49 years ago today
The Clashs extended play Capital Radio was released on April 9, 1977,
The Clash - Capital Radio (live at the Belle Vue, Manchester, UK - 15. November 1977)
seen from Israel

seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from United States
seen from Pakistan
seen from China

seen from Israel
seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States
seen from Netherlands
seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from Malaysia
seen from Netherlands

seen from Singapore
seen from India
49 years ago today
The Clashs extended play Capital Radio was released on April 9, 1977,
The Clash - Capital Radio (live at the Belle Vue, Manchester, UK - 15. November 1977)

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
49 years ago today
The extended play Capital Radio was released on April 9, 1977, but was not sold commercially.
Instead, it was given away free to readers who sent off a coupon printed in the NME, plus the red sticker found on the band's debut studio album
WALKMAN VS BÜYÜK ABLAM
Michael jackson öldü yaaa.. öldü öldü öldü
Demin arabada Smooth CriminAL dinliyorduk ta.. Konu öncelikle radyolardan açıldı, sonra Michael çalınca hep beraber bir nostalji yaşadık.
Veya o nostaljiyi sadece ve sadece ben yaşadım.
Küçükken, ablamların odasına girmeye çok çalışırdım.. Özellikle büyük ablamın odasına.. O dönemler ben 5-6 yaşındayım, ablamda 16-17.. Net olarak kendini sürekli odasına kapadığını hatırliyorum.. Hoş, küçük ablamda kapardı kendini odasına.. hatta ben iki kapi arasinda 'biriniz beni içeri alsanıza' diye yakarırken, onlar kapilarini acmadan
'sen al!'
'ben müzik dinliyorum. sen al!' diye bağrınırlardı..
Biz çok severdik birbirimizi yaa..HAH! Yok yok birbirimizi çok severiz de, o dönem hobilerimiz farklıymış sanırım :) Ben ablamlar olmak isterdim, onlar heralde Janet Jackson dinlerdi.. Madonna o dönemlerde geliyordu.. ÖSS, ÖYS vardı.. Zor dönemlerdi ..
Sonuç olarak, genelde küçük ablam beni odasına alırdı.. İşte bu yüzden, büyuk ablamin odasında olup biten benim hep ilgimi çekmiştir..
Neyse, bu meraktan ötürü ben büyük ablamın kapı deliğinden bakarak içeriyi görmeye çalışırdım.. ama neye yarar ki? karanlıkta takılıyordu.. arada net ve kendinden emin bir sesle 'git' veya 'yaptığın çok ayıp. insanların kapı deliklerinden bakılmaz' tipi söylemlerde bulunsada ben korkmuyordum.. taaakiiii hızlıca kapıya atak yaptığını buzlu camından gördüğüm ana kadar.. bende ne salakmışım.. donup kalmak yerine, tekme at kaç yöntemini uygulayabilirmişim.. İşte vicdan..
Neyse tabii seneler geçti, işler değişti.. ben de onları zaman zaman odamdan kovdum.. Offfladım, canlarına okudum derken gidip sırtıma baş harflerini dövme yaptırdım.
Hayır. Onlarda yok.. Birtek bende var.
Ablam o odada ne yapardi? ve konuyla alakası ne?
Ablam ..
O odada..
WALKMAN! dinlerdi. Müzik değil, WALKMAN!
Bir sürü kaseti vardı. Radyo dinler miydi bilmiyorum ama sürekli müzik dinlerdi.. Ve ben bu duruma çok özenirdim. Çünkü arada dans ederdi.. Beyaz boğazlı, cırt cırtlı spor ayakkabılarıyla..
Günler geçti, teknoloji ilerledi ve discmanler çıktı.. O dönem bende orta okul çağına gelmiştim.. Ablam walkmanine çok bakmazken, eskisini bana verme kararı aldi.
Aslında ne saçma.. Discmanler ilk çıktığı dönem, her harekette takılırken ben bir elimde walkman, öbür elim abuk subuk dans hareketleri ile havada sallanırken müzikte kesilme mesilme olmazdı.. No takılma, no stress
Ilk etapta zorlandım.. Kaset ve müzik seçimiyle igili sıkıntılarım vardı.. En yakın arkadaşım Amerika' da okuduğu için sürekli CD getiriyordu, halbuki ben daha yeni walkman' e geçmiştim.. Babamlarda ya klasik ya da 'felicitaaaa.. tatatatatatata.. felicitaaa' kıvamında albümler oluyordu..
Ablamın eski kasetleri de sıkıcı geliyordu.. derkeeeeeeen, radyoyu keşfettim..
Tabii biliyordum radyonun ne olduğunu. Salak değilim de sadece kendi kanalımı bulamamıştım.. Babamın arabasında, yaz tatillerinde, kavga konusu olan şeydi radyo. Bilmez miyim radyonun ne olduğunu..
Hatta radyo kelimesinin aklıma ilk getirdiği ilk anım, gene yaz tatiline giderken, üç kız kardeş arabanın arkasında sevgi dolu 8. saatimizi yaşarken, gene büyük ablamın kasedi ile ilgiliydi.. Çalan şeyin:
'aalll zibidiueiuo,, RADIO GAGAAAA.. RADIO GUGUUUU..'
kısmını anlayıp, sürekli 'bu radio dediği şey, bu radyo mu? ', 'hani dinlediğimiz radyo mu?' ' gaga dediği de kuş gagası mi?' diye ablamdan önemli soruların cevaplarını almaya çalışıyordum. O da inatla ve özenle o cevabı vermeyip, benimde huyum olan 'offfffff' lama yöntemiyle beni birkaç saat inletip, hatta arada 'susar mısın, bu kısmını dinlemek istiyorum' fln yaptıktan sonra cevapları verirdi.. Yılı hatırlamıyorum ama Imbat otele gidildiğini hatırlıyorum..
Zaman geçti ve ben orta okulda yalnız kalmanın, ama karanlık odada, keyfini çıkarmayı öğrendim. O dönem Capitol Radio vardı. Ankara radyosu. Bayılırdım onları dinlemeye.. Gece geç saate kadar dinlerdim.. Sabah okula gidene kadar da dinlerdim.. Çok eğlenirdim..
Sonra o radyo istasyonu ben lisedeyken kapandı.. Zaten lisede hala walkman kullanıyor olmak abuktu.. evde bangır bangır müzik seti moduma geçmiştim ama walkman' e karşi bir bağımlılığım vardı..
O kulaklıklar cızırdatırdi.. hafif parmak dokunuşlarıyla, net ses alabilirdiniz falan.. Hey gidi hey..
Hatta annem walkman'ime olan tutkumu bildiği için, 'yeni bir kaset aldım ama sürpriz. Lütfen uykuna dalarken dinle' diye heycanlandırmıştı.. Zaten uykuma dalarken, dinlemesine izin vermesinden bir bokluk olduğunu anlamam gerekirdi.. Pijamami giyip, yatağıma yatmıştım.. Kulaklıkları takıp kendimi bilmediğim bir müzik şölenine birakacaktım. PLAY! Veeeeee
' Hendek Muhrebesi, 31 Mart 627 tarihinde gerçekleşmiştir. Mekkeli Müşriklerle Müslümanlar arasındaki üçüncü ve son muharebedir. Bu muharebe adını, Müslümanların savunma için kazdıkları hendekten almaktadır. Bu muharebede Müslümanların 3.000 savaşanı, müşriklerin ise 10.000 savaşçısı ve 600 atlısı vardı. Sonuçta kazanan Müslümanlar oldu.'
şaka değil.. Tarih dersinden nefret edip kötü notlar aldığım için annem boş bir kasede, bütün tarih kitabını usanmadan okumuş, uyurken bilinçaltı açık olur bilgisini bir yerden edinmiş ve kendince benim adıma güzel birşey yapmaya çalışmıştı.. Ben ergen halimle o şoku yaşarken, pis pis kapımdan da sırıtmayı ihmal etmemişti..
Ancak benim radyo ile ilgili bu kadar derin hislerim olabilir..
Günün sonunda ben walkmanı bıraktım, tarihten kaldım ve bu güzel haberi babama büyük ablam verip, o yaz birde 450 milyonluk telefon faturasını da ödeyerek, beni kurtardı.. Sonra hep mutlu yaşadık..
Iyi pazarlar..