bu aralar genelde böyle hissediyorum.

pixel skylines
almost home
Xuebing Du

izzy's playlists!
Cosimo Galluzzi
RMH
Cosmic Funnies
ojovivo
untitled
Claire Keane
sheepfilms
taylor price

roma★

Kiana Khansmith
macklin celebrini has autism
I'd rather be in outer space 🛸

Sweet Seals For You, Always
Sade Olutola
Not today Justin
seen from Brazil

seen from Canada

seen from Malaysia

seen from Türkiye

seen from Nicaragua

seen from Algeria
seen from Türkiye
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Spain
seen from Libya

seen from Germany
@ruhkadin
bu aralar genelde böyle hissediyorum.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
bazen kendimi aniden geçmişteki bir anda buluyorum. öncesinde hiç düşünmediğim, aklımdan dahi geçmeyen bir an’da.. mesela biriyle bir yere gitmişim, bir sokaktan geçmişim, bir ağaç görmüşüm hoşuma gitmiş, bir şarkı dinlemişim ve hafızama kazınmış. o zamanları yaşayan ben değilmişim gibi , bir rüyaymış gibi anımsıyorum. geçmiş ne tuhaf şey.. yaş ilerledikçe bu duyguya daha çok kapılıyorum. ne kadar önemliymiş yirmili yaşlarımız, o zamanlardaki anılarımız.. bazen bir şeylere çok geç kalmış hissediyorum. sonra geçmişteki yalnızlığıma bakıp yine de şükrediyorum. burası da benim için geçmişin giriş kapısı gibi artık. arada bakıp çıkıyor , bir yabancıyı izliyorum.
Bir gecede ezilip bükülmekten yusyuvarlak kaldım. En derin, karanlık yer neresi ise orada kalmak istiyorum. Kalbimdeki acıyı nasıl kaldıracağımı bilmiyorum.
Aile olmanın iki kişinin özelinde ve isteğinde olduğunu hala toplumun kabullenememesini, bu çağda hala geleneksel düşünce yapısıyla aile büyüklerinin başkalarının hayatları üzerinde talepte bulunmalarına akıl erdiremiyorum. Belli yaşa gelince ‘evlen’ baskıları, evlendikten sonra ‘hadi çocuk’ baskıları bitmiyor. Ve biz buna ‘aman saygısızlık yapmayalım’ diyerek ses çıkarmadıkça da devam ediyor ve edecek. Belki ben evlat sahibi olmaya elverişli değilim fizyolojim müsait değil?, veya ben sadece kendi düşünce şeklimle bu dünyaya bir çocuk getirmek istemiyorum?. Bunları hiç düşünmeden, anlamadan çiftler üzerinde gereksiz baskı oluşturmak, hala eski kafa yapısıyla ‘aman canım çocuk bu büyür gider’ demekle olmuyor o işler. Evet, biz de büyüdük gittik bir şekilde bin çeşit travmayla. Neyse ki nesil olarak(özellikle kendi 90 neslim adına söylüyorum), daha bilinçliyiz ve kendi çocukluğumuzda yaşadıklarımızı yaşatmamak için çabalıyoruz. Bu konuda ‘saygısızlık etmeyelim’ kafasından çıkarak gerçekten çat çat gerçekleri söylemenin gerek olduğunu düşünüyorum artık. Çünkü onlar bu kadar ince düşünmeden her defasında ‘hani çocuk yapmıyor musunuz, yapın’ demekten utanmıyorsa, bence bizim de gerçekleri dile getirmekten çekinmemize gerek yok. Hele ki hala hayatımızı kendi başımıza kurmak için eşek gibi çalışıp kıçımızı yırtarken.
son günlerde geçmişe özlem duymaya başladım. belki de hayatımın en çalkantılı, hüzünlü ve derin seneleriydi. köşe başlarında bekleyişler, sarhoşluklar, gözyaşları, kahkahalar.. her şeye rağmen gençlik çok güzel bir şey. aklın başındayken yapmayacağın her şeyi yaptığın başka bir dönem yok insan hayatında. iyi ki her şeyi öyle en derinde yaşamışım. kadıköy’ü, aylak yürüyüşlerimi, kendi başıma vakit geçirip kitap okumayı, fotoğraf çekmeyi, yeni müzikler keşfetmeyi, afişlere heyecanla bakmayı çok özlemişim. şimdi böyle hissediyorsak 40’larımızda ne bok yiyeceğiz de dedim tabi. kadıköydeki ‘eski rockçılardan kalmayız biz’ diyen kendini genç zannedip o tarzda takılmaya çalışan moruklara dönmeyiz inş.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
9 sene oldu istanbul’a geleli. binbir düşle ve istekle geldiğim şehirden şimdi gitmek için gün sayıyorum. gençlik heyecanıyla kurulan hayallerin yaş ilerledikçe “bıktık valla buradan” seviyesine geçişi şaşırtmıyor tabi. insan yaş aldıkça dinginliğin kollarına bırakmak istiyor tamamen kendini. şuanda olan yol gürültüsü yerine bir dalga sesi de veya da sadece gecenin sessizliği olsaydı fena olmazdı diyor insan. her sabah işe gidişlere telaşla başlamaktansa, yoldan giderken de fırına uğrayayım da yürüyerek varıp sakince kahvaltımı yapayım istiyor. büyük şehir insanı yutuyor, kocaman bir girdapta dolanıp durmaktan farksız. yorgunluğu unutmaya çalışarak bir aktivitede bulunmak bile lükse dönüşüyor. bugünlerde 9 sene önceki heyecanımı, bitmeyen enerjimi ve heveslerimi özlüyorum. o zamanki fotoğraflara bakarak “vay be” diyorum içimden. şuanki halimle, bilincimle yaşamak vardı bir de o zamanları diyorum. hiçbir şey tam olmuyor sanırım, belki de bunu kabullenmekle başlayacak en büyük kurtuluş.
18 yaşımda üniversite için istanbul’a ilk geldiğimde böyle hüzünlenmemiştim, böyle zor gelmemişti ağlamamıştım ama şimdi kendi ailemi kurup, eşimi bırakıp gitmek içime kor ateşler düşürüyor. kendimi dalsız, budaksız, güvensiz hissediyorum. bu bambaşka bir his. ev üzerinde çatısı olan bir yer değilmiş, uzak kaldığında tam da bu hissettiklerimmiş. evimi bulmuşum. iyi ki.
“ellerimi ağaçların nemli gövdelerinde gezdirirken ve yosunlu toprağı hissederken çıplak ayağımın altında, seviyorum bu ağaçları, bu toprağı, galiba en çok sadece ben bildiğim için nerede olduklarını. ve başka kimseyi çağıramadığım için bu ormana, ne kadar gelse de içimden bunu yapmak. ama geri dönüş yolunda kayboluyorum bazen. alakasız karşılaşmalar yaşıyorum o arada. benim ormanımın dışında dolaşan ne idüğü belirsiz mahluklar sızıyor içeri. bir süre yan yana yürüyorum onlarla, anlattıkları hikayelerle kafamı karıştırıyorlar. öptükleri yerler sanki bana ait değil. sarıldıkları yerde soğuk bir duvardan farksızım. uzanıp tuttukları elim canı çoktan çekilmiş bir parça et. bakamıyorum yüzlerine. ışıklar hep kapalı kalsın istiyorum.”
İnsan çocukluğunda neyse yetişkinliğininde de o oluyor bence. Sessizce, kendini sıka sıka, kimselere göstermeden ağlamak çocukluğunda varsa yetişkinliğinde de kaderin o oluyor. Koca insan oluyorsun ama yastığı sıkıp nefesini tuta tuta ağlıyorsun, sabah ağlamaktan şişen gözlerine bir kapatıcı çekip hayatına yalandan gülümseyerek devam ediyorsun. Sonra her köşe başında aynı hikaye. Belki de kabullenmemek, kimseden anlaşılmayı beklememek daha kolay. İnsan öyle bir umuda tutununca daha zor oluyor, sanki o kabuk bağlayan yara tekrar tekrar soyuluyor. Hayat da bundan ibaret değil mi zaten?

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
İçimde biriktirdiğim çok fazla şey var. Dile getirmek istesem de getiremediğim, dolduğum, taştığım. Taşınca azalacağını sandığım ama daha da büyüyen şeyler var. Nefesimi kesiyor, boğazımda birikiyor ama konuşamıyorum. Ben hiçbir şey olamıyorum. Sevgiler koşullu, acılar hep yalnız ve koşulsuz. Ben yapamıyorum.
hiçkimse bizi hatalarımızdan dolayı bağışlamayacak. kimse bizi gerçekten anlamış olmayacak, anlamış gibi yapacak. sonunda dönüp dolaşıp hep kendi omzumuza dokunup, kendimize sarılacağız.
son 1-2 senedir çok düzenli ve sakin bir hayat yaşıyorum. kendi hayatımı değil de başkasının hayatını yaşıyormuşum gibi hissediyorum hatta, her şey öyle tıkırında. ama tüm bunların içinde kendimi bazen kocaman bir boşlukta buluyorum. orada oturup ağlıyorum sonra yeniden kendi sakin hayatıma dönüyorum. bunun sebebini sorgulayınca tabiki birkaç yanıt alıyorum ama hiçbiri önceki hayatım kadar boktan değil. insan hangi durumda olursa olsun, kendi içinde üzülecek bir şeyler buluyor. sanırım o his bir kere yapıştı mı hiç gitmiyor. siz siz olun kendinizi bu hisse teslim etmeyin; çünkü sonunda ‘ulan çok mutluyum be!’ dediğinizde bile içinizde tuhaf bir burukluk oluyor.
ner’deydi dünya?

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
insanı iyileştiren tek şeyin sevgi olduğunu yaşayarak tecrübe ettim, ediyorum. hayatta hep şanssız olduğumu düşünürdüm, bir şeylerin beni hep o ikinci seçeneğe ittiğini. meğersem tüm şansımı hayatımı paylaşacağım insana bırakmışım. en büyük şansım onu bulmak olacakmış. kendimi çok şanslı, huzurlu ve güvende hissediyorum. seneler sonra buraya bu duygularla da yazabilmek benim için mucize gibi. aradan geçen zamanda çok şey oldu ve iyi ki de oldu. çok seviyorum, çok seviliyorum, çok gülüyorum, artık beraber de ağlıyorum. hepsine her gün şükrediyorum. lütfen içinizdeki sevgiden ve bunu aramaktan vazgeçmeyin. unutmayın, bizi sevgi kurtaracak❤️
kalbinin ortasında bir ateşle yaşamaya alışıyormuş insan. daha sekiz yaşındasın, hayatının başındasın. koşup oynamak yerine hastane odalarında yaşam savaşı veriyorsun. sen o savaşı verirken benim içimdeki acı gün geçtikçe yerleşiyor ve çıkmıyor. yalvarıyorum Tanrı’ya ne olur bizi yaşat diye, ne olur bizden alma bize bu acıyı verme diye. ne olur koşsun, oynasın eskisi gibi. eskisi gibi kahkahaları dolsun evimize. ben onu öyle gördükçe, kalbimin ortasını oyuyorlar. beni oysunlar ama sen yaşa ışığım. ne olur yaşa. ne olur eskisi gibi olalım. sen daha sekiz yaşındasın miniğim, hayatının baharındasın; bu kadar gerçeklikle yüzleşmen, ölümle yüzleşmen canıma dokunuyor. nefes alamıyorum. beni al ama onu bizden alma, ne olur Tanrım.