Hiçbir yakınım, hiçbir tanıdığım gerçek beni göremeyecek kadar yabancı bana. Herkes beni sıradan dertleri olan, tavırlarım mesafeli ve gerektiğinde acı hatıralarımı tek bir gülümsememle ardımda sakladığım, biri olarak hatırlayacaktır. Öyle bilsinler diye yıllarca bu kadar güçlü olmaya çalıştım ben, ama bir zaman sonra insan bir duvar kadar sert olurmuş, bilemedim... Kırılmamak için hiç durmadan, oturup bir köşeye soluklanmadan onca yol kat ettim, ama çoktan kaybolmuşum ben, kimsenin bulamayacağı kadar uzaklara gitmişim... Anaokulundayken kimse benimle oynamazdı, hiç kimse. Bende gider yalnız başıma tüm gün resim yapardım. Düştüğümde kimse ayağa kalkmam için elini uzatmadı, çünkü o kadar görünmez olmuştum ki herkesin gözünde, fark etmemişlerdi bile. İyi ki çocukken farkına varıp üzülmemişim, şimdi o kadar hissizim ki sızlamıyor içim. İnsan mahrum edildiği duyguların özlemini çeker. Ve bu özlem bir gün hissedilmesi gereken bir zorunluluğa dönüşür. Güvenip, dost edineyim derken, bir bakarsın sırtında sayamadığın kadar kazık yemişsin. Aile sevgisi tatmak isterken, zihninde asla yok olmayacak travmalara şahit olmuşsun. Doğru dürüst iki kelam edemediğin birine tutulup, aşık oldum zannederken, sonra bir bakarsın kalbin sevgisizlikten bir çiçek misali kuruyup soluvermiş. Aslında yaşamak budur ya, büyüdüm dersin gün gelir çoçuk gibi ağlarsın, unuttum dersin kendini kandırırsın, sevdim dersin tamamlanmamış, yarım bırakılırsın... Yaşıyorum dersin ama günahtır diye kendi katilin olmaktan korkarsın. Birazdan bu satırlarımı bitirip, gerçek denilen ama aslında her birimizin çok iyi oynadığı hayat denilen tiyatroya döneceğim. Bakalım o çok merak ettiğimiz kişiler neler yapmış bugün, acaba şu saatlerde kim bir kadının çaresiz çığlıklarını duymamak için televizyonun sesini sonuna kadar açtı, kim bir sokak hayvanına eziyet edip, cezasız kalacağını adı gibi bildiği için elini kolunu sallaya sallaya hayatına devam etti, acaba kim zevk uğruna hata sayıp yaptığı evladını yetiştirme yurdunun sokağında bulunan çöp konteynerinin yanına bıraktı? Neyse biz hayatlarımıza devam edelim, yarın nasıl olsa ana haber bülteninde iki dakika bile olmasa da bir kaç cümle geveleyip, daha iyi bir dünya için temenni ederler ve konu kapanır. Hayatın adaletsizliği seni, beni bulmasa da gün gelir belki de, yakamıza yapışır gibi vicdanımıza yapışır... Şu hayatta iyi bir insan olmak, çocuk olmak, büyüdüm demek, güçlüyüm demek, bunları yazmak bile bir halta yaramıyor çünkü ne geçmişin değişiyor ne de başkalarının geleceğini değiştirebiliyorsun. Bir gün içimdeki öfkeyi ya satırlara dökeceğim, ya da umudumu kaybetmeden adalet için okuyup, çalışacağım. Kimse görünmez değildir, sadece çoğu insan gözlerini yumup, kör taklidi yapar...