Suriye’deki Emperyalist İşgali ve Cihatçı Çeteleri Meşrulaştırmak İçin Kullanılan “Özel İmalat”: The White Helmets
Suriye’deki savaşın başından beri ve özellikle Esat yönetimi lehine gelişmeye başladığından beri, manipülatif bir çok kampanya yapıldı. The White Helmets (Beyaz Kasklılar) denilen grubu ve faaliyetlerini meşrulaştırmak için uluslararası kampanyayla milyonlarca dolarlık PR çalışmaları yürütüldü.
The White Helmets (Beyas Kasklılar) olarak bilinen cihatçı çeteyle ilgili bir çok yazı ve yayın olmakla birlikte son günlerde yine gündeme gelen ve provokasyonlarını sürdürmekte ısrarlı bu çetenin yaptıklarını ve varlıklarını tekrar tekrar anımsamak gerekir.
Tüm çabalar cihatçı çetelerin “Suriye’de demokrasi isteyen muhalifler” oldukları iddialarını güçlendirmeye dönük oldu. Bu amaçla cihadist gürühun “Suriye topraklarında kendiliğinden oluşan, gönüllü arama-kurtarma çalışanları” olduklarına dair uluslararası medyada ardı arkası gelmez yayınlar yapıldı.
Bu çabaların oldukça etkili olduklarını söylemek gerekir. Bunun ilk meyvesi and the Oscar goes to…ok…The White Helmets! sözleriyle hafızalara kazındı. Örgütün lideri Raed Saleh ödül törenine “Suriye’de insanları kurtarmaya devam ettiği ve çatışmalardaki yoğunluk nedeniyle” gelememişti. Gerçekteyse Raed Saleh ödül töreni için gelmiş, fakat bizzat Amerikan polisi Wahington Dulles Havalanından giriş yapmasını engellemişti. Gerçi ortada filmin yönetmeni denilebilecek kimse de yoktu. Üretim Netflix’e aittti ve sonuçta belgesel ödülünü kazanmışlardı!
Yine geçtiğimiz yıl “alternatif nobel” ödülü Stockholm’de bu güruha verilmişti. Cumhuriyet gazetesi temsilcilerinin (Zeynep Oral) aynı ödülü almak üzere orada bulunduklarını eklemek bir zorunluluk. Gerçi Beyaz Kasklıların ödüle boğulmaları için gizli servislerin, medyanın entellektüellerin uluslararası kampanya yürüttükleri bir ortamda –Türkiye dahil- bu küçük bir ayrıntı olarak dahi ilgi görmedi
Swiss Press Club tarafından Cenevre’de yapılan bir sunumda “Suriye Sivil Savunması” olarak lanse edilen bu “tarafsız” ve “gönüllü arama grubunun” kendi pozisyonlarını, “insanların yaşamlarını kurtarmak ve halkın maneviyatını güçlendirmek” olarak tarif ettikleri vurgulanmıştı. Bu manipülatif söylem bir gerçeği gizlemek üzere yapılıyordu. Sunumu yapan gazeteci Vanessa Beeley, bu “tarafsız” sivil toplum örgütünü faaliyetlerini anlatırken, İngiltere ve cihatçı gruplar arasındaki bağlantıları ortaya koymuştu.
Gazeteci Beeley, Doğu Halep’te bulunduğu süre içerisinde bu “sivil toplum örgütünün” El Nusra ile birlikte çalıştıklarına tanıklık etmişti. Beyaz Kasklılar her semtte Nusra Cephesi karargahlarına yakın veya onlarla biraradaydılar.
Bu iddialara karşı, The Guardian’da Vanessa Beeley ve bu konuya ilgi duyan bir çok kişi “Rus propaganda kampanyasının araçları” olarak resmedildi. Haliyle bunlar tesadüf değildi. The White Helmets açıkça “batılı devletlerin” bir propaganda aracıydı ve “yıpratılmasına” izin verilemezdi! Uluslararası medyada cihatçı örgütü meşrulaştırmaya çalışan yayın organlarından biri “bağımsız” The Guardian’dı. The Guardian bu cihatçı örgütün deşifre edilmesine bir hayli üzülmüş olmalı ki, Suriye Beyaz Kasklılar Örgütü nasıl bir anda sosyal medya propaganda makinesinin kurbanı haline geldi? türü yayınlarla “embedded” işlevine devam etti.
The Guardian bu konuda yalnız olmadı. CNN, BBC News, Channel 4 ve daha bir dizi ana akım medya bunlara eşlik etti, ve başarılı bir PR çalışması gerçekleştirdiler.
Bir çok savaş deneyimi olan John Pilger, bu cihatçı örgütün “Suriye’de neye müdahale edeceğini, nasıl manipülasyon yapılacağını çok iyi bildiklerini” söylüyordu. Cihatçı çetelerin “insani” yüzlerini öne çıkarmak üzere oluşturulmuş bu güruh, için uluslararsı düzeyde lobi ve propaganda çalışmaları yapan, istihbarat örgütleri ve karanlık finansman odaklarını çıkardığımızda geriye manipülatif görüntü ve söylemlerden başka bir şey kalmadığı görülür.
Bu çok iyi faaliyetlerinden biri, “Ümran bebek” propagandasıydı. Bu fotoğrafın ve devamında anlatılan öykünün “fake” haber, ve propaganda olduğu daha sonra ortaya çıktı. Ancak dolaşıma girdiğinde büyük ilgi görmüştü. Bu etkinin izleri halen görülebiliyor ve bir çok insan bunun gerçek olduğuna inanıyor.
The White Helmets bilindiği üzere 2013 yılında eski bir İngiliz istihbarat subayı olan James Le Mesurier tarafından Türkiye’de kurulmuştu. Le Mesurier sözleşmeli olarak İngiliz ve Amerikan ordusuna çalışıyordu Bu kuruluş öyküsü bir spekülasyon değildi. Bizzat Le Mesurier, Lizbon’da (2015) bir toplantıda örgütün kuruluş öyküsünde payına düşeni şu sözlerle anlatmıştı:
"2013 yılında Halep’ten gelen dokuz yerel liderle görüşmeler yaptık. Halep’teki genel durum üzerine genel bir çerçeve çizdim. ABD ve İngiltere hükümetleri adına programlar oluşturmuştuk, bu sayede onlara iyi yönetişim, demokrasi ve başka şeyler üzerine eğitim teklifinde bulunduk. Bundan bir kaç gün sonra Türkiye’den doğal afetlerle ilgili gönüllü çalışmalar yapan bir grup insanla biraraya geldik. AKUT adına faaliyetlerde bulunuyorlardı. Depremlerde insanları kurtarabilenlerin, bombardıman sonucunda enkaz altında kalanları kurtarmaları mümkün olur muydu? Bu bir dizi fikrin gelişimine, tartışmalara yolaçtı. Suriye’den yanlarında bina enkazlarına dair numunelerle bir çok insan geldi. Depremlerde faaliyet gösteren AKUT, savaş bölgelerinde faaliyet göstermiş olan benim ekibim ve Suriye rejiminin taktiklerini bilen insanların birikimlerini bir araya getirdik."
James Le Mesurier ve ekibi bu sahte kurtarma ekibini Suriye’de çalışmaları bilinen ve gerçekte 1953 yılında kurulmuş olan Syria Civil Defence olarak ikame etmeye giriştiler ve onun ismini kullandılar.
Bir dizi sahte kurtarma operasyonları, sahte videolar, yalan röportajlar örgütün uluslararsı medyada bir “mit” haline gelmesi için seferber edilmişti. ABD, İngiltere ve suç ortaklarınıa harekete geçirmek ve olası bir operasyonu meşrulaştırmak amacıyla Suriye yönetiminin “klor gazı” kullandığı yolundaki iddiaları içeren haberi yine bunlardan çıkmıştı.
alta’da bir Norveç film şirketi tarafından üretilen Suriyeli erkek çocuğun kızkardeşini sniper ateşinden kurtarmaya çalıştığı” görüntüler bu cihatçı güruhun boyunu oldukça aşan işlerden biriydi.
Cihatçı çetelerin “insani” yüzlerini öne çıkarmak üzere oluşturulmuş bu güruh, için uluslararası düzeyde lobi ve propaganda çalışmaları yapan, istihbarat örgütleri ve karanlık finansman odaklarını çıkardığımızda geriye manipülatif görüntü ve söylemlerden başka bir şey kalmadığı görülür.
Nitekim bu konuda kalem oynatan ve COİN stratejisini bilen gazeteciler ve analistler, Beyaz Kasklıların Liderleri Batı Medyasıyla Nasıl Oynadılar?”, “Beyaz Kasklıların Sahtekarlığı!” gibi yazılarla kendi tahammül sınırlarının dahi zorlandığını ifade etmişlerdi.
The White Helmets’in daha önceki “gaz saldırısı” provokasyonlarıyla ilgili en ciddi uyarıyı SWEDHR (Swedish Professors & Doctors For Human Rights) yapmıştı. Gerçi bu uyarı İsveç’in yüksek tirajlı Dagens Nyheter’de yapılan SWEDHR’in “Rusya destekli Esad rejimini korumak üzere” yapıldığı şeklindeki manipülatif haberlerle itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Dagens Nyheter’in iddiasına göre SWEDHR, Rus devlet yetkilileriyle kısa bir kaç görüşme yapmış ve ardından alelacele rapor hazırlamışlardı. Hazırlanan rapor Suriye tarafından karşı-kanıt olarak BM Güvenlik Konseyi’nde kullanılmıştı. Böylece “Rusya destekli Suriye yönetimine koz” verilmişti!
SWEDHR buna karşın hazırladıkları rapor ve çalışmalara atıfta bulunarak, “savaş suçları, insan hakları ihlalleri, özel hayatın gizliliği ve kişisel özgürlüklere yönelik devlet saldırılarına” karşı mücadele ettikleri açıklamasıyla yetindi.
CNN, The Guardian, BBC, Dagens Nyheter vs. dezenformasyon kampanyası üretimine bizzat katkıda bulundukları The White Helmets’in “hayat kurtarma” “sivil savunma” kisvesiyle işledikleri savaş suçlarını “aklamak” konusunda tereddüt etmemişlerdi.
The White Helmets adını kullanan bu cihatçı örgüt son günlerde yine bir “klor gazı” operasyonuna dair haberlerle gündeme geldi. Beyaz Saray sözcülerinin “Suriye yönetiminin zehirli gaz kullanımına” dair iddiaları, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un “saldırırız” tehdidi ardından bu güruhun “tatbikatlar” yaptıklarının açıklanması savaşı kaybettiklerinin kesinleştiği bir süreçte yeni bir tezgah ve saldırı hazırlıkları yaptıklarını göstermektedir.
Ahmet Akif Mücek 2018-02-15










