Marka Pazarlaması Neden Önemlidir? Markanıza Yatırım Yapmanın Avantajları Nelerdir? - B4Mind Marka Danışmanlığı: http://b4mind.com/blog/marka-pazarlamasi/
seen from China

seen from United States
seen from South Korea
seen from China
seen from Canada
seen from United States
seen from United States
seen from Yemen

seen from Indonesia

seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from Romania

seen from Romania
seen from Malaysia

seen from Morocco

seen from United States

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from United States
Marka Pazarlaması Neden Önemlidir? Markanıza Yatırım Yapmanın Avantajları Nelerdir? - B4Mind Marka Danışmanlığı: http://b4mind.com/blog/marka-pazarlamasi/

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Özsüt’te Değişim Rüzgarları
Özsüt 72 yıllık tatlı mı tatlı bir marka. Ve şu aralar yaşadığı değişimle oldukça gündemde. Aylar süren çalışmalar sonucunda Özsüt yeni logosu ve reklam filmiyle karşımızda.
Özsüt Genel Müdürü Yıldırım çullu bu değişimin markanın yeni konumlandırma çalışmasının sonucunda 2009’un mart ayında çıktığını söylüyor. Özsüt pazarlama departmanı, reklam ajansları DDB&Co. İstanbul ve halkla ilişkiler ajansları Contactplus’un katkılarıyla gerçekten meşakkatli ve kaliteli bir süreç yaşanmış ve markanın “Türkiye’nin Pastacısı” olarak konumlandırılmasına karar verilmiş. Hedef kitle de 25+ ABC1 olarak tanımlanmış.
Öncelikle logoda bir değişime gidilmiş. Çullu’nun deyimiyle “pastacılığın, kremanın, pastanın lezzetinin, çikolatanın anımsatılabileceği bir logo” çalışması gerçekleştirilmiş ve böylece Özsüt’ün yeni logosu son şeklini almış. Bildiğiniz gibi, eski logo ikincisi.
Gelelim reklam filmine… Şirin iç açıcı bir reklam. Bir pasta şefimiz var ve o kadar enerjik ve hayat ve sevgi dolu ki bunların hepsini hazırladığı pastalara katmaması imkansız! Ve bu şef sayesinde biz de dünyanın en güzel pastalarını yiyoruz:) Zaten repliğimiz de “mutluluk tadında”.
Ve yapım aşaması… Yıldırım Çullu ajansa verdikleri brief’in tek bir mesaj içerdiğini söylüyor ve o mesaj da “pastanın hayatın tam içinde olduğunun gösterilmesi”. Çullu ajansın da brief’le doğru orantılı olarak gayet iyi bir iş çıkardığını düşünüyor.
Reklam filmi İstanbul’da beş farklı mekanda 22 saat içerisinde çekilmiş. Özsüt pastana sahneleri Tünel’de, balonlar sahnesi Karaköy’de okul servisi sahnesi Maçka’da, şefimizin terasta uzandığı sahne ise Galata’da çekilmiş. Pastaların yapıldığı ve görüntülendiği sahneler geceye bırakılmış. Anlaşılan o ki yapım aşaması da bir o kadar zevkli olmuş.
Bu reklam filmi birinci adımmış. Şefimiz bu ay içerisinde tekrar karşımıza çıkmaya hazırlanıyormuş. Tebrikler Özsüt. Bize de afiyet olsun:)
*Yararlanılan kaynak: Marketing Türkiye 1 Aralık 2010
Ürün yerleştirmeyi doğru ve etkin kullanmak
(Yazan: Melih Cılga)
Dünyada genel olarak “markalı içerik / branded content” ana başlığının bir alt-kategorisi olarak kabul edilen ürün yerleştirme uygulamalarını en basit ifadeyle “reklam kokmayan reklam” ya da “içeriğin doğal akışına yerleştirildiği için seyirciyi rahatsız etmeyen reklam” olarak tanımlamak mümkün. Bir açıdan, reklamda ünlü kullanımı ile yaratılmak istenen etkinin daha doğallaştırılmış ve gerçek hayatla buluşturulmuş hali de diyebiliriz.
Bir plan dahilinde, markanın iletişim stratejisiyle ve içerik senaryosunun dramaturjik yapısıyla tutarlı biçimde uygulandığında, ürün yerleştirme hem tüketicinin zihnindeki marka algısına hem de satın alma niyetine olumlu etki yapabilen güçlü bir yöntem. TV programlarına ürün yerleştirmek, reklamlar başlayınca hemen kanal değiştiren izleyiciye erişmek için etkin bir yöntem olsa da, birini diğerinin yerini alacak alternatif olarak görmek doğru değil: Reklamı ve ürün yerleştirmeyi birbirini destekleyen farklı ama paralel mecralar olarak değerlendirmek gerekiyor. Haliyle, seyircinin gözüne batan, sakil durduğu için de seyirciyi markadan ve programdan soğutan uygulamalardan kaçınmak için, en azından advertorial alışkanlığıyla ürün yerleştirme yapmamak, iyi bir başlangıç noktası olabilir. Ne de olsa, reklamın ve içeriğin birleşerek birbirini desteklemesi hepimiz için yeni bir dünya. Ders çalışıp kurallarını öğrenmemiz gereken yeni ve özgün bir dünya var karşımızda.
Bu arada, ürün yerleştirme uygulamalarını “gizli reklam” olarak adlandırmanın yanlış bir ifade olduğunun da altını çizmekte fayda var. Çünkü ürün yerleştirmede amaç gizlemek değil, bilakis doğal ve görünür biçimde entegre etmek, ama bunu yaparken de ölçüyü kaçırmamak. Öncelikle, seyircinin aklına ve zekâsına saygı duymak gerekiyor. Tüketicilerin çoğunluğu, zaten seyrettiği programa “senaryo entegrasyonu” yoluyla yerleştirilmiş reklam mesajının anında farkına varıyor. Buradaki hassas denge, reklamverenin bu uygulamayı tek atımlık barut olarak görmemesi, mesajını sakil biçimde gözümüze sokmak yerine, iletişimi zamana yayarak ve hikâyenin uzun vadeli akışına entegre ederek, tüketicinin zihnindeki marka algısının kademe kademe, “kendiliğinden ve doğal” biçimde değişmesini sağlamak olmalı.
Mevcut durumdan ideal duruma
Ürün yerleştirme uygulamaları ülkemizde henüz emekleme aşamasında; bu kendine özgü iletişim formatının olanaklarından tam anlamıyla yararlanmayı sağlayacak uzmanlık Türkiye’de henüz yerleşmedi. Taraflar deneme yanılma yöntemiyle doğruyu arıyor. Bu süreç halen ağırlıklı olarak medya ajansları ya da yapım şirketlerinin kendi içlerinde oluşturduğu ekiplertarafından yürütülürken, planlama aşamasından yayın sonrasındaki performans ölçümüne kadar tüm süreci baştan sona koordine edecek kadar uzmanlaşmış, asıl işi bu olan ajansların kurulması aşaması daha yeni başladı. Örneğin, bu konuda belki en deneyimli ve uzmanlaşma yolundaki kurumlardan biri olan 3P ajansını yakından takip etmekte fayda var.
Fakat Türkiye’de ürün yerleştirme uygulamalarının sağlıklı gelişebilmesi için TV ve sinema yapım şirketlerinin işi son dakikaya yetiştirme alışkanlığının da değişmesi gerekiyor, çünkü en azından ideal durumda, hangi ürünün nereye ve nasıl yerleştireceğinin daha senaryo aşamasında planlanması gerekiyor.
Ürün yerleştirme eğer gelişimini doğru bir rotada sürdürürse, tabii ki genel anlamda “markalı içerik / branded content” uygulamalarındaki gelişmelere de paralel olarak, bir sonraki aşamada markaların yayıncı olarak davranması, yani içeriği markanın kendisinin üretmesi de gündemimize gelecek. Başka bir deyişle, bu konuda stratejik danışmanlık hizmeti veren firmaların reklamverenleri yönlendirirken, pazarlama bütçelerinde ürün yerleştirmenin kalıcı bir kalem olarak yer almasını sağlamaya çalışırken, uzun vadeli ve geniş bir vizyona sahip olmaları gerekiyor.
Haliyle, reklamverenlerin de ürün yerleştirmenin performansını (tüketici davranışları üzerindeki etkisini) ölçerken, pazar araştırma firmalarının uzmanlığından yararlanmaları gerekiyor. Örneğin, bu bağlamda ürün yerleştirmenin marka bilinirliği, marka algısı ve markayı satın alma eğilimini artırma seviyesini ölçmek için Millward Brown’ın kullandığı ve “Fit, Focus, Fame” kriterleri üzerinden işleyen metodolojisini incelemekte fayda var (Slideshare sunumu).
Not: Bu konuda daha ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz, [email protected] adresinden iletişime geçebilirsiniz.
----------------------------
Kaynaklar: - 3P Blog - SMG Connected