just in case the yonic metaphor wasn't obvious enough
seen from China
seen from China

seen from Malaysia

seen from Singapore

seen from Austria

seen from Maldives

seen from Uzbekistan
seen from United Kingdom
seen from China
seen from China
seen from Austria

seen from Australia
seen from Japan
seen from Saudi Arabia

seen from Saudi Arabia
seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from Vietnam
seen from Saudi Arabia
seen from Singapore
just in case the yonic metaphor wasn't obvious enough

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
if Thor bought a car you know it would be a psychedelic vw minibus or like . a battered g - wagon .
I mean just look at this incredible concept art by Lukasz Jaskolski and it’s pretty much on point with what I was saying about Peter’s pets
having said this , though , it’s safe to say that Eggsy cares a lot about people’s opinions on him. just look at his body language when he first meets Harry , when this total stranger tells him that he’s made some poor life choices. look at the way Eggsy rambles on , defending himself to this person he just met like an hour ago , how arms fold across his chest and he looks away , determined not to catch Harry’s gaze , adamant not to find judgement in his expression. there’s something about people where Eggsy just ... needs approval , needs some form of recognition , perhaps because he’s been starved of it from so many people ? idk

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Düş Kazası ve Zafer Ekin Karabay N.Marmaranın 29 yaşında, S.Plathın şubatta intihar etmesi benim de 29. yaşımın şubat ayında intihar etmemi elbette gerektirmezdi. Ama mademki yaşamda kalmaya kendimi ikna edemiyordum, o zaman bir tarih belirlemeliydim ve 29. yaşımın 29 Şubatını seçtim "Cehenneme bir bilet lütfen, tek gidiş olsun" (1) İntihar temasını işlemeyen şair var mı? Sanmam. Hemen her şair, yaşamının bir noktasında intiharı düşünmüş, sorgulamış ve yazmıştır. Kimi zaman açıktan, kimi zaman mısra aralarına gizleyerek. Ya intihardan söz edip, sonra sözümü tutuyorum der gibi ölümü kucaklayan şairlerin sayısını biliyor musunuz? Ben bilmiyorum ama bildiğim tek gerçek, şairler arasında intihar eğiliminin, diğer sanatçılara göre daha fazla olduğudur. Ve intihar eden şairlerden ilk aklıma gelenler:Sergey Yesenin, Mayakovski, Sylvia Plath,Nilgün Marmara, Özge Dirik, Sosyal Ekinci,İmam Aygün, Kenan Özcan, Kaan İnce ve diğerleri. Bir söyleşide, (ne yazık ki bu güne kadar adını bile duymadığım) Zafer Ekin Karabay adlı bir şairin, 2002 yılında 29 yaşında intihar ettiğini öğrendim. Yani bundan dört yıl önce. Merak edip araştırdım. Şimdi elimde Kül dergisinin Ekim 2002 tarihli 29. sayısı var. Kapakta Karabay'ın fotoğrafı ve ona ait dört mısra: Oysa biz hep bir düş kazasında Yitirdik arkadaşlarımızı ... Karşıdan karşıya geçerken Eli bırakılan çocuklardık (2) Sadece bu dört mısra bile benim Karabay'ın imge derinliğine hayran olmama yetti. Öyle ya, ben de bir düş kazasında, sınıfsız, sınırsız bir dünya kurma özlemiyle çıkılan ütopik yolculukta arkadaşlarımı yitirmiştim. Öyle ya, bizim kuşak daha gençliğini yaşayamadan kahraman olmaya ve ölüme mahkum olmuştu. "Karşıdan karşıya geçememiş", tankların altında kalmıştık. Sağ kalanlarımızın da "düşleri yasaklanmıştı". Hep söylemişimdir, usta işi şiirler genel bir beğeni toplar. Ama insanlar bu şiirler içinde, kendi ruh halleriyle ya da yaşantılarıyla örtüşenleri daha çok benimserler; okurken heyecanlanırlar. Benim içinde öyle oldu. Karabay'ın yukarıdaki imgeleri benim için bir hayatın özeti gibiydi. Dört mısra bir hayattı, birçok hayattı. Bizim hayatımızdı... Rivayete göre Yunus Emre, Mevlana'nın yüzlerce sayfa tutan Varidat 'ını okumuş ve "bir insanın oluşumunu anlatmak için bu kadar söze gerek var mı" demiştir. Bu yorum üzerine müritleri "Peki sen olsan ne derdin ya Yunus" diye sormuştur. Yunus yanıtlamıştır: "Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm". İşte şiirin gücü. Karabay'ın şiirinin zenginliği de böyle açıklanabilir. Dört mısrada anlatılan hayatlar ve benim bunları okurken duyduğum heyecan, coşku, hüzün... Nilgün Marmara'nın beni, en az benim kadar Karabay'ı da etkileyen (ve intihar mektubunda alıntı yaptığı) şiir dizeleri düşüyor usuma: "Hayatın neresinden dönülse kârdır". "Ey iki adımlık yer küre/ senin bütün arka bahçelerini gördüm ben...". Ve benim dost meclislerinde çok kullandığım iki dize: "Şimdi ölsem kârdayım, bir ömre bin ömür sığdırdım". Kârdayım (şanslıyım) çünkü bizim kuşaktan çocuklar, benim bu gün itibariyle geldiğim yaşın yarısı kadar yaşayamadan "Düş kazasında", "Karşıdan karşıya geçerken yalnız bırakılıp" katledildiler. Ve sağ kalanlar da, ya cezaevlerinde ya da sürgünde yaşlandılar. İntiharın eşiğinde dolaşıp durdular. Hasat mevsiminde/ gözü kara çocuklar/ ölümü neden seçtiler.(3) Karabay intihar etmeden yazdığı son mektubunda şöyle diyor: "Daha ne kadar dayanabilirdim, herkesin bir başkasının acısı pahasına mutlu olduğu yaşama". Yıllar önce üzerinde düşündüğüm ve bir şiirle dillendirdiğim bu saptamayı onun intihar mektubunda okumak sarsıyor beni. Mutluluk nedir ki/ İki sevgilinin mutluluğu/ Üçüncü şahısların omzuna/ basılarak kurulan...(4) Yine mektubunda "Yerleşik yabancıydım her yere" diyor Karabay, ben de on yıl kadar önce yazdığım, sonunda kahramanını intihara götürdüğüm "Mülteci" adlı öykümde bu imgeleri kullanmıştım. Yanlış anlaşılmasın, ne Karabay beni tanımış ve okumuştu ne de ben onu. Üstelik o öykü, Türkiye'ye giriş yasağım olduğu sürgün yıllarımda yazılmış ve yayınlanmamıştı. İki yıl önce yayınlanan "yolcu" adlı öykü kitabımda yer aldı. Beni heyecanlandıran, Karabay'la farklı coğrafyalarda bulunmuş ve birbirimizi tanımamış olsak da, aynı havayı solumuş, aynı duyguları paylaşmış olmamızdır. Son köprüdeyim şimdi/ Dönüşü olmayan bir subaşı/ Dolu dolu yaşadım/ Tüm köprülerin altını (5) Karabay'la aramızdaki en önemli fark, onun düşündüğünü gerçekleştirmiş olması sanıyorum. Yani atlamak için çıktığı binanın tepesinden, dağların doruğundan geri inmemesi, oradan ufka açılması. Giderken arkasında bıraktığı mektupta, sevdiklerinden, sevgilisinden af dilemeyi düşünecek kadar kendinde ve ne yaptığının bilincinde olması. Yani onun ve diğer şairlerin intiharı bir cinnet hali veya bir teslimiyet değil, bir tavır, bir eylem, bir duruştur. Evet, birçoğumuz gidip dönmüşüzdür intiharın eşiğinden. Cinnet halinde o dağın doruğuna çıkmışızdır. Ama bir adım daha atmamış, atamamış, uçurumun kenarında kalakalmışızdır... Hiç yaşadınız mı/ ölümü eşikleyip eşikleyip/ geri dönmenin sevincini (6) Bir çoğumuzun hayatı hâlâ uçurumun kenarında, karabasanlarla geçiyor. İki ucu keskin bir bıçak üzerinde, hayat ve çılgınlık arasında. Bir kez "ölmeye yatmaya" karar verip, son anda yüreğiniz titremişse, artık intihar sizin için uzak bir düştür. "O adımı" atamazsınız. Atanların arkasından hüzün ve gıpta ile bakarsınız... Karabay "o adımı" atmış, düşler ülkesine kanat açmış ve bir daha dönmemiş. Arkasında "Şubatta saklambaç" adlı bir şiir dosyası bırakarak. Son mektubunda neden Şubatın 29'unu seçtiğini şöyle açıklıyor: "Nilgün Marmara'nın 29 yaşında, S. Plath'ın şubat ayında intihar etmesi benim de 29. yaşımın şubat ayında intihar etmemi elbette gerektirmezdi. Ama mademki yaşamda kalmaya kendimi ikna edemiyordum, o zaman bir tarih belirlemeliydim ve 29. yaşımın 29 Şubatını seçtim. Bu yüzden 'şubatta saklambaç'a bir yığın başka sırla birlikte intihar edeceğim tarihi de gizlemiştim..." Yazdığım şiirleri bir gece/ ateşe verdim sessizce/ ne gelen vardı ne soran/ sonra sessizce köşeme çekildim (7) Keşke diyorum, son söz olarak, Zafer Ekin Karabay'ı daha önce tanımış olsaydım. O, arkada kalanlara nanik yapıp ufka açılmadan önce... Edemediğimiz ve edebileceğimiz Tüm intiharlar Ateşten gözleriyle bakıyorlar Yolun üstündeki Bir semender gibi... (8)