SAHABE (RADIYALLAHU ANHUMA), RASULULLAH (SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM)'IN İDRARINI/KANINI İÇTİ Mİ?
Bu meselenin yeri her ne kadar burası olmasa da insanların faydalanması ve bilinçlenmesi adına buraya yazıyorum, çünkü bu mesele hakkında birçok yanlış ve abartı bilgi dolaşmaktadır.
Bu mesele hakkında iki uç nokta, yani ifrat ve tefrit söz konusudur. Kendilerini "Kur'ân Müslümanı" olarak tanımlayanlar ve Hadîs ilminden bihaber olmadığı yetmezmiş gibi yeri geldiğinde de Hadîs ilmini ve muhaddisleri eleştiren ve çoğu zaman fitneye sebep olan "câhil hocalar".
Bu fitne, insanların sahabeye bakışını etkilemektedir.
Aslında bu mesele, muhaddislerin nazarıyla incelendiğinde hiçbir problemi bulunmayan bir meseledir; zira bu rivâyetlerin -Abdullah b. Zübeyr(ra)'in rivâyeti hariç- neredeyse tamamı ilmi açısından problemli kabul edilmiştir.
İDRAR RİVÂYETLERİ:
Bu konu ile alakalı iki kadın sahâbîden rivâyet vardır: Ümmü Eymen(ra) ve Bereke Ümmü Yûsuf(ra)
- Ümmü Eymen(ra) Rivâyeti (Hâkim, el-Müstedrek, VII, 118; vd. kaynaklar)
Rasûlullah(sav), ihtiyaç halinde kullanmak için sedirinin altında bir kap bulundururdu.
Rasûlullah(sav)'ın dadısı olan Ümmü Eymen de bir gece susamış, kendi ifadesiyle "farkında olmaksızın" bu kaptaki idrarı içmiştir. Ertesi sabah Rasûlullah(sav), Ümmü Eymen'e kaptaki idrarı dökmesini söylemiş, o ise onu içtiğini söylemiştir. Bunu duyan Rasûlullah(sav), dişleri gözükecek şekilde gülmüş, sonrasında "Bundan sonra ölene kadar karnın ağrımayacak." demiştir.
Bereke Rivâyeti (Beyhakî, Sünen, VII, 106; vd. kaynaklar)
Yine aynı şekilde sedirin altında bulunan kaptaki idrarı bu sefer Ümmü Habîbe(ra) validemizin, Habeşli kölesi Bereke içmiştir.
Birinci rivâyet, senedindeki Nübeyh ile Ümmü Eymen(ra) mülaki olmadığı için hem munkatı hem de Ebû Mâlik gibi zayıf/münker olduğu ittifak ile kabul edilen bir ravi olduğu için şiddetli derecede zayıftır. İkinci rivâyette ise, Hükeyme binti Ümeyme gibi tanınmayan bir râvi vardır.
KAN RİVÂYETLERİ:
Rivâyetlere göre beş sahâbî, Rasûlullah(sav)'ın kanını içmiştir ancak bu rivâyetlerin sıhhat açısından en iyi durumda olanı Abdullah b. Zübeyr(ra)'in rivâyetidir. Sefîne, Sâlim el-Haccâm, Kureyşli çocuk ve Mâlik b. Sinân rivâyetleri ise şiddetli ZAYIF/UYDURMADIR.
Diğer rivâyetlere yazı uzamasın diye girmiyorum.
Abdullah b. Zübeyr(ra): (Hâkim, el-Müstedrek, VI, 455; vd. kaynaklar)
Rasûlullah(sav), hacamat olduktan sonra Abdullah'a kanını kimsenin göremeyeceği bir yere dökmesini emretmiş, Abdullah ise -kendi iradesiyle- o kanı içmiştir.
Rasûlullah(sav) ne yaptığını sormuş, Abdullah da lafı dolandırınca "Onu içtin mi?" diye sorunca evet demiştir. Bunun üzerine "Yazık insanlardan sana olacaklara, yazık senden dolayı insanlara olacaklara." demiştir.
Bu rivâyet de senedindeki Hüneyd'den dolayı problemlidir.
İbn Hacer(ra), el-İsâbe(II, 310) ve Telhîsu'l-Habîr(I,30)'deki ifadelerine göre bu rivâyetin birçok tarîki vardır, bu durum -her ne kadar rivâyetler arasında değişik lafızlar mevcutsa da- bir aslı olduğunu göstermektedir.
Bir diğer mesele de Rasûlullah(sav)'ın kan/idrarının necis mi yoksa tahir mi olduğu meselesidir. Bu konu fukahânın ihtilaf ettiği bir meseledir, kesin bir görüş yoktur. Ancak diğer kanlar ayet, hadîs ve icma ile haramdır.
Sonuç olarak Rasûlullah(sav) hiçbir sahâbîye kendi kanını ya da idrarını içirmemiştir/ içmeye zorlamamıştır. Bu mesele, ne birilerinin yaptığı gibi abartılacak bir "bereketlenme" ameli, ne de başka birilerinin yaptığı gibi muhaddisleri hadîs uydurmakla itham edecek kadar büyük bir meseledir. Zaten gerekli eleştiriyi muhaddisler yapmıştır.
Araştırın ve okuyun ki fitneye sebep olmayın!
Vesselâm.
Twitter Alıntı: Osman Çavuş















