Kulağımda bu var, https://www.youtube.com/watch?v=SBOVkptjJhE , okurken beynimin içinde titriyor gitarın telleri..
Makaralardan biri ve en güçlüsü, belki yaş belki tam zamanı. Sorgular örgüsü arkada çalışırken okudum Mabel’in cevabını.
Nasıl sakin nasıl dingin bir zihin.. Sanki Mabel bunları instagram sayfasına yazmamış da, siz uygulamayı açıp akan bir nehrin gifini izliyormuşsunuz gibi..
Kendin olmak, kendini bulmak.
Tüm mekanlardan, sözlerden, geçmişten ve diretilenlerden bağımsız.
Hangi makarnayı seversin?
Elin hangi işe yatkındır en çok?
Çok önemli bir akşama nasıl katılmak istersin, ne giyersen en çok sen olursun?
Mutlu olduğunda bir insana mı yoksa bir mekana mı koşarsın?
..aslında yaptıklarının ötesini soruyorum sana, yaptıklarını ben de görüyorum, aslında nasıl olsun isterdin?..
Kimseyi düşünmez adımlarını kimsenin yargılarına göre atmazken ne giyerdin?
Mesela nerede ne yapmak isterdin?
Farkında mısın engellerinin?
Etrafındaki tel örgülerin..
Evet tam anlamıyla tel örgülerle çevriliyiz, olup biteni gördüğümüz için olayların içindeyiz sanıyoruz, yaptık sanıyoruz ama pek de öyle değil. O olaydaki kişi tam olarak biz miyiz, sen misin?
Yüzde yüzüyle içerde olabilenler, kafasının içinde kendisine ait olmadığını bildiği her bir gereksiz bilgiden sıyrılıp kendisi olabilenler var, ah nasıl bir özgürlük..
Sorguladığımızda görebiliyoruz, düşündüğümüzde ve sorular sorduğumuzda.
Her bir NEDEN deyişimiz bizi biraz daha biraz daha yaklaştırıyor gerçeğe,
Dışarda aradığımız her bir sorunun yanıtı -burdaki kastım gerçek yanıt- bizde.
Zaten dışardan aldığımız hangi yanıt, bizim mantığımıza uymadığında uygulanabilir oluyor ki?
İçerdeki sen, bir safra gibi atıyor onu dışarı.
Ama bugün ama yarın, ama farkında ol ama olma.
Geç kalmadan, harcamadan ve harcanmadan soruları kendimize sormalıyız.
Kendi yanıtlarımızla yaşadıklarımızı deneyimlemeli, onların sonuçlarında bir acı varsa -ki gerçek acı budur, onlara ağlamalıyız.
Kaldı ki kendi yanıtlarımızın sonuçlarında bir gözyaşı var ise o yine bizi temizleyecek, bir deneyim olarak hanemize yazılacaktır. Ne mutlu!
‘’merhabalar. bugün canımı sıkan bir şeyden bahsetmek istiyorum. yukarıdaki post (Beyaz bir instagram sayfasının tam ortasında ‘’topsun falan ama bikaç şarkın güzel’’ yazıyor.) dünkü hz. mevlana ziyaretimiz sırasında, türbe kapısı önünde, kibarca benle fotoğraf çekilmek istediğini belirten iki genç arkadaşımdan birine ait. birlikte çekildiğimiz fotoğrafımızı bu metinle paylaşmış. yer bildirimi ve hashtag yapmayı da ihmal etmemiş. bir başka dinleyicimin yorumu sayesinde farkettim. tuhaf hissettirdi. çocukluğumdan başlayıp şimdinin youtube yorumlarının yarısından fazlasını kaplayan bu tavır beni hiiiç şaşırtmadı aslına bakarsanız, alışığım her türlüsüne, sevgiye de sevgisizlik ürünü her türlü içeriğin tillahına da. ama dün bulunduğumuz yerin özelinde düşündüğümde fazla düşüncesiz, kalpsiz ve tutarsız buldum bu hali. belki çok uzun süredir ilk defa içim cız etti. ben de buraya bir not düşmek istedim. şu konuda bir anlaşalım istiyorum artık sevgili arkadaşlar: top! tüfek! ibne! dönme! ve benzeri hitap şekilleriyle insanları, beni, yaralayamazsınız; bu kelimeler benim için herhangi bir hakaret / aşağılama / alay / ötekileştirme hissi asla asla asla içermiyor, içeremez. üzüntüm de şunla ilgili zaten: isterim ki sizin için de içermesinler. isterim ki öncelikle kendi benliğinizi sevip ona saygı duyun. isterim ki dünyadaki yerinizi bulmak için daha faydalı kelimeler kullanın. isterim ki hep bir sorunuz olsun. isterim ki size ait olmayan ezbere bilgilerle yürümeyin. isterim ki sevginin karşısında diliniz de kalbiniz gibi tertemiz kalsın. isterim ki bilerek konuşun. isterim ki mevlana'nın kapısına neden gittiğinizi bilerek gidin. isterim ki güzel olduğunu düşündüğünüz şarkılar varsa orada ne konuşulduğunu biraz olsun hissedin. isterim ki kadın ya da erkek ya da herhangi bir kimlik ile herkes tek başına şapşahane bir birey olabilsin. isterim ki bu cümleler bir işe yarasın. isterim ki şarkılar şiirler kalbinize değsin. çoğumuzun gözü bağlı şekilde sabah akşam ben! ben! ben! diye şuursuzca bağırıp durduğu bu yeni çağ ortamında çok mu şey istiyorum? bilmiyorum. bu aralar instagram'dan da çok sıkılıyorum. söyleyeceklerim bu kadar. sevgiyle.’’
Sevginin karşısında diliniz de kalbiniz de temiz kalsın.
Ben! ben! ben! diye şuursuzca bağırıp durmak..