Bu ülkede yetişkinler bir şeylerin hala siyasetle ve siyasi partilerle çözülebileceğini sanıyorlar.
Milli eğitim bakanlığı öğrencilere tablet ve bilgisayar dağıtarak onlara eğitim ve imkan sunduğunu sanıyor.
Bu ülkenin gençleri sadece oturarak ve susarak bir şeylerin çözülüp biteceğini sanıyor.
İnsanlar verdiğimiz onca şehidin hakkını sadece vergileriyle ödeyebileceklerini sanıyor.
İnsanlar silahlı muharebenin savaşın maskesi olduğunu, asıl savaşın kültür, sanat ,bilim ve teknolojide yaşandığını unutup elde ettiğimiz silahlı zaferlerin bize savaşı kazandırdığını sanıyor.
İnsanlar verdikleri bir oyda 80 küsür milyon insanın vebali ve sorumluluğu olduğunu unutup şuursuzca oy kullanıyor, hatta bununlada kalmayıp oy çalıyor.
Kitap okumadan ,araştırıp öğrenmeden, birincil kaynaklardan bilgi ve birikim edinmeden kendimizi entellektüel ve bilgili sanıyoruz.
Biz sadece sanıyoruz, kendimizi kandırıyoruz. Yıllardır sadece kendimizi kandırıyoruz.
İki tür insan var bu ülkede, birisi yaşadığı ev cayır cayır yanarken sanki hiçbir şey yokmuş gibi hayatına devam eden ve müziği son ses açıp dans etmeye devam edenler.
Bir diğeri ise yangının farkında olan ve bir köşeye sinip hiç bir şey yapmadan ölümü bekleyenler.
Sokaklarda gördüğünüz onca başıboş çocuk ve genci biz nasıl topluma kazandıracağız. Kırsal alanda yaşayan onca çocuğa nasıl eğitim ve medeniyet götüreceğiz. Çocuk esirgeme kurumlarında büyüyen ve başında manevi bir otorite olmayan onca çocuğu biz nasıl kazanacağız. Onlara vatan sevgisi ve kaygısını kim aşılayacak. Onlara yürüyecek bir yol, bir hayal bir amaç kim verecek. Biz nasıl vasıflı ve donanımlı bireyler haline geleceğiz.
Ülkemizde ki terörü, şehitleri, tecavüz edilen, öldürülen kadınları ve çocukları , hiç bir amacı olmayan hayali olmayan bomboş beyinlere sahip onca çocuğu unutup, sokaklarda itilen kakılan açlık ve soğuktan ölen onca sokak hayvanını unutup gerçekten rahatça uyuyabiliyor musunuz ?
Biz, savaşı kaybediyoruz.
Biz, insanlığımızı ve vicdanımızı kaybediyoruz.
Öyle bir durumdayız ki halimiz ‘Cehl-i mürekkeb’! …
Bir şey bildiğimiz yok, işin kötüsü neyi bilmediğimizi de bilmiyoruz.
Sanıyorsunuz ki hayat sizin hayatınız, ancak sizi ilgilendirir.
Verdiğiniz her kararın boşa harcadığınız her zamanın bir değil bin değil milyonlarca insanı etkilediğini hala anlayamadınız mı?
Sömürüldüğümüzü, kullanıldığımızı, uyuşturulduğumuzu hala anlayamadınız mı?
Bu ülkede yaşayıp bu kadar boş olup nasıl Mustafa Kemal Atatürk’ün adını ağzınıza almaya cüret edebiliyorsunuz?
Aklımızın başımıza gelmesi için sanırım ülkemizin alenen işgal edilmesi lazım. Ülkenin doğusunu kaybettiğimizde mi uyanacaksınız. O zaman mı harekete geçme gereği göreceksiniz ?
O yerinden kaldırmadığınız kıçınızla birlikte israf ettiğiniz her kuruş ve saniyenin, sizlere ya mermi yada zulüm olarak geri döneceğini nasıl hala düşünemezsiniz ?
Ben bir şey söyleyeyim mi,
Kendinizi kandırmayı lütfen bırakın artık.
Ya sahtekarlığı ve vurdum duymazlığı bi kenara bırakın ve deyin ki ben ne yapıyorum ?
Ben bu ülke ve toplum için ne yaptım? ne yapıyorum ?
Ya da toplum bu haldeyken gerçekten rahat bir uyku çekebiliyorsanız yangının sizi yakmasını ve acılar içinde kıvranmayı bekleyin.
Cehalet çağdaş köleliktir ve gençlerini kitapla beslemeyen bir milletin sonu hüsrandır !