NASA

wallacepolsom

@theartofmadeline

PR's Tumblrdome
he wasn't even looking at me and he found me
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

JVL
Claire Keane
will byers stan first human second
cherry valley forever
Cosimo Galluzzi
Lint Roller? I Barely Know Her
Sweet Seals For You, Always
$LAYYYTER
todays bird
noise dept.

Kiana Khansmith
occasionally subtle

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States
seen from Austria
seen from United Kingdom

seen from Philippines

seen from Ecuador
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
@ahmetokan1

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
The pussy in my dreams
Lips

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
O.M.G
So sexy fucking you like it
Yürümem Değişti
İsmim Zeliha, 29 yaşında, 1,68 boyunda ve 60 kiloda, kapalı bir bayanım. Kapalı derken, kocamın zoruyla kapandım. Bir kızım var 10 yaşında. Sezeryanla olduğu için başka çocuk istemedim. Kocam zorlasa da, ben hep karşı çıktım, bir daha çocuk yapmadım.
Kocam fabrikada vardiyalı bir işte çalışır. Kazancı fazla olmadığı için maddi durumumuz da pek iyi değil, ama geçinip gidiyoruz işte. Kocamla maalesef monoton bir hayatımız var.
Kendisi 1,70 boyunda ve 95 kiloya yakın. Kendine hiç bakmaz. Ne giyinmesini bilir, ne de kadın ruhundan anlar. Ama sorsanız yatakta ondan iyisi yok. Yatakta ise 5 dakika bile sürmez ilişkimiz, sonra da,
“Bu kadar uzun kimse yapamaz, benim kıymetimi bil!” diye övünür.
İnanın 11 senelik evliliğimde bir kez olsun seksten zevk almadım. Ne doğru dürüst öpüşmesini bilir, nede başka yerlerimi öper sever. Bir kez başka kadınlardan duyduğum için ben ona oral yapmaya niyetlendim, bana söylemediği laf, etmediği hakaret kalmadı.
“Öyle şeyleri orospular yapar, yarın bir gün benim de sana yapmamı beklersin!” falan filan…
Bir gün bizim oturduğumuz mahallede bir müstakil ev satıldı. Alan kişiler Türk olduğu için çok sevindim. İnşallah iyi insanlar olur da en azından komşuluk yaparız diye ümit ettim.
İsimlerini sonradan öğrendiğime göre, Jale ve Hakan isminde evli bir çift imiş alanlar. Durumları çok iyiye benziyordu, adamın makam arabası gibi koskocaman bir arabası, hanımında da son model bir Jip vardı. Taşınırlarken ben kocama,
“Bir hayırlı olsun ve hoşgeldin diyelim, çay, kurabiye, börek falan yapıp yanlarına gidelim. Malum adamlar sabahtan beri taşınmayla uğraşıyorlar!” dedim.
Kocam başta mırın kırın etse de razı oldu ve gittik. Jale hanım ve kocası Hakan çok ama çok iyi insanlara benziyorlardı, öyle havalı falan hiç değiller, aksine çok mütevazi idiler. Bize karşı da çok iyi davrandılar ve teşekkür ettiler.
İki gün sonra Jale hanım elinde benim bıraktığım tepsi ve çantayla kapımı çaldı. Güzel bir çiçek almış ve çantayı da çikolata ile doldurmuştu. Jale hanıma,
“Neden zahmet ettin, ne gerek vardı…” diyerek içeri buyur ettim ve akşama kadar oturduk, sohbet ettik, çay kahve içtik.
O günden sonra çok samimi olduk. Kocam, Hakan'ı beğenmese de ziyaretlerine kocamla beraber gidip gelmeye başladık. Kocam sanırım Hakan'ı kıskanıyordu.
Hakan 1,80 boylarında ve çok atletik bir vücuda sahipti. Genelde çok dar gömlek veya tişört giyerdi. Adamdın vücudunda yağ denen bir şey yoktu neredeyse.
Hakan'ın birkaç tane Süpermarketi varmış ve yanında nereden baksan 35-40 kişi çalışıyormuş. Bir akşam yine onlara oturmaya gitmiştik. Sohbet esnasında konu işten güçten açılınca, Jale bana,
“Sen neden çalışmıyorsun Zeliha, eve katkın olur ve en azından evde boş oturmazsın!” dedi. Kocam hemen atladı,
“Gerek yok, ben çalışıyorum! Hem kapalı olduğu için ona iş vermezler!” dedi. Jale de kocama,
“Eğer isterse bizim markette kasada çalışabilir. Hem ben de sürekli marketteyim, beraber gider geliriz, gözün arkada olmaz!” dedi.
Akşam evimize dönünce kocamı yalvar yakar ikna etmeye çalıştım. Sonuçta ayda 1.400 Euro maaş alacağım için ikna oldu. Dünyalar benim olmuştu.
Birkaç gün sonra işe başladım. Kızım okula gittiği için sabah 8'den 16'ya kadar çalışıyordum. İşi çok çabuk öğrendim, kasa işi çok kolaydı ve iki aya kalmadan neredeyse her şeyi biliyor ve her işe yardım ediyordum. Jale ile de çok yakın arkadaş olmuştuk.
Bir gün sabah yine Jale'nin arabası ile işe giderken, konu evlilikten, mutluluktan açıldı ve sonunda sekse geldi. Jale bana,
“Seks hayatınız nasıl gidiyor Şekerim?” diye sorunca ben,
“Ehh işte, öyle böyle idare ediyoruz!” diyerek geçiştirdim. Ama o anlatırken ağzım açık kaldı. Kocası ile yaptıklarını anlatırken hem gözünün içi gülüyor, hemde ara sıra kasığını tutup,
“Sorma, benimki akşamdan sevişmeye bir başladı mı, sabah saat üçe dörde kadar yapar.
Aramızda kalsın, Hakan'ınki oldukça büyük, bazen karnıma ağrılar girer, bazen de yürümek bile zor gelir, resmen yürüyüşüm değişir. Üstelik beni yalayarak bir iki kez orgazm etmeden asla girmez bana!” dediğinde bende film koptu.
“Yalar mı? Nasıl yalar?” diye sorduğumda, Jale başladı gülmeye ve
“Nasıl yalayacak canım, amımı götümü, her tarafımı yalar! Hele bazen 69 oluruz, bu en sevdiği pozisyon, işte o zaman yarım saate yakın o beni, ben de onunkini yalarım!” demez mi.
O gün iş yerinde çalışırken aklım başımda değildi, sürekli Jale'nin anlattıklarını düşündüm durdum.
Pazartesi sabah birlikte işe gitmek için yine Jale'nin arabasının yanına indim. Jale evden çıktığında yürüyüşü değişmişti, resmen bacakları ayrık ayrık ve zorla yürüyordu. Bana gülümseyip,
“Günaydın!” dedi. Arabaya otururken altına küçük bir yastık koyunca,
“Hayırdır ne oldu, hasta mısın, istersen sen gelme ben otobüsle giderim!” dedim.
“Yok canım birazdan geçer popomun sızlaması, dün gece Hakan yine coştu ve son olarak arkadan yaptı, oranın da hastası, girince çıkmak bilmiyor!” dedi ve güldü.
“Arkadan derken?” diye sorunca,
“Ahh Zeliha, sen de bu yaşına gelmişsin, genç kız gibi soru soruyorsun. Arkamdan yaptı, yani götümden sikti, şimdi anladın mı?” dedi. Ben şaşkınlıkla,
“Gerçekten mi?” diye sorunca,
“Niye inanmıyorsun kız, kocan seni hiç arkadan yapıyor mu?” dedi. Ben de nasıl oldu bilmem ama,
“Bırak arkadan yapmayı, önden bile doğru dürüst yapmaz!” dedim.
“İlahi Zeliha, tam bir alemsin valla!” dedi ve gülüştük, devam ettik yolumuza.
O günden beri ailecek her bir araya geldiğimizde gözüm hep Hakan'ın önüne kayıyordu. Pantolonun önü öyle şişkin duruyordu ki… Karısıyla nasıl seviştiklerini gözümde canlandırmaya çalışırken buluyordum kendimi, içim bir tuhaf oluyordu.
Ama Hakan'ın da ara sıra bana baktığını yakalamıştım bu arada… Utanıp başka yere baksam da, genelde mutfağa gidip gelirken götüme baktığını hissediyordum.
Günlerim artık daha bir değişik geçiyordu. Kocamı aldatmak asla aklımdan geçmiyordu. Günah olduğunu da biliyordum. Ama yine de kaçamak bakışlarla Hakan'ın önüne bakmaktan kendimi bir türlü alamıyordum. Ve yalnız kaldığımda onunla seviştiğim hayaller kuruyordum.
Yaz tatili vakti geldi. Ben markette işe başlamadan çok önce kocam çalıştığı Fabrikadan üç haftalığına izin almıştı, birlikte Türkiye'ye gidecektik.
Ama şimdi benim durum değişmişti. Markette herkes eski çalışanlar olduğu için millet izinini ayarlamış, ama bana izin yoktu. Ben de gideyim desem markette duracak insan kalmayacaktı. Samimiyetimizi kullanıp özel bir muamele de istemedim. Hakan abi de,
“Zeliha, söz, seneye yaz tatilinde sana bir ay izin vereceğim. Bize çok yardımcı oldun bu sene, ben de unutmam bu iyiliğini!” dedi ve teşekkür etti. Ben artık kocama,
“Siz bensiz gidin memlekete!” demek zorunda kaldım. “Nasıl olsa Jale var, arkadaş olur bana, zaten koca gün markette çalışıyor olacağım.”
Evde boş oturmayıp çalışmama ve eve para getirdiğim için hoşnut olan kocam hemen razı oldu. Kocamla kızımı taksiye bindirdik ve havaalanına gittiler. Akşam Türkiye'den aradı kocam ve
“Bizi merak etme, sen kendine dikkat et, biz babamlarla iyiyiz burda!” dedi.
İlk kez yalnız kalıyordum koca evde… Bekar bir kadın gibi… Ne koca, ne çocuk…Yatakta soyunup sereserpe yattım, yine Hakan'la ilgili ayıp hayaller kurdum, kendimi okşayarak uyudum. Ertesi sabah işe giderken Jale,
“Kızımla iki hafta okulu ile tatile gidiyoruz. Velilerden iki kadın da gitmesi lazımmış, ben de bu sene tatile gidemiyorum diye kabul ettim! Zeliha bak buralar sana emanet.
Hakan yemek ve çamaşır işinden anlamaz, ben sana bir anahtar vereyim, bizim eve de bakar ol, ama lütfen kızma ve sana bir maaş da ikramiye verelim, yoksa Hakan kabul etmez!” dedi. Ben,
“Seve seve yaparım canım, ikramiyeye ne gerek var!” desem de, Jale ısrar edince ekstra maaşı kabul ettim.
Bir gün sonra Jale'yi kızı ile hava alanına Hakan abi götürdü. Hakan abi genelde akşamları eve saat yedi sekiz arası gelirmiş, ben de o gün işten çıktım, doğru Hakan abilere geçtim.
Evi toparladım, bir güzel de yemek yaptım. Masayı itinayla, peçetesine, soğuk suyuna, birasına, vazosundaki çiçeğe kadar hazırladım ve çıktım.
İkinci gün yine mesaiden sonra onların eve gittim, yemek yaptım, masayı hazırladım, tam çıkmak üzereyken Hakan abi erkenden geldi.
“Zeliha dünkü yemek harika idi, ellerine sağlık, ben alışkın değilim öyle güzel yemeklere, Jale pek anlamaz, bak beni şişmanlatacaksın onlar gelene kadar!” diye takıldı.
“Afiyet olsun!” deyip çıkacakken,
“Zeliha nereye? Otur, beraber yiyelim, sen de yalnızsın ben de, bir tencere yemeği kim yiyecek?” diye ısrar edince, birlikte yemeyi kabul ettim.
Yemek yerken Hakan abiyi Jale aradı, yarım saat konuştular. Yemekten sonra Hakan abi,
“Zeliha oldu olacak bir de çay demle de içelim!” deyince, kıramadım çayı da demledim. Tam çaylarımızı salona götürmüştüm, sohbete dalmıştık ki kocam aradı. Hakan abiye sessiz olmasını işaret edip, telefonu açtım. Kocam,
“Nerdesin?” diye sorunca,
“Evdeyim, nerede olacağım bu saatte!” diyerek tersledim adamı… Kısa bir konuşmadan, günümün raporunu verdikten sonra kapattı telefonu… Hakan abi manalı bir bakışla gülümseyerek,
“Niye bende olduğunu söylemedin Zeliha?” dedi. Yüzüm kızardı biraz, utanarak omuzumu silktim,
“Neme lazım, yanlış anlar, bana kızar, olay çıkarır! Ona laf anlatmaya çalışmaktansa bilmemesi daha iyi benim için…” dedim.
“Zeliha bozulma ama senin kocan biraz yabani! Birbirinizden ayrısınız ve seninle bir dakika bile konuşmadı ve ilk sorduğu şey de ‘Nerdesin?’ oldu!” dedi.
“Aman Hakan abi, benim bütün hayatım bu… Böyle gelmiş, böyle gider. Maalesef değişmez. Söylediklerinde çok haklısın kocam odunun teki!” dedim. Çaylarımızı içerken Hakan abi,
“Zelihacım, müsaadenle ben üzerime rahat bir şey giyeyim. Oturur sohbet ederiz, nasıl olsa artık arayan soran olmaz!” dedi.
Üzerine bir tişört ve spor pantolonu ile geldi içeriye. Ama eşofman tarzında giydiği şey çok ince olduğu için önündeki şişkinlik çok net görünüyordu.
Sohbete başladık, çay kahve derken saat on olmuştu. Onunla konuşmaya, gülüşmeye doyamıyordum ama sonunda gitmek için müsaade istedim. Hakan abi,
“Zeliha yarın pazar güzelim, iş yok. Gidip ne yapacaksın? Benimle otur. Hem uykun gelince geç, misafir odasında yat. Korkacak bir şey yok, yabancı mıyız allasen?” deyince ben gaza geldim,
“Yoo niye korkayım? Senden korkacak halim yok ya… Ama yine de doğru olmaz gecenin bu saatinde, ben gideyim!” dedim yarım ağızla…
Aslında pek de gitmek istemiyordum doğrusu… Dediği gibi, eve gidip tek başıma ne yapacaktım ki… Burada oturup hayran olduğum erkekle dipdibe konuşup sohbet etmek, arada onun kabarmış önünü izlemek hoşuma gidiyordu. Odun kocamla sessiz sedasız geçen monoton akşamlardan sonra iyi gelmişti bana bu… Hakan abi,
“Bak sen de ben de yalnız oturmaktansa sohbet ederiz biraz daha!” diye ısrar edince kıramadım. Ben gitmekten vazgeçince, Hakan abi kilere indi ve bir şişe beyaz şarapla yukarı geldi tekrar…
“Zeliha hiç şarap içtin mi?” dedi yüzüme ilgiyle bakarak soruyordu. Yüzüm kızardı, utandım.
“Hayır içmedim, hem alkol almak günah, içemem.” dedim.
“İlahi Zeliha, şarap alkol değil ki, üzüm suyu. Gel felekten bir gün çalalım, aramızda kalır, kimseye söylemeyiz, söz!”
“Bilmem ki…” dedim yarım ağızla… “Hiç içmedim. Hem günah…”
“Jale bunu çok sever, her akşam beraber bir iki kadeh alırız. Ama eğer sen yok ben içemem, bana ağır gelir diyorsan, içme!” dedi. O sırada yine gaza geldim,
“Jale içiyorsa bana niye ağır gelsin ki, tamam içelim!” dedim. Kalktı slow bir müzik açtı ve iki bardak getirdi. İkimize de yarımşar kadeh doldurdu (Şarap öyle içilirmiş sonra öğrendim) ve sohbete koyulduk yine…
Üçüncü kadehten sonra başımın döndüğünü hissettim, vücudumun her yerini ateş basıyordu sanki. Hakan abi de,
“Bak yanakların kızardı, istersen fazla içme!” dedi. Ben de gülerek,
“Haklısın, her tarafımı ateş bastı, nasıl üzüm suyuysa bu şarap!” dedim. O sırada Hakan abi,
“Dur ateşine bir bakayım! Korkmaya başladım, gerçekten yüzün kıpkırmızı oldu.” diyerek karşı koltuktan kalktı, yanıma oturdu. Elinin dışı ile yanaklarıma temas edip,
“Valla haklısın, yanakların ateş gibi yanıyor resmen!” dedi ve güldü. Sonra da, “Biliyor musun, yanakların kızarınca daha tatlı oldun!” deyince utandım, yüzümü çevirdim. Hakan abi,
“Utanacak bir şey yok Zeliha, gerçekten güzel oldun, zaten güzel bir kadınsın, ama böyle daha güzel oldun! Ama istersen eşarbını ve üzerindeki ceketini çıkar, yoksa havale geçireceksin!” deyip gülümsedi.
Onun ilgisi ve başımın dönmesiyle bir cesaret geldi bana, her şeyi boş verdim. Eşarbı çıkardım, saçlarımı serbest bıraktım. Saçlarım nerdeyse kalçalarıma kadar uzundur. Sonra ceketi de çıkardım. Altımda sıfır kollu ve daracık tişört olduğunu unutmuşum. Göğüslerim oldukça büyük ama dik olduğu için, Hakan abi gözleri faltaşı gibi açılmış durumda, hayranlıkla göğüslerime bakıyordu.
“Offf Zeliha, çok güzelsin inan… Böyle bir güzelliği neden saklıyorsun?” dedi. Ben yine utanıp,
“Aman, sanki güzel olsam ne olacak, kıymetini bilen olmadıktan sonra!” dedim. O sırada Hakan abi saçlarımı kafamdan aşağı ta kalçalarıma kadar okşayıp,
“Bu güzelliğin kıymetini bilmeyeni vurmak lazım, nasıl bir erkek senin ahmak kocan?” dedi. Eli kalçamın üzerinde kaldı. Kalçamı okşamaya başlayınca,
“Hakan abi yapma lütfen…” diyerek döndüm. O sırada yanağımdan öyle sıcak öptü ki, bir tuhaf oldum. Bir yandan hoşuma gitmişti, bir yandan da,
“Abi yapma lütfen…” demeye devam ediyordum. Boynumu, boğazımı öpmeye, kulak mememi emmeye başladı. Sonra kulağıma,
“Şarap da aramızda kalacak, bu yaptıklarımız da… Ben artık dayanamıyorum, lütfen kırma beni Zeliha!” dedi. Bedenim titriyordu resmen. Ağzım, “Yapma!” dese de, içimden devam etmesini umuyordum. Yavaşça arkamdan tişörtümü çıkarttı ve hemen sütyenimi de açtı, önüme geçti. Ben,
“Abi yapma…” dedikçe göğüslerimi ve meme uçlarımı emiyordu. Bacak aram resmen ıslanmıştı. Ne oluyordu bana böyle? İçimdeki yangına, arzularıma karşı koyamıyordum…
Salondaki koltukları çok genişti, yatak gibiydi nerdeyse. Beni yatırdı ve eteğimle külotumu çıkarttı. “Yapma abi…” desem de, bacak arama yumulmuştu bile. O aşamadan sonra bende film koptu. Amımı öyle bir yalıyordu ki, dilini içine sokarak, am dudaklarımı tek tek emerek, klitorisimi dudaklarının arasında sıkıştırıp sündürerek…
Sonunda bana birden bir titreme geldi, ölüyorum sandım ve amımdan resmen sular akmaya başladı. Orgazm dedikleri bu olsa gerek. İnanın yarım saate yakın yaladı amımı ve o yarım saatte belki üç kez orgazm oldum. Bulutlarda uçuyordum resmen. Onbir yıllık evliydim, ama bu duyguyu daha önce hiç yaşamamıştım.
Sonunda doğruldu, beni kucağına aldı ve ikinci kata çıktık. Ben kucağında, bir yandan dudaklarımı emiyor, bir yandan merdiven çıkıyordu. Bu nasıl güçlü bir adam böyle diye düşünürken yatak odasına geldik.
Koskoca bir yatakları vardı, yatırdı beni. Ve önümde soyunmaya başladı. Baksırını çıkarınca nerdeyse dilimi yutuyordum.
Aman Tanrım, o nasıl bir yaraktı öyle, uzunluğu nerdeyse bileğim kadar ve başı kalın mı kalın. Jale demek ki, “Hakan'ınki oldukça büyük!” derken abartmamıştı. Hakan yarağını ağız hizama getirip,
“Şimdi de senin hünerlerini görelim bakalım!” diye dudaklarımın arasına doğru dayadı. Sıra bende idi. Beni böyle dili ve ağzı ile üç kez orgazma ulaştıran adama mümkün mü yok demek?
Çekingen bir tavırla, titreyen ellerimle tuttuğum yarağını yalamaya başladım. Ama kafası bile ağzıma sığmıyordu, zorlanıyordum iyice. Acemice ve korkuyla karışık merak içinde, elimden geldiği kadar yaladım… On dakika geçmeden, Hakan,
“Şimdilik yeter bu kadar! Şimdi de amının hünerlerine bir bakalım!” deyip yarağını ağzımdan çekti. Yatağa yanıma sırtüstü uzanıp,
“İlk seferinde gel sen üzerime canım!” dedi.
Kocam beni sikerken hep altına alırdı. Yine acemi hareketlerle üzerine çıktım. İçime almama izin vermedi önce… Belimden tutup bastırarak am dudaklarımla Hakan'ın göbeğine yapışmış yarağı üstünde ileri geri gitmemi sağladı.
Tüm bu sürtünmeler sırasında klitorisimden aldığım zevk delirtti beni, am sularımla resmen yıkadım yarağını…
En sonunda onun yönlendirmesiyle yarağı başından tutup ıslak amımın ağzına yerleştirdim. Amım o kadar ıslak olmasına rağmen sırf o kocaman başını içime alana kadar öldüm nerdeyse. Ama Hakan hiç alttan hareket etmiyor,
“Aşkım sen kendin ayarla, yavaş yavaş. Hepsi girince biraz acır belki, ama sonra alışırsın!” diyordu.
Ona söylemesi kolay, o yarak sonuçta bana giriyordu. Amım yırtılıyor sandım, ama sonunda yarısını almıştım ve artık durmak niyetim de yoktu. Biraz daha, biraz daha derken sonunda taşaklarına kadar oturdum.
Yarağını sanki midemde hissediyordum. Yarağı komple içimde iken hiç kımıldamadan, on dakikaya yakın sadece öpüştük, yiyiştik. Sonunda dayanamadım ve hafiften kalkıp oturmaya başladım…
Tanrım bu ne güzel bir şeydi böyle, amımın duvarlarında kalın yarağının damarlarını hissediyordum. Amım yarağına alıştıkça alıştı ve benim hareketlerim de daha bir serileşti. Gittikçe hızlanan bir tempoyla kalkıp oturuyordum artık. Kocamdan alışık olduğum için bitecek korkusu ile, bir ara çok hızlanmışım. Hakan,
“Aşkım acele etme, daha sabaha kadar vaktimiz var, sabaha kadar o senin, elinden alan yok, tadını çıkar!” demesi ile yavaşladım.
Bir onbeş yirmi dakika sonra Hakan beni üzerinden indirip altına aldı, bacaklarımı omzuna attı. Yarağını amıma tek seferde köküne kadar sokunca tekrar yırtılıyorum sandım. O esnada öyle bir bağırmışım ki, nerdeyse tüm mahalleyi ayağa kaldıracaktım. Hakan,
“Aşkım sakin ol, adam öldürüyorum sanacaklar!” diye güldü.
“Gülme aşkım, o yarak sana girse ölürsün valla!” dedim.
Ufak ufak hızlanarak pompalamaya başladı. Artık orgazmlarımı saymaktan vazgeçmiştim. Ama bende tam yine bir titreme başladığında Hakan iyice hızlandı. Ben yeniden orgazm olurken Hakan da boşaldı.
Onbir yıllık evliliğimde kocamla hiçbir zaman aynı anda boşalmamıştım. İçime Hakan'ın dölleri bahçe hortumundan akar gibi akıyordu. Birbirimize kenetlendik ve içimden çıkmadan beni üstüne aldı.
İyice yorulmuş ve mayışmıştım. Hakan altımda ve yarağı içimde, bir saate yakın uyumuşum. Hakan'ın alttan amıma pompalamasıyla uyandım. Dudaklarına dudaklarımı verip öpüştükten sonra,
“Sen nasıl bir insansın böyle, halen mi sikiyorsun beni?” demem gülüp,
“Evet canım, doyamıyorum sana!” dedi ve beni üstünden indirdi. Beni dört ayak pozisyonuna alıp arkama geçti. Yine sikecek diye beklerken, başladı hem amımı hem götümün deliğini yalamaya. Böyle bir zevk yok dünyada, perişan oldum.
Sonunda götümün deliğine okkalı bir tükürük bırakıp, o koca yarağını götüme dayadı. Niyetini anlamıştım, götten sikecekti beni. Telaşla,
“Hakan yapma kurban olayım, oraya girmez, ölürüm valla, hem ordan daha hiç yapmadım!” desem de, Hakan'ı durdurmak imkansızdı.
Ama ne kadar denediyse de girmedi. Komodinden kreme benzer bir şey aldı ve bu sefer hem yarağını, hem götümün deliğini kremledi.
“Aşkım kasma kendini, ben bu götü sikmezsem uyuyamam, kasarsan acır, serbest bırak kendini!” dedi.
En sonunda yarağının kafasını götüme öyle bir geçirdi ki, dudağımı ısırdım, gözümden yaş geldi. Hakan,
“Bak aşkım kafasını aldın işte, gerisi kolay!” dese de ben ölüyordum acıdan…
Yarağının kafası götümde hareketsiz beklerken bir yandan da amımı okşamaktan alamıyordu kendini. Amımı okşadıkça ben gevşedim ve sonunda milim milim de olsa, o koca yarağı götüme tam olarak aldım. Yavaş yavaş acı geçti ve o koca yarak götüme girip çıktıkça resmen zevk almaya başladım.
Tabii arkama girip çıkarken, amımı da sürekli okşamaya devam etti. Yarım saate yakın götümü sikti ve en sonunda içime boşaldı. Yarağını götümden çıkarmadan yan yatırdı beni, 66 pozisyonunda arkamdan bana sarıldı ve uykuya daldık…
Sabah bir uyandım ki, o koca yarağı halen götümde. Yavaşça kendimi çekip yataktan kalktım. Duşa gidecektim, ama yürümekte zorlanıyordum. Jale'nin yürüyüşünün bazen neden öyle değiştiğini şimdi çok iyi anlıyordum.
Duşumu yaptım. Kahvaltıyı hazırladım ve Hakan'ı uyandırdım. Yüzünde bir gülümsemeyle beni öptü ve
“Aşkım harikaydın dün gece! Artık bizimkiler gelene kadar buradasın, hiçbir yere göndermem seni!” dedi…
O günden beri artık sikişmeden duramıyoruz. Fırsat buldukça, arabada, depoda, bazen de otelde beni sikmeden bırakmıyor.
Seni çok seviyorum koca yaraklım ve o yaraksız yaşamak istemiyorum...
Kocamı Seviyorum Ama Başka Erkeklerde istiyorum
Selam. Ben Sertap. Bu hikayemi evli olan kadınlara, bu büyük tadı kaçırmamaları ve hayatlarında alabilecekleri en büyük mutluluğa ulaşabilmeleri için yazıyorum. Mutlu bir evliliği olan bir çiftiz. İzmirde oturuyoruz ve 3 yaşında bir kızımız var.
Ben bir şirkette üst düzey yöneticiyim, eşim de bir reklam firmasında iyi bir mevkidedir. Evliliğimizin ilk 5 yılı boyunca çok güzel bir ilişkimiz vardı ve seks hayatımızda da gayet iyi bir birlikteliğimiz olduğunu düşünüyordum.
Bunu düşünmemdeki sebeb, işlerimizin yoğun olmasına rağmen haftada bir gün sevişmemiz, seks yapmamız ve bunun bana yetmesi ve her sevişmemizde, seks yapmamızda orgazm olabilmem, eşimi sevmemdi.
Geçen yıl bir toplantı için İstanbula gitmem gerekiyordu. İstanbula gittiğimde toplantı gayet iyi geçti, ama oldukça da yorgundum. Otele gittim ve bir duş aldıktan sonra yatakta biraz uzandım.
Birkaç saat uyumuşum, uyandığımda saatin 22 olduğunu fark ettim. Oldukça da acıkmıştım, bu saatte ne yiyebilirim diye düşündüm, üzerime yaz olduğu için ince bir bluz ve mini etek geçirdim, makyajımı yaptıktan sonra aşağıya otelin lobisine indim ve resepsiyona neler yiyebileceğimi sordum.
O anda saat 23 olmuştu ve resepsiyondaki görevli otelin barında içecek ve yiyecek bir şeyler bulabileceğimi söyledi. Otelin barına doğru giderken o kapıdan girdiğimde hayatımda çok yeni ve güzel bir şeylerin başlayacağını nereden bilebilirdim.
Bara gittim oturdum ve barmen bir sandviç hazırlayabileceğini söyledi. Barda 6-7 çift ve 5-6 yalnız erkek ve ben vardım.
Sandviçim geldi, yedim ve bir kadeh şarap içtikten sonra tam kalkacaktım ki, yalnız erkeklerden biri gözüme ilişti. Çok yakışıklı bir erkekti ve 35 -36 yaşlarındaydı, gözlerimi ondan alamıyordum. Bir kadeh daha şarap içtim, sonra bir kadeh daha istedim.
O sırada beklemediğim bir şey oldu, o yakışıklı genç bana doğru yaklaştı ve bana yanıma oturup oturamayacağını sordu. Çok heyecanlanmıştım, “Tabii buyurun!” dedim. Tanıştık, oturdu. Adı Hakandı. Biraz konuştuk. Gerçekten çok yakışıklıydı, kumraldı, saçları oldukça kısa kesilmişti ve ona çok yakışıyordu. Birden sıcak bir ortam oluştu, çok iyi espriler yapıyor, beni güldürüyordu.
Saat bu arada gece 1 olmuştu ve bar iyice hareketlenmişti. Romantik bir şarkı çalıyordu ve çiftler dans ediyorlardı. Hakan, “Dans edelim mi?” dediğinde,
hemen, “Olur! Böylesine yakışlıklı bir erkekle dans edilmez mi hiç?” dedim. Ve bunu ona nasıl söylediğime ben de şaşırdım, biraz yüzümün kızardığını hissettim.
Dans etmeye başladık ve ona dokununca bacakaramda bir sıcaklık hissetim. Sanki birden bütün kan amıma hareket etmişti. Bir süre sonra daha yakından dans etmeye başladık. Bu arada konuşuyorduk da. Aklıma birden eşim ve kızım geldi, doğru bir şey yapıyor muydum, ama ondan çok hoşlanmıştım, suçluluk duygusu hissediyor ama kendimi alamıyordum.
Bu arada Hakan beni iyice kendine doğru çekmişti, vücutlarımız birbirine iyice değiyordu. İnce bluzumun altında sert ve sıcak bir şeyin bana değdiğini hissediyordum, Hakanın penisi kalkmıştı ve bu sıcaklık kanımı hareketlendirmişti.
Ben daha da sarıldım. Yarım saat kadar dans ettikten sonra tekrar oturduğumuzda, Hakanın, “Daha fazla vakit kaybetmeyelim istersen!” dediğinde ne demek istediğini anlamıştım. Ama bunu yapabileceğimi hiç düşünememiştim.
Eşimi düşünüyordum. Eşim beni bir keresinde aldatmıştı, ama ne de olsa o erkekti. Kızıma karşı sorumluluklarım, Hakan güvenilir bir erkek mi, hastalık kapar mıyım soruları ard arda geliyordu.
Üstelik daha önce hiç bir erkeğe bu gözle bakmamıştım. Benim için tek bir erkek vardı, o da eşimdi. Elime eşimden başka erkek eli değmemişti diyebilirim. Eşimi çok seviyordum, ona aşıktım ve hiç aklımda böyle bir fikir bile yoktu.
Nedense buna benim de hakkım vardı diye düşündüm, ama yine de cesaret edemiyordum, hiç tanımadığım bir erkekle nasıl birlikte olabilirdim, daha sonra beni ve ailemi rahatsız eder miydi, beni başkalarına anlatır mıydı acaba. Büyük bir ikilemin içindeydim, ne diyeceğimi bilemiyordum, denemeli miydim bilmiyordum. Siz olsaydınız ne yapardınız acaba?
Ama içimde öyle bir his vardı ki, canım seks istiyordu, yabancı bir erkekle bunu konuşuyor olmak da bana ayrı bir heyecan veriyordu. Hakan çok iyi niyetle, “Boş ver, teklifimi unut, özür dilerim, bir an seni çok istedim, cesaretim için affet!” dedi.
Bir anda cesaretimi toplayıp dudaklarını öptüm. Ve o tad hala içimi kıpırdatır, harikaydı, bütün vücudum ateşler içindeydi sanki. Hemen, “Nereye gideceğiz?” dedim. “İster senin odana çıkalım, istersen benim evime gidelim, çok hoş bir evim var, nasıl rahat edersen. İstersen bize gidelim sadece uyuyalım, her şey sana bağlı!” dedi.
Beraber çıktık ve otelin park yerindeki Lüx bir Jeepin kapısını açtığında, kendi kendime ne yaptığımı sorguluyordum, sarhoş değildim ve çok heyecanlıydım, ağzımın kuruduğunu hissetim. İstanbulu pek bilmiyordum, ama
Sarıyere doğru giderken konuşuyorduk. Eşimden ve kızımdan bahsettim. Hakan bekarmış. Evi müstakil bir evdi ve çok güzeldi. Ne iş yaptığını sorduğumda iş adamı olduğunu söyledi. Evin içi de çok güzeldi ve zevkle döşenmişti. Salonda oturduk, karnımın acıktığını söyledim ve beni mutfağa davet etti, dolapta bir şeyler olabileceğini, bakmamı söyledi.
Dolabı açtığımda çok sevdiğim o çikolatalı pastayı gördüm ve bir parça alarak salona geçtik. “Televizyon seyredelim mi?” dedim, hala çok tedirgindim. Ve bana hiç sarkıntılık etmeden konuşuyorduk. Televizyonu açtı, kumandayı bana verdi. Onun bu sakin hali beni rahatlatmıştı, huzursuz değildim artık ve TV’nin kanallarını zaplamaya başladım, paralı yayınların birinin Erotik kanalı çıktı birden karşıma.
Bir kadın ve iki erkek sevişiyorlardı, paralı yayınlarda bu kadar açık porno gösterdiğini bilmiyordum. Kadın erkeklerden birinin penisini ağzına almıştı, diğeri de kadını sikiyordu. Çok heyecanlandım, ama Hakana da bakamıyordum. Hakan, “Seyretmek istersen porno CD’ler de var, bak istersen.” dedi ve televizyonun yanındaki kütüphaneyi gösterdi.
Ayağa kalktım ama bacaklarım resmen titriyordu. Kütüphanenin yanına gittiğimde en az 100 tane porno CD den oluşan porno kolleksiyonu vardı. Üzerlerinde resimler de vardı. Hepsine tek tek baktım ve Hakana, “Ne çok CD’in var!” dedim, güldü. Üzerinde Big Dicks (Büyük Yarraklar) yazan CD’yi Hakana uzattım, seçtiğim CD’yi görünce gülüştük.
Hakan CD’yi Playere taktı ve “Ben bir duş almak istiyorum, olur mu? Sen seyret!” dedi, ben de başımı salladım. Hakan gitti ve ben seyretmeye başladım. Daha önce pek porno film seyretmemiştim, eşimle 1 veya 2 kez seyretmiştik, evliliğimizin ilk yıllarında. Eşimle seyrettiğimiz filmdeki erkeklerin penisleri öyle büyüktü ki, kocamınki onların yanında küçücük kalıyordu.
Eşimle Penis boyları hakkında biraz yorum yapmış ve sonra da eşimin Penisini ölçmüştük, eşiminki 16 cm idi. Ama Hakanın CD’sindekiler, eşimle seyrettiğim filmdekilerden çok dah büyük ve kalındı.
Yaklaşık 20 dakika sonra Hakan banyodan geldi, üzerinde bornoz vardı ve yeni yıkanmış hali çok hoştu. “Nasıl gidiyor?” dedi.
Ben de filmdeki Penislerin ne kadar büyük olduğunu söyleyerek, “Baksana, bunlar gerçek değil herhalde?” dedim.
Güldü. “Neden gülüyorsun?” dediğimde, “Benimki onlardan daha büyük ki!” dedi.
İnanmadım, “Yalan söylüyorsun!” dedim.
Yanıma geldi, “İnanmıyorsan bornozun altına bak!” dedi.
Ben de, “Yalan, kesin yalan!” dedim.
Bu arada, hem izlediğim filmden, hem de Hakanla bunları konuşmaktan amımın suyu akmaya başlamış ve oldukça ıslanmıştı, külodum bile sırılsıklamdı. Hakanın Penisi bornozun altında ve burnumun önünde duruyordu.
Ben oturuyordum, Hakan ayakta duruyordu. Hakanın gözlerine bakarak bornozunu aralamak için ellerimi uzattım. Bornozunu açtığımda gözlerim aşağıya kaydırdım ve kocamdan başka ilk defa bir erkeğin Penisi ile karşı karşıyaydım.
O kadar heyecanlanmıştım ki onu çıplak görünce, amımın ısındığını hissediyordum. Üstelik dediği gibi, Penisi inik haliyle bile öyle büyük ve kalındı ki, inik hali kocamın penisinin kalkmış halinden çok daha büyüktü.
Çok şaşırmıştım ve öylece bir kaç saniye dona kalmıştım. Gözlerimi ondan alamıyordum, çok büyük ve kalın olmasının yanında çok da güzel bir penisti. Bir penisin bu kadar güzel olabileceğini hiç düşünmemiştim.
Tam ona dokunacaktım ki, Hakan beni kollarımdan tutarak kaldırdı ve bornozunu çıkardı. Tamamen çıplaktı ve vücudu çok güzeldi. Dudaklarımdan öpmeye başladı, ben de kollarımı boynuna dolayıp sarıldım. Kocamdan başka bir erkeğe çırılçıplakken ilk defa sarılıyordum, çok güzel bir histi.
Sonra o beni öperken poposunu elledim, öyle güzel ve değişik bir duyguydu ki anlatamam. İki elimle poposunu sıkıca sıktım ve bana doğru çektim onu. Sonra heyecanla Penisine baktım, ki ben ona yarrak diyeceğim, yarrağı gittikçe büyüyor ve devleşiyordu adeta. Bir elimle yarrağını tuttum ve bir elimle poposunu tutuyordum.
Hakan elleriyle eteğimi kaldırarak popomu ellemeye başladı. Hakanın yarrağını öpmek istedim, normalde Penisi ağzıma almayı çok sevmezdim, kocamın penisini de mümkün olduğunca öpmezdim, yani benim midemi bulandırırdı genelde, kocam istediği halde ben öpmezdim.
Ama Hakanın yarrağını öpmek için içimde dayanılmaz bir istek duyuyordum. Zorlukla dudaklarımı Hakanıın dudaklarından ayırdım ve önüne eğildim. O harika yarrak karşımda duruyordu, iki elimle onu ellerime aldım, büyüklüğünü nasıl tarif etsem, bir büyük salam kadardı. Elimde dünyanın en güzel yarrağı vardı.
Hakanın yarrağının başından öpmeye başladım, tadı çok güzeldi, kocamın Penisini öperken hiç böyle hissetmemiştim. Demek ki yarrakların tadı da farklı olabiliyormuş, bu sefer hiç midem bulanmıyordu, dudaklarımı yarrağından uzaklaştıramıyordum, her milimetrekaresini öpmek, yalamak istiyordum. Hakan beni kaldırdı ve bluzumü çıkardı.
Göğüslerim büyük sayılmazdı ve hafif sarkıktır diyebilirim, ama heyecandan göğüs uçlarım dimdik olmuştu. Hakan dudaklarını meme uçlarıma değdirdiğinde adeta zevkten çıldırdım. Hakan biraz sonra eteğimi de çıkardığında sadece külodum kalmıştı üzerimde. Kocamdan başka bir erkeğin karşısında sadece küldumlaydım.
Aslında başka bir erkeğin karşısında soyunamıyacağımı, vücudumdan utanacağımı düşünüyordum. Kendimi pek güzel bulmuyordum, ama Hakandan hiç utanmadım, onun karşısında çıplak olmak hissi, onun benim göğüslerime, küloduma bakıyor olması hissi ve benim onu çırılçıplak görüyor olmam kadar harika bir şey olamazdı.
Hakan külodumun üstünden popomu, amımı okşuyordu, “Külodun ne kadar ıslanmış!” dedi. Ben de, “Bu yarrağın karşısında ıslanmasın da ne yapsın, harika bir yarrağın var, kocamın Penisinin iki katından bile büyük, kocamınkini öpmeyi pek sevmezdim ama senin yarrağını ağzıma almak istiyorum, yatar mısın?” dedim.
Hakan beni tutarak yatak odasına çıkardı. Yatağı oldukça büyüktü ve çarşaflar tertemizdi. Yatağa yattı, yarrağı dimdik bir abide gibi duruyordu. Hemen yarrağını öpmeye başladım. Harika kokuyordu, derin bir nefes aldım, kokusunu içime çektim.
Hakan popomdan tutarak beni çevirdi ve amımı külodumun üzerinden öpmeye başladı. Harika öpüyordu. Gerçi kocamın da amımı öpmesinden hep hoşlanmışımdır. Ama evli bir kadın olarak, başka bir erkeğin dudaklarının, dilinin amının dudaklarında gezmesinin çok daha başka güzel hisler uyandırdığını fark ettim.
Külodumu çıkarıp amımı yalamaya devam ederken, ben de hayatımda gördüğüm ve o anda elimde tuttuğum en güzel yarrağı öpüyor, yalıyor, kokluyor, içime sindire sindire emiyordum. Bu arada taşaklarını da yalamayı ihmal etmiyordum, onları yalamak ayrı bir zevkti. Amım yalanırken, başka bir erkeğin o güzel yarrağını yalamak ne harika bir şey, anlatamam.
Burada bir şey çok önemli, kocamı seviyordum ve onunla iyi seks yapardık, ama başka bir erkeğin kollarında olmak, başka bir erkeğin yarrağının yanında olmak, ona dokunmak öpmek, onu hissetmek öyle bir şey ki anlatamam, normalde ben böyle şeyleri hiç tasvip etmezdim ve eşini aldatan kadınlara çok kızardım. Herhalde en az yarım saat ben onun yarrağını, o da benim amını yaladı, doyamıyordum ona.
Ama artık onu içime sokmak istiyordum, ancak acaba içime girer miydi, o kadar büyüktü ki, asla içime girmez bu dedim kendi kendime. Sonra Hakana dönüp, “Bu benim amıma girmez, çok büyük!” dedim. Hakan, “Merak etme, kadınların Vajinası genişleyebilir, bir de çok heyecanlanınca daha da büyüyebilir!” dedi.
Beni sırtüstü yatağa yatırdı ve üzerime doğru geldi, çok korkuyordum, çünkü acıdan çok korkarım.
Hakan yarrağının başını sırılsıklam olmuş amımın dudaklarına sürtmeye başladı. Ben, “Hadi ama, sik beni!” diye yalvarıyordum artık. Yarağını amıma sokarken acıyla bağırdım, çok büyüktü ve girmiyordu. Hakan, “Acıyorsa girmeyeyim!” dedi.
Ben, “Hayır, deli misin? Sik beni! Onu içimde istiyorum!” diye bağırıyordum.
Bir kaç kez yarrağının başını sokup çıkardıktan sonra amım genişlemeye başladı ve artık hemen hemen yarısını sokuyordu. Ve ben çok mutluydum, çünkü dünyanın en harika şeyi beni sikiyordu. Ama onun hepsini içime almak istiyordum, Hakanıın poposundan tutarak kendime çekiyor, onu daha çok hissetmek istiyordum.
Artık iyice çıldırmıştım, “Beni daha hızlı sik erkeğim, benim sikicim ol!” gibi birçok şey söyledim. Yaklaşık 30-40 dakika beni hiç durmadan her pozisyonda sikti. Bu kadar uzun sikebilmesi de harika bir şeydi.
Amım acıyor, ama çok büyük de zevk alıyordum, artık üst üste orgazm oluyordum. O beni sikerken en az 5 kez boşaldım. Herhalde filmlerde gördüğümüz o mükemmel sikişme sahnelerinden çok daha güzel bir şeydi ve sanki bulutlar üzerinde uçuyordum.
5 yıl boyunca kocamın beni çok iyi becerdiğini düşünmüştüm, ama şimdi fikrim tamamen değişmişti. Kocamdan aldığım zevk bunun yanında hemen hemen hiçbir şey değil gibiydi. Böyle bir şeyi yaşayacağımı hayal bile dahi edememiştim, hiç de düşünmemiştim.
Bence bu genelde Türk kadınının aptallığı gibi geliyor. Erkekler aldatabilir, biz aldatamayız, erkekler kadınlara bakabilir, her kadını sikmek ister gibi bakar, benim kocam gibi, biz kadınlar bakamayız, biz hiç bir erkeğe bu beni ne güzel siker diye bakamayız, ben de böyleydim, hiç böyle bir şey düşünemezdim.
Ancak şu bir gerçek ki, sokakta gördüğümüz erkeklerin bir kısmı hem yakışıklı ve hem de güzel penisleri, yarrakları vardır ve bizi aslında şimdi sikildiğimizden çok daha güzel sikebilirler, bunları hiç düşünmeyiz.
Kocam seviştikten sonra genelde, “Zevk aldın mı? Orgazm oldun mu?” diye sorardı, “Penisim küçük mü?” diye sorardı. Ve ben de, “Deli misin, ben çok memnunum!” derdim, gerçekten de öyle sanırdım. Ama Hakanın mükemmel yarrağı ve onun mükemmel sikişi ve aldatmanın harika hissi benim fikirlerimi değiştirdi. Bunun üzerinde çok düşündüm ve yaşadıklarımı yazmaya karar verdim.
Bana çılgın diyebilirsiniz. Eskiden ben de çoğu kadınlar gibi düşünüyordum. Oysa şimdi evliliğimiz de halen güzelce devam ediyor. Artık İstanbula gitmeyi çok seviyorum ve artık çevremdeki erkeklere bakarken onların yarraklarını düşünüyorum, hayal ediyorum.
Artık eşimle daha çok porno film seyrediyoruz. Eşime özellikle, “Büyük yarraklı erkeklerin filmlerinden getir!” diyebildim ve eşim de bana, “Tabi ki tatlım, yeter ki sen iste!” diyerek dudaklarıma bir öpücük kondurdu.
Bu olay bizi birbirimize daha çok bağlasa da, ben kadınlığımın tadını doyasıya çıkarmaya devam ediyorum açıkçası....
Ölçülü Yaşantımız Bitmişti
Ben Mehtap size başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. Saat akşamın dokuzu olmuştu ve ben akşam yemeği için donattığım masada kocamı bekliyordum.
Merak etmeye başlamıştım. Hiç böyle yapmazdı. Haber de vermemişti. Sonunda tam kalkıp öfkeyle masayı toplamaya karar vermiştim ki kapı açıldı. Ona bunun hesabını sormaya kararlıydım. Salonun ortasında durup içeriye girmesini bekledim.
Geldi. Kapıda durmuş bana bakıyordu. Garip bir ifade vardı bakışlarında, yüz ifadesinde, ne olduğunu çıkartamadığım... Kızgınlık, sevecenlik, sikecek gibi arzu dolu bakışlarla bakıyordu bana...
Daha ben geç kalması konusunda kafamda kurduğum nutuğa başlamadan o konuştu, daha doğrusu emir verdi,
-"Soyun!"
Şaşırıp kaldım. Pek yapmazdı böyle şeyler... İlk bir kaç sene yeni evliliğin heyecanıyla geçtikten sonra rutine bağlanmıştı sevişmelerimiz... Akşam yemeği, televizyon, yatağa yatış, bir manimiz yoksa sıkı bir sevişme, sonra da uyku...
Şimdiyse kravatını gevşettiği takım elbisesi üzerinde, kapıdan yeni girdiği halde, sikecek gibi bakıyordu bana...
-"Nasıl? Ne diyorsun sen? Bu saate kadar geç kal...."
Daha ben lafımı bitiremeden cümlemin ortasında iki adımda gelip sımsıkı kollarının arasına alıp dudaklarıma hoyratça yapıştı. Önündeki kabarıklığı kasıklarıma bastırıyor, pençeleriyle kalçalarımı kendine çekerek yoğuruyordu.
Üç gündür sevişmemiştik. Özlemiş olmalıydı sevişmeyi, ama bu her zamankinden farklıydı. O incitmekten korkan yumuşak okşamalar, öpüşler yoktu. Hayvan gibi saldırıyor, bıyıkları boynumda, omuzlarımda tahriş ederek, dişleyerek dolaşıyordu.
O devam ettikçe benim de kanım kaynamaya başlamış, ben de aynı şekilde cevap vermeye başlamıştım. Üstümde ev hali bir askılı tişört, bir mini etek vardı sadece... Ne sütyen, ne külot...
Ellerini sütyensiz memelerime atıp tişörtün üstünden yoğurmaya başladığında kendimden geçip inlemeye başladım ağzının içinde... Meme uçlarım kabarmış, tişörtün üstünden delecek gibi görünüyorlardı zevk almaya başladığım her zamanki gibi...
Durmuyordu elleri... Biraz memelerimi yoğuruyor, biraz sonra aşağıya inip eteğimin altına dalıyor, bacaklarımı mıncıklayarak ulaştığı ıslanmış amımı avuçluyor, delirtiyordu beni...
Bir an durdu, omuzlarımdan tutup kendinden uzaklaştırdı beni... Nefes nefese iki kızışmış hayvan gibi baktık birbirimize... İnce tişörtümün yakalarından tutup bir cayırtıyla iki yana ayırdı, parçalayıp yere attı. İri memelerim inip kalkıyordu şimdi çırılçıplak, kabarmış uçlarıyla...
Gözlerini dikti onlara... Sanki az önce deli gibi saldıran o değilmişçesine okşadı biraz, sonra sertçe avuçlayıp acıdan bağırttı beni...
-"Ahhh... Yavaşş..." diye inledim öfkeyle... Dişlerinin arasından,
-"Siktir..." diye tısladı. "Zevk aldığını biliyorum orospu..." dedi. "Senin istediğin bu... Orospu gibi sikilmek istiyorsun sen... Ben de seni öyle sikicem..."
Haklıydı. Memelerimden aldığım acı hissi duyduğum zevki arttırmış, zevkle kıvranmıştım elimde olmadan... Yine sert hareketlerle kolumdan tutup yemek masasının önüne götürdü beni...
Omuzlarımdan bastırıp öne eğdi, masanın boş kalan kısmına doğru domalttı... Kalçalarımı dışarı doğru çıkarıp arzudan titreyerek bekledim.
Pantolonun fermuar sesini duydum arkamda... Az sonra da taş gibi olmuş sikini ıslak amıma sürtüyordu. Zevkle titredim. Fazla bekletmedi. O hoyrat hareketlerini sürdürerek girdi içime... Bir anda dipledi...
-"Ohhhh..." diye bir inilti koptu ağzımdan... "Ne yapıyorsun? Yavaş..." diyebildim.
Bana aldırmadan kalçalarıma kasıklarını şaklata şaklata gidip gelmeye başladı arkamda... Amımın içinde sertliği sürtüne sürtüne girip çıkıyor, beni zevkten inletiyordu.
Girip çıktıkça içimden fışkıran zevk suları bacaklarımdan akıyordu. Eliyle o suları aldığını duyumsadım. Islanmış parmakları şimdi arkamı, minik deliğimi okşuyordu.
Parmağının biri o ıslak inime girdiğinde inledim yine... Siki tüm kalınlığıyla amımda gidip gelirken, bir parmağı da arka deliğime girip çıkıyordu. Dizlerim titremeye başlamıştı. Tam inlemelerle, zevk feryatlarıyla yükselmeye başlamıştım ki amımdan çıkardı sikini...
Merakla başımı çevirip ne yaptığını görmeye çalıştım. Saçlarımdan tuttuğu gibi başımı öne çevirip masaya eğdi, alnım ekmek sepetine çarptı. Amımdan çıkardığı ıslak sikini minik deliğime bastırmaya başladı. Çırpındım,
-"Hayır... Bırak... Götüme girme... İstemiyorum... Sevmediğimi biliyorsun..."
Yanıt bile vermedi bana... Sikinin başı tokmak gibi zorluyordu arkamı... Evlendiğimizden beri bir kez yapmıştık, onda da yarım kalmıştı benim yüzümden, önden devam etmişti. Şimdiyse geri adım atacak gibi görünmüyor, sürekli zorluyordu göt deliğimi...
Sonunda üstümden uzanıp masanın üzerinden salata için koyduğum minik zeytinyağı şişesini aldı.
Bir eli hala saçlarımı kavramış masaya bastırırken, diğer elindeki zeytinyağı şişesinden kalçama döktü. Kızışmış tenimde zeytinyağının soğukluğunu hissedip ürperdim.
Kalçamdan süzülüyordu yağlar, iki tepenin arasındaki vadiden aşağıya iniyordu. Şişeyi tekrar masaya bırakıp eliyle o akan yağları kalçama yaydı, minik deliğimi yağlı parmaklarıyla okşayarak bir güzel yağladı, kaygan parmaklarını içime saldı.
Yağlı kaygan parmakların bir biri, bir diğeri içime girip çıkıyordu. Büzüğümde kaygan parmaklarının teması beni yine zevkten delirtmeye başlamıştı. Deliğimin açıldığını, tepkimi ölçmek için hareketsiz kaldığı anlarda istekle açılıp kapandığını hissediyordum.
-"Hazırsın..." dedi boğuklaşan sesiyle... "Bekle, sikimi de yağlıyorum. Şimdi o güzel götünü sikicem senin..."
Sesimi çıkaramadım. Haklıydı. Hazırdım. Bekliyordum. Fazla bekletmedi, kaygan siki kapıma dayandı. İşaret parmağımı ısırıp heyecanla sikini bekledim.
Zeytinyağının mucize etkisi kendini göstermiş, kaygan kaygan siki içime girmeye başlamıştı. Göt deliğimin gerildiğini, açıldığını, zorlandığını hissettim. Santim santim girdi içime... Dibine kadar soktu. Bekledi. Sonra gidip gelmeye başladı.
Acıyla, zevkle inliyordum sürekli... Ben inledikçe o da homurdanarak nasıl zevk aldığını gösteriyordu bana... Masa sallanıyor, kasıklarım masanın kenarına çarpıyordu. Sağ elimi amıma götürüp klitorisimi ovalamaya başladım. Kocam arkamda belimden tutmuş vurdurup duruyordu götüme... Çift taraflı zevk bitiriyordu beni...
Hızlandı iyice... Ben de artık dayanamaz hale gelmiştim. Son anda üstüme abanıp iki eliyle memelerimi avuçlayarak sikmeye başladı beni... Haykıra haykıra orgazm olmaya başladım.
Benim çığlıklarımı duyunca kocam da içime boşalmaya, sıcak spermlerini attırmaya başladı.
image
Yarım saat sonra duşumuzu almış, masadaki yemeklerden sadece bir iki lokma atıp şarap kadehleri elimizde yatakta uzanıyorduk. Başım göğsündeydi. Ara sıra kaldırıp bir yudum şarap alıyor, tekrar göğsüne yatıyordum.
-"Neyin var senin aşkım, bugün değişiktin, her zamanki gibi sevişmedin benimle... Serttin, yırtıcıydın..."
-"Memnun değil misin yoksa?" dedi.
-"Yoo... Tam aksine... Bayıldım... Zevkten öldürdün beni... Ama ben nedenini merak ettim."
-"Bugün öğleden sonra eski arkadaşlarla karşılaştık, yemek yedik."
-"Eee? Bu mu yani? Yemekte iki kadeh atınca azdın mı?"
-"Hayır... Söz eskilerden açıldı. Birbirimize yaptığımız zamparalıkları anlatmaya başladık. Bilirsin işte, her zamanki erkek geyikleri... Kemal vardı, çıktığı kızı anlattı, yaşadıklarını, neler yaptıklarını anlattı, ondan azdım..." Uzanıp dudaklarından öptüm,
-"Merak ettim, neymiş seni azdıran konuyu... Hadi bana da anlatsana... Neler yapmış?" Aklıma benim evlenmeden önce eski çıktığım çocuk gelmişti, onun da adı Kemal'di.
-"Bu Kemal, mahalleden bir kızla çıkmaya başlamışlar. Baş örtülü falan ama bir hayli azgınmış kız... Gençlik işte, ikisinin de kanı kaynıyor. Parklarda öpüşmeler, elleşmeler, sevişmeler... İyice dumanları tütmeye başlamış.
Bir gün kızı alıp sinemaya götürmüş. Gündüz vakti, kimseler yok, en ön sırada birkaç kişi, aralarda bir iki delikanlı...
Bizimkiler en arkaya geçmişler. Işıklar sönünce oynayan filme aldırmadan birbirlerini okşamaya, öpüşmeye başlamışlar. Kızın üstünde pardesü varmış, başında örtü...
Zevk aldıkça kız yayılmış, Kemal gömleğinin düğmelerini açmış beline kadar... İçinde sütyen yok azgının... Onsekiz yaşında daha... Ellenmemiş, koklanmamış, dipdiri... Yoğurup durmuş, eğilip taş gibi iri memelerini emmiş, eme eme morartmış kızın memelerini...
Eteğin altından bacaklarını okşamış, yukarılara kadar çıkmış, külodun üstünden amını mıncıklamaya başlamış. Kız kıpır kıpır, canı istiyor, koltukta kıvranıp duruyor zevkten...
Sessizce, derinden inliyor. Sonunda kalçalarını kıvıra kıvıra Kemal'e yardımcı olmuş, külodunu çıkartmış. Kemal de dayanamamış, koltuktan aşağıya kayıp kızın önüne kapanmış.
Bacaklarını aralayıp amını yalamaya, klitorisini emmeye başlamış. Kızın elleri saçlarının arasında, ses çıkarmadan inliyor, saçlarını çekiştirip duruyormuş.
Meğer, bunlar arka sırada sessizce bir güzel sevişip dururken, ön sıradan biri bunları fark edip kalkmış, sessizce yanlarına kadar gelmiş. Kız başını arkaya yatırmış, amını yalayan dilin zevkine bırakmış kendini... Bir ara nasıl olduysa başını kaldırıp baktığında kendilerini seyreden adamı görmüş.
Eli sikinde izliyor. Kızın baktığını görünce bir ön sıraya oturmuş, onun da filmle ilgisi yok, dönüp dönüp bakıyor.
Kemal'in o sırada adamdan haberi yok, am yalamaya devam ediyor. Kız bir yandan zevkten kıvranıyor, bir yandan rezalet çıkmasın diye adamın seyretmesine bir şey diyemiyor. Kemal'in avuçları kızın memelerinde bir yandan...
O memelerini yoğurdukça adam çıplak memelerini, bacaklarını, her yerini görüyormuş.
Sonunda Kemal yalamayı bırakıp doğrulmuş, koltuğa oturmuş. Sikini çıkarmış, baston gibi pantolonun önünde sıvazlayıp duruyor. Fısıltıyla yalvarmış kıza,
-"Ne olur sevgilim, dayanamıyorum. Bunu içine al..."
-"Bakire olduğumu biliyorsun Kemal..." demiş kız. "Ancak oynaşabiliriz, her zamanki gibi..."
-"O zaman arkadan ver. Dayanamıyorum artık... Sikmem lazım seni, anla beni... Sen de zevk alıyorsun işte, kabul et..." diye diye yumuşatmış kızı... Kız çekine çekine öndeki adama bakmış, film seyrediyor, onlarla ilgilenmiyor, razı olmuş,
-"Peki tamam..." demiş. "Ben de istiyorum, hem de çok istiyorum..."
Koltuğundan kalkmış. Eteğini, pardüsesinin eteğini kaldırmış. Kemal de kız kalkıp önüne dikilene kadar sikini bir güzel tükürükleyip ıslatmış. Kız yüzü perdeye, sırtı Kemal'e dönük, yavaş yavaş kucağına, taş gibi sikinin üstüne oturmuş.
Dibine kadar girince bir süre beklemiş, canının acısı geçince hafif hafif oturup kalkmaya başlamış.
Zevkten kapadığı gözlerini açınca bir de bakmış, ön sıradaki adam dönmüş, onu izliyor. Kemal'in arkadan sarılıp mıncıkladığı memeleri, kasılıp duran karnı, hafif uzamaya başlayan amının kılları bile meydanda, adamın görüş açısında..
Adam da gözleri parlaya parlaya bu güzel manzarayı seyrediyor, sikini çıkarmış o da okşuyor seyrederken...
Kız ne oluyor, önüne bak gibisinden işaret yapmış, adam da parmaklarını bitiştirip "çok güzel" işaretiyle cevap vermiş. Çekinmeden seyrediyormuş onları...
Kemal kızın arkasında kalmış, zevkten kendinden geçmiş zaten, bir şey görecek hali yok. Kız sesini çıkarmaya kalksa kendisi yarı çıplak, yarağın üstüne oturmuş, inip kalkıyor. Hem rezalet çıkacak, hem Kemal kızıp olay çıkaracak.
Çaresiz devam etmek zorunda kalmış. Adam onların sikişmesni izlerken oturup kalkmaya devam etmiş. Kemal'in elleri kızın belinden tutmuş indirip kaldırırken adam da çaktırmadan elini uzatıp kızın memelerini okşuyormuş.
Kız çaresiz bu davetsiz misafirin okşamalarına ses çıkaramayınca cüretini arttırmış adam...
Memelerini okşayan eller aşağılara inmiş, kasılıp duran karnını, kasıklarındaki tüyleri okşamış. Klitorisinin üstünde parmaklarını dolaştırmış.
Kız kendinden geçiyormuş artık zevkten... Arka deliğinde Kemal'in taş gibi siki, önünde amını okşayan hiç tanımadığı bir yabancının zevkten kıvrandıran parmakları...
O parmaklar klitorisini okşamayı bırakıp am dudaklarında dolaşmaya, içine girmeye çalışmaya başlayınca eliyle adamın elini tutup çekmiş, terslemiş. Başını iki yana sallayıp
-"Bakireyim aptal..." diye terslemiş fısıltıyla... Adam hafif doğrulup sikini göstermiş ona... O da taş gibiymiş, yirmi santimden fazla, upuzun bir şeymiş elindeki sik... Sinemanın loş film ışığında bembeyaz parlıyormuş.
Elleriyle, dudak hareketleriyle bir güzel anlatmış ki, o da sikmek istiyor. Yoksa seslenip rezalet çıkaracakmış. İkisini de rezil edecekmiş herkese... Kız bakmış, adam ciddi, dediğini yapan cinsten...
Çaresiz, başını yarım çevirip hareketlerini iyice hızlandırmış olan sevgilisine fısıldamış, durumu anlatmış,
-"Aşkım, önümüzdeki adam bizi, seviştiğimizi görmüş, o da istiyor. Yoksa bağırıp rezalet çıkaracak. Ne yapayım?"
Kemal bir şey diyememiş, boşalmak üzere, kıpırdayacak hali yok, kendinden geçmiş çocuk... Adam ön sıradan kalkıp yanlarına gelmiş, merakla bekliyor,
-"Ne istersen öyle yapalım aşkım, istiyorsan ona da ver.. Yeter ki rezil olmayalım. Ben çok kötüyüm. Geliyorum..." diyebilmiş.
-"Sahiden mi? Ona da vereyim mi? Senin yanında?" diye sormuş kız... Kemal cevap bile verememiş, o anda boşalmaya başlamış kızın götüne... Boşalırken dişlerinin arasından,
-"Ver, ver... Ona da ver..." diye tıslıyormuş.
Kız Kemal'in kucağında, gözleri zevkten kısılmış, oğlan içine boşalırken elini yana atmış. Adamın sikini yakalayıp okşamaya başlamış. Orgazmın şehvetiyle Kemal'in siki göt deliğinde küçülürken, adamın sikini büyütmüş, kocaman yapmış.
Sevgilisinin kucağından yana eğilip adamın sikini bir güzel ağzına almış, yalaya yalaya ıslatmış. Kemal'inkinden daha büyükmüş adamın siki...
Adam saçını tutup kaldırmış, kucağına çekmiş. Az önce içine boşalan spermlerden iyice kayganlaşan sikin üstüne oturmaya başlamış bu kez... Adam sikinin üstünde hoplatırken bir yandan memelerini avuçlayıp sıkıyormuş kürek gibi elleriyle...
Sonra da tutup önden amını okşamış. O amını okşarken Kemal de eğilip memelerini öpmüş, yalamış. Kız iki erkeğin arasında kıvrana kıvrana orgazm olurken, bu kez yabancının dölleri fışkırmaya başlamış içine...
Sonunda film bitmeden onlar bitmişler. Utanç içinde külodunu alıp götünden akan dölleri silmiş, temizlemiş kız.. Sonra da külodunu adamın kucağına bırakıp kaçarcasına çıkmışlar sinemadan...
İşte böyle karıcım...
Kemal içki sofrasında hepimize böyle uzun uzun anlatınca ben de azdım, sana onun için saldırdım.
Bizimki bir süre daha o kızla sevişmiş, evlenmeye niyetliymiş, ama askere gidince kız başkasıyla evlenmiş. Tadı damağında kalmış.
Öyle güzel, öyle taş gibi kızmış ki... Her detayını anlattı kızın... Neler yaptıklarını, nerelerde seviştiklerini... Hatta sağ kalçasında bir yara izi olduğunu bile söyledi...
Ben de bunu duyunca merak ettim, sıkıştırdım, mahallesini, kızın ismini öğrendim..."
Buz kesilmiştim kocam anlatmasının sonuna geldiğinde... Başlarken güzel bir seks macerası dinlemenin hevesiyle neşe içinde ve merakla dinliyordum.
Ama Kemal'in adını duyunca, hele sinema macerası başladığında tanıdık gelmeye başlayan ve hatıralarımı canlandıran sahneler artık hikaye olmaktan çıkmıştı.
Kocamın anlattığı azgın, sikişken kız benden başkası değildi. O isimsiz kız, sevgilisine, sevgilisinin yanında tanımadığı bir yabancıya kendini götünden siktiren kız bendim.
Kulaklarıma inanamıyordum. Şu koca şehirde bunca sevişen, kaçamak yapan, sikişen insan varken, kocam benim hikayemi bana anlatıyordu. Böyle bir tesadüf artık inanılmaz ötesiydi.
Bir şey söylemeye korkuyordum. Belki... Belki böyle kalırdı her şey... Eski bir gönül macerası, gençliğin verdiği ateşle yaşanan seks hikayesi gizlendiği yerde, geçmişin sisleri arasında kalırdı.
Fakat sona doğru kinayeli çıkmaya başlayan sesiyle kalçamdaki yara izinden bahsedince kocam, anladım ki, kaçışım yok. Biliyordu.
-"Sormayacak mısın kızın adını aşkım?" dedi.
Cevap veremedim. Sustum. Başım kocamın çıplak göğsünde, yüzüne bakamıyordum. Çenemden tutup yüzümü kendine çevirdi. Gözlerimde yaşlar vardı, gözlerimi kaçırmaya çalışıyordum kocamdan...
-"Kızın adı Mehtap imiş..." dedi gözleri gözlerimde... "Mehtap..."
Yaşlar yanaklarımdan akmaya başladı.
-"Oradaki herkesin içinde ballandıra ballandıra seni nasıl siktiğini anlattı Kemal... Hem kendisinin, hem de kendi yanında yabancı birine nasıl siktirdiğini...
Ama seninle evlendiğimi bilmiyordu. Bilmeden bana boynuz taktığından haberi yoktu. Öyle anlattı ki, herkesin siki kalktı senin yaptıklarını duyunca... Benim de... Neden ağlıyorsun Mehtap?"
-"Çok utanıyorum kocacım... Yüzüne bakamıyorum. Ne yapacaksın şimdi?" diyebildim gözyaşlarımın arasında... Güldü...
-"Deli... Bırak ağlamayı... Kemal anlattıkça öyle zevk aldım ki... Hele anlattığı kızın sen olduğunu duyunca zevkim daha da arttı. Onlara arkadan vermişsin.
Bana geldiğinde biliyorum ki bakireydin. Gerisinin önemi yok aşkım. Şimdi seni daha çok seviyorum. Ama bana açıkça söyle karıcım. Sadece Kemal mi, başkaları da var mıydı?"
-"Ne yapacaksın? Beni boşayacak mısın?"
-"Hayır bir tanem, güzelim, baş tacı yapacağım. Ama artık seks yaşantımız daha serbest olacak. Öyle kural falan istemiyorum. Ben ne dersem, ne istersem kabul edeceksin, üstelik zevk alarak yapacaksın istediklerimi..."
Sımsıkı sarılıp dudaklarından öptüm kocamı... Memelerim göğsünde eziliyordu. Kıllı bacaklarının üstüne bir bacağımı atmıştım, açılan am dudaklarım onun kıllı tenine sürtünüyordu.
-"Seninim aşkım..." dedim. "Seni çok seviyorum, sen ne istersen onu yaparım. Benim anlayışlı kocam..."
-"Ben de seni seviyorum karıcım..."
-"Emin ol, evlendikten sonra senden başka kimseyle beraber olmadım. Seni hiç aldatmadım." Parmağımın ucuyla alnını okşayıp gülümsedim. "Senin dediğin gibi, boynuz takmadım sana..."
-"Ben evlenmeden önce takmışım boynuzu karıcım... Hadi, şimdi söyle bakalım, başka sikenler de oldu mu seni?" Cevap vermedim önce... Tartmak ister gibi süzdüm onu... Üsteledi konuşmam için...
-"Üç dört kişi daha vardı işte..."
-"Oo, bayağı iyiymişsin, nerdeyse benim kadar hızlıymışsın. Hadi detay ver bana biraz..."
-"Bir tanesi komşu çocuktu. Bizim Kemal'le çıktığımızı öğrenmiş, bir keresinde takip edip seviştiğimizi görmüş. Şantaj yaptı, vermezsem o da mahalleye yayacaktı.
Çaresiz ona da vermek zorunda kaldım. Annemlerin olmadığı bir gün eve aldım. Annemlerin yatağında seviştik..."
-"İyi yapmışsın vermekle aşkım, adın orospuya çıkardı yoksa mahallede..."
-"Tuhafiyeci vardı bir de... Kemal'i kendime bağlamak için fantazi, dekolte iç çamaşırları alıyordum ondan... Asılmaya başladı. İstediğimi bedava vereceğini söyledi. Tek şartı aldığım çamaşırları üstümde görmekmiş.
Ben de gösterdim. Bir de o becerdi beni dükkanın arkasında... Müşteri gelmesin diye kapıyı kapattı gündüz vakti... Arkaya yatak koymuş. Orda seviştik...
O çok kötüydü. Ben o daracık yerde körpe vücuduma seksi çamaşırları, jartiyerleri giydikçe adam tahrik oluyor, bana saldırıyordu..."
Gözümün önüne geldi o yaşadığım günler, ürpererek kocamın çıplak bedenine sarıldım.
-"Sonra? Daha başka?"
-"Biri daha vardı. Kemal askere gidiverince ben yalnız, şaşkın kalmıştım. Önce sevgiyle yanaştı, teklifte bulundu, çıkmaya başladık. İkinci çıkışımızda daha ben ısınmadan zorla tecavüz etmeye kalktı.
Etti de... Zorla... Arkamdan... Yırtarcasına... O gün bıraktım onu... En sonunda annenler istemeye geldi beni, ben de ne olursa olsun diye kabul edip seninle evlendim işte..."
-"İyi ki beni seçmişsin aşkım..." diyerek sımsıkı sarıldı bana...
Sırt üstü çevirip bacaklarımın arasına girdi. Sikini bir hamlede amıma gömdü. Çılgın gibi gidip gelmeye, pompalamaya başladı beni... Yorulunca kaldırıp yatağın kenarıında domalttı. Ayakta dururken arkamdan amıma girdi.
Taş gibi sikini amıma sokup çıkarırken parmağını ıslatıp göt deliğime soktu. İkisini de içimde hareket ettiriyor, beni şehvetten kıvrandırıyor, bağırttırıyordu. O da nefes nefese gidip gelirken dişlerinin arasından homurdanıyordu.
-"Ohhh... Karıcığımın güzel götünü sikmiş Kemal ibnesi... Hem kendi sikmiş, hem başkasına siktirmiş. Ben de siktiricem seni karıcım... Yalnız götünden değil, amından da siktiricem seni... Ohhhhh...."
-"Siktir kocacım... Siktir aşkım... Götümü de, amımı da siktir... Ahhh.... Yeter ki beni bırakma... Kemal gibi yap sen de... Gözünün önünde siktir beni başkalarına... Onlarla beraber sikin beni... Hem kendin zevk al, hem de bana zevk ver...
Yürümem Değişti
İsmim Zeliha, 29 yaşında, 1,68 boyunda ve 60 kiloda, kapalı bir bayanım. Kapalı derken, kocamın zoruyla kapandım. Bir kızım var 10 yaşında. Sezeryanla olduğu için başka çocuk istemedim. Kocam zorlasa da, ben hep karşı çıktım, bir daha çocuk yapmadım.
Kocam fabrikada vardiyalı bir işte çalışır. Kazancı fazla olmadığı için maddi durumumuz da pek iyi değil, ama geçinip gidiyoruz işte. Kocamla maalesef monoton bir hayatımız var.
Kendisi 1,70 boyunda ve 95 kiloya yakın. Kendine hiç bakmaz. Ne giyinmesini bilir, ne de kadın ruhundan anlar. Ama sorsanız yatakta ondan iyisi yok. Yatakta ise 5 dakika bile sürmez ilişkimiz, sonra da,
“Bu kadar uzun kimse yapamaz, benim kıymetimi bil!” diye övünür.
İnanın 11 senelik evliliğimde bir kez olsun seksten zevk almadım. Ne doğru dürüst öpüşmesini bilir, nede başka yerlerimi öper sever. Bir kez başka kadınlardan duyduğum için ben ona oral yapmaya niyetlendim, bana söylemediği laf, etmediği hakaret kalmadı.
“Öyle şeyleri orospular yapar, yarın bir gün benim de sana yapmamı beklersin!” falan filan…
Bir gün bizim oturduğumuz mahallede bir müstakil ev satıldı. Alan kişiler Türk olduğu için çok sevindim. İnşallah iyi insanlar olur da en azından komşuluk yaparız diye ümit ettim.
İsimlerini sonradan öğrendiğime göre, Jale ve Hakan isminde evli bir çift imiş alanlar. Durumları çok iyiye benziyordu, adamın makam arabası gibi koskocaman bir arabası, hanımında da son model bir Jip vardı. Taşınırlarken ben kocama,
“Bir hayırlı olsun ve hoşgeldin diyelim, çay, kurabiye, börek falan yapıp yanlarına gidelim. Malum adamlar sabahtan beri taşınmayla uğraşıyorlar!” dedim.
Kocam başta mırın kırın etse de razı oldu ve gittik. Jale hanım ve kocası Hakan çok ama çok iyi insanlara benziyorlardı, öyle havalı falan hiç değiller, aksine çok mütevazi idiler. Bize karşı da çok iyi davrandılar ve teşekkür ettiler.
İki gün sonra Jale hanım elinde benim bıraktığım tepsi ve çantayla kapımı çaldı. Güzel bir çiçek almış ve çantayı da çikolata ile doldurmuştu. Jale hanıma,
“Neden zahmet ettin, ne gerek vardı…” diyerek içeri buyur ettim ve akşama kadar oturduk, sohbet ettik, çay kahve içtik.
O günden sonra çok samimi olduk. Kocam, Hakan'ı beğenmese de ziyaretlerine kocamla beraber gidip gelmeye başladık. Kocam sanırım Hakan'ı kıskanıyordu.
Hakan 1,80 boylarında ve çok atletik bir vücuda sahipti. Genelde çok dar gömlek veya tişört giyerdi. Adamdın vücudunda yağ denen bir şey yoktu neredeyse.
Hakan'ın birkaç tane Süpermarketi varmış ve yanında nereden baksan 35-40 kişi çalışıyormuş. Bir akşam yine onlara oturmaya gitmiştik. Sohbet esnasında konu işten güçten açılınca, Jale bana,
“Sen neden çalışmıyorsun Zeliha, eve katkın olur ve en azından evde boş oturmazsın!” dedi. Kocam hemen atladı,
“Gerek yok, ben çalışıyorum! Hem kapalı olduğu için ona iş vermezler!” dedi. Jale de kocama,
“Eğer isterse bizim markette kasada çalışabilir. Hem ben de sürekli marketteyim, beraber gider geliriz, gözün arkada olmaz!” dedi.
Akşam evimize dönünce kocamı yalvar yakar ikna etmeye çalıştım. Sonuçta ayda 1.400 Euro maaş alacağım için ikna oldu. Dünyalar benim olmuştu.
Birkaç gün sonra işe başladım. Kızım okula gittiği için sabah 8'den 16'ya kadar çalışıyordum. İşi çok çabuk öğrendim, kasa işi çok kolaydı ve iki aya kalmadan neredeyse her şeyi biliyor ve her işe yardım ediyordum. Jale ile de çok yakın arkadaş olmuştuk.
Bir gün sabah yine Jale'nin arabası ile işe giderken, konu evlilikten, mutluluktan açıldı ve sonunda sekse geldi. Jale bana,
“Seks hayatınız nasıl gidiyor Şekerim?” diye sorunca ben,
“Ehh işte, öyle böyle idare ediyoruz!” diyerek geçiştirdim. Ama o anlatırken ağzım açık kaldı. Kocası ile yaptıklarını anlatırken hem gözünün içi gülüyor, hemde ara sıra kasığını tutup,
“Sorma, benimki akşamdan sevişmeye bir başladı mı, sabah saat üçe dörde kadar yapar.
Aramızda kalsın, Hakan'ınki oldukça büyük, bazen karnıma ağrılar girer, bazen de yürümek bile zor gelir, resmen yürüyüşüm değişir. Üstelik beni yalayarak bir iki kez orgazm etmeden asla girmez bana!” dediğinde bende film koptu.
“Yalar mı? Nasıl yalar?” diye sorduğumda, Jale başladı gülmeye ve
“Nasıl yalayacak canım, amımı götümü, her tarafımı yalar! Hele bazen 69 oluruz, bu en sevdiği pozisyon, işte o zaman yarım saate yakın o beni, ben de onunkini yalarım!” demez mi.
O gün iş yerinde çalışırken aklım başımda değildi, sürekli Jale'nin anlattıklarını düşündüm durdum.
Pazartesi sabah birlikte işe gitmek için yine Jale'nin arabasının yanına indim. Jale evden çıktığında yürüyüşü değişmişti, resmen bacakları ayrık ayrık ve zorla yürüyordu. Bana gülümseyip,
“Günaydın!” dedi. Arabaya otururken altına küçük bir yastık koyunca,
“Hayırdır ne oldu, hasta mısın, istersen sen gelme ben otobüsle giderim!” dedim.
“Yok canım birazdan geçer popomun sızlaması, dün gece Hakan yine coştu ve son olarak arkadan yaptı, oranın da hastası, girince çıkmak bilmiyor!” dedi ve güldü.
“Arkadan derken?” diye sorunca,
“Ahh Zeliha, sen de bu yaşına gelmişsin, genç kız gibi soru soruyorsun. Arkamdan yaptı, yani götümden sikti, şimdi anladın mı?” dedi. Ben şaşkınlıkla,
“Gerçekten mi?” diye sorunca,
“Niye inanmıyorsun kız, kocan seni hiç arkadan yapıyor mu?” dedi. Ben de nasıl oldu bilmem ama,
“Bırak arkadan yapmayı, önden bile doğru dürüst yapmaz!” dedim.
“İlahi Zeliha, tam bir alemsin valla!” dedi ve gülüştük, devam ettik yolumuza.
O günden beri ailecek her bir araya geldiğimizde gözüm hep Hakan'ın önüne kayıyordu. Pantolonun önü öyle şişkin duruyordu ki… Karısıyla nasıl seviştiklerini gözümde canlandırmaya çalışırken buluyordum kendimi, içim bir tuhaf oluyordu.
Ama Hakan'ın da ara sıra bana baktığını yakalamıştım bu arada… Utanıp başka yere baksam da, genelde mutfağa gidip gelirken götüme baktığını hissediyordum.
Günlerim artık daha bir değişik geçiyordu. Kocamı aldatmak asla aklımdan geçmiyordu. Günah olduğunu da biliyordum. Ama yine de kaçamak bakışlarla Hakan'ın önüne bakmaktan kendimi bir türlü alamıyordum. Ve yalnız kaldığımda onunla seviştiğim hayaller kuruyordum.
Yaz tatili vakti geldi. Ben markette işe başlamadan çok önce kocam çalıştığı Fabrikadan üç haftalığına izin almıştı, birlikte Türkiye'ye gidecektik.
Ama şimdi benim durum değişmişti. Markette herkes eski çalışanlar olduğu için millet izinini ayarlamış, ama bana izin yoktu. Ben de gideyim desem markette duracak insan kalmayacaktı. Samimiyetimizi kullanıp özel bir muamele de istemedim. Hakan abi de,
“Zeliha, söz, seneye yaz tatilinde sana bir ay izin vereceğim. Bize çok yardımcı oldun bu sene, ben de unutmam bu iyiliğini!” dedi ve teşekkür etti. Ben artık kocama,
“Siz bensiz gidin memlekete!” demek zorunda kaldım. “Nasıl olsa Jale var, arkadaş olur bana, zaten koca gün markette çalışıyor olacağım.”
Evde boş oturmayıp çalışmama ve eve para getirdiğim için hoşnut olan kocam hemen razı oldu. Kocamla kızımı taksiye bindirdik ve havaalanına gittiler. Akşam Türkiye'den aradı kocam ve
“Bizi merak etme, sen kendine dikkat et, biz babamlarla iyiyiz burda!” dedi.
İlk kez yalnız kalıyordum koca evde… Bekar bir kadın gibi… Ne koca, ne çocuk…Yatakta soyunup sereserpe yattım, yine Hakan'la ilgili ayıp hayaller kurdum, kendimi okşayarak uyudum. Ertesi sabah işe giderken Jale,
“Kızımla iki hafta okulu ile tatile gidiyoruz. Velilerden iki kadın da gitmesi lazımmış, ben de bu sene tatile gidemiyorum diye kabul ettim! Zeliha bak buralar sana emanet.
Hakan yemek ve çamaşır işinden anlamaz, ben sana bir anahtar vereyim, bizim eve de bakar ol, ama lütfen kızma ve sana bir maaş da ikramiye verelim, yoksa Hakan kabul etmez!” dedi. Ben,
“Seve seve yaparım canım, ikramiyeye ne gerek var!” desem de, Jale ısrar edince ekstra maaşı kabul ettim.
Bir gün sonra Jale'yi kızı ile hava alanına Hakan abi götürdü. Hakan abi genelde akşamları eve saat yedi sekiz arası gelirmiş, ben de o gün işten çıktım, doğru Hakan abilere geçtim.
Evi toparladım, bir güzel de yemek yaptım. Masayı itinayla, peçetesine, soğuk suyuna, birasına, vazosundaki çiçeğe kadar hazırladım ve çıktım.
İkinci gün yine mesaiden sonra onların eve gittim, yemek yaptım, masayı hazırladım, tam çıkmak üzereyken Hakan abi erkenden geldi.
“Zeliha dünkü yemek harika idi, ellerine sağlık, ben alışkın değilim öyle güzel yemeklere, Jale pek anlamaz, bak beni şişmanlatacaksın onlar gelene kadar!” diye takıldı.
“Afiyet olsun!” deyip çıkacakken,
“Zeliha nereye? Otur, beraber yiyelim, sen de yalnızsın ben de, bir tencere yemeği kim yiyecek?” diye ısrar edince, birlikte yemeyi kabul ettim.
Yemek yerken Hakan abiyi Jale aradı, yarım saat konuştular. Yemekten sonra Hakan abi,
“Zeliha oldu olacak bir de çay demle de içelim!” deyince, kıramadım çayı da demledim. Tam çaylarımızı salona götürmüştüm, sohbete dalmıştık ki kocam aradı. Hakan abiye sessiz olmasını işaret edip, telefonu açtım. Kocam,
“Nerdesin?” diye sorunca,
“Evdeyim, nerede olacağım bu saatte!” diyerek tersledim adamı… Kısa bir konuşmadan, günümün raporunu verdikten sonra kapattı telefonu… Hakan abi manalı bir bakışla gülümseyerek,
“Niye bende olduğunu söylemedin Zeliha?” dedi. Yüzüm kızardı biraz, utanarak omuzumu silktim,
“Neme lazım, yanlış anlar, bana kızar, olay çıkarır! Ona laf anlatmaya çalışmaktansa bilmemesi daha iyi benim için…” dedim.
“Zeliha bozulma ama senin kocan biraz yabani! Birbirinizden ayrısınız ve seninle bir dakika bile konuşmadı ve ilk sorduğu şey de ‘Nerdesin?’ oldu!” dedi.
“Aman Hakan abi, benim bütün hayatım bu… Böyle gelmiş, böyle gider. Maalesef değişmez. Söylediklerinde çok haklısın kocam odunun teki!” dedim. Çaylarımızı içerken Hakan abi,
“Zelihacım, müsaadenle ben üzerime rahat bir şey giyeyim. Oturur sohbet ederiz, nasıl olsa artık arayan soran olmaz!” dedi.
Üzerine bir tişört ve spor pantolonu ile geldi içeriye. Ama eşofman tarzında giydiği şey çok ince olduğu için önündeki şişkinlik çok net görünüyordu.
Sohbete başladık, çay kahve derken saat on olmuştu. Onunla konuşmaya, gülüşmeye doyamıyordum ama sonunda gitmek için müsaade istedim. Hakan abi,
“Zeliha yarın pazar güzelim, iş yok. Gidip ne yapacaksın? Benimle otur. Hem uykun gelince geç, misafir odasında yat. Korkacak bir şey yok, yabancı mıyız allasen?” deyince ben gaza geldim,
“Yoo niye korkayım? Senden korkacak halim yok ya… Ama yine de doğru olmaz gecenin bu saatinde, ben gideyim!” dedim yarım ağızla…
Aslında pek de gitmek istemiyordum doğrusu… Dediği gibi, eve gidip tek başıma ne yapacaktım ki… Burada oturup hayran olduğum erkekle dipdibe konuşup sohbet etmek, arada onun kabarmış önünü izlemek hoşuma gidiyordu. Odun kocamla sessiz sedasız geçen monoton akşamlardan sonra iyi gelmişti bana bu… Hakan abi,
“Bak sen de ben de yalnız oturmaktansa sohbet ederiz biraz daha!” diye ısrar edince kıramadım. Ben gitmekten vazgeçince, Hakan abi kilere indi ve bir şişe beyaz şarapla yukarı geldi tekrar…
“Zeliha hiç şarap içtin mi?” dedi yüzüme ilgiyle bakarak soruyordu. Yüzüm kızardı, utandım.
“Hayır içmedim, hem alkol almak günah, içemem.” dedim.
“İlahi Zeliha, şarap alkol değil ki, üzüm suyu. Gel felekten bir gün çalalım, aramızda kalır, kimseye söylemeyiz, söz!”
“Bilmem ki…” dedim yarım ağızla… “Hiç içmedim. Hem günah…”
“Jale bunu çok sever, her akşam beraber bir iki kadeh alırız. Ama eğer sen yok ben içemem, bana ağır gelir diyorsan, içme!” dedi. O sırada yine gaza geldim,
“Jale içiyorsa bana niye ağır gelsin ki, tamam içelim!” dedim. Kalktı slow bir müzik açtı ve iki bardak getirdi. İkimize de yarımşar kadeh doldurdu (Şarap öyle içilirmiş sonra öğrendim) ve sohbete koyulduk yine…
Üçüncü kadehten sonra başımın döndüğünü hissettim, vücudumun her yerini ateş basıyordu sanki. Hakan abi de,
“Bak yanakların kızardı, istersen fazla içme!” dedi. Ben de gülerek,
“Haklısın, her tarafımı ateş bastı, nasıl üzüm suyuysa bu şarap!” dedim. O sırada Hakan abi,
“Dur ateşine bir bakayım! Korkmaya başladım, gerçekten yüzün kıpkırmızı oldu.” diyerek karşı koltuktan kalktı, yanıma oturdu. Elinin dışı ile yanaklarıma temas edip,
“Valla haklısın, yanakların ateş gibi yanıyor resmen!” dedi ve güldü. Sonra da, “Biliyor musun, yanakların kızarınca daha tatlı oldun!” deyince utandım, yüzümü çevirdim. Hakan abi,
“Utanacak bir şey yok Zeliha, gerçekten güzel oldun, zaten güzel bir kadınsın, ama böyle daha güzel oldun! Ama istersen eşarbını ve üzerindeki ceketini çıkar, yoksa havale geçireceksin!” deyip gülümsedi.
Onun ilgisi ve başımın dönmesiyle bir cesaret geldi bana, her şeyi boş verdim. Eşarbı çıkardım, saçlarımı serbest bıraktım. Saçlarım nerdeyse kalçalarıma kadar uzundur. Sonra ceketi de çıkardım. Altımda sıfır kollu ve daracık tişört olduğunu unutmuşum. Göğüslerim oldukça büyük ama dik olduğu için, Hakan abi gözleri faltaşı gibi açılmış durumda, hayranlıkla göğüslerime bakıyordu.
“Offf Zeliha, çok güzelsin inan… Böyle bir güzelliği neden saklıyorsun?” dedi. Ben yine utanıp,
“Aman, sanki güzel olsam ne olacak, kıymetini bilen olmadıktan sonra!” dedim. O sırada Hakan abi saçlarımı kafamdan aşağı ta kalçalarıma kadar okşayıp,
“Bu güzelliğin kıymetini bilmeyeni vurmak lazım, nasıl bir erkek senin ahmak kocan?” dedi. Eli kalçamın üzerinde kaldı. Kalçamı okşamaya başlayınca,
“Hakan abi yapma lütfen…” diyerek döndüm. O sırada yanağımdan öyle sıcak öptü ki, bir tuhaf oldum. Bir yandan hoşuma gitmişti, bir yandan da,
“Abi yapma lütfen…” demeye devam ediyordum. Boynumu, boğazımı öpmeye, kulak mememi emmeye başladı. Sonra kulağıma,
“Şarap da aramızda kalacak, bu yaptıklarımız da… Ben artık dayanamıyorum, lütfen kırma beni Zeliha!” dedi. Bedenim titriyordu resmen. Ağzım, “Yapma!” dese de, içimden devam etmesini umuyordum. Yavaşça arkamdan tişörtümü çıkarttı ve hemen sütyenimi de açtı, önüme geçti. Ben,
“Abi yapma…” dedikçe göğüslerimi ve meme uçlarımı emiyordu. Bacak aram resmen ıslanmıştı. Ne oluyordu bana böyle? İçimdeki yangına, arzularıma karşı koyamıyordum…
Salondaki koltukları çok genişti, yatak gibiydi nerdeyse. Beni yatırdı ve eteğimle külotumu çıkarttı. “Yapma abi…” desem de, bacak arama yumulmuştu bile. O aşamadan sonra bende film koptu. Amımı öyle bir yalıyordu ki, dilini içine sokarak, am dudaklarımı tek tek emerek, klitorisimi dudaklarının arasında sıkıştırıp sündürerek…
Sonunda bana birden bir titreme geldi, ölüyorum sandım ve amımdan resmen sular akmaya başladı. Orgazm dedikleri bu olsa gerek. İnanın yarım saate yakın yaladı amımı ve o yarım saatte belki üç kez orgazm oldum. Bulutlarda uçuyordum resmen. Onbir yıllık evliydim, ama bu duyguyu daha önce hiç yaşamamıştım.
Sonunda doğruldu, beni kucağına aldı ve ikinci kata çıktık. Ben kucağında, bir yandan dudaklarımı emiyor, bir yandan merdiven çıkıyordu. Bu nasıl güçlü bir adam böyle diye düşünürken yatak odasına geldik.
Koskoca bir yatakları vardı, yatırdı beni. Ve önümde soyunmaya başladı. Baksırını çıkarınca nerdeyse dilimi yutuyordum.
Aman Tanrım, o nasıl bir yaraktı öyle, uzunluğu nerdeyse bileğim kadar ve başı kalın mı kalın. Jale demek ki, “Hakan'ınki oldukça büyük!” derken abartmamıştı. Hakan yarağını ağız hizama getirip,
“Şimdi de senin hünerlerini görelim bakalım!” diye dudaklarımın arasına doğru dayadı. Sıra bende idi. Beni böyle dili ve ağzı ile üç kez orgazma ulaştıran adama mümkün mü yok demek?
Çekingen bir tavırla, titreyen ellerimle tuttuğum yarağını yalamaya başladım. Ama kafası bile ağzıma sığmıyordu, zorlanıyordum iyice. Acemice ve korkuyla karışık merak içinde, elimden geldiği kadar yaladım… On dakika geçmeden, Hakan,
“Şimdilik yeter bu kadar! Şimdi de amının hünerlerine bir bakalım!” deyip yarağını ağzımdan çekti. Yatağa yanıma sırtüstü uzanıp,
“İlk seferinde gel sen üzerime canım!” dedi.
Kocam beni sikerken hep altına alırdı. Yine acemi hareketlerle üzerine çıktım. İçime almama izin vermedi önce… Belimden tutup bastırarak am dudaklarımla Hakan'ın göbeğine yapışmış yarağı üstünde ileri geri gitmemi sağladı.
Tüm bu sürtünmeler sırasında klitorisimden aldığım zevk delirtti beni, am sularımla resmen yıkadım yarağını…
En sonunda onun yönlendirmesiyle yarağı başından tutup ıslak amımın ağzına yerleştirdim. Amım o kadar ıslak olmasına rağmen sırf o kocaman başını içime alana kadar öldüm nerdeyse. Ama Hakan hiç alttan hareket etmiyor,
“Aşkım sen kendin ayarla, yavaş yavaş. Hepsi girince biraz acır belki, ama sonra alışırsın!” diyordu.
Ona söylemesi kolay, o yarak sonuçta bana giriyordu. Amım yırtılıyor sandım, ama sonunda yarısını almıştım ve artık durmak niyetim de yoktu. Biraz daha, biraz daha derken sonunda taşaklarına kadar oturdum.
Yarağını sanki midemde hissediyordum. Yarağı komple içimde iken hiç kımıldamadan, on dakikaya yakın sadece öpüştük, yiyiştik. Sonunda dayanamadım ve hafiften kalkıp oturmaya başladım…
Tanrım bu ne güzel bir şeydi böyle, amımın duvarlarında kalın yarağının damarlarını hissediyordum. Amım yarağına alıştıkça alıştı ve benim hareketlerim de daha bir serileşti. Gittikçe hızlanan bir tempoyla kalkıp oturuyordum artık. Kocamdan alışık olduğum için bitecek korkusu ile, bir ara çok hızlanmışım. Hakan,
“Aşkım acele etme, daha sabaha kadar vaktimiz var, sabaha kadar o senin, elinden alan yok, tadını çıkar!” demesi ile yavaşladım.
Bir onbeş yirmi dakika sonra Hakan beni üzerinden indirip altına aldı, bacaklarımı omzuna attı. Yarağını amıma tek seferde köküne kadar sokunca tekrar yırtılıyorum sandım. O esnada öyle bir bağırmışım ki, nerdeyse tüm mahalleyi ayağa kaldıracaktım. Hakan,
“Aşkım sakin ol, adam öldürüyorum sanacaklar!” diye güldü.
“Gülme aşkım, o yarak sana girse ölürsün valla!” dedim.
Ufak ufak hızlanarak pompalamaya başladı. Artık orgazmlarımı saymaktan vazgeçmiştim. Ama bende tam yine bir titreme başladığında Hakan iyice hızlandı. Ben yeniden orgazm olurken Hakan da boşaldı.
Onbir yıllık evliliğimde kocamla hiçbir zaman aynı anda boşalmamıştım. İçime Hakan'ın dölleri bahçe hortumundan akar gibi akıyordu. Birbirimize kenetlendik ve içimden çıkmadan beni üstüne aldı.
İyice yorulmuş ve mayışmıştım. Hakan altımda ve yarağı içimde, bir saate yakın uyumuşum. Hakan'ın alttan amıma pompalamasıyla uyandım. Dudaklarına dudaklarımı verip öpüştükten sonra,
“Sen nasıl bir insansın böyle, halen mi sikiyorsun beni?” demem gülüp,
“Evet canım, doyamıyorum sana!” dedi ve beni üstünden indirdi. Beni dört ayak pozisyonuna alıp arkama geçti. Yine sikecek diye beklerken, başladı hem amımı hem götümün deliğini yalamaya. Böyle bir zevk yok dünyada, perişan oldum.
Sonunda götümün deliğine okkalı bir tükürük bırakıp, o koca yarağını götüme dayadı. Niyetini anlamıştım, götten sikecekti beni. Telaşla,
“Hakan yapma kurban olayım, oraya girmez, ölürüm valla, hem ordan daha hiç yapmadım!” desem de, Hakan'ı durdurmak imkansızdı.
Ama ne kadar denediyse de girmedi. Komodinden kreme benzer bir şey aldı ve bu sefer hem yarağını, hem götümün deliğini kremledi.
“Aşkım kasma kendini, ben bu götü sikmezsem uyuyamam, kasarsan acır, serbest bırak kendini!” dedi.
En sonunda yarağının kafasını götüme öyle bir geçirdi ki, dudağımı ısırdım, gözümden yaş geldi. Hakan,
“Bak aşkım kafasını aldın işte, gerisi kolay!” dese de ben ölüyordum acıdan…
Yarağının kafası götümde hareketsiz beklerken bir yandan da amımı okşamaktan alamıyordu kendini. Amımı okşadıkça ben gevşedim ve sonunda milim milim de olsa, o koca yarağı götüme tam olarak aldım. Yavaş yavaş acı geçti ve o koca yarak götüme girip çıktıkça resmen zevk almaya başladım.
Tabii arkama girip çıkarken, amımı da sürekli okşamaya devam etti. Yarım saate yakın götümü sikti ve en sonunda içime boşaldı. Yarağını götümden çıkarmadan yan yatırdı beni, 66 pozisyonunda arkamdan bana sarıldı ve uykuya daldık…
Sabah bir uyandım ki, o koca yarağı halen götümde. Yavaşça kendimi çekip yataktan kalktım. Duşa gidecektim, ama yürümekte zorlanıyordum. Jale'nin yürüyüşünün bazen neden öyle değiştiğini şimdi çok iyi anlıyordum.
Duşumu yaptım. Kahvaltıyı hazırladım ve Hakan'ı uyandırdım. Yüzünde bir gülümsemeyle beni öptü ve
“Aşkım harikaydın dün gece! Artık bizimkiler gelene kadar buradasın, hiçbir yere göndermem seni!” dedi…
O günden beri artık sikişmeden duramıyoruz. Fırsat buldukça, arabada, depoda, bazen de otelde beni sikmeden bırakmıyor.
Seni çok seviyorum koca yaraklım ve o yaraksız yaşamak istemiyorum...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
ilk Sex Tecrübemde Anal Yaptım
Ben Banu, 1.80 boyunda, esmer, kendince güzel sayılacak, etrafımdakilerin söylediklerine göre manken gibi bir kızım. Ben, Tekirdağın deniz kenarına yakın bir sitede çalışan, 10 sene önce buraya çalışmak için gelmiş bir ailenin ortanca kızıyım.
Ailem köy kökenli tutucu bir aile olduğu için, buralardaki kızlara göre daha kısıtlı gezer, giyinirdim. Babam sitenin kalorifer işi gibi teknik işleriyle ilgilenir, annem ise ev işlerine gider. Ablam 23 yaşında ve evli. Bir de bu sene Üniversiteyi kazanıp giden erkek kardeşim var.
Burdaki seks hikayelerini okumaya başlamam, İstanbuldan tatile gelen, çok iyi anlaştığım kız arkadaşım Ebrunun tavsiyesi ve ısrarıyla oldu. Ben liseyi bitirince okumamıştım.
Evde kalıp anneme ve babama yardım ediyordum. Yazın Ebru tatile gelir, Tekirdağda okullar açılıncaya kadar kalıp, daha sonra İstanbula dönerdi. Ebru, ailesinin durumu çok iyi olduğundan ve evin biricik kızı olduğundan çok rahat davranan biriydi.
Sadece yazları görüşsek te, Ebru benim çok iyi anlaştığım tek arkadaşımdı. Bu yazın da yine geldi. Ebruyla olunca, ailem benim gezmeye ve denize gitmeme daha rahat izin verirdi. Deniz kenarında yaşamamıza rağmen pek denize girdiğim yoktu, sadece ablam bize geldiğinde ailece gidersek, yada Ebru ile babası babamdan izin aldığında gidiyordum. Yine yazın sonuydu.
Ebru, ailesinin geri döneceğini, ama kendisinin bir 10 gün daha (okullar açılıncaya kadar) kalacağını söyledi. Haftasonu bir akrabasının yazlığına Cumadan gidip Pazartesi döneceklerini, benim de gelmemi istedi. Ben de ailemin izin vermeyeceğini, sadece babasının babamdan izin alırsa gelebileceğimi söyledim.
Ebru da babasından rica etti. Ebrunun babası (Mustafa abi) 45 yaşında, atletik, uzun boylu ve karizmatik biriydi. Babamla da araları iyi olduğundan, babama ısrarı sonucu bana izin aldı. Cuma sabahı, ben, Ebru, Mustafa abi ve eşi Gülçin teyze ile, kalacağımız akrabalarının yanına gittik.
Gittiğimiz yazlık Ebrunun teyzenin yazlığıydı. Ebrunun teyzesi, eniştesi ve oğlu Kaan bizi sıcak bir şekilde karşıladılar ve yazlığa yerleştik. Öğle yemeğimizi yedikten sonra denize gitmeye hazırlanırken İstanbuldan bir telefon geldi. Ebrunun anneannesi rahatsızlanmış, hastaneye kaldırmışlar.
Bu haber üzerine tüm aile tatili kesip İstanbula dönecekken, Ebrunun annesi eşine, “Mustafa sen çocuklarla kal, biz eniştem ve ablamla gider gerekeni yaparız.” dedi. Diğerleri de onayladı. Dolayısıyla ben, Ebru, teyzesinin oğlu Kaan ve Ebrunun babası Mustafa abi kaldık.
Onları yolcu ettikten sonra biz de zaten deniz hazırlığımızı yapmıştık, denize gittik… Ebru, Kaan ve ben denize girerken, Mustafa abi deniz kenarında güneşleniyordu. Deniz içinde Ebru ile Kaan bir hayli birbiriyle şakalaşıp el kol harektleri yapıyorlardı. Bense biraz tutuk ve çekingendim, onların biraz uzağında yüzüyordum. Bir ara dikkatimi çeken ilginç birşey oldu,
Kaan Ebrunun göğüs ve kalçalarını elliyor, Ebru ise Kaana babasının görebileceğini, rahat durmasını söylüyordu. Bir hayli geçmişti ki bensıkılmış kenara çıkmıştım. Mustafa abinin yanına selam verip uzandım.
Mustafa abi mayo ileydi ve önündeki kabartı çok belli oluyordu, biran oraya gözüm takılmıştı. Mustafa abi gülerek, “Hayırdır Banu durgunsun, neden yüzmüyorsun?” dedi. Ben sadece, “Şeyy… ben denize girmeyi pek sevmem, sizin hatrınız için geldim.” dedim.
Mustafa abi, “Sağol, bizi kırmadığın için teşekkür ederim.” dedi… Neler yaptığımı, nasıl zaman geçirdiğimi sormaya başlamıştı ki, konu döndü dolaştı, erkek arkadaşım olup almadığına geldi.
Bugüne kadar sadece Lisede bir kez olduğunu, bir de bizim sitede çalışan birinin sürekli benle arkadaş olmak istediğini, ama babamdan korktuğum için bunu kabul etmediğimi anlattım.
O sırada yanımıza Ebru ve Kaan geldi, büfeye gidip birşeyler alacaklarını söyleyip izin istediler. Babası da izin verdi, bize de dondurma ve su almalarını istedi.
Onlar gittiler, biz halen oturuyor, sohbet ediyorduk. Akşam üzeri olmuştu sahilde çok kimse de kalmamıştı. Bir ara ben, “Mustafa abi ben de gidip Ebruya bakayım.” dedim. “Tabiki!” dedi… Ben büfeye giderken elbise değişim kabinlerinin arkasında öpüşen kişileri fark ettim.
Biraz daha yaklaşınca bunların Ebru ile Kaan olduğunu gördüm, adeta kendilerinden geçmişlerdi, birbirlerini yiyecekmiş gibi dudakları yapışmış, Kaan Ebrunun kalçalarını okşuyordu.
Şok olmuştum. Gerçi Ebruyu erkeklerle bu şekilde ilk görüşüm değildi. Ebru çok rahat bir kızdı ve onun için böyle işler normaldi. Ama bu başkaydı, Kaan teyzesinin oğluydu. Bir süre onları izledim, onlar beni farketmemişti. Biraz daha yiyişip toparlandılar, yola çıkıp büfeye gideceklerken, ben arkalarından seslendim.
Bana bir arkadaşlarını gördüklerini, biraz onunla sohbet ettiklerini, daha büfeye yeni gideceklerini söylediler. Ebru, istersem benim de büfeye gelebileceğimi söyledi.
Ama ben babasının yanına döneceğimi söyleyip, geri döndüm. Onlara maydonoz olmak istemiyordum… Ben tam babasının yanına vardığımda, babası yazlığa dönüp şirket ile bir işi olduğunu, onu internetten halledeceğini, istersem benim Ebruları bekleyip onlarla dönebileceğimi söyledi.
Ben de yazlığa dönmek istediğimi, sıkıldığımı söyledim. “Tabi, gel!” dedi. Ebruyu da arayıp, bizim yazlığa döneceğimizi, kendilerinin de işleri bitince yazlığa gelmelerini söyledi… Yazlığa gittik. Mustafa abi bilgisayarın başına geçti. Ben de banyoya girip bir duş almayı geçiriyordum aklımdam.
Odama girip havlumu bırakıp, duştan sonra üzerime giyeceğim elbiselerimi hazırladıktan sonra üzerimdeki mayo ile banyonun yolunu tuttum. Mustafa abiyi bilgisayarın başında zannederek üzerimdeki mayonun askılarını indirip banyoya girdiğimde şok olmuştum.
Mustafa abi çırılçıplak banyodaydı ve duşa girmek üzereydi. Plajda mayosuyla gördüğüm kabarık önü, bu defa herşeyiyle karşımdaydı. Ben şaşkınlıkla kocaman yarağına bakarken, o da elimle kapatmaya çalıştığım göğüslerime bakıyordu. Şaşkınlığım geçtikten sonra, “Şeyy, ben sizi bilgisayarın başında sanmıştım, özür dilerim…” derken,
Mustafa abi yanıma yaklaştı ve çok güzel olduğumu, gelmemi istedi. Donup kalmıştım adeta. İlk kez böyle birşeyle karşı karşıyaydım. Daha önce çevremde sadece Ebruyu erkeklerle ve bir kez de ablamı eniştemle sevişirken gören ben, ilkkez canlı yarak görüyordum…
Ellerim halen göğüslerimdeydi. Mustafa abi istersem dokunabileceğimi söyledi. Ben ise halen kendime gelememiştim ve o şaşkınlıkla, “Şeyy, ilk ilk kez görüyorum…” dedim.
Mustafa abi dudaklarıma yapıştı ve öpmeye başladı.
Bugün gördüklerimin tesiriyle karşılık bile veremedim. Üstelik çok hoşuma gitmişti, ilk kez bir erkek tarafından öpülüyordum. Mustafa abi beni kendine çekti, rahat olmamı, beni çok güzel bulduğunu, beni istediğini söylerken, halen beni öpüyor, elleri ile göğüslerimi kalçalarımı sıkıyordu.
Ben ise birşey yapamıyor, karşılık dahi vermiyordum, ama hoşuma gidiyordu. Beni iyice saran Mustafa abi üzerimdeki mayoyu aşağı çekerek beni çıplak bıraktı, elimden tutarak elimi yarağına götürdü. Yarağı büyük ve kalındı.
Nedense o an aklıma seks hikayelerinde okuduğum kalın yaraklar geldi… Yarağı elimdeydi, okşamamı istedi, ben ise sadece avuçladım. O ileri geri yapıp, kalçalarımı ve amımı okşuyor, göğüslerimi sıkıp, dudaklarımı öpüyor, beni iyice zevk sarhoşu yapıyordu.
Okadar zevk almaya başladım ki, amımın sulandığını hissettim. Ben de karşılık vererek, elimdeki yarağını sıkıp, dudaklarına yapıştım. Acemice öpüşmem onun daha hoşuna gitmişti.
Beni tekrar sarıp, boynumu yalıyor, göğüslerimi ısırıyordu. Beni omuzlarımdan aşağı ittirerek önünde diz çökmemi sağladı, “Yala!” dedi. Ben ise daha önnce hiç yapmadığımı, nasıl olduğunu bilmediğimi söyledim.
Yarağını ağzıma götürmek istedi, ama ben ağzımı kaçırınca, beni ayağa kaldırdı, kendisi önümde diz çökerek amıma yumuldu. Amımı çok hızlı yalıyor, adeta beni çıldırtıyordu.
Bu arada parmakları ile de götümün deliğini zorluyordu… Ben artık iyice kendimden geçmiştim. Hayatımda ilk kez, üstelik babam yaşında biri ile sevişiyordum. Mustafa abi çok iyi sevişiyordu, fakat götüme soktuğu parmağı canımı acıtıyordu.
Biran, “Ayyy!” diyerek irkildim. “Ne oldu, canın mı yandı aşkım?” diyerek kibarca sordu. “Mustafa abi ben ilk kez böyle birşey yaşıyorum, bence bu yaptığımız çok yanlış!” diye itiraz etmek istedim. Ama o, “Bana abi deme, aşkım de! Herşeyin bir ilki vardır, merak etme güzel olacak!” diyerek yine beni önünde diz çökertti.
Yarağını ağzıma vermek istiyordu, ama ben alamıyordum, kalındı ağzıma girmiyordu. “Öp onu, yala!” dedi. Tam öperek yalamaya başlamıştım ki, saçlarımı çekti.
Can acısıyla ağzımı açmam ve o kalın yarağın ağzıma girmesi bir oldu. Ağzım yırtılacak gibi, kusacak gibi oluyordum. Ama Mustafa abi çıkarmama izin vermiyor, başımdan tutarak adeta ağzımdan sikiyordu beni. Ben bu arada birkez daha ıslanmıştım.
Mustafa abi de fazla dayanamayıp ağzıma boşalmaya başladı. Çok kötü bir tadı vardı, hemde çok geliyordu. Boğulacak gibi oldum. Zorla çıkarmıştım ki ağzımdan, çıkarmamla lavaboya kusmaya başlamam bir oldu…
Ben lavobaya dönmüş kusarken, Mustafa abi arkadan kalçalarımı ve amımı yalıyor, parmağını amıma sokuyordu. Ben halen kendime gelememiştim, fakat o anda tek düşündüğüm şey kızlığımdı. Ona bakire olduğumu, kızlığıma zarar vermemesini istedim.
Mustafa abi de bunun üzerine amımı parmaklamayı bırakıp, parmağını götüme sokmaya başladı.
Canım acıyordu, ama Mustafa abi çok iyi biliyordu işini, bana zevk te veriyordu. Ben önünde domalmış durur halde lavaboda ağzımı yıkarken, o ise parmağını götümde ileri geri yaparak sırtımı yalıyordu.
İyice çıldırmıştım ve kendimi daha da ona teslim etmiştim. O da bunu anlayınca yarağını götüme sokmaya çalıştı.
Yarağını götümün deliğinde iyice hissettim, fakat kalındı ve girmiyordu. Aslında korkuyordum da, istiyordum da…
Bana, “Böyle kal!” diyerek, banyo dolabından losyon aldı, bolca yarağına ve götüme sürdü. Ben olacakları beklerken yine yarağını götüme zorladı. Yine girmiyordu. “Kendini rahat bırak, sıkma!” diyerek, lavobayo doğru dahada domalmamı istedi.
Dediklerini yaptım, yeniden zorladı. Birden içimde tarif edilemeyecek acı hissetim, beynimde şimşekler çakıyordu. “Çıkarrr!” diye bağırıyordum, fakat kaçamıyordum çünkü kafam lavabonun altındaki duvara dayanmış,
Mustafa abi de beni sıkıca kavramıştı. O kocaman yarak götümde yavaş yavaş ilerlerken, ben ise artık acıya dayanamıyordum ve ağlıyordum. Elim ayağım kesilmişti.
O ise hala götüme sokmaya devam edip, “Geçti aşkım, girdi, az kaldı!” diyordu. Kasıklarını kalçalarımda hissetiğimde acıdan kendimden geçmiş ve bayılmışım… Ayılıp kendime geldiğimde yatak odasındaydık, yüzüstü yatıyordum.
Mustafa abi kasıklarımın altına yastık koyup beni domaltmış, arkamda götümü sikiyordu. Bende hal kalmamıştı, o ise sürekli abanıyor, sırtımı ensemi öpüyor, götümü sikmeye devam ediyordu. 15-20 dakikadır sikmesine rağmen boşalmamıştı.
Garip tarafı, bu iş bana acının yanında zevk te veriyordu. O zevkle ben de kalçalarımı ona itiyor karşılık veriyordum. Mustafa abi müthiş bir tecrübeyle sikiyordu götümü. O kalın büyük yarağın içimde olduğuna ve götüme nasıl alabildiğime halen inanamıyordum.
Her tarafım uyuşmuş ve götümün deliğini hissetmiyordum. Artık bende hal kalmamıştı, “Mustafa abi boşalll!” diye yalvarmaya başladım. İyice hızlanmıştı. Ben zevk ve acıdan yatağı dişliyordum. Sonunda acaip bir hırıltı ile götüme boşaldı…
Yarağını götümden çıkarıp, yarağını çarşafa sildi. Bana iltifatlar ediyor, “Seni çok seviyorum aşkım, karıcığım!” diyor, omuzlarımı, sırtımı, belimi, götümün yanaklarını öpüyordu. Ben halen o acı ve şaşkınlıkla, şok bir halde yatakta yüzüstü yatıyordum, sesim çıkmıyordu. Derken alt kattan sesler duyuldu, kesin Ebru ile Kaan gelmişlerdi. Mustafa abi mayosunu giyip bilgisayarın başına giderken, ben de dölden sırılsıklam olmuş çarşafı alıp banyoya koştum…
Hemşire Kıyafetlerimle hastane maceram
Ben bır hastanede calısan hemsıreyım. İsmım Melda 35 yasındayım. 4 yıl once bosandım. Gecen yıl basımdan gecen olayı sızlerle paylasmak ıstıyorum. Hastanede arkadaslar arasında hep sohbetlerımız ya erkekler ya cınsellık yada gıyım kusam.
Zaten butun kadınların ılgı alanıdır. Bır gun sabah mesaı degısımı esnasında arkadaslar kıkırdasıp duruyorlardı. Bende merak ederek konuyu ogrenmeye calıstım.
Olgun yaslarda yakısıklı bır beyden bahsedıyorlardı. Bu bey babası rahatsızmıs ve gunduz kardeslerı aksam kendısı refakat edıyormus. Adınıda adamın capkın koymuslar. Halbukı kendısının haberı yok. Gercek ısmı Levent mıs.
O kattakı ne kadar hasta, refakatcı varsa ve hatta bızım arkadasların ılgı odagı olmus. Bu ısmı takmıslar. Daha sonrakı gunlerdede hep sabahları aynı sohbet devam ettı. Dogal olarak ılgımı cektı.
Gormek ıstıyordum. Sabahlarıda ıse gıdecegı ıcın kardeslerı erken gelıyor oda hemen ısıne gıdıyormus. İnat ettım sabah uyku tutmadı yalanıyla hastaneye geldım. Arkadaslar sasırdı. Hayırdır bu saatte dedıler. Uyku tutmadı sabahta yakın olunca erken geldım dedım.
Sız devredıp gıdın dedım. Odaları dolasırken arkadaslar o unlu capkın beyı gosterdıler. Baktım o kadar da cok yakısıklı degıldı. Kendı kendıme bunun neresıne ılgı duymuslar dıye sasırdım. Odadan cıkınca arkadasa dedım bunun neresıne ılgı duyuyorsunuz normal bırı dedım.
O da dedıkı daha sohbet etmedınkı. Neyse bayagı meraklandım. Az sonrada kendı ıyı gunler dılegıyle refakatcı degısıp gıttı. cok nazık bırıne benzıyordu. Tarıfı mumkun olmayan bır sıcaklık bır cekım kuvvetı vardı sankı. Hanı hepınız bılırsınız, bazı ınsan ne kadar yakısılı yada guzel olursa olsun ıcınız ısınmaz.
Bazılarıda tıpı ne olursa olsun cekıcıdır kanınız hemen ısınır. Bu da oyle bır tıp. Arkadasın bırıne yalvar yakar oldum ve nobetlerımızı degıstık. Aksamı sabırsızlıkla bekledım. Nıhayet geldı. Sankı aramızda bır sey varmıs gıbı sevındım.
Olacak sey degıl. Selamladı. Nasılsınız dedı. Tesekur ederım sız dedım. İyıyım ama sız gec kalmıssınız dedı. Arkadasla mesaı degıstık dedım. Gulumsedı. Sızdemı yoksa dedı ve yurudu. Ne ıcın kaldıgımı anlamıstı. Ya cok zekı kadınları ıyı bılen bırı yada medyumdu.
Bırazda utanmıstım. Sacmalıktı yaptıgım. Yemek sonrası ortalık sakınlesmeye basladı ama kadınlar mutlaka bır bahaneyle gelıp adamı meskul edıyorlardı. Konusmalarını dınlıyordum. cok bılgılı kulturlu ve cok nazık bır beydı.
Nazık derken ınceden kırılan bır tıp degıl. Herkesın sorularını kırmadan bıkmadan cevaplamaya calısıyordu. Gorunumu hem beyefendı hem bıraz maco tıpteydı. Takım elbıse gıyıyordu. Karakterı oturmus bırıydı. Kadır ınanır tıpı bır sey.
Kadınlar ıyıce ısı azıttılar. Kocalarıyla olan yatak odası sorunlarına varana kadar adamdan yardım ıstıyor bılgı alıyorlardı. Dınledıkce bayagı benıde merak saldı. oyle bır anlatımı vardı kı tam bır profesor gıbı bılımsel olarak ve kadınların anlayacagı dılden anlatımları vardı.
Merak edıp bende yanasıp meslegını sordum. İnsaat sektorunde oldugunu ve serbest calıstıgını soyledı. sasırdım. Yuzumdende bellı oldukı neden sasırdınız dedı. Ben doktor fılan sandım dıyerek sacmaladım. İnsan ılıskılerını herkes bılmelı ayrıca cınsellıgıde bılmelı. Mutlu olmak ıcın doktor olmamızmı gerek.
Saglıklı ve guzel bır ılıskı ıcın herkesın arastırmacı olup bılgılenmesı gerektıgını soyledı. O kadar tatlı anlatıyordu. Tahmın edıyorum oradakı kadınların hepsı keske bu benım kocam olsaydı dıyordu. İnanırmısınız sozde saglıkcıyım klojen kelımesının bıle anlamını ondan ogrendım.
Nasıl mı? Kadınları daha fazla gurultu yapmamaları ıcın yatmaya gonderdım. Onunla yalnız kalmak ıstıyordum. Odasına bır bahane bulup gıdecektım. Hastaların son kontrolu dıyerek cıkayım dıye dusunurken odamın kapısı calındı.
Baktım o. Gırebılırmıyım dedı evet dıyerek yer gosterdım. Evet ıstedıgınız oldu neydı soracaklarınız dedı. sasırdım. Bu adam sankı ıcımı okuyordu. Yahu senın karsında ozel dusunemezmıyım her seyımı fark edıyorsun. Nasıl becerıyorsun dedım. ozel bır becerı degıl sadece ınsanları ıyı tanımak ıcın cabalıyorum yıllardır boyle artık tecrube olustu hepsı bu dedı.
Hıc sıkılmayın yıllardır arkadaslıgımız varmıs gıbı rahat ve acık konusun. Bu sekılde daha kolay yardımcı olabılırım sanırım dedı. Kendımı ve basımdan gecen olumsuz evlılıgı anlattım.
Arada bır canımın sex ıstedıgını ve masturbasyon yapmaya calıstıgımı ama basaramadıgımı amımın sulanmadıgını soyledım. Klojen gelmemesı kendınızı tam olarak ortama verememenızden kaynaklanır dedı. Bu kelımeyı duydum ama anlamını bılmıyorum dedım. Amınızdan akan kayganlastırıcı sıvı dedı.
Erkekte de kadında da uzun sure ılıskıye grılmedıgınde boyle takılmalar olabılecegını en guzel cozumun bu ısı elle degıl bır partnerle cozecegımı soyledı. Dıldo yada vıbratorde olur ama masturbasyon alıskanlık yapınca normal ılıskılerde arızalar olusur dedı. Basladım aglamaya. Bu dedıgınız alınır satılır bır sey degıl.
Nereden bulayım partnerı dedım. Haklısınız ama aglamayın lutfen zamanla cozulebılır dedı. Yanıma oturup saclarımı topladı gozyaslarımı sılerek teskın etmeye calıstı. Bende ıstem dısı sıgınma durtusumu nedır bılmem sarıldım ona. Yapmayın dedı.
Kendımı suclu hıssedıyorum dedı. Hayır ortada suc yok sadece sorunlu olan benım dedım. Yanaklarımı oksayarak bır yandan teskın etmeye calısıyor bır yandan goz yaslarımı sılıyordu. Ona sarıldıgımda ıcımde bır guven olustu. Bosanan hanımlar bılırler ınsan sıgınacagı bır guclu erkek arzu eder. Kusura bakmayın uzun suredır yalnızım musaade edın bıraz sıze sarılayım dedım.
Pekı nasıl mutlu olacaksanız oyle davranın dedı. Yavasca yanaklarından optum. Baktım seslenmıyor cesaretlendım. Tekrar arka arkaya yanaklarına opucuk konduruyordum. İcımde ınanılmaz bır cınsel ıstek olusmustu. cıldırdım.
Bırden dudaklarına yapıstım. Hemen gerı cekılerek kendıne guvenen bır sekılde pısman olacagınız seyler yapmayın yada emın olunca yapın dedı ve gerı cekıldı. cokmu cırkınım dedım. Hayır alakası yok. Ben butun kadınları guzel bulurum.
Sadece sızı dusunuyorum. Bu arada kendımı de dedı.. cunku bır kadının zor anlarından faydalandı denmesını ıstemem dedı. Ben kendımden emınım sıkısmek ıstıyorum, ınanırmısınız 4 yıldır amım ılk defa nemlendı erekte oldu dedım.
Hemen sıkısmek ıstıyorum dedım. Adresınızı verın yarın geleyım gelmeden ararım bu arada sızde ıyıce dusunun aradıgımda kararlıysanız gelırım dedı. Ertesı gunu aksam aradı. Heyecanla telefonu actım hadı gel dedım. Tamam dedı dusunu al dınlene dur ben gelıyorum dedı. Hemen dusa gırdım.
Anladıgım kadarı ıle tıtız bırıydı. Butun vucut temızlıgımı yaptım ve dustan cıktım. ustume bustıyer altıma da mını dar bır sortumu gıydım. Heyecanla beklemeye basladım gelmesıne yakın bırer bardak vıskı hazırladım. Kapı calındı.
Kapıyı actım benı gorunce harıkasın dedı ve ıcerı gırdı. İcerı gırdık oturdu ve vıskı ıkram ettım. Basladık ıcmeye ve sohbete. O kadar sakındıkı ınsana guven verıyordu. Baska erkek olsa daha hastanede saldırırdı.
Evıme geldı bas basayız hala sakınlıgını koruyordu. Yanına yaklastım ve sarıldım. Sıcaklıgı bıle huzur verıyordu. Dus alıp geldım ama yınede yolda terlemıs olabılırım tekrar alayım dedı. Hayır tenın hıc pıs kokmuyor. Kendıne munasır hos bır erkek kokusu var. İstek uyandırıyor dedım.
Egılıp dudaklarıma yumuldu. Dılımız yılanların sevısmesı gıbı bırbırıne dolanıyordu. Boynumdan yalamaya basladı. Kulaklarımı yalıyor ensemı yalıyor cıldırtıyordu. Hemen bustıyerımı cıkardı basladı goguslerımı yalamaya.
Eskı kocamda boyle bır sevısme yasamamıstım. Bende altımdakı sortu hemen cıkardım. Memelerımı oyle bır emıyorkı hem agzını dayamıs emıyor hemde agız ıcınden dılını meme uclarıma surtuyordu. Buda benı cıldırtıyordu. Yavasca dogrulup kendısıde soyunmaya basladı. Yaragı o kadar zarıftıkı. cok buyuk degıldı.
Tahmınım 15-16 cm vardı butun kadınların rahatca acı hıssetmeden alabılecegı ıdeal bır boyuttaydı. Kalkmıs ve pantolonu cadır yapmıstı. O gomlegını cıkarırken bende pantolon ve kulotunu cıkardım. Sarıldım yaragına basladım yalamaya.
İnanırmısınız ılk defa yarak yalıyordum. Bır ıkı kez eskı esım ıstedı ama ıgrenc buldugum ıcın yalamamıstım. Bu ıse tertemız kılları traslanmıs ve en ufak bır pıs koku yoktu. Hıjyene onem veren bırıydı. Zamanla tanıdım kendısını. Onunkını kendı ıcımde ıstek olusarak yaladım.
Tabı bıraz acemıydım ama o benı yonlendırerek ogretıyordu. Hıc baskıcı davranmıyordu. Benı kucaklayıp halının uzerıne yatırdı. Bacaklarımı gogsume dogru yaslayarak basladı amımı yalamaya.
Ama ne yalamaydı. Dılının ucuyla kılıtorıse hızlı hızlı surtuyor sonra agzını dayayıp kılıtorısımı emıyor ve ıctende dılını surtuyordu. Ben cılgınlıktan ne yaptıgımı bılmıyorum. Arada bır asagıya kadar ınıp am ve got delıgımın arasındakı bolgeyı yalıyor cıldırtıyordu benı.
Tam bır kadınlar ıcın seks uzmanıydı. Az sonra dayanamadım ve kasılarak bosaldım. Bacaklarım hala tıtrıyordu. Sanırım saclarını zevkten yolmaya kalkmısım sacları dagınıktı. Yalamaya devam ettı. Bırak dayanamam ıkıncısıne dedım dınlemedı devam ettı. Dogruldu ve benı masanın uzerıne alıp bacaklarımı kaldırdı ve yaragını yavasca amımın ustuyle got delıgımın arasında surtuyordu.
Kadında sınır olmaz ama erkekte maalesef var bunu degerlendır dedı. Amımdan ıcerı yavas hareketle saldı yaragını. O ne guzel duyguydu. 4 yıldır amıma yarak gırmıyordu. otekı kocamın yaragı 19 cm dı bu nedenle canım yanıyordu.
Halka kullanıyorduk. Ama bu tam amıma goreydı. Tum kadınlara tavsıye ederım. Yaragı ıyıce dıbıne kadar soktu ve ardından rıtmık bır sekılde sokup cıkarmaya basladı.
Az sonra baktım parmagıyla got delıgımı oksamaya basladı. Bıryandan amımı sıkıyor bır yandanda gotumu parmagıyla sıkıyordu. İkı taraflı nede zevklı oluyordu. Az sonra ıkımızde bırlıkte bosaldık. Hemen dus alayım terledım dedı.
Dusa gırdık ben dayanamadım tekrar ınmıs yaragını basladım yalamaya. Tekrar sertlestı. Kuvetın sabunluk kısmına egıldım ve arkama yanasıp amıma soktu o guzel yaragını. İkımızde cıldırmıstık. Yıne odada yaptıgını yaptı. Domaltıp amımdan sıkerken ustende parmagıyla gotumu sıkıyordu. İkımızde uctuk.
Yahu benımle aynı anda nasıl denk getırıp bosalıyorsun dedım sır dedı. Bu sefer yatak odasına gectık. Evın her kosesını kullanıyorduk. Yataga yatıp bırer kadeh vıskı ıctık. Bak bebegım dedı. Bencıl erkekler kendını dusunur ve kontrolsuz sıkısır.
Kadınını dusunen erkek ıse kadınının zevk almasından hoslanır, onun nefes alıs verısını takıp eder ucmaya yaklastıgını hıssedınce kendınıde durtuler ve aynı ana denk getırerek bosalır. Boylece erken bosalma sorunuda yasanmaz. Bırlıkte bosalır bırlıkte dınlenırler dedı. 38 yasına ragmen cok super performanslıydı. Bu yıl 44 yasında erkegım. Hala cıvı gıbı. Sabaha kadar kendı 6 kez benı de 7 kez bosalttı. Her fırsatta sıkısıyoruz.