Kadın, bir ilişkiyi ayakta tutabilmek için uzun süre emek verir.
Birinin hayatına gerçekten dahil olmayı; yüreğiyle, aklıyla ve ruhuyla kabul etmesi kolay değildir. Bu yüzden sevdiği insanla kurduğu bağı kolay kolay bırakmak istemez.
Çoğu zaman sorun çıkarmak yerine, “Konuşmamız lazım.” der. Ne var ki, bu cümle birçok erkeğe ağır gelir. O konuşmalar sürekli ertelenir; maç bitimine, yemek sonrasına ya da daha önemsiz görülen başka şeylerin arkasına atılır.
Kadınlar inatçıdır. Hayata nasıl sıkı sıkıya tutunuyorlarsa, sevdiklerine de öyle sahip çıkarlar. Bu yüzden anlatmaya, anlaşılmaya ve karşı tarafı ikna etmeye çalışırlar. Umutlarını kolay kolay kaybetmezler.
Bazen karşı taraf dinler gibi olur. Kadın da bir umutla içini döker. Ama çoğu zaman aldığı cevap şudur: “Abartıyorsun.”, “Gereksiz şeyler bunlar.” ya da “Saçma konuşma.”
Oysa anlatılanlar, kadın için önemlidir. Duyguları anlaşılmadığında, sorunlar çözülmeden sadece üzeri örtülmüş olur. Erkek ise çoğu zaman bu biriken kırgınlıkların günün birinde karşısına sessiz bir veda olarak çıkacağını fark etmez.
Bir kadın hâlâ şikâyet ediyorsa, hâlâ konuşmaya çalışıyor ve derdini anlatıyorsa, bilin ki o ilişkiden hâlâ umudu vardır.
Asıl tehlike, kadının susmasıdır.
Çünkü kadın susarak gider.