve bu yaptığı beni daha da ateşliyordu.
Kadın hala zevkle titrerken yüzükoyun çevirip üstüne çıktım. Bir keresinde babamın onu aynı böyle becerdiğini görmüş ve bende bunu yapabilmeyi çok istemiştim.
Şimdi teyzemin yuvarlak kalçaları altımda ezilirken kamışım derinliklerine girdikçe dibine doğru neredeyse bir su bardağı gibi kalınlaşan organım teyzemin deliğini geriyor her yüklenişimde altımdaki kadın zorlanarak ıh çekiyordu.
Beline sarılıp önümde domalttığım teyzemin incecik beliyle geniş kalçalarının muhteşem görünüşü karşısında kendimden geçerek on dakika boydan boya sokup çıkardığım kamışımı teyzemin iniltilerle ikinci kez boşalmasından sonra serbest bıraktım ve bostan çeşmesinden fışkıran tazyikli sular gibi teyzemin içine gürül gürül akıttım.
İkimizde nefes nefese birbirimize sarılmış dinlenirken baygın bakışIarını gözIerime diken teyzem fısıItıyIa;
´´ Haftaya enişten şehre gidecek. Biz evde yanlız kalmayalım. Hele bir diyeyim de anangil seni bir haftalığına bize yollasın`` deyince artık hiç abaza kalmayacağımı bilmenin sevinciyle yeniden dirilen kamışımı teyzemin kadınIığının davetkar bir cömertlikle aralanmış oIan girişine bastırdım…
...............................
Muhteşem Köy Hikayesi 6
Bölüm 6
----- GENÇ MEHMET ANLATIYOR -----
Mahalle maçından eve dönüşümde Ayşen teyzemin geldiğini görünce yine eniştemle kavga ettiklerini tahmin etmek zor olmadı. Teyzemler komşu köyde otururlar. Beş yaşında bir kız çocukları olmasına rağmen ara sıra kavga edip birbirlerine küsmeleri artık alıştığımız sıradan bir durum olmuştur. Böyle günlerde teyzem soluğu bizim evde alıp, tekrar barışıncaya kadar bizde kalır. Dedemgil her zaman bu gençlerin çok erken everildiği için böyle geçimsiz olduğunu söyler. Gerçekten de hem teyzem, hem de eniştem ancak şimdi evlenecek yaştalar. Annem beni kucağına aldığında henüz onaltı yaşındaymış. Ben şimdi onaltı yaşında olduğuma göre annem de otuz iki demek ki oluyor.
Ancak annemi şu anda görseniz daha evlenmemiş kız zannedersiniz. Hatta geçenlerde bir gün beraber kasabaya pazara indiğimizde yaşlı bir kadın ikimizi kastederek;
´´ Çok yakışmışsınız maşallah, nişanlımısınız evladım`` deyince
annemin çok hoşuna gitmiş, bu olayı günler boyu köyde herkese anlata anlata bitirememişti. Teyzemin bize gelmesi demek annemin de bir müddet için onlara gitmesi anlamına geliyordu çünkü yeğenime bakılması, yemek yapılması falan gibi işleri yapmak bu durumda anneme düşüyordu. Teyzem de aynı şeyleri bizim evde yapmakta bu şekilde birbirlerini idare etmekteydiler. Babam anneme beni de alıp eniştemlere gitmemizi söyleyince ben en çok yeğenim selvi´yi göreceğim için sevinmiştim. Kız ufacık bir şey olmasına rağmen öyle sevimli ve komikti ki birlikteyken çok eğleniyorduk. O gece eniştemlerde, annem işlerini bitirip hep birlikte yatacağımız odada döşekleri serdikten sonra, ben üç saat top oynamış olmanın verdiği yorgunlıkla hemen yatıp uyudum.
Sanırım ben yatarken eniştem de hemen benim ötemdeki döşeğe uzanmış uyumaya hazırlanıyordu. Annem yeğenimle birlikte benim yanıma serdiği döşekte uyuyacaktı. Üç dört senedir kadınlar ve kızlar hayatımda en önemli şeyler haline geldi. Köydeki bizden birkaç yaş büyük oğlanların nasıl yapıldığını göstermesiyle otuzbir çekmeyi öğrendim. Haftada iki üç kere boşalmasam geceleri uyuyamıyorum. Bazen de sabah uyandığımda donumun ıslanmışlığıyla kalkıp gece rüyamda boşaldığımı anlıyorum.
Bazı geceler teyzemlerde yattığım zaman teyzem ve eniştemin herkesin uyuduğundan emin oldukları anlardaki sevişmelerini yattığım yerden seyreder, çırılçıplak domalmış teyzemin diri memelerinin eniştem arkasından yüklendikçe salınmalarını izleyerek ben de yorganın altında otuzbir çekerdim. Aynı şeylere annemle babamda da şahit oluyordum ama öyle durumlarda hissettiğim yanlızca derin bir utanç oluyor ve ben hemen tekrar uyumak için kendimi zorluyordum.
O gece; sanırım uykuya daldığımdan bu yana bir kaç saat geçmişti. Çıplak tenlerin birbirine çarpmasından çıkan şaplama seslerini duyduğumu sanarak gözlerimi açtım ve ne olup bittiğine kulak kesildim. Bana çok tanıdık gelen bir kadın sesi; ´´Yavaş ol erkeğim çocukları uyandırmayalım.“ deyince başımı hafifçe sesin geldiği tarafa çevirdim. Eniştem bana arkası dönük olan çıplak bir kadını önünde domaltmış, kadının pencereden gelen ay ışığında çok net görebildiğim yuvarlak ve pürüzsüz kalçalarına hızla bindiriyordu. Derhal benim de kamışım heyecanla dikildi ve elime alıp sıvazlamaya başladım. Herhalde eve dönüp barışan teyzemle eniştem sevişiyorlardı.
Teyzem sırtüstü yattığında eniştem üstüne çıkıp kadının bacaklarını omuzuna alıp kalın kamışını kadının deliğine sokup çıkarmaya başlamıştı. Elimde sıktığım aletimi hızla okşarken altta yatan teyzem enişteme birşeyler söyleyince adam sırtüstü döşeğe yattı ve bu defa kadın onun üstüne çıkarak eliyle gövdesinden tuttuğu aleti içine yerleştirdi. Ben artık neredeyse boşalmak üzereydim. Eniştemin erkekliğinin üzerinde inip kalmaya başlayan kadının pencereden gelen ışıkta yüzünü tam anlamıyla seçerken, döl suyum kamışımdan karnıma doğru fışkırmaya başladı.
O anda aldığım zevk ve yaşadığım şok iç içe geçip hiç alışmadığım kadar güçlü zevk titremeleriyle sarsılmama neden oldu. Eniştemin ıslak parıltılı gövdesi, girip çıktığı delikte bir görünüp bir kaybolan kalın ve uzun erkeklik organının üstünde inip kalkan benim annemdi!.. Ne düşüneceğimi şaşırmış, nefes nefese sevişen kadınla erkeği izlemeye devam ediyordum.
Annem bu duruma alışkın olduğu belli olan bir rahatlıkla kendini kızkardeşinin kocasına, yani eniştesine becertiyor ve bundan çok da zevk alıyor gibi görünüyordu. Ayağa kalkıp annemi de küçük bir çocuğu kucaklar gibi bir rahatlıkla kucağına alan iri yarı eniştem, bacaklarını beline saran kadını kucağında havaya kaldırıp düzmeye devam ederken ben yeniden dirilen organımı tekrar okşamaya başlamıştım. Bir müddet o durumda gerginleşmiş aletini kucağındaki kadının kılları ağdalanmış pürüzsüz deliğine geçiren eniştem bir müddet sonra annemi hemen benim yanımdaki döşeğe arkası bana dönük olarak domaltıp, kendisi de dizlerinin üstünde arkasına geçti.
Arkamızdaki pencereden gelen ışıkta dudakları ıslak bir şişkinlikle parlayan, girişi arzuyla aralanmış kadınlık organına santim santim giren hacimIi erkeklik organının hareketlerini gözümü kırpmadan ve nefesimi tutarak seyretmeye devam ettim. Bir müddet sonra annem derin bir oh çekerek fısıItıyIa boşalmak üzere olduğunu söyleyince eniştem hareketIerini hızIandırdı. Hemen hemen aynı anda İkisi de zirveye varırken arkesındaki erkeğin ağırIığını üstüne bırakmasıyIa birIikte annem aItındaki döşeğe yüzüstü serildi. Eniştem altında kalan kadının yuvarlak kalçalarına abanarak boşalması bitene kadar içinde gidip gelmeye devam etti.
Onlar yattıkları yerde zaman geçirmeden tekrar sevişmeye başlarken ben neredeyse boşalmak üzereydim. Annem eniştemin önüne doğru başını eğip adamın iri kamışının başını ağzına soktuğunda daha fazla dayanamadım ve tekrar fışkırmaya başladım. Aynı anda yanı başımda yaşandığına şahit olduğum bu günaha bir nevi suç ortağı olmuş gibi kendimi kötü hissediyordum. Babamla annemin sevişmelerine kazara şahit olduğum zamanlar hissettiğim utanç annemle eniştem sözkonusu olunca utanç duymakla birlikte engel olamadığım bir şekilde azdırmıştı da.
Kadınlığına soktuğu eniştemin kalın erkeklik organı üstünde inip kalkan annemi seyretmek bende herhangi bir dişinin uyandırabileceği kışkırtıcı duygular yaratıp, muhteşem çıplaklığının tahriki defalarca belimi getirmişti. Ertesi akşam babamla birlikte sabah erkenden tarlaya ineceğimiz için ben eve geri döndüm. Ama aklım o gece de düzüşeceklerinden emin olduğum annemle eniştemdeydi. Yorucu geçen günün sonunda yatağıma uzanmış, çoktan uyumuş olan babamın horultuları arasında yatmaya hazırlanan teyzemin dolgun kalçalarını ve memelerini gözlüyor, bir yandan da kamışımı sıvazlıyordum.
Gecenin bir yarısı rüyamda eniştemle annemin köyün meydanında çırılçıplak, bütün köy halkının bakışları arasında köpekler gibi düzüştüklerini gördüm. Rüyanın bedenimde yarattığı sonuç gergin bir sertlikle dikiIip, hayalarıma ağrı verici baskı yapan kamışım olmuştu. Kalınlaşmış kamışımı okşamaya başlarken yaptığımı kimsenin görmemesi için odayı şöyle bir kontrol edince teyzemin yatağının boş olduğunu farkedince herhalde işemeye kalkmıştır diye düşündüm. Ne zaman teyzem bizde kalsa o ayak yoIuna gittiğinde kendisini dikizlemek için helanın küçük penceresine giderim.
O gece karşıma çıkan bu fırsatı değerlendirmek için hemen kalkıp ben de ardından gittim. Helanın aralık kapısından bir kadın yarığından çıktığı aşikar olan tazyikli işeme sesini duymamla zaten kalkık olan kamışım iyice zonklamaya başladı. Hafif aralık duran küçük pencereden kendimi sakınarak içeri bakınca geceliğini beline toplayıp çömelmiş olan teyzemin yusyuvarlak gergin kalçalarının iştah açıcı görüntüsü karşısında iştahIa yutkunurken işi bitip ayağa kalkan teyzem geceliğini aşağı koyverince bu kadar çabuk bitmesinin yarattığı öfkeyle küfrederek hemen ondan önce odaya geri dönüp yatağıma uzandım.
Teyzem içeri girerken gözlerimi hafifçe aralayıp uyur gibi yaptım. Odanın ortasında bir müddet dikilen kadın bir benim yattığım tarafa bir de babamın tarafına baktıktan sonra, ani bir hareketle geceliğini üstünden çıkarıp attı. Beklemediğim bu ani hareket karşısında aptallaşırken küIodunu indirip iç gömIeğini yukarı sıyırınca dolgun memelerinin inanılmaz güzeIIiği karşısında nefesim kesildi. Ama beni şaşırtan olaylar dizisi daha bitmemişti
anlaşılan ki, anadan doğma çıplak kalan teyzem babamın döşeğine uzanıp yorganı kaldırdıktan sonra, adamın pijamasının önüne doğru eğilerek elini pijamanın işeme deliğinden içeri soktu. Teyzem uyumakta olan babamın uyuyan kamışını dışarı çıkarırken ben gördüklerim karşısında şok olmuş bir şekilde ama aynı zamanda kasıklarımda müthiş bir basınç hissederek kadının yaptıklarını izliyordum. Eğilip ağzına soktuğu erkeklik organı o başını her aşağı yukarı indirip kaldırdıkça biraz daha büyüyor ağzına sığmaz hale geliyordu.
O anda neden benim kamışımın diğer arkadaşlarımdan çok daha iri olduğunu anlamaya başladım. Galiba babama çekmişim. Teyzem ağzına sığdıramadığı dev gibi irileşen organı elleriyle sıvazlamaya başlarken uyanan babam
fısıltıyla; ´´ Oğlan yüzünden bu gece gelmezsin sandıydım. Em yavrum güzel baldızım benim”
dediğini duyunca bizim ailede daha kimlerin kimlerle düzüştüğünü çok merak etmeye başladım. Teyzem bir müddet iştahla devleşen uzvu emdikten sonra babam güzel yüzünü elleri arasına aldığı teyzemin dudaklarını ağzıyla kapatarak ihtirasla öpmeye başladı. Şapırtılar içinde birbirlerinin dudaklarını bir müddet emdikten sonra teyzem, babamın başının altındaki yastığı kaldırıp duvara yasladı. Babam fanilasını ve donuyla beraber pijamasını çıkararak tıpkı teyzem gibi anadan doğma kaldı.
Tekrar döşeğe yerleşen babam sırtını duvara yaslanmış olan yastığa dayayıp bacaklarını uzatarak otururken teyzem neredeyse sarhoşmuş gibi bir sesle;
Yanıyom yiğidim söndür yangınımı`` deyip adamın kucağına yüzleri birbirine dönük şekilde oturdu.
Altında kalan dev gibi irileşmiş organı eliyle kavrayıp deliğine yerleştiren teyzem kalçalarını ahenkle indirip kaldırmaya başladı. Yattığım yerden, yanyana konmuş iki balona benzeyen kalçaların arasında, içeri girip çıktıkça boydan boya bir görünüp bir kaybolan babamın kalın sopasını görebiliyordum. Babam yüzünün hizasında zıplayan dolgun memeleri iştahla ağzına alıyor, arzuyla yüzünü bu müthiş yuvarlaklara gömdükçe teyzem ah´lar oh´lar çekerek hareketlerini hızlandırıyordu.
Ben gördüklerim karşısında heyecandan ter içinde kalmış, hareketlerimin dikkat çekmesinden korkarak usulca kamışımı sıvazlamaktaydım.
Teyzemin ´´hadi`` diyen sesiyle
babamın ´´tamam`` diyen cevabını işittiğim anda
avucumda terleyip kayganlaşan erkekliğimden müthiş bir tazyikle fışkıran ilk sıvılarımı yatağın çarşaflarına fışkırtmaya başlamıştım bile. Karanlık odanın içinde iki insanın fazla ses çıkarmamaya çalıştıklarını hissettirircesine inlemeye başlamaları üzerine onlarında tükendiklerini anlayarak bu sahneyi görmek umuduyla belim gelirken kapatmış olduğum gözlerimi yeniden açtım. Teyzem dibine kadar içinde hapsettiği kamışın üzerinden kalkmadan kalçalarını bastırıp döndürürken boşalmanın etkisiyle eğilip bükülüyor, babam ise kollarıyla teyzemin vücuduna sarılıp başını omuzuna gömmüş inlerken, kadının boynunu emiyordu.
Onlar sakinleşip biraz öncekinden daha sakin hareketlerle öpüşmeye başladıkIarında ben hem dün geceki uykusuz kalışım, hem de gündüz çok yorulmuş olmamdan dolayı uyuklamaya başladım. En son şöyle bir gözlerimi aralayıp baktığımda, babam yüzüstü uzanmış olan teyzemin üstüne uzanmış, yuvarlak kalçalarını ezerken yavaş hareketlerle borusunu kadının dar deliğe sokup çıkarmaya devam etmekteydi.
Karı kız kısmına olan ilgimi bir anda kat kat artıran ailemizdeki ilginç ilişkilere şahit olduğum bu iki geceden sonra aklım sürekli kadınlara ve onlarla yaşanabilen harika şeylerle dolmaya başladı. Ne yaparsam yapayım kadınlar aklımdan çıkmıyor, bir an önce onlardan biriyle birlikte olma hayaliyle yanıp tutuşuyordum. Artık otuzbir çekmekten nefret ediyor, hatta hiç çekmiyor, kendimi karşıma çıkacak ilk kadınla düzüşme fırsatına saklıyordum.
Gündüzün tarlada babamla birlikte çalışırken, babamın amcası Haydar emmi yanımıza gelerek askerdeki oğlunu ziyaret etmek için bir haftalığına köyden ayrılacağını, bu süre içinde evde yanlız kalacak olan geliniyle kızının yanına geceleri yanlız kalmamaları için benim gönderilmemi istedi.
Babam; ´´ Emrin başım üstüne emmi, sen hiç meraklanma. Mehmet artık babayiğit olmuştur, bizde gelir gider eksik etekleri yanlız komayız`` deyince
içim kıpır kıpır oldu. Öyle ya başka hiç bir erkeğin olmadığı bir evde iki dişiyle birlikte kalacak olma düşüncesi bana heyecan vermeyecek de ne olacaktı. Menekşe ablayı biliyordum. Benden beş yaş büyüktü ve askere giden Kadir abimle evliydi. Ne kadar azgın olduğunu Hamit ağanın oğlu selim´le ben çok iyi bilirdik. Daha onlar nişanlıyken bostanlarda buluşmalarını takip edip, bostan kulübesinde, Menekşe ablanın Kadir abimin kamışını meme emer gibi emmesini gizlice seyrederken o zamanlar yeni başladığımız otuzbirlerimizi çekip zevke gelirdik.
Şimdi kaltakla aynı odada bir hafta geçirecek olmak dizlerimin titremeye başlamasına sebep oluyordu. Ayrıca Haydar emminin küçük kızı Çiğdemin memeleri de büyümeye başlamış, köydeki çocuklarla aramızda bahsini etmeye değer bir kancık olarak yerini almıştı. Belki de onunla bir şeyler yapmak mümkün olabilirdi. O gece Menekşe ablalara gittiğimde yatma zamanı yakındı.
Ben yanımda getirdiğim pijamamın altına özellikle don giymedim. Bu şekilde uzvumu çok daha serbest hissediyordum. Zaten neredeyse iki haftadır otuzbir çekmediğimden sıkı bir ortamda kalırsa taşaklarım ağrı yapıyordu. Menekşe ablanın ortaya serdiği büyük döşekten başka yatak göremeyince ayakta dikilip durduğumu gören kadın hepimizin aynı döşekte yatacağımızı, böyle yaparsak kimsenin gece üşümeyeceğini söyledi.
Benim zaten canıma minnet ama bana karşı hitap şeklinden anladığım kadarıyla Menekşe abla beni erkek olarak pek de kaale almıyordu anlaşılan. Bana ablam diye hitap ediyor, sanki küçük bir çocukmuşum gibi davranıyordu. Bilmesi gereken bir şey vardı ki benim babam ben doğduğumda benim şimdiki yaşımdaydı. Ama olsun diye içimden geçirdim. Eğer kendini benden sakınıyor olsaydı herhalde şu an birlikte aynı yatağa giriyor olamazdık.
Yattığım yerden karanlıkta yatmak için hazırlanan menekşe ablanın tıpkı teyzem gibi geceliğinin içine bir şey giymediğini görünce önümde dikilen kamışım zonk zonk zonklamaya başladı. Kadının memeleri orta boy kavun büyüklüğündeydi ve öyle gergin duruyorlardı ki hareket ettikçe dipdiri kıpırtılarla salınıyorlardı. Benim kendisine baktığımı farkeden Menekşe abla hiç tepki vermeden;
´´İyi geceler ablam`` diyerek Çiğdemle benim aramıza yattı.
Aptalca bir beklentiyle geçen yaklaşık bir saat sonra uyuyup kalmışım. Rüyamda Menekşe ablam yatakta bana sarılmış, bacaklarının arasına aldığı bacağıma kadınlığını bastırıp sürttürüyor, eline aldığı dikilmiş kamışımı sıvazlarken rüyam adeta gerçekmiş gibi bana korkunç zevk veriyordu. Bir ara yanımda yatan kadının hızlı hızlı nefes alıp verişini farkederek uyanır gibi olduğumda sanki gerçekten de Menekşe abla eline aldığı kamışımı sıkıyormuş gibi geldi. Uyku sersemliğiyle gerçekmi yoksa rüyamı olduğunu ayırdedemediğim o dakikalardan sonra bir ara Menekşe ablanın kalkıp banyoya gittiğini duydum. Önümde kaskatı kesilmiş olan kamışım öyle kuvvetli basınç yapıyordu ki boşalamasam herhalde uyuyamayacağımı hissedip onun arkasından hamamın kapısına gidip içerde ne yaptığının merakıyla yukardaki pencereye uzanıp içeriye bir göz attım.
Kapıya yakın yerde duran kadını göremedim ama içerden gelen su seslerinden su dökündüğünü anlayarak gerisin geriye yatağa döndüm. Önümde çadır kurmuş olan kamışımı dışarı çıkarıp zevkle okşarken, yatakta uyuyan Çiğdem´in daracık ama yuvarlak kalçalarına kadar sıyrılan geceliğinin verdiği fırsatı değerlendirmek için kızın arkasında dizlerimin üstüne çömelip otuzbir çekmeye başladım. Kızın beyaz donu kıçının arasına girmiş, hafifçe yukarı doğru kalkık duran kalçalarının arasında bakire deliğinin yeni tüylenmiş dudaklarının yarısı açıkta kalmıştı.
Doğrusu sabredecek halim kalmamıştı ve ağırlığımı vermeden uyuyan kızın üstüne çıktım. Yarı yarıya açılmış olan yumuşak külodu parmağımla yana çekerek, bolca tükürüklediğim kamışımın kafasını kızın yuvarlak kalçalarının arasına sıkıştırdım. Son zamanlarda bu işin nasıl yapıldığına dair o kadar çok örnek seyretme fırsatım olmuştu ki, yerleştiğim bacak arasında kızın az tüylü şişman dudaklı cinsel organına sürtüne sürtüne zevk aletimi bacaklarının arasına sokup çıkarmaya başladım. İster istemez ağırlığımı hissettirdiğim Çiğdem birden uyanıp;
´´ Mehmet abi napıyosun?“ diye sorunca;
´´Dur Çiğdem kıpırdama nolur!”
demem üzerine, kız neler olduğunu anlayamamış olmanın şaşkınlığı ve uyku sersemliğiyle altımda kıpırdamadan beklemeye başladı. İki üç kere daha altımdaki kızın kalçalarının arasına sıkıştırdığım kamışımı sokup çıkardıktan sonra, mis gibi kokan bedenine sarılıp kendimi kızın yuvarlaklarına iyice yaslayarak fışkırmaya başladım. Uzunluğu yirmi santim kadar olan kamışımın başından tazyikle akan belim kızın donunun iç kısmına bulaşırken, bir yandan altından uzattığım elimle kamışımın gövdesini döllerimle ıslanan şeftalisinin dudaklarına bastırıyordum. Rahatlayıp sessizce altımda yatmakta olan kızın üstüne kendimi koyverdiğim sırada banyonun kapısının açıldığını duyup, Menekşe ablanın dışarı çıktığını anlayınca, derhal kızın üstünden kalkıp kendi tarafıma uzandım.
Çiğdem hala hareketsiz yüzü koyun yatıyordu. Uzanıp şöyle bir sarsınca kızın kendisine yaptığım şeyler sırasında yeniden uykuya daldığını anladım. Dışarıdaki hela kapısının açılma sesi bana Menekşe ablanın henüz içeri gelmeyeceğini haber veriyordu. Hala kalkık duran kamışımı, uyuyan kızın dudaklarına sürtmeye başladım. Bir yandan da döllerimle sırılsıklam olan kukusunu sıkıp okşuyor, külodundan içeri soktuğum elimle de avucumda sıkıştırdığım neredeyse kılsız kadınlığını ovalıyordum. Benim kendisiyle bu şekilde uğraşmam üzerine çiğdem gözlerini açarak tekrar uyandı. Ağzını açmasını işaret ederek kamışımı dudaklarına bastırınca itiraz edercesine başını çeviren kızın göğsüne çıkıp dizlerimin arasına kıstırdığım başını hareket edemez hale getirerek ağzına doğru uzattığım kamışımı emmesi için zorlamaya başladım.
Fazla direnemeyen kız istemeden ağzını aralayınca dudaklarının arasından geçirdiğim aletimin başını boğazına yakın yerlere kadar sokup çıkarmaya başlarken neredeyse kendimi aldığım benzersiz zevkten dolayı ikinci kez boşalmaya yakın hissediyordum. Külodunun içinden çıkarmadığım elimle hala kızın minik şeftalisini ovalamaya devam ederken, biraz emmesi için fısıltılı bir sesle yalvarınca şaşkınlık dolu gözlerle hiç itiraz etmeden yüzüme bakan Çiğdem, istediğim gibi ağzını açmış kamışımın başını zorIukIa emiyor, bu arada ağzına biriken tükürüklerinin bir kısmını yutmaya çaIışırken bir kısmı da dudakIarının kenarIarından boynuna doğru akıyordu. Daha fazla dayanamayıp kızın sıcacık ağzına boşalmaya başladım. Sanırım kız zaten kuvvetle emmeye çalıştığı organımın ucundan çıkan sıvıları algılayamamış olmalı ki kendi tükürükleriyle birlikte benim döllerimi de tamamıyla yuttu.
Aynı anda sırılsıklam bıraktığım apışarasını ovaladığım kız ben elimle deliğini okşadıkça kendini elime doğru kaldırıyor iki eliyle tuttuğu elimi sanki daha güçlü sıkmamı istermiş gibi yarığına bastırıyordu. Boşalmam bitmiş ama kız hala kamışımı ağzından çıkarmamış emmeye devam etmekteydi. Kızın kukusunun temasını hissedebilmek amacıyla elimi bir an için ellerinden kurtarıp külodunun içine soktum. Kız yeniden ve telaşla ellerini elimin üstüne bastırarak kalçalarını yattığı yatakta zıplatmaya başladı ve beş altı kere buna devam ettikten sonra elimi orasında sıkıştırarak hareketsiz kalan kızın bütün bunları neden yaptığını pek anlayamasam da umarım hoşuna gittiğindendir diye düşünürken birden dış kapının açıldığını duyup kendimi yatağa attım.
Çiğdem arkasını dönüp aynı şekilde uyur gibi yaparken Menekşe abla içeri girdi ve aramızdaki yerine uzanarak bizim gibi o da uykuya daldı. Bir dişiyle yaşadığım bu ilk cinsel tecrübe tam bir ilişki sayıImasada tadı damağımda kalmıştı. Bir kadınla gerçek bir birleşmeyi ne zaman yaşayabileceğimi, ne zaman o harika deliğe erkekliğimi sokabileceğimi kendi kendime isyan ederek sorgularken içim içimi yiyordu. Sabah kalktığımızda Çiğdemin bana yöneIen bakışIarında bir tuhafIık vardı. Nitekim ertesi gece bizimle aynı döşekte yatmak istemeyerek ısrarla başka yatakta yatmak istediğini söyledi ve öyle de yaptı.
Haydar emmilerde kalışımın ikinci gecesiydi. Bir gece önce Çiğdemin bacaklarının arasında bir defa patlamış, ikinci kızın defa ağzına boşalmam bile bana yetmeyerek bütün gün önümde sert bir sopayla dolaşmama neden olmuştu. Çiğdem çoktan uyumuş, Menekşe abla odanın karanlığına güvenip çıplak vücuduna geceliğini geçirirken ben gözlerimi dört açmış bu muhteşem manzarayı kaçırmamaya çalışıyordum. Geceliğini giyip yanıma uzanan Menekşe ablayla bir an gözgöze gelirken ben umut içinde yutkunuyordum ama o yine bana
´´İyi geceler ablam`` diyerek dönüp uyumaya başladı.
Menekşe abla uyurken ben ara sırada uyanıp yanımda uyuyan kadını süzüyor, birazcık yaklaşıp okşamamak için kendimi zor tutarken, pijamamın deliğinden çıkardığım kamışımı sürekli okşuyordum. Yine bir ara dalmışım. Uyandığımda üstümüzdeki yorgan kaymış, ya da yanımda yatan kadın tarafından itilmiş olmalıydı ki arkası bana dönük uyuyan Menekşe ablanın geceliğinin sıyrılmış olduğunu görerek heyecanla kadının bacaklarına bakmaya başladım. Geceliğinin eteği, üstüne yattığı sol tarafında neredeyse beline kadar toplanmış, ama üstte kalan tarafı kalçalarının yarısını örtecek kadar aşağıdaydı.
Bembeyaz bacaklarını okşamamak için kendimi zor tutarken, dayanamayıp eteğini tamamen açmaya karar verdim. Bende aynı şekilde sol yanıma yatıp, sağ elimi uzatarak ucundan tuttuğum geceliğin eteğini milim milim, belki on dakika uğraşarak son derece yavaş hareketlerle açtım. En son işim bitip, şöyle bir doğrularak yarattığım eserime bakınca zorlukla yutkunduğumu hatırlıyorum. Tam yanı başımda altında külodu olmayan yusyuvarlak gergin ve iri kalçaları çırılçıplak, fıstık gibi bir kadın yatıyordu.
Hala kadına herhangi bir el hareketi yapabilecek cesaretim yoktu ama sanki uyku sırasında farkında olmadan olmuş süsü verebileceğim birşeyler yapmaya karar vererek arkadan yavaşça yaklaşıp, hafifçe dizlerimi bacaklarına değer duruma getirdim. Bu mesafede artık önümü biraz ileri doğru bastırsam kadının çıplak kalçalarına değebilecektim. Bir müddet hiç kıpırdamadan bekledikten sonra, aniden sanki uykumda pozisyonumu değiştiriyormuş gibi önümü kadının çıplak kalçalarına bastırdım. Bu arada böyle bir şeyi yapmaya cesaretim olmamasına rağmen, deli gibi dikilmiş olan aşk mızrağım pijamamın açık deliğinden dışarı çıkarak kadının kalçalarının arasına dayandı.
Bu beklemediğim çıplak temas beni öyle etkiledi ki artık bu kadar ileri gittikten sonra geri dönmek bir yana, gidebildiğim kadar ileri gitmeye karar vererek, kamışımı kadının kalçaları arasına iyice sokabilmek için çok ağır hareketlerle bastırmaya başladım. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım bulunduğum yerde bir türlü yol alamıyor, kadının kalçalarını demir gibi olan kamışımla ezerken neredeyse sokmadan düzüyordum. Çıplak bacakların arasına sıkışan kamışım önümdeki uyuyan kadının bacaklarını birdenbire aralamasıyla bulunduğu yerde serbest kaldı. Bir an bekledikten sonra tekrar yüklendiğimde kamışımın başı sıcak ve kaygan bir yere dayandı.
Uyuyormuş gibi muntazam nefesler alıyor, yaptıklarımdan bilinçli olarak sorumlu tutulmayı zorlaştıracak şekilde rol yapıyordum. Menekşe abla ben ıslak deliğine yüklenirken kalçalarını kucağıma doğru bastırmaya, kamışımın başı yıllardır özlemiyle yanıp tutuştuğum yuvaya girmeye başladı. Kendimi bir kere daha dirençle ileri doğru bastırınca, kamışımın uzunluğunun yarısından fazlasını kadının ekmek fırını gibi yanan deliğine döşedim. Rüyasında belkide kocasıyla seviştiğini gören kadın kalçalarını tempolu olarak kamışıma bastırıp çekmeye başladı.
Bu kadarı artık benim için çok fazla gelerek Menekşe ablamın deliğinin dibine boşalırken, o da kendini bana doğru şiddetle bastırarak uykusunda hafifçe inlemeye, kamışımı sarmalayan deliği sanki bir sıkılaşıp bir gevşemeye başladı. Kadının içinden çıkarmadığım kamışımın sıkıştığı delikte damarlarının atışını duyarken uyuyup kalırken kendimi olağanüstü rahatlamış ve mutlu hissediyordum.
Ertesi akşam gün boyu mandırada çalıştığımdan eve geldiğimde leş gibi kokar durumdaydım. Beni bu halde gören Menekşe abla bu şekilde eve girmeme izin vermeyip hamama gönderdi. Bütün gün dün gece yaşadıklarımı düşünüp pantolonumun içinde dikilen kalın bir kalasla dolaşmak zorunda kaldım. Hamamda sıcacık suların bedenimi uyarmasıyla artık ağrımaya başlayan kasıklarımı rahatlatmak için otuzbir çekerken Menekşe ablayı domalmış benimle düzüşürken hayal ediyordum ki hamamın kapısından seslenen Menekşe abla sırtımı sabunlatmak isteyip istemediğimi sordu.
Aslında hayatta en çok isteyebileceğim şey bu olurdu ama çıplak olarak bir kadının karşısına çıkma fikri utanmama sebep oluyordu. Bu yüzden gerek olmadığını, zaten çıkmak üzere olduğumu sesIendim. Tam da hayal ettiğim kadının sesini böyle birden bire duyunca kendimi daha da azmış hissedip, biraz daha asıldıktan sonra neredeyse tazyikle işer gibi karşıdaki duvara fışkırmaya başladım.
Ön takımlarım belirgin olsun diye altıma özellikle donsuz olarak giydiğim bol pijamamla banyodan çıkarken Menekşe ablam elinde havlusu ve çamaşırlarıyla içeri girmek için kapıda benim çıkmamı bekliyordu. Kapıdan girmesen önce bakışlarının önümdeki şişkinliğe odaklandığını görerek tekrar heyecanlandım. O banyoya girerken ben yatak odasına gidermiş gibi yapıp, kapının önünde bir müddet oyalandım. Su dökünme seslerini duyunca yüksekteki pencerenin altında duran bakracın üstüne çıkarak buğulanmış camın açık olan kanadını biraz aralayıp içeriye şöyle bir göz attım. Menekşe abla çırılçıplak oturup bacaklarını iyice açmış eliyle önünü ovalıyordu. Gözlerini yummuş, alt dudağını dişlerinin arasına sıkıştırmış olan kadının dudakIarı arzuyIa araIanmış, dokunabiImek için yanıp tutuştuğum diri memeIeri o hareket ettikçe titriyordu.
Bir eIiyIe avuçIadığı doIgun memelerini sertçe sıkan Menekşe abIa diğer eIini kasıkIarına bastırırken yüzünü canı yanıyormuş gibi buruşturarak belki iki üç dakika öyle hareketsiz kaldı. Şahit olduğum bu sahne erkekliğimin yeniden kalkıp taşaklarıma baskı yapmasına neden olmuştu. Ben yavaş yavaş organımı okşarken kadının elindeki lifi köpüklemesinden artık yıkanacağını anlayarak yatak odasına gittim. Pijamamın önünden fırlayan kamışımı okşamaya devam ederken gözüm döşekte yatan Çiğdeme takıldı. Kız gözleri faltaşı gibi açılmış diktiği gözleriyle büyülenmiş gibi elimle okşadığım devleşmiş erkeklik organıma bakıyordu.
Benim yanına doğru hareketlendiğimi görünce aniden kalkıp ardımdaki açık kapıdan fırlayıp dışarı kaçtı ve banyonun önüne giderek Yengesine kendisininde banyo yapmak istediğini sesIendi. Küçük kahpe eğer kaçmasa o gece kızlığını alacağımı anIamıştı. Ama sonunda kendisine bunu yapan yine ben oldum ille, yıllar sonra nikahlı karım olarak gerdek odasında!..
Sabah evden çıkarken Menekşe ablaya arkadaşlarla eğlenmeye gideceğimizi akşam biraz geç kalabileceğimi söyledim. Aslında niyetim eve içip biraz dağıttıktan sonra gelip Menekşe ablayla gerçek bir düzüşmeye cesaret toplamaktı. Akşam üstü köydeki diğer arkadaşlarımla kararlaştırdığımız gibi yanımıza bol yiyecek alıp sabah kasabaya giden deli ahmetin getirdiği iki büyük rakıyla birlikte bağlara gittik. Çocuklar devamlı olarak karı kızdan bahsediyor, şehirde geneleve gidip iki defa kadınlarla yatan Muarremin yaptıklarını ballandıra ballandıra anlatmasını diğerleri gibi ben de dikilmiş olan kamışımı okşaya okşaya dinliyordum.
Muharrem hepimizin daha çocuk olduğunu, kadından nasibini alamamış biçareler olduğumuzu söyleyip aşağıIıyordu ama ben gerçekten de bir kadını hemde genç ve onların hayal bile edemiyecekleri güzellikteki bir kadını daha dün gece düzdüğümü söyleyemiyor, benim Menekşe ablalarda kaldığımı bildikleri için dün bir karıyı becerdim desem kim olduğunu anlayacaklarından korkuyordum. Muarremin anlattıkları ve bütün gece sürekli açık saçık şeyler dinlemenin yarattığı dolulukla birhayli kafayı bulmuş olarak gecenin bir yarısı menekşe ablanın kapısının önüne kadar geldim. Kafam o kadar iyiydi ki Menekşe ablaya kendisini düzmek istediğimi söylemek istiyor hatta bunu kapının önünde kendi kendime konuşur gibi bir sesle dile getiriyordum.
Birden bire kapının açılıyor olduğunu farkedince eşiğe kendimi bıraktım ve kendinden geçmiş numarası yaptım. Kapıyı açan Menekşe abla beni sarsarak uyandırmaya çalışınca ben sanki hiç duymuyormuş gibi yatmaya devam ettim. Kadının kollarımdan çeke çeke içeri taşıması çok hoşuma giderken, beni yatağın üzerine uzattıktan sonra ayakkabımı ve çoraplarımı daha sonra da gömleğimin düğmelerini çözerek üstümü soymaya başladı.
Annemden sonra hayatımda ilk defa bir başka kadın tarafından soyulmak bende çok değişik bir duygu hissetmeme yol açmıştı ama bu duygu kesinlikle anneme karşı hissettiğimle aynı değildi. Ben daha fazlasını beklemediğim halde pantolonumun kemerini çözen elleri fermuarımı aşağı çekip elleri hassas yerlerime dokunurken aldığım zevkin keyfiyle gevşerken aynı anda altımda donum olmadığı aklıma geldi. Kıpırdamadan yatmaya devam ederken kamışımın sertleşip dikiImesine yapabiIeceğim birşey yoktu.
Pantolonumu bacaklarımdan çıkarıp alan kadının gördüğü şeye nasıl bir tepki vereceğini çok merak ederken, bir kadının yanında çıplak olmanın utanç duygusu aynı anda hissettiğim şiddetli tahrik olmuşluğuma yenik düşüyordu. Heyacandan yüreğimin deli gibi atmasını duyabileceği korkusuyla nefes bile almaktan korkar haIde sızmış taklidi yapmaya devam ediyor, bundan sonra Menekşe ablanın ne yapacağının merakıyla beklerken her an gözlerimi açıp ona kendisiyle düzüşmek istediğimi söylemeyi kuruyordum. Bir kaç dakika sonra yattığım yerden ne yaptığını görebilmek amacıyla gözlerimi hafifçe aralayınca hemen üstümde ayağa kalkmış olan Menekşe ablanın geceliğini üstünden sıyırdığını ve benIiğimi günlerdir kendisine esir eden müthiş vücudunu çırılçıplak bırakırken Aynı anda bana doğru eğiIince derhal gözlerimi kapatıp sızmış numarasına geri döndüm.
Hiç ummadığım şekilde erkekliğimin üstüne oturup çıplak kalçalarını kamışımın üstünde oynatmaya başlayan Menekşe ablanın bu yaptığına inanamıyor, kendimi sanki rüyada gibi hissediyordum. Sanırım erkeksizlikten azmış olan kadın kendinden geçmiş durumdaki toy bir çocuğun bu durumundan yararlanmak istiyordu. Hiç hareket etmeden kadının bana yaptıklarına müdahale etmemeye karar vererek yaşadığım bu harika olayın zevkini çıkarmaya başladım. Çırılçıplak vücuduyla üstüme uzanan Menekşe ablanın sıcak nefesini yüzümde hissettiğimde ne yapmak istediğini anlamaya çalışırken kadın dudaklarını dudaklarıma değdirerek öpmeye başladı.
Dudakları vücudumun üzerinde gezinirken her temas ettiği yerde tenim adeta yanıyordu. Bacaklarımın arasına inip hassas yerlerime diliyle dokunduğunda ben kendimi kasmamak için bir hayli direnirken taşakIarımı ağzının içine soktuğunda nefesimi tutmak zorunda kalıyordum. Kamışımı ağzına alıp emmeye başladığında iyice cennette olduğuma inanmaya başlamış durumda elimde olmadan aldığım amansız zevkin etkisiyle inliyordum. Kadın doğrulup ata biner gibi üstümde otururken kendini hafifçe kaldırıp gövdesinden tuttuğu kamışımı deliğine yerleştirdi ve santim santim içine sokmaya başladı.
Kalçalarının kucağıma değdiğini hissetiğim anda artık Menekşe ablayı düzdüğüme emim olmuştum. On beş dakika kadar üstümde inip kalkarken avuçIadığı taşakIarımı okşayan Menekşe abIa dudaklarıma hırsla yapışarak koparacakmış gibi emmeye ve bu arada da garip inleme sesleri çıkarmaya başladığında sanırım beIi geIiyordu. Bir kadını erkekIiğimIe boşaltıyor olmanın verdiği coşku ve kadının kamışımın üstünde boydan boya inip kalkmalarına dayanamayarak Menekşe abIanın fırın gibi yanan sıkı deliğine fışkırmaya başladım.
Dürüstçe itiraf edeyim içtiğim içkiler, yaşadığım iIk cinseI iIişkini sarsıcıIığı ve doyuma uIaştıktan sonrasının mayışmışlığıyIa uyuyup kalmışım. Daha sonra ne olduğunu bilmiyorum ama bir ara uyandığımda arkası bana dönük olarak uyuyan Menekşe ablaya arkadan sarılıp memelerini avuçladığımı ve kalçalarına sürtünerek tekrar boşaldığımı hatırIıyorum. Sabaha karşı Menekşe ablanın dürtmesiyle uyandığımı hatırlıyor gibiyim. Sanki pijamamın önünü ısIatmışım da beni banyoya götürüp yıkamış, sonrada kamışımı ağzına almış, yine boşalmışım. Bu hatırladıklarım rüyamıydı yoksa gerçekmi doğrusu hiçbir zaman bilemiyeceğim.
Haydar emmi döndükten sonra bir daha Menekşe ablayla yatma şansım olmadı. Geceler boyu defalarca beraber olduğumuz halde hiçbir zaman aramızda yaşananları konuşmamış, olayları yaşarken ben de o da sanki karşımızdaki oIanIarı biImiyormuş havasında kalmıştık. Şimdi arada sırada onu gördüğümde bana hep iltifat ediyor. Ne kadar büyüdüğümü, yakışıklı bir delikanlı olduğumu falan söyleyip gururumu okşuyor. Hatta ne zaman yine kendilerinde kalıp onları gözeteceğimi şaka yollu sorup beni boşuna ümitlendiriyor. Zaten çok yakında kocası askerden gelecek. Ondan sonra öylesi bir fırsat doğsa bile artık beni köyde küçük bir çocuk olarak görmediklerinden öyle avrat kısmının yanına bekçi diye koymazlar..
Devam edecek...
Muhteşem Köy Hikayesi 5
Bölüm 5
----- MENEKŞE ANLATIYOR -----
Kayınbabamın ablası gene bize kalmaya gelmişti. Dul olduğu için bekleyeni olmayan yaşlı kadın, rahmetli kocasının köyüne dönmekte acele etmiyordu. Bir ay oluyordu ki bizi hiç bir yerde yanlız koymayan kadın yüzünden kaynatam da bende sevişmeye hasret kalmıştık. Bir gün evin bahçesine yayılmış oturuyorken
kayınbabam ablasına; ´´Yahu çocuklar üç yıl oldu evereli hala bi torun veremediler. Belki de gelinin bir arızası var. Ben bunu şehirdeki bir doktora götüreyim de hele, bir hal çaresine baksınlar” deyince,
kadın; ´´eyi olur Haydar. Aha şu Meliklerin gelinde beş yıl çocuk yapmadıydı da şeher yerinde Tabip Hoca Efendiye götürüverdiler, senesine galmadan ilk bebesini eline aldıydı.“ diye cevap verdi.
Ben nereye gideceğimizi anlamamıştım ama kayınbabam on beş gün ya da bir ay orda kalırız deyince, yüreğim sevinçle çarpmaya başladı. Erkeksizlikten nihayet kurtulacaktım! Halanın kocasının yeğeni büyük kamyonlarda şoförlük yaparmış. Adamın yakında İstanbul`a gideceğini söyleyen hala, bizimde onunla beraber gidebileceğimizi böylece yol parası da vermeyeceğimizi söyleyince yola çıkacağımız günü iple çekmeye başladım.
Akşam karanlığı çökerken köy yoluna giren dev gibi pırıl pırıl kamyonu görünce çok şaşırdım. Meğerse taze meyva ve bozulabilecek gıda maddeleri taşıdıklarından, mallar yaz sıcağında bozulmasın diye soğutmalı dolapları olan böyle dev gibi tırlarda taşıma yapılırmış.
Daha önce hiç görmediğim halanın kocasının yeğeni olan Cihan orta boylu güçlü kuvvetli görünüşlü, sessiz bir adamdı.
Yola çıkmadan önce bize şoför koltuğunun arkasında yatacak bir bölüm olduğunu gösterince daha da şaşırdım. Kamyon değil ev gibiydi sanki. Bavullarımızı yerleştirdikten sonra heyecanla yola koyulduk. Ben cam kenarına kaynatam da Cihanla aramıza oturarak gece yarısına kadar yol aldık.
Arada sırada dikiz aynasından Cihan`ın beni dikkatle süzen bakışlarını görüyor, adamın benden etkilendiğini anlayıp bu durumdan hem biraz utanıyor hemde uzun zamandır geceleri kaynatamla yaşadıklarım hariç, bir erkeğin beni böyle arzuyla süzmesine uzak kaldığım için bu durum hoşuma gidiyordu. Kayınbabam yanımda uyuklamaya başlayıp başı göğsüne düşünce
Cihan; ´´Dayı, istersen sen geç arkadaki yatakta uyu, İstanbul´a gelince seni uyandırırız” deyince,
kayınbabam arkaya geçip horul horul uyumaya başladı. Şimdi, yabancı olduğum, adeta yiyecekmiş gibi devamlı bana bakan bir adamla gecenin karanlığında yanyana oturur olmuştum. Adam bir eliyle direksiyonu tutarken bir elini de önüne koymuş hiç utanmadan erkeklik organını sıvazlıyordu. Şöyle gözümün ucuyla bir bakınca, bacağını dizine yakın yere kadar okşayan adamın, kendi avucuna ancak sığan kalınIığı ayırdedince o anda kaynatamınki aklıma gelip
´´acaba hangisi daha büyüktür``diye düşünmekten kendimi alamadım.
Bir iki saat sonra, şoför Cihan kamyonun ön camına içerden yapışık duran nazarlığı kendine daha yakın tarafa yapıştırmamı söyleyince, vakumlu lastiği camdan çekip nereye yapıştırmamı istediğini sordum. İşaret ettiği yere ulaşabilmek için ona doğru bir hayli yaklaşıp, dediğini yaptıktan sonra da sanki kaçıyormuş gibi olmasın diye olduğum yerde kaldım. Şimdi, adam vites değiştirirken dirseği bacağıma çarpıyor, eliyle önündeki kalas gibi şeyini sıvazlarken, dirseğini bacaklarıma doğru eğip apışarama değdirmeye çalışıyordu.
Yaptıklarından hem ürkmüş, hemde biraz tahrik olmuştum. Arkamızdan uyumakta olan kaynatamın horultuları gelmeye devam ederken, adam pantolonunun fermuarını indirip elini içeri atınca tedirginlikle pencereden yana kaydım. Hiç umurunda değilmiş gibi elini soktuğu yerden dev gibi şeyini dışarı çıkardı. Tamamen dışarı çıkardığı erkekliği beni aylardır beceren kayınbabamınkinden daha uzun değildi ama kesinlikle aynı kaIınIıktaydı. Artık alenen beni taciz etmeye başlayan bu ahlaksız adamı durdurur ümidiyle tuvalete gitme ihtiyacımın olduğunu söyledim. Amacım kamyonu durdurup, kamyonun hareketsizliğinin kayınbabamı uyandırmasını sağlamaktı. Bir müddet kamyonu sürmeye devam eden şoför bana dönüp büyük bir utanmazlıkla, büyük abdestiminmi yoksa küçüğününmü geldiğini sordu. Ben yüzüm kızarıp küçük derken ona göre bir yerde duracağını söyleyerek yoldan çıkardığı kamyonu karanlık ve ıssız bir ağaçlığın kenarında durdurdu. Bana dönüp fazla uzaklaşmadan kamyonun arkasında işimi görebileceğimi söylerken elinde damarları patlayacakmış gibi duran organını sıvazlamaya devam ediyordu.
Bu arada umduğumun tersine kaynatam araba durduğunda uyanmamış, aksine horlama sesleri daha çok duyulmaya başlamıştı. Kamyonun ağaçlık olan tarafına giderek gerçekten uzun zamandır beni sıkıştıran çişimi yapmak üzere şalvarımı indirdim. Öyle bir rahatlıyordum ki önümden tazyikle fışkıran çişim altımdaki toprağın üzerinden yolun kıyısında ki çukur yere doğru akıyor, kamyondan gelen ışıkla da şıkır şıkır parlıyordu. Rahatlayınca silinmek için birşeyler almadığımı hatırlayıp, bir müddet yarığımdan sızan damlalar tükeninceye kadar bekledim. Aniden, hemen yanı başımda birinin durduğunu farkettiğimde korkuyla çığlık atıcaktım ki
Cihan; ´´Benim yenge korkma`` dedi.
Ben; ´´Daha işim bitmedi git`` dememe aldırmadan;
´´yenge kağıt mendil getirdim`` deyip çömeldiğim yerde elime tutuşturunca,
o anda ne yapacağımı şaşırmış durumda elime uzattığı mendili aldım. Pantolonunun önüne bakıp koca organının hala dışarda olduğunu görünce telaşla hemen önümü sildim. Ayağa kalkıp şalvarımı çekerken kolIarımı tutan adam kaIçaIarım çıpIak OIarak ayağa kalkmama neden oldu.
Ben; ´´Ağam biraz bekle de toparlanayım`` derken,
adam ardıma geçip arkamdan koIIarını beIime sararak beni kendi önüne çekti. Kendimi kurtarmak için debelenirken, önündeki kalın şeyini kaIçaIarımın arasına yasladığını hissettim. Kaynatam uyanıp bu rezaleti gördüğünde olay çıkar korkusuyla bağırmayışımı düzüImeye razı olduğuma yormuş olmalı ki, bedenimi karşı koyamayacağım kadar güçlü kollarıyla sarıp beni öne doğru eğdikten sonra, çıplak kalçalarımın arasında bütün hışmıyla dikilmiş kamışını kadınlığıma sokmak için uğraşmaya başladı. Bir an nefesim tıkanınca bacaklarımın dermanı kesildi ve dizlerimin üstüne çöktüm. Kalçalarıma sıkı sıkı sarılıp ardıma geçen erkek dev gibi kamışının başını tükürüğüyle ıslatıp kadınlığımın girişine bastırmaya başladı. Kaynatamınki bile ilk girişinde bu kadar içimi germemişti. Ben artık ne olursa olsun belki bir an önce boşalırda bırakır diye önünde uysalca domaldım.
Adam içimi yakan bir hızla kalın organını sertçe sokup çıkarırken, duyarlı kadınlığıma diri bir erkeklik organıyla yapılan bu sıcak temas ister istemez zevk almama neden olmaya başladı. Artık deliğim ıslanıp kayganlaşmış, adamın organı içime girip çıktıkça, kadınlığımdan sızan zevk sıvılarıyla ıslanan tenlerimizin hızla çarpışmasından çıkan sesler kamyonun motor gürültüsüne karışıyordu.
Ben daha fazla dayanamayıp, neredeyse bir aydır düzüşememiş oImanın açIığıyIa hasret kaldığım boşalmalara bir yenisini eklemeye başlamıştım. Arkamdaki adamı şımartmamak için çok zevk aldığımı fazla hissettirmemeye çalışıyor, ama yine de boşalırken ağzımdan kaçan inlemeye engel olamıyordum. Aslında yeni bitmiş olan adetimin gerginliği üzerine bu güçlü boşalma çok iyi gelmişti. Bedenim kuş gibi hafiflemiş, yaşadığım zoraki ilişkiye rağmen, kendimi mutlu hissediyordum.
Arkamda içime sokuIan devasa erkekIik uzvunun damar gibi atmaya başlamasından, adamın boşalmaya başladığını anladım. Kalçalarımı kaçacağımdan korkuyormuşçasına sımsıkı tutan erkek, çaresizlik içinde bir zavallı gibi inleye inleye içime boşalırken, eğer şartlar böyle olmasaydı ona kendimi isteyerek verebileceğimi çok iyi biIiyordum. İçime akıttığı döller tükenip tamamen rahatladıktan sonra yaptıklarından biraz utanmış görünen Cihan;
´´Yenge kusura kalma, benim hanım iki senedir hasta. Artık kendimi tutacak halim kalmamıştı`` deyince;
´´Olan oldu artık geri dönüşü yok`` dedim.
Ama bir yandan da gözüm hala hiç boşalmamış gibi dikilen aIetine takılıyordu. Benim orasına baktığımı görüp;
´´Öyle doluyum ki bir köy dolusu avrat getirseler doymam herhalde`` diye söylenirken
şalvarımı çekip içimden akan yapışkan sıvılara aldırmadan kamyona, şoför koltuğundaki yerime geri döndüm. Gece yarısına doğru kamyonun radyatörü arızlanınca geceyi geçirmek üzere yol üzerinde bir otelde oda tuttuk. Ben çok uykum geldiği için odaya girer girmez yatıp uyudum. Tam dalmak üzereyken kayınbabamın Cihana hitaben;´´
Nasıl iyimiydi?“ dediğini duyar gibi oIduğumda
ne demek istediğini uykulu halimle kavramaya çalışırken uyuyup kalmışım.
Saatler sonra, odadaki erkek seslerinin yoğunluğu üzerine başımı kaIdırıp bakıp
kayınbabamın yanındaki Cihan´ın dışında iri yarı iki erkek daha görünce neler olduğunu anlamak üzere doğruldum. Kayınbabamın etrafında cihandan başka üç dört erkek daha vardı. Kayınbabamın bana bakıp uyumaya devam etmemi az sonra çıkacaklarını izah eden eI koI hareketinden sonra uyku haliyle zaten sersem gibi olan başımı yastığa gerisin geri koyup uyumaya devam ettim. Gerçektende az sonra kapının kapanıp odanın sessizliği geri dönerken derin bir uykuya teslim olmuştum.
Üstümde iri yarı bir erkeğin ağırlığını hissettiğimde yüzükoyun uzandığım yumuşak yatakta aniden gözlerimi açtım. Üstümdeki her kimse başını omuzuma gömmüş, eteğimi belime doğru çekmeye çalışıyordu. Bir an kayınbabam olduğunu düşünsemde adamın içki kokan nefesini hissedince kayınbabamın içk**en nefret ettiğini hatırlayarak,
Cihanın yoldaki tecavüzüyle yetinmeyip bir pundumunu bularak yine aynı şeyi yapmak istediğini düşündüm.
Ağırlığını öyle bir güçle üstüme bindiriyordu ki, kıpırdamak bir yana nefes almakta bile güçlük çekiyordum. Aslında ben de erkekliği güçlü, olağanüstü irilikte bir kamışa sahip olan bu erkekle bir kez daha düzüşmekten çok zevk alacağımı biliyor ve hiçde karşı koymak gibi bir düşünceyi aklımdan geçirmiyordum. Bu duygularla, adamın geceliğimi sıyırdıktan sonra külodumu çıkarmaya çalışmasına kendimi hafifçe kaldırarak yardımcı oldum. Erkeğin kendi fermuarını indirip çıplak kalçalarıma organını bastırdığı anda kamışının temasını hissettiğimde ise şaşkınlıkla organın boyutlarının ne kayınbabamınki, ne de Cihanınkine benzemediğini farkederek panikledim.
Kalçalarıma dayanan şey kocamınkinden bile ufak gibiydi. Ancak bu küçük erkeklik organı büyük olanlardan çok daha çabuk deliğimden geçip engel olmaya çalışmamın çok geç olduğu bir durum yaratmıştı bile. Kim olduğunu bilmediğim erkek hızlı hızlı kucağını kalçalarıma çarptırarak kamışını içime sokup çıkarmaya başladığında neredeyse büyük erkeklik organlarından aldığım zevkin aynısını aldığımı şaşkınlıkla hissederek ıslanmaya başladım.
Ben henüz zevk almaya balamış, erkeğin içimi pompalamalarının devamını ister bir duruma gelmişken, meçhul erkek adeta bir köpek gibi hırlayarak içime boşalmaya başladı. Üstümden kalkıp gitmeye hazırlanırken gözgöze gelmeye çekindiğim adamı görmemek için başımı yastığa gömdüm. Açılan kapının önünde iki kişinin fısıldaştığını duyarak geceliğimi indirip çıplak kalçalarımı örtme çabam sırasında odanın içine yöneIen ayak sesleriyle gerildim. Şimdi karanlık odada en az iki kişinin varlığını hissediyordum. Üstlerinden çıkardıkları giysilerin yerlere atılırken çıkardığı sesleri duyduğumda kurtulmanın çok zor olduğu bir toplu tecavüz olayının kurbanı olacağımı hissederek korkuyla karışık bir heyecanla başımı iyice yatağa gömdüm.
Sağımda ve solumda iki kişi ellerini altımdan uzatıp memelerimi ve karnımı hoyratça sıkmaya başladı. Yatağın üstüne tımanan üçüncü bir kişinin geceliğimi belime doğru sıyırmasına engel olamadığım bir tepki hissiyle karşılık vererek, başımı kaldırıp etrafıma baktım. Karanlıkta görebildiğim çırılçıplak, en az yedi sekiz erkek önlerinde sallanan sertleşmiş organlarını sıvazlayarak yatağımın etrafında sessizce sıra bekler gibi dizilmiş, benimle uğraşmakta olan diğer üç kişiyi izliyorlardı.
Üstüme çıkıp kemik gibi sert kamışıyla aniden kadınlığıma giren ufak tefek adam, kalçalarıma yapışıp mütemadiyen kendini bana bastırırken neredeyse hiç sokup çıkarmadan içime boşaldı. Sağ tarafımda kamışını yüzüme sürmekte olan adam diğerinin işinin bittiğini anlayınca onu sertçe üstümden iterek beni sırtüstü dönmeye zorladıktan sonra bacaklarımın arasına girdi. Sersemlemiş bir vaziyette çok hızlı gelişen içinde bulunduğum berbat durumda ne yapacağımı bilemeden etrafıma bakıyordum.
İçerdeki erkek kalabalığına rağmen odada tam bir sessizlik vardı. Üstümde işini bitiren kapıdan çıkıp gidiyor, ama odadaki kalabalık hiç azalmıyormuş gibi görünüyordu. Kayınbabam ve Cihanın nerede olduğunu, bu durumdan beni kurtarıp kurtarmayacaklarını düşünürken sanırım yedinci olan adam yanıma yatağa uzanıp beni ters oIarak üstüne çıkmam için zorladı. Adamın üstüne çıktığımda organının deliğime temas etmesiyle irkildim. Kesinlikle elimi yumruk yapıp deliğimden geçirmeye çalışıyormuş gibi bir zorlanmayla birlikte, müthiş gerilmenin yarattığı acıyla karışık korkunç bir zevk patlaması yaşadım. O ana kadarki altı erkekle yaşadığım birleşmeler beni farkında olmadan boşalmanın kıyısına getirmişti.
Hayatımdaki en kalın erkeklik organı olduğuna yemin edebileceğim aIIame içimde gidip gelmeye başlarken ben arka arkaya boşalmaya başladım. Öyle bir an geldi ki, eğer adam aynı hızla sokup çıkarmaya devam etse çığlık atmaya başlayacaktım. Bereket beni kendine çekip kalçalarıma sarılan adamın içimi adeta bir su kabağı gibi dolduran kamışının çok rahat hissedebildiğim kasılmalarla tohumlarını boşalttığını hissederken rahat bir nefes aldım.
Ama altımdaki erkek boşalmasına rağmen dev gibi aletini içimden çekmeyip kendisini kolundan çekerek aItımdan kaIkmaya zorlayan bir diğerine usulca
´´ Arkasına gir” darken beni yüzüne doğru çevirdi. Önce arkasına gir`in ne anlama geldiğini kavrayamazken, yatağa tırmanan diğer erkeğin kalçalarımın arasına yerleştirmeye çalıştığı sert organını hissedince arka deliiğimi sıkıp adamı engellemeye çalıştım. Ancak hala içimde duran amansız kalınlıktaki kamışın yarattığı gerginlikten dolayı kaslarıma hakim olamıyordum. Hiçbir erkeğin o güne kadar girmeyi teklif etmediği deliğime şaşırtıcı bir kolaylıkla giren adamın alışık olmadığım yerimde hissettiğim organı içime girip çıkmaya başlarken hiç ummadığım şekilde bundan zevk aldığımı hissederek, kendimi içimi dolduran iki erkeğin verdiği müthiş zevke teslim ettim.
Saatler geçmiş, üzerimden yaklaşık oniki onüç erkek geçmişti. Herkes odadan çıkıp ben artık beni rahat bırakacaklarını düşünürken otelin resepsiyonunda gördüğüm küçük oğlanın içeri itildiğini gördüm. Çocuk ondört on beş yaşlarında olmalıydı. yatağın yanına kadar gelip pantolonunu indirince onun bile beni düzmesine direnebilecek gücümün kalmamış olduğunu hissederek geceliğimin indirdiğim eteklerini yeniden yukarı çektim.
Yatağın çarşafları içimden akan erkek dölleriyle vıcık vıcık olmuştu. Bacaklarımın arasına giren oğlan ne yapacağını bilmez bir kararsızlıkla acemice üstümde hareketsiz durunca ben uzanıp oğlanın yaşına göre iri ve uzun olan borusunu başından tutup içime yerleştirdim.
Üç kere arka arkaya içime boşalıp beni defalarca boşaltan o olağanüstü iri kamışlı adamdan sonra saatlerdir diğer erkekler tarafından düzülürken, kıyısına kadar gelmeme rağmen bir daha tatmin olamamıştım. Bu çok genç çocuğun oldukça hoşuma giden iri kamışının ellenmemişliği ve adeta bir kız gibi tüysüz bedenini karanlık ve sessiz odada yanlız olarak ele geçirmiş olmanın keyfiyle oğlanın kırmızı dudaklarını ağzıma alıp biçimli sert kalçalarını sıkarak içimi yavaş yavaş pompalamasını sağlamaya başladım.
Gözlerini merakla yarığıma girip çıkan kamışına dikmiş olan çocuk benim yönlendirmelerime büyük bir yetenekle uyum gösterip uzun aletini o gece hiçbir erkeğin ulaşamadığı kadar derinlerime sokmaya başladı. Oğlanın sürmeli yeşil gözleri o kadar güzeldi ve yüzü öylesine pürüzsüzdü ki kendimi adeta erkeklik organı olan bir kızla sevişiyormuş gibi hissediyordum. Hırpalanarak geçirdiğim son dört beş saatten sonra son derece yumuşak, hakimiyeti elimde tutarak sürdürdüğüm benzersiz düzüşme bir saat kadar sonra oğlanın arka arkaya dört, benim ise sakince ama olağanüstü doyumlu olarak bir kere doyuma uIaşmamIa sona erdi.
Son fışkırmasından sonra nefes nefese göğsüme kapanan çocuğun başını memelerime bastırıp, bir on dakika daha gecenin sessizliğini dinleyerek o durumda hareketsiz geçirdim. Otelin içinde çıt çıkmıyor, küçük otel odası, sanki içinde saatler boyu düzüşme fırtınaları hiç yaşanmamış gibi bir uyku sessizliği içinde dinlenirken odadaki kesif bir erkek kokusu burnumu yakıyordu. Oğlan üzerimdeyken öylece uyuyakalmışım.
Sabah uyandığımda çocuk gitmişti. Hala kayınbabamla Cihan´ın nerelerde olduğunun merakı içindeydim. Saat ona doğru ben otelin bahçesinde beni en son beceren utangaç oğlanın hazırladığı kahvaltı sofrasında oturuyordum. Gece odamı doldurmuş olan onca erkekten bir kişi bile ortalıkta görünmüyor, sabah ben uyanmadan yatağımdan ayrılmış olan çocuk da yaşadıklarımız sanki hiç olmamış gibi davranıyordu. Bir ara acaba herşey gerçek olduğunu sandığım bir rüyamıydı diye düşünmekten kendimi alamadım.
Kayınbabamla Cihan meğerse radyatörün kopan kayışını almak için şehre inip işleri uzun sürünce geceyi Cihanın bir arkadaşının evinde geçirmişler.
Kayınbabam bana dönüp iyi uyuyup uyumadığımı sorunca, yanlız olduğumdan dolayı uykumun kaçtığını söyleyip uykusuzluktan kanlanmış olan gözlerimin sebebini açıklamaya çalıştım.
Cihan kamyonu çalıştırdığında kayınbabam da onun yanına oturup benim binmemi beklerken ben otel odasında unuttuğumuz çantamı almak üzere bir koşu içeri gittim. Odadan aceleyle çıkarken resepsiyondaki çocuk kapıda dikilmiş masum gözleriyle bana bakıyordu. Gece yaşadıklarımın gerçek olup olmadığını anlamak ister gibi kapıdaki oğlanın önünde durdum ve elimi pantolonunun önüne attım. Aceleyle araştırdığım dün geceki diri organı bacağına yapışık halde aynı irilikte bulduğumda, zevkle sıvazlayarak oğlanın kırmızı dolgun dudaklarını telaşlı bir iştahla öptüm.
Sonra koşarak, çalışır halde bekleyen kamyona yetiştim. Kayınbabamın yanındaki koltuğa otururken yaşadıklarımın rüya değil tamamen gerçek olduklarının kanıtlanmışlığı ve gerçek bir tatmin edilmişlik duygusu içindeydim. Bir düzine erkek tarafından bütün gece hoyratça düzülen deliklerimin hafif sızlamasıyla birlikte oturduğum yerde çok tatlı bir uykuya dalmışım.
Oldukça ilginç ve zevkli şeyler yaşadığımız İstanbul seyehatinden döndükten sonra kaynatam beni köye bırakıp bir haftalığına askerdeki kocamı ziyarete giderken, İki eksik etek evde yanlız kalmaz deyip, abisinin torunu mehmeti geceleri yanlız kalmayalım diye bize çağırdı. Küçüklüğünden beri tanıdığım Mehmet onaltısını bu sene bitirdi. Daha dün kısa pantolonla gezerken şimdi boylu poslu bir delikanlı olmuştu ama davranışları daha çocukluktan tamamen çıkmış gibi durmuyor, iri yapısına rağmen hala oyun peşindeki köy çocuklarından biri olarak görülüyordu.
İstanbul`da yaşadığımız inanılmaz ilişkilerin etkisi altında zaten erkeğe doyamazken, şimdi artık bir gece bile sevişemesem azgınlıktan duvarlara tırmanıyordum. Kayınbabamın gittiği günün gecesi hep birlikte yatacağımız döşeği serdim. Yatacağım sıra baktım bu oğlan çok irileşmiş, eh görümcemde ilk adetini göreli beş ay kadar oluyor, oğlanı döşekte kızdan yana yatırsam olmaz, en iyisi ben bunların ortalarına gireyim dedim ve ben ortada onlar iki yanımda yatmaya karar verdim.
Karanlıkta, döşeğin üstünde soyunurken farkına vardım ki çocuk benim soyunmamı merakla gözlüyor. Neyse oğlan çocuğu, merakındandır diye üstünde durmadım ama bir yandan da bu karıların çıplaklığına düşkün oğlanın erkekliği ne olabilir ki diye merak içindeydim. Yorganın altına girip uzandım. Yanımda bizden az önce yatan kız çoktan uyumuş. Ben yanımda eni konu bir erkek yatıyor olmasının verdiği heyecanla bir sağa bir sola dönerken çocuğun uyuyup kaldığını farkederek bende uykuya daldım. Uykumda tenimi yakan rüyalar görüyordum. Güya kocam, kaynatam, şoför Cihan ve tanımadığım bir kaç erkek daha, beni aralarına almışlar ormanlık bir yerde tıpkı otel odasında başıma geldiği gibi sırayla düzüyorlardı. Uykumda olmasına rağmen,sanki gerçekmiş gibi o kadar zevk almışım ki, bir ara bacağımı yanımda sırt üstü uyuyan çocuğun bacak arasına atmışım.
Kadınlığımı oğlanın baldırına bastırdığımı farkedince, çocuğun bunun farkında olup olmadığını anlamak için dikkat kesildim. Nefesinin muntazamlığından derin bir uykuda olduğunu anladığım genç erkeğin organı bacağımın altında dikilmiş, karnına yaslanmış vaziyetteydi. Bir müddet hiç kıpırdamadım, sonra bacağımı yavaşça çocuğun üstünden çekip çok merak ettiğim sertleşmiş organına elimi uzattım. Bu oğlan onaltı yaşında bir velet olmasına rağmen kamışı kesinlikle kocamınkinden çok daha iriydi. Biraz sıvazlayıp okşadığım sertleşmiş genç erkek organından elimi çekerken azgınlığımı giderebilmek telaşıyla elimi külodumdan içeri soktum.
Zevk sularımla kayganlaşmış olan kadınlığımı iştahla bir müddet okşayıp yanımdaki oğlanın hala dimdik duran kalın kamışını bir kez daha usulca avuçlarken zangır zangır titreyerek boşaldım. Biraz rahatlamış olarak kendimi temizlemek üzere önce hamama sonra da işemek üzere helaya gidip geldikten sonra yatıp uyudum. Ertesi gün bu genç irisi oğlana daha bir dikkatli bakmaya başlamıştım. Bacakları uzun ve yay gibi, kalçaları gergin ve dik duran çocuğun omuzları da şimdiden kocamınkinin iki katı genişlemişti. Pantolonunun önündeki kabarıklığa bakınca gece yatakta dokunduğum sertliğin gerçekten de bir kadını fazlasıyla tatmin edebilecek gelişkinlikte olduğuna karar verdim. O akşam döşekleri sermeden önce, görümcem dün gece yatakta çok daraldığını söyleyince,
gece oğlanla yanlız yatabilme fırsatının doğduğunun ümidiyle kıza ayrı bir döşek açıp yatırırken oğlanın soyunup yatağa girmesiyle de ben ışığı kapatarak yatmaya hazırlandım. Tamamen soyunup oğlanın çıplak memelerimin görüntüsünü karanlık odada merakla seçmeye çaIıştığını keyifIe farkederken çıplak bedenime geceliğimi geçirdikten sonra
oğlana; “iyi geceler ablam” deyip uykuya daldım.
Derin uyku sırasında gördüğüm rüyadan mı yoksa başka bir şeyden mi, ne olduğunu önce farketmediğim bir şeyden etkilenip kadınlığıma ateşler bastığını hissederek uyanmışım. Biraz kendime gelince arkamdan bana sarılan çocuğun kalçalarıma dayanıp sertleşmiş organının kalçalarımın arasına girmek için bastırıldığını farkedip oğlanın bunu bilerek yapıp yapmadığını anlamak için bir müddet hiç kıpırdamadan bekledim. Çocuğun ellerinin hareketsizliğinden ve kendini ardıma bastırmasındaki düzensizlikten uykusunda farkında olmadan bunu yaptığına karar vererek, uyku halinin bilinçsizliğine rağmen, pijamasının önünden çıkan kamışını istekle bacaklarımın arasına sokup çıkaran çocuğa yardımcı olmak için bacaklarımı biraz araladım. Bacak aramda sıkışmaktan kurtulan, başının sertliğini kadınlığımın girişinde hissettiğim sert kamış oğlanın düzensiz yüklenmelerine rağmen içime girmeye başlamıştı.
Onun uykusunda bilinçsizce yaptığından emin olduğum hareketlerin her ikimiz için de daha zevk verici hale gelmesi için, kalınlığını içimde hissetmeye başladığım erkeklik organına doğru kalçalarımı bastırmaya başladım. Çok geçmeden uykudaki oğlan kendini bana doğru şiddetle bastırarak içime boşalmaya başlarken, ben de bir hayli tahrik olmuş olmanın etkisiyle korkunç bir zevk patlaması içine girdim. Tohumlarını içime fışkırtan genç erkeğin organını sıkıca kavrayan kadınlığım, şiddetli zevk kasılmalarıyla çocuğun ersularını iştahla sağıyordu. Boşaldıktan sonra arkamda uyumaya devam eden çocuğun sertliğini koruyan zevk aletini dakikalarca içimden çıkarmadım.
Bir müddet sonra oğlan uyku esnasında arkasını dönünce içimi boşalmış hissederek bu eksikliğin verdiği mahzunlukla birlikte uykuya daldım. Akşam vakti tarlalarından yorgun ve çok kirli dönen Mehmet`e yatmadan önce hamamı yaktım. Görümcem çoktan yatmış mışıl mışıl uyuyordu. Çocuğun hamamdan çıkmasını beklerken, hazır su ısınmışken bende yıkansam mı diye düşünüyordum.
Banyonun kapısına gidip; ´´Sırtını ovmamı istermisin Mehmet?“ diye seslendim
oğlan; ´´Yok abla işim bitti,
ben birazdan çıkıyom gayrı” deyince toy oğlanın çıplaklığından utandığı için beni istemediğini düşündüm. Ani bir merakla dün gece beni uykusundayken bilinçsizce düzerek zevk denizinde boğmuş delikanlının çıplak bedenini görebilme arzusuyla, banyonun boyuma göre yüksek penceresinin altına koyduğum büyük süt bakracını ters çevirerek üstüne çıktım. Hafifçe buğulanmış camdan gördüklerim karşısında bacaklarım şehvetle titremeye başladı. Çıplak, tüysüz ama kaslı vücudu iştah artırıcı bir ıslaklık içindeki oğlan, kurnanın yanına yayılmış, avucuyla kavradığı yay gibi gerilmiş erkekliğini dibinden ucuna kadar sıvazlıyor, bir eliylede sanki kız memesi avuçlarmış gibi kendi memelerini sıkıyordu.
Demek bu yüzden girmemi istememiş diye düşünürken, büyülenmişcesine, yeni yetme oğlanın erkek güzeli vücudunu hayran hayran izlemeye koyuldum. Elinin hareketlerinin hızlanması üzerine dikkatimi kamışına verince, şaşkın bakışlarım arasında gergin kamışının ucundan fışkıran ersuları en az iki metre ilerideki duvara yapıştıktan sonra, Havada yarım daireler çizerek banyonun zeminine düşmeye başladı. Ben yedi sekiz defasını sayabildiğim fışkırmalar artık bitti derken, çocuğun kamışının ucundan hala bacaklarına doğru beyaz sıvılar fışkırmaya devam ediyordu. Şahit olduğum bu sahneden öyle etkilenmiştim ki, bir elimle memelerimi, bir elimle de yangın yerine dönen kasıklarımı ovalamaktan kendimi alamadım. Delikanlının bir müddet hareketsiz kaldıktan sonra su dökünmeye başlaması üzerine çıkmaya hazırlandığını anlayıp bakracın üzerinden indim ve eve girip onun gelmesini bekledim.
Az sonra banyo kapısının önüne bıraktığım pijamalarını giyip, yatmak için odaya giden oğlanın önünde serbest bir şekilde sallanan şişkin erkeklik takımlarını görünce birden aklıma çocuğa temiz don vermediğim geldi. Zavallı oğlan, benden don istemeye utanıp, pijamasını çıplaklığının üstüne geçirivermiş olmalıydı. O, yatağa girip uyumaya hazırlanırken ben hamama gittim. Arzu dolu vücudumu doyasıya yıkayıp az önce yarım kalmış olan kendimi okşamalarıma sıcak suların vücudumdan akarken verdiği ıslak zevk eşliğinde devam edip, az önce Mehmet´in tohumlarını fışkırttığı yerde oturuyor olmanın azdırmasıyIa genç erkeğin hamamın duvarlarına ve yerlerine yapışmış döl sularının benzersiz kokusunu içime çekerek şiddetli kasılmalarla boşaldım.
Rahatlayan bedenime bolca sular dökündükten sonra hamamdan çıktım. Saçlarımı havluyla kuruladıktan sonra, çıplak bedenime geceliğimi geçirerek uyumuş gibi görünen oğlanın yanına uzandım. O gece sabaha kadar belki on kere uyanıp, yanımda yatan bu dipdiri erkek bedenini okşamamak için kendimle mücadele ederken, yatakta kıvrana kıvrana en sonunda uyumuşum. Ertesi gün her zamanki günlük işlerle geçti. Mehmet o gün arkadaşlarıyla bağlarda eğleneceklerini, akşam biraz geç geleceğinden merak etmememi söyledi.
Gece olup hava karardığında Mehmet hala ortada yoktu. Biz görümcemle döşekleri açıp yattık. Aradan yarım saat geçip kapının önünde birinin tuhaf bir sesle birşeyler söylediğini duyunca perdenin aralığından şöyle bir baktım. Mehmet kapı eşiğinde sırtı duvara dayalı ve gözleri kapalı olarak adeta kendinden geçmiş gibi oturmaktaydı. Oğlanın başına bir şeyler geldiğini düşünüp telaşla dışarı fırladım. Hemen kollarından tutup kendine gelmesi için hafifçe sarstığım çocuğun ağzından gelen kuvvetli içki kokusunu hissedince neler olduğu anlaşıldı.
Acemi oğlan körkütük sarhoş olana kadar içmiş olmalıydı. Bizim köyde yeni delikanlı olmuşların adetidir. Böyle toplanıp arada bir içmeye gider, sonra da zil zurna sarhoş olup babalarından dayak yerler. Allahtan bu gece bizde kalacaktı da bu haldeyken babası görmeyecekti. Kalkması için zorladığım çocuk çoktan derin bir uykuya dalmış, beni duymuyordu bile. Allahtan evin girişinden odadaki yatağa kadar hep düz ayaktır. Kollarından çeke çeke odaya getirdiğim Mehmeti yatağın üstüne yatırarak ayağından ayakkabılarını ve çoraplarını çıkardım. Leş gibi alkol kokan gömleğini sırtından çıkarıp, kemerini çözdüğüm Mehmetin pantolonunu aşağı çektiğimde karşıma çıkan tahrik edici görüntüden, bir gece önce banyodan sonra don vermeyi unuttuğum oğlanın pantolonunu donsuz giydiğini anladım.
Bütün bunları yapmak o kadar güç harcamama neden olmuştu ki, yatağın üstünde çıplak yatan genç erkeğin pijamasını biraz soluklandıktan sonra giydirmeye karar verdim. Akşamdan mangalla ısıttığımız oda közlerin hala canlı olması nadeniyle hala sıcak olduğundan nasılsa üşümezdi. Biraz kendime gelince yatağımın üstünde anadan doğma yatan, sopa gibi dikilmiş erkeklik organı iri koçlarının arasında iştah açıcı bir şekilde duran erkeğin cinsel varlığının ilk defa ayırdına vardım. Dün gece çok isteyip tatmin edemediğim cinsel arzularım depreşip, uyanması mümkün görünmeyen, uyansa bile hiç bir şeyin farkında olamayacak kadar sarhoş durumdaki genç erkeğin bedenine dokunmak için içimde büyük bir arzu duymaya başladım.
Karanlık odada üstümü tamamen soyup, oğlanın üstüne çıktım. Bedeninin sıcaklığını tenimde hisseder etmez kadınlığıma doğru yakıcı bir ateş seli aktı. Mehmet derin bir uykuda hiç kıpırdamadan yatıyor, ancak bacaklarımın arasına bastırdığım erkekliği hiç de uyuyormuş gibi durmuyordu. Bir erkeğe ilk defa böyle yaklaşmanın üzerimde yarattığı çok farklı heyecan duygusu bana, neredeyse tecavüz ediyor olduğum bu genç çocuğun bedeniyle istediğim herşeyi yapmamı emrediyordu. Mehmetin bıyıkları yeni terlemeye başlamış olan iri dudaklarına ufak buseler kondurarak, henüz gelişmiş ama bir hayli babayiğit yapıdaki bedeninin her noktasında dudaklarımı gezdirmeye başladım. Bacaklarını araladığım oğlanın, baş kısmının ufaklığına rağmen oldukça kalın gövdeli ve uzun organını ağzımın içine keyifle sokup iştahla emerken, o ana kadar hep erkeklerin hakimiyetinde geçmiş olan sevişmelerimin tersine bu defa canım istediği gibi tadını çıkarmaya başladım.
İri koçlarını birer birer emdiğim genç erkek, derin uyku halinde bile zevk aldığını belli eder şekilde hassas yerlerini emerken zevkle inliyordu. Daha fazla dayanamayıp çocuğun yay gibi kıvrılıp karnına yapışan, dibine doğru neredeyse kaynatamın organı kadar kalın tokmağının üstüne oturdum. Gövdesinden tutup kızışmış deliğimin girişine denk getirdiğim ufak başlı kamışı kolayca içime girerken, gövdesine doğru deliğimde sıkıştı ve dibine doğru anormal kalınlığını içime sığdrabilmek için kendimi iyice aşağı bastırmam gerekti. Devleşmiş, demir gibi sert erkeklik organının kadınlığımda yarattığı müthiş zevk veren gerilme hissiyle birlikte, biraz da yatağımdaki bu oğlanın kaç gecedir yarattığı azgınlıktan olacak, dayanamayıp boşalma noktasına geldim. Oğlanın üstüne henüz binmişken, vücudum titremelerle kasılmaya, aşk deliğim, içine saplanmış kalın hortumu arsızca yoğurmaya başladı.
Memelerime dokunulmasına ihtiyacım her zamankinden on kat daha fazla artarken, kendimi oğlanın ağzına bastırıp iri memelerimi emdirmeye çalıştım. Öyle kendimi kaybetmişim ki bir an çocuğun boynunu hırsla emdiğimi telaşla farkedip dudaklarımı yapıştırdığım yerde yuvarlak bir morluk bırakarak aynı hırsla körpe oğlanın dudaklarına uzandım. Kasılmalarım bitince, çocuğa sarılmış durumda dudaklarını emmeye devam ederken, içimdeki çelik gibi sertleşen aletin ucu kadınlığımın arzuyla şişmiş dudaklarına değinceye kadar kaldırıp, her defasında koçlarının yuvarlaklığını hissedinceye dek kalçalarımı indirip kaldırmaya başladım.
Onbeş dakika kadar aşkla terleyen vücudumda gezinen zevk verici elektriklenmelerin eşliğinde diri organın üstünde inip kalktıktan sonra altımdaki uyuyan oğlanın vücudu yay gibi gerilip, inlemeye başlayınca boşalıyor olduğunu anlayarak hareketlerimi hızlandırdım. Biraz daha dayansa birlikte tükenecekken, uykusunda boşalmaya başlayan delikanlı bilinçsizce kalçalarını kaldırıp içime fışkırmaya başladı. Telaşla ona yetişmeye çabaIarken yine tatlı uykusuna dalan Mehmetin belinin geldiği için yumuşayacağını sandığım organının kadınIığımda aynı sertliğini koruduğunu farkedince
´´Acaba boşalmadımı?“ diye şüpheyle durakladım.
Deliğimden bacaklarıma sızan bol miktardaki sıvıya parmaklarımı sürüp inceleyince, ersuyunun çok iyi bildiğim kokusu ve tadını alarak, boşalmasına rağmen, gençliğinin verdiği güçle erkekliği yumuşamayan Mehmet`e tutkuyla sarılıp, kalçalarımı arsızca üstünde inip kaldırmaya devam ettim. Neredeyse iki saat süresince erkek sırtüstü yatarken kadının uyguIayabiIeceği ne kadar duruş varsa deneyip defalarca müthiş doyumlar yaşadıktan sonra nihayet rahatlamış olarak yatıp uyumaya karar verdim. Sarhoşluğun verdiği derin uykusuna devam eden genç erkeğin pijamalarını giydirdikten sonra pijamasını içinde hala dimdik duran organını elimle son bir defa sıvazladıktan sonra tatlı bir yorgunluk hissettiğim bedenimi döşeğe atıp mutluluk içinde uyudum. Sabaha karşı bir ara uyandığımda beni bir sürpriz bekliyordu. Arkamdan bana sarılıp, iki gece önce yaptığı gibi kalçalarıma yapışmış olan çocuk biraz çekilip bedeninin sıcaklığını tenimden uzaklaştırınca, ardımda bir ıslaklık hissederek elimle kendimi yokladım.
Geceliğime bulaşan yapışkan ıslaklığın erkek dölü olduğunundan şüphelenince kokusuna ve tadına bakarak yanılmadığımı anladım. Gece saatler boyu benim mutlu olmamı sağlayıp yanlızca bir kere boşalmış olan oğlan derin uykusu sırasında kalçalarıma sürtünerek ikinci kez boşaldığı anlaşılıyordu. Hala kendinden geçmiş bir şekilde uyuyan delikanlının pijamasının önündeki sırılsıklam yapışkan ıslaklığı görünce de bu düşüncemde haklı olduğumdan emin oldum.
Onun bu halde bir iki saate kadar kalkacak olan genç kızın önünde yataktan kalkamayacağını bildiğimden üşenmeden kalkıp hamamı yaktım. Su ısındıktan sonra oğlanı sarsarak uyandırıp;
´´Ablam hadi kalk git banyo yap kirlenmişsin ” dedim.
Önce uyanmakta güçlük çeken, hala içtiği aşırı içkinin etkisi altındaki oğlan gözlerini zorla açıp biraz kendine gelince ne dediğimi yarı anlamış yarı anlamamış halde, işaret ettiğim önüne bakarak utançla yatağın içinde kalkıp oturdu.
´´Hadi ablam benden utanma, bu normal birşey`` diyerek moral vermeye çalıştım.
Ayağa kalkan çocuğun sallandığını farkedince, koluna girip banyoya götürdüm.
“Hadi soyun gir” derken utançla başını eğen oğlanı banyonun kapısından itip;
´´Amaaan Mehmet gören de seni yiyeceğim sanır`` deyip
pijamasının üstünü çekip çıkardım.
´´Hadi al şu peştemalı beline sar ben dışardayken, sonra da ben seni yıkayacağım. Yoksa senin bunu yapacak halin yok`` deyince hiç sesini çıkarmayan oğlan soyunurken, ondan sonra da kendim yıkanmaya karar vererek kirlenmiş geceliğimi çıkardım. Çıplak memelerimin üstünden tutturduğum peştemalla birlikte banyoya girdim. Kurnanın yanında uslu uslu oturan hala yarı sarhoş durumdaki oğlanın başını sabunladıktan sonra iyice köpürttüğüm lifle vücudunu ovmaya başladım. Bir kadının yetişkin erkek vücuduna ilk defa dokunuyor olmasından olsa gerek, mahmur bakan gözlerini ıslanan peştemalıma yapışmış olan iri memelerime dikmiş olan genç boğanın erkekliği, gece üç defa boşalmış olmasına rağmen yine ayaklanmış,
beline sarılı peştemalın altında bir çadır meydana getirmişti. Bacaklarını liflerken peştemalını biraz yukarı itince, erkekliğinin iştahla dikilerek gerginleştirdiği iri koç yumurtalarını görebiliyordum. Bacak aralarını sabunlarken elim organının dibine değerken, geriye yaslanan çocuk gözlerini yummuş hareketsiz duruyor, yaşadığı şeylere tepkisini ancak, gergin bir yay halini almış olan erkekliğinin ıslak peştemela yapışan şeklinden anlıyabiliyordum. Biraz doğrulmasını söyleyip sırtını liflemek için üstüne eğilince, göğsümden tutturduğum peştemalım açılarak sırtımdan iki yanıma doğru sarktı. Tamda çocuğun yüzünün hizasındayken bütün çıplaklığıyla memelerim Mehmetin neredeyse ağzına girecekmiş gibi oldu.
ben bir an panikle toparlanıp kapatmayı düşünürken oğlanın gözleri kapalıymış gibi görünmesi üzerine uçlarını şöyle bir iliştirdiğim peştemalı önümde tutturup sırtını sabunlamaya devam ettim. Kalçalarına sabunlamak için eğilip kalktıkça ister istemez memelerim genç çocunun başına yaslanıyordu. Sabunlu lifi aşağı doğru sürttükçe beline sarılı peştemalı gevşeyip aşağı kaymaya başladı. Yanlarını sabunlayıp aynı işleri tekrarlarken de iyice mayışıp kendini bırakmış oğlanın uyukladığını farkedip erkekliğini örten örtünün kaymasına aldırış etmedim.
Ufak başı gerilmiş, çevresinde ki damarlarının şişkinleştiği kalın organı ortaya çıkmış, düzenli kısa vuruşlarla havayı dövüyordu. Oğlanın yine kendinden geçmiş haline güvenip lifi kasıklarına doğru sürerken hareketlerimi iyice yavaşlatmıştım. Karnına doğru dikilen kamışının altında kalan iri koçlarına çok yumuşak hareketlerle okşar gibi köpüklü yumuşak lifi sürdüğüm çocuğun yüzüne bakıp tepkisini kontrol ederken, hassas yerlerine dokundukça, yumduğu gözlerini açmayan genç erkeğin, bu durumdan zevk aldığı, yüzünün arzuyla kasılmasından belli oluyordu.
Oğlanın bu hem edilgen, hemde etkin hali benim cesaretimi artırarak, bir elimle lifi duyarlı organının çevresine tahrik edici bir hassaslıkla dokundurmaya devam edip, diğer elimle de sanki yaptığım iş gereğiymiş gibi kamışını gövdesinden parmaklarımla hafifçe aşağı çekerek göbeğini sabunlamaya başladım. Gergin bir yay gibi parmaklarımın arasından kurtulup karnına çarpan köpükler içindeki kayganlaşmış organın çıkardığı kamçılama sesi üzerine oğlanın yüzüne şöyle bir baktım. Tepki vermediğini görünce bu defa avuçlayarak gövdesinden kavradığım kamışı tamamen kontrolum altına aldım. Elimin bu doğrudan temasıyla genç bedeni şöyle bir gerilen oğlanın bir elimle vücudunu sabunlamaya devam ederken, diğer elimde tuttuğum diri erkekliğini sıvazlıyordum.
Hızlı hızlı solumaya başlayan çocuğun boşalmasının hızla yaklaşmakta olduğunu farkedince, çok zevk aldığım bu işi biraz daha uzatmak üzere kurnadan tasa doldurduğum sıcak suları genç aygırın zevkle gerilen bedenine döktüm. Köpüklerin akıp gitmesiyle, tüysüz ama yetişkin erkek bedeni, iştah açıcı duru teninin çekiciliğiyle ortaya çıkan delikanlı, uyanıksa bile, kendisine yaşatılan, hoşuna gittiğini sandığım olayın büyüsünü bozmamak için hiç bir tepki vermeksizin, çıplak bedenini yıkamama sesini çıkarmadan gözlerini uyuyor gibi yummuş,
uysalca önümde oturuyordu. tekrar kapalı gözlerine bakarak önünde eğildiğim erkeğin, artık her an fırlatılmaya hazır bir mızrak gibi duran organını ağzıma soktum. Dudaklarımın temasıyla vücudu gerilip kalçalarını oturduğu yerden biraz kaldıran Mehmet, bir kaç kere kuvvetle emip sokabildiğim kadar ağzıma aldığım iri erkekliğinin bereketli döllerini aniden boğazıma fışkırtmaya başladı. Ağzımın içinde atışlarını hissettiğim kamışını elimle sıvazlarken, koçlarının torbalarını nazikçe avuçladığım genç erkek, kendini sıkarak inliyor, neredeyse hepsini ağzıma sokmak istermiş gibi uzun kamışını boğazıma doğru bastırıyordu. Boşalıp sakinleşen Mehmetin gözleri hala kapalı durumdayken üstüne bol bol su döktükten
sonra; ´´ Hadi ablam,sen çık artık ben yıkanayım`` dedim.
Sanki hiç bir şey olmamış gibi davranmakta gizlice anlaşmışçasına müttefik olduğumuz genç oğlan, utangaç bir tavırla uzattığım havluya sarınıp dışarı çıkarken, mahcup bakışlarını, üstümden çözüp kurnanın kenarına bıraktığım peştemalın altından çıkan çıplak vücudumdan ayıramıyordu...
Devam edecek ...
Muhteşem Köy Hikayesi 4
Bölüm 4
----- HAYDAR AĞA ANLATIYOR -----
Oğlanı hayırlısıyla vatan hizmetine göndereli yedi, sekiz ay kadar oluyordu. Artıkın geceleri güzel gelinimin memelerini göremiyordum gayri. Amma velakin gece olduğunan yatağa girmek için döşeğin dibinde soyunan gelini azbir göreyim diye gözlerimi dört açar olmuştum. Yanı başımda sabahlara kadar götü bacağı açılmış yatan geline bakıp önümü sıvazlamaktan artık gına geldiydi.
Erkeksiz kalan kızışık gelin de ateşi arttığından olacak herhal, aynı benim gibi üstünü başını bir açıyor bir gapatıyor, geceleri ben onun açılmış bacaklarını gözleyip dururken, elini hep donunun içinde tutup arada bir de boğasız galmış inekler gibi inliyordu. Kaç gece şunun üstüne bir çıkıversem ne der acep diye kendime çok sormuştum ille cesaretim tutupta bir türlü ilişemediydim. İneğinden çıkacak buzağı döl yatağında galmaz dirler. Bir gece nası yanıyom,güçük haydar nası bir ayaklanmışki sormayın. Havalar da çok soğuduğu için artık kimse tek yatamaz oldu. Aramızda benim sümüklü gız, gelin o yanında, ben beri yanında yatıyom. Aynı döşekte yatıncası da daha bir gatlanılmaz oluyo bu zalımın gızının azdırmasına. Neyse ki ne, işte o gece nası olduysa benim sümüklü gız geçmiş yengesinin ardına, benim bu gelinle aramızda donumda büyüttüğüm güçük haydardan başka kimse yoktur. Aha birde bu gancığın bütün götünü bacağını üryan görünce ´´Oğlum Haydar bu iş buraya kadarmış, artık bundan kelli ne olursa olsun heç umurumda değil gayrı!” dedim ve başladım gelinin süt gibi bacaklarına eIIeşmeye.
Ben bu garının götünün aha böyle sert olduğunu heç anlamamışım. Babam ben ellerimi apışarasına sokup garıştırdıkça avrat uykusunda bir gıvranıyor ki ne, sanki üstüne binmiş düziyler. Dedim ki, her gece hergece gocasınınkini yemeye alışkın garı, aylar var heç bi halt görmedi.Dokununca kızışması arttı herhal. Aha bu galtak ben bal kutusuyla oynaşırken ardını bana veripde yan dönünce´´ eh Haydar maşallah! önünde gıvrılan bu garıyı aha şindi devirmezsen sana da yuf olsun! Hemen donumu ayağımdan tekmeledim, gazık gibi galkmış haydarımı bunun kabalarının arasına dehledim. Donunun üstünden bastırıyom ki garıyı biraz gıvamına getiriyim, sonra da donunu yana çekip somunu fırına verecem.
Nası yanıyom, ganım damarımda nası debeleniyo sormayın. Artık bundan kelli kimseler beni tutamaz. Bunun beline elimi attım,yumuşak garnını okşayarak cıbıldak olduğunu çok eyi bildiğim gocaman memelerine uzanıp sıkmaya, uçlarını parmaklarımda ufalamaya başladım. Böyle avucum içinde iri toplarını bi sıktırmışım ki, gelinin ağzından bir oh sesi çıkınca, ´´aha tamam!“ dedim bu garı gıvama geldi. Heç beklemeden donunu duttuğum gibi aşağı çektim. Donunu çıkartırkene heç de birşeycik demeyen galtak, şincik önümde geceliği sırtına kadar sıyrılmış, yuvarlak götünün kanatları haydarımı içine almaya hazır, anadan üryan duruyordu. Benim avrat öleli üç sene oluyor. Bir sene de hasta yattı, etti sana dört sene.Yani tam dört senedir benim haydarım bir sıcak yuva görmedi.
Nasıl ki gelinimin daracık deliğine yüklendim, şöyle bir baksan aha bu buraya girmez dersin. İlle bu garı gısmının alışı çok guvvetlidir gocca çocuğun çıktığı yere aygırınkini soksan girer. Benimki ne ki otuz santimlik birşey! Biraz da galın emme garılar da böyle sever zati. Neyse ne, ben bunun deliğine yükleniyom ama garıda bi ıslanmaya başladı ki sorma. Kaygan kaygan deliğin içine santim santim döşendim. Baktım garı da içine almak için geriye abanıyor. Birde elini uzatıp haydarımı gövdesinden gavrayınca, oyyyy anam
ben böyle ateşli avradı bulunca bir coştum bir coştum ki, başladım önümde zevten inleyen gaItağın deliğine hızla pistonIamaya. Garı da yanarmış meğer. Daha ben koçlarımı yarığının dudaklarına anca vurmaya başlamıştım ki, bunda bir inleme, bir ahlar, bir ohlar, çığıraraktan geImeye başladı. Azgın garı böyle bağırınca, benim sümüklü gız uyanıp
´´ne oldu yenge?
” diye sormasınmı!
“Anam nası kendimi çabucak geriye aldım ki, gız geline bindiğimi görecek gorkusuyla! Allahtan gelin sümüklüyü bir iki şey söyleyip avuttu da gız hemencecik yine uykuya daldı. Eh artıkın gelinin bu işe hevesli olduğu da belli olmuştu gayrı. Gancığı altıma alıp güçük haydarımı dayadığım gibi kızışık deliğine geçirmeye başladım. Bu avradın günah gapusu öyle dardı ki, içine girip çıkarken istesemde çok hızlı sokup çıkaramıyordum. Halbuki benim rahmetli avradımın sevap gapusu, hele iki çocuk doğurduktan sonrası tam da benim odunuma göre olmuştu. Kabalarının ardına geçip vurmaya başladımmıdı,
benim karının çıplak götünden çıkan şapıldak sesleri avradımın inlemelerine garışıp bitişik evlerden duyulur, gomşular ´´Haydar ağa gene garıya biniyor” diye birbirlerine gıskançlıkla haber verirlerdi. Tabi rahmetli de yeni gelin olduğu zamanlarda aynı bu gancık gibi sıkıydı. Zamanla düze düze deliğini genişlettim.
Evelalah gelinimi de kifayetli becerebilirsem onu da açarım. Neyse ne! Bu galtağın bacaklarını omuzuma aldığım gibi, içine yüklene yüklene pistonlamağa başladım. Yüzünü yana çevirip oh`layan gelinim bir ara kendine soktuğum allame-i cihanı görmek için başını galdırınca bende az biraz doğrulup içine basarken daha iyi görsün istedim. Bu garı çok yamanmış yahu. Benim haydara bakarkene birden gene inleyip boşalmaya, dar deliği haydarımı sıkıp sıkıp bırakmaya başladı. ´´Guçük Haydarıım! “ dedim, sende daha iş bitmemiş leeenn.
Ne avratlar gömersin daha hele leeeeyyyyy!! Artıkın abazalık bitmişti gayrı.
Benim gelinim gaynatasına böyle verici olduktan sonra ben bunu her gece düzmezsem namerdim. Bu gahpeyi gocasıyla her gece gözlerken en çok da hoşuma giden, aha bu avradın oğlanın üstüne binip at üstünde gider gibi zıplamasıydı.´´ Ula zalımlar ! ” derdim, nerden buldunuz bu şekli!. benim bu yaşta ne görmüşIüğüm var ne yapmışIığım!“ Anlayacağınız içimde ukde olmuştu bunu yapmak. Eh hazır fırsatını bulmuşken bir de kaynatanın üstünde zıpla diye gelinimi sırtüstü yattığım gibi üstüme çektim. Galtak işi biliyor tabii. Üstüme çıkıp da haydarımı başından gavramasıyla deliğine oturttu.
Zevkten mest olup içimden ´´ Yirim senin o gurban olduğum ellerini ! ” dedim. Onca yıllık evliliğimizde rahmetlinin benim haydara bir kerecik dokunduğunu bile bilmem. Anam, garı üstümde inip galkarkene yıllardır her gece garanlıkta gocasıyla düzüşürken gözlediğim, rüyalarımda da emmelere doyamadığım memeler yüzüme doğru salınınca bi heves diplerinden gavrayıp meme başlarını ağzımın içinde akide şekeri gibi emmeye başladım.
Garı otuz santimlik haydarımın üstünde inip galkmaktan yorulup kendini üstüme goyverdiğinde ben galçalarından gavrayıp içine allah ne verdiyse geçirmeye, koçlarımı kabalarına vurdurmaya goyuIdum. Gurban olduğum gelin çığırmasıya başIayıp koIIarını bana sararkene yeniden gelmeye başladı. Herhal bu seferki çok yaman olmaliydi ki, içine döşenirken dakkalarca gasılması inlemesi bitmedi. O sıra artık benden utanması da bitmiş olmalı ki, her zaman hele bir öpsem ki ne öperim dediğim leblerini uzatınca heç bekletmeden kırmızı buselerini dudaklarımın arasına aldım. Benim rahmetli hep bana ´´ Haydarım benim dudaklarımı ısır, dilimi em gurban olurum sana “ diyerekten bayıldığı öpmelerime gelinimde layıktır diyerek heç kendimi sakınmadan, şeker gibi tatlı dilini ağzımda erittim. Artıkın benimde nefsimi tutacak dermanım galmamıştı gayrı. Bir oh çekip çeşmenin vanasını açtım. Abov bu zalım gelin gocasına yaptığını bana da yapıp altımdan galktığı gibi haydarıma sarılmazmı!
Ağzına dayadığım bostan çeşmesinden akan bütün döllerimi şapırdata şupurdata yutuverdi azgın gaItak. Gardaş heç yalan demiyim bu yaşa kadar heç böyle bir şey başıma gelmemiş. Benim belim mi geldi, yoksa canımdaki bütün kan emilip gurudummu ne oldum bilemem gayrı. Aha bu zalım gelin onbeş yaşında kısrağa ilk defa binen genç aygırIar gibi gendimi bir toy, bir acemi hissettirdiki ne, garı emip ağzından tükürecek sandığım tohumlarımı yuttukça daha bir coştum. bunca yıllık hayatımda ben böyle belimin geldiğini hatırlamıyom. İşimiz bitipde nefsim az biraz soğuyunca garşımda duran gancık gözümde yine oğlumun garısı gelinim oldu.
Gelinimin önünde anadan üryan durup onu da altımda cıbıldak görmekten utanıp bi acele üstümü geyindim ve heç gonuşmadan yattım. Ertesi sabahınan ablamgil bizde galmaya gelince yeni gavuştuğum avratla bir hafta elleşmeye yol bulamadım. Bacım köyüne dönüp yanında benim sümüklü gızı da götürünce bizim eve bayram erken geldi. O sabah erkenden tarlaya gittiydim iIIe akşama yatak güreşi var deyi, kendimi çok da yormadım ha! Eve vardıydım ki benim gancık gelin misler gibi kokuyor. Belli ki iyice yıkanmış paklanmış, kaynatası için kokular sürünmüş. İçimden ´´yirim seni gelin, gurban olurum diri memelerine! “diyom ama kendine heç bir şey belli etmiyom ki yüz göz olmayak gayrı.
Çayları da içip vakit gece olunca; ´´Gayrı döşeği serde yatalım” dedim. Galtak yiyeceği malın hevesiyle bi çırpıda yatağı döşeyiverdi. Oracıkta gelinin yanında soyunuverdim de bir donum üstümde yatağa girdim. Gızışık gelin de ışıkları gapatıp, döşeğin kenarında üstünde ne var ne yoksa soyup geceliğini üstüne geçirdikten keIIi döşeğin ötesine gıvrıldı. Hemen elleşmedim ki garı biraz dutuşsun deyi. Ula gardaş baktım ki ne, avrat dönmüş yatıyo, galtak uyuya galmasın diye hemen üstüne gıvrılıp, bir elimi donbul memelerine, bir elimi de günah gapusuna attım ki ne, bu senin zalımın gızı çoktan heveslenip beklermiş zağar. Hemencecik geceliğini sıyırıverdi ki altındaki cıbıldak çiçekli kabağını apazlayam. Anam babam o tüysüz şeftali gibi, tüylerini neyin yolduğu kuş yuvası sıcak sıcak elime bir deyince nası hoş oldum bilemen gayrı.
Bunun bal gutusuna ağzımı dayadığım gibin çeşmesinden akan bütün ballarını emmeye başladım. Azgın gelinim gızışmış köpekler gibin inliyor bağırıyor, o böyle aygır isteyen gısraklar gibin kişnedikçe, ben daha bir coşup dilimi dar deliğinden içeri sarkındırıyom. Baktım ki ne garı tam da gıvamına gelmiş, gayrı malı yuvaya koyma vaktidir deyip, bunu döşeğe yüzüstü serdim. Kabaları önümde döşeğe yapışmış galtağın yuvarIak kabaIarına dayadığım küçük Haydarı dehleyince, santim santim gaydırıp geIinin misafir odasına yerIeştim.
İçimden; ´´Ula namıssızın gızı sen düzülmek mi isteyidin ha! al sana düzüşme “ deyip vurmaya başladımdı ki garı bi bağırış, bi figan, hemen beli gelmeye başladı. Babam önüme yayla gibin yatan böyle ateşli garıya ben nası doyarım deyip, belinden tuttuğum gibin önüme domaltmışım. O zevke gelmiş çığırıyor, ben içine döşüyom. Bunun altına yattım, üstüne çıktım, bacaklarını omuzladım, ayağa galdırdım, velhasıl aklıma nasıl geldiyse öyle, nerden baksan üç saat neyin düzdüm. Garı çığırıp inlemekten yorgun düşünce, artıkın içirivereyim saleplerimi deyip, benim çeşmeli tomruğumu gelinimin gırmızı dudaklarına dayadım. Ohhh ne de güzel emermiş gamışımı benim gınalı geliniiim! Tüketti gaynatasını, guruttu çeşmesini!
Saldım kendimi döşeğe, üstüme esvabımı geçirdim heç söyleşmeden bi datlı uykuya daldım ki ne sormayın. Daha uykuya düşeli bi saat neyin oImuştu ki evin gapusu deli gibin çalınca,
´´Bismillah, ulen kim ola ki bu saatte” deyip gapuya çıktım ki ne, abooovv benim asker oğlan, içerdeki garının gocası gapuda dikilmiymi! Biliyom suçluyum, garısını akşamdan beri düziyim, garı hala düzüştüğüm yatakta mest olmuş yatar. Belli ki koyun koyunaydık, ortada başka yatak yok! İlle ne edem, renk vermeyip oğlanın boynuna sarıldım. Nasıl gelebildiğini falan sorup oyalıyom ki ne, içerideki avrat da kalksın toparlansın. Neyse, ben bunu içeri alırkene geline ses ettim bak kim gelmiş diye, kendim de girmiyom ki hem bunlar hasretle goklaşsın hemde yerde bir tek döşek var, oğlan görüpte huylanırsa ben de uyumuyordum deyi yalan atacam. Neyse ki ne, az sonra odaya girdim ki, ula bu garı çok yaman. Akıllı galtak gaşla göz arasında bi döşek daha sermiş yere.
Öyle bi içim rahatladıki, oğlanla biraz hoş beş edip sabaha garşı sefer durumundaki bölüğüne geri döneceğini öğrenince, bu ziyaretinin asıl sebebi hikmetini anlayarak ben uyuyom gayrı deyip kendi döşeğime uzandım ve oğlan saatlerdir benim haydarımın günahıyla döşendiği yuvaya gavuşsun deyip arkamı döndüm yattım. İlle bir yandan bu gahpeyi düzülürkene görmeye heves ediyondum. Bu benim yiğit oğlan garıyı sabaha gadan uyutmadı vurdu da vurdu, ille akşamdan gaynatasının altında guzusunu gaybetmiş goyunlar gibin çır çır çığıran orospu gelin, aha yalanım varsa sabaha çıkmıyım, oğlan üstünde debelendikçe gık bile demedi.
Zağar bu garıyı çok doyurdum deyi düşündüm. Sabah ışığı tan yerinde ağarırkene asker oğlum garısının goynundan galkıp beni dürterek, baba ben gidiyom deyince, galktım elimi öpüp helalleşen oğlanı kapıdan yolcu ettim. Birliği yola çıkmak üzereymiş bi tez yetişmek için fırladı gaçtı. Gapuyu gapatıp arkamı döndüm ki ne, yatıp az daha uyuyacam hele baktım ki ne benim döşek galdırılmış gelin kendi yatağına girmiş geceliği yorganın üstünde serili. Ula dedim bu garı ne doymaz aşifte böyle. Akşamdan beri baba oğul basıyoz hala doymadı gancık.
İlle ben sabaha gadan onları gözlerkene bi azmışım bi azmışım ki bide bu gahpenin cıbıldak haliyle beni yatağına beklediğini görüncesi haydarım gene bi heybetlendi hadi gayrı ökseye tutulmuş guş gaçamaz deyip üstümde ne var ne yoksa atıp anadan üryan soyundum. Benim cihan pehlivanı güçük haydarım önümde dikiliyken, zalım gelinim yataktan galktığı gibi memelerini zıplata zıplata kendini önüme attı.
Rahmetli ye çok yalvarırdım; ´´Hele bir ağzına al gurban olduğum” diye de, yanaşmazdı. Bu benim yaman gelin haydarımı duttuğu gibin, boğazına gadan sokup çıkarmaya başladı ki ne, zevkten ölüyim sandım. Az biraz emdirdikten sonra bunu pencere yanındaki sedire domaltıp vıcık vıcık olmuş sıcak deliğine bir dayandım ki peh peh. Buna arkadan basarkene galtak gelin perdenin arasından gafayı çıkarmış dışarıyı gözlüyor. Az biraz sonra benim azgın gısrak bir inlemeye bir kişnemeye başladı ki, oğlanın saatlerce boşaltmayı beceremediği garıyı ben on dakkada boşalttım. Hem önümde gıvranıp hemde inleyen galtak pencerenin önünde duran biriyle gonuşmaya başlayıncası gulak gesildim ki ne,
bizim pencerenin önüne dikilen İsmailgillerin gelini Sevdayla hasbihal ediyler. Ula bu Sevda gelinde de bir göt vardır ki ne, tarlada eğildiği zaman, iki tane garpuz içine sıkışmış gibin şalvarını şişirir. Bu manzarayIa nefsimi dutamam tarlayı bırakıp, bu Sevda galtağının kabalarına vurduğumu hayallenip, dere kenarında güçük haydarı tokatlarım. Ben bu iki namıssız kızışıkların seslerini beraber duyunca daha bir keyiflendim. Bunlar aralarında mırıldaşırkene geline arkadan yavaş yavaş sarsmadan gömüyom ki ne, neredeyse galtağın içine boşalacam. Neyse garpuz götlü gidince, beline bastırıp kabalarını iyice çıkattığım garının hızla vurdum içine sopamı. Artık duracak dermanım galmamıştı ki, nargilemi uzatıp üflesin diye leblerinin arasına verdim. Artıkın bundan kelli ya benim çeşme kuruyana gadar ya da oğlan askerden gelene gadar, benim güçük haydarla, azgın gelinimin kızışık deliği açlık yokluk çekmeyecelerdi gayrı…
Devam edecek ...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Muhteşem Köy Hikayesi 3
Bölüm 3
----- MENEKSE ANLATIYOR -----
Kocam askere gideli sekiz ay olmuştu. Bu arada on beş gün dağıtım iznine de gelememesi ikimizi de çok üzdü. Mektubunda eğer izne gelmezse daha çabuk terhis olacağını söylediği için bir an önce hepten kavuşuruz ümidiyle sabrediyordum. Onun yokluğunda öylesine dolu hale gelmiştim ki, herkes yatıp uyuduktan sonra sessizce öttürüImeye hasret kaIan kuşumu okşuyor, içimde erkeğimin zevk sopasını hissetmenin özlemiyle gerçek tatmine ulaşamadan, kendimi defalarca inlemeler içinde boşaltıyordum. Baharın başında giden kocam askerdeki ilk kışını geçirirken, bizim buralar her kış olduğu gibi erkeklerin bıyıklarını donduracak kadar soğumuş, geceleri yatağın içinde tek başına yatmak imkansız hale gelmişti. Görümcemin benimle yatmaya başlamasıyla beraber az da olsa yatağım ısındı. Ama bu arada kızın yanında kendimi okşama ve boşalma ihtiyacımı karşılama şansımda azalmıştı. Bir sabah kayınbabamın omuzlarının büzülüp neredeyse buz kesmiş olarak yataktan kalktığını gördüğümde isterse ısınması için Nigarın onun yanında yatabileceğini söyledim.
Bunun üzerine kayınbabam sıkıntıIı bir ifadeyIe; ´´O zaman da sen üşürsün. En iyisi bende sizin yanınıza ondan tarafa yatarım, kimse üşümezdedi. Adamcağıza hak verip ´´Tabii baba neden olmasın dedim. Ancak bu durumda yatakta kendimi okşama şansım tamamen yok olmuştu. Ben azgınlığımı giderememenin çaresizliğiyle onca soğuğa rağmen ateş basmaları içinde üzerimden yorganları atıyor, bacaklarımın çıplaklığı buz gibi soğukta kalırsa ancak biraz rahatlıyabiliyordum. Bazen kayınbabamla aramızda yatan görümcemi uyku arasında kocam zannedip sarılıyor, bazende, uyku halinde kendimi kızın bacaklarını bacak arama almış kadınlığımı bastırırken yakalıyordum. Yine kasıklarımda yangınlar yaşadığım bir geceydi.
Üstümden yorganı atıp, ateşim sönsün diye geceliğimi belime kadar çekmiş yüzü koyun yatıyordum. Uyku sırasında birisinin tuvalete kalkmak için kapıyı açıp dışarı çıktığını duyar gibi oldum. Nigar olduğunu sanarak ağır uykumdan başımı kaldıramadım. Biraz sonra üstümden kaymış olan yorgan tekrar üstüme örtülünce, az önce tuvalete kalkan Nigarın döndüğünü tahmin ettim ama bu sefer kayınpederimle benim arama değilde herhalde uyku sersemliğiyle benim arkama yattı. O şekilde uyumaya devam etmişim.
Bir şeyin beni uyandırdığını hissettiğimde, önce ne olduğunu kavramaya çalıştım. Sonra arkamda bana sarılmış olan kişinin bir erkek olduğunun ayırdına vardım. Çünkü kabalarıma dayanmış olan kişinin önünde kalın ve çok sert bir şey vardı. Kendimi şöyle bir yoklayınca, geceliğimin belimden yukarıya kadar sıyrılmış olduğunu farkederken arkamda bana yaslanan şeyin de aynı benim bacaklarım gibi çıplak oIduğunu hissedebiIiyordum. Hiç sesimi çıkarmadan ne olacağını beklemeye başladım. Acaba kayınbabam ne yaptığını biIiyormuydu yoksa uykusunda farkında olmadanmı bunu yapıyordu. Nasırlı eliyle karnımı okşadığını ve sıyrılmış geceliğimin arasından memelerime doğru uzandığını hissedince adamın uykuda olmadığını, yaptığının bilinçli olduğunu anlayarak,
biraz korkuyla karışık olmakla birlikte, heyecanla neler olacağını beklemeye başladım. Kayınbabam avucuyla kavradığı memelerimi yavaş yavaş sıkmaya başladığında aylardır dokunulmaya aç olan bedenimin şiddetle tepki vermesini engelleyemeyerek ağzımdan zevk aldığımı çok belli eden bir inilti çıkardım. Bu tepkimle birlikte sanırım yaptıklarının hoşuma gittiğini sanan adam bundan cesaret alarak, açılmış kalçalarımı saran külodumu aşağı çekmeye başladı. Kayınbabamla böyle bir şey yaşıyor olmak utanç duymama neden oluyordu ancak tahrik edici okşamalarının verdiği amansız zevkle mantığım arasında müthiş bir savaş yaşıyordum. Benliğim karşı koyulmaz güçteki şehvet duygularıyla mücadele edemeyip adeta felce uğramıştı.
Benim hareketsizliğimi yine duruma razı olduğum şeklinde değerlendirdiğini sandığım kayınbabam, külodumu aşağı çekip ayağımdan çıkardı. Arkamdan tekrar sarılarak, erkekliğini kasıkIarıma dayayan adamın aletinin muazzam büyüklüğünü çıplak kalçalarıma dayanınca şok içinde anladım. Yarığımın girişindeki şey neredeyse kısraklara çektiğimiz aygırınki kadar vardı. Kadınlığıma dev sopasını bastıran adamın sert baskısı ihtiyaç içindeki aç kadınlığımın heyecanla ıslanıp kayganlaşmasına yol açmıştı. İçime girmesi mümkün değil diye düşündüğüm kalın bir tokmak gibi algıladığım erkeklik organı, milim milim kadınlığımın ağzını gererek deliğime yerleşiyordu. Kalçalarımı iterek bir an önce ne olcaksa olsun deyip bende arkamda şehvetIe soluyan adama yardımcı olmaya başladım. Kocamın kamışının o güne kadar girebildiği yerleri çoktan geride bırakmış olan muhteşem organın daha ne kadarının girdigini anlamak için elimi arkaya attım. Allahım, daha ancak yarısı içimdeydi!.. Adam sokabildiği kadarını yeterli görmüş olmalı ki içimde gidip gelmeye başladı. Her bahar ne zaman aygırı kısraklara çeksek hayvanın şehvetle gerilmiş dev erkeklik organının müthiş görüntüsü ıslanmama neden olur ve azgın aygır kızgın kısrağın içine girdiğinde ben kendimi tutamayıp yaslanacak ne buIursam yarığımı bastırarak boşalmaya çaIışırım.
İşte o anda içimde hissettiğim olağanüstü büyüklükteki organ bir azgın bir aygır tarafından düzüIüyormuş gibi hissettirerek deIice bir şehvet duymama neden oIdu. Kayınbabam henüz deliğimde gidip gelmeye başlamış, iri elleriyle memelerimi hoyratça sıkarken ben çok çabuk zirveye uIaşıp zevkIe titrerken arkamdaki erkek kalın hortumuyla hiç durmadan içimde sertçe gidip geliyordu. İri koçlarının kalçalarıma dayandığını hissederek böylesine büyük bir erkeklik organının yarığımı doldurmuş olmasının verdiği müthiş heyecanla ara vermeksizin arka arkaya ikinci defa bu sefer daha güçlü bir boşalmayla çığlık attım. ÇığIığıma uyanan Nigar şaşkınIıkIa başını kaIdırıp ´´Ne oldu yenge “ diye sorunca, cevap vermek için kendimi bir hayli zorlayıp titrek bir sesle; ´´ Bir şey yok, kötü bir rüya gördüm sadece” diyebildim. Aynı anda aldığım inanılmaz zevkten beynimde şimşekler çakıyordu. Kızının uyanması üzerine sıkı sıkı ellerinde tuttuğu memelerimi bırakıp benden uzaklaşan kayınbabam kızın tekrar derin uykusuna dönmesiyle beni kendine doğru çekip altına aldı.
Kocamın babasıyIa düzüşüyor olmanın utancıyla adamın yüzüne bakamayarak başımı yana çevirirken, memelerimi emen erkeğin derinlerime sokup çıkardığı organının verdiği dayanılmaz zevk sırasında çığlıklar atmak istememe rağmen sessizliğimi korumaya çalışıyordum. Bacaklarımı omuzlarına alan erkek artık dışarıdan gelen ay ışığında açıkça görebildiğim devasa organını ağır hareketlerle içime saplarken, beni çok etkileyen bu görüntüye dayanamayarak hayatımda ilk defa arka arkaya üçüncü defa elektriğe tutulmuş gibi sarsılarak boşalmaya başladım. Artık bittim diye düşünürken yatağın boşta olan kısmına sırtüstü uzanan erkek belimden tutup beni kendi üstüne çekti. Kocamla en sevdiğim pozisyonlardan biriydi bu. Adamın avuçlarıma sığmayan organını gövdesinden kavrayıp içime yerleştirdikten sonra ağır hareketlerle üstüne oturup içime girmesini sağlamaya çalıştım. Kocam çok hoşlandığım halde memelerimle çok fazla oynamazdı. Ama babası beni delirtecek şekilde, yattığı yerden uzanıp onları ağzına alıyor, beni zevkten kendimden geçirecek şekilde avuçlarında yoğuruyordu.
Ben etkisi altında olduğum sarsıcı şehvetten dolayı, takatim kesilmiş bir halde memelerimi adamın göğsüne yaslayıp üzerine yatınca, altımdaki güçlü erkek, oğlundan çok daha farklı olarak kendini sonsuza dek tutabilirmişçesine, içimi sertçe pompalamaya başladı. Bu seferki boşalmam içimdeki aleti çok daha iyi hissedip, verdiği zevki hazmedebilmenin tesiriyle çok daha uzun sürdü. Herhalde iki üç dakika kadar, sarsılıp titrerken iliğim kemiğim boşaldı. Yaşadıklarım rüya gibiydi. öylesine rahatlamış, öylesine mutlu olmuştum ki, artık bu işi kiminle yaptığım önemsiz bir hale gelmiş, beni böylesine bulutların üzerinde uçuran adamın kim olduğunu bile unutmuştum. Ona karşı sadece müthiş bir hayranlık duyuyor ve yanlızca beni sonsuza kadar bu şekilde mutlu etmesini umuyordum. Bu hislerle altımdaki erkek hala içimi pompalarken dudaklarına uzanıp beni öpmesine izin verdim. Dilimi ağzına alan erkek kendi dilini benim ağzıma itince, az sonra alışık olmadığım bu öpüşmenin çok hoşuma gittiğinin farkına vardım.
Kayınpederimin boşalıyor olduğunu belli edercesine inlemeye başlaması üzerine derhal üstünden kalkıp içimden çıkarttığım dev gibi organını alabildiğim kadar ağzıma sokup emmeye başladım. Ağzıma fışkıran şerbet diye adlandırdığım döI suyunun Iezzeti oğlununkiyle aynı ama daha koyu kıvamda ve büyük bir bereketle geliyordu. Ağzıma fışkıran krema koyuluğundaki bu kıvamı, daha sulu olan kocamınkinden daha çok sevdim. İkimizde rahatlayınca, ben sevişme sırasında üstümden attığımız geceliğimi giyerken o da pijamasını giydi ve tek kelime bile konuşmaksızın dönüp her zamanki yerlerimize yatıp uyuduk. Bu ilk günah dolu ama çok zevkli aşk gecesinin sabahında, kayınbabamın komşu köyde oturan ablası bize kalmaya gelince, tadına doymayı umduğum düzüşme hülyaları bir süre için yine hayal olarak kaldı.
Misafir kadın devamlı aksırıyor, tıksırıyor, sabaha kadar durmadan söylenip herhangi bir şey yaşayabilmemize fırsat vermiyordu. Zaten kayınpederimde sanki hiç oralı değilmiş gibi bir havada sanki aramızda hiçbirşey yaşanmamış gibi davranmaktaydı. Bir hafta bizde kalan hala hanım, Nigar`ın kendisini de götürmesi için yalvarmalarına dayanamayıp ´´Eyi bari bir kaç hafta bizde galsın okula da ordan gider gayrı`` demesi az daha heyacandan yüreğimi hoplatıyordu. Demek haftalarca hiçbir kısıtlama olmadan yeni ve güçlü erkeğimle başbaşa kalabilecektik. O gün, kayınbabam tarlada traktör sürerken ben evde kendimi akşam için hazırlıyordum. Önce kocam gittiğinden özen göstermediğim vücuduma güzelce ağda yaptım.
Aslında kocam buradayken ağda yapmak için komşunun gelini Sevdayla birbirimize yardım ederdik. Birimiz diğerini ağdalarken de açık saçık şakalar yapıp çok eğlenirdik. Ama şu anda kocam yoktu ve kimin için hazırlandığımı Sevdaya izah edecek durumda değildim. Bacaklarımın arkaları ve kasıklarımı aIırken biraz zorlandığım ağdayı bitirdikten sonra, güzelce yıkanıp saçlarımı ördüm, Güzel kokmak için, kocamın geçen yaz İstanbuldan getirdiği parfümü de sürüp, entarimi üstüme geçirdikten sonra sofrayı hazırlayıp kayınbabamın gelmesini bekledim. Akşam vakti eve gelen hayran hayran yeni görüyormuş gibi sürekli süzdüğüm adamla yemeğimizi yedikten sonra boşalan çay bardağını elinden aldığım adam;
´´Döşeği serde yatalım gayrı demesi üzerine, heyecanla yatağı hazırIadım. Yorganı üstüne attığım yatağın üzerinde beklerken, kayınbabamın ışıkları kapatıp üstünü çıkarmaya başladığını duyunca bende her gece olduğu gibi karanlıkta entarimi çıkarıp çırıl çıplak vücuduma ince geceliğimi geçirdim. Kocam varken de böyle yapar, sevişeceğimiz geceler içime hiç birşey giymezdim. Karanlıkta yatağa uzanıp başımı yastığa koyarken bir hafta önce yaşadıklarımın rüyamı yoksa gerçekmi olup olmadığını şimdi anlayacak olmanın heyecanıyla beklemeye başladım. Arkası bana dönük olan adam tam ümidimi kesmeye başlamışken bana doğru dönüp ellerini memelerimin üstüne koydu. Bir elini bacakIarıma atıp geceliğimi belime kadar çekerek
çıpIak kadınIığımı avuçIadığında uzun bir oh çeken kayınbabamın hareketIerini koIayIaştırmak için bacakIarımı araIadım. Kadınlığımın kıllarının alınıp bebek teni gibi olduğunu farkeden erkek hızla aşağı kayıp sanki kaçacağımdan korkuyormuşçasına bir telaşla yarığımı yalamaya ve bızırımı emmeye başladı. Hayatımda ilk defa başıma gelen bu davranış üzerine, evde bizden başka kimsenin olmamasının verdiği rahatlıkla neredeyse gibi zevkle inledim. Kadınlığımı yarım saate yakın yaIayıp beni her an boşalacak bir duruma getiren Erkeğin iri aIetini yarığıma sokup bir an önce içimde fitili tutuşmuş olan bombayı patlatmasını ister durumdaydım. Beni yüzükoyun yatıran kayınbabam bacaklarımın üstünde diz çöküp, dev erkekliğini girişime bastırarak içime girmek için zorlamaya başladı. Dev organının baskısıyla deliğimi öyle dar hissediyordum ki zevk almak amacıyla kocamla olduğu gibi içimdeki erkekliği hissetmek amacıyIa bacaklarımı sıkmak zorunda kalmıyordum. Bunun ayrımına varınca, ´´İri bir erkekliğe ne kadar ihtiyacım varmış meğer`` diye düşünmekten kendimi alamadım. Artık içime yerleşmiş olan kayınbabam henüz bir kaç kere girip çıkmıştı ki ben zirveye uIaşarak yine şiddetle çığlık atmaya başladım. Benim çığlıklarıma aldırmadan belimden tutup önünde domaltan kocamın babası bütün gücüyle içime yüklenmeye başladı. O hiç durmadan kocaman organını değişik pozisyonlarda içime sokup çıkarırken ben sanırım beş altı kere boşalmışım.
En sonunda bacaklarımı omuzuna almış durumdayken, boşalacağını anlayan kayınbabam, bu sefer kendisi içimden çıkıp sıvılarını emmem için kaIın hortumunu dudaklarıma uzattı. İkimizde rahatladıktan sonra yine hiç bir şey yokmuş gibi giyinip uykuya daldık. Henüz uyumaya başlayalı yarım saat olmuştu ki kapının çalınmasıyla ayağa fırladık. Kayınbabam ´´hayırdır inşallah, bu saattedeyip kapıyı açmaya giderken ben ne olur ne olmaz gelen kimse odaya girerse diye hemen ikinci döşeği köşeye atıp üstüne de yorganı serdim. Eğer tek yatak olduğu görülürse kayınbabamla birlikte yattığımız anlaşılır bu da çok kötü olurdu. Kayınbabamın ´´Bak hele Menekşe aha burada kim var demesiyle kapıya doğru yönelirken, içeri giren asker kocamı görünce kalbim duruyor sandım. Hem korku, hem heyecan, hemde mutlulukla dolu duygularımın karışıklığıyla ´´ hoş geldin Kadirim “deyip boynuna sarıldım. Rahat etmemiz için hemen içeri girmeyen kayınbabam dışarıda beklerken, nasıl olup ta izin alıp gelebildiğini sordum.
Bu arada kafam deli gibi çalışıyor, eğer kocam kırk dakika daha önce gelse babasının kalın erkekliği içimi pompalarken kolay kolay toparlanamayacağımızı düşünerek, korkuyla dizlerimin titremesine engel olamıyordum. Kocam heyecanla anlatmaya başladı. Sevkiyat halindeki birliği yakınlardan geçerken bu gece için burada konaklamışlar, o` da komutanından yalvar yakar izin alıp yanlızca beş altı saatliğine eve gelmişti. Yarım saat kadar hoş beşten sonra kayınpederimin yatıp uyumasıyla bana hasret kalmış olan kocama biraz öncesine kadar babası tarafından defalarca doyuma ulaştırılmış olan doygun bedenimi sunmak üzere yatağa girdim. Hiç sevişmeksizin sabırsızlıkla içime girmeye çalışan kocam, kamışını deliğime sokar sokmaz boşalmaya başladı. AyIardır sevişmeye hasret kocam o kadar dolmuş ki benim fazIa istekIi olmadığımı farketmeksizin arka arkaya beş defa içime boşaldı.
Biraz önceki dev erkeklik organının içimi korkunç zevk veren bir baskıyla doldurmasıyla şimdiki arasında öyle büyük fark vardı ki babasının muhteşem organına aIıştıktan sonra kocam içimde gidip gelirken ince kamışının içimdeki varlığına ait neredeyse hiç bir şey hissetmiyordum. Bu arada dört beş saat süren sevişmemizin sonuna doğru tekrar uyanan şehvet hislerimin tatmin edilmesine duyduğum ihtiyaç kasıklarımın ağrımaya başlamasına neden olmaya başlamıştı. Sabaha karşı birliğine katılması gereken kocam babasına da veda edip evden aceleyle çıktı. Onun gidişinden on dakika sonra, kayınbabam tuvalete inmişken diğer yatağı toplayıp yeniden üstüme binmesini istediğimi farkettirmek amacıyla geceliğimi çıkarıp yatağın üstüne koydum ve cırılçıplak yorganın altına girdim. Az sonra içeri giren kayınbabam bir kendi yatağının olmadığı köşeye, bir de yorganın üstündeki geceliğime bakarak ışığı kapatmadan ve hiç bir şey söylemeden karşımda soyunmaya başladı. İlk defa onu böyle soyunuk görüyordum.
Yaşı babamla bir olmasına rağmen bir delikanlı vücuduna sahipti. Donunu indirdiğinde beni iki gecede sayısız kere boşaltmış olan dev erkekliğini çıplak olarak görerek, organın azameti karşısında hissettiğim arzuyla çılgına döndüm. Bana gururIa çıpIakIığını sergiIerken bir tas suyu başına dken kayınbabamın çeIik gibi dikilen muhteşem erkekIiğine bakarken büyülenmişçesine, çıplaklığıma aldırmadan yataktan kalktım. Önünde diz çöküp ellerimle kavradığım bu tapılacak nesnenin ağzıma sığdırmaya çalıştığım iri başını iştahla beş dakika kadar emdikten sonra güçIü erkeğim beni kucağına alıp cam önündeki sedire götürdü.
Kayımbabam perdeyi üstüme indirip arkamda kaIırken ben pencerenin sürgüsünü kaIdırarak başımı dışarı çıkardım. Günün ilk ışıklarıyla birlikte tarlaya gitmek için yola çıkan köylüleri seyreder havasında arkamdaki erkeğe domaImış kendimi düzdürüyordum. Kendi ıslaklığım ve kocamın dölleriyle vıcık vıcık olmuş yarığıma kayınbabamın iri tokmağı her zamankinden daha az zorlanarak girip her an doyuma uIaşabiIeceğim bir tempoda pompaIamaya başIadığı sırada komşu gelin Sevda bizim evin önünden geçmekteydi. Saatlerdir kocamla sevişip boşalamamış olmanın verdiği dolulukla boşalırken kendimi tutamayıp; ´ ´Oyy! “diye bağırdım.
Kendisine birşey söyIediğimi sanan Sevda perdenin arkasında göremediği arkamdaki erkek organını içime sokup çıkarırken, pencerenin önüne geldi ve ne istediğimi sordu. ZorIukIa biraz beklemesini işaret edip zevk kasılmalarım tükendikten sonra başımın çok ağrıdığını, kayınpederim de erkenden tarlaya gittiği için ondan isteyemediğimi, eğer evde varsa bir ağrı kesici getirmesini söyleyip, kocamın geldiği haberini de onunla paylaşmaya can attığımdan, döndüğünde ona çok şaşıracağı bir haberim olduğunu söyledim. Bütün bu konuşmalarımız sırasından kayınbabamın artık akşamdan beri iki erkekle düzüşmekten hassaslaşmaya başlamış olan deliğime iri kamışını sokup çıkarmayı sürdürmesine dayanamamaya başIamıştım. Perdeyi kapatıp bir an önce boşalabilmesi için önünde iyice domalınca, hızla içimde gidip gelmeye başlayan yaşlı aygırın fışkıracağını anlayıp, iki elimle kavradığım kalın kamışın başına ağzımı dayadım. İştahla ve zevkle ersularını yuttuğum kaynatam banyoya girip yıkanırken, bana ilaç getirmiş olan Sevdaya gece iki erkekle yaşadıklarımı sanki sırf sürpriz bir şekilde eve gelen kocamla yaşamışım gibi hikaye edip, duyduklarıyla azmaya başlayan genç kadına anlatıyordum…
Devam edecek ...
Muhteşem Köy Hikayesi 2
Bölüm 2
----- HAYDAR AĞA ANLATIYOR -----
´´Bizim sıpa büyüdü de tarlalarda gız kovalamaya neyin başladı ha!“dediydim rahmetli hatuna. Zaman geçti devran döndü gısa poturlu oğlanlar sopaları dikelmiş deliganlılar olurkene, sümüklü gızlarda memeleri gocaman gocaman olup gelinlik yaşa geldiler. Eee tabi bunların ganları da gaynıyor. Ateş ilen barut yanyana durmaz ki ne!. Zamanı geleni everecen. Bizim oğlanı akşam vakti tarlada Hüseyin gillerin menekşeyle görmüşler. Askerliği beraber ettiğimiz Hüseyin bir sabah yüzünde şöyle ciddi neyin bir bakışla Bana geldi de ´´ Heç fazla gonuşmaya gerek yoktur Haydar gerekeni yapalım” dedi. Doğrusu bende gara gara düşünmekteydim. Benim karı hastalık illetine tutulalı beri doğru dürüst iş göremez oldu, ufak gız desen daha on yaşında, kendine bakacak halde değil. Karı öte tarafa göçmeden başka avrat alamam. Velhasıl Hüseyinin aklı tam bana göre akıldı. Zaten onda da gızdan bol birşey yok, tam beş dane boy boy gız var adamda. Heç bekletmeden bunları nikahladık. Eyiki de öyle etmişiz. Altı ay sonra benim avrat sizlere ömür ben kaldım yanlız. Çocukların muhabbeti bir eyi bir eyi ki sorman getsin. Ula insafsızlar her gece her gece de olmaz ki! Ben daha kırkbeşine gireli anca oldu.
Önümde bir goca odunla sabahlara kadan dön allah dön. Oğlan biraz ötemdeki döşekte genç tazeye biner de biner. Gözlerimi açarım gelinin gocaman gavun gibi memeleri havalara zıplar kendimi tutamam asılırım tumanımın içi leş olur. Kalkamam da, öyle ıslak neyin uyurum. Kendime varacak avrat ararım ne bizim köyde ne yakın köylerde bana göresi yok derler. Neyse ki ne. Bu arada geçti iki sene. Her gece benim oğlan genç kısrağı kişnetiyor ama, daha bebe yok ortada. Tabii neden olduğunu biliyom ben. Bu benim azgın gelin oğlanın döllerini hep emip yutuyor, bir damlasını bile tarlasına dökmüyor da o sebepten. Onlar kızışırken ben bir gözüm açık seyrediyom. Tabii bu arada horladığım için beni uyuyo sandıklarından ne halt etseler açık gözümlen görüyom. Ben bu oğlanın anasını da aha bu gelin gibin her gece inletirdim ama benim oğlan değneği bakımından babasına değil dayısına çekmiş. Biz bunun dayısıgillen yaşıt oluruz.
Daha ondört onbeş yaşındaykene otuz bir çekmeyi beraber öğrendiydik. Aha bu benim oğlanın dayısının ki daha o zaman benimkinin beşte biri kadar ya vardı ya yoktu. Hatta göydeki oğlanlar benim adımı ´´Goca Gamışlı Haydar`` goymuşlarda bunu duyup çok merak eden gızlar “hele bir göstert !´´ diye benimle ikişer üçer tarlaya çok geldilerdi. Bundan sebep bizim göyde benim rahmetli avradımın kolu kadan büyük tokmağımı görmeyen garı gısmısı galmamıştır.
Ertesi gün oğlanı askere yolcu edeceğidik gısmet olursa.´´Ula Haydar``dedim ´´Gene yandın bu gece bu zalımlar seni heç uyutmazlar gayri”. Aha dediğim gibi de oldu. Ben garanlıkta bunları gollarkene benim oğlan yorganın altından gızın üstüne binmeye başladı, başlamasıyla da beIi geIdi! Gelin oğlanı bu sefer emmeyince aha dedim avrat bebe yüklenmek istiyor. Anam babam, bu zalımların zalımı gelin birazdan gece entarisini soyup üryan kalmazmı! Ben elimi önümdeki balta sapına atıp okşamaya başlarken gocasının üstüne at biner misaIi oturan gelinin kavun misali memeleri gıpraştıkça önümü sıvazlıyomda sıvazlıyom. Ula kendimi öyle gaptırmışımki gözlerimi iri iri açmış oğlumu cennete götüren huriyi seyrederken, gelin aniden durup öyle gözlerime bakmaya başlayınca hemencecik horlamaya başlayıp uyuyormuş havasına devam ettim. Hatun uyuduğumu görünce kocasının üstüne çömelip aha tam da gözlerimin önünde kabalarını indirip kaldırmaya devam etti. Benim sıpanın güçük sopasını içinde mapus eden gelin oğlanın işini bitirince; ´´Ula hayırsız dedim aha ben senin anana böyle mi ettiydim. Avradını hala getiremedin beceriksiz.“ Yalan demiyom haa,ben bunun anasıyın içine döşendimmidi,
üç dakkaya galmaz gızışmış gancıklar gibi ulumaya başlardı rahmetli. Ahh nası da özlüyom onu! Neyse ki ne. Benim oğlanın ki güççük müççük ama mübarek dağ pınarı gibin maşallah. Üç, beş heç dinlemez aslan oğlum. Bu benim aygır oğlan döşeklerinin dibine benim ayak ucuma domalttığı galtağın içine döşeyincesi kavun misaIi memeleri benim dışarıda galmış ayaklarıma vurmaya başIadı. içimden; ´´oy anam dayanamıyom artık!” dedim. Ula gardaş bi de sana bu cıbıldak gelin zevke geIip inlerkene memeleri ayaklarıma yapışıp galınca bende daha fazla gendimi tutamayıp yavaştan donumun içinde sıvazladığım guçük haydarımın musIuğunu açtım. Argadaş nasıl gendimi dutamadıysam ağzımdan bir inilti çıktı ki ne, şöyle bir har hur edip sanki uykumda olmuş gibi neyin sesler çıkarıp durumu kurtarmaya çaIıştım. Keşke etmeseydim. Gelin huylanıp ayaklarımın üzerinde hem yumuşak hem sıcak neyin gelen memelerini galdırdığı gibi gocasıynan birIikte yorganın altına gaçtılar...
Devam edcek ...
Muhteşem Köy Hikayesi 1
Bölüm 1
----- MENEKSE ANLATIYOR -----
Odadaki herkesin uyuduğundan emin olduktan sonra yorganın altında kalan bedenlerimizin gizli mahremiyeti içinde, kabalarıma sertleşen erkekliğini bastıran kocam, memelerimi ellerine alıp sıktığında, hem istekle kendimi ona doğru bastırıyor, hem de son birkaç yıldaki yaşantımdaki gelişmeleri düşünüyordum. Evleneli neredeyse iki yıl olmuştu. Bu süre boyunca da yanlızca benim ay hali olduğum günlerin dışında, hemen her gece çılgınlar gibi sevişiyor, defalarca birbirimizin bedeninde sevişmeye olan sonsuz susuzluğumuzu dindirmeye çakışıyorduk. Tek sorunumuz bu işi istediğimiz rahatlıkta yapamamanın zorluğuydu.
Çünkü köyde genellikle bütün aile aynı odada yatar. Babamın evinde de böyleydi, gelin geldiğim kayınbabamın evinde de aynı. Aslında bunun anlaşılabilir sebepleri var. Bizim buralarda geceleri havalar çok soğuk olur akşamdan yatılacak oda mangalla ısıtılır ve bütün aile bu ısıtılan yegane odada, yaptığımız yer yataklarında yatarız. Bizim durumumuzdaki gibi karı kocalar da birbirlerine kavuşmak için herkesin uyumasını beklemek zorundadır ama yaz geldiği zaman durum değişir. O zaman herkes istediği yerde yatabilme özgürlüğüne sahip olur. O gece biz sevişirken aynı odada bizden başka, kayınbabam ve on uc yaşındaki görümcem uyuyorlardı. Kaynanam ben bu eve gelin geldikten beş ay sonra vefat etti. Kayınbabam henüz genç bir erkek olmasına rağmen dul kaldı.
Kocam arkamda sertleşmiş zevk sopasını zevkle ıslanmaya başlayan yarığıma sürterken, babasının traktör motorunun gürültüsünü andıran horlama sesleri, rahat hareket edebilmemiz için bize cesaret veriyordu. Diğer yandan küçük yaştaki görümcem uyanıp yaptıklarımızı görse bile bir şey anlamayacağını düşünerek fazla çekinmiyorduk. Geceliğimi alttan sıyırıp memelerimi ağzına alan kocama sıkı sıkı sarılarak bir an önce sert sopasını içime geçirmesi için bacaklarımı açtım. Beni hiç bekletmeyen erkeğim, deliğime dayadığı kamışının başını sertçe bastırarak, ağzı zevkle açılmış olan bal kutuma kamışının erişebildiği yere kadar girdi. O anda atmak üzere olduğum zevk çığlığını içimde hapsedebilmek için dudaklarımı ısırmak zorunda kaldım. Her gece içimdeki sertliğini hissetmeye alıştığım, on sekiz ay gibi bir süre boyunca çok özleyeceğim kocam yarın askere gidiyordu. Bu sebepten, son gecemizi hiç uyumadan sabaha kadar sevişerek geçirmeye karar vermiştik. Üstüme abanıp altıma uzattığı elleriyle kabalarımı kavrayan kocamın birazdan boşalacağını anlayıp ona yetişmeye çabaIarken erkeğim erkenden içimi şerbetiyle doldurmaya başladı.
Şerbet diyorum çünkü tadı aynı şerbet gibi tatlı geliyordu bana. Daha evlenmeden önce bostanlarda içime girmeden seviştiğimiz zamanlarda rahatlatmak için nişanlımın kamışını ağzıma alıp boşalmasını sağlardım. Bu şekilde tadını almaya başladığım ersuyunu çoğu zaman yutma alışkanlığım daha sonraları bir tutku halini aldı. Bu sebepten de iki senedir çocuğumuz olmuyordu. O kadar ender içime boşalıyordu ki, çoğunlukla ben ağzıma boşalması için zorluyor, lezzetli döllerini yutmak için geceyi zor bekliyordum. Aslında bu durum kocamında çok hoşuna gidiyordu. Fakat bu gece, belki o askerdeyken gebe kalabilirim umuduyla içimi dölleriyle doldurmasına karar vermiştik. Genç kocamın erkeklik gücüyle her zaman gurur duydum. Her gece en az üç kere bereketli çeşmesini açan kocam benim ay hali olduğum günlerin ardından ise ilk gece en az beş kere boşalırdı. Onun arka arkaya sertleşebilme yeteneği sayesinde bende,
uzun süre içimde gidip gelmesinin sonucunda boşalabilir, komşumuzun gelini sevda nın kocasından şikayet ettiği gibi ortada kalmazdım. Sevdanın kocası, iki üç günde bir karısını altına aldığı zaman bir kaç dakika içinde boşalır, ikinciye bile hali kalmadan sırtını dönüp uyurmuş. Biz sırdaş gelinler birbirimize utanmadan anlattığımız bu saklılarımızı konuşurken, Sevda bana ´´Sen ne kadar şanslısın keşke benim de kocam seninki gibi olsa`` der onun bu sözleri de benim erkeğimle gururlanmama neden olurdu. Boşalması biten erkeğimi yeniden azdırmak için erkeklik organını ağzıma alıp herkesin uyuyor olmasından dolayı çıkan seslere aldırmayarak yeniden sertleşinceye kadar emmeye devam ettim. Yorganı üstümüzden atarak bedenimden sıyırdığım geceliğimi bir tarafa atıp,
sırtüstü yatan kocamın dikilmiş sopasını içime yerleştirerek üstünde inip kalkmaya başladım. Ben zevkle üstünde inip çıkarken, gözlerim ilerimizdeki döşekte uyuyan kayınbabamın yüzüne gitti. Biraz dikkat edince sanki gözleri açık bize bakıyormuş gibi geldi ve bir an dondum kaldım. Horlaması da kesilmiş olan adamın uyanıp bizi bu halde gördüğünü sanirken odayı tekrar horlama sesleri kaplayınca rahatlayarak tekrar erkeğimin kamışını içime sokup çıkarmaya başladım. Koçumun döllerini yeniden sağmak için onun en sevdiği şekilde yani helada oturur gibi ayaklarımın üstüne çömelip hızla er sopasının üstünde kalcalarmi cevirmeye başladım. Hızla inip kalkmalarım sırasında memelerim zipliyor, kabalarımın kocamın kucağına vurmasından çıkan sesler odanın içinde kayınbabamın horlama seslerine karışıyordu. Erkeğim daha fazla kendini tutamayıp yine içime boşalmaya başladı. Ancak ben yine ortada kalmıştım.
Ama biliyordum ki üçüncüsü yeterince uzun sürecek ve ben de o mutluluğa ulaşacağım. İçime sıcak döllerini fışkırtan kocamın lezzetli şerbetini içememek çok zoruma gidiyordu ama ya bebek ya şerbet deyip kendimce özveride bulunuyordum. Biraz dinlendikten sonra yeniden dirilen kocamın erkekliğinin önünde domalıp, üstüme abanan kocamın beni aşağı doğru iten baskısıyla göğsümü yandaki kayınbabamın yattığı döşeğin ayak ucuna bastırırken, çıplak memelerim neredeyse uykudaki kayınbabamın ayaklarına değiyordu. Az sonra hırsla dikilmiş kamışıyla içime sertçe yüklenen, kocam arkadan kabalarıma vurdukça, meme uçlarım adamın ayak parmaklarına çarpmaya başladı. Boşalıp rahatlamak için kendimi öylesine zevk alabilmeye kaptırmıştım ki, doğrulacak iradeyi bir türlü gösteremiyordum.
Aldığım zevki atirmak ve kocamın organını içimde daha sıkı hissedebilmek amacıyIa aşk deliğimin kasIarını sıkıp gevşeterek içimdeki organı sıkıştırmaya başladım. Arkamdaki boğanın hızla içime vurmaya başlamasından her an boşalabileceğini anlayarak bende bu defaki şansımı kaçırmak istemediğimden, elimi bızırıma attım. Bir yandan kocam iştahla açılan deliğimi demirci örsü gibi tokmağıyla döverken, bir yandan da kendimi okşayarak tatmin etmeye çalışmam bu defa zirveye ulaşmama yetti. Boşalıyor olmanın zevk sarhoşluğuyla bir an dengemi kaybedip, kocamın arkamdaki sertçe dürtmelerininde etkisiyle kayınbabamın ayaklarının üstüne serildim. Memelerim kaynatamın ayaklarına yapışmış halde, boşalmak üzere olan kocamın arkamdaki amansız darbeleriyle kıpırdayamaz duruma gelmiş, zaten beynimde şimşekler çaktıran kendi zevk patlamamın etkisiyle de doğrulup toparlanamayacak kadar aciz durumdaydım. En sonunda erkeğimin döl suyunu içime fışkırtması biterken kayınbabam, sanki uykusunda rahatsız olmuş gibi bir ıhlama sesi çıkarınca, hemen toparlanıp yorganımızın aItına girip çocuklar gibi sessizce kıkırdaştık. O geceki sevişmelerimiz uzun sürecek olan ayrılığımızın ilk gününde sabahın ilk ışıklarına kadar aynı coşkuyla devam etti. Ertesi gün, aslanımı gözyaşlarıyla allaha emanet ederek vatan görevine yolcu ettim...
Devam edecek...
Hemşire annem Bölüm 27
ensest
Yaşananlardan annem ve ablama bahsetmedim. Onlarında kini vardı belki ama ben daha olgunlaşmış, erken yaşta iyi mentörler sayesinde yılların tecrübesini edinmiştim. Onların yaptıklarımı dert etmesini istemiyordum.. eğer herşey istediğim gibi biterse belki anlatırdım onlara neler olduğunu.
Ama gençlik kanımda vardı,onu ellerimle ezmek istesemde. Cihanı yönlendirdiğim tuzak onun kendi kendini bitirmesini sağlayack, bnse bunu seyrederken keyifle izleyecektim. Bugüne kadar hep kaba kuvveti üstünlük sağlarken kullanmıştım, şimdi basit bir tezgahla, Cihanın kumar saplantısının onun gözlerini kör etmesini sağlamış uçuruma doğru yönlendirip, uzaktan düşmesini seyrediyordum.
Paralar hesabımızda birikiyor, artık kazancımız , ailecek kazancımız , giderlerimizin yanında yükseliyordu. Aile olarak tam anlamıyla kenetlenmiştik. Acaba annem ve ablamı , kadınlarım yapmayıp hep onların oğlu yada kardeşi olarak kalsaydım bukadar mutlu olabilirmiydik. Tabiki hayır, yatakta öpüşmelerimiz , birleşmelerimizi bize ayrı bir mutluluk ve yakınlık katıyordu.
Biraz para harcamanın ve tatil yapmanın iyi geleceğini varsayarak, annemi ve ablamı organize ettim. İzin ayarladık 5 günlük. Bende güzel bir termal tesiste , kendimize ait vir villa kiraladım, içinde kendi havuzu, hamamı bile vardı. Bahçesindeki yüksek duvarlar , tam bir mahremiyet sunsada, bahçede çıplak dolaşmak , havuza girmek için hava soğuktu artık. Ama annemi ve ablamı alışverişe gönderip en azından evin içindeki hamamda giymeleri için bikini aldırdım. Hamzadan ödünç bir araba alıp Perşembe sabahı yola çıktık hep beraber. Yemek ,içmek ve eğlenmek vardı aklımızda. Tabiki bolca sevişmek.
Yolda bir kasap market derken kilolarca yiyecek almıştık, yok yoktu. Villamıza giriş yaptığında hanımlar ufak bir tur attılar. Uzun yıllardır tatil yapmamıştık ama bu artık katlanmak zorunda olduğumuz kaderimiz değildi. İmkanımız oldukça tatile çıkabilirdik. Ben salonda oturmuş bu 2 güzelliğin odalar, hamam arasında dolaşmasını seyrediyordum. Ufak çocuklar gibi sevinçli meraklı etrafı inceliyorlardı. Annem gelip kucağıma oturdu , dudaklarıma yapıştı.
N: oğlum…. İyiki getirdin bizi… çok mutlu oldum….seni çok seviyorum..
S: güzelim… bundan sonra nezaman canınız isterse tatil yapalım. Sizi mutlu görmek benim için en güzel şey.
Diğer taraftan atlayıp gelen ablamda 2 kolu ile sardı beni. Boynuma dolanmış annemi de umursamdan yüzümü çevirip dudaklarıma yapışıp emdi bir müddet. Bir sevgi gösteriside ondan geliyordu.
A: aşkım… birde böyle bir ev alalım. İstediğimiz zaman gelriiz. Çok beğendim…orman içinde… sessiz … sadece biz …
S: olur . oda olur zamanla… şimdilik keyfimize bakalım. Hadi çay ,kahve birşeyler yapın. Üstümüzü değiştirip rahatlayalım..
Ben valizleri üst kata çıkarttım. Ablam çay koydu, ama annem meyva suyu votka hazırlamıştı bize, yatak odasında giyinecek ken . kapıyı kapattı ablam ve kucağıma atladı zıplayarak , kolları bacakları ile beni sarmış, öpmeye başlamıştı bile. En sabırsız oydu, benlkide ortamın verdiği azgınlıktan. Cihanla geçen berbat balayını bile sonradan anlatmıştı bize , tatil yapmak adına herkesin hatırladığı en son anı. Babam sağken köyde geçirdiğimiz zamanlardı. Bunu daha önce farkedipte 2 gün bile gezmeye gitmediğimiz için ayıpladım kendimi. Ablama sarıldım . yatağa bıraktım. Madem eğlenip rahatlayacaktık, bunun için çok çalışmam lazımdı. Ablamın altındaki taytı, çamaşırını sıyırdım. Benim dudaklarım hedefe ilerlerken, itiraz etmeye kalktı
A: dur yıkamadım daha….
S: sen balsın , yerim ben seni.
Yumuldum . ne ablam boşalana kadar yaladım . sonra yatakta çeviripdomaltarak 10 dakka kadar daha siktim onu, tam istediği tempoda, ellerimi kazağına sokup göğüslerini okşarken. Ablamın işi tamam dı. Onu yatakta bırakıp merdivenlerden aşağı indim. Altımda bir şey yoktu, sweatim üzerimde ,sikim sağa sola sallanarak iniyordum . Amerikan açık mutfakta aldıklarımızı dolaba yerleştirmek için uğraşan annem beni görünce gözleri açık benim ona gelmemi seyretti. Belinden kavrayıp , ayaklarını yerden kestiğimde kahkahalar atıyordu. Sert sikim uzun eteğinin üzerinden amına baskı yaptığında dudaklarıma yapıştı, annemi tezgaha oturttum . eteğini toplayıp altına kafamı soktum , külodunu kenara sıyırıp onu yalamaya başladım . annemi göremiyordum ama hoşuna gittiğinide adım gibi biliyordum .
N: ooohhğğğ … oğlumm… çılgınsın sen…. Önce ablanı şimdi de anneni mi mutlu etmeye geldin….
N: ahhh … evet aşkımmm.. yala amımı… sok diliniiii… evveettt… orasıııı.. aşkımmmm.
Benim ağzım meşgüldi çılgınca yalayarak emiyordum…. Ellerimi annemin baldırlarına sararak , kuvvetlice tutuyordum,kalçası havalanıyor, onu yarı taşır halde her kıvrımını dilliyordum. mutfak tezgahının önünde diz çökmüş, dilimi olabildiğince içine sokuyordum , dünya umrumda değildi.
Annem ya boşaldı ya zevke geldi bilmiyorum itti beni sertçe . mutfağın oratasındaki masaya dayandım ayakta. Önüme atladı, çıplak sikime sarıldı , aynı benim onu emdiğim hırsla beni yalamaya ve ağzına almaya başladı.
2-3 dakka yalattım anneme, daha doğrusu o beni yalamaya okdar istekli olmasına rağmen 3 dakka sonra ancak durdurdum onu. Yoksa beni boşaltacaktı, onu tatmin etmeden boşalmak istemiyordum . saçlarından kavrayıp ayağa kaldırdım . arkamdaki masaya yatırdım . Eteği üzerindeydi halen, toplayıp açtım. Külodunu yırtarak çıkardığımda bir çığlık attı gülerek.
N: Hayvann… güzelim külodu yırttın….
S: siktirme külodunu, bu tatil giydiğin tüm külotları yırtacağım, bu amla önümde hiç bir şey istemiyorum . çamaşır giymek yok . ne giyersen elimde kalacak. Üzerine eğilip dudaklarına uzandım.bir elimlede aletimi deliğe yerleştirdim. Dudaklarını öperken hızlıca ittirdim içine.
N: ooohhhhhh.. sok bana….
Hoyratça sevişiyorduk. Dibine kadar soktuğumda yüzümü göğüslerine bastırdı. Kafası yana düştü. Sertçe pompaladım durmadan, masanın ayakları yere sürterek gıcırtılar çıkartıyordu. Her sert vuruştan sonra annem ve altındaki masa biraz ileri kayıyor, bacaklarından tutarak her içine sapladığımda, geri geliyordu.
S: Annem … amın yanıyor…
N: senin için aşkım… senin için… söndür ateşini….
S: kadınıım.. sen ne zaman istersen ….
N: hep istiyorum tatlım… hep sik beni böyleee… harikasın aşkım…
Annemi gürültülü bir şekilde siktim epeyce. İnlemeler , birbirmizi dahada azdıracak sözcükler. 10 dakka sonra içine boşalıp kendimi sandalyeye bıraktım. Annem masanın üzerinde kaldı. Ablam yıkanmış saçına sardığı havlu ve bornoz ile mutfağa geldi, olay yeri inceleme gibi detaylıca baktı, annemin açık duran bacakları arasında süzülen dölleri, benim parlayan sikime. Annemin amını süzdü uzunca, neden sonra kalçasına bir şaplak atıp, eteğini örttü.
A: anne hadi git yıkan.
Benim önüme çöküp boşalmış sikimi yalayıp temizledi bir süre. Annem merdivenleri halen bacakalrı titreyerek çıkarken ablamda küçülen sikimi yalıyordu. İyice temizlendiğinden emin oldu . dudağımdan öpüp , kulağıma fısıldadı.
A: benim içime de boşalacaksın, onları bende istiyorum. Birşeyler yiyelim , sikilmek acıktırdı beni.
Giyindim tekrar. Mangalı yaktım. Ateşin olmasını beklerken bende yıkandım . Hamamı görmüştüm yıkanırken. Ortada mermer bir yükselti, kenarda iki büyükçe mermer kurna ve hamamın diğer tarafında büyükşe bir köşe kuvet. Ne fanteziler geldi aklıma, ama vakti vardı. Bende çok acıkmıştım. Sikim kalkar gibi oldu ama duşu bitirip mangalın başına geçtim. Biraz alkol , bolca et, mezeler.Hava yeni karayıp soğurken , bahçemizde Tam bir ziyafet çekmiştik.
S: Hanımlar ben masayı toplarım. Siz içeri geçip bikinilerinizi giyin, hamamda biraz ısınalım.
Dudağıma ikisindende birer öpücük aldım. Onlar içeri giderken bir sigara içip masayı topladım. Buzlu sodalı bir sürahi ayran, yanınada meyvalı votka yaptım bir sürahi.
Hamama girdiğimde, içeriyi buhar kaplamıştı. Hanımlar küveti doldurmuş sıcak suyun keyfini çıkartıyorlardı. Göğüsleri suya gömülü olduğundan bikinilerinin sadece askılarını görüyordum suyun yüzeyi komple köpüklerle kaplıydı, büyükçe bir musluktan 5cm kalınlığında su aralıksız akıyor, suya çarptıkça dahada köpürmesini sağlıyordu. onlara alkolden birer bardak ikram ettim. Altımda sadece şortum vardı. Uşak rolünde gülümseyerek, onlarınsa keyfine diyecek yoktu, azgın gözlerle oynadığım role katılıyorlardı.
S: Hanımlar . ben Suat bu gece size ben hizmet edeceğim. Tek görevim sizin rahatlamanız ve zevk almanızı sağlamak.
Gülümseyen yüzler ve kıkırdamalar
Bir dolap dolusu havlu peştamal vardı. Havlunun birini yuvarlak mermer platforma yaydım, kurnalardan su atarak her yeri ıslattım, sıcak su zemine değdikçe daha çok buhar çıktı. Bir havluyu rulo yapıp , yastık niyetine hazırladım .
Annemi elinden tutarak nazikçe ayağa kaldırdım. O yükseldikçe; vücudu göründü yavaş yavaş,
-vur dedim öldürmüşler, seksi bikini alın demiştim, siyah bir pornocu bikinisi almışlar. Bunun yatak odası yada çıplaklar kampında giyilme imkanı vardı sadece. Uzun iplerin ucuna tutturulmuş ufacık üçgen kumaş parçalarından ibaretti bikini. Ayağını küvetetten attı , düşer gibi yaptığında beline sarıldım. Numardandı. Oda oynuyordu. Ufak bir öpücükten sonra onu yere serdiğim sıcak su ile ıslanmış havlunun üzerine yatırdım. Attığımız 3 adim sikimin zonklamasına sebep olmuştu.
Bikini üstte sadece göğüs uçlarını kapatıyor, köpüklere bulanmış büyük göğüslerinin bütün kıvrımlarını açıkta bırakıyordu. Götü; oda başka bir alemdi. Kalçalarının arasında ince bir ip, koca tepelerin arasında uzanan ince bir siyah nehir gibi. 3 adım attı ama ben arşa çıktım.
Üzerini kurnadan aldığım köpüklerle kapladım annemin. Güzel vücudu daha az görünüyordu köpüklerden, ama daha da seksi olmuştu, üzeri krema kaplı bir pasta gibi boylu boyunca yüz üstü yatıyordu önümde. Yanına oturup omuzlarından sabunlamaya, liflemeye başladım. Elim ve lifle tüm vücudunu dolaştım. Bacaklarının üzerinde durup , kalçalarını yoğurdum, biraz yıkama, biraz masaj, bolca okşama, annem elindeki bardaktan ara ara yudumlar alarak mırıldanıyordu. Parmakların ince ipin yanından göt deliğine kaydığında sadece kalçalarını hafiften kaldırmıştı. Köpüklerden delikleri görünmesede ben , parmaklarımla gayet güzel keşfediyordum. Parmklarımı nazik ve yavaşça deliklere soktum sırayla. Kalçalarını oynatarak, parmaklarımı suları ile kaplayarak eşlik etti annemi bana.
Sırt üstü yatıp yüzünü döndüğünde çok azmış ve gülerken buldum onu. Uzanıp dudaklarına ufak bir duse kondurup, tekrar okşamaya , sabunlamaya devam ettim.
Göğüslerinin iisinide yandan kavradığımda ,oda dayanamadı artık elini sikime atıp kavradı. Sıvazlamaya başladı.
-Aşkım çıkart şunu, sikini değdir vücuduma.
Bu fikir çok hoşuma gitti. Şortumu çıkartıp ters tarafına oturdum. Ablamı gördüm o an. Küvetten çıkıp , kenarına oturmuş, bir ayağınıda kaldırmıştı. Anneminkinin aylı bikinisi hiçbir yerini örtmüyordu. Kendi göğüs ucunu sıkıyor, amına 2 parmağını sokup çıkartıyordu.
Bizi seyrederken , kendinden geçmiş, çoktan kendini tatmin etmeye başlamıştı. Annemin istediği gibi sikimigöbeğine sürtmeye başladım, ellerim dolaştı her yerinde . sikimide denk gelen heryerine sürtüyordum. 5 dakka sonra artık ipler koptu. Annem doğruldu yerinden , benim kucağıma çıktı. Sikimi yerleştirip tek seferde oturdu üzerine. Çoktan sulanmış , amı yanıyordu.
N: oooğğğğ…. Aşkımm… durma sik beni….
Dudaklarımız birleşti, kollarımız birbirini sardı. Annem kucağımda kalçalarını oynatırken ilk inlemeleri geldi.
S: annemmm… amın yanıyor… çok güzelsin….
N: çıldırttın beni erkeğim… hadi sikkk… dayanamıyorum…. Sik amımı…
Ellerimi arkasına kalçalarına indirip kavradım. Yukarı kalkmasına yardım ederek daha uzun giriş çıkışlar, daha hızlı yapmasına yardım ettim.
N: harika…harika sevgilim… eevettt.. siki… sik karını… seni istiyorum… içimi dolduruyorsun aşkım….
S: çok güzel amın… dayanamıyorum sevgilim…
N: bende aşkımmm… oğğ..lumm… gell… dölle annneniii…
Hareketlerimiz iyice hzılanmış, annem çoktan boşalmaya başlamıştı, benimde onunla beraber boşalmam için durdurmadı kalçalarını. Sert hızlı hareketlerle kucağımda vuruyordu kasıklarımız birbirine.
Annemin inlemeleri, kasıklarımızın çarpmasından çıkan sesler yankılanıyordu hamamın duvarlarında. Fışkırtmaya başladım , annemin derinlerine.
N: sıcakkk.. aşkımmmm… ççokkk sıcakk…
Kenetlendik. Birbirine kaynaklanmış iki demir gibi, annem tırnaklarını geçirdi sırtıma. Ben sardım onun vücudunu iyice, içime sokmak istercesine, çekiyordum kendime. 2 dakka o pozisyonda kaldık. Yavaşça çözüldü kollarımız. Annem kıçını arkaya kaydırınca, sikim çıktı içinden. Spermler döküldü mermere.
Ablam bize gülerek bakıyordu oturduğu yerden. Biz de ona baktık, kaçak tı birbirimizi seyretmelerimiz bu güne kadar hep. Aralık bırakılan kapılardan izlemişti sevişmenin dışında kalan. Ama şimdi alenen ablam seyretmiş, bizde onun önünde sınırsızca sevişmiştik. Çok tutkulu ve tatmin olmuştuk annemle. Sırada ablam vardı. Aynı manzara annemin gözleri önünde de gerçekleşsin istiyordum. Annem dayanamasın, ablamın dudaklarına yapışsın. 3 ümüz öpüşürken sevişelim. Hayaldi. Birkaç sene önce aklıma bile getiremeyeceğim bir hayal. Ama bu hayale şimdi 1 adım uzaktık sadece. Ben deliler gibi bunu arzuluyordum.
Kalkıp ayran servisi yaptım herkese. Soluklandık biraz. Annem temizlenmek için kurnanın yanına oturup, üzerine su dökmeye başladı. Ablamı aynı şekilde yatırdım ıslak havlunun üzerine. Yine köpüklerle kapladım onu. Okşadım tüm vücudunu. Ne yaşayacağını biliyordu annemden. Bu filmin ilk versiyonunu seyretmişti.
Parmaklarım deliklerine girdiğinde ablamın daha hevesli daha istekli , kalçalarını kaldırıp indirmesi başladı. Yavaşça benim sokmama bile izin vermiyordu artık. Kendi sertçe kaldırdığı kalçası ile parmaklarımı daha derine sertçe alıyordu.
Yüzünü döndüğünde , niyeti artık sabunlanmak , yıkanmak, yada keyif yapmak değildi. Sikimden kavrayıp ağzına aldı. Annemin önünde domalmış, kalçalarımdan beni ağzının içine iki eli ile sertçe çekiyordu. İyice sertleştirdi beni. Sonra bir anda anneme dönüp yüzünü bana domaldı.
A: hadi … dayanamıyorum… seni istiyorum… sik beni kocacım…
S: aşkımmm…
Tam doggyde 4 ayak üstünde girmeme hazırdı. Bende erkek köpek gibi, üzerine çıktım. Elimi ön tarafında göğüslerinden boynuna kaydırıp, boynu avucumun içine alarak, sikimi dayayıp sertçe girdim ablama. Hafiften boğazını sıkıp, sertçe sikmeye başladım. Ablamda yanıyordu. O an annem kalkıp yerinden hamamdan çıktı. Ben doğrulup ablamın omuzlarını tuttum ellerimle. Onu kendime çekerek sertçe sikmeye başladım, annemin çıkışını seyrederken. Biraz moralım bozuldu. Annem bunu seyretmeye dayanamıyorsa, benim beraber sevişme hayalim suya düşerdi.
A: evet … erkeğimmmm …. Sik karını….
Sertçe siktim ablamı, hırsla, oda sert istiyordu. Ama ben annemin gitmesine , hayalimin yıkılacak olmasına bozulmuştum. Ama annem beni hayretlere düşürecek bir şekilde geri geldi. Hemde elinde mor vibratörü ile. Bizi çaprazdan net izleyecek bir yere oturdu , bacaklarını iki yana açıp oyuncağı hiç bekletmeden içine soktu.
S: sevgilim… aşkım… anneme bakarak söylüyordum . oda bana bakıyordu kendi göğsünü sıkarken.ablam sözlerin knedine geldiğini varsayarak cevp verdi bana.
A: suatımm… erkeği… çok güzel sikiyorsun beni.. geleceğim aşkımmm.. durmaa..
Ben tam gaza gelmiş, hayalimin gerçekleşeceğinden emin ablamı iştahlı sikmeye başladım . 3-4 dakka sonra ablam boşaldı . öne attı kendini. Ama hiç durmaya niyeti yoktu . beni çekip yere yatırdı. Sikimi yaladı uzunca. Sonra üzerime oturdu. Ayaklarını yere basarak, kalçalarını tulumba gibi indirip kaldırmaya başladı. Yüzü göğüslerime doğru yaklaştı. Sertçe kalçalarını kasıklarıma vururken göğüslerimi emmeye , öpmeye başladı. Benide uçurmuştu bu pozisyon. Dili göğüs uçlarımda geziyor. Kalçaları her seferinde sertçe kasıkalrıma çarpıyordu.
Ben yine boşalmaya yaklaşıyordum . ablam pozisyonun zorluğundan yorulmuş ama oda çok tahrik olmuştu. Kucakladım ablamı. Ayağa kalktım . dudaklarına yapışıp arkamızdaki duvara dayadım onu. Bacaklarını belime sarmıştı , ama sırtı soğuk mermer duvara değince bir çığlık attı. Bir kolumu sırtına kaydırdım. Duvarla sırtı arasında tampon yapıp tekrar duvara yaslandık beraber. Alttan kavradığım kalçası ile ayakta, duvara yaslayarak sertçe sikmeye başladım. Çok kuvvetli vuruyordum . her vurduğumda ablamdan ufak bir çığlık çıkıyordu. Gözleri kayıyor. Bana sardığı kolları ile daha çok sıkıyordu.
A: ooğğğ aaaşkımmm…
Bacakları ile iyice sardı beni, kolları ile sıktı. Ben boşalmaya başladım… benimle birlikte ablamda… ayakta art arda fışkırttım içine.
A: ııhhh. Sevgilim… sevgilim… buuu…. Çok… güüüze…
Başı düştü omzuma. Bütün herşeyim akınca indirdim ablamı yavaşça yere. Dudaklarıma yapıştı.
Hemşire annem Bölüm 28.FinalllL
ensest
4 gün hep aynı rutinde geçti. Sabahları geç kalktık. Ablamla sabah sevişmesi her sabahki rutinimizdi.. Ormanda yürüyüşler, bir sefer ablamı eve gönderip annemi ağaca domaltıp siktim,açık havada . Oda beni ağzı ile boşalttı. Akşamki hamam sefalarımızı her gece tekrarladık. İlkgeceki uşak formatımdan sonra, annem ve ablamda bana hizmetçe rolünde bir gece yaşattılar. Mesafeyi korudular işin kötüsü, hiç birbirlerine dokunmadılar, hatta biri ile sevişirken o oyuncakla hamamın uzağında tatmin etti kendini. Ablamla ilk anal deneyimimi yaşamaya çalıştım hamamda ama başarılı olamadık, plansızdı. Nekadar uğraşsamda alamadı sikimi. O siktirmek istemişti götünü bana ama ben canının yanmasına kıyamadığımdan zorlamadım sonuna kadar.
Mutlu tatilimiz bitip evimize dönmüş , okulum ve işim tam tempo devam ediyordu. Okul yüzünden mesai saatlerim geceye kaydı. Eve 11 gibi ancak gelebiliyorudm . Cihan ile ilgili planı yoluna koyalı 1 ay olmuştu. Cihanın oynadığı mekana özel olarak işim olmasada gidip seyrediyordum . Almira nın dediği gibi, onun 1-2 akşam kazanmasına izin veriyor. Sonrasında kazandığının 3-4 katını kaybediyordu. Bir gece 70bin dolar kazanıp kalkmıştı masadan. Benim içimde endişe, ya gelmezse bir daha diye. Almira kendinden emin, rahatlattı içimi. “Gelecek suat bey” daha büyük oynayacak hemde, aynı miktarı kazanmak için. 2 gün ortada görünmeyen cihan. 3üncü gece 200bin kaybetmişti.
Yavaş yavaş imzaladığı senetler artmaya başladı cihanın. İçinide rahatlatıyordu kumarhane sahibi. Üzerinde tarih yazılı olmayan senetleri sadece teminat olarak adlandırıyordu cihana. Ufak bir kağıt parçası, cihanın hayatına saplanacak kazık gibi benim cebimde birikiyordu.
-kazandığınızda ödeme yaparsınız, yırtarız senetleri demişti ama cihan salağı en çok kazandığı gece bile geri 1 kuruş ödememişti.
2 inci aya girerken figen ona verdiğimiz dosya ile ilgili 2 celseye girmiş, başarılı sonuçlar almıştı. Tünelin sonunda beraat görünüyordu. Alevin artık karnı iyice çıkmış, bana anneme ablama ultrason resimleri atıyordu sürekli.
3 ay sonunda biriken senetler koca bir koçan olmuştu. Ufak başlayan rakkamlar. Son eklenenlerle beraber gittikçe artmış. Herbiri cihanın çöküşünün kanıtı olarak Hazmanın kasasında yerini almıştı.
Hamza: Suat bu akşam işe gitme gel konuşalım , kebapçıda görüşürüz. Saat 5 de bekliyorum seni.
S: tamam hamza abi…
Okulda 1 saat daha dersim vardı. Olağan toplantılarımızın dışındaydı bu davet. 3 gündürde Hamza abi şehir dışındaydı, heralde toplu bir rapor istiyor diye düşündüm. Okuldan sonra ofise geçtim . 3 günlük işler ve genel durumla ilgili çıktılar aldım. Ofisteki takımımı giyip kebapçıya yola çıktım. Saat daha erkendi , daha geç yer uzun bir içki muhabbetinden sonra keyfi varsa pavyona yada masaja giderdi Hamza abi, keyfi yoksa evine.
H: senin elemanın işlemlerini başlattım 3 gün önce
İlk anda anlamadım . yine boş kebapçıda mezeler ve rakı vardı masada. Daha pişirmeye başlamamıştı usta bizim için. İkimiz ocağın başında . fedialer yine arka masalarda otururken.
H: bu cihanın bütün malı mülkü arsası ne varsa çıkarttırdım. Hepsinin dökümü burada. Banka hesapları, 4-5 milyon dolar anca var serveti. Anası serpilinde 10 -15 dairesi var eskiden gelen . ama şirketin adına ipotekli hepsi. Kredi kullanmak için . şirkette şuan cihanın adına.
S: Cihanın sonuna geldik yani abi… bukadar çabuk olmasını beklemiyordum abi..
H: hızlı olmadı. Ama malı çokmuş mehmetin. Hepsinide cihan almış üzerine. Ablasına bir şey bırakmamış yavşak. Daha Mehmet vefat etmeden cihan üstüne geçirmiş ne varsa, genel vekaletle. Babasını gömmeden halletmiş yavşak.
H: ben 1 ayda bitirir ne varsa diyordum elinde avucunda. Daha uzun sürdü. Şimdi ne varsa elinde alacağım. Banka hesaplarına haciz koyduk. 6 milyon dolara yakın senet var elimizde. En son günlerde 300 bin dolarlık senet imzalamış salak.
Bende biliyordum senetleri görünce gözlerim çıkmıştı yerinden . hepsini ben getirmiştim. 20binle başlayan senetler , 300 bine varmıştı. 2 günde bir bazen art arda senetler gelmişti elime, artan sıklıkla. Yanında getirdiği paraları bitirip kredi istiyordu cihan her kaybettiğinde.
S: biliyorum abi. Ama bukadar kolay olacağını tahmin etmemiştim. Göz göre göre kendini bu kadar kolay mahvedeceği.
H: kumar bu oğlum. Varsa içinde duramaz. Bizde ateşi harladık çokça. Sen akıllı adamsın, insansında, nereden geldiğini biliyorsun. Cihan piçi öylemi. Varlık içinde doğdu. Kıymetini bilmeden harcadı. Mehmetin ona verdiklerinin kıymetini bilseydi ……Bundan sonra akıllanırsa, belki babası gibi adam olabilir. Çalışır kazanır tekrar.. hiç sanmam ama….o piçte öyle bir kumaş yok.
S: ne diyim abi…. Şimdi ne yapacağız….Varmı bana düşen bir görev…
H: sen seyredeceksin şimdi. Anası, karısı, cihan senetleri benim koyduğumu öğrenince bana gelecekler. Ama sen görüşeceksin beni muhattap etmeyeceksin.. Cihan gelirse dövdür at köpeği kapının önüne… o orospulardan da gelen olacak yalvarmak için…hangisi gelirse sikeceksin …. Yufka yüreklilik yapayım deme. İcradan tedbir koydurdum herşeyine. Hakkı ile almayacağım malını, ne gösterdi ise tapuda o fiyattan. İhaleye çıkarsada sadece biz gireriz ihaleye, başkası cesaret edemez.
S: tamam abi….
Düşündü biraz hamza abi… ben heyecan içinde cihanın yerde ,ağzı burnu dağılmış halini canlandırıyordum aklımda. Sonrasıda Serpilin götünü siktiğimi. Alet kalktı tabi iyi haberler , sikiş hayalleri ile.
H: hatırlamıyorum karısı güzelmiydi. Cenazede dikkat etmedim. Sen işini bitirince güzelse banada gönder. Seninle zevkimiz aynı. Anasıda az orospu değildi onun zamanında, banada çok kuyruk sallamıştı. Ben arkadaşımın karısı diye bakmamıştım. Ama siktirmiştir mutlaka… Cihan bile mehmetin çocuğu olmayabilir bence…
Güldüm . karısını anasını sikip intikam alacaktım. Çulsuz kalacaktı . yaşadığı hayatı, hergece pavyonda , kumarda para ezmeleri. Arabası, evleri. Hepsi ablama yaptığı kötülüğün diyeti olarak elinden uçıp gidecekti. Çalışmamış adam, masraflı karısı, ve yeni doğmuş çocuğu.
S: çocuğa yazık olacak…..
Hamza abi gülümsedi.
H: yufka yürekli olmayacaktın hani….
S: cihana , anasına , karısına en ufak merhametim yok abi… içini ferah tut. Onlara olan kinim geçmez. Cihanı bile sikerim belki götünden. Ama yeni doğmuş bebeğin günahı yok.
H: bakarız onada bir çare, çulsuz bırakalım önce sonra bebeğin hatrına tutarız ucundan . Ablasınıda boş bırakmayacağım. Aradım onuda. Anasına da cihana da çok kızgın. Bir kibrit çöpü bırakmamışlar kıza mehmetin mirasından. Bir şey demedim daha. Elimizde kalanlardan onada bir pay çıkar.
masadaki şıngırtı ile irkildim. Bir anahtar vardı masada.
H: al buda senin . bugün satmış arabasını galeriye. Ben aldım ucuza. Takip ettiriyorum onu. Eee nede olsa kuşu yeme vakti geldi, ben demeden ölüp gitmesin. Başkaları çökmesin. Arabanın parası ilede kumar oynar o bugece. Yarın gider başka senetler varsa alırsın. Devam etsin böyle daha çok batsın.
Cihanın BMW sinin anahtarı masadaydı.
S: AA…abi , ben sana daha 10bin borcumu ödemedim. Arabayı nasıl öderim.
H: Aq ….. ben 10 bini unutmuştum bile.
S: her raporun en altında yazıyor abi borçlular listesinin en altında benim borcum yazılı.
H: yarın sil onu. Araba da senin.Yarın yap devrini. Bir daha ben bir şey verdimmi alacaksın İKİLETME. Sana daha dairelerden de vereceğim. Madem Mehmet oğlu görmüş seni. Sanada mirastan pay düşer. Hem artık sende benim kardeşim sayılırsın, senin gibi becerikli , güvenilir adamı nerden bulacağım. Yaptığın hesap işlerini başkası yapsa beni ayak üstü sikerdi, her gittiğin mekan sahibi beni sikmeye hevesli, sen onlara göz açtırma , ben seni eksik etmeyeceğim bundan sonra.
S: sağolasın abi… elimden geleni ….
Derken omzuma bir el dokundu.
Figen. Sarılıp beni öptü yanağımdan. Hamza abinin yanına oturdu. Onuda yanağından öptü , elini sıkmadan. Bu samimiyet…. Çakmıştı Hamza abi Figene. Figende dünden razı. Belki benden tüyoyu alınca iyice kışkırtmıştı hamzayı. Altına yatmak için fırsat kollamıştı.
F: merhaba…. Dosyaları getirdim.
Yemeklerimizi yerken figenin Cihanla ilgili dosyalarına baktık. Hamza abinin dediği gibi onlarca daire. Arsalar. Devam eden inşaatlar. Figen iyi çalışmıştı. Her mülkü, her yarım inşaatı yok pahasına alacaktık. Mehmet amcanın vefatından sonra cihan işleri takip etmemiş, geciken inşaatlar için kredi kullanmıştı. Şirketin işlemlerinide durdurmuş, iş makineleri, alınmış ne malzeme varsa hepsine çökmüştü . Sayfalarca evrak. Bizim koyduğumuz hacizden sonra bankalarda kredileri geri çağırıp, hacze başlayacaklardı
H: sana yeni iş çıktı Suat. Yardımcı al kendine. İnşaatları sen bitireceksin.. işi öğrenirsen. Müteehitte oluruz belki. Arsa çok düşer bize. Kendimiz yapar satarız bundan sonra. Figen sen Suatla organize et. Bankaların alacağı daireleride biz alalım , uygun fiyatla toptan kapatın. Holding olacağız artık…
Kahkaha atmıştık hepimiz.
S: ilgilenirim abi…..
Yemek sonunda mekana 2 bayan daha geldi. Onlarda hamza ile öpüştükten sonra yanıma oturdular. Hamzada figene belinden sarılıp kendine çekti. Yanıma oturanlarda ayrı bir güzeldi. Eskortlar, tanıttılar kendilerini.
H: eeee … figeni aldım elinden …. Bunlar eşlik etsin sana bu akşam.
Figen kızardı. Ben gülümseyerek, kadehimi kaldırdım. Önce hamza abiye sonra figene. Fuck bodyimi kaybetmiştim ama bu akşam aldığım haberler ve kazandıklarımın evde yaratacağı mutluluk. Ne figeni nede yanımdakileri umursuyordum o an. Ablam ve annemin sevinçle salonda zıpladıkları vardı gözümün önünde.
Ayrıldık kebapçıdan . ben yeni BMW arabam ve yanımda 2 hatunla. Otelde 2 eskortla 2-3 saat geçirdim. Ama aklım; annem ve ablamda haberleri vermekteydi. Otelde gecelemedim. Kızlarda başka işe gittiler. Saat 12 ye geliyordu. Acele etmiştim evdekiler uyumadan eve gitmek için.
Varmadan aradım otoparka inmelerini istedim.
Gecenin bir vakti paltolarla beni bekliyordu annem ve ablam. Arabayı görünce korkup 1-2 adım geri attı ablam. Sürpriz yapacakken bir çuval inciri bok etmiştim. Camı açıp seslendim hemen. Beni görünce korkusu geçti ablamın. Hanımları arabaya bindirdim. 1 ufak tur atarken anlattım olayları biraz. Arabanın benim olduğunu artık. Ablam sevinip arka koltuktan sarıldığında kaza yapacaktım. Evde hikayenin kalanını anlatınca annemde ablamda göz yaşlarına boğuldular. Beklediğim gibi salonda sıçrayan iki kadın yoktu. Biraz sevinç , biraz hüzün, 3ümüz sarıldık birbirimize . onlar ağladı, ben teselli ettim. Kimsenin gözü onca mal mülk yada yeni işte değildi. Yaşanan herşeyin sonunda cihandan ve ailesinden alınan intikamdan , bunun benim tezgahlayıp; bunu onlara hiç anlatmadan sonucunu söylememden duydukları minnettendi gözyaşları. Evin gerçekten erkeği , kollarımdaki 2 kadının gerçekten benim olduğunu hissettiğim andı bu. Onaları endişeye düşürmeden, korumuş ve Cihana hak ettiği sonu hazırlamıştım. Onlar için daha güvenli, varlıklı gelecek ve herşeyi kendilerine koşulsuz sunan bir erkekleri vardı.
Ablama sarılıp uyudum o gece. Ertesi gün çok işim vardı.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Uzun Yılların Sonu
Merhaba, bu anlatacağım hikâyede, belirli bir kısma kadar gerçek yaşanmış olup, bir kısımdan sonrası ise sizin seçimleriniz ile ilerleyecektir. Hikâyedeki isimler farklı olacak ama gerçek isimlere çok yakınlar.
Ben Taner, 19 yaşında bir gencim. Hikâyem bundan 4-5 sene önce, çocukluğumdan beri arkadaş olduğum Nida ile başlıyor. Nida, 19 yaşında, 160 boyunda, dik ve iri göğüslü, şekilli kalçalara sahip bir kız. Nida ile ilkokulda tanışmıştık ve uzun yıllardır arkadaştık. Hatta ailelerimiz bile çok yakındı. Her zaman ya biz onlara giderdik ya da onlar bize gelir, saatlerce vakit geçirirdik.
Nida ne kadar bana "Kardeş gibiyiz" dese de, benim ona karşı bakışım öyle değildi. Çünkü fizik olarak ilgimi çok çekiyordu ve benim yanımda oldukça rahat giyiniyordu. Bu giyimi hem göğüslerini hem de kalçasını çok daha belirginleştiriyordu. Özellikle kalçası benim vazgeçilmezimdi; sanki oturup saatlerce onun o mükemmel kalçasını izleyebilirdim.
Nida biraz girişken biriydi, benim tersime çok fazla sevgilisi olmuştu ve bunları hep bana anlatıyordu. Sevgilileri ile neler yaptığını bile anlatıyordu. Bana anlattıkları arasında en uçuk olay, sadece dudaktan öpüşmesiydi. Benim ise hiç sevgilim olmamıştı ve bu duruma takılıyordu. "Eğer hiç sevgilim olmazsa, belki benimle sadece sevişebileceğini" söylüyordu.
Şimdi, nasıl biri olduğu ve aramızın nasıl olduğu az çok aklınıza oturmuştur. Dediğim gibi, bundan 4-5 yıl önce, ergenliğe girdiğimiz zamanlar, herkes gibi ben de porno izliyordum ve aklıma farklı bir fikir gelmişti: "Nasıl olsa Nida ile birbirimizden sakladığımız bir şey yok, bundan ona bahsedebilirim." diye düşünüyordum. Ama bunu nasıl karşılayacağını bilemiyordum. "Ya bana pis sapık deyip bir daha benimle hiç konuşmazsa?" diye içim içimi yiyordu.
Bir süre bunu düşündükten sonra, Nida ile onların evi boş olduğu bir zaman, onların evinde buluştuğumuzda söylemeye karar verdim.
B:Nida, ya sana bir şey söylemek istiyorum ama ne dersin bilemiyorum. Eğer seni rahatsız ederse, daha üstüne gitmem.
N:Ya Taner, acaba yine ne oldu? Ne olabilir ki bu kadar abartacağın? Söyle gitsin yaa!
B:Eee… Nasıl desem ki… Beraber porno izlemek ister misin?
Nida, benim bu sorum karşısında önce bir duraksadı, sonra boş boş suratıma baktı. Odadan çıktı, bir süre sonra gülerek yanıma tekrar geldi ve:
N:Taner, ben de bir şey oldu sandım mk! İzleriz, ne olacak? Ben de izliyorum zaten. Hem beraber izlemek farklı bir deneyim olur, ikimiz için de, dedi ve laptopunu getirip önüme koydu.
Ben de biraz şaşırmıştım ama tepkisi karşısında rahatlamıştım. Hemen bir porno açtık ve izlemeye başladık. Hiç unutmam, Johnny Sins'in doktor pornosuydu. İkimizde de hiç ses yok, sadece izliyorduk. Benim sikim kalkmış, elimle biraz bastırıp gizlemeye çalışıyordum ama nafile, belli oluyordu. Nida ise benim bu halimi görüp kahkahalar attı.
N:Ne oldu, duramadın dimi? Kalktı hemen!"
B:Ne yapayım kızım? Bizi de bunlar azdırıyor. İzleyince oluyor işte, taşla mı ezelim?
Bunu söylememle kahkahalar atması bir oldu. Bu sırada kapı çaldı. Nida'nın annesi gelmişti. Annesi de Nida gibi oldukça rahat bir kadındı ve oldukça ateşliydi. 41 yaşında, 160-165 boyunda, fizik olarak Nida ile aynıydı. Sema Teyze, çoğu otuz birçimin baş kahramanlarından biriydi.
Anında toparlandık, hemen ders notlarını açtık. Nida kapıyı açmaya gitti, ben de sanki ders yapıyormuşuz gibi iyice derse odaklanmış duruyordum. Sema Teyze ile selamlaştıktan sonra, Nida odaya tekrar girip kapıyı kapattı ve bir tane daha izlemek istediğini söyledi. Bu kez kendi seçti. Onu da izledikten sonra, sanki dizi izliyormuşuz gibi akşama kadar izledik.
Sema Teyze akşam yemeği için çağırınca bir anda irkildik. İkimiz de hemen toparlanıp geçtik. Sema Teyze'yi görünce çok kötü oldum çünkü sabahtan beri porno izliyordum ve azgınlıktan ölüyordum. Sema Teyze ise altında içini belli eden bir tayt, üstünde derin bir göğüs dekoltesi olan tişört ile karşımda duruyordu. Adeta azgınlıktan bayılacaktım.
Yemeğimi yerken göğüslerinden gözlerimi alamıyordum. Yemekten sonra ise masayı toplamasına yardım ediyordum. Bu sırada masayı silmek için önümde domaldı ve içini komple gördüm. Altında kırmızı renkli bir tanga vardı. Ben daha dayanamayacaktım. Bu yüzden apar topar eve gidip odamda mastürbasyon yaparken buldum kendimi. Hayatımın en zevkli anıydı.
Ertesi gün okullar tatildi. Bu yüzden annemle beraber yine Nida'lara gittik. Yine odaya ders niyetiyle girip porno izlemeye başladık. Bu kez ben söylemedim, direkt Nida hazırda bekletiyordu. Bir anda oda kapısı açılır gibi oldu, hemen toparlandık ama yanlış hissetmiştik.
İlerleyen saatlerde Nida ayağa kalktı, önümde durdu, beni de ayağa kaldırdı ve arkasını döndü. Bana kalçasını okşayabileceğimi söyledi. Bu durum karşısında ne diyeceğimi bilemedim. Hemen kalçasına elimi uzatıp okşamaya başladım. Kendimi durduramıyordum çünkü bu benim hayalimdi.
Nida baktı, ben durmuyorum. Şakayla karışık:
N:Altın tabakla sunayım istersen! diye sitem etti.
B:P-pardon Nida, bu çok güzeldi. Yumuşacık bir şey, aşırı hoşuma gitti.
N:İstersen porno izlerken de okşayabilirsin. deyince, benim gözlerim faltaşı gibi açıldı. Kalbim yerinden çıkacak gibi oldu çünkü bunu anlık bir şey sanmıştım. Ama bu benim için sadece bir adımdı ve bu adımın sonu çok güzel olacaktı.
Önceki gün gibi yine saatlerce izledik ama bir fark vardı: Bu kez benim elim Nida'nın kalçasını okşamakla meşguldü. Arada ona, "İstersen sikimi elleyebilirsin." desem de pek yanaşmadı. Akşam olunca yine eve gidip bir 31 patlattım, tabii Nida'nın kalçasını okşadığım elimle.
Uzun Yılların Sonu 2
Birkaç hafta böyle sadece beraber porno izleyip kalçasını okşamamla geçti. Artık ona sikimi elletmek istiyordum, aramızda gerçekten bir şeyler yaşansın diye sabırsızlanıyordum.
Yine günlerden bir gün Nida'nın evine gittim. Kapıyı altında tayt, üstünde dar bir tişörtle açtı. O gün annesi ve babası evde yoktu, bu yüzden çok rahattım.
Nida'nın evine girdiğimde, her zamankinden daha rahat ve özgür hissettim. Kapıyı kapattıktan sonra bana doğru döndü ve hafifçe gülümsedi.
N: "Bugün annemler akşama kadar gelmeyecek, rahatız."
B: "Güzel... Belki biraz daha ileri gidebiliriz o zaman?"
Nida omuz silkti, ama gözlerindeki oyunculuk belliydi.
N: "Ne yapmayı düşünüyorsun?"
B: "Biliyorsun... Öncekiler gibi değil. Belki sen de bana dokunabilirsin?"
Bir an duraksadı, sonra yavaşça başını salladı.
N: "Tamam, ama yavaş ol. Fazla ileri gitmek yok."
Hemen oturma odasına geçtik. Nida, her zamanki gibi laptopunu açtı ve bir porno videosu başlattı. Bu sefer daha sert bir şey seçmişti; ekrandaki çiftin hareketleri beni iyice heyecanlandırdı.
Yanına oturdum, elimi yavaşça beline doladım. Nida bu sefer direnmedi, hatta biraz daha yaklaştı. Elim kalçasına kaydı, taytının üzerinden yumuşak dokunuşlarla okşadım.
B: "Nida... İstersen sen de dokunabilirsin."
Nefesim kesiliyordu. Nida bir süre tereddüt etti, sonra elini yavaşça bacağıma koydu. Yavaş yavaş yukarı doğru ilerledi, ta ki pantolonumun şişkin kısmına gelene kadar.
N: "Vay... Sertleşmişsin." Hafifçe gülümsedi.
B: "Evet, çünkü sen çok güzelsin."
Elini pantolonumun üzerinde gezdirirken içimde bir ateş yanıyordu. Sonunda fermuarımı açtı ve içeri soktu. İlk dokunuşuyla irkildim, çok sıcaktı.
N: "Büyükmüş..." Hafifçe kıkırdadı.
B: "Yavaşça hareket ettirebilir misin?"
Nida başını salladı ve yavaşça okşamaya başladı. Gözlerim kapanıyordu, her hareketiyle daha da kötü oluyordum.
N: "Nasıl? İyi mi?"
B: "Mükemmel... Biraz daha hızlı olabilir misin?"
Nida biraz daha hızlandı, ama birden durdu. Elini nazikçe tekrar sikimin üzerine götürürken gözlerimin içine bakıyordum:
B: "Lütfen Nida... Sadece biraz daha. Senin dokunuşun inanılmaz hissettiriyor. Eğer rahatsız olursan hemen dururuz, söz."
Nida'nın gözlerinde bir iç çekişme vardı. Bir yandan korkuyor, bir yandan da arzuluyordu. Yavaşça elini sikime doğru kaydırdı ve hafifçe kavradı. Bu sefer daha rahat hareket ediyor, başparmağıyla ucuna hafifçe dokunuyordu.
N: "Böyle mi?" diye fısıldadı, sesi titreyerek.
B: "Evet... Evet, aynen böyle. Biraz daha hızlı olabilir misin?"
Nida başını salladı ve ritmini artırdı. Diğer elini de kullanarak yumurtalarımı okşamaya başladı. Ekrandaki pornonun sesleriyle benim inlemelerim karışıyordu.
N: "Çabuk boşalacakmışsın gibi hissediyorum..."
B: "Evet... Çok yakınım. Durma lütfen!"
Nida daha da hızlandı, avuç içi sikimin başına sürtünürken diğer eliyle yumurtalarımı sıkıyordu. Birkaç dakika sonra patlamak üzere olduğumu hissettim.
B: "Nida, geliyorum... Nereye...?" N: "Ah! Bekle! Masanın üstündeki kağıt peçetelere!"
Hızla peçeteleri kaptım ve tam zamanında boşalmaya başladım. Kalın damlalar peçetelere akarken inliyordum. Nida ise hem şaşkın hem de etkilenmiş görünüyordu.
N: "Bu... çok fazlaydı."
B: "Teşekkür ederim. Sen harikasın."
Nida hafifçe gülümsedi, sonra ciddileşti:
N: "Ama bu bir kerelik bir şeydi, tamam mı? Bunun devamı olmayacak."
B: "Tabii... Tabii."
Ama ikimiz de biliyorduk ki bu sadece bir başlangıçtı.
Uzun Yılların Sonu 3
Nida'nın bana mastürbasyon yaptırmasının üzerinden iki gün geçmişti. Bu kez benim evimde buluşmuştuk. Mini etek ve ince bir gömlekle gelen Nida, kapıyı açtığımda nefes nefeseydi.
B: "İçeri gir, biraz soluklan."
Salona geçerken, mini eteğinin her hareketinde bacaklarının kıvrımları görünüyordu. Gömleğinin altından sütyeninin çizgileri belli oluyordu. Koltukta otururken eteği daha da yukarı çekildi, neredeyse kalçası görünecek kadar.
B: "Su ister misin?" N: "Hayır," dedi titrek bir sesle. "Geçen sefer yaptığımız şeyi düşündüm de..."
Yanına oturdum. Kalbim hızla çarpıyordu. N: "Evet?"
Gözlerini bana dikti: N: "Belki biraz daha ileri gidebiliriz. Ama yine yavaş olacağız, tamam mı?"
Elimi dizine koydum. B: "Tabii ki, sen ne kadar istersen."
Nefesi hızlanan Nida, elini uzatıp pantolonumun üzerinden sikime dokundu: N: "Zaten hazırsın."
B: "Senin yüzünden," dedim, elimi bacağına kaydırırken. "Bu mini etekle nasıl dayanmamı bekliyordun?"
Hafifçe güldü, sonra ciddileşti: N: "Fermuarını aç."
Şaşkınlıkla fermuarımı açtım. İç çamaşırımı aşağı çekerken, N: "Dün gece bunu düşünerek uyudum," diye itiraf etti. "Senin ellerinin bana dokunuşunu... Ama şimdi sıra bende."
Çıplak sikimi görünce gözleri büyüdü. B: "Korkuyor musun?"
Başını iki yana sallayıp yavaşça dokundu. N: "Çok sıcak," diye mırıldandı, avucuyla okşamaya başladı. Mini eteği iyice yukarı çekilmişti.
B: "Daha hızlı," diye inledim.
Hızlandı, diğer eliyle dizime dokunuyordu. Aniden bileğini tuttum: B: "Bu sefer seninle olmak istiyorum. Sadece bana değil..."
N: "Nasıl yani?" diye şaşırdı.
Elimi uyluğuna kaydırdım: B: "Bana dokunduğun gibi... sen de hissetmelisin."
N: "Ama çok ileri gideceğiz."
B: "Sadece dokunacağım. İstersen dururuz."
Tereddüt ettikten sonra başını salladı: N: "Yavaş ol."
Parmaklarım külotunun üzerinde gezinirken, o da sikimle oynamaya devam etti. B: "Nida," diye inledim, hafifçe bastırdım. "Böyle mi?"
N: "Ah! Evet, ama fazla değil," dedi, ritmi bozulmuştu.
Ellerimizle birbirimizi okşarken, nefeslerimiz kesiliyordu. Nida'nın külotunun altından nemli sıcaklığını hissedebiliyordum.
N: "Ah... böyle devam et..." diye inledi.
B: "Sen çok ıslanmışsın..."
N: "Sus!.. Devam et..."
Daha sert hareket ederken, külotunun kenarından içeri süzüldüm. Parmaklarım ilk kez onun ıslaklığına değdiğinde ikimiz de irkildik.
N: "Aman Tanrım—"
B: "Rahat bırak kendini..."
Klitorisini okşamaya başladım. Nida'nın inlemeleri artıyordu.
N: "Ben... geliyorum sanırım—"
B: "Ben de... Ah, Nida—"
Birden gerildi, parmaklarımı sıktı. N: "Ah! Durma, durma—" diye inlerken, ben de boşaldım.
Nefes nefese kaldık. Nida'nın gözleri kocaman açılmıştı.
N: "Bu... çok fazlaydı."
B: "Ama güzeldi, değil mi?"
Yüzü kızararak baktı: N: "Evet... ama bir daha olmayacak."
Ama ikimiz de biliyorduk ki bu bir yalandı. Artık her şey değişmişti...
Uzun Yılların Sonu 4
Nida’nın “bir daha olmayacak” dediği o andan tam üç gün sonra telefonum titredi. Ekranda onun ismini görünce kalbim hızla çarptı:
N: “Evde yalnızım. Annem hafta sonu için teyzeme gitti.”
Mesajın alt metnini anlamamak imkânsızdı. Hemen yola koyuldum. Kapıyı açtığında üzerinde sadece büyük bir tişört ve iç çamaşırlarıyla duruyordu. Tişörtün altından kalçalarının kıvrımları belli oluyordu.
B: “Bu sefer ne yapacağız?” diye sordum, sesimdeki heyecanı bastıramayarak.
Nida dudaklarını ısırdı: N: “Geçen sefer çok ileri gittik. Ama bugün daha da ileri gitmek istiyorum.”
İçeri girdiğimde salonun ortasına büyük bir yastık ve havlu serili olduğunu gördüm. Nida tişörtünü yavaşça çıkardı, sadece sütyen ve tangayla kalmıştı. Göğüsleri sütyenin içinden taşıyor gibiydi.
N: “Artık dokunmak yetmiyor,” dedi cesurca. “Bugün gerçekten deneyelim mi?”
B: “Yani yapmak mı istiyorsun?”
Başını sertçe salladı: N: “Evet. Ama yavaş olacağız. İlk defa olacak.”
B: “Nida, güzel hazırlık yapmışsın ama ben daha farklı bir şey düşündüm. Mesela, bunu annenin yatağında yapsak ne dersin?”
Nida bu isteğim karşısında biraz şaşırmıştı ama ikna oldu. Yatakta yapmak daha cazip gelmişti ve ikimiz için de bir ilkti. Annesinin odasına girdik. Beni yatağa fırlattı ve pantolonumu yavaş yavaş çıkardı. Saçlarını topladı, boxer’ımı iyice sıyırdıktan sonra:
N: “Eee, bu yine kocaman. Bu küçülmüyor mu hiç ya?”
B: “Seni görünce ister istemez oluyor be güzelim. Sen de bu kadar ateşli olma.”
N: “Bak, şimdiden söylüyorum: İlk saksom bu. Sonra bana bağırma, sakın ‘Isırıyorsun!’ falan diye. Ha, bir de ben bakireyim. O nasıl olacak? Hemen bozmak istemiyorum.”
B: “Hahahah, tamam tamam. Sen yala da nasıl yalarsan yala, alışırsın zamanla. O konuya gelince, biraz canın acır ama anal yapmaya ne dersin? Sizin ev krem dolu, süreriz, o yardımcı olur.”
Bunu söyleyince biraz ikna oldu ama bir tık da korkmuş gibiydi. Bunu fark edince rahatlaması için: B: “İstersen sadece yala, içine girmem,” desem de hiç cevap vermeden yalamaya başladı.
Nida’nın dudakları sikime değdiğinde, sanki elektrik çarpmış gibi oldum. İlk başta acemice hareket ediyordu; diliyle yavaşça keşfediyor, arada gözlerime bakarak tepkimi ölçüyordu. Yatağın üzerinde, Sema Teyze’nin kokusunun sindiği çarşaflarda yatarken, bu anın gerçeküstü hissettirdiğini düşündüm. Nida’nın saçları omuzlarına dökülüyordu. Tangasının kırmızı danteli, her hareketinde gözüme çarpıyordu.
B: “Nida… Bu harika,” dedim, sesim titreyerek.
Başını kaldırıp bana baktı, dudaklarında hafif bir gülümseme: N: “Acemi olduğum belli mi?”
B: “Hiç de değil, devam et lütfen.”
Tekrar eğildi, bu sefer daha cesurca hareket etmeye başladı. Dilini sikimin başında gezdirirken, bir eliyle de yumurtalarımı nazikçe okşuyordu. Her hareketiyle içimde bir ateş büyüyordu. Elim saçlarına gitti, nazikçe tutup yönlendirdim ama fazla baskı yapmamaya özen gösterdim.
N: “Böyle mi?” diye mırıldandı, ağzı dolu olduğu için sesi boğuk çıkıyordu.
B: “Evet, aynen böyle… Tanrım, çok iyi.”
Bir süre sonra ritmi hızlandı, artık daha rahat hareket ediyordu. Arada dişleri hafifçe değse de bu bile tuhaf bir zevk veriyordu. Gözlerimi kapatıp anın tadını çıkarmaya çalıştım ama Nida birden durdu. Başını kaldırıp bana baktı, yüzünde hem utangaç hem de kararlı bir ifade vardı.
N: “Tamam, yeterince yaladım sanırım. Şimdi sıra sende.”
Şaşkınlıkla doğruldum: B: “Ne yapayım?”
N: “Beni hissettir,” dedi ve yatağa uzandı. Tangasını yavaşça sıyırıp kenara attı, sütyenini de çıkardı. Çıplak bedeni, loş odanın ışığında mükemmel görünüyordu. Göğüsleri dik ve dolgun, kalçaları ise tam hayallerimdeki gibiydi.
Yatağa yaklaştım, ellerim titriyordu. Eğilip boynundan öpmeye başladım, yavaşça göğüslerine indim. Nida’nın nefesi hızlandı, bir elini saçlarıma geçirdi.
N: “Yavaş… Ama devam et,” diye fısıldadı.
Göğüs uçlarını ağzıma aldığımda hafif bir inleme kaçtı ağzından. Bir elimle diğer göğsünü okşarken, diğer elim yavaşça aşağı kaydı. Klitorisini bulduğumda parmaklarımı nazikçe gezdirmeye başladım. Nida’nın bedeni titriyordu, bacakları hafifçe aralandı.
B: “Böyle mi?”
N: “Evet… Ama daha derin.”
Parmaklarımı yavaşça içeri kaydırdım, ıslaklığı beni çıldırttı. Nida inlemelerini bastırmaya çalışıyordu ama sesleri odayı dolduruyordu. Bir yandan klitorisini okşuyor, bir yandan da parmaklarımla ritmik hareketler yapıyordum.
N: “Taner… Çok iyi… Durma,” diye inledi.
Bir süre böyle devam ettik ama içimde başka bir arzu büyüyordu. Anal yapma fikrini hatırladım ama onun korktuğunu da hissetmiştim. Yavaşça doğrulup gözlerine baktım.
B: “Nida, istersen sadece böyle devam edelim. Ama eğer anal denemek istersen, seni asla zorlamam. Kremsiz bile yapmayız, her şey senin rahatın için.”
Nida bir an düşündü, sonra başını salladı: N: “Tamam… Deneyelim. Ama yavaş ol, lütfen. Ve krem kullanacağız.”
Yatağın başucundaki çekmeceden bir krem tüpü aldı, bana uzattı. Gergin ama meraklı bir ifadeyle bana bakıyordu. Kremi avucuma sıkıp nazikçe kalçalarına sürdüm, parmaklarımı yavaşça gezdirerek onu rahatlattım.
B: “Hazır mısın?”
N: “Sanırım… Yavaş ol, tamam mı?”
Yavaşça pozisyon aldım, sikimi kremle kayganlaştırıp ona yaklaştım. İlk başta sadece ucunu değdirdim, Nida’nın nefesi kesildi.
N: “Ah… Yavaş, lütfen.”
B: “Tamam, rahatla. İstersen hemen dururuz.”
Yavaşça ilerledim, her hareketimde onun tepkisini izledim. Nida bir an gerildi ama sonra derin bir nefes alıp gevşedi.
N: “Tamam… Devam et. Ama yavaş.”
Ritim bulmaya başladık, her hareketimde daha rahatladığını hissediyordum. Nida’nın inlemeleri karışık bir zevk ve hafif bir acıyla doluydu ama gözlerindeki arzu her şeyi söylüyordu.
N: “Bu… Farklı. Ama güzel,” dedi nefes nefese.
B: “Sen harikasın,” dedim, hareketlerimi hızlandırırken.
Bir süre sonra ikimiz de kendimizi tamamen anın içinde bulduk. Nida bir elini klitorisine götürdü, kendi kendine okşamaya başladı. Bu manzara beni çıldırttı, daha fazla dayanamazdım.
B: “Nida… Geliyorum…”
N: “Ben de… Durma, lütfen!”
Aynı anda patladık. Nida’nın bedeni titrerken, ben de havluya boşaldım. İkimiz de nefes nefese yatağa yığıldık. Nida’nın yüzünde bir gülümseme belirdi ama hemen ardından ciddileşti.
N: “Bu… Gerçekten çılgıncaydı. Ama annemin yatağında yaptığımızı düşününce biraz utanıyorum.”
B: “Haklısın ama bu bizim sırrımız,” dedim gülerek.
Nida gözlerini devirdi. Odanın sessizliğinde sadece nefeslerimiz duyuluyordu.
Uzun Yılların Sonu 5
Nida’nın “bir daha olmayacak” dediği o andan tam bir hafta geçmişti. O sahildeki yürüyüşümüzden sonra, her şey değişmişti. Mesajlarımız daha sık, daha samimi hale gelmişti. Ama içimde büyüyen bir arzu vardı: Nida ile daha derin bir bağ kurmak, ona daha yakın olmak istiyordum. Onun da aynı şeyi hissettiğini biliyordum, çünkü mesajlarında hep ima ediyordu.
Cuma akşamı telefonum titredi. Nida’dan bir mesaj:
N:“Yarın annemler evde olmayacak. Gelir misin? Ama bu sefer… farklı bir şeyler yapalım.”
Mesajın anlamı açıktı. Kalbim hızlandı, hemen cevap yazdım: B:“Tabii ki! Saat kaçta?” N:“Öğleden sonra. Hazırlıklı gel, Taner.”
“Farklı bir şeyler” derken neyi kastettiğini anlamıştım, ama bu onun için büyük bir adımdı. Nida’nın bakire olduğunu biliyordum ve bu deneyimin onun için özel olması gerekiyordu. Onu rahat ettirmek, her şeyin doğal ve güzel ilerlemesini sağlamak istiyordum.
Ertesi gün kapıyı çaldığımda, Nida beni içeri aldı. Üzerinde ince bir askılı bluz ve kısa bir şort vardı. Saçları dağınık bir topuzla toplanmıştı, her zamanki gibi inanılmaz çekiciydi. Bana sarılıp gülümsedi, kokusu başımı döndürdü.
N: “Gel, salona geçelim. Önce biraz konuşalım.”
Koltuğa oturduk. Nida’nın gözlerinde hem heyecan hem de bir parça gerginlik vardı.
B: “Nida, ‘farklı bir şeyler’ derken neyi kastediyorsun? Benden ne bekliyorsun?”
Dudaklarını ısırıp bir an yere baktı, sonra gözlerime kilitlendi.
N: “Taner, geçen hafta olanlar… bayağı ileri gittik. Ve ben… artık hazır olduğumu düşünüyorum. Yani, tamamen. Ama korkuyorum da. İlk defa olacak, biliyorsun.”
Kalbim hızlandı. Onun neyi kastettiğini anlamıştım, ama emin olmak istedim.
B: “Yani… bakireliğini benimle paylaşmak mı istiyorsun?”
Başını yavaşça salladı, sesi titriyordu.
N:“Evet. Ama yavaş olman lazım. Ve… lütfen, bunu özel yapalım. Sadece ikimizin anısı olsun.”
Elini tutup nazikçe sıktım.
B:“Nida, seni asla zorlamam. Her şey senin istediğin gibi olacak. Eğer bir an bile rahatsız olursan, dururuz. Söz.”
Gülümsedi, biraz rahatlamış gibiydi.
N:“Tamam. O zaman… annemin odasına gidelim. Orası daha özel hissettiriyor.”
Annesinin yatağı bizim için bir nevi sığınak olmuştu. Odaya geçtiğimizde, Nida kapıyı kapattı ve ışıkları biraz kıstı. Yatağa oturduk, bir süre sadece birbirimize baktık. Gerginlik havadaydı, ama aramızdaki çekim her şeyi bastırıyordu.
B:“Rahat mısın?” diye sordum, elimi omzuna koyarak.
N: “Sanırım… Ama sen başlat.”
Yavaşça ona yaklaştım, boynunu öpmeye başladım. Nida’nın nefesi hızlandı, elleri sırtımda geziniyordu. Bluzunu yavaşça çıkardım, altında sütyen yoktu. Göğüsleri serbest kaldığında, bir an durup ona hayranlıkla baktım.
B:“Nida, sen mükemmelsin.”
Kıkırdadı, ama sesinde hâlâ çekingenlik vardı.
N: “Hadi, fazla romantik olma. Sadece… yapalım.”
Şortunu ve iç çamaşırını yavaşça sıyırdım. O da benim tişörtümü ve pantolonumu çıkardı. Çırılçıplak kaldığımızda, ikimiz de bir an duraksadık. Bu, önceki deneyimlerimizden çok daha farklıydı. Daha derin, daha anlamlı.
Nida yatağa uzandı, bacaklarını hafifçe araladı. Kremi başucundan alıp biraz kullandım, hem onu hem de kendimi rahatlatmak için. Parmaklarımı nazikçe gezdirirken, Nida’nın gözlerini kapattığını ve derin nefesler aldığını gördüm.
N: “Yavaş… lütfen.”
B: “Tabii ki. Rahat ol, her şey güzel olacak.”
Yavaşça ona yaklaştım, sikimin ucunu hafifçe değdirdim. Nida bir an gerildi, elimi tutup sıktı.
N: “Tamam… devam et. Ama yavaş.”
Yavaşça içeri girdim. Nida’nın yüzünde hafif bir acı ifadesi belirdi, bir inleme kaçtı ağzından. Hemen durdum.
B:“İyi misin? Durayım mı?”
Başını iki yana salladı, ama gözleri dolmuştu.
N: “Hayır, devam et. Sadece… yavaş ol.”
Biraz daha ilerledim, bu sefer daha dikkatli. Kızlık zarının yırtıldığını hissettiğim an, Nida’nın nefesi kesildi ve hafif bir inleme daha duyuldu. Yatağın çarşafında küçük bir kan lekesi belirdi. Nida’nın yüzündeki acı yavaşça yerini başka bir ifadeye bıraktı.
B:“Nida, iyi misin? Çok mu acıyor?”
N:“Biraz… ama geçiyor. Devam et, sadece yavaş.”
Ritim bulmaya başladık. Nida’nın nefesleri düzene girdi, inlemeleri acının yerini zevke bırakmaya başladı. Yavaşça hareket ettim, her an onun rahat olduğundan emin olmaya çalıştım.
N:“Taner… bu… garip ama güzel,” dedi nefes nefese.
B:“Seninle olmak her zaman güzel,” dedim, gülümseyerek.
Bir süre sonra ritmimiz uyum sağladı. Nida’nın inlemeleri odayı dolduruyordu, elleri sırtımı tırmalıyordu. Kendi zevkimle onun rahatlığı arasında bir denge kurmaya çalışıyordum.
N:“Daha hızlı… lütfen,” dedi birden, sesi arzudan titriyordu.
Hızlandım, ama hâlâ dikkatliydim. Nida’nın bedeni benimle birlikte hareket ediyordu, sanki yıllardır bu anı beklemiş gibiydik.
N:“Taner… sanırım… geliyorum!”
Onun bu sözleriyle ben de kendimi tutamadım.
B: “Ben de… Nida, nereye?”
N: “Dışarı… lütfen,” dedi, nefes nefese.
Hızla geri çekilip havluya boşaldım. Nida’nın bedeni titriyordu, o da orgazmın etkisiyle yatağa yığıldı. Çarşaftaki kan lekesi ikimizi de bir an durdurdu. Nida gözlerini kapattı, sonra yavaşça açıp bana baktı.
B: “İyi misin? Pişman mısın?”
Başını iki yana salladı, bir damla gözyaşı yanağından süzüldü.
N: “Hayır, pişman değilim. Biraz acıdı, ama… seninle olduğu için mutluyum. Özel hissettirdin.”
Onu kollarımın arasına aldım, saçlarını okşadım.
B: “Seninle geçirdiğim her an zaten özel.”
Bir süre öylece yattık, birbirimize sarılmış, sessizce. Ama Nida’nın şakacı yanı uzun süre susmadı.
N: “Taner, bu çarşafları yine değiştirmemiz lazım. Annem bu lekeyi görürse ikimizi de öldürür!”
Güldüm, ona sıkıca sarıldım.
B:“Haklısın. Ama eğer her seferinde böyle olacaksa, ben bu çarşaf değiştirme işine razıyım.”
Odanın loş ışığında, Nida’nın kokusu ve sıcaklığıyla her şey mükemmel hissettiriyordu.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Uzun Yılların Sonu 6
Nida ile geçirdiğimiz o ateşli günlerin üzerinden birkaç gün geçmişti. Her şey o kadar hızlı gelişiyordu ki, bazen kendimi bir rüyada gibi hissediyordum. Nida ile bağımız artık sadece fiziksel değil, duygusal olarak da derinleşmişti. Ancak onun “prezervatifsiz olmaz” tavrı, işleri biraz yavaşlatmıştı. Anal seks bizim için bir çözüm gibi görünse de, ikimiz de daha fazlasını istiyorduk; sadece doğru zamanı bekliyorduk.
O gün yine Nida’ların evindeydim. Annesi Sema Teyze evdeydi, salonda bir dergi karıştırırken biz Nida’nın odasında takılıyorduk. Nida, üzerinde bol bir tişört ve şortla yatağa uzanmıştı. Laptop açık, ama bu sefer porno izlemiyorduk; sadece hafif bir müzik çalıyordu. Aramızda bir rahatlama vardı, ama her an bir şeylerin başlayabileceği gerilimi de hissediliyordu.
B: “Nida, şu prezervatif işini halletsek mi? Eczaneye gidip alsam, rahatlarız.”
Nida gözlerini devirdi, ama gülümsüyordu.
N: “Taner, biliyor musun, senin aklın hep aynı yerde. Ama haklısın, risk alamam. Annem duysa beni evlatlıktan reddeder.”
B: “Haklısın, Sema Teyze biraz… katı gibi duruyor bazen.”
Nida kıkırdadı.
N: “Katı mı? Sen onun gençlik fotoğraflarını görsen, aklın şaşar. Annem gençken benden beter ateşliymiş.”
Bu sözü duyunca içimde bir kıvılcım çaktı. Sema Teyze zaten hep dikkatimi çekmişti; 41 yaşında, ama hâlâ taş gibi bir kadın. Nida’nın bahsettiği o gençlik fotoğrafları aklımı kurcalamaya başladı, ama konuyu değiştirdim.
B: “Neyse, hadi biraz takılalım. Ne yapalım?”
Nida yatağa daha da yayıldı, şortu kalçalarını iyice ortaya çıkarırken bana muzipçe baktı.
N: “Ne istersen… Ama prezervatif yok, unutma. Anal istersen, yine krem var.”
Güldüm, ama içimde bir sabırsızlık vardı. Yatağa yaklaştım, elimi bacağına koydum. Tam o sırada Nida birden doğrularak:
N: “Dur, kapıyı kitleyelim. Annem aniden dalmasın.”
Kapıyı kilitlediğimizi sandık ve geri döndük. Nida tişörtünü sıyırıp sadece iç çamaşırlarıyla kaldı. Tangasının kırmızı danteli yine gözümü aldı. Yavaşça öpüşmeye başladık, ellerim kalçalarında geziniyordu. Nida’nın nefesi hızlanırken, ben de pantolonumu çıkardım. Kremi başucundan aldık ve kısa sürede kendimizi anal seksin ritminde bulduk. Nida’nın inlemeleri odayı dolduruyordu, ama ikimiz de sesimizi kontrol etmeye çalışıyorduk.
Tam o sırada, gözüm kapıya takıldı. Kapı hafif aralıktı. Kilitlediğimizi sanıyorduk, ama belli ki tam kapanmamıştı. Ve orada, gölgede, Sema Teyze’nin siluetini gördüm. Kalbim yerinden çıkacak gibi oldu, ama Nida’ya çaktırmadım. Sema Teyze’nin gözleri bize kilitlenmişti; ne kadar zamandır izlediğini bilemiyordum. Panikle durmayı düşündüm, ama garip bir şekilde bu durum beni daha da azdırdı. Sema Teyze bir an sonra sessizce çekildi, kapıyı hafifçe kapattı.
Nida hiçbir şey fark etmemişti, hâlâ zevkin içinde kaybolmuştu.
N: “Taner… Hızlı… Hadi!”
B: “Tamam… Geliyorum,” dedim, sesim titreyerek.
Havluya boşaldım, Nida da titreyerek orgazm oldu. İkimiz de nefes nefese yatağa yığıldık. Ama aklım hâlâ kapıdaydı. Sema Teyze’nin bizi izlediğini bilmek, hem korkutucu hem de tuhaf bir şekilde heyecan vericiydi.
Nida duşa girerken, ben salona geçtim. Sema Teyze koltukta oturuyordu, elinde bir bardak bitki çayı, dergisini hâlâ karıştırıyordu. Üzerinde ince bir sabahlık vardı, altına giydiği tayt bacaklarının şeklini tamamen ortaya çıkarıyordu. Bana bakıp gülümsedi, ama gözlerinde farklı bir ifade vardı.
S: “Taner, otur bakalım. Nasılsın?”
B: “İyi… iyi, Sema Teyze. Sen nasılsın?” dedim, sesim biraz titrekti.
Sema Teyze çay bardağını masaya koydu, yavaşça bana doğru eğildi.
S: “Valla, bayağı enerjik gördüm seni az önce. Gençlik başka bir şey.”
Kalbim duracak gibi oldu. Ne diyeceğimi bilemedim, sadece yutkundum. Sema Teyze kıkırdadı, elini omzuma koydu.
S: “Rahat ol, Taner. Gençsiniz, kanınız kaynıyor. Ben de o yaşlarda böyleydim. Ama dikkatli olun, tamam mı? Nida benim her şeyim.”
B: “Tabii… Tabii, Sema Teyze. Biz dikkatliyiz.”
Sema Teyze’nin eli omzumdan yavaşça koluma kaydı. Bana daha da yaklaştı, sesi alçaldı.
S: “Ama şunu bil, Taner… Eğer biraz daha… farklı bir deneyim istersen, ben de buralardayım. Genç bir erkekle olmak, bazen bize de iyi gelir.”
Şok olmuştum. Sema Teyze’nin gözlerindeki o flörtöz bakış, sesindeki ima… Hayal mi görüyordum? Ama hayır, her şey gerçekti. Yutkundum, ne diyeceğimi bilemedim.
B: “Şey… Sema Teyze, bu… yani, nasıl?”
Sema Teyze güldü, elini çekip çay bardağını aldı.
S: “Merak etme, hemen değil. Ama düşün istersen. Nida’nın bilmesine gerek yok. Aramızda kalır.”
Tam o sırada Nida duştan çıkıp salona geldi, saçları ıslak, üzerinde bir havlu.
N: “Taner, annemle muhabbet mi ediyorsunuz?”
Sema Teyze gülümseyerek:
S: “Tabii, kızım. Taner’le biraz laflıyoruz. Nida gözlerini devirdi.
N: “Evet, evet, çok iyi. Hadi Taner, odama geçelim, film izleyelim.”
Odaya geçerken aklım allak bullak olmuştu. Sema Teyze’nin teklifi, o flörtöz bakışları, Nida ile yaşadığımız o anlar… Ve şimdi, Sema Teyze’nin bu beklenmedik çıkışı. Ne yapacağımı bilemiyordum. Nida’ya söylemeli miydim? Yoksa Sema Teyze’nin teklifini mi düşünmeliydim? İçimde bir yandan suçluluk, bir yandan da durdurulamaz bir arzu vardı
Uzun Yılların Sonu 7
Nida ile geçirdiğimiz o ateşli günlerin üzerinden birkaç gün geçmişti. Her şey o kadar hızlı gelişiyordu ki, bazen kendimi bir rüyada gibi hissediyordum. Nida ile bağımız artık sadece fiziksel değil, duygusal olarak da derinleşmişti. Ancak onun “prezervatifsiz olmaz” tavrı, işleri biraz yavaşlatmıştı. Anal seks, kremle kolaylaşsa da bir çözüm gibi görünüyordu, ama ikimiz de daha fazlasını istiyorduk; sadece doğru zamanı bekliyorduk.
Evdeyken annemle geçirdiğim zamanlar, bu kaotik duygularımı biraz dengelememi sağlıyordu. Annem, Gülşen, 43 yaşında, enerjik ve fazlasıyla korumacı bir kadın. Orta boylu, yaklaşık 165 cm, ince ama kıvrımlı bir vücuda sahip. Yıllar ona pek dokunmamış; beli ince, kalçaları dolgun ve göğüsleri hâlâ dik, yaşıtlarından çok daha genç gösteriyor. Koyu kestane saçları omuzlarına dökülüyor, hafif dalgalı ve her zaman bakımlı. Teninde doğal bir parlaklık var, ve düzenli spor yaptığı için bacakları sıkı, kolları zarifçe şekillenmiş. Genelde dar kotlar ve gömlekler giyer, ama evdeyken ince askılı elbiseler ya da taytlarla dolaşır, bu da vücudunun hatlarını daha belirgin hale getirir. Onun bu görünümü, hem zarif hem de çekici; bazen farkında olmadan odaya girdiğinde bile dikkat çekiyor.
Ama annemle ilgili hissettiklerim, sadece bir oğulun gurur duyduğu şeyler değil. Ergenliğe girdiğimden beri, onun vücuduna bakarken kendimi suçlu hissedeceğim düşünceler içinde buluyorum. Mesela, mutfakta yemek yaparken eğildiğinde kalçalarının kusursuz kıvrımı ya da sabahları ince bir sabahlıkla dolaşırken göğüslerinin hafifçe belli olması… Bunlar aklımda yer ediyor, ve bu düşünceler beni hem utandırıyor hem de tuhaf bir şekilde heyecanlandırıyor. Annemin güçlü, ama bir o kadar da zarif duruşu, sanki yasak bir çekim gibi beni etkiliyor. Onun o doğal güzelliği, bazen aklımı karıştırıyor; bu düşünceleri bastırmaya çalışsam da, yalnız kaldığımda zihnim oraya kayıyor. Bu hisleri kimseyle paylaşmadım, özellikle annemle; çünkü onun keskin sezgileri, en ufak bir ipucunda bile bir şeylerden şüphelenebilir. “Taner, aklın nerede?” dediğinde, kalbim yerinden çıkar, çünkü sanki aklımı okuyormuş gibi hissederim.
O gün Nida’ların evine giderken, annem beni kapıda uğurladı. Üzerinde ince, beyaz bir yazlık elbise vardı; eteği diz üstünde, göğüs kısmı hafif dekolteli. Bana sarıldığında, kokusu ve vücudunun sıcaklığı yine o yasak düşünceleri tetikledi. “Fazla geç kalma,” dedi, gülümseyerek. Ama gözlerindeki o bilge bakış, sanki bir şeylerden şüpheleniyormuş gibi hissettirdi.
Sema Teyze evdeydi, ama Nida bir arkadaşıyla buluşmak için dışarı çıkmıştı. Kapıyı Sema Teyze açtığında, üzerinde dar bir yoga taytı ve hafif transparan bir bluz vardı. Göğüslerinin silueti bluzun altında hafifçe belli oluyordu, ve bu görüntü kalbimi hızlandırmaya yetti.
S: “Taner, hoş geldin! Nida dışarıda, ama gel, içeri gir. Bitki çayı yaptım, ister misin?”
B: “Olur, teşekkür ederim, Sema Teyze,” dedim, sesimde hafif bir titreme vardı.
Salona geçtik. Sema Teyze mutfaktan iki bardak bitki çayıyla döndü ve karşıma oturdu. Bacak bacak üstüne attığında, taytının bacaklarını nasıl sardığını fark etmemek imkânsızdı. Çayımı yudumlarken, onun gözlerinin üzerimde gezindiğini hissettim. Dün geceki konuşmamız aklımda dönüp duruyordu: “Eğer farklı bir deneyim istersen, ben de buralardayım.” Bu sözler, hem merak uyandırıcı hem de tehlikeliydi.
S: “Dün epey eğlendiniz galiba, değil mi?” dedi, sesinde muzip bir tonla.
Yutkundum, ne diyeceğimi bilemedim.
B: “Şey… Evet, biraz film falan izledik.”
Sema Teyze kıkırdadı, başını hafifçe yana eğdi.
S: “Taner, bana öyle bakma. Dün sizi gördüm, biliyorsun. Ama merak etme, Nida’ya bir şey demem. Aramızda kalır.”
Kalbim göğsümde küt küt atıyordu. Çay bardağını masaya bıraktım, ellerim titriyordu. Aklımda bir yandan Nida, bir yandan da annem vardı. Ya annem öğrenirse? Ama Sema Teyze’nin bakışları, o baştan çıkarıcı gülümsemesi… Mantığımı altüst ediyordu.
B: “Sema Teyze… Dün söylediğin şey… Ciddi miydin?” dedim, sesim neredeyse fısıltıya dönmüştü.
Sema Teyze bir an durdu, sonra yavaşça gülümsedi. Koltukta bana doğru kaydı, aramızdaki mesafe kapanmıştı.
S: “Ne kadar ciddi olduğumu görmek ister misin?” dedi, sesi alçak ve tahrik ediciydi.
Elim ayağım kesilmişti. Sema Teyze’nin bu kadar doğrudan olması, hem şaşırtıcı hem de inanılmaz derecede çekiciydi. Gözlerimi ondan alamıyordum; dudakları hafif aralık, gözlerinde bir ateş vardı.
B: “Ama… Nida… Ya öğrenirse? Ya da… Annem?
Sema Teyze elini yavaşça dizime koydu, parmakları hafifçe bacağımda gezindi.
S: “Nida bilmeyecek, Taner. Annen de bilmeyecek. Bu bizim sırrımız olacak. Hem, sadece biraz eğleneceğiz. Kimseye zarar gelmez.”
O an, tüm mantığım uçup gitmişti. Sema Teyze’nin eli bacağımdan yukarı kayarken kendimi durduramıyordum. Eğilip ona yaklaştım, ve bir an tereddüt ettikten sonra dudaklarımız buluştu. Öpücüğü, Nida’nınkinden farklıydı; daha deneyimli, daha talepkâr. Elleri sırtımda geziniyor, beni kendine çekiyordu.
S: “Hadi, yukarı çıkalım,” dedi nefes nefese, öpücüğü kesip gözlerime bakarak.
Kalbim yerinden çıkacak gibiydi, ama onu takip ettim. Sema Teyze’nin odası sade ama şıktı; büyük bir yatak, loş bir lamba ve onun parfümünün hafif kokusu. Kapıyı kapattı ve hemen bluzunu çıkardı. Sütyensizdi; göğüsleri hâlâ sıkı ve dolgun, yaşıtlarına meydan okuyordu. Taytını da sıyırıp sadece siyah bir tangayla kaldı.
B: “Sema Teyze… Sen… İnanılmazsın,” dedim, sesim titreyerek.
S: “Teyze deme artık,” dedi gülerek. “Şu an sadece Sema’yım.”
Yatağa yaklaştı, beni itip sırtüstü yatırdı. Pantolonumu hızlıca çıkardı, boxer’ımı sıyırırken sikime bakıp hafifçe gülümsedi.
S: “Vay, Nida haklıymiş. Bu epey etkileyici.”
Utanç ve arzu karışımı bir hisle yutkundum. Sema, sikimi avucuna aldı, yavaşça okşamaya başladı. Nida’nın acemi dokunuşlarından farklıydı; her hareketi bilinçli, her dokunuşu zevki maksimuma çıkarmak için tasarlanmış gibiydi. Eğilip sikimin ucunu dudaklarıyla öptü, sonra yavaşça ağzına aldı. Dilinin hareketleri, beni çıldırttı; gözlerimi kapattım, sadece hissetmeye odaklandım.
B: “Sema… Bu… Çok iyi,” dedim, inlememek için kendimi zor tutarak.
Başını kaldırıp bana baktı, dudaklarında bir gülümseme.
S: “Daha yeni başlıyoruz.”
Yatağa uzandı, tangasını sıyırıp kenara attı. Bacaklarını araladı, ve beni üzerine çekti.
S: “Yavaş ol, ama durma. Bana neler yapabileceğini göster.”
Sema’nın ıslaklığı, herhangi bir kreme ihtiyaç duymadan beni içine davet ediyordu. Yavaşça içine girdim; onun sıcaklığı ve sıkılığı, beni anında sardı. Sema’nın inlemesi odayı doldurdu. Nida ile yaşadığım deneyimden farklıydı; Sema daha rahat, daha kendinden emindi. Harekete başladığımda, o da ritme uyum sağladı, kalçalarını hareket ettirerek beni daha derinlere çekti. Zihnim tamamen Sema’ya odaklanmıştı; onun nefesleri, inlemeleri, bedeninin her hareketi beni içine çekiyordu. Nida ya da başka bir şey düşünmek için yer yoktu; sadece bu an, sadece Sema vardı.
S: “Evet… İşte böyle, Taner… Devam et,” dedi, sesi zevkten titriyordu.
Hızlandım, ellerim göğüslerinde, dudaklarım boynunda geziniyordu. Sema’nın inlemeleri giderek yükseliyordu, ve bu beni daha da azdırıyordu. Ritmimiz uyum içinde, ateşli bir dans gibiydi.
S: “Taner… Geliyorum… Hadi, sen de!”
B: “Sema… Nereye?” dedim, son anda kendimi tutarak.
S: “ Yüzüme!” dedi nefes nefese.
Hızla çekilip suratına doğru boşaldım. Sema’nın bedeni titriyordu, orgazmın etkisiyle yatağa yığıldı. İkimiz de nefes nefese, bir süre öylece yattık. Sema başını çevirip bana baktı, yüzünde yaramaz bir gülümseme vardı.
S: “Fena değildin, Taner. Bu kadar fazla çıkmasını beklemiyordum.Ama bu sadece bir başlangıç.” dedi diliyle dudaklarına gel dölümü yalayarak.
O an, suçluluk dalgası geri geldi. Sema ile yaşadığım bu ateşli an, beni uçurmuştu.
B: “Sema… Bu… Çılgıncaydı. Ama ya Nida?
Sema parmağını dudaklarıma koydu.
S: “Kimse bir şey öğrenmeyecek. Bu bizim sırrımız. Merak etme, seni üzmem.”
O sırada telefonu titredi. Nida arıyordu: N:"Anne geliyorum ben 1 saate ordayım." S:"Tamam canım dikkatli ol."
Panikle doğruldum. Sema gülerek yataktan kalktı, tangasını giydi.
S: “Hadi, toparlan. Nida gelmeden duş al istersen. Ama unutma, bu daha bitmedi.”
Duşa girdim, ama aklım allak bullak olmuştu. Sema ile yaşadığım bu gizli an, beni hem uçurmuş hem de suçlulukla doldurmuştu. Nida’ya ne diyecektim? Ama aynı zamanda, Sema’nın dokunuşları, o ateşli bakışları… Bu sırrı taşımak, hem korkutucu hem de karşı konulmaz derecede heyecan vericiydi.