Christina Milian, Josh Peck, John Stamos & Paget Brewster on the set of Grandfathered “Pilot” 1.01
@shuapeck: piggy back thug gangsta rides

seen from T1

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye

seen from Russia
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Slovakia

seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from Maldives
seen from Türkiye
seen from South Korea

seen from United States

seen from Russia
seen from Malawi
Christina Milian, Josh Peck, John Stamos & Paget Brewster on the set of Grandfathered “Pilot” 1.01
@shuapeck: piggy back thug gangsta rides

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Half the value of the company. That’s what it’s gonna take to make this go away.
Request: August 4 - 2015
Das ist einfach so, weil Wenn man sich wünscht, dass jemand einen gern hat und man schreibt dann, dann wird das immer krasser und man steigert sich immer mehr darein und wenn es dann nicht so ist, dann ist das sehr schwer und kaum auszuhalten.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
One Direction performs ‘No Control’ on ‘GMA’ - 04.08.2015
zaman aşımına uğramamış dava
inandığın her şeyin yalan olduğunu düşün. ona dair. yani sevdiğin kişiyle karşındakinin aynı olmadığını. kalbindekiyle gözlerine baktığın kişi aynı değil. neyse dur yavaş gidelim. daha gözlerini göremedik. tutulmuşsun birine. ama öyle kara kaşına kara gözüne değil. esaslı sevmeler gibi. böyle. yazdığı harfe, koyduğu imlece kadar. dünyan da ondan ibaret. nasıl ki yediğin içtiğin ayrı gitmez bir dostunla; onun gibi paylaşıyorsun her şeyini. geceni gündüzünü, uyumadığın uykunu, boğazına tıkanan lokmanı, dinleyip düşler kurduğun şarkını ve daha nicesini. zaten planların hep ona bağlı. onun yasak koyup izin vermesi değil mesele. diyorsun ki ah olmaz bu onu mutsuz eder. o mutsuz olursa sende olursun. ama her şeyden önce o. kıyafetler giydirmişsin ona, bir sonraki döneceğin sokağın yanı başına dikmişsin, eline vermişsin bir çiçek. ve. seni bekliyor. ama o döndüğün sokaklar bir türlü bitmek bilmiyor. ne çıkmaz sokak çıkıyor karşına aksi gibi, ne de o çıkıyor karşına gerçek gibi. halbuki dedi ki sana 'her an yanındayım sakın aklından çıkarma.' ne yazık ki gerçekleri konuşmuyordunuz. trenler hep istasyona adım attığın kaçırılır ya. hep öyle kaçırdınız mutluluğu. tam olacaktı olmadı. olmasını istemedi. çünkü yoktu. çünkü hayal kırıklığı olmak istemedi. çünkü. boşluk. nasılsa yokluğunu sevmiştin böylesine alışmıştın daha fazlasını kaldırmazdı yüreğin. çünkü yoktu. sözcükler vardı uyumadan defalarca tekrar ettiğin. belki de uykusuz gecelerine sebep olan. ve. hepsi ona aitti. yoktu. o yokken kelamları vardı. sen düşündün gelmedi. sonra ne oldu biliyor musun? şimdiye dek yokluğuna iki dakika katlanamadığın adamdan vazgeçtin. ki sen hiç direnmediğin kadar direnmiştin. sen hiç olmadığın kadar saftın ve sevmiştin. sen gerçektin. ve sevmiştin. vazgeçtin ama bir türlü söyleyemedin. yıllar yıllar üstüne bindi. kendin bile zar zor kabullenirken onun bunu bilmesinden utandın. ve bu sefer gerçekten üzüldün. üzülmek. evet. harflerin bütün anlamları üzerinde. fazlasıyla üzüldün. vazgeçtin ama bırakamadın. en nefret uyandıran şeydi sende yarım kalmak, yarım bırakmak, yarım bırakılmak. yarım. hep inandın. sustun olmadı konuştun olmadı. ama hep inandın. başkasına gittin olmadı. ona da gittin olmadı. olmayacağını da bal gibi biliyordun. hâlâ biliyorsun. lâkin inandın. gerçeği bile bile, bir yokluğu diriltme çabası neden? neden? yarımsın. çok basit. ama çok zor. omuzlarındaki yükten bahsediyorum. istemeden veya farketmeden dalan gözlerinden bahsediyorum. habersiz iç çekişlerinden. uyku öncesi aklına gelen ufak bir sözcüğün yüreğini dağlamasından. gözlerin yanmasına rağmen içine akıttığın gözyaşından. evet bahsediyorum. çok ince bir sızı bu. içindeki boşlukla ters orantılı. gözlerine bakmadan tanıyamazsın bir erkeği dediler. sen onu öylesine tanırken sana bunu dediler. ve çok acıydı. oturup kalmak olduğun yere gözünü kırpmaya vaktin dahi olmadan kalbine giren o sancı. o kadar doğruyken nasıl bu kadar yanlış olabilirdi bir söz. sen tanıyordun ama bu söz çok haklıydı. davanı yitirdin. ve bu burda bitmedi.
Atlanta, Georgia. - August 5th, 2015.