Kendimden bize geldim.
Her sabah ve her akşam, her gece ve her öğleden sonra aynı düşüncelerle boğuşmanın bıktıran yorgunluğu. Alakasız yerlerde çekilen ızdırabın ikiye değil ona katlanması ve "işte şimdi başlıyoruz" demenin verdiği kabak tadı. Sürüp giden baş ağrılarının sebebini kendinden saklamak. Umutlu ya da umutsuz, arsızca beklemek, beklediğini unutacak kadar beklemek. Bir yerlerde mola vermeyi ya da artık asıl yere ulaşmayı beklemek. Kendini teselli edip durmak. Mutlu olmak için değil mutsuzluğu unutmak için çabalamak. Baş edebilmek ve baş edememek. Gecelerin uzaması, gündüzlerin kısalması, burukluğun ise ne kısalması ne uzaması. Dünyaya buğulanmış bir pencereden bakmak. Geleceğe kaygılar, geçmişe özlemler ve kavgalar. Noktalı cümleler, noktasız cümleler. Haklı serzenişler, KDV'ler, ÖTV'ler, bitmek bilmeyen vergiler, ekonomik kriz, duygusal kriz ve fırsata çeviremediğimiz diğer şeyler. Yazmak, konuşmak, susmak, okumak, düşünmek ve çaresizlik. Faili meçhul cinayetler, hortumlanan paralar, aklanan karalar, duyulmayan sesler, duyulan ama umursanmayan sesler. Kapılara barikat kurmak. Tebrikler, eleştiriler, alkışlar, susuşlar, hiçbir işe yaramayan şeyler, daha çok şeyler, şey. İntiharlar, oh oldu'lar, vah oldu'lar. Son dakika haberleri, iki buçuk saatlik Türk dizileri, gündüz programları, gece radyoları ve evin faturaları. Sosyal medya postları, gidilen restoranın fotoğrafları, yenen yemeğin tadı. Pasaport belgeleri, yurt dışı hayalleri, mültecilik, muhacirlik, savaşlar, kaoslar. Trump, Putin ve bizimkisi. Orta doğu, doğu, uzak doğu, daha uzak doğu, en uzak doğu, hafif batı ve sırtımızın ortası. Küresel ısınma, içsel yanma, dışsal yıkılma, azalan temiz sularımız ve artan göz yaşlarımız. Eriyen buzullar ve katılaşan kalpler. Asgari ücret, ev kirası, vicdansız emlakçı. Lise sınavı, üniversite sınavı, vizeler, finaller, komiteler, KPSS, TUS, DUS, hakimlik savcılık mülakatı. Ne iş olsa yaparlar abi. Evlilik, çoluk çocuk, düğün, akraba, elti bilezikleri, kayın arabası. Boomerlar, ergenler, x kuşağı, y kuşağı, z kuşağı, ebegümeci, gökkuşağı, hani bunun ilk kuşağı. Alamancılar ve olaya hep biraz Fransız kalanlar. Apolitikler, çokpolitikler. Bilenler ve bilmeyenler, bunların hep bir olmasını isteyenler. Kiliseler, sinagoglar. Allah aşkı, Osmanlı sarığı, yeni yapılmış bir cami. Yeni dünya düzeni, eski dünyanın çürümesi. Birinin gülmesi milyonlarcasının ağlaması. Zenginlik, servet, mal, mülk, para, açlık, sefalet, sinekler ve Afrikalı çocuklar. Dengesizliğin dengesi. Herkesin işine gelmesi. Hiçbir şey. Her şey. Artıyor sandıklarımız, azalmıyor diye kızdıklarımız. Artarak azalanlar, üzgünlüğün matematikselliği, üzgünlüğün türevi, üzgünlüğün integrali, üzgünlüğün sonsuza giderken bir oturup soluklanmayışı.
Ama biz bunları şükür bilmeyiz, biz şükür en mutlusuyuz.














