Apartmanın Türbanlı Temizlikçisi
İsmim Erol. 45 yaşında, karımdan ayrılmış, dul bir erkeğim. Fatma haftada bir gelir binanın merdivenlerini siler temizler. Fatma 32 yaşında, çok güzel, çekici, türbanlı bir kadın. Dolgun dik göğüslere, pürüzsüz vücuda, yuvarlak kalçalara, sütün gibi bacaklara sahip. Apartmana temizliğe gide gele aramız oldukça iyi oldu, her seferinde mutlaka konuşuyoruz. Hatta karımla ayrılığımıza kadar konuşuruz.
O gün de hava yağmurluydu, hem de nasıl yağmur yağıyor. Ocağa çay suyunu koyup, şemsiyeyi aldım bakkala gittim, çayın yanında yemek için birşeyler almaya. Bakkaldan geldim ki, Fatma domalmış bir halde, benim bulunduğum katın merdivenlerini siliyor.
"Kolay gelsin Fatma" dedim.
"SaÄŸol Erol abi" dedi.
"Yağmur yağıyor, boşuna silme Fatma, emeğine yazık, yine çamur olacak" dedim.
"Ne yapayım Erol abi, mecburum" diye bana doğru döndü ki,
o da ne Fatma uzun eteğinin ucunu eteğinin lastiğine beline sıkıştırmış, ıslanmasın diye.
Bembeyaz bacakları mühtişti Fatma bacaklarına baktığımı gördü, hemen eteğini indirdi ve güzel bacakları kapandı…
Fatmaya, "Üşümüşsündür, çay suyunu koydum, çay demliyorum, gel çay içelim" dedim.
Fatma bacaklarını gördüğümden dolayı utanmıştı, dudağını ısırıyordu. "Erol abi, binaya nezamandır temizliğe gelip gidiyorum da, ilk defa sen çaya çağırdın, çok sağol, ama işim var." dedi.
"Bırak şimdi işi, boşver ge!" dedim.
"Tamam, sen çayı demleyene kadar ben de işimi bitireyim" dedi.
"Bekliyorum ha, tamam mı" dedim.
"Tamam!" diyerek başını salladı. Ben içeri girdim, çayı demledim, masayı hazırladım.
Fatma da geldi. İçeri aldım. Ama bu halen utanıyordu. Ben çayları doldurdum.
"Utanıyormusun Fatma Herkes her yerini açıyor, bunda utanılacak birşey yok güzelim" deyip, elini tuttum,
"Hem güzel bacakların varmış" dedim.
"Ay Erol abi, birde böyle konuşma, valla çok utanıyorum" dedi…
"Utanma Fatma, ben zaten göreceğimi gördüm, ne var bunda" dedim.
"Valla ne bileyim, kocam bile görmedi" deyince,
ben şaşırmıştım. "Ne yani siz soyunupta yapmıyormusunuz o işi" dedim.
"Aa aaa, ayıp ayıp" dedi.
"Ya ne ayıbı Fatma, konuşuyoruz sadece Harbiden merak ettim, anlatsana nasıl yapıyorsunuz o işi" dedim.
"Valla lambayı södürüp karanlıkta yatağa gireriz" dedi.
"Eeeee" dedim.
"Eeesi, kilotumu indirip yapar" dedi.
"Ne yani, sevişmiyormusunuz hiç" dedim.
"Nasıl yani, anlamadım" dedi.
Dayanamadım, "Kızım kocan seni sikerken memelerini, amını, götünü öpüp yalamıyor mu" dedim.
"Aa aaa, o dediklerin yapılır mı Erol abi" dedi.
"Valla ben olsam seni sikerken her yerini öper yalarım" dedim.
"Sen olmadığına göre" dedi…
"Neden olmayayım ki" dedim ve Fatmanın dudaklarına yapıştım. Dudaklarını öpüyor emiyordum.
Fatma başta biraz karşı koyacak oldu, ama biraz sonra yelkenleri indirdi ve karşılık vermeye başladı, adeta kemiriyordu dudaklarımı.
Buna, "Hadi yataÄŸa gidelim" dedim.
"Olmaz" dedi.
"Olur, utanma, bak neler yaşatacağım sana" dedim ve nazlansa da götürdüm.
Önce türbanını açtım Fatmanın. Fatma heykel gibi hareketsiz dikiliyordu. Bunu yavaş yavaş soyup, çıplak yerlerini öpüyorum. Fatma çırılçıplak kalınca hemen yatağa girdi, yorganı çekti üstüne. Hemen ben de soyundum, girdim yorganın altına…
Fatmanın göğüslerini emiyorum, amına parmağımı sokuyorum, Fatma inliyordu. Göğüs uçları emilmekten fındık gibi oldu. Yalayarak amına indim, amının etrafını yalayarak bacaklarını yalamaya devam ettim. Bacaklarını yalayıp öpüp, amını yalamaya başladım.
Amını yaladıkça Fatma inlemelerini artırdı. Amının içine dilimi sokuyor, pembe dilini emiyordum. Fatma çok geçmeden kasılıp titreyerek orgazm oldu. Fatmanın amının sularını da yaladıktan sonra, alt dudaklarından üst dudaklarına çıktım,
biraz öpüştkten sonra buna, "Sen de benim yarağımı emermisin" dedim.
"Bilmem, tadı nasıl ki" dedi.
"Ağzına alınca öğrenirsin tadını" dedim.
Fatma yorganın altına girerek, önce yarağımın başını ürkekçe dudaklarına sürdü, sonra başını ufak ufak öpmeye başladı, en sonunda da başını ağzına alıp emmeye başladı.
Yorganı açtım, yarağımı nasıl yaladığını görmek istiyordum. Fatma hemen, "Kapa yorganı, emmem yoksa" dedi.
"Peki!" deyip kapadım yorganı, kadın emiyor nasıl olsa. Hem de öyle bir emiyor ki, ben zevkten inlemeye başladım. Sonunda fazla dayanamadım ve ağzına boşaldım.
Fatma zorlanarak bir kısmını yuttu ve kusacak gibi, "Öğğğğğ" yaptı. Yorganı açtım ki, gözlerinden yaş gelmiş garibanın,
"Ne oldu Fatma" dedim.
"Hiiiç, ilk defa yaptım, belki ondandır, tadı bir acayipmiş" dedi.
Fatma elbiselerini uzatmamı isteyince, "Hayırdır" dedim.
"Eee bitti ya" dedi.
"Yok ya, ne bitmesi, daha seni sikecem" dedim.
Fatma şaşırmıştı,
"Ne Sikecekmisin Ama birbirimizi bitirdik ya" dedi.
"Fatmacığım işte bu işin sevişme kısmıydı" deyip dudaklarına yapıştım ve altıma aldım, alttan amına yerleştirdim yarağımı ve kökledim.
Fatma yüksek sesli bir "Ohhhhhh" çekti.
"Ne oldu Fatma" dedim.
"Birşey olmadı, devam et" dedi.
Ben pompalamaya başlayınca, Fatma zevkten çarşafı yoluyordu. Bacaklarını omzuma alıp sikmeye devam ettim. Fatma tekrar titreyerek orgazm olmaya başladığında, ben de amına boşaldım
Fatma evli olmasına rağmen ilk defa gerçek seksi ve sikişi bende yaşamıştı. Fatmanın götü de tam sikilmelik, ama kadını ilk günden fazla yormak istemedim. Nasılsa farklı yarağın ve sikişin tadını aldı, her hafta gelir artık…
O günden sonra Fatmayla ilişkimiz gizlice devam ediyor. Fatma eskiden haftada bir gün merdivenlerini silmeye gelirdi, sikişmeye başladığımızdan beri bu temizliği haftada ikiye çıkardı.
Bazen canım çok istedigi zaman arıyordum, üçüncü defa da geliyordu.
Fatmanın yine apartmanda temizlik günüydü. O gelince en üst kattan başlar merdivenleri silmeye, sile sile benim kata zemine kadar iner. Kapının dürbününden bakıyorum devamlı, benim kata gelince içeri almak için.
Sonunda baktım benim kata inmiş ve domalmış bir şekilde merdivenleri siliyor. Kapıyı sessizce açtım, arkasına geçtim dayandım ve "Özlemişim be" dedim.
Fatma daha, "Dur yapma…" demeye kalmadı, bir üst kattın merdivenlerini silen bir başka kadını gördüm ve çekildim.
O kadın da türbanlıydı. Fatma hemen durumu toparlamaya çalışarak, "Erol abi tanıştırayım, Hülya. Kendisi akrabam olur, beraber bir yere gideceğiz de, işimiz çabuk bitsin diye bugün bana yardıma geldi" dedi.
"Öyle mi Memnun oldum Hülya, ben Erol, hoşgeldin" dedim.
Ama Fatma da, ben de kıpkırmızı kesilmiştik doğrusu. Ben ortamı yumuşatmak için, "Çayım hazır, buyurun beraber içelim" dedim.
Fatma da, "Sağol Erol abi, işimiz acele…" dedi.
"Gideceğiniz yere ben bırakırım sizi" dedim.
"Ozaman merdivenleri bitirelim gelelim, birer çayını içeriz." dedi. "Tamam bekliyorum" dedim içeri girdim.
Hülya Fatmadan daha uzun boylu, esmer güzeli, o da türbanlı olmasına rağmen manken gibi bir kadındı. Bayıldım resmen. Neyse, onlar merdivenleri bitirip geldiler. Hülya türbanlıydı, ama aptal değildi, sanki olayı anlamış gibiydi.
Oturduk çay içmeye başladık. Fatma da, ben de, Hülya anlamasın diye kıvırtarak konuşuyorduk.
Fatma Hülyaya, "Erol abi çok iyi bir insan, şu binaya gelirim de, birtek Erol abi hal hatır sorar, çay içmeye çağırır" dedi.
Hülya da, "Nekadar iyi Evli değilmisiniz Erol bey" dedi.
"Yok ayrıldım" dedim.
İmalı imalı gözlerini kısarak bana baktı ve "Hmmm, anladım…" dedi. "Sen evlimisin" dedim.
"Ben de dulum" dedi.
Neyse, çaylarımızı içtik, bunlar, "Biz gidelim." dediler kalktılar.
"Tamam, ben bırakayım" dedim. "Ama önce eve gideceğiz, elbiseleri değişmemiz lazım" dediler.
"Olsun, ben evin önünde beklerim" dedim.
Hülya, "İyi de, bir gören falan olur, yanlış anlarlar" dedi.
"Ozaman ben baÅŸka bir yerde beklerim, siz gelirsisiniz" dedim.
Kabul ettiler, bunlarla evden çıktık, arabama bindik gittik…
Sokaklarına yakın bir yerde ben durdum, bunlar eve gitiler. Ben bir sigara yakıp, içerken bunları bekledim.
Önce Hülya geldi, "Fatma gelmedi mi" dedi.
"Gelir şimdi…" dedim.
Arka koltuğa oturacaktı, "Öne gelsene Hülya" dedim.
"Öne Fatma otursun" dedi.
"Ne fark eder, gel öne" dedim, geldi oturdu.
"Gideceğiniz yerde işiniz çok mu sürer" dedim.
"Bilmem, Fatma biliyor. Neden sordun ki" dedi.
"İşiniz bitene kadar beklerim, sonra senle beraber gezeriz, olur mu" dedim.
"Olabilir, ama bir gören olursa" dedi.
"Haklısın!" deyip, bir kağıda telefon numaramı yazdım verdim ve "Olmazsa benim evde otururuz, konuşuruz, orda gören olmaz, ne dersin" dedim.
"Bilmem ki…" dedi.
O sırada Fatma sokağın başından göründü, hemen Hülyaya, "Senden çok hoşlandım Seni bekliyorum, benim evde buluşalım" dedim.
Fatma arabaya yaklaşınca Hülya cevap vermedi. Fatma arabaya bindi, nereye gideceklerini söyledi, arabayı çalıştırdım, hareket ettik…
Havadan sudan konuşarak gidecekleri yere vardığımızda,
"Çok mu işiniz Fatma" dedim.
"Bir saat sürer" dedi.
"Tamam bekleyeyim" dedim.
"Bir saat ne yapacaksın" dedi.
"Önemli değil, ben burda beklerim" dedim.
Bunlar gidınce, ben de marketten gazete aldım geldim, arabada okudum, bulmacalarını çözdüm ve saat geçti. İkisi de geldiler.
Fatma, "Erol abi sana zahmet oldu, bekledin bizi" dedi.
"Ne zahmeti canım" dedim. Sohbet muhabbet, yine sokaklarına bıraktım, eve döndüm…
Hülya arar mı, aramaz mı bilmiyordum, onu düşünürken, yarım saat sonra kapının zili çaldı. Açtım karşımda Hülya Şaşırdım.
Telefon açar diye bekliyordum, ama eve geleceğini hiçmi hiç tahmin etmiyordum. Neyse, içeri buyur ettim, girdi. Pardesüsünü çıkarmasına yardımcı oldum, ayakta göz göze geldik, ben dayanamadım ve hemen buna sarıldım, dudaklarına yapıştım.
Hülya önce, "Yapma… Hani konuşacaktık" falan dedi,
ama ben öpmeye devam edince, 2 dakika sonra kendini kollarıma bıraktı. Öpüşerek yatak odasına geçtik. Hülyanın türbanını açtım, yatağa uzandı. Bunun uzun eteğini ve külotunu çıkardım. Ben de soyundum ve bunun uzun bacaklarını yalayarak kaymak gibi amına geldim.
Amını yalamaya başlayınca nasıl da inliyordu orospu. 10-15 dakika kadar yaladım amını ve Hülya kasılıp titreyerek, ağzıma saldı amının sularını…
Yukarı çıkıp tekrar dudaklarını öptüm ve sırtüstü uzandım yatağa. Hülyayı ensesinden hafifçe iterek, yüzünü yarağıma bastırdım. Hülya ne yapacağını bilmez bir şekilde yarağıma bakıyordu.
"Hadi sen de benimkini ağzına al, em onu" deyince, ürkekçe yarağı ağzına aldı.
Acemice emiyordu, bu da bana mühtiş zevk veriyordu. Biraz emdirdikten sonra, "Otur üstüne deyince, yarağımı ağzından çıkardı, üstüme çişini yapar gibi çömeldi, yarağımı eliyle amının ağzına hızalayıp yavaşça oturdu. Ben belini iki elimle kavrayıp, Hülyanın kalçalarını değirmen taşı gibi kıvırıyordum yarağımın üstünde.
Arada sırada da alttan köklüyorum amına. Hülya hem inliyor, hem bluzunu ve südyenini çıkarıyordu. Göğüsleri tamamen çıplak kalınca, öne eğilip göğüslerini bana emdirmeye de başladı. Sonunda ikimiz de doruğa çıktık, aynı anda boşaldık…
Dudaklarımı öperek indi yarağımdan ve yanıma uzandı. Biraz nefeslendikten sonra bana, "Fatmayla da sikişiyormusun" dedi.
"Evet!" dedim. "Fatma nasıl sikişiyor" dedi.
"Sen daha çok bilgilisin bu konuda" dedim.
O sırada telefonum çaldı, baktım Fatma arıyor. Telefonu açmadan Hülyaya uzattım, "Al konuş, Fatma arıyor" dedim.
O da, "Yok sen konuş, sakın benim burda olduğumu söyleme" dedi. "Olur" dedim açtım telefonu.
Kısa bir nevar neyok muhabbetinden sonra, Fatma sordu, "Acaba Hülya görmüşmüdür kalçalarıma sarıldığını Anlamışmıdır aramızda birşey olduğunu" dedi.
Bu arada Hülya kulağını yanaştırmış telefona dinliyor tabii. Hülyaya göz kırparak, "Zanetmiyorum anladığını, Hülya çok saf birine benziyor" dedim.
Bu arada Hülya hem gülmemek için kendini zor tutuyor, bir yandan da sikimle oynuyordu.
Fatmaya, "Yarın gelirmisin Gel de sikişelim" dedim.
"Tamam, bakarım" dedi ve telefonu kapattık.
Hülya hemen gülerek, "Ohhh valla ne güzel, işin iş Hiç boş durma Birgün beni sik, birgün Fatmayı Bana bak, yarın gelince sakın sikiştiğimizi Fatmaya söyleme, çok utanırım" dedi.
"Tamam söylemem!" dedim. "İyi ozaman ben artık gideyim" dedi.
"Dur nereye, birkere daha sikişelim de öyle giit" dedim.
Bir daha sikiştik ve Hülyayı öpüp yolladım ......















