Çok yorgunum artık,
Bundan sonra beklediğim insanlar değil ölüm olacak...
Cosimo Galluzzi

oozey mess
Stranger Things

Kiana Khansmith

JBB: An Artblog!

JVL
NASA
One Nice Bug Per Day

@theartofmadeline
Peter Solarz

shark vs the universe
Game of Thrones Daily
he wasn't even looking at me and he found me
Sade Olutola
h
will byers stan first human second
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
almost home
KIROKAZE

★

seen from T1
seen from United States
seen from Germany
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Bangladesh
seen from Palestinian Territories

seen from Singapore

seen from United Kingdom

seen from Indonesia
seen from New Zealand
seen from India
seen from Spain

seen from Canada

seen from United Kingdom
seen from Netherlands
seen from India

seen from United States

seen from Russia

seen from Portugal
@bucaginyazari
Çok yorgunum artık,
Bundan sonra beklediğim insanlar değil ölüm olacak...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Hikayem beni kör ateşlerle saklambaç oynattı. Acı beni öyle bir yerden kırdı ki içimin içi kabuğu kırılmış incilerle doldu taştı. Canım çok yanıyorken feryat figan Yarabbi diye seslenişimi hangi kulağım unutsun, gözlerim sağır olanlara nasıl kör olsun. Abi diye haykırıyorum Ya Rabbi. Sınanmışlıkla edilen duama doyduğunda senin için açtığım ellerimi doldurmayı unutma. Yardım et Yarabbi kalbimde fay hatları kırıldı emanetine iyi bakamadım sen daha fazla zelzeleye maruz bırakma mekan senin yarabbi
Yakında her şeyi unutacaksın, her şeyde seni unutacak.*
Yaratıcıya sığındım ve annemi affettim
Kendine yeni bir aile kuramazsın.
27 Aralık 2025

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Saçlarımı kessin biri..Alsın bu yükü benden.
2 Haziran günü aldın bu yükü kendinden.
Yine bir 2 haziran günü tekrar hafiflettin yükünü..
Adettendir, kestik yine
2 haziran...
Hala aynısın Çağ :)
Zaman geçtikçe; yaş aldıkça veya halk arasındaki tabirle büyüdükçe kendi hislerim ve duygularım belki düşüncelerim misal, küçülüyor sanki. Büyümesi gerekmez mi? Ders çıkarması yaşıma ulaşması değil midir bunun adeti. Eskiden kötü hissettiğimi düşüneceğim bir vakit yoktu. Kitaplarım vardı. İçinde yaşayan beni bekleyen insanlar vardı. Görebildiğim insanlardan çok daha gerçekti bu insanlar hemde. En azından bir düşünceleri vardı. İnsanlıkları vardı kimisinin ve bununla sınanıyorlardı. Şimdi benim kitaplarım yok beni bekleyen kimse yok. Üzülünce naptığımı şimdi fark ediyorum ben. Durup düşünmek ve içinden çıkamamakmış üzüntü. Stresmiş, kaygıymış, boğazındaki yumru, elinde titreme, gözünde akmayı bekleyen yaş ve bir sigara dumanıymış. Benim kitaplarım varken de aynı dertlerim vardı. Şimdi de aynı dertlerim var benden hızlı büyüyen. Ben senede bir yaş alırken sıkıntılarım gün geçtikçe yaş alıyor.
Ve 17 yaşındayım ben.
Dertlerimin yaşını da saydım biliyor musunuz.
3285 yaşında dertlerim.
Ne zaman ölüceği kesin değil.
4 yıl önce sanıyorum 2021 de; "annemin beni doğurduğu için pişman olmasını diliyorum" yazmışım. "Bu hayatta son bir günüm kalsa bile o son bir günü bu pişmanlığı tattırmak için harcayacağım" demişim devamında. Ben bu yaz annem doğum günümde bana bu cümleleri sarf etti diye ağladığımı bilirim oysa. Ne içten etmişim de kabul olmuş bu dua. Hayrı nedir nasıl bir kindir içimdeki yıllardır geçmeyen günler eksildikçe daha da alevlenen. Herkesin mutlaka bir baba veyahut anne problemi olmalı sanırsam.
Yaş aldıkça geçmişe tutunan ve büyük bir özlem duyan insanları garipserdim eskimeden önce. Şimdi büyük bir saygıyla eğiliyorum önlerinde. Geleceğe tutunacak halatımın iplerini kopardı hayatım ve şimdi debeleniyorum yerimde. Geçmiş öyle değildi halbuki. Sevgisi büyüktü. Acısı küçüktü. Yarası azdı. Merhameti derin. Geçmişe dönmek geliyor içimden. Hep orda kalmak ve de...
Her sene muhakkak...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Her sene muhakkak...
8. Sınıftaki Çağ burda olsaydı muhakkak ağlardı ve ağlayarak hemen duygularını yazıya dökerdi. Şimdi ki Çağ çok farklı ve üzerinden zaman geçmiş olmasına rağmen yıllardır sır gibi tutan bu bloga bu nacizane muazzam olayı ihbar edemedi. Cesareti yeni geldi,
Buyrun o zaman bu da tarihe geçsin...
Saçlarımı kessin biri..Alsın bu yükü benden.
2 Haziran günü aldın bu yükü kendinden.
Yine bir 2 haziran günü tekrar hafiflettin yükünü..
Adettendir, kestik yine
Hangi gökyüzünün altında edildi dualar?
Yeryüzü can çekişmekteyken neden kabul edilmedi,
Bunca acıya neden gürültüler bahane edildi?
Ve hesap dönüyor bir leyl vakti...
Kuşlar kırılıyor bir bir
Güllerin yaklaşıyor kabristanı
Ve kabristanın üzerinde solmuş güller mezarlığı
Sadece toprak da ölüler var sandınız
Yanıldınız..
Etrafı göremeyen insanlar;
Bakamaz hangisi ölüler hangisi yaşayanlar
Ey insanoğlu;
Sadece özünü koru
Hayır ben iyiyim diyerek yoluma devam edebilen biri olamadım hiç. Bir sorun varsa çözülerek ilerlenmeliydi muhakkak. Bir acı varsa yaşamalıydım onu. Yada mutluysam dünya durup beklemeliydi kahkahalarımı.
Ağladığım zaman kimse durup yol vermedi bana vermeyecekte hiçbir zaman. Kendimi boş yere kandıramam. Kimse sayamaz kaç damla akıttığımı mesela. Ama ben sanki bütün çiçekler bana açıyormuş yada güneş her gün beni selamlayarak doğuyormuş gibi davranıyorum. Ne acı ne acizlik ne kendini bilmezlik bu böyle değil mi?
Fıtrat değişemiyor bende bırakamıyorum kendimi. Sevilemiyorum mesela. Sevmekten de korkuyorum. Çok korkuyorum. Fakat sevilmek istiyorum. Çok sevilmek istiyorum. Bu büyük bir sorun. Bakmayın böyle küçük durduğuna çok büyük bir sorun bu. Kendimle kavgamın merkezi mesela yada sürekli ağlamamın sürekli depresyona girmemin en büyük nedenidir sevgisizlik. Bu muhtaçlığın yükü ne demek bilir misiniz? Bilebilirsiniz elbet çünkü tek olsaydım onca kavga olmazdı bu hayatta. Her şeyi yaptırabilir bu muhtaçlık insana ...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
30 ağustosu 31 ağustosa bağlayan gece...
Annelerin sözünün efsûnlu bir doğruluğu olduğuna inandım ben hep. Her anne için geçerli değildir dedim. Bu sözüm gerçekten anne olanlaradır elbet. Ben bu gece annemi affettim demek için başlamıştım yazmaya.
Her zaman bana altın tepside sunulan anne olunca anlarsın lafı sanki bu gece daha fazla doğruluğunu kanıtladı. Hâlâ anne değilim ve anne olsaydım da şöyle olurdum lafları kuracak da yaşa gelmedim henüz. Fakat yinede anlamak istedim annemi. Bu anlamak kelimesinin kökünde babamda yer alıyordu şüphesiz. Fakat ben en çok annemi anlamayı istedim. Ben en çok annemi anlamayı diledim. Sayısız psikoloji kitabı ve araştırmalarımdan sonra bir sonuç elde edebilirim sandım. Ta ki anne olunca anlarsın lafına kadar. Meğersem benim annemi anlamam için yaptığım onca araştırma ve sayısız kitap boşaymış. Ben annemi anne olunca anlayabilirmişim ancak. Ve affetmeyi ne kadar istemesemde buna hakkı olmadığını düşünsemde affetmek geldi içimden. Yüküm var çünkü biliyorum. Biliyorum ve hafifletmek için ne yapsam diye düşünüyorum her gece. Yaşarım. Ben yine üzerimde ki yükle yaşarım. Kamburum çıkar yorulurum, dinlenmek isterken hayat birden koştur beni belki. Ziyanı yok zaten hayat dediğin bundan ibaret değilmi. Nerde kalmıştım? Evet affetmek için anlamam gerektiğini düşündüm ilk. Çünkü anlarsam ve mantığıma yatırsam annemin davranışlarını işte o zaman affederim dedim hep. Olmadı. Benim mantığım onu almadı. Yine de sanırım insanlar anne baba olunca değil anne ve babalarını anlayınca büyüyorlar.
Halbuki 9 yaşında büyüdüğümü düşünmüş ve yaşlılık evresine geçtiğimin kanaatine varmıştım. Büyümek öyle bir günde olmuyormuş bunu anladım. Evreleri varmış onunda ve her evresi sancılıymış. Büyürken içinden çıkardığın yeni 'sen'ler elbetteki acı verir insana. Affet demişti ablam. Bak ben affettim annemi, sende affet demişti. Bunu derken kendimi buna ne kadar zorladığımı bilmeden kurmuştu bu cümleyi. Acele ediyorum belki de affetmek için. Anne olunca affederim ne var sanki? Tamam belki hiç anne olamama ihtimalim de var evet ama annemin onu affetmeme ihtiyacı yokki. Onu affeden geride üç çocuğu daha var çünkü. Birisi affetmese ne kaybeder sanki. Yeterince zaten kaybetmedi mi?
Cümlenin başına ve sonuna keşke "Ben bu gece annemi affettim" diyebilseydim. Rahatlıkla söyleyebilseydim bunu. Fakat olmuyor. Belki de zaman gerekiyor.
Yada hiç bir zaman gelmeyecek olanı söylüyorum. Olsun.
Ben annemi affetmiyorum değil, affedemiyorum.
Ben annemi affetmek istiyorum da değil affedemiyorum. Anlamayı geçtim çoktan.
Zamanı değilmiş gibi geçicem şimdi ve annem bunu hiç bilemeyecek.
Serzenişim bir tek ona bitmeyecek.
Üzgünüm gerçekten samimiyetle ve tüm narinlikle üzgünüm. Keşkeler pişmanlığı getirir. Korkarım pişmanlıklardan, keşke demeyi bırakmalıyım. Yine de üzgünüm.
Kurtuluş için bir kapıya ihtiyacım var sanıyordum. Eğer kapı kilitli ise bir anahtar arıyordu gözüm mesela. Şimdi anlıyorum, kapı yada anahtar değilmiş mesele. Kurtulmam için kapı değil bütün duvarları yıkmam lazımmış.
Yavaş yavaş öğreniyorum...
Bir yeri hapishane olarak görürsen oranın mahkumu olurmuşsun ancak.
Sevgili sevgilim hayat;
Senin benden alıcakların varsa benimde kaybolmuş sokaklarım var muhakkak.
'Lâtif ve narin ne vardıysa içimde hoyratça kırdı geçirdi dünya. Memnunum barışığım yinede. Sabırla yeni yapraklar veririm, yüzlerce kez kırılmış dallarımdan...'