istanbula geldim. iyi mi yaptım, kötü mü yaptım bir fikrim yok. zamanla olucak ama. bu kesin.
gelişimle insan kaynakları kaynağının önüne attım kendimi:
merhaba. eğer sizin için de sakıncası yoksa bana iş verebilir misiniz? zira bu şehre en güzel yaşlarımı piç etmek ve ortalama 40 sene sonra kanser olup ölmek için geldim. geri çevirmeyin. çok görmeyin isteğimi. ve ayrıca belirtiyorum: lütfen.
çok gördüler. bu kadar çok göreceklerini, inanın tahmin etmiyordum. yirmiye yakın görüşme. yirmiden fazla yenilgi. iyi hissetmiyorum.
havasına alışamıyorum bir türlü buranın. hasta oluyorum sürekli. ölüyorum. cidden. etrafımda sanki birileri sürekli kulağıma ‘geldin gördün mü ebenin amcığını?’ diye fısıldayıp kaçıyor.
ne yapacağımı bilmiyorum. niye geldim lan ben buraya? yirmibin nüfuslu ilçemde iyi hissetmek için kafamın güzel olması gerekmiyordu. burada öyle değil.
ailem gel artık yeter diyor. uzun bir zaman sonra gurur yapıyor, gelmiyorum. para istiyorum ama. o kadar da gurur yapamıyorum. malesef.
iş görüşmeleri tüm hızıyla devam ediyor. komik maaşlar, komik teklifler alıyorum. karşılaştığım bu manzara, ömrümün geri kalan kısmını iş görüşmeleriyle geçireceğim izlenimini veriyor. umutlar az.
sürpriz gerçekleşiyor. ocakta işbaşı yapıyorum. arkadaşın payı var işe girmemde. götüm çıktı seni aldırana kadar diyor. haklı. neyse ki benim götüm yerinde.
bir heyecanla başlıyorum. patron her gün yanımızdan geçiyor. selam diyip. bir gün hatta hoş geldin diyor bana. hoş buldum sayın patron. umarım sizi zengin edebilirim diyorum. ve neyse ki içimden.
ev tutuyorum. nisanın onu. kira 1150. maaş 2300. nefis bir fifti fifti durumu. makarna yer doyarım diyorum. doymuyorum.
üçüncü ayda istifamı veriyorum. benim yüzümden mi diyor. evet diyorum. ve neyse ki yine içimden.
kabul olmuyor istifam. olsa sıçmıştım zaten diyorum. ev tuttuktan 2 hafta sonra istifa etmek. hassiktir be rıfat abi!
mayısta başka bir firmayla anlaşıyorum. tatlı geliyor ik’nın sesi. teklif geliyor. para güzel. iş güzel. seviniyorum. istanbul’da sevindiğim 3-5 andan birisi. sevincimin istanbulla ilgisi yok tabi. ik’cı kız sevindiriyor beni.
başlıyorum haziranda. öyle geçiyor zaman. cuma günlerini bekleyerek geçiyor. ve bir sonraki levele kadar da böyle geçicek sanırım.
bu şekilde istanbula gelirkenki iki hedefim olan iş ve ev ikilisini aradan çıkartmış oluyorum. şükrediyorum. mutluyum. ama istanbulla ilgisi yok.