bugün "denizi çok güzel, görünce atlamamak için zor tutarsın kendini" diyen bi arkadaşa uyup atladık motora asosa gittik çünkü biliyorsunuz rahat batıyor bazen insana.
içip soluklandıktan sonra suya ayağımızı soktuk ve girmekten vazgeçip salıncağa döndük çünkü su hala soğuk arkadaşlar.
gerçi denize gidip denize girmemek ilk kez yaptığım birşey değil o yüzden çok tuhaf gelmedi o kısmı.
sonra gelmişken athena tapınağına da çıkalım, limana da inelim, köy yollarında da kaybolalım, babakaleye gidip güneşi orada batıralım derken şort ve havlu ile çıktığımız yol gece karanlığında titreyerek motor sürdüğümüz bir hayatta kalma mücadelesine dönüştü.
hatta anayolda 90'la giderken yolun karşısına koşan bir köpekle çarpışıyorduk neredeyse, bir karış ile teğet geçtim yüreğim ağzıma geldi gece gece.
alloşum yine seviyor beni
evet bugün de ölmeden döndük sonuç olarak
bu arada fotoğraf babakaleden. güzel bi fotoğraf yok elimde, ayıp olmasın diye koydum bunu da. o kadar anlattık sonuçta
ülkenin en batısı diye gittik ve ülkenin en batısında olması dışında bir özelliği olmayan eften püften bir yer olduğunu öğrendik
övecek pek birşeyi de yok.
illa gidecekseniz de uzun yola tarzan gibi çıkmayın günübirlik bile olsa bi yağmurluk alın en azından rüzgardan filan korur.
bu da böyle bir yol hikayesiydi