co-working spaces
Sweet Seals For You, Always
Misplaced Lens Cap

Product Placement

Kiana Khansmith

tannertan36
tumblr dot com

pixel skylines
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

if i look back, i am lost

Janaina Medeiros
Not today Justin
Sade Olutola
taylor price
styofa doing anything
NASA
Stranger Things
hello vonnie

#extradirty
Claire Keane
$LAYYYTER
seen from Malaysia

seen from United States
seen from United States

seen from Romania

seen from United Kingdom
seen from Spain
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Algeria

seen from Iraq
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye

seen from Pakistan
seen from United States

seen from United States

seen from United States
@amonskywalker-blog
co-working spaces

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
yeni sevgiliniz: basic design
Neye benzetebilirim diye uzun uzun düşündüm, sevgili sıfatı bu derse tam oturuyor. Nedenleri şöyle, sürekli ilgi istiyor, sürekli düşünmeniz gerekiyor, ona küçük süprizler hazırlayın istiyor, bazen bıktırıyor, haftasonlarınızı ele geçiriyor, arkadaşlarınızla geçirdiğiniz vaktinizden çalıyor... durumu romantik bir şekilde özetlemem gerekirse birinci aşama teslim olmak. yani kendinizi verin, başka türlü bu ilişki yürümüyor.
kısaca özetlemeye çalıştım birinci yıl birinci dönemi. tabii ki konu konuyu açıyor anlatmaya çalışırken, derya deniz. işte benim minik özetim.
‘what is designed?’ ile girş yaptık. hayatımın en heyecanlı dönemiydi diyebilirim.
ders şu şekilde ilerliyor. salı günleri, stüdyo günleri. sabah 10′da o haftaki konu anlatılıyor. cuma günü de kritik günleri. ALTIN KURAL 1 GEÇ KALMA. çünkü genelde soyut şeyler konuşulduğundan herkesin kafasında farklı şeyler canlanıyor anlatılırken. geç gelip başkalarından öğrenmek sağlıklı olmuyor. genelde ‘valla ben de anlamadım’ tarzı şeyler duyarsınız zaten. kendimden örnek vermek gerekirse, anlatılırken kafamda canlanan neyse onun üzerine gidiyorum. kafamda canlanmadığında da aldığım notları düşünerek ilerliyorum. kısaca, geç kalmayın.
ALTIN KURAL 2 FÖYÜ OKU. föy dediğimiz nimet, assignment bizden ne istiyor, ölçüler, kurallar nedir ne değildir açıklıyor. geç kalma durumlarında bir nebze de kurtarıcı. aman okuyun. tekrar tekrar okuyun.
ALTIN KURAL 3 YAZ, ÇİZ. Notlar alın, karalamalar yapın,aklınıza gelen her fikri kağıda o an dökün çünkü hemen unutuluyor.
ALTIN KURAL 4 ETKİLEŞİM HALİNDE OL. bence bu ders için en can alıcı noktalardan biri de bu. bazen bir fikre aşık olup, kaptırıp gidiyoruz ve bizden isteneni unutuyoruz ya da inat edip sıkışıp kalıyoruz. bu gibi beyin tıkanmalarında başka birinin (konuyla alakalı biri tabii ki) bakış açısı projeye çok şey katıyor. ‘’aa cidden?!’’ diyebiliyoruz. tabii ki ‘fikrimi çalarlar, göstermem’ düşüncesine girmemek gerekiyor. herkes bir başkasının işinden etkilenebilir. fikir hırsızlığı farklı bir konu. şöyle de bir durum var, aklıma inanılmaz değişik bir fikir geldi diye sevinip, fikrinizi pinterestte boy boy görme ihtimaliniz oldukça yüksek.
ben çalışma sistemimi birinci dönemin sonlarına doğru oturtabildim (sayılır, belki ileride değişir) şöyle ilerliyorum:
1. diyagram oluşturmak. konuyla ilgili anahtar kelimeleri bulmak, hayal kurmak.
2. inspiration başlığının altını doldurmak. bazen doğadan bazense yapılmış bir işten etkilenip bunu kendi projeme ilham kaynağı olarak kullanmak istediğimde fırsatım varsa çıktısını alırım. üstüne karalamalar yaparım, yazılar yazarım. bazen teknoloji birşeylerin önüne geçebiliyor bence. kalem kullanmak daha zihin açıcı geliyor bana.
3. çizim, eskiz, modelleme ve ne gerekiyorsa. plansız programsız doğaçlama yaparak maalesef olmuyor. olsa da neden yaptığınızı bilmiyor oluyorsunuz. sistemi kurup, üretime geçmek gerekiyor. üretirken yeni şeyler keşfedip başa dönmeniz gerekebiliyor.
4. sunum.
anahtar kelime demişken, birinci dönemin anahtar kelimeleri:
dengeli komposizyon
parçalar arası ilişki kurmak
asla yamuk kesme (kural da denebilir)
simetri (genelde sevilmiyor. kullanmayın)
presize
overdesigned
soyutlama
parametreler
oran (bu çok önemli)
anlamlı boşluk (kabuslarınız olabilir)
katlama yeri
yön
yerleşim
parçadan bütüne gitme
renk uyumu (neden bu rengi seçtin soruları geliyor)
geometrik (yaptığınız iş, başka birileri tarafında üretilebilir olmalı)
şimdilik kısanın da kısası özetin sonuna geldik. sevgilinizle mutluluklar dilerim.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Canlı ve cansız bütün şeylerin, fiziksel ve fizikötesi bütün şeylerin, aklın, kalbin ve ruhun bütün gerçek belirtilerinin tümünü kapsayan yasadır bu; yaşam ancak bu yasanın dışavurumuyla tanınabilir: biçim her zaman işlevi izler. Işte, bu yasadır.
Louis Sullivan
observe, stalk, collect
ingilizceleri daha havalı oluyor.
sessiz ve sakin biri olmama ramen asla sıkılmıyorum. şimdi size oyun önereceğim. ama önce ben o oyunu nereden öğrendim?
sanırım 13 yaşındayken Yelda Karataş’tan drama dersi almıştım. İnanılmaz bir kadın. (stalk edebilirsiniz, etmelisiniz.) ekşide de yazmışlar ‘bir kadın tanıdım, hayatım değişti.’ şuan aklımda konuştuklarımızın, anlattıklarının azı var ama hepsinin bende yarattığı etkiyi hala taşıdığımı düşünüyorum.
(belki şuan aranızdan birileri dramayla tasarımın ne alakası var diyordur, herşeyiherşeylealakasıvardır)
oyun gelelim. Yelda Hoca, okurken yaptığı bir çalışmayı anlatmıştı. ayrıntılara girmezsek şöyle, yoldan geçen herhangi bir insanın ne iş yaptığını tahmin etmeye çalışıyorsunuz (kısa sürede), sonra gidip soruyorsunuz.
gözlem yeteneği geliştirmekle kalmadı bende, aynı zamanda çekingenliğimden de kurtuldum. hala dışarı çıktığımda insanları izleyip, tahmin etmeye çalışıyorum.
üstelik bu oyunun yeni versiyonlarını da yarattım.
bir reklam panosu gördünüz, neden o renkleri seçtiler sizce? yazı neden orada duruyor, görsel neden öyle? siz olsanız nasıl bir slogan seçerdiniz?
ya da otobüsteki oturma yerlerinin şeklini nasıl değiştirirdiniz? yolda giderken candy crush oynamaktan daha zevkli gelmiştir bana hep.
başka çeşitlerini de düşünebiliriz.
Yelda Hoca’ma teşekkür ediyorum bu sırada. ben sizi sokakta görsem yazar olduğunuzu düşünürdüm :)
gelelim stalk’a!
en sevdiğim. hatta sadece stalkerlık yaparken notlar aldığım bir defterim bile var, çok yardımcı oluyor. ha, eski sevgili takip etmekten bahsetmiyorum. (eski sevgilinizin işlerini beğeniyorsanız ya da yaratıcı bir kişilikse o ayrı)
şöyle bir durum var. ‘ah ya, bunu ben nasıl düşünemedim?’ dedirten insanların neleri sevdiklerini, hangi şarkıları bayıla bayıla dinlediklerini, nerede ne içtiklerini, hayran oldukları kişileri bilmenin ayrı bir etkisi olduğunu düşünüyorum. sonuçta beğendiğimiz kişiyi o kişi yapan şey, onun beğendiği, ilham aldığı kişi veya işler.
ordan oraya atlaya atlaya, dallanan budaklanan dev bir harita oluşuyor zihinde.
çok da güzel oluyor.
tam da burada collect! devreye giriyor.
beğendiğiniz HER ŞEYİ biriktirin. ben öyle yapıyorum.
küçükken gazeteden, dergiden hatta ambalajlardan sevdiğim kısımları kesip odama yapıştırırdım.
bazen değişik fontta bir başlık, bazen logo, bazen desen, bazen fotoğraf.
hala yapıyorum. neyin size ne zaman ilham vereceğini bilemezsiniz.
biriktiriyorum ve işe yarayacakları günü bekliyorum.
Iki ay önce seneye endüstriyel tasarım okuyacak bir hazırlık öğrencisi bana nasıl hazırlıklar yapsam iyi olur diye sordu. Bol bol uyu dedim. Final döneminde herşeyin cevabı uykudur, elimde degil. Çizim çalışması gerekiyor muymuş. (Bu noktaya gelmeye çalışıyordum.) Ben bu gerekliliği şuna benzetiyorum. Yurtdışına "derdimi anlatabiliyorum" düzeyde dil biliyor olarak gitmeniz hayatta kalmanızı, kaybolmamanızı sağlayacaktır. Çizimde de böyle. Derdini anlat, başlangıç için yeterli. Ama istediğiniz kadar "nasılsa sayısalla alıyor" diye düşünün, skeçlerle konuşulan bi ülkedesiniz artık, ve tatil yapmaya gelmediniz. Yabancı dil gibi, kullanılarak gelişiyor. Kullanın.
bence entas
çok klişe sözler kullanmak istiyorum.
anlatılmaz yaşanır gibi.
ya da bir bölüm ya da meslek değil, yaşam tarzı gibi.
gerçekten öyle.
aslında bakarsanız, bir isim konulması gerektiği için endüstriyel tasarım veya endüstri ürünleri tasarımı deniyor. kendinize ne denmesini istiyorsanız o oluyorsunuz.
geçen hafta Cansu hoca, açık kaynak sunumunda Rory Hyde, Future Practice’ten bir inci paylaştı bizimle.
artık kent aktivisti
ikili ajan
yakın gelecek mucidi
yurttaş girişimci
TASARIMCI aşırılık eğitmeni
ötesinin editörü
profesyonel genel kültürcü
çevreci aktör
hepsinin başına tasarımcı koyun. hepsi olabilirsiniz. aynı anda olabilirsiniz, bir yıl bir tanesi diğer yıl başka biri olabilirsiniz.
evet, genel kalıplar ve genel beklentiler var ama bence ilk aşama kendi tanımınızı yapmak. sizce tasarımcı nedir? sizce tasarımcı hangi niteliklere sahip olmalıdır? nasıl olmak istediğinizi oturun, hayal edin.
ha, başka bir durum da şu. endüstriyel tasarım, olduğu gibi endüstriyel değildir. isme takılmayın.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
entas ve diger seyler
ahoy!
bir süredir aklımda olan fikri bugün hayata geçirmeye başlıyorum! hayatımın koskocaman bir parçası olan okuduğum bölüm, endüstriyel tasarımla ilgili okul içi ve dışı deneyimlerimi yazdığım, etkilendiğim projeleri ya da kendi projelerimi paylaştığım küçük bir depo oluşturuyorum burada. maalesef yazma konusunda kötüyüm, idare edin. ^^