YENİBOSNA TEK ERKEK İSTERMİSİNİZ.
GİZLİLİK TEMİZLİK VE HİJEN TEMEL KAYİDEM.
TVSTRANGERTHINGS
Mike Driver
$LAYYYTER
d e v o n

titsay
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Today's Document
YOU ARE THE REASON

Kiana Khansmith

#extradirty

Discoholic 🪩
I'd rather be in outer space 🛸

izzy's playlists!

tannertan36

❣ Chile in a Photography ❣
todays bird

Product Placement
Claire Keane

seen from Russia

seen from United Kingdom
seen from Egypt

seen from United States

seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Spain

seen from Malaysia
seen from Nigeria
seen from Germany
seen from Norway

seen from United States

seen from Norway

seen from Philippines
seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from Canada

seen from Norway

seen from Malaysia
@kaya69kaya
YENİBOSNA TEK ERKEK İSTERMİSİNİZ.
GİZLİLİK TEMİZLİK VE HİJEN TEMEL KAYİDEM.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Böyle Sikişeceğimiz Hiç Aklıma Gelmezdi!
Selam ben Dilek, 37 yaşında, 13 yıllık evli, 2 çocuklu bir kadınım. Kocam iyi bir insan, onu çok seviyorum, kocam da beni çok sever. Yatakta da uyumlu bir çiftiz. Hemen hemen her gece sikişiriz ve her sikişmemizde kendisi 2 defa boşalırken, beni de en az 5-6 kez orgazm eder. Çok ve renkli fantazilerimiz vardır ve aklımıza gelen fantazileri gerçekleştiririz. Yatakta sikiş esnasında acaip azdırıcı şeyler konuşuruz, küfürlü falan. Ve sikişmemiz daha kaliteli ve mükemmel olur. Bundan 3 sene önce Erdeğe tatile gitmiştik. Denize giriyorduk, çocuklarla plajda oturup oyunlar oynuyorduk. Bazen de deniz sakinken, fantazimiz olduğu için denizin içinde sikişiyorduk. Yine bir gün sahilde güneşleniyorduk. Devamlı aynı yere gittiğimiz için, sahilde aşağı yukarı hep aynı kişiler vardı. Yanımızda getirdiğimiz, benim yaptığım böreklerden yerken, kocam, yakımızda oturan ailenin çocuğunun bize baktığını gördü ve bir börekte çocuğa uzattı. Ama çocuk almak istemedi. Derken annesi yattığı yerden kalktı ve “Oğlum ne yapıyorsun sen? Amcayı rahatsız etme!” dedi. Ben de hemen, “Yok ne rahatsızlığı, çocuk bu, canı çekmiştir diye kocam çocuğa börek veriyordu.” dedim. Kadın, “Tamam ozaman, amcanın verdiği böreği al, ama bir daha rahatsız etme!” dedi. Kocam da çocuğa, “Olur mu, istersen yine gel al!” dedi. Kadın çocuğun elinden tutup götürdü. O sırada kadının kocası da bize bakıyor, dinliyordu. O da teşekkür etti… Sonra biz denize girdik, bizim çocuklar kumlarla oynuyordu. Denizden çıktığımızda, baktık o börek verdiğimiz çocukla annesi de kumla oynuyorlardı. Ben de yanlarına oturdum, kadınla tanıştım. Kadının adı Serpilmiş. Kocam da kadınla oturuyorum diye havlu getirdi, sırtıma doladı, sonra şezlonga gidip uzandı. Biz çocuklarla biraz oynadıktan sonra, ben kalktım kumlardan temizlenmek için denize doğru yöneldim. Serpil de, “Bekle Dilek, ben de geleyim!” dedi, beraber denize girdik. Denizde temizlenip çıktık, Serpil kocasının yanına gitti, ben de kocamın yanına geldim uzandım. Biraz sonra Serpilin kocası dondurma almış gelmiş, çocuklara ve bize verdi. O sayede onnla da tanıştık, adı Burak imiş. Sohbet filan derken, Serpil de geldi, hep birlikte konuşmaya başladık. Onlar da İstanbuldan gelmişler. Artık akşam olmaya başlamıştı, saat 20:00 civarı idi. Bu arada ben Burağı bayağı süzmüştüm, adam hoşuma gitmişti. Burağın bakışlarından, onun da benden hoşlandığı belliydi. Kalkarken, “Akşam beraber yemek yiyelim!” dediler. Biz de, “Olur!” dedik ve buluşmak için sözleştikten sonra evlere doğru yola çıktık. Evde duşumuzu yaptık, giyindik, kuşandık ve çocukları yatırdıktan sonra, saat 22:00 gibi dedikleri yerde buluştuk. Güzel bir restoranda oturduk, yemek yedik, sohbet muhabbet ettik. Sonra kalktık bir Cafeye gittik birşeyler içtik, sonra vedalaştık… Ertesi gün denize gittik, onlar da geldiler, yine sohbet muhabbet. Arada denize girip çıktık. Ama adam hep bana bakıp, beni tepeden tırnağa süzüyordu. Serpili de kocamı süzerken birkaç defa gördüm. Dikkatimi çekti, yürüken, oturuken, uzanırken, Serpil hep kocamın sikine bakıyordu. Gerçi kocam hep şort giyer ve denize de o şekilde girer. Kocamın siki biraz büyük olduğu için, ne kadar saklasada farkediliyordu. Özellikle ıslakken. Bunu kocama da söyledim, “Serpili senin sikine bakarken kaç defa yakaladım!” diye. Kocam da, “Yok artık daha neler! Kadının işi gücü yok, benim sikime mi bakacak? Hem kocası devamlı yanında, üstelik kocası gayet yakışıklı bir adam!” deyip güldü geçiştirdi. Ben, “Kadın sana kafayı takmış, sana kendini siktirirse hiç şaşırma!” deyince, kocam zevklenerek öyle bir kahkaha attı ki, tüm plaj dönüp bize baktı. Aradan 3-4 gün geçti, onların tatili bitmiş, dönüyorlardı. Vedalaştık gittiler. 1-2 gün sonra biz de İstanbula döndük. 2 gün sonra Brak kocamı cepten aradı, “Bugün görüşelim mi?” dedi. Kocam da, “Olur!” dedi. Akşam Kadıköyde buluştuk, nezih bir Bara gittik. Eğlendik, içtik, dans ettik, oynadık, kurtlarımız döktük. Ordan çıkınca onlar, “Hadi bize gidelim, birer kahve içelim, kendimize gelelim!” dediler. Zaten içmeye gideceğiz diye kocam arabayı almamıştı. “Tamam!” dedik, onlara gittik. Yolda sohbete devam ederek evlerine geldik. Çok güzel evleri vardı, dubleks. Serpil, “Siz oturun, biz üstümüzü değiştirip gelelim!” dediler. Burak ta, “Orda dolapta Viski var, içerseniz alın, kendi eviniz gibi davranın, çekinmeyin!” dedi. Kocam da, “Kahve içmeye geldik, içki içmeye değil.” dedi. Burak, “Kahveleri Serpil yapacak nasılsa, siz ozmana kadar boş durmayın!” dedi. Kocam kalktı, bir duble kendine, azda bana getirdi. 5 dakika sonra Serpil geldiğinde, üstüne ince tek parça penyeden, çiçekdesenli, diz üstü, gecelik gibi, vücüdunu saran dar bir elbise giymiş, içinde sütyen de yoktu, göğüs uçları belli oluyordu. “Böyle giyindim, ama siz yabancı değilsiniz, zaten denizde bikiniyle gördüğünüz için… Ben kahve yapıp geliyorum, siz keyfinize bakın, Burak ta gelir şimdi, duşa girdi!” dedi. Bir baktık az sonra Burak ta penye capri ile geldi, “Tekrar hoşgeldiniz!” dedi. Serpil de, “Kahveler de geldi!” dedi. Oturduk kahvelerimizi içerken sohbet muhabbet filan derken, Burak, “Bir fıkra anlatmak istiyorum, ama biraz açık, eğer dinlemek isterseniz anlatayım?” dedi. Kocamla birbirimize baktık ve mecburen, “Anlat!” dedik. Bol küfürlü, belden aşağı bir fıkra anlattı. Sonra birkaç tane daha anlattı. Bu arada Serpil kocamın karşısında oturuyordu, bir ara bacaklarını araladığını gördüm, ki o anda altına külot da giymediğini farkettim. Ara ara komple açıyor, arada bacak bak üstüne atıyor ve kocama bakıyordu. Kocama baktım, o da arada Serpilin bacaklarına ve bacak arasına bakıyor, süzüyor, ama bakmamak için kafayı çevirip başka yerlere bakıyordu. Orospu Serpil kocamı baştan çıkarmaya çalışıyor ve işi de biliyordu orospu… Burak ta devamlı beni süzüyor, resmen gözleriyle soyuyordu beni. Benim de hoşuma gitmiyor değildi hani, nede olsa adam gerçekten yakışıklı idi, yakışıklı olduğunu kocam bile söylemişti. Bir ara lavaboyu sordum, Burak hemen kalktı, “Ben göstereyim, buyrun!” diyerek yolu gösterdi. Ben önden geçtim, o arkadan beni takip ediyordu. Ama gözlerinin kalçalarımda olduğunu tahmin edebiliyordum, üstümde zaten kalçalarımı sergilediğim, dizimin 1-2 parmak üstünde, siyah, hafif yırtmaçlı, üstüme oturan etek vardı. Labayo varana kadar, ne kadar sıklıdım anlatamam, sanki ben gittikçe lavabo kaçıyordu, rahatsız olmuştum kalçamdaki gözlerden. Ama hoşuma da gidiyordu ve ben beynime hakim olamıyor, istem dışı daha da kırıtıyordum yürürken. Serpille kocam da salonda yalnız kalmıştı, aklım bir yandan da ordaydı, acaba orospu Serpil bizim yokluğumuzda kocama ne orospuluklar yapıyor, kocamın aklını çelmeye çalışıyordu. Nihayet lavaboyo varmıştık, teşekkür ettim Burağa, o salona döndü, ben lavaboya girdim. İçerden kahkaha sesleri uzak olduğu halde bana kadar geliyordu. Neler konuşuyorlardı acaba, meraktan çatlıyordum. Külodumu indirdiğimde bir baktım ıslaklık vardı, elimi amıma atıp yokladım, farkında olmadan amım sırılsıklam olmuştu! Aman Tanrım, amım istem dışı ıslanmıştı ve bu da az önce Burağın önünde kırıta kırıta yürürken olmuştu. Daha önce hiç böyle olmamıştım. İşedikten sonra Burak aklıma geldi ve amımı okşamaya başladım. Amım ateş gibiydi, sanki amımda bir ekmek fırını vardı. Alev alev yanıyordu ve sular fışkırıyordu. Titreyerek orgazm olup boşaldıktan sonra kendime geldim. Hemen panik oldum, ben ne yapıyorum diyerek, tuvalet kağıdıyla amımı sildim, kurulamaya çalıştım, ama halen sularım geliyor, çığlık atmamak için dişlerimi sıkıyordum resmen. Sonra çıktım ve salona doğru yürümeye başladım… Burak, “Hah, Dilek hanım da geliyor işte!” dedi. O sırada Serpil kalkmış, bardakları toplarken kocamın önünde domalmış ve resmen külotsuz amı görünüyordu. Orospu Serpil pespembe amını kocamın gözleri önüne sergilemiş, ağırdan ağırdan bardakları alıyordu. Serpilin amını ben gördüğüme göre, kocam da illaki görmüştür diye kocama baktığımda, kocam çadırı kurmuş ve sikini saklamak için uğraşıyordu. Ama boşa çaba sarfediyordu, ne yapsa belli oluyordu. Ben yokken Serpil kim bilir ne orospuluklar yaptı, neler söyledi ki, kocamın sikini bu şelikle kaldırmıştı. Acaba Burak olayın farkında mı diye baktım, Burak ta çadırı kurmuştu. Demek ki Serpilin kocamı baştan çıkarması onun da hoşuna gidiyordu. Serpil sonra da kocasına doğru domalarak, kocamın önündeki bardağı aldı ve orospu bu sefer de göğüslerini kocama sergiliyordu. Göğüsleri yusyuvarlak, gayet alımlı ve benim göğüslerimden daha iri ve diri idi. Nerdeyse uçlarına kadar açıktaydı. Serpil adeta, (Benim malım mülküm bu!) der gibi, heryerini kocama sergiliyordu. Serpil bardaklarla mutfağa gidip, sonra da mutfaktan bana seslendi, “Dilek… Bana az yardım etsen?” diye. Ben de mutfağa gitmek için kalktım ve Burak yine kalçalarıma bakıyordu. Üstelik kocamın yanında. Mutfakta Serpil bana gülerek, “Kız orospu, sen ne şanslı karısın!” diye lafa girince ben şok oldum, ağzım açık kaldı. Bozuntuya vermeden, “Neden ki?” diyebildim sadece. “Kocan çok yakışıklı ve kocaman siki var! Erdekten beri kocanın sikine bakıyorum, hayran kalıyorum!” deyince, şaşkınlığıma bir 10 kat şaşkınlık daha eklendi. İçimden (Orospuya bak, bu ne kaşarlık, bu ne samimiyet, böyle şeyleri çekinmeden bana nasıl söylüyor!) diye geçirip, “Nerden çıktı bu şimdi?” dedim. Serpil devam etti, “Görünen köy kılavuz istemez kızım, siki bariz belli oluyor, zaten şuan çadırı kurmuş vaziyette, nerdeyse pantolonu yırtacak yaramaz şey!” dedi. Ben artık dayanamadım ve “Sen de az orospu değilsin! Kocamı azdırmak için herşeyi yaptın, ne am kaldı görmediği, ne göt, nede göğüslerin, hepsi piyasada! Üstünü değiştirdin geldin, altına don sütyen giymemişsin, birde açıp her dakika gösteriyorsun kocama, önünde domalıyorsun amını gösteriyor oturuyorsun, bacaklarını açıyorsun, eğiliyorsun göğüslerin komple dışarda! Kusura bakma da, o da insan yani, adama işkence yapıyorsun!” dedim. Serpil de, “Amaan, Tanrının bildiğini kuldan mı saklayacaksın? Hiç görmediği bilmediği şey mi sanki, seni sikerken zaten görmüyor mu am göt göğüs?” dedi. Yine şok oldum, cevap veremedim. Serpil ise pişkin pişkin, “Ee, nasıl sikiyor seni? Hangi pozisyonlarda sikişiyorsunuz?” dedi. Duyduklarıma inanamıyordum, “Sen nebiçim bir kadınsın yaa, utanmıyormusun?” dedim. “Asıl sen utanmıyormusun bu koca yarraklı adamı sadece kendine saklayıp cimrilik yapmaya!” demez mi birden, ben yine şok tabi. Ardından ekledi, “Ben bugün kendimi ona siktirisem kızarmısın?” dedi. Tepem iyice attı, “Sikmez ki seni! Bana ihanet etmez!” dedim, ama içimden de tabi, (Erkektir belli de olmaz!) diye geçirdim… Serpil, “Ozaman deneyelim mi? Ben bugün kendimi senin kocana siktireceğim! Kızmak yok!” dedi. “Tamam, sikerse siker, ne yapayım?” dedim, ama içimi acaip bir hırs ve pişmanlık kapladı, ya Serpil orospusu emeline ulaşırsa, ya kocam benden başka birini sikerse diye. Ki Serpil tuttuğunu koparan biriydi, daha eve gelişimizde üzerini değiştirip o şekilde karşımıza çıktığında belliydi iddialı olduğu. İçimden, (Eğer kocam öyle birşey yaparsa, ben de boş durmam, ben de Burağa kendimi siktiririm! Böylelikle hem kocamla sikişirken konuştuğumuz grup sex fantazimiz de gerçek olur! Zaten seyrettiğimiz pornolardan, yaptığımız fantazilerden bu olaya hazırlıklı sayılırız. Üstelik ben de hep istiyordum 2 tane yarrağı aynı anda yemeyi. Hem Burak ta gayet yakışıklı ve iyi bir adamdı, ondan iyisini mi bulacaktım bu iş için. Ve Serpil de çok güzel, alımlı, sexi ve istekli bir kadın, amcığı, götü, göğüsleri, vücudu gayet güzel, kocam da sikmek için bundan daha iyi am mı bulacak?) diye geçirdim ve herşeyi akışına bıraktım. Mutfaktan çıktık… İçerde Burakla kocam oturmuşler, ikisi de çadırı kurmuş, birerde içki koymuşlar kendilerine, birbirlerine amlı götlü, sikişli sokuşlu fıkralar anlatıyorlar. Bir bardak, birer bardak daha derken, alkolün de etkisiyle sohbet iyice açıldı saçıldı. Benim hep bir gözüm Serpilde, bir gözüm kocamda ve sikinde idi. Kocamın bakışlarından Serpile sulandığını anlayabiliyordum. Ama Burak ta bana resmen sulanıyor, aslıyordu. Ve benim amım yine sulanmış ve alev alev yanıyordu. Serpil kalktı, yine kocama doğru domaldı ve Burağın bardağını aldı, “Koyayım mı kocacığım?” dedi. Burak, “Koy karıcığım!” deyince, Serpil yine yapacağını yaptı ve “Aslında senin bana koyman lazım ama…” diyerek bardağı doldurdu. Sonra birde müzik açtı ve kocama dönüp sexi bir şekilde oynamaya başladı. Kocamı baştan çıkarmak ve kendini siktirmek için her şeyi yapıyordu ve gerçekten de beceriyordu da. Orospu çok güzel oynuyor, arada amına götüne kadar gösteriyordu. Ve az sonra kocamı dansa kaldırdı. Kocamın sikine sürtünerek, sevişircesine dans ediyordu… Burak ta beni kaldırdı. Ben de Serpile inat, tüm hünerlerimi ortaya koymak için kalktım ve dans etmeye başladım. Çok geçmeden arkamda Burağın sikini sert bir şekilde hissetmeye başlamıştım bile. Belli kiamacıma ulaşmıştım ve ben de Burağı azdırmıştım. Ama bana da ateş basmıştı, heryerim alev alev yanıyor, amım, (Sik beni Burak!) diye bağırıyordu. Kalçalarımda Burağın sikini hissettikce daha fena oluyordum ve Burağın sikini daha çok hissetmek için uğraşıyordum ve iyice sürtünüyordum. Derken Burak terlemeye başladı ve üstündeki tişortu çıkardı attı. O kaslı vücudunu zaten Erdekten biliyorum. Bu arada aklıma ne kocam, ne de Serpil geliyordu, ne yapıyorlar diye merak dahi etmiyordum. Kendimi müziğin ritmine bırakmış, Burağın sikini hisetmek için önümü dönmüş, Burağın bacaklarının arasında dans ediyordum ve eteğimi sanki yırtacakmış gibi zorlayan, amıma dayanan sikini hissetmek çok süper bir zevkti. Kocamınkinden başka bir sike sürtünmek bile beni baştan çıkartıyordu. Bir ara Burağın eli kalçalarımda gezinmeye başladı. Arada kalçalarımı sıkıyor, avuçlayarak beni kendine çekip dahada yapıştırıyordu. Acaba bunları kocam görüyor mu diye bakmak için bir döndüm ki, kocam gözlerini bana dikmiş ve (Ne yapıyorsun?) der gibi sertçe bakıyordu. Doğrusu utanmıştım, kocam Serpilin yaptığı okadar orospuluğa rağmen halen mesafeli duruyordu. Tam toparlanıp yerime oturayım diye aklımdan geçerken, Serpil bana ve Burağa baktı ve kocamın dudaklarına yapışıverdi. Kocam da bana nispet yaparcasına, bana bakıp Serpilin beline sarılıverdi. Acaba kocam bana çok mu kızdı, neden böyle birşey yaptı diye düşünürken, Burak elini eteğimin altında daldırıp, kalçalarımı sıkmaya ve yoğurmaya başladı. Bir parmağını da, küloduma rağmen amımın içine sokmaya çalışıyordu. Kocam bunu da görünce Serpile yumuldu. Artık ok yaydan çıkmıştı… Ben de Burağın dudaklarına yumuldum ve ısırıcasına öpmeye başladım. Dillerimiz buluştu, ıslak ıslak öpüşüyoruz. Elimi de Burağın önüne attım, şortunun üzerinden okşamaya başldım. İçine çamaşır giymemişti ve siki alev gibi yanıyordu. Ama kocamın sikinden küçük olduğu bir gerçekti. Demek ki orospu Serpil kocamın koca sikine o yüzden bu kadar takmış ve istemiş dedim içimden. Ama mecburen elimizdeki ile yetinceğiz. Aslında çok küçükte değildi, bir kadını doyuracak boyutlardaydı. Döndüm baktım ki, Serpil elbiseyi sıyırmış, elbise ayaklarının dibinde duruyor ve tüm çıplaklığıyla kocamla dans ediyordu. Serpil kocamın tişörtünü çıkarmıştı. Sonra da eğilip kocamın koca sikini dışarı salıverdi ve tüm hışmıyla yutarcasına o iri sikini ağzına almaya başladı. Orospu bir yandan da bana bakıyor, (Ohh, istediğime ulaştım işte!) der gibi hareketlerle, alabildiğince o iri siki ağzına alıyor, gırtlağına kadar sokuyor, tekrar çıkarıyor, arada svazlıyor, tekrar yalıyordu. Kocam da Serpilin göğüslerini avuçlamış yoğuruyordu. Kocamın da müthiş zevk aldığı belliydi… Ee, artık ben de boş durmamalıydım. Burağın şortunu indirdim ve o lavoboda beni kendimden geçiren siki serbest bıraktım. Gerçekten de düşündüğüm gibi kocamınkinden ufaktı, ama yine de güzel ve damarlıydı. Ben de aldım ağzıma ve başladım yalamaya, emmeye. Burak ta boş durmuyor, gömleğimi çıkarıyordu. Sütyenimi çözüp memelerimi salıverdi ve başladı avuçlamaya. Avuçlarken de, “Bebeğim benimki kocanınkinden küçük, ama idare edeceksin artık, işlevi iyidir, zamanla göreceksin, seni sike doyuracağım, seni deliler gibi sikeceğim bebeğim, bebek gibisin, harikasın, 2 tane çocuk doğurmuşsun ama halen taş gibisin, kocan çok şanslı adam!” demesi beni dahada ateşledi ve yutarcasına sikini emeye yalamaya başladım. Bir yandan da taşaklarını yoğuruyordum. Buraktan zevk sesleri gelmeye başladı ve birden ağzıma boşalıverdi. Hepsini yuttum. Kocamınkini bile pek yutmam, ama bunu çok büyük bir iştahla, isteyerek, her damlasını yuttum ve ziyan olmasın diye de, komple kafasını yalayarak temizledim… O sırada Kocam da Serpil ağzını resmen sikercesine pompalıyor, Serpil de kendi amını avuçluyor ve okşuyordu. Çok geçmeden kocam da Serpilin ağzına boşaldı. Fakat öyle bir boşalmıştı ki, Serpilin ağzına döller resmen fışkırıyordu. Serpil de yutmaya çalışıyor, ama yetişemiyordu. Kocam boşaldığı halde siki daha inmemiş, halen taş gibi duruyordu. Serpil kocamın sikini emmeyi bırakmayınca, yerde 69 pozisyonun geçtiler, kocam da Serpilin amını yalamaya başladı. Ben de Burağın sikini tekrar hazırlamak için aldım ağzıma. Burağın siki hemen dikildi. “Hadi erkeğim, doyur beni, sik artık beni, amım alev alev yanıyor, sula onu döllerinle, söndür amımın ateşini!” dedim. Burak, “Yok! Önce amının tadını alacağım, suyunu içeceğim, sonra sikeceğim!” deyip beni yere doğru uzandırdı. Ben de iyice açtım bacaklarımı, amımı götümü komple önüne sergiledim. Yumuldu amımı yalamaya. Amımı yalarken, arada bir de götümü yalıyor, beni zevkten zevke uçuruyordu. Pembe bulutlarda geziyor, orgazm üstüne orgazmlar yaşıyordum. Serpil ise kocama, “Hadi rüyalarımın koca sikli erkeği, sik beni, amımı götümü sik parçala, onları bugün sana bol bol siktirecem, amımı da götümü de sike doyuracağım senin sayende erkeğim!” diye inliyordu. Kocam sikini eline almış, Serpilin amına sürtüyordu. Sonra birden geçirdi, Serpil orospusunun sesi soluğu kesildi. Kocam pompalarken Serpil inlemeyi bırakın, resmen ciyaklıyordu. Ben de, “Hadi Burak sen de beni sik!” diye bağırdım. “Tamam bebeğim!” diyerek, amıma sikinin kafasını hedefledi ve sırılsıklam amımın ıslaklığıyla bir anda giriverdi. Oysa ki amım ıslak da olsa, kocam girerken hissederdim, kanırtıra kanırtıra girerdi, amımı yara yara girerdi amıma. Burak amıma pompalamaya başladıdığında ben bir, “Ohhhh!” çektim. Bir yandan da kocamla Serpile bakıyordum. Serpil elini göğüslerine atmış mıncıklıyor, sıkıyordu. Belli ki kocam onu boşaltmak üzereydi. Ve Serpil bağıra bağıra boşalmaya başladı. Az sonra da Burak benim içime boşaldı, hemen ardından da ben rahatladım… Kocam ise daha boşalmamıştı. Serpil kocama, “Hadi erkeğim, benim götümü de sik, yırt götümü o koca sikinle!” diyerek domaldı. Kocam da Serpilin götüne dayadı ve girmeye çalışıyordu. Ama Serpil kocamın sikini alamıyordu. Sonunda kafası girer gibi oldu, ama Serpil orospusu feryad figan bağırıyordu. Bir baktım bacaklarından hafiften kan süzülüyor, sanırım kocamınkini alamamış ve götü yırtılmıştı. Serpil, “Bu böyle olmayacak! Burak sen gel götüme gir, aç götümü, senin sikine alışık benim göt nasılsa! Sen de koca sikli erkeğim uzan, tost yapacaksınız beni! Sonra da Dileği tost yaparsınız!” diyerek kocamı uzatıp, sikini amına alarak üstüne yavaşca oturmaya başladı. Yarak amına girerken Serpilden acı acı sesler geliyordu ve zor da olsa köküne kadar yavaş yavaş almıştı. Burak kalktı Serpilin götünde yerini almak için. Orospu Serpil tüm isteklerine, hedeflerine ulaşmıştı. Hem kocamı ayartmış, kendisini siktirmişti, hem de ilk tostu o olacaktı… Serpile imrenmedim desem yalan olur, keşke ilk ben tost olsaydım da bu iki yarrağı ilk ben içime alsaydım. Ama gece daha bitmedi, nede olsa ben kocamın sikine alışığım, hertürlü alıyorum, Burağınki de fazla büyük değil, Serpil orospusu sikilir sikilir sonra amı götü dağılır, sıra bana gelir ve ben zevke fazlasıyla ulaşırım diye düşündüm. Burak tam Serpilin götüne sokacakken, Burağa, “Dur aşkım, sikini ben kendi ellerimle yerleştireceğim Serpilin götüne, ama önce ağzıma alıp ıslatayım da, Serpilin götüne rahat girsin sikin!” dedim ve Burağın sikini azğıma aldım, emmeye başladım. Hem böylelikle Serpil biraz daha beklemiş olacak ve kuduracaktı. Ağzımda iyice ıslandıktan sonra tuttum Burağın sikini, yavaşca Serpilin götünün deliğineyasladım ve halen tutuyordum, Burak ta yavaşca ittiriyordu. Kafası az girince bıraktım ve “Hadi koçum kökle!” dedim. Burak kökleyince, Serpil bir Ohhh çekti ve başladı inlemeye, zevkten kudurmaya. Alttan kocam, üstten Burak, iki deliği de doldurmuşlar, Serpilin amını götünü sikiyor, pompalıyorlardı… Ben de boş durmamak için alttan taşakları yalamaya başladım. Serpilden sular geliyordu, arada onları da yalıyordum. Sonra Burak böğürmeye ve Serpilin götünden döller fışkırmaya başladı. Burak fazla dayanamamış boşalmıştı. Onları da yalayarak yuttum. Ama kocam halen pompalıyordu. Serpil uçmuştu resmen, gözleri kaymış, “Parçalayın, yırtın, amımı götümü parçalayın!” diyordu. Burağın siki küçülünce, Serpilin götünden sikini çıkardı ve kebdini kenara attı. Kocam halen sikiyordu Serpilin amını. Serpil de götünden çıkan sikin ferahlığıyla daha rahat hareket ediyor, kocamın yarağına bir kısrak gbi oturuyor kalkıyor, kıvırıyor içinde ve çığlıklar atıyordu, “İşte sikiş budur, sikilmek budur! Ne güzel sikiyorsun koca sikli erkeğim, halen içimdesin, sikin dolduruyor amımın heryerini, hissediyorum tamamen içimde taş gibi! Ben böyle hiç sikilmemiştim, sikine sağlık, beline kuvvet, erkeğim benim, sik beni, sik te Burak görsün, kadın nasıl sikilir öğrensin, görsün nasıl zevk aldığımı!” diyerek. Kendinden geçmişti, her halinden belliydi. Ama ben de Serpilin dediklerinden iyice tahrik olmuştum, biryandan amımı okşuyordum, bir yandanda göğüslerimi sıkıyordum. Burak kızgın bir şekilde kalktı ve “Hadi bebeğim al ağzına kaldır, nasıl sikiş yapılırmış biz de onlara gösterelim!” diyerek sikini ağzıma soktu. Ben Burağın sikini emerken, kocamın, “Geliyorummm!” sesiyle kendime geldim ve Burağın sikini emmeyi bırakıp, kocama, “Aşkım sakın Serpilin içine boşalma, ağzıma boşal, ağzıma istiyorum döllerini!” diye bağırdım! Burak da bana kızmış gibi bakarak, “Ben senin ağzına boşaltırım!” dedi. Burağa, “Az bekle, ben seniboşaltacağım aşkım!” dedim ve kocamın sikine yaklaştırdım ağzımı. Kocam Serpilin amından çıkıyordu ki, Serpil orospusu, “Çıkarma, içime boşalt, söndür yangınımı!” diye bağırdı. Bu iş artık iyice çığrından çıkmıştı. Fakat kocam beni herşeye rağmen seviyormuş ki, Serpili üstünden kaldırıp kenara itti, sikini benim ağzıma soktu ve komple gırtlağıma kadar dayadı. Ve sıcak sıcak döllerini de fışkırtarak gırtlağımdan aşağı indiriverdi… Serpil baygın bir şekilde kenarda hareketsiz duruyordu. Ben de Burağın sikini elimle 31 çeker gibi sıvazlıyor, onu beni tost yapması için hazırlıyordum. Kocam nasılsa hazır olurdu. Burağın sikini nihayet kaldırdım ve “Hadi bakalım erkeklerim, tost sırası bende, beni de tost yapın!” dedim. Burak, “Tamam, ben de dört gözle bunu bekliyorum!” dedi. Serpil de kocamınkini ağzına almış, bana hazırlıyordu. Serpil nefes alabildiği bir anda, kocama, “Beni daha götümden sikeceksin, unutma!” dedi. Ve sikler hazırdı, dimdik, ayakta, füze gibi beni bekliyorlardı tost için. Burak, “O güzel götüne ben girmek istiyorum!” dedi. Ben de, “Hay hay, nasıl istersen Burakçığım!” dedim. Kocam uzandı yere, ben o çok sevdiğim kocamın sikine kavuşmanın hazzıyla bir çırpıda alıverdim amıma. Yine girerken kanırttıra kanırttıra girmişti amıma. Kocamın ağzına da göğüslerimi verdim. Burak ta arkama yanaşıp, yavaşca götüme giriverdi. Bir Ohhh çektim ki, düşman çatlatırcasına… Ve başladılar amıma götüme pompalamaya. Onlar pompaladıkça ben zevke geliyor, 1 bağıracağıma 5 bağırıyordum, sırf Serpile inat olsun diye. Ben bağırdıkça, Serpil de kıskanç bir şekilde kendi amını parmaklıyordu. Erkeklerim ise deliklerimde ritmi gayet güzel tuturmuşlardı ki, birden Burağın bağrışıyla birlikte götümde bir sıcaklık hissettim. Burak benim güzel götüme, ateş gibi yanan götüme daha fazla dayanamamış ve boşalmıştı. “Sakın çıkartma Burakcığım, devam et sik beni, götümü sikmek istiyordun ya işte, götüm senin, sik götümü parçala, hadi koçum!” dedim, onu gaza getirdim ve biraz daha pompalamaya devam etti. Sonra içimde küçülmeye başlayınca çıkardı. Kocam ise alttan amıma daha seri pompalamaya başladı. Sanki, aşkım ben burdayım, merak etme, der gibi şiddetle pompalıyor, amımı yırtarcasına sikiyor ve beni orgazm ediyordu. Sonunda kocam da bir volkan gibi boşalmaya başladı. Bu ne şiddetli bir püskürtme idi, dölleri taa rahmimin duvarlarında hissediyordum, öyle tazyikli idi. Kocam sikini amımdan çıkardığında, siki halen kazık gibi duruyordu. Sikini sıvazlayarak, Serpile, “Hadi Serpil domal, götüne sokacam!” dediğinde, ben bile şaşırmıştım kocamdaki bu isterikliğe. Serpil orospusu tabii dünden razı, “Hadi koca sikli erkeğim, sik beni, yırt götümü, kanasa da, bağırsam da, bayılsam da, aldırma, köküne kadar sok, götümü sik parçala!” diyerek hemen domaldı. Burağa baktım, bir kenara geçmiş bizi seyrediyordu. Ben de önce kocamın sikini yalayarak ıslattım, sonra da Serpilin götünün yanaklarını ayırdım ve deliğine bolca tükürdüm, götüne rahat girsin diye. Kocam yerini aldı ve Serpilin götüne sikini dayadı ve yavaşca sokmaya başladı. Serpil bağırıyordu, ama, “Durma devam et, hepsini sok, köküne kadar götümün içinde hissetmek istiyorum erkeğim!” diye bağırıyordu. Ve kocam şiddetli bir şekilde kökledi. Ben de onların arkasına geçip, kocamın taşaklarını yalıyordum. Yalarken ben de domalmıştım ve kocamın amıma akıttığı döller bacağıma süzülürken, baktım Burak yumuldu amıma yalamaya başladı… Fakat Serpile hayret ediyordum, inadına da olsa, hakikaten götüne kocamın o kocaman yarrağını köküne kadar almıştı. Üstelik götü harbiden yırtılmış parçalanmıştı, buna rağmen karı halen, “Sik götümü!” diye kocama bağırıyordu. Artık kocam da pompalamaya başlamış ve Serpili bağırta bağırta götünü sikiyordu. Burakla oturduk, 15-20 dakika onları seyrettik. Sonunda Serpil kocama yalvarmaya başladı, “Hadi boşal artık erkeğim, doldur götümü döllerinle, hepsini içime akıtmanı istiyorum!” diye. Kocam da gelmek üzereydi ve bağıra bağıra Serpilin götüne boşaldı. Serpil halıya yapıştı, kocam da onun üzerine yığıldı, öylece kaldılar. Kocamla gurur duyuyordum, demek ki benim erkeğim tam erkek ve çok iyi bir sikici, ikimizi de bitirmişti… Hepimiz biraz uzandık ve dinlendik. Sonra sırayla duş almaya gidecektik. Kalktığımızda etrafa bir baktık ki, heryer döl içinde kalmıştı. Serpil, “Bizim yukarda yatak odasında duş var, biz yukarı çıkarız, siz buraya girin!” dedi. “Peki!” dedik, gidip duşumuzu aldık. Geldik salona. Az sonra onlar da indiler. Serpil yanıma geldi oturdu, “Kız kocan harika bir sikici, beni dağıttı valla. Ben bugün kocana kendimi siktirecem demiştim değil mi, siktirdim işte gördün. Ama sen de az orospu değilsin, sen de sikilmeye doymuyorsun!” dedi. Burak ta kocama, “Tebrik ederim üstat, fena siktin benim karıyı, amını götünü dağıttın orospunun, ama müstahak o, Erdekten beri okadar çok istiyordu ki senin tarafından sikilmeyi ve emeline ulaştı!” dedi. Sonra bana dönüp, “Sen de harikasın bebeğim, sen sikilmeye doyulmayacak kadınsın! Kocan çok şanslı, iyi erkek seçmişsin, zaten sana da onun gibi erkek yakışırdı!” dedi. Eve gitmek için kalktığımızda nerdeyse sabah olmak üzereydi, şafak söküyordu. Kapıda öpüşüp vedalaşırken, Serpil kulağıma eğilerk, “Ben yine yemek isterim o kocaman siki Dilekciğim, haberin olsun, kıskanmak, darılmak yok!” dedi. Ben de, “Ne zaman istersen yiyebilirsin canım!” dedim ve çıktık. Gerçektende harika bir gece olmuştu, ama hiç aklıma gelmezdi böyle sikişeceğimiz!
slm
Tanismak isterim
Merhaba
EŞİMİN AZGIN ÜVEY ANNESİNi SİKTİM
Çalıştığım otelin sahibi Varol beyin sex‘i kızı Asya ile iki yıllık bir evliliğim var. Lise yıllarından beri, çalıştığım için burada patronum ile aramızda, bir baba oğul ilişkisi vardı. Oda benim gibi çocuk yaşta babasını kaybetmiş yalnız başına, çalışarak bu günlere gelmişti. Beklide beni bu kadar sevmesinin sebebi buydu, kızı ile evlendirmeye karar verdiğinde şaşırmıştım. Asya ile sadece iki ay görüşmüş arkasından hemen evlenmiştik. Varol bey bu konularda çok titiz bir insandı, Asya ile evliliğimiz on numara gidiyordu. Aslında Bir nevi görücü usulü evlenmiştik ama birbirimizi çok seviyorduk.
O yıl kayın validem vefat etmişti, Varol bey yıkılmıştı toparlanması çok uzun sürmedi. Yedi sekiz ay kadar sonra, bize gelmişti ben yalnız yapamam dedi. Memleketinden dul bir kadınla evlenmeyi, düşündüğünü söyledi. Asya ılımlı yaklaşmıştı bende var mı böyle biri dedim, haber verdim bakacaklar dedi. iki ay kadar sonra beni aradı memlekete gideceğiz hazırlan dedi. O akşam eve geldim, Asya ile çocuğumuz olmuyordu, gitmediğimiz doktor kalmamıştı neredeyse, aldığımız cevaplar hep aynıydı sorun yok olur diyorlardı. Asya çocuk çok istediğinden her gece üstüme çıkıyor beni bıktırıyordu.
Bu yolculuk bana iyi gelecekti Asya gitmeden üzerime atladı, hadi sen şimdi üç dört gün gelmesin demişti. Biraz ara verelim dedim, Asya ağlamaya başladı sen artık beni sevmiyorsun diyordu. Karımı seviyordum ama bıkmak istemiyordum, hazırlanıp evden çıktım. Kayın babamın yanına gittim, vakit kaybetmeden yola çıktık Asya hep aklımdaydı onu üzerek evden ayrılmıştım. Kendime bu konuda çok kızıyordum, nerdeyse bütün gece araba kulanmış köye varmıştım. Kayın babam eski evlerini açtı biraz uyuyup kendime gelmiştim, öğlenden sonra köy meydanına inmiştik. Asya ile telefonda konuşup gönlünü almıştım.
İçim rahattı kayın babam eski arkadaşları görmüş sohbet etmeye başladı, köyün muhtarı gelmişti. Kayın babam tamamı o iş dedi muhtar hadi gidelim demişti, üçümüz beraber başka bir köye gittik eski harabe bir ev vardı. İşte burada yaşıyor dedi, kayın babam bu evi yaptıralım muhtar dedi. Bende sevaba girersin dedim baba, içeri girdik içerde babamın yaşına uygun bir kadıncağız vardı. Ben evleneceği kişi bu kadın sandım, muhtar kadına nasılsın dedi, ve Figen nerede dedi. kadının kızı olduğunu anladım. Yarım saat sonra Figen dedikleri kız geldi, 20 25 yaşlarında uzun boylu bakımsız bir kızdı, biraz kendisine baksa elline su dökecek manken yoktu.
Kız içeri girdi hoş geldiniz dedi, ve mutfağa gidip bize çay getirmişti. Kayın babam bana nasıl dedi ben ise teyzeye bakarak tam sana göre bir kadın baba dedim. Lan onun kocası var öteki nasıl dedi, kız mı dedim şaşkınlıkla evet dedi. Küçük baba dedim Asya nasıl bir tepki verir dedim. Lan oğlum karım olacak ama sadece kağıt üzerinde bana baksın ilgilensin bana yeter, bu yaştan sonra yatağıma alacak halim yok ya dedi. Sen bilirsin baba dedim kızın babasını beklemeye başladık, çobanlık yapıyormuş hayvanlarla beraber geldi. Muhtar konuşmaya başladı adamla, bu iş tamam hayırlısıyla seninde rızan var mı dedi.
Adam biz çok fakiriz düğün yapamayız falan diye ajitasyon yapıyordu. Muhtar başlık parasını vereceğiz düğünü de biz yapacağız hatta senin bu evini de yeniden yapacağız demişti. Adamın gözleri büyüdü bir anda, ben dışarı çıkmıştım kızı ahır kapısında gördüm. Hemen yanına gittim bak seni isteyen benim kayın babam, eğer gönlün yoksa ben bu işi bozarım dedim. Figen resmen kükreyerek manyak mısın sen sakın öyle bir şey yapma ben buradan kurtulacağım için göbek atıyorum sen ne diyorsun dedi. Tamam hemen içeri girdim, pazarlık başlamıştı, kayın babam cebinden bir tomar para çıkarıp kızın babasına verdi.
Adam saydı hayrını gör dedi, sanki sığır almıştık. Asya ile konuştum başta sakın o kızı buraya getirme dedi babasının söylediklerini anlattım biraz yumuşadı. Düğün yapılmış nikah kıyılmıştı, babam evin yapılması için muhtara para bıraktı. Yola çıkmıştık evimize geldik, Asya kızı görünce biraz sinirlendi. Benden küçük bu dedi yapacak bir şey yoktu, babası bu kızı giydir bakımını yaptır dedi. Asya babasının dediğini yapmıştı, o akşam Figen i tanıyamadım inanılmaz bir değişimdi. Makyajı elbisesi sikimi kaldırmıştı, ama baba dediğim adamın karısıydı. O akşam eve gittik Asya biraz kıskanmıştı orospu çok güzel diyordu, bense senden güzel değil diyordum.
Asya iki ay içinde hamile kalmıştı, istediğimize ulaşmıştık riskli bir dönemdi. Seks yol yorulma yok sürekli yatacaktı, Figen sürekli bizde Asya ya yardım ediyordu, çoğu geceler bizde kalıyor Asya ile çok ilgileniyordu. Beş ay olmuştu hamilelikte seks yoktu Figen ise kısa elbiseler mini etekler giyiyor beni kudurtuyordu. Kendimi dizginleyemiyordum bir akşam eve geç saat de geldim. Figen bana yemek hazırlamaya başladı, bir iki kadeh alkol alıp mutfağa geçtim Figen arkası bana dönük yemek hazırlıyordu. Yuvarlak kalçalarından gözümü alamıyordum, masaya yemek bıraktı yanıma otursana dedim.
Oturdu yalnız yiyemem ben demiştim tamam sorun yok dedi, yemek yerken bile gözlerimi bacaklarından memelerinden ayıramıyordum. Yemeği bıraktım Asya uyuyor mu dedim evet dedi yanına iyice sokuldum, Figen senden çok hoşlanıyorum dayanamıyorum artık dedim. Belli oluyor o gözlerinle yiyorsun beni dedi, ama olmaz ben senin kaynanan sayılırım deyip güldü. Dudaklarına bir öpücük kondurdum, razımı sın dedim ya birisi görür anlarsa dedi kimse anlamaz dedim. Figen de istiyordu razıyım dedi, öpüşmeye başladık memelerini okşuyordum. Bana sarılmış benimde isteklerim var dayanamıyorum artık dedi, elimi elbisesinden içeri soktum.
Amı ıslanmaya başlamıştı sikimi çıkarıp eline verdim, ağzına al yala dedim amatörce sakso çekiyordu. Dişleri hep değiyor canımı yakıyordu, ayağa kaldırıp elbisesini çıkardım bembeyaz vücudu yuvarlak götü ile harika bir kızdı. Bakire misin dedim hayır dedi yemek masasına yatırdım amını yalıyordum, zevkten kendinden geçmeye başladı. Amına sokmuş içine giriyordum Figen nin sesi yükseliyordu, ağzını kapattım Asya uyanacak sessiz ol dedim. Dayanamıyorum kökle artık dedi dibine kadar inmiştim, Figen kıvranıyor eliyle ağzını tutuyordu.
Pompalamaya başlamıştım hemen aşağıya indirip masaya domalttım, amını bütün gücümle sikiyordum dar ve ıslaktı harika bir duyguydu. Kucağıma alıp ayaklarını yerden kestim kucağımda zıplatarak sikmeye devam ediyordum. Pozisyon değiştiriyor amını sikiyor götünü parmaklıyordum. Diri ve dik memelerinin arasına sokup ileri geri boşalmıştım, rahatlamıştık ikimizde. Ama artık birbirimizin olmuştuk Figen bende ben ise Figen den haz geçemezdik. Asya doğum yapmıştı Figen sürekli bizde kalmaya başladı. Her gece Figen ile sevişiyoruz ona porno filmler izletiyorum. Seks konusunda her şeyi biliyor artık…
Merhabalr çanakkale lapseki çifler ve dular gizlilik şarttır

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Yirmibir (8)
*** Önceki Bölüm ***
“Ben artık gideyim.” dedim Handan’a ve yataktan çıkıp kıyafetlerimi elime aldım. Giyecekken, Handan elimden tuttu ve
“Gitme, bende kal bugün.” dedi.
“İyi tamam, kalayım.” dedim. Handan çocuk gibi sevinmişti. Yataktan çıktı ve gardrobundan bir gecelik çıkartıp giydi üzerine. Sonra televizyonun yanına gidip, DVD’ye bir film koydu ve yatağa geldi. Sarmaş dolaş filmi izlemeye başladık. Film bittiğinde saat gece yarısını geçmişti. Televizyonu kapatıp uyuduk. Sabah uyandığımda yatakta yalnızdım. Kalktım. Üzerimi giyip aşağıya indiğimde, mutfaktan mis gibi kokular geliyordu. Handan kahvaltıyı hazırlıyordu, beni görünce gülümsedi ve yanıma gelip dudaklarımdan öptü.
Gayet güzel bir kahvaltı hazırlamıştı. Beraber oturup yedikten sonra, ben gitmek istediğimi söyledim. Handan,
“İki dakika bekle, şöförüm götürsün seni!” dedi ve şöförünü aradı. Sonra da benim telefon numaramı isteyip, kaydetti. Ardından bana bir zarf verip, yanağımdan makas aldı. Beraberce bahçeye çıktığımızda, Handan şöförüne,
“Beyefendiyi evine bırakalım!” dedi.
Handan’la vedalaşıp arabaya bindim ve adresi tarif ettim. Evimin önüne kadar götürdü şöför beni… Saat 08:00 falandı, çok erkendi daha. Bizimkiler uyuyordur diye sessizce girdim içeriye ve odamda zarfı açtım. İçinden 500 TL para çıktı. Çekmecemde kendime ayırdığım paraların arasına koydum.
Fakat epey bir para birikmişti, bunu evde tutmam doğru olmazdı, Pazartesi günü ilk iş bankaya yatıracaktım parayı. Jale aradı bu arada. Selamlaştıktan sonra,
“Demin Handan aradı beni, dün gece onda kalmışsın… Nasıl geçti?” diye sordu.
“Harikaydı, Handan çok güzel ve iyi bir kadın!"
"İyi iyi, ne kadar attı?” diye sordu.
“Beşyüz lira koymuş."
"Fena değilmiş! Var mı benden bir istediğin?"
"Haftasonu boşum, bir planım yok, istersen birilerini ayarla?"
"Peki öyleyse, ben sana haber veririm, görüşürüz!” dedi ve telefonu kapattı. Daha sonra bizimkilerle kahvaltıya oturdum, fakat sadece bir bardak çay içtim, Handan’la yaptığım kahvaltı yetmişti bana. Babam da gün geçtikçe daha da iyiye gidiyordu, ilaçlarını aksatmadan alıyorduk, hatta özel hastaneye muayeneye götürüyorduk.
Ben çayımı içerken Jale tekrar aradı, masadan kalktım ve odama geçip telefonu açtım. Jale,
“Tamamdır ayarladım birilerini, akşam bana gel!” dedi. Ben de kim olduğunu bile sormadan,
“Tamam, akşam sendeyim!” diyerek telefonumu kapattım. Biraz ailemle beraber vakit geçirdim. Akşam üzeri çıktım evden, bir taksi durdurdum, taksiyle gittim Jale’nin evine. Ben daha zile bile basmadan Jale açtı kapıyı ve
“Hoş geldin.” dedi. İçeriye girdim, Jale bana sarıldı ve sımsıkı öptü.
Salona geçtik, Jale birer kadeh viski doldurup yanıma geldi. Ben viskimi içerken Jale de bana kime gideceğimi anlatıyordu. Bir saat sonra gidecektim. Kadın gençmiş, ben yaşlardaymış ve ilk defa kocasından başka bir erkekle beraber olacakmış. Kocasının da yanımızda olacağını duyunca, elimde olmadan heyecanlandım ve
“Gerçekten mi?” dedim. Jale elimi tutarak,
“Heyecanlanmana gerek yok, onlar da senin kadar heyecanlı… Sen ne kadar profesyonel ve soğukkanlı olduğunu göster!” dedi. Gideceğim saat yaklaşınca, Jale bir taksi istedi, taksiyle gittim. Gideceğimiz yer çok uzak değildi, on dakika sonra varmıştık. Bir siteydi burası. Sitenin girişinden geçtikten sonra evi bulmamız çok sürmedi.
Ben taksiden indiğimde, kapıda bekleyen evin şoförü taksinin ücretini ödeyip taksiyi gönderdi. Daha sonra evin şoförüyle beraber içeriye geçtik. Salonda, gayet güzel bir bayanla, şık bir adam koltukta oturmuşlar, beni bekliyorlardı.
Beni görünce ayağa kalktılar. Tokalaştıktan sonra oturduk ve birer kadeh viski içmeye başladık. Evin şoförü de mutfağa geçmişti. Viskilerimizi içerken sohbet ediyorduk. Adamın ismi Cemil idi. 25 yaşında, benim boylarımda, esmer bir adamdı. Karısı Kübra ise, 23 yaşında, gayet zarif bir hanımefendiydi.
Zayıf ve ince vücuduna göre büyük ve dik göğüsleri, dolgun kalçaları vardı. Bembeyaz tenli ve sapsarı saçlarıyla adeta Rus kadınlarını andırıyordu. Oldukça zarif ve çekingen bir şekilde konuşuyordu Kübra benimle. Cemil en sonunda esas muhabbete geldi ve
“İkimizin de hayaliydi bu, yani grup seks yapmak!” dedi ve yutkundu.
“Elimden geleni yaparım, merak etmeyin.” dedim sanki çok profesyonelmişim gibi…
“Bize sürekli bağlı kalacak, hep yanımızda olacak birini istemiyoruz. Yani bu olay yaşanacak ve bitecek, biz öyle birini istiyorduk. Jale ile iki yıldır tanışıyoruz. Konuşurken laf açıldı ve ona danıştık. O da seni bize önerdi, çok efendi ve temiz biri olduğunu söyledi!"
"Evet, burada yaşananlar burada kalır. Sonra siz istemediğiniz sürece ben sizi arayıp sormam!"
"Sevindim!” dedi Cemil… Viskilerimizi bitirdikten sonra kalktık ve üst kata çıktık. Yatak odasına girip kapıyı kapadığımızda, Cemil hemen soyunmaya başladı. Ben de üzerimi çıkarttım. İkimiz de sadece boxerlerimizle kaldık. Cemil kenardaki koltuğa oturarak,
“Lütfen, sen başla. Ben size sonradan katılacağım!” dedi ve bir sigara yakıp, bizi izlemeye başladı.
Kübra’nın incecik belinden tutarak kendime çektim ve dudaklarına yapıştım, Kübra da aynı anda beni öpmeye başladı. İkimiz de heyecanlıydık, fakat ben heyecanımı belli etmemeye çalışıyordum.
Öpüşürken ellerimi, yumuşacık sapsarı saçlarına atarak okşamaya başladım. Öpüşmemiz bittiğinde, Kübra hafiften aşağıya doğru kayarak vücudumu öpe öpe sikime doğru iniyordu. Sikim kazık gibi olmuştu ve boxerimin içinden çıkmayı bekliyordu. Kübra en sonunda sikimle aynı hizaya gelmişti. İki eliyle boxerimi hızlıca indirdi. Sikim boxerimin içinden öyle bir fırlamıştı ki, suratına çarptı Kübra’nın.
Kübra minicik ellerine aldı sikimi, minyon tipli bir kızdı. Sikimi okşuyordu, damarları iyice belli olmaya başladı sikimin, ben de onun okşamasını izliyordum. Göz ucuyla Cemil’e baktığımda, boxerini çıkartmış, sikini okşuyordu.
Onun da siki en az benimki kadar uzun ve kalındı. Kübra’yı bugün parçalayacaktık. Kübra en sonunda sikimi yalamaya başladı, tamamen ağzına almak yerine gövdesinin bir bölümünü yalıyordu sadece. Bir eliyle de sikimi sıvazlamaya devam ediyordu. Ben de saçlarını okşamaya başladım.
Kübra sikimin gövdesinden hafifçe ortasına doğru kaydı ve en sonunda sikimi tamamen ağzına aldı. Güzel sakso çekiyordu, sikimi vakumluyordu adeta ve bu da bana acayip zevk veriyordu. Sabaha kadar onun güzel saksosuyla vakit geçirebilirdim.
Yaklaşık on dakika kadar sikimi yaladıktan sonra bıraktı, zevk sıvılarım hafiften akmaya başlamıştı. Kübra ayağa kalktı ve arkasını bana doğru dönerek,
“Fermuarımı açar mısın?” dedi. Bembeyaz teninde ateş kırmızısı minili bir tek parça elbise vardı Kübra’nın. Hafifçe, boynundan başlayan ve kalçasına kadar inen fermuarını indirdim ve elbisenin kollarını çıkarttığımda üstünden kaydı elbise. Sırtı bana dönüktü ve külotun alt tarafından çıkan kalçalarını görüyordum.
Eğildim ve kalçalarını iki elimle tutarak sıktım ve bu arada külotunun üzerinden kalçalarını öpmeye başladım. Kübra’nın bacakları titriyordu resmen, zevkten boşalacak gibiydi. Önünü döndüğünde külotunun üstünde hafif bir ıslaklıkla karşılaştım. Islanmıştı, ne kadar zevk aldığı belliydi.
“Külotumu çıkartır mısın?” dedi. İki elimle külotunu çıkarttım ve kenara attım. Bembeyaz amı karşımdaydı, hiç tüy yoktu amında, kaymak gibi temizlenmişti. Kübra’yı yatağa yatırdım ve bacaklarını açarak amını yalamaya başladım. Kocası da daha fazla dayanamamış ve yanımıza gelmişti. Yatağa dizlerinin üstünde çıktı ve sikini Kübra’nın ağzına verdi, ben de ıslanmış amını yalıyordum.
İncecikti amı, çok sikilmemiş olduğu belliydi. Parmağımı amından içeriye soktum ve klitorisini emerken git gel yapmaya başladım. Bu Kübra’yı iyice azdırmıştı ve çok geçmeden orgazm oldu.
Suları fışkırıyordu amından, birazı suratıma, birazı da yatağa gelmişti. Kübra, Cemil’in siki ağzından çıktığı anda zevk çığlıkları atmaya başladı. Biraz önceki çekingen ve zarif Kübra gitmiş, yerine tam bir orospu gelmişti. Bana, “Hadi artık gir içime, dayanamıyorum!” demeye başladı.
Cemil’le göz göze geldik ve (Hadi!) dercesine kafasını salladı. Ayağa kalktım ve dizlerimi yatağın kenarına koyduktan sonra sikimi elime aldım ve biraz okşayıp manzarayı seyrettim, daha sonra sikimi amının girişine getirdim ve bastırdım.
İçine girmiştim, ama amı daracıktı, istemsizce hırıldadım ve Kübra da bu arada çığlık atmıştı. Kübra’nın amını sikerken, bir yandan da ellerim büyük göğüslerini yoğuruyordu. Kübra’nın çığlıkları kesilmemişti, Cemil de ara sıra ağzına veriyor, fakat ara sırada ağzından çekerek onun çığlıklarını duymak istiyordu. Cemil bana,
“Yer değişelim!” dedi. İçinden çıktım ve Cemil benim yerime geçti, ben de ağzına verdim Kübra’nın.
Kübra gözleri kapalı hafiften inleyerek benim sikimi yalıyor, bir yandan da aldığı keyfe bakıyordu. Cemil bir süre bu şekilde karısını siktikten sonra bıraktı. Ben pozisyon değiştirmek için Kübra’yı kaldırdım ve domalttım yatakta. Dizlerinin üzerindeydi ve bir eliyle yataktan destek alırken, Cemil’in sikini yalıyordu. Tekrardan amına girdim ve pompalamaya başladım. İnanılmaz bir zevkti, Kübra’nın bembeyaz kalçaları benim kasıklarımın çarpmasından hafiften pembeleşmişti. Ben de iyice kızartmak için yoğuruyordum kalçalarını. Cemil bana
“İkili yapalım!” dedi. Ben de (Olur!) anlamında kafamı salladım ve içinden çıktım.
Cemil tam yanına yattı Kübra’nın, sonra da kucağına alıp amına girdi, kalçalarını iki elle açarak göt deliğini gösterdi bana Kübra’nın. Ben de ıslanmış sikimi göt deliğine sokmaya çalıştım. Fakat kocasının kalın siki vajinasına girmişken, daracık arka deliğine girmekte çok zorlanıyordum. Kübra ise çığlık çığlığa bağırıyordu.
Hafiften terlemeye başlamıştım, alnımdaki terleri elimle sildikten sonra var gücümle tekrar bastırdım götüne. En sonunda sikimin kafası girmişti, fakat Kübra’dan ağlarcasına bir ses çıktı. Eğildim ve boynuna bir öpücük kondurdum. Sonrasında devam ettim boynunu öpmeye. Bu arada içine gir çık yaparak alıştırıyordum götünü. Köküne kadar girememiştim, ama girecektim.
Kübra’nın götünü sikerken, bir ara kapıdaki buzlu camdan bir karaltı fark ettim. Cemil’e fısıltıyla durumu söyledim. Cemil yattığı yerden gülerek,
“Git, aç kapıyı birden!” dedi. Kübra’nın götünden çıktım ve kapıya yürüdüm. Birden kapıyı açınca, evin şoförüyle karşılaştım. Neye uğradığını şaşırmış, pantolonun önünden çıkardığı siki elinde, öylece kalakalmıştı şaşkın röntgenci…
Cemil bey hala yatakta sırtüstü yatmış, karısı üstünde yaylanıp duruyor, zevkine bakıyordu. Karısı da öyle… Cemil gülümseyerek karısına baktı. Sanırım gözleriyle anlaştılar, adamına emir verdi,
“Soyun ve yanımıza gel…!"
Şoför hiç itiraz etmeden soyunmaya başladı ve boxeriyle kaldı. Vücudu gayet düzgündü, hatta hafiften kaslı sayılabilirdi. "Külodunu da indir!” dedi Cemil, şöför onu da çıkarttı. Siki bizimkilerin yanında hafiften küçük kalmıştı, fakat kalınlığı iyiydi.
“Karımın ağzına ver, Mehmet sen de eski yerini al!” dedi. Ben hemen arkaya geçtim ve Kübra’nın hafiften kapanmış göt deliğine tekrardan girdim.
Bu sefer daha rahat girmiştim. Şöför de pis pis sırıtarak yatağın üzerine çıktı ve yarrağını Kübra’nın ağzına verdi. O çıtı pıtı, narin genç kadını üç erkek birden sikmeye başladık.
Tam porno filmlerde izlediğim bir sahneyi yaşıyorduk. Daha bir kaç ay önce, hiç bir kadınla beraber olmamış, yirmibir yaşında bir acemi iken, bu gece grup seks yapıyordum. Harika bir duyguydu bu…
On dakika sonra evin hanımefendisi tarafından siki yalanıp emilen şoför dayanamadı artık, böğüre böğüre Kübra’nın ağzına boşaldı.
Yarı sert sikinin son damlalarını da hanımına yalattırdıktan sonra yataktan indi. Ben de boşalacaktım, Kübra’nın götünden çıkarak kalçalarının üzerine boşaldım. Ben dinlenmek için koltuğa oturduğumda, şoför çoktan giyinmeye başlamıştı. Sonra bir şey demeden çekip gitti. Cemil de birkaç dakika sonra Kübra’yı üzerinden kaldırdı ve yere dizlerinin üstüne çöktürdükten sonra yarrağını Kübra’nın ellerine bıraktı. Kübra 31 çektirerek Cemil’i suratına boşalttı.
Cemil’in boşalması bittiğinde Kübra kalktı. Kalçalarında benim, ağzında şöförün ve suratında da kocasının dölleri vardı.
Yatak odasındaki ebeveyn banyosuna yıkanmaya gitti… *** Devam *** Alıntıdır
Yirmibir (7)
*** Önceki Bölüm ***
O hafta sonu benim için harika geçmişti. Pazar akşamı toparlandık ve Özlem ile yola koyulduk. Jale’nin evine geldik ve sohbet etmeye başladık. Konuşulacak konu kalmadığında,
“Ben kalkayım artık.” dedim. Özlem elimden tuttu ve
“Ben bırakırım seni!” dedi. Bindik arabasına. Evimi tarif ettim. Yolda giderken sohbet ettik. Mahallenin başına geldiğimizde,
“Ben burada ineyim.” dediğimde, arabayı kenara çekti ve durdurdu. Çantasını aldı arkadan ve bir zarf çıkartıp,
“Teşekkür ederim, harikaydın!” dedi ve zarfı uzattı. Teşekkür ederek aldım zarfı ve indim arabadan. Eve gelince annemle uzun uzun sohbet ettik. Anneme olmayan Vakıfın olmayan etkinliklerine dair bazı şeyler uydurup anlattım. Sonra yorgun olduğumu söyleyerek odama geçtim. Cebimdeki zarfı çıkarttım ve paraları saymaya başladım. Tam ikibin lira vardı, inanamadım önce. Gerçekten bu zengin kesim için bu para elinin kiriydi, fakat bizim için gayet büyük bir paraydı.
Paranın bin lirasını aldım ve geri kalanını cebime koyduktan sonra salona geçtim. Anneme verdim parayı, ilaç paralarına rahat rahat yetiyor, hatta bizim gündelik ihtiyaçlarımızı bile karşılıyordu. Mart ayının başına kadar sürekli, rahatsız olduğumu söyleyerek veya başka bir bahaneyle Jale’nin tekliflerini reddettim. Çünkü bir şey yapmak istemiyordum, sınavlarım da vardı ve sadece onlara yöneliyordum. Benim için önemliydi Üniversite, o yüzden sınav döneminde başka bir şeyle uğraşmıyordum… Sınavlarımı başarılı bir şekilde vermiştim ve Mart’ın ilk haftası Jale beni aradı,
“Bu sefer müsaitsin, değil mi?” dedi.
“Evet evet, sınav dönemim bitti.” dedim. Jale de,
“Süper, o zaman birisini ayarlıyorum, karı kaç gündür başımın etini yiyor!” dedi ve kapattı telefonu. Beş dakika sonra beni tekrar aradı, Cuma gününe ayarladığını söyledi ve adresi verdi. Cuma günü okuldan çıkınca eve geldim ve önce duş aldıktan sonra üzerimi değiştirdim ve Vakıfta işimin olduğunu söyleyerek evden çıktım. Otobüse binerek verilen adrese gittim.
Zengin bir muhitti. Kapıyı çaldım ve çok geçmeden hizmetçi kapıyı açtı. Kendimi tanıttığımda, hizmetçi gülümseyerek,
“Buyrun, Handan hanım da sizi bekliyordu!” dedi ve ben de içeriye geçtim.
Salonda güzel bir kadın beni bekliyordu, tokalaştık ve tanıştık. Handan hanım iki kadeh viskiyle yanıma geldi ve birini bana verdikten sonra yanıma oturarak kendini anlatmaya başladı.
Kırk yaşındaymış fakat hiç göstermiyordu, kızıl saçlı ve buğday tenliydi, 1.70 boyunda vardı ve göğüsleri, kalçaları harikaydı. Viskilerimiz bittiğinde saat yediye geliyordu, Handan elimden tuttu ve beraberce kalkıp üst kata çıktık. Bir odaya girdik, kapıyı kilitledi ve
“Kimse rahatsız etmesin diye kilitledim!” dedi, gülümseyerek yanıma geldi.
Dudaklarımdan hafifçe öptü, ben de ona karşılık verirken elimi kalçasına atarak sıktım. Gerçekten sımsıkı kalçaları vardı. Kim bilir kaç kişiyle sikişmişti hayatında, öpüşmeyi de çok iyi biliyordu, dudaklarını ve dilini çok iyi kullanıyordu.
Öpüşmemizin hızı iyice artmaya başlamıştı, benim de sikim yavaştan çadırı kurmuştu. Handan üzerindeki elbisenin askılarını indirince, elbise birden üzerinden kayıverdi ve karşımda dantelli siyah bir külotla kaldı. Göğüslerinde sarkma bile yoktu, belki estetik ameliyat geçirmişti, ama yine de vücuduna harika bakmıştı.
Yuvarlak ve iri göğüslerini biraz izledikten sonra elime alarak okşadım. Handan da beni acele ettirmiyor, istediğim gibi davranmama izin veriyordu. Hafiften eğildim ve ucu şişmiş göğsünü yalamaya başladım. Handan’dan o anda,
“Ohhhh!” diye bir inleme sesi çıktı. Hafif hareketlerle göğüslerini yalamaya devam ederken, bir yandan da bacaklarını okşuyordum. Handan eliyle birden başımı kaldırdı ve gülümseyerek bana baktı. Gözlerimiz ayrılmıyordu bir türlü birbirimizden.
“Ben nazik değil, sert bir erkek istiyorum!” dedi. Ben de birden kucakladım onu ve yatağa attıktan sonra,
“İstediğin neyse o olur!” dedim. Üzerimi çıkarttım.
Handan da yatakta sırt üstü uzanmış beni seyrediyordu. Pantolonumu da indirince boxerimle kaldım. Boxerimi saniyeler içinde çıkartıp, odanın bir köşesine fırlattım ve yanına giderek dudaklarından sertçe öpmeye başladım.
Handan da saçlarımı okşuyor, tırnaklarımı sırtıma geçiriyor ve sıkıyordu. Canım yansa bile hoşuma gitmiyor değildi. Öpüşmeyi zorla bıraktık. Handan beni yatağa sırtüstü yatırdı ve sikimi iki elinin arasına alarak bakmaya başladı. Sanki uzun süredir sik görmüyormuş gibi, aç bir şekilde bakıyordu. Biraz tükürükleyip okşadıktan sonra yalamaya başladı.
Saksosu muhteşemdi, gerçekten olgun kadınlar sekste bir adım öndeydi. O kadar profesyonelce yalıyordu ki, zevkin doruklarına çıkmıştım. Handan’ın kızıl saçlarından tutarak sikime doğru bastırdım, boğazına kadar giriyordu sikim.
“Al orospu, sert mi istiyorsun? Al sana sert!” diyerek iyice bastırıyor ve tam nefessiz kaldığında bırakıyordum. Sikim tükürükleriyle ve zevk sıvılarımla aşırı derecede ıslanmıştı. Handan sikimi yalamaya devam ederken, bir eliyle külotunu çıkarttı ve fırlattıktan sonra elini bacak arasına attı. Büyük ihtimal bir an önce boşalmak, rahatlamak istiyordu.
Çok fazla beklemeden sikimi ağzından çektim ve yatağa sırt üstü uzandırıp bacaklarını araladım. Geniş bir amı vardı, fakat tüysüzdü. Yumuldum ve mis gibi kokusunu içime çeke çeke ıslanmış amını yalamaya başladım. Handan da çığlıklar atıyordu.
Beş dakikayı bulmamıştı ki, Handan sarsılarak orgazm oldu. Şimdi rahatlamıştı, fakat içindeki seks ateşi geçmemişti. Biraz dinlendikten sonra bacaklarının arasına girdim. Sikimi amına soktuğum anda gözleri kapandı, bir çığlık attı ve ben içinde git gel yaparken bağırmayla karışık inlemeye başladı.
Sertten hoşlanıyordu, fakat onu bayıltmamak için çok da agresifleşmek istemiyordum yatakta. Dozunda gidiyorum. Handan’ın gözünden yaş gelmeye başladı, bir eliyle gözündeki yaşı sildi ve
“Harikasın aşkım, sikicim, devam et!” dedi.
İyice kayganlaşmıştı amı ve rahat rahat giriyordum artık. Bir süre sonra zevk vermemeye başladı geniş amını sikmek. O da biraz daha zorlanmak istiyordu, ki yüzündeki ifade değişmişti. Pek inlememeye başlayınca içinden çıktım ve kaldırıp domalttım. Parmağımı ıslatıp göt deliğinden içeriye soktuğumda, Handan hafifçe irkildi. Parmağımla götünde git gel yapmaya başladım, bu arada diğer elimle klitorisini okşayarak onu zevke getirmeye çalışıyordum.
Çok geçmeden parmağımı çıkardım ve sikimi göt deliğine dayadım. Çok açılmamıştı göt deliği, ama Handan zaten sert istiyordu ve ben de iyice sertleşecektim.
Sikimi bastırdım ve birden göt deliğine soktum. Handan acı bir çığlık attı, ama ben onu umursamadan sikmeye devam ediyordum. Daracık göt deliği iyice zevk vermeye başladı bana. Aynı anda da amını okşuyordum. Handan daha ben sikmeye başlayalı bir kaç dakika olmuştu ki ikinci orgazmını yaşadı ve deliler gibi boşaldı. Çığlıkları ve inlemeleri birbirine karışmıştı. Göt deliği de iyice açılmış ve ben de artık rahatça girebiliyordum.
Kalçalarını tokatlamaya başladım, iyice kızarmıştı kalçaları. Yorulmuştum, belim ağrıyordu ve götünden çıktım. Biraz açık göt deliğini izledim, neredeyse su şişesinin ağzından daha büyük bir delik olmuştu. Sikim kızarmış, hatta başı morarmıştı, dimdik duruyordu, patlamaya hazırdı. Ben yatağa uzandım ve Handan arkası bana dönük olarak kucağıma oturdu. Sadece sırtını ve kalçasının bir bölümünü görebiliyordum. Göt deliği yerine amına soktu yarrağımı ve hoplamaya başladı. Ben de sırtını okşuyordum ve aldığım zevke bakıyordum.
Uzunca bir süre daha siktim ve Handan üçüncü kez orgazm olurken, ben de fazla dayanamayarak amına boşaldım. Handan bir süre sonra üzerimden kalktı ve banyoya gitti. Ben soluk soluğa yatakta yatıyordum.
Handan’dan daha gençleriyle sevişmiştim, ama yaşına rağmen bu kadar dayanan çok az kadın vardı, beni uçurmuştu resmen. Birkaç dakika sonra geldi, amındaki döllerimi temizlemişti, yanıma yattı ve konuşmadan dinlendik.
Handan daha sonra kalktı ve kapıyı açıp, hizmetçiye iki viski getirmesi için seslendi. Birkaç dakika sonra kapı çalındı ve hizmetçi elinde tepsiyle içeriye girdi. Viskileri verirken gözü benim daha inmemiş ama yumuşamış sikime kayıyordu.
Viskimi içerken duvar saatine gözüm ilişti, saat dokuza gelmişti. Neredeyse iki saate yakın sevişmiş ve sikişmiştik Handan’la… *** Devam *** Alıntıdır
İtiraflarım! (4) (Rabia 45 Y., İstanbul)
Dayandığım masadan destek alarak yavaşça doğruldum. Ayaklandığım vakit götümde şiddetli bir sızı hissettim. Sanki götüme biber sürülmüş gibi yanıyordu. Ben ahlayıp ıhlarken Tahir yarağını sıvazlamakla meşguldü, bir yandan da pis pis gülüyordu. "Hadi içeri gidelim!" diyerek bileğimi tuttuğunda, "Yeter artık Tahir, bitmedi mi, git artık, halim kalmadı, kimseye söylemem bunları, aramızda kalır, söz veriyorum ama ne olur git artık!" dedim titreyen dudaklarımla.
Ancak Tahir benden farklı düşünüyordu. "Neyi yeter lan, neyi yeter, onu karımı benden uzaklaştırırken düşünecektin, senin yüzünden gitti karım, bunun bedeli olacak elbette!" dedi öfkeyle, dişlerini sıkıyordu bunları söylerken. "Ben yapmadım, inan ben bir şey yapmadım, hiçbir şey demedim karına, niye inanmıyorsun, benimle ilgisi yok!" derken sözümü kesip, "İlgisi var ya da yok, bu saatten sonra fark etmez, bundan sonra benim kölemsin artık. Ben ne dersem yapacaksın ne zaman istersem sikecem seni!" dedi ve bir şey dememe fırsat vermeden zorla yatak odasına götürdü.
Saat ilerlemişti ama oğlumla kızımın ve diğerlerinin gelmesine daha çok vardı. Derneğin pikniği oturduğumuz semte çok uzak bir yerdeydi. Tahir de bunu biliyordu. Dün akşam yemekte oğlum Burak Tahir'e isterse pikniğe gelebileceğini söylemişti çünkü. Ama Tahir evde kalıp çalışması gerektiğini, bitirmesi gereken bir proje olduğunu söylemişti. Benim pikniğe gitmediğimi nereden biliyordu Tahir? Muhtemelen sabah kapının arkasında durup delikten bakmış, benim evde kaldığımı görmüştü. Benimle ilgili planlarını çoktan kafasında hazırlamış, uygulamak için fırsat kollamıştı. Ve bugün o fırsat altın tepside kendisine sunulmuştu.
3 defa sikmişti beni, 3 defa boşalmıştı ve bu durum dördüncüsünü geciktiriyordu. Gerdek gecesinde Emine'yi neredeyse sabahın ilk ışıklarına kadar defalarca sikmişti, yatağımda durup dinlemiştim hepsini. Diğer gecelerde de uzun saatler boyu gücünü kaybetmeden sikmişti zavallı kızcağızı. Emine'den sonra sıra bana gelmişti, Tahir'in yeni hedefi bendim, daha doğrusu avı olmuştum.
Yatak odasına geçtiğimizde Tahir yüzüme bakıp, "Çok terlemişsin!" dedi, elini alnıma değdirdiğinde geri çekildim. Salonda amımı yalarken ve sikerken zevk almıştım ama şimdi böyle dokunmasından iğreniyordum. "Üstündekileri çıkart istersen!" dediğinde ne diyeceğimi bilemedim. Bu işin bir an önce bitmesini ve çekip gitmesini istiyordum ama üstümdekiler de beni alev alev yakmaya başlamıştı. Çok güzel, güneşli bir ilkbahar günüydü ama yine de kombiyi yakmıştım banyo yaptıktan sonra üşümemek için. Bu da evin sıcaklığını daha da artırmıştı.
Tahir onca zamandır çırılçıplak bir halde olmasına rağmen üşümemişti hiç, hatta en az benim kadar terlemişti. Geniş göğsündeki siyah uzun kılları ile siyah saçlarının dipleri terden ıslanmıştı. Kasıklarındaki kısa siyah kıllar da aynı şekildeydi. İster istemez içinde olduğum durumda bile onu gözlemek zorunda kalıyordum.
Cevap vermeyip üstümdekileri tek tek çıkarttım. Ancak çoraplarımla ayakkabılarımı çıkartmamı istemedi Tahir. "Bunlarla çok seksi oluyorsun!" dedi pis pis sırıtarak. Beyaz vücudumda kemerin izleri halen duruyordu ama sanki azalmış gibiydi. Uzun ve bol, kapalı kıyafetler giydiğim için bunları kızım göremezdi. Oğlumun görmesi zaten mümkün değildi, onun yanında değil açık giyinmek bir gün bile başımı açmamıştım.
Yatağa sırtüstü uzandım. Ayağımda ayakkabılar varken garip bir haldeydim. Dizlerimden büktüğüm bacaklarımı iki yana açtım. Tahir bacaklarımın arasına yerleşip üzerime uzandı. Yarağını amıma sokacağını beklerken o birden boynumu, yanaklarımı öpmeye başladı. Yarağını ise amımın üzerine koyup o şekilde git gel yapmaya başlamıştı. Sanki üzerimdeki Tahir değil de kocamdı. Yanaklarımı, boynumun etlerini öpüp duruyor, uzun saçlarımın arasından kulak memelerimi emiyordu.
Tepkisiz, hareketsiz bir şekilde duruyordum, ama Tahir'in amımın üzerindeki yarağının gitgelleri garip bir şekilde zevk veriyordu. Büyük elleriyle de memelerimi hoyratça sıkıp yoğuruyordu. Yanaklarımı, çenemi öperken gözlerimi kapattım. Gözlerine bakmak, onları görmek istemiyordum çünkü. Dudakları memelerime kaydığında hafif bir ürperti hissettim önce ama sonra keyif duymaya başladım. Etli, büyük meme uçlarımı deli gibi emiyor, ısırıp yalıyordu. Sanki kocam mezarından çıkıp gelmiş de memelerimi eski zamanlardaki gibi emiyor, yalıyordu. İri yarağının amımın üzerindeki hareketleri aldığım zevki çoğaltıyordu.
Benim sessiz halime inat Tahir coşkulu bir nehir gibi kükreyip sesler çıkartıyordu. Delirmiş gibi meme uçlarımı ısırıyordu ha bire, kemikten eti koparmaya çalışan aç bir köpek gibiydi. Ancak bu hali daha fazla sürmedi. Doğruldu ve kalın bir sopa gibi duran yarağına tükürdükten sonra sıvazladı, ardından da amıma yavaşça soktu. Amım sulanmış, kayganlaşmıştı salondaki yalamaları sayesinde. O yüzden yarağı kolayca dibine kadar girdi.
Ellerini önce dizlerime koydu ama sonra ayak bileklerimden tutup kaldırdı. Bir süre sonraysa ayaklarımı omuzlarına attı. Ayakkabılarımın sivri topukları Tahir'in başının yanından havaya dikilmiş iki küçük kuleyi andırıyordu şimdi. Ellerim serbestti, iki yana açıp yatağın çarşafını kavradım. Ses çıkartmamaya gayret ediyordum. Yarağının içimde gidiş gelişlerini hissediyordum iliklerime kadar. Zevk alıyordum ama belli etmek istemiyordum. Tahir ise omzuna attığı bacaklarımı okşuyor, güçlü şekilde amıma pompalamaya devam ediyordu.
Memelerim sağa sola ileri geri oynayıp dururken Tahir'le zaman zaman göz göze geliyordum. Başımı yana çevirsem de sonra kendiliğinden yine ona dönüyordu. Sabit gözlerle bakıyordu bana. Altımızdaki kocamın zamanından kalma yatak zangırdıyordu yine. Güçlü yarak darbeleri sadece vücudumu değil yatağı da titretiyordu.
Saniyeler birbirini kovaladığı halde Tahir'de en ufak bir boşalma belirtisi yoktu. Yatakta çok güçlü bir erkekti. Şişmiş ve sertleşmiş taşakları kasıklarıma çarpıp ses patlamaları yaratıyordu yine. Birbirini takip eden ahenkli 'Şlap şlap şlap!' seslerine karşın dudaklarımı sıkıyordum zevk iniltilerimin çıkmaması için. Omuzlarındaki bacaklarım ileri geri oynuyor, Tahir'in omuzlarına çarpıp duruyordu. Elleri bacaklarımın üzerinde yukarı aşağı gidip geliyor, zaman zaman kalçalarımı sıkıyordu. Ten rengi parlak çoraplarım dizlerimin altına geliyordu ve loş odada bacaklarımın parlamasına sebep oluyordu.
Derken amımdan çıktı, yorulduğunu sandım ama öyle değildi. "Rabia abla bacaklarını açsana şöyle!" dedi. Bunu sanki karısı Emine'ye söyler gibi söylemişti. Tuhaf bir durumdu, ne yapacağımı bilemedim önce ama sonra dediğini yaptım. Bacaklarımı iki yana dizlerimden bükerek açtım ve geriye attım. Topuklarım yine tavana bakıyordu ama bu kez Tahir'in omuzlarında değildi. Amım bu pozisyonda havaya kalkmış gibiydi.
Destek olması için belimin altına bir yastık koydu. Şınav çeker gibi bir duruma geldi. Ellerini başımın yanından yatağa koydu. Sopa gibi sallanan yarağını tutmasına gerek kalmadan ayrık duran amıma soktu. Bu pozisyonda yarağını daha yoğun bir şekilde hissettim. Üzerindeki damarların bile ayrımına varmıştım sanki. Yarağı taşaklarına kadar amımdaydı. İster istemez inler gibi bir ses dudaklarımdan çıktı ama Tahir bunun farkına varmadı. Sıcak nefesi yüzümü yakıyordu, gözleri hemen üstümdeydi.
Belini ve götünü kaldırıp indirerek sikmeye başladı. Amımın en derin noktalarına ulaşıyordu yarağının kafası. Etten duvarlarında damarlarını, kıvrımlarını hissediyordum. Nazik ve yavaş ilk birkaç seferin ardından tüm gücüyle yüklenmeye başladı. Belini hızla kaldırıp indirdikçe yarağı da aynı şekilde amıma girip çıkıyordu. Bir makinenin pistonu gibiydi yarağı. Havadaki bacaklarım sallanıp duruyor, Tahir'in göğsünün altında kalıp yassılaşan memelerim löpür löpür oynuyordu hiç durmadan. Ayak bileklerimden tuttum ve bacaklarımın sallanmasını önlemeye çalıştım.
Belimi koyduğum noktada yatak çökmüş gibiydi. Sanki Tahir'in her bir köklemesiyle yatağın içine gömülüyor gibiydim. Tahir amıma vurdukça vuruyor, bu da yaraksız geçen onca yılın sonunda kadınlık duygularımı tavan yaptırıyordu. Müthiş zevk alıyordum ama inlememek için de kendimi zor tutuyordum yine. Dudaklarımı deli gibi emiyor, ısırıyordum. Oysa Tahir benim gibi değildi. Aldığı zevki inleyerek, ohlayarak dışarı vuruyordu. Ancak bu pozisyon öncekiler gibi değildi, bir zaman sonra yorulduğunu hissettim. Hareketleri yavaşladı önce, sonra da kendini üzerime bıraktı. Yarağı halen amımdaydı, bacaklarım da havaya dikiliydi yine.
Bir süre o şekilde kaldı. Yüzünü uzun saçlarımın arasına gömmüştü. Nefes alıp verdikçe göğsüme baskı yapıyordu. Ayak bileklerindeki ellerimi çektim. Bacaklarımı kaldırdım havaya ve ayırdım. Büyük bir V şekline gelmişti bacaklarım. Tahir yüzü saçlarımda olduğu halde başını kaldırmadan alttan çalışmaya başladı bu sırada. Yarağı yeniden amıma girip çıkıyordu ve ben yine yoğun bir zevk duyuyordum.
Ellerimle çarşafı çekiştirirken Tahir başını kaldırdı ve birden dudaklarımı öptü. Bundan hoşlanmadım. Evet, beni sikerken zevk alıyordum ama öpmesinden hoşlanmamıştım. Kocam olmayan bir adamın altındaydım, yeterince günah işliyordum, bir de öpüşerek bunu çoğaltmak niyetinde değildim. Dudaklarımı sıkı sıkı kapattım, Tahir birkaç denemede daha bulundu ama sonra benden iş çıkmayacağını anlayınca vazgeçti. Onun yerine üzerimde biraz geriye kayar gibi yapıp memelerimi emmeye başladı.
Dişleriyle meme uçlarımı vahşi bir köpek gibi ısırıyordu. Zevkin yanında acı duyuyordum. Birkaç kez meme uçlarımın kopacağını sandığımda, "Ahhhh, ısırmaaa, ısırmaaa!" diye bağırdım. Feryadımdan sonra yalamaya ve bebek gibi emmeye başladı. Böylesi daha iyiydi. Elleri kalçalarıma kaymış, onları okşayıp sıkmakla meşguldü. Yarağını sokup çıkartmaya devam ediyordu yine. Belimin altındaki silikon yastık götümü havaya kaldırdığından Tahir için ideal pozisyondaydım. Uzun beyaz bacaklarım sallanıp duruyordu Tahir abandıkça. Bazen hızını alamayıp var gücüyle köklüyor, bazense ufak ufak oynatıyordu yarağını amımın içinde. İki yandaki ellerimle çarşafı ve yatağın üzerine serdiğim koruyucu kılıfı çekiştiriyordum sürekli.
Tahir bir süre daha devam etti ama sonra durdu. Boşaldı mı acaba diye sordum kendi kendime. Bu zevk dolu anların erkenden bitmesini istemiyordum ama bunu ona söyleyecek değildim elbette. Onun yerine Tahir gibi sessiz kaldım. Birkaç saniyelik hareketsizliğin ardından ne olduğunu anlayamadan kendimi havada buldum. Tahir sırtüstü uzanmıştı yatağa, bense üstündeydim. Beni belimden kavradığı gibi havaya kaldırıp çevirmiş, kendisi alta yatmış beni de üstüne çıkartmıştı. Bir güreşçi gibi beni çevirirken yarağı amımda kalmıştı. Havadaki bacaklarım bu kez yatağın üstündeydi. Ata biner gibi Tahir'in üstüne oturmuştum.
Küçükken babam köyde ata bindirirdi beni. Şimdi yine bir atın üzerindeydim. Ama bu gerçek bir at olmasa da at gibi güçlü bir erkekti ve demir gibi yarağı amımdaydı. Kocamla pek yapmadığımız bir pozisyondu bu. O yüzden nasıl olacağını pek bilmiyordum, acemiydim. Tahir bacaklarını iki yana açıp dizlerinden büktükten sonra ellerini sırtıma atıp beni kendine doğru eğdi. Hemen ardından da alttan amıma pompalamaya başladı. İlk anda şaşkınlığımdan olsa gerek, "Ayyy!" diye bir ses çıktı dudaklarımdan. Tahir kendine doğru iyice eğmişti beni, memelerim göğsüne geliyordu. Alttan amıma vurdukça sallanıp duruyorlardı.
Sikmeye devam ederken dolgun göt yanaklarımı sıkıca tutmuş hamur gibi sıkıp yoğururken yine şiddetli tokatlar atmaya başlamıştı. Amıma girip çıkan yarak ne kadar zevk veriyorsa bu tokatlar da aynı ölçüde canımı yakıyordu. Götümde patlayan tokatlardan hariç bu pozisyonda çıkan ses de daha çoktu. Yoğun ve tok sanki tokmakla davula vuruluyormuş gibi çıkan 'Şlap şlap şlap!' sesleri yatak odamın duvarlarını çınlatıyordu. Davul amımla götüm, tokmak ise Tahir'in yarağıydı. Tahir büyük bir güçle sikiyordu, gözleri sürekli gözlerimde ve üzerimdeydi.
Sonrasında, "Az kalk geriye doğru!" dedi ve beni omuzlarımdan tutarak hafifçe kaldırdı. Tam dik konumda değildim ama ister istemez dengemi sağlayabilmek için ellerimi Tahir'in omuzlarına attım. Düşmemek için atın eyerini tutuyordum sanki. Tahir alttan vurdukça yukarı doğru zıplıyordum. Memelerim de yukarı aşağı daire çizerek oynuyordu. Amım yağlanmış gibiydi, Tahir kolayca sokup çıkarıyordu yarağını. Sikişmemizin sesleri yatağın gıcırtılarını bastırıyordu. Buna Tahir'in iniltileri de karışıyordu ama ben aynı sessizliğimi koruyordum, gerçi bu sessizlik benim için çok zordu. Onun gibi zevkten kudurmuşçasına inlemek istiyordum çünkü.
Bu yoğun ve şiddetli sikişme de fazla uzun sürmedi. Daha doğrusu Tahir'in alttan vuruşları bitmiş ama yarağını amımda tutmaya devam ediyordu. Ellerini memelerime attı ve onları hoyratça sıkıp yoğurdu epey bir zaman. O hareketsiz süre boyunca ellerimi omuzlarından çektim. Benden kendisine katılmamı bekliyor gibiydi ama öyle bir niyetim yoktu.
"Tamam, kalk bakalım üstümden, yan tarafıma geç uzan!" dediğinde yavaşça kalktım. Yarağı demir gibi bir haldeydi, sanki daha da kalınlaşmıştı üstelik. Üzeri epey ıslanmıştı. Kasıklarım da bu ıslaklıktan nasibini almıştı. Sesimi çıkartmadan yanına uzandım sırtüstü, ama sol yanım üzerine uzanmamı söyleyince öyle yaptım. Benden sonra o da sol yanı üzerine uzandı, tam arkamda kalmıştı. Kalkık yarağını bir süre göt yarığıma sürttü. Hoşuma gitti bu hareketi ama sonucunun ne olacağını anlamıştım. Beni yine götümden sikecekti.
Onun bir şey demesini beklemeden sağ bacağımı kaldırdım, sağ elimle de dizimin arkasından tutup alttan destek oldum. Tahir bu hareketimi kaçırmadı, "Vay abla, sen de istiyorsun demek ki!" dedi pis pis sırıtarak. Cevap vermedim sözlerine. Gerçi evet, ben de istiyordum ama götümden değil amımdan sikmesi tercihimdi.
Biraz sonra yarağını yeniden götümde hissettim. İlk iki seferin ardından üçüncüsünde zorlanmadım. Tahir belini ve götünü adeta yılan gibi oynatarak yarağını götüme köklüyordu. Uzun yarağın içimde gidiş gelişlerini hissediyordum en hassas noktalarına kadar. Sağ eliyle bacağımı tutunca ben de elimi yatağa atıp destek almaya başladım. Var gücüyle pompalıyordu götüme. Onca zaman Emine'yi siken adam şimdi beni sikiyordu. En mahrem hayallerimin erkeği beni sikerken şimdi sessizce önüme, etrafıma bakıyordum. Yarağın götümde gidiş gelişleri artık canımı eskisi kadar acıtmaz olmuştu.
Sol elini altımdan sokup beni kendine çekti. Bu şekilde daha yakın bir temas sağlamıştı. Sıcak ve sert nefeslerini ensemde hissediyordum. Bir domuz gibi sesler çıkartıyor, bir şeylerin intikamını almaya çalışıyormuş gibi davranıyordu. Altımızdaki yatağın gıcırdamaları gittikçe artıyordu Tahir'in hızlanmalarıyla beraber. Kasıklarımda şiddetli ses patlamaları oluşuyor, odadan bütün eve yayılıyordu. Taşaklarının çarpmalarını hissediyordum. Tahir bu sırada, "Oğhhh, oğhhh!" diye diye götüme pompalıyordu.
Bir dakika kadar sonra götümde bir boşalma hissettim. Tahir götüme döllerini fışkırtmıştı. Bu dördüncü oluyordu. Yarağını çıkarınca yine osuruk sesi götümden geldi ama önceki kadar değildi. Ayağa kalkıp hızlı hareketlerle giyinirken ben yüzüstü uzandım, başımı ellerimin arasına aldım. Ağlamak istedim ama yapamadım. Yaşadığım şey tecavüzdü. Amımdan ve götümden tecavüze uğramıştım. 45 yaşında 4 çocuk 2 torun sahibi bir kadındım ve ırzıma geçilmişti. Kocasız ve yaraksız 5 yılın sonunda yeniden böyle duyguları tatmak hoşuma gitmişti ama bu şekilde olması kötüydü.
Tahir alacağını almıştı. Giyindiğini duyuyor ama bakmıyordum hiç. Sonunda odadan çıktığını, daire kapısının açılıp kapanmasını duydum. Birkaç dakika daha öylece kaldıktan sonra kalktım yavaşça. Beynim durmuştu sanki. Odaya baktım, yatağa baktım. Her şey dağılmış, her şey birbirine girmişti. Çocuklarımın gelmesine daha vardı ama erken davranmam gerekliydi. Banyoya geçtim, soyunup suyun altına girdim. Tüm günahlarımdan arınmak istiyormuşçasına sıcak suyun altında uzun zaman kaldım, birkaç defa sabunlanıp yıkandım. Vücudumdaki morlukların ve dayak izlerinin görünmemesine dikkat etmeliydim. Neyse ki yüzümde bir iz kalmamıştı. Kulağımın kenarında hafif bir morluk vardı ama onu da türbanımla kapatıyordum zaten.
Kurulandıktan sonra üstümü giyindim. En kapalı ve bol eteğimle gömleğimi giydim. Başımı büyük desenli bir türbanla sıkıca bağladım. Yeni ve temiz kıyafetlerdi, az önceki günahtan arta kalanlar değildi. Tahir'in yırtıp parçaladığı giysilerimi ve çamaşırlarımı siyah bir torbaya doldurdum, ağzını sıkıca bağladım. Yatak odasını ve salonu topladım, banyoyu temizledim. Bütün yatak yüzlerini ve çarşafını, düğününde giydiğim kıyafetlerimi makineye atıp yıkadım. Pencereleri açıp evi havalandırdım.
Akşamüstü siyah poşeti ilerdeki çöp konteynerine atıp eve döndüm. Derin derin birkaç nefes alıp verdim. Tahir resimlerimi çekip tehdit etmişti beni, ama o kadar ileri gidebileceğini düşünmüyordum. Akşam oğlum ve kızım eve geldiğinde onları bağrıma basıp öptüm, kokladım. Neyse ki hiçbir şey anlamadılar o gün yaşananlarla ilgili.
Gece olup da yatağıma uzandığımda yaşadıklarımı düşündüm. Tecavüze uğramıştım, ama Tahir beni sikerken zevk de almıştım. Acı ve zevki bir arada yaşamıştım. Ne kadar itiraf etmekte zorlansam da gerçek buydu. Kocamın kemiklerinin sızladığını düşündüm. O zaman ağlamaya başladım. Sessizce uzun uzun ağladım. Hayatıma hiçbir şey olmamış gibi kaldığı yerden devam etmek niyetindeydim, ama edebilecek miydim?
[Rabia]
İtiraflarım! (3) (Rabia 45 Y., İstanbul)
Dini bütün, geleneklerine bağlı bir kadındım. Hep yabancı erkeklerden ayrı durmuştum. Ama bunlar hayvan gibi tecavüze uğramama engel olmamıştı. Şimdi yatağımda sırt üstü uzanmış, Tahir'e bakıyordum. Bir zamanlar bu çocuk için farklı duygular beslediğim doğruydu. Tüm inançlarıma, yaşayışıma, adetlerime tersti bu. Ama yine de hiçbir zaman Tahir'e hislerimi belli etmemiştim. Kendi kendime hislerimi içimde yaşamış ve sonra da pişman olup bırakmıştım. Tahir'in benimle ilgili hislerine ben neden olmamıştım. Bu konuda bir suçum yoktu. Ama sonuç ortadaydı. Bu olayı kimseye anlatamazdım. Tahir'in bana tecavüz ettiğini söylesem kıyamet kopardı. O nedenle bu şekilde kapatıp unutmak istiyordum.
Bu düşünceler aklımdan geçerken Tahir pantolonunun cebinden cep telefonunu çıkardı. Ben ne olduğunu anlayamadan da resimlerimi çekmeye başladı. "Ne yapıyorsun, bitmedi mi işkencen, yeter artık!" dedimse de beni duymuyordu. Ellerim sikişmenin şiddetiyle çözülmüştü, ama hareket edip karşı koyacak gücüm kalmamıştı, hiçbir şey yapamıyordum. Sadece memelerimi ve amımı kapatabiliyordum o kadar.
Bu şekilde epey bir resmimi çekti. Sonra, "Bundan sonra ne zaman istersem seni sikecem, eğer olmaz dersen bu resimleri oğullarına, kayınlarına, kayınbabana veririm, internette yayınlarım!" dedi. Bu sözleri az önce sikilirken duyduğum acıdan daha büyüktü. Dünyam karardı. "Allah aşkına, alacağını aldın, daha ne istiyorsun, bırak beni!" diye yalvarıyordum. O ise karşımda pis pis sırıtıyordu. "Ne alması, daha yeni başladık!" dedi.
Ve asıl ıstırap o zaman başladı. Beni yatakta yüzüstü çevirdi. Çözülen ellerimi türbanımla yeniden bağladı. Götümün yanaklarını elleriyle iki yana iyice açtı. Göt deliğim açığa çıkmıştı, deliğime dilinin ucu ile dokunmaya başladı. Emine'den isteyip de alamadığını şimdi benden alma niyetindeydi. Karşı koyacak halim ve gücüm yoktu. Götümün deliği hafif kıllı, minik kahverengi bir çukur gibiydi. Kocamın sikmekten imtina ettiği götümün deliğinde dilini gezdiriyordu.
Sonra bir anda gözlerimden yaş gelmesine neden olacak kadar acı hissettim. Tahir yarağını götüme sokmuştu. Acı bir inleme çıktı ağzımdan. "Korkma abla, bu daha parmak, yarağı birazdan yiyeceksin!" dediğinde korkum aksine azalmayıp arttı. Bir parmağı bile beni mahvetmişti. Tahir parmağı ile götümde genişletme çalışması yapıyordu. Orta parmağını dibine kadar götüme sokuyor, götümde sağa sola çeviriyordu. Acıdan bayılacak gibiydim, artık hiçbir şey yapamıyordum.
Sonunda çektiğim acının farkına varıp, komodinin üzerinde duran akşamları ellerime sürdüğüm kremi aldığını gördüm. Tahir kremden bolca alıp parmağı ile götümün deliğine yedirmeye başladı. Parmağını krem yardımıyla daha kolay sokup çıkarıyordu. Bu kez daha az acı hissetmiştim. 5 dakika kadar bu böyle devam etti. Sonra üzerimde doğruldu ve götümün yanaklarını tekrar iyice açtı, bir eliyle götümü ayırırken diğeri ile yarağını götüme sokmaya çalışıyordu. Bense altında çırpınıyor ama bir şey yapamıyordum.
Yavaş yavaş sokmaya başlamıştı yarağını. Önce kafasının girdiğini anladım. Götüm yanıyordu acıdan. "Ağğhhh, ağğhhhh!" sesleri boğazımda düğümleniyordu. Tahir'in ise, "Amına koyduğumun kaltağı, böyle yarak yedin mi daha önce?" dediğini duydum. Doğru, yememiştim, böylesi benim için ilkti. Tahir bir müddet yarağını sokmaya çalıştı ve sonunda yarağı götümün içine girivermişti. Yarağını iyice götümün derinliklerine doğru bastırıyordu. Ben artık kendimi kaybetmiştim, acıdan ses çıkaramıyordum, sadece hırıltılar boğazımdan geliyordu. Tahir yarağını tamamen götüme sokmuştu.
45 yaşındaydım. Hayatımda gerçek anlamda ilk defa götümden sikiliyordum. Elleriyle yatağın başından destek alıp üzerimde gidip gelmeye başladı. Yarağı sanki bağırsaklarıma kadar giriyordu. Yarak götümden girmiş ve göbeğimden çıkacakmış gibiydi. Götümün içinde matkap gibi çalışıyordu. Tahir daha da zorlamaya başladı. "Hığhh, hığhh!" sesleri ardı ardına ağzından çıkıyordu. Karısının gitmesinin acısını beni hayvan gibi sikerek çıkarıyordu.
Bu şekilde herhalde 5 dakika ama hiç durmadan sikti. Sonunda yine, "Ağğğhhh, ohhhh!" sesleri eşliğinde inleyerek bu kez götüme döllerini boşalttı. Az önce amıma bir dere gibi boşalan adam yine bir dere gibi götümü dölleriyle doldurmuştu. Yarağını yavaş yavaş götümden çıkardı. Tamamen çıkarınca götümden şiddetli bir osuruk sesi çıktı. Götüme yarak girdikçe genişlemiş, genişledikçe hava da girmişti ve şimdi hava böyle dışarı çıkmıştı.
Tahir yarağını çıkardığında, "Vay amına koyayım, bu ne böyle?" dediğini duydum. Korkmuş gibi bir sesi vardı. Bense yüzüstü olduğum yerde yatıyordum. Ne olduğundan haberim yoktu. Sonunda hafifçe doğruldum ve bakınca yarağının üzerinin kanla kaplandığını gördüm. Neydi bu böyle? 45 yaşındaydım, kızlığımı kaybedeli yıllar olmuştu. Sonunda bunun götüme giren yarağın sebep verdiği kanama olduğunu anladığımda çığlık atmaya hazırlandım ki, Tahir ağzımı kapadı. Götümden kan gelmişti. Götümün kızlığı bozulmuştu.
Tahir peçete ile yarağını sildi. Sonra beni kaldırarak banyoya sürükledi ve duşun altına soktu. Ellerimi çözüp teknenin içinde domalmamı söyledi. Ben artık korku, utanç, acı, çaresizlik bu duygularla doluydum. Hiçbir şey söyleyemiyor, Tahir ne derse onu yapıyordum. Duş musluğundan tutarak domaldım, Tahir götümün deliği ortaya çıkacak şekilde göt yanaklarımı ayırdı. Duş başlığını götümün ağzına gelecek şekilde tuttu ve suyu açtı. Önce soğuk su geldi, ürperdim. Sonra peşinden sıcak su gelince biraz ferahlık hissettim.
Tahir başlıkla su tutuyor, şampuanla da götümü ve amımı yıkıyordu. Şampuan köpüklerinin arasında götümden akan kanı da görüyordum. Götümün deliğini iyice ayırarak tazyikli suyu içine püskürtüyordu. Biraz önce yediğim yarağın etkisiyle deliğim kolayca açılıyordu. Bu şekilde 2-3 dakika amımı ve götümü yıkadı. Evimin banyosunda, yabancı bir adamla çırılçıplak duşun altındaydım.
"Tamam, geçti kanaması!" dediğinde beni çıkardı duş teknesinden ve kendisi sıcak suyun altına girip yıkanmaya başladı. Aynadan kendimi görebiliyordum. Ne hale gelmiştim? Vücudumda kemerin izleri, memelerimin ucunda kızarıklıklar, kasıklarımda ve kalçalarımda sikişmenin şiddetinden oluşan kızarıklıklar, morluklar vardı.
Ama Tahir'in azgınlığı henüz geçmemişti. Saçlarım belime kadar inerdi. Düz ve açık kahverengi renkliydi. Uçlarından hafifçe beyazlamaya başlamıştı. Tahir uzun saçımı bir eline doladı ve beni yine teknenin içine çekti. Suyu kapadı. Ben yine duş musluğunu tutuyordum. Tahir arkama geçti, bacaklarımı ayırdı ve saçımı iyice çekerek yarağını bir hamlede amıma soktu. Artık haykıramıyordum bile. Bu sefer banyomda, duşun altında, domalmış bir halde Tahir tarafından sikiliyordum. Ağlıyordum ama gözlerimden yaşlar akmıyordu artık.
Memelerim domaldığım için sarkmıştı. Tahir'ın her bir yarak darbesi memelerimi salıncak gibi sallandırıyordu. Kalçalarımda ise Tahir'ın güçlü kasıklarının çıkardığı sesler banyonun içinde yankılanıyordu. Tahir saçımı koparacakmış gibi çekiyordu. Çektikçe saç diplerim yanıyor, sızlıyor, acıyordu. Başım yukarı kalkıyordu domalmış halde olsam da. Öncekinden daha sert şekilde sikiyordu. Hayvan gibi abanıyordu. Düşmemek için bir elimle musluktan tutunuyor diğer elimle de duvardan destek alıyordum.
Amımı önce dölleriyle doldurmuş ardından sıcak suyla yıkamıştı. O nedenle acı çekmiyordum biraz önceki gibi. Bu sefer ilkinden daha kısa sürede boşaldı. Artık amım Tahir'ın yarak darbeleri ile iyice genişlemişti. Yarağını amımdan çıkarınca ayakta tutan destekten yoksun kalmışım gibi dizlerimin üzerine çöktüm. Sessiz sessiz ağlıyordum. Hıçkıramıyordum. Tahir ise ben yanında değilmişim gibi suyu açıp yıkanmaya başladı. Bir süre öylece kaldıktan sonra kalktım ayağa. Üstümden akan sıcak suyun altında kaldım hareketsizce.
Tahir yıkanmasının ardından, "Haydi devam edelim!" diye pis pis sırıtarak konuşunca, "Allah aşkına, yapma, çocuklarım var benim, onların başı için bırak artık!" dedimse de fayda etmedi. Yalvarmalarım sonuç vermiyordu. Kendisi kurulandıktan sonra sanki gönlümü almaya çalışıyormuş gibi beni kuruladı. Sonra da elimden sıkıca tutarak yatak odasına götürdü.
Dolapları açtı. İçindeki elbiselerime bakmaya başladı. Eteklerimi, gömleklerimi, kazaklarımı tek tek bakıp kontrol ediyordu. Ne yaptığını anlayamadım. Başörtülerimi çıkarıp yatağın üstüne attı. "Ne yapıyorsun, ne arıyorsun?" diye sorunca, "Düğünde, benim düğünümde giydiklerini arıyorum, onları çıkart!" dedi bana bakarak. "Ne yapacaksın onları, ne işin var?" diye sorduğumdaysa, "Soru sorma da çıkart şunları hadi!" dedi öfkeyle.
Kısa bir süre o gün ne giydiğimi hatırlamaya çalıştım. Beyaz, uzun ve geniş pileli eteğimi giymiştim. Kırmızı uzun kollu parlak bir gömlek giymiş, üzerine de eteğimle aynı renk ceketimi giymiştim. Büyükçe, başımı ve omuzlarımı kapatan simli siyah bir şal takmıştım. Ayağımda ince uzun topuklu siyah bir ayakkabı ile ten rengi diz altı çorabım vardı.
Bütün bunları çıkarıp yatağın üzerine koyduğumda, "Hadi giy bunları!" dedi. Beni düğününde bu şekilde görmüştü ve bu elbiselerimi yeniden giymemi istiyordu. Çaresizce dediğini yaptım. Ayakkabıları da ayakkabılıktan bulup getirdi ve kendisi giydirdi. Şimdi karşısında düğününde nasılsam öyle duruyordum. "Seni bu elbiselerle görünce daha o gün sikmek istemiştim, kısmet bu güneymiş!" diye gülerek konuştu. Sonra beni salona götürdü.
Hafif aralık perdeleri iyice kapattı. Cep telefonunu getirip salondaki sehpanın üzerine masayı görecek şekilde koydu. Ben bu olanları sadece izliyordum. Sonra beni kolumdan tutup masanın önüne getirdi. Diz çökmemi istedi, omuzlarımdan tutup diz çöktürdü. Şimdi başımla yarağı aynı hizaya gelmişti. Bana, "Ağzını aç!" dedi, "Niye?" dedim. "Aç ulan!" deyip çenemi sıkıca tuttu. Ağzımı açtım.
Yarağını bir anda ağzıma soktu, ileri geri getirmeye başladı. Yarağı inik haldeydi, ama saniyeler ilerledikçe sertleşip büyümeye ve ağzımı doldurmaya başlamıştı. Boğulacak gibi oldum. Böğürüyordum, ama ağzımda kocaman bir yarak boğazıma kadar giriyordu. Sonra başımın yanlarından iki eliyle tutup yarağını iyice ağzımın içine sokmaya başladı. Bu sefer beni ağzımdan sikiyordu. Böyle bir şeyi daha önce hayal bile edemezdim. İğrenç bir şeydi. Ama şimdi ağzımın içinde matkap gibi çalışan bir yarak vardı. Tahir kendini kaybetmiş sesler çıkarıyordu. Onun çok zevk aldığı belliydi. Ama ben nefessiz kalmıştım. Yarağı boğazımı delip ensemden çıkacakmış gibiydi.
Sonunda ağzımdan yarağını çıkardı. Birkaç kez şiddetle öksürüp derin derin nefes alıp verdim. Ağzımdan akan tükürüğü elimle sildim. Gerçek bir şoka uğramıştım. Bu sefer beni ayağa kaldırdı ve masadan tutunup domalmamı söyledi. Çaresizce istediğini yaptım. Ellerimi açıp masanın üzerine karnımı koyarak domaldım. Arkama geçti ve eteğimi belime kadar sıyırdı. Külot giymediğimden amım ve götüm yine Tahir'in karşısındaydı.
Beni masaya iyice yasladı, götümün yanaklarını ayırdı elleriyle, ardından arkamda dizlerinin üzerine çöktü. Ne olacak diye beklerken birden amımda gezinen dilini hissettim. O an yaşadığım gerilim ve korkuya rağmen yoğun bir duygu her yanımı kapladı. Tahir uzun dilini amımda boydan boya gezdiriyordu. Kılsız amımın sütlü kahverengi etli dudaklarını emiyor, kasıklarımı dilliyor, aralarda göt deliğime de diliyle dokunuyordu. Parmaklarıyla araladığı amıma dilini sokuyordu. Kalın pembe dudakları götümün beyaz yanakları üzerinde geziniyor, onları öpüyor, yalıyordu durmadan.
Kocamın onca yıllık evliliğimizde hiç yapmadığı şeylerdi bunlar. Götümü sikmekten kaçınan bir adamdı, amımı bir kez olsun bile yalamamış, öpmemişti. Ama şimdi Tahir'in ağzıyla amım bir bütün olmuştu. Tüm vücudum titriyor, yanıyordu. Onca zaman hayallerimi, rüyalarımı süsleyen adam önce bana tecavüz etmiş, hayvan gibi ırzıma geçmiş, ama şimdi amımı ağzına almış şevkle yalıyor, emiyordu. O an ne yapacağımı bilemez hale gelmiştim. İtiraf etmekte zorlansam da bu yaptığından zevk alıyordum. Tecavüzcüm bu kez bana hayatımda tatmadığım duyguları tattırıyordu.
"Abla sende harika mal varmış, o kadar kadın siktim, hayatımda hiç görmedim böylesini!" dedi yaptığı işi yarıda bırakarak. Bu sözlerine nasıl karşılık vermem gerekiyordu? Bir karşılık vermeli miydim ayrıca? Hoşuma gitmişti sözleri, ama bunu ona söyleyemezdim. Yakışıklı, çekici bir erkekti, aramızda onca yaş farkı vardı, ama beni bu sözlerle tahrik edebiliyordu. Evet, Tahir beni tahrik etmişti, ama ben de onu tahrik etmiştim, yoksa bunları söylemezdi. Ancak yine de sessiz kaldım ve bir şey demedim. Bunun yerine alnımı masaya dayadım.
Tahir'in azgınlığının sonu yok gibiydi. Genç Emine'nin erkeği olmuştu onca zaman, ama şimdi arkamda durmuş benim amımı yalıyor, emiyordu. İştahlı emmelerinin sesleri geliyordu kulağıma. Yüzünü kasıklarıma gömmüş gibiydi, derin derin aldığı sıcak nefeslerini amımda, götümde, kasıklarımda hissediyordum. "Öfff, amın sıcacık, yanıyor resmen!" dedi bir zaman sonra. Hemen ardından da, "Yeter bu kadar!" diyerek kalktı ayağa.
Başımı yana çevirip arkaya bakmaya çalıştım, avucuna tükürüp yarağını sıvazladıktan sonra yavaşça amıma soktu. Az önce hoyratça ve gaddarca sikmişti, ama şimdi sanki sevdiği kadını sikiyormuş gibiydi. Yarağını kimi zaman sert, kimi zaman yumuşak, bazen hızlı, bazen yavaş şekilde amıma sokup çıkartıyordu. Yarağını nasıl kullanacağını iyi biliyordu Tahir.
Göt yanaklarımı sıkı sıkı tutmuştu, sanki elinden kaçacakmışım da engel olmaya çalışıyormuş gibiydi. Oysa kaçacak bir yerim yoktu. Kaderime razı olmuş gibi bir haldeydim. Tahir'i rüyalarıma, hayallerime sokmuş, günah işlemiştim. Şimdi o günahın bedelini sikilerek, tecavüze uğrayarak ödüyordum. Üstelik tam karşımdaki duvarda kocamın fotoğrafı varken...
Kocamın gençlik zamanlarında çektirdiği vesikalık fotoğrafını o öldükten sonra büyüttürüp duvara asmıştım. Siyah gür bıyıklı hali ile sert bakışları ona ürkütücü bir hal vermişti, ama ben onun bu halini seviyordum. Gözlerim fotoğraftaki gözleri ile kesişiyordu istemesem de. Başımı ne yana çevirsem kocam oradan beni seyrediyordu...
Tahir bir makine gibi hareket ediyordu. Yarağını amımın en derinlerine sokup çıkartıyor, içinde sağa sola oynatıyordu. Parmağının göt deliğimde gezindiğini hissettim bu sırada, amımı sikerken bir yandan da götümü yokluyordu. Birkaç defa yarağını çıkardı amımdan, etten kalın bir sopaya dönmüş yarağıyla göt yanaklarıma tokatlar attı, göt yarığımda gezdirdi boydan boya. Hemen ardından yeniden sokup git gel yapmaya başladı.
Sikişmenin sırrını çözmüştü Tahir, kadınını nasıl mutlu edeceğini biliyordu. Hiç konuşmuyor, ses bile çıkartmıyordum, ama Tahir kendi kendine anlayamadığım bir şeyler söyleyip fısıldıyordu. Soluk soluğa kalmış gibiydi, nefes alışverişlerini duyuyordum, ama buna rağmen yorulmak nedir bilmez bir halde amıma yarağını var gücüyle köklüyordu. Aralarda göt yanaklarıma tokatlar atmaya başladı. Götümde şiddetli ses patlamaları yaratan tokatları canımı yakıyordu, ama yine de ses çıkartmamaya gayret ediyordum.
Zaman ilerledikçe sanki amım sulanmış gibi Tahir'in amımdaki gidiş gelişleri kolaylaşmıştı. Hızını bir azaltıp bir çoğaltarak sikmeye devam ederken tokat seslerine amımın ve yarağının sesleri karışmaya başlamıştı. 'Şlap şlap şlap!' sesleri tokatların seslerini bastırıyordu. Sesler sanki Tahir'i daha da azdırıyor gibiydi, köklemeleri daha da hızlanıp sertleşmeye başladığında dayandığım eski büyük masa da gıcırdamaya başlamıştı. Giyinik haldeydim, ter içinde kalmıştım.
Derken Tahir yarağını amımdan çıkarttı ve vakit kaybetmeden götüme soktu. Yarağının kafasından köküne kadar girişini hissettim içimde. Ama bu sefer daha az acı duydum. İlk seferden açılan götüm bu kez daha rahat içine almıştı yarağını. Tahir bir ileri bir geri yarağını götümün derinliklerine sokup çıkartıyordu. Belimden sıkıca kavramıştı koca elleriyle. Yarağı köküne kadar girip çıkıyordu götüme, şişen ve sertleşen taşaklarının kasıklarıma çarpmasını duyuyordum çıkan seslerle. Sanki amımı sikiyormuşçasına 'Şlap şlap şlap!' sesleri gelmeye başlamıştı yine.
Ancak saniyeler geçtikçe götümden tüm vücuduma acı yayılmaya başladı. Götüm amım gibi sulanıp ıslanmıyordu, Tahir'in koca yarağı kuru göt deliğimin içinde gidip geldikçe zımpara gibi yakmaya başlamıştı. O ana dek ses etmeden durabilmiştim, ama şimdi acılı iniltiler çıkartmaya başlamıştım. "Ağhhh, ıyyyy, uhhhh, ımmm!" sesleri istemsizce ağzımdan çıkıyordu. Duyduğum acıyla beraber vücut ısım da yükselip terden sırılsıklam bir hale gelmiştim. Alnımdaki ter damlacıkları sikişmenin şiddetinden masanın üzerine yağmur damlaları gibi düşüyordu.
Ama benim çektiğim acı Tahir'in umurunda değildi. Az önce amımdan sikerken bana zevk vermişti, ama şimdi sadece acı veriyordu. O sadece tavuğunu siken bir horoz gibi işini görüyordu. Aldığı zevk ona yetmiyormuş gibi birkaç kez götüme tüm gücüyle abandı, o anlarda götüm yırtılacak gibi oldu, sanki taşaklarını bile sokmaya çalışıyor gibiydi. Şiddetli bir, "Ağğhhhh!" sesi büyük salonun duvarlarında yankılanırken, Tahir'in, "Ohhhh!" sesi benimkini bastırmıştı.
"Yavaaşşş, çıkartt, Allah aşkına çıkarttt, yapmaaa!" dedim birkaç kez yüksek sesle. Ikınmalarımın, inlemelerimin arasında zorlukla söylediğim bu sözler Tahir'i yola getirmiş olacak ki götümden çıktı. Yarağının çıkışıyla birlikte götümün içinde serin bir havanın dolaştığını hissettim. Göremiyordum ama minik göt deliğimin kocaman bir hale geldiğine emindim

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
İtiraflarım! (2) (Rabia 45 Y., İstanbul)
Birkaç gün sonra akşamüstü Emine'nin evinde oturuyordum. Beraber çay içip sohbet ediyorduk. Kapı çalındı. Gelen Tahir'di. "Nasılsın Rabia Abla? İyi misin?" dedi. Ben de, "Sağ ol evladım, iyiyim, sen nasılsın?" dedim. "Çok heyecanlıyım, baba olacağım!" diye karşılık verdi. "Allah tamamına erdirsin!" dedim nazikçe. Çocuğu olacağı için çok sevinçliydi.
"Ben artık kalkayım!" dediğimde ikisi birden "Olmaz abla, otur beraber yemek yiyelim!" dediler. "Çocuklar bekler beni!" dediğimdeyse, Tahir, "Hepsi eşek kadar, biraz da kendine bak, onlar bakarlar başının çaresine, hem isteyen olursa buyursunlar, soframızda herkese yer var!" dedi. Bir şey diyemedim bu durumda. Emine ve Tahir masayı hazırlarken ben de yardım ettim. Ardından beraber masaya oturduk.
Bir ara Emine'ye tuzluğu uzatmasını söyledim ama kızcağız beni duymadı. Tahir hemen tuzluğu uzatıp, "Al abla!" dedi, uzatırken elim onun eline değdi, bir saniye kadar kaldı öyle, gözlerime bakıp gülümsedi. Benimse içim bir hoş olmuştu. Onu düşünerek kendimi tatmin ettiğim genç adam bana dokunmuştu. Hafifçe kızardığımı fark ettim, çok utanmıştım. Yemekten sonra Emine çay yaptı, çayımızı içtik. Çaydan sonra, "Ben artık kalkayım!" dediğimde, "Nasıl istersen!" diyerek beni kırmadılar...
Başka bir akşam kapım çalındı. Açtım, karşımda Tahir'i gördüm. Telaşla, "Abla Emine biraz rahatsızlandı, bir bakabilir misin?" dedi. "Tabii evladım!" deyip evlerine geçtim. Emine yatakta yatıyordu, biraz ateşi vardı, biraz da öksürüyordu. Hamile olduğu için ilaç vermek istemedim. Tahir'e dönüp evde ıhlamur olup olmadığını sordum. "Bilmiyorum abla, sen bak istersen!" dedi.
Mutfağa geçtim, eğilmiş dolapları karıştırırken Tahir de geldi. "Abla şurada bir şeyler olacaktı!" deyip çekmeceleri açtı. O sırada tam yanımdaydı, sıcak nefesini hissedebiliyordum. Elini bir anda elime attı. Ben hemen çektim. Çok utandı, bir şey demeden çıktı. Ben de çok utanmıştım. Yoksa bu çocuk da benden mi hoşlanıyordu? Aman Yarabbim, böyle bir şey nasıl olabilirdi? Benim onun hakkında düşündüklerim hep hayal olarak kalacak şeylerken, o benimle ilgili hisler besliyor ve bunu gerçeğe dönüştürüyordu bana dokunarak.
Ihlamuru kaynattım, Tahir'in yüzüne bile bakmadan Emine'ye içirmesini söyleyip evime geçtim. "Bu nasıl olabilir?" diye kendi kendime soruyordum. Emine gebeydi ve Tahir onunla sikişmiyordu. Yani aslında Emine sikişmek istiyor, ama Tahir istemiyordu. Galiba amsızlık Tahir'in başına vurmuştu. Beni görünce, "Abla, abla!" diyen adamın bana bir kadın olarak baktığını görüyordum. Tuzluğu uzatırken elimi tutması, bakışları, mutfaktaki dokunuşu... Demek ki bunların hepsi bu nedenleymiş diye düşündüm. Bu şekilde içim içimi yiyordu... Ama sonra belki de ben biraz büyütüyorum diye düşündüm, günahını almayayım çocuğun dedim...
Bir zaman sonra kaynanam ve eltilerimle beraber Emine'ye oturmaya gittik. Kızcağız üzgün görünüyordu. Neyin var desek de, "Yok bir şeyim!" deyip kestirip atıyordu. Yalnız gözünün kenarında hafif bir morluk olduğu belliydi. Türbanı ile kapatmak istese de tam kapatamıyordu. Yaptığı makyaj da morluğu kapatmaya yetmemişti. Meselenin ne olduğunu anlamıştık, Tahir Emine'yi dövmüştü. Hepimiz Tahir için, "Elleri kırılsın!" desek de bu onların iç meselesiydi sonuçta.
Lafı gediğine yine her zamanki densizliğiyle kaynanam koydu: "Kızım bu sonuçta senin kocandır. Siker de döver de. Bak bize, içimizde kocasından dayak yemeyen var mı? Benim oğullarım bu karılarını dövmüyor mu sanıyorsun? Dövüyor, ama o kadarı olur. Onlar sonuçta evimizin direğidir. Boş ver unut gitsin. Güldür, dikenine katlanacaksın. Sikerken iyi de döverken mi kötü? Şimdi sen gebesin, o da seni sikemiyor ya, bundandır kızgınlığı..."
Emine bu sözler karşısında çok utanmıştı. Ben de böyle laflardan hiç hoşlanmasam da kaynanam olduğu için bir şey diyemiyordum. Eltilerim ise bu sözlere gülerek karşılık verdiler. Gerçi eltiler olarak bazen böyle açık saçık konuşurduk aramızda. Çok üstünde durmadım o yüzden.
Yine bir akşamüstü Emine'ye uğrayayım dedim. Beni içeri buyur etti. Tahir'in gece mesaiye kaldığını ve yatak odasında uyuduğunu söyledi. "Ben rahatsız etmeyeyim!" desem de bırakmadı. İçeri geçtik, tatlı ikram etti. Tahir'le aralarının düzeldiğini söyledi. Çok sevinmiştim. Derken, "Tuvalete gitmem lazım, ben eve geçeyim!" dediğimde, "Abla Allah aşkına, bunun için eve mi geçeceksin, git burada!" diye karşılık verdi. "Sağ ol canım, ama büyük tuvaletim geldi!" dedim utanarak. Ama Emine, "Abla büyük küçük, ne fark eder, git burada, kendi evin gibi kullan, utanma!" diyerek gülünce, "İyi tamam!" deyip banyonun yolunu tuttum.
Banyo arka tarafta yatak odasının tam karşısında kalıyordu. Aralık olan kapıdan yatakta yatan Tahir'i gördüm. Sırtüstü yatmıştı. Üzerinde dizlerinin üstüne gelen gri bir şort ve atlet vardı. Şortunun üzerindeki kabarıklığı kolayca gördüm. Yatarken yarağı sertleşmişti. Rahmetli kocamın da çoğu zaman uykusunda yarağının sertleştiğini bildiğim için garipsemedim bunu, ama utancımdan kızardım.
Banyoya geçtim. Kapının kolu bozulduğu için kasaya çaktıkları küçük bir çivi ve çengelle kapanıyordu. Ben de o şekilde kapattım. Eteğimi kaldırıp külotumu indirdim, klozete oturdum. Öğlen yediğim nohuttan dolayı içimde biriken gaz birden yoğun bir sesle çıkınca utancımdan ne yapacağımı şaşırdım. İçimden (Keşke eve gitseydim!) dedim ama artık iş işten geçmişti. Hemen karşı odada yatan Tahir acaba bu sesi duymuş mudur diye düşünmeden edemedim.
Aklıma Tahir gelince şortunun altında kabaran erkekliği de geliverdi kendiliğinden. Onunla sikmişti Emine'yi onca zaman. Onunla gebe bırakmıştı. Bir taraftan tuvaletimi yapıp bir taraftan onu düşünüyordum. Aklım gidip geliyordu. Ne kadar ayıp ne kadar günah olduğunu bilsem de kendime, nefsime hakim olamıyordum.
Banyonun kapısı klozetin tam karşısında kalıyordu. Kapının üst kısmı buzlu camdı, arkasında bir hareket olduğunu sezdim, bir gölge geçer gibi oldu. Acaba Emine'mi geçmişti kapının önünden? Tuvaletimi yapmış kalkacakken kapının anahtar deliğinde bir hareket gördüm bu kez. Anahtar deliğinden yansıyan ışık kaybolduğunda aklım başımdan gidecek gibi oldu. Kapının arkasındakinin Tahir olduğunu anladım. Beni gözetliyor, daha doğrusu röntgenliyordu. Elim ayağım titremeye başladı. Yerimden kalkamıyordum. Belden aşağım çıplaktı.
Birkaç kez öksürdüğümde anahtar deliğindeki göz kayboldu, ışık yeniden yansımaya başladığında rahatladım. Hemen kalktım. Sifonu çekip ellerimi yıkadım. Üstümü başımı düzelttikten sonra çıktım banyodan. Yatak odasının kapısı yine aralıktı ama aralık daralmıştı. Bu da Tahir'in beni izlediğinin kanıtlarından biriydi. Serçe parmağım kadar olan aralıktan baktığımda Tahir'in gözleri kapalı halde elini şortunun içine sokmuş yarağını okşadığını görünce kıpkırmızı oldum. Emine'ye teşekkür edip evime geçtim. Çok utanmıştım. Artık Emine'ye gitmemeye karar verdim.
Ertesi akşam yan daireden bağırma çağırma sesleri geldi. Ama onların kendi işidir deyip karışmadık. Sabah erkenden Emine geldi. Ağlıyordu. Yüzünde yine şişlik ve morarma vardı. Israrlı sorularıma hıçkırarak ağladığından cevap veremiyordu. "Aranızda bir şey mi oldu? Anlat kızım, belki bir çaresini buluruz!" diyordum sürekli. Sonunda ağlamaları azalınca konuşmaya başladı. Konuştukça kızarıyordu. O anlattıkça benim de hayretten ağzım açık kalıyordu.
Emine, Tahir'in kendisiyle ilişkiye giremediği için çok sinirli ve kızgın biri olup çıktığını, her şeye çok çabuk öfkelendiğini söyledi. Sonra dün akşam Tahir'in, "Madem gebesin ve önden seninle olamıyorum, o zaman seni arkadan yapacam!" dediğini ve üzerine saldırdığını söyledi. "Arka ne kızım?" deyince Emine daha da kızarıp fısıltılı bir sesle, "Şey işte abla, anla yani, arkamdan, götümden!" dedi. Elimi ağzıma götürüp "Hiiii!" deyiverdim. "Vay alçak, namussuz herif; bunu da mı yaptı sana?" dediğimde, Emine, yapamadığını kendisinin karşılık verdiğini, bunun üzerine kendisine vurmaya başladığını, ama gebe olduğu için de fazla dövmeden bıraktığını söyledi.
Tahir o akşam dışarı çıkmış ve eve dönmemişti. Gösterdiğim tepkiye rağmen ben de rahmetli kocamla birkaç kez 'Götten' ilişkide bulunmuştum zamanında. Daha doğrusu denemelerimiz olmuştu. Hatta kocamı buna ikna eden ben olmuştum. Aybaşlarımda ve gebe olduğum dönemlerde isterse benimle 'Götten' ilişkiye girebileceğini söylemiştim. Ancak kocam dini bütün bir adam olduğu için birkaç seferin ardından vazgeçmiş ve daha sonra konusu bile açılmamıştı aramızda.
Taşınmış olan ortanca kayınımın karısı Pembe ile 'Götten' ilişkiye girdiğini de kaynanam söylemişti bana. Zaten ona da söyleyen Pembe idi. Pembe dört elti içinde en tutucu ve dindar olanımızdı, ama buna rağmen kocası ile 'Götten' ilişkiye giriyordu. Bunun için bir hocadan icazet aldıklarını, doğum kontrol yöntemi olarak bunu yaptıklarını söylemişti kaynanama. 5 çocuk annesi bir kadın olarak daha fazla hamile kalmamak için kocası ile 'Götten' ilişkiye giriyordu kendi rızasıyla.
Kızcağız evliliği ile ilgili benden yardım istiyordu, ama ben ne yapabilirdim? Hem Tahir'in benimle ilgili düşünceleri ortadaydı. Aileme bunu açsam kan dökülürdü. "Kızım, iyisi mi siz konuşup anlaşın aranızda, beni katmayın işinize!" dedim. Emine bozulmuştu sözlerime, ama yapacağım başka bir şey yoktu.
Kısa bir zaman sonra Emine kendi annesinde kalmak için İzmit'e gitti. Tahir evde yalnızdı. Kendi başına gidip geldiğini görüyordum kapı deliğinden baktığımda. Ona görünmek istemiyordum çünkü. Ancak bir Cumartesi akşamı oğlum Burak yanında Tahir ile geldi. "Anne, Emine yenge olmadığı için Tahir abim özlemiştir ev yemeğini, onun için yanımda getirdim!" dedi. Tahir Burak'ın yanında sessizce ayakta duruyordu. Bana bakmamaya çalışıyordu tabii ben de ona.
Misafir olduğu için, hele de oğlumun yanında bir şey diyemedim. Beraber akşam yemeği yedik. Biraz da baklava açmıştım. Burak bir tabağa baklava koydu, giderken Tahir'e, "Al abi, evde de yersin!" dedi. Tahir, "Çok teşekkür ederim, tabağınızı yarın getiririm!" dedi ve evine geçti.
Ertesi gün Pazar'dı. Bizim köyün derneğinin pikniği vardı. Binadakilerin hepsi o gün pikniğe gitmişti. Benimse sabah uyandığımda başım fena ağrıyordu. O nedenle çocuklarımın tüm ısrarlarına rağmen gidemedim. O gün koca binada tek başımaydım. Ama yan dairede Tahir'in de olduğunu unutmuştum. Saat 11:00 gibi kapım çalındı. Çekyatta uzanmıştım. "Kim o?" dedim. "Abla benim, Tahir!" deyince, (Allah Allah ne istiyor şimdi bu?) diye geçirdim içimden.
"Ne oldu Tahir?" diye sorunca, "Abla tabağı vereceğim!" dedi. "Tamam Tahir, ben sonra alırım, biraz hastayım, kusura bakma!" dedim. "Abla, çok kısa, bir sözüm var, hemen gideceğim!" dedi karşılığında. Meraklanmıştım, istemeyerek de olsa kapıyı açtım. Tahir elinde tabakla karşımdaydı. Ayıp olmasın diye içine birkaç parça meyve koymuştu. "İçeri geçebilir miyim?" dedi nazikçe, "Tabii!" dedim.
Biraz önce uzandığım çekyata oturdu. Gözlerimin içine bakarak, "Abla senden özür dilerim, Emine'yi kendi kızın gibi seversin. Ben ona biraz kötü davrandım!" deyince, "Yok oğlum, siz iyi olun, anlaşın yeter!" dedim. Bunları bana niye anlatıyordu ki? Şaşırmıştım. Tabak halen elindeydi. "Ha kusura bakma, unuttum onu!" deyip tabağı almak için elimi uzattım, o sırada aynen tuzluk olayındaki gibi elimi tuttu. Birkaç saniye boyunca da bırakmadı. "Tahir sen gitsen iyi olur!" dedim.
Sessiz kaldı önce, sonra da, "Özür dilerim!" diyerek ayağa kalktı, kapıya yöneldi. Mutfağa geçip tabağı tezgaha koymuştum ki arkamdan belime sarıldı. "Ne yapıyorsun? Bırak beni!" dedimse de bırakmadı. Sağ eliyle ağzımı kapatıp, sol eliyle de bileğime bastırmaya başladı, canım fena yanıyordu. O sırada, "Amına koyduğumun kaltağı, karım senin yüzünden annesine gitti. Hep sen akıl verdin, dolduruşa getirdin onu. Şimdi senin cezanı verecem!" diyordu durmadan.
Çok korkuyordum. Tahir'in kollarının arasında çırpınıyordum, ama hiçbir şey yapamıyor, sesimi çıkaramıyordum. Tahir beni mutfaktan sürükleyerek yatak odama getirdi. Binada kimse olmadığından yardım edecek kimsem de yoktu. Çaresizce kendi başıma kurtulmaya çalışıyordum. Tahir'in ağzımdaki elini ısırınca bir feryat kopardı, ama arkasından şiddetli bir tokat yüzümde patladı. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Arkasından bir ikinci tokat daha attı. Yanağımdan çıkan ses odanın içinde çınlıyordu, kulağımın zarı patladı sandım. Bu iki tokadın ardından Tahir beni yatağa fırlattı.
Perdeler çekili olduğundan içerisi biraz karanlıktı. Yatağın üzerine sırt üstü düştüm. "Kurban olayım, ne istiyorsun? Ben bir şey demedim karına, ben bir şey yapmadım!" dediysem de o yine, "Şimdi sen görürsün!" diyordu. O sırada pantolonun kemerini çözdü ve çıkardı. Kemeri sağ eline sıkıca sardı ve ben ne olduğunu anlayamadan bana bununla vurmaya başladı. Böyle bir acıyı daha önce duymamıştım. Kocam beni kaynanamın dediği gibi bazen dövmüştü, ama böyle bir işkence yapmamıştı.
Deri kemer üzerime her seferinde daha büyük bir hınç ve şiddetle iniyordu. Bense ellerimi başıma koymuş, "Yapmaaa, yapmaaa!" diyebiliyordum sadece. Başımı koruyordum ama vücudum açıkta kalmıştı. Sırtıma, götüme, memelerime, bacaklarıma şiddetli darbeler iniyordu. Tahir ise aynı kocamın beni sikerken çıkardığına benzer şekilde bir domuz gibi homurduyordu. Bu dayak sonucu sesim gittikçe kısıldı. Gücüm kalmamıştı, Tahir ise vurdukça vuruyordu.
Sonunda o da yorgunluktan olacak ki durdu. Bense ellerim başımın üzerinde hüngür hüngür ağlıyordum. Kendi yatak odamda bir adam tarafından dövülüyordum ve yardım edenim yoktu, çaresizdim. Tahir elindeki kemeri yere fırlattı ve üzerindekileri çıkardı. Tamamen çıplak kalmıştı. O sıra ellerimi başımdan çekmiş ona bakıyordum. "Ne yapıyorsun, dur, ne oluyor?" dememe rağmen, Tahir önünde kabaran yarağı ile karşıma dikilmişti. Bir anda üzerime çullandı. Her halde 100 kilo civarı vardı, bense 70 kilo idim. Bir şey yapamıyordum.
Altımda kendi diktiğim uzun ve geniş krem eteğim vardı, üzerini pullarla süslemiştim. Üstüne ise mor renkli uzun kollu bluzumu giymiştim. Aslında bu bluz büyük kızımındı. Ama o gün benim üzerimdeydi. Bana biraz dar geliyordu. O nedenle vücudumu sıkıca sarmıştı. İri memelerim böylece daha da ortaya çıkmıştı. Hafif bir göbeğim vardı ve bunu da belli ediyordu. Başımda ise siyah, kenarları işlemeli türbanım vardı, kapı çalınca omuzlarımı ve memelerimi örtecek şekilde aceleyle bağlamıştım.
Başımdaki türbanımı çekip çıkardı önce. Belime inen uçlarından beyazlamış kahverengi saçlarım açığa çıkarken bir anda elini bluzuma attı ve iki eliyle cart diye yırttı. Bir hayvan gibi bluzu parçaladı ve kollarımdan çıkarıp attı. Şimdi sadece kırmızı renkli kenarları dantelli sutyenimle kalmıştım. Onu da bir hayvan gibi elleriyle koparınca memelerim kendilerini tutan set yıkılmış gibi sallandılar. Kocamın öpmeye, emmeye, yalamaya doyamadığı ve 4 çocuğumu emzirdiğim memelerim şimdi yabancı bir adamın önünde ortadaydı.
Bacaklarımla kurtulmaya çalışıyordum, ama Tahir bir heyula gibi üzerime çıkmıştı. Derken suratıma bir tokat daha vurdu. Gözlerimde şimşekler çaktı. Ben artık yarı baygın gibiydim. Olanlar karşısında çaresiz yatakta yatıyordum. Tahir türbanımla ellerimi arkadan sıkıca bağladı. Sonra etekliğimi vahşice göbek hizamdan tutup yırttı ve parçalayıp attı. Şimdi altımda kırmızı renkli, kenarları dantelli külotumla kalmıştım. Sutyen ve külotumu takım giyme gibi bir hastalığım vardı. Çıplak ve bir gün bile güneş görmemiş beyaz vücudumda kemer darbelerinin izlerini görebiliyordum.
Tahir kalçalarımı ve bacaklarımı elleriyle okşamaya başladı. "Vay orospu, sende benim Emine'den daha iyi mal varmış!" dedikten sonra dişlerini memelerime attı. Hayvan gibi ısırıp emmeye başladı. Kanatırcasına ısırıyordu, canım yanıyordu ama bir şey yapamıyordum. Memelerimin ön kısmı hafif kahverengi ve çay tabağı altı büyüklüğündeydi. Bu tabağın ortasında ise iki iri erik tanesi gibi meme uçlarım duruyordu ve şimdi Tahir bu erikleri dalından koparacakmışçasına ısırıyordu.
Dişlerini memelerimden çekip hafif tüylü göbeğime dilini koydu ve yalamaya başladı. Gıdıklanıyordum, çünkü böyle bir şey daha önce olmamıştı. Kocamın hiç böyle bir huyu yoktu. Duvardaki saat 11:30 idi ve çocuklarımın gelmesine daha çok vardı. Bu işkencenin bitmesi için yalvarıyordum, ama duyanım yoktu.
Tahir sonra dili ile külotumun üzerinden amımı yalamaya başladı. O sabah çocuklarım gittikten sonra duş almıştım belki baş ağrım geçer diye, ama faydası olmamıştı ve o arada etek tıraşımı da olmuştum. Zaten her hafta olurdum. Yani amımda tek bir kıl tanesi bile yoktu. Amım o sabah kaymak gibiydi ve bu kaymağı tatmak Tahir'e nasip olacaktı.
Daha sonra külotumu dişleriyle kenarlarından ısırmaya başladı. Kasıklarıma dilini sürüyor, yalıyordu; bu ise tarif edemeyeceğim şekilde beni tahrik ediyordu. Bunlar benim için yeni şeylerdi. Ellerini memelerimde ve göbeğimde gezdiriyor, kasıklarımı emiyor ve yalıyordu.
Bir anda büyük bir hınçla külotumu kopardı. Küçük külot bir kağıt mendil gibi Tahir'in ellerinin arasındaydı. Külotumu kokladı, şampuan ve hafif bir parfüm koktuğunu biliyordum, çünkü temiz kalmak için kasıklarıma da parfüm sıkardım. Tahir kendinden geçmiş bir haldeydi.
"Abla sende ne mal varmış be, niye sakladın onu benden?" dedi sırıtarak. "Yapma Tahir, sen de benim evladımsın, yapma, bırak tüm bunlar aramızda kalsın, kimseye söylemem, yeter artık bırak!" dedimse de, "Neyi yeter lan sürtük, senin yüzünden karım evden gitti, ben şimdi kimi sikecem o olmayınca, ha kimi, tabii ki seni!" dedi pis sırıtmalar eşliğinde.
Ağlamaya başladım. Tahir bu arada üzerimden kalktı, yarağının sertleşip kalktığını gördüm. Yarağı kocamınkinden daha büyük ve kalındı. Kocam iri yarı bir adamdı, Tahir ondan uzun ve zayıf kalıyordu, ama buna rağmen yarağı daha büyüktü. Eline tükürüp yarağını sıvazladı. Sonra da belimin altına bir yastık koydu. Bacaklarımı iki eliyle yana doğru iyice açtı ve ayak bileklerimden tutarak kaldırdı. Şimdi uzun beyaz bacaklarım tavana doğru dikilmişti. Başımı iki yana, "Yapma, yapma!" diyerek sallıyordum, ama nafile.
Tahir kalkan yarağını iyice belirmiş tüysüz amıma bir anda soktu. "Ağğhhh!" diyebildim; çıkardı ve tekrar soktu, tekrar, "Ağğhhh!" diye bağırdım. Sonra yarağını amıma dibine kadar sokup çıkarmaya başladı. Her seferinde vahşi bir şekilde gülüyordu, bense acı çekiyordum. Bu salatalığa veya kabağa benzemiyordu. Böylesini yememiştim. Amımın içine biber sürülmüş gibiydi. Kupkuru amım Tahir'in yarağını almakta zorlanıyordu.
Tahir bir süre sonra daha hızlı ve sert sikmeye başladı. Her bir yarak darbesiyle memelerim bir aşağı, bir yukarı löpürdüyordu. Yatak kırılacakmış gibi sallanıyordu. Acıdan kıvranıyordum. Tahir ise benim acı haykırışlarımdan daha da keyif almış gibiydi. İyice köklemeye başladı. Taşaklarına kadar amıma sokuyordu yarağını. Yanıyordum resmen acıdan.
Tahir bu kez ayaklarımı tutmayı bıraktı. Bir bacağımı altına aldı, diğerini omzuna koydu. İki bacağımı koparacakmışçasına ayırıyordu. Amım tabak gibi ortadaydı. Yarağını amıma tekrar köklemeye başladı. Bu sefer yatak başından elleriyle destek alarak amıma daha çok yükleniyordu. Yatak acayip şekilde gıcırdıyor, zangırdıyordu. Binada biri olsa giriş kapısından bile duyabilirdi. Hayatımda hiç böyle sikilmemiştim. Bir hayvan gibi ırzıma geçiliyordu. Sadece acı acı kıvranıyor, dudaklarımı ısırıyordum. Tahir ise adeta intikam alır gibi daha fazla, daha fazla zorluyordu. Amım yırtılacak gibiydi.
Kasıklarım ter içinde kalmıştı. Tahir'in yarak darbeleri kasıklarımda şiddetli ses patlamaları yapıyordu. Odanın içi 'Şlap şlap şlap!' sesleri ile yankılanıyordu. Tahir'ın altında iki büklüm olmuş, can çekişiyordum resmen. Boşalmaya yaklaştıkça daha hızlı sokup çıkarıyordu yarağını. Ellerimi iki yana açmış yataktan sıkıca tutunmaktan başka çarem kalmamıştı. İri memelerimin sallanışlarını seyrediyordum.
Bir zaman sonra, "Ağğhhh, ağğğhhh, ohhh!" diye diye amıma boşaldı. Amımın içine sanki itfaiye hortumuyla su tutulmuş gibiydi. Bir dere gibi Tahir'in dölleri amımdan kasıklarıma ve yatağıma akıyordu. Boşalma sonrası Tahir'in nefesi kesilir gibi olmuştu, hızlı hızlı nefes alıp veriyordu. "Rabia abla, Emine'yi o kadar siktim ama hiçbirinde şimdiki gibi zevk almadım!" dedi. Bense uğradığım şok karşısında donakalmış, konuşamıyordum.
Tahir üzerimden kalktı. Tuvalete gitti, işediğini duydum. Yatakta ağrı ve sızı içinde yatıyordum. Tahir tekrar geldi, kağıt peçete getirmişti. Yarağını, amımı ve kasıklarımı peçete ile sildi. Yatağımın üzeri ter ve döl ile dolmuştu. Yıllar sonra yatağımda tekrar sikilmiştim, ama bu kez sikicim kocam değil, hayallerimi süsleyen genç bir adam olmuştu...
İtiraflarım! (1) (Rabia 45 Y., İstanbul)
Merhaba, adım Rabia. 45 yaşında bir bayanım. Eşimi 5 yıl önce kaybettim. 2 oğlum ve 2 kızım var. Büyük oğlumla büyük kızım evlendiler ve benden ayrı oturuyorlar. Küçük oğlum ve kızımla beraber İstanbul'un tutucu semtlerinden birindeki aile apartmanımızda oturuyoruz. Binada bizden başka 2 kayınım ve kayınbabamla kayınvalidem oturuyor. Daha önce ortanca kayınım da oturuyordu ama işi nedeniyle Sakarya'ya taşınınca dairesi boş kalmıştı.
Ailemiz yapı itibarıyla mutaassıptır. Ailedeki kadın ve kızlarımızın hepsi kapalıdır. Başı açık hiçbir zaman dolaşmayız. Ben de daha küçük yaşlarından itibaren kızlarıma bunu aşıladım. Dul bir kadın olduğumdan bu kuralları kendim için daha katı olarak uyguluyorum. Her zaman ayak bileklerime kadar inen geniş etekler giyerim, başörtüm her zaman başımdadır. Ama öyle sokaklarda görünen başı kapalı, götü açıkların bağladığı gibi değildir. Her zaman omuzlarımı ve göğüslerimi kapatır şekilde örtünürüm. Köylü usulü basma etekler giymeyi sevmem, terziliğim olduğundan eteklerimi kendim dikerim. Sokağa çıkınca da mantomu ya da feracemi mutlaka giyerim.
Evliliklerimiz hep aile içinden oldu. Rahmetli kocam annemin amcasının oğluydu. Yani hep ailemizin içinde kaldık. Binamızda bizden başka biri oturmamıştı. Dışarıdan gelen birine ev vermemiştik. Ancak bu durum bir zaman sonra değişti ve bu değişiklik hayatımı da değiştirdi...
Ortanca kayınımın dairesi bizimkiyle yan yana idi. 6 ay kadar boş kaldıktan sonra kayınbabam buraya bir kiracı bulmaya karar verdi. Ama yine tanıdık birinin olmasını istiyordu. O zaman küçük kayınım onunla aynı işyerinde mühendis olarak çalışan ve evlenmek üzere olan, bizim yapımızda Tahir adında bir gencin kiralık ev baktığını söyledi. Kayınbabam bu gençle görüşünce evi kiralamaya karar verdi.
Evin temizliği, eşyaların ve çeyizin gelmesi aşamalarında zaman zaman Tahir ve nişanlısı Emine'yi görüyordum. Tahir 30 yaşında vardı. Emine ise 20-21 yaşında görünüyordu. Tahir eğitimli ve ağır başlı, görmüş geçirmiş, oturmasını kalkmasını bilen, saygılı birine benziyordu. Emine ise onun yanında daha çocuk ruhlu biriydi. Kızla kolayca anlaştık ve kaynaştık. Onu da kendi kızım gibi sevdim.
Sonra bir Pazar günü düğünleri oldu. Ben de küçük kızımla beraber düğüne gittim. Tahir damatlığının içinde çok yakışıklıydı. Emine'nin ise kapalı bir gelinliği vardı, o da çok güzel görünüyordu. İkisi de çok mutlu ve heyecanlıydı. Düğün bitmeden biz evimize döndük. Gelin alayı ise saat 21:00 gibi geldi. Kapı deliğinden baktım. Akrabaları falan da gelmişlerdi. Derken 22:00 gibi akrabaları gittiler. Yeni gelin ve damat evlerinde baş başa kalmışlardı. İçimden hınzırca (Artık ne yapacakları belli, Emine bu gece kadın olacak!) diye düşündüm.
Saat 23:00 gibi çocuklarıma uyuyacağımı söyledim, yatak odama geçtim ve soyunup yatağıma uzandım. Yatak odamın yan tarafındaki odanın Tahir ve Emine'nin yatak odaları olduğunu bilmiyordum. Duvarın öbür tarafından sesler geliyordu. Binamız eski ve duvarları inceydi. Yan dairede biri öksürse içerideki odadan geliyormuş gibi duyulurdu. Daha önce orada oturan kayınım o odayı çocuk odası olarak kullanıyordu. O zamanlar sadece çocukların sesleri gelirdi. Ama şimdi başka sesler geliyordu. Yatağın şiddetle sallanıp zangırdadığını duyabiliyordum.
Kulağımı duvara dayayınca içeride şiddetli bir sikişmenin yaşandığını anladım. Tahir zavallı Emine'yi fena halde sikiyordu. Emine'den çıkan, "Iğhh, ığhh!" ve "Ahh, yavaşşş, lütfennn, aşkımmm, yavaşşş, ayyy, ahhh!" seslerini rahatça duyabiliyordum. Böyle sesleri duymayalı yıllar olmuştu. İçimde bir kıpırtı hissettim. Ama yaptığımdan çok utandım. Hemen başımı duvardan çektim. Gençler, evlenen herkes ne yapıyorsa onu yapıyordu. Ben de evlendiğimde aynen şimdi Emine nasıl sikiliyorsa rahmetli kocam tarafından öyle sikilmiştim.
O gece sabaha kadar yatak gıcırtısının sesi kesilmedi. Farklı duygular ve düşünceler aklımda gidip geldi bu sesleri duyarken... Zaman ilerlerken yeni evli çiftimizin yatak odasından her akşam sesler gelmeye devam etti. Ben de sonunda nefsime yenildim ve her akşam başımı duvara dayamaya başladım. Hatta çıkan seslerden Tahir'in Emine'yi nasıl ve hangi pozisyonda siktiğini anlamaya çalışıyordum. İçeriden tok ve şiddetli 'Şlap şlap şlap!' sesleri gelince bundan Tahir'in Emine'yi domalttığını; yatak gıcırtıları fazla olunca da Emine'yi altına alarak siktiğini düşünüyordum.
Biz altlı üstlü sikişirdik çoğunlukla. Kocam üzerime çıkar, bir dakika kadar siker, döllerini amıma boşaltır ve sonra da horlayarak yatardı. Bunun dışında da beni eğer evde kimse yoksa domaltarak sikerdi. Ben uzun sayılabilecek ama hafif toplu bir kadın olduğumdan kocamın yarak darbeleri kalçalarımda şiddetli sesler çıkarırdı. Bunu da başkalarının hele ki çocuklarımızın duymasını istemezdik. Zaten sırayla çocuklarım doğunca kocamla sikiş hayatımız eskisi gibi olmamaya başlamıştı. Ben de kendimi çocuklarıma adamıştım.
Tahir ve Emine'nin bu şekilde sikişmelerini duydukça ve dinledikçe ben de yatağımın içinde elimle kendimi tatmin eder olmuştum. O güne kadar böyle şeyler yapmazdım, hem utanır hem de günah olduğunu düşünürdüm. Ama bu sesleri duydukça artık dayanamaz hale gelmiştim. Sonuçta ben de bir kadındım ve ihtiyaçlarım vardı. 5 yıldır duldum ve yarak yüzü görmemiştim. Hayatımı çocuklarıma adamış ve kendimi unutmuştum.
Bazı geceler 17 yaşındaki küçük kızımla beraber yatardım. Ama artık onu yatağıma almıyordum. Kızım, "Anne ben seninle yatmak istiyorum!" dediğinde, "Kocaman kızsın, artık benimle yatma devri geçti!" derdim. O ısrar ederdi ama ben reddederdim. Üzülürdü ama kendimi yatakta tatmin ederken yanımda kızımla yatamazdım sonuçta.
Elimle amımı okşuyordum, parmaklarımı sokup çıkardıkça vücudumda elektriklenme oluyordu. Memelerim iriydi ve uçlarını okşuyor, sıkıyordum. Bu yaşımda halen amımın sulandığını hissettikçe parmaklarımı daha şiddetle amıma sokup çıkarıyordum. Bu sırada sessizce çocuklarımın duyamayacağı şekilde iniltiler dökülüyordu dudaklarımdan. Ve boşalınca da bu sefer içim bir kötü oluyor, yaptığımdan utanıyor, günah işlediğimi ve rahmetli kocama ihanet ettiğimi düşünüyordum. Boğazım düğümleniyor ve yatakta sessizce ağlıyordum.
Sabah olup da çocuklarımı işe ve okula gönderdiğimde hemen banyoya koşup yıkanıyor, gusül abdesti alıyordum. Bir daha böyle bir şey yapmayacağıma dair kendi kendime yeminler, tövbeler ediyordum. Ama gece olup da yan daireden sikişme sesleri gelince sabah kendime verdiğim yeminleri, tövbeleri unutuyordum.
Kayınbabama Tahir'i evden çıkarmasını söylesem, "Neden?" diye soracaktı. Öyle ya, kirasını zamanında ödeyen, saygılı bir çocuktu. Neden çıkaracaktı ki? Bir tarafta ailem, çocuklarım, inançlarım, diğer tarafta kadınlığım, cinselliğim... Bu yaşımda kadın olduğumu hatırlamıştım. Bunu da yan dairemdeki genç çifte (aslında çok utanıyorum söylemeye ama Tahir'e) borçluydum. Kocama ihanet ettiğimi düşündürten sebep de buydu. Yoksa ben kimsenin altına yatmıyordum, ama kendimi tatmin ederken düşündüğüm hep Tahir oluyordu. Büyük oğlumdan sadece 5 yaş büyük biriydi. Bunları düşünebildiğime bile çok pişmandım...
Sonraki akşamlarda kendimi biraz avutabilmek için bir elimde kocamın resmi, diğeri amımda kendimi tatmin etmeye başladım. Evlilik resimlerimize bakıp amımı, memelerimi okşuyordum. "Aşkım keşke yanımda olsaydın, doyursaydın beni yarağınla, okşasaydın memelerimi!" diye diye kendi kendime sessizce konuşuyordum. Kendimi parmaklamadığım gecelerde bile uykumda ihtilam oluyor, yani rüyalanıp boşalıyordum. Öyle ki, önceden haftada bir veya iki gün banyo yaparken şimdi hemen her gün yıkanıyordum.
Günlerim bu şekilde geçiyordu. Ailecek bir binada yaşadığımızdan birbirimizin evine rahatça girip çıkabiliyorduk. Kaynanam, eltilerim, çocuklarımız sanki hepimiz aynı dairenin içinde oturuyorduk. Gündüzlerimiz hep beraber geçiyor, akşamları ise herkes evine çekiliyordu. Kalabalık bir binaydı bizimkisi. En büyük kayınımın 6, küçük kayınımın ise 4 çocuğu vardı. Taşınan ortanca kayınımla eltim ise 5 çocukta kalmışlardı. Mutaassıp olsa da cinselliğin oldukça yoğun ama sessiz ve kendi içinde yaşandığı bir binaydı.
Son senelerde kesilmiş olsa da üst katımda oturan kaynanamla kayınbabamın bile yatak gıcırtılarını senelerce duymuş, dinlemiştim. Ben evin en büyük gelini olduğumdan, kayınlarım ve eltilerim bana karşı saygılı davranıyorlardı. Eltilerime göre daha ciddi ve ağırbaşlı olduğum için kaynanam ve kayınbabam da bana onlara davrandıkları gibi davranmaz ve konuşmazlardı. Kaynanam da benim yanıma daha az uğrardı.
Emine de bizim gibi ev hanımı olduğundan gündüzleri hep evde olurdu. Sıklıkla birbirimize gidip gelirdik. Kızcağız beni ablasıymışım gibi sever, saygılı davranır ve hizmette kusur etmezdi. Ben de ona bakar, akşam kocasının altında, inleme seslerinin bu kızdan mı geldiğini kendi kendime sorardım. Orta boylu, zayıf ama oldukça güzel bir kızdı Emine. Kapalı olsa da kendini kocasına beğendirmek için makyaj yapan, kılını, tüyünü, kaşlarını aldıran biriydi. Kara, kalın kaşları kalemle çizilmiş gibiydi, gülerken inci gibi beyaz dişleri görünüyordu. Dudaklarında da her zaman az ya da çok ruj olurdu.
Tahir ise uzun boylu, yapılı ve yakışıklı bir gençti, esmer, erkek güzeli denilen cinstendi. Mühendisti ve küçük kayınımla aynı fabrikada iyi bir konumda çalışıyordu. Ailemizden onun gibi eğitimli biri çıkmadığından (itiraf etmekte zorlansam da) ona karşı platonik ilgim daha da çoğalıyordu.
Emine'ye baktıkça kendi gençliğim gelirdi aklıma. İlk evlendiğimizde rahmetli kocamla her akşam sikişirdik. Her gün gece olup da birbirimize kavuşacağımız zamanı beklerdik. O zamanın hiç bitmemesini isterdik. Ben de Emine gibi kendimi kocama beğendirmek için süslenir püslenirdim. Her akşam yorgun argın işten gelirdi, onu rahatlatmak için elimden geleni yapardım. Ancak bu mutlu zamanlarımız ve sikiş hayatımız peş peşe gebe kalınca sekteye uğradı. Bu sefer fırsat buldukça sikişmeye başladık.
Memelerim o zaman da iriydi ama şimdiki gibi uçları aşağı bakmazdı. Kocam memelerimi çok severdi. Onları sürekli eller, emer, öper ve yalardı. Meme uçlarım onun emmeleri ile şişer ve irileşirdi. Memelerimi, boynumu öpme, yalama işlemi bittikten sonra üzerime uzanır, ben de bacaklarımı havaya dikerdim ve kocam bu şekilde beni sikmeye başlardı. Her bir yarak darbesiyle iri memelerim ileri geri sallanır, "Ağhhh, ağhhh, ohhh, ımmmh, ohhh!" sesleri istemsizce ağzımdan çıkardı. "Daha hızlı, daha hızlı, ohhh, devam et, kökle, kökle!" şeklindeki sözlerim kocamı daha da hırslandırır ve beni daha sert sikerdi. Kocam beni böyle sikerken bir domuz gibi homurdanırdı. Zaten bir domuz gibi güçlü ve kuvvetliydi. Ama her zaman tek atımlık barutu olurdu. Kısa bir süre sonra inleyerek boşalırdı. Ve sonra birbirimize sarılıp uyurduk.
Kocamı çok seviyordum. Aynı zamanda yakın akrabam olduğundan küçük yaştan itibaren onu tanımıştım. Benden 10 yaş büyüktü ve kayınbabam babama, "Doğacak ilk kızını oğluma alacam!" dediğinde benim de kaderim çizilmiş oluyordu. Henüz 17 yaşında idim evlendiğimde. İlk 3 düşükten sonra büyük oğlumu 20 yaşında doğurdum. Sonraki zamanlarda 3 düşük daha yaptım. Yani aslında 10 kez gebe kalmıştım. Dördünde çocuklarım olmuştu...
Genç çiftimizin yatak odasından sesler daha az sıklıkla gelmeye başladı bir zaman sonra. Artık her akşam sikişmedikleri belliydi. Derken bir süre sonra Emine'nin hamile olduğunu öğrendim. Bu sikişmelerin sonucunda gebe kalmıştı. Bundan sonra Emine'nin doğum yapmasına kadar yan daireden ses gelmeyecek demekti bu. Sesler kesilmişti, Tahir'in Emine'ye dokunmadığı belliydi. Bu durumda artık o da benim gibi kendi kendini tatmin etmeye başlamıştı. Kaderimiz bu konuda ortaktı. Ben kendimi parmaklarken o 31 çekiyordu. Ama doğumdan sonra o yine Emine'yi sikmeye başlayacaktı, benimse yiyecek bir yarağım yoktu.
Kızımla beraber yatmaya başladım yeniden. Ama artık bazı şeyler değişmişti. Küçük kızım yatarken başını memelerime koysa benim içimde bir şeyler kıpırdanmaya başlıyordu. Kendimden iğrenir hale gelmiştim. Evde yalnız kaldıkça kendimi tatmin ediyordum. Odama geçiyor, eteğimi belime sıyırıp külotumu çıkarıyor, gömleğimin düğmelerini açıyor, amımı parmaklıyor, memelerimi okşayıp sıkıyordum. Yastığıma onu rahmetli kocammış gibi sıkıca sarılıyordum. Bacaklarımı havaya dikip sanki kocamla yine eski zamanlardaki gibi sikişiyormuşuz gibi yatağın üzerinde kendi kendime ileri geri sallanıyordum. Dörtayak üstüne domalıp amımın dudaklarını sıkıyor, kendimi parmaklıyor, inliyor, sayıklıyordum. Bazen de işi ilerletip pazardan aldığım salatalık, kabak veya patlıcan gibi sebzeleri güzelce yıkayıp amıma sokuyordum. Gerçek bir yarakmış gibi amımda ileri geri sokup çıkarıyor, yatakta kendimi doyuruyordum.
Ama gerçek bir koca ve gerçek bir yarak olmadıkça tüm bunlar saçmaydı. Bir keresinde böyle bir tatmin anında kapım çalındı. Kaynanam ve büyük eltim kapının ziline ardı ardına basıyorlardı. Bana oturmaya ve çay içmeye gelmişlerdi. Kaynanamın kapıda söylendiğini duyuyordum. Oysa o sırada ben yatak odamda çırılçıplak, yatağa uzanmış, elimde koca bir salatalığı amıma sokuyordum. Kapıyı açmam imkansızdı. Korkuya kapıldım. Yataktan fırladım, giyindim. Ben giyinene kadar onlar gitmişti.
Kaynanam o gün bir sürü laf saydı, "Kusura bakma anne içim geçmiş, yatmışım!" diye yalan söylemek zorunda kaldım. Ama akşam kızım yerde, yatağımın kenarında salatalık bulduğunu söyleyince kıpkırmızı oldum. O telaş ve korkuyla salatalığı atmayı unutmuştum. "Bir ara canım çekmişti yemek için, komodinin üzerine koymuştum ama yere düşmüş demek ki!" diye bir yalan uydurdum. İnanıp inanmadığını bilmiyorum ama ben çok utanmıştım. Bu yaşta, 4 çocuklu bir kadının amına salatalık sokarak kendini becermesini nasıl açıklayabilirdim?
Emine biraz uçarı ve hoppa bir kızdı, bunda gençliğinin de payı vardı elbette. Bir keresinde gittiği kadın doğum doktorunun kendisine çiftlerin hamilelik süresince de cinsel ilişkiye girmelerinde bir problem olmadığını, aksine bunun çok iyi bir şey olduğunu anlattığını söyledi. Doktorun ayrıca kocası ile nasıl ve hangi pozisyonda ilişkiye gireceğini söylediğini de çekinmeden söyledi bana. Böyle konuşunca utandım ama bir şey demedim.
"Ben üstte olursam, ya da ayakta durup eğildiğim zaman bir şey olmazmış, ama sen gel bunu Tahir'e anlat, çok korkuyor bebeğe bir şey olur diye. Söylüyorum ama inanmıyor. Artık elini bile sürmüyor bana!" dedi. Sonra da birkaç defa denediklerini (hatta salonda ayakta yaptıklarını) ama her seferinde Tahir'in çekingen davrandığını anlattı. Kocasının başka kadınlara gidebileceğinden endişe ettiğini söyledi.
"Erkek milleti gebe kadından korkar kızım, ondandır sana yaklaşmaması. Ama Tahir Bey oğlum öyle gidip de gebe karısını boynuzlayacak cinsten bir adam değildir. Sen gönlünü ferah tut!" diyerek nasihat verdim. Ayrıca, "Özelinizle ilgili her şeyi de ulu orta anlatma kimseye!" dedim. Emine koluma vurup, "Rabia abla ben seni yabancı biri gibi görmüyorum ki, ondan anlatıyorum!" dese de "Olsun kızım, annen bile olsa kocanla ilgili böyle şeyleri kimseye söyleme!" diye ilave ettim.
Ancak o gece Emine'nin söylediklerini düşündüm. Onları salonda hayal ettim yanımda kızım yattığı halde. Tahir onu domaltmış ve arkasına geçmiş sikiyordu. Emine'nin karnı biraz büyümüştü, vücudu aldığı kilolarla şişmiş, memeleri de büyümüştü. Tahir amına kökledikçe kalçaları titriyordu. Emine'nin şişen ama gençliğinden kaynaklı sert ve taş gibi olan memeleri sağa sola oynuyordu durmadan. Sağ elimi yorganın altına sokup amımı geceliğimin üstünden okşamaya başladım. Kızım derin bir uykudaydı.
Hayalimde Tahir Emine'ye kökledikçe kalçaları kasılıp sertleşiyordu. Güçlü kollarıyla belinden kavramıştı onu. Kenetlenmiş haldeydiler, o nedenle yarağını görmüyordum. Çıplak ve güçlü vücudu tam karşımdaydı, onlar sikişirken ben onları izliyordum. Parmaklarımın hareketleri hızlanmış, dudaklarımı emiyordum. Aldığım zevkle gözlerim açık halde başımı çeviriyordum hafif hafif. Tıpkı kocamla çocuklarımızın duymaması için sessizce sikiştiğimiz gecelerdeki gibiydim. Yatağın gıcırtısına engel olmak için yerde sikişirdik kocamla. Kalın bir yorgan ya da battaniyeyi yere serer ve üzerinde yapardık.
Tarifsiz bir zevk dalgası tüm vücudumu sararken kasıldım, kasıklarımı sıkıyordum. Sağ elimin parmakları mengeneye sıkışmış gibiydi. Dizlerimden büktüğüm bacaklarımı kendime çekmek istiyor ama kızım uyanır diye korktuğum için yapamıyordum. Kendime geldiğimde geceliğimdeki ıslaklığı fark ettim. Amım yaşadığım yoğun zevkin etkisiyle epeyce sulanmış, külotumu ve geceliğimi ıslatmıştı...
O gece uyuyamadım. Sabah çocuklarım gittikten sonra kalktım yataktan. Tıpkı bir erkeğin külotuna boşalması gibiydi durumum. Amımın bu kadar ıslanmış olmasına şaşırdım. Hemen banyoya koşup yıkandım. Çıkınca tövbe ettim, ama işe yaramayacağını biliyordum...
Komşumuzla
Karıma bakıyorum. Şortunu çıkarırken, yavaşça muhteşem kıçını açığa çıkarırken izliyorum. Yaramaz kalçaları kapalı denilebilecek bir bikini tarafından gizlenmişti. Gömleği zaten çıkmış, yanında elbise yığını halindeydi ve büyük göğüsleri elastik bikini üstü tarafından sıkıca sarılmıştı. Havuz kenarında bir kokteyl yudumlarken, verandadaki sandalyemde onun şezlonga uzanmasını izledim.
Eşim Ayla, güzel bir kadın örneğidir. Koyu akan saçları, yeşil gözleri ve yumuşak kadınsı bir yüzü var. Vücudu düzgün vücutlu, eskilerden klasik bir aktris gibi… Büyük doğal göğüsleri, dümdüz bir karnı ve her gün, her gördüğümde eksilmeyen bir şehvet duyduğum dolgun bir kıçı var. Onu muhteşem göğüsleri ve kalçalarıyla görmek beni her defasında heyecanlandırmayı başarıyor.
Fiziksel olarak cinsellikle dolu olmasına rağmen, eşim doğadan oldukça utangaç… Ayla'nın bastırılmış cinselliği onun aileden kaynaklı gelişiminin bir ürünüdür. Gerçekten üniversiteye kadar fiziksel olarak cinselliği pek gelişmemiş, neredeyse hiç yaşamamış. Bana orta ve lise boyunca süren çirkin ördek yavrusu yıllarıyla ilgili birçok hikaye anlattı.
Ancak şimdi ona baktığımda, böyle bir aşamadan mağdur olması imkansız gibi görünüyor. Ayla iyi niyetli bir seks spotu ve gittiği her yerde farkında olmadan şehvet dolu bakışları üzerine çekiyor. Aslında beni hayal kırıklığına uğratmakta üstüne yok. Böyle güzel bir kadınla evliyim, ama aslında ne kadar çekici olduğunu kabul etmeyi reddediyor.
Benim adım Timur. Ayla ve ben yirmili yaşlarımızın başındayız. Şehir merkezinde bir ticaret şirketi için finans bölümünde çalışıyorum ve Ayla da bir ilkokulda öğretmen… Üniversitenin son sınıfında tanıştık ve birbirimize bir anda aşık olduk. Düğünümüz mezuniyetimizden sadece birkaç hafta sonra gerçekleşti.
Bu yaz bir aile büyüğümüzün deniz kenarındaki dubleks yazlığında kalma şansımız oldu. İkimiz baş başa bir tatil yapabilmenin keyfini çıkarabiliyorduk. Mutluluğumuza diyecek yoktu.
Ayla havuzun içine atladığı için bir su sıçraması beni şaşkına çevirdi. Sonunda diğer ucunda ortaya çıkana kadar bir süre yüzeyin altında bir balık gibi zarif bir biçimde yüzdü.
Ayağa kalktım, içkimi masaya koydum. Gömleğimi çabucak çıkardım.
Ben oldukça ortalama bir yapıda, 1.75 boyunda ve yaklaşık 75 kilo ağırlığındayım. Özellikle kaslı değilim, ama tam olarak bir dal da değilim. Karımdan biraz daha az zarafetle suya atladım, bir sıçrama ve Ayla'dan gelen bir kıkırdamaya neden oldu. Islak dudaklarımız nazikçe kavuşurken birbirimizi şefkatle öpmeye başladık.
"Yarın çalışmak istemiyorum.“ diye bağırdı. Narin su damlacıkları vardı dudaklarında… Pazarımız şimdiye kadar güzeldi, ama öğleden sonra saatleri bitiyor, hafta sonu tatilimiz hızla sona yaklaşıyordu. Onu tekrar öptüm,
"Ben de istemiyorum bebeğim.”
"İkimiz de işlerimizi arayalım, kendimize bir gün ayıralım ne olur, pazarlar yetmiyor bana..“ Tam konuşurken gür bir ses yayıldı ortalığa…
"Hey millet!”
Komşumuz Burhan'dı seslenen… 50 yaşında, yaşlı bir beyefendi. Oldukça iri, yaklaşık 1.95 boyunda kalın bir gövdeye sahip… Muhtemelen yüz kiloya yakındı, hepsi kas değil, fakat kesinlikle yaşına göre bir erkek için çok iyi durumdaydı.
Dost canlısı biriydi, görünüşte zararsızdı. Karısı nadir görülen bir hastalıktan ölmüştü ki bu da hakkında konuşması zor olan bir şeydi. Yandaki evde yaz kış tek başına yaşıyordu ve biz tanıştığımızdan beri onunla iyi bir komşu ve dostluk geliştirmiştik.
Mahalle içindeki diğer her ev bir çitle ayrılıyordu. Fakat bir sebepten dolayı bizim evlerimiz sadece çim kesimindeki belirgin bir değişiklikle ayrılmıştı ve evlerimizi sadece biraz uzunca bir çim şeridi ayırıyordu. Burhan erken yaşta emekliye ayrılmıştı ve görünüşe göre hep evinde bahçesinde çalışıyordu, bahçesinin, çimlerinin durumu kusursuzdu.
"Hey Burhan, nasıl gidiyor?“ Yanıtladım. Ayla içgüdüsel olarak suyun altına girdi, gerçekte olduğundan daha az giyinik olduğunu düşünüyordu mutlaka…
Gülümseyerek geldi, elinde koca bir bahçe makası, alnındaki teri sildi. Büyük gövdesi öğleden sonra güneşinin ışığını kesintiye uğrattı, gölgesi üstüme vurmuştu.
"Of, sadece küçücük bir bahçenin bitmeyen bu karmaşası öldürüyor beni, yoruldum.” Ayla ve bana bakarak durdu. “Siz ikiniz bu havuzun tadını çıkarıyorsunuz ne güzel… Burada yaşayan son çift hiç kullanmamıştı havuzu… Görüyorum, her baktığımda siz çocuklar havuzdasınız.”
Yanlış değildi, suda epey zaman geçiriyorduk. Ben cevapladım gülümseyerek.
"Buz gibi kokteyl yapmıştı bize Ayla, sen de ister misin? Çok fazla yorulmuş gibisin…“ Başını salladı,
"Buraya gelirken sizin keyfinizi bölmeyi amaçlamamıştım. Bundan nefret ederim ama… Çok iyi olurdu doğrusu, zahmet olmayacaksa…”
"Saçmalama Burhan abi…" dedim adama, “Ayla bebeğim, bir kadeh de komşumuza getirir misin?” diye ısrar ettim. Kıçını suyun altına okşadım. Hafifçe kızardı. Anlamıştım, adamın yanında kalçasına dokunmamdan hoşlanmamıştı. Yine de,
"Tabii ki"dedi.
Ayla yavaşça merdivenlerden yukarı çıktı, çıkarken iri göğüslerinden su damlaları akıyordu. Karım biraz muhafazakar biriydi, ama üzerindeki pembe ve iki parçalı bir bikiniydi. Burhan o ana kadar karımın vücudunun çoğunu görmemişti.
Burhan kibardı, ama gördüklerinden hoşlandığı da açıktı. Ayla'ya bir iki kez baktığını ve bu konuda pek utangaç olmadığını fark etmiştim. Yine de normal karşıladım durumu… Çünkü onu gören neredeyse her erkek aynı şeyi yapıyordu. Karım hazırladığı içki kadehini ona verirken karıma ustaca ve aşağıdan yukarıya her santimini inceleyen bakışlarla baktı.
"İşte kokteylimiz…“ diyen karım onun bakışları altında kızararak, fakat pek rahatsız olmamış bir tavırla kadehi uzattı.
"Teşekkürler güzelim…” Burhan hazırladığı içkiyi nazik bir tavırla kabul ettiği için adamı terslemekten kaçınmaya çalıştığını hissettim.
Ayla havuzda bana katıldı ve Burhan şezlonglardan birinde oturdu. Biz suyun içinde, adam şezlongda bir süre daha içtik ve sohbet ettik, ama Burhan sonunda vedalaştı ve toplanıp bahçesine yöneldi.
O gecenin sonunda Ayla ile üst kattaki yatak odamızda sevişiyorduk. Karımın sulu şeftalisinin içine sokarken onbeş santimlik aletimi aç bakışlarla izliyordu. Beni içine alırken usulca inledi. Aklım öğleden sonraya geri döndü ve içten içe kıkırdayarak Burhan'ın onu şimdi görebilseydi ne düşüneceğini merak ettim.
Aynı düşünce aceleyle sağıma baktığımda kısa bir panik yaşamama neden oldu. Bizim yatak odası perdesi kapalı olduğundan emin olmak istedim. Ev küçük bir yan avluya ve sonra komşu evin geniş yatak odası penceresine bakıyordu. Burhan’ın evinin yatak odası penceresi…
Evler birbirine çok yakın ve aslında birbirinin tıpkısıydı. Garip bir tasarım gibi görünüyordu ve birkaç gün içinde, görünüşe göre kendi gizliliğini pek umursamayan Burhan ile bir avuç garip görüntü değiş tokuş etmiştik. Bir iki denemeden sonra yatak odamızın perdesini sürekli kapalı tutar olmuştuk. Evler arasındaki yakınlık da, görünürlüğün ötesinde bir sorundu. Ayla çok yüksek sesle inlediğinde Burhan’ın onu kolayca duyabileceğinden emindim.
Düşüncelerimi aklımdan çıkardım ve karımı becermeye devam ettim. Fakat orgazm beni sürpriz bir şekilde yakaladı ve ben karımın istek yüklü inlemeleri, vajinasının kasılmalarıyla bir anda içine patlayıverdim. Ayla küçülen aletimle içinden çıkarken yavaşça sızlandı. Seks sırasında ona sık sık orgazm yaşatabilirdim, ama ne yazık ki, bu gece içimden gelmiyordu.
Beraber bir duş sonrası birlikte pijamaları giyip yatağa uzandık tekrar… Öğleden sonra olanlar tekrar aklıma geldi ve huzursuzca,
"Burhan'ın bugün sana nasıl baktığını fark ettin mi?“ Ayla iç çekti,
"Her zaman insanların bana baktığını düşünüyorsun zaten…” Ben güldüm,
"Çünkü bakıyorlar canım… Özellikle yandaki komşumuz…" Kızardığını gördüm,
"Sanırım… Evet, biraz bakıyordu.“
"Zavallı adam… Evde yalnız başına ve muhtemelen pek bir şey yapamıyor.” Ayla şakacı bir tavırla omzuma vurdu.
"Sapık.” dedi şaka yollu, gülerek…
Birkaç hafta geçti ve Burhan’ın karıma bakışları konusunda başka bir şey konuşmadık. Bir kaç kez ayaküstü sohbetlerimiz oldu. O her zamanki samimi ve konuksever tavırlarıyla sıcakkanlıydı. Hatta arabayı park etmek için ihtiyacımız olan evin araba yolunu açmamda bana yardım etmeyi teklif etti.
Burhan’la o konuşma sırasında Ayla'ya yönelik bakışlarını yakaladım yine… Gözlerinde garip ve erotik bir parıltı vardı sanki… Eh, haksız sayılmazdı doğrusu… Eşimin inanılmaz göğüsleri var. Bir çift füze sanki göğüsleri, doğal, kabarık ve bir santim sarkması olmayan memeler… Bir ev hanımına, öğretmene değil de, sanki bir porno yıldızına veya egzotik bir güzelliğe ait gibi görünürler.
Bir hafta içi sabah kahvaltı yapıyordum. Aniden Ayla merdivenlerden aşağı koşarak, çığlık atarak geldi. Kırmızı yüzlü ve kızgındı.
"Timur! Neden perdeleri açık bıraktın? Havlu kurutucuda ve ben banyodan çıplak çıktım!“
Çatal elimde kalakaldım, şaşırmıştım. Neden bu kadar öfkelendiğinden emin değildim,
"Tamam bebeğim… Ve…?”
"Burhan tam oradaydı! Karşıda…. Tam bana bakıyordu!“
Neredeyse tostumun lokması boğazıma kaçıyordu ve bir cevap veremeden öksürdüm
"Ah, hay Allah kahretsin. Hava durumunu kontrol etmek için perdeleri açmıştım. Bugün şirketin müşterisini havaalanından alıyorum da… Üzgünüm bebeğim.” Karım ikna olmamıştı, sinirle bağırıyordu,
"Umarım mutlu olursun! Komşumuz bugün çıplak karına daha iyi baktı!“
Ayla’nın tüm sinirine karşı kendime hakim olamadım ve güldüm. Zararsız, yaşlı biriydi Burhan ve eşimin çıplaklığının onun tarafından yanlışlıkla izlenmesi bence pek önemli değildi doğrusu… Onunla alay ettim.
"Bu kadar büyütecek ne var bebeğim? Eminim onun gününü cennete çevirdin. Herhalde yılın en büyük iyiliğini yaptın adama… Hayatım, bu yaşta Burhan zararsız biri, büyütme lütfen!” Dehşete kapılmış görünüyordu karım,
"Bu senin için çok önemli değil, öyle mi! İnanılmazsın!“ Fırtına gibi öfkeyle arkasını döndü bana, üst kata çıktı. İşe giderken arabamın yanında duran kırmızı yüzlü bir Burhan ile karşılaştım. Kekeliyordu,
"Şey… Timuçin… Bak, gerçekten üzgünüm, sadece öylesine baktım ve… Çığlığını duydum ve …”
Kıkırdayarak onu durdurdum
"Burhan abi, bak… Tamam, senin dediğin gibi, kazaydı. O kadar önemli değil. “ Muhtemelen duruma nasıl tepki vereceğim konusunda hiçbir fikri olmayan Burhan rahat bir nefes aldı. “Daha önce hiç görmediğimiz bir şey, karım aşırı tepki vermiş.” diye devam ettim. Ve omzuna dostça bir dokundum.
Utangaç bir tavırla başının arkasını kaşıyıp gülümsedi,
"Şey, Timur… Anlayışla karşıladığın için teşekkürler… Bir de… Umarım söylememe aldırmazsın, ama sen çok şanslı bir adamsın.“
Bunu söylerken biraz kızarmıştı, belki de daha ileri gittiğini düşünüyordu. Yaptığı yorum beni şaşırttı, ama açıklanamaz bir şekilde beni heyecanlandırdı aynı zamanda…
Özellikle karımın çıplaklığını gördükten sonra, onu çekici bulduğunu itiraf etmesinde içimde garip duygular uyandıran bir şey vardı. Yani, bundan şüphelenmek başka bir şeydi, kendisinden duymak tamamen farklı bir şeydi. Bir sırıtmayla bana karımı beğendiğini söyleyen erkeğe cevap verdim,
"Teşekkürler komşum. Biliyorum.”
Eğer başka biri olsaydı, yorum beni kızdırabilirdi. Ama nedense, Burhan’ın ağzından çıkan bu beğeni ifadesi nedense beni pek mutlu etmişti.
O akşam işten erken döndüm ve bir çeşit özür dilemek için karıma sürpriz bir akşam yemeği hazırladım. Gerçekten üzgün değildim aslında… Hatta daha çok eğlendim diyebilirim ve eğer itiraf etmem gerekirse, garip bir gurur duymuştum.
Ayla ön kapıdan içeriye girdiğinde biraz yorgun, ama her zamanki gibi güzel ve seksi görünüyordu. İlk başta benimle konuşmaktan kaçındı. Sabahın kızgınlığı devam ediyordu, ama sonunda güzel sofrayı, şarabı görüp içkilerimizi yudumlayınca sessizlik duvarı yıkıldı.
"Üzgünüm, sana önce bağırdım, ama bunun bir kaza olduğunu biliyorum. Şeyy… Kendimi… Kendimi çıplak hissettim.“ Sanki o anı yaşamış gibi kıkırdadı sonra… Ben de güldüm. Bir dakika sessizce yemeğimizi yedik. Sonunda dayanamadım,
"Burhan'ı bu sabah işe giderken gördüm” dedim. Hemen kızardı,
"Ah Tanrım. Bir şey söyledi mi? Nasıl olduğunu bilmiyorum. Utandım, çok utandım.“
"Çok önemli değil bebeğim.” Her şeyi küçümsemeye çalışıyordum. Durakladım, devam ettim. “Aslında… Bana çok şanslı bir adam olduğumu söyledi.” Bunu söylerken karıma baktım, tepkisini merak ediyordum.
"Nefes alamıyorum şu anda…” Yanakları iyice kızarmıştı. Başını salladım,
"Evet, öyle söyledi. İnanılmaz derecede güzel bir vücudun olduğunu ve bundan gurur duyman gerektiğini söyledi.“ Son kısmı ben eklemiştim. Beyaz bir yalandı, ama tam olarak bu şekilde söylemese bile adamın karım için düşündüğü şey tam olarak buydu.
"Ne dedin!?” Bu soruyu neredeyse bana haykırarak sormuştu. Gülümsedim,
"Ona ne şanslı olduğumu bildiğimi söyledim, gerçekten ben çok şanslı bir adamım. Senin gibi güzel ve seksi bir karım var.“
Kızardı, ama bu sefer sadece utanç değildi yüzünü kızartan… Yıllar içinde ilk kez başka bir erkeğin, benden başka bir adamın çıplak bedenine açıkça iltifat ettiğini duymuştu. Kırmızı yanaklarının gölgesinde bir ürperti, bir heyecan vardı.
Dakikalar sonra biz tamamen azmış bir halde, bizim yatakta çırılçıplaktık. Ayla’nın kadınlığı uzun zamandır hissetmediğim kadar ıslaktı ve benim erkekliğim bir kaya gibi sertti. Benim söylememe bile gerek kalmadan kovboy kızım sertleşmiş sikimin üstüne biniyordu.
"Harikasın bebeğim, amcığın sırılsıklam, çok ıslaksın.” İnledi, başını arkasına yasladı ve omuzlarımı tuttu.
“Evet canım… Çünkü sen azdırdın beni…” Kendimi tutamadım ve onun şehvetinin kaynağı konusunda şaka yaptım,
"Ben değil, Burhan’ın sikici bakışları azdırdı seni… Bence Burhan'ın her gün memelerine bakmasına izin vermeliyiz.“ Göğsümü tokatladı,
"Kes şunu…” Tonu ciddiydi, ama kesmemi gerçekten istemiyordu bence… Dişleri kenetlenmiş, dudakları sımsıkı gerilmişti. Ben konuştukça zevkle inledi.
“Ne? Eminim bu muhteşem memelere bir kez daha bakmak isterdi.” Memelerini tekrar avuçlayıp parmaklarımın arasında sıktım, meme uçlarını sıkıştırdım, karımın çok sevdiği bir his…
Yüksek sesle inledi, kalçalarını indirip aletimi sertçe içine kökledi. Sikimin üstünde inip kalkarken amından adeta sular fışkırıyordu.
Dudaklarından dökülen iniltiler mahalleyi uyandıracak kadar yüksekti ve ben onun içine geldiğimde, sıcak spermlerim karımın orgazm patlamasına neden oldu. Fırtına bittikten sonra ikimiz de yavaş yavaş kendi dünyamıza, uykuya daldık, başka bir şey söylemeden…
Bir kaç gün geçti ve hafta sonu yaklaştı. Cumartesi günü geç uyandım ve pencereden dışarı baktığımda kendime biraz kahvaltı hazırlıyordum. Sürpriz…
Bahçede Ayla ve Burhan'ın sohbet ettiğini gördüm. Eşim bizim bahçede birkaç çiçek dikmişti ve Burhan ona yardımcı olmak için çiçeklere bakıyordu. Normal giyinmişti, ama karımla ikisi etkileşime girdiklerinde içimde bir şey karıştı. Burhan sadece birkaç gün önce karımı çırılçıplak görmüştü ve burada botanik hakkında tartışıyorlardı.
Ayla sonunda içeri girdi, hafif bir sabah teni cildinde parladı. Hiç zaman kaybetmedim,
"Onunla bir daha asla konuşamayacağını düşünmüştüm. Anlaşılan yanılmışım.“ Kızardı.
"Eh? Nasıl başladı? Senin için garip olmalı… Adam seni çırılçıplak gördü bir iki gün önce…”
"Evet! İlk başta zor oldu ama…“
"Neler dedi?” Konuşurken kıpır kıpırdı, yüzündeki kırmızılık devam ediyordu,
"Hiçbir şey… Bilmiyorum. O sadece geldi ve çiçeklerle ilgili yardım teklif etti…“
Bir bardak su almak için buzdolabına gitti. Bir yudum aldıktan sonra bana baktı,
“Açıkçası garip hissediyorum.” diye devam etti. “Geçen gün için özür diledi, ama ona benim hatam olduğunu söyledim.” Derinden kızardı.
“Bana şaka yaparak her sabah uyandığında pencereye baktığını söyledi. Kaçırmamak için kahve içmeyi bırakabilirmiş.” Şaşırmıştım Burhan’ın cesaretine, yine de güldüm,
“Bak sen! Gördün mü aşkım, endişelenecek bir şey yok. Sen ne cevap verdin?”
"Şeyy… Hiçbir şey… Sanırım… Sadece güldüm sanırım, bilmiyorum. Konuşmanın sonu buydu.“
Bir an sessizlik içinde oturduk ve devam etti, “Biliyor musun, senin böyle tepki vermene şaşırdım”
"Bir tanem, Burhan bir pislik değil, kötü bir amacı yok. O bizim zararsız ve yaşlı komşumuz.“ Onunla daha şakalaştım, üzerine gittim, "Ve bu benim hatam değil, çırılçıplak kendini gösteren sensin.”
"Ne düşündüğümü biliyorsun! Sanırım sen bundan hoşlanıyorsun. Sanki beni seyretmesinden haz duyar gibisin!“ Yutkundum bir an,
"Evet canım… Senin güzelliğini göstermek hoşuma gidiyor, hepsi bu…” Bir sonraki yorumumda çok düşündüm, ama “Biliyor musun? Sanırım senin de bir parçan onu tahrik etmekten hoşlandı.”
"Timur!“
"Dur Ayla, hemen itiraz etme canım… Bu çok önemli değil… Sana yıllardır vücudunu daha fazla göstermeni söylüyorum, sen güzel bir kadınsın. Sonunda olayı yakaladığına sevindim.” Güldüm, onu belinden tutup kucağıma çektim.
"Bu kadar dramatik olmayı bırak ve bana bir öpücük ver.“ Derin ve istekli öpücüğünü verirken düşüncelerime pek karşı çıkmadığını hissettim.
Başka bir etkinlik olmadan bir hafta geçti ve kendimizi başka bir tembel pazar keyfi yaparken bulduk. Ayla ve ben bazı arkadaşlarımızla öğleye doğru bir brunch için dışarı çıkmıştık ve yemekten sonra hepimiz çok fazla içmiş durumdaydık.
Öğleden sonrasının rehaveti bir yandan, içtiğimiz içkiler bir yandan, oldukça sarhoş bir vaziyette koltukta birbirimize sarılıp uzanmıştık. Ayla sızlandı,
"Evin içi sıcak… Ben havuza girmek istiyorum."
"Öyleyse havuza gidelim bebeğim… Yaz bittiğinde havuzumuzu çok arayacağız. Her fırsatta değerlendirelim.” Ellerimle memelerini kavramış, boynunu öpücüklere boğuyordum bunu söylerken…
Kıkırdayarak ellerimden kurtuldu ve üstünü değiştirmek için üst kata fırladı. Biraz sonra pembe bikinisini giymiş olarak geri döndü.
"Hayır, istediğim bu değil canım. Sana Mykonos gezimizde aldığım bikiniyi giymiyorsun. O kadar para verdik. Çok pahalıydı ve giydiğini pek görmedim.“
Yüzü kırmızı bir renkle parladı, ama hiçbir şey söylemedi. Bir an için birbirimize baktık ve yavaşça döndü, yukarı çıktı.
Gergin bir şekilde geri döndü. Onun güzel göğüsleri inanılmaz derecede ince bir siyah kumaş tarafından zar zor gizlenmişti. Etrafında döndü ve dipdiri kalçalarının bikini altı olan G string'i tamamen yuttuğunu bana gösterdi. Neredeyse hiç bir şey giymemiş gibi görünüyordu. Mükemmeldi. Açıkçası karım benimle aynı fikirde değildi.
"Ben bununla havuza giremem.”
"Evet yapabilirsin. Bu bir bikini canım, insanların dışarıda giymeleri için özel olarak üretildi.“
Zaten birkaç içki içmemiş olsaydı, teklifimi asla kabul etmezdi. Ama dışarıya doğru ilerledi, kayan cam kapıyı açarken baktım. Bahçe boyunca koştu ve acele hareketlerle havuza atladı.
Ben de üstümü değiştirmek için telaşla yukarı çıktım. Tekrar aşağıya inip havuz kenarına geldiğimde Burhan'ın Ayla ile sohbet ettiğini gördüm. Suyun kırılması, karımın güzel vücudunun bir kısmını gizlemek için iyi bir iş çıkarmıştı, ancak yine de çok fazla giyinmediği apaçık görünüyordu.
Karımın yüzünde beni dinleyip bu minicik bikiniyi giydiği için belirgin bir pişmanlık vardı. Burhan yanlarına yaklaşınca beni görüp selamladı,
"O, merhaba Timur… Ayla'ya benim ünlü sarhoş ayıltan içeceğimden bir iki bardak isteyip istemediğini soruyordum. Bugün alkol sınırını biraz aştığınızı söyledi de…” Kıkırdayarak başımı salladım,
"Ya, sorma Burhan abi… Arkadaşlarla bir araya gelince işte, biliyorsun. Yanlış izlenim edinmeni istemiyorum. Gerçekten ağır içiciler değiliz, ama burada Bodrum’da tatilde gibiyiz. Son zamanlarda herhangi bir bahane bulunca Pazar günleri çıldırıyoruz.“
"Pazar eğlenceli günler dediğiniz şey öyle, değil mi? Yeğenimin her zaman bunu söylediğini duydum.”
"Evet, sanırım.“ Gülümsedim, "Sanırım senin içki teklifini kabul edeceğim. Ayla?” Karım da omuzlarını silkti, gülümseyerek.
"Bu güzel Pazar günü başım ağrıyor çok fena, ben de istiyorum.“ dedi.
"Harika.” Burhan bizimle paylaşabileceğinden çok memnun görünüyordu, “Sadece içkinizi hazırlamak için mutfakta biraz yardıma ihtiyacım var. Sakıncası var mı Timur? Benimle gelir misin?”
Bu güzel pası taca atmamaya karar vermeme neden olan içimdeki dürtüden emin değilim, ama yaptım. Başımı kaşıyarak,
"Kahretsin yaa…. Biliyor musunuz, müşterimizin birine bir belge göndermem gerektiğini hatırladım şimdi… Bebeğim, neden Burhan'a yardım etmiyorsun, hemen döneceğim.“
Doğrudan Ayla'ya bakmaktan kaçındım, ama onun ölümcül bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. Başka bir şey söylemeden dönüp içeri girdim. Cep telefonumu çabucak buldum ve yazıyormuş gibi davrandım, manzara için pencereye doğru yürüdüm. Beklenti içinde aptal gibi gülümsüyordum.
Pencere aralıktı ve kendimi göstermeden dışarıda verandada olanları görebilecek ve duyabilecektim. Ayla endişeyle sudan çıkarken, güzel kıçını pencereden tam ekran izledim. Karımın iştah açıcı ve büyük memelerini, ıslak ve minik bikini üstü kapatamamış vaziyetteydi. Meme uçlarının ıslak kumaştan parmak gibi kabardığını evin içinden bile görebiliyordum.
Burhan da, havuzdan çıkan karımın üzerine ne giydiğini net bir şekilde görebiliyordu şimdi… Ayla’ya baktığında gözleri genişledi, hayranlıkla bakakaldı, ama sonra kendini çabuk topladı.
“Vayy… Bikinin çok güzelmiş Ayla… “ dediğini duydum.
Ayla kızardı, cevap verirken kekeledi. Hızla şezlongdan aldığı havluyla kendini kuruturken güneş ışığında parlayan harika bedenini izledim.
"Te… Teşekkürler Burhan. Timur ille de bunu giymemi istedi.”
Bahçede Burhan’ın evine, bizim havuza bakan salonun sürme kapısına doğru yürümeye başladılar. Karım önden yürüyor, Burhan onu takip ediyordu, gözleri karımın hareketli kalçalarına dikilmiş vaziyetteydi.
“Eh, kocanı tebrik ederim o zaman… Timur ağzının tadını kesinlikle iyi biliyor.”
Yaptığı biraz ahlaksızca yorumdan sonra sırıttığını gördüm. Garip bir heyecanla baktım. Komşumuzun evinin kapısında kaybolurken, eşimin kıçının ileri geri sektiğini, olduğum yerden baktığımda neredeyse çıplak olduğunu gördüm
Bizim mutfak penceresinden baktığımda komşunun salonunu bir hayli geniş olan sürme kapıdan görebiliyordum. Ayla adamın etrafında dolaşıp duruyordu, Burhan'ın malzemeleri almasına ve votkayı karıştırmasına yardım ediyordu. Adeta bir seks ilahesi gibi görünüyordu.
Artık söylenenleri duyamıyordum, ama Ayla ve Burhan gülmeye başladılar. Gördüğüme inanamıyordum. Yarı çıplak, hatta kasıklarını örtemeyen ve kalçalarının arasında kaybolan minicik bikini altını saymazsak çırılçıplak sayılabilecek olan güzel eşim, komşumuzun mutfağında rahatça dolaşıyordu.
Çıplaklığına pek aldırmıyor gibiydi karım… Ve sarhoşluğumuzu giderecek içkiyi hazırlayan Burhan’ın gözleri karımın üstünden ayrılmıyordu. Bu çok heyecan verici bir manzaraydı ve ne kadar tahrik olduğumun farkına varmak beni şaşırttı.
Çok geçmeden evden çıktılar ve ikisi de bizim havuz başına doğru yürümeye başladılar. Yine karım öndeydi ve elinde cam sürahiyle hemen arkasından gelen Burhan’ın gözü karımın çalkalanıp duran kalçalarından ayrılmıyordu. Telefonumu kanepeye attım ve havuz kenarında onları karşıladım.
"Kusura bakmayın çocuklar, yardım edemediğim için üzgünüm.“
İkisiyle de konuşuyordum, ama özürüm aslında Ayla içindi. Onu yarı çıplak bir vaziyette elin adamıyla yabancı bir eve göndermiştim. Bana öfkeyle baktı ama aniden varla yok arası bikinisinin içinde daha rahat göründüğünü fark ettim. Artık kendini örtbas etmek, çıplaklığını saklamak için pek telaş etmiyor gibiydi…
"Endişelenme Timur.” Burhan, sürahiyi masalarımızdan birine yerleştirirken gülümsedi, “Bana bikinisiyle yardım eden güzel bir kadından şikâyetçi olduğumu asla duyamazsın benden…” dedi.
Ayla derinden kızardı ve kıkırdadı,
"Ah siz erkekler… Sanırım bu düşünceler hepiniz için geçerli… Hepiniz de aynısınız doğrusu…”
Burhan'ın ona iltifat etmesini duymak benim gibi onu da çok mutlu etmişti ama görünüşe göre Ayla'nın bizim hayran bakışlarımızdan havuz suyunun korumasına kaçmak için acelesi var gibiydi. Karımın elini tuttum.
"Burhan, bu güzel bikiniyi giymesi için karımı ikna etmem gerektiğine inanabiliyor musun?“
"Biliyorum. Bikiniyi senin zorunla giydiğini söyledi, ama iyi ki ısrar etmişsin. Bunu yaptığın için çok mutluyum.”
Ayla'nın gözleri bizim konuşmalarımızı duydukça irileşti, yanakları kıpkırmızı oldu ve sanırım konuşmaya ihtiyaç duyarak araya girdi,
"Hey! Ben buradayım beyler! Timur aşkım… Beni utandırıyorsun!”
Burhan kıkırdadı ve yaptığı içkiden bana bir bardak uzatırken karıma yanıt verdi,
"Ayla, canım… Bence vücudun hakkında utanacak hiçbir şeyin yok ve eminim Timur da benimle aynı fikirde…“
Burhan bana bakarak gülümsedi. Derin bir yudum alırken başımı salladım onaylayarak… Sabah arkadaşlarla aldığımız alkol, arka bahçemizdeki ortam üzerinde kaygısız bir etki yaratıyordu. Soda ve limonla yaptığı içki boğazımdan aşağı kaydıktan sonra cevapladım adamı,
"Evet, bence de öyle Burhan… Kusursuz bir güzel benim karım… Lanet olsun, bu senin içecek çok iyi arkadaş…” diye ekledim.
"Teşekkür ederim efendim, yıllardır yapıyorum bunu, akşamdan kalmalara çok iyi gelir.“
Sonra havuza atlamış suyun içinde duran karıma bakarak ona da bir bardak doldurdu ve kenarda diz çökerek içmesi için uzattı. Ayla hızlı bir yudum aldı ve tadı onun da hoşuna gitmişti,
"Vay canına. Gerçekten iyi… Beraber yaptık ama ben bunun tarifini yazayım bir kenara…”
Burhan başını salladı kendinden emin… Havuz kenarında yukarıdan bakıyordu kenara tutunmuş içeceği yudumlayan karıma… Minik bikininin içinde yukardan baktığında harika bir görüntü sunuyor olmalıydı karım…
Burhan kendinden geçmiş gibi karımın dudaklarına ve kim bilir nerelerini görüyorsa, dikkatle bakıyordu ki, başını kaldırınca benim onlara baktığımı fak etti. Gülümseyerek aldırmaz bir tavırla bir yudum aldım onun içkisinden… Burhan da doğrulup kendi kadehini doldurdu.
Üçümüz arka bahçede, karım havuzun içinde, biz erkekler şezlonglara yerleştik ve alkol kaynaklı bir rahatlama havasına girdik. Burhan su kenarında otururken nihayet ben de kalkıp havuzdaki eşime katıldım.
Konuşma konularımız işten spora ve eğlenceye değişti. Burhan’ın akşamdan kalmaya karşı içecek bitti, biz tekrar alkol almaya devam ettik. Sonunda üçümüz de bir hayli çakır keyif olmuştuk.
Ayla görünüşe göre üzerindeki açık saçık bikiniyi ikinci cildi gibi benimsemişti. Burhan'ın delici bakışlarına aldırmadan suya girip çıkıyordu. Komşumuzun sarhoşluğu biraz daha artmıştı sanki… Karıma bakışları daha da belirgin hale geldi.
Artık ne benden çekiniyordu, ne de karımdan… Ayla’ya baktıkça gördüğü şeyleri kesinlikle seviyordu adam… Zevkten dört köşe olmuştu.
Ayla havuzdan çıktı, evden bir tepsi peynir ve kraker, atıştırmak için bir şeyler getirdi. Parıldayan cildiyle vücudu bana doğru eğildiğinde doğrudan fütursuzca sergilediği büyük göğüslerine baktım. Dayanamadım ve yüksek sesle bir iltifat dudaklarımdan kaçtı,
"Offf… Harikasın bebeğim. Şu koca memelere bak.“
"Timur! Misafirimiz var! Ahlaksız herif…” Ayla yüzüne utanmış bir bakışla gülümseyerek beni azarladı. Burhan'a doğru döndü.
Burhan söylediklerimi duymuş ve karımın nerelerini beğendiğimi o da kendi gözleriyle görmüştü. Karım ona tabağı uzatırken hemen göğüslerine baktı. Hayran hayran, gözlerini karımın memelerinden ayırmadan,
"Timur ile aynı fikirdeyim Ayla… Senin iki zirve şu anda normallerin dışında… Olağanüstü…” dedi. Kelimeler ağzından kaçtıktan sonra kızardı, yaptığı yorumun uygunsuz olabileceğini fark etmişti. “Çok pardon, haddimi aştım galiba…” dedi.
Ayla, yanakları kıpkırmızı, fakat beğenilmekten ve arzu edilmekten hoşnut olduğu o kadar belliydi ki… Burhan’a ve memeleri için yaptığımız iltifatlara biraz yumuşak bir tepki gösterdi,
"Tamam, hepsi bu! Herkes suya…” diyerek kendini havuza attı.
Burhan ve ben de aynı anda bir kahkaha attık. Neşe içinde gülüyorduk. Benim şezlongum havuzun yanı başındaydı ve Ayla elimden tutarak beni suya çekiştirdi. Ben de havuza daldım, gülerek karımı kucakladım, suyun içinde oynaşmaya başladık.
Biraz yorulunca Burhan’ın yanı başında havuz kenarında tutunduk, şezlongda oturmaya devam eden Burhan’la sohbete devam ettik. Bir ara sessizlik oldu. Kimse konuşmuyordu. İki erkek karımı süzüyorduk. Burhan çaktırmadan, bense alenen sikecek gibi bakıyorduk karıma… Ayla aniden Burhan'a zor bir soru sorana kadar hepimiz bir müddet sessizlik içinde durduk.
"Neden bize havuzda katılmıyorsun Burhan, sudan korkuyor musun?“ Burhanın ağzının yarısı peynir ve kraker doluydu. Zorla onları yuttuktan sonra,
"Dürüst olmak gerekirse, evde giyebileceğim bir mayo yok Ayla’cım… Aslında bir mayo sahibi olduğumu bile hatırlayamıyorum.”
Usul usul Ayla'nın arkasına yanaştım, belinden tuttum. Birkaç dakika sonra suyun içinde vücutlarımızın teması beni kendimden geçirmişti bile… Onu istiyordum. Taş gibi olmuş sikimi kalçalarının arasından ona dayadım ve kenarda oturan erkeği umursamadım.
Karımın diri güzelliğinden ve içkilerden sarhoş, saçma bir şekilde karımın diğer erkeği etkilemesini ve Burhan'a yeni bir gösteri yapmasını istiyordum. Arkadan kulağına fısıldadım.
"Üstünü çıkarıp atarsan gerçekten hoşuma gider aşkım…“ Bana döndü.
"Saçmalama Timur… Burhan tam karşımızda… Kes artık şunu… Yapma…”
Sinirlenmesine rağmen isteğimi duyunca gözlerindeki heyecanı, dudaklarının titreyişini görebiliyordum. O da istiyordu bunu aslında… İki erkeği birden delirtmek hoşuna gidiyordu kahpenin… Kasıklarımı onun kalçalarına iyice bastırdım,
"Hadi bebeğim. Vur onu… Memelerini çıplak görsün… Böylece biraz eğlenelim.“ Ayla bana gözlerinde şehvetle baktı ve fısıldadı,
"Güzel… İstediğin gibi olsun, yapayım. Ama sonra pişman olursan bana kızma.”
Kollarımın arasından kaydı, suyun altına çöktükçe, donup baktım. Oh tanrım… Dediğimi yapıyordu karım… Üstünü yavaşça çözdü ve az sonra ince siyah bikinisi suda yüzüyordu.
Sikim manzarayı görünce çatlayacak gibi oldu. Tamam, artık budur derken, onu suda daha da derinlerde oynarken gördüm. Aniden başka bir grup siyah kumaş su yüzeyinde belirdi. Eşim G string kıvamındaki bikini altını da çıkarmıştı!
Bikiniyi suyun yüzeyinde görünce dikleştim ve Ayla alay edercesine bakışlarla bana baktı. Benimle beraber komşumuz da izliyordu bizi, hayretle açılan gözlerle bize bakıyordu. Yeni çıkardığı bikinisini avucunun içinde topladı karım… Kolunu kaldırarak sertçe bir hareketle Burhan'a fırlattı.
"Mayom yok diye kendini üzme Burhan… Senin için bir mayo buldum!“ diyerek şuh bir kahkaha attı.
Gözlerime inanamadım! Burhan da öyle… Islak kumaş göğsünde ıslak bir şaklamayla patlamıştı, karımın ani hareketi onu bir anlığına korkuttu. Burhan’ın yüzü karımın şimdi çıplak olduğu bilgisiyle aydınlanıvermişti. Bikiniyi tuttu, şaka yollu şortunun cebine tıktı.
"Hatıra olarak alıyorum!” diye bağırdı. Gözlerini karımdan ayırmadan bir kahkaha patlattı.
Adam zekâ olarak epey hızlıydı, aslında küçük oyunumuzu oynamaya başlamadan önce onu bu kadar küçük görmemeliydim. Cebine tıktığı bikini yüzünden karım havuzdan bir şekilde çırılçıplak bedeniyle çıkmak zorundaydı. Ayla ve ben de güldük, ama şimdi havuz başında ortamı saran bir erotizm havası vardı.
Burhan çabucak boş kadehini tuttu, şakacı bir gülüşle şikayet edercesine elinde salladı. Kadehin içinde yanlara vuran buz parçalarının şıngırtısı duyuldu.
"Gerçekten biri kadehimi yeniden doldurmalı… Ben yapabilirdim, ama şu anda çok rahatım. Hareket etmekten gerçekten nefret ediyorum.“
Ayla bana baktı. Adam havuzdan çıkmasını ve ona içki koymasını istiyordu. Böylece çırılçıplak karımı doya doya görebilecekti. Karımın yanakları kızarmış, gözleri yarı kapanmıştı. İçtiği alkol ve olaylarla uyarılması onun üzerinde bomba etkisi yapıyordu. Bana “Sen istedin” dercesine omzunu silkti.
Yavaşça havuzun merdivenlerinden çıkarken muazzam bir uyarılmayla onu izledim. Büyük göğüsleri şimdi serbestçe sallanıyor, güzel solgun ve uyarılmış meme uçları öğleden sonra güneşinde son derece güzel görünüyordu.
Burhan’ın gözleri ve ağzı bir karış açılmış durumdaydı, o da karımı izliyordu. Ayla havuzdan tamamen çıktığında muhteşem kıçından su damlaları süzülüyordu ve döndüğünde tüysüz kadınlığının bir anını yakalayabildim.
Hayatımda hiç bu kadar uyarılmamıştım. Karımın tutumundaki değişime inanamadım. Sadece haftalar önce hayal edilebilecek en çekingen ve tutucu kadınlardan biriydi. Şimdi ise burada, havuzumuzun etrafında tamamen çıplak dolaşıyordu.
Ben ve komşumuz şehvetli gözlerle karımın vücudunda şölen yaptık. Alkolün kısmen suçlanacağını biliyordum, ama sürekli karımı buna yönlendirmem yüzünden ben de suçluydum aslında…
İki erkek, küçük arka bahçede seksi ve tahrik bombası bir şekilde yürüyen karımı şaşkın şaşkınlıkla izledik. Burhan’la beraber onun evinde hazırladığı karışımın sürahisini masadan aldı ve eğilerek ona geri döndü. Büyük göğüsleri öne eğilerek vücudunun üzerinde gezindi. Sehpadan adamın içki kadehini tuttu, dudaklarına götürüp içkisinden kocaman bir yudum aldı. Görünüşe göre uyarılmayla sarhoştu,
"İşte böyle Burhan…“ dedi, cinsel olarak son derece tahrik olmuş görünüyordu. Sonra bir hamlede kendini balıklama havuza atıverdi. Birkaç kulaç attı suda, sırt üstü uzanıp ıslak vücudunun çıplaklığını, iri memelerini, kasıklarının arasındaki dudakları kabarmış amcığını meydana çıkardı.
Burhan kendini tutamadı, ağzı açık kalmıştı.
"Lanet olsun! Şu göğüslerin…!”
Yaşadıklarına inanamayan gözlerle dönüp bana baktı. Sadece gururla gülümsedim. Ayla suyun üzerindeki gösterisini bitirip yavaşça bana geri döndüğünde ona aval aval bakmaya devam etti. Karımla hiç bu kadar gurur duymamıştım, bu yüzden gülümseyerek aç bakışlarla karımı izleyen adama baktım.
"Ne düşündüğünü biliyorum Burhan. Ben şanslı bir adamım.“
Bunu söylerken suyun içinde yanıma gelen karıma sımsıkı sarılmıştım. Ayla beni öfkeli bir tutkuyla öptü. Dudaklarımız birbirini emiyor, dillerimiz birbirini okşuyordu hırsla… Karımın şehvetle dolu olduğunu biliyordum. Boynuma ve kalkmış sikimi kasıklarına gömerek sımsıkı sarılırken, kulağıma fısıldadı,
"Ohh… Bebeğim… Şu anda çok azgınım.”
Aynı anda biraz çekilerek elini aramıza soktu, içgüdüsel olarak sualtında şortuma ulaştı. Benim önü kabarık şortun belinden içeri soktu elini ve sertleşmiş sikimi parmaklarıyla kavradı. Tam bir şok yaşıyordum.
Elleriyle suyun altında çekiştirerek şortumu aşağıya indirdi sonra… Ben de onun gibi çırılçıplaktım havuzun içinde… Sikimi narin parmaklarıyla sıvazlamaya, okşamaya devam etti gözlerimin içine bakarak…
Ben de en az karım kadar uyarılmanın ötesine geçmiştim. Aynı zamanda aklım da karmakarışıktı. İçgüdüsel olarak kasıklarımı ona doğru itmeye başladım. Karımın kalçalarını pençelerimle tutup kepçelerken bacaklarını da belimin etrafıma sardım.
Burhan'ın orada olduğu ve bizi izlediği gerçeğine aldırmıyordum bile… Şehvet her yerimi sarmıştı, sikim taş gibi olmuş, zonklamaya başlamıştı. Bizi pür dikkat izleyen bir erkek seyircimizin olduğu bir seks yaşanacağı düşüncesi iliklerime kadar tahrik ediyordu beni…
Karımı havuzun bir duvarına doğru götürdüm. Sırtını duvara dayarken bir elimle alttan kıçını tutup onu destekliyor, bir elimle havuzun kenarına tutunuyordum. Ve hiçbir şeye aldırmadan karımın amcığına daldırıverdim sikimi…
Karımı becerirken çıplak vücudunu sudan dışarıya çıkarmış vaziyetteydim. Büyük zevk girdabına kapılan karım da dikkatsizce inlemeye, zevk feryatları koparmaya başladı.
İkimiz de şehvetimizde kaybolduk. Görünüşe göre kenarda bizi izleyen komşumuzla ilgilenmiyorduk. Bu bir riskti elbette, fakat kendimizi risklerden uzaklaştırmak için hiçbir şey yapmamıştık. Ayla beni şaşırtarak çığlık atıncaya kadar tutkulu seksin zirvelerinde kendimi kaybettim. Durmadan gidip geliyordum karımın amında…
"Ah! Aman Tanrım!“
Sola, havuz kenarına ve daha da özel olarak Burhan'a bakıyordu.
Baktım ben de… Onun baktığı yere bakınca, komşumuzun varlığını hatırladım. Ve onu gördüğümde ilk pişmanlık ve utanç duygularımı hissettim.
Burhan, ben eşimle sevişirken kenardaki şezlonga oturmuş bizi izliyordu. Yine de Ayla’yı şok eden şey yabancı bir erkeğin bizi sikişirken izlemesi değildi.
Karımı şok eden şey, hiç utanıp çekinmeden kendini açığa vurması ve sanki özel banyosundaymış gibi mastürbasyon yapmasıydı. Ancak bunun ötesinde, Burhan'ın büyük bir zevkle asıldığı erkeklik organının endişe verici bir boyutta olmasıydı.
Komşumuzun elindeki penis muazzamdı. Belki yirmibeş otuz santim uzunluğunda ve inanılmaz derecede kalındı. Ayla'yı şehvetle sikmemi izlerken o da koca sikine pompalama yapıyordu. İkimiz de adamın dehşet verici sikinin büyüklüğünü hemen fark ettik ve bu görüntü bizi sersemletti.
Burhan bizim elindeki koca şeye aval aval baktığımızı gördü ve konuşma ihtiyacını hissetti.
"Yaa, pardon… Kusura bakma Timur… Karın beni de, benim ufaklığı da gerçekten delirtiyor ve adamakıllı düşünemiyorum. Bu ufaklığı dışarı çıkarmamalıydım. Ne olur kusura bakma… Toparlamaya çalışacağım.” Büyülenmiş sikini şortuna geri koymaya çalışırken kızardı, ama tam bu sırada Ayla araya girdi,
"Yapma Burhan! Ben… İnan bana… Hiç umurumda değil… Yaptığın şeye devam et bence…” Konuştuğu sırada yüzü biraz daha kızardı, fakat komşumuzun elindeki koca aletle göz temasını da hiç kesmemişti.
Komşumuzun canavarına bakarken çileden çıkmış durumdaydık. Karım etrafında döndü, başını çevirip gözleri ihtirastan kısılmış bir şekilde bana baktı.
"Sik beni bebeğim.“ diye fısıldadı. İri ve çıplak göğüsleri havuzun kenarında duruyordu, şimdi kollarını uzatmış, pürüzsüz fayans yüzeyinde tutunarak dinleniyordu. Benim sikmemi bekliyordu komşumuza aldırmadan… Ya da onun varlığıyla daha da azmış vaziyette…
“Ohh… Hadi durma… Sik beni…”
Bu kadın kimdi? Ve neden ona her seferinde hayran kalıyordum? Benim tutucu, muhafazakar görünümlü, hanım hanımcık öğretmen karım yabancı bir erkeğin yanında çırılçıplak, sikmem için yalvarıyordu bana…
Yine saldırmaya başladım. Onu arkadan kuvvetli ve hızlı bir şekilde aldım, o da itici gücüme kalçalarını geriye iterek cevap veriyordu. Hemen yanımızda duran Burhan'a bakıyordu ben onu sikerken… Ve karımın Burhan'a baktığını fark etmem sadece içimdeki tutkuyu daha fazla ateşlemeye yaradı.
Ayla yüksek sesle inliyordu. Tüm mahallenin onu duyacağından endişelenmeye başladım. Buna rağmen, suyun altında vajinasının diplerine kadar ulaştım ve kalçalarını sıkıca tutup karımı da patlatmaya çalıştım.
Burhan bizi izleyerek sikini sıvazlıyordu hala… Sarhoştu, tahrik olmuştu, masturbasyon yapıyordu komşumuz… Bize bakarak…
"Ohhh… Ayla… Senin kadar seksi kadın görmedim hayatımda… Beni bir kaya gibi sertleştirdin.”
Karımı pompalamaya devam ederken bir kez daha gözümü adama çevirdim ve kocaman sikini tekrar yakından gördüm. Zararsız yaşlı komşumuz dediğimiz adamın böyle bir canavarı şortunun içinde nasıl paketlediğine inanamadım.
Onunla konuşurken karımın orgazmın eşiğinde olduğunu titremelerinden hissettim. Bugüne kadar bundan daha fazla heyecanlanamayacağını düşünürdüm karımın… Oysa deliye dönmüş gibiydi. Şehvetli inlemelerinin arasında boğuk bir sesle adama
"Elindeki çok büyük bir yarak Burhan!“ dediğini duydum. Kulaklarıma inanamadım.
Karımın daha önce “Yarak” kelimesini kullandığını hiç duymamış olmamın ötesinde, Ayla bu kelimeyi başka bir adamın sikinin büyüklüğüne iltifat etmek için kullanmıştı. Ben zaten kırılma noktasını aşmıştım.
Ben boşalmaya başlarken karımın vajinası sikimi sımsıkı sardı, o da kasılmaya başlamıştı. Büyük bir patlama yaşıyorduk, hiç yaşamadığımız bir patlama… Karım sonlara yüksek sesle inledi ve hemen ardından Burhan'ın sesini duyduk.
"Ahhh… Siktir evet… Tam sana göre yarağım Ayla… Timur… Karına uygun bir yarak var elimde…”
Sözleri kenetlenmiş çenesi yüzünden dişlerinin arasından tıslayarak çıkıyordu. İkimiz de onun patlamasını izliyorduk. Yarağının ucundan fışkıran spermleri önce havaya, sonra havuzun kenarındaki fayanslara, havuzun suyuna boşalıyordu. Orgazmını izlemek bir harikaydı komşumuzun… Zevkle sikini sıvazlarken boğuk boğuk inliyordu.
Sonunda hepimiz durulduk. Sessizlik birden havuz başını kapladı. Her şey koca bir saçmalıktan ibaretti. Sonunda Ayla ve sonra Burhan tarafından taklit edilen bir kahkaha attım.
"Tamam komşu… Sanırım vakit geç oldu. Biz eve gidiyoruz.“ dedim, yorgun bir sesle…
Burhan kendine gelip kalın yarrağını şortuna gizleyerek konuştu.
"Vay anasını çocuklar… Az önce ne oldu?” Ayla güldü ve ben
"Hiçbir fikrim yok.“ diye cevapladım. Burhan da ayağa kalktı, utanmış gibiydi, yüzümüze bakamıyordu sanki… Eliyle sehpanın üzerinde ve havuz kenarındaki eşyaları işaret ederek,
"Bu şeyleri sabah alayım ben…” Alkol karışımını getirdiği sürahi ve bardaklarını söylüyordu. Evine gitmek için döndü ve “Dünya standartlarında misafirperverlik için teşekkürler.” Bir sırıtma vardı yüzünde bunu söylerken ve ilerledi, köşede kayboldu.
Eşim bana gözlerinde bir duygu kokteyli ile baktı. Bakıştık. Hiçbir şey konuşmadık. Yapabileceğim tek şey onu öpmekti, sevgi ve tutkuyla…
Sebep ne olursa olsun, Ayla ve ben birkaç gün boyunca olaydan bahsetmedik. Birbirimizle normalden daha sessiz kaldık. İkimizin de bu deneyimi içimize sindirmek için biraz zamana ihtiyacımız vardı. Havuzda seks bizim için yeni bir olay değildi aslında şimdiye kadar… Ama soru beynimi tırmalayıp duruyordu. Neden yaptık bunu?
Ayla nihayet bir akşam yemekte konuyu açtı.
"Geçen gün yaşadıklarımız hakkında konuşmak ister misin aşkım?“ diye sordu yumuşakça.
"Konuşacak ne var? Birkaç içki içtik ve inanılmaz derecede güzel, seksi bir kadın iki erkeğin aptalca davranmasına neden oldu.” Durakladım, “Bu dünyanın kendisi kadar eski bir hikaye aslında…”
"Timur, pek öyle değil… Biz ikimiz evliyiz ve evli insanlar bu şekilde davranmıyor.“
"Saçma Ayla. Tonlarca evli çift böyle şeyler yapıyor. Olanlarla ilgili yanlış bir şey yok.” Sesimin tonu istediğimden daha sertti ve bir sonraki sorumu sordum karıma,
"Neden böyle söylüyorsun? Yoksa pişman mısın?“ Tabağındaki bezelye ile oynuyordu dalgın dalgın,
"Hayır, ben- bilmiyorum.”
Onun güvenini sağlamak, yaptıklarımızın o kadar da kötü bir şey olmadığını anlamasını sağlamak zorundaydım,
"Biliyor musun karıcığım? Seni hiçbir zaman bu kadar cinsel açıdan özgür, bu kadar çok heyecanlı görmedim. Sanki tamamen farklı bir kadın gibiydin.“ Bu söylediklerim karımın yanaklarının kızarmasına neden oldu,
"Şeyy… Sanırım eğlendim.” dedi kıkırdayarak. Ona gülümsedim,
"Burhan'ınki kadar eğlenceli değil.“ Sözlerim yanaklarındaki kızarıklığın artmasına neden oldu ve
"Evet, ne büyük bir sapıklık yaptık, değil mi?” diye güldü.
"Belki, ama onun bizi izlemekten hoşlandığını söyleyebilirim.“ O günü hatırladıkça sanki sinirlenmiş gibiydi. Dudakları titriyordu. Bu duygu alabileceğim en iyi cevabı verdirdi karıma,
"Şeyy… Sikinin o kadar büyük olmasına şaşırdım. Ne kadar kocaman bir yarağı var adamın…” diye cevap verdi. Cümle ağzından kaçtığında, yine kızardı. Çabucak bir özür oluşturmaya çalıştı, “Ben, özür dilerim… Ben…”
Eh, neticede ben bir aptal değildim, karımın komşumuzun olağanüstü sikine ilgi duyduğunu biliyordum.
"Bebeğim, lütfen… Biliyorum. Azgın yaşlı keçinin at gibi yarrağı olduğunu kim düşünebilirdi ki…“
Karım yine kızardı ve konuşmadan, kendi alemlerimize dalarak yavaş yavaş yemeğimizi bitirdik. Arada onun yüzüne bakıyor, aklından neler geçirdiğini tahmin etmeye çalışıyordum.
O akşam daha sonra karımla yatakta sevişirken, gerçeği kabul etmeden kaçmasına izin vermedim Burhan’ın erkeklik organının boyutunu tekrar büyüttüm. Karımın amında gidip gelirken aynı anda komşumuzun erkekliğini tartıştığını duymak beni büyüledi adeta, deli gibi tahrik oldum.
"Onun yarrağını gördün diye kendini üzme bebeğim… Onun da seni sevdiğini söyleyebilirim. O da seni sikmek istiyordu o anda…”
Karımı domaltmış, arkadan vurdurarak sikiyordum bunu söylerken… Dişlerini gıcırdattı,
"Ne…? Hayır… Ohhh… Ben…“ Yaptığım yorumdan şaşırmış gibiydi karım… Kıçını tokatladım.
"Yalan söyleme… O koca yarağa nasıl baktığını gördüm senin, pis orospu…”
"Hayır… Ben… Ben hiç… Ohh…! Aşkımm… Hiç o kadar büyük bir yarak görmedim aşkım…” Eğildim ve onu sırtını öptüm, hala pompalıyordum bunu yaparken,
"Görmediğini biliyorum aşkım… Ve sen de sevdin o koca yarağı…“
Bu kez yüksek sesle inledi. Deli gibi tahrik oluyorduk bunu konuştukça… Belini pençelerimle tutup makine gibi sikmeye, kasıklarımı vurdurmaya devam ederken,
"Söyle orospu… Söyle… Sadece itiraf et! O koca yarağa bayıldın sen…”
"Ohh!“ diye inledi. Dişlerini gıcırdattı, “Güzel! Evet… Sevdim… Çok güzeldi… Ahhh…”
“Şimdi o sikse seni… O koca yarağını senin sulu amcığına gömse… Ohhh…”
“Ahhh… Gömsün… Siksin beni… O koca yarağını soksun amıma… Ohh… Bebeğim… Geliyorum…”
İkimiz de karşılıklı bir orgazm patlaması yaşadık.
Birkaç gün daha geçti ve o Pazar günü öğleden sonra yaşadığımız olaydan beri Burhan'ı görmediğimizi fark ettim. Sonunda, işe giderken ön bahçede karşılaştık.
İlk başta biraz garipti. Konuşurken başını kaşıyordu, tedirgin bir şekilde,
"Ya, kusura bakma Timur. Geçen gün sizin havuzun kenarında pek uygun davranmadım.” Kolunu tutarak adamı yatıştırmaya çalıştım.
"Bizimle aynı davrandın Burhan, endişelenecek bir şey yok. Üçümüz birkaç içki içtik sadece…“ Durakladım, bir sonraki birkaç içkiye zemin hazırlamaya karar verdim,
"Ayrıca, sen Ayla'nın yıllardır ilk kez bu kadar gevşemesini sağladın. Senin sayende, nihayet güzel, doyurucu bir seks yaptığımıza sevindim.”
Bu kez biraz daha rahatlamış görünüyordu,
"O eşin… Ya, sana söylememe gerek yok aslında, sen daha iyi biliyorsun ya… O başka bir şey… Her Pazar böyle heyecan verici ve eğlenceli şeyler yaşansaydı mutlu bir adam olarak ölürdüm.“
"Sen ve ben… Dostum, ikimizin de ölmemize gerek yok…” diyerek güldüm. Arabanın kapısını açtım, “Bir dahaki sefere havuz gününü yine birlikte geçirelim komşum… Hepimize iyi geliyor bu…” Bunu söylerken kendimi alabildiğine rahatlamış ve özgür hissediyordum.
"Çok minnettarım.” dedi Burhan sırıtarak… Ofise giderken, Burhan’ın pek beğendiği eğlenceli ve heyecan verici şeylerin neler olduğu konusunda derin derin düşünüyordum.
Ertesi sabah uyandıktan sonra biraz da Burhan'ı tekrar görebilmek için yatak odası perdelerini sonuna kadar açtım. Bingo… Oradaydı, yatak odasında dolaşıyordu, gömleksiz ve sadece bir şortla…
Gövdesi kalın, kaslı ve biraz kıllıydı. Benim baktığımı fark etti ve bana el sallayarak verdiğim selama gülümseyerek el sallayarak karşılık verdi. Aptalca bir heyecan dalgası kapladı içimi…
Ayla duştan çıkıyordu bizim banyoya yöneldiğimde… Islak, güzel ve seksi vücudu anında beni heyecanlandırmaya başladı,
"Hayranınız orada hanımefendi, sizi bekliyor.“ dedim.
Çok erkendi ve ne demek istediğimi hemen anlamadı, “Ne?” diye cevapladı beni, esniyordu.
"Burhan seni bekliyor.“ dedim gülümseyerek. Kızardı,
"Ne demek istiyorsun?”
"Perdeleri açtım ve komşumuza el salladım, yarı çıplak odasındaydı.“
"Sapık…” Sırıtıyordu bunu söylerken, ama aynı şekilde, üzerine hiçbir şey almadan çırılçıplak çıktı.
Yüzü kızardı, cesaret vermesi için alkol almamıştı, ama içinde kaynadığını bildiğim şehvet duygusu aynı şekilde etki yapıyordu karımın üzerinde…
Pencereye doğru yürürken çıplak ve diri kalçalarının dalgalandığını gördüm, kocaman göğüsleri de kalçaları gibi bıngıl bıngıl oynuyordu. Geniş bir gülümsemeyle,
"Tamam, bu kadar yeterli canım… Senin düşündüğün gibi bir fantazi için çok erken…“ dedi ve perdeyi kapatmak için harekete geçti. Tam çırılçıplak bedeniyle iki kolunu havaya kaldırıp perdeleri kaydırmak üzereyken, durdu,
"Ohhh…” Tek duyduğum buydu. Yumuşak bir şekilde, cinsel bir tonla söylemişti.
Dişlerimi fırçalarken, aralık duran banyo kapısından Ayla’yı izliyordum. Pencereyi göremiyordum durduğum yerden, ya da Burhan’ı… Yavaşça yatağın kenarına oturdu karım… Yatak odasının duvar boyu uzanan geniş Fransız penceresinden karşıya bakıyordu, komşumuzun evine…
"Şey, Timur…“ dedi.
“Efendim canım…” Heyecanla söyleyeceği şeyi bekledim.
"Komşumuz senin karına bakarak o büyük et parçasını ısıtıyor.” Saçma bir şekilde kıkırdadı. İsterik gülüşünü duyduğumda fırçamı neredeyse düşürecektim elimden ve diş macunu dolu bir ağızla cevap verdim,
"Şaka yapıyorsun.“
“Hayır… Ben kesinlikle şaka yapmıyorum. Komşumuz çıplak ve bana bakarak, benim için o büyük yarağını sıvazlıyor.” Bunu söyledikten sonra durdu, dudağını ısırdı. Bir elini apış arasına götürmüş, okşamaya başlamıştı karım…
“Off… Timur… Bu şey… Çok büyük aşkım…” Son sözler bir heyecanla ağzından kaçmıştı. Ben ilk kez amcığını bu denli istekle okşarken gördüğüm, içgüdüsel olarak bacakları yayılmış olarak oturan karıma baktım.
Masturbasyon yapan koca yaraklı komşumuzla karşılıklı bakışarak amını okşuyordu karım… İnanılmaz derecede heyecanlandım. Yarı çıplak gördüğümden beri başını kaldıran sikim bir anda taş kesildi. Karıma o an sahip olmalıydım.
"Pekala, Ayla, o kahrolası perdeleri kapat canım!” diyerek aynı anda pantolonumu çıkarmaya başladım. Başını zorlukla karşı komşudan çevirip benden tarafa baktı,
"Aaa, benim için mi kalktı sikin?“ Gülerek söylemişti, ama beni ölçünün ötesinde heyecanlandırdı. Emrimi tekrarladım karıma,
"Kapat onları! Perdeleri kapat…”
Gülümsedi, ayağa kalktı. Burhan'a el salladığını gördüm, sanki işe geç kaldığını göstermek için bileğini işaret ediyordu.
Perdeleri kapatır kapatmaz ona saldırdım.
Biz o sabah defalarca seviştik, üç kez boşaldık ve ikimiz de işe gitmedik.
İnanılmaz derecede yaramaz ve inanılmaz derecede erotik bir değişimdi hayatımızda… Yine de karı koca arasında yaşanan bir cinsel fanteziydi yaşadıklarımız… Evliliğimiz ve cinsel yaşantımız önemli ölçüde değişene kadar birkaç hafta fazla gelişme olmadan geçti.
Ayla ve ben birkaç bardak kırmızı şarap eşliğinde güzel bir akşam yemeği yemeyi bitirmiştik. Telefonum çaldığında koltuğumuza uzanıyorduk, Burhan'dı arayan… Tuhaf buldum, çünkü beni tanıştığımızdan beri sadece birkaç kez aramıştı.
"Komşu.“ diyerek telefonu açarken bir yudum şarap aldım.
"Timur.” Şakacı bir sesle cevap verdi.
"Sana nasıl yardım edebilirim abi?“ dedim. Yüzeyde sesi sakindi, ama sözlerinde gizli bir sinirlilik tonu vardı,
"Ya dostum, etli yemek yaptığım güveci fırında unuttum ve kömür gibi yandı da… Yarın bir arkadaşım için parti veriyorum. Bana yardım etmesi için Ayla'yı bir süre ödünç alabilir miyim senden? ”
Aniden dikkatimi çekmişti söyledikleri, dizlerim heyecanla titreyince yanımdaki koltuğa çöktüm. Karımın bu isteğe nasıl tepki vereceğinden emin değildim. İşler tamamen kontrolden çıkmaya başlamıştı. “Ayağa kalk Timur ve karınla konuş.” diye telkin ettim kendime… Yavaşça kalkıp diğer odaya doğru yürüdüm,
"Ben… Evet komşum. Neden olmasın? Ama o ne diyecek bakalım, sormama izin ver.“ Durakladım, devam ettim, kelimelerimi dikkatle seçerek devam ettim, "Sadece yemekle ilgili mi yardıma ihtiyacın var?” Benimle açıkça konuşmalıydı bu herif, karımı ne için istediğini söylemeliydi…
"Elbette, yemek için… Ah, bir de… Bende duruyor da hala, bikinisini geri vermek isterim.“
Karımın seksi bikinisinin onda olduğunu bile unutmuştum.
"Ah. Elbette… Ama onu hatırlayınca biraz utanacak. Sanırım o da unuttu sende olduğunu…” Garip bir şekilde güldüm.
"Güzel! Biraz utanmayı hak ediyor. Bikiniyi fırlatırken benim gibi yaşlı bir adamla alay etti çünkü…“ o güldü. Cevap olarak ne dediğimi, neden söylediğimi bilmiyorum, ama dedim ki,
"Evet komşum, bu genç karımın şımarıklığı… Bence ona bir ders vermelisin.”
Biraz şakacı bir tavırla söylemiştim, ama kelimeler ölü gibi havada asılı kaldı. Gergin, iki cambazın bir ipte oynaması gibi bir garip konuşmaydı aramızdaki… Burhan cevapladı, görünüşe göre bir şeye işaret ediyor,
"Timur, olayın ne olduğunu biliyorsun. Bu harika bir fikir. O güzel eşine hem ders, hem kendi ilacının tadını vereceğim.“
Yüzüm kızardı ve garip, şaşkın bir heyecanla doluydum, ama cevapladım,
"Tamam komşum… Nasıl istersen… Onu sana tekrar göndereceğim.”
"İyi adamsın.“
Görüşme bitmiş, ben elimdeki telefona bakıp duruyordum. Heyecan içindeydim. Yavaşça oturma odasına geri döndüm sonra, uyarılma ifadesini yüzümden atmaya çalıştım. Ayla beni bekliyordu.
"Kimdi o aşkım?”
“Burhan aradı, bir yemek için mutfakta senin yardımına ihtiyacı varmış.”
Yüzü neredeyse anında kızardı. Eminim, o da, bir bu çağrının neden olduğundan şüpheleniyordu.
"Ne…? Şimdi, şu anda?“ Başını salladım,
"Evet. Yarın düzenlenecek bir parti için sana ihtiyacı var,” dedim. İstek tamamen normalmiş gibi havalı davranmaya çalıştım.
Aniden o zaten göğüsleri etrafında sarmasını pek sevdiği minik geceliğini giydiğini, yatak için giyinmiş olduğunu fark ettim. Tam olarak erotik iç çamaşırı sayılmazdı. Ama ancak kendi evinizde giyebilirdiniz, başka bir yerde giyecek bir şey değildi. Yüzündeki bakış heyecan ve karışıklıktı.
"Ben… Komşumuza yemek yapmasına yardım edebilirim. Yukarı çıkıp üstümü çabucak değiştireyim bari…“
"Hayır canım, gerek yok değişmene… Sadece birkaç dakikalığına gideceksin zaten…” dedim. Dik bakışlarla karıma baktım. Ayağa kalktı, yüzü kızarmıştı yine karımın…
"Burhan’ı pek tanımıyorum. Bu gecelik yanına gitmek için pek uygun sayılmaz…” kıyafetini gösteriyordu bana… Şeffaf gecelik kumaşından minicik külodunu görebiliyordum. Sütyen yoktu içinde… Gülümseyerek,
"Gerçekten uygun değil mi? Biz buraya taşındığımızdan beri Burhan’ın yanında giydiğin en kapalı kıyafet bu aşkım…“
Şaka yollu söyledim ama söylediklerim neredeyse gerçekti. Havuz başında önce minicik bikiniyle görmüştü karımı, sonra çırılçıplak suyun içinde sevişmemizi izlemişti. Ve yatak odasında çırılçıplak karıma bakarak masturbasyon yapmıştı.
"Tamam bebeğim. Eğer öyle diyorsan.” Gülümsüyordu karım… Yavaşça arkaya doğru yürüdü ve kapıyı yavaş hareketlerle açtı, bana dışarı çıkarken son bir bakış attı. Yüzünde yaramaz, şeytanca bir sırıtma vardı.
"Bir yemek için komşumuza yardıma gideceğim.“ Neredeyse böyle olmadığını biliyormuş gibi söyledi bunu… “Sadece bir yemek…”
Çıktı sonra… Bu kadını seviyordum. Komşumuzun bahçesine doğru yürürken, onu bekleyen yabancı erkeğin evine yaklaşırken ağır çekimde karımı izledim. İncecik şeffaf geceliği bütün güzelliğini meydana çıkarmıştı karımın, çalkalanan kalçalarını sarıyordu.
Burhan sanki hazır bekliyormuş gibi karım adımını attığında kapıyı açıverdi. Burhan’ı gördüğümde kalbim hopladı. İri yarı gövdesiyle, gömleksiz ve yarı çıplak arka kapıyı açtı karıma… Bir şorttan başka bir şey giymiyordu komşumuz, öyle görünüyordu.
Birbirlerine gülümsediler. Ayla kızardı. Hiç konuşmadılar ve adam kolunu karımın belinin etrafına koyup içeriye soktu. Aniden, gözümün önünden kayboluverdi karım…
Mutfağını görmek için uğraştım, ama panjurlar kapandı. İçeriden gelen ışık, pencerenin kenarlarından zar zor sızıyordu. Kalbim aniden daha hızlı atmaya başladı, ama kendimi kanepede oturmaya ve beklemeye zorladım.
On dakika geçti, sonra yirmi… Elimde televizyonun kumandası görmeden zap yapıyordum. Tüm televizyon kanalları zihnimdeki bulutları dağıtamadı bir türlü… Bir korku kapladı içimi, soğuk soğuk terlemeye başladım.
Komşumun yatak odasına, karanlığa, perdelerine bakabilmek, karımı görebilmek için yukarı koştum. Komşunun yatak odası karanlıktı. Sanırım aslında mutfaktaydı benimkiler… Birkaç dakika daha geçti ve oturma odasında masanın etrafında volta atmaya başladım.
Yaklaşık bir saate yakın zaman geçtikten sonra aklıma iyi bir fikir geldi. Arka kapıdan çıktım, yavaşça bahçede yürüdüm. Komşunun mutfağına bir göz atmaya çalıştım. Işık yanıyordu ve ocakta bir kaç tencere vardı, ama Burhan ya da eşimden hiçbir iz yoktu.
Sonunda yan tarafa geçip bahçede sürünmeye karar verdim. En sonunda oturma odası penceresine vardım. Perdenin köşesinde tesadüfi bir boşluk vardı. Ya da ben öyle düşündüm.
Gördüğüm şey beni iliklerime kadar sarstı, ama aynı zamanda korkunç bir uyarılma hissi yarattı.
Burhan ve Ayla komşunun geniş koltuğunda oturuyorlardı. Fark ettiğim ilk şey, eşimin geceliğinin beline kadar aşağıya indiği ve onu güzel büyük göğüslerini meydanda bıraktığıydı. Burhan’ın muazzam elleri karımın iri göğüslerini pençeliyor, onlara masaj yapıyor, meme uçlarını sıkıyordu.
Kafasını zevkle arkaya atmış ve kendini o koca ellere bırakmış olan karımın hafif inlemelerini camın arkasından duyabiliyordum. Sonra büyük bir dehşetle Burhan’ın şortunun ayak bileklerinin etrafında olduğunu fark ettim.
Kocaman, kalın ve büyük yarağı açıkta duruyor ve yukarı doğru yükseliyordu. Tarifi imkansız derecede büyüktü aleti… Ayla'nın narin elinin o koca yarağın etrafına sarıldığını görünce neredeyse çöküyordum.
Karım elindeki aleti büyük bir zevkle, huşu içinde sıvazladı. Parmakları komşumuzun etkileyici direğine yavaşça yukarı ve aşağı masaj yaptı. Adamın ağır görünen taşakları karımın narin elinin hareketleriyle yukarı ve aşağı hareket ediyordu. Küçük, ince parmaklarının yarağın kalın çevresini tamamen kuşatmasının hiçbir yolu yoktu.
Manzara karşısında ağzım dilim kurudu, gözlerim genişledi, dizlerim titredi. Daha ben ne yapacağımı düşünemeden, bir tepki vermeden önce Burhan bir anda patladı. Onun inanılmaz, koç yumurtası kadar büyük toplarının nabız gibi hareket ederek yukarıya çekildiğine tanık oldum.
Kalın tohum şelalesi o koca yarağın ucundaki delikten adeta fışkırarak boşalmaya başladı. Beyaz köpüklü spermler, olayı Burhan için tatmin edici bir orgazmla taçlandırmak için pompalamaya çalışan Ayla’nın elini kapladı.
Burhan, karımın dokunuşundan gelen inilti, zevkle kendinden geçmiş vaziyette, başını geriye yasladı. Duvarın arkasına eğildim, dinledim, sersemlemiştim. Karımın şaşkın sesini duydum,
"Vay canına Burhan, çok fazla boşaldın. Nerde biriktirdin bu kadar spermi?”
"Teşekkür ederim sevgilim. Bunlar benim büyük taşaklarımın imalatı…” Durdu, gülerek devam etti. “Tanrım, bu harikaydı. Böyle bir şey yapmamızı ne kadar çok istediğimi bilemezsin.”
Ayla'nın sesi gergindi, kafası karışıktı, erkeğin boşalmasına arağmen kule gibi dimdik duran sikinden gözünü ayıramıyordu.
"Sadece yaptığımıza inanamıyorum! Timur beni öldürecek!”
Burhan’ın sesi karıma beklediği güven duygusunu vermiş gibiydi. Geceliğini tekrar yukarıya çekip çıplaklığını örttüğünü görmeyi bekleyerek içeriye baktım.
Hayır, geceliğini çıkarıp atan Ayla’yı kucağına oturtmuştu Burhan, dudaklarını kemirircesine öpüyordu. Karım da büyük bir şehvetle ona karşılık veriyordu.
Karım adamın kucağında yükselerek alttan o odun parçası gibi yükselen erkekliğin üstüne oturmaya çalıştı. Dudaklarını ısırarak hedefi bulduğunda oturmaya başladı. İnlemelerini duyabiliyordum.
“Ohhh… Burhan… Canım yanıyor. Çok büyüksün… Çokk… Aahhh…” Burhan cevap bile vermedi karıma… Homurdanarak karımın koca memelerine yumulmuş, dudaklarıyla uçlarını ısıra ısıra emiyor, dilini dolaşırıyordu.
O koca kule az sonra karımın bacaklarının arasında kaybolmuş, amcığına gömülmüştü. Oturup kalkmaya başladı karım… Çok sürmeden feryat figan boşalmaya başladı. Burhan’ın kalın sikine geçirilmiş bir işkence mağduru gibi dakikalar boyu titreyerek, sarsılarak orgazm oldu.
Sonunda duruldu, yavaşça erkeğin kucağından kalktı. Amcığı sırılsıklam, dudakları genişlemiş vaziyetteydi. Gözleri yarı kapalı, eliyle amını okşayarak yatışırmaya çalıştı bir müddet… Sonra eğilip yerden geceliğini aldı, üstüne geçirdi. Burhan oturduğu koltuktan kalkmadan seksi karımı izliyordu sikini sıvazlayarak…
"Timur’dan korkma canım… Kocan senin yaramaz bir kız olmandan hoşlanıyor, Ayla. Yaptığımız şeyi sevecek.“ Karım sinirli bir şekilde görüş alanımdan çıktı ve kapıya doğru giderken,
"Umarım sen haklısındır…” dediğini duydum.
Evimize geri döndüm, neredeyse oturma odamızdaki kanepeye daldım. Umutsuzca kendime çeki düzen vermeye, olan bitenlerden pek sarsılmamış gibi görünmeye çalıştım. Hemen ardından sürgülü kapının yavaşça açıldığını duydum ve darmadağınık eşimin odaya girdiğini gördüm.
Saçları dağınıktı ve nefes alışverişleri hızlıydı. Geceliği kırış kırış bir haldeydi ve yüzünde beni görünce dehşete kapılmış bir ifade belirdi. Ayağa kalkıp yanına gittim. Karıma hiç bu kadar ilgi duymamıştım. Hiçbir şey söylemeden durdum. Onu kolundan tutup kanepeye attım,
"Timur… Aşkım… Dur, bekle bak…“
"Kapa çeneni.” dedim sert bir sesle…
Geceliğinin eteğini kaldırmamla sırılsıklam ıslak kadınlığı açığa çıktı. Karımı ters çevirdim ve arkadan inanılmaz bir telaşla sertleşmiş sikimi bir hamlede amcığına gömdüm.
Onu hiç bu kadar sırılsıklam hissetmemiştim. Gerçekten az önce kocaman komşu yarağını içine almış olan vajinası biraz genişlemiş ve acaip ıslaktı.
"Allah kahretsin Ayla. Bir sürtük gibi, bir orospu gibi davrandığında seni çok seviyorum aşkım…“ Kıçını daha önce hiç olmadığı kadar tokatladım. Yüksek sesle inledi,
"Ah Tanrım Timur! Ah hayır! Ben kötüydüm, çok üzgünüm!”
"Onun büyük yarağıyla oynamak ister misin, seni kirli küçük orospu? Söyle bana… Burhan’ın yarağını yemek ister misin tekrar?“
Kalçalarını yakaladım ve öfkeyle sikimi amına vurdurarak gidip gelmeye başladım.
"Ohhh! Hayır! Nasıl?” Ayla onu alırken yüzünü yastıklara gömdü. O, neler yaptığını bilmemden duyguları karma karışık, zevk ve utanç birbirine geçmiş vaziyette olayın üstesinden geldi. Hatırlayabildiğim kadarıyla onu hiç bu kadar azgın görmemiştim.
Karım benim sert hareketlerimle tekrar yükselmeye başladı. Zevk kasılmalarını sikimi saran vajinasındaki zevk kasılmalarını hissedebiliyordum. Çok güçlü bir şekilde, neredeyse bağırarak başını kanepenin üstündeki yastıklara gömerek sarsıla sarsıla boşaldı.
Karımın orgazmını görmek benim kendi patlamama neden oldu ve ben de tohumumu onun içine olduğu gibi boşalttım, sırtına çöküp kaldım.
Yavaşça birbirimizden ayrıldık, nefes nefese, kan hücumuyla kırmızılaşmış yüzlerimizle…
Nefesi düzene girer girmez ona baktım,
"Bana ne olduğunu anlat. Bana her şeyi anlat.“ Oturdu, toplandı. Gergin ve garipti, hala ağır nefes alıyordu.
"Ben … İçeri girdim ve çoğunlukla onun mutfağındaydık.” Konuşurken kekeliyordu, “O… O, mutfakta bana çok fazla yakınlaşıyordu ve onu hissedebiliyordum. Heyecanlıydı. Etrafımda dolaşması, benimle ilgilenmesi, geceliğimin açıklığı…” Utanarak yüzünü elleriyle kapadı. Ellerini tutup çektim,
"Sorun değil bebeğim, duymak istiyorum. Söyle.“
"Fırının önündeyken arkamdan geldi ve göğüslerimle oynamaya başladı… Bu… Bir ateş kapladı içimi… Utanarak durmasını söyledim.” İnanamadım.
"O ne dedi? Bir şey söyledi mi?“
“O… Aah, sadece göğüslerimi çok beğendiğini, sevdiğini ve onları yeterince okşayamadığını söyledi…” durakladı, o anı tekrar yaşıyordu sanki… Heyecan kaplamıştı o anı anlatırken…
"Yemekleri bitirdikten sonra kapağı kapattım ve birkaç dakika fırınla oyalandım. Döndüm ama ayrılmadan önce beni kucaklayıp oturma odasına çekti ve kanepeye oturttu.”
Derin bir şekilde kızardı, anlatırken koltuğunda titriyordu,
"O… Göğüslerimle oynamaya devam etti. Kocaman elleri vardı Timur, parmaklarıyla memelerimi mıncıklayıp durdu. Orada öylece oturdum, karşı çıkamadım, donup kaldım.”
“Sonra..? Devam et aşkım… Sonra ne yaptı? Sen zevk almadın mı o memelerini okşarken?”
“Yani… Uçlarını parmaklarıyla ezip duruyordu. Zevk almamak, heyecan duymamak mümkün değil ki aşkım… Sonra… Bir saniye durdu ve bir anda şortunu aşağıya indirdi. O koca yarak dışarı fırladı.“
Açıklanmayacak şekilde tekrar sertleşmeye başladım. Karımın her cümlesine, her kelimesine asılı kaldım. Beynimde yankılanıyordu anlattıkları… Karımla komşumuz arasında yaşanan porno sahneleri sanki ben oradaymışım gibi gözümün önünde canlanıyordu…
Kızarması arttı, gözlerini benimkinden kaçırdı,
"Bana hoşuma gitti mi diye sordu.” Boğazım aniden kurudu, heyecan içinde üsteledim,
“Devam et. Ne dedin?“
“… Ben… Ona sikinin bu kadar büyük olmasını sevdiğimi söyledim.” Durakladı ve derin bir nefes aldı. “Elimi tuttu ve yavaşça sikine indirdi. Büyülenmiş gibiydim. Bana ne oldu bilmiyorum ama ben sadece… Bilmiyorum!”
"Tamam bebeğim… Peki, başka ne oldu?“ Dudağını ısırdı,
"Bana büyük yarağıyla oynamamı ve onu boşaltmamı söyledi…” Durakladı ve devam etti, “Ben de öyle yaptım. Onu boşalttım”
"Ohh…” Ben cevap veremedim, nefessiz, soluksuz kalmıştım.
"Ah bebeğim ne yapıyoruz !? Bu çılgınca!“ Çığlık attı adeta, yüzünü şaşkınlıkla ellerine gömdü. Ben bacaklarını çekerek, ıslak amcığını ortaya çıkardım okşayarak karıma cevap verdim. Onu yavaşça kanepeye ittim ve erkekliğimi onun amının kıvrımlarına hizaladım,
"Sen sonunda yaramaz bir kız oldun canım… Ve ben senin cezanı vereceğim şimdi…”
Birkaç gün daha geçti ve eve geç geldim. Eve girdim ama Ayla arabasının ön tarafta olmasına rağmen evin hiçbir yerinde bulamadım. Merak etmiştim. Telefonu çıkarıp bir mesaj gönderdim,
”Neredesin?“ Birkaç saniye geçti ve
”Yaramaz ;)“ diye bir cevap aldım, mesajı gülen yüz göz kırpmasıyla kapattı.
Kan basıncım hemen yükseldi, Burhan’ın evine bakmaya çalıştım ama fazla bir şey göremedim.
”Ne yapıyorsun?“ diye yanıtladım.
Odanın etrafında dolaştım, bir dakika geçti ve sonra bir mesaj aldım.
Herhangi bir pornodan daha uyarıcı küçük bir telefon videosuydu. Eşim Burhan'ın büyük ve kalın aletini yukarıdan aşağıya öpüyor, dudaklarını yumruk gibi başının etrafına sarıyor ve mümkün olduğunca ağzına et dolduruyordu.
Küçük eli adamı havaya uçururken ağır toplarına masaj yapıyordu. Emzirmesinin sesleri beni kendimden geçirdi ve içgüdüsel olarak kanepeye düştüm. Telaşlı parmaklarımla fermuarımı açtım ve sikimi açığa çıkardım. Sevgili karım komşumuzun erkekliğinde ağzını ve dilini kullanıyordu.
Burhan'ın zevkten bayılan sesini kayıttan duydum,
”Mmm. Harikasın… Evet bebeğim… Şu koca yarrağı em bakayım…“
Burhan telefonunu önlerinde tutuyormuş gibi görünüyordu, ama gördüğüm tek şey, onun büyük yarağı ve azgın karımın güzel yüzüydü. Karımın dudakları ve dili adamın sikini zevkle sağlıyordu.
Bir an durdu, kameraya baktı ve şeytanca gülümsedi. Daha sonra erkeğin devasa sikinde dolaşan etli dudakları aşağıdan yukarıya ıslak öpücükler kondurmaya başladı.
"Hassiktir… Ohh… Harikasın bebeğim… Dosum bu senin karın Ayla. Hadi canım, kocana bu büyük yarağı ne kadar sevdiğini göster.”
Bir kıkırdama duydum ve video durdu.
Hemen tekrar oynattım ve patlamamdan önce ikinci izlemeye sadece birkaç saniye izleyebildim. Dayanamadım artık, oturduğum yerde fışkırmaya başladım.
"Seni görmem gerek.“ Ona acilen, çılgınca mesajlar attım. Birkaç dakika sonra bir cevap,
”Birazdan evde olacağım hayatım, onu boşaltmak zorundayım.“
Kanepeye doğru eğildim, tuhaf bir rahatlama dalgası kaplamıştı beni, neredeyse bir anlık transa girmiş gibi hissediyordum. Boşalmanın verdiği rehavetle tam bir uykuya sürüklenmek üzereyken komşumuzun tarafındaki sürme kapı açıldı.
Ayla içeri girdi, darmadağınıktı yine… Aslında hala okulda çalışmak için giydiği elbiseydi üzerindeki, ama düğmeleri kopmuş, yakasına ruj bulaşmıştı.
Aşağı baktı ve benim az önce boşalan sikimi gördü, gülümsedi.
“Yani… Sanırım videoyu beğendin aşkım, öyle mi?”
Ona baktım, ama cevap veremedim. Sadece başımı sallayabildim.
Tekrar gülümsedi, kıkırdayarak,
"Dişlerimi fırçalamam lazım bebeğim… O kadar çok boşaldı ki…”
Karım güzel kıçını sallaya sallaya merdivenlerden yukarı çıkarken arkasından baktım.
Bunun olacağını hissediyordum ve ertesi Pazar günü kaçınılmaz olarak beklenen oldu. Karım ve komşumuz olduğu gibi bizim havuz etrafında çıplak vaziyetteydi. Suya girip çıkıyorlardı, öpüşüyorlardı, sevişiyorlardı.
O havuzun etrafında sıçrayan Burhan’ın büyük yarağı tamamen gözümün önündeydi. Eşim bütün öğleden sonra koca yaraklı komşumuzla benim yanımda oynaşıyordu. Bazen havuz sandalyelerinden birine oturduğumda o da benimle oturup, erotik gevşemenin keyfi içinde benimle flört ediyordu.
Hepimiz içiyorduk, Burhan'ın hazırladığı ünlü kokteyl kadehleri ağır bir şekilde tüketiliyordu. İnanılmaz derecede tuhaf bir öğleden sonraydı. Ama neredeyse tüm bu zaman boyunca taş gibi sertleşmiş durumdaydım. Özellikle de ikisinin sessizce su yüzeyinin altında birbirleriyle oynadığını fark ettiğimde… Az bile söylemiştim, gerçeküstü bir Pazar öğleden sonraydı.
Aniden uyandım. Geceydi, şezlongta sızıp kalmışım. Verandaya bakıp ortalıkta kimseyi göremeyince içimi merak kapladı. Garip bir şekilde ayağa kalktım, gündüz içtiğim bolca alkol hala sistemimde dolaşıyordu. İlk başta büyük bir sessizlik vardı, ama bu sessizlik uzak bir inilti tarafından bölündü.
Duyduğum inilti uzak ve boğuktu, ama eşime ait olduğunu anladığımda korku sardı içimi… Panikledim, sesin nereden geldiğini bilmiyordum. Evin içine koştum, etrafıma baktım. Oturma odasında değildi. Merdivenleri uçarcasına çıkarak yatak odamıza daldım. Orada da değildi, neden olsun ki? Bir an durdum, merak ve korku duygusu içimi kemiriyordu. Tam da ayrılmak için döndüğümde onları gördüm.
Bizim yatak odası karanlıktı, ama Burhan’ın karşıdaki yatak odası parlayan ışık altında ayna gibi görünüyordu. Oradaydı karım… İkisi de çıplaktı. Karım adamın yatağındaydı, dört ayak üzerine yayılmıştı. Zevkle inlediğini görebiliyordum kafasını geri atarak…
Burhan onu arkadan becermek için yaklaşmıştı. Karımın büyük göğüsleri ileri geri sallanan iki top gibiydi. Arkadan karıma bindirmeleri oldukça güçlüydü ve o kalınlığını ezbere bildiğim yarağıyla karımın amına girip çıkarken kürek gibi elleri ince belini sıkıca tutuyordu. Her ikisinin bedeninde, neredeyse saatlerce çiftleşiyormuş gibi, net bir ter parlaklığı vardı.
Yatağımızın kenarına çöktüm, derin bir ürperiş bir anda vücudumu sardı. Vücudumda dönen duyguların kokteyli eziciydi, ama hepsine hâkim olan şey korkunç bir cinsel uyarılmaydı. Sikimi açığa çıkardım, ancak fiziksel provokasyon olmadan patlamaya yakın olduğum için ona dokunmaya cesaret edemedim.
Karımı daha önce hiç böyle görmemiştim, daha önce hiç böyle şehvetle bağırdığını duymamıştım. Aramızdaki iki cam bölmeyi bile aşıp gelen zevk iniltileri inanılmazdı. Karım adamın seks oyuncağı gibi parmaklarıyla çarşafı tutarak, adam kalın yarağıyla vajinasına her daldığında deli gibi çığlık atıyordu.
Bir anda, Burhan’ın benim hiç yapamadığım kadar karımın kadınlığının hiç ulaşamadığım alanlarına daldığını biliyordum. Vajinal sinir uçlarını serbest bırakma zevkine ulaştığını biliyordum.
Aniden onları izlerken ağzımın tamamen açık olduğunu fark ettim. Burhan uzandığında dehşet içinde onlara baktım. Karımın göğüslerini tutarak onu sikerken şişe geçirir gibi içine çekiyordu bedenini…
"Oh bebeğim, sikimi seviyor musun?“ dedi Burhan. Onları zar zor duyabiliyordum, ama dudaklarının hareketleri sesin zayıf geldiği anlarda konuşmalarını anlamamı sağladı.
"Ahh… Evet… Onu seviyorum.” Karım inleyerek yanıtladı adamı…
Yavaşladı sonra, karımı belinden çekip onu yatağında döndürdü, sırtüstü yatırdı. Önü, kadınlığı şişmiş, kabarmış ve sırılsıklam görünüyordu. Erkeğin masif organı, karımın içinden fışkıran zevk kreminin gerçek dışı bir miktarıyla kaplanmıştı. Sikinin gövdesi boyunca neredeyse dolu bir köpük görüntüsü vardı. Ayla'nın daha önce bana bu kadar kadınlık özünü verdiğini hiç görmemiştim.
Eğildi ve karımın göğüslerini ve sonra dudaklarını öptü. Kasıklarındaki devini bir kez daha karımın cinsel organına hizaladı, yavaşça kendini içine itti. Kalın sikinin gövdesinin karımın amcığını ikiye yarmasıyla büyülenmiş vaziyetteydim, adama karşı bir hayranlık uyandı içimde…
Karımın sırılsıklam kalçalarının etini esnetiyor ve kucaklıyor, asla bırakmıyordu. Ayla’nın zevk kaynağı am dudakları adamın kalın sikinin etrafını sımsıkı sarmış vaziyetteydi.
Bacaklarını kaldırdı karım, yüksek sesle inledi, güzel ayakları adam içine girerken havada kıvrıldı. Onu bir kez daha pompalamaya başladığında narin ayak parmaklarının kıvrıldığını izledim.
Büyük topları, onu alırken dolgun kıçının minik deliğine tokat atmaya başladı. Kolları sırtına yapıştıkça uzanıp onu alırken göğüsleri birbirine yapıştı. Karımın iri memeleri adamın geniş göğsünde eziliyordu.
Odanın karanlığında yüksek sesle çalarak telefonumdan aniden şaşırdım. Her nasılsa, Ayla arıyordu.
Cevap verirken titriyordum, “Merhaba?” Salak gibiydim. Karşımda sevişen çifte baktım. Telefon karımın elinde bile değildi. Yakında, yastıkların altında bir yerde olduğunu ve çağrının yanlışlıkla temas sonucu olduğunu fark ettim.
Çiftleşmelerinin şu anki net sesleri rahatsız ediciydi. Zevk çığlıklarını duymak beni derinden sarstı. Telefonu hoparlöre ayarladım, yenilgi içinde yan tarafıma fırlattım.
"Bana o kocaman yarağını ver Burhan! Ben onu seviyorum!“ İnliyordu durmadan, sarhoş edici, gerçeküstü inlemeler…
"Ben de bu sıkı amcığı çok seviyorum bebeğim… Kahretsin, sen hayattaki en seksi şeysin. Kocan sikemiyor seni yavrum… Benim gibi sikemiyor. Senin hak ettiğin gibi sikemiyor seni… Ohhh… Doyuramıyor seni…” Karımın içine yarağını iterken ayı gibi homurdandı.
Ayla'nın inlemeleri ateş topları haline geldi ve yatağın bitmek bilmeyen gıcırtısı, bellerinde güçlü bir şeye, çok yoğun bir orgazmın demlenmesine yol açıyordu.
"Oh! Oh! Oh Sik beni! Burhan! Yine yapacaksın… Ben, ben… Ben yine geliyorumm !!“
İnilltileri vahşi bir hayvan gibi ilkeldi. Bacakları adamın belinin etrafına sarılmış, ayak parmakları kıvrılmış ve aşağı doğru kilitlenmiş gibiydi. Görebiliyordum. Vücudu, hayatının en güçlü orgazmı onun bedenini sardığında sarsıntılarla patladı.
Burhan kükredi, cinsel zirveye o da katıldı,
“Ohhh… Ayla… Senin bu evli amcığına döllerimi boşaltacağım! Aaahhh… Kocan sana hiç bu kadar boşalmayacak bebeğim benim… Oohhhh…”
Adamın büyük topları boşaldı, karımın istekli rahmine olması gerektiği kadar büyük bir tohum yükü indirdi.
Tutkuyla kucaklaştılar ve öpüştüler. Sonunda yuvarlandılar ve birbirlerinin yanına uzandılar. Burhan’ın masif organı şimdi bacak arası boyunca gevşek ve geniş uzanıyordu. Eşim ağır ağır nefes alıyordu ve ben onu kadınlığının hala titrediğini, bacaklarının kasıldığını gördüm. Elini karnına dayadı, kıkırdayarak, geniş ve mutlu bir vaziyette gülümsedi. Burhan karımın çıplaklığına hayran hayran bakarak,
"Sanırım evli kadını sikme fantezimi biraz uzattım. Nasıl buldun peki? Beğendin mi?“ Karım, cinsel rahatlamanın verdiği rehavetle gevşek bir şekilde güldü,
"Bunun gibi mi? Bir erkeği böyle boşaltabileceğimi bile bilmiyordum… Bu büyük yaraktan yeterince yararlanacağımı sanmıyorum. Doyamıyorum senin sikine ben…”
Elini adamın erkekliğine koydu, dinlenirlerken sikinin gövdesini parmaklarıyla, nazikçe okşadı.
Adam karıma gülümsedi, üzerine eğildi ve onu tekrar dudaklarından öpmeye başladı,
"Bu yüzden komşuyuz bebeğim. Seni durmadan sikeceğim Ayla. Şimdi …“ Sonra durakladı, karımı çevirerek kıçını tokatladı.
"Ama şimdi kocana geri dönmelisin. ”
Benden bahsediyorlardı. Boynuzlu kocadan… Aşağı, kasıklarıma baktığımda istemsizce boşaldığımı fark ettim. Her yeri batırmıştım, spermlerim komşumun yatak odasından gelen ışıkta parlıyordu.
Karıcığımın sikildiği o bol ışıklı yatak odası, dev ekranda bir porno film izler gibi tahrik etmiş, bitirmişti beni… Hele o porno oyuncusunun benim karım olması harika bir histi doğrusu…
Unmute !
Biraz da gülelim
ZOR OLDU AMA SİKİŞTİK
Selamlar, Ben Uyur gezer gibi, Ülke ülke şehir şehir gezen biriyim. Türkiye ‘de AVM ‘ de çalışan Seksi görünümlü kısa boylu hatunla beraber olduk.. Ne yalan söyleyim bunca zaman çok hatun siktim ama bu Evli kadın gibisi zor bulunur.. Çünkü tecrübeli bayanlar herzaman yatakta erkeğini mutlu ederler.. Benim amacıyla hiçbir şeyin yeri ve vakityi yoktur. Aklıma ne vakit ne gelse derhal her şeyi yapmaya çalışırım. Yani ben içimden geleni derhal yaşama geçirmeyi seven biriyimdir. En son yaşadığım seks öyküsünü dinlediğinizde ne demek istediğimi daha da iyi anlayacaksınız. Benim ismim Mehmet. Ankarada yaşıyorum ve bir alış veriş merkezinde mağazanın birisinde müdür olarak çalışıyorum. Burada emniyet görevlisi bayanla başımdan geride bıraktığımız bir seks öyküsünü sizinle de paylaşmak istiyorum. 30 yaşındayım, gerektiğince kaslı bir bedene sahibim, yıllardır beden geliştirmeyle uğraşıyorum. Rahat yaşamayı seviyorum, seks benim herşeyim. Sizinle, Emniyetçi Ebru’yla yaşam sürdüğümüz sikişmeleri paylaşmak istiyorum. Saat 22:30 gibi işim bitiyordu mağazada. Esasında saat 22:00’de kapanıyor alış veriş merkezi, o saatten sonra çalışanlar kalıyor mağazalarda, tek tük müşteriler oluyor AVM’de. Saat 23:00 gibi de servisler kalkıyor, fakat ben arabamla gidip geliyorum. Kapıda görevli bir emniyet görevlisi bayan vardı, ilk gördüğüm günden beri ilgimi çekmişti. Biraz ağır makyajlı, kestane renkli saçlı, gerektiğince yapılı bir bayandı, birtakım günler sabahları, birtakım günler geceleri kalıyordu. Daha 1.5 ay falan olmuştu burda başlayalı. İlk günler, Merhaba ve İyi akşamlar’la sınırlı olan muhabbetimiz, bir vakit sonra ayaküstü muhabbete dönüşmüştü. 35 ya da 36 yaşında olmalıydı Ebru hanım. Sabahları yoğun bulunduğundan, akşamları çıkışlarda konuşuyorduk. Alyans yoktu parmağında, ilgi etmiştim. Servisle işe gelip gisöylüyordu. Ebru ile muhabbetimiz ‘Hanım’ ve ‘Bey’ hitaplıydı. Bir akşam, saat 22.30 gibi çıkarken kapıya yakın karşılaştık Ebru Hanım’la. Ankara’nın ayazı meşhurdur, sarıp sarmalanmıştı. O gün servisler geç kalmıştı, ben de Ebru Hanım’a, “Bu soğukta üşümeyin, gelin ben sizi bırakayım!” diye öneri etmiştim. Ebru Hanım servisi beklemek amacıyla ısrar etti, fakat servisin geç kalması ve saat yüzünden, “Tamam!” dedi. Arabama bindik, “Ay size de çok zAhmet oldu Mehmet Bey!” deyince, “Hiç olur mu, hem yolumun üstü esasen. Ama bundan sonra şu ‘Bey, Hanım’ hitaplarını kaldırsak?” dedim, “Peki Mehmet!” deyip onaylamıştı. Evinin önüne kadar geldik, “Ay çok zahmet oldu Mehmet sana da, çok sağol!” dedi. “Önemli değil, görüşürüz!” deyip ordan ayrıldım, sevgilimin evine gittim.
Çok hoşlanmıştım ondan, esasen kendimden büyük kadınlardan hep hoşlanmışımdır. Biraz daha yakın olmak istiyordum, ilginç bir seksiliği vardı. O günden sonra muhabbetlerimiz olası bulunduğunca artmıştı, öğle yemeklerini birlikte yiyorduk. Çok güzel muhabbet esöylüyorduk, birbirimizden açıkça etkilenmiştik. Bazı akşamlar onu evine bırakıyordum, ama arkadaşça bir şekildeydik. Bir akşam evine bıraktığımda, ona, “Sana daha yakın olmak istiyorum!” demiştim, kabul etmişti. Flörbütünüz ismim ismim sevgililiğe doğru ilerliyordu. Dışarıda da buluşmaya başlamıştık, fakat aramızda seks olarak birşey geçmemişti. Bir akşam çıkışta kapıya doğru ilerliyordum, Ebru yoktu. Emniyet görevlilerinin giyindiği bir oda vardı, o bölgeye doğru yürümeye başlismim. Belki ordadır diye düşünüyordum ki, Ebru arkamdan, “Mehmet!” diye seslendi. Döndüm, “Ben de sana bakmaya geliyordum canım!” dedim. “Giyinme odasına gidiyorum, bekle çıkarız birazdan!” deyip odaya girdi. Ben dışarda kalmıştım. İçerden bir bayan görevli daha çıktı, galiba yalnızdı içerde. Önceden görmüşbütün, dolaplar sıralı, ortada oturacak yerler vardı içerde. Yavaşça kapıyı açtım, Ebru arkası dönük, emniyet montunu çıkarmış, kara sütyeninin kopçası görünüyordu. Kapının açıldığını duyunca irkilerek döndü, beni görünce, “Ay! Sen miydin? Kızlardan biri girmiştir diye döndüm!” dedi, elleriyle kara sütyenini ve iri göğüslerini izmir escort kapatmaya çalışıyordu. Gülümseyerek yanına gittiğimde, “Ne yapıyorsun, çık! Biri gelecek!” dedi. Ellerini göğüslerinden çektim, gerektiğince diri ve iri görünüyorlardı. Utanmıştı. Yanaklarını okşamaya başlismim. “Yapma, biri gelir, rezil oluruz!” söylüyordu. “Merak etme, kimse gelmez. Bir sen kaldın!” dedim. “Olmaz, saçmalama!” dedi. “Ne olmaz?” deyince, “Düşündüğün şey!” dedi. Elimle çenesini tuttum, “Düşündüğüm şey ne peki?” dedim. Yanakları kızarmıştı, birşey demiyordu. Ben, “Burda mı olmaz, yoksa hiç mi olmaz?” deyince, “Ya biri gelecek, rezil olacağız!” söylüyordu. “Burada mı olmaz?” diye tekrarlismim sorumu. “Burda olmaz!” dedi. Dudaklarına masum bir öpücük koydum. “Ne olur yapma, bak basılacağız!” söylüyordu, ama dinlemiyordum. Öpüşlerim arttı, elimi kalçalarına götürdüm. Oldukça sıkılardı, okşamaya, sıkmaya başlismim götünü. “Çok seksisin!” deyip, boynuna indim. Boynunu emiyordum. Göğüsleri bedenima yapışmıştı. Üstten harika görünüyorlardı. Kısık kısık inliyor, “Burda olmaz, ne olur yapma!” söylüyordu. Esasında ben de korkuyordum, ama o anda yaşadığım haz bu korkuyu basıtıyor, üzerine daha da heyecanlandırıyordu. Ona derhal orda sahip olmak istiyordum. Saat ilerlemişti, AVM oldukça kapanmıştı ve biz sevişiyorduk. Üstünden o da atmıştı korkuyu, benim elim bundan sonra pantolonun içersinde, götünü mıncıklamaktaydı. Kendini bir anda çekti, “Yeter bu kadar!” dedi, korkuyordu basılmaktan. O sırada, içerde tuvaletlerin bulunduğu kabinleri gördüm. Elinden tuttum, bir kabine girdik. Girer girmez duvara yapıştırdım, öpüşmeye başladık. Halen tutuk bir şekilde öpüşüyordu. Pantolonunun butonunu çözdüm, indirdim. Siyah külodu ve sütyeniyleydi. Yapılı bir bedeni vardı. Klozetin kapağını indirdim, oturdum, o da kucağıma oturdu. Öpüşmeye başladık tekrar, elimizi çabuk tutmamız gerekiyordu. Fermuarımı açtım, boxerımın deliğinden sikimi çıkardım. Ebru’nun külodunu sıyırdım ve Ebru üsbütüne oturup yavaşça amacıylae aldı sikimi. Amı sulanmıştı, yavaş hamlelerle oturup kalkmaya başladı… Sütyeninden memelerini çıkardım, onları emmeye başlismim. Ben emdikçe, esasen dik olan göğüs uçları, daha da sertleşmişti. Ebru, “Ne olur yeter!” derken halen sikimde zıplıyordu. Dudaklarını ısırıyordu, iri bedeni zıplıyordu, memeleri de sütyeninin izin verilen ölçüde yukarıya aşağı sallanıyordu, kısık kısık inliyordu. Dudaklarıma yapıştı, ama vakitımiz iyice daralıyordu ve benim boşalmaya hiç mi hiç niyetim yoktu. “Ne olur boşal, biri gelecek!” deyince, “Ağzına al!” dedim. Hemen indi, süratli süratli sikimi yalamaya başladı. Ben de kafasını iyice bastırıyordum. Yalarken gözleri kapalıydı, ben saçlarını okşuyordum. Sadece sikimin kafasını diliyle yalıyordu, beni olağanüstü zevklentirmişti bu. Kısık kısık inliyordum ki, dışkapı açıldı… Dona kalmıştık, basılmamız an meselesiydi. Ağzında sikim Ebru yalnızca bana bakıyordu, açık gözlerle. Bir topuklu ayakkabı sesi geldi, o ses gittikçe uzaklaştı sonra. Halen donuktuk. O ses dışkapıyı kapatınca, Ebru derhal kalktı, “Kahretsin!” deyip çıktı kabinden. Ben de sikimi yerleştirdim yerine. Ebru çabuk giyiniyordu. Kazağını ve kot pantolonunu giydi, çıktık. Alışveriş merkezinin ışıkları sönmüştü. Montunu giydi, AVM’den çıktık. Servisler de gitmişti… Benim arabaya biner binmez, bana bağırmaya başladı, “Hayvan herif! Pislik! Yakalanabilirdik, basılsaydık ne yapardım ben? Hayvansın sen!” diye hakaretler esöylüyordu. Onu sakinleştirmeye çalışıyordum, yol vakitsince tartıştık. Evinin önüne geldiğimizde hiçbirşey demeden indi, gitti. Ben de evime gittim. O gece mastürbasyon yaparak 3 kere boşaldım. Ertesi gün işe gittiğimde gözlerim Ebru’yu arıyordu. Öğlen gördüm onu, yanına gittim, bahsetmek istediğimi söyledim. “Şimdi olmaz, akşam konuşuruz!” dedi, ben de çaresiz tamam dedim. Çıkış vakitı bulunduğunda kapıda beni bekliyordu. Hemen özür dilemeye başlismim. O ise, “Yapmamalıydık, çok tehlikeliydi!” söylüyordu yalnızca. “Peki pişman mısın?” dedim, “Hayır değilim, ama hatalı yerde yaptık!” dedi. “Tekrarı olacak mı?” dedim, “Olacak, ama orda katiyen değil!” dedi. En azından tekrarı olacaktı… O günden sonra çok konuşamamıştık. Sadece bir iki kere evine bırakmıştım, bir kez de dışarıda oturmuştuk. Ebru’yla yaşadıklarımız aslında beni çok heyecanlandırmıştı, basılmak olsılığı heyecanı dahada arttırmıştı, ama halen dilediğim gibi sahip olamamıştım ona. Ebru annesiyle yaşadığı amacıyla evine çağrı edemiyordu beni. Benim evime çağrılerimi ise kabul etmiyordu, anlamadığım bir şekilde. Bir gece mesaj attım, “Seni özledim!” diye. “Hmm, ben de, ama görüşüyoruz esasen!” dedi. Ben, “Salağa yatma, diğer şekilde özledim. Devamını istiyorum ben!” deyince, bir kaç dakika mesaj atmadı. Sonra, “Ben de istiyorum!” diye mesaj geldi. O gece mesajla sanal seks yaptık. Ama anlamıyordum, biraz utangaçlığı vardı. “Neden utanıyorsun?” deyince, “Kocamdan boşandığımdan beri bu tür bir ilişkim olmadı, bilmiyorum…” demişti. Azdırıcı azdırıcı mesajlar attım bütün gece. Kocası onu aldatmıştı. Kapalı bir yaşam yaşıyordu. Sanki bakire bir kızı sekse zorluyor gibi hissesöylüyordum kendimi. “Söyle bakalım kocan seni nasıl sikiyordu?” söylüyordum, anlatıyordu. “Hiç götünü sikti mi?” deyince, “Evet, her yerimi sikiyordu!” dedi. Ben de, “Artık senin sikicin ben olacağım, her yerin benim olacak!” dedim. Bu onu azdırmıştı, “Peki nasıl olacak? Bir daha katiyen soyunma odasında olmaz!” dedi. “Bizim mağazanın deposu var aşkım. Kamera falan da yok, kimse gelmez çıktıktan sonra!” dedim. Biraz çekinmişti. Ertesi gün sabah Ebru’yu kapıda gördüm. Yanında diğer görevliler vardı, “Kolay gelsin arkadaşlar!” dedim, mağazaya girdim. Çıkış vakitıne yakın, “Çıkışta bizim mağazaya gel!” diye mesaj attım. Alışveriş merkezi kapanmıştı. Ben de tezgahtar kızları yollismim, kepenkleri yarım indirdim. Ebru’yu bekliyordum. Ebru geldi, gizlice girdi. Kepenkleri tam kapattım, ışığı kapattım. Sessizce indik depoya. “Kimse bilmez değil mi?” söylüyordu. Yavaşça yanına yaklaştım, montunu çıkardım. Gömleğinden fışkırıyordu göğüsleri. Depoda tespit edilen masaya yatırdım. Ben halen ayaktaydım, Ebru gözlerini kapatmıştı. Gömleğinin düğmelerini açtım, tamamını açınca pantolonuna geçtim. Soyuyordum Ebru’yu. Pantolonunun kemerini çözdüm, açtım butonunu. İndirince beyaz külodu karşımdaydı. “Harika bir bedenin var!” diyerek iltifatlar esöylüyordum. Ebru adeta kendini bana bırakmıştı. Bugün adam gibi tadına bakacaktım onun. Beyaz sütyeninin üzeriden göğüslerini seks hikayeleri okşamaya başlismim. Üzerine çıktım, dudaklarını öpmeye başlismim. Ateşli bir şekilde öpüyordu beni. Alt dudağını emiyordum elim bedeninde gezerken. Dillerimiz birbirine dolaşmaya başlamıştı. Yavaşça boynuna indim. Çok sessizdik. Sadece boynunu emerken çıkardığım sesler vardı. Hafif ıslanmış boynuna soluk veriyordum, ellerim memelerindeyken. Kısık kısık inlemeye başlamıştı. Boynunu emdikten sonra göğüslerine indim, sütyeninin üstünden sert memelerini yalamaya başlismim. Sonra birini çıkardım, aslında büyüktü göğüs halkaları. Ucunu emmeye başlismim, ben emdikçe dahada kabarıyordu sanki. Ebru kollarını aşağı sarkıtmış, keyfini çıkarıyordu. Sonra diğerini çıkardım, sütyenin Cup bölümü altında kalmıştı. İkisini de kudurmuş gibi yalıyordum, tükürüklerimle ıpıslak olmuştu memeleri. Kalkıp baktım, çok seksiydi bu durumda. Esasında Ebru’nun öyle seksi bir durumu yoktu, ama yapılı bedeni beni etkilemişti. Göbeğine indim, heryerini yalıyordum. Karnını yalayarak aşağılara doğru geldim. “Kocam beni hiç bu tür yalamazdı!” deyince iyice azdım, bu kadına istediğini vermeliydim. Külodu ıslanmıştı. “Sulandı mı aşkımın amcığı?” deyip üstünden koklamaya başlismim. Hafif ter kokusu geliyordu, ama harikaydı. Külodunu indirince, kıllı amı karşıma geldi. Oldukça kıllıydı. “Kılları alamismim, özür dilerim!” deyince, “Saçmalama, her durumunle çok seksisin!” dedim. Kıllarını yalamaya başlismim, yavaşça klitorisine geldim. Külodunu tamamiyle indirdim, ayak bileklerindeydi. Ben ayaktaydım, Ebru yatıyordu. Hafif domalmış bir durumda yalamaya başlismim klitorisini. Amının dudaklarını ayırıp, o pespembe ve sulu amcığını yalamaya başlayınca, Ebru’nun sesi artmaya başlamıştı. “Ohhh, aaah!” sesleriyle amının deliğini dillemeye başlamıştım. Amının sıvıları ağzıma geliyordu. Kabarık dudaklarının evli sex hikaye arasında am deliği çok güzeldi. Ebru, “Dayanamıyorum, sok bundan sonra!” deyince, pantolonumu indirdim. Sikimi sıvazlıyordum ona bakarak. Sonra cüzdanımdan kondomu çıkardım, taktım. Ebru solukini tutmuş, bana bakıyordu. Bacaklarının arasında yerimi aldım, iyice ayırdım ve amını meydana çıkardım. Sikimin kafasını koydum amına, Ebru’ya baktım. Sonra ittirmeye başlismim. “Ihhh!” diye bir ses geldi. Yavaş yavaş yükleniyordum Ebru’nun amını yara yara. Tamamen girince biraz bekledim. Ebru’nun ağzı hafif açık, gözleri kapalıydı. Pompalamaya başlismim. Ben girdikçe Ebru’nun kafası arkaya gisöylüyordu. Hızlı süratli sikmeye başlismim. Ebru kafasını sağa sola atıyordu. Eğilip memelerini yalamaya başlismim. Kısık kısık, “Ahhh, sik beni!” söylüyordu. Ben girdikçe Ebru’nun amı daha da sulanıyordu. Ben de gömleğimin düğmelerini çözdüm, kravatım kalmıştı. Ebru kravattan kendisine çekti beni, dudaklarıma yapıştı. Hem amına pompalıyor, hem dudaklarını öpüyordum. Sonra doğruldum, ayakkabısını ve çorabını çıkardım. Kalın bacağını ve baldırını okşuyordum. Ayağının birini hafif omzuma yaklaştırdım, ayağını yalayarak sikmeye başlismim. “Ahhh, daha sert, daha sert!” deyince daha süratli sikmeye başlismim. Bir vakit bu şekilde siktikten sonra, domalmasını istedim. Dizlerini masaya koydu. Önümde köpek gibi duruyordu. Ben de o durumda soktum amcığına. Gene süratli süratli sikmeye başlismim, saçlarını çekiyordum. Ebru oldukça orgazm olmuştu, kasılıyordu. Saçını çekip, yanağını tuttum, dudağından öpüyordum. Ebru yapılı bedenine karşın gerektiğince elastik bir kadındı. Amını sikerken, göt yanaklarına da şaplak vuruyordum arada sırada. Göt deliği belli oluyordu. Baş parmağımı yalayıp göt deliğine sokunca irkildi. “Ahhh, aşkımmm!” söylüyordu. Amında yarağım, götünde parmağım, iki deliğini de doldurmuştum. Parmağımı yarak gibi kullanıp, götüne sokuyordum. “Çok güzel, çok güzel, ohhh!” diye inliyordu. Bir kez daha boşalmıştı. Yavaş yavaş ben de sona geliyordum, aşağı yukarıya 30 dakikadır sikişiyorduk. İnlemelerim artınca, “Geliyor musun aşkım?” dedi, “Evet aşkım, ohhhh!”diyerek amına sertçe girdim ve kondomu döllerimle doldurdum. İçinden çıkınca adeta yığıldı masaya. Çıt çıkmıyordu. Kolları aşağı doğru sarkmış, öylece yatıyordu. Kondomu çıkardım, döl parçaları sikimin üstündeydi. Önüne geçtim, açtı ağzını, sikimi soktum ağzına. Sikimi yalayarak temizledi. Kan ter içersinde kalmıştık. Baygın bir şekilde temizledi sikimi. Ayağa kalkınca gömleğinin sırılsıklam bulunduğunu gördüm. Aynen benim de öyleydi. Ayak bileğinde duran külodunu giymeye kalkışınca, “Hayır, giymeyeceksin, anı olarak kalacak bende!” dedim. “Amım çok ıslak, pantolondan belli olur!” dedi. Külodunu aldım arka kısmına geçip izmir bayan escort iki deliğini de sildim temizledim küloduyla Keskin bir am kokusu bulaşmıştı şimdi küloduna. Ben de giyindim. Ebru sütyenine yerleştirdi memelerini, gömleğini giydi. Pantolonunu giyindiğinde büyük götünün arasına kaçmıştı pantolonu. Depodaki koltuğa oturup bir sigara yaktım. Giyinmesini izliyordum, sigaramı içerken. Ayakkabısını giyerken, “Hiç bu tür bir seks yaşamamıştım!”dedi. “Daha neler tattıracağım sana, bu daha birşey değil!” dediğimde heyecanlanmıştı gene. Kalkıp pantolonunun üstünden götünü avuçlismim. Ayaktaydık, arkası dönüktü. “Götünü istiyorum!” dedim. Ebru, “Gidelim bundan sonra, çok geç oldu!” dedi. Ama takmıştım kafaya, götünü sikecektim mutlaka. Ebru, “Tamam, ama sonra!” dedi, mağazadan çıktık. Bütün ışıklar sönmüştü, her yer kapkaranlıktı.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Eczacıydim sikici oldum
Adım Mert 30 yaşındayım. Eczane işletiyorum. Çalışanlardan üçü kız biri erkekti. Erkek olan Selçuk. Kızlar Aslı, Cansu, bahar di. Selçuk üç kıza yavşıyordu. El kol şakaları havada uçuşuyor. Birgün baktım Selçuk çaktırmadan aslının bacaklarını okşuyor. Aslı da tık yok. Selcugu kenara çektim oğlum kızı sikeceksen evin anahtarını vereyim dedim yok abi elletiyor vermiyor dedi yazık sana dedim güldüm.
Aslı diğer ikisine göre daha rahattı bazen mini etek giyer bazen göğüs çatalı belli olan kıyafetler. Nöbetçi olduğumuz birgün Cansu ile bahar izin verdim Selçuk ben aslı nöbete kaldık. Gece belirli bir saatten sonra kimse pek gelmezdi. Aslıya kahve yap dedim geçip yapıp getirdi. Nöbetlerde sen genel de kalıyorsun sorun olmuyor demi dedim yok işim bu dedi aslı. Aslı içeri geçti Selçuk a iznin varsa önce ben üstünden geçeyim dedim olur dedi içeri geçtim aslı uzanıyordu toparlanacakti uzan dedim yanına oturdum çok yoruldun bugün dedim. Yorgunluk önemli değil eve geçince uyumak problem oluyor dinlemiyorum dedi neden dedim komşu çocukları çok gürültü yapıyor dedi istersen burada dinlen dedim burada da yoğunluk olunca gürültü olur dedi o zaman benim evde dinlen dedim nasıl olur ki dedi olur dedim o zaman içeri geçelim Selçuk gelip uyuyup dinlensin Sabah ona kızlara devredip gideriz dedim ön tarafa geçtim. Selçuk a durumu anlattım oda gülerek kolay gelsin dedi içeri geçti. Sabah devredip gittik.
Aslıya yatağımda uyu ben kanepe de uyurum dedim olmaz dedi ikna ettim ona baksirim ile tişört verdim uyurken giysin diye. Bende geçip kanepede uyudum. Öğleden sonra uyandım. Aslı hala uyuyordu. Kahvaltı hazırladım uyandırdım geldi güldüm neye gülüyorsun dedi kendine bak dedim oda güldü kahvaltı yaparken bu uyku çok iyi oldu teşekkür ederim dedi. Önemli değil daima gelebilirsin dedim sonra salona geçtik sohbet ettik. İzin istedi eve geçeyim diye bende kal akşama birlikte birşeyler yaparız dedi duş almam gerek dedi o zaman gidip duş al gel dedim anlaştık. Çıkıp önce eczaneye uğradım sonrada gidip iki gecelik aldım. Birde sabahlık takımı aldım çiftler için. Birde birkaç iç çamaşırı aldım. Eve geçtim telefon açtı geliyorum birşey lazım mi diye yok dedim geldi kapıda sarılıp yanağından öperek tokalaştik.
Aldıklarımi gösterdim kalma sorunun olmaz dedim teşekkür etti. Gecelikleri dene dedim denedi çok güzeller dedi. Sabahlıklari da nöbet dönüşü evde dolanmak için giyeriz dedim hadi kalk yemeğe gidelim dedim üstünü değiştirdi çıktık gittik güzel yemek yedik arabayla onu aşıklar tepesi denilen yere götürdüm şehir e tepeden bakıyoruz. Çıktık arabadan elimi beline doladim manzarayı seyrettik. Az öte de bir çift sevisiyordu. Bende kendime doğru çekip dudaklarına yapıştım sevismeye başladık kendini bana bıraktı elim kalçasında sevisiyirduk bana geçelim dedim olur dedi Arabaya bindik annesini aradı akşam Cansu da kalacağım dedi. Benim eve geçtik eve girer girmez sevismeye başladık daha kapının eşiğinde soymaya başladım sonra kucağıma alıp yatak odasına götürdüm yatağa bıraktım üzerine çıktım sevismeye devam ettik oda beni soydu sonra yarrağımi ağzına aldı emmeye başladı boşalana kadar emdi sonra hepsini yuttu. İlk boşalma erken olur ikincisi uzun olur dedi sevismeye devam ettik aslı sana birşey soracağım dürüstçe cevap ver dedim tamam dedi Selçuk sürekli seni okşuyordu neden onunla yatmadin dedim. Erkekler tarafından okşamak hoşuma gidiyor onunla yatacaktim kızlarla iddiaya girdik kim Mert i tavlar diye o yüzden ilk önce sizinle yatmak istedim. Sizin yanınızda beni oksamasina o yüzden izin verdim. Dedi. Cansu ile bahar da mı yatak istiyor dedim evet dedi o zaman şimdilik iddiayı kazandığını söyleme dedim ikisini de sikmek için bekle dedim. Tekrar yarrağımi ağzına aldı emmeye başladı sertlesince çıkardı bende amına yerleştirdim yarrağımi kokledim çığlık attı pompalamaya başladım boşalana kadar pompaladim sonra çıkarıp üstüne boşaldım. Yanına yığıldım oda bana sarıldı uyuduk öyle sabah kahvaltı için uyandırdı sabahlıgi giymişti tek parça olanı giymişti.
Kahvaltı yaptık sonra bunu yatak odasına götürdüm uzandım üstüme çıkardım hafif kalkmış yarrağıma oturttum zıplayıp duruyordu boşalana kadar boşalmaya doğru bunu altıma aldım pompaladim sonra içine boşaldım eczaneye geçince hap at. Duş alıp eczaneye geçtik Selçuk ile bahar vardı. Selçuk u alıp içeri geçtik anlattım nasıl siktigimi sıra sende içeri geçtiğiniz de daha fazla ona sokul öpüşmeye çalış pas verirse sende ayarı verirsin dedim. Ön tarafa geçtim Aslıya gidip arka tarafı toparlayın senle Selçuk dedim. O içeri geçti bende baharla sohbete başladık bilerek onun bacaklarına göğüslerine baktığımı anlasın istiyordum. Yarım saat falan sohbet ettik oda cilve yaptı Cansu geldi sonra içeriden Selçuk geldi gülüyordu. Selçuk öğle arası izin istedi işim var dedi izin verdim. Öğleye doğru aslıda dışarı da yemek yiyeceğini söyledi gitti. Bahara içeride sen salata ayran hazırla bende sipariş vereyim dedim geçti bende geçtim o sipariş verdi sonra bende onu izliyordum farkına varınca cilve yapmaya başladı akşama genel kontrol yapalım eksik ilaç malzeme var mı diye dedim gülümseyerek olur dedi. Yemekler geldi yedik. Ön tarafa geçtik Cansu toparlayıp kahve yapıp getirdi içtik.
Aslı saat 2 gibi geldi dağılmıştı belliydi. Sonra Selçuk geldi enerji doluydu baklava alıp gelmişti. Cansu hayırdır dedi bir isim vardı uzun zamandır problemdi çözdüm dedi. Bende hayırlı olsun dedim. İçeri geçtim Aslıya nasıl geçti dedim yorgundum ama iyi geçti dedi güldü. Akşama baharla burada yorgunluğumu atacağım dedim güldüm. Akşama doğru herkes gitti benle bahar baktık göze çarpan eksiklikleri yazdık. Arka tarafa geçip temize çekelim dedim geçtik. Direk belinden tutup kendime çektim dudaklarına yapıştım sevismeye başladık oda kendini bana bıraktı önce eteğini indirdim sonra bluzu sonra iç çamaşırlarını indirdim oda beni soydu sonra onu kanepe uzandirdim ileri gideceksek kanepe kirlenmesin dedi dolaptan örtü çıkardı serdik üstüne sonra kafasına bastirdim aşağı indirdim yarrağımi ağzına verdim emmeye başladı sertlesince çıkardım onu kanepe uzandirdim ayaklarını omzuma aldım yarrağımi yavaş yavaş koydum sonra birden kokledim çığlık attı pompalamaya başladım boşalana kadar pompaladim sonra içine boşaldım. Yanına uzandım elde iki dedim elde iki derken dedi üçünüz iddiaya girdiniz bende ikinize girdim geriye kaldı Cansu dedim.
Nasıl yani iddiayi biliyorum önce Aslıyı şimdi seni siktim yarında sıra Cansunun dedim güldüm sevismeye başladık sonra her yerini yaladım emdim okşadım oda her yerimi yaladı emdi sonra yarrağımi ağzına aldı emmeye başladı sertlesince çıkarıp amına koydum kokledim pompalamaya başladım boşalana kadar pompaladim 15-20 dk sürdü. İçine boşaldım. Sonra üstümü giydim ona sabah aslının yediği hapı verdim oda içti. Ortalığı toparladık. Onu evine bıraktım. Cansuyu aradım benim ev biraz dağınık ve kirli temizler misin dedim kabul etti yarın sabah benim eve geç direk kahvaltı da yaparız dedim adresi söyledim. Ertesi sabah geldi çok güzel görünüyordu ona yatağın üstündeki geceliği giy daha rahat edersin temizlik yaparken de rahat edersin dedim. O geceliği giymeye gitti bende masayı kurdum geldi kahvaltı yaptık ben eczaneye geçmek üzere izin aldım. Geçtim eczaneye bahar bana açık şekilde cilve yapıyor. Dedim Cansunun işi varmış gelmeyecek bugün dedim. Aslı ile Selçuk içeriye geçti bahar gidiyordu tuttum gel Selçuk belki Aslıyla vakit geçirmek istiyor dedim. Yanıma oturttum bacaklarına ellemeye başladım o gülüyordu. Öğleye doğru cansuyu aradım gelirken yemek getirecegimi söyledim.
Amacım onu yoklamakti eve geçtim baktım işin çoğu bitmiş dedim evet dedim. Duş almak istersen iç çamaşırı var sana oluyorsa giy dedim gördüm yeni alınmış dedi. İki gün önce aldım bir tane kullanmak kısmet oldu dedim çamaşır sepetinden belliydi dedi güldü. Akşama ne alayım dedim akşama kalmaz biter dedi olsun bekle birlikte yemek yiyelim dedim sevgilin kızmasın dedi yok tek gecelik birşeydi dedim tek gecelik birşey için çok masrafa girmişsin dedi daima lazım olur dedim çıktım eczaneye geçtim.
Akşama doğru yemek alıp eve geçtim oda duş almış sabahlıgin diğer parçasını giymiş altında sütyen yok göğüsler belirgin oluyordu. Yemek yedik teşekkür ettim ona para verdim almadı her zaman gelirim siz çağırın Yeter dedi sofrayı toparlarken arkadan sarıldım kendini çekti yavaş ol dedi bu güzelliğe nasıl yavaş olayım dedim sofrayı toparladık sonra salona geçtik ben yanına oturdum elimi bacağına koydum sonra dudaklarına yapıştım sevismeye başladık oda bana ayak uydurdu üstünü indirdim çırılçıplak kaldı oda beni soydu sonra sevismeye devam ettik sonra kucağıma alıp yatak odasına götürdüm yatağa bıraktım yarrağımi ağzına verdim emmeye başladı sertlesince çıkardım bacaklarını omzuma aldım yarrağımi amına koydum birden kokledim çığlık attı pompalamaya başladım boşalana kadar pompaladim içine boşaldım sonra yanına uzandım oda üstüme çıkıp yalamaya başladı her yerimi yaladı emdi sonra yarrağımi ağzına aldı emmeye başladı sertlesince üstüne oturdu at gibi zıplıyordu. Boşalana kadar o zıpladi ben içine boşaldım sonra yanıma uzandı ona aslı ile baharı siktigimi söyledim. Haftasonu üçünüze bağ evinde parti vereceğim dedim. Cansu vay oruspular bana birşey demediler dedi. Uyuduk sabah bir posta siktim sonra eczaneye geçtik. Hikayenin devamı gelecek
Alman turisti becerdim
ismim hakan ,daha öncede yaşadığım güzel anılarımı burdan sizlerle paylaşmıştım,yeni şeyler yaşadıkça yazmaya devam edicem,yazdıklarım tamamen gerçek olup bizzat yaşadığım şeylerdir,ben 1.88 boyunda, esmer, kalıplı iri yarraklı bir erkeğim,zaten ne geldiyse başıma,kadınların kalın uzun yarrak merakları yüzünden geldi J işlerim oldukça yoğundu,bende epey yorulmuştum,3-4 günlüğüne antalya da bir otele gitmeye karar verdim,sevgilim yoktu,mecbur yalnız gidecektim,zaten maksadım da kafa dinlemekti,belek bölgesinde 5 yıldızlı otellerden birine rezervasyon yaptırdım,uçakla antalyaya gittim,mevsim şartlarına göre hava oldukça güzeldi,otele geçtiğimde resepsiyon işlerini halledip ,odama yerleştim.
Resepsiyondaki kızla biraz sohbet etmiştim,otelde % 80 civarında alman turist olduğunu geri kalanlarında ingiliz ve kanadalı olduğunu öğrendim,evet epeyce alman vardı fakat oldukça yaşlı turistlerdi,gün içerisinde havuz,masaj ve diğer aktivitelerle zamanımı geçiriyordum,öğle saatlerin de bir animatör yanıma yaklaşarak bu gece türk gecesi programı düzenliyeceğiz ,katılmak istermisiniz diye sordu,zaten çok fazla da aksiyon yoktu,olur dedim,7 gibi hazırlanmak için odama çıktım,yemek 8 de başlayacaktı,duş aldıkdan sonra odanın telefonu çaldı,arayan kişi kendisini otelin misafir ilişkilerinden sorumlu bir bayan olarak tanıttı,hakan bey almanca biliyormusunuz dedi,evet dedim,bir alman çiftimiz var ,akşamki yemekde bir türkle oturmak istiyorlar dedi.
O niye dedim,türk kültürünü daha yakından tanımak istiyorlar,bizde oteldeki tüm türk müşterilerimizi arıyoruz tabi almanca bilen birini bulmak zor oldu ,zaten otelde türk misafirimiz çok az dedi,yardımcı olabilirmisiniz diye sordu,bende sakıncası yok,olabilir dedim,ne olacak en azından sohbet edebileceğim 2 insan olur masamda dedim,kıyafetlerimi biraz daha özenli seçip,gecenin olacağı restoranta indim,girişte misafir ilişkilerinden sorumlu olduğunu söyleyen hatun karşıladı beni,tam sikilmelik götü sağlam bir kadındı,aklıma yine sikişmek düşmüştü,ayrılmış olan masaya benimle birlikte geldi,alman çift benden önce gelip oturmuşlardı bile,beni aileyle tanıştırdı evli çiftdiler,erkek 60 yaşlarında ismi baldemar olan bir amcaydı ,eşi ona göre daha gençti tahminen 45 yaşlarındaydı ismi elicaydı,kısa bir tanışma faslı oldu,baldemar amca emekli subay olduğunu söyledi.
Elica da emekli bankacı olduğunu söyledi,çocuklarının olmadığını ,fırsat buldukça değişik kültürler tanımak için seyehat ettiklerini anlattılar,bu sırada gece başlamıştı,4 kişilik bir fasıl ekibi vardı,onlara sanat müziğinden bahsettim,dikkatli bir şekilde beni dinliyorlardı,çeşitli mezeler garsonlar tarafından servis yapıldı,garson ne içersiniz diye sordu,ben rakı istedim,baldemar amca sen ne içiyorsan bizde ondan içelim dedi,kendilerine biraz rakı kültüründen neyle yapıldığından bahsettim,garson rakı şişesini getirdiginde servisi ben yapacağım dedim,3 duble rakı doldurup suyu ve buzunu ilave ettim,ilk içtiklerinde yüzleri biraz ekşidi,biraz acı ama gayet güzel bir tadı var dediler,rakıyı ben servis yapıyordum seviyeyi ayarlıyordum fakat baldemar amca rakıyı bira içer gibi hızlı içmeye başladı,uyardım kafası sert olur dedim fakat dinletemedim,elica daha temkinli içiyordu,bu arada türk yemekleri geliyor hepsini uzun uzun anlatıyordum,baldemar amca hafifden kaymaya başlamıştı.
Elica da benim ilgimi çekmeye başlamıştı,1.70 boylarında sarışın incecik mavi gözlü çok hoş bir hatundu,gecenin ilerleyen saatlerinde bir dansöz çıktı,baldemar amcaya dansöze para takılmasının adet olduğunu söyledim,dansöz geldiğinde baldemar amca para işini biraz abartarak ve dansözün göğüslerini elleyerek gerçekleştirdi,ilerleyen saatlerde insanlar yavaş yavaş çekilmişti,fonda klasik bir müzik çalıyordu, elica dans edebilirmiyiz dedi,baldemar amcadan izin alıp elica yı dansa kaldırdım,kadın acaba benden hoşlanmışmıydı diye düşünürken,niyetimi bozamayıp bunlar modern insanlar diye düşündüm,elicayla dans ederken bana iyica yapışmıştı,ince bir gömlek vardı üzerinde,beyaz sütyeni görünüyordu,sikim tam göbeğine denk geliyordu,altında siyah , mini etek ,siyah jartiyer ,topuklu ayakkabıları vardı,tabi benim yarrak kazık gibi olmuştu,kadın başımı döndürmüştü.
Yarragımın kalkmasını engelliyemiyordum,kesin hissetmişti,yoruldum oturalımmı dedim,istemeyerek de olsa kabul etti,baldemar amca iyiden pilot olmuştu,elica hadi discoya gidelim dedi,kocasının disco değil odaya gidecek hali yoktu,beni odama çıkarın siz gidin eğlenin dedi,elica bilinçli yapmıştı, istediği benimle takılmakdı,bunu anlamamak için aptal olmak gerekirdi,restoranttan ayrılıp ,asansöre binerek odalarına geldik,elica onu yatağa yatırıp hadi gidelim dedi,koluma girdi discoya gittik,epey bi dans ettik ama ben dans ederken elicanın kalçalarını okşuyordum sesi çıkmıyordu,kuytu biyere geçip ayakta sevişmeye başladık,elini yarrağıma atıp okşamaya başladı,kulağıma bu ne kadar büyük bir penis diyordu,bende hadi odama çıkalım dedim,saat 1 i geçiyordu,belki baldemar amca uyanırdı fazla vakimiz yoktu,odaya girer girmez,elica pantolonumun fermuarını açıp yarrağımı dışarı çıkarttı hayran hayran bakıp başını öpüyordu,eliylede sıvazlıyordu,yarrağım zonklamaya başladı,elica bu kaç cm böyle dedi,bende 23 cm dedim.
Vaoovvv çok kalın dedi,sakso konusunda oldukça başarılıydı,elicayı yatağın üzerinde uzatıp,eteğini beline kadar sıyırdım,jartiyer, dantelli kilodu, harika görünüyordu,kilodunu yana çekip amcığını dillemeye başladım,çok güzel bir amcığa sahipti,elica inlemeye başlamıştı bile,ardından onu dilimle sikmeye başladım,parmağımlada göt deliğini yokluyordum,elica kısa süre sonra inleye inleye boşaldı,ayağa kalkıp üzerimdekileri çıkarttım,elicanın da kıyafetlerini çıkarıp sadece jartiyerlerini bıraktım,tekrar sevişmeye başladık,dudaklarını göğüslerini ısırıyordum,oda eliyle yarrağıma 31 çekiyordu,daha sonra küçük göğüslerinin arasına yarrağımı sokup git gel yapmaya başladım,artık dayanacak gücüm kalmamıştı,yarrağımı amcığına yerleştirip yavaş yavaş sokmaya başladım,elicanın gözlerinden yaş geliyordu,daha sonra hızlı hızlı daha derinlerine pompalamaya başladım,ikimizde uçmuştuk deli gibi sikişiyorduk,duvarlar çok inceydi elicanın inlemesinin yan odalara gitmesinden çekindim,daha sonra elicayı,yatakdan kaldırım,televizyonun olduğu aynalı masaya domalttım,tek bacağını sandalyeye koyup sert bir şekilde amına soktum ,köpek pozisyonunda sikiyordum amcığını,ara sıra götünü tokatlıyordum.
Her seferinde ahh çekiyordu,elica bir kez daha ineleyerek boşaldı,yarrağım sırılsıklam olmuştu,amından çıkarıp yarrağımın kafasını göt deliğine dayadım,götünden sikeceğimi anlamıştı nain hakan nain hakan diye inliyordu,ben kararlıydım gotünü sikmeden bırakmazdım , ıslak olan sikimi itelemeye başladım,ileri kaçamaya çalıştı belinden tutup kendime çektim o sıra yarrağım götüne saplanmıştı,az önce hayır yapma diyen zilli şimdi zevk çığlıkları atıyordu,ben götünü hızlı hızlı sikerken oda amcığını parmaklıyordu,15-20 dk geçmişti daha fazla dayanamayıp götüne deli gibi boşalmaya başladım,ikimizde yorulmuştuk,saat 3 e geliyordu,hadi bir an önce odana çık dedim,birlike uyuyalım dedi,olmaz kocan uyanır dedim,ikna edip odasına gönderdim.
Daha sonra sabah havuz kenarında güneşlenirken gördüm,selam verip havuza atladım,2-3 dk sonra elica da havuza atladı,baldemar amca şenzlong da kitap okuyordu,elica mavi bikinisiyle çok seksiydi,gündüz gözüyle vucudunu tekrar süzdüm,taş gibi hatundu,yüzerek yanıma yaklaştı benim yarrak kazık gibi oldu,direk elini yarrağıma atıp okşamaya başladı,suyun altında olduğu için görünmüyordu,onu havuzda sikmek istiyordum ama yakalanma riskinden dolayı çekiniyordum,baldemar amca kitap dan gözünü ayırmıyordu,o sırada hatunu havuzun mermerine ittim,yanına yaklaştım,yarrağımı şortumdan çıkarttım,onunda bikinisini kenara çektim,tek bacağını havaya kaldırıp amcığına soktum,bi yandan sikiyor bi yandan çevreyi kesiyordum,suda sikişmek inanılmaz zevkli,10 dk kadar sikdikden sonra yarrağımı çkarıp havuza boşaldım,benim döller suyun üzerinde yüzüyordu J 2 günüm daha geçti otelde elica yı 3-4 kez daha kocasından habersiz siktim,ona mail adresmi vermiştim,hala mail atıyor,yarrağımı unutamadığını söylüyor ama yapacak birşey yok, almanyaya gidemem,5-6 ay sonra geleceğim dedi ,bakalım gelirse nasıl siktiğimi sizlerle paylaşırım,bol sikişli günler dilerim…