Pazar günü iki kadın, aldık çocuklarımızı İstanbul Modern'e gittik. Fahrelnisa Zeid sergisinin son günüymüş. Resimleri görelim dedik. Hatta önceki gece kızımla İnternetten Fahrelnisa Zeid'i araştırdık, inceledik. Gitmeden önce bilgi sahibi olmasını önemsiyorum. Neyse... gittik. Tabii sadece Fahrelnisa Zeid galerisini değil tüm galerileri gezdik. Çok da eğlendik. Keyifli bir gün geçirdik. Dönüşte, tam da Galata köprüsünün önünde bir adam kitap satıyordu. Kendi kitabıymış. Şiir sever misiniz diye sordu. Alır mısınız dedi. Almayacağımızı söyledik, yürümeye devam ettik. Arkamızdan 'siz okumazsanız onlar da okumayacak' diye laf çaktı kendince. Sayın şair arkadaş, duygularını kelimelerle şiire dönüştürüyor olabilirsin. Bu durum, yoldan geçerken saniyelik gördüğün insanlar hakkında böyle yargılarda bulunmanı haklı çıkarmaz. Çocuklarının yanında böyle laf etme hakkını hiç vermez. Senin kitabını alsaydık, okuyan, çocuğuna da iyi model olan anneler olacaktık. Senin kitabını almayınca bir anda okumayan, kötü modeller olduk öyle mi. Gerçi bu insanları bir kalemde harcama kültürü toplumumuzda yaygın. Yazık! Ben çocuğumun ileride 'hoşuna giden' herşeyi okuyacağına eminim. Emin olduğum bir şey daha var çocuğum az bilgiyle karşısındaki insanı acımasızca yargılamamayı da öğrenecek büyürken. İyi günler... #serasko














