Albert Camus'nun Yabancı kitabını okumuş muydun?
varoluşçuluğa ve absürtizme kafayı taktığım dönem okumuştum mükemmeldi sadece ara ara bu adam o sabah kahve içmemeyi seçebilirdi demeden edemiyorum.

ellievsbear
Claire Keane
will byers stan first human second
Lint Roller? I Barely Know Her
tumblr dot com

pixel skylines

titsay

Janaina Medeiros


JBB: An Artblog!
almost home
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
$LAYYYTER

oozey mess

shark vs the universe

❣ Chile in a Photography ❣
TVSTRANGERTHINGS
One Nice Bug Per Day
seen from Uruguay
seen from Bangladesh
seen from United States

seen from Bangladesh
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Australia

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Poland
seen from Switzerland

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
@palebrblog
Albert Camus'nun Yabancı kitabını okumuş muydun?
varoluşçuluğa ve absürtizme kafayı taktığım dönem okumuştum mükemmeldi sadece ara ara bu adam o sabah kahve içmemeyi seçebilirdi demeden edemiyorum.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Zaman kavramı üzerinde en son ne zaman düşündün? Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın 94 yaşındaki bir müşterisiyle tanıştım. Şans eseri oradaydım, planlı bir buluşma değildi. Bu yaşlı amcayla (ki dede desek daha doğru olur) konuşurken arkadaşım birden konuyu zaman kavramına getirdi. Dedemizin dediğiyse şu oldu “geçmişi düşününce sanki her şey birkaç dakikaymış gibi geliyor. O kadar uzak bir geçmişte değilmiş gibi. Çocukluğum, ilk iş yıllarım, evliliğim, çocukların büyüdüğünü görmek…” Konu geçmişe dönünce pişmanlıklarını da konuştuk. Yaptığı şeylerin o zamanki aklıyla doğru olduğunu düşündüğü için yaptığını söyledi, o zamanki Ahmet için o doğruydu bugünkü için doğru olmayabilir ama bunun yükünü neden taşıyayım dedi.
Yaşlandığımda çok fazla keşkem olacak mı sorusu üzerine de düşündüm. Geçmişe dair düşününce evet benim de pişmanlık duyduğum yüzlerce şey vardı, yüzlerce keşke. Ama söylediklerim o günkü benliğim için doğruydu, bugünkü için değil.
Sana önceki yazımda rutinler kurarak artık bir bakıma yetişkin hayatı yaşadığımdan bahsetmiştim. Ahmet dedeyle olan sohbetimizden sonra bu tekdüzeliğin şu an kendime inşa ettiğim bir konfor alanı olduğunu daha iyi anladım. Bilinmezliğin olmadığı sürekli olarak yaşanacak şeyleri bildiğin, heyecanın olmadığı bir yaşam… bu biraz korkutucuydu, gelecek 70 yılımın böyle geçeceğini düşünmek.
Evlenip çocuk sahibi olup 60 yaşıma kadar aynı sektörde çalışıp emekli olup sonrasında bir sahil kasabasına yerleşme fikri beni rahatlatmıyor. Asansörde kalmış olmanın verdiği anksiyete hissinin aynısını veriyor.
Bu yüzden bir çıkış planı yapmak gerektiğini düşündüm. Şu an için bir konfor alanına ve gelişimi destekleyecek rutinlere ihtiyacım olabilir belki ama bunun ne zaman biteceğini bir deadline belirleyerek kararlaştırmam gerekiyordu.
İşte kısaca geçmiş ve gelecek üzerine yüzeysel olarak kafa yorduğu, zamanın kölesi olmaktan bir adım dahi ileri gidemediğim, sakin bir haftayı geride bıraktım. Senin günlerinin nasıl geçtiğini ve son zamanlarda ne üzerine kafa yorduğunu merak ediyorum.
Aslında yazmaya daha erken başladım ama önerdiğin filmi izleyip yazdıklarımı öyle göndermek istedim. Filmi çok beğendim teşekkür ederim. Aradığım nostalji hissini bana fazlasıyla verdi. Bu sene için bir diğer listemse önceden okuduğum kitapları şimdiki hayat perspektifimle tekrar okumak. Zaman sıkıntısı çektiğim için her aya bir veya iki kitap olacak şekilde bir liste hazırladım. Bu ay sevdiğim bir arkadaşımın yaklaşık 5 yıl önce bana ağlayarak bitirdiği ilk çocuk kitabı olduğunu söylediği sadako ve kâğıttan bir kuşu tekrar okudum. Yıllar önce nasıl hissettiysem yine aynıydı.
Son dönemde sen neler okuyorsun? Kitap önerilerine her zaman açığım.
Hayat denilen bu kısa serüvende yolumuzun değer verip güvenebileceğimiz insanlarla kesişmesi çok değerli. Yollarımız kesiştiği için mutluyum.
bu olaya çok benzer bir olayı geçen hafta yaşadım. hayranlık duyduğum 1947 doğumlu tanıdığım en yaşlı hocamla yaptığımız bir konuşmada plak koleksiyonundan ve hayatından bahsettiği bir konuşmamızda 'hayattan gün çalıyorum yaşamak yetmedi.' demişti. bu bana garip gelmişti tüm hayatını dolu dolu geçirmiş alanında son derece başarılı, sevdiği kadınla yaşlanmış ve her saniyesi dolu dolu geçirmiş biri hala nasıl oluyorda tanrıdan biraz daha zaman için yalvaracak hale gelebilirdi ki diye düşünmeden (tanrı dediğimi duysa kafasına sıkardı shdg) edememiştim. bir rutini bir düzeni vardı ama bu bile ona zaman zaman yetmemişti yaşamaya hala aç olan hala klasik müziği tüketmeden yaşayamayan bu adam üç kanserle yaşıyordu ama ona rağmen hala bir şeyler öğretme aşkıyla kalkan bir yapıya sahip olmasına anlam veremiyordum. ben bu zamana kadar yaşamak için yaşarken onun bu tutumu bana zevk alarak yaşamanın iceliğini göstermişti sanki en sevdiği tatlısı bitmesin diye küçük bir kaşıkla yiyen bir çocuk misalı kendini bıktırmadan tadını çıkarıyordu. hırslarımın gözümü kör ettiği ve hala her şeyin en iyisi olacağım anksiyetesiyle boğuştuğum bu dönemde onun öğrenmeyi ve çalışmayı bile severek yapması ilham olmuştu sanki tek dilek hakkı olsa evrendeki tüm kadim bilgileri ve gerçekleri o an öğrenmeyi dileyecekmiş gibi yaşaması bana tekrardan bir pencere açmıştı. bu sayede sanırım artık elektrik derslerine nefret ederek gitmeyeceğim (daha kesin değil hala elektrikten nefret ediyorum asdfaj). hayatın lineer bir düzlemde gitmediğini düşmenin ve kalkmanın bir rutin olduğu gerçeğiyle yüzleşeli çok olmuştu ama sanırım hiç bu kadar artık düşmek yorulmak istemiyorum başarmam ve kalkmam lazım mottosuna girmediğim bir dönemdeyim. aynı anda radio eğitimi alıp bir yandan bir çocuk kitabı yazmak için bir redaktörle anlaştım ve evet bunları onbir dersim olan bu dönemde aldım sanırım tek bir boş günümün olmaması hatta yemek aramın dahi bazı günler kalmaması arkadaşlarım için yorucu oluyor buna rağmen herkese ve her şeye yetişmek isterken minik muhabbet kuşumu ihmal ettiğim için son bir haftadır inanılmaz asabi (ya da gecenin bu saatine kadar hala yazı yazmama da sinirlenmiş olabilir). bu yoğunlukta beni üzen şeylerin başında bu dönem okuyamamak geliyor tabletimdeki kitap okuma uygulamam köşede sadece bildirimlerle bekliyor. en son bir iki hafta önce kinyas ve kayrayı okudum (özel baskı sayfaları inanılmaz güzel) türk yer altı edebiyatı görünmez canavarları tokatlarmış (Chuck Palahniuk bunu duymasın). inanılmaz sevdiğim bu kitaptan sonra yazarın tüm kitaplarını okumak istedim bi noktada uzun süre sonra indirmeden satın alıp okuduğum kitap olması gerçeği de var (özel baskı çizimleri ve sayfa düzeni yemin ederim mükemmel) bunun yanında blue lagoon filmi sanırım son zamanlarda tekrarlayarak tekrardan hayran olduğum insanların içgüdüsel varlıklar olduğunu hatırlatan bir diğer mükemmel yapım onu da öneririm.
Yoğun olman güzel bir şey, gerçi hiç yoğun olmayıp kafa dinlediğin bir dönem oldu mu bilmiyorum... Ben iyiyim, sensiz ne kadar iyi olunabilirse o kadar iyi, sen de kendini sensiz bırakma. Biraz olsun kendine vakit ayır.
Son dönemde farkındalık yaşayıp hayatımda uyguladığım bir şeyden bahsetmek istemiyorum. Son bir yıla kadar hep sonuç odaklıydım. Hedefler koyar ona göre planlar oluştururdum. Hedefe ulaşmak için de ne gerekiyorsa yapardım. Son bir yıl daha süreç odaklı olmamı sağladı. Artık günlük, haftalık, aylık rutinlerim var. Son bir yıla kadar rutinleri çok sıkıcı bulurdum. Hayatın akışına uygun değil derdim. Bilmiyorum belki de rutinleri hayatıma uygulamamdaki bir neden de yaşlanıyor oluşumdur hahsjd.
Sen peki süreç odaklı olmayı hiç düşündün mü?
Bir diğer sorum ise cocktail Cocktail (1988) filmini izlemiş miydin? 90 öncesi filmleri izlemeye başladım tavsiyelerine de açığım.
Kendine iyi davran lütfen
Not : soruyu ne zaman görürsün bilmiyorum yüksek ihtimal ikinci dönem vizelerine doğru buralarda olursun hshdj
yoğun olmadığımda zihnim beni uyuşturuyor sanırım yaşamak ,için yoğunluğa ve yola ihtiyacım var. plan oluşturmayı planla yaşamayı çok severdim ama son yıllarda planlar dahil hiç bir uymam gereken düzenlemeye gitmiyorum yılların vermiş olduğu bir bıkkınlık gibi bir tepki veriyorum sanırım. süreç odaklı olmak bi yere kadar mükemmel sonuçlar verebilir ama sonrasında kattığı tek şey bıkkınlık. Filmi izlememiştim izleyeceğim sana bir film bırakıyorum.
stand by me (1986)
Zaman zaman aklıma düştükçe hayat belirtisi görmek için tumblr hesabına bakıyorum. Keşke daha sık girip bir şeyler paylaşsan. En son sana soru soralı uzun zaman olmuş. Neler yapıyorsun, nasılsın?
vizeler finaller derken hayat bambaşka yollara fırlatıyor sanırım kendi hesaplarımda bile aktif olamayacak kadar karmaşık bir dönemdeyim sen neler yapıyorsun nasılsın?
Glen Martin Taylor, “but i am safe in here.”

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Sanırsam vize ve finallerde giriyorsun Tumblr a sadece hahs sınavlarda başarılar
kafam boşken giremiyorum alışkanlık
Son ddönemdeyim derken mezun mu oluyorsun
hayır, keşke. Okulumda dönem sistemi var.
buralarda mısın?
Uzun zaman sonra evet
Sınavın nasıl geçti? Her şey yolunda mı?
Son dönemdeyim biterse kurtulacağım
Umarım günün birinde yolumuz tekrar kesişir Azize.
O zamana kadar kendine iyi bakmanı diliyorum.
Sen de öyle

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
1000 kitap linkini paylaşır mısın?
Aktif değilim
-@ nyks8
Sana yazmak her zaman güzeldi. Okuduğun için teşekkürler, önerin için de.
Bir şey değil
Son dönem severek izlediğin bir diziyi önerebilir misin?
Modern family türk olarak prens, 2.sezona eklenen ufak müzikal çok hoştu
https://youtu.be/p2zNzsPXcHs
.
Nasıl gidiyor
Yorucu

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Bazen sana yapılanları unutup yola devam etmen gerekebiliyor. Unutmaktan kastım kötü şeyleri veya kötülükleri değil, iyilikleri de unutmak gerekebiliyor. Her şeyin yükünü taşımak ve birkaç iyi anıya sıkışıp kalmak yorucu.
Oysa o anı yaşarken anıya dönüşebileceğinin farkında olmuyoruz. Paylaştığımız onca güzel şey bir hatıra olarak kalabiliyor. Nostalji hissiyle bir hatırlaya özlem duymak da hep acı getiriyor çünkü döndüğünde bulduğun kişi hep bir başkası oluyor.
Değişime karşı bir sözüm yok ama bu kadar hızlı değişirken birisini nasıl tam olarak tanıyabilirsin ki. Hayata karşı dik bir duruştan da bahsetmiyorum. Bahsettiğim şey değişmek sadece.
Yıllar sonra çocukluğumun geçtiği sokaklara geri dönme fırsatı buldum ve eskiye dair bulduğum tek şey değişimdi. Eski dükkanlar gitmişti, eskiye dair her şey gitmişti. Bir yer bu kadar değişmişken ben burayı biliyorum demem mümkün mü diye düşündüm. Köşeyi döndüğümde burada kestirme bir çıkış olmalıydı ama artık yoktu, o yol kapanmıştı. Durup düşündüğüm şeyse hayatımdaki insanların da bu kadar net değişiyor oluşuydu, özellikle bipolar olanlar.
Birisini tanımak bu şartlarda nasıl mümkün olabilir ki. 5 yıl önce kahveyi sütlü şekerli içerken yıllar sonra sade kahve seviyor olmak gibi veya artık favori cipsinin ketçaplı ruffles olmaması gibi basit değişimler değil bu söz ettiğim. Temeli sarsan cinsteki değişimler. Artık köşeyi döndüğünde o yolun önünde kocamdan bir duvar gördüğün türde değişimler.
Bu yüzden en pratik çözüm sanıyorum ki düşünmemek, kim anlamış ki biz anlayalım... Düşüncenin insana zarar veren yanını daha önceden keşfetmiş birisi olarak sen de biliyosundur. Anıya dönüşecek güzel anların tadını çıkartmak istiyordum sadece, yanımda olmasını sevdiğim insanları tanıma tutmaya çabalıyordum ama tek taraflı çaba çok yorucu.
Sözlerimi en bir sevdiğim şair olan Cemal Süreyya'nın bir şiiriyle tamamlamayı istiyorum. (evet y harfini iddiada kaybetti doğru hatırlıyorsun).
"Biliyorum sana giden yollar kapalı..."
Umarım seversin
Değişimden çok algılamak sanırım, bunu okuduğumda sınavdan çıkmıştım modum düşüktü sonra düşündükçe ne kadar garip gelmişti hayat. Evet değişiyoruz dünya değişiyor değişmeyen tek şey değişimin kendisi zırvalığının dışında birazda değişimi sevmeyip ne kadar çok değiştiğimi fark ettim konfor alanlarından çıkamayan biriyken o alanları ne kadar fazla yıktığımı fark ettim evet hala konfor alanlarım var hala aynı mekanlarda aynı şeyi sipariş eder arkadaşlarımın ‘evet şaşırmadık’ demesine gülerim ama değişim beni sinirlendirip korkutsada değişiyormuşum dünya değişiyor, hala yalvar yakar konfor alanlarımı istesemde oraya dönmek eve dönmek olmuyor oralarda bile duramıyorum odam kalem değil ben saklanan esir değilim ama psikoloji çok garip bir şey orda olmam gerekir gibi hala ‘brooks was here’ diye sayıklamam gibi anlamsız dinlenmek lazım hepimizin kaygıdan ve düşünmekten uzakta sadece susup dinlenmemiz lazım belki de gitmek bilmiyorum bazen yanımdaki insanlar konfor alanım diye mi hayatımda yoksa değer verdiğimden mi bilmiyorum yaralanmaktan, tekrar kalkamamaktan korkuyorum ama kaçamıyorum kaçamayacağım bunu bilmek öldürüyor ölüm çok garip ölememek daha garip hayatı anlamayan bi asalak gibi yaşamayı tercih ederdim sanırım, dünyevi aptalca şeylere odaklanıp varlığımı sorgulamazdım. Yanımda kimseyi tutmak için çabalamadıktan sonra azaldı yüklerim taşımıyorum kimseyi taşıyamam beni ben olduğum için kabul etmeyecek birilerini istesem ailemle konuşurdum hayatımızda olan bu insanların hayatımızda olma nedeni bizi biz olduğumuz için kabul etmeleri ailemiz ‘aile’ olduğumuz için ‘severler’ hayatımıza kendimiz aldıklarımız bir zorunluluğa tabi değiller taşıma sırtında kimseyi.
Çölde çay filmini izlemiş miydin?
Evet boşluğa düşürmüştü