yorucu ve biraz zor bir dönemden geçiyorum. buradan çıkacağıma inancım yüksek. zaten çıkıyorum hep ama şöyle söyleyeyim, buradan çıktıktan sonra baya bildiğiniz rpg'lerdeki gibi stat kasmış olarak çıkıcam. önümü baya net görüyorum. tabi hayat neler gösterir onun sürprizi var hahaha ama geçicektir bu da. on yıldır kafamda dönen cahit zarifoğlu şiiriyle geçecektir diyorum. bilincimi sarmalamış haliyle.
sabah geldim atölyeye modum hiç yükselmedi ama hep dalgalanmada. işin içine sıçıp batırmakla kurtarmak arasında gelip gidiyorum. bu tam olarak tecrübe olarak adlandırılıyor. her şeyin omuzumda olması sadece fazla ağırlık veriyor ama bu olmadan güçlenemem.
içinde bulunduğum bunca halden dolayı biraz önce izlediğim buckethead konserindeki bir sahne beni çok duygulandırdı. evet pms dönemi gibi bi şey olmalı bu hahaha; toluen kokusu içinde, ter, 2-3 çeşit karışık plastik kokusundan kafayı bulmuşluğum hayranlarının buckethead gitarına dokunmaya çalışmaları, buckethead'in o esnada el uzatana elini vermesi:
Dost Bu eli sıkı tut Çarşıda evimizden uzakta Bir pazu güreşi varsa kaybolmayalım Geçecektir daha daha Günler Bilmeden kavramak nasıl
bakın gördünüz mü nasıl da foreshadowing yaptım?!
tüylerim diken diken oldu ve gerçekten gözüm dolmak üzereydi arkadaşlar.
artık pek fazla laf anlatacağım mecra da kalmadı.
şu an elimin altına burası denk geldi diye yazıyorum çünkü boya kurumasını bekliyorum, bir yanda vibecoding yapıyorum ve kafam çok dolu. artık bir mekanımız kalmadı bunun farkındasınız değil mi?
acaba diyorum blogda postladığım şeyleri bi eyaya falan versem de 16 yıllık değişimimi falan mı görsem. yazdıklarımı algılama tokenı yetecek ai mı var hahahahaha!
koşmaya yeniden başlamak için doğru zamanı arıyorum şu günlerde. biraz önce acayip bi koşma isteği geldi fakat bugün pazar ve çarşının ortasında kısa don giyip MESTLERİMLE herkesin ortasından geçip parka yürümek istemiyorum. onun için bugün atölyede sabahlamayı da düşündüm. fakat yarın sabah erkenden buraya gelmek de güzel bir seçenek.
yoo hayır kararsızlıklar içinde değilim sahiden. yalnızca kendimi eve geç gidip erken çıkmakla mekik dokurken bulmaktan yoruldum. doğru düzgün vaktim yok kendime. 40 dakikalık bir dizi bölümü izlemeye vaktim yok hakikaten. ya da anca yemek yerken falan. güneşle alıp veremediğim var. evet söyledim. güneşle ve mekanla.
evet





