Nagalase ve GcMAF
Nagalase bir enzim. Bütün kanserli hücreler, HIV, Hepatit B, Hepatit C, İnfluenza, Herpes gibi virüsler tarafından üretilen ve bedende amino eksikliğine, bazı proteinleri baskılamaya neden olduğu için bağışıklık sisteminin görevini yapamamasına, fonksiyonalitesini yitirmesine neden olan çok tehlikeli bir protein enzimi bu!
Virüs, yerleşecekleri hücre olmadan çoğalamayan organizmalardır. Çoğalmak için canlı bir baza ihtiyaçları var. Aslında bedendeki virüsler tasarladığınız şu bilgisayarların içindeki virüsler gibi. Nasıl bilgisayardaki virüsler kendini sürekli kopyalayarak çoğalan ve makinenin içinde bilgiye ayrılan yeri dahi alarak sistemi bozan bir kod ise, vücuda giren virüsler de böyle, hücrelerimiz üzerinde bir konakçı olarak çoğalıyorlar ta ki hücre yapısını ve tüm vücut sistemini bozana kadar. Ama aslında bedenlerimiz çok güçlü çünkü çok iyi çalışan bir güvenlik sistemi var, bağışıklık sistemi diyorsunuz buna. Bağışıklık sistemi, bedenin içindeki trilyonlarca hücrenin savunucusu, vücudun ordusu. Virüsler tarafından tahribata uğramış, mutasyona girmiş hücreleri anında tespit edip imha ediyor. Virüslerin, bakterilerin sistemi tahrip edecek şekilde çoğalmasını engelliyor. Ve bunu bağışıklık sisteminin hammaddesi olan bir enzimle yapıyor: GcMAF.
GcMAF: GcProtein (GC makrofaj activating factor) bağışıklık sistemine yardım eden bir enzim. Her insanın kendisinin ürettiği ve vücudun içindeki deforme olmuş, kanserli hücreler gibi mutasyona uğramış hücreleri tespit edip yiyen bir protein.
-Anlamıyorum, GcMAF vücudun doğallıkla üretebildiği bir enzimken nende hâlâ kanser oluyoruz o zaman?
-Çünkü NAGALASE enzimi vücuda girdiği anda GcMAF proteinini baskılıyor.
Nagalase de bir enzim ama GcMAF’in aksine vücudumuz tarafından asla üretilmiyor. HIV, Hepatit B, Hepatit C, İnfluenza, Herpes gibi virüsler ve kanserli hücreler tarafından salgılanan bir enzim bu. Bedenimizin ürettiği GcMAF enzimi virüsleri yerken, Nagalase vücuda girdiği anda virüsleri, kanserli hücreleri resmen görünmez yapıyor, sanki GcMAF enzimini kör ediyor.
Vücudun kendi bağışıklık sistemini baskılayacağı bir enzim üretmesi varoluş yasalarına aykırıdır. Nagalase inanılmaz bir enzim. Çünkü bir füzenin 10 bin kilometre uzaklıktan bir ayakkabıyı vurması gibi şaşmaz bir nişan alma becerisiyle, bünyesinde milyonlarca elektron taşıyan DBP protein molekülünü, kırılabileceği tek noktadan, molekülün içindeki amino asitlerden sadece 420. amino asidin pozisyonunda bulunan iki elektron bağından vurabiliyor. Koruyucu GcMAF enzimini, mucizevi denecek kadar komplike bir atışla tam da çengelinden vurup GC enziminin D vitaminine bağlanmasını engelliyor ve GcMAF enzimini tamamen etkisiz hale getiriyor. Böylece GcMAF proteinini baskılayıp kanserli, mutasyona uğramış hücrelerin vücut tarafından tespit edilmesini engelliyor. Ve gelelim soruya, vücut tarafından üretilmeyen bu zehirli, güdülenmiş enzim vücuda nasıl giriyor?
Dr. Bradstreet Nagalase enzimini vücutta ilk teşhis edenlerden biri, otizm vakfı kapsamında yaptığı araştırmalarda otizm düzensizliğine maruz çocukların kanında bu enzimin yükseldiğini teşhis ediyor.
Bundan 100 yıl önce kanser gibi bir rahatsızlık aslında nadir karşılaşılan genetik bir bozukluk seviyesinde ele alınırdı, çünkü varoluş insan bedeninde kanserin çaresini çok önceden oluşturmuştu. Etrafta nükleer bir patlama olduğu ve kişiler sadece radyasyona maruz kaldıkları için kanserden ölecek şekilde dizayn edilmiş beden, çünkü kanser ancak vücuttaki GcMAF proteininin çalışmaması sonucu var olabiliyordu.
Dr. Bradstreet çocuk gelişimi ve nöroloji konularında uzman ama tüm çalışmalarını otizm düzensizliğinin tedavisi üzerine yoğunlaştırmış bir profesör. Otizme odaklanmış çünkü otizm düzensizliğine sahip bir oğlu var. Uygarlığınızın en büyük otizm vakfının kurucusu.
Otistik çocukların beyinleri vücutlarındaki yoğun Nagalase enzimi yüzünden diğer çocuklar gibi çalışamaz hale geliyor. Dr. Bradstreet oğlunu kurtarmak için yaptığı bir araştırmada önce oğlundaki Nagalase enziminin fazlalığını fark ediyor ve ardından da vücut tarafından üretilmeyen bu enzimin vücuda nasıl girdiğini araştırmaya başlıyor. Ve işte bulduğu bu şey öldürülmesine neden oluyor. Çünkü Nagalase vücuda, çocuklarınıza yaptırdığınız bazı aşıların içinde sokuluyor.
Aşılar üzerinde yapılan tüm laboratuar incelemelerini Deep Wep’de taradım ve menenjit aşısı, her sene piyasaya farklı farklı sürülen grip aşıları gibi bazı aşıların içindeki yüksek orandaki cıvanın Nagalase enzimini vücuda sokmasını analiz ettim.
Yanlış anlaşılmasın! Aşıların hepsi kötüdür yaptırmayın demiyorum! Aşıların içine çok yoğun oranda konan ve zekâyı negatif etkilediği ispatlanmış cıva ve diğer etken maddelerin hücreleri etkileyip Nagalase’yi üretecek şekilde mutante ettiğini söylüyorum.
Azra Kohen, Aeden






















