Xeku III ( Chibi ) Commission work

seen from United States

seen from Moldova
seen from China
seen from Austria

seen from United States
seen from United States
seen from South Korea
seen from China
seen from Germany
seen from China

seen from Moldova
seen from United States
seen from Moldova
seen from Maldives
seen from United States

seen from Moldova

seen from United States
seen from China
seen from Canada

seen from Moldova
Xeku III ( Chibi ) Commission work

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Dinleyin Sesler Konuşuyor Derinden
Her kulun kendine has bir karakteri var özünde.Parmak izimizden saçımızın rengine,bakışımızdan gülüşümüze,ruhumuzu sarmalayan duyguların çeşitliliğine kadar tabir yerindeyse her insan başlı başına bir dünya ve bu dünya oldukça karmaşık bir yapıdan oluşuyor.
Hani bazı özelliklerimiz var ki hamurumuzun mayası kıvamında.Bizi diğer dünyalardan farklı kılan,isimleri aynı olmakla beraber ruhları aynı olmayan iki Esra’yı benzer olmaktan kurtaran yapı taşları…Bazen bunu şöyle tarif etmeye çalışırız: “Bu duygu öyle bir içime işlemiş ki söküp atamıyorum,ne yapsam bu davranışı yapmaktan vazgeçemiyorum,yaradılışımda var bu benim.Kopmak istesem de kopamıyorum.Ne çare,böyle geldim dünyaya,böyle gitmek var kaderimde.”Değil mi ki sırf bu nedenle anlayışlarımız bile birbirinden ayrı ve kopuk.Bunu ifade etmek için der ki Mevlana:"Siz,karşınızdakinin sizi anladığı kadarsınız."Anlamak ve anlaşılmak üzerine geliştirilen kuramlarda bu şöyle demeye gelir: “Birgün elime kalemi aldım yazıyorum.Çevremde bulunan insanlara sormaya başladım: “(Elimdeki kalemi işaretle)bu ne olabilir sizce?”diye.Herkes kendince bir cevap verdi:Biri onun yazma işlevi gördüğünü,diğeri tutulabilen bir nesne olduğunu,bir başkası ise hayatta meydana gelen olayların şekillenmiş bir sureti olduğuna inandığını ifade etti.Yani Mevlana’nın bizlere işaret ettiği şekliyle ben bir sözle insanlara hitab ettim ve bu sözü herkes kendince yorumladı.Söz her kulakta aynıydı ama algılar onu boyutunun dışına taşımıştı. Anlattıklarım, kimine göre saçma birer vurgudan ibaretken, kimine göre de aksi surette yankılanan ve dalga dalga vuran bir dokunuş…Anlamak böyle bir şey işte.
Duyumlarla başlayan anlama serüveni…Doğru anlamak,karşıdakini doğru dinlemekten geçiyor öncelikle.İnsan olsun,suda çırpınan bir balık olsun ya da her ne olursa olsun karşıdakini iyi dinlemek ...Varlığa bürünen bütün isimler,dünya üzerinde seyahat halinde olan sesler,alenen görünen ve görünmeyen işaretler,her biri dinlenmek için varlar.
Yaprakların yeniden yeşillenmeye,tazelenmeye başladığı bahar günlerinde cıvıldaşan kuş seslerini dinlemek.Yolda yürürken havanın esprilerini dinlemek.Ahmet’in Hakan’a okuduğu şiiri dinlemek.Nur’un çocuklara anlattığı hikayeleri dinlemek.Dinlemek!Dinlemek!Dinlemek!Peki her biri ayrı bir anlam ifade eden sesleri dinlemeye ne dersiniz?
Şimdiye kadar birçok şeyin bir anlam ifade ettiğini düşünmüştüm ama bir sesin,sadece bir sesin anlam ifade etmesi hayatımın devrimi oldu.Önce bir kelimeyle başladı bu yolculuk.Öyle bir kelimeydi ki kendimi bildim bileli anlamını öğrenmek için türlü çareler aradığım halde bulamıyordum.İçimde bilinmeyi bekleyen bir ukde olmuştu yıllarca.
Varlıklar isimleriyle anılır ve isimlerdir varlıklara anlam yükleyen.Hiçbir varlık isimsiz var olamaz.Benim anlamına ermek istediğimse sülale ismimizdi.Yedi kuşak ve daha öncesine dayanan bir hikayeyle atalarımdan kalan bu isim soyumuzun simgesi,varlığımızın en iyi tesciliydi.
Ben yıllar yılı ateşin suya hasreti gibi bu kelimenin anlamını bulmaya hasretken bir kitap çıkıverdi karşıma. “Ses Anlamsal Temelinden ADİGEBZE.”*Kitabın her sayfasında yeni bir hayatla tanışıyorken sesler birleşti ve o hasret olduğum anlam dünyaya geldi.Evet ateştim ve suya kanmıştım artık.
Asırlar öncesinde atalarım Kafkasya topraklarında Besleney soyuna bağlı bir sülale olarak yaşarlarken bulundukları bölgeden göç edip Kabardey topraklarına yerleşir ve burayı kendilerine yeni yaşam alanı olarak seçerek Kabardeylere karışmış halde hayatlarına devam ederler.Onlara “Къаныкъуэ” (Khanıkhue) adı verilir.
“Къ”(kh)sesi başlı başına bir anlam ifade etmezken “э”(e-a) sesini yanına aldığında zamansal olarak bir yere doğru hareket etmeyi kasteder.
“Н”(n)sesi ortaya çıkmış olan bir anlamın hazır hale geldiğini gösterir.
“Ы”(ı)sesi yanına alındığı sesin söylenmesine yardımcı olur.
“Къу”(khu) sesi ortaya çıktığı yerde duran anlamına gelir. “Э”(e-a) sesini yanına aldığında ise dilde “oğul” anlamında kullanılır.
Bu sesler bir araya geldiklerinde “Къаныкъуэ” (Khanıkhue)kelimesini oluşturur.Bu da kendini meydana getiren “Ses Dili”nde yani Adigebze’de bir yerden hareket ederek başka bir yere göç etmeyi ve orada sabit kalarak yerleşmeyi anlatır.Bir başka deyişle bir yerden başka bir yere gidip oraya yerleşenlerin oğulları demektir bu kelime.
Bakıldığında çoğunun gözünde sadece bir sülale adından ibaret olan bir kelime benim gözümde böylesine bir hikayeye büründü işte.Anlamak böyle bir şey.Duyulan her sesin ruha dokunuşuyla candan titremek.Seslerin asırlar öncesinden bu güne gelip bana başından geçenleri anlatması bir gecemi uykusuz geçirmeme,bununla hayretten hayrete düşmeme yetti.Düşünün ki insanların binlerce kelimeyle birbirlerine anlatamadıklarını bir kelime size anlatıversin.Üstelik yaşanmış ve hakikatte böyle olan bir hikayeyi size asırlar öncesinden aktarsın.Bir daha böylesi bir keşfe rastlar mıyım bilmem ama bu keşif ömrümün en büyük keşfi oldu benim için.
Kuşlar misali kanatlarını çırpa çırpa uçup gönlümün tellerine konan sesler beni kendilerine meftun ettiler.Onlar birer birer zihnimde açıkta kalan yerleri doldurdukça,gizli olanları görünür hale getirdikçe içinde olamadığım bir hikayenin tanığı oluverdim.Olduğum zamanın dışına taşıp geçmişin izlerine karıştı ayak izlerim.Uzun yollar yürüdüm,sarp geçitlerden geçtim,bazen açlık bazen susuzluk gördüm.Lakin bu hikayenin tanığı olmaktan hiç yorulmadım.
Geceydi,bir dağ yamacında kuruluydu evimiz.Kuzeyden esen rüzgarla çıktık yola,evlerimizi geride bıraktık.Yanımızda anneler,babalar,yeni doğmuş çocuklar vardı.Bir de sert koşumlu atlarımız...İhtiyarlarımız atlarının terkilerindeyken bizler de arabaların içinde sallana sallana düştük yollara.Belki kar yağıyordu belki yağmur,görmüyorduk.Gittikçe gidiyorduk.Dağlar geçit vermiyordu kimi zaman.Gecenin ayazı bedenimizi sardığında birbirimize sarılıyorduk.Ardımızda bıraktıklarımız zamanla görünmez hale geldiğinde bir baktık sabah olmuştu.Uyandım ve artık hikayenin son durandayım.
*(Seslerin anlamlarına ilişkin bölümler Hikmet Ber’in bahsi geçen kitabından alınmıştır.)
06 Nisan 2008 Pazar
Beş Yüzyılın Silemedikleri
Havanın en karanlık anında yıldızlar dökülür birer birer gökyüzüne.El ayak çekilip herkes uykuya daldığında onların konuşmaları başlar.Işığını sadece gecenin yoldaşlarının görebildiği , “Seteney” çiçekleridir onlar. “Gubate ile Genar”ı , “Kambot ile Latse”yi , güzelliği Kafdağı’nın ardında ; kimsenin anlamadığı hüznü de kalbimde yadigar kalan güneş yüzlü Adiukh’u ,korku bilmeyen Sosrıkho’yu ,varlığının gölgesini hala üzerimizde hissettiğim Seteney Guaşe’yi ,çoban Janko’nun Han kızı Kafe için söylediği şarkı eşliğinde “Uzaklar”ı anlatırlar birbirlerine.Yolların alıp götürdüklerini…
15.yüzyılda tarihi belirsiz bir zaman yaşanır.O yıllarda (kör) Yinal adında bir prens yaşar.Beslan adında bir oğlu gelir dünyaya.Sonra sülalesinin adını onun isminden alan torunu Khanıkho doğar.
Yinal’ın vefatından sonra çocukları miras yüzünden savaşırlar.Khanıkho’nun babası yumuşak ve saf huylu olduğundan kardeşleri ile savaşmaz.Beslan yaşlandığında Khanıkho babası ile Laba kenarına göçerek yurt edinir.Babası adına oraya yerleşenlere“Besleney” adını verir.18. yüzyıla kadar Khanıkho’nun nesli orada prens olarak yaşar.
Ardından Kafkas-Rus savaşları başlayınca Aytek askerleri ve kabilesi ile Kabardey’e yardıma gelir.O dönem Aytek öldürülür.Yanındakilerin yarısı Besleney’e döner, yarısı da Kaberdey’de kalır.Besleney’dekilerin hepsi Türkiye’ye götürülür.Kabardey’de kalanlar Dığulıbğuey (Дыгъулыбгъуей)köyüne yerleşirler.Hayat böyle devam eder.
Yollar en çok sevenleri ayırmıştır birbirinden.Bir akrabayı Nalçik’in Dığılıbğuey köyünde ,diğerini Uzunyayla’nın Janbotey’inde bırakmıştır.Masal tadındaki zamanlarda aynı köyün havasını teneffüs eden ,aynı hüzünleri ;aynı sevinçleri paylaşan ,aynı yemekleri tadan ,aynı göğün altında eğlenen ,aynı maceraları yaşayan ,hepsinden önemlisi aynı duygu dilini konuşan bir sülalenin torunları şimdi “Uzaklar”da başka başka hayatlara karışmıştır.
Zaman 21. yüzyıla geldiğinde günlerden bir gün hiç akla gelmedik ,umulmadık bir olay yaşanır.Tesadüfen bir internet sitesinde karşılaşan iki güzel kız aralarında konuşmaya başlar.Biri Ankara’da ,diğeri Nalçik’te yaşamaktadır.Nalçik’te yaşayan kız söz arasında kendi sülalesinden olan akrabalarını üç yıldır aradığını ama bir türlü ulaşamadığını söyleyince Ankara’da yaşayan kız ona sülale adını sorar.Nalçik’te yaşayan kız Kabarta prenslerinin de babası olan Prens Yinal’ın soyundan gelen Khanıkhoların kızı olduğunu söyler.Uzunyaylalı genç kız bu adı hemen hatırlar ve bu sülaleden tanıdıklarına haber ulaştırır.
Askerdeki kardeşim bir gün internette kendisiyle görüşürken Kafkasya’dan bir akrabamızın bizi aradığını söyler.Bunun üzerine akrabası aracılığıyla bize ulaşan Uzunyaylalı genç kız , olanları anlatır.Bize ait internet adreslerini ve bazı bilgileri öğrendikten sonra akrabamıza bildireceğini söyleyerek ayrılır aramızdan.
Günlerimin geri kalanı tarifsiz heyecanlarla geçer.Anfisa Kanukova’dan alacağım haberin sabırsızlığıyla…
Bir kış günü isketelerin müjdesiyle kapımı çalar Anfisa.O kapıyı açmamla beraber yolların alıp götürdükleri hep geride kalır.
“Merhaba sevgili kızkardeşim :) Benim adım Kaniqua Anfisa ve ben Kabardey'denim :)))Aynı aile ismine sahibiz ve akrabayız!!!! :)Ben 23 yaşındayım.Ben bir ekolojistim, şairim, şarkıcıyım, dansçıyım, "Adiga Psala" gazetesinde muhabirim.Sana ve ailene akrabalarımdan ve bütün atayurdundan kocaman ve sıcak selam yolluyorum :))) Seninle buluşmak istiyorum ve akraba ilişkilerimizi korumak istiyorum!!!Seni bulduğum için çok mutluyum çünkü uzun zamandır senin için bakıyordum :( fakat çok iyi bir kız yardım etti bana ve Allah'a şükür seni buldum!!! bana kendinden ve ailenden birşey anlat, lütfen :))) haydi buluşalım :)))”Bu ondan gelen ilk ileti.Dünyanın sevgiye hasret insanlarına sorarım.Nerede var böyle bir sevgi?
Yolların ayırdıklarını yıldızlar buluşturdu.Geride bıraktıklarımızın yeniden can bulmasıydı bu.O, bizim atayurdumuzda bıraktığımız parçamızdı. “Artık bizi atayurdumuzda karşılayacak akrabalarımız var ,evimizin bir kapısı da artık Kafkasya’ya açılıyor”diyebiliyorum gönül rahatlığıyla.Artık ortak bir hayatımız var.Onun burada bir evi ,benim orada bir evim var.Arada mesafelerin koparamadığı bir gönül bağı var.
Şimdi gökyüzüne baktığımızda aynı yıldızlara bakıp aynı şarkıları söylüyoruz.Başka başka hayatlara karışmış olsak da beş yüzyılın silemedikleri hala bizimle yaşıyor.