Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
taylor price

Kiana Khansmith
Interview Vampire Daily
he wasn't even looking at me and he found me
Game of Thrones Daily
art blog(derogatory)


Discoholic 🪩
🩵 avery cochrane 🩵
One Nice Bug Per Day

Origami Around
hello vonnie
Lint Roller? I Barely Know Her

shark vs the universe
NASA
The Stonewall Inn
Monterey Bay Aquarium
Sweet Seals For You, Always
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore
seen from United States

seen from Germany
seen from Lebanon
seen from United Kingdom

seen from United Kingdom

seen from Finland

seen from Colombia

seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Vietnam
seen from Croatia
seen from United States

seen from Finland
seen from United States
seen from Japan
@scorpion-elalem

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Ron English
Sydney Sweeney in Euphoria (2026)
Thank you so much for making more pics of Alexandra, she's too damn attractive! If you're taking requests, apart from just more of her, I'd love to see Kate Mara as well. The scenario/location doesn't really matter, I just can't get enough of her, so anything would be great.
Kate Mara

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Kızıl ve çilli
😸 WOW... ABBIAMO UN NUOVO RE!!!
😸 WOW... WE HAVE A NEW KING!!! 😸
Azgın Kayınbabam.!
Merhaba, ben Zeynep, 22 yaşındayım. Geçen sene görücü usülü ile evlendim. Ama evlendikten sonra kocamın sümsüğün salağın teki olduğunu anladığımda dünyam başıma yıkıldı. Siki ufacıktı. Haftada bir bilemedin iki sefer siker, o da birkaç dakika anca sürer, kendisi boşalır boşalmaz da sonra arkasını döner uyur. Ne amımı yalar, ne sikini yalatır, ne götümü sikmek ister, misyoner pozisyoundan başka pozisyon istemez, böyle bir gerizekalı çıktı işte.
Oysa izlediğim pornolarda hiç öyle olmuyordu. Pornolarda erkeklerin hem yarrakları büyük ve kalındı, hem de yarım saatten fazla kadınları pozisyondan pozisyona sokarak sikip kendinden geçiriyorlardı. O bakımdan kocamın sikmesinden hiç memnun değildim.
Sırf bu yüzden birkaç sefer kocamdan boşanmayı bile düşündüm. Ama annem her seferinde, "Yapma kızım, bak çok zenginler, rahat rahat yaşıyorsun işte!" diyerek vaz geçirdi.
Şehirde yaşıyorduk, ama arada köye gidip ordaki işleri hallediyorduk. Köyde de iki tane evleri vardı. Yazın da mahsulü toplamak için iki ay köyde kalınıyordu. Evlendiğim sene yazın köyde mahsul topluyorduk.
O gün benim başım biraz ağrıyordu. Kayınpederime söyleyip eve gitmek istedim, ama kayınpederim ortalıkta gözükmüyordu. Ben de kaynanama gidip, "Anne başım ağrıyor, herhalde başıma güneş geçti, eve gidip biraz uzanayım!" dedim. Kaynanam da, "Tamam dur Serkan bırakıp gelsin!" dedi. Ben de, "Gerek yok, işinden kalmasın, iki dakikalık yol, ben giderim!" dedim.
Eve geldiğimde samanlığın önünden geçerken içeriden sesler duydum. Kim var ki diyerek yavaşça samanlığın kapısına yanaştım. İçerden bir kadın, "Dur ordan yapma, ordan alamam çok kalın, amımdan sik!" dedi. Az sonra kadın, "Oohhh!" diye inledi. Samanlığın kapısını az aralayıp içeriye baktığımda kayınpederimin samanların arkasında birini siktiğini gördüm. Resmen şok olmuştum. Sadece kayınpederimin arkasını görebiliyordum, siktiği kadını göremiyordum, ama kadının sesi tanıdık geliyordu…
Yaklaşık 20 dakika falan sürdü kayınpederimin o kadını inlete inlete sikmesi. Bu olayı izlerken ben de bir tuhaf olmuştum, amım sulanmış, resmen vıcık vıcık olmuştu. Sonra kadın, "Sakın içime boşalma!" dedi. Bir süre sonra kayınpederim böğüre böğüre boşaldı. Onlar toparlanırlarken ben hemen sessizce ordan uzaklaşıp evime gittim.
Aynı bahçede bizim evimiz ve kayınpederimin ayrı evleri vardı. Samanlığı gören pencereye gidip perdeyi hafif aralayıp bakmaya başladım, kadının kim olduğunu merak ediyordum. Samanlıktan önce kayınpederim çıkıp ortalığı kolaçan etti, sonra da kadın çıktı. Kadının kim olduğunu görünce çok şaşırmıştım. Yan komşumuzun gelini Arzu idi ve daha 24 yaşındaydı. Kayınpederim ise 45 yaşındaydı. İçimden (Bak sen orospuya!) dedim. Ya benim zampara kayınpedere ne demeli, kızı yaşındaki gelini sikiyor, ondan böyle birşey yapacağını hiç beklemezdim doğrusu.
Onlar uzaklaşınca, acaba kaynanama söylesem mi, söylemesem mi diye düşünmeye başladım. Ama samanlığın kapısından duyduğum, Arzu'nun (Çok kalın, ordan alamam!) dediği lafı aklıma geldi. Acaba kayınpederimin yarrağı gerçekten büyük müydü? Sonra, oğlununkini görüyoruz, babasınınki ne kadar büyük olacak diye düşündüm. Ama Arzu'nun inlemeleri aklıma gelince büyük olabilir dedim.
Bunları düşünürken elim ister istemez amıma gitti ve kendimi okşamaya, masturbasyon yapmaya başladım. Aklımda da kayınpederimin yarrağının ne kadar büyük olduğu ve Arzu'nun onun altında inlemeleri vardı. Kayınpederimin beni siktiğini hayal ederek kısa sürede orgazm oldum. Zaten çok azmıştım ve amımla azıcık oynamam orgazm olmaya yetmişti. Sonra da kendi kendime, (Kızım, o senin kayınpederin, nasıl böyle bir şey düşünüyorsun!) diyerek kızdım. Hemen kalkıp soğuk suyla bir duş alıp yattım, başımın ağrısından dolayı biraz uyudum.
Birkaç saat sonra uyandığımda elim yine amımdaydı. Kayınpederim rüyama girmişti. Rüyamda kayınpederim beni samanlıkta domaltıp sikiyor, yarrağı da kol gibi birşeydi ve ben altında kıvranıyordum. Rüyamda tam orgazm olacakken de uyanmıştım. Yine amımla oynamaya başladım ve kısa bir masturbasyonla orgazm oldum…
O gün kayınpederimle karşılaşmamıştım. Ama sonraki günlerde biz tarladayken kaypederim yine ortadan kaybolacak mı diye kolladım. İki gün sonra eve çok yakın olan bir tarlada çalışıyorduk. Bir ara etrafa baktım, kayınpeder yine ortalıktan kayboldu. Hemen kaynanama gidip, "Ben evde ocağı açık bıraktım galiba, bir koşu bakıp geleyim!" dedim. Kaynanam da, "Koş kız hadi, yangın falan çıkar!" dedi. Hemen koşar adım evin yolunu tuttum.
Nefes nefese eve geldim. Samanlığa yaklaştığımda yine içerden sesleri geliyordu. Bu sefer cesaretimi toplayıp yavaşça kapıyı açıp içeri girdim ve onları daha iyi görebileceğim bir yere doğru yaklaştım. Kendilerini sikişmeye o kadar kaptırmışlardı ki, benim geldiğimi fark etmemişlerdi. Kayınpederim Arzu'yu saman balyasına domaltmış, amına hızlı hızlı sokup çıkarıyordu…
Biraz izledim onları. İzlemek bile ne kadar heyecanlı olsa da işleri bitmeden müdahale etmeye karar verdim. Samanlığa yeni gelmişim gibi, "Neler oluyor burada?" dedim. Kayınpederim aniden yarrağını Arzu'nun amından çıkarıp, "Kızım ne işin var burada?" dedi. Ben de, "Asıl siz ne iş yapıyorsunuz?" derken yarrağına baktım. Gerçekten Arzu'nun götüne almaktan çekindiği kadar büyük ve kalın bir yarrağı vardı ve am suyuyla parlıyordu.
Benim yarrağına baktımı görünce hemen toparlanmak geldi kayınpederimin aklına. O sıra da Arzu da toparlanmak için doğrulduğunda yakalanmış olmanın verdiği utançla yüzü kıpkırmızı olmuştu. Arzu kimseye söylemeyeyim diye bana yalvarır gibi bakınca, ben de, "Tüh size, utanmazlar!" diyerek samanlıktan çıktım. Hızlı adımlarla tarlaya gittim.
Birkaç dakika sonra kayınpederim de geldi tarlaya. Nefes nefeseydi, kimseye söylemeyeyim diye koştura koştura gelmişti. Ben ise kayınpederimin suratına kızgınlıkla bakıyordum. Benim henüz kimseye birşey söylemediğimi anlayınca kayınpederim biraz rahatlamıştı. O gün benimle birkaç kez konuşmaya çalıştı, ama benim ona kızgın kızgın baktığımı görünce birşey diyemedi.
Böyle birkaç gün geçti, kayınpederim artık bizimle tarlaya gidiyor, bizimle eve dönüyordu ve yanımızdan bir saniye bile ayrılmıyordu. Sanırım benim kimseye birşey söylemeyeceğimden emin olmak istiyordu…
Pazartesi günü kaynanamın hastane işleri vardı, kocam da arabasıyla şehire gidecekti, kaynanamı da götürecekti. Tarla işlerini o gün bıraktık. Ben de ev işlerini halledecektim. Kayınpederim de bir traktörcü ayarlamak için köyde kaldı.
Sabah 7 gibi gittiler. Ben evde yalnız kalmıştım, vakit daha çok erken, biraz daha uzanayım diye tekrar yattım yatağıma. Ama aklıma kayınpederimin yarrağı geldi. Tam elimi amıma attım, kendimle oynarken kapı çaldı. Kayınpederim, "Zeynep kızım açar mısın kapıyı?" diye sesleniyordu.
Yataktan fırlayıp kapıyı açtığımda, "Kızım biraz konuşabilir miyiz?" dedi. Ben de, "Ne konuşacağız baba, rezilliğinizi mi?" dedim. Kayınpederim, "Ne desen haklısın kızım. Ama müsaade et açıklayım!" dedi.
İçeri buyur ettim. Salona geçip oturdu ve "Kızım, Arzu'nun genç oluşu, işvesi, cilvesi aklımı başımdan aldı. Zaten kaynanan biliyorsun hasta, yıllardır aynı yatakta bile yatmıyoruz. Sonuçta ben de bir erkeğim, bazı ihtiyaçlarım var. Hem kötü birşey de yapmıyorum ki, aksine sevaba giriyorum, kocası yatakta Arzu'yu doyuramıyormuş. Lütfen kimseye birşey anlatma, hem beni rezil edersin, hem Arzu'yu!" dedi.
Ben biraz düşündükten sonra ciddi bir surat ifadesiyle, "Bir şartla!" dedim. Kayınpederim hemen, "Emret kızım, neymiş şartın?" dedi. Ben ciddiyetimi bozmadan, "Bir sevaba daha gireceksin, oğlunun yatakta doyuramadığı karısını da doyuracaksın!" dedim. Kayınpederim şok olmuş bir halde, "O nasıl söz kızım?" dedi. Ben de, "Baba, oğlun sana hiç çekmemiş, (parmağımı gösterip) şu kadar siki var, onunla da 3-4 dakika sokup çıkarıyor ve hemen boşalıp arkasını dönüp yatıyor. Yani benim durumum Arzu'nun durumundan daha kötü, sevaba gireceksen benim sevabıma gir!" dedim. Kayınpederim şaşkınlıktan beni ağzı açık dinliyordu.
Yine ciddiyetimi bozmadan, "Şartım bu kadar baba, ya benimle de sevaba girersin, yada sizi tüm köye rezil ederim!" dedim. Kayınpederim panikle, "Yaa tamam kızım anlıyorum da, ama ben senin baban sayılırım!" dedi. Ben de oturduğum koltuktan kalkıp kanepeye yanına oturdum ve "Baba bak, bir kere olsun oğlunun altında kadınlığımı yaşamadım. Sen söyle peki, ben ne yapayım? Arzu gibi gidip başkalarının altına mı yatayım? Sonra birisi de beni yakalasın ve tüm köye ailece rezil mi olalım?" dedim.
Bu arada da elim bacaklarının arasına kaymıştı. Yarrağını pantolonun üzerinden okşuyordum ve yarrağı hareketlenmişti. Yarağını avuçladım ve "Evet baba, ne diyorsun, benimle de sevaba girecek misin?" dedim. Kayınpederimde film aniden koptu ve bana sarılıp dudaklarıma yapıştı. Deli gibi öpüşürken öylece kanapeye yattık. Üzerime uzandı, dudaklarımdan ayrılıp, "Demek benim oğlanın siki ufak, iyi sikemiyor, seni doyuramıyor ha? Peki kızlığını bozabildi mi bari şerefsiz?" dedi.
Ben de gülümseyerek, "Onu becerebildi sanırım, bir iki damla kan geldi gerdekte!" dedim. Kayınpederim de gülümseyerek, "Bir iki damla kızlık kanı mı olurmuş? Demek ki kızlığını bile tam bozamamış salak oğlum. Ben bugün seni gerçek kadın yapacağım!" dedi. Ben, "İstediğini yap babacığım!" dediğimde üzerimdeki penyeyi Caaart diye yırttı. Sonra südyenimi kopçalarından bir çekişte koparıp çekip attı, göğüslerimi sıkıp okşamaya başladı. Okşarken de, "Şu işe bak be! Ben de oğlana kısrak gibi karı aldık, sabahlara kadar ne sikiyordur diye düşünüyordum!" dedi. Göğüslerimi yoğurmaya devam ederek, "Seni oğluma istemeye geldiğimizde ilk dikkatimi çeken yerin taş gibi memelerindi kızım!" dedi. Sonra da göğüslerimi öpüp yalayıp emmeye başladı.
Böyle hoyrat davranması hoşuma gitmiş, altında zevkten inlemeye başlamıştım. Sonra üzerimden kalkıp soyunmaya başladı. Soyunurken de, "A benim geri zekalı oğlum, böyle güzel avrat sikilmez mi!" diye söyleniyordu. O soyunurken ben de doğrulmuştum, külodunu da çıkarınca dimdik olmuş yarrağıyla karşı karşıya kaldım. Hemen yarrağını elime aldım. Gerçekten çok büyüktü. Daha önce hiçbir erkeğinkini ağzıma almadığım için, "Baba, ilk defa seninkini ağzıma alacağım!" dedim ve yarrağının başını yalamaya başladım.
Sonra da ağzıma soktum, ağzımda ileri geri yapıyor, bir yandan da elimle yarrağının gövdesini sıvazlıyordum. Bir müddet sonra beni tutup ayağa kaldırdı. Zaten az önce penyemi ve sütyenimi yırtıp atmıştı, altımdaki eşofman altını ve külodumu da hoyratça çıkarıp attı. Beni kanepeye oturttu. Bacaklarımı iki yana ayırıp beni biraz öne çekti ve amıma bakıp, "Off şu amcığın güzelliğine bak, 16 yaşındaki bakire kız amcığı gibi, bu amcık doyurulmaz mı salak oğlum benim!" dedi ve amımı yalamaya başladı.
İlk defa amım yalandığı için inanılmaz zevk alıyordum ve fazla geçmeden inleye inleye orgazm oldum. Kayınpederim de orgazm olduğumu anlayınca amımı yalamayı bırakıp bana gülümseyerek baktı ve "Dur kızım, daha yeni başladık!" deyip amımı yalamaya devam etti. Ben aldığım zevkten birşey diyemedim. Amımı komple ağzına alacakmış gibi emiyor, klitorisimi dilliyordu. Bir süre sonra ben tam ikinci kez orgazm olacaktım ki amımı yalamayı bıraktı. Bacaklarımı havaya kaldırıp omzuna koydu. O an ben heyecandan ölecektim. Yarrağının başını bolca tükürükleyip amımın girişine dayadı ve yavaşça yüklendi.
Yavaş yavaş giriyordu amıma. Yarısından fazlası girdiğinde bir acı hissettim, ama o yüklenmeye devam etti. Yarrağının tamamını amıma soktuğunda ben altında iki büklüm olmuştum. Biraz içimde hareketsiz durdu ve bana bakarak, "Vay anasına, böyle dar amcık mı olur, aynı bakire kız amcığı gibi!" dedi. Sonra sokup çıkarmaya başladı. Git gide hızlanıyordu. Ben ise zevkten dört köşe olmuştum ve üst üste orgazm oluyordum…
Bir süre beni bacak omuzda siktikten sonra beni kaldırıp yerde halının üzerinde dört ayak domalttı. Arkama geçip sırılsıklam amıma bir hamlede geçirdi yarrağını ve sikmeye devam etti. Amımı sikerken de götümün yanaklarını koca elleriyle yoğuruyor, "Off be, kısrak gibisin! Ben hayatımda böyle dar amcık sikmedim! Hele şu götün yok mu, şu götün, yürürken bıngıl bıngıl titretmen beni delirtiyordu. Offf, öldüm de cennetteyim sanki!" gibi iltifatlar ediyordu.
Bu söyledikleri de aldığım zevki iki katına çıkarıyordu. Hele götümün yanaklarını ayırıp baş parmağını götümün deliğine soktuğunda zevkten çıldıracaktım. O an aklıma izlediğim pornolar geldi, pornolardaki kadınlar götlerinden sikilirken de çok zevk alıyordu, demek ki doğruymuş diye düşündüm. Keşke kayınpederim beni götümden de sikse diye aklımdan geçirdim. Götüm bakireydi, ama götümü sikmek istese kesinlikle hayır demezdim…
O pozisyonda beni ne kadar siktiğini hatırlamıyorum. Yeniden pozisyon değiştirdik, amımdan çıkıp beni halıya sırt üstü yatırdı. Sonra da bacaklarımın arasına yerleşip amıma girdi ve aynı tempoda sikmeye devam etti. Benim artık inlemekten ve peş peşe orgazm olmaktan halim kalmamıştı. Ama kayınpederim de boşalmaya yaklaşmıştı, suratı değişmişti. Bacaklarımı beline dolayıp, "İçime boşal babacığım!" dedim. Gözleri kaymıştı. Birkaç kere daha girip çıktıktan sonra amıma kökleyip kaldı. Kasıla kasıla içime boşalırken üzerime yığıldı…
Boşalması bitince hafif doğruldu. Dudağıma öpücük kondurup, "Harikasın kızım!" dedi ve üzerinden kalktı. Amıma elimi attığımda dölleri dışarı süzülüyordu. "Babacığım kağıt havlu versene!" dedim. Yarrağını sallaya sallaya gidip mutfaktan getirdi. Amımı sildiğim kağıt havluya baktığımda döllerle karışık kan vardı. "Amım mı yırtıldı baba, baksana!" dedim. Kayınpederim de hemen eğilip amımın dudaklarını ayırıp içine baktı ve "Yoo kızım birşey yok!" dedi.
Onun da yarrağını sildiği kağıt havlu da biraz kırmızı olmuştu. Kayınpederim, "Salak oğlum senin kızlığını bile bozamamış herhalde!" dedi ve gülüştük. Bir süre ben yerde yattım. Kayınpederim, "Hadi kalk, yıkanalım!" dedi ve elimden tutup yerden kaldırdı. Amıma temiz bir kağıt havlu tutup birlikte banyoya gittik.
Duşun altına geçtik, ılık suyun altında beni kendi elleriyle yıkamaya başladı. Göğüslerimi, göbeğimi, amımı, tüm vücudumu şampuanlıyordu. Arkamı döndürüp sırtımı, belime de şamuanlarken eli götüme indi. Götümü şampuanlarken birden parmağını götüme soktu. Hafifçe acımıştı, ama sesimi çıkarmadım. Beni hafif öne eğip adeta parmağıyla götümü sikmeye başladı. Götümü parmaklarken de diğer elini amıma atmış, klitorisimi sıvazlıyordu…
Götümü biraz parmakladıktan sonra, "Musluktan tutun kızım, eğil biraz daha!" dedi. Dediğini yapınca ayakta domalır gibi olmuştum. Götüme biraz daha şampuan döküp yarrağının başını göt deliğime değdirdiğinde şaşırmıştım, arkam ona dönük olduğu için yarrağının yeniden kalktığını bile anlamamıştım. Nasıl hemen kalktı bu yarrak yeniden diye düşünürken, "Kendini serbest bırak kızım, kasma kendini!" deyip yüklenmeye başladı. Şampuanla da olsa acıyordu, ama itiraz etmeyecektim…
Sağ olsun kayınpederim de fazla acıtmamaya özen göstererek yavaş yavaş giriyordu götüme. Hiç acele etmeden büyük bir sabırla yavaş yavaş ittirerek sonunda yarrağının hepsini sokmuştu götüme. Belimden iki eliyle tutmuş, bana arkamdan öyle bir kenetlenmişti ki, taşaklarının amıma değdiğini hissediyordum. Kayınpederim, "Ohhh, senin bu bıngıl bıngıl götünü siktiğimi hayal ederek az mı 31 çekmedim kızım!" deyip hareket etmeden içimde biraz bekledikten sonra yarrağını hafif hafif götümden çıkarıp sokmaya başladı…
Götümün alışmasıyla sokup çıkarmaları da normale döndü, artık götümü am siker gibi bir tempoda sikiyordu. Sikerken de, "Ohhh, senin bu muhteşem götünü sikmek nasip oldu ya, artık ölsem bile gözüm açık gitmez kızım!" diyordu. Bu arada götümün acısı gittikçe azalmıştı ve değişik bir zevk bile alıyordum. Hele amımı da okşamasıyla birlikte götüme yaptığı iltifatlarla iyice havaya girmiştim ve "Sik götümü babacığım, amım da senin götüm de! Bundan sonra neremi sikmek istiyorsan dilediğince sik! Arzu orospusunu boşver, bundan sonra sadece benim sevabıma gir babacığım! Ohhhh!" deyip inliyordum…
Ne kadar sikti götümü bilmiyorum, ama artık dizlerim tutmaz olmuştu ve musluğa tutunmakta bile zorlanıyordum. Sanırım kayınpederim de sona yaklaşıyordu. Hem yarrağının götüme giriş çıkışları hızlanmıştı, hem amımı okşayan eli, hem de banyoda yankılanan hırlamaları. Sonunda amımı hızlı hızlı okaşmasına fazla dayanamadım ve orgazm oldum. Tam o sırada da kayınpederim götümün içine fışkırttı döllerini…
Biraz bana arkadan sarılıp yarağı götümün içindeyken hareketsiz kaldıktan sonra yarrağı küçülüp götümden çıktı. Aynı anda da benden osuruğa benzer seslerle birlikte döller de götümden dışarı akmaya başladı. Ikınarak götümdeki dölleri akıttıktan sonra yeniden yıkandık. Kurulanıp havluya sarınarak salona geçtik.
Kanepeye kayınpederimin yanına dizlerimi kırıp oturdum. Elini bacaklarımın üstüne koyup, "Bizim salak oğlan senin gibi ateşli bir kadını doyuramamış, ama bundan sonra ben varım, ben doyuracağım seni, sana daha neler yapacağım bir bilsen, her türlü pozisyonda sikeceğim seni. Ama arada sırada bizim salağa da ver, şühelenmesin!" dedi. Ben gülerek, "Zaten oğlunun işi üç dakikada bitiyor babacığım, ona da katlanırım!" deyince, o da güldü.
Kayınpederim o gün beni iki kere daha sikti. Akşam üstü kaynanamla kocam gelmeden toparlandık. Ben yemek falan yaptım, ama aklımda kayınpederim tarafından o müthiş sikilmelerim ve orgazm olmalarım vardı.
Arzu ilede sonra konuştuk bendeki neşeyi değişikliği anladı va ağzımdan aldı kayınbabamın benide siktiğini. Ve ne olursun benide alın aranıza zaten iki üç ay burdasınız bari o aylarda zevk alayım öbür günler senin olsun tepe tepe kullan yaşlı zampara yı dedi.
Ve dayanamadım onunla azgın babamı paylaştım şimdi iki gelin kayınbabamın ağzına sıçıtoruz o mutlu biz mutlu geçinip gidiyoruz..
İyi okumalar

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Beni 50 beğeniye taşıyan herkese tek tek teşekkürlerimi sunuyorum!
1000 gönderi!

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Amcaoğlunun 2 Yıldır Sikemediği Karısı
Merhaba. Adım Ercan. Ben bir doktorum (Genel Cerrah). 53 yaşındayım, ama cinsel arzularım ve performansım hala çok iyi, haftada en az 12-14 kere boşalırım. Maalesef eşimde tık yok. O zaten pek sevmez sikişmeyi, kerhen yapardı. Son 4 yıldır hiç vermemeye başladı, hatta yatağını da ayırdı. Ama benim cinsel arzularım devam ettiği için, ya başkalarıyla birlikte oluyor, ya da çok azgınsam ve o anda sikecek am bulamazsam 31 çekiyorum, ama her gün boşalıyorum.
Mesleğim gereği sık sık kongre v.s. nedeniyle ya da başka işlerden dolayı İstanbula giderim. Çoğu zaman otelde kalırım, ama arada sırada amcaoğlum var Altan, onlarda kalırım. Onu da eşini de çok severim. Altan 48 yaşında. Eşi Zeliha ise 38 yaşında, 1.60 boylarında, etine hafif dolgun, çok sevimli, cıvıl cıvıl, yüzü de çok güzel bir kadın. Bir çocukları var. Her neyse, son birkaç yıldır Altanda şeker hastalığı, arkasından impotans oluştu. Sürekli bu konuda dert yanar, çare arar ve doktor olduğumdan bana danışırdı. Ben de Ürologlara yönlendirdim. Ama nafile, çünkü olay organik olduğu için pek çözümü yok. Anladığım kadarıyla en az 2 yıldır Altanda tık yoktu. Açıkçası gidip gelirken ve onlarda kalırken hiç karısının durumunu aklıma getirmemiş, onun bu konuda mağdur olacağını düşünmemiştim. Hem onlar benim çok sevdiğm akrabalarımdı. Zeliha beni çok sever, ‘Ercan abi’ der, sevimli bir şekilde sarılırdı her zaman. Bazan onlarda sabahlardım. Ticaretle uğraşan Altan sabah erken kalkar işine giderdi. Biz de sonradan Zeliha ve çocuğuyla uyanır, kahvaltı eder, ben sonra işime ya da toplantıma giderdim.
Son olarak Haziran ortalarında onlarda kaldım. Akşamdan sevinçli bir karşılama, yemek sohbet muhabbet, derken odalarımıza çekildik yattık. Bu arada küçük çocukları da teyzelerine gitmiş 1 haftalığına. Sabah, hava sıcak olduğu için odaların kapısı açık, ben bir hıçkırma ve belli belirsiz bir iniltiyle uyandım. Bir daha uyuyamadım, kalktım üzerimde şort ve ince bir tişortle salona geçtim. Altan çoktan işe gitmişti. TV’yi açıp, sesini çok kısarak, izleyip, kahvaltıya kadar vakit geçirme düşüncesiyle öylesine izlemeye başladım. Bir 20 dakika sonra Zeliha geldi salona, saçı hafif dağınık, gözleri şismiş, ama uykudan değil, belli ki ağlamış. Kısa bir gecelikle geldi, kanepede yanıma oturdu. Birbirimizi çok sevdiğimizden ve ters birşey düşünmediğimizden, ya da en azından ben öyle düşünmediğimden, teklifsiz otururduk böyle. O anda da benim aklımdan en ufak birşey geçmiyordu zaten, severdim Zelihayı…
“Sen birşeye mi üzüldün? Ağlamışsın!” diye sordum. Gözleri doldu yine. “Ercan abi, seni çok seviyorum, senden saklamayacağım, üstelik bir hekimsin, bu konuda içimi dökeceğim en uygun kişisin, çok büyük bir sorunumuz var. Altanda sertleşme problemi var, nerdeyse tam 2 yıldır hiç beraber olmadık. Doktora falan da gitti, hiç çözüm olmadı, cinsel uyarıcı hap kullandı, yine çözüm yok. Doktorlar sadece penis proteziyle olabilir dediler, Altan da hiç yanaşmıyor. Ben de onu kırmayayım diye birşey demiyorum. Çaresiz…” dedi ve sözün burasında başını eğdi, yüzü kızardı ve yine bir hıçkırıkla gözlerinden yaşlar boşanmaya başladı, bir süre sessiz kaldıktan sonra sesinin tonunu alçaltarak, “Çaresiz kendimle oynuyorum, öyle tatmin oluyorum. Ama çok gerildim artık, çocuğuma olur olmaz bağırıyorum, etrafımdakileri kırıyorum. Kendimle oynamak yetmiyor artık bana!” diyerek bacaklarını gövdesine çekti, top gibi toparlandı, kedi yavrusu gibi göğsüme sokuldu, ağlamaya başladı. Başını boynumla sağ omzum arasına göğsüme gömdü…
Bu tabloda birden içimi aşırı bir acıma, şefkat ve koruma duyguları sardı. Küçük bir çocuk gibi ağlamasına dayanamadım ve sarılarak saçlarını tıpkı bir çocuğu sever gibi şefkatle okşamaya başladım ve “Merak etme, zamanla düzelir bazı şeyler…” gibi, kendimin de inanmadığı bazı sözler geveleyerek teselliye çalıştım. O ara başını hafifçe kaldırdı aşağıdan yüzüme baktı. Çok masum, çaresiz, utanmış ve arzu karışımı, yaşlı gözlerdeki bu bakışa dayanamadım, sağ elimin başparmağıyla gözlerindeki yaşları birer birer sildim. Sessiz sessiz ağlamaya devam etti. O kadar acıma ve şefkat doluydum ki, bu güzel gözler karşısında, dayanamadım dudaklarımı iki yanağına da hafifçe dokundurarak, yaşları tekrar sildim dudaklarımla ve halen aklımda birşey olmadan sıkı sıkıya sarıldım, “Geçecek, merak etme!” diyebildim.
O arada başını hafifçe yine kaldırdı. Ama bana bakışları değişmişti sanki. Nefes alışı hızlanmış, göğsü sık sık inip kalkmaya başlamıştı. Bunu farkettiğimde dikkatimi çekti, dekoltesi fazlaydı ve iri memelerinin çatalı ve dekolteden taşan iri yuvarlaklara başka bir gözle bakmış, ama hemen toparlanmak istemiştim. O ise, “Teselli etmeye çalıştığın için teşekkür ederim.” dedi ve sağ kulağım ve boynum çenem altına gömdü başını ve uzun bir öpücükle öptü, öylece kaldı bir süre. Sonra birden boynumu, çenemi ve yüzümü, sık sık ve defalarca çabuk çabuk öpmeye başladı. Memeleri daha hızlı inip kalkıyor ve onları göğsüme bastırıyordu. Çok sert, taş gibi olduklarını farkettim. Bende de birden duygular şefkatle arzu arasında karışım göstermeye başlamıştı. Öpmeler çoğaldı ve dudaklarıma da dokunmaya başaldı. Daha da ileri giderek alt dudağımı kaptı ve hırsla emmeye, kendini bana daha çok bastırmaya başladı…
Beynim (Ne oluyor?) diyordu, ama sikim bu soruya çoktan cevap vermişti bile. Zeliha da bunu anlamak ve şöyle bir yoklamak için şortumun üzerinden sikime dokundu ve sertliğinden, beynim değilse bile bedenimin cevapsız kalmadığını anladı. Beni yavaşça sırtüstü devirdi kanepeye, dudaklarımı somuruyordu artık. Dilini soktu ağzıma, önce dişlerimi yaladı, dişlerimin dibinde gezdirdi dilini, sonra hırsla ve açlıkla dişlerimi araladı, dilini dilimle buluşturdu ve dilimi yakalayıp emmeye, şiddetle emmeye başladı. Bu arada elini şortumdan içeri kaydırmış, sikimi kavramıştı, sıkıp sıkıp bırakıyordu. Kendisi de üzerimde memeleriyle göğsümü ezerken, sıyrılmış kısa geceliğinin altından külotlu amını bacağıma şiddetle bastırıp sürtüyor, bu arada sabah duyduğum iniltinin aynısıyla ıhlıyordu. Bacağım külotundan dışarı taşan ıslaklığıyla ıslanmıştı. Hırsla ve hızla tişörtümü sıyırdı, ben de başımı oynatarak yardım ettim çıkarıp attı. Boynuma, ordan göğsüme indi, öpüyor, yalıyor ve emiyordu. Meme uçlarıma geldi, ıhlayarak şap şap seslerle emiyor, ısırıyor ve yalıyordu. Ben de deli oldum, alttan sikimi bastırıyorum, o da amını sürtüyordu.
“Çıkart geceliğini!” dedim. Yine hırsla ve bir çırpıda geceliğini çıkarıp attı. Sütyen yoktu zaten. Tanrım, ne güzel memelerdi, hiç doğurmamış gibi, iri, sert ve uçları yukarı bakıyor. Başımın altına bir yastık koyarak sırtımın ve başımın hafif doğrulmasını sağladı ve memelerini ağzıma dayadı, “Em ne olursun!” dedi kısık inleyen sesle. “Em!” dedi. Yumuldum, memesinin ucunu vakumlayarak ağzıma alıyor, tüm gücümle emiyor, sadece meme ucunu değil, memesinden de büyükçe bir kısmı boğazıma kadar somuruyordum. Bu arada diğer taş gibi memeyi de elimle sıkıyor, yoğuruyordum. Sonra ağzımdan çıkarıp, bu kez diğer memeyi aynen vakumluyordum. İnlemeleri kısa kısa, ama çok isterik çığlıklara dönmüştü artık. “Ercan abi abim benim… Ne olur 2 yıllık hasretimi dindir, açlığımı gider, doyur beni ne olur, ne olur!” diye inliyor, bir yandan da gözyaşlarını akıtmaya devam ediyordu…
Altında sadece külot vardı, ama işemiş gibi sırılsıklamdı. Memelerimi bir daha öpüp yalamaya başlayarak daha aşağılara indi, göbeğime geldi, yalayıp içini dilledi, sonra diliyle aşağılara indi, şortumla boxerimi az indirdi. Herşeyi, tüm açlığını gidermek istercesine yavaş yavaş, ama her zerresinden tad alarak yapıyordu. Sikimin köküne ulaştı, oraları yaladı. Sonra şortumla boxerimi birlikte yavaş yavaş sikimin her açılan yerini yalayarak çıkarttı. En sonunda sikim fırlayarak tavanı göstermeye başladı. Zeliha şöyle bir doğruldu, arzu, beğeni ve şaşkınlık karışımı bir ifadeyle sikimin başını iki eli arasına alarak 4-5 saniye hayranlıkla baktı ve “Bu… bu… bu çok büyük ve çok güzelll! Altanınkinden iri! Hepsinden önemlisi dipdiri…” dedi. Sonra eğilip yavaşça öptü, yüzüne sürmeye, tapınırcasına sevmeye başladı. Dudaklarına, yüzüne sürüyor, oradan aşağı memelerine götürüyor, onlara sürüyor, bir birinin bir diğerinin ucuyla okşuyordu…
Sonra sikimi kaptı birden ve başını emmeye, “Mmmmm!” diye sesler çıkarmaya başladı. Eli de külotunun üzerinden amını okşuyordu. Yavaş yavaş derken daha da ilerledi ve ağzına sikimin tamamını aldı, başını ileri geri oynatarak vakumluyordu. Ben artık tahammülün son noktasındaydım, omzundan hafifçe ittim ve “Her an gelebilirim!” dedim. Ağzından çıkarmadı ve patla der gibi suratıma baktı. Ben de, “Ooohhh!” diye hırıltılı bir bağırmayla boşalttım tüm döllerimi ağzına. Ağzından hiç çıkartmadı, son titremelerime kadar hem emdi, hem yuttu. Öyleki sikim ağzında ileri geri girip çıkarken bir döl kırıntısı dahi görünmüyordu. Kasılmalarım en son bittikten sonra da 15-20 saniye daha emdi ve sikimi yalayarak ağzından çıkardı. Ama sikim halen sertti. “Ay inanmıyorum, halen taş gibi!” dedi. Ben de, “Canımm, çok süperdi, ama sen daha açsın, şimdi ben senin tatlını yalayayım hadi!” dedim. “Evetttt!” dedi, külotunu çekip attı ve hemen amını ağzıma dayadı. Dizleri geri kıvrık, kendi de geriye yaylanmış vaziyette amını ağzıma bastırıyor, ben de bu muhteşem etli amcığı somuruyordum…
Zaten azmış olan Zeliha hemen kasılarak ve kasıklarıyla ağzıma kerkinerek, kısa kısa vuruşlarla, “Buuu, işte buuu!” diyerek boşalmaya başladı. Ağzım ve çenem amının suyuyla, bal kasesine daldırmış gibi sısrılsıklam ve vıcık vıcık oldu. Kasılma ve titremeleri geçince Zeliha dudaklarıma yumuldu ve ağzımdaki bu en ballı sıvıyı, ağzımı emerek yaladı, yuttu ve “Ohhh, amımın tadı da çok güzelmiş!” dedi. Sonra yavaşça koluma, omzum hizasından yattı ve dinlenmeye koyuldu. Bu arada parmaklarının sırtıyla hafif hafif göğsüme, oradan sikime kadar sürterek okşuyordu. “Teşekkür ederim Ercan abiciğimmm! İnan iki yıldır yarak yüzü görmedim. Çaresiz ve birdaha olamayacağını öğrendikten sonra hep kendi kendimi tatmin ettim ve biliyormusun, tek objem hep sendin. Neden bilmiyorum ama, senden başkasını düşünmedim bile. Bu sabah bile sen içerde yatarken seni hayal edip, sağ elimin kutsal iki parmağıyla amımı parmaklayarak, sanki senin bu güzel sikinmiş gibi boşaldım. Ama inan hayallerimde bile sikin bu kadar büyük değildi!” dedi.
Ben de, “İnan ki Zeliha, sen ateşlenene kadar hiç böyle birşey düşünmemiştim, bir anda oldu…” dedim. Göğsüme doğru hafif doğrularak, korkmuş, utanmış, kırgın ve hayal kırıklığı karışımıyla, hepsinden önemlisi yarım saat önceki o mahzun anlamla yüzüme bakarak, “Üzgün müsün, pişman mısın yoksa?” dedi. “Hayııır!” diye bağırdım, “Hayır, hayır! Sana yemin ederim, hiç bu kadar güzel seks yaşamamıştım!” dedim. Yüzüne bu kez memnun, mutlu ve muzaffer bir anlam yayıldı ve “Daha ne yaptık ki!” dedi. Başını aşağı eğip sikime baktı ve eline alarak, “Tanrım yaa inanamıyorum, hiç yumuşamadı bu!” dedi. Ben de elimi onun daracaık amcığına attım. Amcığı çok güzeldi bu arada, tam sevdiğim türden, etli iç dudakları ve küçük parmağımın ilk boğumu kadar olan bızırı pespembe ve şişmiş dış dudakların arasından dışarıya fırlamış kabarmış ve sulu bir reçel kıvamındaki am suyuyla vıcık vıcık olmuştu. Daracık diyorum, çünkü bir parmağım bile zor sığıyordu neredeyse. Doğumunu sezeryanla yapmıştı zaten ve 2 yıldır da parmakları dışında hiçbirşey sokmamıştı bu amcığa…
Zeliha sikimi biraz yalayarak, “Bu güzel şeyi içimde istiyorum, hemen şimdi! Sen hiç birşeye karışma, o kadar açım ki, seni ben sikeceğim! Sen sadece aynen böyle yatmaya devam et!” dedi. Yavaşça yanımdan sıyrıldı, sağ bacağımın yanındaki sol bacağının üzerine yüklenerek sağ bacağını ata binecek gibi üzerimden aşırdı ve doğruldu, sikimi tuttu, alttan o etli, o ballanmış amının dudaklarına sikimin başını 10-15 saniye sürdü. Bu anda bile titriyor, “Offffff!” diye sesler çıkarıyordu. Sonra yavaş yavaş, milim milim sikime oturmaya başladı. Amcığı gerçekten çok sıkıydı, ama vıcık vıcık ballı olduğu için sımsıkı da olsa canını yakmadan muhteşem his uyandırarak giriyordu. “Offffff, bu çok kalııınnn!” diye bağırdıktan sonra, “Ama çok güzeeeelllll!” diye inledi. Tam dibine kadar oturunca, sikim amının rahim ağzı kısmına dokundu. “Offfff, bunu Altanda daha önce hiç hissetmemiştim! Aman Tanrım, ne muteşem bir duygu buuu!” dedi ve 10-15 saniye öylece bekledi. Üstüme oturmuş, amı sikimi sımsıkı sarmış, elleri göğsümde dikilmiş vaziyette, amının kasları refleks olarak kasılıp gevşiyor nabız gibi atıyordu…
“Tanrım, sonsuza kadar sürsün buuu!” diye inledi, sonra hafif hafif inip çıkmaya başladı. Önceleri yavaş yavaş, sonra giderek tempoyu artırdı. Oturup kalkıyor, inlemeleri artıyor, bu arada göğüslerimde olan elleri istemsizce ama çok kuvvetle sıkıyordu. Oturup kalktıkça o muhteşem güzellikteki memeleri çok güzel salınımlarla sallanıyordu. Ben hiç hareket etmiyor, sadece memelerini sıkıyordum. Zeliha inleyerek kasıklarımı dövüyor, götünün kanatları taşaklarıma vurdukça şap şap sesler çıkıyordu. Biraz canım acıyordu, ama aldığım zevkten dolayı aldırmıyordum. Gittikçe hızlandı, çılgınlaştı, “Sik beni Ercan abi, sikk, nolur sik daha, siiikkk!” diye bağıra bağıra kasılmaya ve titremeye başladı, öylece göğsüme kapaklandı. Amı halen kasılıp duruyordu. Rahatlayana kadar 2 dakika kadar yattı öylece. Ben de bir yandan saçlarını, bir yandan hafif hafif sırtını ve kalçalarını okşuyordum…
Neden sonra Zeliha farketti sikimin içinde halen semsert durduğumu ve boşalmamış olduğumu. “Aman Tanrım, yaa bugün tüm mutsuzluğum sınırsız bir mutluluğa dönüştü, ama aynı zamanda şaşkınlıklar yaşıyorum, bu ne sendeki Ercan abi? Bu inmez mi hiç? Altanın performansı malum, ama hiçbir arkadaşımda böyle birşey duymadım bile! Utandım şimdi, seni boşaltamadım!” dedi. “Yok, boşver. Biliyorsun ağzına çabuk geldim, ama boşalınca böyle oldu. Boşaltırsın merak etme… Hadi pozisyon değiştirelim!” dedim. Üstümden kalktığında amından çıkan sikim onun ballı sıvılarıyla bulaşmış ve parlaktı. “Domal!” dedim. “Olmaz, korkarım…” dedi. “Yok, götünü sikmeyeceğim, amından yine!” deyince diz dirsek pozisyonu aldı. Aman Tanrım böyle güzel kalçalar olmazdı. İnanılmaz güzellikte yuvarlaklardı ve arasındaki göt deliği anca bir kurşun kalemin ucu girecek kadardı. Zaten kıyamazdınız oraya sokmaya. Fakat domalmış pozisyonda arkadan fırlamış amının da görünüşü inanılmazdı…
Sikimi elime aldım ve başını 8-10 kere amının dudakları arasında sürttüm. Yine ıhlamaya başlamıştı. Yavaşça yüklenmeye başladım. Yavaş yavaş girdi sikim amına ve kasıklarım tam kalçalarına yapıştı. “Offff! İşte buna bayılıyorum, o kalın damarlı yarağını amımın duvarlarının her milimetrekeresinde hissediyorum ve yine rahmime dayandı sikin. Ohhhhhh!” diye inledi. Yavaş yavaş girip çıkmaya başladım ve hep yavaş tempoda gir-çık yapmaya devam ettim. Zelihanın inlemeleri hızlanıp çığlıklara dönüştü yine, “Ooggghhhh, ırrgggghhh!” diye hırıltılı bir hal aldı, “Pompala erkeğimm, sikicimmmm, sikkk, sokkkk, hızlı pompalaaaaaa, sert vur bebeğim, vur vur vur…” diye bağırıyordu. O kadar azgınlaştı ki, hızlı vuruşlarım yetmedi, kendisi de götünü kasıklarıma vurmaya başladı. Amına girip çıkan sikimin çıkardığı vıck vıck sesleri, kasıklarıma ve taşaklarıma vuran kalça ve kasıklarının şap şap seslerine karışıyor, ikimizi de azdırıyordu…
Nerdeyse 20 dakika olmuştu. Ta ilk sikmeye başlayalı beri o bir kez boşalmış, ben daha boşalmamıştım, “Artık patlamak üzereyim, çıkacağım!” dedim. “Hayırrrr!” diye inledi histerik bir şekilde, “Sakın çıkmaaa, içime akıtt, umrumda değil hiçbirşey, boşal, patlat, tüm dölünü akıt içime!” dedi. “Hadi o zaman beraber olsun!” dedim. “Evettt beraber olacak, zaten ben geliyoruuuum!” derken, ben de artık dayanma noktamın sonuna gelmiştim, ben de hırıldayarak ve bağırarak patlattım. Zeliha kasılma ve histerik titremelerle yüzükoyun kapanmış ve “Iıııııghhhh!” diye bağırırken, ben amına doldurdum tüm döllerimi. İkimiz de son kasılmaları yaşarken ter içinde kalmıştık. Sık sık soluyarak öylece ben de kapaklandım üstüne. Zeliha altımda, “Tanrım yaaa böyle ölmek istiyorum!” diye inliyordu, sikim içinde yavaş yavaş küçülürken. Bu arada ben onun ensesine sırtına öpücükler yağdırıyor, o da benim ellerimi öpüyordu. Döllerim ve onun aşk sıvıları kanepeye akmış ufak bir gölcük olmuştu.
Yavaşça çıktım içinden, kalçalarına öpücük kondurdum. Zeliha döndü kanepede oturdu. Sikimi tutup, memnuniyetini gösteren öpücüğünü sikime konduruyor, “Teşekkür ederim, teşekkür ederim, teşekkür ederim!” diye inliyordu halen…