sesini duymak beni ipten alıyor. boğazımdaki düğümleri tek tek çözüyor. ayaklarımın altından kaydırdıkları tabureyi alıp önüme koyuyor, geç otur soluklan diyor. sesini duymak bana nefes aldırıyor. almasına aldırıyor da sonra elimden tutup beni denizlere okyanuslara sürüklüyor. yüzme bilmediğimi biliyorsun. sana ayak uyduruyorum. karşı çıkmıyorum, sağa sola sapmıyorum. elimden tutuşuna razı oluyorum. sen beni boğulmam için götürüyorsun ama biz yüzmeye gidiyormuşuz gibi düşünmeyi seçiyorum. belki bir mucize olur ve üç beş kulaç atmayı beceririm de gözlerini birkaç saniye fazla seyrederim. yüreğimde tahribat büyük ama eğer gelip bakma zahmetine girersen pahalı bir vazoya konan çiçekler gibi seni özene bezene en güzel köşeme koyduğumu görürsün. seni suladım, seni büyüttüm. filizlenişini bir mucizeye bakar gibi seyrettim. seni bir çiçek sanmakla hata ettiğimi içimde dallanıp budaklanıp koca bir çınara dönüşünce anladım. toprağımı, suyumu sana feda ettim. köklerine sahip çıktım. ve sen içimde büyüdün. çocukluğunun yaralarına yetişemedim ama seni bir kez daha büyütmenin haklı gururunu yaşadım. yaşamaktan yorulduğunu fısıldayan sesine inat bulutlara değmek için uzadıkça uzayan dallarına gülümsedim. seni aslında hiç dinlemedim. yapraklarının hışırtısı, dallarını yuva belleyen kuşların ötüşü kulaklarımı sağır etmişti ve ben bundan memnundum. içimdeki seni sana gösterme şansım olsaydı sen de bu dünyanın seslerine kulaklarını kapatmak isterdin. belki bir hamağı paylaşırdık seninle. yıldızları seyreder, konuşma isteği bile duymazdık. bunları okuduğunda delirdiğimden emin olacaksın. belki bir kanıt niteliğindeki bu satırları saklayacak günün birinde koz olarak kullanacaksın. çünkü görmedin ki. ellerimden tutmuş büyük su kütlelerine sürüklüyorsun ve tek düşündüğün beni nasıl iteceğin, kaç dakikada boğulacağım. tenha kıyılar arıyorsun ama buna gerek yok bilmiyorsun. seni içimde büyüttükçe bu dünyayla olan bağımı kopardım, söyledim sana. yardım dilemek aklımın ucundan bile geçmez o yüzden kafanı hiç yorma. ben seni daha fazla nasıl büyütebilirimin derdinde boğulmuşken yuttuğum suları fark etmem bile. sanırım lafı fazla uzattım ve kıyıya da yaklaştık. martıların sesini duyar gibiyim. beni ipten kurtardığın için teşekkür ederim. keşke yüzmeyi bilseydim. sudan kendi başıma çıkabilseydim sana içimdeki seni gösterebilirdim. sanırım bu içimde ukde kalacak. her neyse, kendine iyi bak. ve dallarının göğe uzanışını hiç unutma, hep hatırla. kuşlarımıza iyi bak.











