"zamanı düşündüm, herkes zamanın aktığını söyler. kitaplar, o aptal saatler, fizikçiler.. ama akmıyor. zaman, üst üste yığılan bir şey. biz şu an bu bahçedeyiz, ama aynı zamanda seninle yedi yaşındayken bu kuyuya taş attığımız o saniyedeyiz de. ben o hastane odasındayken, buradaki senin yanındaydım. zihnim o kadar hızlı ki, zamanın yığılan katmanları arasında sıkışıp kalıyorum. delilik dedikleri şey bu işte! geçmişin ve geleceğin aynı odada var olması. aynı anda konuşması." ......... "yine anladın değil mi? kimse anlamıyor. doktor bana bugün hangi gündeyiz ali? diye soruyordu. ona bütün günlerdeyiz aptal adam dedim. bana kırmızı bir hap verdiler."
onun için üzülüyorum. tüm bunları söylerken o an hem yedi yaşında, hem yirmi yedi, hem yetmiş.. hem o hastane odasında, hem de bahçede, zamanın tüm katmanlarının tam ortasında, sırtında asırların yüküyle bir çocuk gibi. akıp giden günleri seyredenlerin dünyasında, o bütün günleri aynı anda..