hayatın bizi nereden alıp nereye götüreceğini, neler yaşatacağını, kimleri hayatımıza alıp kimleri çıkaracağımızı bilemiyoruz. kimi zaman her şeyden vazgeçip umudumuzu yitirdiğimizde, karşımıza çıkan bir kişi bizi yeniden hayata bağlayabiliyor.
2011 yılından 2024’e kadar aydın’da yaşadım. burada çeşitli ilişkiler kurup birçok arkadaş edindim. aydın, hem mutluluğuma hem de sevinç, hüzün ve öfkelerime tanıklık etti. 2024 ağustos’unda ise uzun yıllar akademik kariyerim nedeniyle ertelediğim askerlik görevimi yapmak için memleketime, ailemin yanına döndüm. hemen gidip gelirim diye düşünüyordum ama işler öyle yürümedi. nevşehir’e döndükten yaklaşık bir yıl sonra askere alındım. bu da aydın’dan erken ayrılmanın pişmanlığını yaşattı.
temmuz ayında acemi birliğimin yeri belli oldu. ailem, iç anadolu’dakilerin genelde ankara ya da konya’ya düştüğünü düşünüyordu. bu yüzden birliğim buralardan biri olur sanıyorduk. ama haziran sonunda yer belli oldu: çanakkale. uzak da olsa en azından doğu değildi. şaka yollu ‘hakkari-şırnak çıktı’ dediğim günler aklıma geldi.
çanakkale 116. jandarma eğitim komutanlığı’nda 21 gün kalacaktım. ancak yaşımdan ve doktora yapmış olmamdan dolayı eğitimden muaf tutuldum ve “idari işler” odasında görev aldım. eğitimin son haftasında usta birliği yerleri açıklandı. şaka diye 40 kere söylediğim yer çıktı: hakkari. hakkari cezaevi karakol komutanlığı.
burası kritik terör bölgesi olduğu için uçakla gönderildik ve çarşı izni verilmedi. haritaya bakınca çanakkale’nin en batıda, hakkari’nin en doğuda olduğunu ve aralarında nevşehir’in kaldığını görmek ilginç. ağustos başında buraya geldim. burada görevler daha sade: mıntıka ve nöbet. ilk bir ay nöbet tuttum, sonrasında eğitim ve yaştan dolayı gece çavuşu oldum. yaklaşık 2,5-3 ay bu görevi yaptım. sonra bazı görev değişiklikleri yaşandı. gece çavuşluğum, işlemediğim bir suç ya da hata yüzünden haksız yere sona erdi. ama bu da bir hayra vesile oldu. şimdi sadece nöbet tutuyorum, istirahat ediyorum. sorumluluk taşımıyorum, hesap vermiyorum.
telefon konusu sık soruluyor: akıllı telefon serbest değil ama çarşı izni olmadığı için burada moral amaçlı sınırlı şekilde izin veriliyor.
bu sürecin kalan 28 gününün kolaylıkla geçmesini ve güzellikle tamamlanmasını diliyorum. bittiğinde ise hiçbir anı kalmasın istiyorum. beni askerlikten soğutan şey görev değil, görevi yönetenler ve yanındaki insanlarla uyumsuzluk. anadolu’nun farklı bölgelerinden gelen insanlarla bir aradayız. eğitim düzeyi olarak en yüksek kişi benim. çoğunluk lise mezunu. sosyal bilimci olarak bu ortamı gözlemleme fırsatım oldu.
buradaki fiziki şartlar çok kötü. mahkumların bile daha iyi koşullarda kaldığı bir yerde, türk askerinin böyle bulunması üzücü. ama türkiye’de ‘böyle gelmiş, böyle gider’ anlayışı burada da geçerli. insan profili çok çeşitli: istanbul’da uyuşturucu satan da, kaçakçılık yapan da, hemşire olan da, dine bağlı yaşayan da var.
şu an 3. kulede nöbet tutuyorum, karşımda sümbül dağı var. az kaldığını düşünüp mutlu oluyorum. ve kavuşmaların yaşanacağı o mübarek günü sabırsızlıkla bekliyorum.
4 aralık 2025, hakkari – 23.36