Uyulacak Asıl Kaynak; Kuran
Rabbinizden size indirilene uyun!
O’ndan başka dostlar edinerek onlara uymayın!
Pek az öğüt alıyorsunuz. [A’raf, 3]
Bu ayette “La ilahe illallah” kelimesinin manasını başka bir üslup ile açıklamakta ve bu kelimenin pratikte nasıl yaşanması gerektiğini öğretmektedir.
“Rabbinizden size indirilene uyun.”
Allah (c.c) bu ayette şöyle buyuruyor:
“Ey insanlar! Sizin ve herşeyin sahibi, yaratıcısı, düzenleyicisi, gözeticisi ve terbiye edicisi olan rabbinizden size indirilenlere uyun ve bildirdiği hükümlere tabi olun! Şayet böyle yapmazsanız Allah’a O’nun istediği şekilde iman etmiş olmazsınız. Dilinizle “La ilahe illallah” deseniz bile, yaşantınızla bu kelimeyi söylememiş, bilakis reddetmiş olursunuz.
Ey insanlar! Kulların durumlarını en iyi bilen Allah, onların maslahatını, onlara fayda veya zarar verecek şeyleri de çok iyi bilir.
Bu sebeple, mutlak teşri hakkı, sadece Allah’a aittir. Kulları için dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayıcı nizam ve kanunları ancak O belirleyebilir. İnsanların yaşamlarını düzenleyici sistemi belirleyecek olan, helal ve haram şeklinde hükümler koyacak olan da sadece Allah’tır. O, teşri konusunda asla kendisine ortak kabul etmez.
Ey insanlar! Eğer Allah’a gerçekten iman etmiş ve O’ nu gerektiği şekilde tanımışsanız, ibadetleri sadece O’na has kılmak istiyorsanız, o zaman, kulu ve son rasulü olan Muhammed’e indirdiği Kur’an’a tabi olun! Sizlere bildirdiği emirlere boyun eğin! O’nun helal kıldığını helal, haram kıldığını da haram kabul edin! Hayatınızı şekillendirecek hükümleri sadece Kur’an’dan alın ve sadece Kur’an’ın hükümlerine muhakeme olun!”
İşte bu, “illallah” kelimesinin manasıdır. İşte bu, “illallah” kelimesinin pratik olarak yaşanmasıdır.
Bu ayetteki, “Rabbinizden size indirilene uyun” ifadesi, “La ilahe illallah” kelimesinin “kabul etme” kısmı olan “illallah”ın manasını açıklamaktadır.
Bu ayet gösteriyor ki, Allah (c.c) insanları, sadece “la ilahe illallah” kelimesini söylemekle yükümlü tutmamış, bilakis bu kelimeyi hayata aktarmak ve yaşamakla sorumlu tutmuştur. Çünkü ayetteki, “Rabbinizden size indirilene uyun” ifadesi, bir emir bildirmektedir ve bu emir, söz söylemekle değil, ancak yaşamakla yerine getirilecek bir emirdir.
“O’ndan başka dostlar edinerek onlara uymayın.”
Allah (c.c), ayetin bu kısmında şöyle buyuruyor:
“Ey insanlar! Allah ve rasulünün bildirdikleri dışında hiçbir şeye tabi olmayın! Şayet kendinize başka ölçüler, başka anayasalar, başka hükümler, kurallar, prensipler ve ilkeler edinirseniz, İslam’dan başka yollara tabi olursanız, Allah’ın hükmünü reddetmiş olursunuz. Her ne kadar sözlerinizle Allah ve rasulünün bildirdiklerini kabul ettiğinizi söyleseniz, “la ilahe illallah” kelimesini binlerce kez tekrarlasanız bile hareketinizle bunu yalanlamış ve böylece Allah’a şirk koşan kimseler olmuş olursunuz.”
İşte bu, “La ilahe” kelimesinin manasıdır. İşte bu, “La ilahe” kelimesinin pratik olarak yaşanmasıdır.
Allah (c.c), ayetin bu bölümünde, “O’ndan başka dostlar edinerek onlara uymayın” ifadesiyle, “La ilahe illallah” kelimesinin “reddetme” kısmı olan “La ilahe”nin manasını açıklamaktadır.
Yine ayetin bu bölümü göstermektedir ki, Allah (cc), “la ilahe illallah” kelimesini sadece sözle söylemeyi değil, aynı zamanda onu yaşamayı emretmiştir. Çünkü, “O’ ndan başka dostlar edinerek onlara uymayın” ifadesi, bir emir bildirmektedir ve bu emir, söylemekle değil, yaşamakla; pratikte reddetmekle yerine getirilecek bir emirdir.
La İlahe İllallah Kelimesinin Manası:
Allah (c.c), müslüman olmanın ilk şartı olarak, la ilahe illallah kelimesini söylemeyi emretmiştir. Fakat, la ilahe illallah kelimesini söylemek demek, onu kabul etmek ve yaşamak demektir. Bu konu ile alakalı ayetlerden ve hadislerden bir çok delil vardır. Bu konuda bu ayet tek başına delil olarak yeter. Çünkü Allah (c.c), bu ayette “La ilahe illallah” kelimesinin pratik olarak yaşanmasını emretmiştir.
Fakat insanın, manasını bilmediği bir şeyi kabul etmesi imkansızdır. “La ilahe illallah” kelimesi, arapça bir kelimedir ve şüphesiz bir manası vardır. Allah (c.c), bu kelimenin manasının tespitini kullarına bırakmamış, bilakis kendisi, bir çok ayette bu kelimenin manasını pratik yaşantıdan örneklerle kullarına açıklamıştır. Tıpkı, bu ayette olduğu gibi… Allah (c.c), bu ayette, la ilahe illallah kelimesinin pratik olarak hayatta nasıl yaşanması gerektiğini başka bir örnekle açıklamıştır.
La ilahe illallah kelimesi ve bu kelimeyi açıklayan ayetler incelendiğinde, La ilahe illallah kelimesinin iki bölümden oluştuğu görülür:
a) - “La ilahe”: Reddetme bölümü.
“La ilahe” diyen bir kimse, genel olarak şöyle demiştir:
“Ey Rabbim! Ben, hiçbir ilah kabul etmiyorum. Yani, Allah’ın hükümleri dışında hükümler koyan, insanların sözünü dinlediği, kanun ve hükümlerine itaat ettiği, haram ve helallerine, emir ve yasaklarına riayet ettiği, hiçbir ilahı tanımıyorum, bütün bunları reddediyorum.
Ey Rabbim! Ben, insanları kendisine ibadet etmeye; hükümlerini dinlemeye, kendisine saygı göstermeye, yüceltmeye çağıran tüm sahte ilahları reddediyorum, bunları kabul etmiyorum.
Ey Rabbim! Ben, Senin sıfatlarını kendisinde gören; kendisini hüküm koyucu, gaybi bilici, insanları dilediği gibi yönetici, muhakeme edici olarak ileri süren her sahte ilahı reddediyor, onlara tabi olmuyor, onlardan uzak duruyorum.
Ey Rabbim! Ben, hiçbir sahte ilahı, onların hükümlerini, yasa kitaplarını, uydurdukları sistemlerini, onların peşine takılıp dediklerini yapan yandaşları müşrikleri de reddediyorum, onları kesinlikle sevmiyorum, onlardan nefret ediyorum ve onlara düşmanlık duyguları besliyorum, bütün imkanlarını bunları yok etmek için kullanacağım.”
b) - “İllallah”: Kabul etme bölümü.
“İllallah” diyen bir kimse, genel olarak şöyle demiştir:
“Ey Rabbim! Ben, ilah olarak sadece Seni kabul ediyorum. Yani, ben, nasıl yaratıcı ve Rab olarak seni kabul etmişsem, benim hakkımda ve tüm kullar hakkında yegane hüküm koyucu olarak yine seni kabul ediyorum.
Yaşamımı, yalnız senin sistemine göre düzenleyeceğim. Senin emirlerine itaat edip yasakladığın şeylerden uzak duracağım. Senin helal kıldıklarınla amel edip haram kıldıklarını terkedeceğim. Yalnız Senin kitabın Kur’an’ı anayasa kabul edip ona göre yaşayacağım. Yalnız Senin rasulünü örnek alıp onun sözlerini doğru kabul edeceğim. Yalnız senin değer verdiklerine değer verip düşman olduklarına düşman olacağım. Hayatımı yalnız Sana adayıp yalnız senin yolunda öleceğim. Her ihtilafta yalnız Kur’an’ı ve Rasulünün sünnetini hakem kabul edip hükümlerine itirazsız teslimiyet göstereceğim. Senin isim ve sıfatlarını kimseye vermeyeceğim, Sana asla şirk koşmayacağım.”
Kur’an’a ve Sünnete Tabi Olmak:
Allah (c.c) bu ayette, katından indirdiği şeye uyulmasını, bunun dışında başka hiçbir şeye uyulmamasını emretmiştir. Allah (c.c)’ın katından indirdiği şey; Kur’an ve onu açıklayan sünnettir. Allah Kur’an’ı, son rasulü Muhammed (a.s) vasıtasıyla insanlara ulaştırmış, Muhammed (a.s) de Kur’an’ın pratik bir tatbikçisi ve bu konuda örnek bir şahsiyet olmuştur.
O halde Allah (c.c)’ın kitabına ve bu kitabın pratik tatbikçisi Muhammed (a.s)’in sahih sünnetine tabi olmak, yani; bütün hayatı Kur’an ve sünnetin gösterdiği şekilde düzenlemek, tevhidin gereğidir. Bu sebeble kan, can, mal ve bunlar gibi bir çok konuda sadece Allah (c.c)’ın şeriatiyle hükmetmek gerekmektedir.
Allah (c.c)’ın şeriatini bir kenara bırakarak beşer aklının ürünü olan şeriatlere ya da aslı Allah (c.c) tarafından indirilmiş fakat, sonradan tahrif edildiği için İslam tarafından neshedilmiş bozuk şeriatlere göre hükmetmek, Allah (c.c)’tan başkasını dost edinmektir ve şirkin ta kendisidir.
Allah (c.c)’ın bu ayetini dikkatle okuyan ve düşünen bir kimse; zamanımızda kendilerinin müslüman olduklarını söyleyen, fakat Allah (c.c)’ın şeriatini bir kenara bırakarak her meselede başka şeriatlere göre hükmeden, insanları bu şeriatlere göre muhakeme eden yöneticilerin durumlarını daha iyi idrak eder. Böyle tagutları ve şeytanları tekfir etmeyen, onları dost edinen, onların birer ulu’l emr olduklarını söyleyen, onlar için her türlü mücadeleyi veren, onlara her konuda muhakeme olan kimselerin hükümlerini de açık ve net bir şekilde kavrar.
Rasulullah (s.a.s)’ın yaşadığı dönemi inceleyenler, içinde yaşadığımız çağın, onun dönemindeki cahiliye ile aynı hatta ondan daha kötü bir hale gelmiş olduğunu hemen farkeder. Çünkü cahiliye, belli bir döneme ait değildir, her zaman ve her yerde ortaya çıkabilir.
Allah (c.c)’ın hakimiyetinin, şeytanlar ve tagutlar tarafından gasbedildiği, can, mal ve kanlarla ilgili konularda Allah (c.c)’ın şeriatinin uygulanmadığı yerlerde, cahiliye hüküm sürüyor demektir. Böyle toplumlar, ne kadar müslüman olduklarını iddia etseler de cahiliye toplumudurlar, küfür toplumudurlar.
Zamanımızda nice toplumlar, kendilerini İslam’a nisbet etmekte, namaz, oruç, zekat, hac gibi farizaları yerine getirmekte fakat, hem yöneticileri hem de halkları diğer konularda tamamen İslam’dan uzaklaşmış, Allah (c.c)’a kulluğu terketmiş, heva ve heveslerinin ya da birbirlerinin kulu olmuş, böylece küfür ve şirk üzere yaşamayı tercih etmiş durumdadır.
İşte zamanımızdaki toplumların durumu! Cahili sistemlerdeki insanların çoğu, malesef küfür ve şirk üzere yaşamaktadır. Onları, cahiliyenin kirinden ve pasından arındırmak için mutlaka Kur’an ve sünnetten delillerle Allah (c.c)’ın gerçek dinine davet etmek ve “La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah” kelimesinin gerçek manasını şu şekilde açıklamak gerekmektedir:
“Ey İslam üzere olduğunu iddia edenler! Şuursuzca tekrarlayıp durduğunuz “La ilahe illallah” kelimesi; “Sadece Allah birdir, yaratıcı birdir, rızık verici birdir” manasına gelmez. Bu kelimenin gerçek manası; “Allah’tan başka ibadet edilenleri reddetmek, bütün ibadetleri sadece Allah (c.c)’a yapmak, mutlak teşri (kanun koyma) hakkını sadece Allah (c.c)’a vermek, kendisinde teşri hakkını gören kimseleri reddetmek, hayatın her yönünü sadece Allah (c.c)’ın şeriatine göre düzenlemek, kan, can, mallarla ilgili konularda sadece Allah (c.c)’ın şeriatine muhakeme olmak demektir.
“La ilahe illallah’a şehadet”; Allah (c.c)’ı her türlü eşten, oğuldan ve benzerlerden tenzih etmekle birlikte, hüküm ve mutlak teşri konusunda da her türlü ortaktan tenzih etmeyi gerektirir.
La ilahe illallah’a şehadet, ancak bu şekilde gerçek keyfiyetini bulur ve ancak böyle bir şehadet Allah (c.c) katında kabul görür. Bu kelime, ancak bu manasıyla söyleyen kimseye ahiret gününde fayda verir.
Fakat Allah (c.c)’ın şeriatini bir kenara atarak kan, can, mal gibi konulurda insan aklının ürünü olan kanunları tatbik eden yöneticileri müslüman sayan, onları birer ulu’l emr olarak gören, onları yücelten, onların uğrunda mücadele eden, ihtilaf halinde onların kanunlarına muhakeme olan kimselerin söylemekte olduğu La ilahe illallah sözü, onlara hiçbir fayda vermez. Böyle kimselerin durumu, tıpkı La ilahe illallah’ı söyleyen, bununla birlikte Allah (c.c)’a eş ve oğul isnad eden yahudi ve hristiyanların duru-mu gibidir.
Ey müslüman olduklarını iddia edenler! Şuursuzca tekrarlayıp durduğunuz “Muhammedun Rasulullah” kelimesinin gerçek manası; Muhammed (a.s)’in Allah (c.c) katın-dan getirdiği Kur’an’a ve Kur’an’ın açıklayıcısı durumundaki sahih sünnetine tam bir teslimiyetle bağlanmak, hayatın her yönünü bu iki kaynağa göre düzenlemek, her ne konuda olursa olsun Rasulullah (s.a.s)’ı örnek almak demektir.
Muhammed (a.s)’in Allah (c.c) katından getirdiği Kur’ an’a uyduğunu iddia ettiği halde, Kur’an’ı açıklayan sahih sünnetini terkeden kimse, gerçekte ne Kur’an’a uymuş ne de Muhammedun Rasulullah’a şehadet etmiştir.
Yine aynı şekilde, Kur’an’ı hakim kılacağını söylediği halde bunu gerçekleştirmek için Rasulullah (s.a.s)’ın, rabbani hareket metodunu terkedip, demokrasi ya da beşer ürünü başka yollara başvuran kimseler, gerçekte Muhammedun Rasulullah dememiş kimselerdir.
Böyle kimseler her ne kadar niyetlerinin halis olduğunu söyleseler, her ne kadar “La ilahe illallah Muhammedun Rasulullah” deseler de bu kelimeye gerçek manada şehadet etmemişlerdir.
Böyle bir şehadet; yalan yere yapılmış bir şehadettir. Bu, Allah (c.c) katında fayda vermeyeceği gibi, dünyada da “kafir” hükmü vermeye engel olmaz.”
“Pek az öğüt alıyorsunuz.”
Allah (c.c) ayetin bu kısmında şöyle buyuruyor:
“Ey insanlar! Allah tarafından rasulüne indirilenlere tabi olun, bunun dışında başka şeylere tabi olmayın! Şayet Kur’an ve sünnet dışında başka şeylere tabi olursanız, hakkı bırakıp sapıklığı seçmiş olursunuz; Allah’ın hükmünden ayrılıp şeytanın ve yandaşlarının hükmüne ya da heva ve hevesinizin hükmüne bağlanmış olursunuz.
Fakat bu konuda öğüt alanlar pek azdır. Sizin çoğunuz Allah’ın hükümlerini hatırlamıyor, onlardan öğüt almıyor. Allah’ın sizleri niçin yarattığını, niçin sizlere bir takım amelleri farz kıldığını çoğunuz unutuyor. Oysa bunları hatırlayasınız diye sizlere müjdeleyici ve korkutucu rasuller gönderdik, kitablar indirdik. Fakat sizlerin çoğu yine de küfür ve şirk üzere yaşamaya devam ediyor.”
Bu ayet; insanların çoğunun, şirksiz iman etmeyeceğini göstermektedir. Bunun sebebi; cehalet, körü körüne taklit, Allah (c.c)’ın indirdiği hükümlerin, heva ve heveslere zıt olması, kötü emelli kişilere ağır gelmesidir.
Allah (c.c) bu konuyla ilgili olarak bir başka ayette şöyle buyurmuştur:
“Sen ne kadar istersen iste, insanların çoğu (yine de) iman etmezler.” (Yusuf: 103)
1 - Bütün insanların Kur’an’a ve Rasulullah (s.a.s)’a tabi olmaları gerekir. Çünkü Rasulullah (s.a.s) bütün insanlara gönderilmiş bir rasuldür.
2 - Kur’an’a bağlanılması gerektiği gibi Kur’an’ın bir emri olarak Rasulullah (s.a.s)’ın sahih sünnetine de bağlanmak gerekir.
Allah (c.c) bu konu hakkında şöyle buyurmuştur:
“(Onları) Deliller ve kitaplarla (gönderdik). Sana da insanlara, kendilerine indirileni açıklayasın ve (böylece) belki düşünürler diye zikri indirdik.” (Nahl: 44)
3 - Kur’an’ın ve sünnetin hükmü dışında beşeri kanunların hükmüne uymak küfür ve şirktir.
Allah (c.c) bu konu hakkında şöyle buyuruyor:
“Onlar; hahamlarını, rahiblerini Allah’tan başka rabler edindiler. Meryem oğlu İsa’yı da (rab edindiler)… Oysa tek ilaha ibadet etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından yücedir.” (Tevbe: 31)
4 - Şeri bir delil var iken alimlerin ictihadına bağlanmak caiz değildir.
5 - Allah (c.c)’ın şeriati dışındaki şeriatlerle hükmeden yöneticilere muhakeme olmak, onları dost edinmek, onları desteklemek küfürdür.
6 - Allah’ın şeriati dışında başka şeriatlere uymak, o şeriatleri, o şeriatleri uyduranları ve o şeriatlere bağlananları dost edinmek demektir.
7 - La ilahe illallah kelimesi, sadece söylemekten ibaret değildir, mutlaka manasının yaşanması gerekir.
8 - La ilahe illallah kelimesi, red ve kabul olmak üzere iki bölümdür. Bir bölümünde mutlaka sahte ilahlar ve onlara dair ne varsa reddedilmeli, diğer bölümünde ise ilahlık yetkisi ve ibadet edilme hakkı yalnız Allah’a verilmelidir. Bu iki bölümden herhangi biri gerçekleşmedikçe söylenen söz geçerli olmaz.