ben çilingir ararken sen anahtar cebinde gelmiştin. sağ ayağınla gir. güzelim, bir kusurun benimse bazı batıl inançlarım var, seni ilk gördüğüm an arkamda parmaklarımı çapraz yapmıştım. kahkahanla 5 metre öteden seni tanıdığım günü hatırlıyorum bazen camdan sarkıp sigara sararken falan. böyle anlar hep köşeye sıkıştırıyor insani, silahini birak öyle konuşalım diyorum yukaridakine. sen hep omzumdan konuş istiyorum .hatırladığım günlerin hep ayrı bi rengi var gökyüzü kırmızı. yokuş yollar falan. oturduğumuz banklar var bizi bekleyen kuşlar okşanmadık başlar tutulmamış eller falan klasik hep işte sen tamamla. tekele diye çıkıp dönmeyen başlar. yanında daha yoğun kokan çiçekler var yemin ederim ki süslü laflarla işim kalmadı. şimdi ben o beş katı tek solukta çıkarım, ama bu kazdığım kuyudan nasıl. anlat. kırmızı koltuklayım. elim kırmızı aklım kırmızı sokaktan gecen araba kırmızı ışık kırmızı. evren dur diyor, yukarı doğru gülümsüyorum. naptığını görüyorum şansımı zorlayacağım diyorum. yine başkaları haklı çıkıyor. teselliler ziyaretlerağlamanöbetleri. yenilen pehlivan güreşe doymazmış ben yerde sürünmeyi komando eğitimim sandım. birileri ben demiştim desin diye başladım yine. sandım ki denge tahtasi, sandım ki adımlarımı iyi hesaplarsam düşmem. aslında baştan beri duvarının dibinde oturuyormuşum. kafami ellerimin arasina aldim. lütfen anlama, artık beni anlama ki özgür kıl! hep dünyaya karşı diz haykırmamla meşurdum, “beni anlayın, ne olursunuz!”. bir gün biri çıktı, neyden bahsettiğimi biliyordu. ödüm koptu. ben hep anlaşılmamak için konuşmuş yazmışım meğer. şimdi bildiğim hiç bir dilin anlamı yok, şifremi kırdın. hangi alfabeyi kullansam apaçık ortadayım. lütfen beni anlama. özgür kıl.











