CONSUMIMUR…* – Guy Debord
13-16 Ağustos 1965′te Los Angeles siyahları ayaklandı. Trafik polisleriyle yayalar arasında geçen bir olay, iki gün içinde birdenbire oluşan kargaşayı yükseltti. Artan takviyelerine rağmen düzenli kuvvetler, sokakların kontrolünü ele geçiremediler. Siyahlar üç gün boyunca polise, helikopterlerine dahi ateş açmalarını sağlayan silahları muhtelif silah dükkanlarını yağmalayarak ele geçirdiler. Tanklarla desteklenmiş tam bir piyade bölüğü de dahil binlerce polis ve asker karmaşayı Watts meydanında sınırlandırmak için görevdeydi ve sokak kavgası birkaç günden daha uzun bir süre sonra kontrol altına alındı. Mağazalar soyulmuş ve bazıları da yanmıştı. Resmi kaynaklar 32 ölü (bunlardan 27′si siyah) ve 800′den fazla yaralı olduğunu, 3000 kişinin de tutuklandığını bildirdi.
Los Angeles’daki isyan, işçi-tüketici arasındaki hiyerarşinin metanın standartlarını ikinci plana attığı metaya, meta dünyasına karşı yapılan bir isyandı. Bütün modern ülkelerin suçlu gençleri gibiydiler ama bu daha çok temeldeydi, çünkü onlar, geleceği olmayan bir sınıfın ve bir işçi sınıfı kesiminin hiçbir şekilde sınıf atlamaya ya da birleşmeye inanma olasılığının olmadığı parçalarıydılar. Los Angeles siyahları modern kapitalist propagandaya, tam anlamıyla bolluk olan o propagandaya tepki gösteriyorlar. Gösterilen ve açıkça ulaşılabilir olan her türlü nesneye sahip olmak istiyorlar çünkü onları kullanmak istiyorlar. Böylece kendi değişen değerlerine, kendi sonunu hazırlamak için onlara yol gösterip biçim veren metaya ve daha önceden seçilmiş her şeye meydan okuyorlar. Çalmaktan hediye etmeye kadar üretimlerinin keyfi ve gereksiz olduğunu açığa vurarak metanın ezici mantığını anında reddeden bir kullanımı yeniden keşfediyorlar. Watts bölgesinin yağmalanması, çarpıtılmış ilkenin dolaysız olarak yansımasıdır: “Her birinin yanlış ihtiyaçlarına uygun olarak” – ihtiyaçlar, kabul görmeyen yağlama eyleminde bile, ekonomik sistem tarafından belirlenip üretilmiştir. Ama bu kez övüngen bolluk; yabancılaşmış emeğin keşmekeşinde ve karşılanamadan artan toplumsal isteklerde daima takip edilmesinin yerine değer biçiminden ve doğrudan gasp etmekten faydalanmakta, gerçek istekler neşeli kutlamalarda, şakayla karışık kendini savunma durumlarında, yıkım partilerinde ifade edilmektedir. Metayı yok eden insanlar metanın üstündeki insan güçlerini gösteriyorlar. Tahrip edilerek gerçek ihtiyaçlarını yansıtan keyfi biçimlere teslim olmayı bırakıyorlar. Watts’ın alevleri tüketim sistemini mükemmel bir şekilde tanımlıyor.
Elektriği olmayan ya da kesik olan insanların geniş buzdolapları çalmaları, zenginlik yalanının başka bir gerçekle yer değiştirmesinin en güzel görüntüsüdür.
Guy Debord, Aralık 1965
*“In girum imus nocte et consumimur igni”nin consumimur’u. Aynı zamanda Debord’un filmi. İzlemek için: http://www.ubu.com/film/debord_ingirum.html












